Emre Belözoğlu Haberleri

Emre Belözoğlu ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Emre Belözoğlu ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Fenerbahçe 'Ele Güne Karşı'
Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Fenerbahçe konuk ettiği Gençlerbirliği'ni Emre Belözoğlu'nun 57. ve 71. dakikada attığı gollerle 2-0 yenerek zirve yolunda önemli bir galibiyet kazandı. Spor Toto Süper Lig'in 23. haftasında Fenerbahçe konuk ettiği Gençlerbirliği'ni Emre Belözoğlu'nun 57. ve 71. dakikada attığı gollerle 2-0 yenerek zirve yolunda önemli bir galibiyet kazandı. FIFA kokartlı hakem Cüneyt Çakır'ın yönettiği maçta Fenerbahçe'nin ilk golü 57. dakikada penaltıdan Fenerbahçe'nin kaptanı Emre Belözoğlu'ndan geldi. Bu golden 15 dakika sonra ev sahibi ekip 2. kez penaltı noktasına geçti ve 71. dakikada penaltı noktasından Emre Belözoğlu'nun 2. golüyle 3 puanın sahibi oldu. Sarı-Lacivertliler bu galibiyetle Galatasaray'ın Çaykur Rizespor maçı öncesi önemli bir 3 puan aldı. En yakın takipçisi Beşiktaş'ın beraberlikle kapadığı haftada, aldığı 3 puanla şampiyonluk yolunda yerini sağlamlaştırdı. Bu sonuçla Fenerbahçe 51 puana yükselirken, Gençlerbirliği deplasmanda kaybederek 25 puanda kaldı. Fenerbahçe gelecek hafta deplasmanda Trabzonspor'un karşısına çıkarken, Gençlerbirliği ise evinde Sivasspor ile karşılaşıyor. İLK 11'DE 3 YABANCI Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'de Gençlerbirliği ile yaptığı mücadelede, uzun bir aradan sonra ideale yakın bir kadroyla sahaya çıktı. İkinci yarıda geride kalan haftalarda sakatlık ve cezalar nedeniyle önemli futbolcularından yoksun kalan sarı-lacivertli takımda sakatlığı geçen Sow'un yanı sıra kart cezalarını tamamlayan Egemen Korkmaz ve Emre Belözoğlu 11 kişilik kadroya girdi. Fenerbahçe'nin 18 kişilik maç kadrosunda 5 yabancı bulunurken, bunlardan 3'ü ilk 11'de yer aldı. Teknik direktör Ersun Yanal, Sow, Kuyt ve Emenike'ye ilk 11'de görev verirken, Meireles ve Kadlec yedekler arasında bulundu. F.BAHÇELİ GOLCÜLER SAHADA Fenerbahçe'nin hücum yollarında etkili olduğu Sow, Kuyt ve Emenike, ligde 4 hafta sonra aynı anda ilk 11'de yer aldı. İkinci yarının ilk maçında Torku Konyaspor'a karşı ilk 11'de sahada bulunan 3 futbolcu, ardından sakatlık sorunları nedeniyle 4 lig maçında aynı anda kadroda bulunamadı. Sarı-lacivertli takımın bu sezon ligde en golcüsü olan Sow'un 9, Kuyt ve Emenike'nin ise 8'er golü bulunuyor. TRİBÜNLERDE 'MUSTAFA KEMAL'İN ASKERLERİYİZ' SLOGANI Fenerbahçe'nin seyircisiz oynama cezası nedeniyle karşılaşmayı tribünlerde sadece kadınlar ve 12 yaş altı çocuklar izleyebildi. PFDK'nın Elazığspor maçında çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı bir maç seyircisiz oynama cezası verdiği Fenerbahçe, lig tarihinde 21. kez seyircisiz maça çıktı. Bu sezon ikinci kez Kadıköy'de kadın ve çocuklar önünde maça çıkan sarı-lacivertli futbol takımı, kadın ve çocuklar önünde oynadığı 15. haftadaki Akhisar Belediyespor mücadelesini 4-0 kazanmıştı. Tribünlerdeki kadın ve çocuk seyirciler, karşılaşmanın başlamasına 10 dakika kala 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' şeklinde uzun süre bağırdı. MAÇ TEMPOLU BAŞLADI Hakem Cüneyt Çakır'ın düdüğüyle başlayan maç Fenerbahçe'nin seyircisiz cezası nedeniyle tribünlerde sadece bayanlar ve çocuklar yer aldı. Maçın ilk dakikalarından itibaren karşılıklı atakların olduğu maç seyirciler açısından oldukça heyecanlı geçti. Gençlerbirliği'nin Jimmy Durmaz ile başlattığı tehlikeyi atağa Fenerbahçe Sow ile cevap verdi. Maçın bundan sonraki dakikaları Sarı-Lacivertlilerin üstünlüğüyle devam etti. Gençlerbirliği savunmasının zor anlar yaşadığı ilk yarıda Fenerbahçe Sow ve Kuyt ile tehlike pozisyonlar yakalasa da bunları değerlendiremedi. Maçın ilk yarısı 0-0 beraberlikle sonuçlandı. FENERBAHÇE'DEN GOL TEPKİSİ! Fenerbahçe'nin 21. dakikasında Caner Erkin ile sol kanattan atak geliştirdi. Açılan ortaya Sarı Lacivertlilerden Sow ve Gençlerbirliği'nin kalecisi Ramazan yükseldi. Ramazan'ın Sow'un müdahalesiyle yerde kalması sonrası, hakem Cüneyt Çakır golü geçersiz saydı. Pozisyon sonrası Gençlerbirliği'nin kalecisi Ramazan'a müdahele etmek için sağlık ekipleri oyuna dahil oldu. Sow, kaleci Ramazan oyundan çıkarken futbolcunun son durumunu sordu. Kaleci Ramazan'ın yerine Ferhat Kaplan oyuna dahil oldu. ÇAKIR'A GOSSO TEPKİSİ Fenerbahçe cephesi maçın ilk yarısında Gosso'nun