onedio
Bataryaların Kapasitelerini Yitirmelerine Neden Olan Etken Bulundu
Daha iyi pil üretimi için verilen uğraşlar çoğunlukla pil kapasitesini artırmaya yönelmiş durumda. Fakat kapasite sürekli tekrarlanan şarj etme döngüsüne dayanıklılık olmadan bir pil için değersiz kalıyor. En gelişmiş lityum-iyon piller bile yaşlandıklarında kapasitelerini yitiriyorlar ve buna neden olan etkeni bilmeden onu düzeltmek için hiçbir şey de yapamıyoruz. ABD Enerji Departmanı'nda yapılan yeni çalışmalar bu etkeni ortaya çıkardı. Bu çalışmalara göre sorun küçük, nano boyutlu kristallerde. Bu gizemi aydınlatmada en önemli adım modern pillerde kullanılan anot ve katot materyallerinin doğrudan gözlenmesi oldu. Bilim insanları bu parçaların yaşlanmayla ilgili pil aşınmasının başladığı noktalar olarak belirlemişlerdi zaten fakat bunun arkasındaki mekanizma bilinmiyordu. Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'nda çalışan ekip yüksek kaliteli nikel oksit anotların şarj edilip boşaltılma esnasında geçirdikleri değişimleri incelemek için geçirimli elektron mikroskobu kullandı. Bu deney lityum iyonlarının anot ve katottan geçerken nikel oksit ile birleşerek küçük kristalleri (kısaca tuz da denilebilir) oluşturmaları nedeniyle iyon kanallarında takıldıklarını ortaya çıkardı. Bu oluşan kristaller pilin yapısını değiştiriyor ve diğer iyonların daha verimsiz şekilde ilerlemelerine neden oluyor, böylece pilin kapasitesi düşmüş oluyor. Lityum-iyon pilin kusurunun nihai nedeni, doğal olarak, yapısını oluşturan parçaların kusursuz olmaması. Anot ve katodu oluşturan materyaller, ne kadar dikkatlice inşa edilmiş olurlarsa olsunlar, çok küçük kusurlara sahipler ve bu kusurlar da kristal oluşumu için çekirdeklenme bölgesi sağlıyorlar. Bu biraz tamamen pürüzsüz bir tencerede su ısıtılması ile yüzeyinde kusurlar olan bir tencerede su ısıtılmasının karşılaştırılmasına benziyor. Suyun içinde ısı nedeniyle oluşacak olan baloncukların oluşmak için kusurlu bir yüzeye ihtiyaçları var. Bu pillerin içindeki nanokristaller için de geçerli olan bir gerçek. Araştırma ekibi bunu anodun zırhındaki çiziklere benzetiyor. Eğer kristallerin oluşabileceği bölgeler varsa, kristaller oluşacaktır. Enerji Departmanı'nın Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı'ndan bir diğer çalışma da şarj olma hızı ve pillerin kapasitesi hakkında, ama bu çalışma ise katot üzerine yoğunlaşmış. Çalışmaya göre daha yüksek enerji yoğunluğu için verilen çaba gerçekten de pilin ömründe kısalmaya neden olabilirmiş. Pil büyüdükçe ve şarj olma sırası kısaldıkça nanokristalleşmenin başlaması için geçen şarj döngüsü sayısı da kısalıyor. Pekala, nanokristallerin oluşumunu engelleyemiyoruz, ama bu süreci tersine çevirmenin ya da en azından onu yavaşlatmanın bir yolu yok mu? Pil parçalarına atomik boyutta müdahale ederek elimizden geldikçe kusurları düzeltmeyi deneyebiliriz. Bu, iyon kanallarının tıkanmasına neden olan yapıların oluşmasını yavaşlatabilir. Bu işlem sorunu tamamen ortadan kaldıramasa da mühendislerin pil ömründen yemeden enerji yoğunluğunu artırmalarına yardım edebilir. Bu nanokristallerin dikkatli incelenmesi onların kırılarak eski pillere hayat verilmesini sağlayabilir. Bu araştırma, daha hızlı donanımlara güç veren pilleri güçlendirmek için yapılan çalışmalardan daha hayati olabilir. Çünkü bir ürünün kullanım ömrü, çoğu zaman, onun tekrar tekrar şarj edilebilme sayısı ile ölçülüyor. Tekrar tekrar şarj edilmeye dayanıklılık, şirketlerin her yeni akıllı telefonu, dizüstü bilgisayarı ve tabletleriyle ağırlığını daha da hissettirirken bizlere de elektriğe ne kadar bağımlı olduğumuzu hatırlatıyor. Bilim.org / Teknolojioku
Tahmin Edilemeyecek Sonuçlara Yol Açan 22 Tarihi Hata
 Her ne kadar ilham verici olsa da tarih boyu yapılan hatalar da bir o kadar önemli. Kötü kararlar, düşüncesizce yapılan yanlışlar, anlamsız hareketler…Listeye bir göz atın ve daha önce yapılan hatalardan ders çıkarın!
