MART
Erdoğan: '1915 Olayları Objektif Yazılmadı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya'da Bogoto Externado Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi'nce düzenlenen '1915: Osmanlı İmparatorluğu'nun En Uzun Yılı Sempozyumu'nda konuştu.Bu yıl 1915 olaylarının 100. yılı olduğunu hatırlatan Erdoğan, 100 yıl boyunca, Ermenilerin Türklere ve Türklerin Ermenilere yaptıklarının, sağlıklı şekilde konuşulmadığını, tartışılmadığını ve doğru şekilde kaleme alınmadığını söyledi.Propaganda, algı operasyonları ve kirli siyasetin 100 yıl boyunca tarihin ve tarihi gerçeklerin önünde olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:Tarih egemen güçlerce yazılmıştırTarih egemen güçlerce yazılmıştır. Tarihin, tarihçiler tarafından yazılması gerektiğini düşünüyoruz. Tarihe 1915 olayları olarak geçen hadiseler, egemenler tarafından yazılan olaylar olarak görüldü. 100 yıl boyunca Türklerin Ermenilere, Ermenilerin Türklere yaptıkları objektif olarak yazılamamıştır. Eğer Ermeni diasporası samimi ise biz bütün arşivlerimizi açıyoruz. İncelemesi yapılmış belge sayısı 1 milyonun üzerindedir. Ermenistan ve üçüncü ülkeler de varsa onlar da açsınlar. Tarihçiler, görevliler çalışsınlar sonra gelsin sunsunlar.Erdoğan, 1915 olaylarına ilişkin arşivleri daha da genişletmenin peşinde olduklarını dile getirerek, Ermenistan'a kendilerinin el uzattığını söyledi.'Elimiz havada kaldı'Geçen yıl 23 Nisan'da yazdığı mektubu, bu işi takip edenlerin gayet iyi bileceğini dile getiren Erdoğan, 'İlişkileri düzeltmenin, yeni bir sayfa açmanın gayreti içinde olduk. Ne yazık ki, Ermeni diasporasının da etkisiyle bizim elimiz her seferinde havada kaldı. Bu yıl, 100. yıl dönümünde, biz yine samimi, içten çağrılarımızı tekrarlıyoruz. Gelin, bu meseleyi siyasetin alanından çıkaralım, bilime ve bilim insanlarına havale edelim' diye konuştu.Bu yıl, 24 Nisan'da Çanakkale Savaşları'nın 100. yıl dönümünde, Türkiye’de büyük bir uluslararası merasim düzenleneceğini anımsatan Erdoğan, birçok ülkeye davet gönderildiğini, bazılarının şu ana kadar katılacaklarını teyit ettiklerini ve yeni teyitler de beklediklerini kaydetti.'Biz isterdik ki o atmosferi teneffüs etsinler'Ermenistan devletini de davet ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:'Biz isterdik ki gelsinler, 24 Nisan’da Çanakkale’de bulunsunlar, o atmosferi teneffüs etsinler, bizim oradaki yüz binlerce şehidimizin arasında yaşananları anlamaya çalışsınlar. Ama bunu yapmadılar. Nezaket kurallarını çiğneyen açıklamalarla, bir kez daha barışın, diyaloğun önünü kapattılar. Biz, 1915 olayları konusunda da barış ve diyalog çabalarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Biz propagandayla, algı operasyonlarıyla, uluslararası siyaseti çirkinleştirerek değil, tarih biliminin ışığında bu meseleyi ele almaya devam edeceğiz.''Biz kimseyi soykırımla suçlamıyoruz'Birinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Balkanlar'da sayıları milyonlarla ifade edilen bir Müslüman nüfusun, çatışmalarda ve sürgün yollarında hayatını kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:'Ama biz bundan hareketle kimseyi soykırımla suçlamıyoruz. Tarihi olayların kendi dönemleri ve kendi şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Kayıpları anmak, onların hatıralarını yaşatmak başka bir şeydir, bunun üzerinden siyasi ve diplomatik sonuçlar devşirmeye çalışmak başka bir şeydir. Biz, hatıralara saygı duyulmasına varız ama bunun üzerinden ülkemize ve milletimize yönelik bir düşmanlık kampanyası yürütülmesine asla izin