CHP’nin Seçim Kartı: Kredi Kartı Borçlarına 'Af' Formülü
Seçim kampanyasını yoksullukla mücadele eksenine oturtacak CHP’nin meydanlardaki en büyük kozu binlerce aileyi “borçları” nedeniyle yıkan kredi kartları olacak. CHP yönetimi on binlerce insanın borcunu ödeyemediği için batağa saplandığı, aile facialarının yaşandığı kredi kartları sorununa çözüm için “af” formülü üzerinde çalışıyor.“Demokrasi, medya özgürlüğü entellektüellerin ilgi alanında, vatandaşın ilgisini çekmiyor” diyen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel seçim stratejsinin ana eksenini “yoksullukla mücadele”ye dönük ekonomi politikaları oluşturacak. Cumhuriyet'ten Ayşe Sayın'ın haberine göre CHP yönetiminin “sır” gibi sakladığı projenin en büyük ayağını ise “kredi kartlı borçlarına af” oluşturacak.HP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran seçimlerine dönük bazı kesimlerden gelen kampanyanın ana eksenine “özgürlük söylemi”ni oturtması yönündeki önerilere karşın, önceliğini ekonomi olarak belirledi. Bu kapsamda öncelikle Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde çıkış yapmasını sağlayan, ancak “kamuoyuna yeterince anlatamadık” diye yakındığı “aile sigortası” projesi yeniden revize edilecek. CHP Lideri’nin “vaat çantası”nda, emeklilere dönük ise iki dini bayramda birer “ikramiye” verilmesi bulunacak.Sır gibi saklanıyor Ancak CHP Lideri’nin seçim meydanlarındaki en büyük kozu ise hemen her ailede en az bir bireyde bulunan ve birçok aileyi de “borçları”yla yıkan “kredi kartları” olacak. Bu kapsamda kredi kartı borçlularına “af” getirilmesine dönük proje üzerinde çalışılıyor. CHP yönetimi, projeyi siyasi rakiplerinin “kopyalamamaması” için sır gibi saklıyor. Henüz ayrıntıları netleşmemekle birlikte, borç silme tüm kesimleri değil, belli gelir grubu ve borç limitini kapsayacak ve hangi kaynaktan karşılanacağı da projede anlatılacak. Projenin ne zaman kamuoyuna açıklanacağını da parti yönetimi daha sonra belirleyecek.5.8 milyar liralık borç varKredi kartı borçlarının 5.8 milyar liraya yaklaştığı Türkiye’de, bankaların kullandırdığı kredi kartı sayısı ise 57 milyon 7 bine çıktı. Merkez Bankası verilerine göre bankalarda takibe giren kredi kartı borcu 20 Şubat haftasında 5 milyar 795 milyon 446 bin liraya ulaştı. Mevduat bankalarında tasfiye olunacak kredi kartı borçları yüzde 10.39 artışla 5 milyar 646 milyon 661 bin liraya çıkarken, katılım bankalarında yüzde 9.34 azalışla 148 milyon 785 bin lira oldu. Bankacılık sektöründe Aralık 2014 itibariyle 32 mevduat, 13 kalkınma ve yatırım, dört de katılım bankası olmak üzere toplam 49 banka bulunuyor. Bu bankaların üçü kamu, 10 tanesi özel, 19 tanesi de yabancı sermayeli.
Beşiktaş ve Trabzon Maçının Tarihi Değişti
Spor Toto Süper Lig'in 24. haftasındaki Beşiktaş-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor ile Gaziantepspor-Trabzonspor maçlarının tarihlerinde değişiklik yapıldı.Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, daha önce 16 Mart Pazartesi günü saat 20.00'de oynanması planlanan Beşiktaş-Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor karşılaşması 15 Mart Pazar günü saat 16.00'ya alındı.Aynı haftada 15 Mart Pazar günü saat 16.00'da oynanacağı açıklanan Gaziantepspor-Trabzonspor maçı ise 16 Mart Pazartesi saat 20.00'ye ertelendi.Ligtv
‘Onlar Barış Hayalini Satmak İstiyor, Biz Gerçek Barışı Halkımıza Armağan Etmek İstiyoruz’
Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Onlar barış hayalini satmak istiyorlar, biz gerçek barışı halkımıza armağan etmek istiyoruz. Biz sizin bu ülkeye demokrasi, özgürlük ve barış getireceğinize zerre kadar inanmıyoruz.' dedi.Demirtaş'ın konuşmasından satırbaşları:'Yaşar Kemal'in bıraktığı miras, şerefle taşınacak bir emanettir. Yolun açık olsun Büyük Usta! Bugün TMMOB'un İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü. Her gün iş cinayetleri yaşanmasına rağmen, bu hükümet gereğini yapmıyor. Bir iş yerinde 10 işçi yaşamını yitirdiğinde işverenin hesap verme kaygısı yoksa, artık hiçbir işyerinde işçi güvenliği yoktur. Hükümet şu mesajı veriyor uluslararası para babalarına: Gel, Türkiye 'de işçi çok ucuz. Torunlar'da Hükümet '10 işçi ölür, biz hesap sormayız, fatura kesmeyiz' mesajı veriyor. Mesele bir iş yeri meselesi değil. O yaşamını yitiren işçiler 10 dakika oturma eylemi yapsaydı tutar önce onları coplar, sonra aylarca yıllarca hapsederlerdi. Türkiye'de bugün 3 milyon işsiz var. Bunların 1 milyonu üniversite mezunu, 15-16 yıl okul okumuş bu çocuklar.ERDOĞAN'A ELEŞTİRİEkonomi ciddi sinyal veriyor. Seçim öncesinde ciddi bir kriz çıkmaması için Cumhurbaşkanı Merkez Bankası'na talimatlar yağdırıyor. Seçimi kazanmak için ekonomiyi riske atmak, kendi bakanını azarlamak, Merkez Bankası Başkanı'nı hain ilan etmek dahil her şeyi yapabiliyor. Bize bu kadar yüklenmelerinin nedeni Halkların Demokratik Partisi'nin 400 milletvekili çıkarmalarına engel olacak tek güç olması. Düşünün ki bir de bu anlayış 400 milletvekili kazanmış, başkan olmuş... Düşünmeyin daha doğrusu! Çünkü böyle bir şey olmayacak.'İŞİMİZ İKTİDARA GEÇMEK''Yeni yaşam'ı başkalarının ilkesizliği üzerinden kurmayacağız. Mücadelemiz bunun en büyük teminatıdır. Garanti halkın kendisidir. Bizim işimiz ana muhalefet görevi yürütmektir. AKP iktidarını denetlemek, mümkün olan ilk anda da onu indirip yerine geçmektir. Nasıl bir yangın yerinden çıkıp buralara geldiğimizi, nasıl bir emekçi yoksul kitlesiyle bu mücadeleyi yürüttüğümüzü biliyoruz. Proje partisi olarak gelmiş olanlar bir halk hareketinin onları süpürebileceğne ihtimal vermiyorlar. İşte biz o halk hareketiyiz. Bizim yeni muktedirlere, yeni saraylara ihtiyacımız yok. Türkiye'nin bütün renkleriyle bir emekçi iktidarına ihtiyacımız var.BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ'NE SERT SÖZLERBingöl 'Üniversite'si rektörü akrabalarından oluşan bir şirket kurmuş orada. AKP İl Başkanı gibi çalışıyor. Rektörün kardeşinin Rektör Yardımcısı olmasına, 5 akrabasının yönetici olmasına YÖK olarak siz nasıl müsaade edersiniz? Sekiz gündür açlık grevinde olan Bingöl Üniversitesi öğrencileri düşman hukukuna mı tabidir, açıkça söyleyin bilelim.ektör Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi'nden gelmiş, Bingöl Üniversitesi'nde Kürdoloji Bölümünün başına geçirilmiş.Bingöl Üniversitesi'nde sükunet istiyoruz. Üniversitelerde özgürlük ve demokrasinin hakim olmasını istiyoruz. Bu anlayışla ülkeye barış getirecek anlayış nasıl bağdaşabilir, soruyoruz. 'HÜKÜMET BARIŞ HAYALİ SATMAK İSTİYOR'Ortak açıklamadan sonra, 'Biz uzun süredir bu açıklama için uğraşıyoruz' dedik. Elbette ki bu ülkede kesinlikle silahlar susmalı ve silahlar bırakılmalı. Bu, en büyük arzumuzdur. Barış yürüyüşünde hükümetle anlaşamadığımız nokta şu: Onlar barış hayalini satmak istiyorlar, biz gerçek barışı halkımıza armağan etmek istiyoruz. Tekrar edeyim: Biz sizin bu ülkeye demokrasi, özgürlük ve barış getireceğinize zerre kadar inanmıyoruz. 