Altın Portakal Yönetiminden 'Özür ve Uzlaşı' Çağrısı
Cuma günü başlayacak 51’inci Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden 6 ayrı ödül kategorisinden 11 jüri üyesinin istifası, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin festivalden çekilme kararı ve çeşitli sinema platformlarının aldığı boykot kararına, dün akşam saatlerinde yenisi eklendi.BELGESELCİLER ÖZÜR VE ÖZELEŞTİRİ İSTEDİFestivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisinde yer alan 15 belgeselin 13’ünün yönetmeni, Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etti. Açıklamada belgeselciler, filmlerinin Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmediklerini, festivallerin bağımsızlık ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olması gerektiği belirtildi.FESTİVAL KOMİTESİNDEN YANITBelgeselcilerin, dün saat 20.00 sıralarında ’51’inci Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali Komitesi ve Kamuoyuna’ başlığı altında yaptığı açıklamaya, festival komitesi sabah saatlerinde karşılık verdi. ’Kamuoyuna önemli duyuru’ başlığıyla yapılan açıklama, uzlaşı çağrısıyla başladı. Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeselinin Ulusal Belgesel Film Yarışması’ndan çıkartılmasıyla başlayan sürece ilişkin net ifadelerin yer aldığı açıklamada şu sözler yer aldı:'Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100’üncü yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.''BİZ DE SORUMLUYUZ'Sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını açıklayan Festival Komitesi 'Sansür kabul edilemez' diyerek devam ettiği açıklamasında çok kısa sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdiklerini ve hiç beklemedikleri bir krizle karşılaştıklarını dile getirdi. 'Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz' denilerek, beklenen özür bir şekilde dile getirildi. Açıklama şöyle devam etti:'Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.'SİNEMA BAYRAMI OLSUNHülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi adına yapılan açıklama, 'Hepimizin ve sinemamızın ortak çıkarı, bir tartışmaya tüm festivali kurban etmemektir. Karşılıklı suçlamalar ve ithamlar yerine, konuşup tartışarak çözemeyeceğimiz bir konu ve sorun olmadığı inancındayız. Meselenin tüm taraflarını 51. Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz' ifadeleriyle sona erdi.Emre BAYLAN/ ANTALYA, DHA
Dünyada Tanınmalarını Sağlayan Yapımları ile 28 Ünlü Yönetmen
Geleceğe Dönüş Zemeckis ilk kez seksenli yıllarda çektiği Geleceğe Dönüş filmleri ile ismini duyurdu. 1994 yılında yönettiği Forrest Gump filmi ile En İyi Yönetmen Oscarını aldı, film ayrıca en iyi film ve en iyi senaryo da dahil olmak üzere toplam altı oscar ödülünün sahibi oldu.
Tony Bennett ve Lady Gaga 'Yanak Yanağa' Rekor Kırdı
Tony Bennett Duets II albümünde, Lady Gaga ile stüdyoya giren ve müzik dünyasının kült şarkılarını seslendiren ikili, müzik piyasalarını altüst etti. 85 yaşındaki Bennett, son albümünde düet yapmak için Lady Gaga’ya teklif götürmüş ve ardından “ Lady Gaga, bu ülkenin Picassosu’dur. O, Elvis Presley’i bile geçecek” diyerek, birçok kişiyi hayrete düşürmüş, sosyal medyadan Bennett’ın artık bunadığını söyleyenler bile olmuştu. Genç kadın, bu sözlere karşılık “Altı ay önce müziği bırakma noktasına gelmiş, bezmiştim. Tony hayatımı kurtardı” demişti. İkilinin birlikte seslendirdikleri klasik parçalar Cheek to Cheek, Anything Goes ve Let’s Face The Music And Dance’den oluşan albüm, raflara konduğu ilk haftasında 131 bin kopya satarak, bir rekora imza atmış oldu. Bu aynı zamanda Tony Bennett’ın, 63 yıllık müzik kariyeri için de bir rekor oldu. REUTERS&Taraf
Hz. Fatıma’nın Sandukası Kurtuldu!
