Şanlıurfa'da Fıstıkları Koyacak Yer Kalmadı
Şanlıurfa'da, bu yıl hasadı gerçekleştirilen ve halk arasında 'yeşil altın' olarak nitelendirilen Antep fıstığında rekoltenin yüksek olması nedeniyle Şıracılar Pazarı'nda fıstıkları koyacak yer kalmadı. Depoların ve ambarların dolup taştığı pazarda fıstıklar naylon çadırlarda istiflenerek satışa sunuluyor.  
Burak Arzova Yazio: Enflasyon Günlerinin Bitmeyen Tartışması: Verilerin Güvenilirliği
Uzun bir zamandan bu yana Türkiye’de “Veri Güvenilirliği” konusunda gerek halk nezdinde, gerek konunun ilgilenenlerinde bir güvensizlik var. Sağlıkta yaşanan COVID-19 dan etkilenen hasta/vak’a ayrımı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının Rezervlerine yönelik farklı ölçümler ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan enflasyon verilerine yönelik tepkiler, bunların en popüler olanları.Bu popüler güvensizliklerin ilk Enflasyon Rakamlarına yönelik tepkiler ile başladığını düşünüyorum. Konu öyle bir yere vardı ki ülke, veriler konusunda bile ikiye bölünmüş durumda. Hatta konu öyle bir yere evrildi ki, bir grup akademisyen alternatif enflasyon rakamı bile hesaplamaya başladı. Diğer taraf ise açıklanan resmi enflasyon rakamları ile algılanan enflasyon arasındaki farkın gelişmiş ülkelerde de olduğunu (ABD ve AB Bölgesinde) belirten mesajlar vererek, bunun normal olduğunu söylüyor.Bu kutuplaşmayı şimdilik bir tarafa bırakarak konuya “Güven” kelimesi üzerinden yaklaşmak istiyorum. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde  “Güven: Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, itimat” açıklaması ile yer alır. Güven öyle önemli bir kavramdır ki, güvendiğiniz kişinin yaptıklarını, davranışlarını sorgulamazsınız. Güvenin derecesi arttıkça, o kişiye karşı olan itimadınız artar ve ilişkinizde kuşkular olmaz, huzurlu bir hayat sürersiniz. Ancak güveni kazanmak, kaybetmekten daha zordur. Yapacağınız bir yanlış hareket, o ana kadar oluşturduğunuz tüm iyi ve güzel yapılanları sildiği gibi, bundan sonra yapacağınız her eyleme kuşkuyla yaklaşılmasına neden olur. Yanlışlar devam ettikçe bu kuşku artar ve sonunda “Güvendiğiniz Dağlara Kar Yağdığına” kanaat getirip, o ilişkiden elinizi ayağınızı çekersiniz.
Reklam
Reklam
Reklam
Oğuzhan Aygören Yazio: Midyeci Ahmet’ten Girişimcilik Dersleri
etiket
İnandığınız bir iş fikriniz var. Heyecandan uyuyamıyorsunuz. Bir an önce hayata geçirmek istiyorsunuz. Girişimcilik, risk almaktır dediniz ve bunun için elinizdeki imkânları seferber ettiniz. İnanıyorum bu iş olacak dediniz. Belki borca bile girdiniz. Şimdi önünüzde tek bir seçenek bıraktınız. Ya bu iş başarılı olacak ya da başarılı olacak. Öteki türlüsünü düşünmek dahi istemiyorsunuz. Çünkü kaybedecek çok şey var.  Bizden önceki jenerasyonun girişimciliğe çekimser yaklaşmasının sebebi bu belki de: Risk algısı. Hatta hâlâ daha, girişimcilik, risk, macera ve cesaret ile özdeş büyük bir çoğunluk için. Özellikle eğitim düzeyi arttıkça, risk alma oranı düşüyor. Üniversitede bir hocama iş yapmaktan bahsettiğimde o da bana: “Risk, cahil adamın işidir.” demişti.  Öte yandan günümüzde eskisinden farklı olarak girişimci olmanın ve iş yapmanın riski hızla azalıyor. Yalın girişim, tasarım odaklı düşünme gibi girişimciliğin başarı şansını artıran metodolojiler ve yöntemler öğrenilebiliyor ve pratik olarak uygulanabiliyor.
Türkiye'nin En İyi Üniversiteleri Belli Oldu: 2020'de Akademik Başarı Yarışında Hangi Üniversite Kaçıncı Sırada Yer Aldı?
URAP'ın yayınladığı en iyi üniversiteler sıralaması, üniversitelerin bünyesinde bulunan öğretim üyeleri ve öğrencilerin makale, atıf, bilimsel doküman, doktora, öğretim üyesi ve öğrencilerin puanları göz önünde bulundurularak yapıldı.Üniversitelerin her kategoride kaç puan aldığını detaylı bir şekilde görmek için buraya tıklayabilirsiniz.
