onedio
Kentsel Dönüşümde Banka Kredisi Faiz Destekleri Yeniden Düzenlendi
Kentsel dönüşüm kapsamında hak sahiplerince bankalardan kullanılacak kredilere sağlanacak faiz desteklerinde, kredi anapara tutarı için belirlenen üst limitler artırıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanı kararının kentsel dönüşümü hızlandıracağını, vatandaşlara mali kolaylık getireceğini söyledi.
Yeşilçam Fragmanı Yayınlandı! Çağatay Ulusoy ve Afra Saraçoğlu Başrollerde…
Dijital platformda yayınlanacak Yeşilçam dizisi ile ilgili sosyal medya aramaları çoğaldı. Başrollerinden Çağatay Ulusoy ve Afra Saracoğlu’nun olduğu Yeşilçam dizisinden ilk fragman yayınlandı. Yeşilcam dizisi 1960’da geçecek ve Yeşilçam’ın altın çağında bir yeniden doğuş hikayesini anlatacak. İşte merakla beklenen yeni dizi Yeşilçam’dan yayınlanan ilk fragman…
Ekonomistler Yanıtladı: Dolardaki Düşüş Fiyatlara Ne Zaman ve Nasıl Yansır?
Koronavirüs salgını ile birlikte dolar, küresel piyasalarda düşme eğilimine girerek 2018 seviyelerine geriledi. Düşüş eğilimi dolar/TL kuruna da yansıyor. Dolar/TL kurunda yaşanan düşüşü değerlendiren uzmanlar, 'Dolar neden düşüyor? Dolardaki düşüş ithal ürünlerin fiyatlarına nasıl ve ne zaman yansır?' gibi soruları yanıtladı.
Reklam
13 Şubat Canlı Altın Fiyatları: Gram ve Çeyrek Altın Ne Kadar Oldu?
Piyasaların kapalı olduğu hafta sonunda altın fiyatlarının kaç para olduğu merak ediliyor. Yatırım ve birikimlerini altın alarak değerlendirmek isteyen vatandaşlar, altın fiyatlarındaki değişimi anlık olarak takip ediyor. ‘Gram altın kaç para?’ ve ‘Çeyrek altın ne kadar’ oldu soruları en çok aratılan konuların başında geliyor. Bu hafta önce yükselen sonrasında ise düşen gram altın, haftayı da 412 lira olarak kapattı. İşte canlı altın fiyatlarında son durum…
Reklam
2021 G7 Zirvesi Ne Zaman Yapılacak? G7 Zirvesinin Gündeminde Kripto Para Var...
Koronavirüsün neden olduğu ve dünyayı etkisi altına alan küresel ekonomik krizden çıkmak için stratejilerin belirleneceği ve ekonomi konusunun başta olacağı G7 Zirvesi 7 büyük başkanın katılımıyla gerçekleşecek. Yapılacak G7 Zirvesi'nde bu sefer sürekli gündemde olan kripto para birimlerinin de görüşülecek konular arasında olacağı söyleniyor. Peki kripto para biriminin de seyrini değiştirecek olan G7 Zirvesi nedir, ne zaman yapılacak? G7 zirvesine katılacak ülkeler belli mi? Detayları haberimizde sizler için derledik...
1 Dolar Kaç TL? 12 Şubat Döviz Fiyatlarında Son Durum
Döviz fiyatlarındaki değişim anlık olarak takip ediliyor. Doların fiyatı, Türkiye’de kullandığımız hemen hemen her ürünü etkiliyor. ‘1 Dolar Kaç TL’ araması en çok yapılan internet aramalarının başında geliyor. Ayrıca yatırım ve birikim aracı olarak kullanılan dolar ve euro fiyatları anlık olarak takip ediliyor. Dolar, haftanın son iş günü olan 12 Şubat Cuma gününe az da olsa yükseliş evresi ile başladı. İşte döviz fiyatlarında son durum…
Reklam
Altın Fiyatları Düşüşte! Kapalıçarşı Gram ve Çeyrek Altın Kaç Para, Ne Kadar?
Altın fiyatlarındaki değişim anlık olarak takip ediliyor. Yatırımlarını altın alarak yapan milyonlarca vatandaş, altın fiyatlarındaki canlı değişimi merak ediyor. Hafta başında hızla yükselen ve 422 liraya kadar çıkan gram altın, sonrasıda değer kaybetmeye başlamıştı. Altındaki değer kaybı bügün de devam etti. Dün akşamı 412 lira olarak kapatan gram altın, 12 Şubat Cuma saat 13.02 itibariyle 410 liradan satılıyor. İşte anlık altın fiyatları...
