Uçakta Yediğimiz Yemekler Evimize Gelse?
Uçakta verilen yemekleri çok az bulup daha olsaydı da daha yeseydik diyenler, evde birden uçakta yediği leziz tavuk hatrına gelip iç çekenler, yediği ve çok beğendiği bir yemeği arkadaşına tattırmak için 900 euro’luk bilet almaya üşenenler müjde. Artık uçak yemeklerini evinize getiren bir girişim var.Maalesef şimdilik sadece Almanya’da.
Her Girişimcinin Sahip Olması Gereken 5 Mobil Uygulama
Günümüzde teknoloji bu derece imkanlar sunmuşken günü, saatleri planlayacak ve işleri organize edecek bir sekretere kim ihtiyaç duyar ki? Ki maddi zorlukları had safhada olan yolun başındaki girişimciler zaten bir sekreter tutamayacağından verimliliklerini maksimum düzeye çekebilmeleri için aşağıdaki uygulamalara mutlaka bir şans vermelerini tavsiye ediyoruz.EvernoteTüm cihazlarınız arasında senkronize olan notlar tutmanızı sağlayan bir not tutma uygulaması. Yapılacaklar listesi oluşturabilir, fotoğraf çekerek notlarınıza ekleyebilir, ses kayıtları alabilirsiniz – üstelik notların sayısı arttığında tüm bunları tek bir yerden arayabilirsiniz.TripIt TripIt seyahatleriniz için başucu uygulaması olmaya adar bir program. Bir gezi planlama ile ilgili aradığınız pekçok şey mevcut.UberConference Yurtdışını aramanız gerekiyor, ancak bütçeniz yoksa bu uygulama imdadınıza yetişiyor.ScannerPro Çok yetenekli bir scanner programı.Dropbox Dosyalarınızı cebinizde taşımanın en güzel yolu.
Demi Lovato İlk Kez Türkiye'ye Geliyor
2008 yılında ilk stüdyo albümü ‘’Don’t Forget’’ ile Amerika Billboard 200 listesine iki numaradan girerek Altın Sertifika ile ödüllendirilen ABD’li şarkıcı ve oyuncu Demi Lovato, 16 Kasım’da İstanbul Ülker Sports Arena’da sahne alacak.Son albümü ‘’Demi’’de yer alan 'Heart Attack'şarkısı ile de iTunes Amerika ve Avrupa’da birinci sırada yer alarak toplam 16 ülkede dinlenme rekoru kıran Demi Lovato, 'Güçlü Kalmak: Yılın 365 Günü' kitabıyla da Türkiye’de de milyonlarca gence ilham kaynağı oldu.DEMI LOVATO KİMDİR?ABD’li şarkıcı ve oyuncu. İlk kez çocuk oyuncu olarak Barney ve arkadaşları’nda rol aldı. 2008’de Rock Kampı adlı televizyon filminde ilk kez başrol oynayarak dikkatleri üzerine çekti. Aynı yıl Hollywood Records ile sözleşme imzaladı ve ilk stüdyo albümü Don’t Forget Eylül 2008’de yayımladı. İlk haftasında 89 bin kopya satan albüm, Billboard 200 listesine iki numaradan girdi ve Amerika Kayıt Endüstrisi Birliği tarafından 530 bin kopyadan fazla satış nedeniyle Altın Sertifika ile ödüllendirildi. 2009’da Lovato, kendi televizyon dizisi Sonny’nin Yıldızı’nda rol almaya başladı.2009’da yayımladığı ikinci albümü Here We Go Again, 108 bin kopya satarak Amerika Billboard 200 listesine bir numaradan girdi. Albümle aynı adlı single’ı da Billboard Hot 100 listesinde 15. sıraya kadar yükselerek şarkıcının ilk 20’ye giren ilk şarkısı oldu. 2014 yılında yayımlanan son albümü DEMI’de yer alan Heart Attack şarkısı ile iTunes Amerika ve Avrupa’da bir numaraya oturarak toplam 16 ülkede dinlenme rekoru kırdı. Geçtiğimiz yıl X Factor America’da jüri üyeliği de yapan Lovato, 2014 Dünya turnesi kapsamında ilk kez İstanbul’da olacak.İHA
7 Soru ile İskoçya'da Referandumdan 'Evet' Çıkarsa Ne Olur?
İskoçlar Birleşik Krallık'tan ayrılıp ayrılmama kararı için bugün sandık başında. İskoçya, Birleşik Krallık’tan ayrılmaya karar verirse, 300 yıldan fazla mazisi olan bir devir kapanabilir. İskoçya’da bağımsızlık kararı çıkması halinde ortaya çıkacak tabloya ilişkin  7 önemli soru ve cevapları derledik.
Burçların İlginç Takıntıları
Her burcun ayrı bir takıntısı var. Kimisi kapalı yerde uzun süre duramıyor, kimisi marka olmayan hiçbir şeyi giymiyor, kimisi de makyaj yapmadan asla dışarı çıkamıyor... Peki, siz burcunuzun takıntılarını biliyor musunuz? Astroloji Danışmanı İremsu, burçların en ilginç takıntılarını sizin için yazdı. İşte burçların takıntıları...KoçKapalı bir yerde uzun süre duramaz.Kışın başına şapka, bere takmadan sokağa çıkmaz.Araba kullanırken hız yapmaktan kendini alıkoyamaz.Sinirlendiğinde kafasını bir yere toslamadan duramaz.BoğaArabaya binsin veya eve girsin mutlaka kapısını kitler.Onlarca hatta yüzlerce çanta ve cüzdanı vardır ve hepsinin içinde üç beş kuruş mutlaka bulunur.Parfüm sürmediği bir saat bile yoktur.Çiçeksiz duramaz.Kahkülsüz duramazlar. Pembe, yeşil mavi turkuaz takıntıları meşhurdur.İkizlerEllerini, ayaklarını oynatmadan bir şey anlatamaz.Cep telefonu olmadan sokağa çıkamaz.Pencere açmadan bir odada duramaz.Seyahat takıntısı meşhurdur.YengeçÇocukluk oyuncaklarını atamaz, eskiye dair ne varsa saklar.Pazarlık yapmadan bir malı alamaz..İşine yarar diye hiçbir şeyi atamaz..Kadınları rimel sürmeden duramazlar.AslanKonuşurken saçıyla oynamadan duramaz.Her çantasının içinde mutlaka ayna ve de cımbız vardır.Altın kolye, altın saat, altın yüzük takmayı çok sever.Marka takıntısı olan burçlardır.BaşakEllerini yıkamak en büyük takıntısıdır.Parfümsüz sokağa çıkmaz.Dudaklarını yemek takıntısı vardır.Canı sıkılmışsa,,parmaklarını ritmik olarak bir yere vurarak sıkıntısını dile getirir.Teraziİhtiyacı olsun veya olmasın dışarı çıktı mı bir şeyler almadan eve dönmez.Her çantasının içinde ayrı bir makyaj malzemesi vardır.Marka takıntısı ile tanınır.Parfüm takıntısı meşhurdur.Oturduğu yerde bacaklarını sürekli titretir.AkrepCinsellik en büyük takıntısıdır.Marka takıntısı ile tanınır.Jöle, sprey takıntıları meşhurdur.Kadınları ipek çorap, ruj ve iç çamaşırına takıntılıdır.YayErkekler takım elbiseden nefret eder. Nikah memurunun önünde bile giymeyi bile reddedebilir.Mavi ve mor renkleri giymeden duramaz. Bu onda takıntı hali almıştır.Küçük ve kapalı alan takıntısı vardır.Loto, toto, altılı ganyan, milli piyango takıntıları meşhurdur.Seyahat takıntısı müthiştir.OğlakErkekleri top sakal, fular, kol düğmesi ve saat takmadan duramaz.Alıştığı parfümden başkasını kullanmama takıntısı vardır.Sürekli bildiği yerlere gitme takıntısı meşhurdur.Sürekli not alma takıntısı vardır.KovaMaddi durumu ne olursa olsun tek taş yüzük takma takıntısı meşhurdur.Her türden onlarca marka gözlüğü vardır.Işıksız duramazlar.Elektronik malzeme takıntıları meşhurdur.BalıkAyakkabı merakı ünlüdür. Onlarca hatta yüzlerce ayakkabısı vardır.Volta atma takıntıları vardır.Bağdaş kurup oturma takıntıları vardır.Kadınları ojesiz duramazlar.Çay, kahve içmeden güne adım atamazlar.