'ZALİM İKTİDARA DİRENMEK KUTSALDIR'Açıklama benden dolayı gecikmişmiş. Açıklama 7 ay önce yapılacaktı, niye yapmadınız, yaptırmadınız? Neden? Yedi ay neden engellediniz, hükümet olarak bunun cevabını bir verin önce. Neden biliyor musunuz, seçime yakın yapmak istediler... Seçime üç ay kala bu deklarasyonu yayınlıyoruz da, Meclis'ten hangi yasa çıkacak? AKP'ye güvenmiyoruz, bu kısmı çıldırtıyormuş onları. Güvenmiyoruz, güvenmiyoruz, anlamıyor musun? Neyine güveneceğiz senin? Bugüne kadar hangi demokrasi yasasını çıkardınız? Türkiyehalklarına barış konusunda ne verdiniz? Bu Hükümet bu ülkeye kalıcı barışı getiremez. Zihniyetleri buna uygun değil. O nedenle HDP'nin büyümesi lazım. Böylesine zalim bir iktidara karşı direnmek bile kutsaldır, bırakın kazanmayı. 'SİLAHLARI BİZ BIRAKTIRACAĞIZ'Hükümet bizim için acil olan silahların bırakılması değil, seçim öncesi 'öyleymiş gibi' yapılması diyor. Evet, PKK silahları bırakacak, ama biz bıraktıracağız. Meclis'e daha güçlü gireceğiz, biz başaracağız. Dağları biz, demokratik biz uzlaşıyla boşaltacağız. Devleti biz kurmuşuz, vergisini biz veriyoruz, omuzlarımızda biz taşıyoruz, o halde biz yöneteceğiz. İlla birini cezaevine koyacaksanız kendinizden başlayın. Asıl çocukları suça iten sizlersiniz. Adalet Bakanı Sayın Bozdağ, lütfen Şakran Cezaevi'ne bizzat gidin, durumu görün, sorunları çözün. 9 Mart seçmen olarak naklini yaptıracaklar için son gün. Öğrenci, mevsimlik işçi, turizm emekçisi kardeşlerim, naklinizi yaptırın.haberler.com
JBL'den Hareketle Kontrol Edilen Kulaklık: Reflect Response
JBL, dünyanın hareketle kontrol edilebilen ilk akıllı kulaklığını duyurdu. Reflect Response olarak adlandırılan kulaklık, bünyesinde barındırdığı hareket algılama teknolojisi sayesinde kullanıcıların çalan parçayı hareketle başlatabilmesine, durdurabilmesine, değiştirebilmesine ve gelen aramaları yanıtlayabilmesine olanak sağlıyor.JBL’in spor odaklı yeni kulaklığı Reflect Response, mobil cihazlara Bluetooth bağlantısı üzerinden bağlantı kuruyor. Tam dolu pille 8 saate varan kullanım imkanı sunduğu belirtilen kulaklığın mavi, yeşil ve siyah olmak üzere dört farklı renk seçeneği bulunuyor. Yaz aylarında İngiltere’de ve Avrupa’da piyasaya sürülecek olan JBL Reflect Response’un fiyatı 129 sterlin .LOG
Enflasyon Şubat Ayında Yüzde 7,55'e Çıktı
Şubat ayı enflasyonu, Ocak ayına göre göre yıllık bazda yükselerek 7,55 oldu. Fiyatı en fazla artan ürün ise yüzde 28,22 ile mandalina.Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre özel kapsamlı TÜFE göstergelerinden 'H' yıllık olarak Ocak'taki yüzde 9.36'dan Şubat'ta yüzde 8.44'e gerilerken, 'I' yüzde 8.63'ten yüzde 7.73'e gerilemiş oldu.Ana harcama grupları itibariyle aylık en yüksek artış yüzde 2.59 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşirken, endekste yer alan gruplardan ulaştırmada yüzde 1.77, lokanta ve otellerde yüzde 1.06, haberleşmede yüzde 0.94 ve sağlıkta yüzde 0.82 artış gerçekleşti.İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, 'Veri detayları, aylık enflasyona en büyük katkının öngördüğümüz gibi 0.67 puan ile gıda grubundan geldiğini gösteriyor. Enflasyona katkı yapan diğer unsur ise dolar/TL'de görülen artış ve petrol fiyatlarının kısmen yukarı gelmesinin etkisiyle artan ulaştırma grubu oldu. TCMB çekirdek göstergelerde iyileşmenin sürdüğünü göstererek Mart ayı politika toplantısında küresel risk iştahı ve dolar/TL izin verirse ölçülü bir indirime gidebilir' dedi.Verilere göre Yİ-ÜFE Şubat'ta yüzde 1.20 artarken, yıllık artış Ocak'taki yüzde 3.28'den Şubat'ta yüzde 3.10'a geriledi.Reuters'ın 21 kurumun katılımı ile yaptığı ankete göre Şubat'ta TÜFE'nin yüzde 0.75 artışla yüzde 7.58'e yükselmesi bekleniyordu.Verinin piyasa beklentilerine yakın gerçekleşmesi sonrası kur ve faizde anlamlı bir değişim olmadı.
Bahçeli’den 10 Maddelik Mutabakat Metnine 9 Madde ile Cevap
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin karanlık bir tünelde olduğunu ifade eden Bahçeli, “Başbakan aklınca selamlaşma kampanyası başlatsa da, insanlarımızın arasına nifak girmekte, selam sabah kesilmektedir. Milletimiz kararmış vicdanların elindedir. Vatanımız korkakların, kanlı ve terörist niyetlerin güdümündedir. Geri çekilmeler başarı olarak takdim edilmektedir. Etrafımızdaki çember giderek daralmaktadır. Önümüz engebelerle dolu, geleceğimiz risklerle çevrilidir. İç huzurumuz, toplumsal barış ve asayişimiz soluk alamamaktadır” dedi.“10 MADDELİK İHANET METNİNİ ÇÖZÜM DİYE SUNMAKTADIR”‘Terörü İmralı’dan yöneten eşkıya başı hayal dahi edemeyeceği bir konum ve duruma yükseltilmiştir’ diyen Bahçeli sözlerini söşye sürdürdü:“Bölücü örgüt jestlerle dirilmiş, tavizlerle silahlanmış, pazarlıklarla Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına sanki muadili bir güç, sanki eşit bir muhatabı gibi dikilmiştir. AKP, PKK’yı omuzunda taşımış, havalarda gezdirmiştir. AKP, PKK’ya ruhunu kaptırmış, irade ve iffetini devretmiştir. Kandil hayranlığı AKP’nin aklını almış ve afallatmıştır. AKP İmralı’nın izbeliklerinde kayıplara karışmış, şeref ve namusla yollarını çatallaştırarak ihanet katarına çoktan eklemlenmiştir. Görüyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bir teröristin, bir katilin, bir sabıkalı bölücünün 10 maddelik ihanet metnini çözüm diye sunmaktadır. Davutoğlu inanmadığı halde hala ortak aidiyet telaffuzuyla avunmakta, bize de çağrıda bulunmaktadır. Şehitlerimizin istismarı ya da hepimiz için kutsal olan kavramlar üzerinden siyaset geliştirmemiz halinde kaybedenin biz olacağını söylemektedir. İstismar AKP’ye has bir ilkelliktir. Takiyenin kime yakıştığı da bellidir. Davutoğlu unutmasın ki, eğer milletimiz kazanacaksa, eğer milletimiz huzura kavuşacaksa biz kaybetmeye ve yanılmaya baştan razıyız. Ama hiç de böyle olmayacaktır.”“İHANET METNİ TÜRKİYE’NİN VAROLUŞUNU İNKAR BEYANNAMESİDİR”Bahçeli, “İmralı canisinin sözlerine dikkat kesilen vicdanlı, milliyetçi-vatansever yürekler yaklaşan fırtınayı hissetmektedir. Her bir maddesi musibet, her bir maddesi melanet, her bir maddesi mahvoluş demek olan ihanet metni, Dolmabahçe Sarayı’ndaki Başbakanlık Ofisi’nde rahat koltuklarına kurulan müflis şahsiyetlerce açıklanmıştır. Neymiş, PKK olağanüstü kongre toplayıp silah bırakacakmış. Neymiş, barış gelecek, demokratik siyasetin önü açılacakmış. Öncelikle söylemek istediğim şudur: Sevr Antlaşması’na da barış diyorlardı ve Türk milletine nasıl bir cehennemi yaşatacağı da herkesin malumuydu. İmralı canisinin hazırlayıp Kandil çetesinin ihtiyatla paraf ettiği 10 maddelik ihanet metni; Türkiye Cumhuriyeti’nin çöküş belgesi, varoluşunu inkar beyannamesidir” dedi.“İKİYÜZLÜLER TÜRK MİLLETİNİ KAFA KOLA ALMAK İÇİN HİZAYA GEÇMİŞTİR”Bahçeli şunları söyledi:“AKP’ye oy veren kardeşlerim lütfen düşününüz; diz boyu olan rezaletlere, bacayı saran düşmanlıklara nasıl suskun kalalım? Türkiye parçalanıp, millet bölünüp, vatan satılırken hareketsiz mi kalalım? Çözüm isimli çözülme etaplarını, barış makyajlı batış ve bayağılık manifestosunu iyi ve güzel şeyler oluyor diyerek alttan mı alalım? Her dağa çıkan 30 yılda hükmünü geçirecekse, sözünü dinletip dayatmalarını kabullendirecekse, Türk milletinin payidarlığını, ırz-ı devleti, şeref-i devleti nasıl teminat altına alıp ilelebet muhafaza edeceğiz? Bundan sonra önüne gelen silahlanıp bir dağ köşesini, bir yol ağzını tutarsa, değerli arkadaşlarım söyleyiniz, onlara da teslim mi olacağız, saraylara buyur mu edeceğiz? Ne yapacağız, neyde karar kılacağız? Haysiyetini çıkarlarıyla değiştirmiş, yetmemiş, üste de milli emanetleri vaat etmiş AKP; eşkıyanın meydan okumasına, bölücülüğün hain isteklerine tamam demiş, olur vermiştir.Sevr’in kalıntıları, haçlı hesap ve özlemleri AKP’ye hulul etmiştir. Entrikacılar Türkiye’yi kefene sarmak için yola çıkmıştır. İkiyüzlüler Türk milletini kafa kola almak için hizaya geçmiştir.”