onedio
Türkiye'de Kilo ile Kuantum Üretilecek
Dünyanın en pahalı yüksek teknoloji ürünlerinden olan kuantum noktalarının Türkiye'de de kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde çalışma başlatıldı.Cep telefonundan kanser tanı sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanımı bulunan ‘kuantum noktaların’ kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü'nde (İYTE) çalışma başlatıldı. Bir günde gram ölçeğinde üretimi başaran laboratuvar, yıl sonunda bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretmeyi planlıyor. Çalışmanın ana amacı, özel sektörün dikkatini çekmek.LED televizyonlar ve cep telefonlardaki canlı renkleri, saç kılının 20 binde biri boyutundaki yarı iletken nano kristallere borçluyuz. ‘Kuantum nokta’ adı verilen ve farklı işlevler yüklenebilen parçalar, sıvı ya da toz halde üretilebiliyor. Halen tamamı ithal edilen kuantum noktaların yerli imkânlarla üretimi için Kalkınma Bakanlığı desteğiyle kurulan İYTE Fen Fakültesi laboratuvarlarında bir TÜBİTAK projesi başlatıldı.Dekan Prof. Dr. Serdar Özçelik'in liderliğindeki araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında sıvı ve toz formlarda kuantum noktalar elde edilerek farklı uygulamalarda denenmeye başlandı. Dünyada çok ender olarak üretilen 4 farklı atom bileşeninden oluşan kuantum noktalarını üretmeyi başaran ekip, bu malzemeyi yeni nesil ekran teknolojileri ve kanser tanı kitlerinin geliştirilmesi için kullanmaya başladı. Ekip ayrıca özel bir firma ile ortaklaşa kuantum noktaların endüstriyel kullanımına imkan verecek bir projeye de adım attı.Prof. Dr. Özçelik, kuantum nokta üretiminin dünyada henüz bir iki firma tarafından yapılabildiğini, bu yüksek teknoloji ürününün endüstriyel olarak kullanılabilmesi için bir günde kilogram ölçeğinde üretiminin mümkün olması gerektiğini ifade etti.‘Kilosu 10 milyon dolar’Halen sadece ABD'deki iki yüksek teknoloji şirketinin bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretebildiğini anlatan Özçelik, uluslararası piyasada bu ürünün miligram fiyatının 10 dolar ile 150 dolar arasında değiştiğine dikkati çekti. Özçelik, şöyle konuştu:'Kilogramı en az 10 milyon dolar olan bir maddeden bahsediyoruz. Bu ürünler gündelik yaşamın merkezinde yer alıyor ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde geliştirme ve endüstriyel üretim konusunda projeler yürütülüyor. Biz de özel sektör işbirliğiyle büyük ölçekte kuantum nokta üretimi için çalışmaya başladık. Şu anda bir günde gram ölçeğinde üretim yapar duruma geldik. Hedefimiz yeni aldığımız reaktörlerle yılsonunda günde 1 kilogram kuantum noktası üretebilecek seviyeye gelmektir.'Kuantum noktaların ticarileşmesi için büyük ölçekte üretim yapabilmenin en kritik aşama olduğunu vurgulayan Özçelik, dünyada özellikle yeni nesil ekranlarda kuantum noktaların kullanıldığına işaret etti.Üretilen 100 ekranlık bir televizyonda yaklaşık 10 miligram kuantum nokta kullanıldığını, bunun 100 dolara tekabül ettiğini ifade eden Özçelik, bu televizyonun fiyatının zaten 100 dolar olduğunu, dolayısıyla fiyatların düşebilmesi için yüksek ölçekte üretimin zorunlu olduğunu kaydetti.‘Şirketler yatırım yaparsa 10-20 kat para kazanacak’Yüksek teknoloji ve katma değere sahip üretim yapısına geçmeye çalışan Türkiye için kuantum nokta üretiminin önemli bir fırsat olduğunu savunan Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:'Çok değerli bir ürün olan kuantum nokta üretimi, oldukça karlı bir alan. Çünkü miligramı 10 dolar dediğimiz malın maliyeti aslında bunun binde biri kadar. Bu ürün sadece bilgi ile üretiliyor. Yüksek teknolojiye dayanan tüm ürünler böyle. 