onedio
Honda Cx500 Cafe Racer
‘Plastik kurt’ adıyla anılan Honda CX500 transformasyonu çok etkileyici olmuş. Alman custom motosiklet atölyesi Kingston Custom’nin sahibi Dirk Oehlerking’in yarattığı motosiklet arzu listeme girdi. 70′lere ait olan bir motoru 2014 yılının mantalitesi, teknolojisi ve vizyonuyla buluşturduğunuzda sonuç böyle etkileyici olmuş! Motoru tamamen plastik parçalarından arındıran Dirk, makinenin üzerinde açılmamış, sıkılmamış vida bırakmamış. Motosikletin V-twin motor sıcağa duyarlı boya ile ve manifold da termal bantla kaplanmış. Başka markaların kullandığı bir çok parça eklenmiş; bunların arasında Haley Davidson’dan egzoz, Yamaha XT600′den ayaklıklar, Fehling gidon, Bates far ve Avon lastikler bulunuyor. Boya olarak da altın sarısı seçilmiş ve çok da iyi olmuş! Sizce nasıl olmuş?
'Fantastik Dörtlü'nün Kadrosu Kesinleşti
Hikayeyi baştan anlatacak olan yeni 'Fantastik Dörtlü' filminin ana kadrosu belirlenmeye başladı Marvel Comics çizgi romanlarının en bilinenlerinden 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four', 2005’de 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four' filmi ve peşinden 2007’de 'Fantastik Dörtlü: Gümüş Sörfçü'nün Yükselişi / Fantastic 4: Rise of the Silver Surfer' devam filmiyle sinema yolculuğuna başlamıştı. Ancak 2015 için hazırlanan yeni Fantastik Dörtlü uyarlaması, hikayeyi başka bir açıdan, yeni yüzlerle anlatacak. Fox'un yapımını üstlendiği yeni uyarlamanın kilit dörtlüsünü 'House of Cards' ve 'American Horror Story' dizilerinde yer alan Kate Mara, 'Doğaüstü / Chronicle' ve 'Son Durak / Fruitvale Station' filmlerinin başrolü Michael B Jordan, 'Mutluluğun Peşinde / Rabbit Hole' filminin Jason'ı Miles Teller ve 'King Kong'un Jimmy'si Jamie Bell canlandıracak. Mara, Görünmez Kadın Sue Storm'u, Jordan, Meşale Johnny'yi, Teller grup lideri Reid Richards'ı ve Bell de taş adam Ben Grimm'i beyazperdeye taşıyacak. Filmin kötü adamı Dr. Doom'u canlandıracak isim için oyuncu seçmeleri fala devam ediyor. Kadroya dahil olduğunu hayranlarına resmi Twitter hesabından duyuran Kate Mara, 'Harika hissediyorum' diye açıkladı. Filmin senaryosunu 'X-Men: Geçmiş Günler Gelecek / X-Men: Days of the Future Past'in senaristi Simon Kinberg ile birlikte yazan Josh Trank filmin yönetmenliğini de üstlenecek. Filmin 19 Haziran 2015 tarihinde vizyona girmesi bekleniyor. 2005 yılında çekilen ilk 'Fantastik Dörtlü / Fantastic Four' filminde kilit kadroyu Reid Richards olarak Ioan Gruffudd, Sue Storm rolünde Altın Küre adayı Jessica Alba, 'Kaptan Amerika'yı canlandıran Chris Evans ve Altın Küre ödüllü Michael Chiklis oluşturmuştu. Film izleyiciler tarafından pek beğenilmemiş ve bütçesini zar zor çıkarabilmişti. Milliyet Sanat
KPSS'ye Hazırlananlara Altın Değerinde Öneriler...
Milyonlarca adayın gireceği KPSS'ye  az bir sürenin kalması ile birlikte tüm adayların heyecanı artmaya başladı. Yarış son düzlükte kazanılır söyleminden de ilham alarak neredeyse tüm adaylar hazırlıklarını bu dönemlerde üst düzeye çıkardılar.Peki bundan sonraki süreçte eksikleri kapatmak için ne gibi bir yol izlemek lazım?Bu soru hemen hemen herkesin kafasında büyük bir yer işgal ediyor. Öyle ki çoğu kişi eksiklerinden ziyade en iyi oldukları konulara çalışarak boşa zaman harcıyorlar.KPSS test tekniğine dayalı sınavdır. Bu sınavlarda başarılı olmak test çözme becerisi kazanmayı gerektirir. Çünkü bu sınava müracaat eden aday sayısı her yıl artmakta kontenjanlarda sınırlı kalmaktadır. Yani kazanmak her yıl bir önceki yıla göre daha da güçleşmektedir. Bu güçlüğün üstesinden gelmek için adayın sınav süresince yaptığı netlerin yüksek olması gerekir. Test tekniğine dayalı sınavlarda başarısızlığın nedeni genellikle bilgi eksikliğinden değil, sorulara yaklaşım tarzından veya soru sitiline aşina olmamaktan kaynaklanır. Test tecrübesi sınav sonucunu etkileyen en önemli etkenlerdendir. Test çözme tekniğini iyi bilmek istenen sonucun alınmasını büyük oranda sağlayacaktır. Sınavdan önce çözülen yüzlerce hatta binlerce sorunun oluşturduğu bilgi birikimi adayın sınavda başarılı olmasını sağlar. Çünkü çözülen her soru gerçek sınav öncesi adaya tecrübe kazandıracaktır. Aday bu bilgi birikimiyle sorulara nasıl yaklaşacağını ve soruları nasıl çözeceğini, hangi yolları kullanacağını , ne kadar süre ayıracağını ve nelere dikkat edeceğini öğrenir. KPSS sorularının özellikle yoruma dayalı olması yani bilgiden ziyade öğrencinin bilgi birikimini kullanmayı ölçen nitelikte olması tecrübeli olmayı ön plana çıkarmaktadır. Tecrübe ise çözülen soru miktarıyla ölçülür. KPSS'de başarılı olmayı hedefleyen adayın test çözerken “bir sorudan ne çıkar canım” diyerek o soruyu yok sayması en büyük hatadır. Çözülen her bir soru tipi aday için bir avantajdır. Sınava hazırlanan adayın çözemediği her sorunun doğru cevabını öğrenmesi gerekir. Test Çözme Becerinizi Arttırın: Bir konuyla ilgili soruları çözmeden önce o konuyu iyi öğrenmelisiniz. Soru çözerek de öğrenip öğrenmediğinizi kontrol etmiş olursunuz. Amaç KPSS’de başarılı olmak ise KPSS niteliğine uygun sorular çözmelisiniz. Soruları kendinize zaman tanıyarak çözün. Çünkü gerçek sınav sadece bilginizi değil bilgi kullanma hızınızı da ölçmektedir. Bu yüzden 120 soru için 120 dakika süre tanınmaktadır. Her sorunun size sınavda sorulabileceğini düşünerek yanıtlamaya çalışın.Çözemediğiniz veya yanlış çözdüğünüz sorunun mutlaka doğru çözümünü öğrenin. Soruyu çok fazla okuyarak zihninizi karıştırmayın. Soruyu çözmenizi sağlayacak soru metninde yer alan önemli kelimelerin altını çizin. Her gün belirli miktarda soru çözmeye çalışın. Soru çözmek sizde bir alışkanlık olsun. Soru kökünü ve soru paragrafını anlamadan şıkları okumaya başlamayın. Önce size verilenleri ve sizden istenenleri iyi belirleyin. Bu sizin cevabı daha kısa sürede ve daha doğru bir şekilde bulmanızı sağlayacaktır. ŞIKLARIN HEPSİNİ OKUYUNUZBütün şıkları okumadan doğru olduğuna inandığınız şıkkı işaretlemeyin. Çünkü bazı sorular sizden en doğru cevabı bulmanızı ister. İki cevap da birbirine benziyorsa, cevap, büyük ihtimalle ikisi de değildir. İki şık birbirinin zıttaysa, bunlardan biri doğrudur. Yanlış olduğuna kesin emin olmadıkça, ilk tahminde bulunduğunuz cevabınızı değiştirmeyin.Doğru çözdüğünüzden emin olmadığınız soru ve sorular varsa o soruya hemen değil de birkaç tane soru çözdükten sonra bakın. Yanlış çözdüğünüz sorulardan ötürü ümidinizi kaybedip karamsarlığa düşmeyin. Çünkü her yanlış çözdüğünüz soru şayet doğru çözümünü öğrenirseniz sizin için bir kazançtır. Çözemediğiniz soruları düşünerek stres yapmayın. Her öğrencinin çözemeyeceği sorular mutlaka çıkar.Uzun paragraftan oluşan soruları,  “uzun soru zordur” yargısında bulunarak o soruyu okumadan geçmeyin. Paragraf sorularının en önemli özelliği cevabının paragrafın içinde gizli olmasıdır. Paragraf sorularında önce soru kökünü okursanız paragrafı daha kolay ve kısa sürede anlarsınız. Bu ise soruyu daha çabuk çözeceğiniz anlamına gelir. Doğru cevaba daha kısa sürede ulaşmak istiyorsanız yanlış olduğuna inandığınız şıkları hemen eleyin. Kalan şıklar üzerine düşünün.NOT TUTMANIN FAYDASISayısal sorularda işlemleri mutlaka kaleminizi kullanarak yapın. Not tutmanın faydası derse olan ilgiyi artırmasıdır. Böylece, dinlerken dikkatin uzun süre diri kalması sağlanmış olur. Alınan notlar, yazanın kaleminden çıktığı için bilgi yazanın malı haline gelmiştir. Bu notlar tekrar edilerek yabancılık çekilmeyeceğinden, bir başka deyişle sizin ürününüz olacağından daha kalıcı olacaktır. Unutmayın ki beyniniz size ait olan kavramlara, cümlelere aşinadır. Not tutarken kağıt konusunda cömert davranın. Ufak kağıtlara, mikroskop yardımıyla okunacak yazılarla not almayın. Bu durum hem ders çalışma arzunuzu yok eder (estetik açıdan) hem de göz sağlığınız açısından sizin için zararlı olur. Ayrıca not tutarken kağıdın alt, üst ve yanlarında boşluk bırakınız. Bunun ne faydası olacak derseniz, not alırken sizin aklınıza gelen örnekleri, cümleleri, soruları buralara yazabilirsiniz. Bütün bunların yanında renkli kağıtlardan, renkli kalemlerden yararlanırsanız, çalıştığınız dersten zevk alabilirsiniz. Kısaca ders çalışmayı bir zevk haline getirebilirsiniz. Yazdığınız notların belli soruları yanıtlar nitelikte olması oldukça önemlidir. Böylece alınan notlar fonksiyonel olma özelliği taşır. 