onedio
Dirk Kuyt'ı Sevmek İçin 11 Neden
Telegraph gazetesi, Fenerbahçe ve Hollanda milli takımının yıldız ismi Dirk Kuyt'ı sevmek için 11 neden sıraladı. İşte madde madde Dirk Kuyt ve neden onu sevmeliyiz?
İstanbul'da Son 10 Yılda Yanan 7 Tarihi Mekân
İstanbul Büyükşehir Belediyesi de 1510'dan 2000'e 648 yangın listelemis ama sonrası kayıtlara geçememiş.Bianet'ten Nilay Vardar son 10 yılda İstanbul'da tarihi binalardaki yangınları derledi. İşte İstanbul'un tarihini kızartan o  yangınlar...
Reklam
Tarihteki 10 Ünlü Casus
CASUSLUK TARİHİNİ BİLEN BİRİNE BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA, HATTA TÜM ZAMANLARDA ADI EN ÇOK ANILAN CASUS KİMDİ DİYE SORARSANIZ BÜYÜK BİR İHTİMALLE MATA HARİ YANITINI ALIRSINIZ. 1876'DA HOLLANDA'DA ORTA SINIF BİR AİLENİN ÇOCUĞU OLARAK DÜNYAYA GELEN ZELLE, RAHİBE OKULUNA GİTTİ VE BİR İSKOÇ KAPTANA ÂŞIK OLUP ONUNLA EVLENDİ. DOĞU HİNT ADALARI'NA KOCASIYLA BİRLİKTE GİDEN ZELLE, DAHA SONRA ONDAN BOŞANDI.
Shingo Matsunuma ve Yaratıcı Eserleri
33 yaşında olan bu kardeşimiz Japonya'da yaşıyor. Yokohama'da. İsmi Shingo Matsunuma. Bu çekik gözlü kardeşimiz Tokyo'da bulunan Tama Sanat Üniversitesi'nde eğitim görmüş. Kendisi, yeni nesil sanat akımlarından biri olan 'Dijital Sanat'ın önemli örneklerini sunuyor bizlere. Steampunk akımının bir neferi olan Shichigoro'nun kalemine sağlık deyip hayatta başarılar dileyerek alkışlarla yerine uğurluyoruz.
Reklam
Bu Hafta 6 Yeni Film Vizyonda
Türkiye sinemalarında bu hafta 5'i gerilim, korku ve dram ağırlıklı, 1'i de komedi türünde olmak üzere 6 film vizyona girecek.'Gece Planı' 'Wendy ve Lucy' ile 'Kestirme Yol' filmlerinden tanınan Kelly Reichardt'ın yönettiği 'Gece Planı' izleyici ile buluşacak. Filmin oyuncu kadrosunda Oscar adayı Jesse Eisenberg ile yetenekli oyuncular Dakota Fanning, Peter Sarsgaard ve Alia Shawkat rol aldı. Gerilim türündeki filmin konusu özetle şöyle: 'Josh, Dena ve akıl hocaları Harmon, izlenen ekolojik politikaya tepkili üç radikal çevrecidir. Çevre duyarlılığını arttırmak adına akıl almaz bir plan yaparlar. Amaçları bir hidroelektrik santralini havaya uçurarak, ekosistemi tehdit eden şirketlere mesaj vermektir. Eylemden sonra herkesin kendi yoluna gitmesi ve sessiz kalması konusunda anlaşırlar. Fakat yaşananlar onları tekrar bir araya getirecek ve hayatlarını kaosa sürükleyecektir.' 'Uçuş 7500' Takashi Shimizu'nun yönettiği ve Leslie Bibb, Jamie Chung, Jerry Ferrara ile Ryan Kwanten'in oynadığı 'Uçuş 7500', haftanın gerilim yüklü bir başka filmi. Filmde, 273 yolcusuyla Los Angeles'tan Tokyo'ya uçan bir uçakta geçen korku dolu anlar izlenebilecek. 'Mezarına Tüküreceğim 2' Jemma Dallender, Joe Absolom, Yavor Baharoff ile Aleksandar Aleksiev'in oynadığı 'Mezarına Tüküreceğim 2', yönetmen Steven R. Monroe'nun, büyük beğeni toplayan 'Mezarına Tüküreceğim'in 2010 versiyonunun devamı niteliğinde bir film. Film, New York City'ye henüz yerleşmiş ve diğer pek çok kadın gibi yaşamını modellikle sürdürmeye çalışan, doğal güzel Katie'nin yaşamını konu alıyor. 