onedio
Ozon Deliği Kapanıyor
Dünya Meteoloji Örgütü (DMÖ), güneşin zararlı ışınlarından yerküreyi koruyan atmosferdeki ozon miktarının son yıllarda artış gösterdiğini ve ozon deliğinin kapanmakta olduğunu bildirdi.DMÖ Bilimsel Araştırma Birimi Sorumlusu Geir Braathen, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, DMÖ'nün atmosferdeki ozon miktarı değişimine ilişkin raporunu açıkladı.Atmosferdeki ozon miktarını azaltan maddelerin yavaş yavaş kullanımdan kaldırılmasını amaçlayan 1987 tarihli Montreal Protokolü'nün başarı sağladığına işaret eden Braathen, DMÖ'nün ozon konusunda 4 yıl önce yaptığı son araştırmadan bugüne kadar çok iyi bir gelişme kaydedildiğini söyledi.Braathen, 'Bu raporda ilk kez, toplam ozon miktarında küçük bir artış belirtisi gördüğümüzü ifade ediyoruz. Bu da ozon katmanındaki iyileşmenin başlamış olduğunu gösteriyor' dedi.Yerden 40 kilometre yükseğe çıkıldığında, ozon miktarında gerçekleşen artışın net bir şekilde görülebildiğine işaret eden Braathen, Montreal Protokolü'ne tam olarak uyulması halinde 2050 yılına kadar ozon deliğinin kapanabileceğini kaydetti.BM Çevre Programı'na göre, Montreal Protokolü'ne uyulması halinde 2030'a kadar 2 milyon insanın cilt kanserine yakalanması önlenecek ve pekçok konuda insanların ve yerkürenin yaşadığı riskler azalacak.Muhabir: Murat Ünlü | AA
Kültür ve Turizm Bakanlığı, 5 Bin Yıllık Kayaköy'ü Ranta Açıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Muğla'nın Fethiye ilçesindeki 5 bin yıllık tarihe sahip Kayaköy'ü ranta açıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı, Muğla'nın Fethiye ilçesinde bulunan 5 bin yıllık tarihe sahip Kayaköy'ü 49 yıllığına kiralamak için ihale yapacak. 23 Ekim'de yapılacağı açıklanan ihaleye 2 şirketin teklif vereceği öğrenildi.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında 2013 yılı başlarında imzalanan protokolle Kayaköy'de tarihi kalıntıların yer aldığı bölge turizme açılırken, diğer bölgeye de kısmi inşaat serbestliği getirildi.Yeni düzenleme sonrasında Kayaköy'e 300 yatak kapasiteli otel yapılması da kararlaştırıldı. Proje kapsamında Kayaköy'ün üçte birlik kısmını kapsayacak oteli işleten firma, tarihi köyün kalan kısımlarının da onarımını sağlayacak. Sağlanan muazzam rant karşılığında ise Rum evleri aslına uygun olarak onarılacak. Bu bağlamda daha önce çıkılan ihalelere katılımcı bulunamadığı için proje hayata geçirilememişti.Açık arttırma usülü yapılacak olan ihalede 220 dönümlük araziyi kapsayan projenin toplam maliyetinin 30 milyon TL olarak öngörülürken, ihale için 2 firmanın teklif verdiği öğrenildi.Kayaköy'ün kurtarılması için çalıştıklarını söyleyen Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası (FTSO) Başkanı Akif Arıcan, ihale sürecinin yeniden başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 2006 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç ile başlayan sürecin Ertuğrul Günay zamanında hız kazandığını hatırlatan Arıcan, 2013 yılında Kayaköy'ün ihaleye çıkarıldığını fakat yeterli tanıtım yapılmadığı için ihaleye katılımın olmadığını kaydetti.Kayaköy’ün restore edilmesiyle Fethiye’nin dünyaya açılan bir penceresi olacağını kaydeden Arıcan, “Kayaköy’ün markalaşmasından dolayı bir çok firmanın da kendini daha düzenli ve kaliteli bir iş sahasına dönüştüreceğini düşünüyorum. Yapılan bu çalışmalar ile Fethiye olarak turizmde hak ettiğimiz yere gelmeyi hedefliyoruz. İlçemize kazandırılacak bu değer aynı zamanda ülke turizmine de büyük katkı sunacak.” dedi.Haber Artı Bir
