onedio
Kuantum İstanbul Üniversitesi'nde Çöktü
Sayılı deneylere ev sahipliği yapan İÜ Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı, sorumlu hocaya ceza verilip kapatıldı. Projeler askıya alındı. Araştırmacılar kapı dışarı edildi.Dünyada ‘düşük sıcaklık-manyetik alan’ deneylerinin yapılabildiği Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte üç laboratuvardan biri olan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı bürokratik kavgaya kurban edilip kapatıldı. 2012 yılında 6 milyon lira harcanarak kurulan, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla gelişen laboratuvarda TÜBİTAK destekli pek çok bilimsel araştırmaya imza atıldı. Laboratuvarda yapılan araştırma ve deney sonuçlarının anlatıldığı makaleler prestijli bilim dergilerinde yayımlandı. Ancak Radikal’den İdris Emen’in haberine göre, çıkan yangın kuantumun çöküşünü hazırladı. Ucuz atlatılan yangın sonrası laboratuvar sorumlusu Doç. Dr. Afif Sıddıki laboratuvarda gerekli iş güvenliğinin sağlanması için İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve projeler destek veren TÜBİTAK’a başvurdu. Ancak kurumların duyarsızlığı nedeniyle sonuç alamadı. Laboratuvarda iş güvenli olmadığını öne süren Sıddıki, 13 Mayıs 2013’te laboratuvar sorumluluğundan istifa etti. Sıddıki, aynı gün sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, laboratuvarda iş güvenliğinin sağlanması için mücadele verdiğini ancak bir sonuç alamadığı için görevini bıraktığını şu sözlerle duyurdu: “Kavga etmekten yoruldum. İki gün sonra 40 yaşıma giriyorum. Evliya olacağım da yok. Bilimdi, lab’dı memleketi artık siz düşünün. Bu kadar pis adamın arasında debelenip durmaktan bıktım. Üstelik hem kendimi hem de bana inananları hayal kırıklığına uğratmaktan da bıktım.” İÜ Fen Fakültesi Dekanlığı, bu sözlerinden dolayı amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle hoca hakkında soruşturma açtı. Soruşturma sonucunda Sıddıki, üç yıl ‘kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına’ çarptırıldı. Sıddıki ve öğrencilerinin laboratuvara girişi engellendi. Soruşturma devam ederken Sıddıki, bilimsel çalışmalarını sürdürebilmek için Almanya’ya gitti. Doç. Dr. Afif Sıddıki, Almanya’dayken üniversite yönetimi laboratuvara girerek zimmetinde olan laboratuvarı çalıştırdı. Bunu duyan Sıddıki hoca da okul yönetimine bir e-mail atarak laboratuvarın kendi sorumluğunda olduğunu ve kendi izni olmadan diğer hocaların laboratuvarda herhangi bir çalışma yapamayacağını dile getirdi. E-mail üzerine Sıddıki Hoca’ya dekanlık tarafından hocaları tehdit ettiği gerekçesiyle ikinci kez soruşturma açıldı. Sıddıki’yi 3 yıl daha ‘kıdem durdurma cezası verildi. Dünyanın ender laboratuvarlarından biri olan Kuantum Teknolojileri Laboratuvarı ise kapatıldı. Laboratuvar kullanılmadığı için TÜBİTAK’ın desteklediği bütün projeler askıya alındı. Projeler askıya alınınca laboratuvarda burslu çalışan 11 öğrencinin bursu kesildi. Atıl durumda olan laboratuvarın çalışma ofisi olarak kullanılacağı öne sürülüyor. Kendisine açılan soruşturmaların hiçbir dayanağı olmadığını söyleyen Doç. Dr. Afif Sıddıki açılan iki ayrı soruşturmada 6 yıl kademe ilerlemesinin durdurulduğunu belirterek şunları söyledi: “Okul yönetimi kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile yetinmedi. Dekanlık okulda yapılan bir fizik konferansı sonra hakkımda bir soruşturma daha açtı. İki kez ceza aldığım için soruşturma dosyam YÖK’e sevk edildi. ‘Kamu görevinden çıkarılmam’ isteniyor. 