'Takip' Robert Pattinson ve Guy Pearce'ın başrollerinde bulunduğu 'Takip', toplumun çöküşünden 10 yıl sonrayı anlatıyor. David Michod'un yönettiği filmin konusu özetle şöyle: '10 yıl süren ekonomik bunalım döneminde her şeyini kaybeden eski bir asker olan Eric (Guy Pierce) artık acımasız ve soğuk bir adam olmuştur. Bu sırada bir çete, yaptıkları soygun sırasında işler kötü gidince yaralı arkadaşları Rey'i (Robert Pattinson) geride bırakıp, Eric'in sahip olduğu son şey olan arabasını çalar. Rey'i yanına alan Eric'in artık hayattaki tek amacı intikamını almaktır.' 'Göz' Mike Flanagan'ın yönettiği ve Karen Gillan, Brenton Thwaites, Katee Sackhoff ile Rory Cochrane'in oynadığı 'Göz', gizemli ve eski bir aynanın etrafında gelişiyor. Yönetmen Mike Flanagan'ın senaryosunu Jeff Howard ile birlikte kaleme aldığı korku türündeki filmde olaylar şöyle gelişiyor: 'Aynanın son sahipleri olan Kaylie ve Tim, ailelerinin ölümleri üzerine ilişkilerini düzeltmeye çalışan iki kardeştir. Kaylie, yaşanan trajediye aynanın neden olduğunu düşünerek, bu olayı çözmeye karar verir. Kaylie olayları araştırmaya başladıkça, tarih kendini tekrarlayacaktır. Kardeşlerin ilişkileri daha da kötüleşir, neyin gerçek olduğunu anlayamaz bir hale gelirler; çünkü onlar da aynanın tutsağı haline gelmişlerdir.' 'Çaylaklar Çetesi' Santi Amodeo'nun yönettiği ve Clara Lago, Andres Iniesta, Quim Gutierrez ile Julian Villagran'ın oynadığı 'Çaylaklar Çetesi', gerilim ve korku yüklü vizyon haftasının tek komedi filmi.
Selim İleri'den Emrah Serbes'e Açık Mektup
Radikal kitap'ın sürekli yazarı Selim İleri, bugün köşesinde, yeni kuşağın gözde yazarı Emrah Serbes'in son romanı Deliduman için bir açık mektup kaleme aldı. Bundan böyle Hürriyet gazetesinin eki olarak basılı yayım hayatını devam ettiren Radikal Kitap ekinin bugünkü sayısında yer alan bir yazı, edebiyat dünyası için az bulunur bir örnek oluşturacak gibi duruyor. Radikal kitap'ın sürekli yazarı Selim İleri, bugün köşesinde, yeni kuşağın gözde yazarı Emrah Serbes'in son romanı Deliduman için bir açık mektup kaleme aldı. 'Sevgili Emrah Serbes...' diye başlayan ve mektup olarak kaleme alınan köşe yazısında 'önemli bir roman' dediği Deliduman için Selim İleri 'Bütün kıskançlığımla başarınızı tekrar kutlamak zorundayım...' yazdı. İşte Selim İleri'nin bugünkü Radikal Kitap'taki o yazısından çarpıcı bir bölüm: BİLMEM BAŞKA YAZARLARDA DA OLUYOR MU? 'Bilmem başka yazarlarda da oluyor mu, olmuş, olagelmiş mi; yaşlılığın eşiğinde yeni bir yazar adına pek tahammül kalmıyor. Bilinçaltı mı, üstü mü, bilinçdışı mı, onu da bilmiyorum, ama yeni bir yazar, yeni yazarın yeni bir eseri hiç mi hiç hoşa gitmiyor. Yani bende böyle oluyor. (...) belli etmemeye çalışarak susuyordum. Bir zaman geçti; daha önce sizi hiç okumadığım, Deliduman’ın kapağını açmadığım halde, sizi apar topar fasafiso bir yazar yaparak, ama Emrah Serbes adını anmayarak; elli yıla yaklaşan yazarlık yaşamım boyunca, öyle birçok genç yazarın, yazar adayının görünüp parlayıp, sönüp gittiğini –bütün kötücüllüğümle- söylemekten kendimi alamadım. PİŞMANLIK, GİZLİ BİR UTANÇ Sonrasını, -Çiğdem’in şişmanlığını gizleyen Çağlar’ı yazdığınıza göre- siz elbette biliyorsunuz: Pişmanlık, gizli bir utanç. Altmış beş yaşımda hâlâ şişkin egomla pastanelerde akıl yürütmelerim... Eve üzgün döndüm o akşam, gizli utanç sürdü. Ertesi gün Deliduman ’ı Kadıköy’de bir kitapçıdan aldırttım. Daha ilk sayfada diliniz, anlatımınız, bu yeni zamandan seçtiğiniz ve kendinize özgü kıldığınız sözcükleriniz elbette etkiledi. Ne var ki, bu kez de aklımda Cumhuriyet Kitap’ın kapağına çıkmanız, Eray Ak’ın sizin romanınız için yazdığı güzel yazı burgu gibiydi. NE ÇABUK BEĞENİLDİ DE KAPAK OLDU... Ne çabuk, ne çabuk! diyordum kendi kendime, ne çabuk kapak, ne çabuk beğeniliş!.. Tabii, okumayı sürdürüyordum. O harikulâde, yarışmaya hazırlanış bölümünüze kaptırmış gitmiştim bile. Merkez Terzi Orhan, Markofoni’den alınan mavi gömlek, KİPA Alışveriş Merkezi; hele sonradan, değişen değerlere bir keder gibi çakacağınız Fatih Kundura iç dünyamda belirdikçe beliriyordu. Küçük kentle kasaba arası bir yerde hiç yaşamadım. Bununla birlikte oraların dünyası hep çekici geldi. Sizi okurken, uzun yıllar önce yazdığım bir senaryoyu, Kırık Bir Aşk Hikâyesi ’ni hatırlıyordum, Ömer Kavur’la çalıştığım, tam da siz yaşta olduğum o günleri, Ayvalık’taki çekimi, küçük yerlerin yürek yakıcı şiirini. O gece Deliduman ’dan elli altmış sayfa okudum. Edebiyatımızın ve hayatımızın değişen çehresini alımlıyordum. Hissediyordum ki, hem okulun bahçe duvarında, hem plajı gören kaldırımda ‘abuk subuk’ palmiyelerle güzelleştirilmek istenmiş Kıyıdere’den bütün memlekete, her şeyin, geçmişin, eskilerden beri sürgit Amerikanlaşmanın, en son teknik yeniliklerle eski ve bize özgü içlenişlerin tümüne açılacaktınız... Nitekim Çiğdem birdenbire –“Kızkardeşim dana gibi şişko!”- şişman haliyle, üstelik doksan sekizinci sayfada karşımıza çıkınca, yaşadığımız bu acıklı gülünçlü yurda, tıpkı Çiğdem’e duyulmuş sevgiyle yaklaştığınızı apaçık ayırt ettim. DELİDUMAN ÖNEMLİ BİR ROMAN Bugün cumartesi. Deliduman ’ın on beşinci bölümündeyim. Dayanamayıp bir şeyler yazmak istedim. Sonra bıraktığım yerden okumaya devam edeceğim. Deliduman önemli bir roman. Şunu söylemek istiyorum: Deliduman bugünün romanı, şimdinin. Şimdinin öyküsünü, romanını yazmak, bence hayli zor; hiçbir şey, hiçbir olgu yerli yerine oturmamış, hiçbir şeyin ödeşmesi yapılmamış... Siz bu çetinceviz sorunu yenmişsiniz ve Deliduman ’la bir dönüm noktası oluşturmuşsunuz. ‘Genç’ bir romanın artık var olduğunu kanıtlıyorsunuz. Dilerim yolunuz hep böyle açık olsun. TÜM KISANÇLIĞIMLA BAŞARINIZI KUTLAMAK ZORUNDAYIM Not: Bana imzalayıp gönderdiğiniz Deliduman yeni geçti elime. Teşekkür ederim. Onu saklayacağım. On beşinci bölümden sonrasını bendeki kitaptan okudum; bugün pazar, az önce bitti Deliduman . Yaşadığımız şizoid ortam!.. Bütün kıskançlığımla başarınızı tekrar kutlamak zorundayım...gazetecileronline
Reklam
Balık Avlayan Eros Mozaiği Bulundu
