'Gül, Erdoğan ve Eşleri Milli Saraylar'dan Tarihi Eser Talep Etti mi?'
CHP Ankara Milletvekili İzzet Çetin, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e Milli Saraylarla ilgili sorular yöneltti. Çetin, “Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir?” dedi.Çiçek’in yanıtlaması istenen CHP’li Çetin’in soru önergesi şöyle: Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ya da eşi Hayrünnisa Gül tarafından TBMM yönetimindeki Milli Saraylardan Cumhurbaşkanlığında sergilenmek üzere ya da başka amaçla tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edilen tarihi eserler nelerdir? Bunların sayısı nedir? Görev süresi sona ermek üzere olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Milli Saraylara iade edilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bunlar nelerdir ve sayısı nedir? Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından da Milli Saraylardan tarihi eserler talep edilmiş midir? Talep edildi ise hangi eserler istenmiştir? Verilen tarihi eserler iade edilmiş midir? Milli Saraylar tarafından başka kurum ve kuruluşlara verilen tarihi eserler var mıdır? Varsa bu kurumlarca iade edilmeyen tarihi eserlerin sayısı nedir? Ankara-ZETE
Lady Gaga 21 TIR ve 144 Kişilik Ekibiyle Geliyor
Ünlü şarkıcı Lady Gaga, Türkiye'ye 21 tır ve 144 kişilik ekibiyle geliyor.Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, 'Lady Gaga's artRAVE: the ARTPOP Ball' turnesi kapsamında 68 şehirde, 78 performans sergileyecek şarkıcı, 16 Eylül'de İTÜ Stadyumu'nda Türkiye'deki ilk konserini verecek. İstanbul konseri, turnenin Avrupa ayağının da ilk konseri olma özelliği taşıyor. Toplam 21 tır ile İstanbul'a gelecek şarkıcıya sahnede, 14 dansçı ile 5 grup üyesi eşlik edecek. Gaga'nın sahnesi için dev bir bahçe ile 15 dev ağaç, 146 metrelik bir hortumla şişirilecek.Sahnede giydiği renkli kıyafetler içinde 14 gardrop kıyafeti ile gezen Lady Gaga, konserinde yaklaşık 30 saniyede kıyafetlerini değiştiriyor. Lady Gaga, İstanbul konserinde Alejandro, Bad Romance, Poker Face, Born This Way ve son albümünde bulunan G.U.Y gibi ünlü şarkılarını yorumlayacak.CNN Türk
Aylık 20 Liraya 600 Bin e-Kitap
Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Okuma eylemimiz teknolojinin gelişmesiyle farklı şekillere girdi. Dünyanın online kitap devi Amazon yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba erişimi sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. Dünyanın online kitap devi Amazon okuma eylemimizi gittikçe farklı hallere büründürmeye devam ediyor. Amazon, geçtiğimiz hafta yeni bir uygulama başlatarak, aylık 9,99 dolara 600 bin e-kitaba sınırsız erişim sağlayan projesini (Kindle Unlimited) hayata geçirdi. Uygulama sayesinde okurlar, aylık ücretini ödediği sürece 'ödünç' aldığı binlerce kitabı okuma imkânı buluyor. E-kitabın yanı sıra Amazon'un sitesinde yer alan iki bin kadar sesli kitaba da ulaşmayı kolaylaştıran uygulama yayıncılık endüstrisinde büyük bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Hem e-kitaba hem de sesli kitaba ulaşmayı birlikte sağlayan uygulama yazarlardan, yayıncılardan ve okurlardan farklı tepkiler alırken yayıncılık dünyası, bu uygulamanın kitap endüstrine neler getireceğini konuşuyor. Zaman gazetesinden Musa İğrek'in haberine göre E-kitap pazarının yüzde 60'ını elinde bulunduran Amazon'un 'sınırsız okuma' ve 'keşfetme özgürlüğü' olarak adlandırdığı bu yeni