Reklam
Bank Asya Yarım Saat Kapalı Kaldı
Seans başında işleme geçici olarak kapatılan Bank Asya hisseleri yüzde 7.81 primle 0.69 liradan açıldıBank Asya hisseleri ikinci seansın başında yaklaşık yarım saat işleme geçici olarak kapatıldıktan sonra saat 14:45'te yüzde 7.81 primle 0.69 liradan açıldı.Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü, Bank Asya'nın hisseleri borsa yönetmeliğinin 25. maddesinin b bendini gerekçe göstererek işleme geçici olarak kapatmıştı.Bank Asya hisseleri sabah seansın ilk dakikalarında taban fiyattan işlem gördükten sonra kayıplarının tamamını geri alarak tavan fiyata yükselmişti. Hisseler, ilk seansta yüzde 10.94 yükselişle tavan fiyat olan 0.71 liraya ulaşmış ve ilk seansı bu seviyeden tamamlamıştı.Bank Asya ilk seansın kapanışının ardından KAP'a yaptığı açıklamada, 'Bankamız ile ilgili olarak, mevcut durum itibariyle kamuya açıklanmış olanlar haricinde, kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durum bulunmamaktadır' denildi.Dünya
Reklam
'O Banka Batmış Zaten'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD'ın Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuştu; Gülen Cemaati'ne yakınlığıyla bilinen Bank Asya için, isim vermeden 'O banka batmış zaten' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSİAD YİK Başkanı Erkut Yücaoğlu ve TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer'in ardından konuşmasına başladı. Erdoğan konuşmasının başında 28 Şubat dönemine değindi.'2003-2014 yılları arasında Başbakanlık yıllarımda en önemli gündem maddemiz ekonomiydi. 2001 yılında yaşanan krizi hatırlıyoruz. O büyük kriz büyük sıkışmanın sebebi olarak ortay çıkmıştı. Yıllardır gelen istikrarsızlık kriz enerjisinin birikmesine yol açmış, o enerji açığa çıkarak Türkiye'yi alt üst etmişti. 28 Şubat müdahalesi halkın oylarıyla gelen iktidarı post modern darbe yöntemleriyle görevinden uzaklaştırmıştı. Seçimle gelen hükümet manşetlerle, açıklamalarla, çeşitli ayak oyunlarıyla görevinden uzaklaştırıldı. Seçilene seçildiği süre içinde saygı duymak, sandık zamanı geldiğinde kutlu halk iradesi sandıkta indirir. Bu bedeli ödedik, belirsizlik istikrarsızlık yatırımların önünü kesti.''28 Şubat sonrası süreç hiç kimseye bir şey kazandırmadı. Bunun istisnası azınlık olabilir. 28 Şubat süreci çok küçük azınlığa kazandırmış olabilir. Ama bu süreçte sanayicisinden KOBİ'sine çok ciddi bir kayıp yaşadı.''Ne zaman Türkiye ileri gitse...''Türkiye'de öyle bir döngü inşa edilmiş ki ne zaman işler iyiye gitse o zaman darbe oluyor. O zamanlarda kaos, kriz ortaya çıkmış. Türkiye bunu defalarca yaşadı. Dün idam yıldönümü olan merhum Menderes'in başındaki hükümet ekonomiyi büyütüyor refahın tüm halka yayılmasını sağlıyor. Ancak sonra manşetler atılıyor, ekonomik operasyonlar gerçekleştiriliyor ardından darbeyle devriliyor. 70'lerde aynı şekilde Türkiye ivme yakalayınca sokaklara anarşi geldi, ardından darbe geldi. Merhum Özal'ın başlattığı reform süreci 28 Şubat'ta kesintiye uğradı. İçeride ve dışarıda birileri sadece biz kazanalım dediler. 'Yüksek faizle biz kazanalım' dediler. Görev aldığımız hükümetler bu kısır döngüyü kırmak için çalıştı. Herkes kazanacak dedik. Bizim en önemli hedefimiz Türkiye'nin adaletle birlikte kalkınması oldu. Terk edilmiş, unutulmuş, bölgeler vardı. 780 bin km karelik tamamının ihyası bizim hedefimiz oldu. Başbakanlık döneminde mezralara köylere ulaşan bir başbakandım. 30 büyükşehirle birlikte Türkiye'nin yüzde 75'ine ulaşacak olan Türkiye'de modernleşme daha geniş kitlelere ulaşacak.''Çiftçinin üzerinde çok büyk faiz yükü vardı. Esnafın faiz yükünü azalttık. Sanayiciyi ağır yüklerden kurtarırken işçileri de unutmadık. İşsiz yoksul kesimi de sosyal politikalarımızı da destekledik. Türkiye'de 6 teşvik bölgesi var. TÜSİAD Başkanı Dinçer ile de konuştum. Özellikle 6., 5. 4. bölgelerde yatırım yapmanızı bekliyoruz dedim. Bizim görevimiz ön açmaktır. Bu yol açılmıştır. Buralarda yeter ki yatırım yapalım. Bu bölgelere yapılacak yatırımlar ciddi sıçramayı beraberinde getirecektir. Maliyet girdiler çok çok düşük olacaktır desteklerle birlikte oluşturduğumuz zemin sanayimizde farklı gelişmelere fırsat verecektir.''Türkiye ekonomisi 2003-2013 arasında yüzde 5 oranında büyüme kaydetti. Bu sene yüzde 3 gibi büyüme öngörülüyor. Bugün İstanbul sermayesi kazanırken Anadolu'nun kaybettiği değil, herkesin kazandığı bir ülke var.''Bir bankamızın yönetim kurulu başkanı bir ifade kullanıyor: Neymiş, elde edilen başarılara gölge düşmüş. Türkiye'nin itibarı zedelenmiş, hukuk sistemi sorgulanmaya başlamış. Bu bankayı inceleme yaptırdım. Mevduatları 8 kat aktifleri 6 kat büyümüş. Kusura bakmayın, yan gelip yatan bir cumhurbaşkanı yok. Nerede yanlış var bunu incelettirmek zorundayız. Bu ülke hepimizin. Kastedilen nedir?''Bakın Gezi Olayları ve 17-25 Aralık darbe girişimi... Bu çirkin olaylar karşısında dimdik durduğumuz için son 10 yıldır karlarına kar katanlar eleştiriyor. Ağaç, dediler, çevre dediler günlerce sokakları işgal ettiler. Biz 700 milyon ağaç diktik. Fidan olarak 2 milyar 300 milyon.''Eski Türkiye artık açılmamak üzere kapandı'17-25 Aralık darbe girişimi aynı zamanda eski Türkiye'yi diriltme girişimidir. İstedikleri zaman 24 saat içerisinde hükümeti götürürüz, yenisini getiririz mantığı. Faiz lobileri adeta ellerini ovuştururdu. Bütün dert bu. Eski Türkiye artık açılmamak üzere kapanmıştır.''Görevdeyim, kayıtlara geçiyor. Dönemin başbakanı… Ben görevdeyim ya. Bunları ses kayıtları tabii her şey var. Bunlar hayata geçseydi ne olacaktı? Bunlara kol kanat germeye çalışanlar oldu. Türkiye’nin uluslararası itibarı zedelendi diyorlar. ABD, Avrupa medyasında üç tane yalan haber çıktı diye bu ülkenin itibarı zedelenmez. Adana’da paralel yapının uşakları MİT tırlarını çevirdiğinde amaç Türkiye’yi teröre destek veren ülke olarak zedelemekti.''Birileri işadamı kisvesi altında bunlara destek veriyor''Hacı Bayram’dan çıkarken çekilmiş resmimiz, New York Times, IŞİD’in yatağı burası diyor. Böyle bir anlayış, mantık, dezenformasyona karşı biz Türkiye’de hep birlikte tavır almamız gerekmez mi? Onlar meşreplerinin gereğini yapacak. Ama bu kervan yürümeye devam edecek. İçeriden ihanet şebekelerine rağmen, paralel manşet atanlara rağmen devam edecek. Birileri de çıkıyor iş adamı kisvesi altında bunlara destek veriyor.''Kredi derecelendirme kuruluşlarından iki tanesi, verdikleri nota bak, bunların haline güler misin ağlar mısın? Afedersin hangi ölçüleri baz alarak bu notları veriyor. Batan ülkelerin notunu 6 derece birden yükseltiyor. Türkiye gibi ekonomisi büyümeye devam eden bir ülkeye ki Avrupa’da böyle bir ülke yok. En fazla Almanya. Biz 2 gibi bir oranda büyüme kaydediyoruz. Burada art niyet var. Siyaseten deviremedik, ne yapalım de ekonomik olarak devirelim… Standart and Poor’s daha önce böyle bir çıkış yapınca, Siyasi karar veriyorsunuz’ dedim. Aynı şeyi bunlar yapıyor. Bu siyasidir.'TÜSİAD'a teşekkür'Her türlü algı operasyonunun, darbe girişiminin karşısında dimdik durduk ve durmaya da devam edeceğiz. Kaybolan itibar derecelendirme kuruluşlarının itibarı, bizim değil. Hukuk sistemi adalet dağıtmıyorsa orada yatırım da olmaz istikrar da olmaz, küresel sermaye de Türkiye’ye gelmez. Önce hukuk sisteminin güvenilir olduğunu görmesi lazım. Ama bakıyoruz buraya sızmış paralel uzantılara karşı bugün ilk defa kararlı bir ses duyuyorum, teşekkür ediyorum. Dün bizi hançerlemek istediler, ellerine fırsat geçerse yarın da sizi hançerlemek isterler. Bunlar doyumsuz. Yarın bir gün gelir bu yapı kendisini destekleyenleri de vurur.''O banka batmış zaten''Bir bankanın batırılması için çalışılıyor deniliyor. O banka batmış zaten. Taşıma suyla ayakta durmaya çalışılıyor. 