onedio
İnterneti En Pahalı Kullanan Üç Ülkeden Biri Türkiye
Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı’nın araştırması ekonomiye ciddi katkısı olan internetin Türkiye’de pahalı olduğunu gözler önüne serdi. Buna göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında internete erişim için ödenen ücretlerde Meksika ve Yunanistan’dan sonra en pahalı ülke.Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde, 2003 yılında 20 bin olan genişbant abone sayısının 2013 yılında 34 milyona ulaştığını söylemişti. Fakat rakamlar milyona ulaşmasına rağmen kalitede bir düzelme yaşanmadı. Türkiye’de dünya genelinde en pahalı internet kullanıldığından yakınan Tüketiciler Derneği (TÜDER) Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Şu an dünyada en pahalı internet bedelini biz ödüyoruz. Bu bir çelişki, internet ve sosyal medyayı destekliyorum diyorsan bu fiyatları düşürmek lazım.” dedi. İnternet gün geçtikçe insan hayatında daha büyük önem kazanıyor. Birçok vatandaş faturalarını, vergilerini hatta hastane randevularını bile internet üzerinden halleder hale geldi. İnternetin hayatımızda bu kadar büyük önem taşıdığı bir ortamda yüksek ücretlendirmelerden rahatsız olan TÜDER Bilişim Uzmanı Murat Sevgi, “Birçok şeyden dolaylı vergi alınıyor. Bazı konular istisna sayılmalı. İnternet bu konuların başında geliyor.” şeklinde konuştu. Günümüzde internetin keyfi bir ağ değil bir ihtiyaç olduğu vurgusunu yapan Sevgi, “Türkiye artık internetin halkla halkında internetle yaşadığı bir ülke haline gelmiştir. Bu durumda internetin yüksek bedellerle ücretlendirilmesi bir zulümdür.” dedi. Dünyanın birçok yerinde yaşayan gurbetçiler Türkiye’ye geldiklerinde karşılaştıkları düşük hizmet kalitesinden dolayı kendilerine şikâyetlerde bulunduklarını söyleyen Tüketici Derneği Başkanı Aydın Ağaoğlu, “Bize gelen şikâyetlerden de anlaşılıyor ki dünyanın en pahalı akaryakıtını kullandığımız gibi en pahalı internet hizmetini en düşük kalitede kullanıyoruz.” dedi. Rekabet ortamı olmasına rağmen ülkemizde internet hizmetinin kötü olduğunu savunan Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Bülent Deniz, “Türkiye’de internet kullanıcıları, bağlantısı en kötü, en yavaş fakat en pahalı internet bağlantısını kullanıyor.” ifadelerini kullandı. Türkiye Ekonomi Araştırmaları Vakfı (TEPAV) tarafından yapılan araştırmaya göre, OECD’de internete en yüksek ücreti ödeyen üçüncü ülke Türkiye. Geniş bant internete erişim fiyatları satın alma gücü kıyaslandığında; Türkiye’deki en ucuz internet paketinin dahi OECD’deki neredeyse her ülkeden daha yüksek olduğu görülüyor. OECD içinde en pahalı interneti 1.69 dolarla Meksika kullanırken, onu 1.25 dolar ile Yunanistan, 1.12 dolar ile de Türkiye takip ediyor. Araştırmaya göre, Türkiye’de internet kullanıcısının çilesi yüksek ücret ödedikten sonra da bitmiyor. OECD Genişbant İstatistikleri’ne göre, Türkiye en pahalı internet kullanan ülkelerden biri oldu. Özellikle yüksek hızlı internet bağlantı maliyetlerinde başı çeken Türkiye’de ortalama bağlantı maliyeti 621 dolarken en yakın takipçisi Lüksemburg’da bu ücret 112 dolar civarında. Zaman
Borsa Teknikleri
Birikimlerini değerlendirmek ve yüksek kazanç elde etmek isteyen kişiler borsalarda işlem yapmayı tercih etmişlerse öncelikli olarak borsaların işleyiş mekanizmasını çözmelidir ve daha sonra kendilerine en uygun borsa tekniklerini geliştirerek işlem yapmaya başlamalıdır. Borsalar hakkında çok fazla bilgisi olmamasına rağmen aldığı duyumlar ile borsada yatırım yapmak isteyen kişilerin öncelikli olarak borsalar hakkında bilgi sahibi olmaları, belirli derece bir deneyime sahip olmaları ve daha sonra yatırım yapmaya başlamaları gerekir. Bu aşamaları izleyerek ancak borsalardan kazanç beklenebilir.Borsada nasıl işlem yapılır bilmeden aldığı duyumlara göre borsaya giren ve birikimlerini yatıran kişilerin kayıpla karşılamaları muhtemeldir. Borsanın işleyiş mekanizması hakkında bilgi sahibi olmayan kişiler yıllar boyunca çalışarak edindikleri birikimleri bir anda kaybedebilirler. Bunun nedeni her şeyden önce eğitimsizlik ve psikolojik açıdan aşırı getiri beklentisine girerek kayıp yaşamaya uygun hale gelmesidir. Borsalarda nasıl işlem yapıldığının yanı sıra yatırımcı olmak isteyen kişilerin psikolojik açıdan da kendilerini yatırım yapma konusunda hazırlamaları gerekmektedir.Borsalarda aşırı getiri beklentisi her nokta gözden geçirilse dahi bir noktanın atlanmasına neden olacaktır. Panik ve stresli bir şekilde piyasa takibinin yapılması, kazançlı görünen noktanın aslında borsanın yön değiştirme noktası olduğunu göremez ve bir anda büyük kayıplar ile karşılaşır. Finans piyasalarında yapılan en büyük hatalardan bir tanesi eğitimsiz bir şekilde aşırı getiri beklentisine girilmesi ve psikolojik açıdan yatırımcının borsalara hazırlıklı olmamasıdır. Bunların dışında yapılan hatalar de bu iki nedene bağlı olarak gelişmektedir. Örnek vermek gerekirse; yatırımcının kendine uygun olan borsa tekniğini geliştirmemesi ve başka bir yatırımcının kazanç sağladığı tekniğe göre işlem yapması kayıp yaşaması olasılığını arttırır. Bunun nedeni her yatırımcının bakış açısının farklı olması ve borsalar hakkında bilgisizlik nedeniyle yatırımcının kendine teknik geliştirememesidir.Birikimlerini değerlendirmek için borsalarda yatırım yapmak isteyen kişiler her şeyden önce borsa nasıl oynanır, borsaların işleyiş mekanizması, yatırım aracı, borsada fiyat oluşumu gibi önemli konuları öğrenmeleri gerekir. Yatırımcı olmak isteyen kişiler ancak bunları öğrendikten sonra yatırım yapmaya ve yatırım kararları almaya uygun hale gelecektir. Yatırımcılar borsada işlem yapmaya başlamadan önce alması gereken bir karar da kısa vadeli mi yoksa uzun vadeli mi yatırımlar yapacağıdır.Kısa vadeli yatırımcılar hiperaktif kişiliklerdir ve günlük, seanslık alım – satım işlemleri yaparak kazanç elde etmeyi amaçlarlar. Yatırım araçlarının uzun vadeli hareketlerini, geçmişlerini, geleceklerini değerlendirmeden teknik analizlerden aldıkları sinyaller yardımıyla anlık dalgalanmalardan faydalanarak alım – satım kararı alırlar ve kazanç elde ederler. Elde edilen kazançlar uzun vadeli yatırımlara göre küçük miktarlardır ama uzun vadeli yatırımlarda en az 1 yıl elde bulunan hisse senedinin elden çıkarılmasını bekleyecek kadar sabırlı kişilikler değillerdir. Bu nedenle de yatırımcı kendi borsada işlem yapma yeteneklerini keşfetmeli ve kendine buna göre bir borsa tekniği oluşturmalıdır.Uzun vadeli yatırımcıların ise sabırlı olmaları ve seçtikleri hisse senetlerinin geçmişlerini, bugününü değerlendirerek analizler çerçevesinde geleceğe yönelik yatırım kararlarını almaları gerekir. Kendilerine uzun vadede portföylerine zarar getirmeyecek borsa teknikleri geliştirmeli ve en az 1 yıl boyunca elde bulunan hisse senedinin piyasa takibini yapmaları gerekir. Uzun vadeli yatırımcıların 10 – 20 yıla kadar aynı hisse senedini ellerinde tuttukları ama vadesi geldiğinde de gerçekten büyük miktarlarda kazançlar elde ettikleri bilinmektedir. Ünlü milyarder yatırımcılardan örnek vermek gerekirse; Warren Buffett uzun vadeli yatırımcıların en çok kazananlarındandır.Borsa teknikleri geliştirirken yatırımcıların borsalarda en genel yatırım felsefesi olan, “yüksek kazanç isteyenlerin yüksek riski de göz almaları gerekir” görüşünü dikkate almaları gerekir. İyi derecede bir bilgi birikimi ve deneyim sayesinde borsalarda söz konusu olan riskler minimum düzeylerde tutulabilir. Önemli olan yatırımcının risklerini nasıl kontrol altında tutabileceğini bilmesi ve kendini buna göre geliştirmesidir. Borsa teknikleri risklerin minimum düzeyde tutularak yüksek kazanç elde etmeye yönelik olması gerekir. Bunun için de borsaların işleyişi iyi bir şekilde tayin edilmelidir. Aynı zamanda yatırım araçlarının piyasadaki durumlarının ve fiyatlarının etkilendiği faktörlerin üzerinde durulması gerekir.Piyasalarda kazanç getirdiği garanti olduğu söylenen birçok borsa tekniği dolanmaktadır ve yatırımcıların birçoğu da asılsız olan bazı haberler neticesinde dolandırılmaktadır. Tüm bunlara maruz kalmamak adına yatırımcıların kendi yeteneklerine uygun olan stratejileri ve teknikleri geliştirmesi gerekir. Borsa eğitimlerini alan bir yatırımcı böyle yapması gerektiğini en başından öğrenecektir ve eğitimlerini de bu yönde alacaktır. Psikolojik açıdan da kendisine en uygun işlem yapma yöntemini geliştirmesi normal yaşamına devam ederken birikimlerini değerlendirip kazanç elde etmesini mümkün kılacaktır. Çünkü borsalarda işlem yapmak, portföy yönetimi ve piyasayı takip etmek gerçekten de sabır isteyen stresli bir iştir. Bu nedenle yatırımcıların kendilerini psikolojik açıdan da borsada yatırım yapmaya hazırlamaları gerektiği söylenir.Günümüz imkanları ile borsalarda yatırım yapmak eski yöntemlere göre çok daha kolay ve hızlıdır. İnternet kullanımının borsa piyasalarında da hakim olması sayesinde, alım – satım emirlerinin internet üzerinden gerçekleştirilmesinin dışında piyasa takibinin de internet üzerinden gerçekleştirilmesi büyük kolaylıktır. Borsa seans salonlarında geçirilen vakit yerine ev, ofis gibi istenilen mekanda borsa takibinin gerçekleştirilmesi ve yatırımlara bu şekilde yön verilmesi hem zaman kaybını önlemiştir, hem de seans salonlarının stresli ortamından uzaklaşılmasını sağlamıştır.Bilinçli bir şekilde borsalarda yatırım yapmaya başlayan yatırımcılar, kendilerine en uygun borsa teknikleri ile yatırım kararlarını alarak stres yaşamadan, normal yaşamını devam ettirerek birikimlerini değerlendirip kazanç elde edecektir. Bu nedenle borsada işlem yapmaya başlamadan önce aracı kurumlar veya bu amaca hizmet eden kuruluşlardan, internet üzerinden borsa eğitimleri alınmasının önemi unutulmamalıdır.KAYNAK: http://www.borsanasiloynanir1.com/borsa-teknikleri/
Şubat Ayında Neler Oluyor? Ünlü Hayatlardan Haberler
Bafta ödül törenine eşi Brad Pitt'in giydiği smokin ile eşleşen saint laurent takım elbisesi ile Angelina Jolie herkesi şaşırttı. Aynı zamanda da kırmızı halının bu seneki en güzel görüntüsünü yakaladılar.