Dünyada Sadece Ankara'da Karşılaşabileceğiniz 10 Belediyecilik Örneği
Venedik... Londra.. Paris.. New York... Bütün bu şehirlerin milyonlarca turist toplamasının son derece akılcı sebepleri var elbette. Şu fani hayatımızda türlü çeşit siteye bakıp, paraları denkleştirip bu beldelere bir ziyaret gerçekleştirmek istiyorsak işte göreceğimiz tarihi ve kültürel yapılardır, başka yerde eşine rastlanmayacak gusto zevklerdir, sevdiceği romantik bir atmosfere sürükleyerek benzersiz bir tecrübe yaşama sevdasıdır bunun gibi türlü çeşit öğenin elbette payı var. Gerçekteyse Ankara'ya haksızlık yapıyoruz. Ankara bize eşsiz bir yaşam tecrübesi, her gün zihinsel kalıplarımızı zorlayan yepyeni eserler, başka hiçbir yerde karşımıza çıkmayacak fırsatlar veriyor. Bardağına musluk suyu dolduran sevdiceğinin elinden o bardağı kapan adamın kahramanlığını, aniden çökme tehlikesi geçiren yollardaki o müthiş hayatta kalma savaşının verdiği özgüveni, bir metro istasyonunda yağmur altında yürüyüş yapma keyfini, girdiğiniz tüneldeki o harikulade kanal sefasını küçümsemek kimsenin haddi değil. Ankara milyonlarca turist hak ediyor. Çünkü Ankara bizlere başka hiçbir yerde bulamayacağımız bir tecrübe sunuyor.
Evcil Hayvan Astım Riskini Azaltıyor
Almanya'da yapılan bir araştırmada, evcil hayvanlarla uyuyan çocuklarda astım riskinin azaldığı gözlemlendi.Münih’teki ‘Helmholtz Zentrum’ araştırma merkezinde, bilim insanları doğumundan itibaren yaklaşık 2 bin 500 çocuğun sağlık durumunu 10 yıl boyunca inceledi.Çocukların yarısından fazlası doğumu izleyen üç ay boyunca bir evcil hayvanın yanında uyudu. Hayvan tüyünün astıma olumsuz etkisini araştıran bilim insanları, evcil hayvanların yanında uyuyan çocukların 6 yaşına geldiğinde astım riskinin yüzde 79 azaldığını gördü.10 yaşına geldiklerinde de astım riskinin yüzde 41'e kadar indiği ortaya çıktı. Olumlu etkinin hayvan postu üzerinde uyuyan çocuklarda da görüldüğü belirtildi.Araştırmanın sonuçları Münih'te düzenlenen Avrupa Solunum Derneği Kongresi'nde sunuldu.Daha önce Finlandiya'da yapılan bir araştırma da doğumu izleyen 12 ay boyunca kedi ya da köpekle büyüyen çocuklarda kulak enfeksiyonu ile solunum yolu enfeksiyonları riskinin yüzde 30 azaldığını göstermişti.Kaynak: AA
Reklam
En Protest 30 Türkçe Sözlü Rap Müzik
70'li yılların başlarında Amerika'dan başlayan akım 90 başlarında ülkemize hızlı ve iyi bir giriş yaptı.Sokakları anlatan Hiphop kültürü içerisinde bulunan RAP dalı ise fazla fazla şeyler anlatmakta.Anlatılacak bu kadar çok şey varken size sadece 30  'Protest' parça sunuyorum iyi dinlemeler. Kim bilir bu delikanlılar daha neler anlatıyor?NOT:Sıralarken karışık sıralanmıştır herhangi bi düzen yoktur.
