onedio
The Hateful Eight Yine Sızdırıldı
Quentin Tarantino’nun sekizinci filmi olan ve sızdırma olayları nedeniyle gündemden düşmeyen The Hateful Eight yine sızdırıldı.Kısa süre önce kapalı gösterimi yapıldığı tahmin edilen filme ait giriş videosu bir hayran tarafından sızdırıldı. Videoya bakıldığında filmin çekimlerine başlanmak üzere olduğu ifade ediliyor. Ancak Tarantino’nun bu sızıntı karşısında ne yapacağı merak konusu.Filmin 2015 yılında vizyona gireceği ve 70MM Super CinemaScope ile çekileceği biliniyor. Yapımda Kurt Russell, Bruce Dern, Samuel L. Jackson, Michael Madsen ve Walton Goggins gibi isimlerin yer alacağı kesinleşmiş durumdayken, bu isimlere yeni eklemeler yapılacağı da kesin.Süper Karga
Ölümünün 114. yılında F. W. Nietzsche ve Tarihe Damga Vuran Sözleri
Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazan Nietzsche 15 Ekim’de, Lützen yakınlarındaki Röcken’de doğdu. Babası Karl Ludwig papaz annesi Fransizka ise papaz ailesinden gelmektedir. Nietzsche henüz beş yaşındayken babasını kaybeder. Bir yıl sonra ise erkek kardeşinin ölümü üzerine, annesi ve kızkardeşiyle birlikte Naumbourg’daki büyük annesinin yanına taşınır. İlk kompozisyonu 10 yaşında kaleme aldı 1851 yılında Weber Enstitüsü’nde, eğitimine başlar. Annesinin ona piyano hediye etmesiyle ilk müzik derslerini alır. 10 yaşında ilk kompozisyon denemelerine başlar. Ortaöğrenimi sürecinde birkaç deneme çok sayıda şiir ve kompozisyon kaleme alır. 1864 yılında Bonn Üniversitesi’nde ilahiyat eğitimine başlar. Ancak bir yıl sonra kararını filoloji eğitimi yönünde değiştirir. Felsefeye ilk adımı Schopenhauer ile attı 1866 yılında Schopenhauer okumalarına başlar bir yandan da Yunan filolojisi üzerine denemeler kaleme alır. Felsefeye olan ilgisinin giderek arttığı bir dönemde Richard Wagner’le tanışır. 1869 yılında henüz 24 yaşında ve doktorasını dahi tamamlamamışken Ritschl’nin kendisini tavsiyesi üzerine Basel Üniversitesi’nde klasik filoloji profesörü seçilir. 1870 yılında Fransa ve Almanya arasındaki savaşa hastabakıcı olarak katılır. Bu esnada yaralanır ve hastalanır. Bale’aya geri döndüğünde tragedyanın doğuşu’ nun ana temalarını yerli yerine oturtmaya çalışır. 1872’de Müziğin Ruhundan Tragedyanın doğuşu adlı eseri yayınlanır. Bu sırada derslerine devam etmektedir. Yunan felsefe ve tragedyası üzerine dersler verir. İlk baş ağrıları başladı 1873 yılında Zamana Aykırı Düşünceler’in birincisi yayınlanır. Aynı yıl Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe’yi kaleme alır. Bu dönemde Nietzsche’nin şiddetli migren krizleri baş gösterir. Görme bozukluğu nedeniyle düşüncelerini yazdırmak zorunda kalır. Bu süreçte başağrıları mide ağrıları giderek artar ve iki yada üç haftada bir yatağa düşmesine sebep olur. 1874’de Zamana Aykırı Düşünceler’in ikincisi yayınlanır. 1876’da artan sağlık problemleri nedeniyle bazı derslerinden muaf tutulur. 1876 yılında Zamana Aykırı Düşünceler’in sonuncusu olan ‘Richard Wagner Bayreuth’ta’yı yayınlar. Sonbaharda Paul Ree ile İtalya’ya yolculuk yapar. Sorrente’de bulunan Wagner’lerle son kez burada görüşür. İşte, Friedrich Wilhelm Nietzsche'nin tarihe damga vuran sözlerinden bazıları:
Sziget Festivali'ne Gidenlerin Yaşadığı 25 Muhteşem Deneyim
1993'ten bu yana Budapeşte'de gerçekleşen ve  Avrupa'nın en büyük kültür, sanat ve müzik festivallerinden olan Sziget Festivali, geçen hafta tam 415.000 festivalciye yine muhteşem deneyimler yaşattı. Zar zor 25 maddeye indirmeyi başardığımız 'Özgürlük Adası' ritüellerine göz atınca 10-17 Ağustos 2015'te gerçekleşecek festival için hazırlıklarınıza şimdiden başlayacaksınız; BAŞLAMALISINIZ!