'Kim', 'nerede', 'ne zaman', 'nasıl', 'niçin', 'ne' gibi sorulara yanıt verecek şekilde olmalıdır alınan notlar. Size en önemli önerimiz mutlaka kendiniz için kısaltmalar yapın. Bu uygulama zaman kaybını engelleyecek ve hızlı bir şekilde not tutmanızı sağlayacaktır. Kendinize ait şifrelemelere başvurun. Belli kelimeleri anlayacağınız şekilde kısaltarak yazın ('örneğin' yerine 'ör.', 'bununla birlikte' yerine '+', 'aynı anlamda' yerine '=' gibi). Ayrıca önemli olan kavramların, can alıcı noktaların altını çizebilir ya da bunların yanına yıldız gibi çeşitli işaretler koyabilirsiniz. Yazı karakterini farklılaştırarak da (italik yazma ya da büyük harfleri kullanma gibi) dikkati bu cümleler ve kavramlar üzerinde yoğunlaştırabilirsiniz. Not tutarken karşılaştığınız ve anlamını bilmediğiniz kavramların ne olduğunu öğrenip o kelimeleri sık sık kullanarak hafızanıza yerleştirmeye gayret ediniz.
E-Ticaret Girişimim Olsun Diyenlerin Takip Etmesi Gereken 20 Kişi
Daha önceden girişimcilerin takip etmesi gereken hesapları paylaşmıştık. Ben e-ticaret'e atılacağım, diyorsanız bu hesapları da takip etmekte yarar var çünkü internet dünyası, ödeme sistemleri, dijital alışveriş üzerine deneyimlerini, etraflarındaki girişimclerin hatalarını paylaşıyorlar, bu sayede hata yapma olasılığınız azalıyor.
Ünlü Yüzler 19. Yüzyıl Askeri Portreleriyle Birleşti
Sanatçı  Steve Payne tarafından yapılan bu eğlenceli photoshop çalışmasında tanıdık simalar İngiliz portre sanatçısı  George Dawe tarafından yapılmış portrelere entegre edilmiş. Eski ve yeni unsurları harmanlamak için bazı fırça darbelerine (digital) ve altın bir çerçeveye ihtiyaç duyulmuş.
Reklam
Yerli Elektrikli Otomobil Onlara Emanet
Ankaralı firma tarafından geliştirilen 2 yerli elektrikli otomobili Mercedes, Peugeot ve Volkswagen'in bazı modellerinde imzası bulunan Murat Günak tasarlayacak. TÜBİTAK'ın çağrısını yaptığı Türk malı elektrikli araç üretimi için 100 milyon liralık Ar-Ge desteği kapsamında finale kalan 6 projeden ikisi Ankaralı firma tarafından geliştirildi. 'Etox' adı verilen araçları tasarlayacak olan Murat Günak, AA muhabirine, yaklaşık 30 yıldır otomobil tasarladığını belirterek, son dönemde Mercedes grubunda görev aldığını, 2002'den beri sadece elektrikli araba üzerine çalıştığını dile getirdi. Elektrikli otomobilin geleceğine inandığını, bu yüzden bütün gücünü bu alanda harcadığını anlatan Günak, 'Türkiye'ye elektrikli otomobil kazandırmak istiyoruz ama sadece elektrikli araba yetmez çünkü insanların beğenmesi lazım. Biz bir marka kuracağız. Marka kurmadan insanlar bu arabayı beğenmezse, teknik açıdan ne kadar iyi olursa olsun, anlamı olmaz. Teknikle tasarımı bir araya getirip, çok güzel bir araba yapmak istiyoruz' ifadesini kullandı. Projeyi tamamlayıp üretime başlamalarının 2 ya da 3 yılı bulacağını aktaran Günak, 'Aklımda şahane bir tasarım var ama üzerinde çalışmak lazım. Şu anda her araba dinamik olmaya çalışıyor. Bizim arabamız da sportif ve dinamik olacak ama arabamız spor değil, ekonomik olacak' dedi. 'Aile bütçesi için çok iyi olacak' Projeyi geliştiren firmanın sahibi Ercan Malkoç ise elektrikli otomobillerin birkaç yıllık geçmişi olduğunu söyledi. 'Bu yüzden elektrikli otomobil, Türkiye için büyük fırsat ve büyük enerji olacak' diyen Malkoç, 4 prototip otomobil ürettiklerini vurguladı. Elektrikli araçların her şeyden önce çevre dostu olduğuna, yakıt tüketimi açısından önemli tasarruf sağladığına dikkati çeken Malkoç, 'Türkiye'de insanların maaşının 4'te biri yakıta gidiyor. İnsanlar şehir içinde ortalama 70-80 kilometre yol yapıyor. O da bence 'ekonomi ve aile bütçesi için çok iyi olacak' diye düşünüyorum. Şu an ürettiğimiz prototip 100 kilometrede 2 lira yakıyor. Bir insan günde 70 kilometre yol yapıyorsa 3 gün sadece 3 lirayla işine gidip gelebilecek' değerlendirmesinde bulundu. Malkoç, araçlarının satışının yıl sonuna doğru başlayacağını kaydederek, TÜBİTAK'ın nihai değerlendirme toplantısına kalan 6 firmanın desteklenmesi gerektiğini, Murat Günak'ın kendilerine çok değer katan, önemli bir kişi olduğunu dile getirdi. 'Araçlar hafif olmalı' İngiliz Otomobil Firması Lotus'un Küresel Ticari Başkanı Martin Elbs de projeyi kazanmaları halinde Malkoçlar firması işbirliğiyle Türkiye'de güçlü bir ekip kurmak istediklerini ifade etti. Elbs, Lotus için spor ya da elektrikli araba yapmanın birbirine çok benzediğine işaret ederek, 'Spor araba, ne kadar hafif olursa o kadar süratli gider. Elektrikli arabanın hafif olması da pil gücünün daha verimli kullanılmasını sağlar. Onun için pek fark yok. Lotus alüminyumla çalıştığı için hafif araba yapmayı çok iyi biliyor' diye konuştu.veeknoloji
Anket Doldur Para Kazan Gibi İşlerden Uzak Durun
Bu yazımızda anket doldurarak para kazanılır mı? konusunu incelemek istiyoruz. Anket doldurarak para kazanmak kısa bir zaman öncesine kadar büyük bir yalandan farksızdı şimdileri ise orta halli bir çalışma ile çok küçük boyutta bir gelir, yüksek bir çalışma ile azda olsa bir gelir kazanabileceğiniz duruma geldi! Yanlış anlaşılmasın sakın anket doldurarak para kazanabileceğinizi hala daha düşünmüyorum. Çünkü anket ile yoğun bir çalışma sonucu kazanacağınız 3-5 kuruş para sayılmaz. Anket kitabı almak ise tam bir fiyasko! Ama derseniz ki yok ben sadece vakit geçirmek amacındayım o zaman gününüzü facebook yerine anket sitesine giriş yaparak değerlendirirseniz çok az da olsa bir şeyler kazanırsınız. Anket doldurarak para kazanmak yerine network marketing seçeneğini seçmemizin nedeni ise; Kazancınız arasında dağlar kadar fark olduğunu saymazsak ( ki bizim için en önemli etkenlerden biri sanırım para kazanma mevzusu) Anket doldurarak para kazanmak için sürekli bu işi yapmanız gerekecek yani her zaman çalışırsanız kazanırsınız (tabii ki kazanç sayılırsa). Network marketing işinde ise bir sene güzel bir emek vermeniz durumunda işinizi biraz daha indirgeyebilirsiniz. Bir kaç sene sonra çok daha az çalışarak çok daha fazla para kazanma ve daha bir çok imkana sahip olabiliyorsunuz. Anket doldurarak küçük kazançlar elde ederken Network sisteminde hem ürün satışı hem ekip kazançları gerçekte yaptığınız işten daha fazla kazanmanıza olanak sağlıyor. Network işini ciddiye alıp başarıya ulaşan ve gerçekte yaptığı işi bırakıp full time network işi yapmaya başlayan birçok kişi olduğuna emin olabilirsiniz.