veremeyiz.''Birinci Dünya Savaşı'nı iyi analiz etmek zorundayız''Eğer, bugünü anlamak, bugünün dünya siyasetini doğru yorumlamak istiyorsak, mutlaka ve mutlaka Birinci Dünya Savaşı'nı iyi incelemek, iyi analiz etmek zorundayız' değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:'Bugün, tüm dünyayı ilgilendiren birçok uluslararası meselenin kökeninde, Birinci Dünya Savaşı vardır. Filistin meselesi, bugün can alıcı bir noktada bulunan Irak ve Suriye meseleleri, Yemen, Mısır, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Balkanlar'daki sorunlar, Birinci Dünya Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkmış, ne yazık ki 100 yıldır devam eden sorunlardır. Afganistan meselesi, Somali başta olmak üzere Afrika'daki yoksulluk, bugün bütün dünyayı tehdit eder hale gelen terör meselesi, aynı şekilde Birinci Dünya Savaşı'nın ürettiği sorunlardır.''Terör denilince maalesef Ortadoğu akla geliyor'Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı Devleti'nden geriye kalan topraklarda yapay şekilde çizilen sınırlarla etnik, dini ya da mezhebi unsurlara dikkat edilmeksizin, yeni ülkelerin ihdas edildiğini belirterek, 'Öyle tahmin ediyorum ki Kolombiya'daki dostlarımız, özellikle de genç arkadaşlarımız, öğrenci arkadaşlarımız, Ortadoğu'nun neden bu kadar çalkantılı bir bölge olduğunu merak ediyorlardır' yorumunu yaptı.Bölgeden, her gün çatışma ve savaş haberlerinin geldiğini kaydeden Erdoğan, 'Hemen hemen her gün bir katliamın, toplu kıyımın, bir saldırının haberi buralara kadar ulaşıyor. Terör denilince, maalesef en önce Ortadoğu akla geliyor' ifadesini kullandı.'Halklar arasında yapay sınırlar oluşturuldu'Erdoğan, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkan düzenin iyi anlaşılması gerektiğine dikkati çekerek, şunları söyledi:'Ortadoğu ismi verilen bölge, Birinci Dünya Savaşı sonrasında, işte tam da böyle bir bölge olmak üzere kurgulanmıştır. Ortadoğu, bundan 100 yıl önce, savaşı kazananlar tarafından, bir çatışma, bir kriz bölgesi olarak tasarlanmış ve bu tasarım, 100 yıl boyunca tam da hedeflendiği şekilde muhafaza edilmiştir. Ortadoğu'daki sınırlara baktığınızda, sınırların cetvelle çizilmiş gibi dümdüz olduğunu görürsünüz. Araplar, aralarındaki hiçbir hassasiyet gözetilmeksizin, farklı ülkeler olarak parçalanmışlardır. Hatta akrabalar, aynı şekilde köylerinden geçen sınırlar nedeniyle birbirlerinden koparılmışlardır. Türkiye'nin sınırları dahi, köylerin, kasabaların içinden geçmiş, akrabalar, kardeşler iki farklı ülkenin vatandaşları olarak birbirlerinden ayrılmışlardır.'Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Sınırlar, sadece topraklara değil, aynı zamanda zihinlere, kültürlere, inançlara da zorla empoze edilmiş, halklar arasında yapay sınırlar oluşturulmuş, kardeşler, birbirlerine hasım hale getirilmişlerdir' dedi.Bugün, İsrail ve Filistin'in bulunduğu toprakların, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti'nin egemenliğinde olduğunu anımsatan Erdoğan, Osmanlı Devleti'nin, tesis ettiği mükemmel idare sistemiyle, bu bölgeyi adaletle yönettiğini, huzurlu ve güvenli bir bölge olarak muhafaza ettiğini dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri verdi:'Birinci Dünya Savaşı yapıldı, Osmanlı Devleti bu topraklardan çekildi ve işte o andan itibaren, bu bölge kanla, gözyaşıyla, zulümle anılmaya başlandı. Filistin'e çok yoğun bir göçü oldu, demografi değişti. Biliyorsunuz, 1948 yılında da İsrail devleti kuruldu. Tabii, İsrail Devleti, 1948'de kurulduğu sınırlarda kalmadı. İsrail, bugün hala sınırlarını genişletmenin, Filistin topraklarını daha fazla işgal etmenin, Filistinlileri o coğrafyadan tamamen silmenin gayreti içinde.''