Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Bunca cinayetin orta yerinde, hiç utanmadan, sıkılmadan… bak, günahtan ve Allah’tan da korkmadan neden böyle konuşuyorlar? Kutuları, kasaları, sıfırları halel görmesin… İşçiler kendi ölümlerinin kusurlusu, kendi kurban oluşlarının celladı, kendi maktullüklerinin katili sayılsın diye. Çünkü tamah arsızlığı, günah korkusunun bile önüne geçmiş işte!Şimdi de Rezidans Beyi ne dedi? “O saatte çalışma yoktu. İşçiler hazırlık için çıkmış. Sektörde olur böyle vakalar. Bedelinin ödetilmesinin takipçisi olacağız. Tedbirler alınıyor ama çalışanların aynı hassasiyeti göstermediğini biliyoruz.” Sanki bedeli başkası ödemeliymiş, sanki kendi ölümlerinin sorumlusu yine işçilermiş gibi.
İstanbul'a En Az 30 AVM Daha Gerektiğini Gösteren 15 Kanıt
İstanbul'umuz bir AVM cenneti. Yarattığı istihdam, sağladığı sosyalleşme imkanları, ekonomiye sağladığı katma değer, insanlara verdiği huzur ile her biri şehrin cazibe merkezi konumunda. Peki yeterli mi? İstanbul'da bulunan yaklaşık 100 AVM halkın ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap veriyor? İşte bu soruya cevap aradık ve İstanbul'un AVM ihtiyacına kısa bir bakış yaptık.
Venedik'in Ödüllü Filmleri Filmekimi'nde
Altın Aslan ödüllü 'İnsanları Seyreden Güvercin / A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence', filmekimi'nde gösterilecek.İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından bu yıl 11 -17 Ekim tarihleri arasında 13. kez gerçekleştirilen Filmekimi'nde, Venedik Film Festivali'nde yarışan beş film sinemaseverlerle buluşacak.Venedik'te bu yıl Altın Aslan Ödülü'nü alan, İsveçli yönetmen Roy Andersson'un filmi 'İnsanları Seyreden Güvercin', Fatih Akın'ın 1915 Olayları'nı anlattığı 'Kesik', Amerikalı usta yönetmen Abel Ferrara'nın bir başka usta Pier Paolo Pasolini'yi Willem Dafoe'ya oynatarak beyazperdeye taşıdığı 'Pasolini', Kim Ki Duk'un intikam filmi 'One on One' ve Laurent Cantet imzalı 'Havana'ya Dönüş', filmekimi'nde gösterilecek.Milliyet Sanat
Taha Akgül Dünya Şampiyonu
Dünya Büyükler Güreş Şampiyonası'nın ilk gününde mindere çıkan serbest stil güreşçilerinden Taha Akgül, İranlı rakibini 4-3 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te start alan Dünya Büyükler Güreş Şampiyonası'nın ilk gününde mindere çıkan serbest stil güreşçilerinden Taha Akgül, akşam seansında İranlı rakibini 4-3 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.Gymnastics Palace Spor Salonu'nda yapılan müsabakalarda boy gösteren milli güreşçilerden son üç senenin Avrupa şampiyonu Taha Akgül, akşam seansının son karşılaşmasında İranlı Komil Ghasemi ile dünya şampiyonluğu için güreşti.İRANLI GÜREŞÇİ PUAN ALAMADIFinal mücadelesinin ilk periyodunda iki güreşçide temkinli bir müsabaka çıkardı. İranlı güreşçi 0-0 geçen sürenin ardından tanınan 30 saniye içinde puan alamayınca Taha Akgül 1-0 öne geçti.AKGÜL 4-3 KAZANDIİkinci periyotta da yine iki güreşçi temkinli davrandı. Taha Akgül, tek dalışlarla puan ararken verilen 30 saniyelik ihtarda rakibine yine puan vermedi ve skoru 2-0'a getirdi. Ardından da aldığı 2 puanla skoru 4-0'a getirdi. Rakibine son bölümde 3 puan veren Taha Akgül buna rağmen minderden 4-3 galip ayrılarak altın madalyanın sahibi oldu.Haberler
İyi Flörtün Dört Kuralı
Kafaca iyi anlaştığınız, sizi kendine çeken, yakın ilgi alanlarınızın bulunduğu hoş bir erkekle flört etmeye başladınız. Flörtün ilişkinizdeki en tatlı ve en önemli zaman dilimlerinden biri olduğunu düşünürsek, hata yapmamanız adına bir kaç öneriye hayır demeyeceğinizi düşünüyoruz. İşte iyi bir flört için uymanız gereken 4 altın kural…1. Flörtünüzü kısıtlamaya çalışmayınDaha dün bir bugün iki… Henüz flört ediyorsunuz, o yüzden bu duruma uygun davranmaya çalışın. Onu kısıtlamaya çalışmak, nerede kimler olduğunu sürekli öğrenmeye çalışmak, sosyal medyadaki hareketlerini eleştirmek ve bunun gibi kısıtlayıcı davranışlar, karşınızdaki erkeğe “Daha şimdiden böyleyse?!” şeklinde düşündürebilir. Rahat olun, sizi seven zaten sizinle birlikte yol alacaktır.2. Onu şaşırtınÇok yönlü olmak size flört açısından bir çok avantaj sağlar. Onunla sadece sevgili değil, çok iyi bir arkadaş, sırdaş ve her zaman arkasında olacağınız bir dost olabileceğinizi gösterin ve bunu ifade etmekten kaçınmayın.3. Kendinizi ön plana çıkartmaya çalışmayınOnu etkilemek için sürekli ne kadar “süper” biri olduğunuzun ya da harika özellikler taşıdığınızın altını çizmeye gerek yok. Sürekli kendinizi anlatmak bencil ve egoist bir imaj çizmenize neden olur. Üstelik daha ilk günlerden size ait bütün detayları anlatmanız gizeminizi kaybetmenize neden olur. Onun sizi merak etmesine izin verin!4. Onu dinleyinErkekler biz kadınlar gibi çoğu şeyi dillendirmezler. Ancak vücut dillerinden sıkıntıları olduğunu anlayabilirsiniz. Flörtünüz kendi kendine söyleniyorsa, oflayıp pufluyor, ağzını bıçak açmıyor ve asık suratlıysa, onu biraz zorlayıp derdini size anlatmasını sağlayabilirsiniz. Sorunun ne olduğunu bilmek, onunla dertleşmek ve onu anladığınızı hissettirmek, size bağlanmasını ve yanınızda kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır.
