Demirtaş: 'Amerika'nın Keşfi Gündem Çarpıtma Projesi'
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine Ahmet Kaya ve Seyit Rıza'yı anarak başlayan Demirtaş'ın konuşmasında öne çıkan satır başları şöyle:-14. ölüm yıldönümünde Ahmet Kaya'yı hasretle anıyoruz. İki gözüm bilsin ki, onun bıraktığı ülkede çok fazla şey değişmedi. Aynı ayrımcılık, ötekileştirme, hiçleştirme devam ediyor. Yeni linçler devam ediyor. Kültüründen, mezhebinden inancından dolayı insanlar horlanmaya devam ediyor. Özür furyası başlamışken, birileri çıkar kürsülerden özür dilemesini bekliyoruz. O dönem Ahmet Kaya'dan en kötü yazan biri parlamentoyu yönetiyor. Oktay Ekşi de parlamento kürsüsünden özür diler diye bekliyoruz. Ahmet Kaya'dan özür adına pratik olarak yapılması gereken şey var. Gerçek özür anadilin özgürleşmesiyle gerçekleşir.-Anmamız gereken bir diğer isim Seyit Rıza. Bir kez daha bu konuya değineceğiz. Seyit Rıza şahsında, insanlık onuru adına direnen bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Seyit Rıza'nın bize armağan ettiği baş eğmez, diz çözmek geleneği bizler de yaşatmaya devam edeceğiz.-Geçen hafta sonu HDK olağan kongresini gerçekleştirdi. Sosyal ekonomik toplumsal olaylara çözüm üreten bir halk meclisi... Yaşamın her alanında pratikleşmesi, mahallede, sokakta, barikatta, fabrikada, emekten özgürlükten yana mücadelesiyle kendisini büyüteceğini olan inancımızla HDK'yi kutluyor, yeni seçilen arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz. Herkesin yolu açık olsun.-Hükümetin iç gündemler ve dış gündemler vesilesiyle yaptığı büyük hataların yaptığı sıkıştırmışlıkla gündem değiştiriyor. Recep Tayyip Erdoğan bunu hep yaptı. Davutoğlu da onun yolundan gidiyor. Ülkenin gündemleri başka, Cumhurbaşkanı ve Başbakan olur olmaz şeylerle, gündemi olur olmaz şekilde gündemi değiştiriyor.-Amerika'yı velev ki Müslümanlar keşfetti. Bize faydası nedir? Bunu sıcak gündeme taşımanın alemi nedir. Bir yandan 1000 odalı saray yaptıracaksın. Bütün makam araçlarını sıfır km yenileyeceksin. Kendine yeni bir saltanat kurmanın hazırlığı içindeyken, halk senden bunun cevabını isterken, 'Amerikayı biz bulduk' diye bir konu ortaya atıyor. Gündem saptırarak Türkiye'yi oyalamaya çalışıyorlar, dünya da buna gülüyor. Bunu kimse ciddiye almıyor. Bu kadar suça günaha bulaşmış bir iktidar olarak, cumhurbaşkanı olarak, konuşacak başka bir konu yok mu? Bizim asli meselelerimiz, evde, sokakta canımızı yakan gündemimiz neyse, bizim meselelerimiz o olacaktır.-Ne zaman Kürt sorununda, ekonomi konusunda, Ortadoğu da sıkışmışsa. Ne zaman işçi katliamları yaşanmışsa, ne zaman büyük meselelerle karşı karşıya kalmışsak Dersim özrü gündeme gelmiştir. Yoksa Alevilerin sorunu nedir, talebi nedir bilmeyen var mı? 7 defa çalıştayda bir araya gelip, Alevilerin ne dediğini anlamadınız mı? Gerçek gündemi söyleme cesaretleri yok.-Bu ekibin Alevi inancıyla ilgili düşüncesi şudur: Aleviliği sapkın bir mezhep olarak görürler. Alevileri dinden çıkmış sapmış insan olarak görürler. Onların kafasındaki sorun, Alevileri yola getirme sorunudur. 'Alevi sorununu çözeceğiz' derken, 'dinden çıkmış, sapmış olanları yola getireceğiz' diyorlar, açık söylemiyorlar. Alevi çalıştayı, sorunun çözümü adı altında, Alevi inancına mensup insanları sindirmek için kullandıkları taktiktir. Aleviliği inanç olarak kabul etmezler. Alevi inancını kabul etmiş insanlar olarak tarihe geçmek istemiyorlar.-Aleviliği hiçbir zaman kabul etmek istemeyecekler, göreceksiniz. Cumhurbaşkanının imam hatipler açtığı, insanları zorla imam hatiplere kayıt ettikleri bir dönem. Alevi inancına sahip insanlar bunları bilmiyorlar mı? Tarihsel olarak katliamlara uğramış insanlar bizlerden daha iyi biliyorlar. Hemen bu hafta meclise getirin. Alevi inancını tanıyın, cemevi ibadethane olsun, zorunlu din dersini kaldırın. Ayrımcılığa uğramayacağının garantisini verin, bunun önünü açın. Alevi inancına sahip rektörlere pozitif ayrımcılık yapacağım deyin, buyurun pratikte görelim.-Biraz önce Cumhurbaşkanı Ankara'nın göbeğinde imam hatip lisesi açılışı yapıyordu. Benim en yakın arkadaşlarım bu liseden mezun oldu diyor. Başbakanım imam hatip mezunu, korumalarım imam hatip mezunu diyor, bu kadar teşvik ediyor. Hadi bakalım Aleviliği teşvik edin, 'biz Alevilerden tercih edeceğiz' diyin, diyemezsiniz. Alevi açılımı adı altında asla çözmeyecekler. Kürt meselesi de böyledir. Politik olarak Kürt kimliğinin arkasında duran bir kişi gösterin, devlet yönetimine katılmış. Bir tane Ermeni gösterin. Kendi tarihine ve kimliğine saygı gösteren bir devlet yöneticisi gösterin.