22 Mayıs’ta YÖK’e savunma verdiğimde soruşturma dosyamda Facebook üzerinden bir ileti paylaştığımı ve iletide, ‘Türk Fizik Derneği bünyesinde düzenlenen parçacık hızlandırıcıları çalıştayı ile ilgili olumsuz görüşler beyan ettiğim’ yazıyordu. Savunma yapabilmek adına yorumun metnini talep etmeme rağmen yazı bana verilmedi. Oysa ben böyle bir ileti paylaşmadım.” Laboratuvarın kapanmasıyla işsiz kaldığı için Antalya’da bir imam hatip lisesinde ücretli öğretmenlik yapmak zorunda kalan doktora sonrası araştırmacısı Metin Kendirik ise şunları söyledi: ‘’O laboratuvarı kendi çabalarımızla kurduk. Laboratuvarda yaptığım çalışmalar sonucunda makalelerim bilim dergilerinde yayımlandı. TÜBİTAK tarafından desteklenen bir projem vardı. Laboratuvar kapanınca o proje askıya alındı. Ben işsiz kaldım, diğer arkadaşlarımın bursu kesildi. Şimdi bir okulda saatliği sekiz liraya ücretli öğretmenlik yapıyorum. Kuantum Araştırma Laboratuvarı da ofis olarak kullanılacak.’’T24
Meryl Streep'li 'The Giver'dan Yeni Fragman
The River (Seçilmiş Kişi), Lois Lowry tarafından 1993 yılında çocuklar için yazılan bir romandır. Roman gelecekte bir toplulukta geçer ve baş kahramanı Jonas adlı 12 yaşındaki erkek bir çocuktur. Kitap üçüncü kişinin gözünden anlatılmaktadır. Zaman, kitapta net olarak belirtilmezken, gelecek zamanda bir toplukta geçtiği anlaşılabilmektedir. Kitabın çoğu Jonas'ın eskiden yaşamakta olduğu toplulukta geçer.Bu topluluk herkesin işinin belli olduğu gelişmiş bir köye benzetilebilir. Bu toplulukta eğitim çok gelişmiştir ve herkes kendi özellikleri ve yetenekleri doğrultusunda iş sahibi olurlar. Lowry'nin eserinden uyarlanan film ise Jonas adlı karakteri merkezine alıyor ve The Giver adlı karakter ile tanışmasını anlatıyor. Oldukça korunaklı , huzur ve güven dolu bir komünde yaşayan karakter, The Giver'ın da desteği ile hayatın gerçek yüzünü, zevklerini ve acısını öğrenmek için adım atıyor. Fantastik öğeler de taşıyan dram filmi The Giver, 15 Ağustos 2014 tarihinde Amerika'da vizyona girecek.
Apple, WWDC'de 2014′ün En İyi Uygulamalarını Seçti
Apple, WWDC’de her yıl düzenli olarak, kendi platformları kullanılarak geliştirilen uygulamaları Apple Design Awards‘la ödüllendiriyor. Apple’ın ender görsel tasarımıyla öne çıkan ve platform imkanlarını en iyi şekilde kullanan 12 uygulamaya verdiği ödüllerin bu yılki sonuçları açıklandı. Apple Design Awards’da uygulamaların fonksiyonelliği ve teknik becerileri kadar, kullanıcı deneyimini zenginleştirecek özellikler de öncelikli kiterler arasında. Apple Design Awards 2014′ün kazananlarını inceleyerek şu sonucu çıkarmak mümkün: Uygulama geliştirmek bir sanattır. Skyguide: Fifth Star Labs tarafından geliştirilen uygulama, adı üstünde bir gökyüzü rehberi denilebilir. Uygulamayı gökyüzüne çevirdiğinizde, yıldızları, gezegenleri, uyduları vs. bulmanızı sağlıyor. Ödülü almasının ardında ise uygulamanın başarılı tasarımının yanında güçlü