İsrail, 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli'Erdoğan, 'Biz Türkiye olarak, İsrail devletinin genişleme politikalarına ve bu yönde yaptığı ağır zulümlere, ağır katliamlara itiraz ettiğimizde, bunu dünyada çok farklı yerlere çekmeye çalışıyorlar' diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bizim Türkiye olarak bu konuda tavrımız çok nettir. 'İsrail, 1967 öncesi sınırlarına çekilmeli, Doğu Kudüs'ün başkent olduğu bir Filistin devletinin kurulmasına, Filistinlilerin egemenlik haklarına saygı göstermelidir' diyoruz. Bunu yapmadığı sürece İsrail, bölgenin zalim, terörist devleti olmaya, bütün bölgeyi kan gölüne çeviren bir sorun olmaya devam edecektir' değerlendirmesinde bulundu.'İsrail zulmü ve İsrail terörü devam ettikçe de hem Ortadoğu'da hem de tüm insanlığın vicdanında kanama hiçbir zaman durmayacaktır' yorumunu yapan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Bakın biz, Türkiye olarak, Filistin-İsrail meselesinde, Suriye, Irak meselesinde, Mısır, Libya meselesinde insani ve vicdani bir duruş sergilediğimizde, dünyada bazıları bundan ciddi şekilde rahatsız oluyorlar. Mısır'da biz rahatsız olduk. Niye? Halkın oylarıyla seçilip iş başına gelmiş olan, yüzde 52'yle, Mursi'ye karşı, onun kabinesinde Milli Savunma Bakanı olan şu andaki Sisi, darbe yapmak suretiyle onu cumhurbaşkanlığından indirip hapse atıyor ve şu anda da maalesef naylon iddianamelerle onun hakkında idam kararı verdiriliyor. Burası anlamlıdır, eğer biz insani ve vicdani olarak bir şeye karar vereceksek, biz bu dünyada darbecilerin değil, sandıktaki iradenin yanında olmaya mecburuz. Türkiye'ye yönelik, son derece ağır, haksız ve gerçekten ahlak dışı ithamlarda bulunanlar işte bunu hazmedemeyenlerdir.'Kaynak: AA ve DHA
Ali İsmail Korkmaz Adına Ödül Verilecek
Ali İsmail Korkmaz Vakfı, Ali İsmail Korkmaz’ın anısını, düşüncelerini ve hayallerini yaşatmak ve gençlerin sanat ve edebiyat alanında üretimlerini desteklemek, öne çıkartmak adına bu yıldan başlayarak, her yıl Ali İsmail’in doğum günü olan 18 Mart tarihinde bir ödül verecek. Bu yıl yarışma, resim alanını seçti. Yarışmanın teması ise “Düşlerinde Özgür Dünya”.Yarışma, 30 yaşını doldurmamış bütün genç sanatçılara, genç sanatçı adaylarına açık olacak. Katılımcılar daha önce ödül almamış ya da sergilenmemiş en çok (2) özgün yapıtla yarışmaya katılabilecek. Dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan resimler mart ayı içinde vakıf binasında sergilenecek ve vakıf tarafından katalog haline getirilecek. Dereceye girenlerin ödül heykeli ise Heykeltıraş Ekin Erman tarafından tasarlanacak.Seçici Kurul, her yıl yarışmanın yapıldığı alanla ilgili olmak üzere 3 uzman üye (sanatçı-akademisyen, eleştirmen), Vakıf Temsilcisi ve Korkmaz ailesi temsilcisinden oluşacak. Evrensel
Reklam
13 Maddede Chiptune (Çip Müzik)
Chiptune(Çip Müzik) diğer adıyla '8bit müzik' (eski bilgisayar ve video oyun konsolları ses yongaları müzik türü).Çip Müziği olarak bilinen chiptune günümüze göre basit ve çözünürlük olarak düşük kalitede olan, çeşitli osilatör ve filtrelerle sentezlenmiş elektronik müzik türüdür.Biraz daha açmak gerekirse çip müziğini oluşturan yongalar veya yazılımlar sinüs dalgasi,kare dalga,testeredişi dalga ve üçgen dalga olmak üzere temel dalga çeşitleri ve genelde Whitenoise’un zarflarının (ADSR) değiştirilmesiyle ve örneklemelerle oluşturulur.Elektronik amfileme yöntemiyle de sinyalin gücü arttırılır.