100 dolara mal olan bir cep telefonuna bin dolar veriyoruz. Aradaki fark şirketin geliştirdiği bilgi. Nanoteknolojiyle ilgili pek çok pazar araştırması ve öngörü var. Bilimsel analizlere göre şirketler bu alana yatırım yaptıkları zaman 2-3 kat değil 10 - 20 kat para kazanacaklar. Bu konuda bazı firmalarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Nihai hedefimiz İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde kuantum nokta üretiminin yapıldığı bir endüstri tesisi yaratmak. Öncelikle bu işin fizibilitesini yaparak yatırımcıları cesaretlendirmek istiyoruz.Kuantum nokta üretimi konusunda özel sektörün ilgisini çekmeyi ve onların girişimiyle Türkiye'yi bu teknolojide öncü bir konuma getirmek istiyoruz.'Türk sanayisinde genel eğilimin know-how yani teknoloji ithalatı yapmak yönünde olduğunu, teknoloji satan kuruluşların bir ürünün nasıl yapıldığı bilgisini verdiğini ancak 'neden öyle yapıldığı' bilgisini sakladığına dikkati çeken Özçelik, Türkiye'nin nano teknolojiler konusunda teknoloji ithalatçısı olmak yerine teknoloji tasarımcısı olması için çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.Kaynak: AA
Yeni Eğitim Öğretim Yılında MEB'in Bazı Uygulamaları Tarihe Karışıyor
16 milyon 400 bin öğrenci yarın ders başı yapıyor. Yeni eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın bazı uygulamaları da tarihe karışıyor. Bakanlığın ele alacağı konuların başında, öğretmenlerin niteliği, müfredat ve okulların fiziki güvenliği var.2014-2015 eğitim- öğretim yılı tarihe karışacak uygulamalar ve ilk kez hayata geçirilecek projelerle başlıyor. 16 milyon 400 bin öğrenci ve 873 bin öğretmenin ders başı yapacağı yeni eğitim yılında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ele alacağı konuların başında öğretmenlerin niteliği, müfredat ve okulların fiziki güvenliği var.Dört yıl önce yapılan Milli Eğitim Şurası, bu yıl 19. Milli Eğitim Şurası adıyla toplanacak. Şuranın gündem maddeleri bu yıl ele alınacak konuların da ipucunu veriyor. Aralık ayında toplanacak şuranın öncelikli gündem maddelerinden biri ‘öğretmen niteliği’ olacak.Eğitimciler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, akademisyenler öğretmen niteliğini artırmanın yollarını konuşacak.Milli Eğitim Bakanlığı'nın yol haritasının çıktığı şurada bu yıl öncelikli gündem maddeleri şöyle olacak:Avcı'nın beğenmediği müfredat da tartışılacakMilli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın da 'Bizim müfredatlarımız, ders programlarımız maalesef bilgi yüklemeye yönelik. Biz hala pek çok dersimizde, ilkokulda da, ortaokulda da, lisede de hâlâ çocuklara bilgi yüklemeye çalışıyoruz' diye eleştirdiği müfredat, eğitim şurasının gündeminde.Çocuklara bilgi yüklemekten öte ‘öğrenmenin öğretileceği’ bir müfredat ve ders programının içerikleri konuşulacak.Okullara iş güvenliği uzmanıOkullardaki fiziki güvenlik eksikleri nedeniyle hayatını kaybeden çocuklar, özellikle son bir yıldır MEB’in daha yoğun gündeminde. Gündem Çocuk Derneği ve MEB, ‘Okullarda Fiziki Güvenlik Standartları’ için yaklaşık bir yıl önce protokol imzalamıştı. Bu protokolden ayrı olarak da MEB, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereği, okullarda iş güvenliği uzmanı bulundurulması için illere genelge gönderdi.Bu sayede öğretmen ve diğer çalışanların sağlık ve güvenli için binaların uygun fiziki koşulları olup olmadığı denetlenmesi amaçlanıyor. Bakan Avcı, okullarda engellilere yönelik düzenlemeleri ve çevre güvenliğinin de değerlendirileceğini vurguluyor.Okul öncesinde ikili eğitimYeni eğitim yılında tarihe karışacak uygulamaların yanı sıra ilk kez hayata geçirilecek uygulamalar da var. Bakanlık, daha fazla sayıda çocuğun okul öncesi eğitimden faydalanabilmesi için tüm okul öncesi eğitim kurumlarında sabahçı, öğlenci olmak üzere ikili