Milli Savunma Bakanı Akar, Özbekistan'da
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, resmi ziyaretlerde bulunmak üzere gittiği Özbekistan'da, 'Her alanda ilişkilerimizi geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Bunun içinde ticaret, ekonomi, sosyal, siyasi ilişkilerle tabii ki askeri ilişkiler de yer alıyor. Bu ilişkilerde çok ciddi gelişmeler sağladık' dedi.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde İsyancı Gruplar Arasında Çatışma: 40 Ölü
ANKARA (AA) - Orta Afrika ülkesi Kongo'nun doğusundaki Fizi bölgesinde isyancı gruplar arasındaki çatışmalarda 40 kişi hayatını kaybetti.Ulusal basındaki haberlere göre, ülkenin Güney-Kivu eyaletine bağlı Fizi bölgesinde Ngumino-Twigwaneho isyancı koalisyonu ile Mai Mai Kata Katanga isyancı grubu arasında çatışmalar yaşandı.Çatışmalarda 40 kişi hayatını kaybederken yerel halk köylerini terk etmek zorunda kaldı. Boşaltılan Kukwi, Ibumba, Ibobo ve Ebata köyleri isyancılar tarafından ateşe verildi.Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, son iki ay içinde bu bölgede yaklaşık 100 bin kişi göçe zorlandı.Gedeon Kyungu Mutanga liderliğindeki ayrılıkçı 'Mai Mai Kata Katanga' grubu, ülkenin en zengin eyaleti olan Katanga'nın bağımsızlığı için savaşıyor.Ülkede 20 yıldır çatışmalar sürüyorKongo'nun Ruanda, Uganda ve Burundi'ye sınır doğu bölgeleri 20 yıldır yüksek rezervlere sahip altın ve kobalt gibi yeraltı kaynaklarının kontrolünü sağlamaya çalışan silahlı grupların saldırı ve çatışmalarına sahne oluyor.BM verilerine göre, son 8 ay içerisinde, ülkede yaklaşık 1300 sivil öldürüldü, Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu bölgelerinde halen sürmekte olan çatışmalar sebebiyle 510 binden fazla sivil yerlerinden edildi.
Samsun'da Kuyumcudan Bilezik Çalan Kişi Yakalandı
SAMSUN (AA) - Samsun'un Tekkeköy ilçesinde bir kuyumcudan hırsızlık yapan şüpheli gözaltına alındı.Hacı Ali Ekinci Bulvarı'ndaki bir kuyumcuya gelen, başında şapka, yüzünde ise cerrahi maske bulunan Ü.Ç. (32), 20 bin lira değerinde altın almak istediğini söyledi. Kuyumcu Gazi Öner'in oğlu Semih Öner, tezgahtan çıkardığı iki bileziği tartarak Ü.Ç'ye fiyatını söyledi. Bileziklere bakmak istediğini söyleyerek eline alan Ü,Ç, aniden koşarak dükkandan çıktı.Bunun üzerine Semih Öner ile babası, şüphelinin peşinden koşmaya başladı. Ü,Ç, bu sırada bölgeden geçen jandarma ekibince yakalanarak Tekkeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi.Öte yandan şüphelinin kuyumcudan bilezikleri alıp kaçma anı, iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Gazi Öner, AA muhabirine, iş yerine gelen zanlı ile oğlunun ilgilendiğini, kendisinin yan dükkanda olduğunu söyledi.Şüphelinin altın tartıldıktan sonra, 'bir bakayım' dediği anda etrafa baktıktan sonra bir anda kaçmaya başladığını anlatan Öner, 'Ben de yan dükkandan çıkarak hırsızın peşinden koşmaya başladım. Peşinden koşarken ruhsatlı silahımla müsait bir hava boşluğu gözleyerek kimseye zarar vermeyecek şekilde korkutma amaçlı iki el havaya ateş ettim. Hatta koşarken havaya baktığım için düştüm. Ateş etmeme rağmen yine de durmadı ve kaçmaya devam etti. Bu sırada tesadüfen jandarma ekipleri yoldan geçiyordu. Ekipler hırsızlık olayını öğrendi ve takip ederek kısa sürede yakaladı.' ifadelerini kullandı.
