Yanlışlıkla Çıkan 7 İcat
Tarih tekerrürden, bilim tesadüften ibarettir. Peki hiç yanlışlıkla ortaya çıkan icatları merak ettiniz mi ? Bilim, hayatımızın kolaylaşması açısından olmazsa olmazlardan bir tanesidir. İnsanlığa yapılan katkılar ve sorunlar karşısında sunulan çözümler hep daha iyi ve güzel bir yaşam amaçlanarak tasarlanmaya çalışılmaktadır. Ama kimi zaman bilim insanlığın yararına değil zararına da çalışabiliyor. PENİSİLİN İCADI Bir bilim adamı olan Sir Alexander Fleming , aslında penisilini bulduğu sırada ironik bir şekilde hastalıkları iyileştirecek mucizevi bir ilaç arıyordu. İşin garip tarafı ise Fleming’in bu ilacı deneylerini bir kenara attıktan sonra ortaya çıkmış olması. 1928 yılında Fleming bir gün attığı kirli bir Petri kabının içerisinde etrafındaki tüm bakterileri çözebilen bir küfün oluştuğunu görür. Bu küfü kendisi üretmeye kalktığında da Fleming küfün içerisinde frengiden bademcik iltihabına kadar pek çok hastalığı yok eden antibiyotik olan penisilini keşfeder. COCA COLA İCADI 1880 yılında Atlanta’da yaşayan eczacı John Pemberton, o zamanlarda “ Pemberton’ın Fransız Şarap Kokası ” adını verdiği ve şaraptan yapılma bir şurup ile koka özünün karışımından oluşan ilacı satıyordu. Bu ilaç baş ağrıları ve sinirsel hastalıklar karşısında oldukça etkiliydi. 1885 yılında ise Atlanta’da alkol satışı yasaklandı ve Pemberton’da tamamen koka tabanlı bir şurup hazırlayarak bunu karbonatlı su ile karıştırıp gazoz niyetine içmeye başlar. Sonuç ise her güne ve koşula ayak uydurabilen Coca Cola ortaya çıkar. Fakat günümüzdeki Coca Cola ‘nın o zamanlar ile arasında büyük dağlar var. PARÇA ÇİKOLATALI KURABİYE İCADI Tool House Inn’in sahibi Ruth Wakefield ‘in tek amacı sadece daha fazla çikolatalı kurabiye üretmekti. 1930 yılında Wakefield birkaç kurabiyeyi birleştirirken bir baktı ki düzenli olarak kullandığı çikolatadan kalmaz. O da bakkallardan satılan sıradan bir çikolatayı küçük parçalara ayırdı ve kurabiye hamurunun içine attı. Beklentisi çikolatanın eriyip hamura karışayacağı yönündeydi ama ortaya çok daha güzel bir sonuç çıkarak parça çikolatalı kurabiye meydana geldi. X IŞINLARI İCADI Her ne kadar X ışınları oluşturulamayan bir madde olsa da 1895 yılında Alman fizikçi Wilheim Roentgen , yaptığı bir deney sonucunda bu madde ile tanışır. Katot ışınları ile yaptığı rutin bir deney sırasında floresan özellikli bir kartın odanın diğer ucunda parladığını farkeder. Katot yayıcı ile radyasyonlu kartın arasında kalın bir ekran yerleştiren Roentgen, ışık partiküllerinin katı cisimlerin içinden geçebildiğini fark eder. Bunun sonucunda ise doğan röntgen cihazı da ilk olarak karısının elini çeken fizikçi cihaza kendi soyadını verir. KALP PİLİ İCADI John Hopps bir elektrik mühendisi olarak çalışırken, hipotermi yani vücut ısısının düşmesi sorununa karşılık bir araştırma içerisindeydi. Araştırmalarda vücut ısısını geri kazanabilmek için radyo dalgalarının ışınları kullanılıyordu. Deneyler esnasında kalbin sıcaklık düşüşü nedeni ile durması halinde onu yapay bir uyarı ile tekrardan çalıştırılabileceğini fark etti. Böylece 1951 yılında kalp pili icat edilmiş oldu. ANESTEZİ İCADI Anestezinin tam olarak kim tarafından bulunduğu henüz bilinmiyor fakat illa ki birilerine teşekkür etmek gerekiliyorsa o zaman o isimler Crawford Long , Wiliam Morton, Charles Jackson ve Horace Wells olacaktır. 1800′lü yıllarda ether ya da nitröz oksit karıştırılmış maddeler eğlence ve rahatlama amacı ile düzenlenen partilerde kullanılmaktaydı. 