Reklam
Dışişlerinden, Rum-Yunan İkilisi, Fransa Ve Bazı Arap Ülkelerinin Katılımıyla Düzenlenen "Dostluk Forumu"Na Tepki
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunan-Rum ikilisinin, Avrupa Birliği'nin (AB) aday ülke Türkiye ile oluşturmaya çalıştığı olumlu gündemi engellemeye çalışmaları ve başkalarından medet umarak siyaset yapmasının bölgedeki barış ve istikrarı tehdit ettiğini bildirdi. Sözcü Aksoy Yunanistan, Mısır, Fransa, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dışişleri bakanlarının katılımıyla Yunanistan'ın başkenti Atina'da düzenlenen 'Dostluk Forumu (Philia Forum)' hakkındaki soruya yazılı yanıt verdi. Bölgesinde kilit ülke konumundaki Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin içinde olmadığı hiçbir forumun, bölgedeki sınamalar bakımından etkin, başarılı bir iş birliği ve dostluk mekanizması oluşturmasının mümkün olmadığının altını çizen Aksoy şu ifadeleri kullandı: 'Hiçbir ülkeyi hedef almadığı öne sürülen bu forumun sonunda yapılan basın toplantısında, Yunanistan Dışişleri Bakanı (Nikos Dendias) tarafından Türkiye'ye yöneltilen mesnetsiz itham ve iftiralar, aslında bu girişimin söylendiği gibi 'dostluk' üzerine değil Türkiye'ye yönelik husumet üzerine inşa edilmeye çalışılan bir ittifak teşebbüsü olduğunu göstermektedir.Türkiye'nin bölgedeki insani ve hakkaniyete dayalı politikalarını eleştirmek, kendi maksimalist talepleri ve dar çıkar hesapları uğruna darbecilere kucak açarak Libya'nın istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açanların, Suriye ve Irak'ı bölebilecek bir terör koridoru oluşturmaya çalışanların ve Azerbaycan topraklarının işgaline yıllardır sessiz kalanların haddi değildir.''Yunan-Rum ikilisini aklıselime davet ediyoruz'Türkiye'nin uluslararası bir konferans önerisiyle Doğu Akdeniz'de samimi ve kapsayıcı bir iş birliği tesis edilmeye çalışıldığı bir dönemde, Türkiye'ye karşı sürdürülen bu tavrın hasmane olduğuna dikkati çeken Aksoy, 'AB'nin Akdeniz için Birlik çabalarını da baltalamaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.Aksoy, 'Yunan-Rum ikilisinin, AB'nin aday ülke Türkiye ile oluşturmaya çalıştığı olumlu gündemi engellemeye çalışmaları ve başkalarından medet umarak siyaset yapmaları, bölgemizde barış ve istikrarı tehdit etmektedir. Bu ikiliyi aklıselime, foruma katılan diğer ülkeleri de başkalarının oyunlarına kurban olmamaya davet ediyoruz.' ifadesini kullandı. Atina'da düzenlenen 'Dostluk Forumu'Atina'da bugün düzenlenen forumun ardından yayımlanan ortak bildiride, enerji, inovasyon, dijital ekonomi, sivil koruma ve insandan insana temaslar gibi alanlarda ortak eylem ve girişimleri teşvik etmeye hazır olunduğu belirtilmişti. Orta Doğu barış süreci, Kıbrıs sorunu, Suriye, Libya, Yemen ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler dahil olmak üzere başlıca uluslararası ve bölgesel konularda da görüş alışverişinde bulunulduğu aktarılan açıklamada, farklılıkların barışçıl çözümünün önemi savunulmuştu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, ev sahibi sıfatıyla forumda yaptığı konuşmada, Atina'nın, Doğu Akdeniz, Körfez, Balkanlar ve diğer Avrupa ülkeleri arasında bir köprü olmayı hedeflediğini savunarak bu inisiyatifin 'bir savunma birliği' olmadığını öne sürmüştü.
