onedio
Orhan Pamuk: 'Dürüst Olanın Hükümeti Eleştirmemesi Olanaksız'
Orhan Pamuk, Soma'da yaşanan maden faciasıyla ilgili olarak 'Soma madeninde 300 hatta belki de 400 kişi öldü. Hükümetin ağır ihmali yüzünden. Çünkü Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. Özelleştirme ideolojisi, bütün kötü çalışma koşullarını eleştirmek için ifade özgürlüğü yok' dedi. İlk romanı “Cevdet Bey ve Oğulları” Fransa’nın en büyük yayınevi Gallimard’dan Fransızca yayımlanan Orhan Pamuk, Paris’te katıldığı bir radyo programında hükümeti eleştiri yağmuruna tuttu. Soma’daki maden kazasının hükümetin ağır ihmalinden kaynaklandığını dile getiren Pamuk, “Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. İfade özgürlüğünün önüne perde çektiler. Medya kontrol altında. Otoriter bir yönetim iktidarda. Dürüst olup bu hükümeti eleştirmemek mümkün değil” dedi. Fransa’nın Lyon kentinde düzenlenen Uluslararası Roman Buluşması’na da katılacak olan Orhan Pamuk, kültür kanalı France İnter Radyosu’na verdiği söyleşide Türkiye’yi sarsan Soma maden kazası hakkındaki soruları yanıtladı. Pamuk, 'Neden Soma kazasında halk maden yönetimine değil hükümete karşı öfkeli?' sorusuna şöyle yanıt verdi: 'Soma madeninde 300 hatta belki de 400 kişi öldü. Hükümetin ağır ihmali yüzünden. Çünkü Türkiye’de insan hayatı çok ucuz. Özelleştirme ideolojisi, bütün kötü çalışma koşullarını eleştirmek için ifade özgürlüğü yok.' 'Halk ve politik temsilcileri arasında bir boşanmadan söz edebilir miyiz?' sorusuna ise 'Hayır. İfade özgürlüğünü sınırlayan, aşırı derecede otoriter bir hükümet söz konusu. Başbakan son derece sert bir konuşma tarzı kullanıyor. İfade özgürlüğü sınırlı. Ama bütün bunlara rağmen son seçimlerde hala yüzde 45 oranında seçmen bu iktidara oy verdi. Bu da politik durumu daha da zorlaştırıyor. Muhalefet milliyetçiler ve laikler arasında bölünmüş' diye cevap verdi. Pamuk, Madenciler ve tekstil işçileri konusunda Türkiye'nin Avrupa’da işçi hakları ve çalışma koşulları açısından korkunç ve üzücü bir rekora sahip olmasıyla ilgili olarak 'Bu sadece para kazanmanın kolay yolu. İnsan hayatı önemli değil, kapitalizmin ilk etaplarında olduğu gibi sadece çok para kazanmak istiyorlar ve insan hayatlarını dikkate almıyorlar. İfade özgürlüğünün önüne perde çektiler. Umurlarında değil ifade özgürlüğü. İnsanların içinde bulunduğu koşulları dile getirmelerine izin vermiyorlar. Sadece daha çok kazanmak derdindeler' dedi. 'Türkiye sizi hâlâ büyük bir protestocu olarak görüyor mu?' sorusuna Pamuk, 'Hükümeti eleştirmemek olanaksız. Otoriterler. Davranış biçimi otoriter, YouTube ve Facebook’u yasaklama biçimleri otoriter. Dürüst biri olup bu hükümeti eleştirmemek olanaksız. İnsan hakları, medyanın kontrolü ve ifade özgürlüğü alanlarında yaptıkları nedeniyle' diye yanıt verdi. Pamuk, sosyal güvenlik ve çalışma yasaları açısından AB düzenleyici bir rol oynayamaz mı? sorusuna ise şöyle cevap verdi: '2004-2009 yılları arasında Türkiye’nin AB’ye girmesinin avukatlığını yapıyordum. Bunun her iki taraf için de iyi olacağını düşündüm. Ama AB içine kapandı, fikir yok oldu, Türkiye fikri artık güçlü değil. Dürüst olmak gerekirse Türkiye’nin AB üyeliği uzaklaştığı için ağlamıyorum. Ama bu fikrin buharlaştığını düşünüyorum. Ama benim ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ kitabıma bakın. Daha 1905’te, o zaman bile laik orta ve orta üst sınıflar Avrupa ya da Fransız kültürü üzerine kuruluyor. Büyük bir gelenek var. AB ve Türkiye arasında müzakereler sürerken Türkiye’de ağırlığı vardı. Türkiye de AB’ye yaklaşıyordu. Ama maalesef Avrupa içine kapandı. Avrupa milliyetçiliği, Türk laiklerini ve AB yanlılarını tek başına bıraktı.' Cumhuriyet
Satılığa Çıkarılan "Drakula"nın Şatosunun Oldukça Etkileyici 22 Fotoğrafı
Transilvanya Bran Kalesi nam-ı diğer 'Drakula'nın Şatosu' satılığa çıkarıldı.  Bram Stoker'ın Kont Drakula karakterinin ikamet yeri olarak seçtiği kalede 57 oda, müzik odaları, lüks yemek odaları, kuleler ve zindanlar bulunuyor. Ancak bu kalede herhangi bir banyo veya tuvalet bulunmamakta. Hatta su tesisatı bile yok.  Satılığa çıkarılan kalenin fiyatı şuan açıklanmadı fakat 135 milyon doların üzerinde bir fiyata satılması bekleniyor. Bu gizemli kalenin içeriden ve dışarıdan çekilen bazı fotoğrafları sizlerle...