içeriği var. Gökyüzünün geçmişini, bugününü ve yarınını gösteren arama fonksiyonu, el yapımı illüstrasyonları ve detaylı tarihi bilgiler bu özelliklerden yalnızca bazıları. Day One: Bloom Built’in geliştirdiği Day One, iOS için günlük tutma uygulaması. Gizlilik kilidi, günlük istatistikleri otomatik olarak takip etme, hashtag ve anahtar kelimeler oluşturma gibi özellikleri bulunan uygulamanın temiz bir kullanıcı arayüzü var. Storehouse Visual Storytelling: Storehouse Media imzalı uygulama, kullanıcıların sosyal medyada paylaşmaya hazır bir nevi mizanpajlar hazırlamalarını sağlıyor. Kendi küresel komünitesi de olan Storehouse, kullanıcıların görsel, metin ve videolarını kullanarak hikayelerini paylaşmalarını istiyor. Monument Valley: ustwo Studio’nun oyunu, özellikle Çizen Eller‘le tanınan, fenomen çizer Escher’den esinlenen grafikleriyle dikkat çekiyor. Bir sanat eseri gibi hazırlanan oyunun tasarımında Hint mimarisi, tipografi posterleri ve Brian Eno’nun müzikleri de etkilenilen kaynaklar arasında. Cinemagraph Pro: Flixel Photos’un geliştirdiği uygulama, hayatımıza yeni yeni giren flixel‘leri oluşturmak için profesyonel bir araç. Hareketli ve durağan imajları hibrid bir şekilde kullanmanızı sağlayan bu yeni medyayı yayınlamak ve üzerinde yeni teknikler denemek için oldukça başarılı bir platform. Threes: Sirvo’nun geliştirdiği uygulama yılın hit oyunları arasındaydı. Oyunu incelediğimiz yazımız da burada. Device 6: Simogo tarafından geliştirilen Device 6′in 1960′ların polisiye öykülerinden esinlenen bir oyun kurgusu var. Oyunda bilmeceler, mistik bilim, teknoloji, haritalar ve daha birçok farklı alan harmanlanmış. Blek: Kunabi Brother’ın Blek’i, şekillerle oynanan bir tür bilmece oyunu. Minimaslit tasarımının yanında beynin hem sol hem de sağ tarafını çalıştırdığı iddiasıyla Blek, yine yapımcılarının sanatını konuşturduğu bir oyun. Leo’s Fortune: 1337 and Senri imzelı fantazi oyunu, konsol oyun platformunun en iyi özelliklerini mobile getiriyor. 64 bitlik oyun zengin görselliğiyle dikkat çekiyor. Yahoo News Digest: Yahoo’nun haber uygulaması, kapsamlı ve bir o kadar da kullanıcı dostu arayüzüyle bu ödülü hak etmiş.Farklı kaynaklardan alınan haberler en elzem bilgiyi veren “atom”lar etrafında şekilleniyor. Alıntılar, videolar, görseller, infografikler atomlardan yalnızca bazıları.Teachley Addimal Adventure: Çocuklarda öğrenmeyle ilgili son araştırmalardan yola çıkılarak hazırlanan uygulama bu alanda çalışan öğrenciler tarafından geliştirilmiş. Anaokulu düzeyinden ikinci sınıfa kadar kullanılabilen uygulamada sosyal öğrenme fonksiyonu da mevcut. PanoPerfect: Bu yılın ikinci öğrenci yapımı uygulaması, panoramik iPhone fotoğrafları için bir sosyal ağ.webrazzi
Reklam
Beyaz Perdenin En Çekici 10 Kötü Adamı
Heath Ledger'dan Tom Hiddleston'a,en yakışıklı kötü adamlar.Bayanlara hep soruyorlar 'Anlamıyorum,neden filmdeki kötü karakteri sevdin ki?' Alın size cevabımız,siz o kadar yakışıklı adamı filme kötü diye koyarsanız,bizde kötü adamı daha çok severiz.Açık ve net ^-^
Reklam
Bir Diğer Şarkıyı Hatırlatan 10 Parça
Sanatın diğer tüm dallarında olduğu gibi müzikte de sanatçılar, bir diğer eserden esinlenebiliyor. Mashable’dan Brian Coerber, son yıllarda dinleyecilere bir başka şarkıyı hatırlatabilecek en popüler 10 parçayı seçti. Diken