Yumuktepe'de 6 Bin 500 Yıllık 'Saray' Bulundu
Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mersin'deki Yumuktepe Höyüğü'nde devam eden arkeolojik kazılarda, tarihi izleri milattan önce 4 bin 500'lü yıllara uzanan bir 'saray'ın kalıntıları bulundu Obeyt Uygarlığı'nın izlerini taşıyan sarayın ve dışındaki kaldırımın kalitesi kazı ekibini şaşırttı İtalya'nın Lecce Üniversitesi'nden kazı başkanı Prof. Dr. Caneva: 'Burada depo kaplar ve 200'e yakın çömlek ve kase bulundu.Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mersin'deki Yumuktepe Höyüğü'nde devam eden arkeolojik kazılarda, tarihi izleri milattan önce 4 bin 500'lü yıllara uzanan bir 'Saray'ın kalıntıları bulundu. Sarayın dışındaki kaldırımın kalitesi, kazı ekibini bile şaşırttı.Tarihi izlerinin milattan önce 7 binli yıllara uzanması ve bu dönemden 13. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim yeri olması nedeniyle 'Medeniyetler Beşiği' adıyla anılan merkez Toroslar ilçesi Yumuktepe Höyüğü'ndeki arkeolojik kazılar, İtalya'nın Lecce Üniversitesi'nden Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsabella Caneva'nın başkanlığında devam ediyor.Caneva, kazı çalışmalarıyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılki kazı çalışmalarının bir aydan beri devam ettiğini, bu süreçte güzel sonuçlar elde ettiklerini söyledi.Kazıların restorasyon çerçevesinde ilerlediğini anlatan Caneva, çalışmaların milattan önce 5 binli yıllarda oluştuğu tahmin edilen kalkolitik döneme ait tabakalarda yoğunlaştığını belirtti.'Büyük ya da elit bir aile yaşıyordu'Caneva, Yumuktepe'de bir Saray kalıntısının olduğunu geçtiğimiz yıllarda yapılan kazılarda tespit ettiklerini ifade ederek şunları anlattı:'Yeni kazılarımızda bu sarayı tam hatlarıyla ortaya çıkarabildik. Saray diyoruz çünkü büyük bir bina. Milattan önce 4 bin 500'lü yıllara, geç kalkolitik dönemine ait bir bina. O zamanlarda normal evler çok küçük, bir iki odalı, ama burada çok büyük bir salon var. Sadece büyük değil aynı zamanda kaliteli bir bina, her oda kerpiçle iyice döşenmiş. Buranın içerisinde ne var? O dönemlerde ailelerde 2-3 adet tencere, en fazla 11 tane de kase olurdu. Burada depo kaplar ve 200'e yakın çömlek ve kase bulundu. Demek ki burada yemek çok fazla insana veriliyordu. ya işçilere, ya da misafirlere veriliyordu bu yemekler. Buradakiler normal bir aile değildi, büyük bir aile ya da elit bir aileydi.'Saray kalıntılarının Mezopotamya'da çok fazla bilinen Obeyt Uygarlığı'nın izlerini yansıttığını ifade eden Caneva, 'Burası normal evlere göre daha anıtsal ve kaliteli bir şekilde yapılmış. Sarayın dışarısında iyi yapılmış bir kaldırım var. Böyle bir kaldırımı daha önce hiç görmedim, belki literatüre biraz bakarım. Ama bu kadar kaliteli bir şey olacağını beklemiyordum. O da önemli bir şey gelişme oldu' diye konuştu.Kazı tarihi 1930'lu yıllara dayanıyorAnadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden olan Yumuktepe Höyüğü'nde ilk arkeolojik kazılar İngiliz John Garstang başkanlığında 1936-1937 yıllarında yapıldı. İkinci Dünya Savaşı'nın başlaması nedeniyle ara verilen kazılara 1946'da yeniden başlanıp 1947'de çalışma sonuçlandırıldı. 1992 yılında hazırlanan ve 1993 yılında başlanan 'Yumuktepe Arkeolojik Kazısı' çalışmaları ise her yaz sürdürülüyor. AA
Reklam
Dünya Edebiyatından Hangi Roman Seni Anlatıyor?
etiket
Okurken aklınızı başınızdan alacak ve Dünya Edebiyatına damga vuran romanlardan hangisi tam olarak seni anlatıyor?Daha önce Türk Edebiyatı ile ilgili testimiz şurada: Türk Edebiyatı'ndan Hangi Romansın?