Dünyada Var Olan 18 Muhteşem Doğa Harikası
Güzel bir nehir olmasının yanı sıra ayrıca doğal bir gizemi de var. Kimse nehrin nereden geldiğini bilmiyor. Nehrin kaynağı bilinmese de tatilciler ve dalgıçlar için popüler bir yer.
5 Bin Yıllık Cüce Şehri Keşfedildi
İran'da Horasan eyaletinin güneyinde geçtiğimiz günlerde cücelerin yaşadığı ismi Makhunik olan 5 bin yıllık antik bir şehir bulundu. Horasan'ın komşu eyaleti olan Kirman'daki Şahdad şehrinin 100 kilometre doğusunda bulunan antik şehre ait sürekli yeni kalıntılar çıkarılmaya da devam ediliyor. Antik cüceler şehri Makhunik, 1946'ya kadar herhangi bir uygarlığın yaşamadığı düşünülen Lut Çölü'nün merkezine 60 kilometre uzaklıktaki bir bölgede Tahran Üniversitesi Coğrafya Fakültesi tarafından keşfedildi. Antik kentteki yapıların kalıntıları Jonathan Swift'in dünyaca ünlü romanı 'Güliver'in Gezileri' kitabında yer alan ve cüceler ülkesi olarak geçen Liliput Şehri'ni veya J.R.R. Tolkien'in 'Yüzüklerin Efendisi' kitabı ile filmindeki Hobbitlerin köyünü andırıyor. En eski metal bayrak Arkeologların yaptığı açıklamalara göre, Makhunik antik kentinin Sümer mitolojisinde geçen iki mistik krallıktan biri olan Uruk krallığının Aratta medeniyetine ait bir şehri olduğu ve cüce insanların burada M.Ö. 6000 yılından beri yaşadığı düşünülüyor. Şehirde keşfedilen küçük boyutlu yapılar da bu inanca kanıt olarak gösteriliyor. Makhunik şehrinde bulunan yapılar arasında atölyeler, konut bölgeleri ve mezarlıklar yer alıyor. 800'den fazla antik mezar da kazı aşamaları sırasında ortaya çıkarıldı. Bu yapıların hepsi ve diğer araç gereçler yalnızca küçük insanların içerisine sığabileceği şekilde tasarlanmış. Bölgede yapılan çalışmalarda kuyumcular, esnaflar ve çiftçilerin yaşadığı bazı alt bölgeler de keşfedildi. Ayrıca insanlık tarihinin en eski metal bayrağı bu antik kentte ortaya çıkarıldı. 16-17 yaşında, 25 santim 2005'te bulunan 25 santimetre boyundaki mumyalanmış bir cüce, cüceler şehri teorisine en önemli kanıt olarak gösteriliyor. Cüce cesedi, kazı yapan iki kaçakçı tarafından bulunmuş ve 3 milyon dolara Almanya'da satmaya çalıştıkları sırada ele geçirilmişti. Arkeologlar, cücenin cesedini inceledikten sonra, cesedin doğal işlemlerle mumyalanmış olabileceğini kaydetmişti. Mumya üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, cücenin öldüğünde 16-17 yaşlarında olduğu tespit edilmişti. Kaynak: Sabah
Cem Yılmaz'ın Yeni Filmi : Pek Yakında - Teaser
Cem Yılmaz, yeni filminin ilk fragmanını Twitter hesabı üzerinden paylaştı.Cem Yılmaz, ünlü yönetmen Yavuz Turgul'ın 'Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni' adlı filminden 'ilham aldığını' söylediği filmin, yönetmeni ve başrol oyuncusu olduğu Hokkabaz'dan daha komik olacağını ifade etti. Yönetmenliğini ve senaristliğini Cem Yılmaz'ın yaptığı ve başrolünde olduğu filmde kendisine Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt, Zerrin Tekindor, Hare Sürel, Ayşen Gruda ,Ülkü Duru, Emin Gürsoy, Metin Coşkun, Tuğrul Tülek ve çocuk oyuncu Ata Berk Mutlu'nun yeraldığı zengin bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor.