Erkeklerin Hoşlanmadığı Kadın Tipleri
Bütün erkekleri aynı kefeye koymak olmaz ancak burada bahsedeceğimiz kadın tipleri hemen hemen bütün erkekler tarafından itici bulunmuş. Bu kadınlardan bazılarına kendinizi yakın hissediyorsanız işiniz biraz zor olabilir, bizden söylemesi... Karşınızda, erkeklerin hoşlanmadığı kadın tipleri!Bakımsız KadınlarSaçının dip boyası gelmiş, tırnağında yarısı çıkmış ojeyle dolaşan, epilasyondan hoşlanmayan kadınların erkekleri kaçırdığı bir gerçek... Özellikle kişisel hijyenden yoksun, kilosuna dikkat etmeyen ve vücuduna bakmayan kadınlardan hoşlanmıyorlar.Moda KurbanlarıNe modaysa kendilerine yakışıp yakışmamasına aldırmadan giyinip ortaya çıkan kadınlar erkeklere itici geliyor. Bihter çizmesi ve geyikli tayt gibi akımlara kapılıyorsanız dikkatli olmanızda fayda var.Erkek Fatma'larBol küfürlü konuşan, hitap olarak 'abi' kelimesini dilinden düşürmeyen, futbol fanatiği olan ve vücut geliştirme ile ilgilenen kadınlar, erkeklere haliyle itici geliyor. Erkekler neden kendilerine benzeyen biriyle birlikte olmak istesinler değil mi?'Ben hiç anlamam' ya da 'Ben hiç bilmem'cilerBu tarz kadınlarda bilgiye karşı anlaşılmaz bir korku vardır. Ekonomi, siyaset, felsefe gibi alanlarda fikir beyan etmek şöyle dursun bu konularda bir şey öğrenmekten de korkarlar. Bu kadınların bazıları yemek yapmayı bilmemekle övünebilirler. Ancak bu tarz kadınlardan erkeklerin arkalarına bile bakmdan kaçtığı da bir gerçek.Yapma BebeklerTakma kirpik, takma saç, takma tırnak, renkli lensler, botoks, estetik ameliyatlar... Ek olarak aşırı makyaj yapan kadınlar da bu listenin başında yer alıyor.Kıskanç SevgililerSevgilisi erkek arkadaşlarıyla maça gittiğinde bile 10 kere arayan, ayrı olduklarında yanında kız olmadığına dair kanıt isteyen, eline geçen her fırsatta erkek arkadaşının telefonunu karıştıran 'aşırı' kıskanç kadınlar da en baştan kaybediyor.'Para para para' KadınlarıBir diğer adları 'zengin erkek avcısı'dır. Erkeğin parası her şeyin öncesinde gelir. Bu tarz zihniyeti olan kadınlardan erkeklerin uzak durduğu bir gerçek. Erkekler artık kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadınlardan hoşlanıyor.
Reklam
İşadamının Düğününde Altınlı Pasta Dağıtıldı
Ankara'da bir otel'de düzenlenen Akın Kürşad ve Gonca çiftinin düğünü ezber bozdu. Düğünlerde misafirlerin yeni evlenen çiftlere altın ikram etmesinin gelenek olduğu ülkemizde bu kez misafirlere altın ikram edildi. Arabistan'da önemli etkinliklerde konukların yiyeceklerine altın karıştırmanın, onlara verilen önemin göstergesi olduğu belirtildi.İş adamı Talat Sam, Arap şeyhi ile şampuanla başlayan, ardından dostluğa uzanan ilişkilerinde bu jestin kendisini hayli duygulandırdığını ifade ederek, “Bir arap müşterimize saç dökülmesini engelleyen şampuanımızı göndermiştik. Kendisinin saç dökülmesi durdu. Oğlumun düğünü olduğunu öğrenince bize bu jesti yaptı. Biz de misafirlerimize ikram edeceğiz.' dedi.Düğüne katılan misafirler ikram edilen içinde altın olan pastaları yediler. Misafirler altının tadını beğendiklerini ifade etti.Muhammet BAYRAM/ANKARA,(DHA)
İyi Öpüşmek İçin 18 Altın Kural
Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz? İşte iyi 18 öpüşmek için kurallar...Onunla öpüştüğünüzde nefessiz kalmasını, başını döndürmek mi istiyorsunuz?Eski moda öpüşmelerle başlayıp onu yatak odasına götürecek yeni öpüşme tekniklerini deneyin. Önereceğimiz yeni teknikler sayesinde partneriniz öpücüğünüzden çok memnun kalacak. İlk öpüşmenin filmlerdeki gibi öldürücü etkisi olmayabilir.Öpüşürken yırtıcı hayvan gibi davranmamaya ve mümkün olduğunca az tükrüklü olmasına çalışın. Öpücüğünüz iki insan arasında çok özel şeyler paylaşıldığını gösteren çok sıcak, ağır ve romantik olmalı.Çoğu kişi “sıcak ve ağır” tanımlamasını “ıslak ve dağınık” ile karıştırma hatasına düşer. Islak ve dağınık öpüşenler kadınlar tarafından beğenilmezler ve “kötü öpüşenler” listesinde yer alırlar. Bazıları bunu isteyerek yapabilir ve bunuetrafındakilere övünerek anlatabilir.İşte en etkileyici 18 öpüşme kuralları..•Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.•Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.•Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız;•Ağzınızı kapatın. Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.•Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.•Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.•Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
Reklam
Dünyanın En İyi 10 Ekonomisi
Dünya Ekonomik Forumu'nun 2013-2014 Rekabetçilik Endeksi dikkate alınarak dünyanın en iyi ekonomilerini sıralandı. Sıralamada ülkelerde kişi başına düşen milli gelir, ülkenin borcunun GSYH'sine oranı ve internet kullanım oranıyla iş dünyasında karşılaşılan en büyük sorunlar dikkate alındı. İşte dünyanın en iyi 10 ekonomisi.
Çalışan iPhone 6 Görüntülendi
Merakla beklenen Apple'ın yeni telefonu iPhone 6'ya sayılı günler kala farklı kaynaklardan sızıntılar gelmeye devam ediyor. En son Çin kaynaklı bir site olan cnBeta 4.7' lik iPhone 6 ya ait olduğu iddaa edilen görüntüler paylaştı. iPhone 5S ile yanyana fotoğraflanan iPhone 6'nın daha uzun ve geniş olduğunu görüyoruz. Ayrıca iOS ekranına bir yeni sekme daha eklenerek bir sayfada 6 sıra uygulama gösterilebiliyor. PassBook uygulaması üzerinde yeni bir kırmızı şerit eklenmiş olması Apple'ın bir süredir üzerinde çalıştığı yeni bir mobil ödeme sisteminin habercisi olabilir.
Reklam
"Hayır, Olur mu ya" Diye İtiraz Edeceğiniz Bir Olasılık Problemi
İlk olarak 70'lerde ortaya atılmış. 90’larda Amerika’da bir yarışma programı ile popülerleşmiş bir bilmece. Bir matematik sorusu. İsmini de bu yarışmanın sunucusundan almış. Bahsi geçen yarışma özetle şöyle: Yarışmanın final aşamasında yarışmacının karşısına 3 tane kapı çıkıyor. Kapılardan birinin ardında araba, diğer ikisinin ardında ise keçi var. Yarışmacıdan bir kapıyı seçmesi isteniyor. Araba olan kapıyı seçerse arabayı kazanacak, keçi olan kapılardan birisini seçerse eli boş dönecek. Yarışmacı bir kapıyı seçiyor. Kapılar daha açılmamışken sunucu, yarışmacının seçmediği diğer iki kapıdan keçi olan bir tanesini açıyor. Sunucu, arabanın hangi kapıda olduğunu biliyor. Sonra yarışmacıya “Artık iki tane kapı var. Kararını değiştirip diğer kapıyı seçmek ister misin?” diye soruyor. Yarışmacının ne yapması menfaatinedir. Kararını değiştirip diğer kapıyı seçmesi mi, yoksa eski seçtiği kapı ile devam etmesi mi?