Seta'dan "Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Geleceği" Paneli
ANKARA (AA) - Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından video konferans yoluyla 'Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Geleceği' başlıklı web paneli düzenlendi. SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Enes Bayraklı'nın moderatörlüğünü yaptığı panele, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Ali Hüseyinoğlu, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Kıbrıs Akademik Birimi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ve Diriliş Postası yazarlarından Batuhan Gülşah katıldı. Uzuner, yaptığı konuşmada, geçmişten bugüne Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde çeşitli konularda zaman zaman gergin dönemlerin yaşandığını anımsattı. Türk-Yunan ilişkilerinde, egemenlik paylaşımı sorunu olduğunun altını çizen Uzuner, iki ülkenin belirli bölgelerde hak talep etmesinden kaynaklanan gerginliklerin de oluştuğuna dikkati çekti. Uzuner, Batı Trakya'daki Türk azınlık meselesinin de ikili ilişkilerde önemli sac ayaklarından biri olduğunu kaydetti.Uzuner, Yunanistan'ın da içinde bulunduğu Avrupa Birliğinin (AB) Kıbrıs politikasına ilişkin yaptığı değerlendirmede de Birliğin bütüncül bir politikayla hareket etmediğini ve üyelerin ülke bazlı tutum sergilediğinin altını çizdi. Uzuner, 'AB'nin toplu bir Kıbrıs politikası olduğunu söylemek zor.' dedi.'Yunanistan, YEE gibi kurumların açılmasına izin vermiyor'Hüseyinoğlu da Batı Trakya'daki Türk azınlığın yaşadığı sorunlara dikkati çekerek, Yunanistan'ın, Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmayı amaç edinen Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi kurumların açılmasına izin vermediğini belirtti. Hüseyinoğlu, 'Türkiye'nin 1923'ten günümüze kadarki siyaseti, Batı Trakya'daki Türk azınlığın, çoğunluk Yunan ulusu ve kültürü içinde asimile olmamasına yöneliktir. Batı Trakya Türklerinin kendi özlerini koruyarak, asimile olmadan çoğunluk topluma entegre olmasına yöneliktir.' diye konuştu.Buna karşılık, Yunanistan'daki Türk algısının negatif olduğunu ve bu yönde seyretmeye de devam ettiğini söyleyen Hüseyinoğlu, 'Bunun bir yansıması da Batı Trakya Türklerine oluyor. Geçmişten günümüze 'Siz Türk değil, Müslümansınız.' söylemi bunun en bariz yansımalarından biri.' ifadelerini kullandı. 'Yunanistan Megali İdea'dan vazgeçmedi'Gözügüzelli de Yunanistan'la ilişkilerde önemli ve tarihi bir süreçten geçildiğine işaret ederek, bu süreçte Yunanistan'ın hangi amaç doğrultusunda hareket ettiğinin ortaya konması gerektiğinin altını çizdi.'Yunanistan halen Helen milliyetçiliği temelinde Megali İdea dediğimiz ülküden vazgeçmemiştir.' ifadesini kullanan Gözügüzelli, bu bağlamda, Batı Trakya'da Türk azınlığın haklarını teslim etmeyen Yunanistan'ın, Kıbrıs'ı da Yunan adasına çevirmeye çalıştığını söyledi. 'Söz konusu Türkiye olunca, kendi içinde çatışan gruplar bile birleşiyor'Panteion Üniversitesinde yüksek lisans çalışmalarına devam eden Diriliş Postası yazarlarından Gülşah da son dönemde Yunan medyasının tamamında 'Türkiye karşısında Yunanistan'ın mağdur olduğu yönünde' bir politikanın yürütüldüğüne işaret etti. Gülşah, 'Söz konusu Türkiye olduğunda kendi içerisinde çatışan gruplar arasında bile bir birleşme görüyoruz.' diye konuştu.
Reklam
Amin Maalouf Yapı Kredi Kültür Sanat'ın Konuğu Oldu
