onedio
Analog Makinelerden Vazgeçemeyen 14 Türk Fotoğrafçı
Sabır, ışığı kullanma becerisi ve zamanlama yeteneği.. Bunlar size neyi hatırlatıyor? Tabii ki analog fotoğraf çekimi! Her ne kadar dehşet verici özelliklere sahip, son teknoloji fotoğraf makineleri çıksa da biz nostaljiden yanayız diyorsanız, buyrun sizi günümüzün en iyi Türk analog fotoğrafçılarıyla tanıştıralım.
Muş Kilisesi Yıkıma Direniyor
Muş’un tarihi Kale Mahallesi’nin kentsel dönüşüm alanı ilanı edilmesiyle birlikte, Ermeni Kilisesi’nin yıkılabileceği gündeme geldi. Muş Belediyesi, kilisenin bulunduğu arazinin kamulaştırılmasını isterken kilise arazisinin sahipleri, kamulaştırma kararına karşı dava açtı. Muş’un en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve Ermenilerin soykırım öncesinde uzun yıllar yaşadığı Kale Mahallesi’nde, kentsel dönüşüm süreci devam ediyor. Mahallede bulunan ve şu anda kullanılmaz durumda olan Ermeni Kilisesi de kentsel dönüşüm çerçevesinde gündeme gelen yıkım sürecine direniyor. Muş Belediyesi TOKİ’yle yaptığı anlaşma sonrasında, Bakanlar Kurulu kararıyla mahalleyi kentsel dönüşüm alanı ilan etmişti. Agos’un tarihi mahallenin yıkılmak istenmesini kamuoyunun dikkatine sunmasından sonra, mahallede bir ev ve Ermeni Kilisesi, Muş’un bağlı bulunduğu Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmişti. Ancak belediye, bu arada kilise için kamulaştırma davası açtı ve davayı kazandı. Agos gazetesinden Uygar Gültekin'in haberine göre, Yapılan itirazlar sonrasında ise Muş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kamulaştırmaya tedbir kararı koydu. Van İdare Mahkemesi’ne ise kamulaştırmanın iptali için dava açıldı. Tarihi kilise, şimdilerde de yıkıma karşı direniyor. Muş Meryem Ana Ermeni Kilisesi, 1958 yılında kadar kamu mülküydü. 1958’de İl Özel İdaresi açık arttırmayla kilisenin bulunduğu araziyi sattı ve arazi, 1958’den itibaren Söylemez Ailesi’ne geçti. Cemaatsiz kalan kilise, yıllar içinde bakımsızlıktan çürüdü ve çatısı çöktü. Tarihi yapının şu an sadece dört duvarı ayakta. Kilisenin bulunduğu Kale Mahallesi, 21 Ekim 2012’de Bakanlar Kurulu kararıyla kentsel dönüşüm alanı ilanı edildi. TOKİ ile belediye arasında 2 Temmuz tarihinde imzalanan protokolle, 11 hektarlık alan için kentsel dönüşüm süreci işlemeye başladı. Belediye, konut sahipleriyle anlaşmaya vardı. Anlaşmaya varamadığı yerler için ise kamulaştırma yoluna gitti. Muş Belediyesi, Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada Kale Mahallesi’nde yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında inşa edilecek kalıcı konut ve sosyal donatı sahalarıyla ilgili projelerin uygulanması için, kilisenin bulunduğu arazinin kamulaştırılmasını istedi. Belediye, Bakanlar Kurulu’nun aldığı karara da dikkat çekti. Kamulaştırma kararının ardından kilise arazisinin sahipleri, kamulaştırma kararına karşı dava açtı. Muş Asliye Hukuk Mahkemesi, kamulaştırma kararına tedbir koydu. Karar uyarınca kilise üzerinde hiçbir işlem yapılmayacak. Aile, ayrıca Van İdare Mahkemesi’ne kamulaştırma kararının iptali için dava açtı.Uygar Gültekin | Agos
Güzelliğin 6 kuralı