1884 yılında Horace Wells’in de katıldığı bir partide adamın birisi gülme gazının etkisindeyken bacağının kesildiğini fark eder. Lakin adam o sırada hiçbir acı hissetmezken, bu farkındalıktan sonra Wells bileşimi dişini çekerken kullanır. İşte o andan sonra anestezi Wells, Morton ve Jackson tarafından dişçilik işlerinde kullanılmaya başlanır. Crawford Long ise bu maddeyi ufak ameliyatlarda kullanmaya başlarken patlar gider. DONDURMA KÜLAHI İCADI Yıllar boyu tabaklarda sunulan dondurmalar 1904 yılında Dünya Fuarı’nda külahlara geçiş yapıldı. Fuarındaki bir dondurmacı oldukça yoğun iş yaparken yanındaki Waffle satıcısı sinek avlıyordu. Dondurmacının yoğun işi yüzünden bir süre sonra tabaklar tükendi. Bunun üzerine iki satıcı bir araya gelerek dondurmaları huni şekilde getirip, Waffle’ın üzerine koyarak satmaya başlar. Ardından dondurma külahı olarak tarihe geçmiş olur.
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Su Altında Fotoğraf Çekme İpuçları
Sosyal medyayı aktif kullanan insanlar tatil fotoğraflarını paylaşmaktan keyif alıyor. Öyle ki artık insanlar, arkadaşlarının tatil karelerini sosyal medyada anlık olarak takip edebiliyor. Bu yıl tatil fotoğraflarının en trend pozu ise su altında video ya da fotoğraf çekmek. Su altında fotoğraf çekmenin riskleri nedeniyle güzel karelerden mahrum kalanlar için Mobilcadde uzman ekibi, en iyi su altı pozları için önemli ipuçlarını listeledi.Aktif sosyal medya kullanımı ile birlikte tatilde fotoğraf çekmek ayrı anlam taşıyor. Sosyal medyanın etkisiyle de insanlar en iyi tatil pozunu yakalamak için çabalıyor. Bu noktada denize ya da havuzda çekilen fotoğraflar ön plana çıkıyor. İnsanların yanından ayırmadığı akıllı telefonları, tatilde deniz, fotoğraf ve sosyal medyada üçgenini birleştiriyor. Peki su altında fotoğraf çekmek için su geçirmez cep telefonuna sahip olmak şart mı? Elbetteki hayır. Suya dayanıklı olmayan telefonlarla ya da fotoğraf makineleriyle en ilginç su altı pozlarını yakalamak mümkün.Telefonunuzu su geçirmez kılıfa emanet edinDalış yaparken, yüzerken , suyun altında bir kare yakalarken su geçirmez kılıf sayesinde telefonunuzla rahatça fotoğraf veya video çekebilirsiniz. Bunun için telefonu su geçirmez kılıf içerisine yerleştirip, klipsli kısımları sıkıca kapatmak gerekiyor. Titremeyen çekimler için kılıf askısı kullanınSu altında telefona basınç uygulanacağı için, çekimleri kontrol etmek zorlaşacaktır. Titremeyen çekimler için isteğe göre boyun askısı ya da kol bandı kısmı yardımıyla cihazınızı suyun altında yanınızda taşıyabilirsiniz. Bu sayede hem telefonu doğabilecek risklere karşı korur, hem de bulanık olmayan kareler yakalarsınız. Ayrıca her telefon ile uyumlu su geçirmez kılıflar boşluklu olacağından fotoğraf çekimleri netliğinde sıkıntı yaşabilirsiniz. Telefon modelinize özel su geçirmez kılıfı seçerseniz en verimli sonucu alırsınız.Çekimleri beş dakikalık aralarla yapınSuyun altında kılıfın buhar alma ihtimali yüksek olduğu için, 5 dakikadan fazla su altında bulundurmanız hem fotoğrafların bulanık çıkmasına hem de herhangi bir su sızıntısına sebep olabilir. O nedenle çekimleri beşer dakikalık aralarla yapmak daha sağlıklı olacaktır.Su geçirmez cep telefonu kılıfları, en ilginç su altı pozları için yardıma koşuyor. Dünyaca bilinen Griffin markası iPhone 5 için özel tasarladığı su geçirmez kılıfı ile mükemmel kareler yakalamanıza imkan sunuyor. Yüksek miktarlarda mali değeri bulunan telefonları bu tarz korumalar olmadan riske atılmamalıdır. Su geçirmez özelliğe sahip bir telefon dahi, uzun süre su altında kalmaktan kaynaklı sorunlar çıkabileceğini belirten mobilcadde, bu tür riskli kullanımlarda dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Telefonunuz su geçirmez olsun ya da olmasın, bu kılıflar sayesinde gönül rahatlığıyla su altı fotoğraf ve videoları çekebilirsiniz.