İSTANBUL (AA) - Yazar Amin Maalouf, Yapı Kredi Kültür Sanat'ın çevrim içi düzenlediği söyleşiye konuk oldu.Moderatörlüğünü ekonomist- yazar Ufuk Tarhan'ın üslendiği etkinlik, Yapı Kredi Kültür Sanat'ın YouTube hesabından canlı yayınlandı.Maalouf, söyleşide yeni çıkan romanı 'Empedokles'in Dostları'nı, kitabın yazılış sürecini, neden bu kez geleceğe yöneldiğini ve dünyadaki sorunlara ilişkin görüşlerini anlattı.Okuyucularıyla bir araya gelmekten dolayı mutlu olduğunu söyleyen Maalouf, 'Artık şartlar gereği ekran aracılığıyla buluşuyoruz. Ama hiç sorun değil, bir araya gelip özgürce konuşabiliyoruz. Bu ekran aracılığıyla sizlerle buluşmak benim için büyük bir keyif.' ifadelerini kullandı.'Benim tutkum dünyayı izlemek'Maalouf, kitabındaki iki ana karakterin bir adada yalnız yaşadıklarını belirterek, 'Buna rağmen bu iki karakter birbirleriyle pek konuşmuyorlar. Sonra bir şey oluyor. Başta, ne olduğunu tam bilmiyoruz. Ana karakter Alec'in tuttuğu günlük kanalıyla yavaş yavaş keşfediyoruz.' dedi.Çocukluğundan bu yana tek bir tutkusu olduğunu dile getiren Maalouf, şunları kaydetti:'Benim tutkum dünyayı izlemek, anlamaya çalışmak ve sonra da gördüklerimi ve anladıklarımı açıklamaya çalışmak. Yaptığım her şeyin bu kapsama girdiğini söyleyebilirim. İnsanların maceraları beni etkiliyor. Dünyada olup bitenler bazen endişe edici, bazen harika, bazen de üzücü ama olanları izlemek her zaman etkileyici. Dünyayı izlemeye, haberleri dinlemeye, her yerde olup biteni takip etmeye belki 60 yıl önce başladım ve tıpkı çocukluğumda olduğu gibi bugün de büyüleyici buluyorum. Ben buyum aslında. Yazdıklarım da dünyada gördüklerimi aktarma şeklim. Bazen geçmiş, bazen uzak geçmiş hakkında oluyor. Bazen de gelecekte ne gördüğüm, hayal ettiklerim hakkında oluyor. Bazen denemelerle dünyanın nasıl ve ne durumda olduğunu, işlerin nasıl yürüyüp yürümediğini açıklamaya çalışıyorum. Yani tüm hayatımı bunu yapmaya adadım. Özetle ben buyum.'Maalouf, 72 yıl önce Lübnan'da doğduğunu ve 27 yaşında Fransa'ya taşındığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Lübnan'da gazeteci olarak çalışıyordum. Babam da gazeteciydi. Fransa'ya taşınınca da gazeteciliğe devam ettim. Ama bir noktada seçim yapmam gerekti. Bir ekonomi dergisinin yöneticiliğini yaparken bir yandan da Afrikalı Leo'yu yazıyordum. Seçim yapmalıydım. Çünkü iki işi de aynı anda ve iyi bir şekilde yapamazdım. Ben de tüm zamanımı edebiyata adamaya karar verdim. Günümüze dönersek, şimdi Paris'teki dairemdeyim. Geçtiğimiz 10-12 ay boyunca hep burada, dairemdeydim. Özellikle de bir sürü kitapla çevrili olan bu odadaydım. Çalışmaya çalışıyorum. Açıkçası, etrafımda olan tüm bu olaylar beni endişelendiriyor. Geçtiğimiz yılda pandemi yüzünden maalesef birçok arkadaşımı kaybettim. Mesleki açıdan bakarsak, çalışma şeklimi pek değiştirmedim. Çünkü vaktimi yine yazarak, okuyarak veya dünyanın dört bir yanında ne olup bittiğini öğrenmeye çalışarak geçirdim. Bu dönemde belki mevcut krize daha fazla odaklandım ama pandemi yüzünden hayatım değişmedi.'Daha çok tarihsel romanlarıyla tanınan ve Türkiye'de geniş bir okur kitlesine sahip Amin Maalouf'un yeni romanı 'Empedokles'in Dostları', Yapı Kredi Yayınları'ndan okurlarla buluştu.
Rum-Yunan İkilisi, Fransa Ve Bazı Arap Ülkelerinin Katılımıyla Atina'da "Dostluk Forumu" Düzenlendi
ATİNA (AA) - Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Mısır, Fransa, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Ürdün'ün dışişleri bakanları, 'Dostluk Forumu' kapsamında bir araya geldi.Atina'da düzenlenen forumun ardından yayımlanan ortak bildiride, enerji, inovasyon, dijital ekonomi, sivil koruma ve insandan insana temaslar gibi alanlarda ortak eylem ve girişimleri teşvik etmeye hazır olunduğu belirtildi.Orta Doğu barış süreci, Kıbrıs sorunu, Suriye, Libya, Yemen ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler dahil olmak üzere başlıca uluslararası ve bölgesel konularda da görüş alışverişinde bulunulduğu aktarılan bildiride, farklılıkların barışçıl çözümünün önemi savunuldu.Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ev sahibi sıfatıyla forumda yaptığı konuşmada, Atina'nın Doğu Akdeniz, Körfez, Balkanlar ve diğer Avrupa ülkeleri arasında bir köprü olmayı hedeflediğini savunarak, bu inisiyatifin 'bir savunma birliği' olmadığını öne sürdü.Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, toplantıya video konferans yoluyla katıldı.Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, forum kapsamında Atina'da bulunan mevkidaşlarıyla bazı ikili görüşmeler de yaptı.
"Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği" Konulu Çevrim İçi Konferans Düzenlendi
ANKARA (AA) - AK Parti ve Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) iş birliğiyle 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği: Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları' konulu çevrim içi konferans düzenlendi.Konferansa AK Parti Genel Başkanvekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve YAP Genel Başkan Vekili Ali Ahmedov, YAP Dış İlişkiler Başkanı ve Azerbaycan Milletvekili Sevinç Feteliyeva, Ekonomi Reform Merkezi Başkanı Dr. Vüsal Gasımlı ile uzmanlar ve çok sayıda izleyici katıldı.Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve YAP Genel Başkanvekili Ali Ahmedov, burada yaptığı konuşmada, Karabağ zaferinin askerlerin cesareti ve fedakarlığı sayesinde kazanıldığını ve 30 yıllık işgale son verildiğini belirtti.Ahmedov, Azerbaycan askerinin canlarını ortaya koyduğunu ve bu zaferin esas sahipleri olduklarını dile getirdi.'Her Türk vatandaşı bu süreçte net bir şekilde Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi'Bu zaferin kazanılması hususunda Türkiye'nin çok büyük destek verdiğini işaret ederek özellikle teşekkürlerini ileten Ahmedov, 'Her Türk vatandaşı bu süreçte net bir şekilde Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi.' ifadesini kullandı.Ahmedov, bütün Azerbaycanlıların muhabbet duyduğu Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Azerbaycan'a verdiği desteğe vurgu yaparak, şunları kaydetti:'Bu destek, Azerbaycan'ın kendine inancını daha da artırdı ve güçlendirdi. Zaferimizden emin olmamızda çok büyük bir kardeşlik desteği göstererek önemli bir rol oynadı. Çatışmaların sürdüğü dönemde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ve diğer hükümet yetkililerinin de Türk halkı gibi desteğini açıktan beyan ettiğini belirtmek istiyorum. Bu birlik ve kardeşlik, elde edilen bu muhteşem zaferde kritik rol oynadı.'Farklı devletlerden ve teşkilatlardan Türkiye'ye yönelik tehditlere Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldırmadığını dile getiren Ahmedov, Türkiye'nin Azerbaycan'a destek vermekten geri adım atmadığını hatırlattı.Ahmedov, Azerbaycan'ın bu zaferi kazanmasında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in varlığının yadsınamaz bir rol oynadığına ve bu zaferin İlham Aliyev'in de zaferi olduğuna dikkati çekti.Azerbaycan halkının da bu düşünceye sahip olduğunu söyleyen Ahmedov, bütün Türk dünyasının da benzer düşünceler içinde olduğunu düşündüğünü belirtti. Ahmedov, şöyle devam etti:'İkinci Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan'ın elde ettiği zafer, yaşadığımız bölgede yeni bir manzara yaratacak. Bu manzara bir yandan tehlike olmayan, huzur manzarasıdır. Diğer yandan ise bölgede yeni ekonomik iş birliklerinin temin edilmesidir. Bu zaferin yalnız Azerbaycan halkı için değil bölge halkı için de bir nimet olduğunu belirtirsem yanlış bir şey söylemiş olmam. Bölgeye hakim olacak barış ortamı ile her devletin ilgisini cezbedecek iş birliği imkanları doğacaktır.'Halihazırda yürütülmekte olan 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği' projesinin merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in 'Tek Millet, İki Devlet' fikriyatından ileri geldiğini aktaran Ahmedov, dünyada böyle bir örneğin olmadığını ifade etti.Ahmedov, 'Türkiye-Azerbaycan arasındaki saf, temiz ve itibarlı ilişkinin bir benzeri daha yok.' diye konuştu.Her iki cumhurbaşkanının da bu dostluk ve kardeşliğin sağlam temellere oturduğunu defalarca dile getirdiğini belirten Ahmedov, Erdoğan ve Aliyev'in şahsi dostluğunun da bu sağlam temellerin tasdiki olduğunu vurguladı.Ahmedov, bu kardeşliğin ne kadar eskiye dayandığını daha iyi ifade etmek adına Çanakkale Savaşı'nda Türkiye'nin bağımsızlığını temin etmek için canlar verildiğini, yaklaşık 100 sene önce Nuri Paşa'nın liderliğinde Türk-İslam Ordusu'nun Azerbaycan'ı işgalden kurtarmak için Azerbaycan'da şehitler verdiğini ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinde yeni bir sayfa açıldığını