Topkapı Sarayında’ki Kutsal Emanetler arasında yer alan Hz. Fatıma’nın sandukasının Irak’a hediye edileceği haberi asparagas çıktı.Alevilere kırmızı fişleme sorusu yanıtsız!Hz. Muhammed’in kızı ve Hz. Ali’nin eşi Hz. Fatıma’ya ait Topkapı Sarayı’nda bulunan sandukanın, Kerbela’daki İmam Hüseyin Müzesi’ne gönderileceği bilgisi şubat ayında basına yansımıştı. Ancak CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın önergesine gönderilen gecikmeli yanıtta, Bağdat Büyükelçisi’nin ziyareti sonrasında Kerbela’daki Hazreti Hüseyin Müzesi Müdürlüğünün web sitesinde yanlış anlamaya yol açan mesaj konulduğu, daha sonra özür dilenerek bu mesajın kaldırıldığı bildirildi.Bağdat Büyükelçisi Kerbela’yı ziyaret ettiCHP’li Umut Oran, şubat ayında iddianın gündeme gelmesi üzerine konuyu TBMM’ye taşımış ve dönemin Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir soru önergesi yöneltmişti. Oran önergesinde, “Hz. Muhammed’in kızı ve Hz. Ali’nin eşi Hz. Fatıma’ya ait Topkapı Sarayı’nda bulunan sandukanın, Kerbela’daki İmam Hüseyin Müzesi’ne gönderileceği açıklandı. Topkapı Sarayı’ndaki Has Oda’da bulunan Mukaddes Emanetler Dairesi’nde 16’ncı yüzyıldan 20’nci yüzyılın ilk yarısına kadar toplanan Kutsal Emanetler arasında yer alan sandukanın, Irak’la hükümetiniz döneminde gerilen ilişkilerin yumuşaması amacıyla bu ülkeye göndereceğiniz belirtilmektedir” demişti.Bu önergeye Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler imzasıyla hazırlanan yanıt gecikmeli olarak TBMM’ye gönderilirken konunun Irak’taki müze müdürünün yanlış anlamasından kaynaklandığı belirtildi. Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’nin 12-13 Şubat 2014 tarihlerinde Irak’ın Necef ve Kerbela vilayetlerine gerçekleştirdiği gezi sırasında diğer temaslarını yanı sıra Kerbela’daki Hazreti Hüseyin Müzesi Müdürü ile de görüşüldüğü belirtilen yanıtta, “Görüşme sırasında müzede Hazreti Fatıma’nın sandukasının bir replikasının bulunduğu ve sandukanın aslının geçici bir süre müzede sergilenmesinden memnuniyet duyacaklarını belirten müze yetkililerine, bu talebin ilgili makamlarımıza iletileceği yanıtı verilmiştir” denildi.Hz. Hüseyin Müze Müdürü özür dilediBu görüşme sonrasında müzenin internet sitesinde Bağdat Büyükelçisine atıfla, sandukanın Hazreti Hüseyin Müzesine verileceği yönünde açıklamaya yer verildiği görülmesi üzerine büyükelçiliğin müze yönetiminden açıklama istediği ifade edilen yanıtta, “Müze Müdürü kendi bilgisi dışında gerçekleştiğini ­ileri sürdüğü bu hatadan dolayı Büyükelçiliğimizden özür dilemiş, içeriği basına da aksettirilen söz konusu haber metninin derhal müzenin internet sitesinden kaldırıldığı bilgisini vermiştir” denildi. Yanıtta ayrıca, Hz. Fatıma’nın Sandukasının eserinin kendi ülkelerinde sergilenmesi hakkında Türkiye’ye iletilmiş herhangi bir talebin de olmadığı vurgulandı.Alevilere kırmızı fişleme sorusu yanıtsız!Oran’ın önergesinde yer alan ve kamu personeli alımında kırmızı, mavi, yeşil kodlarla fişleme ayrımcılığı yapıldığı ve kırmızıyla fişlenen Alevilerin işe alınmadığı iddiasına ilişkin şu sorular ise yanıtsız bırakıldı:- İlk aşamada KPSS’ye giren, sonra da sözlü sınava alınan adayların eşitlikçi, adil ve tarafsız bir tutumla değerlendirilmesi gerekirken, kırmızı, mavi, yeşil renklerle işaretlenerek daha sözlü sınav bile yapılmadan memuriyete alınmaması yönündeki uygulama hangi tarihten itibaren uygulanmaktadır?