müdahalelerinden dolayı hakem Cüneyt Çakır'ın yönetimini eleştirdi. Sow'un geliştirdiği atağı Gençlerbirliği'nden Gosso'nun sert müdahalesi sonrası hakemin verdiği faul kararıyla oyun durdu. Çakır'ın düdüğüyle birlikte Fenerbahçe'nin yedek kulübesi Cüneyt Çakır'a tepki göstererek neden kart vermediği yönünde tepkilerini gösterdiler. İlk yarının son dakikalarnda Gosso'nun Fenerbahçeli futbolculara sert müdahaleleri devam etse de, Çakır, Gosso'yu kartla cezalandırmadı. PENALTILAR 3 PUANI GETİRDİ Spor Toto Süper Lig'in en çok penaltı veren hakemi ünvanını elinde bulunduran Cüneyt Çakır maçın 57. dakikasında penaltı noktasını gösterdi. Fenerbahçeli Gökhan Gönül'ün Gençlerbirliği kalesine gönderdiği topa Gençlerbirliği'nden Kulusic'in topa eliyle müdahalesi sonrası hakem penaltı verdi. Emre Belözoğlu'nun kullandığı penaltı takımını 1-0 öne geçiren golü attı. Bu pozisyondan 15 dakika sonra Alper Potuk'un Gençlerbirliği ceza sahası içinde 70. dakikada yere düşmesiyle hakem bir kez daha penaltı noktasını gösterdi. Emre Belözoğlu'nun ikinci kez topun başına geçmesiyle takımını 2. kez öne geçirdi ve Fenerbahçe'ye 3 puanı getiren penaltı gollerini attı. Emre Belözoğlu maçın 75. dakikasında yerini Meireles'e bırakarak oyundan çıktı. Maçın bu dakikalarından sonra Fenerbahçe'nin baskılı ataklarından başka bir gol gelmedi ve 3 puanın sahibi Fenerbahçe oldu. MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI) 2- dakikada Gökhan Gönül'ün kafayla indirdiği topa Sow'un ceza alanı önünde yerden vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Ramazan Köse'de kaldı. 7- dakikada ceza alanı dışından kazanılan serbest vuruşta, Emre Belözoğlu'nun önüne açtığı topa Emenike çok sert vurdu. Kaleci Ramazan Köse meşin yuvarlağı direğin dibinde tokatlayarak, kornere gönderdi. Aynı dakikada korner atışını kullanan Caner Erkin, topu ceza alanı dışındaki Gökhan Gönül'e çıkardı. Gökhan'ın ceza alanına doğru havalandırdığı topu Kuyt, kafayla Sow'a indirdi. Altıpasta müsait durumda topla buluşan Senegalli golcü, kötü bir vuruşla meşin yuvarlağı boş kale yerine auta gönderdi. 9- dakikada soldan Uğur Çiftçi'nin ortasında ceza alanı içinde arka direkte Jimmy Durmaz'ın kafa vuruşunda, top yandan auta çıktı. 22- dakikada soldan Caner Erkin'in ortasında ceza alanı içinde kaleci Ramazan Köse ve Sow topa hamle yaptı. İki oyuncu arasında kalan meşin yuvarlak Sow'a çarparak savunmanın müdahalesine rağmen filelere gitti. Ancak hakem Cüneyt Çakır, kaleciye faul yapıldığı gerekçesiyle golü geçerli saymadı. Bu pozisyonda sakatlanan kaleci Ramazan Köse'nin yerine Ferhat Kaplan oyuna girdi.35- dakikada ceza yayı önünden Kuyt'ın vuruşunda, top yandan auta gitti.39- dakikada ceza alanı dışından serbest atış kullanan Caner Erkin'in sert vuruşunda, kaleci Ferhat Kaplan topu tokatlayarak uzaklaştırdı. Aynı dakikada Gökhan Gönül'ün uzun kullandığı taç atışında ceza alanı içinde Egemen Korkmaz'ın aşırdığı topa Bekir İrtegün'ün vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Ferhat Kaplan'da kaldı. 40- dakikada Gökhan Gönül'ün sağdan ortasında ceza alanı içinde topla bulaşan Kuyt'ın dönerek yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 42- dakikada soldan Caner Erkin'in kullandığı taç atışında ceza alanı içinde Kuyt topu kafayla Sow'a indirdi. Senegalli futbolcunun sert şutunda top yine üstten auta gitti. Fenerbahçe: 2 - Gençlerbirliği: 0 Stat: Fenerbahçe Şükrü SaracoğluHakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık OngunFenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Bekir İrtegün, Egemen Korkmaz, Caner Erkin, Mehmet Topal, Emre Belözoğlu, Kuyt, Alper Potuk, Sow, EmenikeGençlerbirliği: Ramazan Köse (Dk. 25 Ferhat Kaplan), Hakan Aslantaş, Radzkou, Kulusic, Uğur Çiftçi, Doğa Kaya, Gosso, Jimmy Durmaz, Petrovic, Zec, Stancu Sporx
Kartlar Havada Uçuştu Kazanan Aslan Oldu