Kuru saçlara muzSaçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.Salatalık sürün canlanınSalatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.İyi bir uyku çekinCildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgara karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar.Kırışıklıklara meyve Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık,  erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.Dudaklar balla parlasınBal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.Kuru cildin ilacı gülYağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
Çarpışan Galaksilerin En Net Görüntüsü
Gökbilimciler, uluslararası alanda yürütülen çalışmada iki galaksinin çarpışmasına ait bugüne kadar elde edilen en net fotoğrafı yakalamayı başardı. Gökbilimciler, yörünge ve yerdeki uyduları kullanarak iki uzak galaksinin çarpışmasına ait en detaylı fotoğrafı elde etmeyi başardı. 7 milyar yıl önce yaşanan çarpışmanın görüntüsü, Avrupa Uzay Ajansı (ESA), Avrupa Güney Gözlemevi (ESO), Keck Gözlemevi ve NASA'nın ortak çalışmasıyla elde edildi. Gözlem, bir galaksi boyutunda, büyüteç görevi yapan kozmik bir cismin yardımıyla gerçekleştirildi. Araştırmada yer alan Şili Concepcion Üniversitesi'nden Hugo Messias, 'Gökbilimciler genelde teleskoplarının gücü kadar görebilse de, evrenin yarattığı doğal lensler sayesinde görüş gücümüz ciddi olarak artıyor' dedi. Yerçekimsel mercekleme adı verilen yöntemde, çok uzaklardaki ışığı büken, hatta büyüten galaksi veya galaksi kümesinden yararlanılıyor. Dünya'dan başka türlü görünmesi mümkün olmayan kozmik cisimleri ortaya çıkaran yöntem, yerel ve uzak galaksileri çok daha genç oldukları zamanlarda karşılaştırma imkanı veriyor. En son gözlemde, Herschel Terahertz Geniş Alan Astrofizik Taraması (H-ATLAS) ile keşfedilen H-ATLAS J142935.3-002836 galaksisi kullanıldı. Görünür ışıkta aslında son derece sönük olan galaksi, çok uzak mesafelerdeki kızılötesi bölgede kütleçekimsel mercekleme yöntemiyle ortaya çıkarılan en parlak nesnelerden biri olma özelliğini taşıyor. Yıldız oluşumu daha iyi anlaşılacak Keck Gözlemevi ve Hubble Teleskobu ile elde edilen görüntülerde, ön tarafta yer alan gökada etrafında bir ışık halkası tespit edildi. Mercekleme görevi yapan gökadanın yandan görülen bir disk galaksisi olduğu tespit edilirken, sakladığı büyük toz bulutları nedeniyle arkasından gelen ışığı örttüğü belirtildi. Çarpışan iki galaksinin, geçmişte Samanyolu benzeri disk şekline sahip olduğu düşünülüyor. Gökbilimciler, çarpışan galaksilerin, her yıl Güneş'ten onlarca kat büyük yıldızlar meydana getiren Anten Gökadalarına benzediğini belirtti. H-ATLAS J142935.3-002836'nın, her yıl Güneş'in 400 katı büyüklüğündeki gaz kütlesini yeni yıldızlara çevirdiği belirtildi. Astronomy & Astrophysics dergisinde yayımlanan araştırma yer alan ESO Bilim Direktörü Rob Ivison, 'gözlem sayesinde galaksiler içindeki gazların hızı hakkında bilgi edindiklerini ve yıldız oluşumunu tetikleyen galaksi çarpışmalarını daha iyi anlayacaklarını' söyledi. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
İspanyol Sokak Sanatçısı 'Pejac' İmzası Taşıyan 13 Mükemmel Çalışma
Avrupa'nın herhangi bir şehrinde sanat eserlerine ulaşabileceğiniz İspanyol sanatçı Pejac'ın çalışmaları gerçekten takdir edilesi derecede güzel. Kimi zaman boş duvarlar üzerinde kimi zaman ise sokaklardaki aksaklıkları çalışmalarının içine katarak bizleri şaşırtmaya devam ediyor.İyi eğlenceler dileriz...