26 batık bankanın olduğu dönemden biz farklı bir finans dünyasını devraldık.''Elbette iş dünyası sosyal meselelerle de ilgilenecek. Sizlerden dinlediklerimi Sayın Başbakan ile paylaşacağım. Yapıcı eleştirileri dinler dikkate alırız. Ama Gezi olaylarına destek olmak, milli iradeye karşı cephe almaktır. Türkiye’ye yönelik algı operasyonlarının taşıyıcılığını yapanlar var. Kardeşlikle bugüne kadar birlikte kazandık, bundan sonra da kazanmaya devam edeceğiz.''Başörtü yasağını, eğitimde katsayıyı, darbeleri savunanlar bugün çıkmış bunlara karşı çıkıyor. Sen başörtülüsün gelme, başı açıksın gel. Bu kutuplaşma değil mi? Gezi olaylarının ve paralel yapının arkasında durup destek verenleri de çok iyi biliyoruz. Algı operasyonlarının arkasında kimlerin olduğunu da çok iyi biliyoruz, kimlerin desteklediğini biliyoruz, hepsi mahcup oldular ve olmaya da devam edecekler. Biz özgüven içinde olacağız. 12 yıl içinde Türkiye neleri başardı, geleceğe de aynen böyle devam edeceğiz. Enerjimizi kutuplaşmaya kamplaşmaya gerilime değil. Yeni Türkiye’ye harcayacağız. Çözüm sürecini daha ileri seviyelere taşıyarak, ekonomiyi daha da güçlendirerek 2023 hedeflerine ulaşacağız. Her şey hayalle başlar. Hayali olmayanın hedefi de olmaz. Ya bir yol bulacağız, ya da yeni bir yol yapacağız ama asla umutsuz olmayacağız. Biz önce inanalım.''Yumrukları sıkma değil tokalaşma zamanı''Güneydoğu’ya yapılacak yatırımlar çözüm süreci bakımından da önemlidir. Çünkü terör noktasında istismar edilen birinci derecede fakirliktir. İdeolojik bir yapı da istismar ediliyor. Bir buçuk yıldır kepenkler inmiyor. Yasal düzenleme de yapıldı. Bundan sonraki süreci de ona göre getirmek terörün yerine barışı getirecektir.''İnanıyorum ki Türkiye için beraber mücadele veriyoruz. 10 Ağustos akşamı ifade ettim. Eski kırgınlıkları muhafaza etmenin hiçbir faydası olmaz. Sadece hükümetin bu hassasiyeti taşıması yetmez. Bütün siyasi partiler ve STK'ların bu hassasiyeti taşımaları gerekir. Zaman yumrukları sıkma değil tokalaşma zamanıdır. İnsan hak ve özgürlüklerin geliştirerek, yasaklamaları kısıtlamaları bırakarak kardeşlik hukuku içinde yaşama zamanıdır. Kurulan tuzakları fark edip yeni Türkiye vizyonunu paylaşalım. Aynı geleceği inşa edeceğiz. Bunu da hep birlikte başaracağız. TÜSİAD'ın yeni yönetim kurulu ve başkanıyla Yeni Türkiye vizyonuna hep birlikte katkı vereceğiz.''Al Jazeera
Başbakan Davutoğlu: 'Kılıçdaroğlu'nun Üslubu Ekonomiye İhanettir'
Başbakan Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yazdığı mektuba ilişkin, 'Üslubuyla kriz beklentisi görüntüsü vermek istiyorsa bu Türk ekonomisine ihanettir' dedi.ANKARABaşbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık Merkez Bina’da, Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski ile baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.Davutoğlu, konuk Başbakan Gruevski'nin, ziyaretinin birçok açıdan önemli olduğunu, kendisinin Türkiye Cumhuriyeti başbakanı olarak ilk misafiri olduğunu söyledi.Ziyaretin, ilkler açısından yeni bir durum olmadığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:'Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, Makedonya'yı ilk tanıyan, anayasal ismiyle tanıyan tek ülke, ilk tanıyan ülke ve Üsküp'e ilk büyükelçi atayan ülke. Çok köklü tarihi ilişkilerimiz var, toplumsal ilişkilerimiz var ve bu zeminde gelişen kuvvetli ekonomik ve siyasal ilişkilerimiz var. Ayrıca bir başka ilki bu ziyarette yaşıyoruz. Sadece benim kabulüm açısından değil, belki de cumhuriyet tarihide ilk defa bir başbakan, resmi ziyaret için geldiği Türkiye’de 5-6 şehri birden geziyor. İstanbul, Kocaeli, Eskişehir, Ankara, Mersin ve Adana. Bu da Sayın Gruevski’nin, Türkiye’ye olan yakın ilgisini gösteriyor. Ayrıca yaz tatillerini de çok güzel iki kızıyla birlikte, bu yaz Türkiye'de geçirmiş olmasından büyük memnuniyet duydum.''Makedonya’nın haklarını, çıkarlarını korumaya özen gösterdik''Siyasi ilişkilerimiz, en üst düzeyde her zaman çok iyi seyretti' diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:'İki ülke arasında herhangi bir siyasal sorun hiçbir zaman yaşanmadı. Aksine uluslararası platformlarda hep birbirimizi destekledik. Birçok uluslararası toplantıda, dışişleribakanı olduğum dönemde, eğer Makedonya dışişleri bakanı yoksa, NATO gibi, herkes 'Türkiye acaba ne diyecek' diye dönüp bize bakardı. Çünkü Makedonya'yı, anayasal ismiyle tanıyan tek ülke biziz. Her zaman da Makedonya’nın haklarını, çıkarlarını bu anlamda korumaya özen gösterdik, çünkü aramızdaki yakın tarihi ilişkiler ve dostluk ilişkisi bunu gerektiriyordu.''Ümit ederiz ki bir gün birlikte Avrupa Birliği içinde olacağız'Türkiye'nin, Makedonya’nın NATO üyeliğini desteklediğini ve desteklemeye devam edeceğin vurgulayan Davutoğlu, 'Avrupa Birliği’ne üyeliğini de destekliyoruz. Ümit ederiz ki bir gün birlikte Avrupa Birliği içinde olacağız' ifadesini kullandı.Davutoğlu, siyasi ilişkilere rağmen ekonomik ilişkilerde çok ciddi ilerlemeler olmakla birlikte istedikleri düzeyde olmadığına işaret ederek şöyle konuştu:'400 milyon dolar civarındaki dış ticaret hacmimizi, en kısa sürede 1 milyar dolara çıkarmak istiyoruz. 1 milyar avro tutarındaki Türk yatırımlarının da daha üste çıkması,Türk-Makedon ilişkilerinin doğal bir sonucudur. Onun için Sayın Gruevski'nin bu ziyaretini bu açıdan çok önemli görüyoruz, çünkü Türk iş dünyasının da Makedonya'ya daha çok yatırım yapmak isteyen kendisi, hem de bizler de teşvik ediyoruz.''Yakın kültürel işbirliğimiz devam ediyor'İki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin de aynı şekilde çok köklü tarihe sahip olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, 'Her ne zaman Üsküp'e gitsem kendimi Konya’da, İstanbul'da hissediyorum. Eminim ki Gruevski de İstanbul'a, Bodrum’a, Antalya’ya geldiğinde kendisini evinde hissediyordur. Çünkü kültür olarak birbirini çok iyi anlayan, çok yakın kültüre ve zevklere sahip halklarız. Bu çerçevede yakın kültürel işbirliğimiz devam ediyor' diye konuştu.Davutoğlu, Büyük İskender'in lahdinin bir replikasını bitirdiklerini ve talep üzerine Makendoya'ya göndereceklerini belirterek, aynı şekilde Atatürk'ün babasının evinin onarılması, Kurşunlu Hanı'nın restorasyonu gibi birçok tarihi mirasın korunması yönünde Türkiye'nin de Makedonya'dan beklentileri olduğunu söyledi. Bu konuda gereken katkıyı da yapmaya her zaman hazır olduklarını bildiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Ayrıca Makedonya’da