Tüm Türkiye'nin nefesini tutarak beklediği derbide gülen taraf Galatasaray oldu. Sarı kırmızılı takım Fenerbahçe'yi Hollandalı yıldızı Sneijder'in attığı golle 1-0 mağlup etti. Tüm Türkiye'nin nefesini tutarak beklediği derbide gülen taraf Galatasaray oldu. Sarı kırmızılı takım Fenerbahçe'yi Hollandalı yıldızı Sneijder'in attığı golle 1-0 mağlup etti. Stadı dolduran taraftarlarının önündeki karşılaşmaya iyi başlayan Galatasaray, 9. dakikada Sneijder'in golüyle öne geçti. Orta sahada kontrolü elinde tutarak oyununu Fenerbahçe yarı sahasına yıkmaya çalışan sarı-kırmızılı takım, rakibinin hızlı hücumlarla kalesine gelmeye çalıştığı dakikalarda ise savunmasında açık vermedi. Drobga ile bir topu da direkten dönen Galatasaray, ilk yarıyı 1-0 önde bitirdi. Maça daha kontrollü başladığı görülen lider Fenerbahçe, rakibinin baskısını artırdığı dönemde savunma hatalarıyla dikkati çekti. Yapılan bir kademe hatasında Sneijder'in golüne engel olmayan sarı-lacivertli takım, 1-0 geriye düştü. Golden sonra ani ataklarla rakip kaleye gitmeye çalışan Fenerbahçe, istediği pozisyonları üretemedi ve gergin geçen derbide soyunma odasına 1-0 geride gitti. 9- dakikada Galatasaray 1-0 öne geçti. Soldan Selçuk İnan'ın yaptığı ortada Melo, topu sol çaprazdan ceza sahasına giren Sneijder'e indirdi. Bu futbolcunun gelişine yaptığı sert vuruşta, meşin yuvarlak uzak köşeden ağlara gitti: 1-0 22- dakikada Fenerbahçe'nin kullandığı korner atışı sonrasında hızlı çıkan Galatasaray'da Drogba, uzun pasıyla savunmanın arkasına kaçan Sneijder'i topla buluşturdu. Sol çaprazdan ceza sahasına giren Hollandalı futbolcu, dar açıdan şutunu çekerken meşin yuvarlak araya giren Gökhan Gönül'e çarparak kornere gitti. Aynı dakikada Telles'in ceza sahası dışından çektiği sert şutta, kaleci Volkan Demirel yerden seken topu son anda çeldi. 32- dakikada Selçuk İnan'ın soldan kullandığı serbest atışta, ceza sahası çizgisi üzerinde topu önüne indiren Drogba'nın güzel vuruşunda, meşin yuvarlak yan kale direğinden oyun alanına döndü. 33. dakikada Bekir İrtegün'ün ceza alanı dışından vuruşunda, top yandan auta gitti. 40- dakikada Galatasaray yarı sahasında Melo, Emre Belözoğlu'nun müdahalesiyle yerde kalınca, hakem Bülent Yıldırım, sarı-lacivertli futbolcuyu ikinci sarı karttan, kırmızı kartla oyundan ihraç etti. Kalan sürede sonuç değişmedi ve Galatasaray, gergin bir atmosferde oynanan karşılaşmanın ilk yarısını 1-0 önde bitirdi. İkinci 45 dakikada Burak Yılmaz ile farkı ikiye yükseltmek adına çok sayıda fırsatı değerlendiremeyen Galatasaray rakibine de gol fırsatı tanımadı ve sahadan 1-0'lık galibiyetle ayrılarak hem farkı yediye indirdi hem de Şampiyonlar Ligi için avantaj yakaladı.Eurosport
Olay Hareket Dövme Oldu
Galatasaray'ın Brezilyalı yıldızı Felipe Melo, derbide Fenerbahçeli Emre Belözoğlu'na dil çıkarmış ve bu hareket çok konuşulmuştu. Sarı-kırmızılı bir taraftar, bu pozisyondan esinlenerek koluna dövme yaptırdı. Spor Toto Süper Lig'de geçtiğimiz haftalarda oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisine, Melo ile Emre arasındaki pozisyon damga vurmuştu. Melo, kendisine yaptığı faul sonrası oyundan atılan Belözoğlu'na dil çıkartınca Sarı-lacivertliler'in tepkisini çekmişti. Dev derbiye damgasını vuran hareketten esinlenen Sarı-kırmızılı bir taraftar, o pozisyonu koluna yaptığı dövmeyle ölümsüzleştirdi. Gazetesport
Şampiyon Fenerbahçe!
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'in 31. haftasında 2013-2014 sezonunun şampiyonu olmayı garantiledi. Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadı'nda sarı lacivertli takımın cezası nedeniyle kadın ve çocuk taraftarların önünde oynanan maçta Fenerbahçe, Çaykur Rizespor ile 0-0 berabere kalmasına rağmen bitime üç hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. VOLKAN NET GOLÜ ÖNLEDİ Karşılaşmanın 75. dakikasında Çaykur Rizespor gole çok yaklaştı. Savunma arkasına atılan topa hareketlenen Deniz, ceza sahasında Volkan'la karşı karşıya kaldı. Sert vuruşunda milli kaleci topu çelmeyi başardı. KUYT DA ÇIKTI Ersun Yanal, maçın 72. dakikasında sıra dışı bir değişikliğe imza attı. Genelde doksan dakika oynattığı Dirk Kuyt'ı oyundan alarak yerine Alper Potuk'u oyuna soktu. 65'TE WEBO OYUNA GİRDİ Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, 65. dakikada oyuna müdahele etti ve sarı kartı bulunan Emenike'yi kenara alarak yerine Webo'yu sahaya sürdü. EMENIKE NET FIRSATI KAÇIRDI Maçın 62. dakikasında Fenerbahçe Emmanuel Emenike ile gole çok yaklaştı. Kale sahası çizgisinin hemen önünde topla buluşan Emenike, net pozisyonda vuruşunu yaptı ancak top farklı bir şekilde dışarı gitti. RİZESPOR KALESİ ABLUKADA Fenerbahçe mücadelenin ilk 30 dakikalık bölümünde Çaykur Rizespor kalesini kuşatma altına aldı. Üst üste gol pozisyonları yakalayan Fenerbahçe'de, Raul Meireles, 30. dakikada ceza sahasında dönerek yaptığı vuruşta topu ağlara gönderemedi. DÜNYA REKORU KIRILDI Fenerbahçeli kadın ve çocuk taraftarlar 50 bin 537 kişilik tribünlerin tamamını doldurdu. Bu kadın taraftarlar açısından bir rekor oldu. Şampiy10