Reklam
Gerçekçiliği ve Şaşırtan Tekniğiyle Yaratıcılık Kavramına Yeni Bir Boyut Katan Çinli Sanatçıdan 12 Heykel
Li Hongbo, 1974 doğumlu Çinli bir heykel sanatçısı. Kendisini modern sanat dünyasında bir deha olarak kabul ediliyor. Çinli sanatçı yine olağanüstü bir çalışma ile karşımızda. Hongbo, bu kez kağıtları bırakıp, bıçaklara yepyeni bir boyut kazandırmış. Büyük ve küçük, farklı boyutlarda bıçakları işleyerek ve içinden parçalar çıkararak onlara üçüncü bir boyut katmış. Gerçekçiliği ve şaşırtan tekniğiyle Li Hongbo yine tüm sanat camiasından geçer puan almış. Projesine “Shadow of Knives” yani “Bıçakların Gölgesi” adını veren Hongbo, olağanüstü eserleriyle sanıyoruz daha uzun yıllar gündemde kalmaya devam edecek.
Reklam
İnsanların Sıkıcı Bulup Bir Kenara Attığı Tablolara Yeni Bir Ruh Veren Adamın 18 Şaheseri
David Irvine farklıyı arayan bir karakter. Sanatı için de aynı şeyleri söyleyebiliriz. Garaj satışlarında, ikinci el dükkanlarda  ve evlerin aralarında geçen bir ömrün mükafatı ise bulduğu eski tablolar. Irwin'ın gönlü bu tabloların bir köşede kalmasına razı olmamış. Ve onları daha eğlenceli bir hale getirerek yeniden insanların beğenisine sunmaya karar vermiş. Aşağıdaki eğlenceli tablolar da bu kararın bir sonucu..
Magna Carta'nın 700 Yıllık Nüshası Bulundu
İngiltere'de bir belediyenin arşivindeki defterin arasında 700 yıllık orijinal Magna Carta kopyası bulundu.Tarihi belgeyle ilgili açıklama yapan İngiltere'nin doğusundaki Kent Bölgesi Belediyesi (KCC), araştırmacıların belediyeye ait Kent Tarih ve Kütüphane Merkezi'nin (KHLC) arşivinde bir defterin içerisinde Magna Carta'nın kopyası olan orijinal bir belge bulduğunu açıkladı. Magna Carta Projesi'nde araştırmacı olarak görev yapan Sophie Ambler, belgenin 1215 tarihli Magna Carta'nın 13'üncü yüzyıldaki 24'üncü kopyası olduğunu kaydetti.Yaklaşık 50 santimetre uzunluğundaki belgenin üçte birinin eksik olduğunu belirten Ambler, belgenin ıslandığı için zarar gördüğünü ve üzerindeki kraliyet damgasının kayıp olduğunu belirterek, ancak belgenin yayın tarihinin okunabildiğini söyledi.Tarihçiler, yeni bulunan belgenin dönemin İngiltere Kralı John'un ilkMagna Carta'yı imzalamasından 85 yıl sonra, Kral John'un torunu olan İngiltereKralı Birinci Edward döneminde basıldığını bildirdi.Belediye'nin arşivlerini tarayan KCC Tarih Sorumlusu Dr Mark Bateson tarafından bulunan belge ayrıca, 2007 yılından bu yana keşfedilen ilk Magna Carta kopyası olma özelliğini taşıyor. 1215 yılında İngiltere Kralı John tarafından imzalanan Magna Carta ile Birleşik Krallık'ta ilk kez kralın yetkileri kısıtlanarak, halka temel hak ve özgürlükler tanınmıştı. Magna Carta, günümüzdeki anayasal düzenin oluşması sürecinde en önemli belgelerden biri olarak kabul ediliyor ve bu yıl Magna Carta'nın 800'üncü yılı kutlanıyor.AA