“AKP-PKK MUTABAKATINA GÖZ AÇTIRMAMAKTA SON DERECE KARARLIYIZ”Geçtiğimiz Cumartesi Günü Dolmabahçe’de HDP heyetinin ve Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın çözüm sürecine ilişkin şaptıkları açıklamaları ile ilgili olarak Bahçeli, “AKP-PKK-HDP ve Dolmabahçe’deki sahneleri iyimserlikle karşılayıp PKK’yı taraf gören CHP saf saf, öbek öbek Türkiye’nin karşısına dizilmişlerdir. İmralı canisi sonunda saraylara kadar fiilen gelmiş, mesajlarını Başbakanlık ofisinde okutmuştur. Caninin teklif ve tehdit dolu sözlerine AKP taşıyıcı bedenlik yapmıştır. Hükümet teröristlere kucak açmış, kulak kabartmış, kumandayı uzatmış, kulvarı boşaltmıştır. Kumpas tüm yönleriyle deşifre olmuştur. Milletimizin içine yuvarlandığı tezgah vasat bulmuştur. İhanetin kravatlı kravatsız aktörleri sobelenmiştir. AKP-PKK koalisyonun karanlıkta kalan noktaları vuzuha ermiştir. Öyle ki, AKP-PKK müştereken Türkiye’yi kundaklamış ve kuşatmıştır. Bebek katilinin 10 maddelik ihanet metni şiir dinletisi gibi dinlenmiş, gösterime giren tiyatro oyunu gibi izlenmiştir. Düşe kalka vizyonda tutulan çözülme süreci 10 maddelik ihanet ilavesiyle yeniden derlenip toparlanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak AKP-PKK mutabakatına göz açtırmamakta son derece kararlıyız. Yıkım projesine nasıl tepki gösterdiysek, çözülme sürecine nasıl direnmişsek, Oslo’dan İmralı ve Kandil’e uzanan hain pazarlıkları nasıl reddetmişsek, daha da fazlasını yapmaya, AKP-PKK’ya nefes aldırmamaya sonuna kadar hazırız. AKP’yle PKK; tekeri laçkalaşmış, her yeri sallanan, sürekli yalpalayan müzakere kağnısıyla daha fazla gidemeyecektir. Yok eğer giderse millet hepten kaybedecek, Türkiye’nin yerinde yeller esecektir” dedi.9 MADDELİK İTİRAZBahçeli, şöyle devam etti:“Bizim Dolmabahçe Sarayı’nda balosu yapılan 10 maddelik ihanet metnine sıcak bakmamız, olumlu yaklaşmamız en başta kendimizi inkar, milletimizi hiçe saymak olacaktır. Bu kapsamda olmak üzere, ihanetin belgeli haline tam bir itirazımız vardır ve maddeler halinde söyleyecek olursak şunlardan teşekkül edecektir:1-Öcalan canisi örgütünü silahlı mücadeleyi bırakma temelinde, stratejik ve tarihi kararı vermek için bahar aylarında olağanüstü kongreyi toplamaya davet etmektedir. Benzer bir açıklamayı 21 Mart 2013 tarihinde de yaptığı, silahların susmasını, fikirlerin konuşmasını lafta istediği akıllardadır. PKK silahtan vazgeçmemiş, tetikten elini çekmemiştir. Sınır dışına çıktı çıkıyor denilen teröristlerin, yalnızca yaşlı ve hastalıklı olanları vatan topraklarını terk etmişlerdir. O tarihlerde gerek Erdoğan, gerekse de diğer AKP’liler bundan sızlanmışlar, farklı zeminlerde eleştirmişler, millete söyledikleri yalanlarını bizzat tekzip etmek durumunda kalmışlardır. Diyeceğim odur ki, PKK’nın silah bırakma çağrısı zaman kazanmaya dönük bir manevradır ve kandırmacadan ibarettir. Silah bırakan varsa o da AKP Hükümeti’dir. Silahları gömen, indiren, kılıfına sokan varsa o da Türk devletidir.PKK’nın silah bırakacağını, silahla yollarını ayıracağını ummak ve beklemek ahmaklık ve gaflettir. Bilakis Kandil’den ve HDP’nin çok konuşan Eşbaşkanından silahlarla yolların ayrılacağına dair en ufak teselli edici söz işitilmemiştir. Bu Eşbaşkan, Hükümet’in uygulamalarını hala umut verici görmemekte, Kandil’den gelen haberler AKP’yi açığa düşürmektedir.Kamuoyuna yansıyan 7 aşamalı silah bırakma etapları da psikolojik ve algı operasyonudur. Kiralık terör örgütü PKK, bu zamana kadar silahlı eylemleriyle gelmiş, kan akıtarak, can alarak ve AKP’yi esir ederek dişini geçirmiştir. Öldürmekte ustalaşan, kırmakta, dökmekte, yakmakta ve yok etmekte markalaşan malum terör örgütü, Türkiye’yi bölmeden veya devletin kahrıyla karşılaşmadan silahı kenara koymayacaktır. Bu nedenle PKK’nın silahlara veda etmesi hayaldir, Türk milletini aldatmaya dönük yalan, uydurma ve temelsiz bir propagandadır.2-PKK’nın olağanüstü kongreyle silah bırakmasını istemek; siyasallaşma ve meşrulaşma çabalarına sinsi bir ilavedir. AKP buna göz yummuş veya açıktan destek olmuştur.Kongreler demokratik zeminlerdir. Ortak akıl ve karar mekanizmaları kongrelerle tesis edilmektedir. Bir terör örgütünden ve katiller oluşumundan kongre toplamasını istemek, buna da çanak tutmak ancak ve ancak münafık ve mel’un zihniyetlerin işidir. Terör örgütünün sözde kongre toplamasını beklemek yerine, teröristleri saklandıkları inlerde arayıp, bulup çıkararak adalete teslim etmek ve bu eksende cesaret göstermek Hükümet’in milli ve tarihi bir sorumluluğudur. Ne var ki, ecdadımızın türbesini bile koruyamayan, sözüm ona asgari zaruretlere sığınarak vatan topraklarını bırakıp kaçan Davutoğlu ve Hükümeti’nin bunun yapması asla mümkün değildir.3-Caninin mesajı, silahlı mücadelenin yerini demokratik siyasetin almasına yönelik tarihi bir niyet beyanı olarak takdim ve servis edilmiştir. Kurnazca kaleme alınan ifadeler PKK’nın sözde zafer kazandığının, silah vasıtasıyla siyasal emellerine ulaşma sınırına geldiğinin dolambaçlı yollarla duyurusudur. İllegal ve yasa dışı terör örgütünün, hiçbir şey olmamış ve yaşanmamış gibi birden bire siyasal mücadele safhasına geçme teşebbüs ve zorlaması Türkiye’nin yenildiği anlamına gelecektir. Demokrasiyi katleden, siyasete kurşun sıkan, bebekleri öldüren bir terör örgütünü siyasete dahil etme hazırlığı en az şehit haberi almak kadar felakettir, fecaattir.4-10 maddelik ihanet metninde demokratik siyasetin tanım ve içeriğinden bahsedilmektedir. Bu apaçık bir şekilde PKK’nın silahlı ve silahsız militanlarının siyaset yapabilmesine dönük tuzaktır. Hayalet ve hamakat Başbakan ise demokratik siyasetin önü açılacak diyerek sevincini gizleyememiş, doğal olarak PKK’nın oltasına sazan gibi takılmıştır. Demokratik siyaset kavramı PKK ağzıdır ve AKP’nin üslubuna tutunmuştur. AKP’nin, PKK’lıları siyaset alanına taşıma tutkusu bölücülüğü aklama ve temize çıkarma arayışıdır ki, bu da ancak PKK’ya sedir, kanlı planlara payanda olmuş ruhsuzlara has bir tutum olacaktır.5-İmralı canisinin muğlak ifadelerle tanzim ettiği ihanet metninde demokratik çözümün yerel ve ulusal boyutlarıyla ilgili değerlendirmesi tamamen özerkliğin inşasına dönük bir projedir. AKP-PKK ortaklığı, üniter milli devlete vade biçmiştir. AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na uygun olarak Türkiye’nin rejim ve idari yapısı hedefe konmuştur.Erdoğan’ın, geçen hafta valilere 7 Haziran’dan sonra yetkilerinin arttırılacağını söylemesi bu çerçevede ele alınmalıdır. Görünen köyün kılavuz istemeyeceği bilinen bir gerçektir. AKP-PKK bölücü yapılanması, Türkiye Cumhuriyeti’ni masaya yatırmış, iblisten aldıkları taktiklerle, küresel güçlerden aldıkları talimatlarla cerrahi operasyona başlamışlardır. Ve nitekim Türk milleti AKP ile PKK ikizinin adı konulmamış soğuk savaş yöntemleriyle ve bölücü salvolarıyla sıkışmış, ölümcül darbeyi almasına da ramak kalmıştır.6-İmralı canavarı özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden dem vurmaktadır. Sorarım sizlere, Türkiye’de özgür, eşit olmayan vatandaş mı vardır? Özgür vatandaşlığın yasal ve demokratik güvencelerinden maksat; tamı tamamına Anayasa’nın 66.maddesindeki Türk vatandaşlığı tanımının enkaza çevrilmesi manasına gelecektir. AKP, buna da yetmez ama evet diyecek kadar fikren kokmuş, dibe çökmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konudaki görüşümüz nettir. Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes bizim için Türk’tür ve milletimizin yeri dolmayacak ferdidir. Anayasa’dan vatandaşlık tanımını tümden çıkarmak veya etnik temelde marjinal tanımları yerleştirmek vebaldir, suçtur ve soysuzluğun damgası olacaktır.7-Terörist başının ihanet metninde yer verdiği demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar kısmı; yasa ve ahlak dışı bölücü organizasyonların sivil toplum örgütü sayılmasını amaçlamaktadır.8-İmralı canisinin çözüm sürecinin sosyo-ekonomik boyutlarıyla, sürecin sözde demokrasi, güvenlik ilişkisi, kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınmasını dayatması tam bir karartma ve akıl tutulmasıdır. Koruculuğun kaldırılması amacıyla AKP-PKK ilkesel çerçevede uzlaşmışlardır. Boşaltılan köylerle ilgili beklentilerin karşılanması hususunda fikir birliği kurulduğu anlaşılmaktadır. Ve AKP, PKK’nın kanlı borsasına varını yoğunu yatırmıştır. Günlerdir Meclis gündemini işgal eden, tartışma ve kavgalara neden olan İç Güvenlik Paketi HDP ve PKK’nın istek ve tenkitleri kapsamında tekrar ele alınacaktır. HDP rest çekmiş, AKP pert olmuş, uysallaşmıştır. HDP parlamış, AKP pısmış, kaçacak delik aramıştır. Şu acziyet ve rezalete bakınız ki, PKK İç Güvenlik Paketi’ne vize vermeyince AKP geri adım atmak durumunda kalmış, anlaşma yolunu tercih etmiştir. Bizi günlerce HDP’yle aynı karede gösterme izansızlığından özel bir zevk duyan Davutoğlu, şimdi nasılsın, ne durumdasın, nereye saklandın? HDP’nin kapısında dilencilik yapan Başbakan bilesin ki, PKK’yı kırmamak, kızdırmamak adına kanun tasarısını tekriri müzakere edecek kadar fossun, fuzulisin, korkaksın, baştan ayağa fiyaskosun. AKP, HDP’nin arka bahçesi, PKK’nın koşu bandıdır. Davutoğlu tüm sözlerini yemiş, tüm iddialarını bizatihi kendi müdahalesiyle çürütmüştür. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş, AKP ile HDP aynı yastıkta hıyanet ömrünü geçirmek için İmralı ve Kandil huzurunda utanmadan söz kesmişlerdir.9-İmralı canisi yattığı hücreden, kimlik kavramı, tanımı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesine atıf yapmıştır. Bir terörist yeni baştan kimlik tanımlaması istemektedir. Tescilli bir hain, hüküm yemiş bir terör suçlusu çoğulcu demokratik anlayış demektedir. Ve daha acıklı yanı ise AKP’nin bebek katilinin tutsağı olmasıdır. Teröristbaşı kimlik tanımlamaktan bahsediyor, AKP ise buna ses çıkarmıyor. Teröristbaşı Türk milletine yoksun ve tarihin kaydından düşeceksin diyor; Erdoğan ve Davutoğlu’ndan hiçbir rahatsızlık hali görülmüyor. Teröristbaşı Cumhuriyet, ortak vatan ve milletin tanımlanmasını istiyor; Erdoğan ve Davutoğlu teşekkürlerini sunmakla kalmıyor, süreç hedefine ulaşıyor diye bayram ediyorlar. Teröristbaşı ihanetin yeni anayasaya dinamit lokumu gibi döşenmesini şart koşuyor; Erdoğan ve Davutoğlu ille de uygulama uygulama diyerek çığlık atıyor. Bilinmelidir ki; Öcalan-Erdoğan ve Davutoğlu sacayağı Türk kimliğinin utanma nedir bilmeyen hasımlarıdır. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı, bu ülkenin Başbakanı’nı PKK’lıdan ayıran, ayrı tutan ve farklılaştıran artık ne kalmış, geriye ne bırakılmıştır? PKK Başbakanlıktadır, PKK saraydadır, PKK sokaktadır, PKK medyadadır, PKK üniversitededir, PKK iş ve sanat hayatındadır. Bu durum, Milliyetçi Hareket için kabul edilemeyecek bir bozgundur. Bu durum, canlarıyla vatanı kurtaran kahramanlara karşı tam bir vefasızlıktır.”“7 HAZİRAN SON ŞANS, SON ÇARE, SON KAVŞAKTIR”Bahçeli “Milli kimliğimizin PKK’nın tezlerine uygun tanımlanma önerisi Erdoğan’ın umurunda değildir. Aksine gülmemek, alkışlamamak, havalara uçmamak için kendisini zor tutmaktadır. Anlaşılan, Öcalan ve Erdoğan aralarında saat gibi çalışan bir iş bölümü yapmışlardır. Erdoğan ve Öcalan yanlarına 23 Nisan Başbakanı’nı da alarak Türkiye’nin fişini çekmek için son gözden geçirmeleri, son rötuşları yapmaya koyulmuşlardır. AKP, PKK’yla ‘al ver’ mekanizmasında helalleşmiş, iki cambaz gibi hararetle tokalaşmıştır. Kandil’de petrol aramaya kadar işi götüren AKP, PKK’ya uyuşturucu ve silah kaçaklığından sonra yeni gelir kapıları açmanın derdindedir. AKP Şirin, PKK Ferhat olmuş; dağları delerek vicdanlarına müzakere kınası sürmüşler, beraberce milli ahlak ve güvenliğin kanını dökmüşlerdir. Türkiye’nin vatanı ve milletiyle PKK’ya teslimi, süreç ihanetinin mihmandarlığında son parkura girmiştir. Enselerinden vurulan Mehmetçiklerin kanı yerde kalmıştır. Bin yıllık kenetlenme açılamayacaktır. Mete Hanla coşan, Ergenekon’da eritilen demir parıltısıyla çağlayan, Orhun’dan kopup gelen, Atila’nın kırbacıyla Dünyayı titreten millete ihanetin üç elebaşısı engel olamayacaktır. Topraklarımızı, insanlarımızı, yönetimimizi, ocaklarımızı, camilerimizi, cemevelerimizi, okullarımızı, mahallerimizi, mezarlarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi, illerimizi, köylerimizi ayırmamızı dayatıyorlar. Türk milleti çelik gibi sağlamdır, kırmaya ne Erdoğan’ın, ne Öcalan’ın ne de Davutoğlu’nun nefesi yetmeyecektir. Bölücüyü dağda ve ovada aramaya artık gerek yoktur. Bölücü hükümettedir. Bölücüler iktidardadır. Ve bugün içinde bulunduğumuz bu karanlık ortam ve şartları baştan ayağa değiştirmek için 7 Haziran son şans, son çare, son kavşaktır” diye konuştu.“ERDOĞAN BÖLÜCÜLERİN GÖZÜNÜ BOYADIĞINI DERHAL AÇIKLAMALIDIR”Bahçeli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP ve PKK’yı kast ederek ’12 yılda ne istendi de vermedik’ cümlesini ağzından kurşun gibi çıkarmıştır. Erdoğan neler verdiğini, nelerin teminatıyla bölücülerin gözünü boyadığını derhal açıklamalıdır. Erdoğan böylece, Cumhurun başı olmak yerine, Cumhuru parçalayan kişi olduğunu kabul ve itiraf etmiştir. Erdoğan ve Davutoğlu’nun Öcalan’ın vesayeti altına girmesi yenilir yutulur şey değildir. Türkiye’nin kaderini İmralı’ya ipotek ettirmek ise tam bir travmadır. Acaba Öcalan ile Erdoğan haftanın hangi günlerinde hasret gidermektedir? Kandille kriptolu telefonlardan yapılan görüşmeler geceler boyunca sürmekte midir? Merakımız AKP içinden, terörün dağ kadrosuna katılmak isteyenler saraya mı, yoksa adaya mı müracaat edeceklerdir?” dedi.“ERDOĞAN İSTİKARARSIZLIĞIN SİMGESİ HALİNE GELMİŞTİR”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na yönelik sözlerine de değinen Bahçeli, şunları söyledi:“Merkez Bankası’na saldırdıkça dövizin ateşini yükselten, reel sektör borcunu milyarlarca lira katlayan, ekonomiyi alabora eden Erdoğan istikrarsızlığın simgesi, kavga ve karışıklığın ana limanı haline gelmiştir. Bizim bürokratlarla uğraştığımızı söyleyenler, Merkez Bankası Başkanı’nı hastanelik eden Erdoğan’a niçin sessizdir? Döviz lobisi hizmetkârlığına niçin kayıtsızdır? İrtifa kaybeden ihracat, tırmanan işsizlik, yayılan hayat pahalılığı, fırlayan yoksulluk, devleşen yolsuzluk, düşen büyüme, artan borç, dümeni kırılan ekonomi politikaları milletimizi kara kara düşündürmektedir. Erdoğan ve Davutoğlu Türk milletinin gerçek gündeminden sapmışlar, İmralı canisi ve çetesiyle iş tutmuşlardır. Esnafı duyan yoktur. Çiftçiyi gören yoktur. Memuru, işçiyi, emekliyi dikkate alan yoktur. Vatandaşlarımızın ekmeği pahalanmış, mutfak masrafları kabarmış; fakat iktidar bu gerçeklere yüzünü dönmüştür. Erdoğan ve yandaşları artan döviz fiyatlarından dolayı iyice zenginleşmişlerdir. Haram dolar ve avrolardan oluşan hazineleri de adeta darphane gibi para basmıştır. Havuzlar dolmuş taşmış, rüşvet çeşmeleri, hırsızlık kanalları gürül gürül akmıştır. Türkiye darboğazdadır. Türkiye fasit bir dairededir. Milliyetçi Hareket Partisi milleti ve ülkesi için korkusuzca mücadele edecek, Türkiye’yi AKP’den kurtaracaktır.Bu itibarla çok çalışacağız, çok uğraşacağız, çok gayret edeceğiz.”