Gelmiş Geçmiş En Ünlü 15 Türk
Hükümdarlardan sanatçıya her türlü dallarda Türkler'in önemli insanları vardır. Belki gelecekte bu Türklere sizin adınız eklenebilir :D
3. Havalimanına Durdurma Kararı
Bakanlar Kurulu, 18 Ağustos 2012 tarihinde üçüncü havalimanı inşaatı, üçüncü Boğaz Köprüsü inşaatı ve Kanal İstanbul projeleri kapsamında Avrupa yakası Karadeniz kıyılarında 42.300 hektarlık bir alanı “Rezerv yapı alanı' olarak belirledi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 8 Nisan 2013 tarihli kararı ile bu rezerv alan ile ilgili kamulaştırma iş ve işlemlerinin yürütülmesi için Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nı (TOKİ) görevlendirdi. Kamulaştırma yetkisi alan TOKİ, bu üç projenin yapılacağı alanlarda kamulaştırma çalışmalarına başladı. Mayıs 2013 tarihinden itibaren de arsa sahiplerine belirli bir bedel karşılığı anlaşma teklifinde bulunmaya başladı. TOKİ METREKARE BAŞINA 22 LİRA ÖNERDİ ARSA SAHİPLERİ KABUL ETMEDİ TOKİ, bu çerçevede üçüncü havaalanının yapılacağı alanda 10 ayrı parsel halinde toplam 54.507 metrekare arsası bulunan Akçelik Madencilik, 2 ayrı parsel halinde toplam 9.840 metrekare arsası bulunan İsmail Tükenmez, 4.520 metrekare arsası bulunan Ozan Madencilik, 1.998 metrekare arsası bulunan Topkara Mermer'e kamulaştırma teklifinde bulundu. Arsa sahipleri metrekare başına TOKİ'nin önerdiği parayı yeterli bulmayınca taraflar arasında anlaşma sağlanamadı. 14 DAVA AÇTI Bunun üzerine geçen yıl mahkemeye başvuran TOKİ, Akçelik Madencilik aleyhine 10, İsmail Tükenmez aleyhine 2, Ozan Madencilik ve Topkara Mermer aleyhine birer dava açtı. Dilekçesinde davalılara ait taşınmazların, Bakanlar Kurulu tarafından 18 Ağustos 2012 tarihli karar ile “Rezevr yapı alanı' olarak tespit edilen alanın içinde kaldığını hatırlattı. Bu arsalara ait kamulaştırma yetkisinin de kendisine verildiğini savunan TOKİ, arsa sahiplerinin kamulaştırma bedelini kabul etmediği için anlaşamadıklarını hatırlattı. TOKİ, mahkemeden, atanacak bilirkişilerce belirlenecek tutar karşılığında davalılara ait toplam 14 parseldeki bu arsaların tapu kaydının iptal edilerek kendi adına tesçil edilmesini istedi. TOKİ'nin arsa sahiplerine açtığı 14 dava da İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne düştü. Davalılar, davaya konu arsaların yapılacak olan üçüncü havaalanı inşaatının sahasında kaldığını hatırlatarak, TOKİ tarafından verilen tutarın emsallerine göre çok düşük kaldığını savundular. TOKİ'nin kendilerine metrekare başına 22 lira ile 35 lira arasında teklif yaptığını savunan davalılar, aynı bölgede bulunan emsal arsaların yerine göre metrekaresinin 300 liradan 500 liraya kadar alıcı bulduğunu savundular. BİLİRKİŞİLER METREKARE FİYATINI 10'A KATLADI Mahkeme, dosyaları inşaat mühendisi, harita ve kadastro mühendisi, mimar ve ziraat mühendisinden oluşan 6 kişilik bilirkişi heyetlerine yolladı. Bilirkişiler, arsaların bulunduğu alanın üçüncü havaalanı inşaatının da yapılacağı “Rezerv yapı alanı' içerisinde kaldığını hatırlattı. Bilirkişiler, davalıların arsasının yerine göre metrekare fiyatının 200 lira ile 500 lira arasında değişkenlik gösterdiğini belirttiler. ARSALARIN DEĞERİ 16.2 MİLYON TL Bilirkişiler, TOKİ'nin 54.507 metrekare arsası kamulaştırılan Akçelik Madencilik şirketine 10 milyon 901 bin, 9.840 metrekare arsası kamulaştırılan İsmail Tükenmez'e 2 milyon 785 bin, 4.520 metrekare arsası kamulaştırılan Ozan Madencilik'e 1 milyon 602 bin, 1.998 metrekare arsası kamulaştırılan Topkara Mermer şirketine de 999 bin 840 TL kamulaştırma bedeli ödemesi gerektiği yönünde rapor tuttu. TOKİ: DAVALILAR ÜÇÜNCÜ HAVALİMANININ ARTI DEĞERİNDEN FAYDALANAMAZ TOKİ, “3. Havaalanı projesinin bölgeye kattığı artı değer, bir değerlendirme ölçütü olarak dikkate alınmıştır. Bilirkişi heyetinin bu tutumu kamulaştırma Kanunu'nun 11. Maddesine aykırılık teşkil etmektedir' gerekçesi ile bilirkişilerce belirlenen kamulaştırma bedellerine itiraz etti. MAHKEME BİLİRKİŞİLERE UYDU Mahkeme, nisan ayında yapılan duruşmada, bilirkişilerce belirlenen tutarın davacı TOKİ tarafından davalı arsa sahiplerinin banka hesaplarına depo edilmesini istedi. TOKİ, bu tutarı yatırmadı. Mahkeme, 4 Haziran 2014 tarihinde yapılan duruşmalarda ikinci kez depo kararı aldı. TOKİ mahkemenin ikinci kez aldığı depo kararına da uymadı. Mahkeme, bugün yaptığı duruşmalarda 14 davayı da karara bağladı. TOKİ'nin Avukatı Hüseyin Balaban, bilirkişilerce belirlenen kamulaştırma bedelinin çok fahiş olduğunu belirterek, “Bu nedenle depo