Reklam
Yanlışlıkla Çıkan 7 İcat
Tarih tekerrürden, bilim tesadüften ibarettir. Peki hiç yanlışlıkla ortaya çıkan icatları merak ettiniz mi ? Bilim, hayatımızın kolaylaşması açısından olmazsa olmazlardan bir tanesidir. İnsanlığa yapılan katkılar ve sorunlar karşısında sunulan çözümler hep daha iyi ve güzel bir yaşam amaçlanarak tasarlanmaya çalışılmaktadır. Ama kimi zaman bilim insanlığın yararına değil zararına da çalışabiliyor. PENİSİLİN İCADI Bir bilim adamı olan Sir Alexander Fleming , aslında penisilini bulduğu sırada ironik bir şekilde hastalıkları iyileştirecek mucizevi bir ilaç arıyordu. İşin garip tarafı ise Fleming’in bu ilacı deneylerini bir kenara attıktan sonra ortaya çıkmış olması. 1928 yılında Fleming bir gün attığı kirli bir Petri kabının içerisinde etrafındaki tüm bakterileri çözebilen bir küfün oluştuğunu görür. Bu küfü kendisi üretmeye kalktığında da Fleming küfün içerisinde frengiden bademcik iltihabına kadar pek çok hastalığı yok eden antibiyotik olan penisilini keşfeder. COCA COLA İCADI 1880 yılında Atlanta’da yaşayan eczacı John Pemberton, o zamanlarda “ Pemberton’ın Fransız Şarap Kokası ” adını verdiği ve şaraptan yapılma bir şurup ile koka özünün karışımından oluşan ilacı satıyordu. Bu ilaç baş ağrıları ve sinirsel hastalıklar karşısında oldukça etkiliydi. 1885 yılında ise Atlanta’da alkol satışı yasaklandı ve Pemberton’da tamamen koka tabanlı bir şurup hazırlayarak bunu karbonatlı su ile karıştırıp gazoz niyetine içmeye başlar. Sonuç ise her güne ve koşula ayak uydurabilen Coca Cola ortaya çıkar. Fakat günümüzdeki Coca Cola ‘nın o zamanlar ile arasında büyük dağlar var. PARÇA ÇİKOLATALI KURABİYE İCADI Tool House Inn’in sahibi Ruth Wakefield ‘in tek amacı sadece daha fazla çikolatalı kurabiye üretmekti. 1930 yılında Wakefield birkaç kurabiyeyi birleştirirken bir baktı ki düzenli olarak kullandığı çikolatadan kalmaz. O da bakkallardan satılan sıradan bir çikolatayı küçük parçalara ayırdı ve kurabiye hamurunun içine attı. Beklentisi çikolatanın eriyip hamura karışayacağı yönündeydi ama ortaya çok daha güzel bir sonuç çıkarak parça çikolatalı kurabiye meydana geldi. X IŞINLARI İCADI Her ne kadar X ışınları oluşturulamayan bir madde olsa da 1895 yılında Alman fizikçi Wilheim Roentgen , yaptığı bir deney sonucunda bu madde ile tanışır. Katot ışınları ile yaptığı rutin bir deney sırasında floresan özellikli bir kartın odanın diğer ucunda parladığını farkeder. Katot yayıcı ile radyasyonlu kartın arasında kalın bir ekran yerleştiren Roentgen, ışık partiküllerinin katı cisimlerin içinden geçebildiğini fark eder. Bunun sonucunda ise doğan röntgen cihazı da ilk olarak karısının elini çeken fizikçi cihaza kendi soyadını verir. KALP PİLİ İCADI John Hopps bir elektrik mühendisi olarak çalışırken, hipotermi yani vücut ısısının düşmesi sorununa karşılık bir araştırma içerisindeydi. Araştırmalarda vücut ısısını geri kazanabilmek için radyo dalgalarının ışınları kullanılıyordu. Deneyler esnasında kalbin sıcaklık düşüşü nedeni ile durması halinde onu yapay bir uyarı ile tekrardan çalıştırılabileceğini fark etti. Böylece 1951 yılında kalp pili icat edilmiş oldu. ANESTEZİ İCADI Anestezinin tam olarak kim tarafından bulunduğu henüz bilinmiyor fakat illa ki birilerine teşekkür etmek gerekiliyorsa o zaman o isimler Crawford Long , Wiliam Morton, Charles Jackson ve Horace Wells olacaktır. 1800′lü yıllarda ether ya da nitröz oksit karıştırılmış maddeler eğlence ve rahatlama amacı ile düzenlenen partilerde kullanılmaktaydı. 