-195 Derecede Donmamak “Leidenfrost Etkisi”
195 derece ile vücudumuzun herhangi bir noktası temas etmesi halinde karşılaşacağımız tablo kuvvetle muhtemel, temasın gerçekleştiği noktanın donarak, birkaç saniye içerisinde kemikten kırılıp tuzla buz olması olacaktır. Bunu sıvı azota elinizi sokarak deneyebilirsiniz Ancak aşağıdaki videoda sıvı azota elini sokup çıkaran ve hiçbir zarar görmeyen bir adam var, yukarıdaki söylediğimle ters düşen bir durum. Bunun sebebini açıklamadan önce Azot hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Azot -195.79 santigrat derecede kaynamaya başlar bu diğer bir deyişle sıvı azottur. Eğer bir cismi sıvı azotun içerisine atarsanız saniyeler içersinde donar. Peki bu adam elini sıvı azota sokup çıkarmasına rağmen neden bir zarar görmüyor?
Öğrendiğiniz Herşeyi Kolayca Hatırlayabilmek İçin Uygulamanız Gereken 4 Strateji
Eğer bir şey öğrenmek istiyorsanız, bilmeniz gereken iki şey var: Biri öğrendiğiniz konu, diğeri ise ''öğrenmenin'' nasıl işlediğidir. Maalesef eğitim sistemimiz bunu atlamakta. Bu çok iyi bir durum değil ve geleceğin başarılı insanlarının yeteneklerinin ortaya çıkmasını engellemek demek. ''Aileler ve eğitimciler, öğrenmenin ilk aşamasının açığa çıkarılmasında oldukça başarılı.'' diyen yazar Annie Murphy Paul ayrıca, '' isimler, tarihler, numaralar ve olaylar gibi somut kavramlarda rahatça konuşabiliyoruz. Fakat öğrenmenin bilişötesi özelliğini içeren, öğrenmenin kendisi olan kısım dahat çok kaybolan kısım oluyor.'' Yapılan yeni bir araştırmaya göre, daha az başarılı öğrencilerin, insanların daha iyi öğrenmesini sağlayan kavramsal stratejileri anlamakta önemli eksiklikleri olduğu ortaya çıkmış. Paul'a göre bunun sebeplerinden biri, öğrencilerin öğrenme olgusunun nasıl işlediğini bilmemesiymiş. Psikologlara göre öğrendiğimiz şeyler teori, ilim ve önsezinin karışımı. İşte sizin için hazırladığımız faydalı 4 öğrenme taktiği.
Dünyanın İlk Maden Ruhsatı, Koruma Altına Alındı
Niğde'nin Ulukışla İlçesi'ne bağlı Maden Köyü'nde, Geç Hitit Dönemi'ne ait olan ve dünyada bilinen ilk maden ruhsatı olduğu belirtilen yazıt, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenip koruma altına alındı.Ulukışla Kaymakamı Ferhat Atar, Bolkar Dağları'nda bir kaya üzerinde bulunan ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu belirtilen yazıtın 1973'te arkeolog Mustafa Kalaç tarafından bulunduğunu hatırlattı. Kaymakam Atar, 'İçeriği o zaman okunmuş ve dünyanın ilk maden ruhsatı olduğu tespit edilmiştir' dedi. Köy gezileri sırasında Maden Köyü'nü ziyaret ettiğinde köylülerin kendine yazılı bir taş olduğunu söylemesi üzerine yazıtta incelemelerde bulunduğunu kaydeden Atar, şunları söyledi:'Sayın Valimiz Necmeddin Kılıç başkanlığında yapılan Aralık Ayı ilçe Değerlendirme Toplantısı'nda Maden Köyü Kalkankaya mevkisinde yazılı bir taşın dünyada bilinen ilk maden ruhsatı olduğu ve bunun koruma altına alınması gerektiği belirttim. Sayın Valimizin girişimleriyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelen uzmanların yaptıkları inceleme sonunda, dünyanın ilk maden ruhsatı olan yazıt tescillenip koruma altına alındı. Yaklaşık 3 bin yıllık olduğu tahmin edilen yazıt, çalışma sonucunda mumyalama tekniğiyle kopyalanarak Niğde Müzesi'nde