şartını yerine getirmedik' dedi. TOKİ'NİN KAMULAŞTIRMA TALEBİ REDDEDİLDİ İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi Mehmet Coşkun Gündüz, Avukat Balaban'ın yeniden depo kararı verilmesi yönündeki isteğini reddederek davaları TOKİ aleyhine sonuçlandırdı. Bir önceki duruşmada ikinci kez depo kararı verdiği halde TOKİ'nin bu tutarı davalıların hesaplarına yatırmadığını hatırlatan hakim Gündüz, kararın kesinleşmesi ile birlikte tapulara konulan kamulaştırma şerhinin de kaldırılmasına hükmetti. AVUKAT ALTIN: TOKİ YENİDEN KAMULAŞTIRMA YAPARSA HAVALİMANI İNŞAATI DURMAZ Davalılardan Akçelik Madencilik şirketinin avukatı Kemal Altın, karar ile ilgili olarak dha'nın sorularını telefonda yanıtladı. 'TOKİ, bilirkişilerce belirlenen tutarları yüksek bulduğu için ödeme yapmadı. Bilirkişi hesaplarına göre benim müvekkilime 11 milyon TL ödeme yapması gerekiyordu, ancak bunu yapmadı. Bize metrekare başı 22 TL teklif etti. Bu tutar çok düşük, bunu kabul etmediğimiz için bize dava açtı. Ancak kaybetti. Bugün kaybedilen 14 davaya konu arsalarda üçüncü köprü inşaatı ile ilgili hiçbir işlem yapılamaz. Ya projeyi değiştirerek bizim arsalarımızı havaalanı inşaatının dışında bırakacak ya da yeniden kamulaştırma kararı alıp yeni bir mahkeme süreci başlatacak. Bir seçenek de arsa sahipleri ile mahkemeye gitmeden yeni bir anlaşma yapması. Bizim 10 parsel ile ilgili 10 davamız vardı. Bazı parseller pistlerin yapılacağı yerde bazıları da inşaat alanına denk geliyor.' diye konuştu. 22.1 MİLYAR EURO'LUK PROJE Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yap-işlet-devret modeli ile yapılması planlanan üçüncü havaalanın 3 Mayıs 2013 tarihinde yapılan ihalesini, 22 milyar 152 milyon Euro tutarındaki teklifi ile Cengiz-Kolin-Limak-MAPA-Kalyon ortak girişimi kazandı. 10 milyar 247 milyon Euro'ya mal edilmesi planlanan havaalanının temel atma töreni 7 Haziran 2014 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Yüksel KOÇ/İSTANBUL, (DHA)
Mahallenin Futbol Kuralları
Tevfik Gülsaç isimli behance kullanıcısı zamanında çocuk olmuş herkesin bildiği 'Mahallenin Futbol Kuralları'nı 2013'te güzel bir çalışmaya dökmüş.
Reklam
Kemal Sunal Aramızdan Ayrılalı 14 Yıl Oldu
Turgut Uyar’ın ölümü üzerine Ferhan Şensoy söylediği sözleri aramızdan ayrılışının 14. yılında Kemal Sunal için söyleyelim istedik: Çok komiksin Azrail, hiç Kemal Sunal ölür mü?’  Sevgi ve saygı ile anıyoruz...
Reklam
Haziran Ayında En Az 141 İşçi Yaşamını Yitirdi...
Haziran ayında en az 141 işçi yaşamını yitirdi. İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre, 2014'ün ilk altı ayında ise en az 951 işçi öldü. İnşaat, tarım, taşımacılık ve maden işkolu yangın yeri... •Yeni Türkiye’nin ekonomisinin lokomotifi olan inşaatlarda işçi kıyımı sürüyor. Coğrafyamızın her hücresinde kent dokusunu ve ekolojik yaşamı gözetmeyen hızlı betonlaşma sonucu yarısı düşme nedenli olmak üzere 37 inşaat işçisi can verdi... •Yaz geldi, güvencesiz tarım emeği yollara düştü. 14’ü küçük çiftçi olmak üzere 29 tarım emekçisi can verdi... •Otobüs, minibüs, tır, tanker sürücüsü, moto kurye... Her gün yeni açmazlara yol açan ulaşım politikalarıyla, kuralsız çalıştırmanın egemen olmasıyla 16 taşımacılık işçisi can verdi... •Soma; Şırnak’ta, İstanbul’da, Karaman’da, Maraş’ta ve Karaman’da... Madenler ölüm kusuyor. Bu ay 10 maden işçisi can verdi... İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi' işkollarına değinirken yaşanan bazı iş cinayetlerine dikkat çekti:  Silikozis katliamı devam ediyor...  31 yaşındaki Fahrettin Fırat, 2000-2004 arası kot kumlama atölyesinde çalışırken silikozise yakalandı. Fahrettin kardeşimiz Hacettepe Üniversite Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Bingöl Karlıova Taşlıçay Köyü’nde arkadaşımız gibi onlarca silikozis hastası bulunuyor... Kuyudan sarkıtılan bidonla girilen Şırnak madenleri...  Soma Şırnak’ta devam ediyor. Musa Seven, Ahmet ve Emin Baysal, Selahattin Uçar ile İbrahim Sağnak bu ilkel madenlerde can verdi. Cudi Dağı eteklerinde 3500 madenci arkadaşımız sigortasız bir biçimde çalışıyorlar, aç kalmamak için. Bu ölüm kuyularında çalışan işçilerin tamamına yakını 1990’lı yıllarda devlet tarafından zorla köyleri boşaltılan yurttaşlarımız. 8 çocuklu Musa Seven’in cenazesinin bidonla çıkarıldığı Cudi’de demokrasi güçleri halkımıza acılar yaşatan bu koşulları değiştirmek zorunda... Seçimler geçti, belediyeler seyyar satıcı avında...  