Dünyamızdan 17 Kat Büyük Dev Gezegen Bulundu
Dünya'dan 560 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızın yörüngesinde yer alan gezegene, Kepler-10c adı verildi. ABD'nin Boston kentinde düzenlenen Amerikan Astronomi Topluluğu toplantısında keşifleri ile ilgili bilgi veren bilim adamları, tıpkı yeryüzü gibi sert bir kabuğa sahip olan gezegenin 'Mega-Dünya' olarak tanımlanan yeni bir gezegen sınıfına ait olduğunu belirtti. Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden Prof. Dimitar Sasselov, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) 2009 yılında uzaya gönderdiği Kepler teleskobu ile keşfedilen Kepler-10c gezegeninin, süper-dünyalardan çok daha büyük olduğu için mega-dünya olarak adlandırıldığını belirtti. Sasselov, Kepler-10c'yi tanımlamak için 'Canavar Dünya' ifadesini kullandı. Kepler-10c'nin 29 bin kilometre olarak hesaplanan çapı, Dünya'nın çapının iki katı büyüklüğünde. Kanarya Adaları'nda bulunan Galileo Teleskobu ile yapılan ölçümler de gezegenin santimetrekarede 7,5 gram özkütleye sahip olduğunu gösterdi. Daha önce Kepler-10c kadar büyük gezegenlerin, kendilerine çok fazla hidrojen çektikleri için gaz devi Jüpiter'e benzeyecekleri sanılıyordu. Gezegenin yörüngesinde olduğu yıldızın, 11 milyar yaşında olduğu, evrenin oluşumunun ilk evrelerinden ve patlayan yıldızların henüz kayalıklı gezegenler oluşturmak için gerekli ağır elementlere sahip olmadığı dönemden geldiği sanılıyor. Sasselov, 'Kepler-10c, kayalıklı gezegenlerin düşündüğümüzden çok daha önce oluştuğunu gösteriyor. Eğer kayalık varsa, o gezegende hayat da olabilir' dedi.teknolojioku
En İyi 100 Türk Filmi Seçiliyor
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik , geride bıraktığı yüzyılda birçok başarılı ve gurur verici yapımı armağan eden Türk sinemasının en iyi 100 filminin halkın oyları ile belirleneceğini bildirdi. Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Türk sinemasının 100. yılının kutlandığını ve bakanlık olarak halkın sinemaya olan ilgisini arttırmayı hedeflediklerini belirtti. Türk sinemasının Fuat Uzkınay tarafından 1914'te çekilen 'Ayestefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı' adlı belgesel ile tarihi yolculuğa başladığını kaydeden Bakan Çelik, 'Geride bıraktığı yüzyılda birçok başarılı ve gurur verici yapımı bizlere armağan eden Türk sinemasının en iyi 100 filmini halkımızın oyu ile belirleyeceğiz' ifadesini kullandı. Son yıllarda Türk sinemasının uluslararası alanda elde ettiği prestijli ödüllerin, katıldığı uluslararası festivallerin geleceğe yönelik umut ve beklentileri daha da yükselttiğini bildiren Çelik, açıklamasında şunları belirtti: 'Akademisyenler, meslek birlikleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından belirlenen 500 film arasından seçilen 300 film halkımızın oyuna sunulacak. 1 Eylül'e kadar sürecek oylamanın sonuçlarını düzenleyeceğimiz özel bir gece ile kamuoyuna duyuracağız. Düzenlenecek gecede seçilen 'En İyi 100 Türk Filmi'ne ait afiş ve görüntüler de bir sergi ile sinemaseverlerle buluşturulacak. Ayrıca her filmden bir kostüm tekrar dikilerek kamuoyunun beğenisine sunulacak ve ardından bu kıyafetler, açılacak 'Ulusal Film Arşivi ve Sinema Müzesi'nde sergilenecek. En iyi 100 filmi belirlemek için 'http://100yil100film.gov.tr/' veya 'http://www.yuzyilyuzfilm.gov.tr/' adresleri ziyaret edilebilecek.'T24