Sonbahar Tadında 7 Şarkı
Gün içerisinde ufak bi ara verdiğinizde dinleyebileceğiniz ya da trafikte sakin kalmanızı sağlayabilecek şarkılar. ( İstanbul trafiği hariç )
Reklam
Cumhurbaşkanı Gül'den Veda Mesajı: 'Tarafsızlığımı Titizlikle Korudum'
Görev süresi 28 Ağustos’ta dolacak olan Cumhurbaşkanı Gül, halka hitaben yayımladığı veda mesajında, “Millî iradenin temsilcisi, yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçildiğim Cumhurbaşkanlığı görevimde, öncelikle, Çankaya’nın kapılarını halkımıza açtım. Devleti ve Milleti kucaklaştırdım, kaynaştırdım. Anayasa’yı uygulama ve devlet kurumları arasında uyumu sağlama görevimi, en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım” dedi. Görev süresi 28 Ağustos’ta dolacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, halka hitaben bir veda mesajı yayımladı. Cumhurbaşkanı Gül, mesajında şunları söyledi: “Aziz Vatandaşlarım, Türkiye’nin 11. Cumhurbaşkanı olarak görev süremin sonuna gelmiş bulunuyorum. Bugün sizlere veda ederken, geçen yedi yılın samimi bir muhasebesini, değerlendirmesini de yapmak istiyorum. Millî iradenin temsilcisi, yüce Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçildiğim Cumhurbaşkanlığı görevimde, öncelikle, Çankaya’nın kapılarını sizlere, halkımıza, açtım. Devleti ve Milleti kucaklaştırdım, kaynaştırdım. Anayasa’yı uygulama ve devlet kurumları arasında uyumu sağlama görevimi, en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Yasama, yürütme ve yargı organlarının başkanlarını her yıl düzenli olarak burada bir araya getirerek, diyalog ve uyumlarına katkıda bulundum. Siyasi kimliğime rağmen, tarafsızlığımı titizlikle korudum. Siyasi partilerimiz ile gündemdeki konularda düzenli temas ve istişare ettim. Hükümetlerimizle yakın işbirliği ve uyum içinde çalışmamın yarattığı sinerjinin, ülke refahına ve istikrarına önemli katkısı oldu. Yurt dışında da, devletimizi ve milletimizi, gücüne ve itibarına yakışır biçimde temsil ettiğime inanıyorum. Devlet organlarına ve toplumumuza verdiğim mesajlarda, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olmanın gereklerine hepimizin azami özen göstermesini istedim. Millî birlik ve bütünlüğümüzün ancak böyle bir temel üzerinde daha iyi korunacağına güvendim. Aynı şekilde, insan haklarına saygının, eğitimde fırsat eşitliğinin, iyi yönetişimin, kadın-erkek eşitliğinin kalkınma ve demokrasinin gereği olduğu anlayışına öncülük yapmaya gayret ettim. Böyle bir anlayışın bölgemizde ve dünyada etkili olması için de telkinlerde bulundum. Siyasi hayatımın başından itibaren, Türkiye’mizin, Müslüman kimliğine sahip bir ülke olarak, demokrasiyi tüm unsurlarıyla en güzel biçimde hayata geçirmeyi başarmasının hem İslam âlemi, hem de dünya barışı için büyük bir kazanç teşkil edeceğine kuvvetle inandım. Dolayısıyla, Avrupa Birliği’ne katılım sürecimizi çok önemsedim. Sevgili Vatandaşlarım, Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak, evvelce görev yaptığım dönemlerde bizzat öncülük ettiğim ve uyguladığım siyasi ve ekonomik reformların devamına, Cumhurbaşkanı olarak da kuvvetli destek verdim. Bu çizginin sapmadan sürmesi için, 21. yüzyıla yakışan yeni bir Anayasanın en geniş katılımla hazırlanması ve mümkünse oydaşmayla benimsenmesi için birçok kere çağrılar yaptım. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin, denge-fren sisteminin demokrasimiz için önemini sık sık vurguladım. Seçim sandığının kutsal, halkın iradesinin demokrasinin temeli olduğunu söyledim. Ayrıca, demokrasinin diğer ilke ve değerlerinin önemini de hep hatırlattım. Demokrasimizin temeli olan kurumların zaafa uğratılmamalarının, aksine, güçlendirilmelerinin önemine hep işaret ettim. Hukukun üstünlüğü ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerinin, hiçbir şekilde zedelenmemesi için çalıştım. Aynı şekilde, fikir, din, inanç ve vicdan özgürlüğü, her zaman