Reklam
Banksy'nin İlk Eserleri Açık Artırmaya Sunuldu
Dünyaca ünlü sokak sanatçısı Banksy ‘nin ilk eserleri eski menajeri tarafından ‘ Banksy: The Unauthorised Retrospective ‘ adlı sergiyle açık artırmaya sunuldu. Londra’da 11-25 Haziran tarihleri arasında ünlü Sotheby’da düzenlenen ‘ İzinsiz Retrospektif ‘ sergi, sanatçının 10 yıl beraber çalıştığı menajeri Steve Lazarides tarafından düzenleniyor. Sergideki eserlerin birçoğunun şu ana kadar kimse tarafından görülmediğini vurgulayan Lazarides’in açık artırmadan yaklaşık 1 milyon sterlin (yaklaşık 3 milyon 500 bin lira) kazanacağı öğrenildi. Her fırsatta sokak sanatının ‘ para ‘ için yapılmaması gerektiğini vurgulayan ve eserleri üzerinden izinsiz kazanç sağlayanları sert bir dille eleştiren Banksy’nin bu sergiyi de onaylamayacağını söyleyen Lazarides, “Kesinlikle nefret ederdi. Hiçbir zaman bu şekildeki sergileri desteklemedi. Benim galerimde bir sergi fikrine de hiçbir zaman ikna olmamıştı” dedi. Bristol’da yaptığı ‘Mobil Aşıklar‘ eserini duvardan sökerek kulüplerine koyan ve bu sayede bağış toplayan Broad Plains Boys Club’a geçen ay bir mektup gönderen Banksy , ilk defa bir eseri üzerinden para kazanılmasına razı olmuştu. Sokak sanatçısı mektupta gençlik kulübünün ihtiyacı olan parayı, ‘hayır işi’ olması nedeniyle bu eserle sağlamasını onayladığını yazmıştı. Diken
Cem Yılmaz'dan Heceli 'Montaj' Göndermesi
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın 'TÜBİTAK'ta yapılan incelemede Sayın Başbakanımızın 17 aralık sürecinde basına, daha doğrusu internete düşen ses kayıtlarının hece hece montajlandığı ortaya çıktı' sözlerinin ve TÜBİTAK’ın ses kayıtlarıyla ilgili montaj açıklamasının ardından, ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın sosyal medyada paylaştığı bir mesaj dikkat çekti. Cem Yılmaz sosyal medya sitesi Twitter’da yaptığı yorumda “İ..yi..ge..ce..ler...i....yi...uy..ku...laar.. (farklı farklı yerlerden alınmıştır)” derken, akıllara TÜBİTAK ve Bakan Fikri Işık geldi. Hatırlanacağı üzere Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık bugün yaptığı açıklamada 'Benim bildiğim kadarıyla size söyleyeyim. 'Tamamen sıfırlandı mı?' sözünü hece hece keserek yapıştırıp biraz da acemice yapmışlar. Montaj olduğu TÜBİTAK bilirkişisinin verdiği raporuyla ortaya çıktı. Egemen Bağış beyin 'Bakara makara' kelimesinde makaranın da tamamen montaj olduğu ortaya çıktı' demişti. Gerçek Gündem
Reklam
Dünyanın En Pahalı 10 Fotoğrafı
Fotoğraf resmi olarak 1839 yılında kayıtlara geçen bir sanat dalıdır. Yaklaşık iki asırdır hayatımızda olan fotoğraf kimi zaman tarihi belgelemek kimi zaman da güzel anıları günümüze taşıtmak için bir araç olarak kullanılmıştır. Bugünlerde özçekimlerle farklı bir boyutta yargılanan fotoğraf, zamanında birilerine servet büyüklüğünde paralar kazandırdı. Kazandırmaya da devam ediyor.
15 Fotoğraf ve 1 Fragman ile Cem Yılmaz'ın Yeni Filmi 'Pek Yakında'
Yönetmenliğini ve senaristliğini Cem Yılmaz'ın yaptığı ve başrolünde olduğu filmde kendisine Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt, Zerrin Tekindor, Hare Sürel, Ayşen Gruda , Ülkü Duru, Emin Gürsoy, Metin Coşkun, Tuğrul Tülek ve çocuk oyuncu Ata Berk Mutlu'nun yeraldığı zengin bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor.  'PEK YAKINDA' Ekim 2014'te tüm sinemalarda!