Yerebatan Sarnıcı 'Cehennem' Nedeniyle Kapanıyor
Dan Brown'un romanından uyarlanan Cehennem'in çekimleri nedeniyle İstanbul'daki Yerebatan Sarnıcı dört gün kapatılacakDünyada 12 ülkeyle birlikte aynı günlerde Türkiye’de de yayımlanan ve daha yayımlanmadan çekilecek filmi konuşulmaya başlanan Dan Brown’un Cehennem’inin çekim takvimi netlik kazanmaya başladı.Başrolünde yine Tom Hanks'in yer alacağı film Nisan 2015'te Floransa'da “motor” diyecek. Ardından set haziran ayı başında İstanbul'a taşınacak. Aksiyon sahnelerinin büyük bir bölümünün kitaptaki hikâyeye paralel olarak Yerebatan Sarnıcı'nda çekileceği belirtilen film için tarihi mekân dört gün boyunca ziyarete kapatılacak.Hürriyet
Stonehenge'in Esrarı Çözülüyor
İngiliz arkeologlar Stonehenge anıtının altındaki ve çevresindeki topraklara ait şimdiye kadarki en ayrıntılı haritayı açıkladı.Arkeologlar çok farklı cihazlarla zeminin üç metre derinliğini taradı. İlk veriler anıtın tek bir yapı olmadığını ve çevresinde 17 tapınak daha bulunduğunu gösteriyor.İngiltere'nin Wiltshere kentinde bulunan ve geçmişi milattan önce 8000 yılına kadar dayanan Stonehenge taş çemberinin tam olarak ne amaçla kullanıldığı hâlâ bilinmiyor.Elde edilen kapsamlı verilere dayanılarak Stonehenge anıtının zaman içinde nasıl değiştiğinin ortaya çıkarılması bekleniyor.Araştırmanın ortaya çıkardığı sürprizlerden biri, Durrington Walls'da bulunan ve 1,5 km. genişliğindeki 'süper anıt'ın bir parçasını oluşturan 60 kadar dev taş veya sütunun izlerinin keşfi oldu.İngiltere Bilim Festivali'nde konuşan, proje başkanı ve Birmingham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Vincent Gaffney, 'Son dört yıldır bu hayret uyandıran anıta bakıp etrafında neler bulunduğunu anlamaya çalışıyoruz. Burası gerçekten de özel kişilerin gelebileceği, ayrıcalıklı bir yer miydi konusu, en temel soru olarak hep karşımızdaydı.' dedi.Araştırma ekibinin 12 kilometre kareyi kapsayan üç boyutlu haritası, durumun böyle olmadığını ortaya çıkardı.Araştırmacılar tüm alanı yüzeyin farklı derinliklerinde tarayabilmek için altı değişik teknik kullandı. Kullanılan cihazlar arasında mıknatıs ölçer, yer radarı ve üç boyutlu lazer tarayıcı gibi gereçler vardı.Leicester Üniversitesi araştırmacılarından Nishad Karim de, 16. yüzyıla ait Tudor mezarlarını yeniden oluştururken benzer bir yöntem kullanmıştı.Karim, BBC'ye yaptığı açıklamada 'Yeraltı Görüntüleme Cihazı ve diğer teknikler kullanılarak, toprağın derinlikleri açıkça görülebildi ve binlerce yıl önceki uygarlıkların neye benzediği keşfedildi.' dedi.Bölgedeki sayısız tümsekten birinin altında 33 metre uzunluğunda ve 6000 yıllık bir ahşap bina olduğu saptandı. Bu binanın geleneksel gömme törenlerinde ve büyük olasılıkla ölülerin kemiklerinin etten ayrılması gibi geleneklerin yerine getirilmesinde kullanıldığına inanılıyor.Araştırma ekibindeki bir diğer kurum olan Ludwig Boltzmann Enstitüsü müdürü Prof. Wolfgang Neubauer, 'Yapıda üç sıra çatı taşıyıcı direk var. 300 metrekarelik bir alana yayılmış ve hafif ikizkenar yamuk şeklinde. Bu ilginç bir nokta, zira, Avrupa kıtasında da, o dönemden 100-200 yıl önce, dev taşlarla ilişkili benzer ikizkenar yamuk yapı örnekleri görüyoruz.' dedi.Stonehenge civarındaki tümseklerde, anıtla hemen hemen aynı yaşlarda 17 dini anıt ve yapı bulunduğu belirlendi.Bütün bu ilk bulgular, araştırmacıların verileri daha derin incelemeleri ardından zamanla açığa çıkarılacak olan bölgenin karmaşık tarihine ve değişimine işaret ediyor.BBC
Reklam
Deviantart'tan Hayran Kalacağınız 12 Fotomanipülasyon Çalışması
Fotomanipülasyon farklı resimlerin birleştirilmesi ile yapılan bir Dijital Sanat çeşitidir. Anlamayanlar için Photoshop diyelim. Buraya koyacağım resimler bu gün 65 milyondan fazla üyesi bulunan Deviantart sitesindeki en popüler fotomanipülasyon çalışmalarıdır. Not: Bu resimlerin Telif Hakkı vardır.