eğitim uygulaması yapılmasına karar verdi.Performans ödevleri tarih olduMüfredattaki kazanımların öğrenciler tarafından daha iyi öğrenilmesi çini verilen performans ödevleri tarihe karıştı. Yıllardır ödevlerin veliler tarafından yapıldığı eleştirileri yapılıyordu. Artık performans görevi puanı yerine ders etkinliklerine katılım puanı uygulanacak.Seçmeli dersler notla değerlendirilecekSeçmeli dersler, puanla değerlendirilecek. Böylece derslerin daha ciddiye alınması ve nitelikli bir eğitimin gerçekleşmesi için, uygulanan seçmeli derslerin öğrencilerde bıraktığı etkinin objektif olarak değerlendirilmesi amaçlanıyor.Çocuk kulüpleriBakanlık, okul öncesi eğitim kurumları ve ilkokullarda eğitim ve öğretim saatleri dışında açılacak kulüplerde, öğrencilerin bilim olimpiyatları ve proje, güzel sanatlar, beden eğitimi ve spor, halk oyunları, geleneksel çocuk oyunları, yabancı dil gibi konularda yeteneklerinin desteklenmesi için çocuk kulüpleri açacak.Kulübe günde 2 saat katılan çocuğun aileye maliyeti aylık 43 TL ile 86 TL arasında olacak.Öğretmen liseleri kalktıMEB, 299 anadolu öğretmen lisesini kademeli olarak fen, sosyal bilimler ve anadolu liselerine dönüştürdü. Öte yandan artık tüm liseler ‘Anadolu lisesi’. Lise türleri 6 temel başlıkta toplandı; Sosyal bilimler liseleri, fen liseleri, Anadolu liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, Anadolu meslek liseleri ve çok programlı Anadolu liseleri.Temel liseler başlıyorİlk kez dershaneden okula dönüşen okullar ders başı yapacak. Türkiye genelinde 117, İstanbul’da da 13 lise kendilerine verilen ‘temel lise’ adıyla eğitime başlayacak. Henüz dönüşmeyen dershanelerin ise son eğitim yılı olacak. Dershaneler 1 Eylül 2015’e kadar faaliyetlerini sürdürebilecek.Okul müdürleri değiştiDershanelerin dönüşümü için hazırlanan yasada Milli Eğitim Bakanlığı yönetim kadrosuna ve okul yöneticilerine dair ilişkin de maddeler vardı. Türkiye’de 4 yıl ve üzerinde okul müdürü olarak çalışan eğitimcilerin görev süresi doldu. Türkiye’de bu durumda tam 16 bin okul müdürü vardı. Bu müdürlerin, yapılacak değerlendirme sonrası alınacak puanlara göre 2014-2015 eğitim yılında görevlerine devam edip etmeyeceklerine karar verildi. 16 bin öğretmenden 7 bini 75’in altında puan aldıkları gerekçesiyle başarısız sayıldı ve görevlerine son verildi. Yani bu eğitimciler okul müdürü olarak değil öğretmen olarak meslek hayatlarına devam edecek. Uygulama hükümete yakın sendikanın kadrolarının atandığı iddialarını da beraberinde getirdi.Umay Aktaş SalmanAljazeera
Destiny'den 500 Milyon Dolarlık Tarihi Çıkış!
PlayStation ve Xbox'un en çok beklenen oyunlarından biri, müthiş çıkışıyla tarihe geçti!Yeni bilim-kurgu aksiyon oyunu Destiny , Activision Publishing'in yaptığı açıklamaya göre çıktığı gibi 500 milyon dolar değerinde satış yapmayı başardı. Böylece oyun, tarihe geçecek bir çıkışa imza attı.Yayımcının ana firması Activision Blizzard'ın CEO'su Bobby Kotick , yaptığı açıklamada Destiny için yapılan dünya çapındaki perakende ve toplu siparişlerin değerinin 500 milyon doları aştığını söyledi. Oyunun geliştiricisi Bungie , yaklaşık 7 sene önce Microsoft'tan ayrılmış ve Activison Blizzard ile bir araya gelerek Call of Duty gibi popüler oyun serilerini devam ettirmişti.Activision Publishing yöneticisi Eric Hirshberg ise yaptığı açıklamada ' Destiny'ye yaptığımız yatırımların ve ona olan inancımızın bize geri döneceğinden emindik ' dedi ve ekledi: ' Ancak bunu ilk gün yapacağımıza çoğu kişi inanmamıştı .' Hirshberg, ' en önemlisi Destiny, oynamaktan vazgeçemeyeceğiniz bir oyun ' diyor.Activision, bu tarihe geçen çıkış birlikte oyunun ' bir sonraki milyar dolarlık marka 'ya dönüşeceğine olan inancını güçlendirdi.