1884 yılında Horace Wells’in de katıldığı bir partide adamın birisi gülme gazının etkisindeyken bacağının kesildiğini fark eder. Lakin adam o sırada hiçbir acı hissetmezken, bu farkındalıktan sonra Wells bileşimi dişini çekerken kullanır. İşte o andan sonra anestezi Wells, Morton ve Jackson tarafından dişçilik işlerinde kullanılmaya başlanır. Crawford Long ise bu maddeyi ufak ameliyatlarda kullanmaya başlarken patlar gider. DONDURMA KÜLAHI İCADI Yıllar boyu tabaklarda sunulan dondurmalar 1904 yılında Dünya Fuarı’nda külahlara geçiş yapıldı. Fuarındaki bir dondurmacı oldukça yoğun iş yaparken yanındaki Waffle satıcısı sinek avlıyordu. Dondurmacının yoğun işi yüzünden bir süre sonra tabaklar tükendi. Bunun üzerine iki satıcı bir araya gelerek dondurmaları huni şekilde getirip, Waffle’ın üzerine koyarak satmaya başlar. Ardından dondurma külahı olarak tarihe geçmiş olur.
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Su Altında Fotoğraf Çekme İpuçları
Sosyal medyayı aktif kullanan insanlar tatil fotoğraflarını paylaşmaktan keyif alıyor. Öyle ki artık insanlar, arkadaşlarının tatil karelerini sosyal medyada anlık olarak takip edebiliyor. Bu yıl tatil fotoğraflarının en trend pozu ise su altında video ya da fotoğraf çekmek. Su altında fotoğraf çekmenin riskleri nedeniyle güzel karelerden mahrum kalanlar için Mobilcadde uzman ekibi, en iyi su altı pozları için önemli ipuçlarını listeledi.Aktif sosyal medya kullanımı ile birlikte tatilde fotoğraf çekmek ayrı anlam taşıyor. Sosyal medyanın etkisiyle de insanlar en iyi tatil pozunu yakalamak için çabalıyor. Bu noktada denize ya da havuzda çekilen fotoğraflar ön plana çıkıyor. İnsanların yanından ayırmadığı akıllı telefonları, tatilde deniz, fotoğraf ve sosyal medyada üçgenini birleştiriyor. Peki su altında fotoğraf çekmek için su geçirmez cep telefonuna sahip olmak şart mı? Elbetteki hayır. Suya dayanıklı olmayan telefonlarla ya da fotoğraf makineleriyle en ilginç su altı pozlarını yakalamak mümkün.Telefonunuzu su geçirmez kılıfa emanet edinDalış yaparken, yüzerken , suyun altında bir kare yakalarken su geçirmez kılıf sayesinde telefonunuzla rahatça fotoğraf veya video çekebilirsiniz. Bunun için telefonu su geçirmez kılıf içerisine yerleştirip, klipsli kısımları sıkıca kapatmak gerekiyor. Titremeyen çekimler için kılıf askısı kullanınSu altında telefona basınç uygulanacağı için, çekimleri kontrol etmek zorlaşacaktır. Titremeyen çekimler için isteğe göre boyun askısı ya da kol bandı kısmı yardımıyla cihazınızı suyun altında yanınızda taşıyabilirsiniz. Bu sayede hem telefonu doğabilecek risklere karşı korur, hem de bulanık olmayan kareler yakalarsınız. Ayrıca her telefon ile uyumlu su geçirmez kılıflar boşluklu olacağından fotoğraf çekimleri netliğinde sıkıntı yaşabilirsiniz. Telefon modelinize özel su geçirmez kılıfı seçerseniz en verimli sonucu alırsınız.Çekimleri beş dakikalık aralarla yapınSuyun altında kılıfın buhar alma ihtimali yüksek olduğu için, 5 dakikadan fazla su altında bulundurmanız hem fotoğrafların bulanık çıkmasına hem de herhangi bir su sızıntısına sebep olabilir. O nedenle çekimleri beşer dakikalık aralarla yapmak daha sağlıklı olacaktır.Su geçirmez cep telefonu kılıfları, en ilginç su altı pozları için yardıma koşuyor. Dünyaca bilinen Griffin markası iPhone 5 için özel tasarladığı su geçirmez kılıfı ile mükemmel kareler yakalamanıza imkan sunuyor. Yüksek miktarlarda mali değeri bulunan telefonları bu tarz korumalar olmadan riske atılmamalıdır. Su geçirmez özelliğe sahip bir telefon dahi, uzun süre su altında kalmaktan kaynaklı sorunlar çıkabileceğini belirten mobilcadde, bu tür riskli kullanımlarda dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Telefonunuz su geçirmez olsun ya da olmasın, bu kılıflar sayesinde gönül rahatlığıyla su altı fotoğraf ve videoları çekebilirsiniz.