- Ulusal basında yer alan bir listeye göre bir şahıs “Kürt asıllı Muşlu olması”, bir başkası “Gaziosmanpaşa’da oturan bir Alevi vatandaşımız olması”, bir diğeri “babasının adının Ali Haydar olması”, bir başkası ise “ulusalcı olması” gerekçesiyle kırmızı listeye alınmış ve memuriyetten men edilmiştir. Vatandaşları etnik tabiyetlerine ve siyasal inanışlarına göre ayrımcılığa maruz bırakan bu uygulamaya karşı Başbakanlık tarafından adli veya idari soruşturma başlatılmış mıdır, bu soruşturmanın sonucu ne olmuştur?- Kırmızı fişlerde yer aldığı biçimiyle “Kürt asıllı”, “Alevi” “babasının adı Ali Haydar” veya “ulusalcı” olmak kamu çalışanı olmaya engel midir?- Söz konusu fişleri kim düzenledi, isim ve görevleri nedir? Bu fişleri düzenleyen kamu görevlilerine herhangi bir idari ceza verildi mi?- Kamu memuriyetine alımlarında etnik köken, dini veya siyasal inanışa bağlı ayrımcılık yapılmasının önüne geçmek için hükümetiniz tarafından alınan önlemler nelerdir?- Bu fişleme uygulaması, tam da kurulması düşünülen Ayrımcılıkla Mücadele Kurulu’nun görev alanına girmiyor mu? 11 yıllık iktidarınız döneminde kamu bürokrasisinde bu tür ayrımcılığa niçin halen son verilebilmiş değil?
Reklam
Nobel Tıp Ödülü Sahiplerini Buldu
ABD'li John O'Keefe ile Norveçli araştırmacı çift May-Britt ve Edvard Moser, bu yıl Nobel Tıp Ödülü'nü paylaştı. Bilim insanları beyinde dâhili navigasyon sistemi işlevi gören hücreler keşfetmiş, sözkonusu hücrelerin yön tayininde önemli rol oynadığı kanıtlanmıştı. Nobel Tıp Ödülü'nün bu yıl 870 milyon euro değerinde olduğu belirtildi. 2014 Nobel ödüllerini kazananlar, bu hafta içinde duyuruluyor. Yarın fizik, çarşamba günü kimya, merakla beklenen barış ödülünün sahibi ise cuma günü açıklanacak.Haftaya pazartesi günü ekonomi ödülünün sahibi belli olacak. Edebiyat ödülünün açıklanacağı gün henüz kesinleşmedi. Gözlemciler bu alandaki ödülün sahibinin geleneklere uyularak perşembe günü belli olmasını bekliyor.Nobel Ödülleri, Alfred Nobel'in ölüm tarihi olan 10 Aralık'ta törenle sahiplerine sunulacak.  Nobel tıp ödülüne geçen yıl insan hücrelerindeki temel taşıma işleminin veziküller (kesecikler) yardımıyla gerçekleştirildiğini saptayan Alman Thomas Südhof ile Amerikalı meslektaşları James E. Rothman ve Randy W. Schekman layık görülmüştü.Deutsche Welle Türkçe
Yüz Sanatına Farklı Bir Açıdan Baktıran 11 Muhteşem Eser
