onedio
Mehmet Şakiroğlu Yazio: Üniversiteler Açılıyor mu?
Üniversiteler yeniden yüz yüze eğitime geçiyor. Önce anaokul ve ilkokul 1, sonrasında ortaokul ve liselerin kademeli olarak açılması ile birlikte gözler üniversitelere çevrilmişti. Üniversitelerin açılması için bilim kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda kabine toplantısının ardından yapılacak açıklama bekleniyor.
Can Aydoğmuş Yazio: 2021 = 3.Dünya Savaşı
Canım Okurlarım, Özellikle aylardır 2020 Eylül sonundan itibaren Satürn’ün düz dönmeye başlaması ile 2020 Ekim, Kasım ve Aralık aylarının özellikle çok sert geçeceğini hatta 2020 yılının Ocak ayının sonunda başlayıp Mayıs ayına kadar süren dönemin tekrar yaşanacağını  söylemiştim. Açıkçası 2020 Ekim, Kasım ve Aralık ayı; terör, saldırılar, yangınlar, doğal afetler, dış düşmanların saldırıları, gizli düşmanların ortaya çıkması ve artması, sel, toprak kayması, ekonomik sıkıntı, bankalar için tatsız süreç, deprem ve açıkçası Türkiye için uykusuz ve gergin geceler anlamına geliyor...  Bir insanın astroloji haritasında böyle bir açı meydana geldiği zaman, endişe ve kaygı bozukluğu yaşanabilir. Düşmanlar saldırabilir, sağlık sıkıntısı yaşanabilir ve alacaklarını alamamanın yanında ekonomik krize 30 yıldır girilmediği kadar yoğun bir şekilde girilebilir!  Açıkçası bu dönemin zaten Amerika ve Rusya için çok kötü bir dönem olduğu ve aynı zamanda Azerbaycan’ın 2023 Ocak sonrasına kadar ciddi bir mücadeleden geçeceği, İran’ın özgürleşme mücadelesine gireceği, birçok Arap ve Afrika ülkesinin sert yönetimlerden daha cumhuriyetçi veya özgürlükçü yönetimlere geçişe yönelecekleri görünüyor. Bu açıdan 2020 yılının; 2021 ve 2022 yıllarına göre bizler ve dünya için de gergin bir süreç olduğunu söyleyebiliriz.
Özgür Akın Yazio: Biyomimikri
etiket
Doğada bulunan varlıkların taklit edilmesi prensibine dayanan biyomimikri doğadan öğrenerek, doğada bulunan formları, süreçleri ve sistemleri örnek alarak yine doğanın öğretilerini içinde yer aldığımız evrene en az zarar verecek şekilde kullanır.
Reklam
Cizre, Restore Edilen Tarihi Yapılarıyla Ziyaretçilerini Ağırlayacak
ŞIRNAK (AA) - MUSTAFA DEĞİRMENCİOĞLU - Şırnak'ın Cizre ilçesi, sağlanan huzur ikliminde restore edilen tarihi ve kültürel mekanlarında ziyaretçilerini ağırlayacak.Bölgede yıllarca terörün gölgesinde kalan tarihi ve kültürel zenginlikler, tesis edilen huzurla bir yandan restore edilirken bir yandan da ziyaretçilerine kapılarını açıyor.Adı yıllarca terör örgütü PKK'nın saldırılarıyla anılan, devlet eliyle ihya çalışmaları sayesinde büyük bir dönüşümün yaşandığı Cizre, tarihi ve kültürel zenginliklerini yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor.İlçedeki Hazreti Nuh Peygamber Türbesi, İsmail Ebul-İz El-Cezeri Türbesi, Mir Abdal Medresesi, Mem u Zin, Hamidiye Kışlası, Mehmet Ağa Kasrı gibi tarihi yapılar ziyaretçilerini ağırlarken, Dağkapı Mahallesi'ndeki ejder figürlü kapı tokmakları ile ünlü tarihi Ulu Cami, Vakıflar Genel Müdürlüğünden alınan olurla Cizre Belediyesi tarafından restore ediliyor.