-Tekçi bir zihniyetle devleti yöneteceksiniz, Alevi acıları, Dersim acıları üzerinden özür dileyeceksiniz. Dersim ismini iade etmeniz lazım. Arşivleri açmanız lazım, Dersimli kızların akıbetini açıklamanız lazım. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarlarını açıklamanız lazım. HES'leri ortadan kaldırmanız lazım. Ucuz siyasi çıkar ve rant için Dersim'in en büyük acısını, katliamını kullanıyorlar. İnanılmaz bir gaddarlık, vandalizm örneğidir. Dalga geçmektir. Bunun adı özür değildir.-Birbirinizi suçlamanıza gerek yok. Hepiniz Dersim'in sorumlusunuz. Alayınız Dersim'e karşı suçlusunuz. Devlet olarak, parti olarak hepiniz ayrı ayrı özür dileyeceksiniz. Dersimlilerin acılarını kullanmak yerine. İşlediğiniz suçları anlatmanız lazım, sadece Dersim değil, Zilan'ı da Ağrı'yı da...-Alevi sorunu bu kadar samimiyetsiz tartışma şeklinde yürüyor. Mezhebimiz, inancımız, etnik kimliğimiz, cinsiyetimiz, yaşam tarzımız devleti etkilemez. Devletin eşit yaklaşması dışında bir çözüm yoktur.-Devlet ne sizin ne ötekinin malıdır. Bu topraklar, yaşayan bütün halkların ortak mülkiyetidir.-Kim devleti ele geçirirse, kendi malı-mülkü görüp, aynı o şekilde yönetiyor. Geçmişte de aynıydı. Cumhuriyet tarihi boyunca böyle yönettiler. 'Devlet benim malımdır, istediğim kişiye peşkeş çekerim' dediler. Bu zihniyet devam ettiği sürece böyle gidecektir.-Bu devlet anlayışını, tekçi anlayışı kırmak, halkların iktidarını oluşturmak için bir alternatifi kurduk. Onun için HDP'yi ortak düşman ve tehdit olarak görüyorlar. Biz hepsi için ortak tehdidiz. Bütün partiler bizim için aynı teraneyi çalıp söyleyen, tekçi, faşizan partilerdir. Bunları halk nezdinde teşhir etmeden gerçek kardeşliği ve huzuru bulamayacağız. Bizi birbirimize düşman, aynı mahallede, aynı şehirde, aynı ülkede yaşayamaz hale getirmek istiyorlar. Her biri tekçi damardan besleniyor. Her birinin kutsalı, diğerlerinin kutsallarından öndedir. Bir diyalog, ortak yönetim ve çözüm bulma anlayışı gelişmeyecektir. Mücadele o nedenle uzun solukludur. Müzakereler de böyledir, çözüm süreci de böyledir.-G-20'de dünyanın zengin başkanlarına sesleniyor. Sorunların çözümünde ortak bir yol bulalım, birlikte çalışalım diyor. Bize söylemiyor. Ama G-20'deki zenginlere, patronlara sesleniyor.-Biz o nedenle, bu siyasi partilerle birlikte demokrasiye ve özgürlüğe kolay kolay ulaşamayacağız. Gözümüzü halkımızın hizasında tutacağız. İl ilçe kongrelerimiz yapılıyor. Görev alacak arkadaşlarımız, gözünü halktan asla ayırmasın, umut oradadır, mücadele oradadır. Bizim için kurtuluş, yüksek makamlar mevkiler değil. Bizim için kurtuluş, Ermenek'te, Yırca'da, Gever'de, Kobane'de mücadele edenlerdedir. Korkmadan yılmadan mücadele ortaklığı yapmaktır.-HDP bu nedenle yeniden kuruluş seferberliği yapıyor. Özellikle kadınlar ve gençler, kongrelerde kapılar sonuna kadar açıktır. Görev almanız, nefer olarak bu siyaseti ve mücadeleyi yükseltmeniz önemli. Bu partide siyaset yapmak için paraya pula ihtiyacınız yok. Mangal gibi yüreğe ihtiyacınız var.-Bugün Ermenek madeninde 6 işçinin daha cenazesi çıkarıldı. 8 cenazeye hala ulaşılamadı. İki bakan hakkında gensoru önergemiz vardı. Bunu işçilerin cenazelerine ulaşma faaliyetlerinin aksamama konusunda rica üzerine erteledik. Bunu oradaki ailelere saygımızdan dolayı erteledik, biz gensoruyu geri çekmedik. Çözüm süreci ve pazarlıktan dolayı gibi yansıtıldı, bu gerçek değildir. Üstünü örtmek değildir. HDP gensoruyu güncelleyerek parlamentoya taşıyacaktır.-Yırca'da zenginliklerin ortadan kaldırılması mevzusunun ne anlamına geldiğini kısaca bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Mesele sadece ağaç değil. Hangi zihniyet buna yol açıyor. Bu uygulama ne tür sonuçlar doğuruyor. Bunları bilince çıkarmak gerekir, doğa ekoloji neden önemlidir. İnsanoğlu, tabiatta doğada, kendine yetebilecek besini gıdayı bulma bulma konusunda bir dengeye sahiptir. İnsanlık tarihinde kıtlıklar olmuştur, açlıklar olmuştur. Siz doğaya aşırı müdahale etmediğiniz sürece, doğa sizi aç bırakmaz. Ne yaptılar? Neoliberal politikalar ve kar hırsınızın yarattığı şeydir yaşananlar. Öyle bir tüketim piyasasına soktular ki, bugünkü dünya harcanmış paranın üzerine kurulmuş gibi yansıtılıyor. 300 yıl önce böyle bir şeye yoktu. İki cep telefonumuz yoktu, iki tabletimiz yoktu. Lüks arabalarda gezmiyorduk, lüks konutlarda yaşamıyorduk. Ekonomik gelişme adı altında dünyayı talan ettiler.