ABD Çeyrek Finale Yükselen İlk Takım
2014 FIBA Dünya Kupası, Meksika'yı 86-63 yenen ABD, çeyrek finale yükselen ilk takım oldu.Şampiyonada bu zamana kadar tüm maçlarında olduğu gibi Curry, Faried, Irving, Harden ve Davis 5'lisi ile başlayan ABD, sonuna kadar önde götürdüğü maçta, rahat bir galibiyet aldı.ABD'de Stephen Curry, özellikle 3. periyotta performansı ile toplamda 20 sayı, 3 ribaunt, 4 asistle öne çıkan isim olurken, maçın en skorer oyuncusu 25 sayıyla Meksika'dan Gustavo Ayon oldu. İlk periyotta 10 ile başlayan sayı farkını artırarak skor avantajını hep yüksekte tutan ABD, 86-63 skorla sahadan galip ayrıldı.Bu arada, Meksika'yı 23 sayı farkla yenen ABD'nin, şampiyonada şimdiye kadar oynadığı 6 maçta en az fark attığı takım, 21 sayı ile Türkiye oldu.Altın madalyanın en büyük favorilerinden ABD, çeyrek finalde, Dominik Cumhuriyeti-Slovenya maçının galibi ile karşılaşacak.ABD'den sonra Fransa'da çeyrek finalde2014 FIBA Dünya Kupası ikinci turunda Hırvatistan'ı 69-64 yenen Fransa, çeyrek finale çıktı.Madrid'de oynanan ikinci tur mücadelesine etkili başlayan Hırvatistan, savunmada rakibini durdurarak, ilk çeyreği 15-7 önde tamamladı. İkinci çeyrekte maça ağırlığını koyan Fransa, devre arasına 23-22 önde gitti. Üçüncü çeyrekte etkili oyununu sürdüren Fransa, son çeyreğe 12 sayı farkla 46-34 üstün girdi. Dördüncü periyot büyük çekişmeye sahne olurken, Hırvatistan son dakikada farkı 2 sayıya (66-64) kadar indirdi. Ancak kalan süreyi iyi geçiren Fransa, mücadeleyi 69-64 kazanarak, ABD'nin ardından çeyrek finale yükselen ikinci takım oldu.Fransa, çeyrek finalde İspanya-Senagal maçının galibiyle karşılaşacak.Şenhan Bolelli, Musa SamurAA
'Yayalar Alt ve Üst Geçitlere Zorlanamaz'
Avcılar’da üst geçide kamyon çarpması nedeniyle olan ölümlü kaza 'yaya haklarının' önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Uluslararası yaya hakları bildirgesine göre yayalar zeminde olmalı. Konu üzerine çalışan Dr. Üstündağ’a göre Türkiye'de yaya hakkı yeni yeni hesaba katılıyor.Hepimizin ‘önce yaya sonra şoför’ olduğunu anımsatan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden Dr. Kevser Üstündağ ile Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlayan ‘yaya hakkı’ kavramı üzerine konuştuk.Şehir Bölge Planlamacısı ve ‘Sokak Bizim’ derneği kurucusu Üstündağ, yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını, kaldırımların en az 130 santim olması gerektiğini anlattı. Tıpkı insan hakları evrensel bildirgesi gibi yaya hakları bildirgesi olduğunu da vurguladı.'İnsanı merkez alan bir planlamayla İstanbul’da bile yaya haklarına saygılı alanlar oluşturulabilir', diye düşünen Üstündağ’ın Al Jazeera’ya anlattıkları şöyle:Yaya hakları nedir, somut örneklerle anlatır mısınız?Yaya haklarının temeli, yayanın yürüdüğü yolun güvenli ve emniyetli olmasıdır. Hem kazalara karşı korumalı olmalı, hem de soygun, saldırı gibi durumlara karşı da korumalı olmalı. Bir de yayanın sürekliliği olmalı. Yürürken karşısına öyle duvar, alt geçit üst geçit, refüj gibi erişimi engelleyici kısıtlamalarla karşılaşmamalı.Mesela yürürken, kaldırıma park etmiş arabayla yolu kesilmemeli. Kaldırım en az 130 santim genişliğinde olmalı. Bir insanın omuz hizası 60 santim. İki insanın birbirlerini rahatsız etmeden, birbirine değemeden yan yana geçebileceği alan da en az 130 santim. Araç trafiği düzenlenirken, şeritlerin belli bir genişliği var, çünkü arabaların boyutları belli ama kaldırım planlanırken bu yapılmıyor.Ayrıca yayanın konforu da, yaya haklarının bir parçası. Bütün bunlar da aslında kent haklarının savunulması demek. Ama biz yaya olduğumuzu, yaya olarak yürümenin zor olduğunu ancak arabadan inince fark ediyoruz. Ya da kriz anlarında, ciddi bir sis olduğunda, kar yağdığında, fırtına nedeniyle köprü trafiği kapandığında. Bu gibi durumlarda hatırladığımız bir şey yaya hakkı.Yayanın konforu ne demek?Mesela iklim şartlarına karşı da yayanın korunması gerek. Sıcaksa, yayaların yürüyeceği alanların ağaçlıklı yol kenarlarına yapılması, yağmura karşı pasajlı geçitler yapılması gibi. Yürümenin de bir standartı var. Büyükada büyüklüğünde Alış- veriş merkezleri var. Oralarda yayaların konforlu bir biçimde yürümesi için standartlar belirleniyor, planlama yapılıyor.Yedi tepeli İstanbul’da nasıl olacak bu?Bir kenti yayayı merkeze alarak planlarsanız bu tip krizlerle girmezsiniz. Bir kenti çocuklar ve engelliler için planlarsanız, yayalar için de gerçekten cennet olur. Ama, “Aaa, biz yayayı unuttuk. Araçlı yolculuklara yönlendirdik şimdi bunlara yol yapalım. Bir de otobüs yolu yapalım ama yayayı alt üst geçitlerden geçirelim” demekle olmaz tabii. Bizde yaya üzerine yeni yeni sayımlar yapılmaya başlandı. Yayalar yeni yeni fark ediliyor. Trafik ışıkları mesela. Kaç arabayı ne kadar bekleteceğinizi ve bunun etkilerini hesaplıyorsunuz ama kaç kişinin oradan geçeceğini göz ardı ediyorsunuz. Mesela Beşiktaş’ta, 75 saniye yaya bekler ve 25 saniyede geçer. Planlamanın merkezinde araç var yani, yaya değil.3 Eylül’de İstanbul Avcılar’da damperi açık bir tanker yaya üst geçidine çarptı. Bir kişi öldü 2 kişi yaralandı. Oysa yaya hakları yayaların alt ve üst geçitlere zorlanamayacağını söylüyor. Bu kazayı, yaya hakları açısından değerlendirir misiniz?Ü st geçidin orada yapılma nedenini konuşmak gerek. Toplu taşım sistemini bir parçası olarak yapılıyor. Siz toplu taşımı yaya için yapıyorsunuz, araç için değil. O yüzden de yayayı toplu taşım durağına güvenli götürmek zorundasınız. Eğer siz bir karayolunda yaya götürüyorsanız, projenin bütününde bir hata yapmışsınız demektir. Yayanın oraya çıkıp inmesinden de öte, bir toplu taşım sistemine entegre edecek biçimde güvenli aksınız olmazsa, toplu taşımı verimli çalıştırmıyorsunuz demektir. Yayının erişemediği toplu taşım da kente hizmet vermiyor demektir .