Mircea Lucescu: 'Fenerbahçe’de Çok Büyük Futbolcu Olabilirdim'
Lucescu, Türkiye’de geçirdiği yılları anlatırken, 13 yıldır bir sırrı da aydınlığa kavuşturdu. 2001’de Galatasaray’ın Real Madrid’i konuk ettiği Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçının devre arasında Hagi’nin, teknik direktör Lucescu’ya bağırdığı ve oyun taktiğini değiştirdiği, Galatasaray’ın da bu taktikle ilk yarısını 2-0 yedik durumda tamamladığı maçı 3-2 kazandığı iddia edilmişti. Hatta Hagi de bu iddiaları doğrulayan açıklamalar yapmıştı. Ancak Rumen teknik adam, bu iddia ile ilgili ilk kez konuşurken bambaşka bir senaryoyu dile getirdi. Shakhtar Donetsk’te 10 yılı geride bıraktınız. Kazandığınız kupaların sayısını biliyor musunuz? Dokuz lig şampiyonluğu, beş Ukrayna Kupası, beş Süper Kupa, bir Avrupa Ligi... Toplam 19... Biraz fazla değil mi? Biraz fazla mı? Asla “fazla” diye bir şey yoktur. Sadece “çok” diyebiliriz. Bu başarılarla birlikte sizin Türkiye’deki değeriniz de arttı. Galatasaray ve Beşiktaş dönemlerinizde kalitenizden kuşku duyanlar vardı ama şimdi neredeyse herkes sizin muhteşem bir teknik direktör olduğunuzu düşünüyor... İnsanların benim kalitemden neden şüphe duyduklarını anlamıyorum. Galatasaray’la Avrupa Süper Kupası’nı kazandım, ligde şampiyon oldum. Ayrıca Galatasaray’daki ilk sezonumda şampiyonluğu çok zor bir durumda kaybettik. 32’nci haftada evimizdeki Ankaragücü maçında Okan Buruk, 30’uncu dakikada kırmızı kart gördü ve o maçı kaybettik. Biliyorsunuz... Beşiktaş’ta da aynı şekilde... Samsunspor maçında üç oyuncum kırmızı kart gördü. Seyircisiz maç cezası aldık. Bu yüzden şampiyonluğu kaçırdık. Nihayetinde belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye’de iyi iş yaptığımı düşünüyorum. Sonra Shakhtar Donetsk’e geldiniz... Burada beni çok iyi bir başkan karşıladı. Hayatını futbola adamış. Aynı zamanda kulübün de sahibi. Türkiye’de bu, çok daha zor. Başkanlar seçimle geliyor ve ortalama iki yıl görevde kalıyor. Bir teknik direktörün uzun süreli sözleşme imzalaması mümkün olmuyor. Çünkü her gelen başkan kendi teknik direktörünü getirmek istiyor. Öyle olunca teknik direktörler sadece bir yıl takımda kalıyor. Bir yılda bir takım inşa edemezsiniz. Kısa vadede kazanmak çok zor. Ancak şansla bir şeyler kazanabilirsiniz. Ben Donetsk’te aradığım her şeyi buldum. Çalışma şartları çok iyi. Başkanın yeni stadı inşa etmesiyle birlikte Avrupa’da da iyi sonuçlar almaya başladık. Donbass Arena dünyanın en güzel stadı. Bunun gibisi yok. Türkler de gurur duymalı çünkü bu stadı inşa eden bir Türk firması (Enka). Shakhtar Donetsk, sadece yönetimsel anlamda değil, sahada da çok başarılı bir 10 yıl geçirdi. Bunun sırrı neydi? Bu 10 yıl içinde takım üç kez değişti. Sadece iki oyuncu sabit kaldı: Dario Srna ve Tomas Hübschman... Bu süreçte çok sayıda genç oyuncu getirdik, onları büyüttük ve büyük takımlara gitmelerine izin verdik. Bu kulüp için de çok iyi çünkü aynı zamanda iyi para kazandık. Henrik Mikhitaryan, Fred, Fernando ve Willian gibi oyuncuların ayrılmalarına üzüldünüz mü? Elbette üzüldüm, çok iyi oyunculardı. Onlarla iyi sonuçlar aldık, kupalar kazandık. Sonra Avrupa’nın büyük takımlarına gittiler. Onlarla çok iyi ilişkiler kurdum çünkü bu kulübe geldiklerinde henüz çok gençlerdi. Gelişmelerine yardım ettiğim için mutluyum. Bu kadar genç ve gelecek vaat eden oyuncuyu Ukrayna’ya gelmeye nasıl ikna ettiniz? Buraya geldiğimde işe bir oyuncu transfer ederek başladık. İtalya’dan o zaman genç bir futbolcu olan Matuzalem’i getirdik. Ondan sonra başarılı oldukça genç Brezilyalı oyuncular gelmek istedi. Avrupa kulüpleri Brezilyalı oyuncuları genellikle 25-26 yaşına geldiklerinde alıyor. Çünkü kalitelerinden emin olmak istiyor. Ama biz yetenekli oyuncuları daha gençken almayı tercih ettik. Tabii onlarla çok sıkı çalıştık. Haliyle ilk bir iki yıl pek bir katkı sağlayamadılar. Sabırla onları hazırladık ve yetiştirdik. Sonra adım adım yetenekleriyle kazanmamıza yardım ettiler. Bu çok güzel bir strateji ama bu stratejiyi, kulüp sahibiyle birlikte hareket ederek hayata geçirebilirsiniz. Tıpkı bizim başkanımız gibi. Çünkü o geleceği düşünebiliyor. Eğer başkanın ömrü iki yılsa protagonist davranmak istiyor, yeni oyuncular alıyor, basında hakkında iyi şeyler yazılsın istiyor. Onun için teknik direktör pek önemli değil. Hemen ilk yıl her şeyi kazanmak istiyor. Bu şekilde geleceğin takımını kurmak çok zor. Türkiye’de savunma takımları kurmakla eleştirildiniz. Ama Shakhtar’da bunun aksini kanıtladınız... Ama Türkiye’de savunma takımı kurduğum doğru değil! Hem Galatasaray’da hem de Beşiktaş’tayken diğer takımlardan daha çok gol attık. Gol averajımız da diğerlerinden daha iyiydi. Burada da durum aynı. Her sene diğer takımlardan daha çok gol atıyoruz. Taktiksel olarak daha farklı oynadığımız doğru ama bu başka mesele. 