yaşayan Türk toplumu, bizim için Türkiye ile Makedonya arasında dostluk köprüsüdür hem de bu ilişkilerde çok önemli rol üstlenebilecek nitelikte bir topluluktur. Heyette bu çerçevede çok katkı yapmış Hadi Bey'in olması, eski bakanımız, yeni Bakanımız Furkan Bey'in, dış yatırımlar sorumla devlet bakanı olarak heyette bulunması bizi çok memnun etti.'Davutoğlu, bölgesel konularda da yakın işbirliği içinde olduklarını, bu konunun da akşam yemeğinde detaylı olarak ele alınacağını kaydetti.'Ortak vizyona sahibiz'Makedonya Başbakanı Gruevski ise Davutoğlu'na sıcak ve samimi karşılama için teşekkür ederek, iki ülke arasında işbirliği imkanlarının mevcut olanlardan çok daha fazla olduğunu belirtti. İkili ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için çok fazla imkanlar bulunduğunu kaydeden Gruevski, Makedonya'daki Türk yatırımcıların sayısının artmasını ümit ettiğini söyledi.Uluslararası alanda Türkiye'nin desteğinin Makedonya için çok önemli olduğunu söyleyen Gruevski, 'Balkanlarda istikrar için ortak vizyona sahibiz. İlişkilerimiz tüm bölgeye olumlu yansıyacaktır' dedi.Makedonya'daki Türklerin durumuGruevski, Makedonya'daki etnik halklar arasında bir sorun bulunmadığını ve barış içinde yaşadıklarını söyleyerek, Üsküp'te bir Türk tiyatrosunun ve Mustafa Kemal Atatürk'ün babasının evinin inşasının devam ettiğini bildirdi. Bazı belediyelerde Türkçe'nin ikinci resmi dil olduğunu ve 21 Aralık tarihinin de 'Türk Eğitim Günü' olarak kabul edildiğini anımsatan Gruevski, 'Türkiye ile Türk Kültür Evi'nin inşası için de anlaşma imzaladık. Ayrıca Başbakan olduktan sonra da hükümetimizde bir Türk bakan yer almaya başladı' dedi.Gruevski, Makedonya'da sahnelenen bir tiyatro oyununda Türklere hakaret edilmesi konusundaki bir soruya 'Böyle şeylerin olmaması için elimizden geleni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bu durumda siyasilere düşen görev büyüktür' karşılığını verdi.'Bunun hesabını vermek durumundadır'Davutoğlu, resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gelen Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi, soruları yanıtladı.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisine hitaben ekonomi içerikli bir mektup yazdığı hatırlatılarak, 'Sizi Sayın Erdoğan'ın etkisinde kalmakla sessiz kalmakla suçladı. Bu mektup size geldi mi ne düşünüyorsunuz' yönündeki soru üzerine, böyle bir mektubun kendisine ulaşmadığını söyledi.Davutoğlu, şöyle devam etti:'Bir anamuhalefet partisi liderinin eğer ülkenin başbakanına bir mektup yazacaksa bunu ciddiyet içinde ve doğrudan iletmesi beklenir. Böyle bir mektup yazmış olsaydı da tabii mukabele görürdü. Ama bana iletilen metin, eğer gerçekten CHP Genel Başkanından çıkmışsa ve CHP'nin web sayfasında yayımlanmışsa çok üzerinde düşünülmesi gereken ve ciddiyetle herkesin okuması gereken bir metin. Ne için biliyor musunuz? Bir kere bu metinde Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük kullanılan ifadeler hem devlet ahlakı bakımından hem şahsi nezaket kuralları bakımından utanç vericidir. Bunu ifade etmek isterim. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı 10 Ağustos'ta yapılan seçimle, Türk milleti tarafından seçilmiştir. O andan itibaren herkesin cumhurbaşkanına dönük olarak, bu cumhurbaşkanının kişiliği, isim olarak, kişiliğinin ötesinde de makam olarak da saygı gösterme zarureti var. Görüş ayrılıkları cumhurbaşkanı makamına saygısızlık yapmayı mazur göstermez.'Özellikle son aylarda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve kendilerini kutuplaştırıcı bir dil kullanmakla suçlayan çevrelere, sivil toplum kuruluşlarına ve basın mensuplarına bir çağrısı olduğunu belirten Davutoğlu, 'Bu metni okuyun ve bu metindeki dili kutuplaştırma ve provokasyon açısından bir analize tabi tutun' dedi.Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'10 Ağustos'tan bu yana Sayın Cumhurbaşkanımız herhangi bir siyasi pozisyon anlamıyla taraf tutar bile görüntü vermeden, bütün ülkeyi kuşatıcı mesajlar verirken, bir siyasi parti liderinin, Türk halkının yüzde 52'sinin oyuyla seçilmiş ama yüzde 100'ünün cumhurbaşkanı olan bu makamda bulunan bir lidere dönük sarf ettiği bu sözler kutuplaştırıcı ve provokatif değilse hangi söz kutuplaştırıcı ve provokatiftir. Şimdi herkes aslında bütün resmi en açık şekilde görüyor. Böylesi bir üslup, Türk siyasetine yakışmaz, belki Kılıçdaroğlu'na yakışır ama Türkiye'de anayasal bir konumu olan anamuhalefet partisi liderine yakışmaz. Dolayısıyla bu niteliğiyle, bu üslubuyla Kılıçdaroğlu aslında bırakın Türkiye'de başbakan olma iddiasını, anamuhalefet lideri olma nezaketine de ciddiyetine de sahip olmadığını göstermiştir.'Söz konusu mektupta 25 bankanın battığından söz edildiğini vurgulayan Davutoğlu, '25 bankayı batıran iktidarlar döneminde oluşan zihniyetle Kılıçdaroğlu aynı paralelliği sürdürürken, o şartlardan Türkiye'yi çıkarıp, Türk finansal sistemini bugünkü güçlü yapısına getiren de Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde AK Parti iktidarları olmuştur' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Eğer AK Parti iktidarları bu finansal politikaları takip etmese, ülkede güven ve istikrar sağlamamış olsaydı herhalde küresel ekonomik krizde, finansal yapımız bu derece dirençli olmazdı. Öncelikle yaptığı, referans olarak kullandığı 25 bankanın battığı dönemlerden Türkiye'yi alıp çıkaran biziz, Kılıçdaroğlu değil. AK Parti yönetimleri ve o dönemlerde başbakanlık yapan Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Buradan üçüncü noktaya geliyorum: Türkiye'deki bankacılık sisteminin de ekonomik hayatın da garantörü Türkiye Cumhuriyeti hükümetidir, Sayın Kılıçdaroğlu bu üslubu ile dışarıda birilerine ve onların buradaki uzantılarına 'Türk ekonomisinde bir kriz var' görüntüsü vermek istiyorsa bu açık bir şekilde Türkiye'deki istikrara ve Türk ekonomisine yönelik bir ihanettir. Öncelikle bunun hesabını vermek durumundadır. Kime neyi jurnalliyor? Birtakım gizli twit hesaplarında çıkan ismini zikretmek istemiyorum ama çıkan ve açıkça Türkiye'de manipülatif nitelikteki bilgilere dayalı olarak bir anamuhalefet partisi liderinin, böylesine kritik ekonomik şartların yaşandığı dünya şartları içinde ülkesini zan altında bırakacak ifadelerde bulunması sorumsuzluktur.''Hak ettiği cevabı alacaktır'Türkiye ve Türk ekonomisinin çok güçlü olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, 'Türk finansal sistemi gayet sağlamdır ama herkes de bilsin ki hiç kimsenin bu finansal sistemde ayrıcalığı yoktur. Kurallar bellidir, bu kurallar nasıl işletilecekse o şekilde de işletilir. Bizim için önemli olan, şu veya bu bankayı korumak ya da tasfiye etmek değil, Türk finansal sisteminin kurallarını ayrımsız bir şekilde işletmektir. Bu kurallarda şimdiye kadar son 12 yılda nasıl uygulanmışsa, aynı şekilde uygulanır. Hiçbir farklı tutum da hükümetimizdenbeklemesin' değerlendirmesini yaptı.Türkiye'deki ekonomik ve siyasal istikrarın güvencesinin hükümetleri olduğunu yineleyen Davutoğlu, 'Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu provokatif açıklamaları