Sigarayı Bırakmak Beyni Gençleştiriyor
Kanadalı bilim adamları, sigaranın bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda kilit rol oynayan beynin en dışındaki 'gri madde' diye nitelendirilen merkezi sinir sisteminin ana içeriğinin daha hızlı kaybına yol açtığını, sigaranın bırakılmasından sonra bu olumsuz etkilerin ortadan kalkabildiğini belirtti.Araştırmaya 36'sı tiryaki, 223'ü sigarayı bırakmış 70'li yaşlardaki yaklaşık 500 kişi katıldı.Bilim adamları katılımcıların beyin görüntülerini inceledi.Sigara içenlerde beynin gri maddeyle kaplı kısmının daha hızlı inceldiğini saptayan bilim adamları, eski tiryakilerde ise bu bölgenin kısmen kendini topladığını gördü.Eski tiryakilerin 30 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtiğini belirten bilim adamları, bu kişilerin beyninin hiç sigara içmeyenlerinki ile aynı duruma gelmesinin ise 25 yıl aldığına dikkati çekti.Bilim adamları sigarayı bırakmanın incelmeyi azalttığını, hatta uzun sürse de toparlanmasına yardımcı olduğunu vurguladı.Araştırmanın sonuçları 'Molecular Psychiatry' dergisinde yayımlandı.Daha önceki araştırmalar sigaranın bilişsel becerilerin hızla azalmasına yol açtığını göstermişti ancak bunun hızı ve giderilebileceğine ilişkin bilgi bulunmuyordu.Sabah
Reklam
Görsel Estetiğiyle 2014'ün En İyi 30 Albüm Kapağı
2014'ün en iyi albüm kapaklarını belirlerken görsel estetiğin yanısıra, yeni fikirler barındırmasına da dikkat ettik. Müzikleriyle de şahane olan albüm kapaklarının geçtiğimiz yıl müzik dünyasına kattığı estetik havayı sizlerle paylaşmak istedik.Kaynak: Görsel Estetiğiyle 2014`ün En İyi 30 Albüm Kapağı
Bir Galeride İçinize Kasvet Dolduracak Sally Mann Fotoğrafları
Sally Mann, farklı çocuk portreleri ile tanınan oldukça cesur bir Amerikalı fotoğraf sanatçısı. Özellikle kendi çocuklarının yetişkin pozlarını yakalayıp, çocukluğun masum yanını yok etmeye çalışarak fotoğraflamış dolayısı ile oldukça eleştiri almış bir anne. Fotoğraflarında çürüme, ölüm ve aslında hiç olmayan masumiyeti gösterdiğini söyleyen sanatçının ortanca kızı Jessie, 'Aperture' isimli dergiye verdiği röportajda annesinin çalışmalarının insanlar için rahatsız edici olduğunu ancak yine de yapıyor olmaları gerektiğini söylemiştir. Sally Mann'in çocuklarını ahlaksız, çıplak ve masumiyetten uzak olarak fotoğraflaması tartışıladursun, biz bu fotoğraflardaki kasvete bir göz gezdirelim. Ne dersiniz, bazıları tiksinmenin yanı sıra hayranlığı da hak etmiyor mu?
Reklam
Müzeyyen Senar'a Veda...
