onedio
Einstein ve Şöförü
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş.Yine bir gün konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a;“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş.Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş“Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar.”, “o halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim.”Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış bir soru sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp:“Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip” demiş.Sonra da salonun arkasında oturan Einstein’ı işaret ederek şöyle devam etmiş:“Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak.”
Berkin Elvan, Ayaz Bebek ve Ölen Çocuklarımıza Bir Şarkı
24 Aralık 2013 tarihinde Konya’nın Ereğli İlçesi’nde henüz nüfusa kayıt ettirilmeyen 40 günlük Ayaz bebek, emzirmek için uyanan 21 yaşındaki annesi Maviş Eşme tarafından yattığı yerde ölü bulunmuştu. Bu haber tıpkı açlıktan ölen Kübra bebek ve yine karda çaresizce ölen Muharrem bebek gibi Türkiye’nin acı gerçeklerini vicdanımıza kazımıştı.Artık yoksulluktan bebeklerin ölmesine dur demek, Berkin gibi haksızca öldürülen tüm çocuklar için ve halkın bu konuda duyarlı olmasını sağlamak için “Ayaz” şarkısını topluma mal ettik.Gezi Parkı’yla başlayan ve halk bilinciyle kurulan park forumlarından Bakırköy Halk Meclisi’nin iki üyesi tarafından hayata geçirilen bu ağıt Türkiye’nin çaresiz gerçeklerini gözler önüne seriyor ve dinleyenleri vicdanıyla baş başa bırakıyor. Türkiye’de sürekli olarak tekrarlanan bu ortak acının sıradan bir durum haline gelmesini istemiyoruz.
9 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 9 film vizyona girdi. Ödüllü yönetmen Ferzan Özpetek'in 10. filmi 'Kemerlerinizi Bağlayın/Allacciate le Cinture' sinemaseverlerle buluşacak. 'Kemerlerinizi Bağlayın' Başrollerini Kasia Smutniak ve Francesco Arca'nın paylaştığı filmde, Filippo Scicchitano, Carolina Crescentini, Francesco Scianna, Elena Sofia Ricci, Carla Signoris, Paola Minaccioni rol aldı. Hikaye ve senaryosunu Ferzan Özpetek'in Gianni Romoli ile birlikte yazdığı filmin görüntü yönetmenliğini Gian Filippo Corticelli, kurgusunu Patrizio Marone yaptı, kostümleri Alessandro Lai hazırladı. İzleyiciyi yasak bir tutkunun hikayesinden, 13 yıllık bir evliliğin yolculuğuna çıkaran ve gerçek bir hikayeden esinlenilen filmin çekimleri, İtalya'nın güneyindeki Lecce şehrinde gerçekleştirildi. 'Zaman Makinesi 1973' Yönetmenliğini Aram Gülyüz'ün yaptığı, yapımcılığını Mustafa Sirmen'in üstlendiği 'Zaman Makinası 1973'ün senaryosunu Kemal Kenan Ergen yazdı. Müziklerini Gökalp Ergen, kostümlerini Ayten Şentürk'ün yaptığı filmde, Gürgen Öz, Seda Bakan, Mustafa Uzunyılmaz, Zihni Göktay, Ali Rıza Tanyeli, Ferdi Sancar, Damla Tangül, Esvet Şahin, Ali Yoğurtçuoğlu, Fülhan Tekin, Birsu Demir, Fatih Koyunoğlu, Can Bartu Aslan ve Fehmi Dalsaldı kamera karşısına geçti. Bir baba-oğul hikayesi olan Zaman Makinesi 1973'ün konusu özetle şöyle: 'Tolga'nın babası Ali Rıza Bey vefat eder, tüm servetini annesine bırakırken, Tolga'ya sadece Anadol STC 16 marka eski bir otomobil bırakır. Tüm mirastan men edilen Tolga sinirlenir ve arabaya atlayıp uzaklaşmak ister. Sinirle başına gelenleri eleştiren Tolga, bir anda havalanan arabası ile kendisini gökyüzünde bulur ve araba onu kumsala ulaştırır. Zaman Makinesi 1973, Tolga'nın günümüzden geçmişe gidişini ve 1973 senesinde başına gelen olayları anlatıyor.' 'Sadece Sen' Haftanın merakla beklenen filmlerinden biri de Güney Kore yapımı 'Only You Always'den uyarlanan 'Sadece Sen'... Yönetmenliğini Hakan Yonat'ın yaptığı filmin uyarlama senaryosunu Asli Zengin ve Ceren Aslan yazdı, müzikleri de Yıldıray Gürgen imzası taşıyor. En son 'Kelebeğin Rüyası' adlı filmde başarılı performansıyla dikkat çeken Belçim Bilgin'in görme engelli 'Hazal'ı, oyuncu İbrahim Çelikkol'un da eski bir boksör olan Ali'yi oynadığı filmde, Kerem Can, Necmi Yapıcı, Cezmi Baskın ve Erol Demiröz de rol aldı. Filmin konusu şöyle: 'Görme engelli Hazal ile eski bir boksör olan Ali'nin yolları sürpriz bir şekilde kesişir. Ali'nin aşkı, karanlığa mahkum olmasına rağmen hayat dolu olan bu genç kız için bir umut olur. Kader onları aşk ile birleştirir ancak Ali'nin karanlık geçmişi ikisinin de bilmediği bir gerçeğin ortaya çıkmasına sebep olur. Ali, Hazal için hayatını tehlikeye sokacak bir oyunun içine girer. Aşkı uğruna girdiği bu mücadele yine onların kaderini belirleyecektir.' 'Köksüz' Deniz Akçay, ilk uzun metrajlı filmi 'Köksüz'ün senaryosunu da kendisi yazdı. Ahu Türkpençe, Lale Başar, Savaş Alp Başar ile Sekvan Serinkaya'nın rol aldığı film, beklenmedik bir kayıpla sarsılan bir ailenin, bu kaybın ardından nasıl baş edeceklerini bilemedikleri yeni durumla karşı karşıya kalmaları, aile içindeki erk mücadelesi ve yetersizlik, kaçışlar, iletişimsizlik, suçluluk, bunun yarattığı öfke ve bunalım, aidiyet hissi ve bu hissin yoksunluğunun insanları sürüklediği suçlar üzerine kurulu. 2013 Venedik Film Festivali'nin 'Yarışma Filmi' olarak gösterilen 'Köksüz', 2013 Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde 'En İyi Kadın Oyuncu' ve 'Yılmaz Güney' ödüllerini, 2013 Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde ise 'Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü'nü aldı. 'Dursun Çavuş' Ali Engin'in yönettiği 'Dursun Çavuş' adlı filmde, Turan Özdemir, Sinan Bengier, Perihan Savaş ile Seden Kızıltunç oynadı. Konusunu yaşanmış gerçek bir hikayeden alan 'Dursun Çavuş', 1973 yılında Adıyaman'da yaşanan bir seçim yarışında meydana gelen trajik komik olayları konu ediniyor. 'Büyük Usta' Yönetmenliğini Çinli yönetmen Kar Wai Wong'un üstlendiği 'Büyük Usta/Grandmaster', Uzak Doğu dövüş sanatlarına odaklanıyor. Filmde, Ziyi Zhang, Tony Leung, Chiu Wai, Cung Le, Hye-kyo Song, Chen Chang rol aldı. Filmde, Bruce Lee ve onun gibi birçok efsane dövüşçüyü yetiştiren Ip Man'in gerçek hikayesi beyaz perdeye aktarılıyor. 'Rüzgar Yükseliyor' Haftanın animasyon filmi Japon yönetmen Hayao Miyazaki imzası taşıyor. 'Rüzgar Yükseliyor/The Wind Rises' adlı filmin senanyorusun da Hayao Miyazaki yazdı. Müzikleri Joe Hısaishi imzası taşıyan film, Jiro'nun yaşamını, Kanto depremini ve Japonya'nın 2. Dünya Savaşı'na girişini konu ediniyor. Filmin konusu özetle şöyle: 'Jiro uçmayı ve güzel uçaklar tasarlamayı hayal ediyordur. Erken yaşlardan itibaren miyop olan ve pilotluk yapması mümkün olmayan Jiro, 1927 yılında Japonya'nın önde gelen havacılık şirketlerinden birinde kendine iş bulur. Dehası kısa bir sürede fark edilir ve Jiro dünyanın sayılı uçak tasarımcılarından biri olur.' Japon Akademi Ödülü'nde 'Yılın Animasyonu' ödülünü alan filmde, Hideaki Anno, Miori Takimoto, Hidetoşi Nişijima rol aldı. 'Bay Peabody ve Meraklı Sherman: Zamanda Yolculuk' Sinemaseverleri 'Madagaskar', 'Kung Fu Panda' ve 'Şrek'le tanıştıran stüdyo Dreamworks Animation'ın yeni macerası 'Bay Peabody ve Meraklı Sherman: Zamanda Yolculuk' vizyona girecek. 'Büyük bir işadamı, kaşif, bilim adamı, gurme, Olimpiyat Madalyası sahibi bir atlet ve bir dahi olmasının yanında, dünyanın en zeki ve en başarılı köpeği' Bay Peabody'u Yekta Kopan'ın seslendirdiği animasyon filmi, Rob Minkoff'un yönettiği filmin senaryosunu Jay Ward ve Craig Wright yazdı. 'Hız Tutkusu' EA Games'in aynı isimli dünyaca ünlü video oyunundan uyarlanan 'Hız Tutkusu/Need For Speed', hız ve macerayı bu sefer beyazperdeye taşıyacak. 3D seçeneğiyle vizyona giren filmin başrollerinde Aaron Paul, Dominic Cooper, Imogen Poots, Ramon Rodriguez, Rami Malek, Scott Mescudi, Dakota Johnson, Harrison Gilbertson ve Michael Keaton yer aldı. Filmin yönetmenlik koltuğuna ise usta isim Scott Waugh oturdu. Filmin konusu şöyle: 'Tobey Marshall, ailesinin otomotiv dükkanını işletmektedir. En büyük hobisi sokaklarda arkadaşlarıyla araba yarışlarına katılmaktır. Çok mutlu bir adam olan Tobey, işlemediği bir suç yüzünden hapse atılınca tüm hayatı tepetaklak olur. Bedeli ne olursa olsun 2 yıllık hapis cezası bittikten sonra düşmanlarından intikamını alacaktır.' CNN TÜRK
Adolf Hitler'in Hızlı Yükselişinin Belgesi Niteliğindeki 14 Fotoğraf
Bir dönem dünyayı ilgilendiren bir durum / tehdit / kimilerine göre lider olan Adolf Hitler'in söylemleri, eylemleri, hayat görüşü yıllardır tartışılıyor ve tartışılmaya devam edecek. Fakat yaşadığı dönemde üstün hitap yeteneğiyle etrafına topladığı milyonlarca insan olduğu hepimizin malumu. Bu durumun kanıtı niteliğindeki 14 ilginç fotoğraf sizlerle...