Dünya Piyasasında Muadili Bulunabilen 20 Türk Albümü
Bu listemizde üşenmedik sizler için dünya piyasasında karşılığını bulmuş yerli albümleri derledik. Her ne kadar dünya müziğinden kopuk bir özgün kültürümüz olduğunu düşünsek de aslında albümlerde işlenen temalar birbirine çok yakın. Yabancı da olsalar onlar da insan, onlarda bizim gibi... İnanmıyorsanız buyrun kendiniz görün;
Reklam
'Bir Şey Yapmazsak Bütün Medeniyet Duvara Toslayacak'
Manu Chao, “Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu” diye konuştu. Manu Chao, Radikal’den Hakan Dedeoğlu’na konuştu. Hakan Dedeoğlu’nun Manu Chao ile yaptığı söyleşi şöyle: Merhabalar Manu, Barselona’da havalar nasıl? Hava daha iyi olabilirdi. Ama şehirde bir sürü sorun var, buradaki sosyal hava pek iyi sayılmaz. E, burada da pek iyi sayılmaz… İstanbul seyircisi seni, uzun bir aradan sonra bir kez daha canlı izleyebileceği için çok heyecanlı. İstanbul’a daha önce iki kere geldin. Şehirle ilişkin nasıldı? Bir gün gerçekten İstanbul’da yaşamayı umuyorum. Bence son kalan ilginç şehirlerden biri. Tekrar geleceğim için çok mutluyum. Sanırım ilk geldiğim sene 2002’ydi, şehrin her köşe başında içimi heyecan kaplıyordu. Şehir her saniye yeni bir maceraya davetiye çıkarır gibiydi. İnanılmazdı. Yıllardır tekrar gelmenin yollarını arıyordum... İstanbul’da takılmalık zamanın olacak mı? İstanbul turnenin ilk konseri, amacımız birkaç gün önce gelip şehirde biraz takılmak. Çalacağınız EkşiFest; Baba Zula, Hakan Vreskala gibi muhalif yönleriyle de bilinen grupların sahne aldığı, STK’ların stand açacağı, bağımsız ve bizler için önemli olan bir web sitesinin düzenlediği bir festival... Eminim geçen yıllarda da birçok teklif almışsınızdır Türkiye ’den ama bu festivali kabul ederken saydığım sebeplerin etkisi oldu mu? Tabii ki… Türkiye’de iki, üç yıldır büyük bir sosyal tansiyon ve sokağa çıkıp daha ileri bir demokrasi için protesto düzenleyen insanlar var. Onları desteklemek istiyoruz. Onlara en iyi şekilde ulaşmak, seslenmek, birleşmek istiyoruz. Bu sebeple nereye geldiğimizi, çalan isimleri biliyoruz ve hareketi destekliyoruz. Sokak hareketleri demişken... Geçen hafta Gezi’nin yıldönümüydü... Geçen sene bir Gezi mesajı yayımlamıştın. Gezi bizler için olduğu kadar dünyanın geri kalanı için de önemli miydi sence? Uzun bir süre, tüm dünyada insanlar böyle bir hareketi beklemişti... Türkiye’de insanların yaptığı herkes için çok cesurca ve önemliydi. Sadece Türkler için değil, herkes için bir örnekti bu… Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu... Gezi’den sonra buradaki en önemli kazanımlardan biri ortaya çıkan mahalle oluşumları, platformları oldu... Bence çözümün, kurtuluşun en önemli parçası bu. Biz de burada böyle yapıyoruz. Tüm mahalleni sosyal bir bahçe olarak görüp onunla ilgilenmen gerek. Mücadeleye mahallende organize olup başlaman gerek. Burada Barselona’da, kendi mahallemizde de öyle yapıyoruz. Ve işe yarıyor, bazı şeyleri değiştirebildiğini görüyorsun. Dünyanın dört bir yanında da farklı sebeplerden gerçekleşen ayaklanmalar var... Olup biteni takip edebiliyor musun? Her şeyi internetten takip etmek kolay gibi gözükse de birebir içlerinde olmak zor. Ama gezegenin her yerinde durum kötüye gidiyor, gezegen resmen köpürmekte. Eminim bir şeyler olacak ve değişim gelecek. İnsanlar kapitalizmin insanlığı hiçbir yere götürmediğini görmeye başladı. Bunun yansımalarını görüyor ve yaşıyoruz. Bütün medeniyet, bir şey yapmazsak duvara toslayacak... Senin bir futbol hayranı olduğunu biliyoruz... Haftaya Dünya Kupası başlıyor ve Brezilya’daki kupa etrafında da protestolar var... Bence dünyadaki tüm sosyal sorunların yanında, tüm bunlar olurken futbolun hiçbir önemi yok. Futbolu