Reklam
Leonard Cohen'den Yeni Şarkı: 'Almost Like The Blues'
Bu sene 80. yaş gününü kutlayacak olan Kanadalı sanatçı Leonard Cohen, yeni albümünü 23 Eylül’de Sony Music etiketiyle yayımlayacağını duyurmuştu. Leonard Cohen’in 13. stüdyo albümü olma özelliği taşıyan albüm “Popular Problems” ismiyle yayımlanacak. Albümün yapımcılığını, daha önce de beraber çalıştığı Patrick Leonard üstleniyor.Albümden “Almost Like The Blues” isimli şarkı geçtiğimiz dinleyicilerin beğenisine sunuldu.Albümün şarkı listesi ise;SlowAlmost Like The BluesSamson In New OrleansA StreetDid I Ever Love YouMy Oh MyNevermindBorn In ChainsYou Got Me SingingSüper Karga
Can Yücel'in Mezar Taşı Yeniden Yapılıyor
2011 yılında tahrip edilen Datça'daki şair Can Yücel'in anıt mezarı yeniden yapılıyor. Mezar taşında gün batımında ışıktan bir çocuk belirecekHeykeltıraş Mehmet Aksoy , 14 yıl sonra bir kez daha şair Can Yücel 'in mezar taşını yapmak üzere harekete geçti. Datça'da, Elbruz Denge Atölyesi'nde heykeltıraş İclal Marmarisli ve ressam Ebru Demirkıran ile birlikte çalışan usta heykeltıraş Mehmet Aksoy, bir önceki mezar taşının benzerini yapmak için çalışmaya başladı. İki mermer bloktan oluşan mezar taşı, daha önce olduğu gibi yeni doğacak bir bebeğin hayatla olan bağlantısını anlatıyor. Doğan Haber Ajansı'nda yer alan habere göre, sutaşı adı verilen ilk blok, 110 santimetre uzunluğunda, 40 santimetre eninde ve 40 santimetre kalınlığında bir mermer blok ve üzerinde su kanalından oluşuyor. Sutaşının üzerinde duracak olan can taşı ise kübik bir mermer ve 158 santimetre boyunda, 40 santimetre kalınlığında ve 40 santimetre eninde bir mermer bloktan meydana geliyor. Heykeltıraş Mehmet Aksoy, çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğini söyledi. En geç bir hafta on gün içersinde mezar taşının yerine konulabilecek duruma geleceğini belirten Aksoy, 'Bu heykeli, Can Yücel'in anısına, şiirine, sanatına saygıdan dolayı yapıyoruz. Onun şair kişiliğini anlatan bir mezar taşı yapmak istedim' dedi. Daha önce yaptığı mezar taşında, bir can taşı, bir de sutaşı bulunduğunu ifade eden Aksoy, 'Sutaşı hayatı, can taşı da insanın içindeki canı, çocuğu anlatıyordu. Bence kaç yaşında olursa olsun Can Yücel naif bir çocuk gibiydi. Sevgi doluydu. Yalansız yaşadı ve en büyük düsturu da oydu. Olduğu gibi yaşadı. Kimseye rol yapmadı. Düşündüğünü de özgürce söyleyebildi. Şairlik yanı da, hayatıyla birleşmiş gibiydi. Her eylemi bir şiir gibi olmaya başlamıştı. Böyle bir insanın mezar taşını yaparken de o anlamda bir şey olmasını istedik' dedi. Yeni heykelin, ilkinden çok farklı olmadığını belirten Aksoy, 'Burada, bir kürenin içinden, bir ışıktan çocuk çıkarmaya çalıştık. O çocuğa ışıktan bir hayat vermek istedik. Çocuğun göbek bağı da hayata, suya bağlı ve oradan besleniyor. Hepimiz hayattan besleniyoruz. Mermerin bir özeliği var. Belli bir incelikten sonra, ışığı içinden geçirebilir. Mermerin o özeliğini kullandık. Gün batımında güneş heykelin arkasına geldiğinde, ışıktan çocuk ortaya çıkacak' diye konuştu. 