20 Video İle Yeşilçam'da Şener Şen
Şener Şen (d. 26 Aralık 1941, Adana) Türk sinema ve tiyatro oyuncusu.Sinemaya ilk adım attığı yıllarda figüranlık dahil her işi yaptı. Beş yıl boyunca - bazı filmlerde sadece dans etmek veya başrol oyuncusundan dayak yemek gibi- küçük rollerde yer aldı. Kariyerinde büyük bir dönüm noktası olan 1975 yılında Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi Hababam Sınıfı'nda ‘'Badi Ekrem'’ tiplemesi ile büyük sükse yaptı. Aynı filmde İnek Şaban tiplemesi ile ün yapan Kemal Sunal ile müthiş bir ikili oluşturdu ve o yıllarda büyük gişe hasılatı yapan Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Tosun Paşa, Kibar Feyzo, Çöpçüler Kralı ve Davaro gibi filmlerde oynadı.Şener Şen, 1984'e kadar yardımcı roller oynadı. O dönemde Anadolu piyasasına hâkim olan işletmecilerin, Arzu Film ve Ertem Eğilmez'e yaptıkları baskı sonucunda artık başrollerde oynaması gündeme gelir. Ancak o güne kadar özellikle Kemal Sunal ve İlyas Salman'la birlikte yaptığı filmlerde oynadığı uyanık, üçkâğıtçı, sahtekâr, dolandırıcı tiplemleri canlandırmış olan Şen bu kez halkın istediğini yapmamayı seçti. “Onların istediği filmi yapmam, başrol oynayacaksam kendi istediğim filmi yaparım” diyerek isyan bayrağını çekti ve Başar Sabuncu'nun Namuslu filminde ilk kez başrole çıktı. Filmde canlandırdığı Ali Rıza Bey karakteri işine son derece bağlı bir mutemettir. Bu nedenle çevresindekilerce hor görülür. Zimmetine para geçirdiği söylentileri ortalığa yayılınca itibar görür ve el üstünde tutulmaya başlar. Ertem Eğilmez'in bu film için ona “Eğer bu film tutmazsa senin hayatın başlarken biter. Bir daha bir fırsat yakalayamazsın. Ama öbürünü seçersen yılda beş, altı film yaparsın, para da kazanırsın” demesine rağmen, Namuslu o yılın en iyi iş yapan filmleri arasına girdi ve Şener Şen'in sinema kariyerindeki ikinci perde açıldı.Namuslu filmiyle üçkağıtçı, sahtekar karakterleri canlandırmaktan sıyrılan Şener Şen artık iyi, insanları kandırmayan, saf, temiz yürekli karakterleri canlandırmaya başladı. Nesli Çölgeçen’in Züğürt Ağa 'sında saf bir köy ağasını, Milyarder 'de piyangodan büyük ikramiye kazanan istasyon şefini, Muhsin Bey 'de şöhret olmak isteyen bir gence yardım eden organizatörü başarı ile oynadı. Bu yıllarda moda olan müzikallerde de gözüktü.Ertem Eğilmez'in son filmi olan ve Türk sinema seyircisinin sinema önlerinde uzun kuyruklar oluşturduğu taşlamalarla dolu Arabesk filminde Müjde Ar ile başrolleri paylaştı. 1996'da ise Türk sinemasında bir devrim yaratan “Eşkıya” filminde Uğur Yücel ile birlikte oynadı. Yavuz Turgul'un senaryosunu yazdığı ve yönettiği bu film Türk sinema sektöründe o dönem için bir rekor kırarak ve 2,5 milyonu aşkın seyirciyi sinemalara çekti.Gaziantepli kebap üstadı Ali Haydar'ı canlandırdığı İkinci Bahar (1998-2001) dizisinde diğer başrol oyuncusu Hanım adlı Trakyalı bir mezeciyi canlandıran Türkan Şoray'dı.Yönetmenliğini Yavuz Turgul'un yaptığı Gönül Yarası (2005) filmindeki emekli öğretmen Nazım rolüyle 42. Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Erkek Oyuncu ödülü'nü kazandı. Bu filmi yönetmenliklerini Yavuz Turgul'un yaptığı, 'nesli tükenen bir kabadayıyı' canlandırdığı Kabadayı (2007) ile başrollerini Çetin Tekindor ve Cem Yılmaz'la paylaştığı Av Mevsimi (2010) izledi.
Hayvanlar Tarafından Büyütülen 10 İnsan ve İnanması Güç Hikayeleri
İnsanların doğada yalnız başlarına yaşayıp yaşayamayacakları hep merak konusu olmuştur. Doğduğu andan itibaren doğada yalnız başına yaşayan insanların anlatıldığı pek çok roman ve öykü yazılmış, filmler çekilmiştir. Bazıları gerçek bazıları da efsanedir. Hazırladığımız listede her iki türden yaşanmışlıklar bulacaksınız.
Yeni Yıla Yepyeni Bir Cilt İle Girin
Yeni yılı karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde hepimizin içi yeni umutlarla doluyor, ancak öte yandan birçoğumuz da geride bıraktığımız yılları hatırlayıp hüzünleniyoruz. Özellikle aynaya baktığımızda yüzümüzde gördüğümüz derin çizgiler varsa, geçmiş yılların bu belirgin izleri bizleri daha da mutsuz ve umutsuz yapabiliyor. Oysa tıbbın ve teknolojinin modern yöntemleri ile her yeni yılı yıpranmamış, bebek tazeliğinde bir yüzle karşılamak mümkün. İşte size Dermatolog Dr. Banu Serbes Kural’dan 2015’i pırıl pırıl karşılamak için kullanabileceğiniz birkaç sihirli yöntemTüm dünyada estetik tıp deyince akla ilk gelen uygulama olan botox’u deneyin: Botox ile yeni yıla bir haftadan az süre kalmışken alnınızdaki endişe veya kaşlarınızın arasındaki öfke izlerini en hızlı şekilde yok edip, içinizdeki mutluluğu ve umudu dışa yansıtın. On dakikadan kısa süren ve neredeyse acısız denebilecek bu yöntem ile derin çizgilerinizden kurtulmanız mümkün.Dolgu malzemeleri uygulamasıyla yüzünüze tazelik katın: Dolgu malzemeleri uygulaması bir saatten az bir zamanda burnunuzun iki yanından ağzınıza doğru uzanan derin olukları silikleştirecek, çökmüş yanaklarınıza canlılık katacaktır. Üstelik aynı teknik dudak cildinize de uygulanabiliyor. Dolgu malzemelerinin temel etken maddesi olan hyalüronik asit, özellikle zaman içinde nemini kaybedip diriliğini yitiren dudak mukozasını canlandırmakta hızlı bir etkiye sahip olduğundan, öğle tatili prosedürlerinin sık tercih edilen bir uygulaması.Mezololift ile aydınlanın, parlayın: Botox ve dolgu malzemeleri uygulamasının ardından cildinizi aydınlatıp parlaklaştıracak mezolift uygulaması ile cildinizin tazelenme operasyonunu tamamlayabilirsiniz. Son dönemde mezolift uygulamasında ilk tercih “ışık dolgusu” yöntemi. Çok ince iğnelerle yüz, boyun, dekolte bölgesi ve ellerin üstüne uygulanan hyalüronik asit ve vitamin kokteylinin bir gün içinde cildinize sağladığı parlaklık ve pürüzsüzlük ile artık yılbaşını karşılamaya hazırsınız.Bütün bu acil önlemlerden sonra sıra geldi yeni yılda cildinizi sağlıklı ve taze tutmak için alacağınız önlemlere. Eğer bir sonraki yılbaşını da aynı pürüzsüz ve parlak cilt ile karşılamak istiyorsanız, dokularınızı içten dışa doğru yapılandıran yöntemlerden faydalanmalısınız. Bunların başında altın iğnelerle fraksiyonel radyofrekans, yüksek yoğunluklu ses dalgaları ve fraksiyonel lazer teknikleri geliyor. Her yöntemin kendine has avantaj ve dezavantajları olsa da hepsinin ortak özelliği derinin orta ve alt tabakalarına ulaştırdıkları ısı enerjisi ile hücreleri uyararak taze kollajen üretimini arttırmaları. Bu sayede cildin gevşeyip sarkmasının önüne geçiliyor ve hatta yüzeydeki sivilce izlerinin, güneş lekelerinin ve çatlamış kılcal damarların da tedavisi sağlanıyor. Ancak bu yöntemlerle alınacak olumlu sonuçların gözle görülür seviyeye ulaşması 3-6 ay arasında bir zaman gerektiriyor. Eğer iş işten geçmeden cildinizin sağlığını ve güzelliğini korumak istiyorsanız, 2015de bu yöntemlerden hangilerinin sizin için uygun olduğunu dermatologunuz ile değerlendirip uygulayabilirsiniz.