1985 yılında “Türkleri seviyorum” şeklinde bir demeciniz var. Oysa o zaman henüz Türkiye’de çalışmaya başlamamıştınız. Bu sevginin sebebi neydi? Kimbilir neden seviyordum; hatırlamıyorum (gülüyor). O dönem Dinamo Bükreş’te forma giyiyordum. Türk takımlarına karşı çok maça çıktım. Statlardaki atmosferden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bugün de aynı şekilde düşünüyorum; böyle taraftarı hiçbir yerde görmedim. Sadece Dortmund taraftarı yarışır. İtalya’da bile böyle atmosfer yok. Belki de bunun için “Türkleri seviyorum” demişimdir. Daha sonra Türkiye’de sokağa çıktığımda hemen herkesin futbolcuları tanıdıklarını, onlara seslendiklerini, selam verdiklerini fark ettim. Bundan çok etkilendim. Türkler çok duygusal insanlar ve ben bunu seviyorum. Türkiye’de olduğum zaman kendimi çok iyi hissediyorum. 1978 yılında futbolculuğunuz sırasında Fenerbahçe ile idmana çıktınız. Ardından “Kulübüm izin verirse Fenerbahçe’ye gelirim” dediniz. Peki neden gelmediniz? Çünkü sosyalist bir yönetim vardı ve o dönem kimse bir yere gidemezdi. Çok gençtim. Evet, Türkiye’ye geldim. Yanımda Ion Nunweiller de vardı. Kulüp izin vermeyince geri döndüm. Nunweiller, Datcu, Sasu gibi oyuncular 30 yaşını geçtiği için onlara izin verdiler. 1970 Meksika Dünya Kupası’na kalma başarısı gösteren oyuncular için bir anlamda ödül gibiydi. O dönem Romen futbolu Türk futbolundan daha iyi durumdaydı. Türk takımları da Romen oyuncuların ve teknik direktörlerinin peşindeydi. O zaman futbolcuyken Fenerbahçe formasını giymek istediniz, öyle mi? Evet, Fenerbahçe’de çok büyük futbolcu olabilirdim. 19-20 yaşlarındaydım. Dinamo Bükreş’le 1. Lig’e çıkmıştık. Oradayken ilk uluslararası maçımı Fenerbahçe’ye karşı oynadım ve gol attım. Datcu Fenerbahçe forması giyiyordu. Aramız çok iyiydi. Daha sonra İtalya’da Pisa’da teknik direktörlük yaparken de Fenerbahçe başkanı beni aradı ve İstanbul’a geldim. Başkanla yemek yedik, kulübü gezdim. İş sadece imzaya kalmıştı ama ama ben İtalya’da kalmaya karar verdim. Fenerbahçe’ye gelmiş olsaydınız sizin için tarih daha farklı yazılır mıydı? Hayat bana daha sonra Galatasaray’ı çalıştırma fırsatı verdi. Sonra Beşiktaş’a gittim ama asla Fenerbahçe’ye gidemedim. Çok garip (gülüyor)... Fenerbahçe forması giyebilirdim, onların teknik direktörü olabilirdim ama ezeli rakiplerinin teknik direktörü oldum. Hayat... Türkiye’de neyi özlüyorsunuz? Türk oyuncularla çalışmak çok kolay. Çünkü sahada her şeylerini veriyorlar. Yürekleriyle oynuyorlar. Tabii taktiksel anlamda ve organizasyon anlamında bazı sıkıntılar var. Ama Türk oyuncular çok hızlı, agresif ve yetenekli. Ben bu tür oyuncularla çalışmayı seviyorum çünkü öğrenmeye çok açıklar. Galatasaray’da da Beşiktaş’ta da bunu yaşadım. Hasan Şaş, Ergün Penbe, Bülent Korkmaz, Emre Belözoğlu, Arif Erdem, Suat Kaya, Tayfur Havutçu, Sergen Yalçın... Sergen hayatımda çalıştığım en iyi oyunculardan biriydi. Tümer’i de çok seviyorum. Çünkü çok zeki bir oyuncuydu. Belki fiziksel olarak diğerleri kadar güçlü değildi ama çok zekiydi. Benim zamanımda çok iyi iş çıkardı. Problem çıkaran oyuncu yok muydu? Hayır yoktu. (Bir süre düşünüyor). Hiç yoktu. Hayatım boyunca hiçbir futbolcuyla sorunum olmadı. Futbolculara onları sevdiğiniz hissini vermelisiniz. Bu çok önemli. Onları eleştirirken ya da onlardan bir şey isterken bile anlayışlı olmanız gerek. Gheorghe Hagi, 2001’de şampiyonlar ligi’nde Real Madrid’e karşı 3-2 kazanılan maçın devre arasında size bağırdığını söyledi. Orada neler yaşandı? O bana bağıramaz, ben ona bağırırım (gülüyor). O sadece cevap vermeye çalıştı. İlk yarıda ondan sahanın her yerinde olmasını istemiştim. Galiba biraz kafası karıştı. İkinci yarı sahada kalmak istemedi. Sonra Jardel de ona uydu ve o da çıkmak istedi. İlk yarıyı 2-0 kaybetmiştik. Utanç vericiydi. Sonra ben bağırmaya başlar başlamaz Jardel ayakkabılarını