onedio
14 Şubat Sevgililer Günü: 19. Yüzyıldan Tuhaf Aşk Hikayeleri
19. yüzyılda aşk, gazetelerde yayımlanan sansasyonel haberlere bakılırsa son derece dramatik ve tehlikeli olabiliyordu. Jeremy Clay (*) gazete arşivlerinden BBC için bu tür 10 aşk hikayesi seçti. Ömrü boyunca talih Jack McKenna'nın yüzüne gülmemişti. Karısı en iyi arkadaşıyla Amerika'ya kaçmış, kızı gribe yakalanarak hayatını kaybetmişti. Derken kendisi de grip oldu. Açlıkla arasında sadece cebindeki bir kaç şilin (o dönemin bir kaç kuruşu) kalmıştı. Sonunda şansı döndüğünde de, başına gelenler daha ziyade kötü bir şakayı andırıyordu. 1892'de Londra'nın Deptford mahallesindeki yoksullarevine gelen iyi giyimli bir kadın, Jack'i sordu. Jack'in odasına götürüldüğünde, Leeds Mercury gazetesinin haberine göre, ayaklarına kapanıp ondan kendisini affetmesini istedi. Bir zamanlar en iyi arkadaşıyla kaçan karısıydı bu. Birlikte kaçtığı adam altın arayıcılığından iyi bir servet edinmiş, sonra ölmüştü. Kadın geri dönmek ve ilişkilerine bıraktıkları yerden yeniden başlamak istiyordu. Fakat, hikaye Thomas Hardy romanlarına yakışacak bir sürpriz ile sonlandı. Geri döndüğü hasta kocasına bakarken kendisi grip olan kadın, hastalık zatürreeye dönüşünce öldü. Vasiyetinde 62 bin sterlinlik dev servetini kocasına bırakmıştı. Mahkumla sevgilisi, bir gece yarısı, cezaevi hücresinin parmaklıkları arasından birbirinin elini sıkıca tutarak evlendi. Kadın, aşkına kavuşmak için karanlıktan yararlanarak, cezaevi duvarının dibinde erkek kardeşinin omzuna basmak suretiyle sevgilisinin hücresinin penceresine erişebilmişti. North Eastern Daily gazetesinin 1885 tarihli bir sayısında bildirildiğine göre, tam rahip nikahı kıymışken 'küçük bir sıkıntı' yaşandı. 80 kiloluk gelin damadın parmaklıklar arasından uzattığı elini öperek ağlamayı sürdürürken, onu omzunda taşıyan kardeşi 'artık dayanamıyorum' demişti. 18 yaşındaki Mollie Downes, onun aşkı uğruna bir rakibini öldürmeye teşebbüs ile suçlanan sevgilisi James Fauntleroy'un karısı olmuştu artık. Bu durumda ertesi gün yapılacak duruşmada, öldürme teşebbüsünün tek tanığı olarak, kocası aleyhine ifade veremeye zorlanamayacaktı! Virginia'daki Marion kasabasında Fauntleroy'u yakalayan polis komiseri ertesi gün gizli nikah yoluyla nasıl faka bastırıldığını öğrenince yataklara düşmüş ve habere bakılırsa, 'alınan son bilgilere göre hâlâ koma sınırında' yatmaktaydı. 1892'de Las Vegas'da bir Meksikalı ile bir Amerikalı aynı kadına aşık olunca araları çok kötü bozuldu. Yangına körükle gidercesine, Meksikalı aşık bir de rakibini 'korkak bir milletin mensubu' olmakla suçlamaz mı? Büyüyen husumeti kökünden çözümlemek ve 'kızı kimin kapacağını' belirlemek üzere bir düello yapılacağı duyuruldu. Fakat bu öyle sıradan bir silahlı düello olmayacaktı. Amerikalı Meksikalıyı, kimin daha cesur olduğunu daha iyi ölçmek için, karanlık ve tarantulalar ve akrepler ile dolu bir odada kendisiyle başbaşa kalmaya davet etmişti. Western Mail gazetesi 'Meksikalı aslında reddetmek istiyordu, fakat korkak diye damgalanma kaygısı ağır basınca kabul etti' diyor. Ve irade savaşı başladı. Western Mail, 'Kapılar kapatıldı ama kısa bir süre sonra Meksikalının 'Isırıldım, ölüyorum' çığlığı duyuldu. Kapılar açılınca Meksikalı sendeleyerek çıktı ve yere devrildi' diyor. Amerikalı sapasağlam ve muzaffer bir şekilde odadan çıkarken Meksikalının da aslında ısırılmadığı sadece elini duvardaki bir çiviye taktığı anlaşılmıştı. Gelin öpülmedi, balayına çıkılmadı. İlelebet mutluluk içinde yaşanmadı. Kasvetli nikah törenini cenaze töreni izledi. 