30 Mart seçimleri öncesi oy için halka yarananlar şimdi gerçek yüzlerini gösteriyorlar. İstanbul’un hemen her ilçesinde seyyar satıcılar yoğun baskılar yaşıyor. Seyyarlar için ekmek ölümün ucunda. 31 yaşındaki su satıcısı Mahmut Uuzn kardeşimiz İstanbul Beyoğlu Halıcıoğlu’nda polisin kovalaması sonucu girdiği metrobüs yolunda ezilerek can verdi... Güvenlik işçileri can güvenliği istiyor...  Önce 36 yaşındaki kardeşimiz Ali Uğur Şen Kartal’da bir alışveriş merkezindeki bankamatiği tamir ederken uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Güvenlik-Sen yaptığı açıklamada “Ali Uğur Şen’in kanı Denizbank A.Ş., Finansbank A.Ş. ve Türk Ekonomi Bankası A.Ş. ortaklığıyla kurulmuş Bantaş A.Ş.’nin üzerindedir. Bantaş A.Ş.’nin sadece 6 ay içerisinde 3 soyguna maruz kalması, yaşanmış ölüm ve darpların kaza olmadığını kanıtlar niteliktedir. Bankamatik tamirinde aracın içerisindeki şoförden başka Ali Uğur Şen’i koruyacak hiç bir personel bulundurulmayarak, risk analizleri yapılmadan, yeterli eğitimler verilmeden, yeterli ekipman temin edilmeden, gerekli güvenlik prosedürleri uygulanmayarak öldürülmesine göz yumulmuştur” dedi. Sonra Sabiha Gökçen Havaalanı’nda özel güvenlik görevlisi kardeşimiz Fatih Selim Aladağ mesai arkadaşlarını şirket aracıyla evlerine bıraktıktan sonra Pendik’te uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Güvenlik-İş yaptığı açıklamada “Güvenlik şirketinin devriye aracı servis aracı olarak kullanılıyor, ‘bu benim görevimin dışında, ben gece gidiyorum can güvenliğim yok’ diyor. ‘Ya yaparsın ya da çıkarsın’ diyorlar 10-15 gün önce. Şirket arkadaşımıza hem vardiya amirliği hem de servisçilik yaptırıyor. O saatte havalimanında vardiya amiri olarak bulunması gerekiyor” dedi. İstanbul, Bursa, Maraş ve Kocaeli... İş cinayetleri coğrafyamızın her bölgesinde... 13 ölüm İstanbul’da; 9’ar ölüm Bursa ve Kahramanmaraş’ta; 6 ölüm Kocaeli’nde; 5’er ölüm Edirne, Manisa, Samsun ve Şırnak’ta; 4’er ölüm Adıyaman, Ankara, Balıkesir, Karabük ve Konya’da; 3’er ölüm Adana, Antalya, Isparta, Karaman, Kayseri, Zonguldak ve Afganistan’da; 2’şer ölüm Aydın, Batman, Çorum, İzmir, Mardin, Muğla, Sakarya, Siirt, Şanlıurfa ve Trabzon’da; 1’er ölüm ise Bilecik, Bingöl, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Kırklareli, Kütahya, Malatya, Muş, Rize, Sinop, Tekirdağ, Tunceli, Yalova, Yozgat ve İran’da yaşandı... Yaşamını yitiren 141 işçi Raporda haziran ayında yaşamını yitiren işçilerin isimleri açıklandı: Ferhan Yazar, Gültekin Gencer, İbrahim Yılmaz, Hacı Mehmet Çiftçi, Şenol Nur, Hüseyin Şirin, Murat Hamarat, Murat Özer, İsmet Tülübaş, Ahmet Kozan, Aşkın Karataş, Mustafa Konanç, İhsan Tunç, Enver Balaban, Erkan Evren, Cemal Yorulmaz, Satılmış Kırca, Nurettin Aktaş, Safiye Peşmen, Mehmet Sıddık Tecirman, Sezai Atış, Barış Çiftçi, Ayşe Zehir, Ahmet Şengül, Taner Yaman, Hanife Coşkun, Şaban Akkoç, Archıl Gegıdze, Ali Özdemir, Ömer Özgün, Erdem Çelikmen, Süleyman Akay, Mustafa Yirik, Musa Seven, A.A., Ahmet Baysal, Emin Baysal, Selahattin Uçar, İbrahim Sağnak, Ali Çankay, Ömer Faruk Genç, Zekeriya Akkabak, Ayhan Arı, Muhammet Nur Belen, Halil İbrahim Dursun, Satılmış Mercan, Fahrettin Fırat, Özlem Yavuz, Rıdvan Sevinç, Ayhan Çetinkaya, Ali Osman Aksu, Murat Kendirli, Şehmuz Günel, Celalettin Özdemir, Ahmet Küçük, Hasan Demir, Fatih Kara, İbrahim Zabin, İsa Temizel, Mahmut Yılmaz, Mustafa Nallı, Muharrem Cıvak, Duray Oruç, Mehmet Ali Mestan, Mehmet Vapur, Hüsnü Akboğan, Ali Yılmaz, Adnan Karlıdağ, Mehmet Emin Çalhan, Sercan Ergün, Turan Çiçek, İsa Göktürk, Yusuf Öztürk, Mustafa ., Mehmet Yavaş, Mahmut Yücel, Selahaddin Uysal, Turan Kaya, İbrahim Öztürk, Naci Ayvalıoğlu, Baki Güneş, Lazgin Kezer, Aydın Erten, Şahin Akkoyun, Hasan Ateş, Murat Arkaya, Zülfü Yıldırım, Yılmaz Öztürk, Nurettin Koza, Hayrettin Kara, Mehmet Kormalı, Hasan Pala, Uğur Avcu, Musa Yiğit, Mehmet Ali Yaman, Fuat Taş, Ümit İnal, Halil Gül, Şükrü Ergin, Orhan Gönültaş, Zeki Şen, Ahmet Cömert, Ali Kıllı, Hıdır Teber, Mahmut Cem Kırılmaz, Ramazan Turan, Mustafa Açıkgöz, H.Ş., Aşır Ahmet, Ferdi Aydın, Doğan Gür, Mesut Altınay, Saadettin Çimen, Hüseyin Şen, Necati Uçtu, Hacı Arap Aktaş, Ahmet Keleşoğlu, Gürkan Kazel, Battal Ersoy, Bülent Han, Osman Okyay, Abdalla Hassan Abdalla Abdelbaky, Burak Yıldırmış, Şahabeddin Ökmen, Arzu Ayyıldız, Gizem Gürşah Doğa, Mesut Turan, Fatih Selim Aladağ, Ali Uğur Şen, Ahmet Maraşlı, Hacı Canan Coşkun, Mikdat Ataş, Hüseyin İmrag, İsmail Kuyzu, Ömer Kesim, Ahmet Çıldır, Mahmut Uzun, Mehmet Dinç, Samet Hasırcı, ve ismini öğrenemediğimiz iki işçiyi saygıyla anıyoruz!