sergilenecektir. Orijinali ise koruma altına alınacak olup Kayseri Rulo ve Anıtlar Müdürlüğü ile Nevşehir Restorasyon ve Konserversiyon Müdürlüğü'nün koordineli bir şekilde tadilatı ve koruması yapılacak.'NE YAZIYOR?Hititçe yazan yazıtın bir kısmı şimdiki hali ile okunup tercüme edildi. Okunan bölümler ise şöyle:'Ben Tarhunazi, Prens Tarhuwartanun oğlu, Kral Warpalawanın kahramanı, vazal hizmetkarıyım.''Ve beyim Kral Warpalawaya iyi hizmet ettim. Ve o bana tanrı Muti Dağını verdi''Ve beyim Kral Warpalawayı iyi şekilde yükseltti''Fakat o bana süratli katırlar verdi.'Ve Tarhunazi bu tanrılara her yıl kurban eder''Ve ona Muti Dağı tanrıları iyi gelirler''Bu yazıyı kim kazırsa silerse parçalarsa''Bu kimseyi fırtına tanrısı ve tanrılar sürsünler''Ve ay tanrısı onu yakalasın''Ve tanrı Nikaruha onu yesin'DHA
Pablo Escobar: Bir Adamın Devlet Olma Hikayesi
Dünyaca ünlü uyuşturucu baronu, bir halk kahramanı ve yasal düzenin en büyük karşıtlarından birisi haline gelen bir Kolombiyalı; Pablo Escobar. Bu ünlü isim hakkında pek çok şey yazılıp çizilmiş, hatta çekilmiştir. Peki Pablo Escobar kimdir? Hayat hikayesi nedir ve hayatı boyunca neler yapmıştır? Gelin hep birlikte bakalım.
Harper Lee Yıllar Sonra Yeni Roman Yayınlıyor
Harper Lee'nin 1960'da yazdığı ve büyük ses getiren tek romanı 'Bülbülü Öldürmek'in ardından tam elli beş yıl aradan sonra Lee'nin yeni romanının yakın bir zamanda kitapçılarda olacağı duyurusu yapıldı.HarperCollins Yayınları tarafından Amerika'da çıkacak yeni roman 2 milyon kopya olarak satışa çıkacak.Harper Lee HakkındaAlabama doğumlu olan yazar Harper Lee, Huntington Koleji ve Alabama Üniversiteleri'nde okudu. Bir süre Alabama'nın Oxford kentinde eğitim gördükten sonra, Eastern Air Lines'ta işe girdi. Birkaç kısa hikâye yazan Lee, 1960 yılında ünlü Bülbülü Öldürmek romanını yazdı. Yazarın tek romanı olan bu eser çok başarılı bulundu, büyük başarı kazandı ve filme çekildi. Ancak Harper Lee bir daha roman yazmadı.'Bülbülü Öldürmek' ilk yayımlandığında satış rekorları kırdı ve yazarını kısa sürede üne kavuşturdu. 1961 Pulitzer Edebiyat Ödülü kazandı, bir yıl sonra Gregory Peck'in başrolünü oynadığı bir filmde beyazperdeye aktarıldığında da Oscar aldı. Bu romanın böylesine büyük başarı sağlamasının nedeni, olayların çocuk ruhuna ve hayal gücüne uygun bir şekilde değerlendirilmesiydi.Truman Capote'nin çocukluk arkadaşı olan Harper Lee, Capote (2005) filminde bu rolüyle Oscar adayı olan Catherine Keener, Infamous'ta ise Oscar ödüllü Sandra Bullock tarafından canlandırıldı. (2006)Sabah
Yeni Steve Jobs Filminin Çekimlerine Ait İlk Fotoğraflar Sızdı
Geçtiğimiz ay Steve Jobs’un hayatını konu alan filmin çekimleri başlamış ve Jobs’un biyografisini kaleme alan Walter Isaacson’ın kitabından yola çıkılarak hazırlanan filmin çekimleri, Jobs’un doğduğu evin garajında start vermişti. İngiliz The Daily Mail gazetesi ise yeni Steve Jobs filminin çekim aşamasını içeren fotoğrafları yayınladı.Paylaşılan fotoğraflara bakıldığında filmde Steve Jobs’u canlandıran Michael Fassbender, Steve Wozniak‘ı canlandıran Seth Rogen ve filmin yönetmeni Danny Boyle görülüyor. Fotoğraflarda dikkat çeken en önemli şey ise Jobs rolüyle karşımıza çıkacak Michael Fassbender’ın Steve Jobs’a hiç benzememesi.