2011 yılında Can Yücel'in mezarına yapılan saldırının üzüntü verici olduğuna değinen Aksoy, 'O zamanlar, 'İnsanlık Anıtı' da yıkılmıştı, Başbakanın emriyle. Ucube demişti. Aslında sanata ve sanatçıya verilen kıymetin bir göstergesiydi bu. Türkiye aslında bu görünen yerde değil. Türkiye çok daha ileride. Heykelde, resimde, müzikte bu böyle. Taliban görüntüsünde bir memleket değil. Maalesef görüntümüz bu hale geldi' dedi. İnsanlık Anıtı'nın yıkılmasından sonra Türkiye'nin dört bir yanından benzer saldırıların arttığını hatırlatan Aksoy, 'İnsanlar da heveslendi. Başbakan'a yalakalık için saldırıya başladılar. Bir sürü şehirde heykeller kaldırıldı. Datça'da ise Can Yücel'in mezarı tahrip edildi. AKP'li oldukları ortaya çıktı ama delil yetersizliğinden serbest kaldılar. Mezarlıklar bizim için mukaddestir ve ölümle hayatın barıştığı bir yerdir. Mezarlıkta bir mezar taşı paramparça edildi. Ve adam ondan sonra tebrikleri kabul etti. Biz böyle bir anlayışa karşı yeniden bir heykel yapıyoruz. Bu heykel bir daha kırılsa, bir daha yapma arzusundayız. İnsanlar fikirlerini özgürce söyleyebilmelidir. Bu heykel de bir fikirdir. Hayatla insanın bağlantısını anlatıyor. Şarap içenler, gelip şarap döküyormuş mezara. Onu engelleyin, gelip mezarı niye tahrip ediyorsunuz' diye konuştu. Türkiye'de insanların ölüleriyle bir şeyleri paylaşmalarının çok eskiye dayalı bir gelenek olduğunu sözlerine ekleyen Aksoy, 'İnsanlar, ölüleriyle bir şeyleri paylaşırlar. Su dökerler, yiyecek bırakılar. Bu çok eski bir gelenektir. Datça'nın özgür düşünen insanları var ve bir sürü fikrin yan yana yaşadığı bir yerde bunun olması kötü. Sonradan öğreniyoruz ki, bunlar Datçalı değil, dışarıdan gelen insanlar. Datça'da bir hoşgörü ortamı var. Farklı insanlar, çelişkiler yan yana yaşar ve hiçbir zaman şiddet içermez' dedi. Can Yücel'in Datça Belediye Mezarlığı'ndaki anıt mezarı 19 Ağustos 2011 yılında saldırıya uğrayıp, tahrip edildi. Olayın ardından 22 yaşındaki Ş.K. ile 72 yaşındaki amcası T.K. gözaltına alındı. Suçlamaları kabul etmeyen amca ve yeğen hakkında Datça Asliye Ceza Mahkemesi'nde, 'İbadethanelere ve mezarlıklara zarar vermek' suçundan 4 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Tutuksuz yargılanan amca-yeğen beraat etti. Kararın ardından Güler Yücel , önce eşinin mezarının onarılmasına karşı çıktı, sonra kabul etti.T24
Lawrence, Tarantino'nun 'The Hateful Eight' Filminde Rol Alabilir