Dünya Borsa Sistemleri
Dünya üzerindeki tüm borsalarda değişik sistemler uygulanmaktadır. İlk bakışta hepsinin farklı bir işleyişe sahip olduğu düşünülse de, fiyat oluşturma mekanizmaları incelendiğinde dünyada borsaların birkaç ana sistemden oluştuğu anlaşılmaktadır. Borsa salonunda kürsü, tahta veya korbey ve havuzların bulunması ya da bunların yerine tümüyle bilgisayarların kullanılması tam olarak sistem farklarından kaynaklanmaz. Sistemler görünüşte çeşitli dekorasyon içinde uygulanabilir. Asıl sistem farkları fiyat oluşturma mekanizmalarındadır. Fiyat oluşturma mekanizmalarına göre borsalar; Merkezi ve Ademi Merkezi BorsalarToplu Açılış Fiyatı Sürekli MüzayedeSerbest PazarlıkYüksek Teknolojili BorsalarMerkezi ve Ademi Merkezi BorsalarMerkezi borsalarda, bütün borsa üyeleri birbirleriyle merkezi borsa yönetiminin nezareti altında alım – satım yaparlar. Desantralize borsalarda ise; “specialist”ler vardır. Bu kişiler, belli şirketlerin menkul kıymetlerinin alım – satım işlemlerini kendilerine bırakılmış, bu şirketler üzerinde ihtisaslaşmış borsa üyeleridir. Bu şirketler, büyüklüğüne göre tek veya birkaç şirket olarak, specialistlere bırakılır. Diğer üyeler bu şirket veya şirketlerin hisse senetlerini yalnız bu specialistlere satabilir veya alabilirler. Seans açılmadan önce toplu açılış fiyatı yöntemiyle her şirket için açılış fiyatları bulunur. Specialist bu açılış fiyatına göre bir alım bir de satım ilan eder. Buna çift kotasyon denir. Bu fiyatları seans boyunca belli limitler içerisinde değiştirebilir. Fakat mutlaka bir fiyat vermek ve alım – satım yapmak zorundadır. New York Borsası specialist borsadır ve specialistler resmi bir nitelik taşırlar. Bu tip borsalarda bir anlamda, her specialist etrafında küçük bir borsa oluşur ve bu sebeple de ademi merkezi borsa olarak nitelendirilirler. Toplu Açılış Fiyatı Sürekli Müzayede Bazı borsalar açılış fiyatına büyük bir önem duymaktadır. İktisattaki “en çok miktarda arz ve talep karşılaştıran fiyat en doğru fiyattır” kuralından hareket etmektedir ve açılış fiyatının toplu olarak bulunması öngörülür. Bunun için de açılış seansı için ayrı borsa emirleri veya yazılı borsa emirleri verilir ve bunlar toplu halde eksperler tarafından değerlendirilir. Eksperler ise açılış emirlerini tasnif eder, şirketlere ayırır ve her şirketin her hisse senedi için bordrolar dökerler. Aynı hisse senedi için verilen borsa emirlerini yüksek fiyattan düşük fiyata doğru sıraya sokarlar. Ortadaki fiyat sütununun bir tarafına alış bir tarafına satış emirlerini miktar olarak girerler. Her iki tarafında da emir bulunan fiyatlar arasından açılış fiyatı bulunur. Açılış fiyatı hem alış hem de satış emri içeren fiyatlar içinden en büyük miktarda alım – satımı gerçekleştiren fiyattır. Bu gibi borsalarda günlük işlem hacminin büyük bir kısmı açılış fiyatıyla karşılandığından işlem hacmi sınırlı borsalarda daha sonraki sürekli müzayede bölümü için yeterli iş hacmi kalmaz. bu borsalar toplu açılış fiyatı ile sürekli müzayede arasında tercih yapmak zorundadırlar. Genellikle specialist kullanan Desantralize borsalar tarafından tercih edilen ve dünyada çok az sayıda borsada uygulanan bu sistemde hem toplu açılış fiyatı, hem de sürekli müzayede uygulanabilmesi için bir hayli yüksek iş hacmi ihtiyacı duyulur. Bu nedenle de New York, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Tokyo II. Pazarı gibi borsalarda uygulanmaktadır. Sürekli müzayede çeşitli şekil ve görüntülerde uygulanabilmektedir. Orta çaptaki borsalarda en çok rastlanan ve özellikle Uzakdoğu borsalarında görülen sürekli müzayede şekli duvarlardaki panolarda uygulanmaktadır. Her şirketin bir panosu ve bu pano üzerinde bir alış bir de satış bölümü bulunmaktadır. panolardaki bu bölümlere alış ve satış emirleri borsa üyeleri tarafından yazılabildiği gibi bağırarak verilen borsa emirlerinin borsa memurları tarafından da panolara yazılması veya elektronik tablolarda gösterilmesi mümkündür. Serbest Pazarlık Bu sistemde herhangi bir fiyat oluşturma mekanizması yoktur. Borsa üyeleri borsa salonlarında aralarında serbestçe pazarlık ederler. Pazarlık sonunda anlaşan iki borsa üyesi, pano usulünde olduğu gibi havuza ya da havuzlardan birine giderek 3 nüsha fiş doldurup imzalayarak, saat ve tarih alıcı ve satıcıda kalır. Havuzdaki katip gerçekleşen bu kayıtlara geçirme işlemi bilgisayara işlem şeklinde olur ve son işlemle oluşan yeni fiyat, anında duvarlardaki elektronik tablolarda ve kayan yazı bantlarında görülür. Bu sistemin en büyük avantajı basitliğidir. Pazarlık yaparak anlaşmak için borsa salonuna gelmek bile şart değildir. Dışarıda varılan bir anlaşma bile borsada tescil ettirilebilir. Sisteme örnek ise; Tokyo Klasik Borsası, Kore Borsası ve Madrid Borsası gösterilebilir. Yüksek Teknolojili Borsalar Diğer borsa sistemleri, bu sistemlerin basit ve ilkel şekilleridir. Gelişmiş ülkelerde borsalar bu üç sistemden hangisi uygulanırsa uygulansın, ileri teknoloji ve bilgisayarlarla donatılmıştır. Bu yüzden, karmaşık elektronik sistemlerle donatılmış borsalarda hangi sistemin uygulandığını teşhis etmek kolay değildir. Bilgisayar Terminalli Borsalar Londra Borsası, Tokyo Borsası elektronik bölümü başta olmak üzere, birçok Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu Borsası tam kompüterize edilmiş, borsa salonunda insanların toplandığı borsaların aksine, sadece bilgisayar bakım elemanlarının bulunduğu bilgisayar borsalarıdır. Borsadaki bilgisayarın terminalleri borsa üyelerinin iş yerlerine uzatılmış olup, işlem yapmak için kimse borsaya gelmemektedir. Buna karşılık BIST gibi kompüterize borsalardan bazılarında işlemler yine borsa salonunda bir araya gelinerek fakat bilgisayar üzerinden yapılmaktadır.Devamı: Borsanasiloynanir.org