Taylor Swift, En Çok Kazanan Müzisyen Oldu
Bilboard dergisinin haberine göre Taylor Swift, 2013′te 40 milyon dolar kazanarak listenin birincisi oldu.Bilboard dergisi, 2013 yılında en çok kazanan müzisyenler listesini açıkladı. Müziğin genç yıldızı Taylor Swift, yaklaşık 40 milyon dolarlıkgeliriyle listenin tepesine yerleşti. Derginin haberine göre Swift, 40 milyon dolarlık geliri albüm satışı, turne gelirleri ve reklam kazançları ile elde etti.2011 YILINDA DA EN ÇOK KAZANAN KİŞİ OLMUŞTU2011 yılında da birinciliğe sahip olan Swift, 2012 zirveyi Madonna’ya kaptırmıştı. Madonna, o yıl 35 milyon dolar kazanmış ve listedeki tüm müzisyenleri sollamıştı.Dergi, sıralamayı Boxscore konser verileri ve SoundScan satış bilgilerini kullanarak hazırladı. Listenin ikinci sırasında 33 milyon dolar kazanan Kenny Chesney, üçüncü sırada ise 31.5 milyon dolar elde eden Justin Timberlake yer aldı.Bilboard dergisine göre, 2013′te en çok kazanan 10 şarkıcı şöyle sıralanıyor1- Taylor Swift – 39.7 milyon dolar2- Kenny Chesney – 32.9 milyon dolar3- Justin Timberlake – 31.5 milyon dolar4- Bon Jovi – 29.4 milyon dolar5- Rolling Stones – 26.2 milyon dolar6- Beyonce – 24.4 milyon dolar7-Maroon 5 – 22.3 milyon dolar8- Luke Bryan- 22.1 milyon dolar9- Pink – 20 milyon dolar10- Fleetwood Mac – 19 milyon dolarTAYLOR SWIFT KİMDİR?Tawlor Alison Swift, 13 Aralık 1989′da doğan Amerikalı şarkıcı-söz yazarı ve aktristtir. Pensilvanya’da büyüdü ve on dört yaşında Nashville, Tennessee’ye taşındıktan sonra country müzikteki kariyerine başladı. Burada Big Machine Records ile anlaştı ve Sony/ATV Music publishing house ile çalışan en genç söz yazarı oldu. 2006 yılında kendi adını taşıyan bir albüm çıkardı. Albümün üçüncü single çalışması “Our Song” ile ABD country listesinde bir numaraya ulaşan en genç şarkıcı oldu. 2008 Grammy Ödülleri’nde “En İyi Yeni Sanatçı” kategorisinde aday gösterildi.DÖRT GRAMMY ÖDÜLÜ’NÜ KAZANDIİkinci albümü Fearless’ı 2008′in sonlarında çıkardı. Albümdeki “Love Story” ve “You Belong with Me” adlı parçalar listelerde üst sıralarda yer aldı ve Fearless 2009′un en çok satan albümü oldu. 2010′da, içleriden Yılın Albümü’nün de bulunduğu, dört Grammy Ödülü’ü kazandı. Swift bu ödülü kazanan en genç sanatçı oldu. Grammy dışında, Fearless Amerikan Müzik Ödülleri, ACM ve CMA’de de ödüllendirildi, böylece country müzik tarihinde en çok ödül kazanan albüm oldu.EN ÇOK SATANLARDA ZİRVEYE YERLEŞTİ2010′da sanatçı üçüncü albümü Speak Now’ı çıkardı, albüm ilk haftasından bir milyonun üzerinde bir satış rakamına ulaştı. 2011-12′de Speak Now World Tour adını verdiği bir konser turnesine çıkarak dünyanın dört bir yanında 1.6 milyon dinleyiciye ulaştı. Albümün üçüncü single çalışması “Mean” iki Grammy kazandı. Sanatçı dördüncü albümünü Red 2012′de çıkardı. Albüm ABD’de ilk haftasında 1.21 milyon satarak son on yılın ilk haftasında en çok satan albümü oldu. Ayrıca Swift ilk hafta satışları iki milyonu geçen ilk kadın şarkıcı oldu. Albümden çıkan “We Are Never Ever Getting Back Together” ve “I Knew You Were Trouble” teklileri dünya çapında hit şarkılar oldu. Sanatçının Red Tour’u tüm dünyada konser alanlarını ziyaret etmektedir.
14 Farklı Müzik Türünde Şarkı Söylemek
Dünya Dilleri İnsanın Kulağına Nasıl Geliyor? adlı çalışmasıyla daha önce de arz-ı endam eden Smoukahontas adlı hanım kızın yeni çalışması karşınızda.
Reklam
Steve Jobs Kitapları
Elbette ki bir Steve Jobs olmak kolay iş değil. “Steve Jobs Kitapları” başlığı altında Steve Jobs’un nasıl efsane olduğunu anlatan beş kitabı listeledik. Steve Jobs (Walter Isaacson), Domingo Yayınevi, 32 TL Piyasada şu an en çok satan Steve Jobs kitabıdır. Kitapta Steve Jobs ile iki yıldan fazla süredir yapılan röportajlar yer alıyor. Bununla birlikte arkadaşlarıyla, iş arkadaşlarıyla, rakipleriyle, ailesiyle yapılan görüşmeler ve bir girişimci kişiliğin inişli çıkıştı hayatını da ortaya koyuyor. Ve Steve Jobs Apple’ı Yarattı (Michael Moritz), İş Bankası Kültür Yayınları, 22TL Bu kitapta Steve Jobs’un olduğu kadar Apple’ın da hikayesi anlatılıyor. Jobs’un babasının otomobil garajında başladığı bu işi nasıl bu hale getirdiğini öğrenmek isteyenler okuyabilir. Steve Jobs – Apple (Dev Bir Markanın Yaratıcısının İnanılmaz Hikayesi) (Jeffrey S. Young), Yakamoz Yayınevi, 20 TL Cep boyu da bulunan bu kitap, Steve Jobs’un işletme tarihindeki ikinci en büyük oyununu anlatıyor. 1970′lerdeki Silikon Vadisi günlerine götürüyor. Nasıl Steve Jobs Olunur? (Leander Kahney), Mediacat Kitapları, 17 TL Evet, kitabın adı oldukça ilginç. Şimdi bu kitabı okuyunca Steve Jobs olur musunuz bilemeyiz ama bu yaratıcı adamın ne zaman hangi hamleleri atarak, tasarımla teknolojiyi nasıl birleştirerek ilerlediğini öğrenebilirsiniz. Ben, Steve – Steve Jobs Konuşuyor (George Beahm), Oğlak Yayıncılık, 20 TL Tasarımı oldukça iyi, içeriği fena değil. Arka kapaktan: “Eğer Apple; bilgisayarların metalaştığı bir yere, romantizmin öldüğü bir yere dönüşürse, Apple’ı kaybettiğimi hissederim. Ama ben fersah fersah uzaktayken, bütün o insanlar hala aynı duyguları taşıyorlarsa… o zaman genlerimin hala orada olduğunu hissedeceğim.”