Reklam
Gazze'de Balıkçı Ağına Takılan Apollo Heykeli Kayıplara Karıştı
Gazze'de geçtiğimiz yaz bir balıkçının ağına takılan 2 bin 500 yıllık, paha biçilemeyen ve Yunan şiir ve aşk tanrısı Apollo'yu betimlediği düşünülen bronz heykel kısa süre eBay'de görülmesinin ardından ortadan kayboldu. Cevdet Ebu Gurab eskiden inşaat işçisiydi. Ama 2007'de İsrail'in Gazze Şeridi'ne inşaat malzemeleri sokulmasını sınırlandırmasından sonra, o da babası gibi balıkçılık yapmaya başladı. Cevdet'in küçük bir sandalı var. Bu yüzden asla çok uzaklara açılmıyor. Hep küçük balık avlıyor. O gün Cevdet'in amcası da kendisiyle balığa çıkmış, ama kıyıya erken dönmüş. Cevdet ise avlanmaya devam etmiş. 'Küçük sandalım ve küreğimle denizde yapayalnızdım. Saatlerce bekledim. Denizin derinliklerinde kaderin bana ne sürprizler hazırladığını hayal bile edemezdim.' diyor. 'Bazen dalgalar denizin dibini karıştırırlar. Küçük balıklar da yemek aramak için oraya giderler. Balıkların kıyıdan 100 metre kadar açıktaki bir noktada toplanmaya başladıklarını gördüm. Oraya doğru kürek çekmeye başladım ve denizin dibinde bir insan bedeni gördüm. Bedeninin yarısı kumun altında kalmıştı.' Cevdet ilk anda bu gördüğü manzara karşısında ürkmüş. Suya uzun uzun bakmış ama adamın yüzünü tanımamış. Sonra dalınca ve bedene dokununca bunun 'taş gibi' olduğunu fark etmiş. 'Hareket ettirmeye çalıştım, heykel olduğundan emin olmak için. Ama çok ağırdı.' diyor. 'Altın rengindeydi, altın bir heykel bulduğumu sandım.' Cevdet, yeri işaretlemiş ve akrabalarını yardıma çağırmak için kıyıya çıkmış. Bir süre sonra hep birlikte geri dönmüşler, denize dalmışlar. Heykel yaklaşık dört metre derinlikte duruyormuş. 'Heykeli bir iki metre hareket ettiriyor, sonra suyun yüzeyine çıkıp, nefes alıp, tekrar dalıyorduk.' diyor. Dört saat uğraştıktan sonra heykeli suyun dışına çıkarmayı başarmışlar. Bunun çıplak bir insan heykeli olduğunu görmüşler. Bir at arabasına yükleyip, Cevdet'in evine götürmüşler. Cevdet, 'Karım çırılçıplak heykelin salonun ortasında öylece durduğunu görünce yüzünü kapadı. Üzerini örtmem için yalvardı.' diye anlatıyor gülerek. Cevdet'in amcası Atıf, heykeli birkaç parçaya bölüp, parçaları ayrı ayrı satmayı önermiş. 'Heykelin başındaki renge bakınca altın olduğunu sanmıştım. Oğullarımdan biri heykelin parmaklarından birini kesip kuyumculara göstermeyi önerdi. 'Sonra aklımıza altın satış işleriyle uğraşan bir akrabamız geldi. Onu eve çağırdık. Heykele baktı ve bronz olduğunu söyledi. 'Ama bronz bir heykelin altın bir heykelden daha değerli olabileceğini söylemeyi de ihmal etmedi.' Cevdet heykeli Mısır'a kaçırmayı, burada satmayı düşündü. Ancak Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından yürürlüğe sokulan ablukayı delmek için kazılan bu yeraltı kaçakçılık tünelleri Mısır ordusu tarafından önceki yaz kapatılmıştı ve artık kullanılmıyordu. Komşular sorular sormaya başlayınca, Cevdet Hamas'ın askeri kanatı İzzettin el Kassam tugayında komutan olan bir akrabasından heykeli saklamasına yardım etmesini istedi. 'Heykeli benden alanlar, sattıklarında bana yüklü bir para vereceklerini söylediler. Ama şimdiye kadar bize bir ödeme yapılmadı.' diyor. Heykel eBay'de satışa çıkarıldığında 500 bin dolarlık bir fiyat biçilmiş. Ancak sonra eBay'den de kaybolmuş. Heykelin durumuyla ilgili olarak kaygılandığını, renginin solmaya başladığını, tek gözünün çıkarıldığını anlatıyor. Paris'teki Louvre Müzesi'nden 500 kilogram ağırlığında, 1,75 metre boyundaki bu heykelin satın alınması için verilen teklifi değendirdiklerini söylüyor. Hamas, BBC'nin heykeli görme talebini reddetti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayanlar, heykelin halen militanların elinde olduğunu, militanların heykeli Hamas hükümetine vermeyi reddettiğini söylüyor. Ancak heykelin kimin elinde, ne durumda olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.BBC Türkçe
İşte Avrupa'nın En Genç Başbakanı
Ülke tarihinin en genç başbakanı olan 39 yaşındaki Renzi’nin belirlediği 16 üyeli kabinenin 8’i kadınlardan oluştu. Yarı yarıya tutulan bu oran, İtalya’da ilk kez gerçekleşti. Halihazırda Avrupa’daki en genç hükümet lideri olan Renzi, partisi içinde yaptırdığı oylamayla Letta’yı koltuğundan etmeyi başarmıştı. Matteo Renzi, hafta başından itibaren parlamentoda grubu bulunan siyasi parti temsilcileriyle yürüttüğü istişareler sonrası hazırladığı kabine listesini, 88 yaşındaki Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’ya sundu. Renzi ile Cumhurbaşkanı arasında 2 buçuk saati aşkın süren görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Donato Marra tarafından 65’inci hükümetin kurulduğu resmen açıklandı. Matteo Renzi daha sonra kameralar önüne çıkarak, hükümetin 2018 yılına kadar görevde olacağını ve derhal çalışmalara başlayacaklarını söyledi. İtalya’nın nihayet düzene girdiğini dile getiren Renzi, “Benim gibi 40 yaşın altında birisinin başbakanlık koltuğuna oturması, İtalya’da hiçbir şeyin mümkün olmadığını öne süren birçok genç için de umut oldu” dedi. Napolitano ise, her şeyin iyiye gitmesini dilediğini söyleyip, derhal güçlü değişikliklere gidilmesi ve acilen gerekli olan yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Renzi’nin onaylattığı kabine üyeleri, Cumartesi sabahı yerel saatle 11.30’da yemin edecek. Ancak hükümetin resmi olarak göreve başlaması için parlamentonun her iki kandından da güven oyu alması gerekiyor. Güven oylamasının Pazartesi günü Senato’da, Salı günü ise Temsilciler Meclisi’nde yapılması planlanıyor. Floransa Belediye başkanlığını yürüten Renzi’nin parlamenterliği bulunmuyordu. Renzi, en son 2008 yılında sandıkta liderlerini belirleyen İtalyanların, Silvio Berlusconi’nin 2011’deki istifasının ardından 3’üncü seçilmemiş başbakanı oldu. Başbakanlık Genel Sekreterliği’ne Graziano Delrio getirilirken, 8’i Demokrat Parti (PD), 4’ü Yeni Merkez Sağ Partisi’nden (NCD), 1’i Sivil Seçim (SC) ve 3’ü ise siyaset dışından belirlenen yeni hükümet üyeleri şu isimlerden oluştu: Dışişleri Bakanı: Federica Mogherini (PD) İçişleri Bakanı: Angelino Alfano (NCD) Adalet Bakanı: Andrea Orlando (PD) Savunma Bakanı: Roberta Pinotti (PD) Ekonomi ve Finans Bakanı: Pier Carlo Padoan Ekonomik Gelişmeler Bakanı: Federica Guidi Tarım Politikaları ve Orman Bakanı: Maurizio Martina (PD) Çevre Bakanı: Gianluca Galletti (UDC) Altyapı ve Ulaştırma Bakanı: Maurizio Lupi (NCD) Eğitim, Üniversite ve Araştırma Bakanı: Stefania Giannini (SC) Kültür Bakanı: Dario Franceschini (PD) Sağlık Bakanı: Beatrice Lorenzin (NCD) Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı: Giuliano Poletti Reform ve Parlamentoyla İlişkiler Bakanı: Maria Elena Boschi (PD) Sadeleştirme Bakanı: Marianna Madia (PD) Bölgesel İşler Bakanı: Maria Carmela Lanzetta (PD)Zete
Ya Kazara Erkekler Anne Olsaydı
Bir düşünsenize, ya gerçekten erkekler anne olsaydı? Bizi 9 ay karnında taşıyıp onca emekle büyüten annemizin yerini babamızın alması tüm dünyamızı değiştirmez mi? Bir erkeğin gecenin bir yarısı aşermesini, camdan çıkıp 'Evladım, oğlum, çoocuğumm' dediğini tahmin edebilir misiniz? İşte karşınızda erkekler ya kazara anne olsaydı sorusunun yanıtları...
