20. yüzyılın başlarında Güney Kutbu'na ulaşmaya çalışan İngiliz kaşif Yüzbaşı Robert Falcon Scott'un kulübesi, bugün Antarktika'da el değmemiş biçimde korunuyor.
Sanat tarihinde çıplaklar her zaman önemli bir role sahip olmuştur. İzleyici için şaşırtıcı, heyecan verici ve kışkırtıcı olsalar da aslında amaçları insan vücudunun naif ve doğal yanını keşfetmeyi sağlamaktı. Bu olgu, tarih boyunca değişmesine rağmen toplumsal meseleler ve sansür mekanizması, sanatçıların işleri ve yaklaşımları ile ilgili tartışadursun, insan vücudu sanatçıların kendilerini ifade etmeleri ve bazen de toplumun çıplaklık, cinsiyet ve seks ile ilgili garip bakışını dışa vurması için hassas ve önemli bir nesne olmaya devam etmiştir. Büyük ihtimalle muhafazakar sesleri kışkırtmak ve geri kalanımıza heyecan ve eğlence empoze etmek için MagicWandArtHistory ve arkasındaki parlak kişiler vibratörleri sanat tarihinin en ünlü resimleri içine yerleştirdiler. Onlara göre American Gothic’in ünlü kadını sadece tatmin olamayan bir eşti, Botticelli’nin Venüs’ünün ise aşıklarının onu yeterince eğlendiremediği anlarda küçük bir yardıma ihtiyacı vardı.
Rus sanatçı Andrew Tarusov'un, pin-up tarzı illustrasyon çalışmaları ile Game of Thrones kadınlarını dönüştürdüğü çalışmayı dikkatli okuyucularımız hemen anımsayacaktır. Sanatçı bu kez de Disney dünyasına el atmış.
İnsanların geri dönüşüm kavramına bakışı, günbegün değişiyor. Kısacası çevre sorunlarına karşı farkındalığımız giderek artıyor, diyebiliriz. Tabii bu olgu, ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle de doğru orantılı olarak kendini gösteriyor. Bu ayırımı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler olarak sınıflamak yerinde olur. Gelişmiş ülkelerde baş gösteren çevresel sorunların, gelişmekte olanlara göre minumum seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Eğitim sistemleri sayesinde insanların gelişmiş bir çevre bilincine sahip oldukları gerçeği de yadsınamaz. Benzer şeyleri gelişmekte olan ülkeler için söylememiz ise güç. Ne var ki bu durum bazen, yaratıcılığı tetikleyen bir unsura dönüşebiliyor. Böylece çevre sorunlarına dikkat çekmenin daha etkili yolları ortaya çıkabiliyor. Tıpkı galerimizde göreceğiniz eserleriyle , Brezilyalı sanatçı Christian Pierini'nin yaptığı gibi. Elektronik hurdaları yeniden kullanarak oluşturduğu enstalasyonlara, tabiri caizse biz bayıldık. Konu çevre sorunları mı? İnsanların dikkatini çekmek mi istiyorsunuz? Sanata sarılın! Çünkü ancak sanatın gücü, milyon dolarlar harcayarak bile oluşturamayacağınız bir etki yaratabilir...
Bu harikulade posterlerin, Federico Babina'nın elinden çıktığını baştan söyleyelim. Barselona'da yaşayan bir illüstratör ve mimar olan Babina, dikkatli okurlarımızın zaten adına aşina oldukları bir isim. Zira daha önce de Babina'ya ait çalışmalara yer vermiştik. Hafızasını kısaca tazelemek isteyenler bu linkten faydalanabilirler. Galerimize geri dönecek olursak, hazırladığı bu fantastik poster serisiyle, sanatçının yine bizi kendine hayran bıraktığını söyleyebiliriz. Zira günlük kullandığımız eşyalardan yola çıkarak, yüzyıl içinde değişen yaşam tarzlarımızı gözler önüne sermek, en hafif tabirle; oldukça sıradışı ve yaratıcı bir fikir. Ne var ki bir o kadar da zorlu... Ancak posterlere baktığımız zaman, Babina'nın böylesine komplike bir temanın içinden, oldukça zarif, sade ve etkileyici bir biçimde çıktığını, rahatlıkla ifade edebiliyoruz. Üzerine kitaplar yazılabilecek bir tema; ki binlercesi yazıldı, 'ancak bu kadar sade anlatılabilirdi' dememek elde değil.
Çağdaş Türk şiirinin gelmiş geçmiş en önemli isimlerinden biri olan Nazım Hikmet Ran, Türk Edebiyatına çok fazla değerli eser bırakmıştır. Türkiye’de serbest nazımı ilk kullananlardandır. Nazım Hikmet gerek yaptığı sanat, gerek bıraktığı eserler, gerekse hareketli siyasi hayatı nedeniyle Türk insanının hafızalarından hiçbir zaman silinmeyecek isimler arasına girmeyi başarmıştır. Şiir, roman, masal ve oyun gibi birçok türde eserler yazmıştır.