Alexander Khokhlov ve Veronica Ershova yaratıcı projeler için bir araya gelmiş iki sanatçı yapmış oldukları çalışmalar ile her kesimin ilgi odağı olmayı başarmış ve dikkat çekmişlerdir.Sıradışı fikirlerini ortak çalışmalarıyla cesur bir biçimde ele almayı başarmaları belkide başarılarının en önemli sıralarından biri.Garip Güzellik üzerinde duran sanatçılar çalışmalarında modellerin yüzlerine 2D makyaj yaparak çalışıyor ve çok ilginç görüntüler elde ediyorlar.2013 yılında yeni bir çalışmaya başlayan ikili fotoğrafçılık ve filoloji bir araya getirerek bu tabloları tamamlamışlardır. Bu Tablo Hikayeler serisinde minimalist bir yaklaşım izlemişlerdir aynı zamanda.İşte çalışmalarından bir kaç örnek;
Reklam
Altın Portakal'da Sansür ve Otosansür Tartışması Sürüyor
Altın Portakal’daki belgesel yarışmasından çıkarılan “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı film küfürlü bir İngilizce altyazının çıkarılmasıyla yeniden yarışmaya alındı. Belgesel Sinemacılar Birliği “Sansür kadar sansür baskısıyla oluşan otosansüre karşı da daha güçlü kararlılık” gerektiğini açıkladı. Birlik, benzer uygulamalara davetiye çıkarmamak adına festivalden çekildi.Reyan Tuvi’nin yönettiği ve Gezi Direnişi belgeseli “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek”in yarışma seçkisinden çıkarılmasıyla büyük bir kriz yaşayan 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali, filmin yeniden yarışmaya alınmasıyla çöküşün eşiğinden döndü.Ancak, Altın Portakal yönetiminden yapılan açıklamada, belgeselin “yeniden gönderilen versiyonunun yapılan değerlendirmesi sonucunda” yarışmaya davet edildiğinin belirtilmesi, kafalarda soru işaretleri uyandırdı.Tuvi’nin filminin, “bir İngilizce altyazının kaldırılması” sonucunda festivalde yarışabileceği öğrenildi.Yönetmen Reyan Tuvi ise, twitter hesabından yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi:“Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’, 51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Belgesel Yarışması’nda yarışacak. Bir haftaya yakın süredir devam etmekte olan ve sinema sektöründe topyekûn çok önemsediğim bir tartışma başlatan bu durum, filmin İngilizce altyazısındaki bir küfür çevirisini kaldırmamla sora erdi. Belgeselimiz, İstanbul Film Festivali ve diğer festivallerde izleyici ile buluştuğu haliyle, kurgusuna dokunulmadan Antalya izleyicisi ile buluşacak. Sokaklarda, duvarlardan küfürleri boyayarak silen ve “küfürle değil, inatla diren” diyen kadınları selamlıyorum. Bana destek veren, yanımda duran herkese, içtenlikle teşekkür ederim.”Ceren Çıplak/Cumhuriyet
Optik İllüzyon ile Görünmezlik!
“Görünmezlik” pek çok bilim kurgu öğesine ilham olmuştur: casus filmleri, bilgisayar oyunları ve çizgi filmler gibi. University of Rochester’dan araştırmacılar tam olarak görünmezliğin sırrını keşfetmeseler de optik illüzyonlar sayesinde benzeri bir sistem elde etmeyi başardılar.Basitçe anlatmak gerekirse, normal lenslerden bir düzenek kuran bilim adamları iki lens arasına girin cisimlere giden ışık dalgalarını büküp cismin etrafından dolaşmasını sağlayarak cismi “arka plan görünmesine rağmen” görünmez kılmayı başardılar. Elbette bu hal sadece lenslerin içinden bakarken geçerli.Videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.