Jennifer Lawrence, Tarantino’nun yeni western projesi “The Hateful Eight”te yer alabilir “Açlık Oyunları”yla tanınan Oscar ödüllü oyuncu Jennifer Lawrence’ın Quentin Tarantino’nun yeni filmi “The Hateful Eight”te rol alma ihtimali konuşuluyor. Collider’ın haberine göre yıldız oyuncuyla görüşmeler sürüyor. Tarantino’nun çekip çekmeyeceği uzun süre tartışıldıktan sonra yakın zamanda gerçekleşeceği netleşen projesi “The Hateful Eight”, 19.yy’da tutsakların naklini Wyoming eyaletinden geçerek gerçekleştiren ödül avcılarının hikayesini anlatıyor. Lawrence’ın hangi rol için konuşulduğu henüz bilinmiyor. Collider’ın haberine göre Lawrence’ın adı yalnızca Tarantino’nun çalışmak istediği oyuncular listesinde geçmiyor, görüşmeler aktif olarak devam ediyor. “The Hateful Eight”in senaryosunun taslağı Ocak ayında internete sızmış ve ünlü yönetmeni kızdırmıştı. Tarantino bu olay üzerine projenin iptalini gündeme getirse de, şimdi filmin çalışmaları ilerliyor gibi görünüyor ve 2015 yılında vizyona girmesi bekleniyor. Nisan ayında Los Angeles’ta senaryonun okuması yapıldığında, ana kadın karakterler Daisy ve Six Horse Judy’nin bölümleri Tarantino’nun bir önceki filmi “Zincirsiz”de de yer alan Amber Tamblyn ve “Kill Bill” de dahil yönetmenin birçok filminde çalışan başarılı aktris ve dublör Zoe Bell tarafından okunmuştu. Senaryoya yeni kadın karakterler eklenmiş veya Lawrence bu ikiliden birinin yerini almış olabilir. Filmde rol alacağı konuşulan diğer isimler ise Bruce Dern, Kurt Russell, Michael Madsen, James Remar, Walton Goggins ve Samuel L Jackson. Milliyet Sanat
Reklam
Reklam
Teoman Tarafından Yeniden Seslendirilmiş 10 Şarkı
Türk rock müziğinin başarılı isimlerinden biri olan Teoman, müzik yaşantısına 10 stüdyo albümü ile birlikte birçok derleme ve remix albüm çalışmaları da sığdırmıştır. Bu albümlerinden bazılarında da hepimizin bildiği bazı eski şarkıları yeniden yorumlamıştır. Şarkılar orijinal halini tutar mı bilinmez. Fakat Teoman'ın sesinden dinlemek de başka güzel. İşte o şarkılardan bazıları...
Tüm Zamanların En İyi Gitar Riff'i Seçildi
BBC Radyo dinleyenleri ve ünlü plak şirketlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Tüm Zamanların En İyi Gitar Riff’leri anketinde birinciliği, Britanya’lı rock grubu Led Zeppelin’in Whole Lotta Love parçası aldı. ABD’li rock grubu Guns N’ Roses’ın Sweet Child O’Mine parçasının ikinci sırada yer aldığı ankette, Deep Purple’ın Smoke On The Water‘ı da üçüncü oldu. 100 rock parçasının karşılaştırıldığı ankette birinci olan Led Zeppelin grubunun gitaristi Jimmy Page, “Anket sonuçları karşısında sevinçten darmadağın oldum” dedi. Plak şirketi yapmıcısı Steve Levine ise “Whole Lotta Love parçası 20’inci yüzyılın en iyi gitar riff’lerine sahip. Parçanın sadece iki notasını duymanız, şarkının tümünü anlamınız için yeterli” yorumunu yaptı. » Led Zeppelin/ Whole Lotta Love » Guns ‘N’ Roses/ Sweet Child O’Mine » AC/DC/ Back in Back » Deep Purple/ Smoke On The Water » Derek and The Dominoes/ Layla » The Smiths/ How Soon is Now » Status Quo/ Down Down » Dire Straits/ Money For Nothing » The Kinks/ You Really Got Me » Pink Floyd/ Money Taraf
Reklam