Reklam
Bilimin Geldiği Son Nokta: Bakteriden Portreler Yapmak
Her şeyden portre yapmanın mümkün olduğu günümüzde, bakterileri sanat uğruna kullanan Zachary Copher ile tanışın. Mikrobiyolog Zachary Copfer, lise yıllarında kariyerinin bilimde gizli olduğunu keşfediyor. Bilimin derinliklerinde raks eden Copfer, işinin sanatsal yönünü fark ediyor. Zachary Copher çalışması ile ilgili olarak “Mikroorganizmalarla görünür, insanların hoşuna gidebilecek sanatsal projeler yaratma fikri beni büyülüyor.” diyor. Sanatçı, önce bakterileri bir alana yerleştiriyor, zamanla onların büyüdükçe ve çoğaldıkça bir portreye dönüşmesini sağlıyor. Eğer bu fikir kafanıza yatmadıysa komedyen Stephen Fry’ın portresinin nasıl oluştuğunu izleyebilirsiniz: Play Tuşu
Elektronik Müzik Tutkunlarına Özel 5 Festival
Biletleri satışa çıktığı anda buharlaşan, sadece beş dakikagibi kısa bir sürede elektronik müzik tutkunlarının yoğun ilgisi sayesinde tükeniveren Ultra, Miamı dolaylarında can bulan ve her sene on binlerce kişiyi alana toplayan, aynı gün festival düzenleyen rakiplerine nal toplatan Ultra, görmezden gelinemeyecek bir festival. Dünyanın dört bir yanından gelen ve elektronik müzik severlerinkendilerini gecenin ritmine kaptırmasına yardımcı olmak gibi ulvi bir görevi yerine getiren DJ’lerin efsane performansları unutulacak gibi değil.
Türkiye'de Süryanice Çekilen Uzun Metrajlı İlk Film
Türkiye'de Süryanice çekilen uzun metrajlı ilk film gösterime girdi. ‘Gittiler; sair ve meçhul’ isimli film, Süryani bir ailenin 90'lı yıllardaki göç etmek ile kalmak arasındaki dramını konu ediyor. Hayatlarında daha önce hiç sinemaya gitmemiş Midyat'ın Gülgöze köyünde yaşayan Süryani bir aile de filmin başrol oyuncuları oldu. 90'lı yıllarda Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan çatışmalar nedeniyle göç etmek zorunda kalan Süryanilerin hayatını kadrajına alan yönetmen Kenan Korkmaz’ın filmine plato olarak seçtiği yer Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Gülgöze (Aynvert) köyü oldu. Oyuncuları da Aynvert köyünde yaşayan ve ilk kez kamera karşısına geçen Süryani Akay ailesinin fertleri. Uluslararası Mardin Film Festivali’nde gösterimi yapılan film ‘gitmek ve kalmak’ arasındaki paradoksu dramatize ediyor. Filmdeki bir replik ise, kalan Süryanilerin yalnızlığını vurguluyor: “Biz ölürsek artık toprağın altına koyacak kimsemiz yok.” Sair ve Meçhul1960’lı yıllarda yapılan nüfus sayımlarında vatandaşlara anadillerinin de sorulması ve resmi kayıtlarda Süryanice'nin ‘sair ve meçhul’ başlığı altında yer almasından esinlenen Altın Portakal’lı genç yönetmen Kenan Korkmaz’ın ‘Gittiler Sair ve Meçhul’ isimli filmi, birbirinden bağımsız iki bölümden oluşuyor. 