Leonard Cohen'den Yeni Şarkı: 'Almost Like The Blues'
Bu sene 80. yaş gününü kutlayacak olan Kanadalı sanatçı Leonard Cohen, yeni albümünü 23 Eylül’de Sony Music etiketiyle yayımlayacağını duyurmuştu. Leonard Cohen’in 13. stüdyo albümü olma özelliği taşıyan albüm “Popular Problems” ismiyle yayımlanacak. Albümün yapımcılığını, daha önce de beraber çalıştığı Patrick Leonard üstleniyor.Albümden “Almost Like The Blues” isimli şarkı geçtiğimiz dinleyicilerin beğenisine sunuldu.Albümün şarkı listesi ise;SlowAlmost Like The BluesSamson In New OrleansA StreetDid I Ever Love YouMy Oh MyNevermindBorn In ChainsYou Got Me SingingSüper Karga
Can Yücel'in Mezar Taşı Yeniden Yapılıyor
2011 yılında tahrip edilen Datça'daki şair Can Yücel'in anıt mezarı yeniden yapılıyor. Mezar taşında gün batımında ışıktan bir çocuk belirecekHeykeltıraş Mehmet Aksoy , 14 yıl sonra bir kez daha şair Can Yücel 'in mezar taşını yapmak üzere harekete geçti. Datça'da, Elbruz Denge Atölyesi'nde heykeltıraş İclal Marmarisli ve ressam Ebru Demirkıran ile birlikte çalışan usta heykeltıraş Mehmet Aksoy, bir önceki mezar taşının benzerini yapmak için çalışmaya başladı. İki mermer bloktan oluşan mezar taşı, daha önce olduğu gibi yeni doğacak bir bebeğin hayatla olan bağlantısını anlatıyor. Doğan Haber Ajansı'nda yer alan habere göre, sutaşı adı verilen ilk blok, 110 santimetre uzunluğunda, 40 santimetre eninde ve 40 santimetre kalınlığında bir mermer blok ve üzerinde su kanalından oluşuyor. Sutaşının üzerinde duracak olan can taşı ise kübik bir mermer ve 158 santimetre boyunda, 40 santimetre kalınlığında ve 40 santimetre eninde bir mermer bloktan meydana geliyor. Heykeltıraş Mehmet Aksoy, çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğini söyledi. En geç bir hafta on gün içersinde mezar taşının yerine konulabilecek duruma geleceğini belirten Aksoy, 'Bu heykeli, Can Yücel'in anısına, şiirine, sanatına saygıdan dolayı yapıyoruz. Onun şair kişiliğini anlatan bir mezar taşı yapmak istedim' dedi. Daha önce yaptığı mezar taşında, bir can taşı, bir de sutaşı bulunduğunu ifade eden Aksoy, 'Sutaşı hayatı, can taşı da insanın içindeki canı, çocuğu anlatıyordu. Bence kaç yaşında olursa olsun Can Yücel naif bir çocuk gibiydi. Sevgi doluydu. Yalansız yaşadı ve en büyük düsturu da oydu. Olduğu gibi yaşadı. Kimseye rol yapmadı. Düşündüğünü de özgürce söyleyebildi. Şairlik yanı da, hayatıyla birleşmiş gibiydi. Her eylemi bir şiir gibi olmaya başlamıştı. Böyle bir insanın mezar taşını yaparken de o anlamda bir şey olmasını istedik' dedi. Yeni heykelin, ilkinden çok farklı olmadığını belirten Aksoy, 'Burada, bir kürenin içinden, bir ışıktan çocuk çıkarmaya çalıştık. O çocuğa ışıktan bir hayat vermek istedik. Çocuğun göbek bağı da hayata, suya bağlı ve oradan besleniyor. Hepimiz hayattan besleniyoruz. Mermerin bir özeliği var. Belli bir incelikten sonra, ışığı içinden geçirebilir. Mermerin o özeliğini kullandık. Gün batımında güneş heykelin arkasına geldiğinde, ışıktan çocuk ortaya çıkacak' diye konuştu. 