eminim, hem iş dünyamızca hem olaylara objektif bakan sivil toplumca ve basın mensuplarınca dikkatlice değerlendirilecek ve hak ettiği cevabı alacaktır' açıklamasında bulundu.Başbakan Davutoğlu, Müslüman Kardeşler üyelerinin kabulüne ilişkin soru üzerine, Türkiye'nin özgür, demokratik bir hukuk devleti olduğunu belirterek şunları söyledi:'Nasıl bu niteliklere sahip ülkelere giriş ve çıkışlar, uluslararası hukuk bakımından sakıncalı olmayan herkes için serbestse ve nasıl bazı ülkelere kendi ülkesinde siyasal sorunlarla karşılaşanlar rahatlıkla girip çıkmışsa Türkiye'ye de uluslararası hukuk açısından sakınca taşımayan herkes gelebilir, herkes Türkiye'yi ziyaret edebilir, herkes Türkiye'de kalabilir. Ayrıca bir talep olursa bunlar tek tek bu ilkeler etrafında incelenir.'Türkiye'nin bu konuda bir siyasi ya da dini tercihi bir gerekçe olarak görmeyeceğini ifade eden Davutoğlu, şunları belirtti:'Yani şu veya bu gerekçeyle şu veya bu dine, şu veya bu etnik gruba veya mezhebe ait olmakla bu ilke değişmez. Bizim tarihimizde kendisi için özgürlük ve güvenlik alanı bulmaya çalışan birçok siyasinin, Avrupa'dan gelen, Macar siyasiler 19. yüzyılda, Polonyalıların ve birçoklarının, hatta daha meşhurları biliyorsunuz bu yüzyıl içinde de vardır. Troçki ve diğerleri dahil olmak üzere... Türkiye özgür, demokratik bir hukuk devletidir ve bu çerçevedeki kuralları da uygular. Eğer uluslararası hukuk açısından bir sakıncası varsa yine herhangi bir ideoloji ve siyasi fark gözetmeden o kurallar o çerçevede değerlendirilir. Dolayısıyla her müracaat kendi içinde değerlendirilir ve o çerçevede karar verilir.'Tampon bölgeAhmet Davutoğlu, 'Sayın Cumhurbaşkanının açıklamalarıyla tampon bölge konusu yeniden gündemde. Bugün bir güvenlik zirvesi yaptınız, bu konu gündeme geldi mi? Asker bir hazırlık yapacak dedi Cumhurbaşkanı ama bazı noktalarda soru işaretleri var. Birincisi Irak ve Suriye tarafından mı olacak bu tampon bölgeler, belli noktalarda mı olacak? Askeri bir konuşlanma olacağı için bir tezkere hazırlığı var mı? Uluslararası meşruiyeti anlamında bu nasıl sağlanacak? Konu BM'ye mi taşınacak, nasıl bir yol izlenecek' sorusuna karşılık da Türkiye'nin çevresindeki olağanüstü güvenlik şartları ve riskler dolayısıyla bazı mekanizmaların devreye sokulduğunu ve geçen hafta bir ulusal güvenlik mekanizması toplantısı yaptıklarını söyledi.Başbakan Davutoğlu, bu toplantının, çözüm süreci mekanizması toplantısıyla 15 günde bir tekrarlanacağını, çözüm süreci mekanizmasını da toplayacaklarını bildirdi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan toplantının genel bir değerlendirme toplantısı olduğunu aktaran Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Toplantının temel sebebi, geçen hafta ilgili birimlerle yaptığımız toplantı konusunda Cumhurbaşkanımıza bilgi arz etmek ve bu çerçevede genel bir değerlendirme yapmaktır. Biliyorsunuz önümüzdeki günlerde ben Azerbaycan'a, Cumhurbaşkanımız da BM Genel Kurulu toplantıları için New York'a gidecek. Bu ziyaretler öncesinde, ilgili bütün kurumlarımızla geçen hafta yaptığımız değerlendirmede ulaştığımız bazı sonuçları ve bu çerçevede her bir bakanlığımızın ve kurumumuzun düşündüğü tedbirler de dahil olmak üzere atılacak adımları bugün ele aldık.Burada spesifik olarak tampon bölge veya herhangi bir konu ele alınmadı. Genel olarak bütün güvenlik riskleri ve bu çerçevede önümüzdeki dönemde kurumlarımızın yapması gereken hazırlıkları ele aldık. Takdir edersiniz ki Türkiye'nin sadece Irak, Suriye değil, Ukrayna ve bütün çevre bölgelerdeki krizler dolayısıyla güvenlik şartları itibarıyla her an her senaryoya hazır olması icap eder. Bunun için de mekanizmaları devreye sokarak atılacak adımları sürekli bir şekilde istişare etmek ve değişen şartları süratle değerlendirmek bir zorunluluktur. Bugün de yapılan çalışma temelde bu hedefe dönüktür.Şunu açık bir şekilde kamuoyumuzun ve uluslararası kamuoyunun bilmesini isterim: Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi güvenliği için, halkının güvenliği, huzuru ve bölgesel istikrar için yapılabilecek her türlü hazırlığı yapar ve bu konuda alınabilecek her türlü tedbiri alır.'Muhabir Kurbani Geyik-Halit Gülşen-Barış GündoğanAA
Reklam
Erdoğan'dan New York Times'ın Haberine Tepki: 'Edepsizlik, Alçaklık, Adilik'
İçeride ve dışarıda Türkiye ile terörü yan yana getirme çabaları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York Times gazetesinde yer alan 'Türkiye'den IŞİD'e militan akıyor başlıklı habere yönelik sert açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tepkisine neden olan haber, bu fotoğrafla birlikte, New York Times'ta yer almıştı. 
Bilic'ten Müjde
Savunmada Ersan Adem Gülüm'ün sakatlığı nedeniyle oynayamayacağını açıklayan Bilic, Demba Ba, Oğuzhan Özyakup ve Jose Ernesto Sosa'nın kadroda olacağını açıkladı.İşte Slaven Bilic'in o sözleri:'UEFA'DA İLERLEMEK İÇİN...''İsmail gerçekten kariyerim boyunca tanıdığım en zeki ve eğitimli oyunculardan biri gerekenlerden herşeyi söyledi. Birkaç sezonda aldığımız cezalardan dolayı Avrupa'dan mahrum kaldık. Bu hakkı almak için 34 maç oynadık ve bu hakkı aldık. Artık yeni bir dönem başlıyorum. Sezondaki formu devam ettirmek istiyoruz. Perşembe günü bizim için başlangıç ve büyük gün. 6 maçımız var 16 maçımız yok. Hayati değil ama çok önemli bir maç. Bu turnuvada ilerlemek istiyorsak kazanmamız gerekiyor. İlerlemek istiyorsak iç saha maçlarını kazanmak zorundayız. Rakip kim olursa olsun işi çok sıkı tutmamız gerkiyor, bunu yapmak için elimizden geleni yapacağız.'BILIC'TEN ÜÇ İSİM İÇİN MÜJDE VAR!'Rize karşısında ne olursa olsun biz daha iyisini yapmalıydık. Oğuzhan geçen sezondan bu yana gelen bir cezası vardı ama bitti. Sosa ve Demba idmana başladı. Sosa iyi durumda. Üç oyuncu da iyi durumda ve her şey iyi giderse üçü de kadroda olacak. Bu sadece perşembe günü için değil tüm sezon için önemli. Taraftarlardan beklentim umlarım yarın bizi destekleyecekler. Maço koparmamızda onların çok büyük yönü oluyor. Çok iyi bir atmosfer olmasını bekliyorum. İyi çalışıyoruz. Umarım taraftarlarımızdan yüksek destek alırız.''Bizim için çok önemli bir maç karşımızda iyi bir ligde gelen iyi bir takım var. Yunan liginde iyi işler çıkardılar. Düzenli ve stabil bir kulüpler. Mainz'i ve Maccabi'yi elediler. Yunan oyuncuları ve bazı önemli yabancı oyuncuları var karşımızda çok tehlikeli bir rakip olacak. Futbol büyük bir oyun.BILIC'TEN GALATASARAY ÖRNEĞİ'Futbol çok uluslararası. Ekonomi ve gazetecilik gibi tüm veriler önünüzde ve internette. Bugün tipik bir Yunan ve İngiliz futbolundan bahsedemezsiniz. Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray 7-8 yabancı oyuncuyla çıktı; ama Türkiye'yi temsil etmedi diyemezsiniz. Arsenal'ın kadrosunda da İngiliz oyuncular yok diye ülkeyi temsil etmiyorlar diyemezsiniz.''KADRO YETERSİZ Mİ?' SORUSUNA SERT CEVAP!'