Freelance Çalışarak Kendi Bilginize ve Yeteneğinize Göre İşler Yapın
Freelance ne demek? Dilimize İngilizceden giren bu değişik kelime ne anlama geliyor acaba, hiç merak ettiniz mi? Şimdi biraz bu kelimenin kökenine bakalım ve ne anlama geldiğini iyice anlayalım. İki ayrı kelime olan free (boş, bedava) ve lance (mızrak) kelimeleri ilk önce 18.yy'da Sir Walter Scott tarafından paralı asker anlamına gelecek şekilde kullanılmış. 19.yy.da da yazar ve ayrıca şair olan Ernest William Hornung sıfat olarak kalitesiz anlamında kullanmış. Zaman sonra paralı asker anlamından uzaklaşıp serbest çalışan anlamında kullanılmış. Şimdi freelance kelimesi herhangi bir iş yerine gitmeden kendi evinde çalışmak, dolayısıyla birçok işi aynı anda yapabilmek; yani çalışma kurallarını ve koşullarını çalışan kişinin kendisi belirlemesi anlamına geliyor. Eğer diyorsanız ki ben işe gitmek, her gün sabah erkenden belirli saatlerde kalkmak, günümün çoğunu evimden uzak bir yerde iş yerinde geçirmek istemiyorum, o zaman freelance çalışmak tam size göre. Uzat ayaklarını, al bilgisayarını eline, istediğin saatte yat, istediğin saatte kalk, keyif senin keyfin! Bu çalışma şeklini daha çok belirli standartlara bağlı kalmak istemeyen kişiler tercih ediyor. Çünkü burada çalışma saatlerini ve izleyeceğin yolu kendiniz belirliyorsunuz. Bir işi kabul ettiğinizde o işi nasıl yapacağınız size kalmış bir şey. Kimse size neden böyle yapmıyorsun, ben bu yöntemi kullanmanı istiyorum gibilerinden sorular soramaz, veya isteklerde bulunamaz. Kuralları siz koyduğunuz için işveren size uymak zorunda. Ayrıca bu yöntem sizin bir şirkete bağlı kalmamanızı, aynı zamanda birçok işverenle çalışacağınızdan birden çok iş hakkında deneyim sahibi olmanızı da sağlıyor. Freelance çalışma alanları daha çok bilgi işlem, gazetecilik, çevirmenlik ve danışmanlık gibi alanlarda yoğunlaşıyor; çünkü bu alanlarla alakalı işler genel olarak belirli bir ofis çalışması gerektirmiyor ve internet vasıtası ile işverenlere kolaylıkla ulaşılabiliyor. Örneğin bir köşe yazarı günlük yazılarını evinden yazıp yazdıklarını internet üzerinden gönderebiliyor ve böylece ofise gitmesine gerek kalmıyor. Ayrıca bu yazar tamamen bu şirkete bağlı çalışmak zorunda değil, istediği başka bir işi de yine evinden yapabilir. Böylelikle aynı anda birden çok işveren için çalışmış olur. Nasıl iş bulabilir, nasıl freelance çalışabilirsin? Nasıl freelance çalışabilirsiniz hiç düşündünüz mü? En azından ne şekilde sesinizi duyuracak ve bir freelancer olduğunuzu insanlara haykıracaksınız? Bir çok freelancerın kullandığı yöntem bir web sitesi kurmak, burada freelancer, yani serbest çalışan olduğunu belirtmek ve ayrıca daha önce yaptığı çalışmaları bu sitede yayınlayarak işverenlerin o kişi hakkında bilgi sahibi olmasını sağlamak. İlk iş olarak siz de böyle bir site kurabilir, öz geçmişinizi ve daha önceki deneyimlerinizi burada yayınlayabilirsiniz. Böylece günümüzde her şeyi kolaylaştıran internet vasıtası ile işverenler sizi fark edecekler ve isterlerse sizinle irtibata geçecekler. Şunu da aklınızda tutun: Ne kadar çok iş yaparsanız o kadar çok tanınırsınız, o kadar çok iş imkânı size sunulur. Bir diğer yöntemde hepimizin bildiği iş arama sitelerine üye olmak, buraya öz geçmişinizi bırakarak, devamlı bu siteleri takip edip istediğiniz iş için başvuruda bulunmak. Ya da ben iş aramam, onlar beni arasın der; freelancer arayanların öz geçmişinizi görüp sizinle irtibata geçmelerini beklersiniz. Avantajları ve dezavantajları neler? Freelance çalışma şekli ülkemizde çok popüler bir yöntem olmadığından dolayı bu işin hem avantajları hem de dezavantajları mevcut; kişinin beklentileri ile ortaya çıkan sonuç birbirlerinden farklı olabilir. Bu nedenle bu şekilde çalışacak birinin gözlerini kapatıp risk alması ve doğabilecek her türlü olumsuzluğa karşı hazırlıklı olması gerekiyor. Öncelikle avantajlarından bahsedelim ki biraz olsun içiniz rahatlasın. Bu işin birçok olumlu yönü var. Öncelikle yaptığınız işlerin hepsini kendiniz seçtiğiniz ve bir yere bağlı kalmak zorunda olmadığınız için yaptığınız işten zevk alıyorsunuz. Kendi programınızı kendiniz belirliyor; işinizi hayatınıza uydurabiliyorsunuz. İşinizi zamanında teslim ettiğiniz sürece hangi gün hangi saatte, kaç saat çalışacağınıza kendiniz karar verebiliyorsunuz. En önemli avantajlarından biri kendi evinizden çalışmak, istediğiniz kadar uyumak, erken kalkmak zorunda olmamak. Serbest çalışmanın bu keyif verici avantajlarının yanında sizi düşündürerek karamsarlığa sürükleyebilecek olumsuz yönleri de var. En önemlisi yapacağınız işin belirsizliği. Bu şu demek oluyor: Yaptığınız işler çoğu zaman kısa süreli olduğu için hemen iş bulmanız zor olabilir, bu da kazancınızı etkileyecek büyük bir sorun yaratır. Geleceğinize yön verecek kazanç faktörü belirsizleştiğinde, otomatik olarak bu işten soğuyorsunuz. İkincisi bir şirkete tamamen bağlı olmadığınızdan sağlık sigortası ve emeklilik gibi imkânlardan faydalanamamanız. Hem sağlık masraflarının hem de emeklilik ödemelerinin karşılanması sizin için önemliyse çok zorlanacağınız aşikâr. Bir gün siz de uzun yıllar süren iş hayatı sonunda yorulacaksınız ve evinizde dinlenmek isteyeceksiniz. Bu durumda sigortanızın ve emeklilik maaşınızın olması gerekecek. İşte bu bağlamda yıllarca freelancer olarak çalışmanın size pek bir faydası dokunmayacak. Bu işin bir de sosyal yönden dezavantajı var. Toplumun freelance çalışanlara bakışı pek de iç açıcı değil; freelancerlara işsiz muamelesi yapılıyor ve bu kişisel bir başarısızlık olarak nitelendiriliyor. Bu kişiler evlerinde ya da kendi istedikleri başka bir yerde çalıştıkları için bu bir ciddiyetsizlik olarak algılanıyor. Evet, bir freelancer olmanın avantaj ve dezavantajlarını da öğrenmiş oldunuz. Bu noktada yapmanız gereken hayatınızın nasıl gelişmesini istediğinizi belirlemek; isteklerinizi kafanda oturtmanız ve freelancer olmanın size uygun olup olmadığına kara vermeniz.