2011 yılında Can Yücel'in mezarına yapılan saldırının üzüntü verici olduğuna değinen Aksoy, 'O zamanlar, 'İnsanlık Anıtı' da yıkılmıştı, Başbakanın emriyle. Ucube demişti. Aslında sanata ve sanatçıya verilen kıymetin bir göstergesiydi bu. Türkiye aslında bu görünen yerde değil. Türkiye çok daha ileride. Heykelde, resimde, müzikte bu böyle. Taliban görüntüsünde bir memleket değil. Maalesef görüntümüz bu hale geldi' dedi. İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasından sonra Türkiye'nin dört bir yanından benzer saldırıların arttığını hatırlatan Aksoy, 'İnsanlar da heveslendi. Başbakan'a yalakalık için saldırıya başladılar. Bir sürü şehirde heykeller kaldırıldı. Datça'da ise Can Yücel'in mezarı tahrip edildi. AKP'li oldukları ortaya çıktı ama delil yetersizliğinden serbest kaldılar. Mezarlıklar bizim için mukaddestir ve ölümle hayatın barıştığı bir yerdir. Mezarlıkta bir mezar taşı paramparça edildi. Ve adam ondan sonra tebrikleri kabul etti. Biz böyle bir anlayışa karşı yeniden bir heykel yapıyoruz. Bu heykel bir daha kırılsa, bir daha yapma arzusundayız. İnsanlar fikirlerini özgürce söyleyebilmelidir. Bu heykel de bir fikirdir. Hayatla insanın bağlantısını anlatıyor. Şarap içenler, gelip şarap döküyormuş mezara. Onu engelleyin, gelip mezarı niye tahrip ediyorsunuz' diye konuştu. Türkiye'de insanların ölüleriyle bir şeyleri paylaşmalarının çok eskiye dayalı bir gelenek olduğunu sözlerine ekleyen Aksoy, 'İnsanlar, ölüleriyle bir şeyleri paylaşırlar. Su dökerler, yiyecek bırakılar. Bu çok eski bir gelenektir. Datça'nın özgür düşünen insanları var ve bir sürü fikrin yan yana yaşadığı bir yerde bunun olması kötü. Sonradan öğreniyoruz ki, bunlar Datçalı değil, dışarıdan gelen insanlar. Datça'da bir hoşgörü ortamı var. Farklı insanlar, çelişkiler yan yana yaşar ve hiçbir zaman şiddet içermez' dedi. Can Yücel'in Datça Belediye Mezarlığı'ndaki anıt mezarı 19 Ağustos 2011 yılında saldırıya uğrayıp, tahrip edildi. Olayın ardından 22 yaşındaki Ş.K. ile 72 yaşındaki amcası T.K. gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmeyen amca ve yeğen hakkında Datça Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'İbadethanelere ve mezarlıklara zarar vermek' suçundan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Tutuksuz yargılanan amca-yeğen beraat etti. Kararın ardından Güler Yücel , önce eşinin mezarının onarılmasına karşı çıktı, sonra kabul etti.T24
Reklam
Lawrence, Tarantino'nun 'The Hateful Eight' Filminde Rol Alabilir
Jennifer Lawrence, Tarantino’nun yeni western projesi “The Hateful Eight”te yer alabilir “Açlık Oyunları”yla tanınan Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence’ın Quentin Tarantino’nun yeni filmi “The Hateful Eight”te rol alma ihtimali konuşuluyor. Collider’ın haberine göre yıldız oyuncuyla görüşmeler sürüyor. Tarantino’nun çekip çekmeyeceği uzun süre tartışıldıktan sonra yakın zamanda gerçekleşeceği netleşen projesi “The Hateful Eight”, 19.yy’da tutsakların naklini Wyoming eyaletinden geçerek gerçekleştiren ödül avcılarının hikayesini