Ünlü İslam düşünürlerinden Molla Ahmed Cizirî'nin ders verdiği, dönemin üniversitelerinden biri olan Kırmızı Medrese'nin de Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonuna başlandı.'Restorasyon bittikten sonra misafirlerimizin sayısında artış bekliyoruz'Cizre Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Cüneyt Munis, AA muhabirine, ilçenin zengin bir tarihi potansiyele sahip olduğunu söyledi.İlçeye yurt içinden ve yurt dışından gelen çok sayıda misafirin tarihi mekanları ziyaret ettiğini ifade eden Munis, bu tarihi mekanlar arasında yer alan Hazreti Nuh Peygamber Türbesi, Ulu Cami, Kırmızı Medrese, İsmail Ebul-İz El-Cezeri Türbesi, Mir Abdal Medresesi, Mem-u Zin Türbesi, Hamidiye Kışlası, Mehmet Ağa Kasrı'nın büyük ilgi gördüğünü aktardı.Munis, belediye olarak restore ettikleri tarihi mekanlar kadar çalışmaların devam ettiği yapıların da bulunduğunu dile getirerek, 'İnşallah bu restorasyonlar bittikten sonra ilçemize gelen misafirlerimizin sayısında artış bekliyoruz. Herkesi ilçemize davet ediyoruz.' dedi.'Dünyaca meşhur'Araştırmacı yazar Abdullah Yaşın da ilçenin çok önemli tarihi eserleri bünyesinde barındırdığını belirterek, 14. yüzyılda yapılan Kırmızı Medrese'nin bu tarihi zenginliklerden biri olduğunu vurguladı.'Külliye olarak yapılan medrese, kırmızı tuğlalardan inşa edildiği için 'Kırmızı Medrese' denilmiş. Burası bir eğitim fakültesiydi. Burada birçok bilim adamı yetişmiştir. Burası dünyaca meşhur bir yerdir. Çok ünlü bir tarihi eserdir.' diyen Yaşın, bu tarihi mekanın Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.Yaşın, çalışmaların tamamlanmasının ardından Kırmızı Medrese'nin yeniden eğitim ve kültürel faaliyetlere ev sahipliği yapacağını kaydetti.Dağkapı Mahallesi'ndeki Ulu Cami'nin tarihi önemine değinen Yaşın, 'Ulu Cami, Hazreti Ömer zamanında kurulmuş bir üniversitedir. O zamandan şimdiye kadar binlerce insan yetişmiştir. Birkaç kez restore edilen caminin son restorasyondan sonra tekrar ibadete açılması, bölge turizmi için de önemli olacaktır.' diye konuştu.Yaşın, caminin kapı tokmaklarındaki ejderlerden birinin Dicle'yi, diğerinin Fırat'ı simgelediğini ifade etti.'Buradaki güzellikler anlatılmaz, gelip, yaşanır' Mehmet Ağa Kasrı'nda müzik dersi veren Abdülmecit Çağırıcı, restore edilen tarihi yapının belediyenin bünyesinde hizmet verdiğini aktardı.Herkesin ilçedeki tarihi mekanları gelip, görmesini istediklerini anlatan Çağırıcı, 'Buradaki güzellikler anlatılmaz, gelip, yaşanır. Tarihi zenginlikleri barındıran bölgemize herkesi bekliyoruz.' şeklinde konuştu.Vatandaşlardan Mehmet Emin Önür, evinin Kırmızı Medrese'nin karşısında olduğunu belirterek, restorasyonun ardından herkesi Kırmızı Medrese'yi görmeye davet etti.Süleyman Özbay da Van'dan Mem-u Zin Türbesi'ni ziyaret etmek için geldiklerini anlatarak, çok güzel tarihi yapıları görmekten mutluluk duyduklarını söyledi.Özbay, 'Herkese buraları görmelerini mutlaka tavsiye ediyorum. Çok güzel bir mekan, çok güzel bir ilçe.' dedi.