Reklam
Irak Başbakanı: 'Petrol Türkiye'den İhraç Edilsin'
Türkiye'yi ilk kez ziyaret eden Irak Başbakanı Haydar İbadi, Irak petrollerinin Türk topraklarından geçerek dünya pazarına ihraç edilmesini istediklerini söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu da Irak ile Türkiye'nin IŞİD ve PKK gibi örgütlere karşı 'ortak tavır' için hareket ettiğini vurguladı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Iraklı mevkidaşı Haydar İbadi ile ortak basın toplantısında açıklamalar yaptı. İki lider ortaklık mesajları verirken, Irak Başbakanı Haydar Irak petrollerinin Türk topraklarından geçerek dünya pazarına ihraç edilmesini istediklerini söyledi.'Irak bütçesiyle ilgili anlaşmalar gerçekleşti. Tabii ki bütçe ve petrol Türkiye topraklarından geçmek suretiyle Ceyhan Limanı'na gelerek, oradan da dünya pazarına açılması konusu gündeme gelmiştir. Biz Türkiye üzerinden ihracatımızı yapmak istiyoruz. Ekonomi ve ticaret yönünden de Türkiye açısından önem arz etmekte. Bu Irak’ın da çıkarına.''Irak’a her türlü desteğe hazırız'Başbakan Davutoğlu DEAŞ ve PKK'ya karşı mücadelede iki ülkenin ortak tavır içinde olduğunu vurguladı.'İki ülke arasındaki ilişkileri geliştirme iradesini en güçlü şekilde vurgulamış olduk. İlk kez Irak’ta kurmuş olduğumuz YDİK toplantısını gerçekleştirmiş olduk. En önemli alanlarda bakanlarımız kendi aralarında kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Yepyeni bir dönem, yepyeni bir sayfa açarak bütünüyle ele aldık. Şu anda her şeyden önce birinci gündem maddemiz güvenlik konusudur. Bir terör örgütü olan DEAŞ’ın yaptığı saldırılarla ortaya çıkan güvenlik riski sadece Irak’ta değil tüm bölgeyi etkilemektedir. Tüm bölge ve Türkiye’ye tehdit, risk mahiyeti taşımaktadır. Irak’ın toprak bütünlüğüne, güvenliğine ve istikrarına Türkiye’nin güvenliği ve istikrarı gibi bakıyoruz. Irak’a bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız. Bölgede var olan bütün terör örgütlerine karşı ortak tavırda mutabıkız. Gerek DEAŞ gibi son dönemde çıkan terör örgütleri, gerekse on yıllardır Irak topraklarından Türkiye’ye saldırılar yürüten PKK’ya karşı ortak tavır içindeyiz.''Enerji büyük bir işbirliği imkânı'Davutoğlu da enerji alanındaki işbirliğinin altını çizdi.' İnşallah Irak’ın güvenlik güçlerinin ve peşmergenin sağladığı başarılardan sonra Irak’ta kalıcı istikrar sağlanır. Türkiye bu noktada her zaman destek vermeye hazırdır ve bu desteği sürdürecektir. Ekonomik ilişkiler bağlamında başta enerji olmak üzere gözden geçirdik. Türkiye-Irak arasında enerji büyük bir işbirliği imkânıdır. Irak’la her türlü işbirliğine hazırız, Irak Anayasası’na dayalı olarak bu işbirliği dönecektir. Irak Anayasası'nın öngördüğü prensipler etrafında işbirliğini sürdürmek için kararlıyız. Irak ve Türkiye birbirinin en önemli dış ticaret ortaklarından biridir. Güvenlik şartları bu ticareti etkilemişti. Güvenlik şartları inşallah iyileştikçe, gittikçe artan bir ivme kazanacaktır. Kasım ayındaki ziyaretten sonra bazı Türk firmalarına bazı bürokratik, teknik engellerle ilgili olarak çok kararlı adımlar attılar. Teşekkürü borç bilirim. Yine suyu işbirliği alanı olarak görerek atılacak ortak adımlar konusunda her türlü işbirliğine hazırdır. Suyun yönetimi ve en az israfla tasarrufunu da öngören bu ortak tutumumuzu ileri götürmeye kararlıyız. 'İbadi: IŞİD’in kontrolü zayıflamaya başladıTürkiye’nin güvenliğine önem verdiklerini belirten Irak Başbakanı İbadi, IŞİD'le mücadelenin seyri konusunda da umutlu konuştu.'YDİK (Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi) anlaşmasını tekrar hayata geçirmek istiyoruz, bu bölgenin ve ülkelerimizin çıkarına olacak şekilde. IŞİD sadece Irak ve bölge için değil global çerçevede tehdit oluşturmaktadır. Irak kuvvetleri ve peşmerge güçleri terörizmle mücadele etmektedir. IŞİD’in kontrol ettiği bölgelerden onları çıkarmaya başlamıştır. Şu anda IŞİD’in kontrolleri zayıflamaya başlamıştır. Irak güvenlik güçlerinin eğitimi, silahlanma alanında Türkiye’nin yardımlarına teşekkür etmek istiyoruz. Ekonomi, güvenlik ortaktır, bize yönelik tehditler ortaktır. Türkiye’nin güvenliğine önem vermekteyiz, halel gelmesini istemeyiz. Irak topraklarından Türkiye’ye herhangi bir müdahaleye izin vermeyiz.'İbadi, 'Bölgede mezhep kutuplaşması vardır. Bu bağlamda da işbirliği yapmak gerekiyor. Mezhepler arasındaki çatışmaları bertaraf etmek için tüm bölge halklarının dokusuna zarar veren bu tehditlere karşı işbirliğine hazırız. Bir iyimserlik içerisindeyiz. İlişkileri gerçek olumlu bir çıtaya çıkarmak için sadece sorunları konuşmak değil yapıcı ilişkiler kurarak tam bir açılım içerisinde olmak istiyoruz' dedi.İbadi: Bütün aşiretlere elimizi uzatıyoruzSoru-cevap bölümünde ise İbadi'ye Sünni aşiretlerin IŞİD ile mücadele için destek beklentisi olduğu ve Türkiye'nin Irak ordusuna verdiği eğitim hatırlatıldı. Irak Başbakanı buna şöyle yanıt verdi:'Irak özgür demokratik bir ülkedir. Burada birtakım sıkıntılar var siyasi bir dayanışma var ülke içerisinde. Eleştiriler Sünni bölgelerden geliyor, biz bunları saygıyla karşılıyoruz. Şii bölgelerden de var silahlanma, sivillerin korunması konusunda. Uluslararası toplum bile kendisini savunacak durumda değil IŞİD’e karşı. Uluslararası bağlamda bir desteğin olması gerekiyor. Biz bunu talep ettik. Bombardıman, eğitim, silahlanma konusunda talepte bulunduk. IŞİD’i ancak bu şekilde bertaraf edebiliriz. Bu siyasi eleştirileri saygıyla dinliyoruz, olabilir elbette. Siyasi konumumuz