İnsan hakları evrensel bildirgesi var, yaya hakları için de böyle kabul gören uluslararası belge var mı?Var. Yaya Hakları İçin Avrupa Kentsel Şartlar Bildirgesi. Dört temel unsuru var: Kent sokakları yayalarındır; Kentler, sosyal arenalardır ve bu arenalar yayalar tarafından kullanılır, Araçlı yolculuklar en aza indirgenerek toplu taşım kullanılmalardır ve yaya hakları savunulmalıdır.Yaya hakkı kavramı nasıl gelişti?Araçlar için bazı kurallar çıktıktan sonra şoförler abandone oldular. Onlara denildi ki, “Sen önüne çıkana dikkat et, senin güvenli gidebilmen için biz önünü çıkan engelleri kaldıracağız.” Onların da algıları azaldı. Makineye geçmeden önce, faytonlarla ulaşım sağlanırken yaya algısı daha kuvvetliydi mesela. Araçlar çoğaldıktan sonra yayalar insan olmaktan çıktı araçların önünden kaçmaya çalışan, bilgisayar oyunlarında ‘ıskaladık’ denilen şeylere dönüştü. İnsan olmaktan çıktılar. Kent sokakta başlıyor, sokakta sosyal birliktelik var ama araçlar sokağı işgal edince bu sosyal iletişimden de yoksun kalıyorsunuz. Bütün bunlar da yayayı dışarıda bırakıyor, ötekileştiriyor ve araçlara karşı her zaman kendini savunur hale getiriyor.Fakat kentler kocaman. Her şeyi nasıl yaya merkezli yapacağız?Tabii ki arabalı yolculuklar yapacağız. Ama yayanın dokunabileceği tarihi dokuya bile katlı kavşak koyuyorsanız o kentte yirmi yılda otuz yılda bile yayaya dönemezsiniz. Kenti hormonlamışsınız demektir. Organik ulaşım diye tanımladığım bir şey var. Birkaç ayağı var bunun. Birincisi organlarımıza dayandığımız ulaşım sistemi. İkincisi biz zaten organik dokusu olan eski dokusu olan kentlerle varız. O organik dokulardan uzaklaştıkça kentler canavarlaşıyor yani hormon alıyor. Kentlerin sağlıklı yaşaması için de insanı temel alan ulaşıma ihtiyacı var. Hormonsuz ulaşıma. Ama bizde bütün şehirler büyüyünce İstanbul olacağım diyor. Oysa sağlıklı yaşama potansiyelini artırabilmek için yayaya önem vermek gerekiyor. Trafik ışıkları olmamalı mesela. Yüz yüze göz göze süren ilişkiler olmalı. Yaya ile sürücü göz göze gelebilecek şekilde harekete etmeli. Sinop’ta trafik ışığı yok mesela. Sinop’ta trafik ışığı olmamasına biz özeniyoruz ama Sinop gurur duymuyor bununla. ‘Yeterince aracımız yok,’ diyen insanlar da var ama sürücüler ve yayalar birbirine saygılı. Araçlı trafikte de insanlar birbirlerine yaya gibi davranıyor. Hız 40’ın üzerine çıkmıyor. Dünyanın dikkate aldığı kıstaslar da bunlar zaten. Şoförle göz göze gelip trafik ışığının olmadığı yerlerde sağladığımız çözümler. Dünya bunu model olarak karşımıza çıkartıyor.İyi de İstanbul da trafik ışıklarını kaldırmak bir kâbus olabilir!Bütün düşünmeyin. İstanbul’da araçsız adalar var. Büyükada büyüklüğünde mahalleler var. Özellikli güzel mahallerimiz var. Bu alanları tanımlayabiliriz. “Şu alan içine araçlı girerseniz çıkışınız 20 dakika. Çünkü içeride trafik levhası yok. Çocuk var, karşınıza oyun alanı çıkabilir. İsterseniz gidin. İstemezseniz işte transit yolunuz”. Bunun illa kentin özel bir yeri olmasına gerek de yok. Kentin içinde rahatlama noktaları. Bunu bazı ülkeler yapıyor. Burada önemli olan sizin niyetiniz.Türkiye de yaya hakkı kavramı hangi aşamada?2001 yılında doktora tezime başladığımda naif bulunmuştu. Konusu insan öncelikli ulaşımdı. Sonra Konya'da bisiklet yolları ile ilgili detaylı bir çalışma çıktı. İlk bisiklet planı olan şehirdir Konya. Bisiklet geleneği olan bir kent çünkü. Ama otuzar ellişer metrelik otobanlar yapınca yaya ve bisiklet güvenliğinden söz etmek zor. Fakat zamanla sempozyumlar yapıldı, farkındalık artmaya başladı. Genç arkadaşlarımla birlikte belediyelerle işbirliği içinde, sokakları bir gün olsa kapatmaya başladık. Sokağı kapatıp, bir arabanın park etmesi için gerekli olan 2,5 metreye 5 metrelik alanda kaç çocuk oyun oynanabiliyor, kaç kişi spor yapabiliyor gibi farkındalık yaratmaya çalıştık. O “Arabalar olmadan bizim sokak ne güzelmiş” demeye başladılar insanlar. Fakat tabii, yayanın lobi olma şansı yok. Ama aracın lobi olma şansı yüksek. Araçlı yolculuklar çok büyük bir ekonomi kaynağı çünkü. Trafik kültürümüzün toplumsal boyutu eksik. Oysa kapımızın önü kamusal alan oraya park edecek araç bizi ilgilendirilmeli.Yaya bilinci nasıl gelişir?Tüketici hakları da yoktu yakın bir zamana kadar. Benzer bir durum var burada. Ulaşımı ben mi çözeceğim, diyecek kadar mütevazı olmamalı insanlar. Herkes önce yaya sonra şoför olduğunu anlamalı. Herkes üzerine düşüne yapmalı, sigortacısından avukatına kadar. Herkesin ben de bir şey yapabilirim demesi gerek. Kapısının önündeki kaldırımın işgal edilmemesi gerek örneğin. Buna ortak çözüm geliştirmekle başlayabilir. Ayaklarımız yokmuş gibi davranmaktan vazgeçebiliriz. Çocuklarımızı okula servisle gönderebiliriz. Batı ülkelerinde park hakkı diye bir kavram gelişiyor. Toplu taşıma gelince aracını bırak, park et, metroya bin git, hakkı bu. Bunların olabilmesi içinse yan yana geleceğiz. Mahalleli olarak çözeceğiz. Eskiden mahalleli kendi sorunlarını ortak çözebiliyordu. Çünkü mekânı sokaktı. Mekân sokak değil ev olduktan sonra yaya hakları savunuculuğu da gelişir. Buna ‘belediye baksın’ değil, belediyeden talep etmek gerek. Bunu da yan yana gelerek bulabiliriz, eski geleneklerimizi unutmadan, bunu ‘buralarda dutluktu, ne güzel yürürdük buralarda’ nostaljisine kapılmadan, gelişmenin bir ivmesi olarak görerek.Umutlusunuz yani?Planlamada 20 yıl hedefi vardır. Ben de kent içinde ulaşım alternatifleri konusunu çalışmaya başlayalı yirmi yıl olmak üzere. Yirminci yılda kendimi kutlayacağım. Çünkü çok daha fazla kişi bu sorunu konuşuyor. Çok daha fazla belediye konuya duyarlı. Biz daha ekme aşamasındayız. Biçmek için zaman gerekiyor.Ayşe KarabatAljazeera
Reklam
Türk Edebiyatının En Garip Şiiri: İlk Dizesi İdam, İkinci Dizesi Ödül Sebebi!