-Yırca'da 6 bin kök zeytin ağacı kesildi. Yüzlerce aile, binlerce insan ekonomik gelir elde ediyor. Zeytinin yarattığı ekonomi, bir kültür yaratmış, insan ilişkileri, evlilik ilişkileri, düğünü, bayramı, seyranı türküleri arkadaş ilişkileri, oradaki doğanın ve tabiatın şekillendirdiği kültürdür. Siz o ağacı kesmekle onları ortadan kaldırıyorsunuz. Zeytini kandırıp termik santral dikeceksiniz. Orada artık köy kahvesi olmayacak. Orada arkadaş ilişkileri başkalaşacak, aile ilişkileri başkalaşacak. O oksijen yerine polisin gaz bombasını soluyacaklar. Tek bir termik santral yüzünden. Her yerde bunu yapıyorlar. Doğaya, insan ilişkilerine böyle müdahale ediyorlar. Termik santral yapsınlar 5 yıl sonra insanlar işsiz olacaktır. Buna kalkınma politikası diyorlar, buna başarı öyküsü diyorlar. Her yere HES ve baraj yapıyorlar. Buna karşı çıkanlar barbar oluyor, onlar ileri kafalı. Tarihi kültürü satıp, karşısını da para almayı uyanıklık olarak yansıtıyorlar.-100 yıl öncesinde yapanlar var, çok daha büyüklerini yaptılar. Almanya'da tek bir ağaç kesemezsin, ama oradan gelip burada ağaçları keserler. Amerika'da İngiltere'de bir ağaç kesin bakalım. Sadece ağaç bile değil. Gidin Hama'ya bakın, Şam'a bakın, Halepe bakın. Bütün tarihi eserler harap durumdadır. Kapitalizmin bize yutturmaya çalıştığı elmalı şeker. Paradan başka taptıkları bir güç yok. O nedenle ağaç önemlidir, suyumuz önemlidir. Bize aittir, insanlara aittir, termik santral sahiplerine ait değildir.-Siz fabrika kurup para kazanacaksınız diye biz tarihimizden yaşamımızdan vazgeçmeyeceğiz. İşte biz Hasankeyfte olacağız, Ermenek'te, Soma'da olacağız. Bizler bunu her yerde anlattıkça, içimizde bunu pratikte uyguladıkça başarılı olacağız. Tek alternatif biziz, tek umut biziz. Bunu yapacağız, inancımız da var, gücümüz de var. Bu sevdaya inanan kadrolarla 2015'te gerçek bir alternatif olarak ortaya çıkacağız. Ama şimdiden dantel gibi örerek, 2015'i kazanacağız. Her yerde HDP'nin daha görkemli, katılımcı, demokratik kongrelerinde görev almak için görev başına diyoruz.Etha
Bahçeli: 'Biz Türkiye Yanıyor Diyoruz, O Küba'ya Cami Diyor'
MHP'lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Latin Amerika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi'nde 'Küba'ya cami yakışır.' sözlerine 'Biz Türkiye yanıyor, işsizlik rakamları arttı diyoruz. Uçurum var diyoruz. Erdoğan Küba'ya cami yakışır.' diyor.' karşılığını verdi.KÜBA'YA CAMİ TARTIŞMALARIMHP Lideri, 'Saray'a kurulan zihniyet, Kristof Colomb'un bir camiden bahsettiğini söylemiştir. Elbette cami müslümanların görkem ve güzelliği olarak her yere yakışır. Merakımız Erdoğan'ın hangi kabahatini kapatmak için böyle bir girişimi alet edeceğidir. Aziz Peygamberimiz 'Yeryüzü bana mescit kılındı.' diyerek ibadetin mekanlar üstü olduğunu söylemiştir. Atatürk büstüne itiraz etmeyen Küba camiye de itiraz etmeyecektir.' şeklinde konuştu.Bahçeli, 'Erdoğan kasalardaki milyardan bir kısmını Küba'ya cami yaptırma projesine bağışlasın. Her sıkıştığında imam hatip başörtüsü cami istismarına başvurmasın. Biz Türkiye yanıyor diyoruz Erdoğan 'Küba'ya cami' diyor. Biz işsizlik var diyoruz Erdoğan 'başörtülü bacıma saldırdılar' diyor. Biz Kaçak Saray haramdır diyoruz Erdoğan 'az durun cami de yaptıracağız' diyor. Çiftçi ne olacak diyoruz, Erdoğan 'imam hatip okulları aslında bir düşüncenin isyanıdır' diyor. Biz hırsız var, yolsuzluk diz boyu, rüşvet sel gibi diyoruz, Erdoğan 'inanıyorsanız kazanacaksınız' diyor. Biz İranlı karaparacı bakanları rüşvete bağlamış diyoruz, Erdoğan 'İranlı'ya laf yok o hayırseverdir' diyor. İnkar ile gerçekler saptırılabilir ama bunun sonsuz olmadığı bugüne kadar görülmüştür.' ifadelerini kullandı.'MERAKIMIZ ERDOĞAN'IN HANGİ YÖNÜNÜ KAPATMAK İÇİN...'Bahçeli, 'Dün açıklanan resmi işsizlik oranının çift haneye bağlanması paralele bağlanmayacaksa kimsenin ağzına da alacağı yoktur. 5,5 milyonu aşan işsizlik Türkiye'nin tek göstergesidir. Amerika kıtasını alan almış satan satmıştır. Önemli olan kimin keşfettiği değil kimin çöreklendiğidir. Küba'nın bir dağın tepesinde bir cami gördüğünü söylemiştir ve oraya bir cami yakışacağını söylemiştir. Merakımız Erdoğan'ın hangi yönünü kapatmak için bunu kullanacağıdır. Atatürk'ün büstüne açan Küba'nın camiye itiraz edeceğini düşünmüyorum. Her zorlandığında başörtüsü, İmam Hatip liselerinin zor durumda olmasını dillendirmesi. Biz açlık var diyoruz , Erdoğan az durun cami yaptıracağız diyor.' dedi.MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:'HÜKÜMETİN EKONOMİLERİ ÇUVALLADI''Çorum'da evleri kül olan vatandaşlarımıza devlet elini uzatmalıdır. Bu vatandaşlarımız sahipsiz olduklarını hissetmesin. İnsanı merkeze almayan çatışma ortamı adil değildir. AK Parti'nin ekonomi politikaları çuvallamıştır. Vatandaşlar ekonomik sefalettin göbeğindedir. Her dört gençten biri işsizdir. Politikaların, sosyal güvenlik yasalarının temeline insan oturtulmalı. İnsan hayatı