buna açıktır. Biz bütün aşiretlere elimizi ulaştırıyoruz. Bu bölgelerdeki savaşçıları, gençleri, cesur gençleri alıyoruz IŞİD’e karşı mücadele etmek için silahlı kuvvetler bağlamında. Ancak herkesi alamayız, bu mümkün değil, şu an askeri yönden mücadele veriyoruz.'Davutoğlu ise, 'İki ülke arasında teröre karşı işleyen mekanizmalar zaten var. Daha da genişleyecek bu ziyaretten sonra. Askeri eğitim manasında destek çalışmalarımız oldu. Bugün savunma bakanlarımız görüşmeler yaptılar. Bu konularda verilecek destek hususunda daha kapsamlı ne yapılacaksa, eğitim ve destek alanında ne yapılacaksa hazırız. Savunma bakanlarımız ve ilgili birimlerimiz daha detaylı çalışmayı yürütecekler' dedi.Davutoğlu: Yabancı savaşçılara kapatılmalıİki lidere, 'Türkiye tarafından Irak’a terörle mücadele konusunda sunulan desteğin türü ve yabancı savaşçıların Irak’a geçişi konusunda verdiğiniz destek nedir? Irak, Türkiye’den ne bekliyor?' soruları da soruldu.Davutoğlu buna şöyle yanıt verdi:'Bu konuda Kuzey Irak’ta DEAŞ’a karşı savaşan peşmerge güçlerine verdiğimiz askeri eğitim faaliyetleri var. Erbil’e gittiğimde orada da görüşmeler yaptık. Bağdat ziyaretinde de vurguladık. Irak merkezi hükümetine bu konularda verilecek destek hususunda her türlü fikre açığız. Gerekli desteği, eğit donat desteği konusunda da Iraklı güvenlik birimleriyle her türlü desteğe hazırız. Gerek Irak gerek Suriye’de hiçbir savaşçı olmaması, hem yabancı savaşçılara hem de DEAŞ gibi dışarıdan gelerek terörist savaşçılara Suriye kapatılmalı. Suriye, Suriye halkına; Irak, Irak halkına aittir. Her iki ülkenin halkı dışında hiçbir yabancı güç bu ülkelerde olmamalıdır. Yabancı savaşçı konusunda Türkiye ilkesel bir tutuma sahiptir, her türlü desteğe hazırdır.'İbadi: İstihbari işbirliğine ihtiyaç duyuyoruzİbadi de istihbaratta işbirliğine daha fazla ihtiyaçları olduğunu söyledi.'IŞİD tüm bölgenin güvenliğini tehdit etmektedir. Sayın Başbakan bu yardımı sunacağını söyledi. Askeri istihbari eğitim silah konusunda bu konuşmalar geçti. Güçlerimizi seferber ederek bu konuda bütün komşu ülkelerin desteğiyle bertaraf edebiliriz bu örgütü. IŞİD savaşçısı geçişinin kolaylaştırılması söz konusu değildir, uluslararası kanunlar çerçevesinde de bulunmuyor. Türkiye izin vermemektedir ancak bazı kimlikleri belirsiz kişiler geçebilmektedir. Bu konularda istihbari yönden daha fazla işbirliğine ihtiyaç duyuyoruz. Halk içerisindeki oluşumlarda etnik mezhebi çatışmalara karşıyız, Suriye’de de keza. Her ülkede etnik gruplar azınlıklar var, bu konuda işbirliği yapmamız gerekiyor. Bu gibi oluşumları deşifre etmemiz gerekiyor istihbari işbirliği ile.'Kaynak: Al Jazeera
CHP'de Taşeron İşçiye Yüzde 70 Zam
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Sevgili taşeron işçileri, CHP'nin iktidarında sizin sendikanız olacak ve siz taşeron işçisi olmayacaksınız. Hepiniz özgür, bağımsız, sendikalı ve kadrolu işçi olacaksınız. Toplu sözleşme hakkınız olacak' dedi. İmzalanan toplu sözleşme ile partide taşeron kalmazken 1.150 lira alan taşeron bir işçinin maaşı 2.400 liraya yükseldi.CHP ile Tez Koop-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi dolayısıyla, CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 89 siyasi partinin bulunduğunu, ancak sendikası olan tek siyasi partinin CHP olduğunu söyledi. CHP'de işçilerin, yöneticilerin ve siyasetçilerin gönül birliği içinde çalıştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: 'Bu vesileyle ben kamuda çalışan bütün taşeron işçisi kardeşlerime sesleniyorum: Sevgili taşeron işçileri, CHP'nin iktidarında sizin sendikanız olacak ve siz taşeron işçisi olmayacaksınız.CHP’DE TAŞERON KALMADICHP Genel Merkezi’nin 137 çalışanının maaşlarına toplu sözleşme ile en düşük yüzde 10, en yüksek yüzde 70 ücret zammı yapıldı. Genel Merkez’de çalışan temizlik işçisi gibi 38 taşeron işçi kadroya alındı. CHP’de yüzde 70 olan en yüksek zam da taşeronluktan kadroya alınan bu işçilere yapıldı. Bu işçilerin bin 150 TL olan maaşları 2 bin 400 TL’ye yükseldi. Yüzde 10 ücret zammı, en az 300 TL’ye karşılık geliyor; yılda bir kere verilen sosyal yardım ise 610 TL’den 700 TL’ye yükseldi. Yılda 4 brüt maaş ikramiye ve bin 300 metreküp doğalgaz yardımı alacak olan çalışanlar, 20 TL’de günlük yemek yardımına kavuştu. CHP Genel Merkezi, çalışanlar için 900 TL evlenme yardımı yapmayı, bin 250 TL de doğum ve birinci derecede yakının vefatında ödemeyi kabul etti. Kaynak: Rıza ÖZEL | Hürriyet
Reklam
Beyaz Perde Tüm Zamanların Rekorunu Kırdı
Seyirci ilgisinin her geçen gün arttığı sinema sektörü, yerli yapımların da etkisiyle 2014'ü tüm zamanların rekoruyla kapatıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Cem Erkul, AA muhabirine sinemanın 100. yılında elde edilen büyük başarıları ve geride bırakılan 1 yılı değerlendirdi.Erkul, bir asrın geride bırakıldığı bu yılın başında, sinemada 2. yüzyıla iyi bir başlangıç yapmayı hedeflediklerini belirterek, 'Beyaz perdedeki 50 haftayı aşan vizyon yolculuğunda sinema gişelerinde, 58 milyona yakın bilet kesildi. Hem yerli hem de yabancı yapımların görücüye çıktığı bu sürede, bilet satışlarından yaklaşık 618 milyon lira hasılat elde edildi. Türk filmleri ise sektöre 345 milyon hasılat getirdi. Toplam film hasılatında yerli filmlerin payı yüzde 56'ya ulaştı' diye konuştu.Yerli filmleri 35 milyon kişi izlediErkul, seyircinin büyük ilgisiyle karşılaşan yerli yapımlar için bu yıl 35 milyondan fazla bilet satıldığını bildirdi. Erkul, şunları