anlatıyor. Lawrence’ın hangi rol için konuşulduğu henüz bilinmiyor. Collider’ın haberine göre Lawrence’ın adı yalnızca Tarantino’nun çalışmak istediği oyuncular listesinde geçmiyor, görüşmeler aktif olarak devam ediyor. “The Hateful Eight”in senaryosunun taslağı Ocak ayında internete sızmış ve ünlü yönetmeni kızdırmıştı. Tarantino bu olay üzerine projenin iptalini gündeme getirse de, şimdi filmin çalışmaları ilerliyor gibi görünüyor ve 2015 yılında vizyona girmesi bekleniyor. Nisan ayında Los Angeles’ta senaryonun okuması yapıldığında, ana kadın karakterler Daisy ve Six Horse Judy’nin bölümleri Tarantino’nun bir önceki filmi “Zincirsiz”de de yer alan Amber Tamblyn ve “Kill Bill” de dahil yönetmenin birçok filminde çalışan başarılı aktris ve dublör Zoe Bell tarafından okunmuştu. Senaryoya yeni kadın karakterler eklenmiş veya Lawrence bu ikiliden birinin yerini almış olabilir. Filmde rol alacağı konuşulan diğer isimler ise Bruce Dern, Kurt Russell, Michael Madsen, James Remar, Walton Goggins ve Samuel L Jackson. Milliyet Sanat
Reklam
Teoman Tarafından Yeniden Seslendirilmiş 10 Şarkı
Türk rock müziğinin başarılı isimlerinden biri olan Teoman, müzik yaşantısına 10 stüdyo albümü ile birlikte birçok derleme ve remix albüm çalışmaları da sığdırmıştır. Bu albümlerinden bazılarında da hepimizin bildiği bazı eski şarkıları yeniden yorumlamıştır. Şarkılar orijinal halini tutar mı bilinmez. Fakat Teoman'ın sesinden dinlemek de başka güzel. İşte o şarkılardan bazıları...
Tüm Zamanların En İyi Gitar Riff'i Seçildi
BBC Radyo dinleyenleri ve ünlü plak şirketlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Tüm Zamanların En İyi Gitar Riff’leri anketinde birinciliği, Britanya’lı rock grubu Led Zeppelin’in Whole Lotta Love parçası aldı. ABD’li rock grubu Guns N’ Roses’ın Sweet Child O’Mine parçasının ikinci sırada yer aldığı ankette, Deep Purple’ın Smoke On The Water‘ı da üçüncü oldu. 100 rock parçasının karşılaştırıldığı ankette birinci olan Led Zeppelin grubunun gitaristi Jimmy Page, “Anket sonuçları karşısında sevinçten darmadağın oldum” dedi. Plak şirketi yapmıcısı Steve Levine ise “Whole Lotta Love parçası 20’inci yüzyılın en iyi gitar riff’lerine sahip. Parçanın sadece iki notasını duymanız, şarkının tümünü anlamınız için yeterli” yorumunu yaptı. » Led Zeppelin/ Whole Lotta Love » Guns ‘N’ Roses/ Sweet Child O’Mine » AC/DC/ Back in Back » Deep Purple/ Smoke On The Water » Derek and The Dominoes/ Layla » The Smiths/ How Soon is Now » Status Quo/ Down Down » Dire Straits/ Money For Nothing » The Kinks/ You Really Got Me » Pink Floyd/ Money Taraf
Reklam
Sibirya Üzerinde Esrarengiz Çizgiler