İyi bir kadroya sahibiz. Bir veya iki oyuncuya bağlı değiliz. Dünyadaki her kulüpten böyle örnek veririz. Real'in kadrosunda James Rodriguez var Bale var. Fakat Ronaldo olmadan istedikleri performmans gösteremiyorlar. Aynı şekilde Manchester City'de Yaya Toure olmadan, Barcelona da Messi olmadan istediği performansı gösteremiyor. Bana bir takım söyleyin gösterebilen. Bizim kadromuzda 20 oyuncu var. Dengeli bir kadro ve bizim istediğimiz buydu. Belki iki oyuncu daha gelebilirdi. İyi alternatiflerimiz var. Demba Ba ve Oğuzhan gibi 15 oyuncumuz yok hücumda. Bunlar oyuna ağırlığını koyan ve oyuncu çözen oyuncular. Onlar olmadan da Olcay'ın Atiba'nın Kerim'in maçı çözebilecek yetenekleri vardı ama bunu yapamadık. Üç kulvarda yarışırken bütün bu saydığım oyuncular onların hem bireysel hem de kolektif bir performans göstermeleri lazım.''ASTERAS'IN MAÇLARINI İZLEDİK''Temelde biz onların birkaç maçını izledik ve takımımızı hazır hale getirdik. Hedefimiz iyi bir maç oynamak ve Avrupa Ligi'ne iyi bir başlangıç yapmak. Burada kolay maç yok, 6'da 6 yapamazsınız belki; ama iç saha maçlarını kazanmak istiyoruz. Bu maçı da kazanmak ve gruba galibiyetle girmek istiyoruz.''ERSAN OYNAMAYACAK AMA...''Olimpiyat Stadı'na işkence olarak bakmamak lazım. Orada oynamak Beşiktaş üzerimizdeki baskıyı hafifletiyor diye bakabilir isanlar ama doğru değil. Büyük bir kulübüz, nerede oynarsak oynayalım üzerimizde baskı var ve bununla baş edebilecek güçteyiz. Bunu bahane etmek istemiyoruz. 4 stoperimiz var 4'ünden de memnunuz. Ersan geçen sezon çok iyi bir devamlılık yakaladı. Atınç var, sezon öncesi hazırlık maçlarında stoper almayı planlıyorduk, Atınç'ın hazırlık maçlarında Fenerbahçe ve Chelsea'ye karşı gösterdiği performanstan sonra Atınç'ın kalmasına karar verdik. Ersan'ın oynamayacak olması büyük bir darbe olabilir; ama onun yerine oynayacak oyuncular elinden geleni yapacaktır.'UĞUR BORAL HAKKINDA'Tüm oyuncularımıza ihtiyacımız var ama maalsefe sadece 11 oyuncu sahada oluyor ve maksimum 14 oyuncu kullanabiliyoruz. Bu oyuncuları antrenmanlardaki performanslarına ve aynı pozisyonda oynayan diğer oyuncuların performansına göre belirliyorum. Benim görevim onları motive etmek, onların işi de oynamaları için beni ikna etmek. Bu karar Uğur için de geçerli. Bütün oyuncuların fiziksel olarak çok iyi durumda olmaları gerekiyor. Geçmişte forma şansı bulamayan oyuncular şimdi şans bulabiliyorlar. Bütün oyuncular için bu geçerli. Önemli olan tavır ve tutumlarda saygısızlık etmeden bu atmosferi korumak.'(Sporx)
Reklam
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Maliye Bakanlığı verilerinden, “gizli hizmet giderleri” başlığı altında geçen örtülü ödenekten, temmuzda 157 milyon 229, ağustos ayında ise 141 milyon 796 bin TL harcama yapıldığını öğreniyoruz.Bu iki rakam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ın başbakanlığının son iki ayında, örtülü ödenekten 300 milyon TL kullandığı anlamına geliyor.Temmuz-ağustos ile birlikte 2014 yılı ocakağustos dönemi sekiz aylık toplam örtülü ödenek harcaması ise 738 milyon 77 bin TL’ye ulaştı.Karşılaştırmalı olarak gerek temmuzağustos, gerekse sekiz aylık veriler açısından bakıldığında, örtülü ödenek harcamalarında “düşüş” var.2012-2013 dönemindeki olağanüstü artış hızı yavaşlamış.Önceki yıllarla karşılaştırıldığında, özellikle son iki yıl örtülü ödenek harcamalarında kaydedilen “rekor” artış kamuoyunda sık tartışıldı.
'Sermayesi En Güçlü 3 Bankadan Biriyiz'
Bank Asya Genel Müdürü Ahmet Beyaz, 17 Aralık'tan bu yana maruz kaldıkları karalama kampanyasına karşı, her bir iftiraya cevap yetiştirmek yerine işlerine bakmayı tercih ettiklerini söyledi. Beyaz, 'Arkadaşlarla konuştuk ve bunlara verilecek en güzel cevabın; dimdik ayakta durmak, ülkemize en güzel şekilde hizmet etmek olduğuna karar verdik.' dedi.Samanyolu Haber televizyonunda, Metin Yıkar'ın gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Ahmet Beyaz, karalama kampanyasını yürütenlerin, yalan haber yazanların aynı zamanda Türkiye ve ekonomisine zarar verdiklerinin farkına varmaları gerektiğini söyledi. Türkiye'de artık gerek insanların, gerek şirketlerin borçluluk seviyesinin çok yüksek olduğunun altını çizdi. 'Ülke olarak da, ekonomik olarak da hassas bir dönemden geçiyoruz.' diyen Beyaz, Amerika ve Avrupa'da yaşanan ekonomik gelişmelere dikkat çekti.Bankacılığın 'güven' ve 'itibar' işi olduğunu vurgulayan Beyaz, Bank Asya'yı yıpratmaya yönelik mesnetsiz ithamlara karşı 300 den fazla dava açtıklarını belirtti. Beyaz, 'Otoriteden de bu yayınların durdurulmasını istedik. Bankacılık kanuna göre bir bankanın itibarını, şöhretini yıpratmanın 3 ila 5 yıl hapis cezası var.' dedi. Merhum iş adamı Sakıp Sabancı'nın devletin bankalara el koyduğu bir dönem, bu konuda kendisine sorulan soruya karşılık, 'El konulması gereken 5'ten fazla banka var.' dediği için para cezasına çarptırıldığını hatırlattı.Sektörde 51 bankanın faaliyet gösterdiğini, Bank Asya'nın bunlar arasında 13. en büyük konumunda olduğunu aktaran Ahmet Beyaz, ayrıcıa şu bilgileri verdi:'4,5 milyon müşteriye hizmet veriyoruz. Geçen sene Türkiye ekonomisine 30 milyar liranın üzerinde katkı yaptık. Her ay 2-2,5 milyar üzerinde kredi kullandırdık.'Bank Asya'ya yapılan sistemik saldırının başta katılım bankaları olmak üzere bankacılık sistemini de tehdit ettiğini dile getiren Beyaz, '2008 krizinden sonra faizsiz bankacılığa bir teveccüh oldu. Kamu bankaları bile faizsiz bankacılık yapmak için çalışıyor. Ülkemizde faizsiz bankacılığı geliştirmek istenen bir dönemde bunların yaşanması ilginç.' diye konuştu.Ahmet Beyaz, 10 aydır süren karalama kampanyalarına rağmen hiçbir müşterilerini mağdur etmediklerini vurguladı. Bank Asya'nın Genel Müdürü, '18 yıldır Türkiye'de faaliyet gösteren bir bankayız. 3 ayda bir bağımsız denetimden geçiyoruz. Ayrıca bankacılık otoritesinin denetimi var. 2001'de kriz yaşandı. 25'e yakın bankaya el konuldu. 100 milyara yakın zararı oldu Türkiye'ye. Bundan ders alınıp bağımsız bir kurum oluşturuldu. 2001 krizinden sonraki dönemde bankaları denetledi ve bugüne kadar sorunsuz işleyişi sağladı bu otorite. İlgili kamu kurumları denetim yapıyor, şu anda 30 denetim elemanı var, denetim yapıyor. Biz, banka olarak kendimize güveniyoruz.' dedi.Haklarındaki karalama kampanyasının ve verilen olumsuz demeçlerin etkisinde kalan bazı insanların parasını çekmiş olabileceğini ancak bu süreçte önemli kazanımları da olduğunu aktaran Beyaz, şöyle devam etti:'Bankamıza güvenen bir müşteri kitlemiz oluştu. Bankamıza daha çok mevduat girişi yapıldı. Bir bankacı dostum, 'bunların yüzde 1'i, binde 1'i bize yapılsa, dayanamazdık' dedi. Biz, güçlü sermaye yapımız sayesinde dayandık. Türkiye'nin en güçlü sermaye yeterlilik rasyosuna sahibiz. 1 milyondan fazla müşterimiz var. Bir kısmı bu söylenenlere inansa da büyük bir kısmı inanmadı. Başka bir ülkede olsa, insanlar bankanın önünde toplanır, camlar çerçeveler inerdi.'Ahmet Beyaz, yapılanlar karsışında sessiz kaldıkları eleştirilerine katılmadığını belirterek, 'Her gün bir haber çıkıyor. Bakın 1.000'e yakın yalan haber var. Bunların hepsine yetişmek mümkün değil. Biz hukuki olarak mücadelemize devam edeceğiz. Gerekli gördümüz konularda halkımızı bilgilendiriyoruz, zaten.' ifadelerini kullandı.Halka açıklık oranı yürksek bir şerket olduklarının altını çizen Beyaz, Singapur, Japonya, Dubai gibi çok farklı ülkelerden yatırımcıya sahip olduklarını aktardı. Bu hisselerin yaklaşık yarısının yabancı fonların elinde olduğunu dile getirirken, şunları söyledi:'Yatırımcımız olan bir fon Türkiye'yi yönetenlere bir mektup göndermiş. 