Güneşi Beklerken'in Oyuncusu Dünyaca Ünlü Dizide
Bol ödüllü dizi Homeland’in İstanbul çekimlerinde, 'Güneşi Beklerken' dizisinin başrol oyuncusu da rol alacak. 'Altın Küre'de 'En iyi televizyon dizisi' dahil birçok ödülün sahibi olan Homeland’de Esin Varan’ın ardından bir Türk oyuncu daha katılıyor. Dünyanın en çok izlenen dizilerinden Homeland’de, ‘Güneşi Beklerken’le tanınan genç oyuncu Kerem Bürsin de rol alacak. Başrollerini Claire Danes ve Damian Lewis’in paylaştığı dizinin İstanbul’daki çekimlerinin ise yakın bir zamanda başlaması planlanıyor. (İHA)
Apple 3. Kez Dünyanın En Değerli Markası Oldu
Brand Finance Global 500 araştırmasına göre listede yer alan 500 markanın değeri 756 milyar dolar artışla 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükselirken, Apple, 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. AA muhabirinin uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance'in 2014 yılı Global 500 araştırmasından derlediği bilgilere göre, Apple bu yıl 104,7 milyar dolarlık marka değeri ile 3. kez dünyanın en değerli markası oldu. Bu yıl marka değerini geçen yıla göre yüzde 19,9 oranında artırarak bir yılda marka değerini 17,4 milyar daha yükselten Apple, en yakın takipçisine 25,9 milyar dolar fark attı. En değerli marka sıralamasında Samsung 78,8 milyar dolarlık marka değeri ile Apple'ın ardından ikinci sırada yer aldı. Bu markayı 68,6 milyar dolarla Google, 62,8 milyar dolarla Microsoft, 53,5 milyar dolarla Verizon ve 52,5 milyar dolarla General Electric izledi. Brand Finance'in Global 500 listesinde en değerli 20 marka incelendiğinde, ABD'nin 11, Almanya'nın 3, İngiltere'nin 2, Hollanda'nın, Güney Kore'nin, Hong Kong'un ve Japonya'nın birer markası bulunuyor. Bu yıl en değerli 20 markanın değeri geçen yıla göre yüzde 25,6 oranında artarak 716,4 milyar dolardan 900,1 milyar dolara yükseldi. Brand Finance'in Global 500 araştırmasına göre en değerli 500 şirketin marka değeri bu yıl 2013 yılına göre yüzde 20,9 oranında artarak 3 trilyon 611,7 milyon dolardan 4 trilyon 367,1 milyar dolara yükseldi. ABD'nin en değerli markalarının değeri 1,9 trilyon doları aştı En değerli 500 marka listesinde de 189 markası ile en fazla markaya sahip ülke ABD olurken, ABD'li markaların değeri bu yıl geçen yıla göre yüzde 18,2 oranında artarak 1 trilyon 614,6 milyar dolardan 1 trilyon 908,6 milyar dolara ulaştı. Japonya 42 markası ve 376,7 milyar dolarlık marka değeri ile ABD'nin ardından ikinci sırada yer alırken, Japonya'yı 32 marka ve 324 milyar dolarlık marka değeri ile Almanya, 37 marka ve 266 milyar dolarlık marka değeri ile Fransa izledi. Bu yıl marka değerini 2013 yılına göre en fazla artıran ülke ise yüzde 159,5 ile Avusturya olurken, bu ülkeyi 146,7 ile Şili, yüzde 142,4 ile Suudi Arabistan takip etti. Aynı dönemde marka değeri en fazla düşen ülke yüzde 56,2 ile Meksika oldu. Meksika'yı yüzde 36,9 ile Brezilya, yüzde 21,5 ile Singapur ve yüzde 12,1 ile Hindistan takip etti. Bankacılık sektörü markaları zirvede Brand Finance Global 500 listesinde yer alan markaların sektörlere göre dağılımı incelendiğinde ise bankacılık sektörünün, 71 marka ve 633,1 milyar dolarlık marka değeriyle listenin ilk sırasında yer aldığı görüldü. Bankacılık sektörüne bu yıl 7 yeni marka dahil olurken, sektör markalarının değeri geçen yıla göre 51,7 milyar dolar artış gösterdi. Bankacılık sektörünü 44 marka ve 615,8 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji sektörü izledi. Bu sektörü 47 marka ve 500,1 milyar dolarlık marka değeri ile teknoloji, 50 marka ve 408,9 milyar dolarlık marka değeri ile perakende sektörü takip etti. Konuyla ilgili AA muhabirine değerlendirmede bulunan Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner, Brand Finance Global 500 listesine Türkiye'den hiçbir markanın giremediği belirterek, 'Ülkemizin en önemli sorunu değer yaratamamaktır. Hem kamu sektörünün hem de özel sektörün bu konuya gereken önemi verip, özeni göstermesi halinde, sektörlerimiz sadece sayısal değil, değer bazında da gelişecek ve bu olumlu gelişmenin sonuçları mutlaka dış ticaret tablomuza yansıyacaktır' dedi. 2013 ve 2014 yılları itibariyle dünyanın en değerli 20 marka sıralaması şöyle (milyar dolar): Sıra 2014 Sıra 2013 Marka Ülke Marka Değeri 2014 Marka Değeri 2013 1 1 Apple ABD 104,7 87,3 2 2 Samsung G. Kore 78,8 58,8 3 3 Google ABD 68,6 52,1 4 4 Microsoft ABD. 62,8 45,5 5 10 Verizon ABD. 53,5 30,7 6 7 General Electric ABD. 52,5 37,2 7 11 AT and T ABD. 45,4 30,4 8 8 Amazon ABD. 45,2 36,8 9 5 Walmart ABD. 44,8 42,3 10 6 IBM ABD. 41,5 37,7 11 15 Toyota Japonya 34,9 26,0 12 9 Coca Cola ABD. 33,7 34,2 13 20 China Mobile Hong Kong 31,8 23,3 14 n/a T-Mobile Almanya 30,6 21,5 15 14 Wells Fargo ABD 30,2 26,0 16 13 Vodafone İngiltere 29,6 27,0 17 21 BMW Almanya 29,0 23,2 18 12 Shell Hollanda 28,6 29,8 19 17 Volkswagen Almanya 27,1 23,7 20 22 HSBC İngiltere 26,9 22,9 2013 ve 2014 yılları itibariyle Brand Finance Global500 listesinde yer alan ülkeler, marka sayılarına ve toplam değerlere göre şöyle (Milyar dolar): Ülke Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 ABD 1.908,6 1.614,6 189 186 Japonya 376,7 338,7 42 49 Almanya 324,0 247,0 32 33 Fransa 266,0 212,5 37 31 İngiltere 262,1 218,4 35 32 Çin 229,0 185,3 27 26 G. Kore 152,0 132,8 12 14 İsviçre 120,8 97,3 19 19 Hollanda 112,0 93,8 12 11 Kanada 75,4 74,0 13 14 İspanya 76,2 70,6 10 10 Brezilya 37,8 59,9 5 9 Italya 57,2 51,3 8 8 İsveç 54,8 50,5 7 8 Rusya 42,2 46,4 8 8 Avustralya 50,3 43,9 8 8 Hong Kong 69,9 41,5 7 4 Hindistan 35,7 40,6 5 6 Meksika 7,8 17,8 2 4 Norveç 15,8 16,5 3 3 Malezya 9,2 9,9 1 2 Singapur 7,3 9,3 2 3 BAE 8,9 7,3 2 2 Danimarka 10,2 7,0 3 2 G. Afrika 5,4 5,2 1 1 Lüksemburg 4,8 3,8 1 1 Avusturya 9,6 3,7 2 1 S. Arabistan 8,0 3,3 2 1 Tayvan 3,8 3,0 1 1 Şili 7,4 3,0 2 1 Portekiz 3,1 2,8 1 1 Tayland 3,7 2,6 1 1 2013 ve 2014 yılları itibariyle en değerli 500 markanın sektörlere göre dağılımı şöyle (Milyar dolar): Sektör Toplam Marka Değeri - 2014 Toplam Marka Değeri - 2013 Marka Sayısı - 2014 Marka Sayısı - 2013 Banka 633,1 581,4 71 64 Teknoloji 615,8 488,7 44 43 Telekomünikasyon 500,1 385,0 47 46 Perakende 408,9 338,9 50 50 Grup 313,1 257,9 16 18 CNN Türk
Reklam
Kadın Kuşağı İzleyip Kendi Kendine Dert Edinen Anne Tipleri
Anneler annelerimiz... Dünya üzerinde ne kadar çok çeşit anne olsa da, Türk annesinin yeri her zaman farklıdır. O tam 12'den vurmaya ayarlanmış bir adet anne terliği ile donatılmıştır. Ayrıca betona basmanın ve yemek yememenin suç olduğu pek çok aşılmaz kuralı vardır. Genelde tombik ve etine dolgun, tam sevilmelik kıvamdadır. Gıdıklanınca jelibon gibi titrer :) Yaptığı yemekler dillere destandır ve boş zamanlarında mutlaka katıldığı bir altın günü vardır. Komşu teyzeyle yürüyüşe çıkar ve ardından çay içerek kek-poğaça yer, sonrasında 'Ay bu ara ne çok kilo aldım' diye dertlenir. Evde ise dert ortağı TV ile birbirlerine bakışarak ve konuşarak zaman geçirir. İzlediği birbirinden çılgın kadın kuşağı programları ile hayattan dersler alır ve evhamlanır. Genelde sizin üzerinizde uygulayacağı teknikler ile tehlikelerden uzak tutar. İşte bize dünyayı zindan eden ama bir melek kadar masum olan o tapılası kadının 10 özelliği...
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Evlendi mi?