Dünyanın En Güçlü 10 Bankası
Banka denildiği zaman genellikle aklımıza yatırdığımız faturalar, krediler ve kredi kartları gelir. Ama şu an bu yazı da anlatacaklarım bankaların hiç bilmediğiniz yönleri üzerine bir araştırma. Dünyanın en güçlü bankası olarak seçilen bankaların sermaye güçleri karşılaştırılarak bu araştırma yapılmış. Bu bankalar 2014 yılında meydana gelen krizlere rağmen güçlü sermayeleri ile sarsılmadan ayakta durmayı başaran bankalar. 2014 yılında kazandıran hisseler arasında bankacılık hisse senetleri de yer alıyor. Bankacılık hisse senetlerinin kazandırmasının nedeni ise güçlenen sermayeleri, karlılık oranları gibi nedenlere bağlı. Ülkemizin en güçlü bankaları arasında ise İş Bankası, Garanti Bankası ve Akbank yer alıyor. Borsa İstanbul üzerinden bu bankaların hisse senetlerine yatırım yapmanız mümkündür. İşte dünyanın en güçlü bankaları; Veriler ve Görseller: borsanasiloynanir.co sitesinden alınmıştır
Reklam
Plajlarda Desen Çılgınlığı
Plajlar Penti'nin eğlenceli ve dinamik koleksiyonuyla renkleniyor. Sınır tanımayan plaj koleksiyonunda, desenli bikini modelleri ilk sırayı alıyor. Türk kadınlarının vücut ölçüleri düşünülerek hazırlanan Penti plaj koleksiyonunda, iddialı kesimlerin yanı sıra, farklı renk ve desen alternatifleri yer alıyor. Koleksiyonda, renkli hayvan baskıları, tropikal, tribal ve ikat desenleri ön plana çıkıyor. Sarı, somon, mavi, pembe ve yeşil gibi sezon renklerini bir arada sunan hayvan baskılı Kiki'nin bando üstü ve bikini altı, altın renkli zincirlerle şık görüntü sunuyor. Tribal desenlere sahip ürünler arasında, Carmen, Bohemian ve Emily şort yer alırken, Carmen twist üst, karıştır&yakıştır temasının en özel ürünlerinden biri oluyor. Bohemian grubu, üst, slip ve tişört ürünlerinden oluşuyor. Siyah, somon ve beyaz uyumunu sunan Bohemian, crop tişörtü ile gece kombinlerinde de tercih ediliyor. Tribal desenin temsilcisi Emily şort, canlı rengi ve etek kısımlarında yer alan ponponlarla şirin bir görünümü destekliyor. Renkli papağanlar ve palmiyeler, tropikal bir yazın habercisi olurken, Marie ürün grubunda, askısız olarak kullanılabilen bando üst ve slip altın yanı sıra, üçgen üst ve ipli slip dikkat çekiyor. Özellikle genç kızların favorisi olan Polly, papağan baskılarıyla büyük beğeni topluyor. Palmiye detaylarıyla canlı bir yaz sunan Violet ve Forest, desenleriyle de yağmur ormanlarının serinliğini plajlara yansıtıyor. Lacivert renkli Violet, palmiye desenli çapraz askılarıyla farklı bir görüntü sergiliyor. Geçmişten günümüze gelen ve son yılların en özel desenlerinden olan ikat, Ester Twist Üst, Ester Ring Alt ve Beachy pantolon da en beğenilen parçalar arasında kendini gösteriyor.
Nuri Bilge Ceylan'a Suç Duyurusu
Nuri Bilge Ceylan'ın Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan 'Kış Uykusu' adlı filmindeki bir sahnede ata işkence yapıldığını savunan Prof. Dr. Orhan Kural, ünlü yönetmen hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.  İHA'nın haberine göre Prof. Dr. Orhan Kural, hazırladığı dilekçeyle bugün mahkemeye başvurarak, Nuri Bilge Ceylan hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Filmdeki bir sahnede ata işkence yapıldığını savunan Kural, “Filmde bir atı tesadüfen gördüğünü söyledi bana. Ancak tesadüfen değil. Ata işkence yapılıyor. Nehirde çekiliyor. Üzerine biniyorlar. Avcılığı teşvik ediyorlar. Tavşan öldürülüyor. Dakikalarca hayvan can çekişiyor. Ondan sonra onu alıp evine götürüyor. Diyor ki ‘her hafta ava çıkıyorum.’ Avcılığı teşvik ediyor” dedi. Hiçbir zaman hayvanlar üzerinden prim yapılmasını kabul etmediğini belirten Kural, “Hayvan yasasına göre filmin içinde, ‘Kullanılan hayvan sahneleri veteriner eşliğinde çekilmiştir’ denmesi gerek” diye konuştu. Kural, Nuri Bilge Ceylan’ın kendisini aradığını söyleyerek, “Savcılığa veriyorum. İspat ederler. Uluslararası başarı sağlamış olabilir, tebrik ediyorum. Bu, her türlü hayvanı kullanıp, onları öldürüp bir köşeye atacak anlamına gelmez. Ben bunu popüler olmak için yapmıyorum. Buna suç duyurusunda bulunmazsam ‘Nuri Bilge Ceylan’a gücünüz yetmedi mi?’ derler. Ona da gücümüz yeter. Davayı açıyorum. Dün aradılar beni. Mahkemede görüşürüz dedim. Anlatmaya çalışıyorlar durumu. Demek ki korkuyorlar. Yapımcısıyla beraber aradılar. Onlara hem de böyle bir şey yapacak diğer kişilere ders olur. Hayvanları kullanmak, öyle öldürüp avcılığı desteklemek yakışmıyor. Filmi Fransa ’ya da şikayet ettik. Çünkü Türk yasalarının yasakladığı bir konu çekilmiş' dedi.İHA
Motivasyon arttırmak için ödül mü özgür irade mi?