söyledi:'3 Ocak-18 Aralık tarihleri arasında 103'ü yerli olmak üzere 341 yeni film gösterime girdi. Beyaz perdeye gelen tüm filmlerin içinde yerli film izleme oranı yüzde 59 oldu. Ayrıca yerli film seyirci sayısı geçen seneye göre yüzde 30 arttı. Yine bu yıl en çok izlenen 10 film listesinin tamamı yerli filmlerden oluştu. Şahan Gökbakar'ın yönetmenliğini üstlendiği Recep İvedik, 4 ilk sırada gelirken onu sırasıyla Ata Demirer ile Demet Akbağ'ın başrollerini paylaştığı Eyvah Eyvah 3, geçtiğimiz yıl vizyona giren Düğün Dernek, Cem Yılmaz imzalı Pek Yakında, Unutursam Fısılda, Birleşen Gönüller, Deliha, İncir Reçeli 2, Patron Mutlu Son İstiyor, Çakallarla Dans 3: Sıfır Sıkıntı takip etti. En çok izlenen yabancı filmler ise başrolünde Russell Crowe'un yer aldığı Nuh: Büyük Tufan ile Karlar Ülkesi oldu.'13 film 1 milyon sınırın aştıCem Erkul, bu yıl gösterime giren yapımlardan 11'i yerli olmak üzere 13 filmin 1 milyon izleyici sınırını aşmayı başardığını da belirtti.En çok izlenen ilk 10 filmin, Türk filmi olduğunu dile getiren Erkul, 1 milyon sınırını aşan yerli yapımların bir kısmının da yılın bitmesine az süre kala 'seyirci kaygısıyla' vizyona geldiğini kaydetti.Sinema Genel Müdürü Erkul, 'Bizim sinema seyircimiz hala kışın film izlemeyi, yazın izlemeye tercih ediyor. Biz renkli bir ülkeyiz, hem iklim hem de yaşam olarak. Yazın daha az izlenmesini çok da yadırgamıyorum ama muhakkak bu kadar çok vizyon baskısı altında bir sektörün de vizyon tarihlerini biraz daha genişletmesi izleyicinin de buna inşallah adapte olmasını gerekir. Böyle olsaydı rakamlar en az yüzde 20 daha fazla olabilir.''Bütün hedeflerimizi tutturduk'Temel hedeflerinde şu ana kadar sektör olarak başarılı olduklarını anlatan Erkul, 'Temel hedefimiz ilk olarak sinema seyirci sayımızı 60 milyona çıkarabilmekti. Bu rakamın en az yüzde 60'ının yerli olmasını sağlamaktı. Vizyona giren yerli filmler içinde bakanlık destekli filmlerin en az yüzde 30 pay almasını sağlamak ve en çok izlenen ilk 10 filmin de yerli filmler olmasını sağlamaktı. Bütün hedeflerimizi tutturduk' değerlendirmesinde bulundu.Bakanlık sektörden desteğini esirgemediYıl sonunda vizyona giren film sayısının toplamda 348 olacağını anlatan Cem Erkul, bunlardan 32'sin Bakanlık destekli olduğunu dile getirdi.Erkul, bunlar arasında 'Kusursuzlar, Ferahfeza, Yunus Emre: Aşkın Sesi, Daire, Şarkı Söyleyen Kadınlar, Mavi Dalga, Köksüz, Soğuk, Mavi Ring, Peri Masalı, Mandıra Filozofu, Lal, Cennetten Kovulmak, Bensiz, İksir, Kış Uykusu, Göl Zamanı, Toprağa Uzanan Eller, Biz Babasız Büyüdük, Ben O Değilim, Balık, Hay Way Zaman: Dersim’in Kayıp Kızları, Sivas, Unutma Beni İstanbul, Deniz Seviyesi, Annemin Şarkısı, Kumun Tadı, Asfalt Çiçekleri, Seni Seviyorum Adamım, Fakat Müzeyyen Bir Derin Tutku, Yağmur Kıyamet Çiçeği, Evliya Çelebi' gibi yapımların bulunduğunu bildirdi.'Türk sineması 100. yılında mührünü bastı'' Türk sineması 100. yılın sonunda mührünü sinema sanatına bastı' diyen Erkul, sektörle belirledikleri hedefleri gerçekleştirmekten son derece mutlu olduklarını söyledi.Satılan bilet sayılarının gerçekten bir rekor olduğuna dikkat çeken Erkul, şöyle devam etti:'Yeşilçam'ın 'altın çağında' bile böyle bir şey yok. İnsanlar her gün değişik bir film izleme şansına sahip oldu. Sinemalarda dünya kültürünün örneklerini gördü vatandaşlar ama kendi duygularımızın, kendi kültürümüzün beyaz perdeye yansımasını da görme imkanı bulduk bu yıl. 109 yerli filme baktığınızda da neredeyse 2,7 güne 1 yerli film düşüyor. Bizim seyircilerimizin alışkanlığının senede 1,4 kere sinemaya gitmek olduğunu düşünürseniz, sinemaya gitme potansiyeli sunan anormal bir sunum var. Bu kendi arzını üretecek inşallah. Beklentimiz de bu yönde. Bizim koyduğumuz 2023 hedefleri arasında 100 nitelikli film. Bunu söylerken gişe filmlerinin hepsini dahil etmiyoruz. Bunlar 'Hababam Sınıfı' gibi olsun, insanların gönlüne dokunabilmiş, yüreğinde yer edinebilmiş, uzun yıllar sonra da tekrar tekrar izlenebilecek nitelikte filmler olsun. Bunun yanında gişeye de yönelik olarak yapılabilmiş insanların eğlence ihtiyacını da karşılayabilecek bir eser, bunun yanında 100 milyon seyirci hedefimiz var. Sektörle birlikte çalışmayı sürdürebilirsek bu hedeflere daha erken ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.'Yerli yapımların gişedeki başarısının yanı sıra yurt dışında önemli festivallerde ödüller aldığına değinen Erkul, Türk filmlerinin özgün senaryolarının Anadolu dışında bulunmasının mümkün olmadığını söyledi.Erkul, 'Türkiye'nin jeopolitik konumundan, siyasi duruşundan, 2023 hedeflerinden, büyük ülke hedeflerinden bahsedilen bir dönemde sinemanın da bu hedeflere kendisini yerleştirmiş olması ve bunu da kendi dili, etiği ve kaygılarıyla gerçekleştiriyor olması bence son derece anlamlı' ifadelerini kullandı.Şenay Ünal, AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Doğum kontrolü ya da aile planlaması kavramları Türkiye'de en çok 1960'lar ve 70'lerde konuşuldu; devlet bu yolda politikalar geliştirdi.Bunu yapanlar neslimizi kurutmak isteyen hainler miydi?Tarih laboratuvarına bir bakalım. Cumhuriyet 'ıssız Anadolu'da kuruldu. 11-12 milyon nüfus... 1912'den beri devam eden savaş yüzünden bu nüfusun 1 milyonu sakattı. Sıtma gibi hastalıklar yaygındı. Toprağı işleyecek nüfus yoktu. Atatürk ve İnönü nüfus artışını bütün güçleriyle teşvik ettiler; Müslüman olmaları şartıyla göç taleplerinin hepsine kapılarımızı açtılar. Elbette doğruydu bu politikalar.