Arkeologlardan Aizanoi'nin Tiyatro Ve Stadyumuna "Antik Çağ" Dokunuşu
KÜTAHYA (AA) - MUHARREM CİN - Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde geçmişi 5 bin yıl öncesine uzanan Aizanoi Antik Kenti'ndeki tiyatro ve stadyum yapılarına orijinal görünümlerinin kazandırılması amacıyla, zamanla yerinden sökülen 1 ton ila 3 ton arasında değişen ağırlıklara sahip 2 bin 400'e yakın taş bloğun kaldırılması işlemi tamamlandı.Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2012'de dahil edilen, 'İkinci Efes' olarak da nitelendirilen Aizanoi'de kazı ve alan araştırması, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özer başkanlığında 9 yıldır sürüyor.Özer, AA muhabirine, Roma dönemine ait 20 bin kişilik tiyatro ile bitişiğindeki 13 bin 500 kişilik stadyumun restorasyonunun Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kütahyalı iş insanı Rıza Güral arasında imzalanan sponsorluk protokolü kapsamında sürdüğünü belirtti.Kütahya Valiliğinin de destek verdiği çalışmaların bu yılki bölümüne 16 Haziran'da başladıklarını belirten Özer, 'Restorasyon çalışmalarını tamamlayarak burayı Antik Çağ'daki görünümüne kavuşturmayı ve bölgeye daha fazla turist çekmeyi hedefliyoruz.' dedi.Özer, tiyatro ve stadyumdaki çalışmaların 5 yıl daha sürmesinin hedeflendiğini aktardı.Deprem ve toprak kayması gibi doğal afetler nedeniyle yerinden sökülen taşların yerleri tespit edilip sınıflandırılarak, 130'ar ton kapasiteli iki vinçle çevredeki boş alanlara alındığını bildiren Özer, şöyle devam etti:'3 aydan beri antik tiyatroda yaptığımız çalışmalarda, meydana gelen depremler, toprak kaymaları gibi doğal afetler nedeniyle yerinden çıkan ağırlıkları 1 ila 3 ton arasında değişen yaklaşık 2 bin 400 devrilen kaya ve taşlar kaldırıldı. Her bir taşın vaziyet planı ve rölevesi çıkarılarak restorasyona hazır hale getiriliyor. Ayrıca tiyatroda biriken topraklar çıkarılarak bilimsel kazılar yapıldı. Yaklaşık 70 kamyon toprak çıkarıldı. Burada 60 işçi ve 13 teknik elemanla çalışmaları yürütüyoruz. Aynı zamanda burada bir istihdam da sağlamış oluyoruz.' 'Taşlar konuşmaya başladı'Prof. Dr. Özer, tiyatroda taşların kaldırılmasının yanı sıra yürütülen kazı çalışmalarında buluntuların da ortaya çıktığını dile getirdi.Adeta 'taşların konuşmaya başladığını' vurgulayan Özer, şunları kaydetti:'Sahne binasından orkestra bölümüne devrilen pek çok heykel parçası gün yüzüne çıkmaya başladı. 3 katlı olduğu düşünülen sahne binasının bir katının frizlerinde, Eroslar ile hayvan avının betimlendiği ortaya çıkarıldı. Ayrıca olasılıkla bir imparatora ait ve başkumandan gibi betimlendiği düşünülen zırhlı heykelin parçaları yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Heykel parçalarının işleniş biçimine bakıldığında, Roma dönemi ve özellikle milattan sonra 2'nci yüzyıl heykel üslubuna göre üstün bir işçilikle yapıldıklarını gözlemledik.'