Reklam
500 Yıllık 'Popo' Bestesi Çözüldü
Hollandalı ressamı Hieronymus Bosch'un tablosundaki gizli 'popo şarkısı' notalara döküldü Hepimiz hazine avcılarını biliriz. Gizli saklı yerlerde, nadir haritalarla yola çıkan acımasız korsanlar, koca bir sandık dolusu altın için dünyanın bir ucundan diğer ucuna gider, hayatlarını bile o hazineyi bulmaya adarlar. Fakat hazine her zaman altın olmayabilir. En azından Oklahoma Christian Üniversitesi'nde Müzik ve Bilgi Teknolojileri bölümü öğrencisi olan Amelia Hamrick'in keşfettiği hazine, altından değildi. 15- ve 16. yüzyılda etkin olan Hollandalı ressam Hieronymus Bosch'un triptik eseri olan 'Dünyevi Zevkler Bahçesi / The Garden of Earthly Delights' tablosundaki gizli hazine, cehennemi tasvir eden kısımda yer alan gizli bir detay oldu. Genç öğrenci Hamrick tarafından keşfedilen hazine, aslında bir poponun üzerinde yazan bir piyano bestesiydi. 1939'dan beri Madrid'deki Prado Müzesi'nde bulunan esere internet üzerinden bakarken besteyi fark eden Hamrick, modern müzik aletleri ile modern nota sistemine uyarlayarak, ilk kez sese dönüştürdü. Hieronymus Bosch'un 1503 ve 1504 yılları arasında yaptığı triptik tablonun küçük detayından tarihi bir besteyi ortaya çıkaran Hamrick, bu besteyi 10 gün önce bloğunda '500 yıllık popo şarkısı' adıyla paylaştı. Paylaşımının ardından hızla sosyal medyada dolaşmaya başlayan beste, en sonunda fark edildi. 28 saniyelik bir besteye dönüşen eser, üniversite yetkilileri tarafından '500 yıllık bir müzik gizeminin çözülmesi' olarak yorumlanıyor. Kaynak: Milliyet Sanat
Web Sitenizden veya Bloğunuzdan Reklam Yayınlayarak Para Kazanabilirsiniz
Söz konusu internetten para kazanmak olduğu sürece reklam ağlarının önemini göz ardı etmek olmaz. Bir web siteniz veya blogunuz varsa mutlaka reklam geliri elde etmek isteyeceksinizdir. Ama öncelikle web sitenizin orjinal içerikte olması ve belirli bir ziyaretçi kitlesine ulaşması gerekiyor. Kopyala-yapıştır yöntemi ile hazırlayacağınız bir siteden reklam geliri elde etmeniz oldukça zor. SEO optimizasyonu iyi yapılmış bir web siteniz var ise ve bu site özellikle belirli bir konuya odaklanmış ise önemli miktarlarda reklam geliri elde edebilirsiniz. Genellikle görsel olan (Metin tabanlı olanları da mevcut) Banner’ı reklam ağları kanalıyla sitenize yerleştirirsiniz. Büyük web siteleri reklam ajansları aracılığı ile doğrudan müşteriden reklam alırlar. Ancak küçük veya orta halli sitelerin neredeyse tamamı reklam ağlarını kullanırlar. Kullanılan bu reklam ağlarının en meşhur olanı tabii ki Google AdSense’dir. AdSense, içeriğe dayalı bir reklam ağıdır. Web sitenizin içeriğine uygun olan reklamların sitenizde yayınlanmasını sağlar. AdSense’ye üye olduktan sonra eğer siteniz reklam ağına dahil edilirse size bir kod verilir. Size özel olan bu kodu web sitenizde reklamların görünmesini istediğiniz bir yere yerleştirirsiniz. Sonrasında ise ziyaretçilerinizin bu reklamlara tıklamasını beklersiniz. Eğer Google’ı kandırmaya çalışarak reklamlarınızın tıklanma sayısı artıracak yöntemlere başvurursanız üyeliğiniz askıya alınır ve sitenize reklam gönderilmez. Bu yüzden kullanım koşullarını iyi okumanızı tavsiye ederiz. Google AdSense dışında da kullanabileceğiniz yabancı kaynaklı reklam ağları var. Ancak bunların birçoğu Türkçe içerikli siteleri reklam ağlarına dahil etmiyor. Yine de tek alternatifiniz Google değil. Türkiye’de de son yıllarda reklam ağları oldukça arttı. Bu reklam ağlarına üye olarak sitenizde reklam yayınlayabilirsiniz. Geçmişte çok acemice yapılmış olsa da günümüzde artık Türk reklam ağları da oldukça profesyonel olarak çalışmakta. Bizim görüşümüz ise AdSense’yi kullanıyor olsanız da mutlaka bu ağlarda da yer almanız yönünde.
Basın Bülteni Dağıtımı Neden Faydalıdır?
Basın bültenleri yeni medya çağında şirketlerin mesajlarını yaymalarına ve tanıtımlarını yapmaları noktasında en önemli araçların başında geliyor. Günümüzde basın bültenleri şirketlere medyada (dergi, gazete, blog ve haber sitesi) yer edinmeleri konusunda önemli ölçüde  yardımcı oluyor. Basın bültenleri, bültene konu olan şirket ile ilgili arama motorunda etkili bir konumda yer almak açısından da ciddi bir avantaj sağlıyor.Buna rağmen basın bültenlerinin medyada yer alması çoğu zaman pek mümkün olmuyor. Çünkü çoğu basın bülteni, haber olarak değerlendirilecek mecralara ulaştırılamadan çöp olup gitiyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri profesyonel basın bülteni dağıtımı hizmeti almamak olarak ifade edilebilir. Basın bülteni dağıtımı hizmeti almamak hem zaman kaybı hem de prestij kaybı olarak işletmeye yansıyor.Basın bülteni dağıtımı hizmeti almanın birçok faydası var. Bunlara değinecek olursak;Hangi sektörde olduğuna ya da büyük olduğuna bakmaksızın tüm kuruluşlar basın bülteni dağıtımından yararlanabilir. Bir işletme şimdiye kadar medyada hiçbir şekilde yer almamış olabilir. Buna rağmen ticari yayınlarda, dergilerde, bloglarda, haber sitelerinde ve diğer tüm mecralarda haber olabilecek türde hikayeleri olabilir.Tabi ki bunları dile getirmediğiniz sürece tanıtımınızı yapamazsınız.- Basın bülteni dağıtımı oldukça düşük maliyetli bir iştir. Birçok kuruluş basın bültenini kendi yazar ama iş medyaya dağıtım olunca zor ve sıkıntılı bir süreç ile karşılaşılır. İşte bu noktada basın bülteni dağıtımı yapan şirketler devreye giriyor. Bu işlem sırasında firmanın yapacağı tek harcama basın bültenini doğru kişilere ulaştıracak bir dağıtım servisine ödeme yapması. Basın bülteni dağıtımı öyle sanıldığı kadar maliyetli bir iş değil. Ücretli reklâmlarla karşılaştırıldığında ucuz ve en uygun seçenek.Şirketinizin medyadaki görünürlüğünü arttırabilirsiniz. Bu konu özellikle küçük iş ve işletmeler için büyük önem taşıyor. Büyük kuruluşlar da tüketicinin zihninde yer etmek için devamlı mücadele halinde olduğundan dolayı kendileri ile ilgili bültenlerin medyada yer almasını istiyor. Uzun vadeli bir basın bülteni dağıtım stratejisiyle müşterilerinize kim olduğunuzu, ne yaptığınızı ve neden size ihtiyaçları olduğunu anlatmanız kolay olacak. Zaman içinde gazetecilerin de dikkatini çekerek size daha fazla güvenmelerini sağlayabilirsiniz. Bu da bültenlerinizin haber olarak değerlendirilmesini daha da artırır.Basın bültenleri faaliyet gösterdiğiniz sektörde sizin uzman olarak görünmenizde rol oynayabilir. “Bunun benim işletmeme ne faydası olacak?” diye sorabilirsiniz. İlk olarak müşterilerinizin güvenini kazanmış olursunuz. Bir kere size güvendiklerinde ise sizden alma konusunda daha istekli olacakları aşikardır. Ayrıca uzman olmak sağlıklı medya ilişkileri açısından da önemli bir nokta. Sektörünüzle ilgili bir konuda haber yapan  basın mensubu bilgiye ihtiyacı olduğu zaman ilk olarak size ulaşır.İyi hazırlanmış basın bültenleri geniş alanlara yayılabilir. Bülten gönderiminde sadece yaygın medya değil yerel medya da göz önünde bulundurulmalıdır. Büyük medya kuruluşları hikâyelerinin önemli bir bölümünü yerel medyadan alıyor. Haber sektörü bu şekilde işliyor. Bir muhabir bir hikâyeyi ele aldığında o hikâye bir yayından diğerine hızla yayılabiliyor. Bu yüzden içeriği güçlü ve gerçek anlamda haber değeri taşıyacak bültenleri hazırlamak ve dağıtmak önemli.Haberlerinizi daha fazla müşteri kazanmak için kullanmanız, basın bülteni dağıtım hizmeti almak ile mümkün olabilir. Basın bülteni dağıtımı ile potansiyel müşterilerinize ulaşmanız daha kolay olacak. Bülteninizin binlerce farklı yayında yer alması size hem prestij katacak hem de yeni müşteriler kazandıracak. Dağıtılacak basın bültenini yazarken daima potansiyel müşterilerinizi düşünün. Basın bültenini reklam cümleleri ile kurgulamadığınız sürece faydasını göreceksiniz.Yatırımcılar da haberleri yakından takip ediyor. Basın bültenleri ile şirketin başarısını ve şirketteki gelişmeleri vurgulayarak yatırımcıları çekmek mümkün. Yatırımcıların göz atabilmesi için kurumsal web sitesinde online bir basın odası mutlaka bulunmalı.