en üstte tuttuğum değerler oldu. Basının ve sosyal medyanın özgürlüğünü titizlikle gözettim; bunun ancak istisnai ve meşru hallerde sınırlanabileceği uyarısında bulundum. Siyasette ve medyada kimi zaman ölçüsüz biçimde sert ve kırıcı üslup kullanıldığında uyarılarda bulunmak zorunda kaldım. Bu nedenle, ülkemizin ulaştığı düzeye ve geleneksel ahlak ve adabımıza yakışan yeni bir siyaset üslubuna olan ihtiyacı sık sık dile getirdim. Ülkemizde uzlaşı kültürünün yerleşmesini çok arzu ettiğimi ve bu yönde gayret gösterdiğimi, eminim ki, takip ettiniz. Zor günlerde, sizlere güven ve sükûnet aşılamaya gayret ettim. Kutuplaşma ve rövanşizm, intikamcılık eğilimleri tespit ettiğim zamanlarda, bunlardan kaçınılmasını hep arzu ve telkin ettim. Zira vatandaşlarımızın benimsemiş olduğu, istisnasız bütün din, mezhep, inanç, düşünce ve kimliklerin çeşitliliğimizi, zenginliğimizi, ortak gücümüzü teşkil ettiğine samimiyetle inandım. Toplumumuzun bütün kesimleriyle bu doğrultuda diyaloglar, köprüler kurdum. Din ve ibadet özgürlüğünün temel hak ve özgürlüklerin ayrılmaz bir parçası olduğuna olan inancımla, laikliğin yanlış uygulanmasına son verilmesini her zaman savundum ve destekledim. Başörtüsü meselesinin ülkemizi bölmesine devletimizin en üst düzeyinde son verdiğimi gördünüz. İlk Cemevi ziyaretini yaptım, Alevi iftarlarına katıldım. Gayrimüslim vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilendim, dini bayramlarını kutlamayı ihmal etmedim. Aziz Vatandaşlarım, Hatırlarsanız, yedi yıl önce ilk yurt içi seyahatimi bazı Doğu illerimize yapmıştım. Bu seyahatte halkımızın, şahsımda devletimize gösterdiği coşkulu muhabbet ve saygı beni derinden etkiledi. Kürt asıllı vatandaşlarımın tarihten kaynaklanan kültürel, insani, siyasi ve ekonomik sorunlarının çözümü için yapılan çalışmalara ilham ve destek verdim. Askerî vesayet ve darbe tartışmalarına son verilmesini sağlayan düzenlemeleri onayladım. Başkomutan sıfatımla, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları ve mensuplarının sorunlarıyla çok yakından ilgilendim. Ordumuzun modernleşmesine ve güçlenmesine büyük emek verdim. Savunma Reformu hazırlıklarına öncülük ettim. Şehit ve gazilerimize her zaman özel ilgi ve ihtimam gösterdim. Genel olarak uzun tutukluluk sürelerinden ve milletvekili, Genelkurmay Başkanı ve gazetecilerin tutuklanmalarından dolayı, yeri geldiğinde endişelerimi ve uyarılarımı kamuoyu ile açıkça paylaştım. Kamu yönetiminde devlete sadakatin, liyakat ve ehliyetin esas olması gerektiğini hatırlattım. Devlet sistemi içinde, Anayasa ve kanunlardan kaynaklanmayan herhangi bir dayanışma ve yapılanmaya müsaade edilemeyeceğini her zaman vurguladım. Aziz Vatandaşlarım, Cumhurbaşkanı olarak, ülke yönetiminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin egemen olmasını arzu ettim. Bunun, demokratik yönetimin ve refahın temeli olduğuna dikkat çektim. Bu doğrultuda, Sayıştay’ın denetim yetkilerinin korunması konusunda titiz davrandım. Ayrıca, Devlet Denetleme Kurulu’nu, kamu vicdanı ve çıkarları doğrultusunda görevini yapması için, tarihinde ilk kez, bu derece aktif duruma getirdim. Ekonomide ise, siyasi istikrar-ekonomik büyüme ilişkisine verdiğim önemi hep vurguladım. Sürdürülebilir büyümenin gerekleri konusunda tavsiyelerde bulundum. Bu çerçevede, eğitimde kalitenin, bilimsel-teknolojik gelişmenin, girişimciliğin teşvikinin önemine sık sık dikkat çektim. Artık bilgi toplumuna dönüşmemizin gerektiğini söyledim. Önümüzdeki esas sınamanın ve kritik eşiğin, orta gelir tuzağına düşmemek olduğu konusuna dikkat çektim. Bu yönde ekonomik ve hukuki reformlar yapılmasında ısrar ettim. Ekonomik-sosyal hayatımızın temeli olarak gördüğüm işadamı, sanayici ve tüccarlarımız, işçi ve memur sendikaları, çiftçi, esnaf ve meslek kuruluşları, en sık temas ettiğim kesimler arasında yer aldı. 81 ilimize yaptığım ziyaretlerimde