İthal Teknoloji Ürünlerine Ek Vergi Uygulaması Geliyor
Bakan Zeybekci, ithal ürünlere ek vergi uygulamasıyla ilgili olarak kategori listesini açıkladı. Buna göre iki ay içinde ithal telefon, laptop ve elektronik aletlere anti-damping uygulanacakÖnder YılmazEkonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye’ye gelen cep telefonu, bilgisayar (PC) ve elektronik aletlere anti-damping vergisi getireceklerini açıkladı.Böylesine bir ek vergi uygulaması yerli üreticilerin pazar payını ciddi oranda artırabilir.Cep telefonu, PC, TV ve ev elektroniği işi yapan ithal markalar ise yerli ürüne karşı artacak fiyat hareketi sonrası pazar kaybı yaşayabilir.“Türkiye çok başarılı bir şekilde mobil telefon üretebiliyor, tablet üretebiliyor, laptop üretebiliyor” diyen Bakan Nihat Zeybekci, şöyle devam etti:“Yaptığımız çalışmalarda Türkiye’ye gönderilen bir telefon üzerinde, ‘5 dolar veya 2.5 dolarlık iki kişilik montaj ve diğer maliyetler’ diyor. İnandırıcı bulmuyorum. Bunun üzerinde başka damping destek var. Gizli teşvik ve destekler var. Bunları araştırıyoruz. İçeride sanayicimizi korumak üzere yakında cep telefonuna tablet ve bilgisayarlara anti damping vergisi gelecek gibi görünüyor. Şu anda soruşturmalarda öyle bir gelişme var. Biz koyacağız. Soruşturmalarda somut verilere ulaşıldı. Dünya Ticaret Örgütüne tabi olan bir ülke olarak el aletlerinde ev aletlerine, elektronik ev aletleri cihazlarında inanılmaz haksız rekabet yaratıcı başka ülkelerin teşvikler var, destekleri var. Bunlarla ilgili bize düşen görev sektörlerimizi korumak.”‘2 ay içinde gelir’Bakan Zeybekci, “Anti-damping vergisinin ne kadar olacağı soruşturmalar ile çıkıyor. Soruşturma açıldı, maksimum 2 ay içinde olur. Sorduğumuz sorulara cevaplar geliyor. Fiili araştırma yapıyoruz” dedi.Misilleme değil Çin’e söyledik!“İthal ürünlere anti-damping vergisi misilleme mi?” sorusunu “Misilleme değil bu” diye yanıtlayan Bakan Zeybekci, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz sadece bize gelen şikayetleri değerlendiriyoruz. Yoğun olarak şu üründü, şu üründe diye şikayetler gelmeye başlıyor. Biz bunları Çin’e de söylüyoruz. Aynı şekilde en son Filipinlere söyledik. Türk unu üzerinde öyle bir şey koyunca bütün sektörlerden Filipin ürünleri deyip başka bakıyorlar. Herkes, Tayvan da aynı şekilde.”Bakan Zeybekci, “Anti-damping vergisi konurken içeride vatandaşımızın tüketimde aşırı fiyatlara maruz kalmasını istemiyoruz, ters etki haksız rekabet şeklinde bir durum oluşturmadan bunu yapmaya çalışıyoruz” dedi.ABD’ye ‘düğün masrafı’ çıkışıŞu anda Amerikan pamuğuyla ilgili de anti damping vergisi çalışmalarının sürdüğünü bildiren Zeybekci, şöyle devam etti: “Türkiye, Amerikan pamuğunun en büyük ithalatçısı. Çünkü Amerikan pamuğunun üzerinde gerek pazarlamada gerek Eximbank, gerek çiftçiye verdiği destekle, vadeli satışlarla bir haksız rekabet yaratma var. ABD’den Teksas senatörü özel mektup yazdılar. Pamukla ilgili, ‘Teksas çiftçilerinin rahatsız olacağını’ söylüyor. Cevap yazıyoruz. Biz bunu zaten Amerikan Ticaret Bakanı’na söylemiştik. ABD stratejik ortak, müttefik ama ekonomik ortak olmamız lazSadece askeri stratejik ortak olalım ama ekonomik ortaklığı başkalarıyla olalım, olmaz. Düğün masrafları senden olsun ama düğün mutluluğunu başkasıyla yaşayalım, olmaz.”Zeybekci ayrıca, “ABD, Türk çeliğine haksız şekilde anti-damping vergisi koydu. Dünya Ticaret Örgütü’ne şikayet ettik. Uluslararası mahkemeler götürdük” dedi.milliyet
Reklam
Dünya Bankası Raporu: Türkiye Ekonomisinin Performansı Kaygı Verici
Dünya Bankası’nın aralık ayı raporuna göre Türkiye’nin 2014 yılındaki performansı kaygı verici. Uzmanlar 2015 yılında da kaygı verici durumun devam edeceğini düşünürken, Dünya Bankası göreli düzelme bekliyor.Dünya Bankası'nın düzenli olarak yayınladığı “Ekonomi Notu” raporunun Aralık ayı notlarına göre 2014 yılında Türkiye’nin ekonomik performansı zayıf bir çizgi izledi. Uluslararası sermaye kurumlarının “düşük büyüme dönemine geçildi” tezine uyumlu bir rapor yazan Dünya Bankası, 2014 yılı büyüme tahminini yüzde 3.5’ten 3.1’e çekti.“EKONOMİK BÜYÜME HAYAL KIRIKLIĞI”Ekonominin ayrıntılı durumunun incelendiği raporda stok birikiminden stokların eridiği bir döneme geçildiği belirtilirken, Türkiye’nin üçüncü çeyrekteki performansının zayıf olduğu ifade edildi. Büyüme oranlarının “hayal kırıklığı” yaratıldığı bildirilirken, buna karşın büyümenin “dengeli bir çizgide” olduğu ifade edildi. İşgücünün artmasıyla beraber işsizliğin arttığına işaret eden rapor, tarım dışı işsizlik oranının Eylül ayında yüzde 12.8’e yükseldiği belirtildi. Öte yandan bu durumun orta vadede ekonomik büyümeye katkı sağlayacağı ifade edildi.Dünya Bankası raporu petrol fiyatlarındaki düşüş ile birlikte enflasyon ve dış açığın azaldığına dikkat çekerken, döviz kurundaki yaşanan zayıflamanın ise para politikalarında Türkiye’nin sınırlı bir hareket alanına sahip olduğu belirtildi. Bununla birlikte Dünya Bankası AB’nin zayıf büyüme trendi ile jeopolitik risklerden ötürü Türkiye’nin ihracat performansının azalacağını belirtti. Bununla birlikte cari açığın yüzde 4.5 olacağı tahmin ediliyor.DÜŞÜK BÜYÜME BEKLENTİSİ SÜRÜYOR2015 yılında büyüme oranını yüzde 3.5 olacağını tahmin eden Dünya Bankası özel sektörün yatırımlarının büyümedeana belirleyen olacağını belirtti. Rapor 2012 yılından itibaren zayıflayan özel sektör yatırımlarının Türkiye’nin büyüme performansına olumsuz etkilediğini, açıklanan yapısal dönüşümlerin orta vadede olumlu etkide bulunabileceğine dikkat çekti.UZMANLAR KÖTÜMSERÖte yandan İstanbul Ekonomik Araştırmalar Derneği’nin “Hocaların Gözüyle 2015 yılında Türkiye Ekonomisi” raporuna göre ekonomi uzmanları  Türkiye’nin 2015 yılı performansının olumsuz olacağını belirtiyor. Raporda araştırmaya katılan uzmanların yüzde 56.5’i ekonomik performansın zayıf olacağını düşünüyor. Bununla birlikte araştırmaya katılanların önemli bir çoğunluğu yüzde 2 ile yüzde 4 arasında büyüme bekleniyor.Dünya Bankası 2015 yılında yapılacak seçimlerin olumlu etki yaratacağını düşünürken, ekonomi uzmanları ise bunun tersini düşünüyor. Her iki araştırmada işsizlik ve durgunluğun ekonominin zayıf karnı olacağı belirtilirken, özellikle uluslararası sermaye çevrelerinin “yatırımlarda bağımsızlık” istemi ile “istikrar” taleplerinde örtüştüğü, hükümetin de bu yönde adımlar atacağı bekleniyor. İleri haber