Bu şiir Divan Edebiyatında Rücu sanatına iyi bir örnektir. Rücu, ilk dizede söylenilen şeyin, ikinci dizesinde ondan vazgeçmek demektir!Şiirin hikayesi ise şöyle: Bir gün padişah Vehbi Efendi'yi yanına çağırır ve: 'Bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin' der. Sünbülzade ise bu şiiri yazar:Not: Bilinmeyen kelimeler için, sözlük en alttadır!
'Melo'nun TFF Başkanı'nın Elini Sıkmaması Türkiye Cumhuriyeti'ne Hakarettir'
Başkan Aziz Yıldırım’ın 3 Temmuz süreci ile ilgili yaptığı çarpıcı açıklamaların ardından bir diğer gündemi de Galatasaray’ın yıldızı Felipe Melo’ydu. Özellikle Süper Kupa Finali’nde yaşanan olaylar başkan Yıldırım’ı fazlasıyla sinirlendirmiş.Fenerbahçeli oyuncuların Melo ile yıldızı pek barışmıyor. Geçen sezon Emre’yi attırdı, bu kez Volkan ile kapıştı.“Selçuk geldi penaltı attı, Volkan ile arasında hiçbir diyalog var mı? Hiçbir şey yok. Ama Melo ile var. Çünkü Melo devamlı hakaret ediyor. Fenerbahçe maçlarında her türlü pisliği yapıyor. Geçen sene Emre’ye yaptı, Emre atıldı.Kendisine belli vasıfları kendi kendine veren bir oyuncu. Her maçta oyuncularımıza tekme atıyor, dil çıkartıyor. Ve o oyuncu soyunma odasının kapısını kapatıyor, kendi takım arkadaşını dövüyor. Öldüresiye dövüyor. Bununla ilgili ne kendi camiası ne federasyon bir şey yapıyor. Kendi milli takımına almıyorlar, neden almıyorlar?Türkiye Cumhuriyeti’nin federasyon başkanının elini sıkmıyor ve o federasyon başkanının kendi gazeteleri ile başkanın kendisi bu konuda yorum yapmıyor. Melo’nun bu tavrı Türkiye Cumhuriyeti’ne hakarettir. Bizim oyunculardan bir tanesi yapsa siz medya olarak neler yazarsınız, ne hakaretlerde bulunursunuz. Adam kendisini bir hayvanın yerine koyuyor ve kendisini zaten öyle gösteren bir insana mecazi anlamda söylenen bir sözü herkes eleştiriyor. Ne kadar yabancısever olduk ya!‘TÜRK İNSANINA IRKÇILIK YAPIYOR’“Acaba sporcularımız yurt dışında oynadıkları takımlarda bu davranışları yapsalar, o ülkede basın ve kamuoyu ne tür tepki gösterir? Muz göstermeye ırkçılık diyoruz. O hareketi yapan insana herkes saldırıyor. Bu adam Türk insanına karşı her türlü ırkçılığı yapıyor kimse sesini çıkarmıyor. Son Bursa maçında rakibine bir hareketi var. Yaptığı yine ırkçılık.Peki niye basın üzerine gitmez? Irkçılık değil mi bu? Hep Türk çocukları hedef yapılıyor. Bu ne biçim iş. Adamın dokunulmazlığı var. Bunu yarattılar. Federasyon başkanının elini sıkmadığı anda ceza kuruluna sevk etmen ve ceza vermen lazım. TFF kendisine saygılı olunmasını istiyorsa bu konuyu çözmelidir.HER iLE F.BAHÇE EViAziz Yıldırım’ın en önemli hedeflerinden biri de 1 milyon üye. Bu proje doğrultusunda aylardır hummalı bir çalışma var. sürdürülüyor. Yönetim Kurulu Üyesi Ender Alkaya koordinatörlüğünde ciddi adımlar atılmış durumda. Projenin lansmanı önümüzdeki ay içinde gerçekleştirilecek. Sistem hayata geçtiğinde Türkiye’nin her yerindeki her F.Bahçeli kongrede oy kullanabilecek. Tüm illerde şubeler açılacak. Mevcut dernekler şubelere dönüştürülecek. İlk adım dün Antalya’da atıldı. Şube kuruluşu tamamlanan Antalya Derneği’nin düzenlediği gecede 300 F.Bahçeli kulübe üye yapıldı.TÜM İLLERDE TESİSBu yönde derneklerin de kulübe ciddi başvurusu var. Şimdiden 15 derneğin işlemleri tamamlandı, şube olarak tescil edildi. 15’inin de tamamlanmak üzere. Her ilde F.Bahçe evleri yapılacak. Konseptte spor sahaları, salonları, sosyal tesisler, havuzlar yer alacak. Spor okulları kurulacak. F.Bahçe üyeleri,nasıl ki İstanbul’daki, Ankara’daki sosyal tesislerden yararlanabiliyor, aynı tesisler artık tüm illerde olacak. Kulübe üyelik konusunda da tüm F.Bahçeliler’e cazip seçenekler sunulacak.AZİZ YILDIRIM: NE CHELSEA’DE NE R.MADRİD’DE VAR“Bir milyon üye projesi, benim cezaevinden beri üzerinde çalıştığım bir proje. Tüm Türkiye ve dünyadaki Fenerbahçelileri; birleşmeye, yetki ve sorumluluk almaya davet eden bir proje bu. Dünyada başka hiçbir kulüpte benzeri olmayan bir proje. Ne Chelsea’nin Team Card programı ne Real Madrid’in Madridista programları bu boyutta ve hacimde değildir...Ve bu proje her şeyden önce Aziz Yıldırım’ın antidemokratik yönetim sevdalısı olduğuna dair kelamlar düzenlere verilen en güzel cevap olacaktır. Lafa gelince 'AB’ye uyalım' diyen zihniyet sporda bunun tam tersini yapmaya başladı. Şimdi biz de bu operasyonu yaparak tamamen Türk çocuklarına uygun sistemi kurmaya çalışacağız.”ASBAŞKAN ENDER ALKAYA: KİŞİLER DEĞİL KİTLELER YÖNETECEK“Türkiye’nin her tarafında Fenerbahçeliler’in bulunduğu her yerde bir şube açmayı planladık. Her ilde Fenerbahçe evi olacak. Bankalarla yaptığımız anlaşma var. Denizbank’tan çok cazip kredi faizleri aldık, ortak bir kart yarattık. 36 ay vade ile temsilci üye olabilecekler. Sisteme göre her şubede 200 kişi tamamlandığında bir delege seçebiliyorlar. 