1881 yılında Bradley adlı bir kişi Florida'da bir cesetle evlendi. Bradley, Utahlı bir gezgin satıcıydı. Seyahatleri sırasında rüyalarının kadınıyla tanışmıştı, fakat kadın ölüm döşeğindeydi. Bu durum Bradley'i yıldırmadı, evlilik teklif etti, kadın da kabul etti, hemen düğün planları yapıldı. Ne var ki, kadın nikah günü gelmeden ölüverdi. Illustrated Police News adlı dergi, 'İşte hikayenin en ilginç ve doğruyu söylemek gerekirse en tatsız ve uygunsuz kısmı da burada başlıyor' diyor. Bradley aşkının mezara evlenmeden gitmesine izin vermeyeceğini söylemiş. Bu durumda tabut taşıyıcıların omuzlarında ve nedimeler eşliğinde kiliseye götürülüyor, rahip ölen kadını Bradley ile karı koca ilan ediyor. Büyüklük önemli değil. Yeni evli Hedley çiftinin bu görüşte olduğu kesin. Adam 1.80cm boyunda, eşi 80cm. Kayıtlara göre 1891'de Amerika'da South Shields'de, ateşle kıvranan bir bir hastanın kabuslarından fırlamışı andıran bir düğünle evlenmişler. Nedime, 250 kiloyu aşkın Satanella adında 'ateşyiyen' bir kadındı. Damadın nikah şahidi 2.13cm idi, nikahtaki en küçük boylu davetli ise 72cm boyunda bir kadındı. Aslında davetlilerin tümü gelinle damat gibi, turneye çıkmış bir sirkin çalışanlarıydılar. Bazen ne yapsanız olmaz. Hangi klişeyi tercih ettiğinize bağlı olarak ilk heyecan söner, alevler sönükleşir, ateş küllenir. Aşkın kötü bir özelliğidir sönümlenmek. Fakat Victoria dönemi İngilteresi'nde çok zengin değilseniz boşanma bir seçenek değildi. Lancashire bölgesinden bir demiryolu işçisinin bıktığı karısından kurtulmak için neden bu eski İngiliz adetine başvurduğu haklı çıkarılamazsa da bu bağlamda açıklanabilir. Karısını en yüksek teklifi verene satmak üzere açık artırmaya çıkardı. Daha da aşağılayıcı olan açık artırmayı kadınla paylaştığı evde yapması oldu. Rotheram Independen t 1879 tarihli haberinde, 'İncil'de Süleyman'ın bir kadının yakuttan daha kıymetli olduğunu söylemesine ve izleyicilerin sayısının kabarıklığına rağmen, en yüksek teklif yalnızca 4 peniydi' diyor ve sürdürüyor: 'Açık artırmayı düzenleyen kadını alana üç çocuğu da verebileceğini söylediyse de alıcı kabul etmedi ve çocuklar satılmadı. Kadının ise yeni evine giderken halinden gayet memnun göründüğü dikkat çekti.' Alıcı, çiftin kapı komşularıydı. Eski hikaye. Oğlan kıza rastladı, birbirlerine aşık oldular, evlendiler. Ama bundan sonrası farklı. Kiliseden eve kadar öfkeli bir kalabalık tarafından kovalandılar. Damat seyyar kömür satıcısıydı, eşi bir kaç hafta önce ölmüştü. Manchester Courier , 1890 tarihli sayısında 'Adamın ölen eşinden çocukları yeni evliliği onaylamadı' diyor, ama bu cümle duyguları ifade etmekte yetersiz kalıyor gibi. Çift kilisedeki nikah töreninden çıktıktan sonra kendilerine konfeti yerine çürük yumurtalar fırlatan ve hakaretler yağdıran bir kalabalığın hücumuna uğruyor. O itiş kakış içerisinde damat yüzüne bir yumruk da yiyor. Bir kadın, gelinin başlığını çekip koparıyor. Damat gelini kucağında taşımaya falan imkan olmadığını kavrıyor, çift mümkün olduğunca hızla kaçmaya başlıyor. Gazete, sokaklarda sabaha kadar olayların devam ettiğini yazıyor. Hamelin, 1893'de Madagaskar'a göçettiğinde aklında yalnızca orkidelere duyduğu aşk vardı. Bu merakı yüzünden yerli bir kabilenin şefinin kardeşini orkideler konusunda kendisine rehber edinmişti. Bir gün orkide aramak üzere vahşi ormanlara gittiler, ama sadece Hamelin dönebildi. Liverpool Echo gazetesinin haberine göre rehberi vahşi bir hayvan tarafından öldürülmüştü. Kabile şefinin olayların gelişiminden memnun kalmadığını söylemek yanlış olmaz. Şef orkide aşığı İngilize iki seçenek sundu. Ya ölen kardeşinin yastaki eşiyle evlenecek ya da yağlara bulanarak yakılacaktı. Hamelin'in çok düşünmesi gerekmedi, ama o da bu anlaşmaya bir koşul ekledi. Artık kayınbiraderi olacak olan şefin, krallığını kendisinden başka bütün Avrupalı orkide meraklılarına yasaklamasını sağladı. ''Trajik ve gülünç'' arasındaki çizgi çok incedir. 1888'de çok aşık ama çok zeki olmayan iki genç bu çizgiyi aştı. Oğlan 17, kız 13 yaşındaydı. Gençliğin o aşırı sabırsızlığıyla evlenmeyi beklemektense ölmenin daha iyi olduğuna kanaat getirmişlerdi. Budapeşte'deki gümrük binasının arkasında birliktelerine veda öpücüklerini verdikten sonra bu tutkulu aşkın sonunu getirmek üzere Tuna nehrine doğru yürüdüler. Kız kendisini nehre attı, oğlan tabancasını çekti. Fakat kız, nehre düşünce yüzebildiğini hatırladı. O yüzerek kıyıya yaklaşırken, kalbi kırık sevgilisi de silahı kendisine doğrultmuş, üç kere ateş ettiği halde hiç birini tutturamamıştı. Tamworth Herald gazetesinin haberine göre bahtsız çift 15 dakika sonra ailelerine teslim edildiler. Eski İngiltere krallarından 8. Henri'yi saymazsak, beş evlilik hakikaten ciddi bir rekor. 19- yüzyıl kapanırken Fransa'da bir kadın beşinci kez dul kalıyordu. Her bir kocasının başına bir felaket gelmişti. Birincisi kendini asmış, ikincisi kendini yakmış, üçüncü suya atlayarak intihar etmiş, dördüncü de birinci gibi kendini asmıştı. Kadınla beşinci evliliği için nikah kıyan adamın bu durumda biraz kaygılanmış olması muhtemel. Ve öyleyse haksız da değildi çünkü 1901'de o da kendini astı. Neden hepsi de ölmek istemişti? Western Gazette 'de yer alan haber buna bir açıklama getirmiyor. (*) Jeremy Clay, Burglar Caught by a Skeleton (İskelet tarafından yakalanan hırsız) romanının yazarıdır.BBC Türkçe
Son Zamanların En Seksi 21 Yabancı Dizi Karakteri
TV Sektörü izleyicisini nasıl ekrana bağlayacağını çok iyi biliyor! Bizim onlara sıra koymaya gönlümüz el vermedi.Bu yüzden buyrun,sırasız bir şekilde bakalım son zamanların gönlümüzü çalan yakışıklı ve güzelleri kimlermiş.
Giyim Tarzı ve Şans Kolyesi Modelleri
Altın şans kolyesi modelleri gündelik kıyafetlerinize seçeceğiniz altın şans kolyeleri ile gündüz yada gece kullanıma uygun hale getirebilirsiniz. Örneğin altın şans kolyesi ve 5 figürden oluşan şans kolyeleri  boynunuza takarak, kıyafetlerinizi de klasik bir görünüm elde ederek tarz oluşturabilirsiniz. Tabi ki altın şans kolyesi modelleri tek tek kullanmamız gerekecek. Şans kolyesi çoklu kullanımda görüntü kirliliğine neden olacaktır. Seçeceğiniz şans kolyesi modellerini elbisenizi günlük kullanımına uygun hale getirmek isterseniz 14 ayar yeşil altın şans kolyesini tercih edebilirsiniz.Altın şans kolyesi  modelleri  çoklu kullanıma uygun değiller. Eğer Şans ürünleri çoklu kullanmak isterseniz, altın şans yüzüklerini kullanabilirsiniz.  Tekli yada çoklu şans yüzüğü takarak şıklığınıza şıklık katabilirsiniz.  Özellikle ellerine güvenen ve elleri ile dikkat çekmek isteyen bayanlar altın şans yüzükleri modellerini tercih edebilirler.  Altın şans kolyesi modelleri ister 14 ayar yeşil altın, ister 14 ayar beyaz altın her tarzdaki kıyafetlere kombin oluşturarak kullanabilirsiniz. Ancak özellikle taşlı ve rengarenk şans kolyesi modelleri  daha sade ve gece  kullanıma uygun kıyafetler ile kullanmanızı tavsiye ediliyor. Unutmayın ki  Altın şans kolyesi modelleri tarzını yansıtmak için  seçeceğiniz en önemli altın takı aksesuarlardandır.
Girişimcilerin Markalarına Yapabileceği 14 Kötülük
2014 yılı geldi çattı. Marka yöneticileri ve patronlar 2014 planlarını çoktan yaptılar. Ancak onların pek çoğunun her yıl başarısız olmak için çok uğraş vererek yaptığı temel şeyleri bir kez de ben listelemek istedim. Marka yönetimi ciddi bir iştir. Bu nedenle de ciddiyetle her maddeyi uygulamaya geçirenler markalarını batırma başarısını elde edebilirler.