hemen geri giydi. Onlara “Kazanmadan soyunma odasına dönmeyin” dedim. Tarihin en iyi ikinci yarı performanslarından biriydi. Aslında Pierluigi Collina nizami bir golümüzü yedi. Normalde o maç 4-2 biterdi. Onlarla karşılaşmak bile önemliydi. Kariyeriniz boyunca hakemlerden şikayet ettiniz... Ben genellikle takımlarımı kazanmak için kurarım! Eğer hakemler yanlış karar veriyorlarsa normal olarak eleştiriyorum. Ben hata yaptığımda da herkes beni eleştiriyor. Bu çok normal. Hakemler hata yapıyor ve o hatayla maç kaybediyorsanız sinirleniyorsunuz. Mesela Cem Papila (gülüyor)... Onu hiç unutmuyorum. O maçı kaybetmemiz için her şeyi yaptı. Beş futbolcumuzu oyundan attı ve şampiyonluğu kaybettik. Onun bir hata yaptığını söyleyemem çünkü en az 10 hata yaptı! Çünkü hata yapma niyetiyle maça çıkmıştı. Ama genel olarak hakemlerle bir sıkıntım yok. Sadece kötü niyet gördüğümde onlarla tartışırım. 2001-02 sezonunun başında Galatasaray oldukça güçsüz bir kadroya sahipti... İkinci yıl çok zordu. Çünkü 12 oyuncuyu kaybetmiştik. Hagi, Taffarel, Popescu, Okan, Emre, Ümit Davala... Takımı kiralık futbolcularla yeniden inşa etmek durumundaydım. Çoğu kalitesiz isimlerdi ama hepsi kazanmayı çok istiyordu. Çok profesyonel ve kazanmak isteyen bir takım inşa ettik. Ve başardık. Ligin ilk yarısında Sergen bize çok yardım etti. Daha sonra sakatlandı. Yine de ligin ikinci yarısı bizim için muhteşem geçti. O yıl hak ettiğim maaşı ancak Beşiktaş’ta çalışırken alabildim (gülüyor). Kulüp adına çok zor zamanlardı. Çok sayıda oyuncunun ayrılması da bu yüzdendi. Buna rağmen şampiyon olduk. Şampiyon oldunuz ama sezon sonunda görevinize son verildi. O dönem görev yapan rahmetli Özhan Canaydın yönetimine kırgın mısınız? Hayır kimseye kırgın veya kızgın değilim. Her başkan kendi adamını getirmek ister. Özhan Canaydın, başka bir teknik direktörle çalışmak istedi, el sıkışarak ayrıldık. Bunun için tazminat bile almadım çünkü hak etmediğim bir parayı almak istemedim. Bir an önce çalışmaya başlamak en iyisiydi. Beşiktaş’ta da durum aynıydı. İki yıl daha sözleşmem olmasına rağmen takımdan ayrıldım, o parayı stat inşaatı için harcamalarını rica ettim. Sizce en güçlü özelliğiniz hangisi? İletişim mi, yoksa taktiksel yaklaşımınız mı? Bunun hakkında yorum yapamam. İşin uzmanlara sormanız lazım (gülüyor). Ama dünyada en zor şey, 1 numara olmak, kazanmak... Başarılı olmak, çok fazla çalışmayı gerektiriyor. Çok iyi konsantre olmalısınız. Çok şey bilmelisiniz. Bir günde ortalama kaç saat çalışıyorsunuz... Her zaman... Aklımda her zaman futbol var. 2006 Dünya Kupası şampiyonu İtalya’da teknik direktör Marcelo Lippi’nin teknik asistanlığını yapan Adriano Bacconi, modern analizi sizin keşfettiğinizi söylemişti... Bu doğru mu? Evet doğru... 1990 yılından önce oyuncu-antrenör olduğum dönemde bunu yapmaya başladım. 15-16 yaşlarındaki bir grup çocuğu aldım, onlar adına tüm maçı analiz eden kağıtlar hazırladım. O kağıtta onların sahada ne yaptıkları analiz ediliyordu. Şimdi her şey çok kolay, bilgisayarlar var... Oyuncular kaç kilometre koştuğunu biliyor. İtalya’ya gittikten sonra Adriano Bacconi ile çalışmaya başladım. Tek tek tüm futbolcuların profillerini çıkardık, maçı sentezledik, benim felsefeme göre oyunu yorumladık ve sonra bunları bilgisayara aktardık. O günden bugüne analiz çok ilerledi ama bunu İtalya’da başlatan kişi benim. O zamana kadar antrenörler sadece maçı izliyordu. Tüm Avrupa size saygı duyuyor, pek çok makalde taktiksel yaklaşımlarınız referans gösteriliyor ama Inter’deki kısa maceranız dışında Avrupa’nın en büyük kulüplerini çalıştırma şansı bulamadınız. Neden böyle oldu? Romanya’daki devrimden sonra ülkeyi terk ettim. Sosyalist bir ülkeden geliyordum. O döneme kadar Avrupa futboluyla hiçbir iletişimimiz, ilişkimiz yoktu. Ama 36 yaşıma geldiğimde, Corvinul Hunedoara takımında oyuncu-antrenör oldum. Daha sonra Romanya Milli Takımı’nı çalıştırdığım sırada İtalya Milli Takımı’nı yendik. O dönem İtalya, Dünya Şampiyonu’ydu. Bu şekilde kendimi İtalyanlara gösterme şansı buldum. Ardından beş yıl sonra Romanya’dan ayrılınca Pisa’ya, oradan da Brescia’ya gittim. Anlatmak istediğim; ben diğer hocalar gibi çalışmaya büyük takımlarla başlamadım. Bu yüzden her seferinde iyi bir teknik direktör olduğumu ispatlamam hiç kolay değildi. Brescia’dayken Inter’e daha erken gidebilirdim ama başkan bana izin vermedi. Takımı iki kez Serie A’ya