“TÜRK MİLLETİ, BÖLÜNMEYECEĞİNİ 7 HAZİRAN’DA İSPATLAYACAKTIR”Partililere seslenen Bahçeli sözlerini şöyle tamamladı:“Vatandaşlarımız seçim bölgelerinizde sizlerle kucaklaşmayı beklemektedir. Onlara ulaşınız, onlara mesaj, ilke ve hedeflerimizi özen ve özgüven içinde anlatınız. Aziz milletimiz TBMM’nin 24.Döneminde bizlere muhalefet görevi vermişti; inanıyorum ki gelecek dönemde de iktidara taşıyacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’ne artan teveccühün, yoğunlaşan destek ve ilginin hepiniz farkında olunuz. Bu bilinçle uyku orucundan ayrılmayınız, çalışmanın kölesi olmaktan yılmayınız. Zira Türkiye’nin Milliyetçi Hareket Partisi’ne ihtiyacı vardır. Sabahın ayazında uyanan yavrularımız için başarmak zorundayız. Okul harçlığını karşılamak için simit satan çocuklarımıza, tarlasında güneşten kavrulmuş borçlu çiftçilerimize, işsizlikten bunalmış biçarelerimize, mazlum ve mağdurlarımıza müjde vermek için iktidar olmalıyız. Emeklimizi güldürmek için koşmalıyız. Yetimlerimizi sevindirmek için çırpınmalıyız. Türkiye için iktidara talibiz. Türk milletinin dirliği ve esenliği için iktidara ulaşmalıyız ve mutlaka da ulaşacağız. Sizler, Türkiye’nin ağırlaşan sorunlarını, bu sorunlara yol açan faktörleri, müsebbipleri her zeminde söyleyiniz, partimizin düşündüğü çözüm yollarını sabırlar aktarınız. Giderek ağırlaşan ekonomik gelişmelerin hayata nasıl yansıyacağını, sorumlularının kimler olduğunu, olumsuz gelişmelerin nelere yol açacağını ve aileleri nasıl etkileyeceğini önemle vurgulayınız. Ve bu konulardaki bütün birikimlerinizi ve tecrübelerinizi aynı zamanda teşkilat mensuplarımızla paylaşınız ve sağlam bir işbirliği içine giriniz.Türk milleti, Yıkım taşeronlarına, ihanet odaklarına, İşbirlikçi lobilere, kötü adamlara rağmen, Ve Erdoğan’a, Davutoğlu’na inat ayrışmayacağını çatışmayacağını ve bölünmeyeceğini 7 Haziran’da ispatlayacaktır.”
Reklam
Davutoğlu: 'İç Güvenlik Paketi'nin Askıya Alınması Söz Konusu Değil'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma çağrısıyla ilgili olarak “Silahları bırakırız ama' dememeleri lazım. Bunun aması olmaz.” dedi. Öcalan’ın 10 maddelik teklifinin de silah bırakmak için önşart olmadığını söyledi.Başbakan Ahmet Davutoğlu A Haber televizyonuna yaptığı açıklamada çözüm süreci, Öcalan’ın PKK’ya silah bırakma çağrısı, iç güvenlik paketi ve MHP lideri Bahçeli’nin eleştirileri hakkında konuştu. Davutoğlu, Öcalan’ın 10 maddelik öneri listesinin silah bırakma için ön şart olmadığını ifade etti. İç güvenlik yasasında HDP’nin iddia ettiği doğrultuda değişiklikler olmayacağını söyledi. MHP’nin Öcalan’ın serbest bırakılacağına dair iddialarına ise “Şu açıklamada Öcalan'ın serbest kalacağına ilişkin tek bir kelime var mı?” diye yanıt verdi.“10 madde ön şart değil”Bazı HDP milletvekilleri, AKP ile HDP’nin ortak basın toplantısında duyurulan Öcalan’a ait 10 maddelik öneri listesinin silah bırakmadan önce gerçekleşeceğini iddia etmişti. Davutoğlu bu maddelerin bir ön şart olmadığını şu sözlerle ifade etti:“O gün yapılan açıklama metin olarak yapılan bir açıklamadır ve son derece açıktır. Silah bırakma iradesi, bırakma çağrısı ve bunun tarihi bir adım olduğu vurgusu var. Daha sonra da 10 madde içinde tartışmalar yapılabileceği hususudur. Bu açıklamaların özünü teşkil eden hususa dikkat çekmek isterim. Bu silah bırakma çağrısıdır. Öyle olmamış olsa Çözüm Süreci'nde atılan bu adımların içeriği muhtevası boşaltılmış olur… Bu 10 madde, ön şart gibi gösterilen silah bırakma çağrısı esas olarak 10 maddeden önce zikredilmektedir. Bu maddelerin tartışılmasında bizi rahatsız eden bir husus var mı? Hayır. 'Biz silahları bırakırız ama...' dememek lazım. Silahları bırakmanın 'ama'sı olmaz. Silahlar hemen bırakılmalı… (HDP Eş Genel Başkanı) Selahattin Demirtaş, her yerde barış deyip buna karşı çıkarsan kimse sana inanmaz.”“Bu yasanın geçmesi için her şeyi yapacağız”Davutoğlu, HDP’li milletvekillerinin 'İç güvenlik paketinde bazı maddeler tekrar ele alınarak değiştirilecek' iddiasıyla ilgili olarak da, paketin askıya alınmasının ya da HDP’nin iddia ettiği şekilde değişikliklerin söz konusu olmadığını söyledi ve şunları kaydetti:“Bu yasama dönemi içinde bu yasanın geçmesi için her şeyi yapacağız… (Kanun teklifi) 3 günde komisyondan çıktı Meclis'e geldi. Ondan sonra hareketlilik başladı. Neredeydiniz? Bir kere erteledik görüşmeleri gelmedi, bir daha erteledik gelmedi. Onun üzerine Meclis'e gitti. Geçtiğimiz hafta içinde tekrar teklifte bulunduk. Dedik ki Cumartesi, Pazar, dün akşam için düşünün hepsini bize getirin şu ana kadar bize gelen resmi hiçbir şey yok. Mesele, biliyorlar çok iyi biliyorlar ki bu maddeler insan haklarına aykırı maddeler değil. Sadece sembolik bir dil kullanıyorlar. Desinler ki şu madde evrensel hukuka aykırı, şuna şu cümleyi ekleyelim tamam ama yok öyle bir madde.”Öcalan Serbest bırakılacak mı?Davutoğlu, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, Öcalan’ın hapisane şartlarının iyileştirildiği ve serbest bırakılacağına dair iddialarına ise şu yanıtı verdi:“Şu anda Türkiye'deki hapishanelerin çoğunda iyileştirmeler yapıldı. Dolayısıyla burada ciddi problem olduğu zaten söz konusu değil. Türkiye'deki diğer mahkumların istifade ettiği şartlardan kendisi de istifade edebiliyor. Sayın Bahçeli hayal dünyasında yaşıyor. Olumlu adımlar atıldı ya bunu meşru kılacak ifadelerle bunu durdurmak... Onun için çağrıda bulunuyorum. Bu süreci sahiplenirseniz oy aldığınız kesimler size tepki göstermeyecek. Bunu engeller veya sabote ederseniz vebali sizin üzerinizde kalır. Biz bir tek annenin gözyaşı dökülmesin diye uğraşıyoruz. Şu açıklamada Öcalan'ın serbest kalacağına ilişkin tek bir kelime var mı? Bahçeli silahlar devam etsin mi istiyor? Artık biraz basiret, akıl, izan diyebilmeliyiz. Bu anlamda Sayın Türkeş'in verdiği örnekleri de düşünsün Sayın Bahçeli.”“Ben de, Babacan da güldük.”Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ya yönelik eleştirilerinin ardından bu iki ismin istifa edeceğine dair söylentilere ise şu yanıtı verdi:“Söz konusu değil. Bu haberlerin ortaya atıldığı gün Sayın Babacan son derece farklı bir konu için Resmi Konut'a gelmişti. Ekonomi ile ilgili bir konu. Toplantı esnasında bu haber bize de geldi ben de, Babacan da güldük. Ben bu açıklamaları spekülatif görüyorum. Borsada ya da kurda yükselme veya inmenin getireceğini görenler bunu haber yapmışlar. Erdem Başçı ile de görüştüm. Tamamıyla tıbbi bir husus. Sayın Başçı için de söz konusu değil istifa konusu. Bu arkadaşlar Sayın Babacan 12 yıldır Türkiye'de hem siyasetin hem ekonominin içinde. Böyle bir söylentinin nasıl bir sonuç çıkartacağını en iyi o bilir. Hep birlikte süreçler yaşanmış. Erdem Başçı'da MB Başkanı, öncesinde vekili olarak bu işleri yürütmüş bir arkadaş. Spekülasyon yapmak isteyenlerin çirkin bir oyunu veya söylentisi. Böyle bir durum söz konusu değil.'3 Bakanlıkta görev değişikliğiDavutoğlu, 7 Haziran genel seçimi sebebiyle 3 bakanlıkta, kanunlar gereği görev değişikliği yapılacağını belirtti ve göreve gelecek yeni isimleri açıkladı:'Sayın Cumhurbaşkanımızla da geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz istişare sonrasında üç bakanlığımıza da şu anki bakanlık müsteşarlarının önümüzdeki seçime kadar nezaret etmeleri ve bakanlık görevlerini üstlenmelerini kararlaştırdık. Adalet Bakanlığına Sayın Kenan İpek, İçişleri Bakanlığına Sayın Sebahattin Öztürk ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına Sayın Feridun Bilgin, önümüzdeki günler itibarıyla 6 Mart son gün olduğu için, o gün itibarıyla göreve başlamak üzere kararlaştırılmışlardır'Kaynak: A Haber