Adana’nın Yumurtalık ilçesinde arka kısmı balık kuyruğu olan at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş ikinci mozaik bulundu. Yunan mitolojisinde ‘Hippocampus’ adı verilen, yarısı balık yarısı at olan hayvan üzerine balık avlayan Eros mozaiğinin dünyada bir benzerinin olmadığı belirtiliyor. Ören Mahallesi’ndeki denize sıfır noktada üç yıl önce varlığı fark edilen mozaik kalıntılarının bulunduğu bölgede Adana Müze Müdürlüğü arkeologları tarafından kazı çalışması başlatıldı. Geçen yıl yapılan kazılarda yaklaşık 10 metrekare civarında at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş mozaik bulundu. Aşk tanrıçası Eros’un mozaiklerinin 3 metre uzağında devam eden kazı çalışmaları sırasında 6 metrekare civarında yine Eros'u simgeleyen ve at üstünde balık avlayan Eros figürü tasvir edilmiş ikinci mozaik bulundu. Yaklaşık 2 yıl önce de ilçenin farklı bölgesinde çıkarılan 36 metrekarelik aşk tanrıçası Eros’u tasvir eden figürlere rastlanılmıştı. Antik Roma döneminde zengin bir tüccara ait olduğu tahmin edilen bu mozaikler üzeri kapatılarak koruma altına alınmıştı. Adana Valisi Mustafa Büyük, ilçeye yaptığı ziyaret kapsamında yeni bulunan mozaikler hakkında arkeologlardan bilgi aldı. Vali Büyük, 'Bu bölgede çıkarılan mozaikler beni heyecanlandırdı. Anlaşılıyor ki bu bölgeye ilginin zamanla daha da artacağını düşünüyorum. Bu sahanın tarihte çok önemli bir yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. Roma döneminden bize kalan bu mirası en güzel şekilde ortaya çıkarıp çalışmalarımızı sürdüreceğiz' dedi.Milliyet
2014'ün Şu Ana Kadar En Çok Satan 10 Albümü
İnternet çıktı, mertlik bozuldu. Eskiden sevgilisine veya hoşlandığı kişiye kaset çeken aşıklardan eser kalmadı. Traktor'den mixtape yapmak varken kim kaset çeksin ki? Kimse sevdiği grubun albümü çıktığı gün soluğu müzik marketlerde almıyor artık. Napster, Torrent, blog'lar, Audiogalaxy ve adını unuttuğumuz yüzlerce platform sayesinde insanlar korsan müziğe sadece bir tık uzaklıkta. 'Sanata ve sanatçıya destek' lafta kalıyor, orijinal albüm alan insanların soyu tükeniyor mirim. Plak tutkunları, internetin icadından haberi olmayanlar ve hala CD/Kaset satın alan romantik azınlığı bu dediklerimizin dışında tutuyoruz tabii ki. Hala orijinal CD/Kaset/Plak alanlar sayesinde hesabı yapılabilen En Çok Satan Albümler Listesi, 2014 versiyonuyla karşımızda. Daha henüz yıl bitmemesine rağmen 2014'ün şu ana kadarki en çok satan albümlerinin listesi gelmiştir. Sizce kim birinci? Biz hile yapıyoruz ve Official Charts Company'nin hazırladığı listeye bakarak sıralamayı söylüyoruz. Ghost Stories'le Mayıs ayından beri 375.000 adet satış rakamına ulaşan Coldplay, 2014'ün şimdilik birincisi konumunda. İngiliz grubu 329.000 adet satan Paolo Nutini - Caustic Love izliyor. Arctic Monkeys, AM'le 2013'ten 2014'e uzanmayı başarıyor ve listenin 10. sırasında kendine yer buluyor. Devamı ise şöyle; 1 – Coldplay, 'Ghost Stories' 2 – Paolo Nutini, 'Caustic Love' 3 – Ellie Goulding, 'Halcyon' 4 – Paloma Faith, 'A Perfect Contradiction' 5 – Sam Smith, 'In The Lonely Hour' 6 – Pharrell Williams, 'Girl' 7 – Bastille, 'Bad Blood' 8 – London Grammar, 'If You Wait' 9 – Beyoncé, 'Beyoncé' 10 – Arctic Monkeys, 'AM'Play Tuşu