Sanatçı Michael Paul Smith, kendinin çocukluk hikayelerine ve anılarına dayalı 1950'lerin ütopik minyatür şehrini yarattı. Şehri fotoğraflamaya başladığında bu kadar meşhur olacağını tahmin etmiyordu. Animal East tarafından kısa film haline getirildi.
1920 yılına kadar Kraliyet Kütüphanesi olarak bilinen Avusturya'nın en büyük kütüphanesi, Avusturya Ulusal Kütüphanesi, Hoffburg Sarayı'nın içerisinde yer alır. Çeşitli koleksiyonlara ait toplam 7.4 milyon eserin bulunduğu kütüphane kompleksinde aynı zamanda müze ve çeşitli arşiv ve koleksiyonlar da yer almaktadır.
Bu hafta mizahın gündeminde; Uykusuz, Leman ve Penguen, Ankara'da yaşanan ve resmi kaynaklara göre 99 kişinin hayatını kaybettiği acı saldırıyı etkili illüstrasyonlarla kapaklarına taşırken; Gırgır, Türkiye - Rusya - Suriye ilişkilerini konu alan Erdoğan görseliyle yayına çıktı.
Dijital tasarımcı Selim İyikalender'in Türk kahvaltısını anlatmak için hazırladığı bu eğlenceli giflere bakınca, insan daha fazlasını istemekten de kendini alıkoyamıyor.Bu gifler arasında domatesin, salatalıkla iki kardeşmiş gibi çılgınca eğlenmesini, çayın şekerlerle dansını, krem peynirin simitle yaptığı muazzam gösteriyi, yumurtanın kaşıktan korkmasını görebilirsiniz.Selim iyikalender'in başka çalışmalarına göz atmak isterseniz de, buradan ulaşabilirsiniz.
'Yine yapardım, yine yapardım. Hiç kimse görmese, bitse bile, ölse bile, yine tiyatro yapardım ben.' diyen Erol Günaydın için tiyatronun vazgeçilmezi ahşap kokusuydu.Eskilerin tiyatro tabiridir, 'İki kalas bir heves derler.' İşte anlattığı bu hevesin kokusudur.
Sinemada oyuncular daha çok gençlik yıllarında kariyerlerine başlar, yıldızları parlar. Bir de çocukluğundan beri bu işin işinde olanlar var ki onlara hakkını vermek lazım şimdi. Filmlerde çok fazla çocuk oyuncu görüyoruz ancak sadece bazıları yıllarca sinemaya tutunabiliyorlar. Yetenekleriyle çocukluğundan bu yana kariyerlerinde tutunmayı başarabilmiş o kadın oyuncular kimmiş birlikte bakalım...Bu çocukları kimler keşfettiyse bu işten anladıkları ortada.
Son zamanlarda internetteki fotoğraflar üzerinde Photoshop düellolarını biliyoruz. Bu seferki kurban ise Obama olmuş. Michelle Obama başkanın papyonunu düzeltmiş ve tabii ki Reddit adlı internet sitesindeki arkadaşlarımız rahat durmamış ve bu fotoğraflara kendi yorumlarını katmışlar.
2011 yılında Japonya'nın Tohuku bölgesinde meydana gelen 9.0 şiddetindeki deprem sonrası Fukuşima Santrali'nde yaşanan nükleer sızıntı, dünyanın Çernobil'den sonra yaşadığı en büyük nükleer felaketti. Santralin olduğu bölge tıpkı Çernobil'deki gibi boşaltıldı ve 4.5 sene içinde bölge Çernobil'e benzer bu görünüme kavuştu. Polonyalı fotoğrafçı Arkadiusz Podniesinski de izin verilebildiği kadar bu bölgeyi gezerek fotoğraflamış.
Grip, influenza veya enflüanza, Viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde (şeker, kalp-akciğer hastalıkları, AIDS vb.) ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), meningoensefalit (beyin iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yol açabilir. Bu tür risk grubundaki kişilere 'yüksek risk grubundaki kişiler' denir.Kışın yaklaşmasıyla gribe yakalanan insanların sayısı bir hayli artar. Grip, virüs enfeksiyonu olduğu için tedavisi yoktur. Antibiyotikler tedaviye yaramazlar, çünkü antibiyotikler yalnızca bakterilere etki ederler. Yaklaşık bir hafta içinde hastalık kendiliğinden iyileşecektir; ancak doktora gitmek ve 3-5 gün iyice dinlenmek gereklidir. Bol sıvı tüketilmesi de salgıların rahatça dışarı atılmasını sağladığından iyileşmeyi hızlandırır.