Yoksulun Enflasyonu Daha Hızlı Artıyor
Harcama kalıplarına göre yapılan hesaplamalar, yoksulların enflasyonu ile zenginin enflasyonu arasındaki makas da açılıyor. Yoksulların satın aldıkları ürün ve hizmetlerin fiyatları, zenginlerin ağırlıklı harcamalarını oluşturan ürün ve hizmetlerin fiyatlarından hızlı artıyor.Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (Betam) araştırma sonuçlarına göre, yoksul ve zengin enflasyon arasındaki fark 2013 sonu itibariyle yüzde 13 düzeyindeyken, 2014 sonunda 5 puan artışla yüzde 18'e yükseldi.Betam Direktörü Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ve Araştırma Görevlisi Dr. Ayşenur Acar tarafından hazırlanan 'Yoksul ile zengin arasındaki enflasyon farkı rekor seviyede' başlıklı araştırma notunda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan enflasyon sepeti ağırlıklandırması tüm gelir ve harcama gruplarının bir ortalaması olduğundan hesaplanan enflasyon endeksi aslında temsili hane halkının enflasyonunu yansıttığına işaret edildi ve şöyle denildi:'Değişik gelir ve harcama gruplarında yer alan hanelere özgü enflasyon oranı tüketim sepetlerinin mal ve hizmet bileşimine bağlı olarak farklılaşıyor.Bu araştırma notunda, TÜİK'in Hane halkı Bütçe Anketi'nin (HBA) tüketim harcamaları bilgileri kullanılarak, 2003-2014 dönemi için en zenginden en yoksula yüzde 20'lik harcama gruplarına ait farklı enflasyon oranları hesaplandı.Buna göre zengin kesimden yoksul kesime gidildikçe fiyat endeksinin son altı yıldır belirgin biçimde farklılaştığı göze çarpıyor. Yoksullar aleyhine gelişen enflasyon farkı esas olarak konut ve gıda fiyat artışının ortalama enflasyonun üzerinde artmasından kaynaklandı.'Betam raporundaki verilere göre, en zengin kesimden en yoksul kesime gittikçe fiyat endeksinin belirgin bir biçimde artıyor. En zengin yüzde 20'lik diliminde enflasyon endeksi 246.9 düzeyindeyken, en yoksul yüzde 20'lik dilimde bu endeks 265.0'e kadar çıkıyor.Zengin ile yoksul enflasyonu arasındaki yaklaşık 18.1 puanlık farkın, zengin ve yoksulun tüketim sepetleri bileşimlerinin farklı olmasından kaynaklandığının altı çizilen raporda şu değerlendirme yapıldı:'Yoksullar bütçelerinin büyük kısmını gıda, konut gibi zorunlu ihtiyaçlara ayırırken, en zengin yüzde 20'lik dilimde bu ihtiyaçlar bütçenin çok daha sınırlı bir kısmına karşılık gelmektedir.Buna karşılık en zengin yüzde 20'lik kesim, ulaşım, giyim ve ayakkabı, eğlence ve kültür, eğitim, ev aletleri ve mobilya gibi ihtiyaçlara bütçesinde daha fazla yer vermektedir. Bu nedenle enflasyon zorunlu harcamalarda ne kadar yüksekse, yoksul kesim fiyat artışlarından o ölçüde fazla etkilenmektedir.'Betam raporundaki verilere göre, son bir yıllık dönemde en yoksulun bütçesinde yüzde 37.4, en zenginin bütçesinde ise yüzde 18.7'lik paya sahip konut, su ve enerji fiyat artışı yoksul enflasyonuna 97.4 puanlık katkı yaparken, zenginin enflasyonuna 45.9 puanlık katkı yaptı.İkinci sırada olan gıda ve alkolsüz içecekler en yoksul kesimin bütçesinde yüzde 30.4'lük paya sahipken, en zenginin bütçesinde bu oran yüzde 13.7'ye kadar geriliyor. Gıdada enflasyon farkı yoksulun 48 puan aleyhine oldu.Diğer tarafta ise en zengin kesimin bütçesinde yüzde 25.9, en yoksul kesimin bütçesinin ise sadece yüzde 6.1'lik bir bölümünü oluşturan ulaştırma bulunuyor. Ulaştırma 47.4 puan zenginin aleyhinde bir fark yaratarak yoksul ve zengin arasındaki enflasyon farkını azaltıcı etki yaptı.DHA
Reklam
2015 Şubat Ayının En İlginç 10 Arkeolojik Haberi
Geçtiğimiz Ocak ayında birbirinden ilginç arkeolojik haberleri Arkeofili.com ekibi olarak derlemiştik. Şubat ayında da bu geleneğimize devam ederek sizler için tüm ay içerisinde olan en ilginç arkeoloji haberlerini topladık. Türkiye'de ve dünyada bir ay içinde çıkan arkeoloji haberlerinden en ilginç olanları sadece on tane ile sınırlandırmak biraz zor olsa da, sizlerden de gelen etkileşimler üzerine bu on haberi seçtik.
Burak Yılmaz Antrenmanlara Başladı
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final turunun ilk maçında Manisaspor'u konuk edecek Galatasaray 'da, sakatlığı nedeniyle bir süredir takımdan ayrı olan Burak Yılmaz , takımla çalışmalara başladı.Süper Lig'in 21. haftasında Medicana Sivasspor maçında sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kalan, 22. haftadaki Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor maçında ise forma giyemeyen sarı-kırmızılı futbolcu, bu akşamki antrenmanda takım çalışmasına katıldı.Kupa maçının hazırlıklarını tamamlayan sarı-kırmızılı takımın antrenmanına, ameliyat edilen Melo'nun dışında tüm futbolcuların katıldığı bildirildi.Kaynak: AA
Reklam
Benzinin Fiyatı İstanbul, Ankara ve İzmir'de 12 Kuruş Artacak
Benzinin litre fiyatı, yarından itibaren İstanbul'da 4,45, Ankara'da 4,48 ve İzmir'de 4,47 lira olacak.Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) 19 Şubat 2015'te aldığı tavan fiyatı kararı çerçevesince 3 Mart'tan itibaren il bazında uygulanacak kurşunsuz benzin türleri tavan fiyatlarını açıkladı.İstanbul'da kurşunsuz benzinin litre fiyatı 4,45, Ankara'da 4,48, İzmir'de ise 4,47 lira olacak. Diğer illerde ise benzinin litre fiyatı 4,45 ile 4,63 lira arasında değişecek.Böylece benzinin litre fiyatı, İstanbul, Ankara ve İzmir'de 12 kuruş artacak.EPDK, dağıtım şirketlerinin akaryakıt fiyat oluşumlarında belirlenen fiyat metodolojisine uymamaları nedeniyle Petrol Piyasası Kanununun ilgili hükümleri gereğince tavan fiyat uygulaması kararı almıştı.AA
Suriyeden Tarih'de Göçüyor
ŞANLIURFA’da, jandarmanın şüphe üzerine durdurduğu otomobildeki bir poşette 500 altın sikke bulununca Suriye uyruklu sürücü gözaltına alındı.Kaçakçılığın önlenmesine yönelik çalışma yürüten jandarma ekipleri, Birecik'in Çoğan Mahallesi yakınlarında bir otomobili şüphelenerek durdurdu. Yapılan aramada otomobildeki poşette Osmanlı dönemine ait olduğu öğrenilen 500 altın sikke ele geçirdi. Altın sikkelere el koyan jandarma, gözaltına aldığı Suriye uyruklu F.H.M.'yi sorgulamak üzere İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürdü.El konulan ve Müze Müdürlüğü'ne teslim edilen sikkelerin iç savaşın sürdüğü Suriye’den kaçak olarak getirildiği ve ucuz fiyatla satılmak istendiği öne sürüldü.