14. İstanbul Bienali'nin Kavramsal Çerçevesi Belli Oldu
14. İstanbul Bienali'nin başlığı ve kavramsal çerçevesi bugün Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde düzenlenen bir basın toplantısıyla duyuruldu. Fakat alışılmışın aksine bu toplantıda sahnede basın toplantısını düzenleyenler değil seyirciler bulunuyordu. Konuşmacılar seyirci koltuklarına oturmuş açıklamalarını yaparlarken, basın mensupları sahneye dizilen sandalyelere oturmuş dinliyorlardı.5 Eylül - 1 Kasım 2015 tarihleri arasında geçen seneki gibi ücretsiz olarak gerçekleştirilecek ve şehrin farklı mekanlarına yayılacak bienali 'şekillendiren' Carolyn Christov-Bakargiev başlığı 'Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori' olarak açıkladı. Bienalin kavramsal çerçevesi ise şöyle:'Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori. 14. İstanbul Bienali çizginin nerede çekileceğini, nerede geri çekilmek gerektiğini, nelerden faydalanılabileceğini ve neyin öne çıkarılabileceğini aramak üzere yola çıkıyor. Bienal bunu ‘açık bir denizde, yüzey düzken parmak uçlarıyla, derinlere inildiğinde, katlanmış kodlama katlarını açmadan’ yapıyor. Bu uluslararası sanat sergisi, elliden fazla görsel sanatçının yeni işlerinin yanı sıra, içlerinde denizbilimci ve nörobilimcilerin de bulunduğu farklı alanlardan profesyonellere yer veriyor. Boğaziçi ekseninde şehrin geneline yayılan sergi, şiirsel ve siyasi olarak dünyayı şekillendiren ve dönüştüren, görünen ve görünmeyen farklı dalga sıklığı ve biçimlerini, su akıntıları ve yoğunluklarını ele alıyor. Sanatla ve sanat aracılığıyla yas tutuyor, hatırlıyor, kınıyor, iyileşmeye çalışıyoruz. Kendimizi formdan giderek zenginleşen yaşama yansıyan neşe ve canlılık ihtimaline adıyoruz.' (Christov-Bakargiev)Balestrini'nin kısa romanı Carbonia'dan bir bölüm okunduChristov-Bakargiev'in yanı sıra İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Genel Müdürü Görgün Taner ve İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer'in katıldığı toplantıda, William Kentridge'in Tide Table (Gelgit Çizelgesi- 2003) adlı işi gösterildi ve Füsun Onur'un Pembe Bot (1993/ video 2014) adlı videosundan bir bölüm izletildi. Etkinlikte ayrıca Nanni Balestrini'nin 2012'de yayımlanan kısa romanı Carbonia 'dan bir bölüm okundu.Carbonia 'nın tam metninin okuması yine bugün (10 Eylül) 21.00'den itibaren yazarın da katılımıyla, kitabın Türkçe baskısını okurla buluşturan Otonom Yayıncılık'ta yapılacak. Bir Zamanlar Hepimiz Komünisttik alt başlığıyla, noktalama işaretleri olmaksızın yazılan ve yayınlanan kitapta şu ifadeler yer alıyor:'insanlar Carboniadaki mücadeleleri