Pirinç Tanesinden Küçük Elektronik Kalp Pili Üretildi
Ürettikleri pirinç tanesinden küçük kalp pilini, yeni geliştirilen sistemle vücut dışından kredi kartı büyüklüğündeki güç kaynağıyla şarj etmeyi başaran Amerikalı bilim adamları tıpta çığır açabilecek buluşa imza attı.Başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda, büyük boyutlu pilleri ve hantal şarj sistemlerini ortadan kaldıracak buluş sayesinde artık hastalıklar ve ağrılar, ilaç yerine elektronik cihazlar kullanılarak tedavi edilebilecek. Şarj sistemini domuz denek üzerinde deneyen bilim adamları, daha sonra bu şarj sistemiyle bir tavşana yerleştirdikleri kalp pilini şarj etmeyi başardı. Bilim adamları buluşlarını insanlar üzerinde denemeye hazırlanıyor. Ancak buluşun testleri geçmesi ve başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda bile ticari tıbbi cihazlarda kullanılır hale gelmesi için gerekli güvenlik ve fayda kriterlerinin karşılanması 5-6 yılı bulabilecek. Elektrik Mühendisliği Doçenti Ada Poon başkanlığındaki Stanford Üniversitesi mühendislerinden oluşan ekip tarafından geliştirilen yeni kalp pili, üniversitenin internet sitesinde tanıtıldı. Buluşun ana unsuru olan kablosuz şarj sistemini, geliştirdiği 'orta saha elektromanyetik dalga' adını verdiği sistemle mümkün halen getiren Poon, vücudun iç kısmına daha kolay yerleştirilebilmeleri ve hastalıkların ve ağrıların tedavisinde kullanılabilmeleri için bu tip cihazların mümkün olduğunca küçük yapılmasının önemli olduğunu vurguladı. Stanford Nörobilim Enstitüsünden Nörobiyoloji Profesörü William Newsome, 'beyne yerleştirilebilen bu elektonik cihazların, belirli beyin devrelerindeki faaliyetleri doğrudan düzenleyebilme yeteneğine sahip olamaları nedeniyle bazı bozukluklarda ilaçlardan daha faydalı olabileceğinin' altını çizdi. Buluşun ana unsuru kablosuz şarj sistemi Buluş, güvenli şekilde vücudun iç tarafına ulaşabilen yeni tip kablosuz eletrik iletimi sistemi sayesinde mümkün olabildi. Elektronikte çığır açan nitelikteki yeni sistem aşağı yukarı bir cep telefonunun çalıştırmaya yetecek kadar elektriğe ihtiyaç duyuyor. Sistemi geliştiren Poon, cep telefonlarını test eden bağımısız bir laboratuvarda yapılan deneme çalışmalarının bu sistemin oluşturduğu elektriğin insan sağlığı için tehlike olarak kabul edilen sınırın epey altında kaldığını belirtti. Poon’un buluşu, radyo dalgaları gibi büyük mesafeleri kateden uzak saha eletromanyetik dalgalarla tıpta işitme cihazları gibi kullanım alanı bulan ancak sadece çok kısa mesafelerde eletrik iletimi yapabilen yakın saha elektromanyetik dalgaların birleştirilmesi sayesinde mümkün oldu. Dalgaların, hava, su veya biyoloik dokular gibi temas ettikleri materyallere göre farklı şekilde hareket etme özelliğinden faydalanan Poon, uzak mesafelere ulaşabilmesine karşın insan sağlığı için zararlı olabilecek uzak saha dalgaları, sağlık için tehlike oluşturmamalarına karşın yakın mesafelere gidebilen yakın saha dalgalarla birleştirmeyi başardı. Poon’un orta saha elektromanyetik dalgalar adını verdiği, elektromanyetik dalgaları vücutta kontrol etmeye olanak sağlayan sistem Proceedings of the National Academy of Science adlı bilimsel dergide yayımlandı. Muhabir: Alp Ertunga Karaca AA