Rusya’da düzenlenen Soçi Olimpiyatları kapsamında bir organizasyona katılan eski Rus jimnastikçi Alina Kabayeva’nın elindeki yüzüğü kameralara göstermesinin ardından Rusya Devlet Başkanı Putin ile evlendiği iddia edildi.Geçtiğimiz günlerde Putin’in Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmede de elinde yüzük olması dikkat çekmişti. Son olarak Kabayeva’nın yüzüğünü kameralara göstermesi sonucundaysa çiftin evlendiği iddia edildi. Kremlin Sarayı’ndan yapılan açıklamadaysa Putin’in Kabayeva ile evlendiği iddiaları yalanlandı. Putin’in Haziran ayında Valdai kentinde Kabayeva ile evlendiği iddialarının ortaya atılması sonrası Putin’in sözcüsü Dmitry Peskov iddiaların canı sıkılan insanların internette uydurduğu bir şey olduğunu belirtti. Putin’in yardımcıları daha önce de defalarca Rusya devlet başkanının altın madalyalı jimnastikçi ile ilişkisi ve çocuğu olduğu iddialarını yalanlamıştı. Rus muhalif blog yazarı Alexei Navalny ise attığı tweette Putin’in Kabayeva ile Iver Manastırı’nda evlendiğini ve bu tören için tüm Valdai kentinde önlem alındığını belirtti.Putin Eylül ayında Valdai kentinde politikacılar ve gazetecilerle konferans düzenlemişti. Rus lider konferanstan 3 ay önce ise eşinden boşanmıştı. Rusya’daki geleneklere göreyse evlilik yüzüğü sol ele değil sağ ele takılıyor.KABAYEVA’NIN 2001 YILINDA DOPİNLİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTI2007 yılından beri Rusya’daki Duma Meclisi’nde milletvekilliği yapan Kabayeva, ritmik jimnastik kariyeri boyunca ise 2 kez olimpiyat madalyası kazandı. Kabayeva’nın 2001 yılında Avustralya’da düzenlenen ve mini olimpiyat olarak adlandırılan Goodwill Oyunları sonrasında dopingli olduğu açıklanmıştı. Doping kararı sonrası açıklama yapan Kabayeva ise Rusya’ya karşı siyasi bir oyun oynandığını belirterek kararın oyunlardan önce açıklanması gerektiğini belirtmişti. Oyunlarda madalya kazandıklarını ve bunun sonucu önlerinin kesildiğini kaydeden Kabayeva bu sayede madalyaların Ukraynalılar tarafından kazanıldığını belirtmişti.İHA
Reklam
'Onların Adı Bilal ve Sümeyye Değil'
Parti grubunda konuşan MHP lideri, 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değil.' dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında işsizlikten bahsederek 'Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur' dedi. Hükümete yolsuzluk operasyonuyla ilgili eleştirilerde de bulunan Bahçeli 'Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir' şeklinde konuştu. İşte MHP liderinin açıklamalarından satırbaşları; Türk milleti ekonomik yozlaşmanın içindedir. Esnafın borçları sınırları aşmıştır. İşçimiz ümitsizdir. Çiftçiler deseniz hepten sıkıntıdadır, kuraklık zilleri çalmaya başlamıştır. Milyonlarca vatandaşımız kazanda pişirip kapağında yemektedir AKP SANAL SAADET ZİNCİRİ KURDU Türkiye ekonomisi stratejik dönüşümü sağlayamamıştır. AKP sanal bir saadet zinciri kurmuştur. Türkiye'de herkes sorunludur. Bireysel kredi ve kredi kartını ödeyemeyenlerin sayısı artmıştır. İşsizlik gittikçe artmaktadır. ÇÜNKÜ İSİMLERİ BİLAL VE SÜMEYYE DEĞİL Şırnaklı Kemal, Trabzonlu Ayşe, Mardinli Hüseyin, Vanlı Ahmet, Sinoplu Ali işsizlikten ortada kalmışlardır. Çünkü bunların ismi Bilal ve Sümeyye değildir. BIRAKIN AYAKKABI KUTULARINI GİYECEK AYAKKABILARI BİLE YOK Çünkü bunların bırakın ayakkabı kutularını giyecek ayakkabıları yoktur. Haram okyanusunda düzeni olan, pusulası sahtekarlık, tayfası hırsızlıktan oluşan filoları da yoktur. Bugün adaletsiz, ahlaksız yönetim işsizliği çözmek için hiçbir çalışma yapmamaktadır. ÖNEMLİ OLAN BİLAL'İN ZENGİN OLMASI Erdoğan'a göre varsın işsizlik olsun. Başbakan'a göre önemli olan Bilal'in kanun olarak zengin olup Bilo Ağa seviyesine terfi etmesidir. İşsizler feryat ediyormuş bunlar Başbakan için önemli değildir. 'TÜRKİYE'Yİ KAVGAYA ÇEKİYORLAR' Kürdistan konusu gündemdeki sıcaklığını hiç kaybetmedi. Yıllardır büyük can ve mal kayıplarına neden olan siyasal bölücülüğün mesafe aldığı ortadadır. Bugün hükümetin ilerlediği yol bütün olumsuzluklardan daha vahimdir. Halihazırda ateş çemberinden geçen Türkiye devlet ve millet olarak beka sorunuyla karşı karşıya. Türkiye'yi tuzakların içine çekmek isteyen küresel oyunun işbirlikçilerin niyeti gündemdedir. Bu sinsi oyunun amacı Türkiye'yi kimlik tahrikiyle kavgaya çekmektir. 'BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN'I KURMAK AMACI VARDIR' AKP hükümetinin ise yıkım ve çözülme yolunda yürümekte ısrarlı olduğu anlaşılmaktadır. Bölücü heveslere cesaret verme ve medet umma Türkiye'nin milli birliğini mahvedecek tairhi bir ihanettir. başbakan bu ihanetin içinde doludizgin ilerlemektedir. Bağımsız Kürdistan'ı kurmak amacı vardır. Irak'ın kuzeyindeki peşmerge yönetimi Kürdistan'ın ilk etabı olmuştur. Suriye'nin kuzeyindeki özerklik ikinci etap olmuştur. Tüm dikkatler şimdi Türkiye'ye yönelmiştir. Hainler çözümcüler şarlatanlar vızır vızır provokasyona girmiştir. İmralı canisinin fotoğrafları cilalanarak bilboardlarda sergileniyor. Başbakan müzakere ortağını podyuma çıkarmış gibi çıkarmış Diyarbakır'da sözde özgür önderlikle özgür yaşama yazılı afişin asılmasına göz yummuştur. Nevruz'da mektubu okunan bebek katili, ihanet ajansına çektirdiği fotoğraflarla gündeme gelmiştir. Terörist başı masum gösterilmek istenmektedir. Başbakan rüşvet ve yolsuzlukta kendini yalnız bırakmayan terörist Öcalan'a şükran ve minnetini göstermiştir. Başbakan İmralı canisiyle pazarlığı devam ettirmektedir. 'BAŞBAKAN'IN ÇITI ÇIKMAMIŞTIR' Meclis'teki PKK'lılar AKP icazetiyle belirlenen gruplar halinde İmralı ziyaretlerini sürdürmektedir. İmralı canisi maşaları kanalıyla anlamlı derin müzakerelere geçilmemesi durumda çözüme devamın olmayacağını belirtmiştir. Buna karşı Başbakan'ın çıtı çıkmamıştır. TBMM başkanlığına 12 maddelik toplumsal barış ve müzakere kanun teklifi sunmaları bunun göstergesidir. PKKlılar toplumsal barış ve müzakere bakanlığı isterken, teröristlerin sosyal hayata kazandırılmasını yani affı dayatmıştır. 'ŞEREFSİZLİK DİZ BOYUDUR' AKP hükümeti ise PKK taleplerini seçimden dolayı zamana yaymıştır. AKP PKK'ya ve İmralı'ya tamam demiş sadece zamanlama açısından kuşkularını paylaşmıştır. PKK, BDP ve AKP aynı karanlık emelde birleşmiştir. BDP'liler peşpeşe özerklik konusnudan bahsetmeye 30 Mart'tan sonra gerçekleşeceğine atıf yapmaya başlamıştır. İhanetin dozu öyle artmış ki AKP'nin seçim bildirgesinde yerel yönetimler için özerklik vaadi yer bulmuştur. Anlayacağınız şerefsizlik diz boyudur. Rezalette tüm eşikler aşılmıştır. Vatan düşmanları ittifak yapmıştır. Canibaşının Kenya'da yakalanmasının 15. yılında yapılan küstahlıklara Başbakan henüz sesini çıkarmamıştır. Paralel yapılanma ezberleriyle milleti aldatırken Türkiye çatır çatır bölünmektedir. Özerklik provalarına her gün yenisi eklenirken Başbakan ona buna hain demektedir. Sayın Başbakan hain arıyorsan masada pazarlık yaptıklarına bak. Hain istiyorsan Türkiye'yi satmaya hazırlandığın mihraklara odaklan. Yetmiyorsa boyunca bir ayna bul karşısına geç emin ol ki orada haini göreceksin. 'VATANIMIZ ALEV ALEV YANACAKTIR' AKP'ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. PKK dayatmalarının hayata geçmesinin altyapısı başlamıştır. İdari düzenlemeler başlayacaktır. İmralı canisinin hapis koşullarının iyileşmesi yeniden yargılanması ve özgür kalması sağlanacaktır. Başbakan bu tempo ile giderse Türkiye'nin üniter yapısını bozup özerkliği oldu bittiye getirecektir. Yasal düzenlemelerle Türk milleti etnik parçalara ayrılacak son vatanımız alev alev yanacaktır. TMK'nın 10. maddesinin kaldırılması ve anadilde eğitim bu vahim sürecin ara istasyonlarıdır. Milli geleceğimizin dinamitlenmesi için her alçaklık sahnelecektir. yerelden başlanacak özerk yönetim kalkışması bize vatan kaybettirecektir. 'YAVRULARIMIZIN KANINI ELİNDE TAŞIYAN TERÖRİSTLER...' ABD ve AB'nin dayatmaları daha da artacak bölücü tahriplerin daha da cesaret kaznamasıyla iç gerginlik ciddi boyutlara taşınacaktır. Tam bir kaos ortamı olacaktır. İmralı canisinin 500 bin kişi mi ölsün şeklindeki tehditleri kanlı hesabın işaretidir. Bu coğrafyayı biz nice badireler aşarak vatan yaptık. 