belediyeleri parti ayrımı yapmaksızın ziyaret ettim. Bu ziyaretlerimde halkımızın kardeşlik ve beraber yaşama duygularını hep teşvik ettim. Eşimle birlikte birçok sosyal sorumluluk projesine himaye verdik. Zengin kültür mirasımızın korunmasında da öncülük etmeye çalıştım. Her vesileyle çevrenin ve doğal hayatın korunmasında duyarlılık yaratmaya gayret ettim. Din âlimlerimiz ile sanatçılarımızı, fikir, bilim ve kültür insanlarımızı, üniversitelerimizi entelektüel ve manevi zenginliğimizin saygın temsilcileri olarak gördüm. Onlarla ve ayrıca gençlerimizle yakın diyalog içinde oldum, görüşlerinden faydalandım. Sevgili Vatandaşlarım, Devletimizi ve milletimizi yurt dışında da eşimle birlikte en büyük özeni göstererek temsil ettik. Ülkemizin dış politika hedefleri ve stratejik çıkarları doğrultusunda yoğun bir diplomatik faaliyet içinde oldum. Türkiye’nin diplomaside erdemli gücü temsil etmesi gerektiği inancıyla, bölge ve dünya barışına samimi katkıda bulunmayı amaçladım. Diğer yandan bu faaliyetlerimin ekonomi ve ticaretimizin, iş dünyamızın ihtiyaçlarına, ulaştırma ve enerji gibi stratejik alanlardaki çıkarlarımıza cevap vermesini sağladım. Yurt dışı seyahatlerimi iş adamı, tüccar ve müteşebbislerimizin projelerini, ihracatlarını, yatırımlarını değerlendirdikleri büyük seferlere dönüştürdük. Birçok ülkeye Türkiye’den yapılan ilk ziyareti gerçekleştirdim. Birçok ülkeden ilk kez devlet başkanı ağırladım. Dost ve müttefikimiz olan ülkelerin liderleriyle ilişkilerimizi en üst düzeyde pekiştirdim. 40 yıl aradan sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğine büyük bir başarıyla seçilmemizin sevincini yaşadım. Konsey’e bizzat başkanlık ettim. Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecimizin aksamadan ilerlemesinde titizlik gösterdim. Komşu, dost, akraba ve soydaş ülkelerle sıcak ilişkilerimizi güçlendirerek korudum. Türk Dünyasıyla ve İslam Âlemiyle ilişkilerimizin en üst düzeye ulaşmasına katkıda bulundum. Kıbrıs davamıza desteğimi, ilk ve son ziyaretlerimi Yavru Vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yaparak, kuvvetli biçimde ifade ettim. Dünyanın dört bir yanındaki Türk vatandaşlarıyla, gurbetçilerimizle, soydaşlarımızla her vesileyle yakından ilgilendim. Asya’daki büyük ekonomiler ve yükselen ülkelerle yeni ilişkiler geliştirdim. Afrika ve Latin Amerika gibi uzak bölgelere ulaştım. Başta Filistin ve Dağlık Karabağ olmak üzere bölgemizin kronik dış politika ihtilaflarında sorun-çözücü yaklaşımlar geliştirdim. Filistin davasına her zaman sahip çıktım. Bazı bölgesel iş birliği girişimlerine ve uzlaşı mekanizmalarına öncülük ve ev sahipliği ettim. Uluslararası forumlarda yaptığım çağrılarda, yoksulluk, uyuşturucu madde sorunu, kitle imha silahlarının yayılmasından, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, mezhepçilik, fanatizm, İslamofobi ve antisemitizme kadar küresel sorunlara ve tehditlere karşı insanlığın ortak mücadele vermesini teşvik ettim. Aziz Vatandaşlarım, Yedi yıl boyunca, her düşünceden, siyasi partiden, inançtan ve kimlikten, kadın-erkek, genç yaşlı vatandaşlarımın bana olan sıcak muhabbetini ve güvenini yakından hissettim. Gösterdiğiniz samimi muhabbet ve güven, Cumhurbaşkanlığı dönemimin bende kalan en aziz hatırası olacaktır. Yüce Meclise, Hükümetimize ve yargı oranları ile sivil toplumumuza benimle yaptıkları değerli iş birliği için içtenlikle teşekkür ediyorum. Ecdadımızın, devletimizin kurucularının, şehitlerimizin, kahramanlarımızın aziz hatıralarını bu vesileyle bir kez daha yâd ediyor, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Görevimden ayrılırken, Aziz Türk milletinin ve ülkemizin geleceğine olan inancımın tam olduğunu ifade etmek isterim. Şahsım ve ailem adına, hepinize Cenab-ı Allah’tan sıhhat ve selamet diliyorum. Gençlerimizin, çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.”