Reklam
Şeker Hastalığı Ameliyatı
Şeker hastalığı operasyonu, yani ileal interpozisyon; hastanın şeker hastalığını kontrol etmekte zorlandığı ve şeker hapları insülin tedavisine rağmen şekeri yüksek seyrediyorsa kişi için çok faydalı olabilmektedir. Diyabet için, bilinen tüm tedavilerden daha etkin bir yöntem olarak Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) kabul edilmektedir. Bu operasyon ardında, hastalar yalnızca şeker hastalıklarını değil, yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliği sebebiyle aldıkları ilaçları da bırakmalarını sağlar. Bağırsak sisteminde yapılan bir yer değiştirme yöntemine, Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) denilmektedir. İnsülin hormonunun önündeki doku direncini ortadan kaldıran, ince bağırsakların besin ile temas etme sıralamasında yapılan bir değişikliktir.Şeker Hastalığı Operasyonu (İleal İnterpozisyon) ardında, ince bağırsaklardan salgılanımı yapılan GLP-1 ismi verilen hormonun salgısı sağlam bir şekilde uyarılır. GLP-1 (Glukagon Like Polypeptide-1) pankreasda insülin üretiminde rol alan beta hücreleri sayısını arttırır ve her bir hücrenin insülin üretme potansiyelini yükseltir.GLP-1 hormonunun sentetik türevleri bugün şeker hastalığının tedavisinde son nesil ilaçlar olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlar sadece hali hazırda uygulanan tedaviye yardım olarak uygulanmaktadır. Bu ilaçlar etkinliklerini bir yıl içinde kaybetmektedirler.Fakat İleal İnterpozisyon ismi verilen şeker hastalığı operasyonu ardından meydana gelen GLP-1 uyarıcı etki hiçbir ilaç tedavisi hatta obezite ameliyatında elde edilemeyecek kadar güçlü ve kalıcı olmaktadır. Hastaların çoğunluğu operasyondan saatler sonra normal kan şekeri düzeylerine ulaşmaktadır. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon), kişinin diyabetini ve bununla ilişkili olarak diyabetin sebep olduğu yüksek tansiyon (hipertansiyon), kolesterol yüksekliği gibi önemli ve hayati riskler içeren, hiçbir ilaç ya da insülin tedavisinin elde edemeyeceği kadar güçlü bir şekilde kontrol altına almayı sağlar. Şeker hastalığı operasyonu geçiren kişilerin % 95′i tüm ilaç ve insülin tedavilerinden kurtulma şansı elde eder. Metabolik Sendrom, diyabet, ağır kalp hastalıkları, felç ve kansere yol açan bir hastalıkları ifade eden bir tanımdır. Hayati tehlike içeren kalp krizi risklerini en çok arttıran durum, kişideki insülin direncinin mevcut olmasıdır.Metabolizmanın işleyişi, insülin direnci farklılaşır. Vücudun enerji kullanımını sağladığı yollar değişir. Vücut daha fazla yağ metabolizmasını kullanmaya ve yağ biriktirmeye başlar. Normal olmayan yağ depolanması meydana çıkar. Bunların başında da damar duvarları ve hücreleri gelir. Boyun damarlarında be kalp damarlarında ortaya çıkan bu normal olmayan yağ tıkaçları dolayısıyla, kalpte beslenme yetersizliği ortaya çıkar. Kalp kası yeterli gelecek şekilde beslenmediği zaman bir anda meydana gelen ve ölüme kadar götürebilen kalp krizleri riskleri normale göre 20 kat daha artar. Bu ihtimaller, Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) sayesinde ortadan kalkar. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) metabolizmanızda oluşmuş ve geri döndürülme şansının olduğu aşamada yakalanan tüm problemleri tamamen düzeltir. Yaşam sürenizi uzatmaya yardımcı olur.Şeker Hastalığı Ameliyatının (İleal İnterpozisyon) kısa zamanda meydana getirdiği neticeler sonuçlar, tedavi açısında hiçbir tedavi ile karşılaştırılamaz. Kişilerde ameliyat sonrası görülen değişim ve iyileşme çok hızlı ve fark edilebilir şekilde olur. Ancak başarının esas noktası uzun zamanda şeker hastalığının komplikasyonlarının ortaya çıkmasını durdurması açısındadır. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) ardında, kişinin kan şekerinde dalgalanmaların ortadan kaldırıldığı belirtilmektedir. Şeker hastalığı tedavisinde esas amaç, uzun dönemli ve sürekli şekilde kan şekerinin normal sevilerde kalmasını sağlamaktır. Bunun sebebi şeker hastalığının kaçınılmaz neticelerini sadec bu yolla sıkı şeker kontrolünü hafifletebilmektedir. Organ hasarlarının daha erken ve ciddi şekilde ortaya çıkması, kişinin kan şekeri sık sık yükseliyor ve bir anda ağır bir şekilde düşüyor ise olacaktır. Bilim insanları tarafından yürütülen çalışmalarda ilaç ve insülin tedavilerinin organ hasarlarını durdurmadaki başarısının pek yüksek olmadığını göstermektedir. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) ile uzun dönemli organ haslarının önlenmesi adına sağlam bir önlem alınmış olur. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon), kan şekeri değişimlerini, bilinen ve uygulanan tüm tedavi yöntemlerinden daha fazla etkin biçimde kontrol altına almaktadır. Kan şekerinin durmadan yüksek seyretme hali engellenmektedir. Bu engellemeler ve kontrol, uzun dönemde meydana gelebilecek organ hasarlarının gerçekleşmesini engeller. Şeker hastalığının sebep olduğu hastalıklar ve sorunlar, hasta için hayatı oldukça zorlaştırabilmektedir. Sosyal hayattan, cinsel hayata kadar kişilerin bir çok sorunu oluşmaktadır. Ve çoğu hasta bunları doktoruyla paylaşmaktan çekinir. Şayet fazla geç kalınmamış ise, bu ameliyat sayesinde kişi problemleri ve rahatsızlıklarından kurtulabilir. Bunun olması için, hastanın insülin rezervlerinin yeterli sayıda olması ve organ hasarlarının geri döndürülür durumda olması gerekmektedir. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) ile yapılan, pankreasda insülin üreten hücrelerin canlılığının ve üretkenliğinin arttırılmasıdır. Bu durumun gerçekleşmesi adına uyarılmaya yetecek bir potansiyelin olup olmadı incelenmektedir. Uzun yıllar bunun için beklendiğinde veya insülin uygulamasında senelerce uzak durulduğunda bu potansiyel yüksek miktarda azalabilmektedir.Şeker hastalığı teşhisi konulduktan kısa biz zaman sonra insülin alımına başlayan kişilerin büyük bir genelinde, 10 yıldan sonra dahi, şeker operasyonu için yeterli rezervlerinin hala olabildiği görülür. Bu sebeple operasyona uygunluk için kiriterler bulunmamaktadır. Her hasta, kendi koşulları içinde değerlendirmek ve doğru hastayı seçmek başarıya giden ilk adımdır. Uygulanan ve bilinen ilaç ve insülin tedavilerinin, kan şekerinin kontrolünde ve uzun dönemli organ hasarı sebebiyle gerçekleşen ölümler için önlem olması açısından başarıları çok fazla olmamaktadır. Bugün kalp krizine bağlı ölümlerin %50′lik bir oranından fazlası şeker hastalığı yüzünden oluşan problemler sebebiyle olur. Şeker hastalığı sebebiyle gerçekleşen damar hasarı sebebiyle, özellikle diyabetik ayak yaraları ve geçmeyen ülserler sebebiyle yaşam kalitesi ve konforu çok düşürmektedir. Böbrek yetersizliği dolayısıyla diyaliz tedavisi uygulanan her 10 hastanın 6′sı yalnızca şeker hastalığı iyi kontrol altına alınmadığı sebebiyle yaşam boyu diyalize ile yaşamak zorunda kalmaktadır. Şeker hastalığı bir çok hastada daha fark edilmeden önce, hastanın gözünün retina tabakasında hasar oluşturmaktadır. Bütün Dünya ülkelerinde tedavi sayesinde engellenebilir körlüğün en yaygın sebebi şeker hastalığıdır.Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon), bu problemlerin tümünü şüpheye mahal vermeden kontrol altına alır. Kararı asla şeker hastalığına sahip bireye bırakmaz. Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) ardından metabolizma hızla değişir ve normale döner.Şeker Hastalığı Ameliyatı (İleal İnterpozisyon) bilinen tüm tedavilerden daha etkilidir. Şeker hastalığı belirtilerini yok eder. Şeker hastası kişiye normal bir hayat imkanı ve beslenme düzeni sağlar.