uygulamasına, yüksek e-kitap fiyatlarına yumuşatıcı bir etki gibi olarak görülüyor. Uygulamanın okura sunduğu bu olanağın yanı sıra yazarların bu uygulamayla daha fazla okura ulaşacağı düşünülüyor. Amazon'un bu yeni programından faydalanmak için e-kitap okuma cihazına sahip olmak gerekmiyor çünkü akıllı telefon ve tablet uygulamalarından da programa erişim sağlanabiliyor. Şirket şimdilik sadece Amerika'da başlattığı bu projeyi, yakın zamanda dünyanın dört tarafında yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Uygulama, bu alanda hizmet veren diğer şirketler ve Amazon arasında da yeni bir yarışın habercisi. Amazon'un rakip olarak gördüğü Oyster ayda 9,95 dolara 500 bin, Scribd ise ayda 8,95 dolara 400 bin e-kitaba erişim imkânı tanıyor. Sürekli eleştiri konusu olan yüksek e-kitap fiyatlarına karşın bu uygulamaların en mutlu tarafı yüz binlerce kitaba ulaşan okurlar kuşkusuz, fakat yayıncılar ve yazarlar cephesinde çeşitli ihtilaflar var. Ödünç e-kitap pazarı kızışıyor Kindle Unlimited, film (Netflix gibi) ve müzik endüstrisinde (Spotify gibi) yaygın olan ödünç alma yönteminin kitaba uygulanmış hali olarak yorumlanıyor. Yayıncılık dünyasında 'altı büyükler' diye anılan (Penguin ve Random'un birleşmesinden önce), Hachette Book Group, HarperCollins, Macmillan, Simon and Schuster ve Penguin Random House ise bu anlaşmanın dışında kalmayı tercih ederken, ödünç e-kitap pazarı da daha da kızışacağa benziyor. Zira, yayınevlerinin bu tavrı, tüm pazara sahip olan Amazon'a karşı muhalif bir duruş olarak değerlendiriliyor. Uygulamaya yapılan eleştiriler ise her kitaba erişimin olmamasının ve telif hakkı dolmuş yazarların kitaplarının çokluğu. Amazon'un bu yeni programı, bireysel yayıncılık yapan yazarlara dikkati çekti, zira en çok satan e-kitap listelerinin başlarında bu yazarların kitapları yer alıyor. Yayıncılık dünyasında seslerini daha da gür çıkarmaya başlayan bu yazarlar, kitaplarını sadece Amazon'da yayımlamayı kabul ederse programa dahil olabiliyor. Amazon ayrıca başka e-kitap satış platformlarından yazarların kitaplarını çekmesini istiyor, ki bununla diğer e-kitap satış platformlarına (Scribd ve Oyster) bir nevi çelme takmaya çalışıyor. Kişisel yayıncılık yapan yazarlar, küçük bir azınlık gibi gözükse de bu kitlenin e-kitap pazarında önemli bir payı var ve her geçen gün kitlesini çoğaltıyor. Yayın dünyasında demokratik ve özgür bir hareket olarak görülen kişisel yayıncılık, pazarda yüzde 60'lık bir paya sahip olan bu dev karşısında zorlu bir seçim yapmak zorunda. Bu kitlenin Amazon'a biat edip e-kitaplarını tek bir elden satışını yapmaları eleştirilirken, Amazon'un bu politikasının diğer e-kitap ödünç hizmeti veren şirketlere karşı bir yıpratma stratejisi olarak görülüyor. Öyle ki, Amazon'un bu programına katılmayan yazarları kitaplarını satmayarak bir cezalandırmaya gittiğini de söyleyebiliriz.T24
İlk Karavanın Hikayesi: Eccles Karavanları
Karavancılığın hikayesi aslında yüzyıllarca öncesine dayanmakta. Nitekim karavan kelimesinin kökü 'kervan' kelimesinden türemiştir ve bundan uzun yıllar önce at arabaları zamanında da atlarla çekilen karavanlar zaman zaman toprak yollarda boy göstermiştir. Eskiden beri dizayn edilen bu tekerlekli taşıtların günümüze kadar ulaşmasına katkı sağlayan bir şirket olan Eccles ise günümüzde de karavan üretmeye devam ediyor.
Reklam
Oscar'da Nuri Bilge Ceylan'a Karşı Fatih Akın mı Yarışacak?
Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nun Türkiye'nin Oscar adayı gösterilmesinin ardından ilginç bir gelişme oldu. Fatih Akın'ın The Cut filminin de Almanya adına yarışması gündeme geldi. Bu arada 2013'ün Altın Palmiyeli filmi de bu yarışa katılabilir.Oscar yarışını bu yıl Türkiye başlattı. Oscar aday adayı olarak Ceylan’ın Altın Palmiye Ödüllü Kış Uykusu filminin seçilmesi, sinema çevrelerinden olumlu tepkiler alıyor. Her yıl 70’i aşkın ülkenin katıldığı yarışta diğer ülkeler henüz rengini belli etmedi. Peki, Ceylan’ı yarışta neler bekliyor, rakipleri kimler olabilir? Gelin, yakından bakalım... ALTIN PALMİYELER YARIŞIRSA Abdellatif Kechiche’in Altın Palmiye Ödüllü filmi La vie d’Adèle/ Mavi En Sıcak Renktir, bu yıl Nuri Bilge Ceylan’ın rakiplerinden biri olabilir. Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux’nun başrolleri paylaştığı Mavi En Sıcak Renktir, geçen yıl Oscar yarışına katılamamıştı. Zira aday adayı filmlerin en geç Eylül sonuna kadar kendi ülkelerinde gösterime girmesi gerekiyor. Yapımcı firma, filmin Fransa gösterim tarihi olarak 9 Ekim’de direttiğinden, Kechiche’in fırtınalar estiren eseri Oscar yarışına katılamamıştı. Kimi eleştirmenlere göre, Fransa’nın bu yıl şansını Kechiche’le denemesi ihtimal dâhilinde görünüyor. Fransa’nın Mavi En Sıcak Renktir’i aday adayı olarak Akademi’ye sunması durumunda, Oscar için bu yıl Altın Palmiyeli iki film yarışabilir. AKIN, EKİM’E KALDI Fatih Akın da Ceylan’ın olası rakiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Akın’ın uzun süredir merakla beklenen filmi The Cut, Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışacak. Ermeni Soykırımı’ndan sağ kurtulan ve iki kızını aramak üzere yollara düşen bir adamın öyküsünü anlatan filmin, Venedik serüveni Oscar yarışının da başlangıcı olabilir. Filmin sinema çevrelerinden olumlu eleştiriler alması durumunda, Almanya’nın The Cut’ı Oscar aday adayı olarak sunması bekleniyor. Ne ki, filmin Almanya gösterim tarihi şimdilik 16 Ekim olarak belirlendiğinden, Akın’ın yarışma koşullarını sağlayamaması sözkonusu olabilir. Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da birlikte yarıştığı pek çok isimle Oscar serüveninde de karşılaşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Cannes’da Büyük Jüri Ödülü’nü kazanan Xavier Dolan, son dönemde eleştirmenlerin favori yönetmenlerinden biri oldu. “Genç usta” Dolan’ın Mommy filmi, Fransızca olduğundan Kanada Oscar şansını Dolan ile deneyebilir. Keza, Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev Leviathan filmiyle Cannes’da pek çok eleştirmenin favorileri arasında gösteriliyordu. Rusya’nın Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü’nü alan Leviathan’ı Oscar yarışına sunması sinema çevreleri için şaşırtıcı olmayacaktır. DARDENNE FAKTÖRÜ Oscar Ödüllü Fransız aktris Marion Cotillard da bu yıl bir kez daha kırmızı halıda yürüyecek gibi görünüyor. Cotillard, Cannes’da büyük ödülü Ceylan’a kaptıran Dardenne Kardeşler imzalı Deus jours, une nuit/ İki Gün, Bir Gece adlı filmde başrolde yer alıyor. Ödül avcısı Dardenne Kardeşler, daha önce Oscar’a aday gösterilmedi. Belçika’nın İki Gün, Bir Gece’yi yarışa sunması hâlinde, Belçika da yarışın güçlü adaylarından biri olabilir. VE DİĞER ÜLKELER Oscar kazanan tek Latin Amerika ülkesi olan Arjantin’in Relatos salvajes/ Vahşi Öyküler, Bulgaristan’ın Stephan Komandarev imzalı The Judgement/ Hüküm, geçen yıl Oscar yarışına yeninden katılan Ekvator’un Feriado/ Tatil, Yunanistan’ın Little England/ Küçük İngiltere ve Hong Kong’un The Golden Era/ Altın Çağ filmlerini seçmesi hâlinde ödül şansının yüksek olduğu öngörülebilir. Taraf
En İyi 12 Game of Thrones Karakteri
Tyrion Lannister, Tywin ve Joanna Lannister'ın üçüncü ve en genç çocuklarıdır. Cüce olduğu için Küçük Şeytan ya da Yarım Adam olarak da çağrılır. Kitap serisinin önemli POV karakterlerinden biridir. TV dizisinde Peter Dinklage tarafından canlandırılmaktadır.