Reklam
Polis 'Haliç'ten Çıkan 50 Ton Altın'ın Peşinde
Haliç'te bir atölyede tünel kazarak Bizans sarnıcı ve bina kalıntısı bulan 4 defineci gözaltına alındı. Zanlıların buradan yaklaşık 50 ton altın çıkardığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldı. İstanbul'da Haliç kıyısında bir atölyenin içinden tünel kazan define avcılarının 50 ton altın bulduğu ve eriterek sattıkları iddiası polisi alarma geçirdi. Definecilerin kazdığı tünelde Bizans dönemine ait sarnıç ve kemerli bir yapı bulan İstanbul polisi, bulunduğu iddia edilen altının peşine düştü. Olayla ilgili 4 kişiyi gözaltına alan polis, şüphelilerin mal varlığı ve banka hesaplarını mercek altına aldı. Definecilerin bulduğu öne sürülen altının miktarı, Haliç'te Bizans'ın kayıp hazinesinin olduğu yolundaki şehir efsanesini de akıllara getirdi. DEĞERİ 4.5 MİLYAR LİRA İstanbul Beyoğlu'ndaki Haliç Polis Merkezi'ni 31 Ekim 2013 tarihinde arayan bir kişi, Hasköy Okmeydanı Caddesi üzerinde bulunan bir atölyede izinsiz kazı yapıldığını ve kazıda 'yaklaşık 50 ton altın bulunduğunu' iddia etti. Definecilerin altınların bir kısmını eriterek sattığı yönündeki ihbarı değerlendiren ekipler, söz konusu adreste yapılan aramada gözlerine inanamadı. Atölyenin içinde 4 metre derinliğinde dairesel bir çukurun zemininden güney yönüne doğru uzanan bir tünel ortaya çıkarıldı. Ahşap kazıklarla desteklenmiş 1.5 metre yüksekliğinde, 1 metre enindeki tünelin içinde, Bizans dönemine ait bir sarnıç veya mimarinin alt yapısı olduğu değerlendirilen kemerli bir yapı keşfedildi. Yaklaşık 4 metre ilerden sağa doğru kıvrılan tünelin içinde ayrıca, tarihi yapıya bitişik nizamda horasan harç bağlamalı yaprak tuğla örgülü alt kotlara doğru devamlılık arz eden bir mimari yapı kalıntısı da bulundu. Tünelin her noktasını inceleyen polis ekipleri definecilerin bulduğu iddia edilen 50 ton altının izine rastlayamadı. Olayla ilgili 'izinsiz kazı yaptıkları' iddiasıyla K.Ö., Ş.A., A.A. ve K.Ç. adlı kişiler gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliler hakkında soruşturma başlattı. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Kaçakçılık Büro Amirliği ekipleri, soruşturma kapsamında, piyasa değeri yaklaşık 4.5 milyar lirayı bulan 50 ton altınla ilgili bir ipucu aramaya başladı. HESAPLARA İNCELEME Kazı alanında iddia edildiği gibi yaklaşık 50 ton altın bulunup bulunmadığını araştıran polis, altının bir kısmını eriterek sattıkları öne sürülen şüphelilerin mal varlıkları, banka hesapları ve tapu kayıtlarını da incelemeye aldı. BİZANS'IN KAYIP HAZİNESİ Mİ BULUNDU? Definecilerin bulduğu iddia edilen altının miktarı duyanları şaşkına çevirirken, Bizans'ın kayıp hazinesinin Haliç'te olduğu yolundaki şehir efsanesini de akıllara getirdi. Tarihçiler, bölgede Bizans imparatorunun yazlık saray ve kasırlarının bulunduğu, ancak bu kadar çok altının olduğuna ihtimal vermediklerini söyledi. 'BATIKLAR HALİÇ'İN DİBİNDE'  Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı: 'İstanbul'un belli yerlerinde hep altın çıkardı eskiden. Mesela Cerrahpaşa'da her kazıda altın çıkardı. Çünkü orası hem Bizans hem Osmanlı devrinde varlıklı sınıfların oturduğu bölgeydi. Hasköy'de de aynı durum olabilir. Haliç'te Bizans gemilerinin battığı da biliniyor. Ama balçığın içindeki gemiye tünelle ulaşılamaz tabii. 50 ton altın da çok fazla. Bildiğim kadarıyla Amerika'nın keşfinden sonra bu kadar çok altın bulundu.' 'ŞİMDİYE DEK ORTAYA ÇIKARDI' ' Tarihte Hasköy' kitabının yazarı Doç. Dr. Süleyman Faruk Göncüoğlu: 'Hasköy civarında Bizans dönemine ait yazlık saray ve kasır yapıları bulunduğu kaynaklarda geçer. Buradaki sarnıç da bu yapıların alt mimarisi olabilir. Altın bulunup bulunmadığı konusunda net bir şey söylemek mümkün değil. Halkımızda tarihi kalıntının olduğu yerde hazine bulunduğu algısı var. Sırlar ilgi uyandırıyor. Bu kadar büyük hazine olsaydı, şimdiye dek ortaya çıkardı diye düşünüyorum.' Sabah
Borsaya Nasıl Girilir?