3 Boyutlu Yazıcıyla Yeni Yüz Yapıldı
İngiltere'de motosiklet kazasında yaralanan bir gencin yüzü, 3D teknolojisiyle yani üç boyutlu yazıcı kullanılarak yeniden yapıldı. Stephen Power'ın, tedavisinin her aşamasında üç boyutlu yazıcı kullanılan dünyadaki ilk hasta olduğu düşünülüyor. İngiltere'de Swansea kentinde yapılan ameliyatta, kazadan aylar sonra, özel olarak uyarlanmış ve basılmış modeller, plakalar ve implantlar kullanıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Morriston Hastanesi doktorları, Power'ın yeni yüzünü yapmadan önce elmacık kemiklerini yeniden kırdıklarını açıkladılar. Ekip, simetriyi sağlamak için, Power'in kafatasının tomografisini çektiklerini ve üç boyutlu yazıcı ile bastıkları plakaları kullanarak bir modelini oluşturduklarını söyledi. Modelin oluşturulmasından sonra yapılan ameliyat, sekiz saat sürmüş. İngiltere, 3D teknolojisini ameliyatlarda kullanan öncü ülkelerden biri. Daha önce üç boyutlu yazıcı ile doğuştan gelen sorunlar onarılıyordu. Power, 2012'de geçirdiği kazada, kask taktığı halde birden çok darbe ile yaralanmış ve dört ay boyunca hastanede kalmıştı. 29 yaşındaki Power, geçirdiği kazayı şöyle anlatıyor: 'Kazayı hatırlamıyorum. Tek hatırladığım kazadan 5 dakika öncesi ve birkaç ay sonra hastanede kendime gelişim. Her iki elmacık kemiğimle birlikte, üst çenemi ve burnumu kırmışım. Aynı zamanda kafatasımı çatlatmışım.' Çene ve yüz cerrahı Adrian Sugar, 3D teknolojisi sayesinde estetik ameliyatlarda artık tahmin yürütmeye gerek kalmadığını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: 'Elde ettiğimiz sonuçlar öncekilerle karşılaştırılacak gibi değil, bugün elde ettiğimiz sonuçlar, daha önce elde ettiklerimizden çok daha ileride.' Sugar, bu yöntemle daha az hata yaptıklarını da vurguluyor: 'Artık herkes tahmin yürüterek ameliyat etmenin yeterince iyi olmadığını düşünüyor.' Daha önce Belçika'da basılan ve tıbbi kullanıma uygun titanyum implantlar kullanılarak kemiklerin yeni şeklini koruması sağlanıyordu. Power, geçirdiği ameliyatın sonuçlarına baktığında, yüzünün kaza önceki haline ne kadar benzediğini gördüğünü ve kendisini dönüşmüş hissettiğini söylüyor. 'Bu ameliyat hayatımı değiştirdi' diyen Power, sözlerine şöyle devam ediyor: 'Ameliyatın ertesi günü uyandığımda, yarattığı farkı hemen hissettim.' Ameliyat öncesinde maske kullanan Power, artık özgüvenin arttığını söylüyor: 'Artık kendimi gizlememe gerek kalmayacak. Günlük aktivitelere katılabileceğim, insanlarla buluşabileceğim, sokaklarda yürüyebileceğim ve hatta kamuya açık yerlere gidebileceğim.' Ameliyat, Swansea cerrah ekibi ve Cardiff Metropol Üniversitesi'ndeki bilim insanlarıyla işbirliği yapan 'Ameliyatta Estetik Teknolojileri Merkezi'nin (Cartis) projesiydi. Tasarım mühendisi Sean Peel, bu deneyimin İngiliz Sağlık Hizmetleri'ni üç boyutlu yazıcı kullanmaları konusunda teşvik etmesi gerektiğini söyledi. Peel 'Bu teknoloji oldukça karmaşık bireysel vakalarda, karmaşık ama uzun soluklu bir tasarım süreci olarak kullanılabiliyor. Bir sonraki zaferimiz, bu yöntemin daha yaygın kullanılması. Böylece hem daha ucuza mal edilir hem de tasarım teknikleri gelişir' dedi. Power'ın geçirdiği ameliyat şu anda Londra'daki Bilim Müzesi'nde 'Üçboyutlu Basım: Gelecek' ismiyle sergileniyor.BBC
Gelin İstanbul'u Görmeden Görün!
Dünya üzerinde 130 kentte 7 milyondan fazla insana “dokunmuş” Karanlıkta Diyalog deneyimi, HE Projects ve S360 işbirliğiyle şimdi ve ilk kez Türkiye’de ve İstanbul’da… Karanlıkta Diyalog sizi parkta dolaşmak, bir caddede karşıdan karşıya geçmek gibi günlük hayat deneyimlerine sokar, ama tümüyle karanlıkta! Duyularınızı uyandırarak ve farkındalığınızı derinleştirerek… Görme engelli rehberlerimiz, sizin dokunarak, koklayarak ve duyarak yeni ve farklı bir biçimde görmenizi sağlayacak ve sizi unutulmaz bir yolculuğa çıkartacaklar.