'Sair' bölümünde göç etmeyerek kalan, 'meçhul' bölümünde ise göç eden iki Süryani kardeşin hikâyesi anlatılıyor. Yönetmen Korkmaz’ın bir belgesel çalışması sırasında tanıştığı Akay ailesinin üyelerinin tamamı filminde rol almış. Yönetmen Korkmaz filmin hikayesini şöyle anlatıyor: “Akay ailesiyle tanışmam Süryanilerin ve onların hikâyeleriyle tanış olmama da yol açtı. Hazreti İsa’nın dili Aramice ile aynı olan Süryaniceyi konuşan bu kadim halk hakkında biraz literatür taradığımda bir anlamda film kendini dayattı. Filmin ilk bölümünün oyuncuları da bizzat ‘gitmek ve kalmak’ arasında bocalamış Süryani bir aile oldu.” Korkmaz’ın filmi için kullandığı Midyat’ın Aynvert köyünde bir kaç Süryani aile yaşıyor. Filmde rol alan Akay ailesi de onlardan biri. Daha önce sinemaya bile gitmemişler Filmde göç etmeyerek kalmayı tercih eden kardeşi canlandıran Yuhannun Akay, eşiyle birlikte kamera karşısına geçtiklerinde önce utandıklarını sonra yönetmenin telkinleriyle bu durumu aştıklarını anlatıyor: “Önce oynamak istemedik. Ancak oynamamızı istediği şey saten bizim hayatımızdı ve yaptığımız işlerdi. Biraz yabancılık çektik ancak sonuçta yaptık.” Yuhannun’un filmdeki gibi gerçek hayatta da eşi olan Sonya ise gösterdiği performansla eleştirmenleri bile şaşırtmış. Karakteristik bir yüze sahip olan Sonya olumlu eleştireler nedeniyle utanmış. Filmde oynadığı rol gerçek hayatta yaptıklarıyla aynı: “7 inek, 15 koyun ve 22 keçimiz var. Kaynanam Hanıme ile birlikte bakıyoruz. Ben her sabah beşte uyanıyorum. Hayvanları sağıp ahırı temizledikten sonra çobana veriyorum. Sonra çocukların kahvaltılarını hazırlayıp okula gönderiyorum. Ev temizliği ve yemek yapıncaya kadar akşam oluyor. Hayvanlar gelmiş oluyor o zamana kadar, sağıp ahıra yerleştiriyorum. Bana yine bunları yapacaksın dediklerinde ben de yaptım. Hem işlerimi gördüm hem de filme çektiler.” Filmin Midyat Süryani Dernekleri Federasyonu (SÜDEF) salonundaki gösterimine katılan Akay ailesi daha önce hiç sinemaya gitmemiş. Ekranda kendilerini gördüklerinde şaşıran ve beğenen Yuhannun Akay, bu kadarını beklemediklerini söylüyor: “Hepimiz iyi oynamışız. Daha önce hiç sinemaya gitmemiştik. Hem kendimiz oynadık hem de Süryanice olması çok güzel. Bizim yani Süryanilerin var olduklarını göstermesi anlamında önemli. Bizi olduğumuz gibi anlatmış. Giden Süryanilerin geri dönmelerini çok isterim. Ben ilkokula giderken numaram 137 idi. Oğlumunki 20. İsterim ki torunlarımın numaraları 200-300 olsun.”Abdülkadir Konuksever| Kaynak: Al Jazeera Türk
Reklam
Bir Çocuğa Vurarak Bateri Solosu Çıkarmak
ABD’li perküsyoncu babanın oğlunun sırtına vurarak ritim tutması ve ondan çıkan seslerle solo attığı video görenleri şaşırtıyor. Atticus Avenue isimli amatör rock grubu üyesi baba evde oğluyla çektiği video sonrası sosyal medyada paylaşım rekorları kırmaya başladı. Oğlunun sırtına vurarak tuttuğu ritimlere oğluda ses çıkartarak destek verdiği video sonrası çocuğa hiçbir zarar gelmemiştir denildi.
Metallica'nın Değeri Bir Türlü Bilinmemiş 10 Şarkısı
Metallica denince aklımıza gelen hisler farklı olsa da şarkılar aynı: Enter Sandman, Nothing Else Matters, Master of Puppets, Fade to Black, Seek & Destroy, Sad But True, One... Tabi ki bu şarkılar Metallica'nın en iyi işleri belki ancak bu şarkıların ötesinde, hak ettiği değeri bulamamış şarkılar da var. Çoğuluğu Load, ReLoad ve St. Anger albümlerinde olan bu şarkılardan en önemli on tanesini seçip önünüze koydum efendim.