‘Diktatörle Savaşan Kadınlar'
Gazeteci Özlem Ertan, ilk romanı ‘Âşık Kadınlar Denizhanesi’ ile okuru fantastik bir dünyaya götürüyor. Bu dünyanın kadınları ise diktatör ruhlu bir tanrının baskıcı yönetimine karşı savaşıyor.İstanbul Boğazı’nda, daha önce varlığından dahi haberdar olmadığınız fantastik bir âlem bulunduğunu düşünün… Farklı devirlerde dünyaya gelmiş, hayatı boyunca değişik mücadeleler vermiş kadınların son durağı olan bu âlemin adı, Âşık Kadınlar Denizhanesi. Gazeteci Özlem Ertan’ın, Müptela Yayınları’ndan çıkan bu ilk romanını okuduğunuzda, bu büyülü dünyanın içine sızabilirsiniz.Fantastik bir kurgusu olan “Âşık Kadınlar Denizhanesi” adlı kitap, gerçek yaşama dair pek çok gönderme barındırıyor. Tek suçu âşık olmak olan kadınların, diktatör bir tanrının baskıcı yönetimine karşı nasıl ayaklandığını ve Âşık Kadınlar Denizhanesi’nde demokratik, adil bir yönetim kurma çabasını anlatıyor.Akıcı dili ve merak uyandıran kurgusuyla dikkat çeken roman, bir vapur güvertesinde başlıyor. Kitabın, duygularını sevdiği erkeğe anlatmaya bir türlü cesaret edemeyen başkahramanının etrafı bir anda martılar tarafından çevriliyor. Sonra da başkahraman kendini martıya dönüşmüş olarak buluyor. Sonradan öğreniyor ki, denizden her geçişinde âşık olduğu adamın adını gökyüzüne, martılara fısıldadığı için İstanbul Boğazı’nın acımasız tanrısı Boros’u çok kızdırmış. Boros da, utangaç âşığı martıya dönüştürerek kızgınlığını bir nebze olsun yatıştırmış.Kitap boyunca başkarakterin adını öğrenemiyoruz. Zira Âşık Kadınlar Denizhanesi’nde karşılaştığı tüm varlıklar ona ‘Martı’ diye hitap ediyor. Okurlar, Martı’nın gözünden İstanbul Boğazı’ndaki fantastik âleme bakıyor ve orada hepsi de birbirinden kederli pek çok kadınla tanışıyor.“Âşık Kadınlar Denizhanesi”nin en ayırt edici özelliklerinden biri de içerdiği kadın öyküleri. Martı’nın, tanrı Boros tarafından hapsedildiği dünyada yaptığı yolculuk, bu kadınların hikâyeleriyle anlam kazanıyor. Bu kadınlardan biri olan Füsun, Kız Kulesi'nde yaşıyor. Neredeyse bir asır önce ölüp Âşık Kadınlar Denizhanesi'ne gelmiş. Kız Kulesi'ni terk etmesine izin verilmiyor. Gündüzleri kulenin ıssız yerlerinde saklanıyor, el ayak çekilince ise balkona çıkıp denizi izliyor.Âşık Kadınlar Denizhanesi'nin diğer kahramanları arasında sevdiği ile kaçtığı için babası tarafından öldürülen Cemile, aşkına karşılık bulamadığı için intihar eden Handan, bir trafik kazasında eşiyle birlikte hayatını kaybeden Gülnihal ve asi denizkızı Lilith de var. Kadınları tanrı Boros'a karşı ayaklanmaya teşvik eden de denizkızı Lilith oluyor.Acaba kadınlar, yıllar evvel adaletli bir tanrıçanın idaresinde olan Âşık Kadınlar Denizhanesi'nin yönetimini darbe yoluyla ele geçiren Boros'la girdikleri savaştan galip çıkabilecekler mi? Bu sorunun cevabı, Âşık Kadınlar Denizhanesi adlı kitapta. Kitabında bazı İstanbul efsanelerini de konu edinen Özlem Ertan, olayları birinci tekil şahsın ağzından aktarıyor. Ancak diğer karakterleri de sık sık konuşturarak okura farklı bakış açıları sunuyor.Hrant Kasparyan / Demokrat Haber