kazanıyorlardı çünkü insanlar birlikti ve cumhurbaşkanını da başka bir şeyi de düşünmeksizin şöyle dediler silahlı güçlerini bize karşı kullanan patronlar kapitalistler bizim düşmanımızdır dediler ve bunun için hepimiz onlara karşı mücadele etmek ve kazanmak zorundayız işte bunu yaptık yirmi yıl önce Carboniada orada fitili tutuşturmak için sadece bir kibrit gerekiyordu orada hepimiz komünisttik birbirine bağlı bir işçi sınıfıydık çünkü orada herkes madende yaşıyordu'14. İstanbul Bienali için Carolyn Christov-Bakargiev kavramsal çerçeveyi oluşturma sürecinde Cevdet Erek'in 'sanatsal tavsiyeleri'nden, Griselda Pollock'un 'keskin entelektüel zeka'sından, Pierre Huyghe'un 'duyarlılığı'ndan, Chus Martínez'in 'küratöryel hayalgücü'nden, Marcos Lutyens'in 'dikkati'nden, Füsun Onur'un 'keskin bakış'ından, Anna Boghiguian'ın 'siyasi felsefesi'nden, Arlette Quynh-Anh Tran'ın 'gençlik dolu heyecanı'ndan, William Kentridge'in 'bilgelik yüklü tereddütleri'nden yararlanıyor.Carolyn Christov-Bakargiev, süreç ilerledikçe belirecek başka nitelik ve aracılıklardan da beslenecek. Yakın zamanda başlayan işbirlikleri arasında Elvan Zabunyan'ın 'sıradışı okumaları', Emin Özsoy'un 'okyanus üzerine derin bilgisi', Aslı Çavuşoğlu'nun 'anlatıda kurduğu çeşitlilik', Emre Hüner'in 'sürekli çoğalan koleksiyonları', Merve Kılıçer'in 'samimi ilişkileri' ve Russell Storer'in 'güzellik algısı' yer alıyor.İstanbul Bienali'nin Danışma Kurulu'nda Adriano Pedrosa, Başak Şenova, İnci Eviner, Iwona Blazwick ve Ute Meta Bauer bulunuyor.Sabitfikir
Reklam
KA.DER: CHP Kotayı Kadın Adayların Aleyhinde Kullandı
KA.DER, CHP Parti Meclis seçimlerinde kadınlar için konan 'cinsiyet kotası'ndan üç erkeği gösterip iki kadının elenmesini kınayarak yöneticilerden haksız uygulamanın düzeltilmesini talep etti.KA.DER, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Parti Meclis seçimlerinde kadınlar için konan 'cinsiyet kotası'ndan üç erkeği gösterip iki kadının elenmesini kınadı.KA.DER, açıklamasında eşit temsil ilkesini ihlal eden bu haksız uygulamanın düzeltilmesini talep etti.'Sosyal demokrat bir siyasi parti olma iddiasındaki CHP, Parti Meclisi seçiminde 'cinsiyetçi kadın kotası'nı erkek egemen bakış açısıyla değerlendirmiş ve kotayı kadın adayların aleyhinde kullanmıştır.'CHP, oldukça karmaşık gibi görünen bir taktikle aslında tüzüğünde yer alan ve kadın temsiliyeti için konan yüzde 30 'cinsiyet kotası'nı tüzükte erkek ve kadın denmediği için erkekler lehine kullandı.Sistem şu şekilde işledi:CHP’de 60 kişilik Parti Meclisi listesinin sekiz kişisi “Bilim Yönetim ve Kültür Platformu” olarak seçiliyor. Bu platformun seçimlerinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu toplam 12 aday gösteriyor. Delegeler de bu 12 adaydan sekizini seçerek, Parti Meclisi’ne taşıyor.Kılıçdaroğlu dokuz kadını aday olarak gösterdi. Bu isimler şöyle: Emel Yıldırım, Elfin Tataroğlu, Ayşe Nilden Postalcı, Gülsün Bilgehan, Ayşe Eser Danişoğlu, Gaye Usluer, Selin Sayek Öke, Seyhan Erdoğdu, Ayşin Tektaş Keskin.Dokuz aday kadın olunca yüzde 30 kota doldurulacağı için kalan üç aday Mehmet Bekaroğlu, Sencer Ayata ve Burhan Şenatalar olarak gösterildi. Ancak bu üç erkek aday, seçilmeleri garanti olsun diye yüzde 30 cinsiyet kotasına dahil edildi. Böylece az oy alsalar bile kota sistemi nedeniyle seçilmiş olacaklardı.Böylelikle 1119 delegenin oy kullandığı seçimde en az oy alan isim Mehmet Bekaroğlu, kendisinden daha fazla oy alan Genel Başkan Yardımcısı Emel Yıldırım’ın önüne geçerek Parti Meclisi'ne girdi; Yıldırım ise meclis dışı kaldı.Aynı şekilde 683 oy alan Ayşe Nilden Postalcı liste dışı kalırken, 624 oy alan Sencer Ayata listeye girdi.Yani dokuz kadın adaydan beşi ve üç erkek PM'ye girmiş oldu.KA.DER açıklamasında şöyle dedi:'Ayşe Nilden Postalcı ve Emel Yıldırım'ı liste dışı bırakan anlayış, CHP'de uygulanmakta olan kadın kotasını üst sınır olarak kabul edip, PM'ye daha fazla kadın alınmasını engelleyen eril zihniyetin sonucu.'Oysa sözü edilen kota Parti Meclisi'nde yer alması gereken kadın sayısının alt sınırını kritik eşik olarak belirlemeli.'Yerel seçimlerde tüzüğündeki yüzde 33 kadın kotasını uygulamayıp yüzde 10‘a bile ulaşmayan CHP yönetimi, Parti Meclisi seçiminde söz konusu erkekler olunca çok hızlı bir çözüme imza atarak erkek egemen bir parti olduğunu bir kez daha gösterdi.' Bianet
U2'nun Yeni Albümü Ücretsiz!
Apple CEO'su Tim Cook, U2'nun yeni albümünün iTunes'dan ücretsiz olarak indirilebileceğini açıkladı.Cook, 13 Ekim'e kadar tüm iTunes hesabı sahiplerinin 'Songs of Innocence' albümüne ücretsiz sahip olabileceğini belirtti.Hesabı olmayanlar da yeni hesap açmaları durumunda 13 Ekim'e kadar 11 şarkıdan oluşan albüme ücretsiz sahip olabilecek.Apple'ın açıklamasına göre 119 ülkedeki bütün iTunes Store'lardan (500 milyon kişiye denk geliyor) albüm indirilebilecek.Reuters | CNN Türk
Reklam
Türkiye'de En Çok İzlenen 20 Film
Amerikan film sektörünün dev şirketlerinin Türkiye'ye girmesiyle birlikte gişe rakamları düzenli bir şekilde tutulmaya başlandı. Dolayısıyla Türkiye'de sinema filmi izleyici rakamları 1989 yılından beri tutulmaktadır. Ondan öncesine ait bir istatistik olmadığından bu liste için rahatlıkla tüm zamanların en çok izlenen 20 film diyebiliriz. Listenin devamı kaynak sitededir.