1000 yıllık kardeşliğe söz kestik. Bir olduk aynı tarih yastığına baş koyduk. Biz bu şekilde Türk milleti olduk. Çağları devirdik zorlukları erittik kem gözleri kovduk iman ve inancımızla kahbe hesaplara karşı durduk. Gerekirse bu vatanı savunmak için her birimiz Çanakkale'de ateşe kafa tutan etten duvar olmaktan çekinmeyiz. Küçücük yavrularımızın kanını elinde taşıyan teröristler Türk milletini ne sanıyor. 'BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR' Devleti hazinesini soyan ve milleti ateşe atan yandaşlarla terörist sevdalısı Recep Tayyip Erdoğan Türk milleitni nasıl hafife almaktadır. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Milli seferberlik ruhuyla harekete geçmek tarihi görev ve sorumluluktur. 30 Mart ihanetin çürümüşlüğün müzakerenin belinin kırılacağı bir an olacak ve sandıklar milletin ayağa kalkışına şahitlik edecektir. 'YÜZÜNDEKİ DERİ ÖYLESİNE KALINDIR Kİ..' İktidarda kirlenmiş bir zihniyet vardır. masum bir yanı kalmamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk AKP'yi kapatmıştır. İnsan içine çıkacak yüzü kalmamıştır. Ancak yüzündeki deri öyle kalındır ki utanmak şöyle dursun hala paralel devlet darbe laflarıyla bastırmaya çalışmaktadır. Erdoğan hırsızlılkları red ve inkar politikası gütmektedir. yabancı gazeteye verdiği beyanatta, yolsuzluk dendiğinde şunu anlarım. devletin kasası soyuluyor mu soyulmuyor mu? Başbakan çalınan herhangi bir şeyin olmadığını inandığını söylemektedir. Ayakkabı kutusundan çıkan paranın Halkbankasından çalınmadığını söylemektedir. Hakikaten bu başbakan şakacı bir adam olup çıkmıştır. 'KİMİN KİMİN ÖNÜNE YATACAĞINI GÖRECEĞİZ' Akla hayale sığmayacak yorumlarda bulunma Başbakanın karakteristik özellikleri arasına girmiştir. Erdoğan devletin kasasının soyulmasını yolsuzluk olarak tanımlamıyorsa meseleyi iyi anlamamış demektir. Devlet soyan irtikap ve nüfuz ticaretiyle servetine servet katana dünyanın her tarafından hırsız vurguncu ve hortumcu denilir. Başbakan'ın yakın dostları soyguncu değil midir? Etiler'deki polis okulunun arazisini talan etmek yolsuzluk değil midir? Usame Kutup'un ve Muaz el Kadı'nın ortağı olduğu ve gizli hissedarları arasında Bilal Erdoğan'ın olduğu yolsuzluk değil midir? iran'ın karanlık işadamının rüşvet kölesi yaptığı dönemin içişleri bakanına bana operasyon var mı sorusuna, 'abicim rahat ol öyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım' demesi yolsuzluk değil midir? Kimin kimin önüne yatacağını göreceğiz. 'BİR BAŞBAKAN DÜŞÜNÜN Kİ...' Bir bakan düşünün ki rüşvet alması yetmiyormuş gibi haram eseri olan özel uçakla umreye gitsin ve kara para ve altın kaçakçılığının merkezi olsun. Rüşvetlere tamah etsin... Bir başbakan düşünün ki doğru bir işi olmasın ne kadar hırsız düzenbaz varsa etrafına toplasın. Başbakan besmeleyle soygun yapacak kadar günahkar olanları, yolsuzluk gemisini yürütecek kadar münafık olanların koruyucusudur. Soruşturma Başbakan'ın saldırılarıyla yıpratılmak istenmektedir. Şüpheliler bir bir serbest bırakılmaktadır. Hırsızlığa yepyeni ekol getiren Halkbank eski genel müdürünün tahliyesi herşeyi gözler önüne sermiştir. Önümüzdeki yakın vadede malum bakan çocukları ile birlikte iranlı rüşvetçinin de serbest bırakılması şaşırtmayacaktır. 'YANDAŞ ALİMLERDEN FETVA ALMIŞTIR' Başbakan'ın Bilali ifadesini 42 günlük gecikmeyle lutfetmiştir. İşadamlarının peşinden bir an olsun ayrılmayan bu evladı muhteşemin avukatı tüm suçlamaların soyut olduğunu söylemiştir. Başbakan oğlunu tam korumaya almış ve dokunulmazlıkla örmüştür. Rüşvet için yandaş alimlerden fetva almıştır. Erdoğan ve partisi yargıya operasyon yapmıştır. Mecliste kabul edilen HSYK teklifi bunun en bariz delilidir. HSYK kanun teklifi Mecliste tekme tokat ve kanlı bir şekilde kabul edilmiştir. 'SAYIN GÜL YETKİSİNİ KULLANMALI' Gazi Meclisteki şiddet sahnelerini millete havale ediyorum. Şayet sayın cumhurbaşkanı sözünde durmaz ve HSYK kanununu onaylarsa yargı tamamen hükümete bağlanacak ve kuvvetler ayrılığı rafa kaldırılacaktır. 12 Eylül 2010 referandumunda dile getirdiğimiz iki gizli gündemden biri olan hSYK iktidara rehin düşecektir. HSYK'daki yapılanmayla Erdoğan yargının tepesine baş yargıç olarak atanacak iyice azacaktır. Sayın Gül yetkisini kullanmalı ve parti çıkarı yerine milletin ve devletin selametini düşünmelidir. HSYK teklifi Çankaya'dan mutlaka dönmelidir.BAŞBAKAN HUKUKU KURŞUNA DİZİYORBaşbakan yolsuzluktan kaçmak için hukuku kurşuna dizmektedirBunların hiçbirinin demokrasiyle alakası yokturTek amaç yolsuzluğu gizlemektedirPaketlerle milletin gözünü boyamaya çalışma çabaları bu kez etkili olmayacaktırTürk milleti siyasi namuslarını kutulara koyanları siyasi enkaz haline getirecektirKABATAŞ SALDIRISININ OLMADIĞI ANLAŞILDIKabataş hadisesiyle ilgili öyle suçlamalar yapıldı ki kimse sessiz kalamazdıKardeşimiz sanki işkenceye maruz bırakılmıştırBaşbakan konuyu grup toplantısına taşımıştır, sakız gibi çiğnemiştirKamera görüntüleri ortaya çıkmış ve saldırının olmadığı anlaşılmıştırBAŞBAKAN ÖZÜR DİLEYECEK Mİ?Her şey netleştiğine göre Başbakan çıkıp milletten özür dileceyecek erdemi gösterebilecek miCamilerde içki içtiler diyerek duyguları istismar eden bu kişi özür dileyecek miAdli tıp raporuna sarılmaya devam edecek kadar küçülecek mi?Başbakan yanıldığını çok yakında anlayacaktır, gerçekleri gizleyemeycektirMHP hep başı açık veya kapalı kardeşlerimizin hedef yapılmasına çok karşıyızBaşbakan çekirge misali sıçramış ve zıplamıştırArtık sonuna gelmiştirİmana cehalet ekleyenler Allah katında yüz karasıdır, günah kubbesi olacaklatrdırMHP’ye büyük bir sevgi seli vardırBütün mesaimizi artık vatandaşlarımıza harcayacağızBu yüzden 25 Şubat ve 25 Mart arasındaki Meclis grup toplantılarımıza ara veriyoruzYolunuz açık olsunhaberler.com
Ertem Eğilmez'ın 85'inci Doğum Günü Doodle'ı
Ertem Eğilmez'in 85'ınci Doğumgünü dünya devi Google doodle oldu. Ertem Eğilmez (d. Trabzon, 18 Şubat 1929 – ö. İstanbul, 21 Eylül 1989), Türk yapımcı ve sinema yönetmeni. Geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken kalabalık kadrolu güldürüleriyle Türk sinemasında bir tarz oluşturmuştur. Ertem Eğilmez kimdir ? Ertem Eğilmez hayatı ve biyografisi . Ertem Eğilmez eserleri nelerdir ? İşte Ertem Eğilmez nereli ne zaman öldü ve kariyeri ve hakkında tüm merak edilenler.. İlk ve orta öğrenimini Konya'da tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra dükkân açıp bakkallık yaptı. Askerlik sonrasında, 1954'te Refik Erduran ile birlikte Çağlayan Yayınevi'ni kurdu. Aynı yıl gene Erduran ve Haldun Sel'le birlikte, birçok karikatüristin yetiştiği Tef adlı mizah dergisini çıkarmaya başladı. Yayın dünyasında çıkardığı cep kitapları ile bir devrim yaptı. Kemal Tahir'e, Mayk Hammer takma adıyla polisiye romanları yazdırdı. Cep kitapları işinde batınca Türkiye'nin ilk langırt makinelerini getirtti[1]. 1961 yılında Efe ve 1964 yılında Arzu Film şirketini kurarak sinemacılığa başladı. Yaman Gazeteci filmiyle yapımcılığa, 1964'te de Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi ile yönetmenliğe adım attı. Bir Millet Uyanıyor'la 1967 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi tarihsel film ödülünü kazandı. Her türü denediyse de, çoğunlukla kolay izlenen ve geniş izleyici kitlesinin ilgisini çeken güldürüler yönetti. 1960'lı yıllardaki popüler aşk filmlerinin ardından, 1970'li yıllarda sevgi, dostluk ve güncel olayları güldürü öğesiyle kaynaştırdığı duygusal güldürülere yöneldi. 1960 yılların sonuna doğru, genellikle aynı oyuncu kadrosunu kullandığı ve ileride 'Arzu Film Güldürüleri' diye adlandırılacak bu filmlerde zaman zaman toplumsal eleştiriye de yer veriyordu. Özellikle 1973'te çektiği Canım Kardeşim, insancıl tavrı, hüzünle güldürüyü kaynaştıran havası ve yer yer ulaştığı şiirsel anlatımıyla dikkati çeker. Karakter oyuncularına başrol veren, Münir Özkul, Adile Naşit, Kemal Sunal, İlyas Salman, Halit Akçatepe, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Şener Şen ve Ayşen Gruda gibi güldürü oyuncularının sinemada başarı kazanmalarında payı olan Eğilmez, filmleştirilmesi oldukça güç sayılan Rıfat Ilgaz'ın Hababam Sınıfı romanını 1975'te beyaz perdeye aktardı. Hababam Sınıfı'nın başarısı üzerine Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Tatilde ve son olarak da Hababam Sınıfı Güle Güle adlı dört devam filmi çekti. 