5 kişilik yönetim kurulları da genel kurullara katılabiliyor. Dolayısıyla her Fenerbahçeli kongrede temsil edilmiş oluyor.”CEO HASAN HAKKI YILMAZ: TAM DEMOKRASİ“1 milyon üyeden bahsediyorsanız tam demokrasinden bahsediyorsunuz demektir. Türkiye’nin her yerinden gelen Fenerbahçeli’nin oy verdiği bir sistem. Müthiş bir demokrasi uygulaması. İki üç sponsor, zengin iş adamının parası ile bu işler sürdürülemez. Çözüm bulunamazsa Türk sporu duvara toslamak üzere. 500-600 milyon Euro bütçeli takımlarla 100 milyon Euro’luk bütçeyle yarışamazsınız. Bir kere şampiyon olsan ne olur sonrasında 15 sene bir şey olamıyorsan.”'VOLKAN YÖNETİCİ OLACAK KALİTEDE’Volkan bu kulüpte ileriki dönemlerde yönetici olacak kalitede bir insandır. Gerekirse de antrenör, idari menajer olacaktır. Her konuda iyi bir Fenerlidir. Milli Takım’a alınmaması oradaki teknik heyetin sorumluluğundadır ama alınması gerektiğini de ben buradan söylüyorum. Alınsaydı bazı yerlere mesaj olurdu.”'EVET DEĞİŞTİM'Başkan Vekili Abdullah Kiğılı’nın Fenerium’dan sonra yönetimdeki görevinden de istifası çok konuşulmuştu. Bununla ilgili olarak birçok iddia ortaya atılırken, başkan Aziz Yıldırım yaşananları tüm ayrıntısına kadar Habertük’e anlattı.-Abdullah Kiğılı istifa etti ve sizi de suçlayıcı açıklamalar yaptı. İstifadan döndürmeye çalıştınız mı? Abdullah beyin dediği gibi gerçekten de değiştiniz mi?“Ben Fenerbahçe’nin aleyhine olacak hiçbir şeye müsaade etmem. Fenerbahçe’de tek başına imza atma yetkisi başkanda bile yoktur. Aziz Yıldırım’ın imza attığı yerde muhakkak bir yönetici daha imza atacaktır. Tüzükte de böyledir ve ben bunu 16 senedir uyguladım. Ama bizim Fenerium müdürünün tek başına 150 milyon TL’ye imza atma yetkisi vardı...Bu olaydan önce ben kendilerini uyardım. Abdullah Kığılı’ya da söyledim. ‘Bu kulüpte benim bile böyle yetkim yok, bunun sorumluluğu ağırdır’ dedim. Ama o bunları anlamadı. En sonunda formalar satışa çıktı, ben de Mahmut bey ile tanıttım.”‘SEVKİYATI BEN YAPTIM’“Ertesi gün geldim buraya hiçbir Fenerium yetkilisi yoktu. Ben 30 tane forma aldım, pazar günü evimden kalktım yine buraya geldim. Mağazada forma bulamayan taraftarlarımıza versinler diye formaları iade ettim, yine Fenerium’da kimse yoktu. Depolara ben gittim, yığılmış, bekleyen malzemelerin sevkiyatını ben yaptırdım. Kargo şirketi ile anlaşma yapmışlar, buradan Suadiye’deki, Akasya’daki, Akmerkez’deki mağazaya bile kargo ile mal gidiyor İstanbul’un tüm semtlerine... Haliyle geç gidiyor. Müdahale ettim, her sevkiyatı kulübün araçlarıyla yaptırdım.”‘BİRİ YANLIŞ SÖYLÜYOR’“Birkaç gün sonra müdürü çağırdım. Bir gün önce yardımcısına ‘Adidas’tan kaç tane forma geldi?’ diye sordum. ‘29 bin geldi, bin 500 tane de bugün geliyor 30 binin üzerine çıktık’ dedi. O gün müdüre aynı soruyu sordum. ‘18 bin tane geldi’ dedi. ‘Bir yanlışlık olmasın’ dedim, ‘Bu listeleri ben hazırladım’ karşılığını verdi. Ben de ‘Yardımcısını çağırın biri yanlış söylüyor’ dedim. Yardımcı yine 30 bin 500 rakamını verdi, ‘Benim size söylediğim gibi’ dedi. Müdüre ‘Hani 18 bindi’ dedim. Cevap veremedi işine son verdim. Çünkü Fenerium ile müdürün ilgisi yoktu. Kendisine başkanda olmayan yetkiler verirseniz böyle olur.”‘150 MİLYON TL’LİK BÜTÇEYE ULAŞMASI GEREKİR’“Abdullah Kiğılı diyor ki; ‘Aziz Yıldırım değişti.’ Evet doğru! 2011 yılındaki Aziz Yıldırım neyse yeniden yargılama çıktıktan sonra da öyleyim. Çünkü o arada hiçbir şeye karışmıyordum. Karışmadığım için de anlattıklarım ortada. Fenerium olması gereken yerin gerisinde. Türkiye’de şu anda 150 milyon TL’lik bütçelere ulaşması lazım. Çünkü Fenerium’u Fenerbahçeliler büyütüyor, biz değil. Bizim orada çalışmamız, onlara hizmet, ürün götürmemiz lazım. Biz bunları yaparsak Fenerium kendisi büyür. Fenerium’la ilgili kısa bir bilgi vermek isterim. Fenerium 2007 yılında mağazacılık faaliyetlerinden 35.7 milyon dolar ciro, 12.9 milyon dolar kar elde etmişti. Geçen yıl ise 42.8 milyon dolar ciro elde edilmiş. Kar ise 10.6 milyon dolar olmuştur.”‘ABDULLAH BEY BASINLA KONUŞMAYI ÇOK SEVER’“Abdullah Kiğılı seçime 8 ay kala aday olmayacağını basına söyler, çünkü basınla konuşmayı çok sever. Bu sene, bu konuda neyseki rahatız! Abdullah Bey ile aramızda geçtiği iddia edilen yalan ve çirkin bir haber yayınlandı. Bunu yazan kişi Engin Verel ve gazetesi hakkında dava açtık. Verel’i de Disiplin Kurulu’na şikayet ettim.”ERSUN YANAL VE SES KAYDISoyunma odasındaki konuşmaların sızdırılmasının sorumlularını bulabildiniz mi?“Belirli bir gerçekliği ve seviyesi olamayan hiçbir iddia ve yalana cevap vermeme kararı aldık. 3 Temmuz’dan bu yana bu tür hukuka aykırı delillerden en çok mağdur olmuş bir yönetimiz. Önce futbolcularımıza suç attılar. Sonra yöneticilerimize saldırdılar. Ben ekibime ‘Sakın cevap vermeyin’ dedim. Sağolsunlar kimse muhattap olmadı. Sonra Ersun hoca zaten çıkıp ‘Tüm kayıtlar kontrolümde yapılıyordu’ dedi. Konu kapandı.”