elbette seviyorum ama izlemekten çok oynamayı... Mahallemizde sürekli yaptığımız aktivitelerden biri de futbol. Haftada üç kez, çocuklarımızı da alır top oynarız… Futbol oynamak harika, hayatta en sevdiğim şeylerden biri ama hıyar gibi evde oturup televizyondan futbol izlemek… Artık o işi bıraktım, bağımlısı değilim ve bununla da gurur duyuyorum. Artık hangi müzisyenle konuşsanız, röportaj yapsanız size müzik sektörünün ne kadar kötü durumda olduğundan, internetin müziği bitirdiğinden bahsederler, haksız da sayılmazlar... Senin, sektörünün geldiği noktayla ilgili düşüncelerin neler? İyi ya da kötü yönde değiştiğini söylemek için henüz erken. Müzik sektörü değişti evet ama müzik sektörü zaten öyle matah bir şey de sayılmazdı. Bu sebeple bir değişim olacaksa iyi yönde olmasını temenni ederim. Aslına bakarsan çok bir şey de değişmedi. Sadece bütün büyük firmaların isimleri değişti. Birkaç yıl önce isimleri Sony’di, şimdi Google… Üzücü olan şu: Şirketler isimlerini, logolarını değiştirirken müzisyenler hâlâ aynı pozisyonda kalmış durumda. Şimdilerde bir müzisyen için hayat kurmak daha zor, albüm satmak falan bitti… Tüm bunlar da müzisyeni baştaki önemli noktaya geri getirdi, o da canlı çalmak. Bu da değişimin pozitif tarafı bence. Yaşayabilmek ve ailesini doyurabilmek için canlı çalmak zorunda artık gruplar. Sen de pek albüm yayımlayan bir müzisyen değilsin. Son albümün 2007’de çıkmıştı… Benzer bir sebepten mi albüm yayımlamayıp daha çok canlı çalıyorsun? Zamanımı ve kalbimi müziğimi canlı yapmaktan yana kullanmak istiyorum yıllardır… Turne yapmak istiyorum ya da bu akşam ve dün akşam yaptığım gibi gidip mahalle barımızda, mahallelilere çalacağım. Çünkü ben bu mahallenin müzisyeniyim ve beni canlı tutan şey bu… Mahallemde yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri komşularıma çalabilmek, onlarla paylaşabilmek. Bu yüzden bu akşam bir sürü müzisyen bir araya gelip müzik yapacağız. Ruhum ve bedenim bana hep canlı çalmam gerektiğini söylüyor. Kayıt yapmak bambaşka bir spor . Bir stüdyonun içinde birkaç kişisindir, ekranın başında oturursun. Açıkçası albüm yayımlamamamın asıl sebebi bilgisayar ekranından çabuk sıkılıyor olmam. Bir diğer sebep ise ne zaman yeni bir albüm yayımlasan, istesen de istemesen de anında her şeyin merkezinde olmak... Basın konuşmak istiyor, herkes senden bahsediyor… Bunu pek istediğimi sanmıyorum. Yeni şarkılarımızı konserlerde ya da mahalle barımızda çalıyoruz. Bazı gençler kaydedip internete koyuyor ve parça hemen dünyayı dolaşıyor. Sonra başka bir yere konsere gidiyorsun bir bakmışsın insanlar parçayı biliyor bile… Yeni düzen, organik bir şekilde böyle yürüyor. Yıllar oldu, resmi bir kayıt yayımlamadım ama bu düzeni seviyorum ve işime de yarıyor. Dünyanın her yerinde gençler beş dakikada, mahallemde barımda söylediğim bir şarkıya ulaşabiliyor. 2000 kilometre öteye gidiyorum, bir bakıyorum şarkıyı çoktan biliyorlar. Daha iyisi, parçamı gitarlarıyla çalıp söylüyorlar. Sırada neler var? Bu yaz Avrupa’da turne yapacağız... Sonrasında tekrar Hindistan’a gitmek istiyoruz. Delhi’de bedava konser ayarlamaya çalışıyoruz. Ücretsiz bir konser vermek istiyoruz ama sponsorlarla çalışmıyoruz onun için biraz zor. Sonra Arjantin’e gidip bir ressam ile birlikte bir projeye girişeceğiz. Hayatım böyle... Geziyorum, insanlarla tanışıyorum, çalıyorum... Grubumuz La Ventura gerçekten yakın ailem ve dünyayı gezmeyi seviyoruz. Amacım da La Ventura’yı hayatta tutmak ve seyahatlerimizden yeni şeyler öğrenmek. Seni bekleyenlere bir mesajın var mı? İnsanlara sevgilerimi ilet. Daha iyi bir dünya için savaşan tüm insanlara selam olsun... Onlara lütfen hepimiz için çok önemli olduklarını iletir misin? Teşekkür ediyoruz onlara. T24