300 milyar dolarlık büyüklükte. Bir nüshasını da bize göndermişler. Şöyle diyorlar; '2011'den bu yana pay sahibiz. Sadece orada değil, başka yatırımlarımız da var.Bank Asya'ya yapılanları hayret ile izliyoruz. Bakın, bankacılık sisteminde 1 katrilyona yakın mevduat var. 1,2 katrilyon kredi hacmi var. Bunun devam etmesi için Türkiye'ye kaynak girişi olması lazım. Bizim geçen sene yurtdışından getirdiğimiz para 1,6 milyar dolar. Bank Asya olarak sukuk ihracı yaptık. 184 yatırımcı, 250 milyon dolarlık sukuk ihracını karşıladı, Bank Asya'ya güvendi. Buna sermaye benzeri kredi diyoruz. 10 yıl bize güven duymuşlar. Bugün bile oluşturulan atmosfere rağmen rahatsız olmadılar.'Bank Asya'ya yapılan sistemik saldırının, kanunda suç olmasına rağmen ısrarla devam etmesine bir anlam veremediklerini yineleyen Beyaz, 'Yasal olarak bütün haklarımızı hem yurtiçi hem yurtdışında aramaya devam edeceğiz. Kimse bunların yanına kar kalacağını düşünmemeli. Bu süreçte attığımız her adımı ilgili kamu otoriteleri ile paylaştık. Görevini ihmal edenlere, kamu otoriteleri de olabilir hukuk mücadelemiz sürecek. Yarın bunun bir başkasına yapılmayacağını kim garanti edebilir.' şeklinde konuştu.Haklarındaki olumsuz demeçlerle ilgili olarak, yine kanun vurgusu yapan Ahmet Beyaz, Bankacılık Kanunu'nun 82. maddesini nazara verdi. Beyaz, 'BDDK özerk, kimseden emir almaz. Bunun dışında farklı insanların demeçleri beyanları BDDK'yı bağlamaz. Ben de 10 yıl boyunca BDDK'da çalıştım. Murakıp denetim yapar, rapor eder, BDDK gereğini yapar. Biz denetim konusunda çok rahatız.' diye konuştu.'TAHTAMIZ NEDEN KAPATILDI, ANLAMADIK'Bank Asya'nın borsada işlem gören hisseleri 5 hafta kapalı kaldı. Beyaz bu konuda da şunları söyledi:'Neden kapatıldı anlamadık. Kapatan kurumların gerekçesi olabilir ama bizce makul değildi. 540 milyon hisse dolaşımda. Alınır, satılır. Bu 5 hafta boyunca satmak istediniz, satamadınız. Bir sürü insan mağdur oldu. Mahkemelere gidiyor. Bank Asya hisseleri çok düştü deniyor, buna piyasa karar verir. Çok düşmesinin bizim bankacılık işlerimiz ile ilgisi yok. Bu kadar karalama kampanyası yaparsanız, olur. Biz bu arada yine mevduat topladık, kredi verdik. Hisse senetlerimizin kapalı olduğu dönemde ciddi bir mağduriyet oluştuğunu düşünüyoruz.'Bank Asya Genel Müdürü Beyaz, bütün olumsuzluklara rağmen hiç bir müşterilerini mağdur etmediklerini, buna büyük özen gösterdiklerini belirterek, 'Bugün kimse 1 lira mevduatımı çekemedim diyemez. Her Cuma battı, batıyor diye yaygara yapılıyordu. Ne beklersiniz, insanlar gitsin kapıya parasını çeksin. Evet insanlar geldi, ama para yatırmaya. Bankamıza son dönemde büyük bir teveccüh var. İnsanımız mağduriyeti çok net bir şekilde gördü. Yapılan haksızlığın herkes farkında. 'Bugüne kadar faizsiz banka kapısından girmedim ama bu linç kampanyasına karşı hesap açtırdım' diyen kimseler var. Müşterilerimizin, halkımızın kadirşinas davranışlarıyla bizi duygulandırdığı çok tavır oldu. Bunu kimse küçümsemeye kalkmasın. 1 milyon mevduat müşterisi ile bugünlere geldi Bank Asya, bu insanların fedakarlığını kimse küçümsemesin. Bu samimi bir gayrettir.' ifadelerini kullandı.Sermayesi en güçlü ilk 3 bankadan birisi olduklarının altını çizen Beyaz, 'Sermaye yeterlilik rasyosu bankanın gücünü gösteren bir oran. Likidite; bankadaki para, ödeme gücü. Mevduat ile kredi arasında bir denge olması lazım. Bu hem BDDK, hem Merkez Bankası'na haftalık raporlarız. Örneğin 30 Eylül'de vadesi dolan mevduatı öncesinde bile ödedik. Bizim için 'ödeme güçlüğüne düştü' demek çok büyük bir iddiadır.' şeklinde konuştu.Beyaz, banka yönetiminin 225 milyon liralık sermaye artırımına gitmesini de 'Ortaklarımız, son dönemde bankaya olan teveccüh karşısında biz de bankamıza olan inancımızı gösterelim diyerek, bunu en net şekilde ifade etmiş oldular. Yönetimde belirsizlik yok. Bankamızı dimdik ayakta tutarız, buradayız diyerek bir mesaj verdiler. Endişe taşımıyoruz, işimize bakıyoruz.' şeklinde izah etti.Zaman
Reklam
Anıtkabir Ziyaretinizi Daha da Anlamlı Hale Getirecek 10 Önemli Detay
Anıtkabir yapılmadan önce rasat (gözlem) istasyonu bulunması dolayısıyla Anıttepe'nin ismi Rasattepe'ydi. Atatürk’ün yıllar önce bir gezi sırasında Rasattepe’yi gezerken ağzından dökülen “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri” sözleri de bir bakıma yerin belirlenmesi açısından önemli bir yere sahipti.
21. Altın Koza Film Festivali Başladı
Bu sene yirmi birincisi düzenlenen Altın Koza Film Festivali dün başladı. Festivalin resmi açılışı ise bu akşam Merkez Park Amfi Tiyatro'da düzenlenen ve bir çok sanatçının yanı sıra sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği bir etkinlikle yapıldı.15 - 21 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan festival kapsamında 205 film çeşitli salonlarda ve 515 gösterimle sinemaseverlerle buluşacak. Bu filmler arasından 12 film Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda başkanlığını Reha Erdem'in yaptığı jüri önüne çıkacak.Yılmaz Güney Altın Koza'daAna temanın 'Türk Sinemasının 100. Yılı' olan festivalde Yılmaz Güney de çeşitli etkinliklerle anılacak. Bu kapsamda 19 Eylül Cuma günü saat 14.00'da Abdurahman Keskiner, Hikmet Taşdemir, Semir Arslanyürek ve Yaşar Pütün'ün katılacağı 'Yılmaz Güney Sineması' panel/söyleşi gerçekleştirilecek. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu fuayesinde ise Yılmaz Güney'in fotoğraflarından ve film afişlerinden oluşan bir sergi açılacak. Ayrıca her sene olduğu gibi Yılmaz Güney özel ödülü bu sene de verielecek.Orhan Kemal 100. yaşında festivaldeAltın Koza Film Festivali'nde yazdığı bir çok romanı sinemaya uyarlanan Adanalı sanatçı Orhan Kemal anılacak. Festivalde 'Orhan Kemal 100 Yaşında' başlığı altında sanatçının senaryosunu yazdığı ya da kendi eserlerinden uyarlanan filmler gösterilecek. Bunun yanı sıra 17 Eylül Çarşamba günü sanatçının oğlu Işık Öğütçü'nün de katılımıyla 'Orhan Kemal 100 Yaşında' adlı serginin açılışı yapılacak. Aynı gün Büyük Şehir Belediye Tiyatrosu'nda, yönetmenliğini Mehmet Güleryüz'ün yaptığı 'Sessizlerin Sesi: Orhan Kemal' belgeselinin gösterimi yapılacak.Altın Koza'da sinema edebiyatla buluşacakTürk sinemasının 100 yıllık geçmişinde sinema edebiyat ilişkisi moderatörlüğünü Yekta Kopan'ın yaptığı ' Türk Sinemasının 100. Yılında Sinema Edebiyat İlişkisi' adlı söyleşi/panel gerçekleştirilecek. Etkinliğe Ahmet Ümit, Hakan Günday, nebil Özgentürk ve Osman Şahin katılıacak.Kısa film atölyesiAltın Koza Film Festivali kapsamında bir de kısa film atölyesi oluşturuldu. Işıl Özgentürk'ün 'Senaryo' dersiyle başlayan atölyede Dilek Tunalı 'Film Okuma', Gamze Arzu 'Oyunculuk', David Elliot 'Yapım Geliştirme', Bora Göksingöl 'Kurgu' dersleri verecek ve atölyeye katılan öğrenciler atölye sonunda bir kısa film çekecekler.