Reklam
Bruce Lee Yeniden Hayat Buluyor
'Kader Ajanları' filmiyle yönetmenliğe iddialı bir geçiş yapan ve adı belli başlı projelerde anılmasına rağmen son olarak senaryosuna Mark Heyman'ın imza attığı XOXO filmiyle yeniden yönetmen koltuğuna oturmayı planlayan George Nolfi, Bruce Lee'nin hayatını perdeye aktarmaya hazırlanıyor! Lee'nin gençlik dönemine ağırlıkAğrılıklı olarak Bruce Lee'nin gençlik dönemlerine yönelecek olan film; Lee'nin 1965 yılında Çin'in en büyük dövüş sanatları ustası olan Wong Jack Man'le yaptığı efsane dövüşün ardından yaşadığı yükselişin sonrasında odaklanacak! Daha önce Jason Scott Lee tarafından ete kemiğe büründürülen Bruce Lee'nin hayat hikâyesi 'Dragon: The Bruce Lee' filmine de konu olmuştu. Yeni filmde efsane dövüş sanatları ustasını kimin canlandıracağı ise şimdiden merak konusu oldu.Haber Türk
Burdur'da 5 Milyon Yıllık Fosiller Sergilenecek
Kemer ilçesine bağlı Elmacık köyünde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 5 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen fosiller, Burdur Doğa Tarihi Müzesi'nde ziyaretçilerin ilgisine sunulacak. Kemer ilçesine bağlı Elmacık köyünde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 5 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen fosiller, Doğa Tarihi Müzesi'nde ziyaretçilerin ilgisine sunulacak. Burdur kent merkezinde bulunan 19'uncu yüzyıla ait Kavaklı-Rum Kilisesi'nin Doğa Tarihi Müzesi'ne dönüştürülmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2011 yılında restorasyon çalışması başlatıldı. Yaklaşık 2 ay sonra tamamlanması planlanan çalışmalar sonunda açılacak müzede, Elmacık köyünde 2006-2009 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 5 milyon yıl öncesine ait olduğu belirtilen 'Karasal memeli hayvanlara ait fosiller' de sergilenecek. 3 metre 30 santim uzunluğundaki dişler İl Kültür Turizm Müdürü Mehmet Tanır, çalışmaların sürdüğü müzede gazetecilere yaptığı açıklamada, Elmacık'ta gerçekleştirilen kazılarda ortaya çıkarılan fosillerin Burdur için büyük öneme sahip olduğunu söyledi. Tanır, şöyle konuştu: 'Kazılarda 5-10 milyon yaşında olduğu tahmin edilen mastodonlara ait fosiller bulunmuştu. Bu canlılara ait 3 metre 30 santim uzunluğunda savunma dişleri ortaya çıkarılmıştı. Burada bulunan fosiller müzemizde sergilenecek. Ayrıca Çin'de hazırlanan mastodon prototipi, hayvan fosilleri, balık, kuş ve bitkilerle ilgili sergilemeler, jeolojiyle ilgili bilgiler yer alacak. Çocuklar için doğa tarihiyle ilgili bölüm olacak. Müzemizin en önemli özelliği mastodonların savunma dişlerinin de burada sergilenecek olmasıdır. Fillerin atası olan mastodonların canlandırıldığı animasyon da 2 ay içinde tamamlanarak müzemizdeki yerini alacak.' Bu arada Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölüm'ünde bulunan fosillerin müzeye konulması çalışmaları da başladı. Burdur Müzesi Müdürlüğü denetiminde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Berna Alpagut'un bilimsel danışmanlığında ve Yrd. Doç. Dr. Nurfettin Kahraman'ın alan sorumluluğunda 2006-2009 yıllarında Kemer ilçesinin Elmacık köyünde kazı çalışması yapılmıştı. Kazılarda, büyük çoğunluğu filgillere ait olmak üzere gergedangiller, atgiller, otçullar ve kimi kuş türlerine ait kalıntılar ile yumuşakçalara ait bol miktarda kavkı (Yumuşakçaların sert kabuğu) bulunmuştu. Gökmen Yüce / AA
Çikolata Tepeleri
Çikolata Tepeleri Bohol, Filipinler de bulunan sıradışı bir coğrafik oluşumdur. Yaklaşık 1268 koni şekilli aynı boyutlarda tepeler 50 kilometrekare dan fazla yer kaplar. Tepeler yeşil otlarla kaplıdır ve kuru mevsimde kahverengi renk alırlar, bu renkten dolayı çikolata tepeleri olarak adlandırılmışlardır.Çikolata Tepeleri Bohol'un en çok turist çeken mekanlarındandır.Bölgenin doğal zenginliklerinin en önemli sembollerindendir. Filipinler Turizm Bakanlığı'nın turizm listesinde yer alır ve ülkenin 3. Ulusal Coğrafik Anıtı olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir.
Reklam