Reklam
Bu Kitabı Okuyan 500 Bin Dolar Kazanabilir
500 bin dolar ödüllü kitap 'Endgame', dünyayla aynı anda yarın Türkiye'de satışa çıkıyor.Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Pena Yayınları'ndan çıkacak kitabın okuyucuları, bulmacayı çözüp 500 bin dolar değerindeki altını kazanmak için yarışacak.Sinema, bilgisayar oyunu, sosyal ağlar, bir dizi hikaye ve sayısız interaktif uygulamayı kapsayan yapısıyla dünyada şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı kitap projesi olduğu belirtilen Endgame'in oyun platformu Google tarafından hayata geçilirken, filmin çekimini ise 20th Century Fox üstlenecek.ABD'li yazar James Frey'in üç kitaplık dizisinin ilk romanı olan Endgame, 38 ülkeyle aynı anda yayımlanacak.Genç yetişkinleri hedefleyen dizi, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin başlamasıyla 12 kadim uygarlığın temsilcisi olan 12 özel gencin, dünyanın ve kendi ırklarının kurtuluşu olan 3 anahtarı arama mücadelesini anlatıyor.Türkiye'deki ismiyle 'Endgame: Çağrı', bir maç sırasında Fenerbahçe Stadı'na düşen bir meteorla başlıyor ve bu, dünyanın sonunu getirecek felaketlerin ilki oluyor. Doğduklarından beri dünyayı kurtarmak için yetiştirilen, farklı niteliklere ve güçlere sahip 13-20 yaş arası gençler, bu işaretin ardından 3 anahtarı bulmak için amansız bir mücadeleye girişiyor.Romanın satırlarında gizli ipuçlarını bulan ve şifreleri çözen okuyucular, dünyanın herhangi bir yerinde saklanan anahtarla, Las Vegas'taki bir otelin lobisinde duran ve içinde 500 bin dolar değerinde altın bulunan kasayı açma şansına sahip olacak. İkinci kitap 1 milyon dolar, üçüncü kitap 1,5 milyon dolar, toplamda ise 3 milyon dolar değerinde altın kazanma fırsatı sunulacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen James Frey, birçok platformda var olacak bir proje şeklinde tasarlanan kitabın, roman ve hikaye kitabının yanı sıra bilgisayar oyunları, sinema filmi, sosyal ağlar ve e-kitapları kapsayacağını ifade etti.Kitap, Uğur Mehter tarafından Türkçe'ye çevrildi.AA
'Ebola Bir Aya Avrupa'da'
İngiliz basını, Batı Afrika'da 3 binden fazla kişiyi öldüren Ebola virüsünün ekim sonuna kadar Fransa veya İngiltere üzerinden Avrupa'ya ulaşabileceğini söyledi.İngiliz basını, Aralık 2013’ten bu yana 3 bin 400 kişinin ölümüne neden olan Ebola virüsünün ekim sonlarında Fransa ve İngiltere'ye ulaşabileceğini açıkladı. Hastalığın yayılma biçimlerini ve uluslararası havayolu trafik verilerini değerlendiren Independent gazetesi, virüsün 24 Ekim'e kadar Fransa'ya ulaşma ihtimalinin yüzde 75, İngiltere'ye ulaşma ihtimalinin de yüzde 50 olduğunu yazdı.Lancaster Üniversitesi'nden virüs uzmanı Dr. Derek Gatherer, Daily Mirror gazetesine yaptığı değerlendirmede, virüsün Batı Afrika ülkelerinden yolcu taşıyan uçaklarla Avrupa'ya gelmesinin an meselesi olduğunu söyledi.Şimdiye kadar Avrupa'da sadece tek bir hastada virüs görünse de, hastalıktan en çok etkilenen Gine, Sierra Leone ve Liberya gibi Afrika ülkelerinden Fransa'ya çok sayıda kişi seyahat ediyor. Bu nedenle, virüsten en çok etkilenen ülkeler arasında Fransa'nın olabileceği tahmin ediliyor.Bilim dergisi PloS 'da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, hastalığın Belçika üzerinden Avrupa'ya taşınması riski yüzde 40, İspanya ve İsviçre üzerinden ise yüzde 14 olarak hesaplandı.Dünya Sağlık Örgütü, virüsten en çok etkilenen ülkelere yönelik bugüne dek hiçbir seyahat sınırlaması koymazken, İngiliz Havayolları ile Emirates bu ülkelere bazı uçuşlarını durdurdu.Batı Afrika’yı yıktıİlk defa Aralık 2013’te Gine'de iki yaşında bir çocukta tespit edilen Ebola virüsü, Batı Afrika'da bugüne kadar 3 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu.Henüz kesin bir tedavisi olmayan hastalığın belirtileri halsizlik, ateş, kas ağrıları, kusma, ishal ve kanama. Virüs, kan ve vücut sıvıları dahil yakın temas yoluyla bulaşıyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden (CDC) 1 Ekim Çarşamba günü yapılan açıklamada, Dallas’ta tecrit altında tedavi edilen bir Amerikalıda Ebola virüsüne rastlandığı açıklandı. Liberya’dan uçakla gelen hastanın 20 Eylül’de Dallas’a indiği ifade edildi.Kaynak: DHA, Reuters