İş dünyasında çalışma performansını arttıracak motivasyon kaynakları uzun yıllardır incelemeye alınıyor.  Geleneksel olarak, ödüllendirme sisteminin başarıyı ve motivasyonu arttırdığına yönelik bir kanı vardır. Fakat, bu kanının son yıllarda yapılan deneyler sonucunda çürütülmesine rağmen, sıkı bir düzen ve ödüllü çalışma koşulları hala iş dünyasında ağırlıklı olarak kullanılan yöntemler arasında.Kariyer analisti Dan Pink, TED konferansı kapsamında yaptığı konuşmada, dünyada denenmekte olan farklı çalışma düzenleri ve motivasyon kaynakları hakkında bilgilendiriyor. Google gibi şirketlerin çalışanlarının motivasyonlarını hangi araçlarla yükselttiğini deneylerle açıklıyor...Devamı: http://www.uplifers.com/motivasyon-arttirmak-icin-odul-mu-ozgur-irade-mi/#ixzz366LyUN7n
Reklam
Babacan, Eximbank Hakkında Çarpıcı Bilgiler Verdi
İstanbul’da yeni binaya, tadilat parası hariç 5 yılda 6,75 milyon dolar kira ödenecekKendi evi olan Genel Müdüre aylık 6 bin TL kira yardımı!805 bin TL’ye iki makam aracı satın alındı!Binaya taşınmadan 8 ay boyunca 900 bin dolar kira ödendiANKARABaşbakan Yardımcısı Ali Babacan, Genel Müdürlüğü İstanbul’a taşınan Türk Eximbank’ta uzun yıllardır çalışan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in iki kızının işten çıkarıldığını kabul ederken, CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın soru önergesi üzerine bankaya dair çarpıcı bilgileri de açıkladı. Babacan, İstanbul’da kiralanan yeni bina için aylık 112 bin 500 dolar kira ödendiğini, 5 yıllık kira sözleşmesi yapıldığını, yapılan tadilat bedelinin yarısının kiradan düşüleceğini, tadilat dolayısıyla taşınma öncesinde 8 ay boyunca bina için 900 bin dolar ödendiğini, Eximbank’ta çalışan uzmana 500 TL, Genel Müdüre ise aylık 6 bin TL kira yardımı yapıldığını, Eximbank için satın alınan iki makam aracına 805 bin TL ödendiğini açıkladı.Genel Müdürlüğü Ankara’da bulunan Eximbank’ın, eğitim öğretim yılının ortasında olunduğuna bakılmaksızın Kasım 2012’de İstanbul’a taşınma kararı alınınca, ailevi nedenlerden dolayı Ankara’da kalmak zorunda olduğunu belirten personel işten çıkartılmışlardı. Aralarında önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in iki kızının da bulunduğu 37 personelin iş akitleri feshedilirken, 56 personelin ise Ankara’da kalmalarına izin verilmişti.CHP’li Umut Oran’ın Aralık 2012’de verdiği önergeyle bu gelişme kamuoyuna duyurulurken, Babacan’ın Ekim 2013’te gönderdiği yanıtta bazı bilgiler ‘ticari sır/banka sırrı’ gerekçesiyle yanıtsız bırakılmıştı. Umut Oran’ın, Eximbank Genel Müdürü’nün Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada verdiği bilgilerin dahi önergeye yanıt olarak gönderilmediğine dikkat çekerek yeni soruları yöneltmesi üzerine Babacan bu kez somut bilgiler içeren bir yanıtı gönderdi.İşten çıkartılan 37 kişinin ismini açıklayarak, Sezer’in kızlarının da sözleşmelerinin feshedildiğini kabul eden Babacan’ın, Umut Oran’a, Eximbank Genel Müdürü Hayrettin Kaplan ve Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Kopar’ın imzaladığı bilgi notuyla verdiği yanıtta dikkat çeken bilgiler şöyle:Aylık kira 112.500 dolarİstanbul’daki bina Sabri Ünlü ve Jan Bastiaan Lems’ten, stopaj bedeli dahil aylık 112 bin 500 dolar karşılığı bedelle, ihale yapılmaksızın doğrudan temin usulüyle Nisan 2012’de 5 yıllığına kiralandı.Tadilat parasının yarısı kiradan düşüyor!Binada yapılan mekanik tadilatlara ilişkin bedellerin yarısı kiradan mahsup edilecek. Ancak bu tadilat bedelinin ne kadar olduğu açıklanmadı.Taşınmadan 8 ayda 900 bin TL ödendiBinaya taşınma işlemi ise 8 ay sonra 3 Aralık 2012’de tamamlandı. Böylece taşınma gerçekleşene kadar 900 bin dolar kira ödenmiş oldu.37 kişi işten çıkartılırken, 111 kişi işe alındı2012 yılı içerisinde 37 deneyimli personelin işine son verilmesine karşın, aynı yıl içerisinde “banka işlem hacmindeki artış nedeniyle” 111 yeni personel alındı ve toplam personel sayısı 453’e ulaştı.Makam aracına 805 bin TLMakam için 2011 yılında AudiA6 ve Volvo S80 marka modelde iki araç 805 bin TL karşılığında satın alındı.Genel Müdüre ayda 6 bin TL kira ‘yardımı’Eximbank Yönetim Kurulu kararıyla, Genel Müdüre kendi evinde otursa dahi, en düşük memura ödenen kira yardımının 13 katı tutarında (6 bin TL) aylık kira yardımı yapılıyor!
Reklam
Gayrimenkul Yatırımında Değer Kazancını Tahmin Etme
İşletme kuranlar ile Yatırımcıların en çok sordukları soru, ne zaman kendini amorti ederek bana kar bırakır? Öncelikle şunu belirtelim kı bunun net bir cevabı olamaz sadece tahminler olur. Bu ileri dönük planlarda ne kadar net rakamlar ve verilerle doğru tahminlerde bulunulursa o kadar başarılı olur. Yatırıma göre ayrı hesaplama yöntemleri vardır. Bunun içinde konuşunda uzman birinden destek almanız yada işinizde uzman olmanız lazım. Yatırımın amacı elindeki nakit varlığı değerlendirme yollu ile değer yitirmesinin önüne geçmek kazanç sağlayarak varlıklı hayat sürmektir. Demek ki öncelik değer erimesinin önüne geçilmesidir. Onun içinde yatırımdan beklenen değer artısı tüfe ve faizlerden daha yüksek olmasıdır ki o zaman yatırım olur. Genelde bu hesaplamalarda alım İle satış arasındaki fark kar gözü ile bakılır ki bu çok yanlış yaklaşımdır. Kar bütün giderler ve değer kayıplarından sonra elde kalan nakittir iste bizi zengin eden o noktadır. Yatırım olarak borsa, forex, işletme için yatırımlar harcamalar ve teçhizat, makina yatırımı, altın, döviz, gayrimenkul olarak karsımıza çıkıyor. Bazılarından kısa zamanda yüksek oranlarda kar elde edilse de risk durumunda yüksek ve konusunda uzman olmak gerekiyor. Konut, arsa ve tarla yatırımı risksiz ve geliri garantili olduğundan dolayı en çok ve ilk akla gelen yatırım aracı oluyor. Gayrimenkul yatırımında İleri doğru değer artısını tahmin etmek için alım yapılan fiyat ile bölgede değer artısı ve kaç yıl sonra elden konutunuzu satmaya karar verdikten sonra hesaplamak çok kolay oluyor. Yıllık artısı % 15 olan 150.000 TL satın alınan bir konutun 4 yıl sonraki değerini öğrenmek istiyorsunuz burada hemen bileşik faiz hesaplaması devreye giriyor. İsteyenler formülle hesaplasın daha çok dört işlemle nasıl hesaplanır ona bakalım. Alım fiyatı 150.000 işe bir yıl sonra 150.0000.15+150000 = 172500 TL Konutun bir yıl sonraki fiyatı = 1725001.15= 198375 İkinci yıl fiyatı 1983751.15= 228.131 TL 3. yıl Fiyatı 228.1311.15 262.350 TL olur 4, yıl fiyatı işe 301.703 tl olarak 4 yılda yüzde yüz kar artışı oldu 4 yılık zamanda kira geliri olarak aylık 600 den 12 ay sonraki yıl 50 TL artarak 4 yıllı tamamlasın Birinci yıl 600*12= 7200 İkinci yıl da 650 den 7800 sonraki yıl da 700 den 8400 sonraki yılda 750 den 9000 tl Toplamda kira geliri = 32.400 tl Kiradan gelen kar. Konut fiyatı 301.703 Alım fiyatı 150.000 tl kar 151000 tl + 32400 TL kira dan toplamda 184.000 TL Karınız olur Gider olarak da alım ve satımda danışmanlık ücretlerini + tabu harçlarını, vergilerini, bakım onarım ile kredi faizlerini de ekleyerek totalden çıkarsa net rakam bulunur. İşletme yönetiminde hesaplamalar daha farklı yapılır. Ayrıca alımda ne kadar düşük fiyat ile konut yatırım kriterlerine uygun olursa alımda da kar elde edildiğinden daha yüksek kazanç olur.