Bu Hafta 9 Film Vizyonda
Tom Cruise'un oynadığı ''Yarının Sınırında'', yapımcılığını Leonardo DiCaprio'nun üstlendiği ''Kardeşim İçin'' ile Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'ın kaleminden uyarlanan ''Yüksek Risk'' izleyici ile buluşacak.Türkiye sinemalarında bu hafta 1'i yerli 9 film vizyona girecek.  'Yarının Sınırında'Tom Cruise, Emily Blunt, Bill Paxton ile Brendan Gleeson'un oynadığı 'Yarının Sınırında' izleyici ile buluşacak. Senaryosunu Dante Harper'ın kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda Doug Liman var. Bilim-Kurgu ve aksiyon türündeki film, dünyaya saldıran uzaylılar ile savaşı konu alıyor. 'Kardeşim İçin' Scott Cooper'ın yönettiği ve Christian Bale, Zoe Saldana, Woody Harrelson, Forest Whitaker ve Willem Dafoe'un rol aldığı 'Kardeşim İçin' gerilim severleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosu Scott Cooper ve Brad Ingelsby'e ait olan filmin yapımcılığını Leonardo DiCaprio üstlendi. ABD ve İngiltere ortak yapımı film, küçük bir kasabada yaşayan iki kardeş Russell ve Rodney'in zorluklarla dolu yaşamını beyazperdeye taşıyor. 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' Seth MacFarlane'nin yönettiği, kendisiyle beraber Charlize Theron, Neil Patrick Harris, Amanda Seyfried ve Liam Neeson'un rol aldığı 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' izleyici ile buluşacak. Komedi türündeki ABD yapımı filmin konusu özetle şöyle: 'Ürkek bir çiftçi olan Albert, kasabaya yeni taşınan gizemli kadına aşık olunca silahlı çatışmalardaki ürkek ve beceriksiz hali gider, yerine cesur bir adam gelir. Fakat kadının belalı kocası kasabaya doğru yola çıkmıştır ve çiftten intikam almayı planlıyordur.' 'Suç Şehri' Orlando Bloom, Forest Whitaker, Tanya Van Graan, Adrian Galley, Conrad Kemp'in oynadığı 'Suç Şehri'nin yönetmenliğini Jerome Salle yaptı. Dram ve gerilim türündeki film, Güney Afrika'ya illegal bir maddenin girişiyle beraber oluşan ırkçı bir katliam ile ilgili soruşturmada görevlendirilen polisler Ali Sokhela ve Brian Epkeen'in başından geçenleri anlatıyor. 'Aşkta Yanlış Yoktur' Jeremiah S. Chechik'in yönettiği ve Ryan Kwanten, Sara Canning, Ryan McPartlin ile Kristen Hager'in oynadığı 'Aşkta Yanlış Yoktur' romantik komedi severlerin ilgisini çekmeye aday. Filmde bir düğün gününde geline aşık olan bulaşıkçı Leo'nun giriştiği maceralar izlenebilecek. 'Paris'te Bir Hafta Sonu' Haftanın bir diğer komedi filmi Roger Michell'in yönettiği 'Paris'te Bir Hafta Sonu' adlı yapım. Parçalanan bir evliliği anlatan dokunaklı komedide, Oscar, Bafta, Emmy ve Altın Küre ödülleri sahibi Jim Broadbent ve Olivier ödüllü Lindsay Duncan rol alıyor. Film, kadın-erkek ilişkileri ve evliliğe dair söylediği sözlerle Paris sokaklarında yaramazlık peşinde koşan iki genç ihtiyarın yıl dönümlerindeki çıkmazları anlatıyor. 'Yüksek Risk' Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'in kaleminden beyazperdeye uyarlanan 'Yüksek Risk', 'A Prophet/Yeraltı Peygamberi' filminden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak nitelendiriliyor. David Mackenzie'nin yönettiği filmde, Rupert Friend, Ben Mendelsohn, Jack O'Connell, Sam Spruell ve David Ajala gibi isimler kamera karşısına geçti. Sarsıcı ve beklenmedik olayların ardı ardına geliştiği ve genç mahkum Eric'in öyküsünün anlatıldığı filmin konusu özetle şöyle: ''Eric genç olmasına rağmen, aşırı şiddete eğiliminden dolayı, yetişkin hükümlülerin kaldığı bir hapishaneye nakledilir. Aynı zamanda babasının da gün doldurduğu bu hapishanede kendini gardiyanlardan koruması, diğer tutuklularla işbirliği yapması ve hatta babasıyla yüzleşmesi gerekecektir.'' 