1980-81 sezonunda Kanlı Nigar adlı müzikli oyunu sahneye koyan Eğilmez, bir süre uzak kaldığı sinemaya 1984'te Namuslu filmiyle geri döndü. 1980 yılında yaptığı Banker Bilo ve 1984 yılında yaptığı Namuslu filmleriyle, Türkiye'nin temel sorunlarına bakışı açısını kendi mizah anlayışıyla ele aldı. Geniş ilgi gören Namuslu'yu, ticari açıdan başarısız olan Aşık Oldum (1986) ile gişede büyük bir başarı elde eden Arabesk (1988) izledi.[2] Yönettiği filmler Arabesk (1988) Aşık Oldum (1985) Namuslu (1984) Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) Banker Bilo (1980) Erkek Güzeli Sefil Bilo (1979) Gülen Gözler (1977) Hababam Sınıfı Tatilde (1977) Şabanoğlu Şaban (1977) Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976) Süt Kardeşler (1976) Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975) Hababam Sınıfı (1975) Salak Milyoner (1974) Köyden İndim Şehire (1974) Mavi Boncuk (1974) Oh Olsun (1973) Yalancı Yarim (1973) Canım Kardeşim (1973) Sev Kardeşim (1972) Tatlı Dillim (1972) Senede Bir Gün (1971) Beyoğlu Güzeli (1971) Son Hıçkırık (1971) Kalbimin Efendisi (1970) Küçük Hanımefendi (1970) Sürtük (1970) Boş Çerçeve (1969) İngiliz Kemal (1968) Sevemez Kimse Seni (1968) Nilgün (1968) Ömre Bedel Kız (1967) Yaşlı Gözler (1967) Ölünceye Kadar (1967) Sürtüğün Kızı (1967) Seni Bekleyeceğim (1966) Seni Sevmiyorum (1966) Ben Bir Sokak Kadınıyım (1966) Bir Millet Uyanıyor (1966) Senede Bir Gün (1965) Sürtük (1965) Helal Adanalı Celal (1965) Kart Horoz (1965) Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi (1964) Yazdığı senaryolar Milyarder (1986) Mavi Boncuk (1974) Salako (1974) Boş Çerçeve (1969) Ölmeyen Aşk (1966) Yapımcılığını yaptığı filmler Milyarder - 1986 Şekerpare - 1983 Hababam Sınıfı Güle Güle - 1981 Banker Bilo - 1980 Erkek Güzeli Sefil Bilo - 1979 N'Olacak Şimdi - 1979 İsyan - 1979 Neşeli Günler - 1978 Kibar Feyzo - 1978 Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor - 1978 Sultan - 1978 Nehir - 1977 Cennetin Çocukları - 1977 Gülen Gözler - 1977 Çöpçüler Kralı - 1977 Şabanoğlu Şaban - 1977 Hababam Sınıfı Tatilde - 1977 Aile Şerefi - 1976 Tosun Paşa - 1976 Öyle Olsun - 1976 Süt Kardeşler - 1976 Hababam Sınıfı Uyanıyor - 1976 Bizim Aile / Merhaba - 1975 Ah Nerede - 1975 Hababam Sınıfı - 1975 Delisin - 1975 Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı - 1975 Hasret - 1974 Mavi Boncuk - 1974 Boşver Arkadaş - 1974 Kanlı Deniz - 1974 Salak Milyoner - 1974 Köyden İndim Şehire - 1974 Salako - 1974 Tarkan: Güçlü Kahraman - 1973 Canım Kardeşim - 1973 Yalancı Yarim - 1973 Oh Olsun - 1973 Babaların Günahı - 1973 Tarkan: Altın Madalyon - 1972 Sev Kardeşim - 1972 Tatlı Dillim - 1972 Feryat - 1972 Karaoğlan Geliyor - 1972 Senede Bir Gün - 1971 Hayat Sevince Güzel - 1971 Emine - 1971 Tarkan: Viking Kanı - 1971 Son Hıçkırık - 1971 Beyoğlu Güzeli - 1971 Tarkan: Gümüş Eyer - 1970 Seven Ne Yapmaz - 1970 Kalbimin Efendisi - 1970 Sürtük - 1970 Yavrum - 1970 Dikkat Kan Aranıyor - 1970 Hazreti Ali - 1969 Mezarımı Taştan Oyun - 1969 Fakir Kızı Leyla - 1969 Ayşecik'le Ömercik - 1969 Çakırcalı Mehmet Efe - 1969 Tarkan - 1969 Maskeli Beşlerin Dönüşü - 1968 Sevemez Kimse Seni - 1968 İngiliz Kemal - 1968 Gönüllü Kahramanlar - 1968 Yayla Kartalı - 1968 Maskeli Beşler - 1968 Sürtüğün Kızı - 1967 Büyük Kin - 1967 Silahları Ellerinde Öldüler - 1967 Yaşlı Gözler - 1967 Ömre Bedel Kız - 1967 Kara Davut - 1967 Elveda - 1967 Seni Bekleyeceğim - 1966 Bir Millet Uyanıyor - 1966 Seni Sevmiyorum - 1966 Allahaısmarladık Yavrum / Yarın Ağlayacağım - 1966 Ölmeyen Aşk - 1966 Ben Bir Sokak Kadınıyım - 1966 Denizciler Geliyor - 1966 Allaha Ismarladık - 1966 Bilen Kazanıyor - 1965 Sürtük - 1965 Helal Adanalı Celal - 1965 Taçsız Kral - 1965 Senede Bir Gün - 1965 Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi - 1964 Kırk Küçük Anne - 1964 Gözleri Ömre Bedel - 1964 İki Gemi Yanyana - 1963 Gençlik Hülyaları - 1962 Battı Balık - 1962 Beş Kardeştiler - 1962 Yaman Gazeteci - 1961 Haber Yurdum
Reklam
Bilen Adam Kelime Oyunu ile Yarışmaya Başlayın
Her çocuğun mutlaka oynadığı adam asmaca şimdi her yaştan sevenleriyle buluşuyor! Bilen Adam hem kelime haznenizi arttıracak, hem de sıkıldığınız zamanlarda size arkadaş olacak! Klasik adam asmaca oyunu gibi olan “Bilen Adam Kelime Oyunu” nu diğerlerinden ayıran en büyük özelliği çok seçenekli bir oyun olması ve ayrıca ücretsiz.  Arka planında meşhur kara tahta konulmuş ve yazılar tebeşir yazısı gibi eğlenceli görünüyor. Oyuna başlandığında bir süre sonra daha zor soruların geldiğini belirtmekte fayda var. Sonuç olarak sıkılmadan oynayacağınız güzel ve eğlenceli bir o kadar da öğretici oyun olmuş.  Oyunun iPhone ve Android sürümleri çok beğenileceğe benziyor. iTunes AppStore: https://itunes.apple.com/tr/app/bilen-adam-adam-asmaca-kelime/id798652208?mt=8 Google Play Store: https://play.google.com/store/apps/details?id=net.houselabs.bilenadam
Bankalara 'İzinsiz Açılan Hesap' Operasyonu
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankalardan müşteriden izinsiz açılan kredili mevduat hesaplarının kapatılmasını istedi. Şube bazında yapılan incelemelerde sadece bir bankada 70 bini aşkın izinsiz hesap açıldığı ortaya çıktı. Sabah'ın haberine göre tüketici kredisi kullananlara boş form imzalatarak bunun üzerinden ek hesap açtıkları ve kredi kartı satışı yaptıkları belirlenen bankalar hakkında işlem başlatıldı. Bir diğer önemli adım da kredi kartına 9 ay sınırının delinmesini önlemeye yönelik. Kurum sistemin boşluğundan yararlanan bankalara ceza verecek. BAŞKAN'A DA SORMAMIŞLAR BDDK Başkanı Mukim Öztekin'in de 'Bana bile sormadan açmışlar' diye dert yandığı izinsiz açılan kredili mevduat hesaplarının tamamı kapatılıyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Meclis'e gelen şikâyetler üzerine harekete geçen BDDK incelemelerini tamamladı. Müşterinin imzası olmadan açılan hesaplardan otomatik olarak 3 ayda bir 80 liraya varan ücret alındığı görüldü. Meclis Dilekçe Komisyonu ve İnsan Hakları Komisyonu'na gelen dilekçeler, yüzlerce sayfalık dosyaları da dikkate alan BDDK şikâyet gelen bankalarla tek tek görüştü. Bankalar savunmalarında habersiz açılan destek hesapları ile müşteriye jest yaptıklarını ifade etti. LİMİT TAKİBİ BAŞLADI BDDK düzenlemesi ile birlikte bankalar, 'Limit Kontrol Sistemi' verilerine dayanarak vatandaşın kredi kartı limitine sınırlama getirmeye başladı. Ceza endişesiyle limit artırma taleplerini geri çeviren bankalar bazı bankalar, vatandaşın geliri ve kart limitinin net bir şekilde ortaya konmadığı gerekçesiyle Kurum'dan görüş istedi. Geliri 5-6 bin lira olana dahi 600 lira limitli kart çıkarılması tepkilere yol açtı. Limit Sistemi ile kredi kartı çıkaran kuruluşlar, yeni açılan hesaplarla ilgili bilgileri on line paylaşarak limit aşımı olup olmadığını kontrol ediliyor. Bu sistemle kart sahiplerinin limitlerin içinde kalıp kalmadığı görülebiliyor. Limit değiştiğinde güncelleme yapılıyor. 9 AY SINIRINI DELENE YAPTIRIM UYGULANACAK Ek hesapların yanı sıra usulsüz bir şekilde yapılan sigorta satışları da tek tek incelendi. BDDK'nın Hazine ile birlikte yürüttüğü incelemelerde, usulsüz sigorta satışları banka yöneticilerinin gönderdiği maillerle de belgelendi. Bazı yöneticilerin personele gönderdiği değil sigorta satışını sürdürün maillerde, 'Kriterler önemli değil, satışları sürdürerek sigorta hedefini tutturun' talimatı verildiği belirlendi. Yapılan tespitlerin ardından kredi kullanan müşterilere boş form imzalatarak ek hesap açan, kredi kartı satışı yapan şubelere uyarı yazısı gönderildi. BDDK, yılbaşında yürürlüğe giren kredi kartına 9 ay sınırının delinmemesi için de ek önlem almaya hazırlanıyor. Yetkililer, 'Kart Merkezi verilerini izleyeceğiz. Sistemdeki boşluktan istifa edenler hakkında işlem yapılacak' değerlendirmesini yaptı. Dünya Bülteni/ Haber Merkezi
İnternetten Satış Yaparak Nasıl Para Kazanabilirsiniz?