Reklam
Reklam
Rıfat Kamaşak Yazio: Türkiye’nin İnovasyon Karnesi
etiket
İnovasyon yeteneği ile ekonomik büyüme ve kalkınma arasında oldukça anlamlı pozitif bir ilişki var. Doğal olarak inovasyon küresel ölçekte değer gören bir faaliyet olarak karşımıza çıkmakta. Ülkemizde de yüksek rekabet gücü elde etmek isteyen birçok işletme inovasyon kapasitesini geliştirmeye çalışıyor. Bu doğrultuda özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın önderliğinde birçok kamu ve özel sektör işletmesince araştırma geliştirme (ar-ge) merkezleri kuruluyor, yatırımlar yapılıyor, teşvikler veriliyor. Peki biz ülke olarak bu konuda dünyada ne durumdayız? Ülkelerin inovasyon performansına ait en detaylı ve güvenilir değerlendirmeler Global İnovasyon Endeksi (Global Innovation Index) isimli raporda yer alıyor. Gelin o zaman 2020 senesine ait bu son rapora Türkiye’nin durumunu da görebilmek için bir göz atalım:  Global İnovasyon Endeksi hesaplanırken 7 bileşen dikkate alınıyor: 1) Ülkenin inovasyon, hukuk ve ticaret ile ilgili kurumlarının mevcudiyeti ve kalitesi 2) Beşeri sermaye ve bilimsel araştırma kapasitesi3) Altyapı4) Pazar gelişmişliği5) İşletmelerin ve kullanılan iş modellerinin kalite ve seviyesi6) Bilgi ve teknoloji temelli çıktılar7) Yaratıcılık temelli çıktılar.
Özlem Denizmen Yazio: Birikim Oyunu
etiket
Haftanın Sorusu:  Ev Almak İstiyorumYatırım için bir ev alıp kiraya vermek istiyorum. Elimde 300 bin liram var. Sizce mantıklı mı? Serdar, 36, İzmirCevap: İzmir Alsancak’ta 100 metrekarelik ortalama bir evin fiyatı 455 bin TL civarında. Bu demek ki senin 150 bin TL kredi alman gerek. 10 senelik bir finansmanla 150 bin TL kredi alırsan, bunun aylık ödemesi 2.400 TL, toplam geri ödemesi ise 290 bin TL civarında olur.
Burak Arzova Yazio: Moody’s in Kararı Gerçekten Sürpriz ve Adaletsiz Bir Karar mı?
etiket
Aslında bu haftaki yazımı geçtiğimiz hafta açıklanan işsizlik rakamlarına ayırmaya karar vermiştim.  Ancak Cuma akşamı geç saatlerde, programlı olmayan bir Moody’s açıklaması, ülke notumuzu notun verildiği tarihten bu yana en düşük seviye olan B2 derecesine düşürüp, görünümü de negatife çevirdi. Bu nedenle benim de yazımın rotası “İşsizlik Rakamları” çok çarpıcı olsa da, ister istemez Moody’s in not düşürümüne çevrildi.  Açıkçası programlı bir Türkiye açıklaması olmadığı için beklenmedik bir gelişmeydi hepimiz için.  Not indirimi hiç sevilmez, hele siyasetçi hiç sevmez. Bu ilişki sınav notu açıklamasındaki hoca – öğrenci ilişkisine benzer.  Eğer not yükselirse siyaset bunu kendi üstün başarılarının bir sonucu olarak görüp, ülke kamuoyuna bu şekilde pazarlarken, not indirimini aynı siyaset aynı kamuoyuna, dış güç, ülkenin gelişmesini çekemeyenlerin bir oyunu, haksız bir eylem olarak sunar.  Tıpkı 100 üzerinden alınan 50 ve üzeri notu öğrencinin alması, 50'nin altındaki notu hocanın vermesi gibi.  Moody’s benim üç büyük derecelendirme kuruluşu içerisinde (diğerleri S&P Ratings ve Fitch) açıklamalarını ve not artırım ya da indirim gerekçelerine en ciddiye aldığım ve değer verdiğim Kredi Derecelendirme Kuruluşu. S&P u fazlası ile siyasi bulurum. Fitch ise hep durumu idare eder ve hizmet verdiği ülke hazinesine daha yumuşak davranır.  Notumuzu tarihi dip nokta olan B2 derecesine çeken Moody’s özetle; Türkiye’nin yabancı para rezervlerinin GSYİH yüzdesi olarak son yılların en düşük seviyesine ulaşması, hükümetin dış borç ödemelerini karşılama kabiliyetini önemli ölçüde zayıflattığı bu durumun, Türkiye'nin uluslararası yatırımcı duyarlılığındaki değişimlere karşı savunmasızlığını artırdığını, ülkenin kurumlarının bu zorlukları etkin bir şekilde çözmekte isteksiz olduğunu ya da çözemediğini temel gerekçeler olarak gösterdi. 
Reklam