Tedavi gördüğü hastanede Pazar günü hayatını kaybeden Türk sanat müziğinin en duayen ismi Müzeyyen Senar, son yolculuğuna uğurlandı...97 yaşında vefat eden Müzeyyen Senar, Bebek Camisi’nde öğle namazını müteakip kılınan  cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi...Cenaze törenine, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, Galatasaray Kulübü Divan Kurulu Başkanı İrfan Aktar, eski Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, Sezen Aksu, Bülent Ersoy, Erol Evgin, Tarkan, Erol Büyükburç, Mustafa Sağyaşar, Sibel Can, Mustafa Keser, Yılmaz Morgül, Oya Aydoğan, Göksel Arsoy, Safiye Soyman, Muazzez Abacı ve Mustafa Ceceli'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda sanatçı katıldı.Bu arada, Bebek Parkı'na Beşiktaş Belediyesi tarafından Müzeyyen Senar'ın fotoğrafı ve 'Güle Güle Cumhuriyetin Divası' yazısı bulunan büyük boy poster asıldığı görüldü. Törene, Türk Silahlı Kuvvetleri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi ve kuruluş çelenk gönderdi. 'ANNEM ÖLMEDİ...'Cenaze töreninde hazır bulunan Müzeyyen Senar'ın kızı Feraye Işıl ve oğlu Ömer Işıl, taziyeleri kabul ediyor. Feraye Işıl 'Annem çok güzel anılar bıraktı. Benim için ölmedi, onu çok özleyeceğiz. Türk halkının büyük kaybı' dedi.
Dünya'nın Çekirdeğine Ait Yeni Keşif
Çinli ve Amerikalı bilim insanlarının ortaklaşa yaptığı araştırma, Dünya'nın merkezinde, iki farklı bölge olduğunu ortaya çıkardı. Keşif, Dünya'nın oluşumu ve tarihine ışık tutacak.Dünya'nın çekirdeğindeki kristallerin farklı yapıya sahip olduğu keşfedildi. Bilim insanları, Dünya'nın çekirdeğindeki demir kristallerinin iki farklı şekilde sıralandığını keşfetti. Keşif, gezegenin kristallerin oluşumu sırasında çok büyük değişime uğradığına işaret ediyor.‘Nature Geoscience’ dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Dünya'nın merkezindeki demir kristallerinin yapısı, çekirdeğin dış kısmındakilerden farklı.Bilim insanları, yeryüzünün 5 bin kilometre derinliğine inecek herhangi bir kazma işlemi yapılamadığı için çekirdeğin yapısını incelemek için depremlerin neden olduğu hareketleri araştırdı.Deprem dalgalarının yeryüzünün farklı katmanlarında nasıl değişiklik gösterdiği analiz ettiklerini kaydeden Illinois Üniversitesi'nden Prof. Dr. Prof Xiaodong Song, elde ettikleri verilerin Dünya'nın merkezinin iç ve dış çekirdek olarak iki parçadan oluştuğunu gösterdiğini belirtti.Prof. Dr. Song, şunları kaydetti:'Sismik dalgalarla elde edilen veriler, iç çekirdekteki kristallerin doğu-batı yönünde dizildiğini gösteriyor. Kuzey Kutbu'ndan aşağıya doğru bakmak mümkün olsaydı bu kristalleri kendi çevrelerinde dönüyormuş gibi görecektik. Dış çekirdekteki kristaller ise kuzey-güney yönünde sıralanmış ve aynı bakış açısında yatay görünüyorlar. Dünyanın merkezinde iki farklı bölgenin keşfi, Dünya'nın oluşumu ve tarihi hakkındaki bilgilerimize ışık tutacak.'Yer yüzeyinin 5 bin kilometre derinliğinde yer alan çekirdek, yaklaşık 1 milyar yıl önce katılaşmaya başlamıştı ve her yıl 0,5 milimetre büyümeye devam ediyor.Prof. Dr. Song, çekirdekteki kristallerin iki farklı şekilde dizildiğinin keşfinin, kristallerin farklı koşullar altında oluştuğuna ve gezegenin yaklaşık 500 milyon yıl önce çok büyük bir değişime uğradığına işaret ettiğini söyledi. Henüz ne olduğu bilinmeyen değişimin, Dünya'nın manyetik alanını da etkilediği ve ekvator ekseniyle kutup ekseninin yer değiştirmesine neden olduğu sanılıyor.Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin yer aldığı çekirdekteki demir-nikel karışımı, çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal halde bulunuyor. Yaklaşık bin 370 kilometre kalındığındaki çekirdeğin 4300 derece sıcaklığa sahip olduğu sanılıyor.AA
Reklam