İnternetten online olarak ürün satışı yapıp para kazanmak istiyorsunuz fakat nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız bu yazımızı detaylı bir şekilde inceleyerek sonuna kadar okumanızı tavsiye ederiz. Kendinize ait bir sanal mağaza açarak ve bu sanal mağaza üzerinden ürünlerinizi fotoğraf, açıklama ve fiyatları ile birlikte paylaşarak pazarlayabilir, elinizde bulunmakta olan ürünlerin satışını online ödeme sistemlerini kullanarak gerçekleştirebilirsiniz. Bu konu ile ilgili detaylı bilgi vermeden önce online satış yapılan sitelerinin güvenliğinin nasıl olması gerektiğine dair bilgi verelim. ONLİNE SATIŞ YAPAN SİTELERİN GÜVENLİĞİ NASIL OLMALI İnternetten online satış yapmak suretiyle para kazanmak istiyorsanız web sitenizin güvenli olmasına oldukça dikkat etmeniz gerekmektedir. Hem site üzerinde hem de sunucu üzerinde güvenlik önlemlerinin son teknolojilerin kullanılarak alınması gerekmektedir. Sunucu üzerinde sitenizin güvenliği ve veri kaybı yaşanmaması için IPS / IDS, Firewall ve RAID5 güvenlik ve yedekleme önlemlerinin alınmış olması gerekir. Eğer sunucunuzda bu önlemler alınmış ise saldırılara, tehditlere ve veri kayıplarına karşı güvenliğinizi garantiye almışsınız demektir. Bununla birlikte site üzerinde şifreleme sistemleri de hem sizin hukuksal açıdan hem de müşterilerinizin kart ve diğer bilgilerinin korunması açısından kullanılması gereken sistemlerdir. Özellikle 128bit SSL ya da daha gelişmişi olan 256bit SSL şifreleme sistemi kesinlikle sitenizde kullanılmalıdır. GÜVENLİK ALTINA ALINAN SİTE ÜZERİNDEN ONLİNE SATIŞ YAPARAK PARA KAZANMA Eğer sanal mağazanızın güvenliğinde yukarıda bahsedilen özellikler var ise, gönül rahatlığı internet üzerinden online satış yaparak para kazanmaya başlayabilirsiniz. Satın alacağınız e-ticaret paketinde yukarıda anlatılan özellikler var ise sırası ile dikkat etmeniz gerekecek diğer iki özellik sitenizin tasarımı ve kullanılabilecek ödeme sistemlerinin sayısıdır. Şimdi de bu konular hakkında kısa bilgilendirmeler yapalım. İNTERNET ÜZERİNDEN SATIŞ YAPARAK PARA KAZANILMASINI SAĞLAYAN SİTELERİN TASARIMI NASIL OLMALI Aklınızda internet üzerinden online satış yapmak varsa ve kısa bir süre içerisinde hedeflediğiniz parayı kazanmak istiyorsanız bilmeniz gerekir ki site tasarımınızın kaliteli, orijinal ve eğer yapılabiliyorsa sizin istekleriniz doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Ait olduğunuz sektörü kimse sizden dahi iyi bilemez. Ve bu nedenle sizin site tasarımınızda yönlendirmeler yapmanız gerekmektedir. Bu sebeptendir ki bir e-ticaret paketi satın almadan önce geliştirilebilir bir tasarımının olup olmadığına bakmanız gerekir. ONLİNE ÖDEME SİSTEMLERİNİN OLMASI İNTERNET ÜZERİNDEN PARA KAZANMAYI NASIL ETKİLER Kullandığınız E-ticaret sitelerinde mevcut olan ödeme sistemi sayısı ne kadar fazla ise ulaştığınız müşteri sayısı da o kadar fazla olur. Örneğin müşterilerinizin kredi kartı olabilir fakat nakit parası olmayabilir. Faturalı hat kullanıyordur fakat kredi kartının limiti bitmiş olabilir. Kargoda kapıya nakit ödeme yapabilecektir fakat kredi kartı kullanmıyor olabilir. Bu nedenle internet üzerinden hedeflediğiniz parayı kazanmak istiyorsanız bütün ödeme sistemlerinin sorunsuz bir şekilde sitenize entegrasyonunun sağlanıp sağlanmadığına dikkat etmeniz gerekmektedir.
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Malum bu hafta 14 Şubat'ı yaşadığımızdan, markaların orijinal ve yaratıcı reklamları haftaya damgasını vurdu. Sıla, Atilla Taş ve Karganın muhteşem zekası da cabası. İşte geçtiğimiz haftanın en beğenilen, dikkat çeken, komik ve ilginç videoları burada. İyi seyirler... Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanmakta fayda var.
Reklam
Altın Takı Alırken Neye Dikkat Edilmelidir
Altın takı modellerini gerek yatırım amaçlı, gerekse süs eşyası, yada takı amaçlı olsun altın takı alırken dikkat etmemiz gerekir. Bu makalede altın takı alırken nelere dikkat edilmeli onu anlatmaya çalıştım. Derleme bir yazı oldu. Umarım sizlere yardımcı olur.Her şeyden önce altın takı alacağınız yerin güvenilirliğinden emin olun. Eğer altın takı satan online takı alışveriş siteleri ise, sektörde ne zamandan beri aktif olduğunu, lokalde mağaza var mı? gibi durumlara hassasiyet göstermeniz tavsiye edilir.  Kuyumcu mağazalardan alacağınızı düşünürsek, popüler olan altın takı mağazalarını seçmeye çalışın. Kuyumcu dernekleri tarafından denetlenen, yada diğer kurumsal takı mağazaların bayisi olan veya şubeli olan kurumsal altın mağazaları tercih edebilirsiniz.Altın takı alırken, ürünün özelliklerini belirten yazılı bir sertifika, fatura yada ürüne ait başka belge varsa isteyebilirisiniz. Bunu çoğu kuyumcunun sağlamayacağını düşünürsek bunun yerine kartlarının arkasına ürünün özelliklerini (gramını, ayarını) yazmalarını isteyebilirsiniz.Çoğu kuyumcu müşterilerinden aldıkları eski altın takıları, temizleyip güzelce bakımdan geçirip temizledikten sonra vitrinlerinde sergilemektedir. Bu etik olmayan duruma karşı dikkatli olun. Aldığınız altın takıların yeni olduğundan emin olmaya çalışın.En önemlisi aldığınız altın takı ürünün markası, damgasını, ve ürüne ait ayar bilgisi veya patentinin olup olmadığına dikkat etmenizdir. Eğer alacağınız altın takılarda patent ,damga ve özellikle ayar bilgisi göremezsiniz mutlaka nerede olduğunu sorunuz.  Ayarı belli olmayan altın takı damgasız veya patentsiz altın takı ürünlerden kesinlikle kaçının.
14 Şubat Sevgililer Günü: 19. Yüzyıldan Tuhaf Aşk Hikayeleri
19. yüzyılda aşk, gazetelerde yayımlanan sansasyonel haberlere bakılırsa son derece dramatik ve tehlikeli olabiliyordu. Jeremy Clay (*) gazete arşivlerinden BBC için bu tür 10 aşk hikayesi seçti. Ömrü boyunca talih Jack McKenna'nın yüzüne gülmemişti. Karısı en iyi arkadaşıyla Amerika'ya kaçmış, kızı gribe yakalanarak hayatını kaybetmişti. Derken kendisi de grip oldu. Açlıkla arasında sadece cebindeki bir kaç şilin (o dönemin bir kaç kuruşu) kalmıştı. Sonunda şansı döndüğünde de, başına gelenler daha ziyade kötü bir şakayı andırıyordu. 1892'de Londra'nın Deptford mahallesindeki yoksullarevine gelen iyi giyimli bir kadın, Jack'i sordu. Jack'in odasına götürüldüğünde, Leeds Mercury gazetesinin haberine göre, ayaklarına kapanıp ondan kendisini affetmesini istedi. Bir zamanlar en iyi arkadaşıyla kaçan karısıydı bu. Birlikte kaçtığı adam altın arayıcılığından iyi bir servet edinmiş, sonra ölmüştü. Kadın geri dönmek ve ilişkilerine bıraktıkları yerden yeniden başlamak istiyordu. Fakat, hikaye Thomas Hardy romanlarına yakışacak bir sürpriz ile sonlandı. Geri döndüğü hasta kocasına bakarken kendisi grip olan kadın, hastalık zatürreeye dönüşünce öldü. Vasiyetinde 62 bin sterlinlik dev servetini kocasına bırakmıştı. Mahkumla sevgilisi, bir gece yarısı, cezaevi hücresinin parmaklıkları arasından birbirinin elini sıkıca tutarak evlendi. Kadın, aşkına kavuşmak için karanlıktan yararlanarak, cezaevi duvarının dibinde erkek kardeşinin omzuna basmak suretiyle sevgilisinin hücresinin penceresine erişebilmişti. North Eastern Daily gazetesinin 1885 tarihli bir sayısında bildirildiğine göre, tam rahip nikahı kıymışken 'küçük bir sıkıntı' yaşandı. 80 kiloluk gelin damadın parmaklıklar arasından uzattığı elini öperek ağlamayı sürdürürken, onu omzunda taşıyan kardeşi 'artık dayanamıyorum' demişti. 18 yaşındaki Mollie Downes, onun aşkı uğruna bir rakibini öldürmeye teşebbüs ile suçlanan sevgilisi James Fauntleroy'un karısı olmuştu artık. Bu durumda ertesi gün yapılacak duruşmada, öldürme teşebbüsünün tek tanığı olarak, kocası aleyhine ifade veremeye zorlanamayacaktı! Virginia'daki Marion kasabasında Fauntleroy'u yakalayan polis komiseri ertesi gün gizli nikah yoluyla nasıl faka bastırıldığını öğrenince yataklara düşmüş ve habere bakılırsa, 'alınan son bilgilere göre hâlâ koma sınırında' yatmaktaydı. 