Referandum İskoçları İkiye Böldü
İskoçya'nın en büyük şehri Glasgow'da yaşayan İskoçlar, referandumun ülke için önemini vurgulayarak farklı nedenleri gerekçe göstererek oy vereceklerini söylüyor.GLASGOW - Aslı Aral/İnci Gündağİskoçya'nın yaklaşık 600 bin nüfuslu en büyük şehri Glasgow'da yaşayan İskoçlar, iki gün sonra yapılacak bağımsızlık referandumunun ülke için tarihi önemini vurgulayarak farklı nedenleri gerekçe göstererek oy vereceklerini söylüyor.İskoçya'nın başkenti Edinburgh'dan Glasgow'a yaklaşık 1 buçuk saat süren araba yolculuğu sırasında Harthill, Whitburn, Baillieston gibi köylerden geçiliyor. İskoçya'da büyük şehirlerde 'bağımsızlığa evet' yanlılarının fazlalığı, evlerin cam ve balkonlarına asılan 'evet' pankartlarıyla görülürken, köy ve kasabalarda Birleşik Krallık ile birlikten yana olanların daha fazla olması dikkati çekiyor.Halkı madencilikle uğraşan Harthill köyünde, kapısının önündeki 'hayır' pankartı ve asılı Birleşik Krallık bayrağı ile 68 yaşındaki John Cefferty'nin evi, yoldan geçenlerin ilgisini çekiyor. Cefferty, elinde tuttuğu 'hayır, teşekkürler' posterini AA'ya göstererek, 'Bize referandumda şans dileyin, birlikten ayrılmamamız lazım' diyor.Bağımsızlığa hayır diyecek birçok kişinin Cefferty kadar görüşlerini açıkça dile getirmemesi ve çekinmesi dikkatten kaçmıyor. Glasgow'a yaklaşırken Baillieston köyünün girişinde birlikten yana mesajlar veren İşçi Partisi, halka 'bağımsızlığa hayır deyin' broşürleri dağıtıyor. Ancak kampanyayı yürüten İşçi Partililer, çok fazla görüntü alınmasını istemiyor, basını görünce seçmenlerin çekindiklerini ve kendilerine yaklaşmadıklarının söylüyor.'Evet' kavanozu doluGlasgow'un tarihi şehir merkezinin yanı başındaki 'Referandum cafe', yerel halk kadar referandumu takip etmeye dünyanın dört bir yanından gelen basın mensuplarının da dikkatinden kaçmıyor. Şehrin işlek caddelerinden 'Saltmarket' üzerinde bulunan kafede, üzerinde 'evet' ve 'hayır' yazan iki farklı kapı bulunuyor. Her iki yönde oy kullanacağını söyleyen Glasgowluların yanı sıra kararsızların da kafeye geldiğini AA'ya anlatan kafe çalışanı Simon Jones, bir hafta önce açtıkları kafenin gönüllü toplum projesi olduğunu dile getiriyor.Jones, kampanya bürolarından farklı olarak kafenin tarafsız olduğunu belirterek, 'Kararsızlar arasında özellikle göçmenler bulunuyor, buraya gelerek olası bağımsızlığın neler getireceğini soruyorlar' diyor. Kafedeki 'evet', 'hayır' ve 'kararsız' kavanozlarındaki bağışlardan en çok 'evet' kavanozunun dolu olması dikkati çekiyor.'İskoçya değil, sanki bir Afrika ülkesi'Çok sayıda mağazanın bulunduğu Trongate ve Argyle caddelerinde AA'ya konuşan Glasgowlular arasında, değişik görüşlü olanlar bulunuyor.66 yaşındaki emekli Margaret Simpson, referandumda 'hayır' oyu vereceğini söyleyerek, 'Referandumun İskoçya için iyi olacağını düşünmüyorum. İskoçya küçük bir yer, olduğu gibi kalmalı' dedi.79 yaşındaki John Barrace ise referandumun gereksiz olduğunu savunarak, 'Tatilde olacağım için postayla 'hayır' oyu kullandım. Kendimden çok torunlarımın geleceğini düşünerek oy verdim' ifadelerini kullandı.'Evet' oyu kullanacağını söyleyen 27 yaşındaki fotoğraf sanatçısı Shaun Murawski de referandumun İskoçlar için fırsat olduğunu dile getirerek, adil bir demokrasi için 'evet' oyu kullanacağını ifade etti. Murowski, referandumun önemini vurgulayarak, 'Tüm İskoçlar ne istediklerini düşünmeli ve oy vermeli' dedi.Referandum toplumu ikiye böldüğü için üzgün olduğunu ancak diğer yandan da yapılacağı için mutlu olduğunu dile getiren 49 yaşındaki inşaat mühendisi Annette Aitchison, 'Evet oyu vereceğim, çünkü İskoçya için daha fazla yetki istiyorum. Bağımsız olursak, sağlık sisteminin ve devlet yardımlarının iyileştirileceğine inanıyorum. Yoksulluk sınırında yaşayan çok çocuk var, eğitimin iyileştirilmesini istiyorum, ücretsiz eğitim istiyorum' diye konuştu.Sağlık çalışanı Debrah Black de 'evet' oyu kullanacağını söyleyenler arasında bulunuyor. 46 yaşındaki Black, referandumun ülkeye heyecan getirdiğini ve birçok insanın değişiklik yaşanabileceğine inandığını kaydetti. Black, 'Bağımsızlık olursa benim seçtiğim bir hükümet ülkemi yönetecek. İskoçların elinde İskoçya'nın daha zengin olacağına inanıyorum. İskoçya'da açlık sınırında yaşayan çok insan var, bu sanki Afrika ülkesiymişiz görüntüsü veriyor ve İskoçya'da böyle bir görüntünün olması mide bulandırıcı. Evet oyu çıkarsa, hükümet bunu halletmelidir' ifadelerini kullandı.Bu arada referanduma iki gün kala 'hayır' kampanyasına yapılan bağışın 2,7 milyon, 'evet' kampanyasına yapılan bağışın ise 1,8 milyon sterlin olduğu açıklandı.18 Eylül Perşembe günü İskoç halkına 'İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı' sorusu yöneltilecek. 'Bağımsızlığa evet' sonucunun çıkması ve müzakerelerde anlaşılması halinde İskoçya 24 Mart 2016'da Birleşik Krallık'tan resmen ayrılacak.
İnsanlar 500 Yılda 322 Hayvan Türünü Yok Etti
Nesli yok olan hayvan türlerine yönelik bir araştırma, 322 türün insanlar nedeniyle dünyadan silindiğini gösterdi. Araştırmada, türlerin yok olma hızının son 200 yılda hızlandığı belirtildi.Bilim insanları, hayvan türlerinin insanlar tarafından giderek artan bir tehdit altında kaldığını, özellikle amfibi ve omurgalı canlıların daha büyük bir risk altında olduğunu belirtti. Omurgalı hayvanların sayısının, insan nüfusunun iki katına çıktığı son 35 yılda yarı yarıya azaldığı belirtildi.Science dergisinde yayımlanan araştırma, insanların artan nüfusun etkisiyle geride kalan 500 yılda 322 hayvan türünün yol olduğunu ortaya koydu. Ekolog ve zoologların başını çektiği bilim insanları, eğer önlem alınmazsa hayvan türlerinin tersine çevrilmesi mümkün olmayan riskler altında kalacağı uyarısında bulundu.Stanford Üniversitesi'nden Rodolfo Dirzo, Discovery News sitesine yaptığı açıklamada, 'Eğer insan nüfusunun artışı kontrol edilmezse, 2100 yılında yaklaşık 27 milyar insan olacak. Bu düşünmesi bile zor olan, ayakta tutulması çok zor bir sayı' dedi.Dirzo, Dünya'nın kaynaklarının uzun ömürlü olması ve hayvanların riske atılmaması için 'nüfusun kontrol altına alınması gerektiğini, karbondan bağımsız teknolojilerin geliştirilmesini, gıda ve yiyeceklerin daha etkin üretilmesini ve daha az tüketmemiz gerektiğini' söyledi.Araştırma ekibinde yer alan Haldre Rogers ve Josh Tewksbury, 'hayvanların insanlar için öneminin yiyecek, enerji, para ve gelişimin gerisinde kaldığını' ifade etti. İkili, 'ekosistem içinde hayvanların değerine dikkat edilmediği sürece sayılarının azalmaya devam edeceğini' söyledi.Ekonomi ve gıda için çok önemlilerBilim insanları her ne kadar önemleri arka planda kalsa da, hayvanların gıda ve ekonominin sürekliliği adına çok önemli bir role sahip olduğuna dikkat çekti.Dünya Vahşi Yaşam Fonu'na bağlı Luc Hoffman Enstitüsü'nün direktörü olan Tewksbury, Güneydoğu Asya'daki Mekong Nehri Havzası'nın balık üretimiyle 60 milyon insana yiyecek sunduğunu; Namibya'nın yıllık ziyaretçilerinin yüzde 73'ünün ise ülkedeki ulusal parkları görmeye gelen turistler olduğunu belirtti.Tewksbury, Latin Amerika'da düzenlenen balina izleme turlarının her yıl 275 milyon dolarlık gelir sağladığını; sadece ABD'de köpekbalıkları izleme turlarının ise yıllık 314 milyon dolar kazanç getirdiğini söyledi. Bu sektör aynı zamanda ABD'de 10 bin kişiye iş imkanı sunuyor.Science dergisindeki araştırmaya katkıda bulunan Tewksbury ve diğer bilim insanları, ekosistemin korunması adına insan sağlığı, polen dağılımı, tarım ilacı kontrolü, su kalitesi, gıda yeterliliği ve diğer kritik faktörlerin düzene girmesi gerektiğinin altını çizdi.Kaynak: Al Jazeera
Reklam