Asıl Kırılgan 5'li: Fransa, İngiltere, Almanya, Avustralya, Kanada
Yüksek cari açığa sahip olan Endonezya, Güney Afrika, Brezilya, Türkiye ve Hindistan Kırılgan Beşli olarak tanımlanıyor. Yüksek cari açık, bu ülkelerin yabancı sermayenin ani çıkışına karşı kırılgan oldukları anlamına geliyor. Bize küresel ekonomide patlayacak yeni bir fırtınanın bu piyasalardan kaynaklanacağı söyleniyor. Sorun şu ki bu doğru değil. Asıl Kırılgan Beşli Morgan Stanley tarafından telaffuz edilen ülkeler değil aksine neredeyse kimseyi endişelendirmeyen beş gelişmiş ülke. Gelişmekte olan ekonomilerin yüklü miktarda sermaye çektiği ve sonuç olarak ticaret açığı verdikleri doğru ama bunda yanlış bir şey yok. Aynısını gelişmiş ekonomiler de yapıyor. Bir sonraki kriz bir öncekinde olduğu gibi yine gelişmiş ekonomilerden birinde patlayacak. Bir krizin Fransa, Almanya, İngiltere, Avustralya ya da Kanada'da patlama ihtimali çok daha yüksek. Asıl Kırılgan Beşli bu ülkeler ve çok az sayıda yatırımcı bu ülkeler nedeniyle endişe duyuyor. 1. Fransa Fransa'nın bu günlerde diğer ülkelere kıyasla öne çıktığı tek oran borcunun artma hızı. Hükümet, borcun bu yıl GSYH'nin yüzde 95'ini geçerek kontrolün kaybedilmeye başlanacağı yüzde 100 oranına iyiden iyiye yaklaşacağını kabul etti. Euro Bölgesi'ndeki diğer ülkelerde ılımlı düzeyde de olsa bir toparlanma başlarken Fransa yeni bir resesyonun eşiğinde. İşsizlik, Aralık ayında yüzde 11,1'e yükseldi. Ticaret açığı ise şimdiden GSYH'nin yüzde 2,2'si düzeyinde, bir zamanların önde gelen imalat ve ihracat ekonomisi için endişe verici bir oran. 2. İngiltere Gelişmiş dünyada en yüksek hızda toparlanan ülkelerden biri. İşsizlik de hızla düşüyor ama rehavete kapılmayın. Aslında İngilizler 2005-2008'deki ekonomik büyümenin mini bir versiyonunu yeniden yarattı. Borcun ve emlak fiyatlarının artması ekonomiyi canlandırıyor. Oysa hala bir zamanlar olduğu kadar dengesiz. Bankacılık sektörü ise yine şişmiş durumda. Ticaret açığı GSYH'nin yüzde 4'üne yaklaşıyor – 'kırılgan' Endonezya'da olduğundan yüksek, Hindistan'da olan orandan da çok az değil. 3. Almanya Avrupa'nın diktatörü Almanya, sadece diğer zayıfların arasında güçlü görünüyor. Sanayi üretimi geçtiğimiz ay yüzde 0,6 geriledi. Perakende satışlar ise Aralık'ta yüzde 2,5 düştü, 2013'ün tamamında sadece yüzde 0,1 yükseldi. Ekonominin son çeyrekte yalnızca yüzde 0,25 büyümesi bekleniyor. Nüfusun yaşlanması, enerji maliyetlerinin artması ve aşırı derecede düzenlemeye tabi olan piyasaları ile Almanya 'geliyorum' diyen bir kaza gibi ve bu kaza gerçekleştiğinde yüksek fiyatlanan tahvil piyasası darmaduman olacak. 4. Avustralya Avustralya son on yılda Çin fabrikaları için devasa bir madene dönüştü ama yine de bu kolay ihracata rağmen yüksek ticaret açığı veriyor – son aylarda azalsa da hala GSYH'nin yüzde 3,5'inden fazla. Avustralyalıların ayaklarını yorganlarına göre uzatmadıkları kesin. Avustralya doları ABD doları karşısında geçtiğimiz yıl yüzde 13 değer kaybetti. Er ya da geç Çin ekonomisi yeniden dengelenecek ki bu da Avustralya'dan daha az hammadde alınacağı anlamına geliyor. 5. Kanada Kanada için muhtemelen söylenebilecek tek iyi şey, şu sıralar yeni bir konut balonu şişirmekle meşgul olan eski Merkez Bankası Başkanı Mark Carney'i İngiltere'ye göndermiş olması. Finansal kriz Kanada'yı pek etkilememişken faizlerin düşürülmesi şimdi bakıldığında bir hata gibi görünüyor. Tamamen gereksiz bir konut balonu yarattı. Elbette ki hiç kimse bir sonraki krizin nerede patlayacağını bilemez ama olası bir krizi, düşük borçlu ve hızla büyüyen gelişmekte olan piyasalardan beklemek fazlasıyla yirminci yüzyıl bakışı. Mevcut on yılda kriz, 2008'de olduğu gibi yine gelişmiş dünyadan gelecek.MATTHEW LYNN | WSJ
Reklam
İlişkiyi Rutinden Kurtarmanın 7 Altın Kuralı!