Efsane Soundtrack Albümü İle Unutulamayan Film: Mr Nobody
2009 yapımı Mr Nobody, soundtrack albümündeki birbirinden güzel eserlerle akıllardan silinmeyecek bir yapım. Bu albümden unutulamayan şarkılar ektedir. Bu arada, filmi izlemeyenler için tavsiyede bulunmaya gerek dahi duymuyorum, şarkıları dinledikten sonra kendinizi muhtemelen filmin başında bulursunuz!
Vahşi Hayvanların Güzelliklerini Gözler Önüne Seren 16 Etkileyici Fotoğraf
Vahşi hayvanları fotoğraflamak için girdiği büyük macerada  Afrika ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerini gezmiş.Vahşi hayvan fotoğrafları çekerken portre fotoğraf çeker gibi düşünmek gerek.Hayvanların da bu perspektifle çekilen resimleri göze daha çok hitap etmekte.çektiği fotoğraflar stüdyo fotoğrafı olmadığı için fotoğrafları çekmek hem zor hemde bir o kadar tehlikeli bir duruma dönüşebiliyor.Buna rağmen doğanın içerisinde  çekilen bu fotoğraflar daha çarpıcı ve göz alıcı oluyor.Kaynak : http://antikkafa.com/vahsi-hayvan/
Reklam
Ölü Bedeni Diriltilmek Üzere Dondurulup Saklanacak!
Geleceği öngören bu işlem Emre Özerginli'nin vefatı halinde ölü bedeni, tıbbın çok elverişli bir seviyeye ulaşacağı zamana kadar diriltilmek üzere -196 derecede, tüm tıbbi ihtiyaçları karşılanacak şekilde dondurulup saklanacak.A.B.D'nin Arizona eyaletinde bulunan Alcor Life Extension Foundation (Alcor Yaşam Uzatma Vakfı) kurucusu olan Prof.Dr.Jerry Lamber tarafından yapılan açıklamada Emre Özerginli'nin cansız bedeni Hibernasyon (crynonics) metodundan faydalınarak, dondur, bekle, canlandır yöntemiyle hayata döndürülmeye çalışılacak.Peki böyle bir işlem işlem başarıya ulaşabilir mi? Daha önce böyle bir işlem gerçekleşti mi? Araştırdık ve;Dr.Paul Segal 1992 yılında California Üniversitesi'nde Beagle cinsi köpeğini gerekli tıbbi şartları oluşturup dondurduktan sonra tekrar diriltmeyi başarmış ve bu deney bilim insanları için o günden beri büyük bir ıspat sayılıyor.Köpeğin kanı çekildikten sonra dondurulup, 70 dakikalık klinik ölümün ardından, kanı tekrar damarlarına enjekte edilerek oda sıcaklığına geri getirilmiş ve üç buçuk yaşındaki köpek hayata geri döndüğünde tam karakteristik özelliklerini olduğu gibi taşıyordu.Alışkanlıklarını, huyları değişmemişti.Bu da hayvanın hafızasınında yerinde olduğunu göstermiştir.İlginç olan bu olaydan binyıllar öncesinde, Mısır mezarlarından çıkan mumyaların hepsi de bedensel geri dönüş için hazırlanmış gibiydi.Mezar odalarından çıkan mumyalanmış bedenlerin kusursuz bir biçimde olması ve mezarın ötesindeki bir hayata ulaşma inancı da buradan mı geliyor? Yoksa bir ölünün para, mücevher ve sevdiği eşyalarla ne işi olabilirdi ki?Üstelik ölen kişinin yanına,canlı gömüldükleri kuşkusuz olan hizmetçiler verilmesi, bütün hazırlıkların eski hayatın, yeni bir hayatta devam etmesi için yapıldığını gösterir.O yıllarda bile şimdi olduğu gibi bedensel canlanmayı bu insanların aklına nereden gelmişti? Ölü bedenin binlerce yıl sonra diriltilebilmesi için vücut, organizmayı oluşturan organların çok emin bir yerde ve çok iyi bir biçimde korunması gerektiği düşüncesi nasıl ortaya çıkmıştı?Bu konuda ciddi araştırmaları bulunan fizikçi, astronom ve aynı zamanda biyolog olan Robert C.Ettinger, 1965 yılında yayınladığı 'The Prospect Of Immortality' (Ölümsüzlük Umudu) adlı kitabında, insan organizmasını oluşturan organların