'Sayın Genel Başkan Şerefli İkinciliğe Razı, Ben İktidar Diyorum'
CHP 18. Olağanüstü Kurultayı'nda genel başkanlığa aday olacağını açıklayan Yalova Milletvekili Muharrem İnce, kurultayda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceğini açıklayan CHP İzmir İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. İl Başkanı Ali Engin'in olmadığı ziyarette İnce'yi, Örgütlenmeden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Barış Erel ve İl Sekreteri Sevda Erdan Kılıç ile partililer karşıladı. İnce, düzenlediği basın toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun partiyi iktidar yapamayacağını kaydederek, 'O şerefli ikinciliğe razı. Ben ise değilim. Ben iktidar diyorum, Sayın Genel Başkan 'anlamlı bir kayıp olmazsa kalırım' diyor. Yani şerefli 2.'liğe razı. Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın, Trabzonspor'un teknik direktörü dese ki 'ben ikinciliğe razıyım' kulüp başkanı onu orada tutar mı? Ben şerefli ikinciliğe razı değilim. Sokaklarda, meydanlarda ben varım' diye konuştu. Neden aday olduğuyla ilgili cevabının bugün bir gazetede yer aldığını belirten İnce, şunları söyledi: 'Sayın Genel Başkan diyor ki 'anlamlı bir oy kaybı olursa bırakırım'. Sayın Genel Başkan Haziran 2011'de de 'Anlamlı bir oy artışı yüzde 40'ı bulamazsam bırakırım diyordu'. O zaman 'artışı sağlayamazsam bırakırım' diyor, aradan 3 yıl geçmiş 'çok fazla kaybetmezsem bırakmam, çok kaybedersem bırakırım' diyor. Ben kayıp falan bunları söylemiyorum. Ben iktidar vaat ediyorum, aramızdaki fark bu.' 'Türkiye'de solun oyunun yüzde 30, CHP yüzde 25 alıyor, bununla idare et' yaklaşımını doğru bulmadığını ifade eden Muharrem İnce, Bülent Ecevit'in aldığı yüzde 42'lik orana talip olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu'nun iddiasının bulunmadığını, kendisinin ise iddialı olduğunu savunan İnce, 'Aramızdaki bir fark; o seçmenleri tıpış tıpış sandığa götürmek istiyor, ben seçmeni koşa koşa sandığa götürmek istiyorum. Partinin mekanizmalarını çalıştırarak bunu yapmak istiyorum. Türkiye'de her şey değişti ama bir tek muhalefet değişmiyor. Bakın insanlar borç batağında, tarım çökmüş. Her türlü sorun var. Bütün şartlar oluşmasına rağmen CHP umut olamıyor. Koşullar uygun ama CHP'nin el fireni çekilmiş hareket edemiyor' diye konuştu. Göreve getirilmesi halinde yapacaklarını anlatan İnce, partinin büyük bir dönüşüm yaşayacağını, bütün adayların ön seçimle belirleneceğini, koltukta oturmak için çeşitli oyunlara girmeyeceğini, genel merkezin milletvekili seçimlerindeki kontenjanını yüzde 5'e düşüreceğini bildirdi. Seçilmesi durumunda Diyarbakır'da farklı İzmir'de farklı konuşmayacağını, insanlara yalan söylemeyip kandırmayacağını belirten İnce, Türkiye'de demokrasi iddiasında bulunabilmek için önce partilerinde demokrasiyi işleteceklerini dile getirdi. Başbakan olma iddiasıyla yola çıktığını belirten İnce, şöyle devam etti: 'Bana teyzem 'ne olacaksın' dediğinde 'milletvekili' demiştim. Anılarımda böyle yazmıştım. Şimdi doğrusunu söylüyorum. Aslında o zaman 'başbakan' olacağım demiştim. Bana o zaman 'niye 10 yıldır milletvekili dedin' diyebilirsiniz. Bilim insanları doğruyu bulduğunda, siyasetçiler ise zamanı geldiğinde söyler. Artık zamanı gelmiştir. 11 yaşında söylediğimi, bugün hep birlikte yapacağız.' İnce, Ali İsmail, Berkin Elvan Kadar, Abdullah Cömert kadar cesur olacaklarını, 'hak arayanları, gençleri sopa ile döverek öldürenlerden hesabını soracaklarını' ifade etti. Genel başkan adaylığını açıkladıktan sonra Anadolu'nun dört bir tarafından umut yükseldiğini, bunu hissettiğini söyleyen Muharrem İnce, 'Üyelerle bir genel başkanlık seçimi yapılsa yüzde 85-90 oy alırım. İzmirimizin kurultay delegelerine sesleniyorum. Eşinize, çocuğunuza, komşunuza sorun onlar size kimi öneriyorsa vicdanınızla birlikte karar verin. Eminim sokakta, milletin yüreğinde, cumhuriyetçilerin, aydınlık insanların yüreğinde ben varım' diye konuştu. Aleviler'in haklarını Rize'de, Trabzon'da anlatacağını, sadece alkış almak için Tunceli'de Aleviler'in sorunlarını dile getirmeyeceğini belirten İnce, 'Türkiye'nin birikmiş sorunlarını, Kürt sorununu nasıl çözeceksiniz?' sorusunu, 'Gezi'de, Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Fenerbahçeli, Galatasaylı, Beşiktaşlı, BDP'li, CHP'li, TGB'li hep birlikte oldu mu? Oldu... İşte ben bunu başaracağım' diye yanıtladı. Genel Başkanlığa daha önce aday olmamasının sebebi sorulan İnce, 'Eğer 2015'te CHP yüzde 30 altında oy alırsa, AK Parti yine yüzde 45'i