42 Bin Yıllık Mamut Yavrusu Londra'da Sergileniyor
Karnında halen anne sütü bulunan ve bir aylık yavruyken ölen mamut 'Lyuba', İngiltere'nin başkenti Londra'da sergileniyor.'Buzul çağı devleri: Mamutlar' adlı serginin basına tanıtımı başkent Londra'daki Doğal Tarih Müzesi'nde yapıldı. Soyları tükenen mamutlara ilişkin bilgilerin yer aldığı sergide, 42 bin yıl önce sadece bir aylıkken öldüğü düşünülen dişi bir mamut yavrusu dikkati çekiyor. Sergi yetkililerinin Anadolu Ajansı muhabirine verdiği bilgiye göre, 2007 yılında Rusya'nın Sibirya bölgesinde yaşayan ren geyiği çobanı Yuri Khudi tarafından bulunan mamut, 85 santimetre boyunda ve 50 kilogram ağırlında. 'Lyuba' ismi ise, yavru mamutu bulan çobanın eşinin adı ve Rusça'da 'sevgi' anlamına geliyor. Lyuba'nın bulunmasından sonra yapılan incelemelerde karnında halen anne sütü kalıntılarının tespit edildiğini belirten araştırmacılar, yavru mamutun bütün halde bulunan cansız bedeninin günümüze kadar mükemmel bir şekilde korunarak gelmesini ise hava ve toprak koşullarına bağlıyor. Araştırmacılar, mamutun annesinin peşinde ilerlerken, eriyen buzul sularını geçmeye çalışırken öldüğünü, hortumunda toprak parçaları bulunması sebebiyle yavrunun boğulduğunu tahmin ediyor. Lyuba'nın kuyruğunun ise başka canlılar tarafından yendiği düşünülüyor. Doğal Tarih Müzesi mamut araştırmacısı Profesör Adrian Lister sergiye ilişkin yaptığı açıklamada, 40 bin yıldan eski bir hayvanı görmenin hayatta birkez yakalanacak bir fırsat olduğunu söyledi. Lister ayrıca, buzul çağı hayvanlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması için Lyuba'nın büyük önem taşıdığını belirtti. İklim değişikliği, avcılar ve doğada yaşanan değişikler mamutların neslinin tükenmesine neden olan etkenler arasında sayılıyor. Lyuba ile mamutlara ait fildişi, fosil, kemikler ve gerçek boyutlarda yapılmış mamutlardan oluşan sergi, 23 Mayıs-7 Eylül tarihleri arasında Doğal Tarih Müzesi'nde ziyaretçilere açık olacak.AA
Reklam
Köşe Bucak Saklanması Gereken 23 Dövme Felaketi
Dövme sanatı kesinlikle usta eller tarafından yapılması gereken, yapıldığında geri dönüşü çok zor olan ve ince elenip sık dokunması gereken bir konudur. Bu galeriyi, konuya fazla önem vermemiş olan şanssız kişilerin manifestosu olarak kabul edebilirsiniz. Mükemmel bir dövme hayaliyle dövme yaptırdıktan sonra aynaya baktığınızda vücudunuzda bunlara benzer bir şey görseydiniz ilk tepkiniz ne olurdu? İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Geleceğin Bilgisayarı Bulundu mu?