Reklam
Gerçek  Işın Kılıcı
Bilimkurgu tarihinin en popüler silahı nedir diye sorsak kimsenin hararetli bir tartışma içine gireceğini sanmıyoruz. Kabzasından yayılan saf enerji ile hemen her türlü maddeyi rahatlıkla kesebilen, üzerine gelen atışları ateş edene geri yansıtabilen, farklı renkleri ve sahibinin tarzına uygun tasarımıyla kişilik kazanan ışın kılıçları Jedi'lar ve Sith'ler arasındaki düellolarla ve bu esnada çıkardığı vızıltıyla hepimizin aklına kazınmıştır.Işın kılıcı, isminde 'Star Wars' geçen çoğu oyunda bir şekilde boy gösterir. Doğrudan bir Jedi'ı yönetebildiğimiz Jedi Knight , Knights of the Old Republic ve The Force Unleashed gibi serilerde ön plandadır, hatta bu oyunlar yer yer ışın kılıçlarının geçmişine ve üretimine dair bilgiler de içerir. Popüler bir evrenin popüler bir silahı olması nedeniyle kimi zaman Soul Calibur IV gibi oyunlara da misafir olmuştur. Ayrıca benzer silahlar başka evrenlerde de (örn. No More Heroes serisindeki Beam Katana, Gundam oyunlarındaki Beam Saber) bir çeşit enerji kılıcı olarak yer alır.Evimizin bir köşesinde duran, yoksa da almak istediğimiz oyuncakları saymazsak (bizim ofiste şu an ışın kılıcı saplı bir şemsiye bile var) bugüne dek gerçek bir ışın kılıcı görebilmiş değiliz. Ne dersiniz, günün birinde onu elimize alıp önümüze geleni doğrayabilecek miyiz?Işın kılıçlarının nasıl çalıştığı çeşitli Star Wars kaynaklarında detaylı olarak ele alınmıştır. Young Jedi Knights serisinin Lightsabers kitabında Luke Skywalker öğrencilerine işin temelini şöyle anlatır:'Her ışın kılıcında standart bir güç kaynağı bulunur ki bu kaynak, küçük blaster'lar ve hatta glowpanel'lardakinin aynısıdır. Uzun süre dayanır, zira bir Jedi ışın kılıcını nadiren kullanmalıdır. Temel parçalardan biri de odaklama kristalidir. En güçlü ve en çok rağbet gören cevher Kaiburr kristalidir. Ancak ışın kılıcının tasarımı o kadar esnektir ki neredeyse her çeşit kristal kullanılabilir.'Eğer biz de her şeyi kesen bir ışın kılıcı üretmek istiyorsak bunun için çok güçlü bir enerji kaynağına ihtiyaç duyacağımız kesin. Böyle bir bataryayı bir kılıcın kabzasına sıkıştırmanın yoluysa nanoteknolojiden geçiyor. Saç telinizden yirmi bin kat daha ince olan karbon nanotüplerden trilyonlarcasını üretip kabzaya yerleştirmek ve taşıdıkları yükten faydalanmak mümkün olabilir. Diğer yandan Star Wars evreninde de ışın kılıçları ilk başta kullanıcının beline bağlı ek bir güç kaynağı gerektiriyordu ve buna rağmen aşırı ısınma nedeniyle çok kısa bir süre kullanılabiliyordu. Adı Protosaber olan bu cihazlar, yeni güç kaynaklarının üretilmesiyle tarihe karıştılar. Benzer bir teknolojik atlamayı biz de beklersek ayıp olmaz diye düşünüyoruz.İşin 'kesme' kısmına gelecek olursak, halihazırda bu amaçla kullanılan iki teknolojiden, lazerden veya plazmadan faydalanabiliriz. Maddenin dördüncü hali olarak bilinen plazmayı kılıcımızda kullanmanın bir dezavantajı, üreteceği yüksek ısı. Önlem olarak günümüzde uzay araçlarını atmosfere girişte oluşan ısınmaya karşı koruyan seramik malzemeden faydalanabiliriz. Hayalimizdeki ışın kılıcı tanımına tam olarak uymuyor, ama başlangıç için neden olmasın?Nereden bakarsanız bakın lazer hem daha havalı, hem de işin içine kristal sokma şansımız var. Fakat burada da karşımıza yine şöyle bir sorun çıkıyor: Işığı oluşturan fotonlar herhangi bir kütleye sahip olmadığı gibi birbiriyle etkileşime de girmiyor. Dolayısıyla, yaptığımız ışın kılıçlarını birbirine tokuşturmak mümkün değil. Işığı kılıç uzunluğu kadar mesafede durduramamak da cabası. Kimse elindeki kılıçtan çıkan ışın ta fezaya uzansın istemez.Ancak bu konuda tamamen ümitsiz değiliz. Eylül ayında Nature dergisinde yayımlanan bir makaleye göre Harvard ve MIT'deki bilim insanları şimdiye dek yalnızca teoride mümkün kabul edilen, maddenin yeni bir halini gerçeğe dönüştürmeyi başarmış. Işığın doğasına dair bugüne dek bilinenlerin aksine, sanki kütlesi varmış gibi hareket etmeye, hatta birbirine bağlanıp moleküller oluşturmaya başlamış. Buradaki '-mış gibi' kısmı önemli, ama yine de bizim için yeterli. Ekipten Prof. Mikhail Lukin şöyle diyor:'Bunu ışın kılıçlarıyla karşılaştırmak hiç de yersiz olmayacaktır. Fotonlar birbiriyle etkileşime girdiğinde, birbirini itip başka yöne doğrultabilir. Bu moleküllerde gerçekleşen fizik olayı, filmlerde gördüğümüze benziyor.'Star Wars evrenindeki gibi bir ışın kılıcı üretmek en azından önümüzdeki on yıl içinde mümkün görünmese de, umut var.
Reklam
Japon Sanatçıdan Harika Bir Çalışma: Göründüğü Gibi Değil!
Japon sanatçı Hikaru Cho tarafından boyanan bu meyve ve sebzeler harika şekilde kamufle edilmişler. Akrilik boya kullanarak bir meyveyi ustaca başka bir şeymiş gibi göstermek... Sanat bu olsa gerek. İşte boyanan sebze ve meyveler. Sizde kendinize bir test yapın, bakalım alttaki fotoğrafa bakmadan aslında ne olduklarını tahmin edebilecek misiniz?
New York'u Daha Önce Hiç Bu Şekilde Görmediniz
Jamie Beck ve Kevin Burg isimli tasarımcıların yaptığı bu Manhattan, New York temalı cinemagraph GIF serisi 'Seeing New York' adıyla anılıyor ve Manhattan'ı Giorgio Armani gözlüklerle bambaşka bir şekilde tanımanıza olanak sağlıyor.
Reklam
Karım Balım Peteğim İlgi Görmeye Devam Ediyor
Şehir Tiyatrosundan Kahkaha Tufanı - Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu 19 Şubat'ta galasını yaptığı Karım Balım Peteğim adlı oyunla perdelerini açmıştı. Georges Feaydeu'nun yazdığı ve Engin Karslıoğlu'nun uyarladığı, yönetmenliğini ise Hasan Elmas'ın yaptığı komedi türü oyun, büyük beğeni topladı.  Yaklaşık üç ay süren prova çalışmalarının ardından yepyeni bir oyunla tiyatroseverlerin karşısına çıkan Afyonkarahisar Belediye Şehir Tiyatrosu'nun oyuncuları, sahneledikleri komedi türü oyunla izleyiciden tam not adı. Başarılı tiyatrocular, sergiledikleri oyunla profesyonelleri aratmadı. Rehberlik Araştırma Merkezi'nde sahnelenen oyuna Afyonkarahisar halkı büyük ilgi göstermeye devam ediyor. 30 Nisan'a kadar her çarşamba ve cuma günleri gösterimde olacak oyunu izlemek isteyenler rezervasyonlarını Afyonkarahisar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nden yaptırabilecekler. Oyuncular: Cemil Koska - Özgür Arzu Sapan Poyraz - Tamer Demirci - Dilara Horoz - Metin Kayacan - Kübra ÖnsesYusuf Agunsoy - Cansu Kozludere - Seyhun Sertan - Burak Aydemir - Gizem Demircan - Zafer SeçmeOrçin Işık - Ceren Gürlek - Oya İloğulları - Eylül Başoğul - Mehmet Yetere - Emre Yüksek
Kanuni Sultan Süleyman Dönemi Vezir-i Azamları
1-Piri Mehmed PaşaYavuz Sultan Selim saltanatının son yıllarında ve Kanuni Sultan Süleyman saltanatının ilk yıllarında 25 Ocak 1518 - 27 Haziran 1523 tarihleri arasında beş yıl beş ay iki gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.Yavuz Sultan Selim'in vefatına kadar mevkiini muhafaza ettiği gibi oğlu Sultan Süleyman'a da üç sene vezir-i âzamlık yaptıktan sonra 1523'de vezaret haslarıyla emekli edildi.2-İbrahim(Pargalı) PaşaI.Süleyman saltanatı döneminde 27 Haziran 1523 - 15 Mart 1536 arasında sadrazamlık yapmış, önemli siyasal ve askeri olaylarda rol oynamış Osmanlı devlet adamıdır.Kanuni'yle birlikte akşam yemeği yedikten sonra Paşa, kendisi için sarayın harem dairesinde hazırlatılmış olan odada, âdet olduğu üzere başı vurularak değil, padişah soyundan olanlara -kanı akmasın gerekçesiyle- uygulanan biçimde boğularak öldürülmüştür.3-Ayas Mehmed PaşaI.Süleyman saltanatı döneminde 14 Mart 1536-13 Temmuz 1539 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.İbrahim Paşa'nın katli üzerine 14 Mart 1536'da veziriazamlığa getirildi. 13 Temmuz 1539'da veba hastalığından vefat etti.4-Lütfi PaşaI.Süleyman saltanatı döneminde 13 Temmuz 1539 - Nisan 1541 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.13 Temmuz 1539'da Ayas Mehmed Paşa'nın vebadan vefatı üzerine sadrazam görevine getirilmiştir. Lütfi Paşa bu görevde iki yıl kalmıştır.Padişahın kardeşi olan Şah Sultan'a tokat attığı gerekçesiyle görevinden azledilmiştir.5-Hadım Süleyman PaşaI.Süleyman saltanatı döneminde Nisan 1541-28 Kasım 1544 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.28 Kasım 1544'te yerine Mısır Beylerbeyiliğine getirilen Deli Hüsrev Paşa ile Hadim Süleyman Paşa'nın Mısır Beylerbeyi olduğu sıradaki uygulamaları hususunda suçlamalarda bulununca aralarında tartışma çıktı. Hatta padişah önünde hançerler çekildi. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman her iki Paşayı da görevden aldı.6-Rüstem PaşaI.Süleyman saltanatı döneminde 28 Kasım 1544 -6 Ekim 1553 ve 29 Eylül 1555-10 Temmuz 1561 tarihleri arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.1544'de Hadım Süleyman Paşa'nın azledilmesinin ardından vezir-i azamlık görevine Rüstem Paşa'yı getirtti.Kanuni, Şehzade Mustafa'yı öldürttükten sonra yeniçerilerin ayaklanma çıkarabileceği korkusuyla Rüstem Paşa'yı azletti (1553) ve yerine Kara Ahmed Paşa'yı getirdi.29 Eylül 1555 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman basit bir bahaneyle Kara Ahmed Paşa'yı Divan-ı Humayun'un ortasında idam ettirdikten sonra Rüstem Paşa tekrar sadrazam oldu. 10 Temmuz 1561 İstanbul'da ölümüne dek sadrazamlık görevini sürdürdü.7-Kara Ahmed PaşaKanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 6 Ekim 1553 - 28 Eylül 1555 arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.29 Eylül 1555 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman basit bir bahaneyle Kara Ahmed Paşa'yı Divan-ı Humayun'un ortasında idam ettirdikten sonra Rüstem Paşa tekrar sadrazam oldu.8-Semiz Ali PaşaKanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1561-1565 yılları arasında sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.Devşirme olarak saraya girmiş, 1545 de Emir-i Alem olarak Enderundan çıkmıştır. Yeniçeri Ağası, Rumeli Beylerbeyi, Mısır Beylerbeyi, Kubbe Veziri olmuş; Rüstem Paşa’nın vefatı üzerine de 10 Temmuz 1561 günü Sadrazamlığa atanmıştır.28 Haziran 1565 günü vefat etmiştir.9-Sokullu Mehmed PaşaI. Süleyman döneminde Osmanlı donanmasının Kaptan-ı Deryalığı ve yine I. Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde toplam 14 yıl, 3 ay, 17 gün Osmanlı Devleti'nin sadrazamlığını yapmış Sırp asıllı bir Osmanlı devlet adamıdır.Sokullu Mehmed Paşa, 11 Ekim 1579 tarihinde III. Murat'ın eşi Safiye Sultan tarafından tutulan ve derviş kılığına girmiş bir yeniçeri tarafından bir ikindi divanı çıkışında kalbinden hançerlenerek öldürüldü.