aşarsa, başkanlık sistemi gelirse o zaman yandık. Bir daha CHP umut da olmaz. Yani bu seçimde gerileteceksin, öbür seçimde indireceksin. Genel başkan bu ruhu gösteremez' yanıtını verdi. İnce kurultayda başarısızlık yaşaması durumunda istifa etmeyeceğini belirterek, 'Burası benim yuvam. Bir yere gitmem' dedi. İl Başkan Yardımcısı Barış Erel de, CHP'nin girdiği her kurultaydan güçlenerek çıktığını, demokratik yarışın koşullarını sağlamanın her kademedeki partilinin görevi olduğunu söyledi. İnce'yi karşılayanlar arasında CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıklayan Şahmar Dalmış da bulundu. Dalmış, İnce'ye İl Başkanlığı önünde çiçek verdi. Muhabir: Ali Rıza Karasu | AA
Reklam
Laboratuvarda İlk Kez İşlevsel Bir Organ Üretildi
İngiliz bilim adamları, laboratuvar ortamında ilk kez bütün işlevlerini yerine getiren organ üretti. 'Nature Cell Biology' dergisinde yayımlanan araştırmada, laboratuvarda üretilen ve yeniden programlanan hücreler ilk kez yaşayan bir hayvanda işlevini tamamen yerine getiren bir organ oluşturmak için kullanıldı. İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi Rejeneratif Tıp Merkezi Araştırma Konseyi'nde fareler üzerinde yapılan araştırmalarda söz konusu hücreler kullanılarak bağışıklık sisteminin çok önemli bir parçası olan timus bezi oluşturuldu. Laboratuvar ortamında üretilen hücrelerden elde edilen timus bezinin, işlevlerini yerine getirerek enfeksiyonlara karşı savaşmak için T hücresi ürettiği gözlendi. Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Clare Blackburn, 'inanılmayacak kadar heyecan verici' olarak nitelediği araştırmada ' Laboratuvar ortamında hücreleri yeniden programlayarak vücuda nakledildiğinde işlevlerini tam olarak yerine getiren bir organ oluşturan suni bir hücre türü elde ettik. Şimdiye kadarlaboratuvar ortamında elde edilen organlar, büyüklük ve işlevsellik açısından sınırlıydı. Araştırmamız, laboratuvar ortamında klinik olarak kullanılabilir, suni bir timus elde edilmesi açısından çok önemli bir adım' dedi. Laboratuvar ortamında elde edilen organların yeni ilaçların geliştirilmesine de büyük katkı sağlayacağına dikkati çeken Blackburn, organın doğuştan timusu olmayan çocukların tedavisinde kullanılabileceğine işaret etti. Araştırmanın, gelecekte organ nakline alternatif oluşturacak yapan organ üretiminde de çığır açması bekleniyor. Geçen yıl da Avusturya Bilimler Akademisi Moleküler Biyoloji Enstitüsü, laboratuvar ortamında 9 haftalık bir fetüsünkine benzer gelişim gösteren bezelye büyüklüğünde beyin üretmeyi başarmıştı. Muhabir: Gökhan Kurtaran | AA
Hepimiz Afrikalıyız! Modern İnsan Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Şey
Perseus Medusa'yı, Herkül Hydra'yı öldürmüş, Tuğrul ve Çağrı beyler Dandanakan Savaşı'nda Gazneli Mahmut'un ordularını silip süpürmüş olabilir. Bütün bunlar Plesiadapis'in başarısı yanında minik bir ayrıntı sayılır. Sadece 2,1 kiloluk bu küçücük canlı, döneminin bütün memelilerinden daha zekiydi. Çok zor şartlar altında, inanılmaz işler yaparak bütün primatların atası oldu. Ataları 65 milyon yıl önce dinozorların ve dünyadaki bütün türlerin yüzde 75'ini yok eden büyük bir kozmik soykırımdan sağ çıkmayı başarmıştı. Kendisi bu soykırımdan 10 milyon yıl kadar sonra, yani 55 milyon yıl önce Kuzey Amerika'da dünyaya geldi. Talihsizlik, onun da başından bela eksik olmadı. Paleosen dönemde hiç suçu olmadığı halde küresel ısınmayla uğraşıyor, denizler taşıp kıtaları su altında bırakırken hayatını idame ettirmeye çalışıyordu. Başarılı oldu. Çocukları Kuzey Amerika'dan Avrupa'ya sonra Afrika'ya geçiş yaptılar. Büyüdüler, serpildiler, küresel ısınma nedeniyle oluşan tropik atmosferde ortalığı saran ağaçların birinden birine atlayıp günlerini gün ettiler. Yavruları arasından primatlar, onların arasından da Homo sülalesine mensup Homo Sapiens'ler çıkacak, akıllı telefonu, dijital kol saatlerini ve zamanlarını bir masanın önünde oturarak geçirmeyi öğrenecek, görünürde canlıların soyunu tüketecek kozmik bir olay olmadığı için de can sıkıntısından küresel ısınma çıkartıp, bunun hakkında pek düşünmeden hayatlarına devam edecek, Dandandakan savaşının tarihini ezberlemelerini isteyen tarih hocalarının kötü hatırasını unutmaya çalışacaklardı. Pek başarılı olamadılar. (1040)
Sadece Sigarayla Giden 25 Şarkı
Mutluluğu, mutsuzlukta aramak zorunda kalan her ilkel insan gibi mutsuzluğumuza bir sigara yakarız. Bazen bizi seven tek şeyin sigara olduğunu düşünmeye başlarız.  İşte o anlar için ideal 25 şarkıyı listeledik.