Zarrab'dan Hakkında Takipsizlik Kararı Veren Savcıya Şikayet: 'Takip Ediliyorum'
17 Aralık soruşturmasında 53 kişi ile birlikte hakkında verilen takipsizlik kararı geçtiğimiz hafta kesinleşen işadamı Reza Zarrab'ın takip edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu ortaya çıktı. Avukatı ile birlikte bugün adliyeye gelen Zarrab, kendisi hakkında takipsizlik kararı veren savcıya ifade verdi.KENDİSİNİ TAKİP EDENLERİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİAvukatı Şeyda Yıldırım ile birlikte bugün İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Reza Zarrab, soruşturmayı yürüten Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Ekrem Aydıner'e ifade verdi. 17 Aralık soruşturması kapsamında yaklaşık 2 ay cezaevinde tutuklu kalan Zarrab'ın cezaevinden çıktıktan sonra bazı kişiler tarafından takip edildiği yönündeki şikayetini yenilediği öğrenildi.KİMLİK TESPİTİ İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDIZarrab'ın kendisini takip eden kişilerin kimlikleri konusunda bir bilgiye sahip olmadığını ifade ettiği belirtildi. Soruşturmayı yürüten Savcı Ekrem Aydıner, Zarrab'ı takip eden kişilerin kimliklerinin tespiti için çalışma başlattı.BAKAN ÇOCUKLARIYLA BİRLİKTE TUTUKLANMIŞTIİşadamı Reza Zarrab, 17 Aralık soruşturması kapsamında eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kağan Çağlayan ile tutuklanmıştı. 17 Aralık'ta tutuklanan Zarrab, 28 Şubat 2014 tarihinde cezaevinden çıkmıştı.TAKİPSİZLİK KARARI VEREN SAVCI17 Aralık soruşturmasını yürüten savcı Ekrem Aydıner, 53 şüpheli hakkında takipsizlik kararı vermiş, bu dosyanın tek şüphelisi Orhan İnce tarafından yapılan itiraz geçtiğimiz hafta reddedilerek takipsizlik kararı kesinleşmişti.Yüksel KOÇ/İSTANBUL (DHA)
"Restoran Açmak İstiyorum!" Diyenlerin Yapması Gereken 11 Şey
Lezzetlerle dolup taşan bu topraklarda yaşayan herkesin aklından en az bir kere geçirdiği şeydir. Bir restoran açsam.İşte bu yazıda 'restoran açmak istiyorum' diyen o iyi insanların restoran açmak için yapması gerekenleri var. Bazıları kolay bazıları zor. Ancak öyle veya böyle bunları yapmadan restoran açılmaz. Açılsa da o restoran tutmaz, tutsa da uzun ömürlü olmaz, uzun ömürlü olsa da tek şubeyle kalır büyümez, büyüse de yurt dışına açılamaz, yurt dışına da açılsa diyecek de laf kalmaz. Sadece restoran olarak düşünmeyin.  Bu yazı sadece restoran açmak isteyenler için değil. olaya bakış açınıza göre hızlı yemek, cafe, fırın, bistro, esnaf lokantası, meyhane açmak isteyenler için de geçerli.
Reklam
Dört Eski Bakana Yönelik Yüce Divan Oylaması 5 Ocak'a Ertelendi
17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddiaları kapsamında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu dört eski bakan hakkındaki Yüce Divan oylaması için toplandı. İtirazlar ve bilirkişi raporlarının incelenmesi için oylama 5 Ocak'a ertelendi.Dört eski bakan hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu’nda karar günü. Saat 15.00'te başlaması beklenen komisyon toplantısı, başkan Hakkı Köylü'nün gecikmesi sebebiyle 15:45'te başladı. Komisyon toplantısına, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Muammer Güler'in kendileri hakkında hazırlanan malvarlığı raporuna yaptığı itiraz üzerine 18.00'e kadar ara verildi. Üç isim, itirazlarına ilişkin belgeleri de komisyona gönderdi.Aranın ardından komisyon yeniden bir araya gelirken, toplantıya geçmeden önce Başkanı Hakkı Köylü kısa bir açıklama yaptı. Köylü, itirazları inceleyen uzmanların bilirkişi raporları ve itirazların içinden çıkabilirse oylamaya geçileceğini belirtip 'uzmanlar işin içinden çıkamazsa oylama ertelenecek' dedi.Toplantı öncesi konuşan CHP'li komisyon üyesi Emre Köprülü de 'Erteleme çıkacağı yönde izlenimimiz var.  MASAK raporlarını incelemek komisyonun işi değil. İşi olmadığı halde bu itirazlar gündeme alındı. Meclis tatile gireceği için 5 Ocak'a kadar erteleneceğini düşünüyorum. Bizimde dosyayı incelemek için yeterli süremiz olmayacak' ifadesini kullandı.CHP'li komisyon üyesi Erdal Aksünger de üç eski bakanın da ortak itirazları olduğunu söyledi:'Ortak itirazları 2013'ten geriye giden konularda bizi soruşturamazsınız diyorlar. Bize göre bakanlıkları süresince olan konular soruşturulabilir'Maliye Bakanlığı'na bağlı MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) tarafından hazırlanan rapor, eski bakanların kazançları ile, malvarlıkları arasında orantısızlık olduğu görüşünü içeriyordu.  Verilen arada, komisyonun CHP'li üyeleri bilgilendirmek için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis'teki odasına gitti. Komisyon'un CHP'li üyesi Erdal Aksünger,  gazetecilerin toplantıya neden ara verildiği sorularına, MASAK'ın eski bakanların malvarlıklarındaki değişimle ilgili raporuna eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski AB Bakanı Egemen Bağış ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in yazılı olarak itirazda bulunduğunu söyledi.Aksünger,  'İtirazların, üyeler tarafından incelenmesi amacıyla toplantıya ara verildi' dedi. Toplantıda henüz Yüce Divan oylaması konusunun görüşülmediğini ifade eden Aksünger,  saat 18.00'de yeniden toplandıklarında oylama konusunun ele alınacağını, yapılıp yapılmayacağına ve nasıl yapılacağını konuşacaklarını söyledi.