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' Daniel St. Pierre ile Will Finn'in yönettiği ve Dennis Quaid, Zac Efron, Alan Bates ile Kim Dickens'in oynadığı 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' haftanın tek animasyon filmi. Film, Kansas'a dönen ve büyük bir kasırga sonrası kenti darmadağın halde olduğunu gören Dorothy'nin, aniden Oz'a geri gönderilişini anlatıyor. 'Tamaya İfrit' Serkant Yaşar Kutlubay'ın yönettiği ve Su Bilgiç, Derya Aksu, La Milla ile Nicole Kuntzman'ın oynadığı 'Tamaya İfrit' vizyona giriyor. Türk yapımı korku filmi olan 'Tamaya İfrit'in konusu özetle şöyle: '1200 yıl önce etkisiz hale getirilmiş ifrit olan Tamaya, bir kolyenin içine hapsedilmiştir. Bu kolye bir polis baskını sonucu ortaya çıkar ve komiser Buket, kolyeyi ele geçirir. Filmde korku dolu dakikalar, bu andan sonra başlar ve ifrit serbest kalır.'AA
Reklam
F35 Savaş Uçaklarının Motor Parçaları Artık Türkiye'de Üretilecek
Kale Grubu şirketlerinden Kale Havacılık ile ABD'li Pratt & Whitney ortaklığıyla İzmir'de kurulan F35 uçak motoru fabrikası bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açılışını yaptığı fabrika, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan F35'lerin kritik motor parçalarını üretecek. Dünyanın en büyük uçak motoru üreticilerinden Amerikalı Pratt & Whitney ile yüzde 51-49 ortaklıkla, temeli üç yıl önce yine Gül tarafından atılan fabrikanın, yaklaşık 75 milyon dolara mal olan 1. etap yatırımı tamamlandı. Ege Serbest Bölgesi'nde 2. ve 3. etap yatırımlarla büyüyecek olan Kale Pratt&Whitney Fabrikası'nda 700-750 kişinin istihdam edilmesi bekleniyor. Yatırımın devreye girmesiyle İzmir ve başka ülkelerde üretilen F35 parçaları, ABD'de montajla motor haline gelecek.teknolojioku
Reklam
Doçent Cinayetinin Sanığı Profesör Tutuklandı
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Celalettin Özdemir'i, bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen Prof. Dr. Ahmet G. tutuklandı. Savcılıkça ifadelerine başvurulan Ahmet G. (53) ile Asuman S. (28) tutuklama talebiyle nöbetçi mahkemeye çıkarıldı. Şüphelilerden Ahmet G. tutuklandı, Asuman S. ise adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı. Boğazında ve vücudunda bıçak izlerine rastlanılan Doç. Dr. Celalettin Özdemir'in cesedi, Alaaddin Keykubat Yerleşkesi'nde Mühendislik Fakültesi dekanlık binasındaki odasında dün bulunmuş, olayla ilgili aynı üniversiteden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet G. gözaltına alınmıştı. Ahmet G'nin, Özdemir'i fakültede şirket elemanı olarak çalışan bir kadın ile ilişkisini öğrendiği için öldürdüğü ileri sürülmüştü. AA
John Lennon'ın Az Bilinen Çizimleri 3 Milyon Dolara Satıldı!
Efsanevi İngiliz şarkıcı John Lennon ‘ın 1960′larda yaptığı ve sergilenecek en geniş koleksiyonu olduğu iddia edilen bazı çizimler ABD’de yaklaşık üç milyon dolara satıldı. The Beatles’ın kurucularından Lennon’ın 1980′de öldürülmeden 20 yıl önce yaptığı çizimler ve bazı şiir denemeleri 35 bin dolarla 200 bin dolar arasında alıcı buldu. Eserler arasında bir de Sherlock Holmes parodisi olduğu öğrenildi. Sergiyi ve açık artırmayı düzenleyen yetkililer bu eserlerin Lennon’ın şu ana kadarki en özel çalışmaları olduğunu, eserlerin üzerindeki espirilerin de 50 yıl sonra da aynı ölçüde komik olduğunu ifade etti. diken.com.tr
Kurmacanın Sevilen 6 Kötü Karakteri