ve haysiyetini güvene almayan hiçbir iş yeri faydalı değildir.'SIKINTILAR HER GEÇEN GÜN ARTIYOR'AK Parti'nin politikalarında ise baştan beri insan yoktur. Milyonaların çığlıkları duyulmamış ve haklı çaresizliklerine çözüm bulunmamıştır. Sosyal ekonomik meseleler günden güne artmaktadır. çiftçinin şikayetçi olduğu bir ekonominin umut vermesi imkansızdır. Türkiye'nin neresi istikrardır. Hırsızlar, soyguncular, hainler istikrarlıdır.'DİĞER ÜLKELERİ ENAYİ YERİNE KOYDUĞUNU BİLMİYORDUK'Belki siyasal güçlerle her şey kapatılabilir ama bunun soznsuz olmayacağını binlerce kez gördük. Erdoğan 17-25 Aralık soruşturmayı darbe olarak gördüğü halde Türk halkı buna göz yumacak mıdır? Erdoğan'ın bizi kandırdığını biliyorduk ama diğer ülkeleri enayi yerine koyduğunu hiç bilmiyorduk. G-20 zirvesinde yolsuzluk stratejisini geliştirmek yerine gelin bir olalım. 17-25 Aralık üzerindeki ambargoyu kaldırın. Biz buradan sizin halinize ülkemiz adına açıdıkta siz hiç mi düşünmediniz.'BEDELLİ ASKERLİK ÇAĞRILARI CEVAPSIZ KALAMAZ'Bedelli konusunda lazım gelen desteği esirgemedik. Ancak değişik nedenlerden dolayı başvurular tahminlerin altında kaldı. İlke olarak askerliğin bir bedeli asla yoktur. Ancak askerlik çağını geçmiş yüz binlerce vatandaşın çağrısına ilgisiz kalmak çok makul da olmayacaktır. Bizim bedelli ile ilgili görüşlerimiz hiç değişmemiştir.TSK'nin ikaz ihtiyaç imkan ve kapasitesi belirleyici olmalı. Vatan savunmasını aksatacak moral çöküntüye sebep olacak gelişmelere izin verilmemelidir. TSK'nin caydırıcılık vasfının gölgelenmemesi lazım. Askerlik süresi savunma ihtiyacına göre yeniden belirlenmelidir.'Sondakika.com
'Türkiye'de 190 Bin Kişi Kölelik Koşullarında Çalıştırılıyor'
Avustralya merkezli insan hakları kuruluşu Walk Free tarafından yayımlanan 'Küresel Kölelik Endeksi'nde Türkiye 105'nci sırada yer aldı. 167 ülkenin yer aldığı raporda Türkiye'de 190 bin kadar kişinin kölelik koşullarında çalıştırıldığı öne sürüldü.Örgütün araştırması, modern dünyada 'köleliğin' hâlâ devam ettiğine işaret ediyor.Kuruluşun yayımladığı raporda, insan haklarına aykırı çalışma koşullarına gönderme yapılarak, dünya genelinde yaklaşık 36 milyon kişinin 'köle' olarak çalıştırıldığı belirtildi. Bu sayı, dünya nüfusunun bin'de beşine karşılık geliyor.
Bu Yaratıcılığa Şapka Çıkartılır Diyeceğiniz 13 Kartvizit
İnsanların iletişim bilgileri her ne kadar artık dijital dünyaya geçmiş olsa da bu demek değil ki geleneksel kartvizitler artık işe yaramıyor. Konu hatırlanmak ve akılda kalmak olunca firmalar yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar ve ortaya bu yaratıcı 'kartvizitler' çıkıyor.
Reklam
İşsizlik Yeniden Çift Hane
Ağustos ayında işsizlik yüzde 10,1 olarak gerçekleşti. İşsizlik en son geçtiğimiz şubat ayında çift haneyi görmüştü. İşsiz sayısı 2.9 milyonu aştı. Gençlerde işsizlik yüzde 18,9 oldu.
Doğum Sonrası Koca Şiddeti Spiker Kübra Eken'i Felç Etti
Gazeteci Kübra Eken doğum yaptıktan iki gün sonra beyin kanaması sonucunda felç kaldı. Eken, ifadesinde eşinin yumrukla kafasına vurduğunu ve bu yüzden beyin kanaması geçirdiğini söylediBaşarılı ekonomi gazetecisi Kübra Eken (30) doğum sonrası beyin kanamasına bağlı olarak felç geçirdi. Bilinci açılan Eken, ilk ifadesinde eşinden gördüğü şiddet sonucu beyin kanaması geçirdiğini söyledi. Eken, alfabedeki harfleri göstererek verdiği ilk ifadesinde eşinin başına yumrukla vurduğunu anlattı. Adli Tıp da darbı doğruladı. Bilgi Üniversitesi Psikoloji bölümünü bitiren Kübra Eken, İngiltere Bournemouth’da Uluslararası Gazetecilik dalında yüksek lisans yaptı. Beş dil bilen Eken, Londra’da Bloomberg TV’de işe başladı. Eken, 2010 yılında da Türkiye’de faaliyet gösteren bir televizyon kanalının Londra temsilciliğini üstlendi.Başarılı gazeteci Eken, 2011 yılında evlendikten sonra İstanbul’a yerleşti. Ancak Kübra’nın hayatı evlendikten sonra değişti. Kocasıyla sorunları olduğu için boşanmak isteyen Kübra hamile kalınca bu düşüncesinden vazgeçti. Sezaryanla bir kız çocuğu dünyaya getiren Kübra doğumdan iki gün sonra kocası Neptün Bülent Eken tarafından hastaneye kaldırıldı.İddiaya göre Eken herkese eşinin sezaryan sonucu beyin kanaması geçirdiğini söyledi. Kübra’nın annesi Nuran Yelkenci’nin anlatımlarına göre ise gerçek iki ay sonra ortaya çıktı. İddiaya göre, Kübra’yı ameliyat eden doktorun, Yelkenci ailesine, “Kızınız darp edilmiş, haberiniz yok mu?” demesi üzerine aile durumdan haberdar oldu. Doktorun hazırladığı darp raporu nedeniyle savcılık tarafından bir soruşturma yürütüldüğünü öğrenen aile hemen davaya müdahil oldu.