Menkul kıymetlerin resmi ortamlarda el değiştirmesini mümkün kılan borsalar, hisse senetleri ile birlikte anılmaktadır. Borsanın tanımı içerisinde geçen piyasa kelimesi de ticari malların alım – satım işlemlerinin gerçekleştirildiği yerler olmalarından dolayıdır. Borsanın tanımı yapılacak olursa; ticarete konu olan malların ve ticari evrakların alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalardır. Borsaların kendilerine özgü kuralları ve özellikleri vardır. Ekonomiye büyük katkıları bulunmaktadır ve bu nedenlerden dolayı da kurumsal kimliğe sahiplerdir.Borsalar tarihi açıdan da en eski finansal piyasa olma özelliği taşımaktadır ve deniz ticaretinin yaygınlaşmaya başlaması ile liman kenti olan ülkelerde ilk borsalar görülmeye başlamıştır. İlk olarak emtia denilen tarım ürünleri, değerli madenlerin alım satım işlemlerinin yapılması pazar ve panayırlardan borsacılığın başlamasından kaynaklanmaktadır. Hisse senetleri gibi ticari evraklarla birlikte anılmasının nedeni ise ticaretin yaygınlaşmaya başlaması ile borsaların tam anlamını kazanmaya başlamasıdır.Küçük birikimlerin değerlendirilmesi için bankalara göre iyi olanaklar sunan borsa piyasasında kazanç elde edebilmek için bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Günümüzde internet kullanımının da yaygınlaşması ile borsalar hakkında geniş bilgilerin elde edilebileceği birçok kaynak ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda borsa işlemlerinin de internet üzerinden yapılmaya başlaması da vakit kaybı ve borsa seans salonlarının karmaşasından yatırımcıları kurtarmıştır. İnternet bağlantılı bir bilgisayar yardımıyla borsa seans saatleri içerisinde rahatlıkla yatırım yapma imkanı sunulmaktadır.Borsalar küçük birikimlerin büyütülmesi açısında yatırımcılara iyi bankalara göre daha iyi olanaklar sunmaktadır. Tasarruf sahipleri ile orta ve uzun vadeli fon talep eden kuruluşlar arasında iletişim kurulmasını, sermaye mobilizasyonunda araçların ortadan kalkmasını ve fonksiyonların azalmasına ortam sunarlar. Küçük birikimlerin doğrudan veya dolaylı olarak hızlı bir şekilde yatırımlara aktarılmasını mümkün kılar. Yatırımcıların borsalarda birikimlerini değerlendirmek dışında eğer şirketleri varsa şirketlerinin hisse senetlerinin el değiştirmesini sağlamaktadır. Bunun nedeni borsaların şirketlere öz kaynak sağlamasından kaynaklanmaktadır. Borsalar bu şekilde iktisadi kalkınmanın hızlanmasına ve sağlıklı finansman kaynaklarına kavuşulmasına yardımcı olurlar.Borsa yatırımcısı olmak isteyen kişilerin;Borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, nasıl işlem yapacaklarını, piyasa özelliklerini öğrenmeleri gerekir.Yatırım araçlarını ve nelerden etkilendiklerini bilmeleri gerekir.Psikolojik olarak piyasada işlem yapmaya hazır olmaları gerekir.Piyasa takibinin nasıl en iyi şekilde yapılacağını öğrenmeleri gerekir.İyi bir analiz bilgisine sahip olmaları gerekir. Yatırım yapmak isteyen kişilerin hangi piyasada olursa olsun öncelikli olarak yatırım yapacakları piyasayı tanımaları gerekir. Piyasanın özelliklerini, yatırım araçlarını ve yatırım araçlarının nasıl işlem gördüklerini, fiyatların nasıl oluştuğunu ve hangi faktörlerden etkilendiğini bilmeleri gerekir. Borsaların kurumsal kişiliklerinden dolayı kendilerine özgü kuralları vardır. Yatırımcı olmak isteyen kişinin öncelikle borsa piyasasını tam olarak tanıması gerekir. Bunun için günümüzde çeşitli eğitim olanakları bulunmaktadır. İnternet üzerinden borsalar hakkında bilgi alınabilecek birçok kaynak bulunmaktadır. Aynı zamanda aracı kurumların bazıları demo hesap denilen sanal para ile çalışan bir platform imkanı da sunmaktadır. Yatırımcılar bu platformlarda sermayelerini riske atmadan nasıl yatırım yapmaları gerektiğini uygulamalı olarak öğrenebilmektedir.Yatırımcıların aynı zamanda psikolojik olarak da kendilerini piyasada işlem yapmaya hazırlamaları gerekmektedir. Başka yatırımcıların işlemlerinden ve stratejilerinden etkilenmeden kendi stratejileri ile işlem yapabilmelilerdir. Stresle başa çıkmalı, kazanmaya ve kaybetmeye hazırlıklı olmaları gereklidir.Borsada işlem yapmak için;Yatırım hesabı açtırmak,İnternetten yatırım işlemini başlatmak,Şirketlerin haber ve gelişmelerini takip etmek,Piyasayı takip etmek gerekmektedir.Yatırım HesabıYatırımcının vadesiz bir hesabı yoksa bir banka veya aracı kurumdan yatırım hesabı açtırması gerekir. Ülkemizde Borsa İstanbul’un internet sitesinden yasal olan aracı kurumların listesine ulaşılabilir ve bu aracı kurumlar ile görüşülerek en iyi olanakları sunan kurum ile anlaşılabilir. Seçilecek aracı kurumun yasal olması özellikle dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aracı kurumların denetlenmelerinin öncesinde kendilerini aracı kurum olarak tanıtan birçok kişi nedeniyle yatırımcı olmak isteyenler büyük kayıplar yaşamışlardır ve ülkemizde borsaların gelişmesinin önüne geçmiştir.Bir banka veya aracı kurumda yatırım hesabı açtırılmak istendiğinde görevli kişi birçok evrak imzalayıp doldurulmasını isteyecektir. Bu bilgilerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilerek görevliye teslim edilmesi sonrasında 2 – 3 iş günü içerisinde yatırım hesabı aktif hale gelecektir. Hesap aktif hale geldikten sonra yatırımcı belirli miktardaki teminatı hesabına yatırarak işlem yapmaya başlayabilir.İnternetten YatırımEskiden döviz büroları, bankaların seans salonları, borsaların seans salonları gibi yerlerden gerçekleştirilen işlemler günümüzde internet üzerinden aracılara iletilerek kolaylıkla yapılabilmektedir. Aynı zamanda eskiye göre çok daha hızlı bir şekilde yatırım yapma ve piyasa takibi imkanı internet üzerinden yatırım yapılmaya başlanması ile sağlanmıştır.Yatırım hesabının açtırıldığı kurum veya bankanın internet sayfası ziyaret edilerek yatırım hesabı sekmesinden yatırım işlemleri kolaylıkla başlatılabilir. Yatırım hesabı sekmesinden işlem yapılacak olan yatırım aracının seçilmesi ile işleme başlanır. Yatırım aracı olarak hisse senedi seçilecekse her şeyden önce hisse senedinin ait olduğu şirket ile ilgili araştırmaların yapılması gerekir ve şirketin gelecekte büyüyerek yükseleceği öngörülmelidir. Şirketin büyümesi ile hisse senetleri de değer kazanacaktır.Hangi şirkete ait hisse senedine yatırım yapılacaksa o şirketin ve hisse senedinin kodunun girilmesi gerekecektir. Ayrıca kaç adet hisse alınacağına ve süresine karar verilmelidir. Hisse senetleri alım süreleri seanslık veya günlük olabilir. Seanslık ve günlük işlemlerden kazanç elde edebilmek için ise yatırımcıların kısa vadede işlem yapabilme konusunda kendini geliştirmesi gerekmektedir.Şirket TakibiHisse senedinin ait olduğu şirketin haberlerinin ve gelişmelerinin takip edilmesi geleceğe yönelik öngörü sahibi olunması adına büyük bir önem taşımaktadır. Yatırım işlemlerinde internet üzerinden yapılmasının bir kolaylığı da şirketlerin takibinde ortaya çıkmaktadır. Şirket takibi internet üzerinden şirketin web sayfası üzerinden, aracı kurumların sayfalarından ve bu hizmeti veren diğer web sayfaları üzerinden kolaylıkla yapılabilir.Şirket takibinde yapılmasında, seçilen hisse senedine ait grafiklerin, fiyat değişimlerinin, fiyatların en yüksek ve en düşük seviyelerini, günlük işlem hacimlerini, fiyatların yönü, yıllara göre hisse senedinin istatistiğini, şirketin piyasa değerini, sermayesini, yıllık kar oranlarını, halka açıklık oranlarını takip etmek gerekir.Piyasa TakibiPiyasanın özelliklerinin bilinmesinin yanında yatırımcıların iyi bir piyasa takipçisi olmaları gerekir. Piyasa takibi de hangi piyasa olduğu fark etmeden etkin bir şekilde yapılması gereken bir konudur. Piyasa takibinin tam anlamıyla yapılması yatırımcının yatırımlarını yönlendirmesi adına büyük bir önem taşımaktadır. Ek olarak iyi bir analiz bilgisine de sahip olmalıdır ve piyasadan edindiği bilgiler ile analizler sonucunda edindiği bilgileri birlikte yorumlayabilmelidir. Ancak bu şekilde kazanç getirecek yatırım işlemleri gerçekleştirebilir.Hisse senetleri ile yatırım yapılırken hisse senedinin ait olduğu şirketin takip edilmesinin yanında, şirketin ait olduğu sektöründe takip edilmesi gerekir. Sektörel bir değişim görüldüğünde dolaylı veya direkt olarak şirkette mutlaka etkilenecektir. Aynı zamanda merkez bankalarının para politikaları, hükümetlerde yaşanan ekonomik ve siyasi krizler, ekonomik verileri de hisse senetlerini etkileyecektir. Bu nedenle yalnızca şirketin takip edilmesi değil, piyasa üzerine etkili olabilecek tüm faktörlerin takip edilmesi gerekmektedir.Şirketlerin ve piyasanın takip edilmesi ile edinilen bilgiler analiz edilmelidir. Analizler sonucunda fiyatların gelecekte ne yöne ilerleyecekleri hakkında bilgi sahibi olunacaktır ve risk faktörü de sınırlandırılmış olacaktır.Borsalarda yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikle piyasayı tam anlamıyla tanıması gerekir. Ancak bu şekilde kazanç elde edebilirler ve mevcut risklerin önüne geçebilirler. Son olarak yatırımcıların psikolojik açıdan kendilerini borsada işlem yapmaya hazırlamaları gerekir ve başka yatırımcıların işlemlerinden etkilenmemeleri, aşırı getiri beklentisine girmemeleri gereklidir._http://www.borsanasiloynanir1.com/borsaya-nasil-girilir/_
Reklam
İnterneti En Pahalı Kullanan Üç Ülkeden Biri Türkiye
Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı’nın araştırması ekonomiye ciddi katkısı olan internetin Türkiye’de pahalı olduğunu gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında internete erişim için ödenen ücretlerde Meksika ve Yunanistan’dan sonra en pahalı ülke.Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde, 2003 yılında 20 bin olan genişbant abone sayısının 2013 yılında 34 milyona ulaştığını söylemişti. Fakat rakamlar milyona ulaşmasına rağmen kalitede bir düzelme yaşanmadı. Türkiye’de dünya genelinde en pahalı internet kullanıldığından yakınan Tüketiciler Derneği (TÜDER) Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Şu an dünyada en pahalı internet bedelini biz ödüyoruz. Bu bir çelişki, internet ve sosyal medyayı destekliyorum diyorsan bu fiyatları düşürmek lazım.” dedi. İnternet gün geçtikçe insan hayatında daha büyük önem kazanıyor. Birçok vatandaş faturalarını, vergilerini hatta hastane randevularını bile internet üzerinden halleder hale geldi. İnternetin hayatımızda bu kadar büyük önem taşıdığı bir ortamda yüksek ücretlendirmelerden rahatsız olan TÜDER Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Birçok şeyden dolaylı vergi alınıyor. Bazı konular istisna sayılmalı. İnternet bu konuların başında geliyor.” şeklinde konuştu. Günümüzde internetin keyfi bir ağ değil bir ihtiyaç olduğu vurgusunu yapan Sevgi, “Türkiye artık internetin halkla halkında internetle yaşadığı bir ülke haline gelmiştir. Bu durumda internetin yüksek bedellerle ücretlendirilmesi bir zulümdür.” dedi. Dünyanın birçok yerinde yaşayan gurbetçiler Türkiye’ye geldiklerinde karşılaştıkları düşük hizmet kalitesinden dolayı kendilerine şikâyetlerde bulunduklarını söyleyen Tüketici Derneği Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Bize gelen şikâyetlerden de anlaşılıyor ki dünyanın en pahalı akaryakıtını kullandığımız gibi en pahalı internet hizmetini en düşük kalitede kullanıyoruz.” dedi. Rekabet ortamı olmasına rağmen ülkemizde internet hizmetinin kötü olduğunu savunan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Türkiye’de internet kullanıcıları, bağlantısı en kötü, en yavaş fakat en pahalı internet bağlantısını kullanıyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan araştırmaya göre, OECD’de internete en yüksek ücreti ödeyen üçüncü ülke Türkiye. Geniş bant internete erişim fiyatları satın alma gücü kıyaslandığında; Türkiye’deki en ucuz internet paketinin dahi OECD’deki neredeyse her ülkeden daha yüksek olduğu görülüyor. OECD içinde en pahalı interneti 1.69 dolarla Meksika kullanırken, onu 1.25 dolar ile Yunanistan, 1.12 dolar ile de Türkiye takip ediyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de internet kullanıcısının çilesi yüksek ücret ödedikten sonra da bitmiyor. OECD Genişbant İstatistikleri’ne göre, Türkiye en pahalı internet kullanan ülkelerden biri oldu. Özellikle yüksek hızlı internet bağlantı maliyetlerinde başı çeken Türkiye’de ortalama bağlantı maliyeti 621 dolarken en yakın takipçisi Lüksemburg’da bu ücret 112 dolar civarında. Zaman
Borsa Teknikleri
Birikimlerini değerlendirmek ve yüksek kazanç elde etmek isteyen kişiler borsalarda işlem yapmayı tercih etmişlerse öncelikli olarak borsaların işleyiş mekanizmasını çözmelidir ve daha sonra kendilerine en uygun borsa tekniklerini geliştirerek işlem yapmaya başlamalıdır. Borsalar hakkında çok fazla bilgisi olmamasına rağmen aldığı duyumlar ile borsada yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikli olarak borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, belirli derece bir deneyime sahip olmaları ve daha sonra yatırım yapmaya başlamaları gerekir. Bu aşamaları izleyerek ancak borsalardan kazanç beklenebilir.Borsada nasıl işlem yapılır bilmeden aldığı duyumlara göre borsaya giren ve birikimlerini yatıran kişilerin kayıpla karşılamaları muhtemeldir. Borsanın işleyiş mekanizması hakkında bilgi sahibi olmayan kişiler yıllar boyunca çalışarak edindikleri birikimleri bir anda kaybedebilirler. Bunun nedeni her şeyden önce eğitimsizlik ve psikolojik açıdan aşırı getiri beklentisine girerek kayıp yaşamaya uygun hale gelmesidir. Borsalarda nasıl işlem yapıldığının yanı sıra yatırımcı olmak isteyen kişilerin psikolojik açıdan da kendilerini yatırım yapma konusunda hazırlamaları gerekmektedir.Borsalarda aşırı getiri beklentisi her nokta gözden geçirilse dahi bir noktanın atlanmasına neden olacaktır. Panik ve stresli bir şekilde piyasa takibinin yapılması, kazançlı görünen noktanın aslında borsanın yön değiştirme noktası olduğunu göremez ve bir anda büyük kayıplar ile karşılaşır. Finans piyasalarında yapılan en büyük hatalardan bir tanesi eğitimsiz bir şekilde aşırı getiri beklentisine girilmesi ve psikolojik açıdan yatırımcının borsalara hazırlıklı olmamasıdır. Bunların dışında yapılan hatalar de bu iki nedene bağlı olarak gelişmektedir. Örnek vermek gerekirse; yatırımcının kendine uygun olan borsa tekniğini geliştirmemesi ve başka bir yatırımcının kazanç sağladığı tekniğe göre işlem yapması kayıp yaşaması olasılığını arttırır. Bunun nedeni her yatırımcının bakış açısının farklı olması ve borsalar hakkında bilgisizlik nedeniyle yatırımcının kendine teknik geliştirememesidir.Birikimlerini değerlendirmek için borsalarda yatırım yapmak isteyen kişiler her şeyden önce borsa nasıl oynanır, borsaların işleyiş mekanizması, yatırım aracı, borsada fiyat oluşumu gibi önemli konuları öğrenmeleri gerekir. Yatırımcı olmak isteyen kişiler ancak bunları öğrendikten sonra yatırım yapmaya ve yatırım kararları almaya uygun hale gelecektir. Yatırımcılar borsada işlem yapmaya başlamadan önce alması gereken bir karar da kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi yatırımlar yapacağıdır.Kısa vadeli yatırımcılar hiperaktif kişiliklerdir ve günlük, seanslık alım – satım işlemleri yaparak kazanç elde etmeyi amaçlarlar. Yatırım araçlarının uzun vadeli hareketlerini, geçmişlerini, geleceklerini değerlendirmeden teknik analizlerden aldıkları sinyaller yardımıyla anlık dalgalanmalardan faydalanarak alım – satım kararı alırlar ve kazanç elde ederler. Elde edilen kazançlar uzun vadeli yatırımlara göre küçük miktarlardır ama uzun vadeli yatırımlarda en az 1 yıl elde bulunan hisse senedinin elden çıkarılmasını bekleyecek kadar sabırlı kişilikler değillerdir. Bu nedenle de yatırımcı kendi borsada işlem yapma yeteneklerini keşfetmeli ve kendine buna göre bir borsa tekniği oluşturmalıdır.Uzun vadeli yatırımcıların ise sabırlı olmaları ve seçtikleri hisse senetlerinin geçmişlerini, bugününü değerlendirerek analizler çerçevesinde geleceğe yönelik yatırım kararlarını almaları gerekir. Kendilerine uzun vadede portföylerine zarar getirmeyecek borsa teknikleri geliştirmeli ve en az 1 yıl boyunca elde bulunan hisse senedinin piyasa takibini yapmaları gerekir. Uzun vadeli yatırımcıların 10 – 20 yıla kadar aynı hisse senedini ellerinde tuttukları ama vadesi geldiğinde de gerçekten büyük miktarlarda kazançlar elde ettikleri bilinmektedir. Ünlü milyarder yatırımcılardan örnek vermek gerekirse; Warren Buffett uzun vadeli yatırımcıların en çok kazananlarındandır.Borsa teknikleri geliştirirken yatırımcıların borsalarda en genel yatırım felsefesi olan, “yüksek kazanç isteyenlerin yüksek riski de göz almaları gerekir” görüşünü dikkate almaları gerekir. İyi derecede bir bilgi birikimi ve deneyim sayesinde borsalarda söz konusu olan riskler minimum düzeylerde tutulabilir. Önemli olan yatırımcının risklerini nasıl kontrol altında tutabileceğini bilmesi ve kendini buna göre geliştirmesidir. Borsa teknikleri risklerin minimum düzeyde tutularak yüksek kazanç elde etmeye yönelik olması gerekir. Bunun için de borsaların işleyişi iyi bir şekilde tayin edilmelidir. Aynı zamanda yatırım araçlarının piyasadaki durumlarının ve fiyatlarının etkilendiği faktörlerin üzerinde durulması gerekir.Piyasalarda kazanç getirdiği garanti olduğu söylenen birçok borsa tekniği dolanmaktadır ve yatırımcıların birçoğu da asılsız olan bazı haberler neticesinde dolandırılmaktadır. Tüm bunlara maruz kalmamak adına yatırımcıların kendi yeteneklerine uygun olan stratejileri ve teknikleri geliştirmesi gerekir. Borsa eğitimlerini alan bir yatırımcı böyle yapması gerektiğini en başından öğrenecektir ve eğitimlerini de bu yönde alacaktır. Psikolojik açıdan da kendisine en uygun işlem yapma yöntemini geliştirmesi normal yaşamına devam ederken birikimlerini değerlendirip kazanç elde etmesini mümkün kılacaktır. Çünkü borsalarda işlem yapmak, portföy yönetimi ve piyasayı takip etmek gerçekten de sabır isteyen stresli bir iştir. Bu nedenle yatırımcıların kendilerini psikolojik açıdan da borsada yatırım yapmaya hazırlamaları gerektiği söylenir.Günümüz imkanları ile borsalarda yatırım yapmak eski yöntemlere göre çok daha kolay ve hızlıdır. İnternet kullanımının borsa piyasalarında da hakim olması sayesinde, alım – satım emirlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesinin dışında piyasa takibinin de internet üzerinden gerçekleştirilmesi büyük kolaylıktır. Borsa seans salonlarında geçirilen vakit yerine ev, ofis gibi istenilen mekanda borsa takibinin gerçekleştirilmesi ve yatırımlara bu şekilde yön verilmesi hem zaman kaybını önlemiştir, hem de seans salonlarının stresli ortamından uzaklaşılmasını sağlamıştır.Bilinçli bir şekilde borsalarda yatırım yapmaya başlayan yatırımcılar, kendilerine en uygun borsa teknikleri ile yatırım kararlarını alarak stres yaşamadan, normal yaşamını devam ettirerek birikimlerini değerlendirip kazanç elde edecektir. Bu nedenle borsada işlem yapmaya başlamadan önce aracı kurumlar veya bu amaca hizmet eden kuruluşlardan, internet üzerinden borsa eğitimleri alınmasının önemi unutulmamalıdır.KAYNAK: http://www.borsanasiloynanir1.com/borsa-teknikleri/
Şubat Ayında Neler Oluyor? Ünlü Hayatlardan Haberler
Bafta ödül törenine eşi Brad Pitt'in giydiği smokin ile eşleşen saint laurent takım elbisesi ile Angelina Jolie herkesi şaşırttı. Aynı zamanda da kırmızı halının bu seneki en güzel görüntüsünü yakaladılar.