çıkarmıştım. Wembley’de Anglo-Italian Kupası’nı kazandım. Kariyerim boyunca gittiğim her yerde kupa kazandım. Romanya’ya geldiğimde hemen Rapid’le Dimano’nun önüne geçtik ve kupa kazandık. Brescia’dayken Serie A o dönem dünyanın en zor ligiydi. Hatta Serie B daha da zordu! Teknik direktörler için muhteşem bir mücadele alanıydı. Serie A daha çok paralı başkanların yeriydi. Orada en zengin kazanıyordu. Berlusconi gibi... (Gülüyor). Juventus ve Roma da o dönem çok zengindi. Bu yüzden zirveye çıkmam mümkün olmadı. Ardından Galatasaray ve Beşiktaş’a gittim, sonra da Shakhtar Donetsk’e... Buraya gelemeden önce Avrupa’nın batısından pek çok teklifi reddettim. Çünkü burayı bir teknik direktörün çalışabileceği en iyi yer olarak gördüm. Başkanın bana güvenmesi çok önemli, bu sayede çok başarılı oldum. Dynamo Kiev, Metalist gibi takımları geride bırakmak hiç kolay değil. Sizce bir Türk kulübüyle Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilir misiniz? Hayır, imkânsız. Şu an için bu imkânsız. Avrupa’nın doğusundan bir takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmak kupayı kazanmaya eş değer. Çünkü bu farklı bir futbol, farklı bir tarih, farklı bir kültür. Onlar çok daha güçlü. Çok daha farklı bir ligde mücadele ediyorlar. Her yıl aynı altı-yedi takımı Şampiyonlar Ligi’nde son turlarda görüyorsunuz. Peki Türkiye’de uzun vadede böyle bir potansiyel yok mu? Sonuçta 70 milyonluk bir ülkeyiz... Hayır hayır. Bunun nüfusla alakası yok. Büyük takımlara bir bakın... Muhteşem bir tanınırlığa sahipler. Çok paraları var. Bir de Türkiye’ye bakın... Sadece üç takım söz konusu. Spor politikasında sıkıntı var. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmanız için Premier Lig, La Liga, Bundesliga gibi bir liginizin olması gerekir. Her zaman onlar kazanıyor. Arada Portekiz de yarışa dahil olabiliyor çünkü onların da ligi ilginç. Aynı zamanda iyi oyuncular yetiştiriyorlar. Yetenekli Brezilyalı futbolcuları liglerine getirebiliyorlar. Onları profesyonel düzeye getiriyorlar ve böylece kazanıyorlar. Bu göründüğü kadar kolay değil. Türkiye’den sizi arayan çok sayıda başkan var mı? Evet ama çok problem değil. Gayet normal. Çünkü ben Türk futbolundan iki büyük takımla başarılı olarak ayrıldım. Çok normal. Diğer taraftan ben Türk futboluyla ilgili daima iyi izlenimlere sahip oldum. Türk futbolcuları sevdim, ben de Balkanlardanım. Balkanlarla Türkler aynı mantaliteye sahip. Bu yüzden arada bir doku benzerliği var ve tarih boyunca Balkan teknik direktörler burada başarılı oldu. Tabii Fatih Terim gibi Türk teknik direktörlerle birlikte... Ben de iyi izlenim bıraktım, takımlarım iyi top oynadı. Bu yüzden Türk takımları tarafından aranmam çok normal. Bununla gurur duyuyorum. Türkiye’de gazeteler mütemadiyen sizin önümüzdeki sezon Galatasaray’ın başına geçeceğinizi yazıyor. Gerçekten öyle mi? Galatasaray’la hâlâ çok iyi ilişkilerim var. Beşiktaş ve Fenerbahçe’yle de öyle. Mesela her yıl Fenerbahçe ile hazırlık maçı oynuyoruz. Bu sene Beşiktaş ve Galatasaray’la oynadık. Ben tüm bu takımlarla iyi ilişkiler kuruyorum. Sadece bu kadar, daha fazlası yok.Roberto Mancini’yle aranız nasıl? Çok iyi arkadaşım. Ben ona saygı duyuyorum, o bana saygı duyuyor. Onu İtalya’daki günlerimden tanıyorum. Ben teknik direktördüm, o oyuncuydu. Sadece onunla değil, Bilic’le de çok iyi iletişimim var. Peki önümüzdeki sezon ne yapacaksınız? Planınız ne? Bu benim problemim! Başkasının değil... Yarın bir maçım var o yüzden şimdi ayrılmam gerekiyor. Daha sonra ne olacağını hep birlikte göreceğiz...Fanatik
Terim'in En Mutlu Günü
Fatih Terim'in kızı Buse Terim ile Volkan Bahçekapılı'nın düğünü gerçekleşti.Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören eşi Revna ve kızı Yelda Demirören, Demirören Şirketler grubu yönetim kurulu başkanı Erdoğan Demirören, Galatasaray’ın eski futbolcu ve antrenörleri Ümit Davala ve Hasan Şaş, Emre Altuğ – Çağla Şikel, Arda Turan, Emre Belözoğlu, Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Eski Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Galatasaray’ın ve Milli Takım’ın efsane teknik drektörleri arasında yer alan Mustafa Denizli, oyuncu ve sunucu Derya Baykal, Yılmaz Erdoğan, Oğulcan Engin – Elif Özkul, Engin Altan Düzyatan – Neslişah Alkoçlar, Yılmaz Erdoğan, Şansal Büyüka, Demet Akbağ – Zafer Çika, Dilek Hanif, İdil Fırat gibi iş, sanat, spor, siyaset ve televizyon dünyasının