Reklam
Sokak Sanatçısı INSA'dan 16 GIF-iti Örneği
Rengarenk sokak sanatı işleriyle tanıdığımız INSA, dur durak bilmeyen projelerini artık gif şeklinde yayınlamaya karar vermiş. İyi de etmiş. Capcanlı çizgileriyle gönlümüzde taht kuran sokak sanatçısı, İngiltere'de caddeleri panayıra dönüştürüyor. Desenleri birsüredir bikinileri süsleyen INSA'nın bu hayatta daha başka ne isteyeceğini bilemiyoruz.
The Cut’ın Fragmanı Yayınlandı
Fatih Akın'ın The Cut - Kesik filminin fragmanı yayınlandı.  Çekimleri Ürdün, Küba, Kanada, Malta ve Almanya’da gerçekleştirilen The Cut (Kesik), 1915′de Mardin’de yaşayan 2 çocuk babası bir Ermeni’nin ailesinden koparılmasını ve iki kızına tekrar kavuşma çabasını konu ediniyor. The Cut filminin senaryosu Fatih Akın ve Mardik Martin'e ait. Fatih Akın'ın son filmi The Cut'un başrolünde Cezayir asıllı ünlü oyuncu Tahar Rahim yer alıyor. Rahim'e The Cut filminde Simon Abkarian, Arsinee Khanjian ve George Georgiou'nun yanı sıra Türk oyuncular Akın Gazi, Numan Acar, Korkmaz Arslan gibi isimler de eşlik ediyor.
İstanbul'a Havaray Geliyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yeni projesi Havaray ile trafik büyük ölçüde rahatlayacak. 47.8 kilometrelik 10 ayrı hatta günde 200 bin yolcu taşınabilecek. İstanbul'da toplu taşımada yeni bir dönem başlıyor. Metrobüs , metro , tramvay ve teleferikten sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi ulaşım yatırımlarına Havaray Projesi de (Havada giden tramvay) eklendi. Kısa mesafe olarak 10 ayrı hatta düşünülen sistem, mevcut trafiği ve yolları etkilemeden havadan sefer yapacak. Havaray Projesi'nin etüt çalışmaları için ilk ihaleyse önümüzdeki ay gerçekleşiyor. Raylı sistemi havaya taşıyarak alternatif bir yol ortaya çıkartan İstanbul Havaray Projesi'nin hangi semtlerden geçeceği de büyük oranda belirlendi. Metrobüsle entegre çalışacak Havaray hatlardan 4'ü Anadolu Yakası'nda bulunurken, 4'ü de Avrupa Yakası'nda yapılacak. Sütunlar üzerinde hareket edecek olan havaray , böylece mevcut trafiği ve yolları da etkilemeyecek. Toplu taşımada metro ve metrobüs gibi sistemlerle de entegre olacak havaraylar, kısa mesafeli ulaşımı büyük oranda rahatlatacak. Duraklar arası yolculuk 2 dakika Şu anda minibüslerin ulaşımı sağladığı bölgelere yapılacak havaraylar sonrası minibüslerin kaldırılması gündeme gelmesi bekleniyor. Avrupa ülkelerinin yanı sıra Japonya ve Çin'de de gözde toplu taşıma sistemi olarak kullanılan havarayla günde 40-50 bin yolcu taşınabiliyor. Yüksek kapasiteli olanlar günde 200 bin yolcu kapasitesine ulaşabiliyor. Sistemin duraklar arası yolculuk süresi ise 2 dakika olacak. Kaynak: Sabah
Reklam
Hile Yok Bakış Açısına Göre Sanat Var!