Sevgililer günü yaklaşırken, markaların yaratıcı ve de eğlenceli reklamları da ortaya çıkmaya başladı (Durex'in viral reklamı gibi).  Eti benim'o, sevgililer günüyle ilgili bir reklam filmi çekmiş. Reklamda Erkeğin odunluğu ve kadının mızmızlığı eğlenceli bir biçimde işlenmiş.
Reklam
Sevgililer Günü Hediyesini Bedavaya Getirmenin 10 Yolu
'Sevgililer Günü'ne inanmıyorum', 'Aaaa nasıl da unutmuşum pirenses', 'Bebeğim senin hediyen benim' gibi cümleler sizi bugüne kadar kurtardı. Ama sevgilinizin gözlerini bir uçtan bir uca devirdiği an da gözünüzün önünden gitmedi.  Bu sene edebiyatı bırakın, biraz kafayı çalıştırın. Hem vakitten, hem nakitten tasarruf edeceğiniz son dakika sürprizlerini sizin için seçtik.  Laf aramızda içlerinde Sınırsız Sinema Bileti de var. Nasıl mı? Galerinin sonunda!
Ortaya Çıkarılmaları an Meselesi Olan 10 "Lobi"
Lobi dediğin gizli olur, ama Türkiye artık öylesine büyük bir devlet ki kıyıda köşede kalmış, en gizli, en sinsi lobileri bile ensesinden yakalyıveriyor. Faiz lobisi, kaos lobisi derken en son hafta sonu 'porno lobisi' de ifşa edildi. Peki sıra hangi Lobi'de? işte size bir fikir verebilecek lobi listesi.
Kaskına Numarasını Yazdı, Çıplak Fotoğraflar Yağdı
Soçi’de devam eden Kış Olimpiyat Oyunları’nın ilk yarış gününde yaşanan ilginç bir olay gün yüzüne çıktı. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre erkekler slopestyle yarışında mücadele eden 22 yaşındaki Rus sporcu Alexey Sobolev, eğlenmek için telefon numarasını yarıştığı güvenlik kaskının üstüne yazdı. Değişik bir eğlence anlayışı olan sporcu, bu sayede yüzlerce kadından mesaj aldı.Hürriyet
Reklam
Nedir Bu Meshnet?
Korsan Parti Hareketi'nden Avukat Serhat Koç Agos'a konuştu. Bilişim hukuku uzmanı olan Koç, “Halen 3 bin civarında sitenin resmi yollarla engellendiği görünüyor ama aslında halen Türkiye'de 500-600 bin site kapalı” diyor. Koç’a göre yeni yasa ise fişleme ve sansürü devasa boyutlara taşıyacak. Türkiye'de pek bilinmeyen bir uzmanlık alanın var. Buradan başlayalım. 'Bilişim Hukuku' diyorlar ama aslında böyle bir alan yok. Çünkü bilişimin altında bilgi teknolojileri yatar ve bilgi teknolojilerinin değmediği alan olmadığı için, değmediği hukuk alanı da yok. Hukuk dalları temeldir; ceza, idari, anayasa hukuku... Bunların hepsinde bilişimle alakalı şeyler var. Hepsi hakkında sürekli müvekkilerle iş oluyor ama şahsi olarak bu konular zaten ilgimi çekiyor, o yüzden yapıyorum. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum, okurken de zaten fotoğraf ve bilgisayarla ilgileniyordum. Mezun olunca da fotoğrafçı veya bilgisayar mühendisi olamıyorum, bari bu insanların haklarını koruyacak bir alana yöneleyim, dedim. Türkiye'de bu işle ilgilenenlerin sayısı çok az. Türkiye'deki yasaların internete bakışı nasıl? Türkiye'de interneti doğrudan doğruya düzenleyen tek yasa 5651 Sayılı Kanun. Bu yasa interneti çok olumsuz ele alıyor. Yasanın konusu, internette yapılan suçlarla mücadele. Yani mücadele etmeye karar vermiş; desteklemeye değil. 2007’de 5651 Sayılı Kanun’un çıkış aşamasında da çok sayıda çocuk pornosu operasyonları yapıldı; medyada biri bin gösterdiler. Diyelim 100 kişi soruşturmaya uğradı, sadece 3'ü ceza aldı. “Biz çocukları koruyoruz” diyerek bir yasa yaptıklarını iddia ettiler. TBMM Genel Kurulu’nda, CHP'nin de isteğiyle, buna “Atatürk aleyhine suçları içeren kanun” da eklendi. Bu metin, o alanda çalışan uzmanların görüşlerini yansıtmıyordu. Vatandaş böyle bir kanunun olduğunu bile bilmiyor; insanlar sanıyor ki yasa değiştirilirken yeni şeyler geliyor. Aslında 2007'den beri var. Daha önce yoktu. Önce bilişim suçları diye bir tasarı düşündüler, sonra internet siteleriyle ilgili bir şey çıktı ve Cumhurbaşkanı’ndan döndü. Onları atlattık, işte bu yasaya takıldık. Bu anlamda, Türkiye'de interneti düzenleyen başka mevzuat yok. Bazı kanunlarda değinmeler var. Türk Ceza Kanunu'nda bilişim vasıtasıyla ya da bizzat bilişim sistemlerine karşı işlenen suçlar var. Mesela Facebook hesabının çalınması, özel olarak tanımlandı TCK'da. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda da bütün o eserlere ait hakların internette de ihlal edilebileceğinden bahseden yine özel maddeler var. Agos'un internet sitesi sürekli hackleniyor. Bu bir suç değil mi mesela? Evet, suç ama kim olduğunu bilemiyorsunuz, bilmek için teknik rapor gerekli ve hacklemeyi yapan kişinin de işi pek bilmeyen, acemi biri olması gerekir. Bilişim dünyasında her zaman iz kalır. Ama izin bulunması bazen çok uzun zamanlar gerektiren şifreleme yöntemleriyle bırakılmış olabilir. O kadar çok katman arkasındadır ki onu çözmeye çalışmak mantıksızdır. O yüzden o raporlar geldikten sonra meçhul bir şüpheli olarak şu şu IP numaralarında, şu tarihte, şu saatte bize saldıran diye… Savcı Telekom'a soracak, Telekom o IP'yi bulacak. O IP hangi internet sağlayıcıdan verilmişse o diyecek ki ben şu saatte bu IP'yi şu müşterime sağladım.  O müşteri de büyük ihtimal ya internet kafe çıkacak ya da 80 yaşında bir teyze çıkacak. Teyze mahkemeye gidecek ve ben bilgisayara dokunmadım diyecek. Böyle durumları binlerce kez yaşadık. Ondan sonra da zaten genelde beraat çıkar; suçlu da bulunamamış olur. Bu durumu sporda doping mevzuatına benzetiyorum. Dopingin önüne geçmek amacıyla Türkiye'de yapılan tek düzenleme kullanana ceza vermek. Ama dopingi kullanmaması için gereken altyapı hazırlanmıyor. Çözümden ziyade cezalandırma… Aynı şey 5651'de de söz konusu. 2007’den beri 8. madde nedeniyle pek çok site kapatıldı ama sitenin kapanmasına neden olan içeriği girenler yakalanmadı. Engelli web’de sanırım 3 bin küsür site gözüküyor ama o gerçekten buzdağının tepesi. Bugün Türkiye'de gerçekte 500-600 bin site kapalı ve bunların çok büyük bir bölümü müstehcenlikten kapalı. Geriye kalanlar siyasi nedenlerle kapalı ve o sitelere giren kişileri sorgulamıyor savcı, sadece siteyi kapatıyor. Aslında siteyi kapatmak çözüm değil. DNS numarasıyla yine girebiliyorum. Çünkü suç unsuru sayılan şeyler orada durmaya devam ediyor. Oysa mesela Almanya'da site kapanmaz, sadece içerik kaldırılır. İfade özgürlüğünün tek istisnası Nazizm. İfade özgürlüğünden yararlanmak için “nasyonal sosyalistim” deyip kurtarıyorsun ama “Nazi'yim” diyemiyorsun, Nazi sembollerini yayamıyorsun. O zaman içerikleri çıkarıyorlar. Altyapı var yani. İsveç gibi ülkelerde ifade özgürlüğü çok daha yukarıda. Şiddet çağrısı olmadığı sürece herkes her şeyi söyleyebiliyor. Sorunu çözmek istiyorsan içeriği çıkaracaksın; erişimi engellemeyeceksin. Sorunun köküne gidilmeli: Çocuk pornosunu internet üretmiyor. Çocuk pornosunu Filipinler'de, Rusya'da insanlar üretiyor. Onu kurutamadığın sürece etkisini internette görürsün. Türkiye’de devletin internetle ilgisi sadece siyasi amaçlı diyebiliriz miyiz? Şimdi iyiden iyiye öyle oldu. Dünyada sansür için dört tane temel kılıf var: Telif hakları, terörizm ve devlet sırrı, çocuk istismarı ve son olarak da şiddet çağrısı... Bunlar hep kılıf oluyor, ama temel nedeni gözetim. Devlet bunu istiyor. İnsanların internette neler yaptığını bilmek, takip etmek... Bunları görebileceği teknolojiler aynı zamanda sansür işlevi de görüyor. Devlet esasen fişlemek istiyor. Diğer yandan da telif lobisi sansürlemek istiyor. Devletin o yatırımı yapacak parası yok veya yapmak istemiyor, ama telif lobisinin var, onlar da parasını verip sansür mekanizmasını kurduruyor. Türk Telekom'un omurgasına kuruldu bu yazılım zaten. Bu yazılım, hem devletin hem de telif lobisinin işine gelecek. Önceki sohbetlerimizde 'meshnet'in çözüm olabileceğini söylemiştin. Nedir bu meshnet? Meshnet, şirketlerin çok işine yarayan bir mantık. Şirketler devletin ve internet servisi sağlayanların hiçbir dahiliyeti olmaksızın aralarında iletişim kurmak ister çünkü ticaret sırlarının, devletin hukuken göremeyeceği ama kafası attığında görebildiği teknik bir altyapıdan geçsin istemezler.  