‘Kafama vurdu’ dediYaklaşık 6 ay yoğun bakımda kalan Kübra bilinci kapalı olduğu için ilk duruşmada ifade veremedi. Doktorların “Yaşama ümidi çok az” dediği Kübra hayata tutundu ve bilinci açıldı. Yatağa mahkum olmasına rağmen ellerini kıpırdatmaya başlayan Kübra bir alfabe yardımıyla ailesiyle konuşmaya da başladı. Kübra ailesiyle yazışarak iletişim kurduğu alfabeyle duruşmaya katıldı ve yazarak ifade verdi.İlk olarak mahkeme başkanının, “Olay nasıl oldu” sorusuna cevap veren Kübra tek tek harflere dokunarak, “Kafama vurdu” yazdı. Hakimin, “Kim vurdu” sorusuna ise, “Neptün” yazan Kübra, “Neyle vurdu” sorusuna ise, “Yumrukla” cevabını verdi. Kübra daha önce darp edilip edilmediği sorusuna ise, “Hayır” cevabını verdi.Sanık koca Neptün Eken ise mahkemede verdiği ifadede suçlamaları kabul etmeyerek, “Mağdureyi darp etmem için hiçbir sebep yoktur” dedi.Epilepsi krizi savunmasıEşinin başka bir odada yattığını ve ara ara kendisine gidip baktığını anlatan Eken, “Çok başım ağrıyor hastaneye mi gitsek dedikten sonra saçlarından tutarak epilepsi krizi geçirir gibi titremeye ve kafasını sallamaya başladı. Ben hemen 112’yi aradım. Dilinin dönmemesi için sürekli dilini dışarı çıkarıyordum. Kübra’nın yanında bulunduğum sırada kafasını hiçbir yere çarptığını görmedim” dedi. Ancak Adli Tıp Kurumu, Kübra’nın darp sonucu felç kaldığını belirtti.‘Çocuğu kaçırıldı’Kardeşinin çocuğunu 7 aydır kucağına alamadığını söyleyen Kübra’nın ağabeyi Önder Yelkenci, mahkeme kararıyla haftada iki gün Kübra’nın çocuğunu görebilme hakkı olmasına rağmen çocuğun kaçırıldığını iddia etti. Psikologların Kübra’nın daha hızlı iyileşmesi için çocuğuna ihtiyacı olduğunu vurguladığını anlatan Önder Yelkenci, “Sistematik bir uzaklaştırma durumuna girdiler. Damadın kız kardeşi bana ‘Kübra çocuğu görmek istiyorsa ifadesini değiştirsin’” dedi.Damla Güler | Milliyet
Reklam
En Güzel Yılbaşı Hediyeleri
Kasım ayının ortalarına geldiğimiz şu günlerde, sevgilinize, anne ve babanıza, arkadaşlarınıza yılbaşı hediyesi olarak ne alacağınıza karar verdiniz mi? Eğer karar vermediyseniz ve ne alacağınız konusunda hala şüpheleriniz varsa, artık bunların hepsini geride bırakmanızın zamanı geldi. Sevdiklerinize kendilerini çok değerli hissettirecek yılbaşı hediyesi seçenekleri ile tanışmaya ve şimdiden onları nasıl mutlu edeceğinizi düşünmeye hazır olun.
Dünyanın En İlginç 10 Sinema Deneyimi
Moskova’dan  Güney Kore’ye, Finlandiya’dan Hindistan’a kadar dünyanın farklı köşelerinde bulunan sinemalar seyahat ederken görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor. Film festivallerinin ve yarışmalarının hızlandığı bu aylarda ziyaret ettiğiniz şehirlerde görmeniz gereken on sinema salonu.
Reklam
4 İlde Büyük Elektrik Kesintisi
Planlı elektrik kesintisi programı kapsamında İstanbul, Ankara, Bartın ve Karabük'te 19 Kasım'da elektrik kesintisi uygulanacak.İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ ile Başkent Elektrik  Dağıtım AŞ'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Ankara'nın Çankaya, Kazan,  Pursaklar, Sincan, Bartın'ın amasra, Merkez, Ulus, Karabük'ün Merkez, İstanbul'un  Kartal, Maltepe, Sancaktepe, Ataşehir, Şile ve Pendikilçelerine bağlı bazı  mahalle ve sokaklara belirli saatlerde enerji verilemeyecek. Milliyet
Reza Zarrab'ın İranlı Kuryesi Sadık: 'Ankara'ya Çok Defa Para Götürdüm'
Paranın miktarı hakkında bilgi vermeyen Muhammed Sadık, parayı kime verdiklerini hatırlamadığını söylediEski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan 'ın oğlu 'a Ankara'da teslim ettiği milyonlarla gündeme gelen Reza Zarrab 'ın İranlı kuryesi Muhammed Sadık olarak bilinen Mohammadsadegh Rastgar Shıshehgarkhaneh, tanık sıfatıyla 22 Ekim 2014 günü Meclis Soruşturma Komisyonu'nda ifade verdi. 'Rıza Sarraf benim patronum olur' diyen Sadık, 'Ben hergün bir çok yere görevli gidip gelirim. Müşterilere para getirip götürme işini yaparım. Ankara'ya çok defa para götürdüm' ifadelerini kullandı.Komisyonun, '30.08.2013 tarihinde Murat Öziş ile birlikte Ankara'ya sırt çantası ile 2 milyon Euro ve 1.5 milyon Türk lirası götürerek Ankara Royal 10. katta Salih Kaan Çağlayan'a verildiği' sorusuna, o tarihte Ankara'ya para götürdüklerini söyledi. Paranın miktarı hakkında bilgi vermeyen Sadık, parayı kime verdiklerini hatırlamadığını söyledi.Alınan bilgiye göre, Sadık'ın Meclis Soruşturma Komisyonu'na verdiği ifadesi şöyle:Bahsedilen tarihte hatırladığım kadarıyla Ankara'ya bir para götürmemiz söylendi. Murat ile yola çıktık. Havaalanında X-Ray cihazından geçtikten sonra çantaları açtılar. Zaten biz içinde para olduğunu ve paranın miktarını da söyledik. Polisler çantayı kapatıp bize teslim etti. Uçağa binip Ankara'ya vardık.Ancak bu bahsettiğimiz parayı kime verdiğimizi hatırlamıyorum. Esasında bakan oğlu olarak bilinen birisine biz para götürmedik. Bize bu şekilde bir isme teslim edin diye talimat verilmedi.