Redmer Hoekstra'dan 'Sıradışı, Tuhaf, Kışkırtıcı' 17 İllüstrasyon
Hollandalı sanatçı Redmer Hoekstra, “tuhaf” bakış açısıyla, hayvanların, insanların, gündelik nesnelerin veya makinelerin sıra dışı ve yaratıcı resimlerini yapıyor. Sanatçı, belirgin olanı tam olarak saptarken canlı ve eşya dünyası arasında beklenmedik bir bağ kuruyor.Hoekstra, zihninin manzarada rahatlıkla yüzebildiği seyahatlerde ya da tren yolculuklarında ilham bulduğunun söylüyor. Bu tuhaf ve ayrıntılı çizimleri tamamlamak için ortama 32-40 saat arasında bir süre çalışan sanatçı, inanılmaz gerçekçilikte ve bir o kadar etkileyici eserler yaratıyor.Gerçek hayattaki öğeleri fantastik bir dünyaya dönüştüren Hollandalı sanatçı Redmer Hoekstra'dan yaratıcı çizimler.
İngiltere 3 Ebeveynli Bebek Teknolojisini Oyluyor
İngiltere parlamentosu bugün üç kişiden alınan DNA ile anneden bebeğe geçen ölümcül genetik hastalıkları önleyebilecek şekilde tüp bebek imkanı sağlanması için oylama yapıyor.Kiliseden tepki çeken ve etik tartışması başlatan bu teknolojiyle ölümcül sonuçları olan mitokondriya hastalıklarına çare bulunabileceği söyleniyor.Meclis yasayı kabul ederse, İngiltere 3 DNA'lı bebekleri onaylayan ilk ülke olacak ve bu bebekler önümüzdeki yıl doğabilecek.Mitokondriya bozukluklarında, beyin hasarı, kas atrofisi, kalp yetmezliği ve körlük oluşabiliyor ve bu bozukluklar sadece anneden bebeğe geçiyor. Mitokondriya neredeyse her hücrede bulunan ve gıdayı enerjiye çeviren küçük bir yapı.Mitokondria içindeki DNA, dış görünüş gibi özellikleri belirlemiyor.Newcastle'da geliştirilen teknoloji, tüp bebek yöntemi ile anne ve babadan alınan DNA'yı başka bir kadından alınan sağlıklı mitokondriya ile birleştiriyor.Bu şekilde doğan bebeklerin yüzde 0,1'lik DNA'sı donörden geliyor ve bu değişiklik diğer nesillere aktarılan kalıcı bir değişiklik oluyor.Parlamentoda bugün TSİ 17'de başlaması beklenen 45 dakikalık bir oturum olacak.Uygulamaya karşı çıkanlardan bir kısmı, bu tekniğin ileride çocuklardaki başka genetik modifikasyonların önünü açacağını öne sürüyor.Uygulamanın yeterince güvenli olmadığını düşünen bilim insanları da var.Teyzesini mitokondriya hasarından kaybeden Rachel Kean ise, 'evet' oyunun 'en zalim ve en yıkıcı bazı hastalıkları sadece gelecek nesiller için değil daha da ilerideki nesiller için de önleyeceğini' söylüyor.Kean uygulama ile genetiği değiştirilmiş tasarım bebeklerin önünün açılacağı endişesi ile ilgili de çok fazla yanlış bilgi olduğunu söylüyor.'Çekirdek DNA'yı değiştirmekten bahsetmiyoruz, özel olarak hastalıkları önlemek için yapılıyor' diyor.BBC Türkçe