Reklam
Dünya’daki En Büyük 10 Parti
Nedir? Kimse bunun nasıl başladığını bilmiyor.Fakat kimse bilmese de bu kirli savaş 1945 yılından beri her yıl tekrar canlandırılıyor. Ağustos ayının son Çarşamba gününde bu küçük kente dünyanın en büyük yemek savaşına katılmak için 30.000 kişi akın ediyor.  Ne zaman? Ağustos’un son Çarşambası Nerede? İspanya’nın Valencia bölgesinde yer alan Bunol adlı küçük kasabada Ne getirmeli? Çıkarıp atabileceğiniz kıyafetler ve gözlük. Gözlük getirmeniz önemli çünkü domates suyu gözleri çok yakıyor.
'Micheal Jackson' ALS Kampanyasına Katıldı
Neredeyse herkesin yaptığı ALS farkındalık kampanyasına 2009 yılında hayatını kaybeden Micheal Jackson da katıldı. Ölümünün ardından tüm dünyada büyük üzüntü yaratan Popun Kralı Micheal Jackson efsanesi devam ediyor. Efsane pop yıldızı Michael Jackson ölümünden beş yıl sonra Billboard Müzik Ödülleri’nde hologram görüntüsü ile sahne almıştı ve büyük yankı uyandırmıştı. Şimdi de 2009 yılında hayatını kaybeden Micheal Jackson için Ice Bucket Challenge videosu çekildi. Makyajla Michael Jackson’a benzetilen bir kişi başından aşağıya buz dolu su kavasını boşaltarak Elvis Presley, Janis Joplin ve Amy Winehouse’ı duelloya davet etti. Michael Jackson efsanesi  sonsuza dek yaşayacağa benziyor.
Reklam
Sanatçılar Bu Projeyi Hiç Sevmedi
Geçtiğimiz günlerde; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği Edebiyat Eserlerini Destek Projesi kapsamında Bakanlıktan destek alacak 40 Edebiyat Eseri ve Sanatçılar belirlendi. Ancak belirlenen eserlerin ve sanatçıların adı açıklanmıyor. Bakanlığın bu isimleri açıklamaması ise birçok soru işaretinin ortaya çıkartıyor. Sanatçılar ise bu duruma tepkili. Şöyle ki; Bakanlığın gizlediği bu isimlerin Hükümete yakın olan sanatçılar olduğu ve bu nedenle isimlerinin gizlenerek, yarışma adı altında kendilerine para aktarıldığı iddiaları ağır basıyor. Bu iddialara rağmen Bakanlığın ketum tavrı bu iddiaların daha yüksek sesle çıkmasına ve sanatçıların daha da kuşkulanmasına sebep oluyor. Her ne olursa olsun bu durumun Projeye ön yargılar geliştirdiğini ve asıl amacından uzaklaştırdığını söyleyebiliriz.   Bakanlığın çok tartışılan bu projesinde eleştirilen bir diğer konu ise değerlendirme yöntemleri için somut herhangi bir kriter getirilmemesidir. Bu da değerlendirmelerin nasıl yapıldığı konusunda yeni soru işaretlerini beraberinde getirmektedir. Görünen o ki bu proje sanatçıların çok da hoşuna gitmedi. Bu iddiaların aydınlığa kavuşması için de CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal devreye girdi. Tanal; konu ile ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’e verdiği yazılı soru önergesi ve yaptığı bilgi edinme başvurusu ile şu soruları yöneltti; 1-  T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği Edebiyat Eserlerini Destek Projesi kapsamında Edebiyat Eserlerini Destekleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2014 Yılı1. Toplantısı sonucunda desteklenmesine karar verilen projeler hangileridir? Bu projelerin sahipleri kimlerdir? 2-  Bu sonuçların kamuoyu ile paylaşılmama sebepleri nelerdir? Bakanlığınızca destek almaya layık görülen sanatçıların gizlenmesinin gerekçeleri nelerdir? 3- Bakanlığınızın bu konuda şeffaf olmamasının sebepleri nelerdir? 4- Bakanlığınız çerçevesinde verilen desteklerin kime hangi koşullarda verildiği konusunda açıklık getirmeyi planlıyor musunuz? 5- Bu projeye katılım koşulları, kategoriler ve bütçenin yanı sıra, yarışma ölçütler, seçici kurul, değerlendirme yöntemi ve benzeri temel belirleyicilerin net bir biçimde belirtilmeme sebepleri nelerdir? Bu temel belirleyici unsurlar nelerdir? 6- Yarışmaya katılım kriterleri arasında yarışmaya katılacak edebiyat eserinin Türkçe dilinde olma zorunluluğunun gerekçesi nedir? Türkiye’de Lazca, Rumca, Kürtçe, Çerkezce, Süryanice gibi farklı dillerin konuşulduğu kültür anlamında zengin bir coğrafyada yaşadığımız göz önünde bulundurulacak olursa, bu dillerde yayınlanan edebiyat eserlerinin de Bakanlığınız tarafından desteklenmesi gerekmekte değil midir? Bu kriter Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamız ile koruma altına alınan Eşitlik ve Demokrasi İlkesi’ne aykırı değil midir?