Dolayısıyla iki şirket kendi arasında özel bir ağ kurar ve bu özel ağa hiçbir şekilde üçüncü bir taraf dahil olamaz. Tamamen kriptoyla çalışır. Türkiye'de kriptoloji yönetmeliği de çıktı, ona da büyük itirazlarda bulunuldu. Devlet diyor ki “Kim kripto kullanırsa, anahtarını devlete verecek.” Ben de diyorum ki “Anahtarını devlete verecekse bu kriptonun mantığına aykırı.” Türkiye'de kripto şirketleri zaten söylediler bunu; “O zaman Türkiye'ye kimse kripto şirketi kurmaz” dediler. İşte meshnet böyle bir şey. Aynı zamanda büyük depremler, seller olduğunda klasik işletmecilerin kurdukları büyük ağlar çalışmayınca böyle daha küçük ağların çalışması mümkün. Bir de Türkiye gibi internet sansürü ve gözetiminin olduğu ülkelerde gözetimsiz, sansürsüz internete ulaşmak için kullanılabilir. Nasıl yapılıyor? Güvendiğiniz bir ülkeden örneğin İsveç veya İzlanda gibi, bir uydunet şirketi ile anlaşıp, çanak yoluyla internet almak ve o interneti yan binadaki arkadaşla, o da diğer bir arkadaşla paylaşa paylaşa bir meshnet ağı oluşturabilir ve sansürden kurtulabiliriz. FATİH GÖKHAN DİLER | Agos
Bergama Ovacık Köyü'ne Üçüncü Siyanür Çukuru
Yıllardır siyanürlü altın madenlerine karşı mücadeleye sahne olan Bergama Ovacık Köyü’nde, şimdi de üçüncü atık deposu projesi gündemde. Bölgedeki madende de çalışmış olan emekli maden mühendisi Hasan Gökvardar, atık barajının deniz seviyesinin altına inmesinin çevre felaketine davetiye çıkaracağını belirtiyor. Atık deposu nedir? Atık depoları, çıkarılan altın cevherinin siyanürle ayrıştırılması işleminin ardından kalan siyanürlü ve ağır metalli sıvı ve çamurların biriktirildiği alan. Bu kimyasal atıkların bulunduğu depolar Bergama Ovacık, Çamköy, Narlıca köyleri bölgesinde zaten iki tane bulunuyordu. Maden şirketi, bölgede kurduğu iki atık barajının ardından üçüncü baraj projesini de hazırladı ve Çevresel Etki değerlendirme (ÇED) süreci başlatıldı. Halkı bilgilendirme toplantısı halka haber verilmedi ÇED toplantısının 6 Şubat günü yapılacağına dair duyuru İzmir Çevre ve Şehircilik ilk müdürlüğü internet sayfasında yayınlandı. Fakat ne Bergama belediye başkanı ne köylüler ne de Bergama Çevre Platfromu toplantının nerede kaçta yapıldığını blmiyor. Platform’dan Erol Engel , kendisini bir gece önce polisin “güvenlik önlemi” nedeniyle arayarak ÇED toplantısını haber verdiğini, aynı şekilde belediye başkanının da jandarma vasıtasıyla toplantıdan haberdar olduğunu söylüyor. “Altın Koza madencilik yangından mal kaçırır gibi toplantı yapmıştır” diyen Engel, halkı bilgilendirme toplantısının halka haber verilmeden yapılmasının garip olduğunu ekliyor. Köyün tepesinde “cehennem çukuru” Üçüncü atık deposu olması planlanan yer, köyün yakınındaki tepede yer alıyor. Şirket bu tepeden altın çıkarmak için, tepeyi kaza kaza büyük bir çukur oluşturdu. Atık deposunun asıl tehlikesi açılan çukurla birlikte deniz seviyesinin aşağısına inilmiş olması. Evrensel Gazetesi’nden Özer Akdemir ’e konuşan Emekli Maden Mühendisi Hasan Gökvardar ’ın aktardığı kadarıyla, atık deposu yapılacak alan yaklaşık -50 ile -100 kotlarında, deniz seviyesinin altına kadar indi. Ovacık yöresinde yer altı su tablası +40 ile +60 kotlarında. Madenin başlama noktası ise +900 kotlarında. Dolayısıyla 3. atık deposu, yer altı su tablası ve geçirimli alüvyon tabakalar üzerine yapılmış oluyor. Madenin ilk dönemlerinde 10 yıl boyunca Kamu İlişkileri Müdürlüğü yapan Gökvardar, kot farkının çok tehlikeli