Şuna da belirtmek istiyorum. Ben bakanın oğlunu tanımadığım halde polisler bana Emniyetin koridorunda bir resim gösterdiler bu resmi tanıyorum ve bu adama para götürdüm diyerek imza atmamı istediler. Hatta bunun için beni zorladılar. Ancak ben imza atmadım. 3 tane resim gösterdiler. Üçünü de tanımıyordum. Zaten ben Ankara'ya çok defa para götürdüm. Hatta çok az olmakla oradan altın getirdiğimizde olmuştur. Yabancı paraları yani dolar, Euro'yu çoğu zaman elden alıp getiriyorduk. Zira bankalar istenildiği zaman yabancı parayı zamanında temin edemiyorlar. Para tranferi 5-6 gün sürüyor. O yüzden müşteriler elden istiyor. Bu şekilde turistlere dahi elden para gönderiyoruz. Hatta öğrencilere de para gönderiyoruz. İrana ambargo konulduğu için bankalar aracılığıyla İran'dan gelen turistlere ve öğrencilere para çıkaramıyorlar. Ya da çok az çıkarabiliyorlar. Para transferi de yasak. Onun için biz elden veriyoruz. Bu paraları döviz büromuzdan veriyoruz.Soruşturma Komisyonu Sadık'a, '28.08.2013 tarihinde Vakko'dan 52 ya da 54 beden pantalon ya da kravat alması talımatının verildiği ve bunları Sarıyer'deki Hill Park Center'e götürmesi söylendiğine' ilişkin iddiaları da sordu.Sadık'ın ifadesi şöyle:'Rıza Sarraf benim patronum olur. Ben hergün bir çok yere görevli gidip gelirim. Müşterilere para getirip götürme işini yaparım. Bana şuraya şu adrese gidilecek şu para verilecek veya şu paket verilecek ya da emanet verilecek derler. Ben de alır götürürüm. Götürdüğüm emanetleri bazen kendim alırım bazen içinde ne olduğunu görürüm. Bazen de bilmem görmem. Bahsedilen adresi sanırım Ramazan bayramı münasebetiyle gittim. Adresi bizim şoförümüz olan Yücel'e sormuş olabilirim. Hatırladığım kadarıyla bayram çikolatası götürmüştüm. Aynı adrese daha önce de gittiğimi hatırlamıyorum.İstinye'deki adrese gittiğim zaman o adresi zor buldum. Şu an git deseler yine tam hatırlamıyorum. Siteye girdiğim zaman güvenlik görevlileri ile karşılaştım. Başı açık bir kadın geldi paketi ona verdim. Bayram olduğu için çikolata olduğunu tahmin ediyorum.Meclis Soruşturma Komisyonuna 24 Ekim 2014 günü ifade veren Rıza Sarraf'ın özel uçağının hostesi Zeynep Körükçü, 2012 yılından beri hostes olarak çalıştığını , yurt içi ve yurt dışı bir çok uçuş yaptıklarını söyledi. Uçağın, Saraf olmadığı zaman babası ve eşine tahsis edildiğini anlattı. ' Bana, bir yere veya birisine vermem için bana para ya da içinde para olan herhangi bir para olan herhangi bir çanta emanet edilmemiştir' dedi.Körükçü'nün ifadesi şöyle:Uçağa yolcular binerken çanta ve bavullarını yanlarına alarak binerler, genellikle kendisi olduğu zaman korumaları ve diğer yardımcıları bu görevi üstlenir, uçağa binenler istediği i yere oturur çantasını da istediği yere koyarlar.Biz buna pek müdahele etmeyiz. Telefon kayıtlarında belirtilen ve bana izah ettiğiniz şekilde bir yere veya birisine vermem için bana para ya da içinde para olan herhangi bir para olan herhangi bir çanta emanet edilmemiştir.Bugüne kadar da bana hiç bir yekilde bir çanta veya başka paket emanet edilipde şu kişiye ver denilmemiştir. ben sadece yolcuları uçağın içinde karşılıyorum ve bir hostesin yapması gereken hizmetleri yapıyorum. Bunun dışında bir görevim olmaıştır.Hiç kimse bir evrat, para, çanta veya başka bir paket teslim edipte bunu bildirilen adrese veya kişiye teslim et denmemiştir.'T24
Amerika'yı Kim Keşfetti?
1. Latin Amerika Müslüman Dini Liderler Zirvesi'nin kapanış konuşmasında hünkar hazretleri şöyle buyurdular: 'Amerika’yı Kolomb değil 1178’de Müslümanlar keşfetti. 1178'te Müslüman denizciler Amerika kıtasına ulaşmıştı.' Hünkar hazretlerinin iddiası üzerine bir şey söylemek mümkün değil ama Google'da bir araştırma yapınca bu iddianın 'ummah.com', 'islamicbulletin' gibi sitelerde yer aldığını görüyoruz. Bu sitelerde yer alan iddia ise şu: 'Çin'e ait Sung dökümanlarına göre müslüman denizciler Mulan-Pi isimli bir yere gittiler' (Kaynak:Islamic Bulletin) Mulan-Pi 'Moğol derili' anlamına geliyor. Bu sitelere göre bu kelimeyle kastedilen Amerika. Halbuki tarihçilere göre Mulan-Pi İspanya'dan başka bir yer değil. Zaten o devirde yaşayan müslümanların okyanusu aşabilecek gemisi olmadığı gibi, Atlantik okyanusunu aşsalar bile geri dönmeleri mümkün değil. Rüzgar yollarını ve akıntıları bilmiyorlar.  Biz yine de hazır konusu açılmışken Kolomb öncesi Amerika'ya gidip geldiği iddia edilenlerin bir listesini yapalım dedik, neticede bereketli konu, herkes fikir sahibi olsun.