Dünyaca ünlü Fransız sanatçı George Rousse ıssız binalarda yarattığı renkli ve geometrik optik illüzyonlarla adeta büyülüyor. George Rousse’ın çalışmalarını ilk anda anlamak biraz zor gibi görünse de doğru açı yakalandığında eserler karşısında etkilenmemek elde değil. Fotoğraflarını görmek için tıklayın
Tecrübeli Japon Kök Hücre Araştırmacısı İntihar Etti
Japon kök hücre araştırmacısı Yoshiki Sasai intihar etti. Sasai'nin son yayınları araştırma dünyasında çalkantılara yol açmıştı. Bu yıl başında Nature dergisinde yayınlanan iki makalesiyle kök hücre araştırması alanında büyük tartışma yaratan araştırmacı Yoshiki Sasai bugün çalıştığı RIKEN Enstitüsü’nde ölü bulundu. Sasai kolay bir başkalaşım yöntemiyle farklı türdeki hücrelerden kök hücre üretilebileceğine dair ipucu elde etmişti. Japon haber kaynaklarından alınan bilgilere göre Sasai, yüksek prestijli bir enstitü olan Kobe’deki RIKEN Enstitüsü’nün güvenlik görevlileri tarafından kendini asmış olarak bulundu. Yapılan basın açıklamasında 52 yaşındaki Sasai’nin Nature makalelerini birlikte yayına hazırladığı çalışma arkadaşlarına veda mektubu bıraktığı belirtildi ancak mektubun içeriği kamuoyuyla paylaşılmadı. Nature dergisinde yayınlanan makalelerin ardından kök hücre araştırmacıları arasında ciddi tartışmalar yaşanmış ve bu makalelerde elde edilen sonuçlar dünyadaki pek çok laboratuvar tarafından tekrar edilememişti. Süregiden tartışmalar ve yapılan incelemeler sonrasında makalelerin yazarları her iki makaleyi de yayından çekmek zorunda kalmıştı. Bu makalelerde kimi deneylerin yanlış yapıldığı, bazı kısımlarda ise sonuçların çarpıtıldığı ve intihal yapıldığı belirlenmişti. Kök hücre alanında önemli çalışmalara imza atan Sasai’nin son olaylardan olumsuz olarak etkilendiği biliniyordu. Sasai son yıllarda kök hücrelerden laboratuvarda ufak organcıklar geliştirilmesi konusunda ciddi başarılara imza atmıştı. Bugün alınan ölüm haberi başta Japonya ve tüm dünyadaki araştırmacıları yasa boğdu.Sol Portal
Reklam
Vay Be Dedirtecek Altıncı His Teknolojisi
Altıncı His Teknolojisi , dijital bilgiyi kullanarak fiziksel dünyamızı daha zenginleştirmeye yarayan giyilebilir bir teknoloji. Bu teknolojiyi bulan Pranav Mistry, MIT Media Lab ‘da çalışan bir Hintli. Google Glass ile hayatımıza girmeye çalışan giyilebilir teknoloji kavramı, aslında tahminlerimizden öte yeniliklere açık. Google Glass, bize sadece bir gözlük yardımıyla hayatımızı kolaylaştırabilecek bir ürün sunuyor.Altıncı His Teknolojisi sahibi P.Mistry şu düşünceden yola çıkmış: “Yaşantımızdaki günlük objeler ve jestler hakkındaki bilgimiz ve onları kullanma biçimimiz, dijital dünyayla olan etkileşimimize nasıl uyarlanabilir?… Klavye ve fare kullanmak yerine, neden bilgisayarımı fiziksel dünyayla etkileşim kurduğum şekilde kullanamayayım?”Bilgisayarın faresi ile başlayan bu araştırma, kağıtlara aldığımız notları SMS ile göndermeye, 3 boyutlu çizim yapabilen kalemlerden uçak biletini kullanarak Google Maps’de arama yapmaya kadar birçok alana yayılmış.
Antarktika'da Dev Penguenler Yaşıyordu
Antarktika'da yapılan yeni araştırmalar, bir zamanlar boyu 2 metreye ulaşan dev penguen fosillerini ortaya çıkardı. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait yeni ayak ve kanat fosilleri, canlının 115 kilo ağırlığa erişebildiğini gösterdi. Antarktika'nın Güney Amerika'ya en yakın olduğu noktanın açıklarında yer alan Seymour Adası'nda yapılan araştırmalar, bir zamanlar dünyada 'mega penguenler'in yaşadığını gösterdi. New Scientist'in haberine göre, binlerce penguen kemiği bulunduran bölgede yapılan yeni kazılar, bugüne kadar rastlanmış en büyük fosillere ulaşılmasını sağladı. Arjantin'in La Plata Müzesi araştırmacıları tarafından bulunan yeni kemiklerin, geçmişte tanımlanmış olan Palaeeudyptes klekowskii türüne ait olduğu ancak geçmişte bulunan kemiklerden farklı olduğu belirtildi. Yeni kemikler 37-40 milyon yıl önce yaşamış olan penguenin boyunun 2 metreye, ağırlığının ise 115 kiloya kadar ulaşabildiğine işaret etti. Günümüzde yaşayan en büyük penguenler olan İmparator penguenlerin boyu en fazla 1.36 metreye ulaşırken, ağırlıkları 46 kiloya kadar çıkıyor. Palaeeudyptes klekowskii türüne ait geçmişteki en büyük fosiller, nesli tükenen canlının en fazla 1.5 metre boya erişebildiğini göstermişti. Araştırmanın başında yer alan Carolina Acosta Hospitaleche, 'dev penguenin hayatta olduğu dönemin tüm penguen türleri için en iyi zamanlar olduğunu, Antarktika kıyılarında 10-14 türün hep beraber yaşadıklarını' söyledi. Comptes Rendus Palevol dergisinde yayımlanan en son araştırmada, P. klekowskii'ye ait yeni ayak ve kanat kemikleri bugüne kadar türe ait en büyük fosiller olarak kayıtlara geçti. Kemikleri inceleyen ABD'nin Bruce Müzesi'nden Dan Ksepka, 'kemiklerin tanık olduğu en büyük penguen fosilleri olduğunu belirterek, bir zamanlar gerçekten dev penguenlerin yaşadığını' ifade etti. Al Jazeera
Reklam
Tarihteki 9 Dramatik Hata
etiket
Tarihe bakınca insan gerçekten ibret alınacak birçok hikaye görüp, okuyor. Bazıları o kadar net ki ibret almamak mümkün değil. İşte seçtiğimiz 9 tanesi.