Sibirya'da ortaya çıkan dev çukurların ardından, şimdi de nasıl ortaya çıktığı bilinmeyen dev çizgiler keşfedildi. NASA, çizgilerin Sibirya'ya özgü jeolojik yapıdan kaynaklandığını düşünüyor. 'Dünyanın sonu' anlamına gelen Yamal bölgesinde keşfedilen esrarengiz çukurların ardından, yine Sibirya'da yer alan yüzlerce kilometre uzunluğundaki çizgilere açıklama getirildi. Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) görülebilen çizikler, Sibirya'nın Kulunda steplerinde yer alıyor. Kuzey Yarımküre'de 52'nci paralelde yer alan çizik şeklindeki yapılar, NASA Dünya Gözlemevi'ne fotoğraf gönderen uydular tarafından görüntülendi. Haziran 2014'te çekilen fotoğrafta, karenin başından sonuna uzayan çizgilerin 300 km'lik bir alanı kapladığı belirtildi. NASA'nın Houston'daki Johnson Uzay Merkezi'ndeki bilim insanları, çiziklerin Sibirya'nın jeolojisinden kaynaklandığını düşünüyor. Bilim insanları, tektonik kuvvetlerin etkisiyle toprakta daha derinlere gömülen kayaların, az ağaçlı arazide uzunlamasına vadiler oluşturduğunu belirtti. Kayalar, arazi seviyesinden daha derine gömüldüğü için kuş bakışı açıdan çizik benzeri bir görünüm oluşturuyor. Çizgilerin 2003 kışında UUİ astronotları tarafından çekilen fotoğrafında, vadide yer alan bitki örtüsü daha belirgin olarak görülüyor. Fotoğrafın sol kısmında, Kulunda’da noktalar halinde yayılmış tuz göllerinden biri olan Gorkoye'de koyu yeşil renkli bitki örtüsüyle çevreleniyor. Rusya'nın buğday merkezi Livescience internet sitesinin haberine göre, Ruslar gölleri çamurlu sularında tedavi olma ümidiyle ziyaret ediyor. Ancak önemli bir buğday kaynağı olan Kulunda bölgesi, tarım potansiyeliyle Almanya'nın da ilgisini çekmiş durumda. Almanya Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, 2013 yılında bölgede araştırma yapılması için 4.2 milyon bütçe ayırdı. 20'inci yüzyılda fazlasıyla erozyona uğrayan bölgede tarım için önemli yatırım yapılması gerekiyor. Martin Luther Halle-Wittenberg Üniversitesi'nden Profesör Manfred Frühauf'a göre, Kulunda steplerindeki çiftçilerin çoğu etnik Almanlardan oluşuyor. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Enerji Tüketimini Minimuma İndiren "Soner Sarıkabadayı" Dans Stiline İlişkin 15 Şey
Tüm dünyanın gözü Soner Sarıkabadayı'nın üzerinde. Kendi keşfi olan, enerji tüketimini asgariye indiren, nefes nefese kalmayı, terlemeyi, sahnede yorulmayı, klip çekimlerinde sürekli ara vermeyi engelleyen bu yeni stil şimdiden pop yıldızlarının ilgi odağı oldu. Yakında Madonna, Taylor Swift, Beyonce, Justin Timberlake gibi ünlüleri 'Soner Style' dans ederken görürsek şaşırmayalım. İşte Soner Sarıkabadayı dansının ana hatları.
Omurga Cerrahisinde Dünyanın İlk 3D Baskılı Omurgası Kullanıldı
İlk defa Çin’de cerrahlar, genç bir hastaya kanserde kaybetti kemiğinin yerine yapay, 3D-baskılı omur nakli yaptı.Son beş saatlik bir operasyon boyunca, Pekin’de ki Peking Üniversitesi Hastanesinde cerrahlar Minghao adında 12 yaşındaki kanser hastası çocuğun ikinci omurunda bulunan tümörü çıkardı ve 3D-baskı ile oluşturulmuş omur ile değiştirmeyi başardı.Bilim ve teknoloji adına sevindirici olan bu haber, gelecek yıllarda 3D Baskı cihazlarının hayatımızda bir hayli yer alacağını kanıtlar nitelikte.
Reklam
Tezer Özlü Okumak İçin 8 Sebep
Tezer Özlü... ''Türk edebiyatının gamlı prensesi.'' ''Dişi Oğuz Atay'' olarak da anılan yazarın, 42 yıllık kısa yaşamında yazmış olduğu az sayıda kitap bulunmaktadır.
Reklam