Reklam
Tarihe Kimyasal Sıkmışlar
En büyük mezarlıklardan biri olan Selçuklu Mezarlığı’nda yapılan restorasyonun önceden hazırlanmış bir projesinin olmadığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bizzat ilgilenip sık sık ziyaretler yaptığı Bitlis’teki Eski Ahlat Şehri kazılarındaki tarihi alanda kazı başkanı Recai Karahan tarafından başlatılan restorasyon işlerinin “önceden hazırlanmış kapsamlı bir proje olmadan başlatıldığı” ortaya çıktı.  UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde de yer alan tarihi Selçuklu Mezarlığı’nda yapılan çalışmalarda, taşların “ileri yıllarda zarar verme olasılığı bulunan” Amonyum Bikarbonat (AB 57) kimyasalı kullanılarak temizlendiği de belirlendi. Oysa, ilgili yasa ve yönetmeliklere göre, herhangi bir kazıda ortaya çıkan eserlerin restorasyon işlemlerinin yapılabilmesi için önceden kapsamlı bir projenin hazırlanması şart. Aksi halde işlem yapanların Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’na göre 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaları gerekiyor. Bitlis Ahlat’taki Selçuklu Meydanlık Mezarlığı’nda uzun sürenin ardından 2005 yılında tekrar başlanan kazılar, 2006 yılından itibaren Doç. Dr. Nakış Karamağaralı başkanlığında devam etmişti. Ancak Doç. Dr. Karamağaralı ve ekibi 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kazılardan el çektirilmiş ve Karamağaralı’nın yerine “asıl uzmanlık alanı halı, kilim ve eski kumaş desenleri tasarımı” olarak bilinen Prof. Dr. Recai Karahan getirilmişti. Karahan da 2011’den bu yana Selçuklu Meydanlık Mezarlığı’nda “restorasyon” adı altında çalışmalar yürütüyor. Ancak yürütülen restorasyon çalışmalarının önceden hazırlanmış bir planının bulunmadığı, eski kazı ekibinde yer alan Alp Oğuz Turan’ın bakanlığa ve Van Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne “Bilgi Edinme Yasası” kapsamında yazdığı resmi yazılarla ortaya çıktı. Bilgi var, proje yok Alp Oğuz Turan, Karahan’ın daha önce medyaya yaptığı, mezarlıkta “mekanik ve kimyasal müdahalelerin” restorasyon kapsamında yapıldığına ilişkin açıklamaları üzerine, geçen şubat ayında, Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne yazılı başvuru yaparak, söz konusu çalışmalar için daha önceden bir proje yapılıp yapılmadığını ve kullanılan kimyasalların mezar taşları üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerinin ne olacağını sordu. Kuruldan Turan’a gelen yanıtta, konuyla ilgili olarak 15 Ağustos 2013 tarihinde kurulca toplantı yapıldığı belirtilerek şöyle denildi: “Kazı başkanlığının mezar taşlarındaki likenlerin temizlik çalışmasında uygulamış olduğu AB 57 kimyasal yönteminin ileriki yıllarda mezar taşlarına nasıl bir zarar vereceğinin bilinmemesi, eğer kimyasal yöntemler ile temizlik çalışması yapılacaksa bunun teknik raporlar ile desteklenmesi gerektiğine; İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Müdürlüğü’nün kazı başkanlığına sunmuş olduğu yazı doğrultusunda, mezar taşlarındaki likenlerin temizlik çalışmasında uygulamanın mekanik olarak yapılmasına (saf su, diş