hücrelerini tıp ve biyoloji açısından birkaç milyar kere yavaşlatılarak yaşayabileceği bir dondurma yolu gösteriyor.Bu düşünce günümüzde ütopik ve imkansız gibi görünebilir, ancak Dünya yüzeyinde bulunan büyük kliniklerde insan organlarını, kemiklerini, kanını donmuş olarak saklayabilen organ bankaları bulunmaktadır.Ayrıca canlı hücrelerde sıvı nitrojen ısısında sonsuza kadar korunabilmektedirler.Ayrıca A.B.D'de uzay tasarıları gereğince, astronotları uzak yıldızlara yapılacak yolculuklarda dondurma işiyla gayet ciddi olarak uğraşmaktadırlar.14 Ocak 2004 yılında A.B.D eski başkanı G.W.Bush Ay'a gidilmesini öngören uzay programını başlatmasıyla kendisinin ve Emre Özerginli'nin Ay'dan bu kadar büyük toprak sahibi olmalarının bu konuyla bir ilgisi olabilir mi?Konuyla ilgili söyleyeceğim Emre Özerginli bu tür bilimsel gelişmelere yatırım yapan başka iş adamlarının olduğunu zannetmiyorum.Çünkü konunun detaylarına indikçe Emre Bey'in akılalmaz projeleri ve bunun yanında akılalmaz bağlantıları ortaya çıkıyor.Umarız Emre Bey de dahil, gelecekte dondurulmuş mezarlıklarda, tıp biliminin ölüm nedenlerine çare bulması için bekleyen dondurulmuş insanları yeniden hayata döndürürler..
Reklam
Yaşlanmayı Yavaşlatan Gen Keşfedildi
ABD'li bilim insanları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfetti. Araştırmacılara göre, meyve sineklerinde ömrü uzatan gen, insan vücudunda da aktif hale getirilebilir.University of California Los Angeles (UCLA) araştırmacıları, vücutta yaşlanmanın etkilerini yavaşlatan bir gen keşfettiklerini duyurdu. Meyve sineklerinde AMPK adı verilen bir geni aktif hale getiren araştırmacılar, sineklerin yaşam süresini yüzde 30 artırmayı başarırken, daha sağlıklı hale gelmerini sağladı.Araştırmada yer alan biyolog David Walker, 'Sineklerin bağırsaklarında veya sinir sistemlerinde geni aktif ettiğimiz zaman, genin aktif hale getirildiği organ sisteminde yaşlanma etkilerinin yavaşladığını gördük' ifadesini kullandı.Discovery News'in haberine göre, insanlar meyve sineklerinde yer alan gene sahip ancak gen etki gösterecek derecede aktif kullanılmıyor. Araştırmacılar, genin bağırsaklar gibi kolayca ulaşılabilen bir organda aktif hale getirilmesi halinde, yaşlanmanın etkilerini de ortadan kaldırabileceklerini düşünüyor. Yaşlanmanın, insan beyni için de geciktirilebileceği ve ileri yaşla gelen rahatsızlıkların da önüne geçilebileceği öngörülüyor.Walker, AMPK genini aktif hale getiren ilacın, tip 2 diyabet hastaları için kullanılan metformin olduğunu belirtti. Walker, 'Yaşlanmayla beliren ve güçlenen Parkinson, Alzheimer, felç ve şeker hastalığı gibi rahatsızlıklara teker teker odaklanmak yerine, yaşlanma sürecinin önüne geçilerek tüm hastalıkları yavaşlatıcı bir çözüm bulunabilir' ifadesini kullandı.Yaşlanmayı 'erteleyen' tedavinin sonuca ulaşması için yıllar gerektiğini söyleyen Walker, gerçekçi bir hedef belirlediklerini söyledi.Kaynak: Al Jazeera
Akıllara Zarar 12 Korku Filmi Klişesi
Bir evde garip şeyler oluyor, kapının ardından gelmemesi gereken garip sesler geliyor, müstakbel kurbanın elinde şamdanlık benzeri işe yaramaz bir silah, üç buçuk atıyor ama yine de sürekli 'kim var orada?' tarzı saçma sapan sorular sorarak kapıya doğru yavaş yavaş yaklaşmakta... Nıı rım nııı rımm nırırırırı nımm...Belli ki bir şey fırtlayacak oradan, b.k mu var da o kapıyı açıyorsun!