Ölümü Bilen Test
Bilim insaları geliştirdikleri bir kan testi sayesinde bir kişinin beş yıl içinde ölüp ölmeyeceğini tespit edebiliyor. Finlandiya ve Estonyalı araştırmacılar, kişinin 5 sene içinde ölme ihtimalini öngören bir test keşfetti. Araştırmacılar, kandaki 4 değerin belirleyici olduğunu söylüyor. Araştırmada, sağlık sorunu olmayan 17 bin kişinin kanlarındaki yüz değişik biyomoleküle bakıldı. Kişilerin sağlık durumları 5 yıl süresince takip edildi. Takip boyunca bu kişilerden aşağı yukarı 700′ü kalp ve kanser de dahil çeşitli hastalıklar sebebiyle yaşamını yitirdi. Ölenlerin hepsinde dört değerin benzer düzeyde olduğu saptandı. Bu göstergeler albumin, alfa-1 asit glikoprotein, sitrat ve düşük yoğunluklu lipoprotein....haber kaynağı: 365haber.org/sağlık-haberleri
Şehzade Mustafa kimdir?
Şehzade Mustafa (1515, Manisa – 6 Ekim 1553, Konya), (Osmanlıca adı: شهزاده مصطفى) Kanuni Sultan Süleyman’ın Mahidevran Sultan’dan olma oğlu.Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi’ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller ve şahitler konusunda tartışma bulunmaktadır. Hürrem Sultan’ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa’ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı iddia edilmektedir.1553 yılında Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi 1.561 sayfasında Fransız trajedisi La Soltane ya Gabriel Bounin tarafından konu edinilmiştir.1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti.Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancakbeyi (Aydın sancağı ilavesiyle) olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 16 Mayıs 1541’de Amasya Sancakbeyliğine atandı; Saruhan Sancakbeyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmed getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenliği için şehzadenin Amasya’ya gönderildiğini ve veliahtlığının sürdüğünü açıkladı[2]. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancakbeyliğine Şehzade Selim getirilirken; Şehzade Mustafa ise 1549 yılında Konya Sancakbeyliğine atandı.Şehzade Mustafa’nın şahsına dair önemli verilerden biri de Bernardo Navagero adlı İtalyan elçinin hakkında verdiği bilgilerdir. Yazdığı bir mektup aynen şu şekildedir:“ “Şehzâde Mustafa, sultanın ilk oğlu. Annesi de Çerkes olan kadın. Şu anda Amasya’da ikamet ediyor. İranlılar’ın sınırında, İstanbul’dan 26 gün uzaklıktaki bir mesafede. Yıllık geliri 80 bin dükaya tekabül ediyor. Annesi de onunla birlikte yaşıyor ve oğlunun zehirlenmesini engellemek için her türlü önlemi alıyor. Onun için en tehlikeli şeyin zehir olduğunu, başka hiçbir şeyden korkmaması gerektiğini söylüyor. Mustafa’nın annesini büyük ölçüde sevip saydığı söyleniyor.Herkes onu çok seviyor ve herkes babasının yerine tahta çıkmasını istiyor. Yeniçerilerin de onun hükümdar olmasını istedikleri çok açık. Sultanın bütün kullarının arzusu da bu, çünkü ilk oğlu olmasından yanısıra çok dürüst, cömert ve cesur olması da herkesin onu istemesi için yeterli sebepler. Topraklarına gelen her yeniçeriye, sultanın kullarına, sadece çok iyi davranmakla, onları misafir etmekle kalmıyor, aynı zamanda çok güzel hediyeler de sunuyor. İşte sahip olduğu nâmı da böyle kazanmış. Her ihtiyaçları için yeniçeriler kendisine rahatça başvurabiliyorlar ve onun idaresinden bugüne kadar kimse sultana şikâyetçi olmamış.Babasına sık sık armağan olarak güzel atlar, ayrıca birkaç bin düka da gönderiyor ve bunu seve seve yaptığı çok belli.Şimdiye kadar babasına karşı hiçbir ters harekette bulunmamış. Hem de başka bir kadından olan diğer kardeşlerinin babasına yakın olduklarını bildiği, hatta biri sarayda yaşadığı halde. Bu konuda çok ılımlı.Söylediğim gibi herkes babasının ardından Şehzâde Mustafa’nın hükümdar olmasını bekliyor ve istiyor. Ancak değişik olaylardan dolayı şans Şehzâde Selim tarafına da düşebilir (Diğer ikisine çok fazla önem verilmemiş). Sultanın çok sevdiği annesinin planları ve çok yetkili olan Rüstem’in planları da bu doğrultuda. Yani sultanın ölümünden sonra Selim’in padişah olmasını desteklemek için şimdi planlar yapıyorlar. Bu yüzden paşa en önemli mevkilere kendine yakın, onun emrinde olan kişileri yerleştiriyor. Sancakların yanısıra, hem yeniçeri ağasını yerleştirdiği, hem de kardeşini kaptanıderya mevkilerine çıkardığı gibi. Paşa kaptanıderya olan kardeşinin görevden alınmaması için büyük çaba gösteriyor. Bu mevkiden kardeşini alsa bile yerine çok güvendiği başka birini koyacak. Zira Mustafa’nın tahta çıkmasını engellemek için bir donanma ile onun yolunu kesmekten daha iyi bir şey yok.Sultan Selim, İstanbul’a çok yakın. Hayatta kalmayı başarırsa, annesi de ölmezse, paşa da hazinenin ve sultanın paralarının sahibi olarak, kaza eseri bir ölüm ile Sultan Selim’i tahta oturtmak onlar için pek de zor olmaz. Herşeyi elde eden para aracılığı ile insanların kalbindeki Sultan Mustafa sevgisini kısa sürede silip atabilir. Bu şekilde kendisi de tahtı elinde tutmaya devam etmiş olacaktır. Ancak Mustafa’nın öldürülememesi durumunda ise Mustafa, hakettiği tahta çıkmak ve çıktıktan sonra da kaybetmemek için elinden geleni yapacaktır. Sultandan sonra tahta çıkan kim olursa olsun, herkesin bir korkusu var. Bunu Türkler de söylüyor: Bu taht meselesi oldukça kanlı olacağa benziyor ve bunun felaketlerin başı olduğunu düşünüyorlar. Bu konu ile ilgili olarak sultanın taht için kimi tercih ettiğini anlamak kolay değil çünkü hepsi onun oğlu ama yanında her zaman Rus karısı var ve bu kadın kendi oğullarını hep ön plana çıkarıp, sürekli Mustafa’yı kötülüyor. Ama Mustafa’nın tahta çıkması konusunda pek bir şey değiştiremeyeceğini de biliyor. Sultan da bu konuda bir şey yapamaz zira kendi ağzıyla Mustafa’nın tahta çıkacağını söyledi.”„—Bernardo NavageroDiğer bir veri ise Guillaume Postel’in Osmanlı gelenek-göreneklerini ve Osmanlı’nın siyasi durumunu anlattığı kitapta bulunmaktadır. 