AKP Cepte Para Ağızda Tat Bırakmadı
İftar sofraları el yakıyor: 4 kişilik ailenin ramazanda iftar ve sahur sofrasının maliyeti 1900 TL’yi aşıyor! CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, bugün başlayan ramazan ayında iftar ve sahur sofralarının maliyeti ile ücretlilerin gelirlerini kıyaslayan bir inceleme yaptı. Umut Oran, 40 temel gıda maddesinin bir yılda yüzde 17 zamlandığını ve aylık iftar-sahur sofrası maliyetinin 4 kişilik ailede 1900 TL’yi aştığını bildirdi. Memur-Sen’in imzaladığı toplu sözleşme gereği memur ve emeklilerine Temmuz ayında zam yapılmayacağını da anımsatan Umut Oran, “AKP cepte para ağızda tat bırakmadı. İftar sofraları el yakıyor” dedi. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan CHP’li Oran, şunları kaydetti: - Oruç ibadetini yerine getiren bir kişinin, gerekli günlük enerji, vitamin ve mineralleri alabilmesi ve sağlıklı biçimde yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi için günde yaklaşık 3 bin kaloriye ihtiyacı bulunuyor. Buna göre orta halli dört kişilik bir ailenin Ramazan ayı boyunca yapacağı mütevazı iftar ve sahur sofralarının maliyeti 1.900 TL’yi aşıyor. Bu tutarın 1.354 TL’sini iftar, 555 TL’sini de sahur sofralarının maliyeti oluşturuyor.- Mutfak yangın yeri gibi: Halkın en fazla tükettiği 40 temel gıda ürünündeki yıllık ortalama fiyat artışı yüzde 17’ye yaklaşıyor. - Bir asgari ücret, dört kişilik mütevazı bir Türk ailesinin Ramazan ayı iftar ve sahur maliyetinin yarısına dahi yetmiyor, aynı tarih itibariyle ortalama SSK emekli aylığı bunun ancak yarısını karşılayabiliyor. Ortalama memur emeklisi aylığının ancak yüzde 80’ine yetebildiği aylık iftar ve sahur maliyeti, ortalama memur maaşı ile ancak karşılanabiliyor. - Zengin-yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren AKP, lüks otellerde verdiği gösteriş ve israfa dayalı pahalı iftarlarla bu kutsal ayı da özünden kopardı, rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ı adeta festivale dönüştürdü. AKP’nin ihmal ettiği dar gelirli ve yoksul kesimler ise hayat pahalılığı yüzünden her yıl biraz daha güç ekonomik koşullarda iftarını açmaya çalışıyor. Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan, bu yıl uzun ve sıcak yaz günlerine denk geldi. Bu kutsal ayı adeta bir festivale dönüştürme gayretindeki “AKP zenginleri”nin gösteriş, israf ve şaşaasının aksine, iktidarın yıllarca ihmal ettiği dar ve sabit gelirli milyonlar, her yıl biraz daha pahalanan iftar ve sahur sofralarının maliyetini  karşılamaya, bu koşullarda Ramazan’ı idrak etmeye çalışacak. AYLIK İFTAR VE SAHUR MALİYETİ 2 BİN TL’YE YAKLAŞIYOR Oruç ibadetini yerine getiren bir kişinin, gerekli günlük enerji, vitamin ve mineralleri alabilmesi ve sağlıklı biçimde yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi için günde yaklaşık yaklaşık 3 bin kaloriye ihtiyacı bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi verileri ve piyasadan derlediğimiz fiyatlarla yaptığımız araştırmada, günlük 3 bin kalori esasına göre orta halli dört kişilik bir ailenin iftar ve sahurda yapabileceği gıda tüketiminin günlük asgari maliyetini en uygun fiyatlarla yaklaşık 64 TL olarak hesapladık. Buna göre mütevazı koşullardaki bu ailenin Ramazan ayı boyunca yapacağı iftar ve sahurların toplam maliyeti 1.900 TL’yi aşıyor. Bu tutarın 1.354 TL’sini iftar, 555 TL’sini de sahur sofralarının maliyeti oluşturuyor. Orta halli dört kişilik mütevazı bir Türk ailesinin Ramazan ayı iftar ve sahur sofralarının maliyetinin geçen yıla göre yüzde 20’ye yakın, son üç yılda ise yüzde 75 dolayında pahalandığı görülüyor. Hayat pahalılığı hız kesmezken, ücret, maaş ve aylıkları yerinde sayan çalışan ve emekli kesim, tarımsal faaliyetle geçinenler ve diğer dar ve sabit gelirlilerin alım gücü reel olarak geriliyor, bu kesimler giderek daha da yoksullaşıyor. Yıllardır izlediği politikalarla kendi yakın ve yandaşlarını zengin, yoksulları ise daha yoksul hale getiren AKP iktidarı, servet uçurumunu giderek daha da derinleştiriyor. İftar sofraları sürekli pahalanan halkın Ramazan ayını huzur içinde idrak etmesi giderek zorlaşıyor. AKP iktidarı, halka ağız tadıyla bir Ramazan geçirmeyi bile çok görüyor. MUTFAK YANGIN YERİ GİBİ...Mayıs sonu itibariyle son bir yılda TÜFE bazında genel enflasyon yüzde 9.66, Endekste yer alan 130 gıda ürünündeki ortalama artış ise yüzde 14.11 olarak açıklandı. Gofret, kraker, kek, tahıl gevreği, badem içi, cips, kakao, çikolata gibi fantezi ürünler dışarda tutulup, halkın en fazla tükettiği 40 temel gıda ürünü baz alındığında ise bu ürünlerdeki ortalama artış yüzde 17’ye yaklaşıyor. TÜİK’in “TÜFE madde sepeti ve ortalama fiyatlar” verisine göre Mayıs 2013-Mayıs 2014 döneminde gıda grubunda en çok pahalanan ürünlerin