Kanadalı bir şirket, en az 10 yıl sonra geliştirilebileceği söylenen kuantum bilgisayarını icat ettiğini iddia ediyor. Kuantum fiziği prensipleriyle geliştirilen bilgisayarın içi uzay boşluğundan 150 kat daha soğuk. Bilgisayar bu sayede aşırı ısınma sorunu olmadan en karmaşık matematiksel denklemleri dahi çözme kapasitesine sahip. 15 milyon dolarlık sermaye ile kurulan Kanadalı D-Wave şirketinin geliştirdiği cihazın, bilgisayar dünyasında devrim niteliğinde olabileceği yorumları yapılıyor. Kuantum fiziğini temel alarak imal edilen bilgisayarda, atomların ve atomları oluşturan partiküllerin bileşimleri değiştirildi. Böylece geleneksel fizik kurallarının dışına çıktığı iddia edilen D-Wave cihazının aynı anda birden fazla karmaşık hesaplamayı yapabildiği söyleniyor. Ünlü bilimadamı Albert Einstein, bu tür bir cihazın geliştirilme ihtimali için 'Çok ileride olabilecek ürkütücü bir adım' yorumunu yapmıştı. D-Wave'in ürettiği telefon kulübesinden biraz daha büyük boyutlarındaki bilgisayarın meziyetleri henüz tam olarak bilinmese de, dünyanın önde gelen teknoloji firmaları ve kuruluşları şimdiden yeni bilgisayarı incelemek için siparişlerini verdi. Google ve ABD uzay araştırmaları enstitüsü NASA'nın yanı sıra, dev savunma sanayi firması Lockheed Martin'in de kuantum bilgisayarı için sipariş verdiği belirtildi. Uzun süredir devam eden kuantum bilgisayarı geliştirme çabaları bugüne kadar başarısız olmuş ve test edilen cihazların istenen düzeyde veri işlemesi sadece kısa süreler için gerçekleşebilmişti. Kanadalı D-Wave ise, önce kuantum bilgisayarını geliştirmek için projesini sundu, ardından da projeyi hayata geçirmek için yatırımcılardan finansman bulmak için yola çıktı. Amazon alışveriş sitesinin kurucusu ve sahibi Jeff Bezos ve ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA'in girişim sermayesi şirketi Q-Tel'in desteğiyle D-Wave, 100 milyon dolarlık kaynak toplamayı başardı. D-Wave'in CEO'su Vern Brownell amaçlarını şöyle anlatıyor: 'Yola çıkarken hedefimiz çok netti. Olabilecek en kısa zamanda ticari açıdan anlamlı tam kapasite çalışan bir kuantum bilgisayarı üretmek.' Şirketlere kuantum bilgisayarı teknolojisini sunmak istediklerini söyleyen Brownell, 'Böylece daha önce çözümü imkansız olan problemler çözülebilecek' dedi. Kuantum bilgisayarlarının bireysel kullanıcılar için olmadığı belirtiliyor. Ancak bu bilgisayarların şirketlere sunacağı fırsatlarla herkesin hayatında değişiklik yaratabilecek potansiyele sahip olduğu da vurgulanıyor. Google yeni bilgisayarı yapay zeka gelişimi alanında kullanmayı hedefliyor. Ses tanımlama veya kredi kartı sahtekârlığını tespit etme gibi karmaşık sorunların çözümünde kuantum bilgisayarlarının giderek daha sık devreye girmesi bekleniyor.
Reklam
Türkçede de Olsa Keşke Dedirten Gayet Anlamlı 14 Yabancı Kelime
etiket
Mesela Güney Amerika'da kullanılan yagan dilinde 'Birbirlerine karşı derin arzular besleyen ancak harekete geçmek konusunda son derece isteksiz, gönülsüz olan iki kişinin sessiz şekilde bakışması (kesişmesi)' eylemini 'Mamihlapinatapei' gibi tek bir kelime ile ifade etmeyi uygun görmüşler.
Tarihin Gördüğü En Acımasız 11 Diktatör
etiket
Bu adamlar gerçekten katliam konusunda master yapmış acımasız kişiler. Öldürmek, yok etmek bu insanların kanında var. İşte tarihin gördüğü içlerinde insanlık namına his bulunmayan binlerce insanın kanı eline bulaşmış 11 diktatör.