Özer, bu sene için çalışmaların aralık ayına kadar kesintisiz devam edeceğini sözlerine ekledi.Aizanoi Antik KentiKütahya il merkezine 57 kilometre uzaklıkta yer alan ve Frigya'ya bağlı Aizanitislerin ana yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen Aizanoi kent alanının, milattan önce 3000'li yıllardan itibaren kullanıldığı tahmin ediliyor.Milattan önce 133'te Roma egemenliğine giren, bir piskoposluk merkezi de olan kentin, erken Bizans döneminde önemini yitirdiği belirtiliyor. 13'üncü yüzyılda Çavdar Tatarlarının üssü olan, sonraları Çavdarhisar ismini alan kent, Avrupalı gezginlerce 1824 yılında keşfedildi.Aizanoi'de, Alman Arkeoloji Enstitüsünce 1970-2011 yıllarında yapılan kazılarda Anadolu'nun en iyi korunmuş Zeus tapınağı, tiyatro, stadyum, iki hamam, dünyanın ilk borsa yapısı, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde 5 köprü, 'Meter Steunene' kutsal alanı, nekropoller, bent ve su yolları gün ışığına çıkarıldı. Tapınağın çevresinde milattan önce 3000'li yıllara ait yerleşim tabakaları bulundu.Antik kentte 1970'ten itibaren 41 yıl yaz aylarında çalışma yürüten Alman Arkeoloji Enstitüsünün lisansı Bakanlar Kurulu kararıyla 2011'de iptal edilerek kazı görevi Türk arkeologlara verildi.
Reklam
Anadolu'nun İlk Telsiz Telgraf İstasyonu 114 Yıl Sonra Restore Ediliyor
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Patara'da bulunan telsiz telgraf istasyonunun bakanlığı tarafından restore edileceğini belirterek, 'Kuzey Afrika'daki son toprağımız Trablusgarp ile bağlantımızı sağlayan telsiz telgraf istasyonunu aslına uygun olarak restore ediyoruz. Hem ecdadımızın sembol anıtlarından birini kazanacak hem de bu yapıyı turizme ve bilim insanlarımızın çalışmalarına açacağız.' ifadelerini kullandı.Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki son toprağı Trablusgarp ile tek bağlantısı olan Anadolu'nun ilk telsiz telgraf istasyonunu 114 yıl sonra restore edecek. Patara Ören Yeri'nde bulunan istasyon, müzeye dönüştürülerek turizme kazandırılacak. 2'nci Abdülhamit'in emriyle kurulan istasyon, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2020'yi 'Patara Yılı' ilan etmesinin ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Batı Akdeniz Kalkınma Ajansının (BAKA) desteğiyle yeniden ayağa kaldırılarak bölgesel kalkınmaya da katkı sağlayacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, çalışmayı sosyal medya hesabından duyururken, 'Kuzey Afrika'daki son toprağımız Trablusgarp ile bağlantımızı sağlayan telsiz telgraf istasyonunu aslına uygun olarak restore ediyoruz. Hem ecdadımızın sembol anıtlarından birini kazanacak hem de bu yapıyı turizme ve bilim insanlarımızın çalışmalarına açacağız.' değerlendirmesinde bulundu.Proje 24 ayda tamamlanacakSanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakat muhtırası ile diplomatik, siyasi, ekonomik ve askeri birçok alanda iş birliğini derinleştiren Türkiye ve Libya, tarihten gelen köklü bağlarını yeniden keşfetmeye başladı. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde bulunan Libya ile olan sıkı ilişkilerini kültürel bir boyuta da taşıyor. Antalya'nın Kaş ilçesinde yer alan ve Likya Birliği'nin başkenti olarak bilinen Patara'daki Osmanlı'nın ilk ve devrinin en ileri telsiz telgraf istasyonu, restorasyonu yapılarak müzeye dönüştürülecek. Başvurusu Antalya Valiliği Yatırım, İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından yapılan ve BAKA tarafından belirlenen iştirakçilerden Kaş Kaymakamlığı, Kaş Belediye Başkanlığı, Antalya İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Patara Kazı Başkanlığının katıldığı proje, 24 ayda sonuçlandırılacak. Projeyle Patara Telsiz Telgraf İstasyonu Külliyesi restorasyonu kapsamında telsiz ana istasyonu, tesisat binası, lojman binası, telsiz kulesi tekrar ayağa kaldırılacak. Bölgenin mekanik ve elektrik tesisat kurulumları ile çevre düzenlemesi yapılacak. Trablusgarp ile iletişim için kuruldu2'nci Abdülhamit, Osmanlı ile kara bağlantısı kalmayan Trablusgarp ile daha hızlı iletişim sağlamak amacıyla 1906 yılında biri Patara'da diğeri Derne'de iki istasyon yaptırdı. Döneminin en teknolojik cihazlarıyla donatılan istasyonlar için devlet bütçesinden önemli bir miktar olan 12 bin Osmanlı lirası harcandı. Patara ile Derne arasındaki mesafe, kuş uçuşu 850 kilometreyi bulurken, o dönemde bu mesafede iletişim sağlayan başka bir sistem yoktu. İki istasyon arasında günde 4 bin kelimenin aktarılması hedeflenmişti.Patara'daki istasyonun açılışı, 2'nci Abdülhamit'in tahta çıkışının yıl dönümünde gerçekleştirildi. İstasyon, sadece Derne ile iletişimi sağlamakla kalmıyor, Akdeniz'de seferde olan askeri gemiler ile ticari gemiler de istasyondan, başta meteorolojik bilgiler olmak üzere faydalanıyordu. İtalyanların 1911'de Derne'deki istasyonu bombalamasıyla Patara-Derne irtibatı kesildi. İtalyanlar daha sonra Patara'yı da bombaladı. Mustafa Kemal Atatürk de Libya'daki istasyonun bulunduğu Derne'de yerel halkı teşkilatlandırarak İtalyanlara karşı savaştı.Ardından gelen Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşları sonrasında harabeye dönen Patara'daki istasyon, 114 yıl sonra bu kez müze olarak turistlere ve bilim insanlarına hizmet verecek.'2'nci Abdülhamit'in vizyon projesi'Açıklamada görüşlerine yer verilen Patara Antik Kenti Kazı Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Havva İşkan Işık, istasyonun 2'nci Abdülhamit'in vizyon projesi ve son derece önemli bir teknoloji mirası olduğunu bildirdi. İstasyonun Alman Siemens Halske firmasına yaptırıldığını belirten Işık, 'Bu istasyon, 850 kilometreyi kesintisiz aşarak Akdeniz'den Libya'ya ulaşmaktadır. Trablusgarp'ın doğusunda Derne kentinde konuşlanan karşı istasyonumuzla bir haberleşme sağlanmış ve Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kalan son toprakları da böylece güvence altına alınmak istenmiştir.' değerlendirmesinde bulundu.Işık, 1911 yılında Trablusgarp Savaşı'nın ilanından kısa süre sonra İtalyanların Derne'deki istasyonu bombaladığını hatırlatarak, 'Buradaki istasyonumuz da İtalyan donanması Anadolu kıyılarına geldikten sonra bombalandı. O bombalamada Patara Antik Tiyatrosu da büyük hasar gördü.' ifadelerini kullandı. Osmanlı'nın Kuzey Afrika'da kalan son toprağı için