önemli isimleri katıldı. Yaklaşık 800 kişinin katıldığı düğünün en önemli detayı ise Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Ünal Aysal’ın düğüne gelmemesi oldu. Göreve geldiğinde Fatih Terim’le anlaşarak caminaın büyük takdirini toplayan ancak ünlü teknik adamın milli takımla da anlaşması sonucunda kendisini takımdan göndererek tüm şimşekleri üzerine çeken Ünal Aysal, Fatih Terim’in bu mutlu gününe iştirak etmezken, yine eski başkanlardan Adnan Polat’ta yoğun iş programı dolayısıyla geceye katılamadı. Çiftin daha önceden nikah kıymaları dolayısıyla gecede oyuncu Yılmaz Erdoğan Volkan Bahçekapılı ve Buse Terim’i temsili olarak nikahlayarak bir ömür boyu mutluluklar diledi. Düğün devam ettiği sırada organizasyonun yapıldığı otelin kapısına gelen Fatih Terim ve eşi Fulya Terim basın mensuplarına açıklamalarda bulundular; ”Yılmaz Erdoğan Buse ve Volkan’ın temsili nikahını kıydı. İkiside düğünlerini erteleyerek Türkiye’nin mevcut durumuna kayıtsız kalmayıp örnek bir davranış sergilediler. Kızımız Merve bugün aramızda olamadı. Kendisi Amerika’da ve doğum heyecanı yaşamak için gün sayıyor. Önemli olan bize sağlıklı bir bebekle dönmesi. Hepimiz çok mutluyuz. İnşallah bundan sonra torunlarımızı seveceğiz.” ifadelerini kullanan Fatih Terim ve eşi Fulya Terim’in mutluukları gözlerinden okunuyordu. Burak Yılmaz girişte çok yakında evleneceğim diyerek herkesi şaşırttı. Düğün sonrası yaptığı açıklamada ise espri yaptım ama doğru insanı bulursam evlenmeyi çok isterim. Şuan öyle bir durum söz konusu değil sadece espriydi dedi. Rüya gibi bir düğünle dünya evine giren çift düğünün ardından after parti için Esma Sultan Yalısı’na geçtiler. Kendileri için özel olarak hazırlnanan eğlence için otelden ayrılan Volkan Bahçekapılı ve Buse Terim yaklaşık 250 kişinin katıldığı after partide doyasıya eğlenerek mutluluklarını dostları ile paylaştılar.AMK Spor
"Ben Kimse Beni Sevsin Diye Uğraşmadım"
Yeni sezon hazırlıklarını Topuk Yaylası'nda sürdüren Fenerbahçe'de kaptan Emre Belözoğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İşte Emre Belözoğlu'nun açıklamaları; Çok iyi gidiyor. 4. senemiz oldu çok güzel bir kam ortamı var. Her futbolcuya nasip olmaz, bu tesislerde emeği geçen herese teşekkür ediyorum. İyi çalışıyoruz hocayla artık tecrübelendik hoca bizi biz hocayı iyi çalışıyoruz. Umarım sakatlıksız ve kazaısz bu kampı bitiririz. Yeni forma başımızın belası oldu. 6. senem bugün itibarıyla altıncı senem oldu Fenerbahçe'de... Gördüğüm en iyi 3. forma diyebilirim satışlar çok iyi gidiyormuş taraftarımız her zaman yanımızdaydı ama bu sene yoğun ilgi var. Herkes bizim formaları 100'e ulaştı sanırım. Parayı alıp Aziz Yıldırım'a geri vereceğiz sanırım. (Gülerek) Fikstür ve şampiyonluk yarışı! Fikstür nereden baktığınız önemli. Önce içeride sonra dışaırda oynamıştık. Geçen seneyi domine ettik ama bu sene zorlu olacak kabul etmemiz gerekiyor. Bize karşı farklı oynuyorlar, avantaja çevirebilecğeimiz faktörler ama ama ilk hafta itibariyle kendi sahamızda seyircimizle birlikte kolay bir sezon olmayacak. Bizi zorlu bir sezon bekliyor. 4- yıldız kimine göre daha farklı rakamlar var. Galatasaray ile rekabeti düşündüğümüzde bu tatlı bir rekabet getirecektir. Umarım biz takacağız 4. yıldızı geçen seneden devam ederken 4. yıldız gelecektir. 3-4 yıldır kendime dikkat ediyorum. Gençliğimizde bu kadar eğitimli ve bilinçli değildik. Bu sene de kampa gitmem etkili oldu. Hocanın verdiği programa sadık kalmaya çalıştım, Ramazan girince araya dikkat ettim, yaş olunca da daha fazla dikkatli olmanız gerekiyor. Geçmişte adele sakatlığı problemi yaşıyordum. Geçen sene bileğim kırılınca 2-2.5 ay ara verdim. Tabiki her maçta oynamak isterim. Ben biraz daha geç öğrendim profesyonel yaşamayı. Bu yüzden kendimi eleştiriyorum. Saha içinde rakip zemin bunlar ortaya çıkabiliyor. Umarım bunları bu sene yaşamam. Yanlış anlaşıldığını düşünüyor musun? Kimse kimseyi izleyemez. Ben hiçbir zaman saha içindeki profilimin süper olduğunu söylemedim bunu kabUl ettim. Benim için oynadığım takımlardaki başarıdır önemli olan. Camialar tarafından sevildim. Ben kimse beni sevsin diye uğraşmadım. Ben sevgi veya nefret beslemiyorum. Bizim ülkemizde insanların fikirleri oluşuyor bilgileri olmadan, ben öyle bir insan değilim. Bizim ülkemizdeki değer yargıları kötü bir profilim varsa düzlemeye çalışırım ama çetin bir mücadele içinde olmam.Eurosport