fırçası, tırnak fırçası vs.), ayrıca düşen ve düşmekte olan mezar taşlarının özgün biçimine göre yeniden düzenlenmesinin uygun olacağına karar verildi.” ‘Kazı başkanına sor’ Turan’a veilen yanıtta daha önceden projenin sunulup sunulmadığı konusunda bilgi yer almadı. Turan, gelen yanıt üzerine, yeniden Van Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne yazı yazdı. Gelen yanıtın “sorduğu sorulara yanıt olmadığını”ve yine yanıtta “AB 57 adlı kimyasalın kazı başkanlığına önerildiğinin anlaşıldığını ancak ‘şimdilik uygun bulunmadığının’ belirtildiğini” dile getirerek, aynı soruları yöneltti. Turan’ın dilekçesine ilgili makamlardan bir kez daha aynı yanıt gelince, Turan genel müdürlüğe bir yazı daha yazarak, kurulun sözünü ettiği toplantıya Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Işık Aksulu, üyeler Doç. Dr. Osman Aytekin ve Cüneyt Caner Güldal’ın katılmadıklarının anlaşıldığını vurgulayarak, toplantıya konu iş için, işin uzmanı olmayan kurul üyelerince karar alınamayacağına dikkat çekti; sorularını yine yineledi. Turan’a bu kez de genel müdürlükten, “Sorularınızı Eski Ahlat Şehri Kazı Başkanlığı’na sorunuz” yanıtı geldi. Bir bölgede yapılan kazılarda ortaya çıkan eserlerin restorasyon işlemlerinin yapılabilmesi için önceden kapsamlı bir projenin hazırlanması şartı bulunuyor. Aksi halde işlem yapanların 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası’na göre 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaları gerekiyor. Selda Güneysu | Cumhuriyet
Reklam
Kardeş Türküler ve Sezen Aksu'dan Bol Mesajlı Konser
Kardeş Türküler topluluğu, dün geceki özel konserinde Sezen Aksu ile Ara Dinkjian’ı konuk etti. Kardeş Türküler’in solistleri, konserin başında, Soma’ya ve Lice’ye selam gönderdi. Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Zazaca, Çerkesçe ve Arapça şarkılar ve türküler seslendiren topluluğa, konuk sanatçı Ara Dinkjian da ilk bölümün ortalarında sahneye çıkarak uduyla eşlik etti. Konserin ilk yarısı 1 saat sürdü ve 22.30′da sona erdi. Konserin ikinci yarısının başında, seyirciler “Sık bakalım, sık bakalım, biber gazı sık bakalım / Kaskını çıkar, copunu bırak / Delikanlı kim bakalım” şeklinde slogan attı. Ardından, sahneye Kardeş Türküler ile birlikte Sezen Aksu da çıktı. Sezen Aksu, ilk olarak “Yeniliğe Doğru” adlı şarkısını seslendirdi. Arkasından, Kardeş Türküler ile birlikte sevilen şarkılarını söyledi. Seyircilerle zaman zaman sohbet eden, zaman zaman da espriler yapan Sezen Aksu, “Biz son derece özgürlükçü, demokratik, baskıcı olmayan bir ortamda değil miyiz? Herkes başkalarının yaşam alanına saygı göstermeli” dedi. Sanatçı, konser sırasında kıvrak müzikler eşliğinde dans da etti. Sezen Aksu, “Bu da gelir, bu da geçer” türküsünü söyledikten sonra da, “Kaç asırlık zulme dayanan Alevi kardeşlerime selam olsun” dedi. Konserde, Suzan Kardeş de sahneye çıkarak sevilen bir kaç şarkısını seslendirdi. Gecenin sonunda, Sezen Aksu, Ara Dinkjian ve Kardeş Türküler topluluğu uzun süre alkışlandı. Konseri, HDP Milletvekili Sebahat Tuncel izledi.  DHA
Reklam