verdiği mücadelede asla unutulmaması gereken bir diğer ismin Mustafa Kemal Atatürk olduğunu vurgulayan Işık, 'O gönüllü bir Osmanlı subayı olarak Derne'de göreve gitmiş ve orada İtalyanlar ile mücadeleyi yürütmüştür. Gözündeki rahatsızlığın nedeni de Derne'deki şarapnel yarasıdır. Dolayısıyla Patara'daki telsiz telgraf istasyonu, Osmanlı'nın son mücadelelerinin ve Türkiye'nin yeniden inşası azminin adeta bir simgesi niteliğindedir. Bu teknoloji mirasımızın ayağa kaldırılması nedeniyle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy ile Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank'a teşekkür ediyorum.' değerlendirmesinde bulundu.'Kazı çalışmaları tamamlandı'BAKA Genel Sekreteri Volkan Güler de istasyon ile ilgili kazı çalışmalarının tamamlandığını ve restorasyona ilişkin ihalenin yapıldığını bildirdi. Güler, şu bilgileri verdi:'Restorasyon çalışması neticesinde ana istasyon binası, lojman binası, depo alanı ve 4 kuleden bir tanesini ayağa kaldıracağız. İstasyon, tarihi, kültürel, diplomatik, teknolojik açıdan önemli. Aynı zamanda o dönemden bugüne ayakta kalan muhtemelen tek eser olduğu için yapıyı bilim insanlarının çalışmalarına sunacağız. Bu projeyle, Libya ile güçlü bir şekilde devam eden tarihi bağlarımızın en önemli sembol anıtlarından birini de inşa etmiş olacağız.' Patara Antik Kenti'nin önemiPatara Antik Kenti, Fethiye-Kalkan bölgesinde Ovagelemiş Köyü yakınlarında bulunuyor. Antik dönemde Likya'nın en önemli ve en eski şehirlerinden olan Patara, tarihte bilinen ilk demokratik federasyon niteliğindeki Likya Birliği'nin de önemli bir üyesiydi. ABD Anayasası'na ilham kaynağı olan Likya'nın federatif sisteminde bir meclis bulunuyor. Patara'daki Likya Birliği'nin Meclis Binası, tarihi önemine atıfla TBMM Başkanlığı tarafından restore edildi. Anadolu'da antik dönemden bugüne ulaşan tek deniz feneri Patara'da bulunuyor. Şehir kapısından suyollarına kadar daha pek çok özelliğe sahip Patara'da 1988 yılından bu yana kazılar sürdürülüyor. 'Caretta caretta'ların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden birine sahip Patara, Noel Baba olarak bilinen Aziz Nikolaos'un da memleketi olarak kabul ediliyor. Patara, aynı zamanda Anadolu'dan Roma'ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklandığı önemli bir limana da ev sahipliği yapıyor.
Reklam
Katar İle Türkiye Arasında "Eğitimde İş Birliği" Konusu Ele Alındı
DOHA (AA) - Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu, Katar Eğitim, Bilim ve Toplumsal Kalkınma Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Şeyha Moza bint Nasır ile eğitimde iş birliğini görüştü.'Her şeyden Önce Eğitim' ve 'Katar Eğitim, Bilim ve Toplumsal Kalkınma' kurumlarının Yönetim Kurulu Başkanı Şeyha Moza, Türk Büyükelçi Göksu ile başkent Doha'da bir araya geldi.Eğitimle ilgili konuların ele alındığı görüşmede, Katar Emiri'nin annesi Şeyha Moza'nın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı kurumlarla Türkiye arasında bilimsel araştırma ve eğitim alanındaki iş birliği masaya yatırıldı.