hatırlattı.Ahmedov, '2. Karabağ Savaşı Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin yeni bir sembolü oldu.' dedi.Bölgenin yeniden inşası ve ekonominin canlandırılması hususunda yapılacak çalışmaların iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açacağını anlatan Ahmedov, Ermenistan'ın vandallığı sebebiyle bölgede taş üstünde taş kalmadığına dikkati çekti. Ahmedov, şöyle konuştu:'Bölgede hayatın canlandırılması için büyük işlerin yapılmasına ihtiyaç var. İnanıyorum ki Karabağ'ın ayağa kalkması hususunda Türkiye bizim yanımızda yer alacak ve bu durum dostluğumuzun ve kardeşliğimizin sembolüne dönüşecektir. Bu düzenlediğimiz toplantıyı İstanbul'da, Ankara'da, Bakü'de, Şuşa'da ve Karabağ'da yüz yüze, canlı olarak gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz.''Türkiye halkının desteği Azerbaycan’ın Ermenistan’a zaferinde ehemmiyetli rol oynadı'Feteliyava da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dil, din ve medeniyet ortak bağlarına dikkati çekerek, 'Sevinçli günlerinde de kederli günlerinde de biri diğerinin yanında olmuştur.' dedi.'İki devlet tek millet' ifadesinin tesadüfi olmadığını dile getiren Feteliyava, 'İki ülke arasındaki kardeşlik ilişkileri tarihe mal olmuştur. Azerbaycan kurulduğunda ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur.' ifadelerini kullandı.Feteliyava, Türkiye’nin, Karabağ bölgesinin Ermenistan’ın işgalinden kurtarılmasındaki rolüne de değinerek, 'Dost kardeş Türkiye halkının ülkemize desteği Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı zaferinde ehemmiyetli bir rol oynadı.' şeklinde konuştu.İşgalden arındırılmış Karabağ topraklarında iktisadi kalkınmanın sağlanmasının önemine işaret eden Feteliyava, bölgedeki geniş yatırım imkanlarına dikkati çekerek, Türk yatırımcıları bölgeye davet etti.İkili ticaret hacminde hedef 15 milyar dolarGasımlı da Azerbaycan’ın Karabağ’daki zaferinin, bölgenin jeostratejik ve jeopolitik haritasını yeniden şekillendirdiğini belirtti.Türkiye ile Azerbaycan arasında gelişmekte olan ticari ilişkilere dikkati çeken Gasımlı, 2005-2019 yıllarında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 9 kat arttığına işaret etti.Gasımlı, iki ülke arasındaki 4,5 milyar dolarlık ticaret hacminin de 15 milyar dolara yükseltilmesinin hedeflendiğini kaydetti.İki dost ve kardeş ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı güvene dayandığını ifade eden Gasımlı, bu ilişkilerin bölgeye istikrar getirdiğinin altını çizdi.Gasımlı, Türkiye’nin Azerbaycan’da 11 milyar dolarlık, Azerbaycan’ın da Türkiye’de 19,5 milyar dolarlık yatırımı olduğuna değinerek, 'Bu yatırımlar sayesinde Türkiye ile Azerbaycan arasında çok ciddi bir değer zinciri yaratılmıştır.' ifadesini kullandı.Ermeni işgalinden kurtarılan Karabağ’ın endüstriden tarıma, madencilikten turizme birçok alanda ciddi potansiyel sahibi olduğunu kaydeden Gasımlı, 'Türkiye’nin yatırım iştiraklerini Karabağ’a bekliyoruz. Türkiye Karabağ’ın Azerbaycan’a entegrasyonunda kilit öneme sahiptir.' diye konuştu.
Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları Konferansı
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, 'Bizim önceliğimiz Yukarı Karabağ'da spesifik olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak, 30 yıllık işgalin bıraktığı hasarı onarmak ve 44 gün boyunca Ermenistan'ın giriştiği sorumsuz saldırıların açtığı yaraları bir an önce sarmaktır.' dedi.Ala, çevrim içi gerçekleştirilen 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları Konferansı'nda yaptığı konuşmasına şehitlere rahmet dileyerek başladı.Azerbaycan ve ordusunu Karabağ'daki zaferi dolayısıyla tebrik eden Ala, 'Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, 44 gün gibi kısa bir sürede, Cumhurbaşkanımızın da 'kardaşlık' iş birliğiyle büyük bir zafer hediye etti kendi milletine. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ederek, Anadolu'da bizim de büyük bir heyecanı yaşamamıza vesile oldu. Her iki Cumhurbaşkanını da gerçekten bu güzel iş birliği dolayısıyla saygıyla selamlamak istiyorum.' dedi.