Reklam
Reklam
Kıtalararası Maraton Yarın Koşulacak
İki kıta arasında gerçekleştirilen en önemli yarış olan 36. Vodafone İstanbul Maratonu yarın koşulacak.İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor AŞ tarafından gerçekleştirilen organizasyonda maratonun yanı sıra 10 ve 15 kilometre yarışlarıyla, halk yürüyüşü de yapılacak. Bu yıl 36'ncısı düzenlenecek maratonun en yüksek atlet kaydına ulaşıldığı, bu sayının 25 bini aşması beklendiği bildirildi.Önceki senelere oranla katılımda önemli bir artışın olduğu organizasyonda en yüksek artış bu maratonda oldu. 2012'de 3 bin 838, 2013'te 4 bin 229 kayıtlı maraton koşucusu yarışırken, 36. Vodafone İstanbul Maratonu öncesinde bu sayı 3 senede yaklaşık yüzde 31 artış göstererek 5 bin 538'e yükseldi. Organizasyon, 2012 yılında Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) tarafından 'Altın Kategori' unvanına layık görülmüştü.36. Vodafone İstanbul Maratonu'na geçen yıl 97 ülkeden sporcular mücadele ederken, bu yıl ise 118 farklı ülkeden sporcular kayıt yaptırdı.2 bin 500 gönüllü görev yapacakOrganizasyonda gönüllüler de katılımcılara yardımcı olacak.Maraton boyunca 2 bin 500 gönüllü, atletlerin yanı sıra antrenör ve seyircilere çeşitli konularda destek verecek.Yeşil maratonBu yıl 36'ncısı yapılacak maratonda çevreci bir anlayışla koşulacak.Proje kapsamında Maraton Hatıra Ormanı oluşturulması planlanırken, 118 farklı ülkeye mensup sporcular kendi ülkelerine özgü fidanları bu orman için getirecek.Maraton sırasında ayrıca çevreci ürünlerin kullanımına dikkat edilecek.İki sloganlı organizasyon36. organizasyon iki slogan üzerinden gerçekleştirilecek.'İstanbul Aşkına Koş' sloganıyla katılımcılar davet edilirken, '#birsebebivar' sloganı da organizasyonda kullanılacak.Organizasyonun en önemli koşusu yine maraton olacak36. Vodafone İstanbul Maratonu'nun bu yılki en önemli koşusu yine 42 kilometre 195 metrelik yarış olacak.Boğaziçi Köprüsü'nün gişelerinin yaklaşık 300 metre gerisinden saat 09.00'da başlayacak maratonda atletler, köprüyü geçtikten sonra Beşiktaş sapağından ayrılarak Barbaros Bulvarı'ndan Beşiktaş'a inerek sahil yolunu izleyip Karaköy'e ulaşacak. Galata Köprüsü'nden sonra Eyüp'e yönelecek maratoncular, Feshane'den sonra dönüş yaparak Unkapanı üzerinden Yenikapı'ya inecek. Bakırköy'den yapılacak dönüşle sahilden Gülhane Parkı'na kadar uzanan parkur, parkın içinden geçerek Sultanahmet'e çıkacak. Atletler, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının toplantı ve spor merkezi olan 'At Meydanı'nda, Sultanahmet Camisi'nin giriş kapısı ile Mısır Dikilitaşı'nın arasında yarışı tamamlayacak.ÖdüllerMaratonu kazanacak kadın ve erkek sporcular 50'şer bin dolar para ödülünün sahibi olacak. Bu yarışta ikincilere 25'er, üçüncülere 15'er, dördüncülere 10'ar ve beşincilere 8'er bin dolar ödül verilecek.Koşuda Türk sporcular arasında ilk sırada yer alacak atletler 20'şer bin dolar para ödülü kazanacak. Bu kategoride ikinci Türk atletler 10'ar bin ve üçüncüler de 5'er bin dolar alacak.15 Kilometre KoşuOrganizasyonun diğer yarışı olan 15 Kilometre Koşusu ise maratonun başladığı yerden saat 09.00'da start alacak.Atletler, maratona katılanların yolunu takip ederek Karaköy'e ulaşacak. Buradan Unkapanı Köprüsü'nün altından Balat'ta bulunan Rum Kilisesi'nin önünden geçecek yarışmacılar, Yusuf Şücaattin Anbari Camisi önünden yapılacak dönüşle birlikte maraton güzergahından ayrılacak. Sahilden devam eden yarış Eminönü'nde İstanbul Ticaret Üniversitesi önünde son bulacak.15 Kilometre Yarışı'nda kadınlar ve erkeklerde toplam 18 bin dolar para ödülü verilecek.10 Kilometre KoşuOrganizasyon kapsamındaki 10 Kilometre Koşu, maraton çıkışının yaklaşık 250 metre gerisinden, saat 09.10'da start alacak.Bu yarışa katılacak atletler, köprüyü geçtikten sonra Beşiktaş sapağından ayrılarak, Barbaros Bulvarı'ndan Beşiktaş'a inecek.Atletler, yapımı süren Vodafone Arena'nın önünden devam ederek Fındıklı, Tophane, Galata Köprüsü istikametini izleyecek. Bu koşu da Eminönü'nde bulunan İstanbul Ticaret Üniversitesi önünde bitecek.Halk YürüyüşüOrganizasyonda en renkli görüntülerin oluştuğu ve en yüksek katılımın olduğu Halk Yürüyüşü de aynı gün yapılacak.Anadolu Yakası'nda Altunizade Köprüsü'nün altından saat 09.30'da başlayacak 8 kilometrelik yürüyüşü katılımcılar, Avrupa yakasında Dolmabahçe'de tamamlayacak.Etkinliğe katılacaklar, Taksim Divan Pastanesi önünden ve Mecidiyeköy Metro İstasyonu karşı caddesinden 07.00- 08.00 saatleri arasında kalkacak İETT otobüsleriyle Altunizade Köprüsü'ne gidebilecek.Milliyet
Latin Sinemasından En İzlenesi 50 Nadide Eser
Brezilya'nın 1960'lı yıllarda başlayan ve 80'li yıllarda giderek tırmanan ve halen dünyanın en tehlikeli yerlerinden birisini oluşturmasının hikayesidir.Bu şehrin hikayesini anlatabilmek için şehirde yaşayan birçok insanın hayatları, bu karakterlerden biri olan Buscape'in gözünden anlatılmaktadır. Küçük, fakir ve zenci bir çocuk olan Buscape hem çok sağlıksızdır hem de çok korkmuştur. Hem diğerleri gibi suçlu biri haline gelmekten korkmakta hem de az maaşlı bir işle yetinemeyecek kadar da akıllı olduğunu bilmektedir. Oldukça vahşi bir ortamda yetişen bu çocuğa talih hiç gülmemiştir ancak gerçekleri başka bir gözle görebileceğinin farkına varmıştır.http://www.imdb.com/title/tt0317248/