başında yüzde 71.9’la kuru fasulye ve yüzde 55.9’la patates geliyor. Son bir yılda kuru barbunya yüzde 50.2, pirinç yüzde 45.1, mercimek yüzde 32.8, yumurta yüzde 25.7, tereyağı yüzde 24.3, elma yüzde 19.6, balık yüzde 19.1, buğday unu yüzde 17.5, beyaz peynir yüzde 17, semizotu yüzde 16, kaşar peyniri yüzde 15.6, sucuk yüzde 14.1, şehriye ve ekmek yüzde 13.6, makarna yüzde 13.5, yoğurt yüzde 13.1, dana eti yüzde 12.5, çay yüzde 11.6, su yüzde 10.7, reçel yüzde 10.5, margarin yüzde 10 zamlandı. Bulgur, süt, baharat, zeytin, şeker, maydanoz, tuz, salça ve salatalıkta yüzde 2 ile yüzde 9.9 arasında değişen oranlarda yıllık fiyat artışları yaşanırken, domates, sivri biber, kuru soğan, patlıcan, limon, kabak, tavuk eti ve ay çiçek yağı ise ucuzladı. Halkın en çok tükettiği 40 temel gıda maddesinde son bir yıldaki ortalama fiyat artışı yüzde 16.8 olarak gerçekleşti. İFTAR SOFRASI KURMAK ZORGelirleri reel olarak gerileyen ücretli-maaşlılar başta dar ve sabit gelirli kesimlerin, ekonomik nedenlerle Ramazan’ın manevi hazzını yaşamaları da giderek zorlaşıyor. Mayıs 2014 itibariyle net 846 TL olan asgari ücret dört kişilik mütevazı bir Türk ailesinin Ramazan boyunca iftar ve sahur maliyetinin yarısına dahi yetmiyor. Aynı tarih itibariyle 1.002 TL olan ortalama SSK emekli aylığı bu maliyetin ancak yarısını karşılayabiliyor. Aynı tarihte 1.529 TL olan ortalama memur emeklisi aylığının ancak yüzde 80’ine yettiği aylık iftar ve sahur maliyeti, 2 bin 167 TL olan ortalama memur maaşı ile ancak karşılanabiliyor, ancak diğer ihtiyaçlar için ise para kalmıyor. Ortalama Bağ-Kur tarım emekli aylığı aylık iftar ve sahur maliyetinin ancak üçte birine, ortalama Bağ-Kur esnaf emekli aylığı da ancak yarısına yetebiliyor. MEMURA TEMMUZ’DA ZAM DA YOK, ENFLASYON FARKI DA AKP’nin adeta yan kuruluşu niteliğindeki Memur-Sen’in, “kraldan çok kralcı” bir yaklaşım sergileyerek hükümetle yaptığı sözleşme yüzünden bu yıl Temmuz ayında memurlar ne zam ne de enflasyon farkı alabilecekler. Hükümetle Memur-Sen arasında Ağustos ayında imzalanan ve 2014 ile 2015’i kapsayan toplu sözleşme, kamu çalışanları açısından son yılların en kötü örneğini oluşturdu. Memur-Sen, hükümetin memur ve emeklilerine Ocak ve Temmuz aylarında “yüzde 3 + yüzde 3 + enflasyon farkı” önerisi yerine yılın tümü için 123 liralık seyyanen zammı kabul etmişti. Bu nedenle memurlar ve memur emeklileri, ilk kez bu yıl Temmuzda zam alamadığı gibi maaşlara enflasyon farkı da yansımayacak. AKP RAMAZANI DA ÖZÜNDEN KOPARDI Halkımızın yüzlerce yıllık kavram ve değerlerinin içini boşaltan, dini siyasete, siyaseti ise haram servetini büyütmeye alet eden AKP iktidarında Ramazanların da eski tadı kalmadı. Zengin-yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren AKP, yarattığı mutlu azınlığa lüks ve şatafat, milyonlara ise yoksulluk ve tevekkülü layık gördü. AKP döneminde bir yandan lüks ve savurganlık, öbür yandan açlık ve yoksulluk arttı. AKP, lüks otellerde verdiği gösteriş ve israfa dayalı pahalı iftarlarla bu kutsal ayı da özünden saptırdı. AKP, rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ı adeta festivale dönüştürdü. AKP’nin ihmal ettiği dar gelirli ve yoksul kesimler ise giderek artan hayat pahalılığı yüzünden her yıl biraz daha eriyen alım güçleri ile kıt ekonomik koşullarda iftarını açmaya, oruç ibadetini yerine getirmeye çalışıyor. Halkımızı oluşturan işçi, memur, çiftçi, emekliler ve diğer dar ve sabit gelirliler Ramazan ayı boyunca piyasadaki bazı fırsatçıların fahiş zamlarıyla karşı karşıya kalacaklar. Ramazan’ın bitiminde ise bayramı var. Bayramlar, küslerin barıştığı, uzak olanların kavuştuğu, özellikle çocuklar için bayramlıkların alınıp, harçlıkların verildiği günlerdir. Oysa dar ve sabit gelirli kesimler Ramazan ayını zor çıkaracak. Ağustos ayındaki Köşk seçimlerine odaklanan hükümetin, milyonların sıkıntılarına duyarsız kalma hakkı yoktur. Hükümet, bu kesimleri rahatlatacak ekonomik tedbirleri ivedilikle almalıdır.
9 Maddede Dünyanın Kullanılan En Eski Köprüsü: Adana Taşköprü
Adana’da Seyhan Nehri’nde Seyhan ve Yüreğir yakalarını birleştiren Taşköprü, dünyanın hâlâ kullanılan en eski köprüsü.3500 veya 2000 yıl önceye tarihlendirilen köprü hakkında elbette pek çok rivayet var.Biz de asırlara meydan okuyan, Adana’nın simgesi Taşköprü’ye uzanalım, öyküsünü hatırlatalım istedik.“Adania denilen bir şehirle savaştım. Önünden bir nehir akıyordu. Nehrin üzerinde de bir köprü vardı.”Bazı arkeologlara göre, Hitit Kralı I. Arnuwanda, M.Ö. 1550′ye tarihlenen bir kitabede Adania ile savaşını anlatırken Taşköprü’den böyle bahsetmiş. Hititlere dayanan bir başka rivayete göre ise Kral Hattusili Suriye’ye giderken Adana’dan geçmiş ve Seyhan Nehri üzerine bu köprüyü yaptırmış
Reklam