İki kutuplu dünyadan sonra düzenin yeniden kurulduğunu, 'liderler diplomasisi' diye bir ana başlığın ortaya çıktığını belirten Ala, bu alandaki en güzel örneği Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ortaya koyduğunu dile getirdi.Dünyanın bir yandan küreselleşmesini sürdürürken diğer taraftan da 'bölgeselleştiğini' kaydeden Ala, şöyle devam etti:'Çok uzağa gitmemize de lüzum yok. Avrupa Birliği, aslında bir bölgesel birliktir ama aynı zamanda bu birlik küresel bir aktördür. O bakımdan dünyada sadece bir birlik olup 'Diğerleri böyle bir birlik kuramaz' demek politik olarak da mümkün olmadığına göre demek ki bu tür fırsatlar her zaman var. O zaman bizim Azerbaycan ile Türkiye'nin bu yakın iş birliğinin aynı zamanda nasıl bir 'grand' stratejinin alt başlığı olduğuna bakmamız gerekiyor. Bizim büyük stratejimiz nedir, her iki ülkenin? Her iki ülkenin de büyük stratejisi, temel stratejisi, bölgelerinde, çevrelerinde barış ortamı oluşturmak, huzur ve güven tesis etmek. Bizim iş birliğimizin temelinde hak, hukuk ve adalet vardır. Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarının azat edilmesinden sonra her iki Cumhurbaşkanının da ortaya koyduğu deklarasyonlar, bu 'grand' stratejinin, bu büyük stratejinin ifadesidir. Yani biz barış olsun, huzur olsun, bölgesel eko politik bloklar oluşsun, buralarda her ülke, ekonomisiyle kendi memleketine, kendi insanına ve bölgedeki insanlara katkıda bulunsun, bu ortamı oluşturalım diyoruz. Biz ülkelerin toprak bütünlüğüne, her ülkenin kendi vatandaşının egemenliğine, devletlerin arasındaki hukukun saygınlığına dikkat ederek, bu stratejileri geliştirdik. Bu bakımdan ortaya koyduğumuz performansın dünyanın gidişatına, yeni oluşan dengelere de katkı sunacağı kanaatindeyim.''Eko fırsat bölgeleri oluşuyor'Ala, dünyada artık 'eko fırsat bölgeleri' oluştuğunu, zamanında değerlendirmezse fırsatın kaçırılabileceğini belirtti.Bir süre sonra aynı fırsatı yakalama imkanı olmayabileceğine dikkati çeken Efkan Ala, 'O bakımdan, Türkiye ve Azerbaycan özelinde bu bölgede bir eko fırsat imkanı doğmuştur. Bunu dünyada değerlendirebilecek iki tane, arasında problem olmayan, kardeşlikten öte ilişkilerin bulunduğu ülke söyle deseniz bunlar Türkiye ve Azerbaycan'dır. O zaman bir an önce bu fırsatları realize etmek vazifemizdir. Bizim önceliğimiz Yukarı Karabağ'da spesifik olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak, 30 yıllık işgalin bıraktığı hasarı onarmak ve 44 gün boyunca Ermenistan'ın giriştiği sorumsuz saldırıların açtığı yaraları bir an önce sarmaktır. Buradan başladık ve buradan devam ettireceğiz. Bu çerçevede Türk şirketleri ve devlet kurumlarımız, Azerbaycan ile iş birliği içerisinde harekete hazırdır ve başlamışlardır.' değerlendirmesini yaptı. Şuşa ile Fuzuli arasındaki 'Zafer Yolu'nun inşa çalışmalarında Türk şirketlerinin yer aldığını kaydeden Efkan Ala, işgalden kurtarılan bölgelerin yeniden inşa sürecinde Azerbaycan'ın ilk tercihinin Türk şirketleri olmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi.'Vizyonumuz ortak istikrar, güvenlik ve işbirliği alanı oluşturulması'Askeri ve savunma sanayi iş birliğinin her alanda derinleşerek devam ettiğini kaydeden Ala, Yukarı Karabağ'da ateşkesin gözlemleneceği Türk-Rus Ortak Merkezi'nin 30 Ocak'ta açıldığını anımsattı.İşgalden kurtarılan bölgelerin mayından temizlenmesi için çalışıldığını kaydeden Ala, 9 Kasım ve 11 Ocak tarihli bildirilerin, bölgede kesintisiz ulaştırma imkanlarına odaklanırken her iki ülkeye yeni fırsatlar sunduğunu bildirdi.Ala, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in teklifi olan çok taraflı bölgesel bir iş birliği platformu kurulması önerisini kesinlikle desteklediklerini ifade ederek, 'Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisi olan 6 ülkenin oluşturacağı Ekopolitik Blok'un oluşturmasını da kesinlikle destekliyoruz. Esasen Güney Kafkasya'ya ilişkin vizyonumuz, bölgesel sahiplenme temelinde ortak bir istikrar, güvenlik ve iş birliği alanı oluşturulması yönünde gelişmiştir.' ifadelerini kullandı.Nahçıvan ile Azerbaycan ana karası arasında kurulması planlanan bağlantının iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştıracağını dile getiren Ala, bu bağlantının ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.'