Reklam
CHP'de Yeni MYK Belli Oldu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 5-6 Eylül'de gerçekleştirilen 18. Olağanüstü Kurultay'ın ardından, yeni seçilen Parti Meclisi (PM) üyelerinden, Merkez Yönetim Kurul'nu (MYK) belirledi.Buna göre, Mehmet Bekaroğlu Tanıtım ve Halklar İlişkiler, Enis Berberoğlu ise İletişim ve Medya İle İlişkilerden sorumlu genel başkan yardımcılıklarına getirildi.Gürsel Tekin ise yeniden genel sekreter olarak görevlendirildi.Genel başkan yardımcılıklarının dağılımı ise şöyle oldu:-Tekin Bingöl: Parti Örgütü ve Örgüt Yönetimleri ve Yurt Dışı Örgütlenmeler-Haluk Koç: İdari ve Mali İşler-Bülent Tezcan: Seçim ve Hukuk İşleri-Seyhan Erdoğdu: Parti İçi Eğitim-Sezgin Tanrıkulu: İnsan Hakları-Veli Ağbaba: Yerel Yönetimler-Yakup Akkaya: Meslek Kuruluşları, İşçi Sendikaları ve Diğer Sivil Toplum Kuruluşları-Faik Öztrak: İşveren Sendikaları ve Kuruluşları-Selin Sayek Böke: Ekonomi Politikaları-Burhan Şenatalar: Sosyal Politikalardan-Şafak Pavey: Doğa Hakları-Sencer Ayata: AR-GE Bilim, Yönetim Platformu-Ercan Karakaş: Kültür, Sanat Platformu.Muhabir: Mehmet Tosun | AA
Reklam
Game of Thrones Dizisinde Kullanılan Dothraki Dilinin Kursu Açılıyor
Bazı fantastik romanlarda yapay diller oluyor. Buna Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı J.R.R. Tolkien'in yarattığı onlarca Orta Dünya dilini örnek gösterebiliriz. Bunun bir örneği de Game of Thrones romanlarında var. Yazar , Game of Thrones'ta göçebe hayat sürdüren ve ata binen savaşçılar için 'Dothraki' dilini oluşturmuştu.Bu dil dizinin popülaritesi arttıkça daha da ilgi görmeye başladı ve görünüşe göre bu dili öğrenmek isteyen insanlar da var. Zira, Londra'daki dil okulu Living Language , eğitim programına Dothraki dilini de ekleme kararı aldı. Yakında dersler verilmeye başlanacak.Diğer taraftan Dothraki dilinde 3200'e yakın kelime bulunuyor. Bu kelimelerin arasında en popüler olanı ise hiç şüphesiz kraliçe anlamına gelen ' khalessi '. Bu kelime İngilizce diline bir isim olarak girmeyi başarmıştı.teknokulis
Tanrılar Okulu’nun Yazarı Stefano D’Anna Hayatını Kaybetti
Dünyada uzun süre best seller olan 500 binin üzerinde satan “Tanrılar Okulu”nun yazarı Stefano D’Anna İtalya Como’da hayatını kaybetti. Uzun süredir kanser tedavisi gördüğü belirtilen D’Anna’nın cenaze töreninin Como’da yapılacağı öğrenildi.Türkiye’de de best seller olan kitabın yazarı D’Anna ve kardeşinin davası da bir dönem çok konuşuldu. İlk olarak 'da basılan varoluş üzerine felsefi bir roman olan ‘Tanrılar Okulu' kitabını paylaşamayan iki kardeş, mahkemede karşı karşıya gelmişti.İtalya'da 2002 yılında yayınlandıktan sonra Türkçe'ye çevrilen ve 2004’ten beri Türkiye'de 200 binin üzerinde satan 'Tanrılar Okulu' kitabına ilişkin Prof. Stefano D'Anna'ya kardeşi Ellio D'Anna, kitabı kendisinin yazdığını öne sürerek dava açmıştı. Davacı, Prof. Stefano D'Anna'nın mali ve manevi haklarını ihlal ettiğini ve kendileri haksız rekabete uğradığını, telif haklarına tecavüz edildiğini iddia etmişti.
Reklam
Clint Eastwood'un Karizmasının Kanıtı 10 Unutulmaz Film
Kaçılması imkansız olarak görülen Alcatraz Hapisanesinden kaçmaya çalışan üç mahkum ve bu kaçış planını mükemmel hazırlayan banka soyguncusu Frank Morris`i (Eastwood) anlatan harika bir film . Filmde yaşanan olaylar gerçektir ve hapishaneden kaçan o üç mahkumdan asla haber alınamamıştır .
Reklam