Freelance Çalışarak Kendi Bilginize ve Yeteneğinize Göre İşler Yapın
Freelance ne demek? Dilimize İngilizceden giren bu değişik kelime ne anlama geliyor acaba, hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz bu kelimenin kökenine bakalım ve ne anlama geldiğini iyice anlayalım. İki ayrı kelime olan free (boş, bedava) ve lance (mızrak) kelimeleri ilk önce 18.yy'da Sir Walter Scott tarafından paralı asker anlamına gelecek şekilde kullanılmış. 19.yy.da da yazar ve ayrıca şair olan Ernest William Hornung sıfat olarak kalitesiz anlamında kullanmış. Zaman sonra paralı asker anlamından uzaklaşıp serbest çalışan anlamında kullanılmış. Şimdi freelance kelimesi herhangi bir iş yerine gitmeden kendi evinde çalışmak, dolayısıyla birçok işi aynı anda yapabilmek; yani çalışma kurallarını ve koşullarını çalışan kişinin kendisi belirlemesi anlamına geliyor. Eğer diyorsanız ki ben işe gitmek, her gün sabah erkenden belirli saatlerde kalkmak, günümün çoğunu evimden uzak bir yerde iş yerinde geçirmek istemiyorum, o zaman freelance çalışmak tam size göre. Uzat ayaklarını, al bilgisayarını eline, istediğin saatte yat, istediğin saatte kalk, keyif senin keyfin! Bu çalışma şeklini daha çok belirli standartlara bağlı kalmak istemeyen kişiler tercih ediyor. Çünkü burada çalışma saatlerini ve izleyeceğin yolu kendiniz belirliyorsunuz. Bir işi kabul ettiğinizde o işi nasıl yapacağınız size kalmış bir şey. Kimse size neden böyle yapmıyorsun, ben bu yöntemi kullanmanı istiyorum gibilerinden sorular soramaz, veya isteklerde bulunamaz. Kuralları siz koyduğunuz için işveren size uymak zorunda. Ayrıca bu yöntem sizin bir şirkete bağlı kalmamanızı, aynı zamanda birçok işverenle çalışacağınızdan birden çok iş hakkında deneyim sahibi olmanızı da sağlıyor. Freelance çalışma alanları daha çok bilgi işlem, gazetecilik, çevirmenlik ve danışmanlık gibi alanlarda yoğunlaşıyor; çünkü bu alanlarla alakalı işler genel olarak belirli bir ofis çalışması gerektirmiyor ve internet vasıtası ile işverenlere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Örneğin bir köşe yazarı günlük yazılarını evinden yazıp yazdıklarını internet üzerinden gönderebiliyor ve böylece ofise gitmesine gerek kalmıyor. Ayrıca bu yazar tamamen bu şirkete bağlı çalışmak zorunda değil, istediği başka bir işi de yine evinden yapabilir. Böylelikle aynı anda birden çok işveren için çalışmış olur. Nasıl iş bulabilir, nasıl freelance çalışabilirsin? Nasıl freelance çalışabilirsiniz hiç düşündünüz mü? En azından ne şekilde sesinizi duyuracak ve bir freelancer olduğunuzu insanlara haykıracaksınız? Bir çok freelancerın kullandığı yöntem bir web sitesi kurmak, burada freelancer, yani serbest çalışan olduğunu belirtmek ve ayrıca daha önce yaptığı çalışmaları bu sitede yayınlayarak işverenlerin o kişi hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak. İlk iş olarak siz de böyle bir site kurabilir, öz geçmişinizi ve daha önceki deneyimlerinizi burada yayınlayabilirsiniz. Böylece günümüzde her şeyi kolaylaştıran internet vasıtası ile işverenler sizi fark edecekler ve isterlerse sizinle irtibata geçecekler. Şunu da aklınızda tutun: Ne kadar çok iş yaparsanız o kadar çok tanınırsınız, o kadar çok iş imkânı size sunulur. Bir diğer yöntemde hepimizin bildiği iş arama sitelerine üye olmak, buraya öz geçmişinizi bırakarak, devamlı bu siteleri takip edip istediğiniz iş için başvuruda bulunmak. Ya da ben iş aramam, onlar beni arasın der; freelancer arayanların öz geçmişinizi görüp sizinle irtibata geçmelerini beklersiniz. Avantajları ve dezavantajları neler? Freelance çalışma şekli ülkemizde çok popüler bir yöntem olmadığından dolayı bu işin hem avantajları hem de dezavantajları mevcut; kişinin beklentileri ile ortaya çıkan sonuç birbirlerinden farklı olabilir. Bu nedenle bu şekilde çalışacak birinin gözlerini kapatıp risk alması ve doğabilecek her türlü olumsuzluğa karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Öncelikle avantajlarından bahsedelim ki biraz olsun içiniz rahatlasın. Bu işin birçok olumlu yönü var. Öncelikle yaptığınız işlerin hepsini kendiniz seçtiğiniz ve bir yere bağlı kalmak zorunda olmadığınız için yaptığınız işten zevk alıyorsunuz. Kendi programınızı kendiniz belirliyor; işinizi hayatınıza uydurabiliyorsunuz. İşinizi zamanında teslim ettiğiniz sürece hangi gün hangi saatte, kaç saat çalışacağınıza kendiniz karar verebiliyorsunuz. En önemli avantajlarından biri kendi evinizden çalışmak, istediğiniz kadar uyumak, erken kalkmak zorunda olmamak. Serbest çalışmanın bu keyif verici avantajlarının yanında sizi düşündürerek karamsarlığa sürükleyebilecek olumsuz yönleri de var. En önemlisi yapacağınız işin belirsizliği. Bu şu demek oluyor: Yaptığınız işler çoğu zaman kısa süreli olduğu için hemen iş bulmanız zor olabilir, bu da kazancınızı etkileyecek büyük bir sorun yaratır. Geleceğinize yön verecek kazanç faktörü belirsizleştiğinde, otomatik olarak bu işten soğuyorsunuz. İkincisi bir şirkete tamamen bağlı olmadığınızdan sağlık sigortası ve emeklilik gibi imkânlardan faydalanamamanız. Hem sağlık masraflarının hem de emeklilik ödemelerinin karşılanması sizin için önemliyse çok zorlanacağınız aşikâr. Bir gün siz de uzun yıllar süren iş hayatı sonunda yorulacaksınız ve evinizde dinlenmek isteyeceksiniz. Bu durumda sigortanızın ve emeklilik maaşınızın olması gerekecek. İşte bu bağlamda yıllarca freelancer olarak çalışmanın size pek bir faydası dokunmayacak. Bu işin bir de sosyal yönden dezavantajı var. Toplumun freelance çalışanlara bakışı pek de iç açıcı değil; freelancerlara işsiz muamelesi yapılıyor ve bu kişisel bir başarısızlık olarak nitelendiriliyor. Bu kişiler evlerinde ya da kendi istedikleri başka bir yerde çalıştıkları için bu bir ciddiyetsizlik olarak algılanıyor. Evet, bir freelancer olmanın avantaj ve dezavantajlarını da öğrenmiş oldunuz. Bu noktada yapmanız gereken hayatınızın nasıl gelişmesini istediğinizi belirlemek; isteklerinizi kafanda oturtmanız ve freelancer olmanın size uygun olup olmadığına kara vermeniz.
Reklam