‘YENİDEN YARGILAMA İLE HERKES ETEĞİNDEKİ TAŞI DÖKMELİ’Bugün herkes bizim üzerimizden bu olayı kullanıyor. Türkiye de kullanıyor, Avrupa da kullanıyor. Herkes bizim üzerimizden kendi menfaatleri doğrultusunda 3 Temmuz’u kullanıyor. Bunu siyaset de kullanıyor, ekonomi de kullanıyor. Mahkemede hesaplaşılması lazım. Hesaplaşmanın sonucunda çıkacak düşüncenin doğrultusunda herkes o zaman samimi olarak birbirine elini uzatacaktır. Stadın karanlığında kupa almak için çarpışanlar, zorlayanlar “Biz dostuz” diye konuşurlarsa, bizi üzerler. Yeniden yargılama ile herkesin eteğindeki taşı mahkemede dökmesi lazım.‘SAHTE DOSTLUKLAR BANA TERS’Biz herkesi oraya çağıracağız. İnsanların bildikleri veya bilmedikleri konuları orada gündeme getireceğiz. Orası yalnızca Fenerbahçe’nin yargılanma yeri olmayacaktır. Türk sporunun yargılandığı yer olacaktır. Ondan sonra da hepimiz kucaklaşacağız.Onun dışında ben “Dost olalım” kelimesini kabul etmiyorum. Sahte dostluklar benim anlayışıma ters geliyor. Dostluğun yerine gelebilmesi için gerçeklerle yüzleşilmesi şarttır. Eğer gerçeklerle yüzleşilemezse kulüpler arası dostluk hiçbir zaman oluşturulamaz, barış getirilemez.‘YALANDAN BİR ARAYA GELME’-Kulüpler Birliği toplantılarına katılacak mısınız?Hayır.-Fenerbahçe’den katılım olacak mı?Onun şartlarına bakarız.-Kulüpler Birliği’nin başkanları bir araya getirme çabalarından bahsediliyor..Yalandan bir araya gelmenin önemi yok. Önemli olan isteyerek, tavırlarınızı ortaya koyarak bir araya gelmek. Yürekten bir araya gelelim. Onun da şartını söyledim. Yeniden yargılama Türk sporu için çok önemlidir. Sporun içinde dostluk olacaksa yeniden yargılamada Türk sporu geçmişinden bugüne yargılanmalıdır. Herkes gelsin korkmadan konuşsun. Devlet de desin ki ceza vermeyeceğiz. Biz suçluysak bize ceza versinler,bizim dışımızdakilere vermesinler. Ama gelsin herkes korkmadan söylesin doğruları. Herkes gelsin doğruları anlatsın ve bu iş bitsin.‘BİR TÜRK ÇOCUĞUNA YAPILAN MUAMELE BENİ ÜZDÜ’Süper Kupa Finali’nde yine olanlar oldu. En sonunda da Volkan, Milli Takım’a alınmadı. Sizce bir tavır mı söz konusu? Demirören’in manifestosu doğrultusunda mı kadroya çağrılmadı? Geçen sezonda da Melo ile tartışan Emre atılmıştı. Neler söylersiniz?Aslında bu konuları konuşmak istemiyorum ama madem ki soruyorsun, cevaplayayım. Fenerbahçeli olduğu için ceza aldı Volkan. Her şeyden önce Türk Milli Takım kaptanına ve bir Türk çocuğuna yapılan bu muamele beni üzdü. Ayrıca Süper Kupa’yı Fenerbahçe düzenlemedi. Bunun sorumluluğu tamamen federasyonundur. Oraya gelen seyircinin hiçbirinin içeri girmesinde bizim dahlimiz yok. Tüm tedbirleri federasyonun alması lazım. Kupada her şeyi federasyon uyguladı, cezayı biz yedik. Halka arz bir şirkete kafana göre ceza veriyorsun. Olmaz ki! O zaman düzenleme, kaldır Süper Kupa’yı.‘ADALETİ SAĞLAYAMAZSAN SAĞLAYAN BULUNUR’Volkan daha kalesine geçmeden su şişeleri yağdı. Küfür ediyorlar annesine, kızına, eşine... Volkan namuslu, şerefli, Anadolu çocuğunda olması gereken tüm vasıfları üzerinde barındıran bir çocuktur. Böyle bir insana tüm bunları yapacaksınız ve bu insandan hiçbir tepki koymamasını bekleyeceksiniz. Volkan dik ve delikanlıdır. Haksızlığa, küfre, hele hele ailesine yapılan hiçbir tacize kayıtsız kalmaz. Burada hakemin yapacağı şey maçı oynatmamaktı. Statlarda bu tür olayların olmasını engellemeniz lazım. Tribünlere gelen insanların onları atmamasını sağlayacaksınız. Bunun tedbirini de federasyon alacak. Siz bunları almamışsınız, suç sizde ama Volkan’ı suçluyorsunuz. Federasyonun tavrı üzücü. Volkan’a savunma hakkı bile tanınmadı. Nedense savunma yapmasından korkuldu. Apar topar karar verildi. Sen Seba Ligi diyorsan, Fair Play diyorsan, önce adaleti sağlayacaksın. Sağlayamazsan, sağlayanlar bulunur.TİCARİ OPERASYONA HAYIRSüper Lig’in başlamasıyla birlikte tartışılan bir diğer konu da Passolig... Tribünlerin büyük bir kısımı buna tepkili. Özellikle Fenerbahçeli taraftarlar bu uygulamayı istemiyor. Peki başkan Aziz Yıldırım’ın bu konudaki düşünceleri ne? Önümüzdeki günlerde Fenerbahçe Passolig’e geçecek mi? İşte bu konudaki duygu ve düşüncelerini de başkan Yıldırım çok net bir şekilde dile getirdi.‘E-BİLET’E KARŞI DEĞİLİZ’Sayın başkan, Passolig sistemine bir tek Fenerbahçe geçmedi. ‘Fenerbahçe’nin ayrıcalığı ne? Kanunen suç işliyorlar’ şeklinde eleştiri getirenler var. Anlaşmayı neden kabul etmiyorsunuz? Nelere karşı çıkıyorsunuz, ne istiyorsunuz?“Biz kanuna karşı hiçbir eylemde bulunmuyoruz. Kanun iyice okunduğunda bunun yalnızca e-bilet konusu olduğu görünmektedir. Biz de e-bilet satışına karşı değiliz. Ancak ihaleyi aldıklarını söyleyenler bizim diğer bankalarla yaptığımız anlaşmalar gereği kulübümüze gelen gelirleri de yok edecek bir tutum içindeler. Onlar diğer bankalarla yapılan anlaşmaların iptal edilmesini istiyorlar. Bunun karşılığında da kulübümüze 1.8 milyon dolar teklif ediyorlar. Taraftar kartımız ve bankalardan kulübümüzün elde ettiği gelir ise 18 milyon TL’dir.”