1892'de Las Vegas'da bir Meksikalı ile bir Amerikalı aynı kadına aşık olunca araları çok kötü bozuldu. Yangına körükle gidercesine, Meksikalı aşık bir de rakibini 'korkak bir milletin mensubu' olmakla suçlamaz mı? Büyüyen husumeti kökünden çözümlemek ve 'kızı kimin kapacağını' belirlemek üzere bir düello yapılacağı duyuruldu. Fakat bu öyle sıradan bir silahlı düello olmayacaktı. Amerikalı Meksikalıyı, kimin daha cesur olduğunu daha iyi ölçmek için, karanlık ve tarantulalar ve akrepler ile dolu bir odada kendisiyle başbaşa kalmaya davet etmişti. Western Mail gazetesi 'Meksikalı aslında reddetmek istiyordu, fakat korkak diye damgalanma kaygısı ağır basınca kabul etti' diyor. Ve irade savaşı başladı. Western Mail, 'Kapılar kapatıldı ama kısa bir süre sonra Meksikalının 'Isırıldım, ölüyorum' çığlığı duyuldu. Kapılar açılınca Meksikalı sendeleyerek çıktı ve yere devrildi' diyor. Amerikalı sapasağlam ve muzaffer bir şekilde odadan çıkarken Meksikalının da aslında ısırılmadığı sadece elini duvardaki bir çiviye taktığı anlaşılmıştı. Gelin öpülmedi, balayına çıkılmadı. İlelebet mutluluk içinde yaşanmadı. Kasvetli nikah törenini cenaze töreni izledi. 1881 yılında Bradley adlı bir kişi Florida'da bir cesetle evlendi. Bradley, Utahlı bir gezgin satıcıydı. Seyahatleri sırasında rüyalarının kadınıyla tanışmıştı, fakat kadın ölüm döşeğindeydi. Bu durum Bradley'i yıldırmadı, evlilik teklif etti, kadın da kabul etti, hemen düğün planları yapıldı. Ne var ki, kadın nikah günü gelmeden ölüverdi. Illustrated Police News adlı dergi, 'İşte hikayenin en ilginç ve doğruyu söylemek gerekirse en tatsız ve uygunsuz kısmı da burada başlıyor' diyor. Bradley aşkının mezara evlenmeden gitmesine izin vermeyeceğini söylemiş. Bu durumda tabut taşıyıcıların omuzlarında ve nedimeler eşliğinde kiliseye götürülüyor, rahip ölen kadını Bradley ile karı koca ilan ediyor. Büyüklük önemli değil. Yeni evli Hedley çiftinin bu görüşte olduğu kesin. Adam 1.80cm boyunda, eşi 80cm. Kayıtlara göre 1891'de Amerika'da South Shields'de, ateşle kıvranan bir bir hastanın kabuslarından fırlamışı andıran bir düğünle evlenmişler. Nedime, 250 kiloyu aşkın Satanella adında 'ateşyiyen' bir kadındı. Damadın nikah şahidi 2.13cm idi, nikahtaki en küçük boylu davetli ise 72cm boyunda bir kadındı. Aslında davetlilerin tümü gelinle damat gibi, turneye çıkmış bir sirkin çalışanlarıydılar. Bazen ne yapsanız olmaz. Hangi klişeyi tercih ettiğinize bağlı olarak ilk heyecan söner, alevler sönükleşir, ateş küllenir. Aşkın kötü bir özelliğidir sönümlenmek. Fakat Victoria dönemi İngilteresi'nde çok zengin değilseniz boşanma bir seçenek değildi. Lancashire bölgesinden bir demiryolu işçisinin bıktığı karısından kurtulmak için neden bu eski İngiliz adetine başvurduğu haklı çıkarılamazsa da bu bağlamda açıklanabilir. Karısını en yüksek teklifi verene satmak üzere açık artırmaya çıkardı. Daha da aşağılayıcı olan açık artırmayı kadınla paylaştığı evde yapması oldu. Rotheram Independen t 1879 tarihli haberinde, 'İncil'de Süleyman'ın bir kadının yakuttan daha kıymetli olduğunu söylemesine ve izleyicilerin sayısının kabarıklığına rağmen, en yüksek teklif yalnızca 4 peniydi' diyor ve sürdürüyor: 'Açık artırmayı düzenleyen kadını alana üç çocuğu da verebileceğini söylediyse de alıcı kabul etmedi ve çocuklar satılmadı. Kadının ise yeni evine giderken halinden gayet memnun göründüğü dikkat çekti.' Alıcı, çiftin kapı komşularıydı. Eski hikaye. Oğlan kıza rastladı, birbirlerine aşık oldular, evlendiler. Ama bundan sonrası farklı. Kiliseden eve kadar öfkeli bir kalabalık tarafından kovalandılar. Damat seyyar kömür satıcısıydı, eşi bir kaç hafta önce ölmüştü. Manchester Courier , 1890 tarihli sayısında 'Adamın ölen eşinden çocukları yeni evliliği onaylamadı' diyor, ama bu cümle duyguları ifade etmekte yetersiz kalıyor gibi. Çift kilisedeki nikah töreninden çıktıktan sonra kendilerine konfeti yerine çürük yumurtalar fırlatan ve hakaretler yağdıran bir kalabalığın hücumuna uğruyor. O itiş kakış içerisinde damat yüzüne bir yumruk da yiyor. Bir kadın, gelinin başlığını çekip koparıyor. Damat gelini kucağında taşımaya falan imkan olmadığını kavrıyor, çift mümkün olduğunca hızla kaçmaya başlıyor. Gazete, sokaklarda sabaha kadar olayların devam ettiğini yazıyor. Hamelin, 1893'de Madagaskar'a göçettiğinde aklında yalnızca orkidelere duyduğu aşk vardı. Bu merakı yüzünden yerli bir kabilenin şefinin kardeşini orkideler konusunda kendisine rehber edinmişti. Bir gün orkide aramak üzere vahşi ormanlara gittiler, ama sadece Hamelin dönebildi. Liverpool Echo gazetesinin haberine göre rehberi vahşi bir hayvan tarafından öldürülmüştü. Kabile şefinin olayların gelişiminden memnun kalmadığını söylemek yanlış olmaz. Şef orkide aşığı İngilize iki seçenek sundu. Ya ölen kardeşinin yastaki eşiyle evlenecek ya da yağlara bulanarak yakılacaktı. Hamelin'in çok düşünmesi gerekmedi, ama o da bu anlaşmaya bir koşul ekledi. Artık kayınbiraderi olacak olan şefin, krallığını kendisinden başka bütün Avrupalı orkide meraklılarına yasaklamasını sağladı. ''Trajik ve gülünç'' arasındaki çizgi çok incedir. 1888'de çok aşık ama çok zeki olmayan iki genç bu çizgiyi aştı. Oğlan 17, kız 13 yaşındaydı. Gençliğin o aşırı sabırsızlığıyla evlenmeyi beklemektense ölmenin daha iyi olduğuna kanaat getirmişlerdi. Budapeşte'deki gümrük binasının arkasında birliktelerine veda öpücüklerini verdikten sonra bu tutkulu aşkın sonunu getirmek üzere Tuna nehrine doğru yürüdüler. Kız kendisini nehre attı, oğlan tabancasını çekti. Fakat kız, nehre düşünce yüzebildiğini hatırladı. O yüzerek kıyıya yaklaşırken, kalbi kırık sevgilisi de silahı kendisine doğrultmuş, üç kere ateş ettiği halde hiç birini tutturamamıştı. Tamworth Herald gazetesinin haberine göre bahtsız çift 15 dakika sonra ailelerine teslim edildiler. Eski İngiltere krallarından 8. Henri'yi saymazsak, beş evlilik hakikaten ciddi bir rekor. 19- yüzyıl kapanırken Fransa'da bir kadın beşinci kez dul kalıyordu. Her bir kocasının başına bir felaket gelmişti. Birincisi kendini asmış, ikincisi kendini yakmış, üçüncü suya atlayarak intihar etmiş, dördüncü de birinci gibi kendini asmıştı. Kadınla beşinci evliliği için nikah kıyan adamın bu durumda biraz kaygılanmış olması muhtemel. Ve öyleyse haksız da değildi çünkü 1901'de o da kendini astı. Neden hepsi de ölmek istemişti? Western Gazette 'de yer alan haber buna bir açıklama getirmiyor. (*) Jeremy Clay, Burglar Caught by a Skeleton (İskelet tarafından yakalanan hırsız) romanının yazarıdır.BBC Türkçe
Son Zamanların En Seksi 21 Yabancı Dizi Karakteri
TV Sektörü izleyicisini nasıl ekrana bağlayacağını çok iyi biliyor! Bizim onlara sıra koymaya gönlümüz el vermedi.Bu yüzden buyrun,sırasız bir şekilde bakalım son zamanların gönlümüzü çalan yakışıklı ve güzelleri kimlermiş.
Giyim Tarzı ve Şans Kolyesi Modelleri
Altın şans kolyesi modelleri gündelik kıyafetlerinize seçeceğiniz altın şans kolyeleri ile gündüz yada gece kullanıma uygun hale getirebilirsiniz. Örneğin altın şans kolyesi ve 5 figürden oluşan şans kolyeleri  boynunuza takarak, kıyafetlerinizi de klasik bir görünüm elde ederek tarz oluşturabilirsiniz. Tabi ki altın şans kolyesi modelleri tek tek kullanmamız gerekecek. Şans kolyesi çoklu kullanımda görüntü kirliliğine neden olacaktır. Seçeceğiniz şans kolyesi modellerini elbisenizi günlük kullanımına uygun hale getirmek isterseniz 14 ayar yeşil altın şans kolyesini tercih edebilirsiniz.Altın şans kolyesi  modelleri  çoklu kullanıma uygun değiller. Eğer Şans ürünleri çoklu kullanmak isterseniz, altın şans yüzüklerini kullanabilirsiniz.  Tekli yada çoklu şans yüzüğü takarak şıklığınıza şıklık katabilirsiniz.  Özellikle ellerine güvenen ve elleri ile dikkat çekmek isteyen bayanlar altın şans yüzükleri modellerini tercih edebilirler.  Altın şans kolyesi modelleri ister 14 ayar yeşil altın, ister 14 ayar beyaz altın her tarzdaki kıyafetlere kombin oluşturarak kullanabilirsiniz. Ancak özellikle taşlı ve rengarenk şans kolyesi modelleri  daha sade ve gece  kullanıma uygun kıyafetler ile kullanmanızı tavsiye ediliyor. Unutmayın ki  Altın şans kolyesi modelleri tarzını yansıtmak için  seçeceğiniz en önemli altın takı aksesuarlardandır.
Reklam