1536′da, Fransız kralı I. François, Kanuni Sultan Süleyman’la bir sözleşme imzaladı ve ardından resmi tercümanı ve tarihçisi Guillaume Postel’i yardımcı olarak Fransız elçisi olan Jean de La Forêt’in yanına, İstanbul’a gönderdi. Fransız tarihçi Guillaume Postel,”De la République des Turcs”(Türklerin Cumhuriyeti) adlı kitabında Şehzade Mustafa’nın iktidarı devralabilecek yaşa ve olgunluğa ulaştığını, tedbirli, ve son derece iyi eğitimli bir şehzade olduğunu yazmaktadır.KişiliğiMustafa, şairdir (Mahlası Muhlisî[5]), hattattır (Elyazısı: Viyana, Şark yazmaları, No:998 de nesh ile yazılmış Süleyman-name). Manisa Bozdağ da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Irakeyn ve Korfu seferinde (1534, 1536, 1537) ve Boğdan seferinde Anadolu muhafızı, 9. seferde (1541) İstanbul muhafızı oldu. Manisa Bozdağ da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Görüntüsü ve tavırlarıyla dedesi Yavuz Sultan Selim’e çok benziyordu.[6]Şehzade Mustafa’nın bilhassa Amasya’dayken ilim meclislerinde bolca bulunduğu, devrin önemli müderrislerinden dersler aldığı ifade edilir. Celalzade Salih çelebi, Manisalı Senai Mehmed çelebi, Hayreddin Hızır efendi, Şems efendi, şair Lali çelebi, Karaçelebizade Hicri Mehmed Muhyiddin efendi, İstanbul kadısı, şair Muhyiddin Mehmed Hüseyni efendi gibi alimlerden dersler aldı. Şehzadenin hocalarından olan Mustafa Sürûrî Efendi, Bahrü’l- Maarif ve Zahiretü’l Müluk yazıp şehzadeye sunmuştur. Şehzadenin katli üzerine de Kanuni ile alakasını kesip bir daha görüşmemiş ve kendisine verilmek istenen bütün resmi vazifeleri de reddetmiştir.[7] Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı bir mektupta şu ifadeler geçmektedir.“ Cihan padişahı babası gibi adil, atası Sultan Selim gibi yavuz ve korkusuz, büyük atası Sultan Mehmet gibi zeki.Devlet-i Aliye’nin gördüğü en parlak şehzade.„AilesiZevcesinin adı bilinmemektedir. 1525, Kırım doğumludur. Şehzade Mustafa’nın ölümünden sonra 1555 de, Pertev Mustafa Paşa ile evlendirilmiştir.Çocukları:Nergisşah Sultan: 1536 yılında Manisa’da doğdu. Damat Cenabi Ahmet Paşa (şair, tarihçi, Enderuni ve çeşnigirbaşı, 20 yıl kadar Anadolu Beylerbeyi) ile evlenmiştir.Şehzade Mehmed: 1546′da Amasya’da doğdu. Ölümü; 1553, Bursa.Şehzade Orhan: Ölümü; 1552, Konya.Şah Sultan: 1547 yılında Konya’da doğdu. 2 Ekim 1577′de öldü. Zevci Damat Abdülkerim Ağa.Ölümü ve SonrasıTaht yarışında Şehzade Mustafa’yı bertaraf edebilmek için Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından sahte mektuplar ürettiği düşünülür. Bu mektuplar, Şehzade Mustafa’nın babası hayatta iken onun tahtına göz diktiğini ve isyan hareketlerine destekte bulunduğunu gösterir niteliktedir. Başlangıçta iddialara inanmayan Kanuni, güvendiği din alimlerinden tavsiye istedi. Güvenilen bir kölenin efendisinin parasını irtikap ettiğine ve ona karşı bir tuzak kurduğuna ilişkin hayali bir hikayeyle buna karşı ne yapılması gerektiğini sordu.[10] Aslında bu, Mustafa’nın isyan hareketlerine başvurduğuna ve babasının tahtına göz diktiğine dair endişelerinin çok uzağındadır. O dönemin alimlerinden olan Mehmet Ebussuud Efendi Süleyman’a şu cevabı vermiştir; “bu durumda köleye ölünceye kadar işkence yapılması uygundur.” Bu ifade, şeraite göre kendisine bir cinayet izninin verilmesi demektir, ancak bir fetva niteliği taşımamaktadır. Çünkü Şehzade Mustafa’nın yaşadıkları Süleyman’ın danıştığı hikayeden çok farklıdır.1553 yılında Veziriazam Damat Rüstem Paşa İran seferi için hareketinden sonra Aksaray taraflarına gelince, orduyu durdurdu ve yeniçerilerin Şehzade Mustafa’ya yatkınlığı olduğunu ve askerin, ihtiyarlığı sebebiyle sefere çıkamayan padişahın Dimetoka da oturmasını, Mustafa’yı hükümdar olmasını istedikleri dedikodusunun yayılmakta olduğunu bildirmek için, sipahiler ağası olan, Kızıl Ahmedliler den Şemsi Ağa’yı (Şemsi Paşa) İstanbul’a yolladı ve padişahın bizzat askerin başında sefere çıkmasını arz ederek, Aksaray’dan ileri gitmeyip bekledi.Padişah bunu haber alınca Rüstem Paşa’yı geri çağırdı ve 1553 ağustos sonlarında kendisi İran seferine çıktı. Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid’i Rumeli muhafazasında bulunmak üzere Edirne’ye gönderdi. Bolvadin’e gelince Saruhan sancakbeyi Şehzade Selim orduya gelerek el öptü. Bundan sonra padişah Aktepe konağına geldiği vakit, sefere çağrılan Şehzade Mustafa orduya iltihak ederek çadırı kuruldu. Ertesi gün şehzade babasının elini öpmek için otağ-ı hümayuna yürüdü. Çadıra girdiği zaman babasını göremedi, yedi dilsiz onu karşıladı ve hemen üstüne atılarak boğmak istedilerse de Mustafa bunların elinden kurtulup kaçarken, saray hademelerinden Zal Mahmud ağa arkadan yetişip şehzadeyi boğdu.Cesedi çadırın önüne bir İran halısı üzerinde bırakılmak suretiyle ölümü ilan edildi. Bu, aynı zamanda İran ile iş birliği yaptığı iddia edilen Şehzade Mustafa’nın durumunda bir mesaj niteliği taşıyordu. Cenazesi daha sonra Bursa’ya gönderilerek II. Murat türbesi yakınına defnedilmiştir.OSMANLI TARİHİNİN EN ACI OLAYIKanunî’nin oğlu Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesi Osmanlı tarihinin bugüne kadar unutulmayan en acı hadiselerinden biridirŞehzâde Mustafa, 1515’te babasının Manisa Sancakbeyliği sırasında doğdu. Annesi Mahidevran Hatun’du. 1520’de babasının tahta çıkması üzerine İstanbul’a geldi. 1533’te Manisa Sancakbeyliği’ne tayin edildi.Yeniçerilerin sevgisiŞehzâde Mustafa, Manisa Sancakbeyliği sırasında şairleri ve âlimleri himayesi altına aldı. Halka, ulemaya ve askerlere karşı cömert oldu. Şehzâde hemen herkes tarafından sevilerek saltanatın varisi olarak görüldü.Şehzâdenin bu şekilde geniş bir nüfuza sahip olması ve değişik halk kesimlerinden destek görmesi, Hürrem Sultan’ı huzursuz ediyordu. Hürrem Sultan’ın da etkisiyle Veziriazam Makbul İbrahim Paşa öldürüldü. Böylece Şehzâde Mustafa İstanbul’daki en büyük destekçisini kaybetti. Hürrem Sultan ise kızı Mihrimah Sultan’ı evlendirdiği Rüstem Paşa’yı ikbal merdivenlerinden çıkararak, Şehzâde Mustafa’ya karşı önemli bir müttefik buldu.Valilere mektup yazdıKanunî, Hürrem Sultan’ın da tesiriyle Şehzâde Mustafa’yı saltanat merkezine daha yakın olan Manisa Sancakbeyliği’nden alarak yerine Şehzâde Mehmed’i tayin etti. Şehzâde Mustafa’yı da Amasya’ya gönderdi. Ancak Şehzâde Mehmed’in 1 yıl sonra 1543’teki beklenmedik ölümü Şehzâde Mustafa’yı tekrar şanslı duruma getirdi.