‘BİZ ZATEN TARAFTARIMIZA BAZI HİZMETLERİ VERİYORUZ’“Fenerbahçe’nin haklarını kimseye yedirmeyiz. Onlara teklifimiz vetavsiyemiz yalnızca Biletix’in yaptığı gibi bilet satışını organize etmeleridir. Firma yetkilileri bizimle yaptıkları ilk görüşmede 25 milyon TL kazanacağımızı ve 5 milyon dolar da ayrıca harcama yapacaklarını beyan ettiler. Biz ise yapılacak 5 milyon dolar harcamayı kulüp olarak yapmayı taahhüt edeceğimizi söyledik. Onlara 20 milyon TL yılda bize ödemeyi taahhüt ettikleri taktirde 10 yıllık bir anlaşma yapabileceğimizi söyledik.Bu toplantıdan sonra bize ancak 1.8 milyon dolar ödeyebileceklerini beyan ettiler. Biz ise Fenerbahçe Spor Kulübü olarak kredi kartı operasyonuna girmek istemiyoruz. Çünkü karta tüm belediye ve kuruluşlardaki hizmetleri de almak istiyorlar. Biz bugün bazı hizmetleri kendi taraftarımıza zaten veriyoruz.”‘SPONSORLUK İSTEMİYORUZ’“Biz sizin sponsorluk paranızı istemiyoruz dedik, 9 milyonu sildik. Hatta ‘yatırımı da kendimiz yapacağız’ dedi başkanımız. ‘25 lirayı da istemiyoruz, kendi hakkınızı ve federasyon hakkınızı alın, geri kalanı biz taraftar kartına yükleyeceğiz’ dedik. ‘Bunun karşılığında passolig sistemine biz de girelim’ dedik. Bu sistem kanuna uyumlu şekilde çalışsın, ama biz bu ticari olayın içinde yokuz dedik. Biz sponsorluk da istemiyoruz. Sadece kart maliyetini taraftardan alabileceklerini söyledik.”HABERTÜRK
Reklam
Venedik'te 'Sivas'ın Küçük Yıldızına Ödül
71. Venedik Film Festivali'nin ana yarışma bölümünde yarışan 'Sivas' adlı filmin çocuk başrol oyuncusu Doğan İzci, Premio Bastio D'Oro 2014 - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü.71.Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan için yarışan, Kaan Müjdeci'nin filmi Sivas'ın başrol oyuncusu Doğan İzci, filmdeki performansıyla Premio Bastio D'Oro 2014 - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Lido di Venezia'da düzenlenen törene, Türkiye'ye döndüğü için katılamayan Doğan İzci'nin ödülünü Kaan Müjdeci aldı.11 yaşındaki Aslan adlı bir çocuk ile Sivas isimli bir dövüş köpeğinin, bozkırda geçen hikayesini anlatan Sivas filminin başrollerinde; Doğan İzci ve Çakır yer aldı. Ana oyuncuların neredeyse tamamının, Yozgat Yerköy'de yaşayan halktan oluştuğu filmde; Muttalip Müjdeci, Hasan Özdemir, Ezgi Ergin, Furkan Uyar ve Hasan Yazılıtaş'a, profesyonel oyuncular Ozan Çelik, Banu Fotocan ve Okan Avcı eşlik etti.İstanbul Film Festivali Köprüde Buluşmalar Atölyesi kapsamında 1000 Volt Post Prodüksiyonu Ödülü alan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü'nün yapım desteği ile gerçekleştirilen Sivas'ın çekimleri, geçtiğimiz yıl Yozgat'ın Yerköy ilçesinde gerçekleştirildi. Senaryosu Kaan Müjdeci'ye ait olan filmin; görüntü yönetmenliğini Armin Dieroff ve Martin Hogsnes Solvang üstlenirken, kurgusunu ise Yorgos Mavropsaridis yaptı.DHA
Cilt Temizliği İçin Öneriler
Günlük kişisel bakımlarımızın en önemlilerinden cilt bakımı ve temizliğini her birimiz aksatmadan yapıyoruz. Ancak ne kadar doğru yaptığımız konusunda bazı problemlerimiz olabilir, sizlere altın değerindeki önerilerimizi sunuyoruz.Cilt ve saç temizliği insanın dış görünüşlerinin bilindiği üzere en önemli olanıdır. Cildin ve saçın temiz gözükmesi karşı tarafa sizi nasıl bir kişilik olduğunuzu göstermektedir, sizi kısaca yansıtmaktadır tıpkı bir ayna gibi.Ayrıca karşı tarafa kendinizi daha güzel göstererek kendinize bir öz güven kazanabilirsiniz, rahat hareketler edebilirsiniz. Bizde sizler için bu konu üzerine kısa kısa püf noktalara değineceğiz.Sabun ve ılık su ile yüzünüzü yıkarsanız yağlı cildi olan kişiler için yararlı olacaktır. Yağsız cildi olanlar bunu uygulaması yersiz olur. Çünkü yağlı cildi olanlar hazırlanmış bir öneridir.Düzenli ve sık sık yağlı cildi olan kişiler yüzlerini yıkamalılar. Makyaj çıkartmak için özel bir temizleyici kullanın. Cildinizin güzel görünmesi açısından yüzünü sabun ile temizlerken önce elinizde sabunu köpürtün.Daha sonra ise cildinize parmak uçlarınızla masaj yaparcasına ovalayın ve bir süre bekleyin. Yüzünü yıkayın ve güzelce kurulamaya çalışın.Doktorunuza ve cilt bilgisi olan uzman kişilere sormadan kalitesiz ve bilmediğiniz sabunları kullanmayın. Sabunların bazıları merdiven altı ürün olarak cildinize çok büyük hastalıklar yaparak Kansere meydan açan hastalıklar çıkmaktadır.Cildinize dikkat etmelisiniz ve bilgi alarak temizliğinizi yapmalısınız. Kötü ve bilgisizce yapılacak cilt temizliği kaş yaparken göz çıkartma riski doğurabilir. Güzel cildiniz tahriş olabilir veya sebebini bilemediğiniz bir hastalıktan dolayı sıkıntılı durumlar yaratabilir. Bu yüzden ;
Reklam