Mezarlıkların Cihangir'i: İçinde Yatan 30 Ünlü İsimle Pere Lachaise
Mezarlıklar yerleri doldurulamayacak insanları barındırır ya hani, sizi temin ederiz hiçbir mezarlık Paris'in en büyük mezarlığı olan Père Lachaise kadar bu insanlarla dolu değildir. 1804 yılında açılan mezarlıkta bugüne dek 1 milyon üzerinde defin gerçekleşmiş. Öyle isimler gömülmüş ki Père Lachaise'de mezarlıkların en piyasası oluvermiş. Eğer yolunuz Paris'e düşerse içindeki muhteşem heykellerle bir açıkhava müzesi de sayılabilecek, ünlülerin ebedi istirahatgahına mutlaka zaman ayırmanızı dualarınızı esirgememenizi tavsiye ederiz. İşte Père Lachaise'te yatan ünlü isimler:
Reklam
Reklam
Yapay Zekanın Yazdığı Roman Neredeyse Edebiyat Ödülü Alıyordu
etiket
Birçok meslek erbabı bir süre sonra yaptıkları işleri robotlara bırakacak olmanın korkusunu yaşıyor ancak kimsenin aklına bu meslek gruplarından birinin yazarlık olacağı gelmezdi. Bir Japon yapay zeka programının ortak yazarlığını yaptığı kısa roman ulusal edebiyat ödüllerinde ilk aşamayı başarıyla geçti. 
'Palmira Beş Yıl İçinde Eski Haline Döndürülebilir'
Mayıs 2015’ten beri IŞİD’in elinde olan antik kent Palmira, dün Suriye rejim güçleri tarafından tekrar ele geçirildi. IŞİD'in yıkımları sonrası Suriye Tarihi Eser ve Müzeler Genel Müdürü Maamoun Abdulkarim ise 'UNESCO’nun onayını alabilirsek, IŞİD’in zarar verdiği ya da yıktığı yapıları restore etmek için beş yıla ihtiyacımız var.' dedi.
Her Ölüm Kötüdür Ama Bunun Kadar Değil: Zehirlenerek Ölmek
etiket
“O halde yargıçlar! Siz de benim gibi ölümden korkmayın. Şunu bilin ki, iyi bir insana, ne yaşamda, ne de öldükten sonra, hiçbir kötülük gelmez. Onu ve onun gibileri tanrılar her zaman korur. Benim yaklaşan sonum, yalnızca bir raslantı işi değildir; tam tersine, apaçık görüyorum ki ölmek ve böylece bütün acılardan tümüyle kurtulmak benim için daha değerlidir.”Sokrates, ölüm cezasını ifa edecek zehiri içmeden evvel bunları söylemişti. Platon’un notlarına göre önce bacaklarında bir hissizlik, sonra da bütün vücudunu saran bir sıcaklık neticesinde hayatını teslim edecekti. Zehrin acımasız ve kesin ölümü…
Reklam
Edebiyat Tarihinin En Nadide Yazarlarından Olan Virginia Woolf'tan Hayata Dair 15 Aforizma
Edebiyat tablosunun en özel renklerinden biri olan Virginia Woolf, 75 yıl önce tam da bugün bu dünyaya veda etti. Bedeni belki de yüzlerce kez farklı farklı çiçeklerde yeniden yaşam bulsa da, geride bıraktığı eserleri yerli yerinde, yıllar geçtikçe çok daha etkileyici şekilde duruyor. Gelin kendisinin kaleminde hayat bulmuş, eşsiz güzellikteki bazı sözlerini okuyarak kendisi analım...
Hangi İstanbul Şarkısısın?
etiket
İstanbul bir tutku, bir aşk. Ne kadar kızsak da, ''gideceğim bu şehirden'' desek de ne o bizi bırakıyor ne de biz onu bırakıyoruz. Sevdası bir çok şiire, şarkıya konu olmuş bu mükemmel şehrimizin.Biz de sizler için ''Hangi İstanbul Şarkısısın?'' testini hazırlayarak size bu sevdanın neresinde olduğunuzu ölçmenizi sağladık. Öğrenmek için haydi teste! ☺
Civil War Öncesi Marvel Evrenine Göz Atabileceğimiz Harika Ötesi Hayran Videosu
6 Mayıs 2016’da vizyona girecek Marvel’in Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı filminde tarafınızı seçmeye ve heyecan dolu bir aksiyona hazır olun. Batman v Superman'den sonra kapışacak iki kahraman Iron Man ve Captain America'nın filmi Civil War öncesi enfes bir hayran videosu geldi. Tüm filmleri tek tek izlemekten sizi kurtarıp tek bir video ile işi bitirmenize yarayacak adeta bir Mervel kiti.
Reklam
Sinema Tarihimizin En Önemli Köşe Taşlarından Biri: Susuz Yaz
Susuz Yaz, 1963 yapımı drama türünde bir yerli filmdir. Metin Erksan'ın yönettiği film, Necati Cumalı'nın 1962'de yazdığı aynı adlı hikayeden uyarlanmıştır. Filmin başrollerinde Erol Taş, Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan vardır. Türkiye'de sansür uygulaması dolayısıyla gösterime girememiştir. IMDb 8,0
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Çok partili yaşama geçildiğinden beri Türkiye’de demokrasi biraz az, biraz fazla ama hep yaralı bereli oldu. Güçler ayrılığı bazen az, bazen çok ihlal edildi. Temel hak ve özgürlükler, hiçbir zaman sağlam bir güvenceye dayanmadı, genellikle rastlantısal ya da konjonktüre yakından bağlı biçimde uygulandı. Askeri darbe dönemlerinde açıkça askıya alındı. Ama askeri cunta yönetimleri dışında, demokrasiyi yaralı bereli kılan bütün bu ihlallerin açık seçik, göstere göstere yapılmamasına da özen gösterildi. Yapılan işin biçimsel olarak yasalara uygun görünmesine önem atfedildi. Devlet yönetiminin üst katlarında bu biçimsel görüntüye önem verilmesinin nedeni, yürürlükteki anayasa ve yasalara uyumlu görünme kaygısıydı. Biraz da Türkiye’de tarihî kökleri o kadar zayıf olmayan, yönetici elitlerde var olan asgari bir demokrasi kültürünün tezahürüydü. Bu nedenle bugüne kadar, en azından seçilmiş yöneticiler, bu hukuk ihlallerini kendilerine verilmiş bir hakkın kullanımı olarak savunmadılar. Ne de bu ihlalleri yapmayı bir marifet olarak görüp, göstere göstere yapmak yetmiyormuş gibi, bunda hikmet aramaya kalktılar.
Reklam