Kubbeleri Sıvayla Kaplanan Külliyeden, Kazıdıkça Şaheser Çıktı
Bursa’da 12 türbenin bulunduğu Muradiye Külliyesi’nin, 150 yıl önce yapılan onarımda sıvayla kaplanan kubbeleri kazındıkça her biri bir sanat şaheseri olan kubbe işlemeleri ortaya çıktı.UNESCO’nun Dünya Mirası listesine aldığı eserlerden önemli bölümünü oluşturan Muradiye Külliyesi’nde iki yıl önce restorasyon çalışmaları başlatıldı. Altı asırlık külliyenin 150 yıl önce Fransız bir mimar tarafından yapılan onarımda sıvayla kaplanan üzerine Barok tarzı desenler konulan kubbelerindeki sıvalar kazınarak altındaki eserlere ulaşıldı.Bursa Kalesi’nin kuzey batı eteklerinde, Sultan İkinci Murad tarafından inşa ettirilen ve bulunduğu semte de adını veren külliye; cami, medrese, hamam, imaret, çeşme ve türbelerin bulunduğu yapılar topluluğundan oluşuyor. Muradiye Külliyesi, 1425 Mayıs ayında başlanıp 1426 Kasım ayında bitirilen caminin önüne 1451 yılında vefat eden İkinci Murat’ın türbesi inşa edilmesiyle oluşmaya başladı. Bu türbenin civarına daha sonra birçok şehzade ve saray mensubunun da gömülmesiyle caminin haziresi hanedan kabristanı haline geldi.Külliyede, Sultan II’nci Murat’ın eşi Fatih Sultan Mehmet’in annesi Hüma Hatun, Fatih Sultan Mehmet’in ebesi Gülbahar Hatun, Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan, Fatih Sultan Mehmet’in eşi Gülşah Hatun, Sultan II. Beyazıt’ın oğulları Şehzade Ahmet ve Şehzade Mahmut, Sultan II. Beyazıt’ın eşleri Gülruh Hatun, Şirin Hatun, gelini Mükrime Hatun ve Muhteşem Yüzyıl dizisiyle gündeme gelen Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’nın türbeleri yer alıyor.Külliyedeki eserler günümüze ulaşıncaya kadar hem doğal afetlerden, hem de insanların yaptıkları uygulamalardan zarar gördü. 1855 yılındaki Bursa depreminde zarar gören Yeşil Türbe ve Külliye için dönemin valisi Ahmet Vefik Paşa’nın önerisi üzerine Fransız Mimar Leon Parville Bursa’ya davet edildi. Parville’nin yürüttüğü restorasyon çalışmaları 1864-1867 yılları arasında yapıldı ve Parville buradaki çalışmalarını 1874 yılında ‘Doğu Mimarisi’ adlı kitapta topladı. Parville, depremden zarar gören bu tarihi yapıları yıkılmaktan kurtarırken, içlerinde yaptığı restorasyonla bir dönemin izlerinin silinmesine neden oldu. 15′nci yüzyıldan kalan kalem işlerinin üzerini sıva ile kaplayan Parville, dönemin modasına uygun olarak, Osmanlı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Barok desenler çizdirdi.İki yıl önce restorasyon öncesi inceleme yapan uzmanlar, ipuçlarına rastladıkları kalem işlerine sıvayı kazdıkça ulaştı. Durum anıtlar kuruluna bildirildi. Anıtlar Kurulu da Barok desenlerden birer kesit bırakılmak kaydıyla kimileri altın varaklı kalem işlerinin restorasyonuna izin verdi. Uzmanlar iki yıl aralıksız süren çalışmalar sonucu muhteşem kalem işi kubbeleri ilk günkü haline getirdi. Çalışmalarda sadece tavanlar değil, dış yapı taşları arasındaki çimento kalıntılarından, Kündekari denilen ve çivi kullanılmadan birbirlerine geçme yapılan ahşap kapılara, çatılara kadar tüm bölümler elden geçirildi. 8 türbesinin onarımı tamamlanan Külliye 6 ay içinde de ziyarete açılacak.Büyükşehir Belediye Başkanı AKP’li Recep Altepe Bursa’nın bir çok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirterek, “Osmanlı cihan imparatorluğunun çıktığı ilk topraklar burası. Bursa Osmanlı’yı kuran şehir. Bursa’nın ‘Topkapı’sı da Muradiye Külliyesi. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedinceye kadar 6 sultanın kabri Bursa’da yapıldı. Külliyedeki her bir türbe, Yeşil Türbe kadar dikkat çekici birer sanat eseri” dedi. DHA
Türkiye'nin Yeni Logosundaki 8 Motife Listevari.com Farkıyla Bir Daha Bak..
Türk sanayini yurt dışında üst düzeyde temsil etmek ve 'Türk Malı' algısını yükseltmek amacıyla Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin koordinasyonu ile gerçekleştirilen  'Türkiye Markası'nın lansmanı geçtiğimiz günlerde yapildi.Saffron Danışmanlık tarafından tasarlanan logoda, Türklerin tarihte kilim, halı, el sanatları, mimari gibi alanlarda kullandıkları kültürel motiflerden esinlenildi ve onlara çağdaş anlamlar yüklendi. Buna göre logoyu oluşturan 8 motif; yükselişi, sinerjiyi, dünyayı, buluşmayı, doğu ve batıyı, inovasyonu, birlikteliği ve harmoniyi simgeliyor.İlk bakışta herkes tarafından anlaşılacak ve gerçekten Türkiye'yi temsil edecek, her sektör, ürün ve hizmet için kullanılabilecek bir slogan oluşturulma sürecinde yoğun bir çalışma ortaya koyuldu ve bu çabaların sonucunda yeni logo ve'Turkey, Discover the Potential' sloganı ortaya çıktı.Listevari.com ekibi olarak biz logoyu çok beğendik ve emeğe saygımız sonsuz.Fakat biz de kendi yorumumuzu katmadan edemedik..İşte logonun 8 anlamı;
Reklam