Leman Sam'dan Eleştirilere Yanıt
Kurban kesmeyi, IŞİD’in kafa kesme eylemlerine benzetmesi nedeniyle tepkilerin odağına yerleşen sanatçı Leman Sam, yapılan eleştiri ve suçlamalara, ‘Ülkemin daha ciddi sorunları olduğunu zannediyordum’ sözleriyle yanıt verdi.Doğal hayatın korunması ve hayvan hakları konularında duyarlı olan Sam, söz konusu alanlarda toplumu bilinçlendirici faaliyetler yürütüyor.Tepkilerin odağındaki isim Leman Sam, yapılan eleştirilere yanıt verdi.Twitter hesabından saat 02.25 itibarıyla yaptığı paylaşımlarda Sam, şunları yazdı:“Ben ülkemin çok daha ciddi sorunları olduğunu zannediyordum, yanılmışım, bir cümle ile ayağa kalkmış çoğunluk, garip. Her meslekten tanınmış insanların bir kısmı çeşitli nedenlerle susuyor, çoğunluğu ise tribünlere oynuyor,bu yüzden ben topun ağzındayım. Bazılarınızın attığı, gözüme çarpan tweetler, içinizdeki şiddet ve düzey konusunda beni haklı çıkardı, okumuyorum ama yazın özgürsünüz ya!”nediyor.com
Reklam
Telefonlarda Hala Olmayan 7 Şey!
Telefonlarımız çok etkileyici teknolojik cihazlar olabilir, ancak bu özelliklere hala sahip değillerMükemmel ekranlar, yoğun pikseller ve keskin kenarlar... Son nesil akıllı telefonlar, şüphesiz övgüyü hak eden yeniliklere sahipler. Ancak hala gerçeğe dönüştürmedikleri birçok hayalimiz var. Bunların bazısı son derece mümkün, bazısı bilim-kurgunun konusuna giriyor. Ama hayal kurmakta ne sakınca var ki?Daha iyi pilTelefonlarımızın yapabildiklerini düşündüğümüzde, tek şarjla bir günü hala çıkaramıyor olmaları saçma görünüyor. Telefonların performansıyla birlikte elbette piller de geliştiler, ancak pil ömrü hala aynı seviyede.Daha hızlı şarjSamsung, Galaxy Note 4'teki yeni hızlı şarj olabilen pilin 30 dakikada yüzde 50 şarj olabildiğini gösteriyor. 1 dakikada olmasını beklerdik ancak yine de iyi bir başlangıç.Tek bir kablosuz şarj standardıKablosuz şarjda tek bir şarj standardında hala anlaşma sağlanmış olmasa da, buna giderek yaklaşıyoruz. Apple'ın iWatch için sunacağı kablosuz şarj yöntemi, bu alanda tek bir standarda yönelimi hızlandırabilir.Evrensel çevirmenBilim kurgu gibi görünse de gerçek zamanlı tercüme sistemleri, birçok durumda dil bariyerini ortadan kaldırabilir.Farklı şarj yöntemleriÜreticiler neden farklı şarj yöntemlerini denemiyor? Telefonlara güneş paneli eklemek, belki de microUSB üzerinden şarja iyi bir alternatif olabilir. Veya yürürken kinetik enerjiyle kendi kendini şarj edebilen bir telefon, hiç de fena olmazdı.Daha dayanıklı telefonlarSu ve toz geçirmeyen telefonlar, standartlaşmaya başladılar. Peki ya bütün telefonlar daha dayanıklı olsaydı, düşmelere kolayca dayansaydı?Pico projektörlerBu tür projeksiyonları telefonunuza eklemeniz mümkün. Ancak ceplere entegre sunulacak projeksiyon, iş kullanıcılarının ilgisini çekebilirdi.Chip
Reklam
32 Göz Alıcı Fotoğraf ile 2014 National Geographic Fotoğraf Yarışması
2014 yılı National Geographic fotoğraf yarışması için beklenen süreç başladı ve adaylar birbirinden muhteşem fotoğraflar ile yarışmaya başvurmaya devam ediyor. Son başvuru tarihi 31 Ekim 2014. Yarışmanın birincisi 10 bin dolarlık ödülün sahibi olacak ve National Geographic merkezinde her yıl düzenlenmekte olan fotoğraf seminerine katılma şansı yakalayacak. Bu yıl yarışmaya katılan adayların eserlerinden oluşan bir galeriyi sizler için derledik. Sizin favoriniz hangisi? Sizce hangi fotoğraf büyük ödülü kazanmaya en yakın?