Reklam
Okuduğunuz Bölümü Söylemenizin Akabinde Bir Refleks Gibi Gelen 36 Alelade Soru
Kimi zaman okuduğunuz bölümden hiçbir şey anlamadan sorulan sorular, kimi zaman aşağılayıcı sözler ve kimi zaman da olayı çok ama çok yanlış anlayıp size yöneltilen bu sorulardan siz de sıkılmadınız mı? Bıkmıyor mu bu insanlar aynı soruları sormaktan? Bu ardı arkası kesilmeyen sorulara ve sözlere maruz kalan öğrenciler olarak 'ARTIK YETER' kampnayası başlatıyoruz ve tüm insanlığa bir daha bu tarz şeyler söylememeleri gerektiğini salık veriyoruz!
Kılıçdaroğlu: ‘Hedef Yüzde 34-35’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, araştırmalarda partisinin yüzde 29.5 civarında görüldüğünü, hedeflerinin yüzde 34-35 olduğunu söyledi.Kemal Kılıçdaroğlu, Hürriyet'in 'Liderler Buluşması'nda soruları yanıtladı.'Seçimlerde nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?' sorusunu yanıtlayan Kılıçdaroğlu, 'Araştırmalarda yüzde 29.5 civarında görülüyor. Bizim hedefimiz yüzde 34-35' dedi.
Reklam
Huawei Watch Tanıtıldı
Huawei, Barselona’da gerçekleşen MWC 2015 etkinliğinde geliştirdiği ilk akıllı saatini tanıttı. Google’ın Android Wear işletim sistemini kullanan Huawei Watch, şık tasarımıyla akıllı saat dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.Klasik yuvarlak saat modeline sahip kol saatinde dayanıklılık ve görsel tasarım ön plana çıkıyor. Tam dokunmatik 1.4 inç ekrana sahip olan Huawei watch 400*400 piksel çözünürlüğe, paslanmaz bir çelik gövdeye, safir kristal ekrana ve dahili kalp hareket sensörü ile piyasada yer edinmeye çalışacak.. Siyah, altın ve gümüş renkleri bulunan akıllı saatin fiyatı ise şu an bilinmiyor.Huawei Watch donanım olarak dört çekirdekli Snapdragon 400, 512 MB RAM ve 4 GB dahili depolama alanına sahip olarak geliyor. Bluetooth 4.1 bağlantısına sahip akıllı saatte nabız ölçer gibi sağlık uygulamalarını kullanmak mümkün. Akıllı saat ayrıca adım sayısını, kat edilen mesafeyi, tırmanma yüksekliğini ya da kullanıcıya ait koşu mesafesini de size sunabiliyor.
Erdoğan'dan Başçı ve Babacan'a: 'Kendinize Çeki Düzen Verin'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti öncesinde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'ya yönelik eleştirilere Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ı da dahil ettiği  ve 'Çağırıp konuşacağız. Ama onun bağlı olduğu Bakan’la (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Artık biraz kendilerine çeki düzen vermeliler” dediği belirtiliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan yolunda uçakta Çözüm Süreci, faiz indirimi polemiği, Hrant Dink cinayeti ve dış politika konularında gazetecilerin sorularını yanıtladı.“Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız”Geçen hafta 'Bir yerlere karşı bağımlılığın mı var?' ve 'Yüksek faiz vatan hainliğidir' diyerek Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ya yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir soru üzerine “Merkez Bankası’ndaki arkadaşlarımızın paralel yapıyla ilişkili olduklarına doğrusu ihtimal vermiyorum” şeklinde konuştu. “Alt takımlarda bu tip insanlar var mıdır yok mudur? Bunların incelemesi yapılıyor. Fakat üst makamda karar alma mekanizmasındaki arkadaşlar için böyle bir şey söylemem” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ortada bir gerçek var, faizler düşmezse yatırıma şiddetle ihtiyacı olan Türkiye yatırım yapamaz. Nitekim bakın şu anda özel sektörün ciddi bir yatırım zaafı var. Yatırım yarışı yok, bir duraklama içindeyiz. Bizim burada hızlanmamız gerekiyor. Ekonomik krizin dünyada olduğu bir dönemde biz birşeye çok dikkat ettik. Neydi o? Yatırımları hiç kesmedik, eleştiri de aldı ama biz hiç hız kesmedik. Faizler düşerse bu yatırımlar devam eder. Bizim de şu anda hayat iksirimiz yatırımlardır. İşsizlik sorununu çözmek için buna ihtiyacımız var. Merkez Bankası sadece benim görevim enflasyon ve fiyat istikrarı derse, bir defa kendi görevini anlayamamış demektir. Merkez istikrar, büyüme ve kur hareketlerini takip etmek durumundadır. Ama sen sene içinde 3-4 kere enflasyonu revize etmeye kalkarsan burada bir yerde su kaçağı var demektir. Ama sen ne yapıyorsun, Cumhurbaşkanı’na ve aleyhte konuşanlara laf yetiştiriyorsun. Yarın ‘kur yine sıçradı’ diyecekler, tamam da tedbiri al. Bu konuda Merkez hassas ve tedbirli olmak zorundadır. Bu işi Batıcı güçlerin verdiği kararlara göre hareket etmekle sürdüremez, faiz lobisinin verdiği talimatlarla hareket edemez. Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız. Amerika’nın Japonya’nın Avrupa’nın faiz oranları ortadadır. Bütün bunlar ortadayken bize ne oluyor, bu kadar yüksek faiz? Eğer komisyonları falan katarsak, 14-15’lerin bile üzerine tırmanıyor.”'Artık biraz kendine çekidüzen ver'Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile görüşecek misiniz?” sorusuna da şu yanıtı verdi:“Bu arkadaşı çağırıp konuşmadığımı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii. Ama onun bağlı olduğu sayın bakanla (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Şimdi burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çekidüzen ver. Bakın çok ilginçtir ne dedi; “Ayın 4’ünde Para Kurulu’nu toplayıp faizin düşüşünü gözden geçireceğiz” dedi. Ne oldu, bir gün kala vazgeçti. Neymiş, enflasyonda beklenen düşüş olmamış. Birileri çıkıp farklı şeyler söylüyor. Ben de farklı şeyler söylüyorum. Ben mecbur muyum birilerinin söylediğini söylemeye? Ben diyorum ki, faiz sebeptir enflasyon da neticedir. Bu da benim tezim. O ise enflasyon sebeptir, faiz neticedir diyor. Nereye bağlıyor, enflasyona bağlıyor. Eğer enflasyon düşerse faizi düşürecekmiş. Bu demek senin yanlış yolda olduğunun alametidir. Bu milletle, girişimciyle, yatırımcıyla dalga geçmenin anlamı yok.”Erdoğan, Merkez Bankası ile ilgili mevzuat değişikliğinin hükümetle ilgili bir konu olduğunu, hükümetin adım atması halinde söyleyecek sözlerinin olduğunu belirtti, “Ben de birikimimle müşterek bir çalışma içinde olmak isterim” dedi.'Kandil ile İmralı farklı'Erdoğan, PKK’nın İmralı’daki lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Silahı bırakın” çağrısıyla ilgili Yalçın Akdoğan’la yapılan toplantı ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın söylediklerinin birbiriyle çeliştiğini söyledi. Erdoğan, “Görünen o ki şu anda İmralı ile Kandil arasında ciddi bir kopukluk var ve ayrıca siyasi hareket olarak da parti içinde bir bölünmenin olduğu ortaya çıkıyor. İmralı’ya gidip gelenlerin yaptığı açıklamalara baktığımız zaman, İmralı silahların bırakılmasını istiyor. Fakat partinin başındaki zatın yaklaşımı çok daha farklı, o adeta “hükümetin uygulamasına bakacağız” diyor. Hükümetin uygulamasına ne bakacaksınız? Hükümet zaten çözüm sürecinin adeta garantörü” dedi.Erdoğan, “Kandil ayak mı diretiyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:“Şu anda Kandil ile İmralı’nın farklı olduğu çok açık, net ortada. Açıklamaları onları bağlar. Kandil’i de, HDP’yi de bağlıyor. İmralı kendi üstüne düşen görevi yapmış oluyor. Açıklanan 10 madde var, Demirtaş’ın açıklamaları var. İkisi de birbirini tutmuyor. Gelinen durum huzur ve güvenliğe tehdittir. Bunların her biri aktördür. Bunları görmezden gelemeyiz. Kim bu ülkede çözüm sürecinden yana, kim ülkenin huzuruna refahına destek vermek istiyor. Bunları gözden geçirmek gerekir.”