2014 MTV Video Müzik Ödülleri Sahiplerini Buldu
2014 MTV Video Müzik Ödülleri sahiplerini buldu.  ABD'nin California eyaletine bağlı Inglewood kentindeki 'Forum' gösteri merkezinde gerçekleşen tören öncesi, Ferguson'da polis tarafından vurularak yaşamını yitiren Michael Brown için saygı duruşunda bulunuldu. Ödül gecesinde 4 ödülün sahibi olan Beyonce, Michael Jackson Video Vanguard Ödülü’nü ödülünü eşi Jay-Z’in elinden aldı.  Wrecking Ball şarkısının video klibiyle Yılın Videosu dalında ödül kazanan Miley Cyrus, plaketini almaya Jesse adında bir evsiz genç adamı sahneye gönderdi.  Yılın Videosu: Miley Cyrus / Wrecking BallEn İyi Video (Kadın): Katy Perry / Dark Horse ft. Juicy JEn İyi Video (Erkek): Ed Sheeran / SingEn İyi Pop Video: Ariana Grande / Problem ft. Iggy AzaleaEn İyi Hip-Hop Video: Drake / Hold On [ft. Majid JordanEn İyi Rock Video: Lorde / RoyalsGelecek Vaad Eden Sanatçı: Fifth Harmony / Miss Movin’ OnSosyal Mesaj İçerikli En İyi Video: Beyonce / Pretty HurtsEn İyi Sinematografi: Beyonce / Pretty HurtsEn İyi Kurgu: Eminem / Rap GodEn İyi Koreografi: Sia / ChandelierEn İyi Klip Yönetimi: DJ Snake & Lil Jon / Turn Down For WhatEn İyi Görsel Efekt: OK Go / The Writing's On the WallEn İyi İşbirliği: Beyonce ft. Jay Z / Drunk In LoveMTV Clubland Ödülü: Zedd ft. Hayley Williams / Stay the NightEn İyi Sanat Yönetimi: Arcade Fire / Reflektor Michael Jackson Video Vanguard Ödülü: Beyonce
Reklam
İçinden Basketbol Geçen 10 Klip
Ünlü hiphop sanatçısı Jay Z'nin de dediği gibi'Hiphop ve basketbol birbiriyle o kadar iç içedir ki, biz onlar gibi olmakisterken onlar da bizim gibi olmak için can atarlar'. İşte belki de buyüzden NBA oyuncularına sorulan 'basketbol oynamasaydınız hangi mesleğitercih ederdiniz' sorusuna verilen en yaygın cevap 'hiphopsanatçısı' olmuştur. Hal böyle olunca basketbolun içerisinde hiphopmotiflerine ve hiphop kliplerinde ise basketbol öğelerine rastlamamızkaçınılmaz oluyor. Gelin iç içe geçmiş bu iki kültürün son 30 yıldakigelişimine 10'dan geriye sayarak hep beraber göz atalım.
İngiliz Yönetmen Richard Attenborough Yaşama Veda Etti
Oscar ödüllü İngiliz yönetmen Richard Attenborough 90 yaşında yaşama veda etti. Attenborough, 60 yıllık sinema kariyerine oyuncu olarak başlamıştı. Richard Attenborough, The Great Escape (Büyük Kaçış), Brighton Rock ve Jurassic Park gibi filmlerde oynamıştı. Richard Attenborough, yönetmen olarak kendisine 1982'de iki Oscar ödülü kazandıran (en iyi yönetmen ve en iyi film) Gandhi (Gandi) filmiyle tanınıyordu. 1993'te lordluk ünvanını alan Attenborough, birkaç yıldır karısıyla birlikte bir bakımevinde yaşıyordu. Ünlü yönetmen, altı yıl önce merdivenden düştükten sonra tekerlekli sandalye kullanmaya başlamıştı. Oğlu, Attanborough'nun Pazar günü öğle saatlerinde öldüğünü açıkladı. İngiltere Başbakanı David Cameron, Twitter'da 'Brighton Rock'ta muhteşem oynadı, Gandhi'yi harika yönetti. Richard Attenborough sinemanın en büyüklerinden biriydi' dedi. Oyuncu Mia Farrow da 'Richard Attenborough çalışma şansına eriştiğim en nazik insandı. Bir Prens.' diye yazdı. Richard Attenborough, ünlü İngiliz belgeselci David Attenborough'nun kardeşiydi.BBC Türkçe
Reklam