Tse Başkanı Prof. Dr. Şahin'den "Makine İmalatı" Açıklaması
ÇORUM (AA) - Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin, 'Yatırım yaptığımızda makineye ihtiyacımız var. Makineyi yapamadığınız zaman üretimden elde ettiğiniz katma değerin yarısını makine alımı götürüyor. Dolayısıyla üretici, bir şekilde makine imal edenlere çalışır duruma geliyor. Dolayısıyla bizim makine yapma, makine yapan makine yapma aşamasına gelmemiz lazım.' değerlendirmesinde bulundu.Hitit Üniversitesinden (HİTÜ) yapılan açıklamaya göre Şahin, iki kurum arasındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirmek üzere HİTÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk'ü ziyaret etti.Öztürk'ten ihtisaslaşma çalışmaları hakkında bilgi alan Şahin, HİTÜ Bilimsel Teknik Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni (HÜBTUAM) inceledikten sonra üniversite yöneticileriyle Erol Olçok Senato Salonu'nda bir araya geldi. Şahin, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'de üniversitelerin 'Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma' Projesi kapsamında ihtisaslaştığını, HİTÜ'nün de 'makine ve imalat teknolojileri' alanında ihtisaslaşmayı tercih ettiğini hatırlattı. Çorum'un sanayileşme sürecinde bölgedeki illerden mukayese edilemeyecek derecede ileride olduğunu belirten Şahin, şöyle devam etti:'Hitit Üniversitesi gerekli araştırmasını yapmış ve demiş ki, 'Ben ihtisaslaşacaksam bu imalat sanayisinin geldiği noktadan makine imalata yoğunlaşma şeklinde olmalıdır.' Bu alan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının stratejisinde bir numaraya koyduğu alan. Bunun sebebi şu, sanayileşme için büyümek için yatırım yapacağız. Yatırım yaptığımızda makineye ihtiyacımız var.' Makine sanayisinin stratejik öneme sahip sektörlerden olduğuna işaret eden Şahin, 'Makineyi yapamadığınız zaman üretimden elde ettiğiniz katma değerin yarısını makine alımı götürüyor. Dolayısıyla üretici, bir şekilde makine imal edenlere çalışır duruma geliyor. Dolayısıyla bizim makine yapma, makine yapan makine yapma aşamasına gelmemiz lazım.' ifadesini kullandı. Türkiye'nin makine imalatı noktasına geldiğinde dünyada değişimler yaşandığına vurgu yapan Şahin, şunları kaydetti:'Sadece makine yapmak, makineyi yapan makine yapmak yeterli olmadı. Üniversitenin kendi bilim hayatında olduğu gibi makine de disipliner konu haline geldi. Yazılım, otomasyon bir yerinden tutmaya başladı. Makine sadece makine mühendisinin yapacağı iş olmaktan çıktı. Diğer mühendislikler ve pek çok alanın birlikte çalışacağı ürün haline geldi. Böyle olunca üniversitenin ihtisaslaşmayı destekleyecek alanlardan da kopmaması lazım.'Toplantıya, HİTÜ Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nurcan Baykam, TSE Deney ve Kalibrasyon Merkezi Başkanı Dr. Metehan Çalış, HÜBTUAM Müdürü Prof. Dr. İrfan Kurtbaş, İhtisaslaşma Üst Komitesi Koordinatörü Doç. Dr. Cengiz Baykasoğlu, Samsun Metal Metroloji ve Kalibrasyon Laboratuvarı (SAMLAB) Genel Müdürü Hami Danış ile Proje Koordinasyon ve Yönlendirme Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Seyfi Polat katıldı.
Reklam
Reklam
Yozgatlı Profesör Köy Okullarını Gezip Öğrencileri Motive Ediyor
YOZGAT (AA) - ÖMER ERTUĞRUL - İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi devlet okulunda yatılı olarak okuyan Yozgatlı profesör, tek tek köy okullarını gezerek düzenlediği etkinliklerle yol gösterdiği öğrencileri motive ediyor. Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Böyükata, devlete ve millete olan borcunu, kendisi gibi köylerde okuyan öğrencilere yol göstererek ödemek istiyor. Arkadaşlarından, çeşitli derneklerden ve düzenlediği kampanyalarda topladığı kitapları, gittiği okullarda öğrencilere hediye eden Böyükata, köylerin ismine göre, 'Hisarbey'den Farabi çıkabilir', 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' gibi isimlerle düzenlediği etkinliklerle öğrencileri motive ediyor. Derslerde öğrencilere, bilim ve bilim adamları hakkında bilgi veren Böyükata, öğrencilerin sorularını cevaplıyor. Öğrenciler de köylerinde bir profesörü ağırlamaktan, onunla ders işleyip sohbet etmekten mutluluk duyuyor.Böyükata, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinin de köyde doğduğunu, ilkokulu köyde okuduğunu anlatarak, Yozgat'ın Çekerek ilçesine bağlı Bayındırhöyük İmam Hatip Ortaokulunda 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' etkinliği düzenlediğini söyledi. Ortaokul ve liseyi, 'milletin parasıyla, Pazarören'de devlet okulunda, parasız ve yatılı olarak' okuduğunu anlatan Böyükata, 'Bu nedenle köy okullarından gelen talepleri geri çevirmiyorum. Gittiğim yerlerde Farabi'den, İbn-i Sina'dan, Aziz Sancar gibi bilime öncülük etmiş insanlardan bahsediyoruz. Onların hayatlarından örnekler veriyoruz. Bu da öğrenciler arasında merak uyandırıyor.' dedi. Böyükata, gittikleri yöreden de bahsettiklerini kaydederek, 'Yozgat'ta üst düzey birçok devlet adamımız var. Bulunduğumuz köy, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey'in doğduğu köy. Bunlar çocuklarımız için birinci derece motivasyon kaynağı oluyor.' ifadelerini kullandı. 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık'Çekerek Milli Eğitim Müdürü Zeki Akkan da bir öğretim görevlisinin köy, kasaba demeden gelmesinden mutlu olduklarını dile getirdi. Akkan, 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık. Bizim çocuklarımız eğitimin başında profesörden ders alma, onun deneyimlerinden faydalanma fırsatı buldu. Hocamıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Mustafa Bey'i her zaman köyümüzde görmek istiyoruz.' diye konuştu. Bayındırhüyük İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ahmet Erdem ise Prof. Dr. Mustafa Böyükata ile bir etkinlik düzenlediklerini aktardı. Erdem, okulda normal eğitim öğretimin dışında farklı etkinlik düzenlemeyi çok önemsediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:'Ben de köyde okudum büyüdüm, ilk defa profesörü üniversitede gördüm, tanıdım, üniversitede dinledim. Bizim öğrencilerimiz 5. sınıfta profesörle ders yapma imkanı buldu. Bu etkinliğin çocukların ufkunu açma adına büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.''Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi'Öğrencilerden Meltem Akkan da köylerine ilk defe profesör geldiğini ifade ederek, 'Çok mutlu odum, bize sorular sordu, biz de cevapladık. Aziz Sancar'ı, Akşemseddin'i, bilim insanlarını öğrendik.' dedi. Duygu Geçim de 'Profesör hocamız, bize herkesin bilim insanı olabileceğini söyledi, bize güven verdi. Aziz Sancar köyden çıktı, biz de köy okulunda okuyoruz, biz de profesör olabiliriz.' diye konuştu.Esmanur Karaşahin de profesörle ders yaptıklarını, sohbet ettiklerini aktardı.Karaşahin, 'genelde köy okullarından fazla bir şey çıkmaz' dendiğini anlatarak, 'Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi. Bizleri, daha iyi yerlere gelebileceğimiz konusunda motive etti, çok teşekkür ederiz.' ifadelerini kullandı.
Sesil Aktürk Yazio: Cremona Kaplanı! Mina Mazzini
etiket
Müzik hayatınızda ne kadar güçlüdür? Bir şarkı size aşkı veya acıyı ne kadar hissettirebilir? Çaresizliği ya da adanmışlığı? Dünyayı değiştirebilir mi? Bir şarkı insanı değiştirebilir mi? Her şeyi silip yeni baştan başlatabilir mi?
Bilim Kurulu Üyesi Güner'den 'Bilinçli Olun' Çağrısı
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner, koronavirüsün yayılmasını önlemek için bilinçli davranmanın önemine vurgu yaptı. Güner, 'Her kademedeki kişinin bilinçli şekilde davranması son derece kıymetli. Toplu halde bir araya gelinmelerin önlenmesi; herkesin olası hastaymış gibi davranıp, biriyle karşılaştığımız vakit 'O kişi henüz belirtisiz; ama hasta olabilir' bilinciyle davranırsak herhalde ülke olarak daha anlamlı bir yerde oluruz' dedi.
Reklam