En iyi 10 Seyahat Filmi
Ülkesinden uzaklaşarak Himalayalar'a giden ve Tibet yakınlarındaki yasak bölge Lhasa'ya ulaşan Harrer'ın hikayesini anlatıyor.Yapım : 1997 - ABDSüre : 136 dak.Oyuncular : Brad Pitt, David Thewlis
Reklam
Nuri Bilge Ceylan: 'Filmlerimde Karamsar Olma Hakkımı Kullanıyorum'
Zayıf taraflarımızla yüzleşmek gerektiğini, üstelik bunun bizim kültürümüzde yaygın olmadığını vurgulayan Ceylan, insanı anlamaya çalışarak film yapmanın kendisine daha anlamlı geldiğini söyledi. Altın Palmiye adayı yönetmen, “Hayatta ne kadar varsa filmlerde de o kadar umut olmalı. Filmlerimde karamsar olma hakkımı kullanıyorum” dedi67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan “Kış Uykusu”nun yönetmeni Nuri Bilge Ceylan, filmde Türkiye’nin şu sıralardaki politik durumuna bir gönderme olmadığını vurgulayarak “Filme 3 yıl önce başladık. Sinemacının gündemi kovalaması hem zor, hem de şart değil. Sinemacının gazetecilik yapmasına gerek yok” dedi.Ceylan, sanatçının görevinin kendi geldiği kültüre başka bir bakış açısı getirebilmek olduğunu söyleyerek şöyle dedi: 'Zayıf taraflarımızla yüzleşmek gerek ki bu bizim kültürümüzde yaygın değildir. Kültürün onur, gurur, utanma eşiklerini aşma kaygısı gütmeden topluma hizmet etmesi gerekir. Özellikle kendi zayıf taraflarımızla yüzleşmek için sosyal reflekslerle değil, insanı anlamaya çalışarak film yapmak bana daha anlamlı geliyor.”Ceylan, önceki gün Cannes’da, senaryoda imzası bulunan Ebru Ceylan, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki, yapımcı Zeynep Özbatur, Fransız ortak yapımcı Alexandre Mallet-Guy ve başrolleri paylaşan Haluk Bilginer, Demet Akbağ ve Melisa Sözen’le birlikte bir basın toplantısı düzenledi.“Kış Uykusu”nun çıkış noktasının 19. yüzyıl Rus yazarı Anton Çehov’un birkaç kısa öyküsü olduğunu belirten yönetmen, “Ama sonuçta senaryoyu Ebru Ceylan’la birlikte yazdık” dedi.Ceylan, sinemaya bakışını, “Hayatta insan her yerde aynıdır. Yaşamla ilgili ikircikli filmleri seviyorum, her şeyi çözüme ulaştıran değil, muhtelif duyguları gösteren, ucunu açık bırakan filmler bana göredir” sözleriyle özetledi.Ünlü yönetmen, filminde “umut” olup olmadığı yolundaki bir soruyu da, “Filmlerime özel olarak umut koymayı sevmiyorum. Hayatta ne kadar varsa filmlerde de o kadar umut olmalı. Filmlerimde karamsar olma hakkımı kullanıyorum” diye yanıtladı.“Kış Uykusu”nun baş oyuncularından Demet Akbağ, Soma’da yaşanan maden faciasıyla ilgili olarak, “Buruk bir sevinç yaşıyoruz. Bir yandan yüreğimiz kan ağlıyor, öte yandan burada filmimizi tanıtmamızın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.Ceylan da “Tüm duyguları aynı anda yaşıyoruz. Olaylar biz buraya gelirken başladı. Sevincimiz kursağımızda kalıyor” demekten kendini alamadı.“Tiyatrodaki gibi prova yaptık, hatta bunları kaydettik. 200 saatlik kayıttan 196 dakikaya ancak indirdik” diyen Haluk Bilginer ise 182 sayfalık kalın senaroyu ilk gördüğünde korktuğunu, ama okuduktan sonra metne vurulduğunu söyledi.Bilginer, Ceylan’ı, “İletişimde usta bir insan ve istediğini almayı beceren bir usta yönetmen” sözleriyle tanımladı.Cumhuriyet
Reklam
15 Karşılaştırmalı Fotoğraf ile Küresel Isınmanın Çarpıcı Sonuçları
İklim değişikliği farklı şekillerde gezegenin her köşesini etkileyen bir felaket olarak karşımızda duruyor.  Isınmanın sonucu olarak buzulların geri dönüşü olmayacak şekilde yıllar içinde yok olması ve deniz seviyesinin yükselmesi bu yüzyılın sonunda etkilerini fazlasıyla hissettirecek. Bilim adamlarına göre 21. yüzyılın sonunda deniz seviyesi en az 4 metre daha yükselecek.Çocuklarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için lütfen daha duyarlı olalım.
"Origami Nedir?" Sorusuna Cevap Niteliğinde 27 Sanat Eseri
Origami, tarihi yüzyıllar öncesine dayanan Japon kağıt katlama sanatıdır. Asırlardır gelişim gösteren bu sanatın yayılma alanı Japonya sınırlarını aşmış durumda. Küçük bir kağıt parçasıyla yapabileceklerinizi görünce hayrete düşeceksiniz. İyi eğlenceler dileriz...
3 Boyutlu Resim
El çizimi olduğuna inanamayacağınız 3 boyutlu resimler..Gerçeğinden daha gerçek..
Reklam