Zafer Çağlayan'ın Bozdurduğu 4 Bin Cumhuriyet Altını Düğünde Takılmış
AKP'li üç eski bakan, MASAK uzmanının malvarlıklarıyla ilgili bilirkişi raporuna yanıt olarak Meclis Soruşturma Komisyonu’na üç yeni başvuru yaptılar. Zafer Çağlayan , bozdurduğu 4 bin Cumhuriyet altınının iki oğlunun düğününde takılan takılar olduğunu söyledi.Erdoğan Bayraktar dışında, Muammer Güler , Zafer Çağlayan ve Egemen Bağış , bilirkişinin “kayıtlı gelirleriyle orantılı değil” dediği bazı mallarıyla ilgili kaynaklarını açıkladılar.Hürriyet.com.tr'den Bülent Sarıoğlu'nun haberine göre; eski bakanlar, kendileri ve çocuklarının üzerine olan şirketlerin muhasebe kayıtları ve yevmiye defterlerini göndererek şirketlerinin kârlarını servetlerinin kaynaklarından biri olarak gösterdiler. Egemen Bağış ayrıca ailesinden kalan malların tapularını Komisyon Başkanlığı’na gönderdi. Ayrıca üç bakan da “2103 dışındaki kayıtların komisyonun görev ve yetki alanına girmediğini” savundular.Bu konu komisyonda uzun tartışmalara neden oldu. CHP’li üyeler, operasyon 2103’te de olsa bakanların tüm bakanlık döneminin inceleme kapsamında olduğunu, komisyonun böyle sınırlanamayacağını savundular.Zafer Çağlayan, oğlu Ahmet Çağan Çağlayan ’dan kendisine borç gönderilen 1 milyon 50 bin liranın kaynağını iki çocuğunun düğünlerinde takılan takılar olarak göstermişti. Bilirkişi raporunda bu konuda “Altınların hangi tarihte, kim tarafından götürüldüğüne ilişkin bir bilgiye ise yer verilmediği” belirtilmişti.Bununla ilgili de komisyona belge gönderen Çağlayan, kuyumcudaki işlemde 4 bin Cumhuriyet altını bozdurduğunu beyan etti. Bilirkişi, bakanların yeni dilekçeleri ve beyanları ile önceki raporu karşılaştırarak yeni bir rapor yazacak.T24
Reklam
Trans Kadınlarla Sevgili Olacaklara 10 Tavsiye
etiket
Erkek bedeni ile doğmamız kadın olmamıza engel değildir çünkü. Trans kadınlarla sevgili olmak, erkekleri gey yapmaz (tabi eşcinselliğini kabullenemeyen ve kudurmuş insanlar, bir de gizli eşcinseller bizlerle mutlu olabileceğini zanneder). Bir kadın ile trans kadının ilişkisi de lezbiyen bir ilişkidir. Neden mi? Çünkü KADINIZ :D Daha fazla açıklamaya gerek yok herhalde.
OPEC: 'Petrol Fiyatındaki Düşüş Bizim Hatamız Değil'
Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği OPEC, petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşten OPEC dışı üreticileri ve 'spekülatörleri' sorumlu tuttu.Birleşik Arap Emirlikleri'nde toplanan OPEC üyesi ülkelerin bakanları, OPEC'in ham petrol üretimini azaltmayacağını da yineledi.Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ali el Naimi, 'yanıltıcı bilgiler ve spekülasyonların' petrol fiyatında yaşanan %40'lık düşüşte etkisi olduğunu söyledi. El Naimi, 'OPEC dışı ülkeler üretimi kısmak istiyorlarsa bunu yapabilirler' dedi.OPEC Genel Sekreteri Abdullah Selim el Bedri de, petrol fiyatlarının 2015 sonlarından itibaren artışa geçmesini beklediklerini söyledi.Suudi Arabistan Petrol Bakanı El Naimi üretimi düşürmek istememelerinin siyasi nedenleri olduğu iddialarını da yalanladı.Geçmişte yaşanan benzer durumlarda üretimi kısan Suudi Arabistan'ın bu kez bu adımı atmaması bazı 'komplo teorilerine' neden olmuştu. OPEC'in, üretimi sabit tutarak ABD'de artan kaya petrolü üretimi karşısında pazardaki hakimiyetlerini korumak istediği, ve İran ile Rusya'nın petrol gelirlerini düşürmeyi amaçladığı iddia edilmişti.OPEC Kasım ayındaki toplantısında günlük 30 milyon varil olan ham petrol üretimi hedefini sabit tutmaya ve müdahalede bulunmadan piyasanın kendi dengesini bulmasını beklemeye karar vermişti.Brent türü ham petrolün varili küresel talebin azalması ve ABD'nin üretimin artası nedeniyle Haziran'dan bu yana neredeyse yarı yarıya düştü.BBC Türkçe
Sarıkamış: 100 Yıldır Unutulmayan Acı
100 yıl önce yaşanan Sarıkamış Harekatı sırasında donarak şehit olan 90 bin asker 2-4 Ocak 2015’te Sarıkamış’ta düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Kars'ın Sarıkamış ilçesindeki Allahuekber Dağları'nda şehit olan 90 bin askeri, harekatın 100'üncü yılında geniş kapsamlı törenlerle anmak için soğuk havaya rağmen çalışmalar yoğun şekilde sürdürülüyor.Sarıkamış Harekatı'nın yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında, 100 bin kişinin katılması planlanan 'Ay yıldızlı tören alanı'nda çalışma gerçekleştiriliyor. Toplam 15 bin metrekare alan üzerine inşa edilen ay yıldızlı tören yerinin taban zeminine kesme taş döşemesinin yanı sıra çevre düzenlemesi yapılıyor.Hava sıcaklığının sıfırın altında 15 dereceye kadar düştüğü bölgede çalışma yürüten belediye ekipleri, zaman zaman ateş yakarak ısınmaya çalışıyor.Sarıkamış Belediye Başkanı Göksal Toksoy, gazetecilere yaptığı açıklamada, her yıl ocak ayının ilk haftasında törenler yapıldığını anımsatarak, bu yıl da 2-4 Ocak'ta Sarıkamış Harekatı'nın 100'üncü yıl dönümü anma etkinlikleri yapılacağını söyledi.Yaklaşık 6 aydır çalışmaların aralıksız devam ettiğini vurgulayan Toksoy, 'Bu anlamda Orman ve Su İşleri Bakanlığı'mızın ulaşım ve yürüyüş yolu çalışmaları var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'mızın tören alanıyla ilgili çalışmaları var. Ulaşım yolu çalışması devam ediyor' dedi.Toksoy, yürüyüş yolundaki çalışmaların yüzde 90'ının tamamlandığını belirterek, tören alanının kış koşullarında 4 Ocak'a yetiştirilmeye çalışıldığını ifade etti.'Bu tören alanı, 100'üncü yılında 100 bin kişi alacak'Belediye ekiplerinin, soğuk havaya rağmen çalışmalarının aralıksız sürdüğünü anlatan Toksoy, şunları kaydetti:'Bu tören alanı, 100'üncü yılında 100 bin kişi alacak. Yani bu saha 100 bin kişi kapasiteli. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatları doğrultusunda çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Kendilerinin de anma etkinliklerine katılacaklarını umut ediyoruz. Allahuekber Dağları'nda bizler için canlarını feda eden şehitlerimize ne yapsak azdır. Türkiye şehitlerinin batı kapısı Çanakkale, doğu kapısı Sarıkamış'tır. Devletimiz, hükümetimiz bu konuda yoğun çalışma sürdürüyor. Bundan sonra yılın 12 ayında ziyaret için vatandaşlarımızı buraya bekliyoruz. Tarihimizi bundan sonraki nesillere böyle aktarmamız gerekiyor.'Tören alanında karlar içinde çalışan işçilerden Kenan Alkan da şehitler için en zor şartlarda bile çalışılması gerektiğini belirterek, 'Biz aslında onlara göre şanslı bir nesiliz. Bu vatan için canlarını feda eden şehitlerimiz için en soğuk şartlarda bile çalışsak azdır' ifadesini kullandı.100 yılda unutulmayan acıSarıkamış Harekatı'nda yaşanan trajedinin ardından 100 yıl geçmesine rağmen acılar, hafızalardaki canlılığını koruyor.Mehmetçik harekatta şartların tüm olumsuzluğu karşısında sergilediği üstün cesaret, sabır ve metanetle düşmanının bile takdirini kazandı.Karlı dağlar ve aşırı soğuğa karşı tarihte eşine rastlanmayan bir mücadele ortaya koyan on binlerce Türk askeri, çetin doğa koşullarına ve tüm yokluklara karşın 'emre itaate' asla baş kaldırmadı. Allahuekber Dağları'nı aşarken çoğu kurşun atamadan, düşmanla göğüs göğüse vuruşamadan şehit oldu. Kar altında soğuğa direnemeyen güçsüz vücutları mor renge bürünerek 'kardelen'ler gibi karlara gömüldü.AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 1. Dünya Savaşı'na yeterli hazırlıkları yapmadan girmek zorunda kalan Osmanlı Devleti'nde, Enver Paşa'nın, 93 Harbi'nde kaybedilen Kars, Batum, Artvin ve Ardahan'ı da geri alıp Kafkasya'ya yönelmek amacıyla orduyu insan boyunu aşan karla kaplı Allahuekber Dağları üzerinden Sarıkamış'a doğru harekete geçme emri vermesi büyük trajedinin başlangıcı oldu.Araştırmalarda üst düzey komutanlara ait ortaya çıkan anılarda, henüz bıyığı bile terlememiş, yaşları 12-13 olan çocukların da bulunduğu Türk askerinin, karlara gömülerek şehit oluşu, tüm imkansızlıklara rağmen emre itaatkarlığı, bayrak sevgisi, vatanı uğruna neler yapabildiği tarihin altın sayfalarına kazındı.Komutanlardan Kurmay Yarbay Şerif Köprülü İlden'in anılarında, Sarıkamış Harekatı'nda Enver Paşa'nın taarruz planlaması ve zamanlamasına yöneltilen eleştirilerle Türk askerinin verilen emirleri yerine getirebilmek için ölüm yolculuğuna sırt çevirmeden çıktığı bilgisi aktarılıyor. Köprülü Şerif Bey'in, 'Sarıkamış bize büyük bir ibret olduğu kadar tarihimize parlak bir sahife-i şereftir. Tarihlere şan olsun ki büyük bir Türk ordusu cahil ve divane kumandanın ihtirasıyla yüksek dağlar üstünde kara kışın tipisiyle asırdide düşmanın güllesi ve kurşunlarıyla uğraşa, cenkleşe istiklal-i milli uğruna kamilen mahvoldu da bir neferi arka çevirmedi. Sarıkamış'ta hiç panik olmamıştır'' ifadeleri anılarında dikkati çekiyor.Sarıkamış'ta bir alay cephesinde, birçoğu karlara gömülerek ve bir kısmı da bir kurşun sıkamadan düşman güçlerinin ateşiyle şehit düşen birlikteki son 3-4 askere Enver Paşa'nın 'Ne bekliyorsunuz? Saldırın'' diye emir vermesi üzerine, askerlerin, 'Şimdi saldıracağız, Paşa Hazretleri' şeklindeki cevabı 'emre itaat'e ne kadar bağlı kalındığını ortaya koyuyor.AA
Snacks, Yeni Girişimcilerin ve Girişimci Adaylarının Mobil Bilgi Bankası Olmayı Hedefliyor
Yeni girişimcilerin belki de en çok zorlandığı konuların başında, girişimlerin çok farklı alanlardaki ihtiyaçlarına yönelik bilgilerin hepsine sahip olmak zorunda olmaları, ya da bununla ilgili profesyonel bir destek almak zorunda olmalarını gösteriyor.Çoğu girişimcinin karşılaştığı en büyük problemlerin başında şirket açmak, muhasebe tutmaya başlamak ve hukuksal işlemler geliyor. Girişimlerin belki de en çok dış destek aldığı konular bunlar. Elbette iş bununla da sınırlı değil, bir girişimcinin pazarlamadan kullanıcı deneyimine, satıştan teknik geliştirmeye her konuda 360 derece bir bilgi birikimine sahip olması çok kritik.Snacks adlı mobil uygulama, tasarım, geliştirme, girişim hukuku, pazarlama gibi konular hakkında hap bilgileri tek bir uygulama altında toplama görevini üstlenen bir mobil uygulama. Kısacası bir girişimin sahip olmak isteyebileceği pek çok konu hakkında bilgileri bir mobil uygulamada bir araya getiriyor.Honolulu’da düzenlenen Startup Weekend‘de ortaya çıkan bir girişim olan Snacks’in ilk olarak sadece iOS versiyonu piyasaya çıkacak. Ortaya çıktığı ortam gereği fikir aşamasından hızlıca hayata geçen Snacks, girişimlerin nasıl çalıştığıyla ilgili olarak kullanıcılarına bilgi veriyor. Yani aslında hem yeni girişimcilerin hem de girişim yapmak isteyen herkesin mutlaka göz atmasında fayda olan bir bilgi birikimi hazinesi niteliğini taşıyor.Elbette gerek muhasebe, gerekse hukuk konularında diğer ülkelerden farklı kurallarımız var. Ancak uygulamada sunulan, tasarım, kullanıcı deneyimi ve geliştirme gibi konular Türk girişimcilerin de işine fazlasıyla yarayabilir. Bununla birlikte yurtdışına, ABD’ye açılma hayali olan girişimlerin de Snacks’e bakmasında büyük fayda olabilir. Eğer girişimci adayıysanız, Snacks’in iOS versiyonu için beta listesine kayıt olabilirsiniz.Webrazzi
Reklam