olduğunu belirterek “Bu bir ‘yeraltına yarı gömülü atık deposu tasarımı”dır dedi. Yeşil Gazete’ye de konuşan Gökvardar, Ovacık altın madeniyle ilgili 2006 danuştay kararını hatırlatarak, “olası riskler göz önünde bulundurulduğundan kamu yararı yoktur” kararının bu atık deposu için de düşünülmesi gerektiğini, çünkü var olan risklerin 300 katına çıktığını hatırlatıyor; “herhangi bir kaçak durumunda siyanür doğrudan yeraltı suların karışır” diye ekliyor. Üçüncü atık deposu burasının gözden çıkarıldığı anlamına gelir Üçüncü atık deposu projesinin iptali konsunda Bergama Belediyesi itiraz dilekçesini gönderdi. Şimdi sıra, köylülerden gizli saklı yapılan ÇED toplantısının sonucunu beklemeye geldi. Erol Engel, ikinci atık deposu inşa edilirken ÇED toplantısında kendilerini konuşturmayan şirket yetkililerine inat bin kişiyle yaptıkları “alternatif ÇED Toplantısı”nı hatırlatıyor, “gerekirse yine yaparız” diyor. “Çünkü üçüncü atık barajı bölgede tarımın, seracılığın sonu anlamına gelir. Çevre köylerde hasta sayısı gittikçe artıyor. Sonuçta ikinci artık deposu bile bölgede büyük riskti, üçüncüsünün yapılması buranın gözden çıkarıldığı anlamına gelir.” (Yeşil Gazete)
Özel Okulda Okuyan Kızların Spor ve Klasik Giyimleri
Özel üniversitede okuyan kızlarımızın çok enteresan bir giyim  tarzkaı var. Enteresanlık şurda; hepsinin aynı tarzda giyinebilmesi. Aynı kombinler nasıl ve nerden çıkıyor? Şimdi Size bir özel üniversite öğrencisinin, 'sevgilimden ayrıldım depesyondayım tatlım makyajsız falan çıktım dışarı. Ne bulduysam üzerime geçirdim' (spor) kıyafeti ile 'ya aşkoşum bu herzamanki halim yaa' (klasik) kıyafetlerini tanıtacağım.İlk Olarak Spor şeklini çözelim.
Reklam
Üniversiteli Olmak Hakkında Acı Gerçekler
Hayallerinin okulunu kazandın,  ya da 'neyse işte' dediğin okula/bölüme girdin,sen ve ailen acayip heyecanlı.Üniversite oku dediler. Acayip eğlencelidir üniversite yılları dediler...
Türk Siyasi Tarihinin Unutulmaz Seçim Vaatleri
Siyasiler, oy uğruna verdikleri uçuk sözleri seçimin ardından unutuyor. Bakın geçmiş seçimlerde hangi lider ne vaatte bulunmuştu sonrasında neler olmuştu?Geçmişe dönüp baktığımızda, bugünkünden çok daha renkli vaatlere rastlamak mümkün. İşte dünden bugüne siyasilerin unutulmayan seçim vaatleri:
Reklam
Bu Hafta Mizahın Gündeminde Neler Var?
Mizah dergileri bu hafta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'Tecavüze uğrayan çocuk sanıkla evlenirse dava düşsün' önerisi, bu hafta görülen Ali İsmail Korkmaz ile Mehmet Ayvalıtaş davaları ve 'Haberciliğin altın kuralı'nı kapağa taşıdı.
2014'ün Makyaj Trendleri
Bu sene daha çok naturel ve duru bir görüntü tercih edilmiş. Dudak tonlarında hafif rujlar ve açık tonlarda far ve pudralarla makyajlı görüntüden çok bakımlı bir görüntü elde edilmiş. Ayrıca cildinizde bu canlı ve genç görüntüyü elde etmek için makyaj yapmadan önce baz kullanmanızı tavsiye ederim.
Emlak Piyasasında Faiz Baskısı Devam Ediyor!
Amerikan Doları ve Euro kurlarındaki canlılık ve faiz kararları gayri menkul piyasasını 3-4 ay daha baskı altında tutacak. 17 Aralık Yolsuzuk Operasyonları Gayrimenkul Piyasasını da Vurmaya Devam Ediyor.. İzmir, Emlak Komisyoncuları Odası tarafından yapılan açıklamada, taşınmaz pazarında 17 Aralık sonrası bir durgunluğun yaşandığını, döviz kurlarındaki hareketlilik ve faiz kararlarının bu piyasayı 3 – 4 ay kadar daha baskı altında tutacağını belirtildi. Yatırımcı Kısa Geri Ödemeli Olarak Dövize Yöneliyor.. Geçen seneye bir önceki döneme göre daha sakin şekilde başlayan emlak piyasasının ev kredisi faizlerinin 0,70 düzeyinde seyretmesi dolayısı ile yıl ortasında canlandı ancak bu süreç 17 Aralık 2013′e değin devam etti. 17 Aralık soruşturmaları ile kurlardaki artış ise yatırımcıyı dövize yönlendirdi.
Reklam