Kurmaca dünyasındaki kötü karakterleri sevmemenin okura verdiği ayrı bir keyif olsa da, bazı karakterler bütün kötülüklerine rağmen okurların kalbinde şefkat uyandırmayı başarır. Bu karakterlerden bazıları hayatları boyunca kötü muamele görmüştür, öbürleri kıskançlıklarına yenik düşmüştür, bazıları ise apaçık çekicidir. Sırları nedir, bilinmez ama bu karakterler, bütün kötülüklerine rağmen okurların sevgisini kazanmayı bir biçimde başarır. Huff Post, okurlar tarafından sevilen 6 kötü karakteri derlemiş… Satan, Kayıp Cennet (Lucifer) Her ne kadar eleştirmenler arasında bu konudaki tartışma sürse de, Milton büyük olasılıkla Satan’ı sempatik bir karakter olarak yazmak istememesini rağmen, bir biçimde bunu başarmış. Hikâyede Satan cennetten kovulur ve okur elinde olmadan onun için üzülür. Hatta o kadar cazibelidir ki okura, beni de arkadaşım cennetten kovup cehennem azabına mahkûm etse ben de bozulurdum, ben de intikam almak isterdim, dedirtebilir. Humbert Humbert, Lolita Hepimiz Humpert Humpert’in yaptığı şeyin kabul edilemez olduğunu biliyoruz. Ancak hikâyeyi bize anlatan kendisi ve bu güven vermeyen birinci kişi, hikâyeyi oldukça ilgi uyandırıcı bir hale getirmeyi başarıyor. Ayni Satan gibi, Humbert da çekici bir karakter ve okur ister istemez Nabokov’a bu kadar utanç verici bir karakteri bu kadar çekici bir hale getirebildiği için saygı duyuyor. Bertha, Jane Eyre Evet, Bertha delice şeyler yapıyor olabilir: Rochester’i yakmaya çalıştı ve sonunda bütün evi kül haline getirdi ama Jean Rhys’in Jane Eyre’e muhteşem yanıtı olan White Sargasso Sea adlı romanı okuduktan sonra bütün bu yaptıklarından dolayı ona kızmak oldukça zor bir hale geliyor. Roman Bertha ve Rochester’in flört ettiği zamanlara gidiyor ve Rochester’i Antoinette’ten daha zalim bir karakter olarak çiziyor. Evlilikleri iradeleri dışında ayarlanıyor ve Rochester’in oldukça kötü bir koca olduğunu görüyoruz. Bertha, Rhys’in kitabında da akli dengesi bozuk bir karakter olarak karşımıza çıkıyor ama bu Rochester’in onu tavan arasına kilitlemesini haklı çıkarmıyor. Raskolnikov, Suç ve Ceza Romanda Raskolnikov çoğunlukla kendi kendisini cezalandırır, ta ki hikâyenin sonunda Sibirya’ya gönderilene kadar. Bir tefeci ve onun kız kardeşini öldürene kadar depresyonda ve yoksul bir hayat süren Raskolnikov neredeyse hiç yemek yemez, eğitimini tamamlayacak parası yoktur ve kendi kendine tefecinin parasını iyiye kullanacağını söylese de aldığı çantasını bir taşın altına saklar. İşlemiş olduğu suçtan dolayı çektiği vicdan azabı ve yakalanma korkusuna dayanamaz. Sonunda polise suçunu itiraf eder ve akli dengesini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Görünen odur ki Raskolnikov gerçek bir “kötü adam” olmak için yaratılmamıştır ve işlediği suç yüzünden kendisine işkence eder. Bu da okurun ister istemez ona acımasına neden olur. Profesör Snape, Harry Potter serisi Snape bütün hikâye boyunca Harry Potter’in hayatını zorlaştırmak için elinden geleni ardına koymaz, ama sonradan öğreniriz ki bunu yapmasının nedeni gençken kendisinin Hogwarts’da kötü muamele görmüş olmasıdır, ayrıca âşık olduğu Harry’nin annesi tarafından reddedilmiştir. Snape, Harry Potter dizisinde ahlaki açıdan en belirsiz karakterlerden biridir, okur bir türlü onun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar veremez. Okurların çoğu Snape Dumbledore’u öldürdüğünde bunu yapmasının iyi bir nedeni olduğunu düşünmüştü ve son kitapta bunun doğru bir varsayım olduğu ortaya çıkmıştı. Cersei Lannister, Buz ve Ateşin Şarkısı dizisi Cersei’nin kotu bir şöhreti var. Evet, ağabeyiyle uygunsuz bir ilişkisi var ve korkunç oğlu Joffrey’e karşı aşırı korumacı. Ancak oğlu ne kadar korkunç olursa olsun, hangi anne korumacı değildir ki? Cersei kadınların ciddiye alınmadığı bir düzende güçlü olmayı arzuluyor ve okur da bunu anlayabiliyor. Ölmüş kocası Robert Baratheon onu sürekli aldatıyordu ve şehrin her yanında farkı kadınlardan çocukları vardı. Carsei sürekli “yeri hatırlatılan” güçlü ve gururlu bir kadın ve bu da kolay bir hayat olmasa gerek. HP | Notosoloji
Reklam