“Hükümet hangi istikamette devam ediyorsa öyle devam edecek” diyen Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu’nda ve önümüzdeki hafta yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısında da ağırlıklı konu bu olacağını söyledi.Hrant Dink cinayeti: 'Aktörler ortaya çıkmaya başladı'Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen ile ilgili ABD’ye ilettikleri duruşlarının aynen devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı, paralel yapı olmakla suçlanan kişilerin Türkiye’den kaçtıklarını söyledi. Erdoğan, “Mahkemeler kararlarını verecek. Bunların içinde sınırdan kaçarken veya yakalananlar olduğunda zaten yasalarımızın gereği neyse bu muamele yapılacaktır. Ne kadar yurtdışında kalırlar bilemiyorum. Devam eden mahkemelerde, içeride rakamlar her geçen gün artıyor. Her geçen gün yargı çok daha farklı belgeler elde ediyor. İşte Hrant Dink meselesinde bile son gelişmeler enteresan. İşin aktörleri ortaya çıkmaya başladı. Bunların sinir uçları tespit edilecek diye düşünüyorum.” dedi.“İhmal yok kasıt var”Erdoğan, Hrant Dink cinayetinin ihmalle ilgisinin bulunmadığını da belirterek, “Ben hukukçu değilim ama ihmal diye bir şeyi görmem mümkün değil. O hadisede, kasti olarak işlenen bir cinayet var ortada. İhmalle ilgisi yok. Bu işin bağlantıları ortaya çıktıkca daha da aydınlanacak bu mesele” diye konuştu.“Bazı şeyler duyuyoruz”Erdoğan, “Haziran seçimlerine yönelik bir kalkışma olabileceği iddia edildi? Güvenlik Yasası bununla mı ilgili?” sorusunu şöyle yanıtladı:“Biz bazı şeyleri duyuyoruz, ama altından neler çıkacak görmemiz lazım. Gezi ile ilgili benzer şiddetli şeylerde artık bu ülkede devlet, iktidar bu işlere öyle çok sıcak bakmaz. Devlet kargaşaya müsaade etmez. Demokratik hak kullanacaksan bunu nasıl kullanılacağı bellidir. Yakıp yıkma vb. şu anda İç Güvenlik Yasası önümüzdeki birkaç hafta içinde çıkması halinde önleyici tedbirler olarak geliyor. Bunların gelmesiyle birlikte çok daha farklı bir Türkiye’ye gideceğiz.”“Mısır tutukluları serbest bıraksın”Mısır Türkiye ilişkilerini de değerlendiren Erdoğan, Mursi başta olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Erdoğan, “Mısır’ın içişlerine karışmayız. Demokratik taleplerimiz var. Burada zulüm içinde olan Mursi başta olmak üzere, siyasi tutukluların serbest bırakılması gerekir. Aynı zamanda bu insanlara siyaset yapma hakkı vermeleri gerekir. Bu Mısır’ın huzuru için gereklidir. Beklenti de budur. Şu anda ekonomik olarak büyük destekler alıyor olmasına rağmen, düzlüğe çıkmış değiller. Biz de arkadaşlarımıza “Alt düzeyde çalışmaya devam edebilirsiniz” diyoruz, bizim bu ülkeye pres yapma gibi bir düşüncemiz olmamıştır” dedi.Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak
Yükselen Doların Şirketlere Maliyeti 60 'Ak Saray' Parasına Denk
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na ağır eleştirileri, dolara rekor üstüne rekor kırdırırken reel sektörün kur zararını da katladı. Sadece kur farkından şirketlerin döviz borcu 81 milyar 875 milyon lira arttı. Bu rakam yaklaşık 60 Ak Saray’a denk geliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası ile ilgili çıkışları sonrası dolar rekor üstüne rekor kırarak 2.52’ye fırlarken reel sektörün döviz borcu da döviz açığı da katlanarak büyüdü. Cumhuriyet'ten Pelin Ünker'in haberine göre, Merkez Bankası’nın en son açıkladığı Kasım 2014 verilerine göre reel sektörün 282 milyar 327 milyon dolarlık döviz borcu bulunuyor. Bu rakam Kasım 2014 dolar kuruna (2.23 TL) göre 629 milyar 589 milyon lira iken bugünkü kurla (2.52 TL) hesap edildiğinde 711 milyar 464 milyon liraya çıkıyor. Buna göre şirketlerin döviz borcu sadece kur farkından 81 milyar 875 milyon lira arttı.
GSS Prim Borcu Olanlar Dikkat!
Gelir testine girmediği için borç yüküyle karşılaşanların ay sonuna kadar başvurması gerekiyor. Teste göre borç silinecek ya da azalacakMilyonlarca Genel Sağlık Sigortası (GSS) borçlusunun torba yasa ile getirilen imkandan yararlanması için süre azalıyor.Gelir testine girmediği için yüklü borçla karşılaşanlar ay sonuna kadar başvuruda bulunmalı. Yapılacak gelir testi sonucu ya borç silinecek ya da azalacak.İşte, GSS affı ile ilgili sorularınızın cevapları:1- Bugüne kadar hiç gelir testi yaptırmadım. Ne yapmam gerekiyor?Gelir testine girmeyenler, en yüksek primden çıkarılan borçla karşılaşıyordu. Şimdi bu kişilere önemli bir imkan sağlandı. Bu imkandan yararlanmak için 31 Mart günü mesai bitimine kadar bulunulan yerdeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına test için başvurulması gerekiyor.2- Borcun silinmesi mümkün mü?Test sonucunda, aile içinde kişi başına geliri brüt asgari ücretin 3'te 1'inden (400 liradan) az olanların borcu silinecek. Bu şekilde borcu silinenler sağlıktan da yararlanmaya başlayacak. Eğer gelir bu rakamın üzerindeyse, gelir oranında belirlenecek prim geçmişe yönelik olarak yeniden hesaplanacak.Böylece en yüksek limitten çıkarılan borçtan kurtulmak mümkün olacak.Hesaplanan daha düşük miktardaki borç da taksitle ödenebilecek.3- Daha önce gelir testi yaptırdım. GSS borcumu nasıl yapılandırabilirim?GSS tescili yapıldığı halde, gelir testi yaptırmak için öngörülen sürenin dışında başvuruda bulunan kişilerin, tescil başlangıç tarihinden gelir testinin sonuçlandığı tarihe kadar, aile içerisindeki kişi başına düşen gelirleri asgari ücretin 2 katından fazla olduğu kabul ediliyor ve primleri bu seviye esas alınarak tahakkuk ettiriliyor. Gelir testinin sonuçlandığı tarihten sonra ise tespit edilen gelir testi sonucuna göre, gelir seviyesi üzerinden prim tahakkuku yapılıyor. 11 Eylül 2014 itibariyle, bu kapsamdaki kişilerin GSS primleri, tespit edilen gelir seviyesi esas alınarak tescil başlangıç tarihinden itibaren tahakkuk ettirilecek.4- GSS borcunu yapılandırmak için ne kadar süre var?30 Nisan 2015'e kadar başvuruda bulunulması gerekiyor.5- Yapılandırma başvurusu nereye yapılacak?Başvuru formu doldurulmak suretiyle elden veya posta yoluyla ikametgahın bağlı bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine başvurulmalı.6- Ödemeler ne şekilde olacak?GSS'den kaynaklanan alacak aslının tamamının 1 Haziran'a kadar ödenmesi halinde, bu alacaklar için herhangi bir faiz istenmeyecek.7- Peşinden taksite dönülür mü?Peşin ödemeyi tercih edenlerin, yapılandırılmış borcun tamamını ilk taksit ödeme süresi içinde ödememeleri halinde, bir takvim yılı içinde 2'den fazla taksit ihlali oluşmadan önce talepte bulunmaları ve cari ay primleri yönünden 2'den fazla ödeme yükümlülüğünün ihlal edilmemiş olması kaydıyla, başvuruları taksite çevrilecek. Bunun için 30 Eylül 2015'e kadar başvuru yapılmalı.8- Taksitlendirme nasıl olacak?Başvuru sırasında 6, 9, 12 veya 18 eşit taksitten biri tercih edilecek.Ödemeler 2 ayda bir yapılacak.9- Ödeme nasıl hesaplanacak?Taksitle ödenecek tutarın tespiti sırasında, öncelikle kapsama giren alacaklara ilişkin alacak aslı ile TEFE/ÜFE/Yİ-ÜFE oranları esas alınarak gecikme cezası ve zammı yerine dikkate alınacak tutar hesaplanacak. Bulunan tutar, 6 taksit için 1.05, 9 taksit için 1.07, 12 taksit için 1.10, 18 taksit için 1.15 katsayısı ile çarpılacak. Çıkan rakam taksit sayısına bölünecek.10- Borcu yapılandıran sağlıktan yararlanır mı?Borçlular, ilk taksiti ödemeleri ve yapılandırmanın ihlal edilmemesi halinde sağlık hizmetlerinden yararlanmaya başlayacak.
Reklam