İnanılmaz işler başarabiliriz'Efkan Ala, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 4,6 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarma hedefini hızlı bir şekilde gerçekleştireceklerini belirtti.'Biz dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına girmek durumundayız. Bu iş birliği, bunu sağlayabilecek potansiyele sahiptir.' diyen Ala, 'Reel zeminde hareket edersek, inanılmaz işler başarabiliriz. En son beraberce yaptığımızda, iki ülke birlikte hareket ettiğinde kimsenin aklına gelemeyecek, büyük devletlerin 30 yıldır sürüncemede bıraktığı sorunları bile nasıl çözebildiğini ortaya koymuştur.' ifadelerini kullandı.Ala, iki ülke arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması'nın 1 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe gireceğini, TBMM'de de dün akşam iki ülke arasındaki savunma sanayi, enerji ve madencilik alanlarına yönelik 3 anlaşmanın onaylanma sürecinin tamamlandığını anlattı.Tercihli Ticaret Anlaşması'nın ikili ticaret hacminin geliştirilmesinde önemli rol oynayacağını kaydeden Ala, Azerbaycan ile Bakü-Tiflis-Kars, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) gibi kapsamlı ve stratejik projelerin hayata geçirildiğini hatırlattı. Bu projelere yenilerini ekleyerek bölgenin artık kalkınma ve refahla anılmasını sağlamayı istediklerini dile getiren Ala, her iki ülkenin Enerji Bakanları arasında imzalanan doğal gaz boru hattı projesine ilişkin mutabakat zaptının Nahçıvan'ın enerji güvenliğinin sağlanması yolunda önemli bir adım olduğunu bildirdi. Hattın Türkiye bölümünün 85 kilometre olacağını ve yıllık 500 milyon metreküp doğal gazın taşınmasının hedeflendiğini belirten Ala, somut adımları atmaya başladıklarını söyledi.Kars'tan Nahçıvan'a inşa edilmesi ön görülen demir yolu hattının Nahçıvan'ın stratejik önemini artıracağını kaydeden Ala, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın 10 Aralık'ta düzenlediği ziyaretinde imzalanan protokolle vatandaşlarımızın kimlik kartlarıyla karşılıklı ziyaretine imkan tanınması, ilişkilerimize yeni bir soluk katacaktır.' dedi. Efkan Ala, Karabağ zaferini kutlamak için Azerbaycan'a gerçekleştirilen ziyarette karşılaştığı coşkuyu da anlatarak, 'Daha öncesini de gördüm, kıyasladım. Müthiş bir coşku vardı. İşte Azerbaycan bu dedim. Erzurumlu olmamdan dolayı fazla duygulanıyorum.' diye konuştu. Diğer konuşmalarKonferansta moderatörlüğü üstlenen AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan, son yıllarda Azerbaycan ve Türkiye arasındaki kardeşlik ve ilişkilerin, iki ülke cumhurbaşkanlarının liderliğinde pekiştiğini söyledi.İki ülke arasındaki ilişkilerde 'tarihi bir zirve' yaşandığını vurgulayan Ceylan, 'Bu kardeşliğimizi pekiştirmek adına iki iktidar partimizin ilişkilerini geliştirmek maksadıyla iş birliğini sıkılaştırmak hedeflerimizdendir. Bu kapsamda iki parti arasında da bir iş birliği protokolü hazırlandı. İnşallah Sayın Genel Başkanlarımız, Cumhurbaşkanlarımız tarafından imza altına alınacak ve yürürlüğe girecektir.' dedi.Yukarı Karabağ bölgesinin Azerbaycan ordusunun başarısıyla işgalden kurtarıldığını kaydeden Ceylan, bölgedeki beklentilerinin kalıcı barışın sağlanması ve bölgenin ekonomik yönden gelişmesini sağlamak olduğunu belirtti.SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nurullah Gür, dünyada önemli gelişmelerin yaşandığını, ticaret savaşları ve koronavirüs salgınının küreselleşmeyi sarstığını belirtti.Gür, ülkelerin artık kendi içine kapandığının altını çizerek, ülkelerin çok taraflı ekonomik anlaşmalardan ziyade ikili ve bölgesel anlaşmalara önem verdiğini kaydetti. Pandeminin gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatlar ve meydan okumaları gündeme getirdiğini ifade eden Gür, 'Bu dönemde dünya şunu gördü: Çin ve Doğu Asya'ya üretimi sıkıştırmak dünyaya zarar verebiliyor.' dedi.
Reklam