Kelebeğin Rüyası'na İtalya'da Büyük Ödül
Yönetmenliğini Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı ve başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin ve Mert Fırat’ın paylaştığı” Kelebeğin Rüyası” İtalya’da Terra di Siena Film Festivali’nde “En İyi Film” kategorisinde birincilik ödülü aldı. Terra di Siena Film Festivali uluslararası ölçekte filmlerin yarıştığı Avrupa kıtasının en önemli festivallerden biri olarak kabul ediliyor.Pek çok yurt dışı ve yurt içi festivalden ödülle dönen “Kelebeğin Rüyası” en son Arnavutlık’ta düzenlenen 7.Dures Film Festivali’nde “Balkanların En İyi Filmi” ödülüne layık görülmüştü.Medyafaresi
Tanrı Olduğu Zannedilen 9 Gerçek İnsan
Hayat gerçekten tesadüflerle dolu. 9. yüzyılda Sugowara no Michizane Japonya'da işiyle gücüyle uğraşan, saygın bir Japon bürokratı olarak yaşıyordu. Çin Edebiyatı konusundaki uzmanlığı ve Çince yazdığı şiirlerdeki ustalığı ile saygı duyulan bir edebiyatçıydı. Geceleri yatağa yattığı zaman yazdığı şiirlerle ölümsüzlüğe kavuşacağını düşünmek için her hakkı vardı.Olaylar onun hayal bile edemeyeceği bir şekilde gelişti.901 yılında yaşanan bir saray skandalı sırasında Michizane kraliyete karşı komplo kurmakla suçlandı. O devirler  'darbeci', 'Houstun merkezli Zello örgütlenmesinin yerli ajanı', 'OTPOR muhibi' gibi suçlamalar pek revaçta olmadığı ve 'hanedana ihanet' gibi daha sade suçlamalarla insanlar itham edildiği için bu suçunun cezası da uzak bir bölgeye sürülmek oldu. 2 yıl sonra utanç içerisinde öldü.Hikayenin böyle bitmesi gerekirdi. Ancak kader Michizane için farklı bir yol belirlemişti.Ölümünden kısa süre sonra Kyoto'da bulunan saray mukimlerinin başına korkunç kazalar gelmeye başladı. Kazalar gittikçe ölümcül olmaya başlarken, halk da Michizane'nin mezarından kalkarak kendisine kötülük yapanlardan öc aldığını düşünmeye başlıyordu. Bu inanç saraya da sirayet etti. Başlarına gelenlerden korkan ve Michizane'ye büyük bir haksızlık yaptığına inanmaya başlayan hanedan bir af yayınladı, Michizane'nin yakınlarına haklarını geri verdi ve kendisini 'Tenman Tenjin' yani 'Bilgi Tanrısı' olarak ilan etti. Şaşırtıcı bir şekilde bu ilandan sonra kazalar da bir son buldu ve Michizane Japon Tanrıları arasında hala süren yerini aldı.
Reklam