Şehzâde Mustafa da bu arada valilere mektuplar yazarak çevresini genişletmeye çalışıyordu. Mahidevran Sultan, Amasya’da Şehzâde Mustafa’ya yol gösteriyor, oğlunu korumak için çabalıyordu.Venedik Elçisi Navagero, Hürrem Sultan ile Rüstem Paşa’nın Şehzâde Mustafa’yı engellemek için neler yaptıklarını da şöyle anlatır:Sahte mektuplarGelişmelerin günden güne kendi aleyhlerine gittiğini gören Rüstem Paşa, gizlice şehzâdenin mührünü kazıttı. Şehzâde Mustafa’nın ağzıyla İran Şahı Tahmasb’a bir mektup yazdı. Sahte mektupta, şehzâde “padişah olması halinde Şah Tahmasb ile yakın bir dostluk kuracağını bildiriyor ve Şah’ın güzel kızı Feride ile evlenmek istediğini” söylüyordu. Rüstem Paşa, şehzâde adına yazdığı sahte mektubu Zeynel Bey vasıtasıyla İran şahına gönderdi. Şahın cevaben şehzâdeye yazmış olduğu mektubu da aynı yolla ele geçirdi. Rüstem Paşa çok büyük bir koz yakalamıştı. Gerektiğinde bu sahte mektupları padişaha gösterecek ve şehzâdenin sonunu hazırlayacaktı.Kanunî’ye iletti1552’de Veziriazam Rüstem Paşa, İran seferine çıktı. Ancak Anadolu’daki asker ve halkın Şehzâde Mustafa’ya büyük muhabbet beslediklerine şahit oldu. Padişahın yaşlandığı ve Rüstem Paşa’nın da ortadan kaldırılması gerektiği yönünde dedikodular üzerine veziriazam, hemen bir adamını İstanbul’a göndererek meydana gelen olayları Kanunî’ye iletti. Bu arada daha önce Şah Tahmasb’a yazdığı sahte mektupları da Şehzâde Mustafa’nın aleyhine delil olarak gönderdi. Artık, Kanunî Sultan Süleyman tamamen oğlunun aleyhine dönmüştü. Özellikle, “Padişahın kalan ömrünü Dimetoka saraylarında ibadetle geçirmesi gerektiği” şayiası kendisini çok üzmüştü. Dedesi İkinci Bâyezid tahttan indirilerek Dimetoka Sarayı’na gönderilmiş ancak yolda aniden ölmüştü.Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesiSultan Süleyman, Rüstem Paşa’yı geri çağırarak seferin ertesi yıl bizzat kendi komutasında yapılacağını bildirdi. Kanunî, 28 Ağustos 1553’te ordusuyla Üsküdar’dan hareket etti. Ordu 5 Ekim’de Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konakladı. Orduya katılması talimatı verilen Şehzâde Mustafa, babasının kendisiyle ilgili düşüncelerinden habersiz, birlikleriyle babasının otağının 2 mil uzağına otağını kurdu.Uyarıları dinlemediŞehzâde Mustafa, akşama doğru babasının otağından kendisine doğru üzerinde kâğıt bulunan bir ok atıldı. Kâğıtta babasının otağına kesinlikle gitmemesi, babasının onu öldüreceği yazılıydı. Şehzâde Mustafa bunu Rüstem Paşa’nın kendisine karşı bir hilesi olarak düşündü. Şehzâde Mustafa, çevresinin bütün uyarılarına rağmen babasının kendisini öldürteceğine inanmıyordu.Şehzâde Mustafa, padişahın çadırına girdiğinde elinde bir yayla tahtta oturan babasını hürmetle selamladı. Kanunî bu selama, “Ah köpek! Sende hâlâ beni selamlayacak cesaret var mı” diyerek arkasını döndü. Bu işaret üzerine iri cüsseli dilsiz yedi cellat şehzâdenin üzerine atıldılar.Şehzâde Mustafa böyle ani bir saldırı karşısında bile cellatlardan kurtulup, onları yere sermeyi başardı. Bu sırada karşısına çıkan Zal Mahmud Ağa, şehzâdeye çelme takarak onu yere düşürdü ve hemen kemendi boynuna geçirdi. Birkaç dakika sonra şehzâdenin cesedi çadırın dışına çıkarılarak bir İran halısının üzerinde teşhir edildi.Rüstem Paşa azledildiOlup bitenler Şehzâde Cihangir’i derinden yaraladı. Şehzâde Cihangir, kısa bir süre sonra vefat etti. Şehzâde Mustafa’nın ölümü ordu arasında derin bir üzüntü ve hoşnutsuzluk meydana getirdi. Rüstem Paşa azledilip, Şehzâde Mustafa’ya yakınlığı ile bilinen Kara Ahmed Paşa veziriazamlığa getirildi. Şehzâdenin cenazesi Bursa’ya gönderilerek defnedildi. Hürrem Sultan’ın kışkırtmasıyla, babasının intikamını alır gerekçesiyle Şehzâde Mustafa’nın 7-8 yaşlarındaki oğlu Şehzâde Mehmed de öldürüldü.Düzmece MustafaŞehzâde Mustafa öldü ama arkasından en az 5 kişi ben Şehzâde Mustafa’yım diye isyan çıkardı. Şehzâdenin katlinden kısa bir süre sonra Dobruca’da ortaya çıkan bir kişi Şehzâde Mustafa olduğunu iddia etti. Şehzâdeye benzerliği ve cesareti ile etrafına Rumeli eyaletlerinden binlerce sipahiyi topladı. Düzme Mustafa bir müddet devlet güçlerini uğraştırdıktan sonra yakalanıp, İstanbul’da çengele geçirilerek öldürüldü.Arka arkaya isyanlarDüz­me­ce Mus­ta­fa is­yan­la­rı dur­ma­dı. 1557’de Ana­do­lu­’da Sa­fe­vi­le­r’­in de des­tek­le­di­ği bir is­yan çık­tı. Sul­tan Sü­ley­ma­n’­ın taht ko­nu­sun­da­ki en­di­şe­le­ri­ni sa­de­ce 1566 yı­lı­na ka­dar ye­ni­den or­ta­ya çı­kan Düz­me­ce Mus­ta­fa­lar can­lı tut­tu. 1564’te fark­lı böl­ge­ler­de iki Düz­me­ce Mus­ta­faor­ta­ya çık­tı. Bir Düz­me­ce Mus­ta­fa ise 1565 Ha­zi­ra­nı­’n­da idam edil­di.Hürrem Sultan’a suçlamaŞehzâde Mustafa ile ilgili birçok mersiye yazıldı. Kadın şair Nisâyî yazdığı mersiyede Hürrem Sultan’ı açıkça suçlamıştır:Bir Urus câdısınun sözin kulağuna koyupMekr ü âle aldanuban ol acûzeye uyubBâğ-ı ömrün hâsılı ol serv-i âzâda kıyupBi-terahhum şâh-ı alem n’itdi Sultan MustafâŞâh-ı âlemsin veli halk tutdı senden nefretiKimsenün kalmadı hergiz sana meyl-i şefkatiBâis olan müftiye irmesün Hak rahmetiMerhametsüz şâh-ı âlem n’itdi Sultan MustafâNisâyiUnutulmayan MERSiYEŞehzâde Mustafa adına birçok mersiye yazıldı. Bunların en meşhuru Taşlıcalı Yahya’nınkidir:Meded, meded bu cihânın yıkıldı bir yanıEcel celâlîleri aldı Mustafa Hân’ı.Dolundu mihr-i cemâli, bozuldu erkânı,Vebâle koydular âl ile Âl-i Osmân’ı.………….Enîsi gâib erenler, celîsi ehl-i sefâ,Ziyâde ide yaşım gibi rahmetin mevlâ.İlâhi! Cennet-i firdevs ana durağ olsun,Nizâm-ı âlem olan Pâdişah sağ olsun!
Reklam