İsteyen Kriptolu Cep Telefonu Kullanabilecek
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK’ın sivillere yönelik kriptolu telefon projesini yürüttüğünü bildirerek, 'İsteyen kriptolu cep telefonu kullanabilecek' dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, devletin zirvesinin kullandığı kriptolu telefonların dinlenmesinin ardından yeni kriptolu telefonlar hazırlandığını belirtti. Yazılımı ve donanımı değiştirilen yeni kriptolu telefonların yılbaşında devletin üst yöneticilerine dağıtılacağını açıklayan Işık, yılbaşından sonra devlet yöneticileri için 'yeni nesil' kriptolu telefonlar için yeni bir çalışma başlayacağını kaydetti.Bakan Işık, hukuksuz dinlemelerin bir örgütün işi olduğunu ifade ederek, kripto yazılımını yapanla dinlemeyi yapanın örgütsel işbirliği olmadan dinlemesinin mümkün olmadığını belirtti. Bakan Işık, hukuk devletinde yasadışı dinlemeyi kimsenin mazur ve meşru gösteremeyeceğini vurguladı.Sivillere de kriptolu telefonGündelik hayatta kullanılan cep telefonlarının dinlenilmemesine yönelik güvenlik tedbirlerinin olmadığını belirten Işık, kriptolu telefonların ise güvenlikli olduğunu ifade etti.Sivillerin özellikle de ticari şirketlerin güvenli görüşme için kriptolu görüşmeleri tercih ettiğini aktaran Bakan Işık, 'TÜBİTAK’ın sivil kullanıma yönelik cihaz üretim çağrısını çok önemsiyoruz. Herkesin kolaylıkla dinleyemeyeceği bir yapı oluşturmak istiyoruz. Buna yönelik olarak TÜBİTAK bir çalışma başlattı. Hiçbir iletişim yüzde 100 güvenli değildir. Buna karşılık, en güvenli görüşmeler kriptolu telefonlarla yapılıyor. Sivillerin talebiyle bunu yaygınlaştırmak istiyoruz. İsteyen kriptolu cep telefonu kullanabilecek' ifadelerini kullandı.AA
50 Milyon Yıllık Karınca!
Bilim insanları, amber içerisinde günümüze kadar bozulmadan kalmış 50 milyon yıllık bir karınca ve onun başında parazit olarak yaşamış mayt (akar) buldu.İngiltere merkezli bilim dergisi Biology Letters'ın haberine göre, Berlin'deki Leibniz Enstitüsü'nde yer alan Doğa Tarihi Müzesi eklembacaklılar uzmanı Jason Dunlop önderliğindeki araştırma ekibi, gelişmiş tarayıcı ve kimyasallar ile amber içinde bozulmadan bulunan canlıların tam 50 milyon yıl yaşında olduğunu belirledi.Rusya'nın Kaliningrad bölgesinde, bir ağaç reçinesinin içine gömülmüş halde bulunan iki fosilin, karınca ve akarlar arasındaki en eski ortak yaşam örneklerinden birisini gösterdiği belirtildi.Araştırmaya göre, 54-38 milyon yıl önceki zaman aralığı Eosen'de yaşamış bu iki canlı, günümüzdeki benzer organizmalarla aynı özelikleri gösteriyor. Dergiye konuşan Jason Dunlop, 'Keşif önemli çünkü bu parazit akarlar ile karıncalar arasındaki ortak yaşam, günümüzde hala sürüyor. Amberin içindeki görüntü, iki canlının bundan 50 milyon yıl önce de aynı ortaklığı sürdürdüğünü gösteriyor. Karıncanın başındaki akar, mesostigmatids adı verilen ve fosillerde hayli nadir rastlanan bir tür' dedi.Akarlar, kalbi ve ciğerleri olmayan karıncaların 'hemolymph' adı verilen renksiz kanlarından beslenerek parazit bir yaşam sürdürebiliyor. Bitkilerden salınan reçine veya çeşitli sıvıların katılaşmış hali olan amberlerin içinde milyonlarca yıl öncesine ait canlılar mükemmel bir şekilde korunabiliyor. Eosen döneminde yaşanan iklim değişiklikleri, donan kutuplar, akıntılardaki yön değişiklikleri ve zorlu hava olayları sebebiyle dünya üzerinde yaşayan canlı türlerinin yüzde 20'sinin yok olduğu sanılıyor.GÖKHAN ÖZTÜRK - Zaman
Sevgiliden Garip İsteklerde Bulunan 20 Şarkı
Sevgilisine yakaran, beni affet diye inleyen, özür dileyen, aşkını ilan eden çok gördük de bazılarının sevgilisinden öyle istekleri oluyor ki bunu şarkıya dökmelerine şahsen biz şaşırıyoruz.
Reklam