Filistinli Genç Bombardımanı Sanata Dönüştürdü
İsrail'in yaklaşık bir aydır devam eden ve en az 1800 kişinin ölümüne neden olan saldırılarında Gazze objektiflere sıkça üzerinden yükselen dumanlarla takılıyordu. Gazzeli sanatçı ve mimar Tevfik Gebril ise fotoğrafları farklı bir gözle görüp patlama anlarını sanata dönüştürmeye karar verdi. Gebril'in sosyal medya aracılığıyla paylaştığı resimlerinde Gazze'den yükselen dumanlar bir yumruğa, bebeğini kucaklayan bir anneye ve ağlayan bir çocuğa dönüşüyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Gebril, 'İsrail'in işgali sonucu toz dumana dönüşmüş binalardan sanat eseri yapmak istedim' diyor ve amacının farklı direniş yöntemleriyle dünyaya seslerini duyurmak olduğunu söylüyor. 'Yaşanan tüm yıkıma karşın diz çökmeyeceğiz' diyen Gebril, Facebook ve Twitter'da birçok kişinin kendisini takip etmeye başladığını ifade ediyor ve büyük destek gördüğünü söylüyor. Hâlâ Gazze'de yaşadığını ifade eden Filistinli genç sanatçı, elektriklerin tamamen kesilmesi nedeniyle bilgisayarını jeneratör aracılığıyla çalıştırıp resimleri yapabildiğini de ifade ediyor. Gebril'in resimlerine karşı çıkanlar da var. Sanatçının Twitter hesabından paylaştığı bir fotoğraf için Neesha isimli Twitter kullanıcısı: 'Orada insanların öldüğünü bile bile bu korkunç dumaın sanata dönüştürülmesi beni üzüyor' diyor. Gebril ise sadece Filistinlilerin acılarını dünyaya farklı bir açıdan duyurmak istediğini yineliyor. Gebril'in bundan sonraki amacı farklı ülkelerde resimlerinin sergisini açabilmek ve Gazze'de yaşanan acıları sanatıyla duyurmaya devam etmek.Enis Şenerdem | BBC Türkçe
Japonya'nın 'Uzay Kuvvetleri' Meteorlarla Savaşacak
Japonya menşeli gazete The Mainichi Shimbun‘un haberine göre; Japonya Hükümeti, Savunma Kuvvetleri’ne dahil edeceği bir “ uzay kuvvetleri ” kuracak. Projenin amacı, “Dünya’nın yörüngesinde dolanan tehlikeli meteorları saptamak ve bu meteorların uydulara çarpmasını engellemek.” Japonya , söz konusu projesi için Amerikan Hükümeti’yle ortak çalışacak. Nitekim projenin başlıca amaçlarından biri de, uzay araştırmaları konusunda iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek. Anlaşmaya göre Japonya, uzay kuvvetlerinden topladığı bilgileri, Amerika ile de paylaşacak. Uzay kuvvetleri ekibi, Japonya Savunma Bakanlığı’nın Hava Kuvvetleri’nden atayacağı personellerden oluşacak. Ekip, ülkenin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve Uzay Keşif Dairesi ile ortak çalışacak. Japonya, uzay kuvvetlerini 2019 yılına yetiştireceğini öngörüyor.teknolojioku
Reklam