Endonezya'daki İslam Örgütleri Macron'u "İslam'ı İtibarsızlaştırmaya Çalışmakla" Suçladı
CAKARTA (AA) - MAHMUT ATANUR - Endonezya'nın önde gelen İslam örgütleri, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u, Müslümanları hedef alan açıklamaları nedeniyle 'İslam'ı itibarsızlaştırmaya çalışmakla' suçladı.Endonezya'nın en eski İslam örgütlerinden Persatuan Islam'ın (PERSIS) başkan yardımcısı Jeje Zainuddin, Macron'un İslam'ı hedef alan açıklamalarına ilişkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''Avrupa'daki Müslüman toplumunun etkisini göz ardı eden Paris yönetimi, Fransa ve Avrupa'daki huzur ortamına karşı tehlikeli adımlar atıyor.'' dedi.Yaşanan son gelişmelerin, Macron'un kendi çıkar çatışmalarına çözüm bulmadaki başarısızlığının bir sonucu olduğunu belirten Zainuddin, ''Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın belirttiği gibi, Macron'un attığı adımlar akli dengesizlik göstergesi. Avrupa toplumunda İslam ile uyum perspektifinin düzeltilmesi gerekiyor.'' ifadelerini kullandı.Fransız ürünlerine boykot çağrısıZainuddin, son dönemde İslam'ı hedef alanlara karşı Müslümanlar arasında dostluk ve dayanışmayı güçlendirmenin önemine değinerek, ''İfade özgürlüğü adı altında İslam'a ve Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli eylemler kabul edilemez. İslam'ı itibarsızlaştırma girişimlerinin tümünü şiddetle kınıyoruz.'' diye konuştu.Fransa'nın tutumuna karşı diğer İslam ülkelerinde başlatılan boykot çağrısının önemli bir adım olduğunu dile getiren Zainuddin, kalabalık nüfusuyla Fransa için büyük pazar olan Endonezya dahil tüm Müslüman ülkelere, Fransız mallarına boykot çağrısında bulundu.İsrail ile normalleşme sürecine giren bazı Arap ülkelerini de eleştiren Zainuddin, bu adımların, Filistin'in kurtuluşunu isteyen ülkelerin temel ilkelerini unutmaya yönelik girişim olduğunu ifade ederek, Filistin ve Müslüman ülkelere büyük bir ihanet olduğunun altını çizdi.Hidayatullah İslam Örgütü Dış İlişkiler Başkanı Dzikrullah Pramudya da ''Ülkesinde ekonomi, siyasi, sosyal ve kültürel gibi bir çok krizle karşı karşıya olan Macron'un İslam karşıtı politikaları, kamuoyunda güven kaybetmesinin işaretleri.' şeklinde konuştu.Macron'un, ülkedeki siyasi durumunu düzeltmek adına İslam'ı hedef aldığını belirten Pramudya, İslam'ı ve Hazreti Muhammed'i eleştirmenin, ifade özgürlükleriyle çelişkiler barındırdığını dile getirdi.Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Macron'un zihinsel tedaviye ihtiyacı var' ifadesinden rahatsız olan Fransa'nın, Ankara Büyükelçisini geri çağırdığını hatırlatan Pramudya, diplomasiden ve medeni diyalog kurmaktan uzak böyle kişilerin zihinsel tedavi görmesi gerektiği konusuna katıldıklarını belirtti.Filistin meselesine de değinen Pramudya, çıkarları doğrultusunda İsrail'e yakınlaşan ülkelerin, yanı başındaki Filistin halkıyla empati kuramadığını ve bu adımların utanç verici olduğunu kaydetti.''Sadece Müslümanları suçlamak adil değil'Endonezya Filistin Dayanışma Komitesi Başkanı Muhendri Muchtar, ''İslam gibi sadece belirli bir grubu, şiddet ve bombalama gibi eylemlerle suçlamak adil değil. Çünkü şiddet eylemleri, her türlü gruba ait kişiler tarafından işlenebilir, sadece Müslümanlar değil.'' dedi.Aslında başka grupların da suç işlediğinin bilindiğini ancak onlara farklı davranıldığını aktaran Muchtar, ''Macron'un İslam'a yönelik hakaretleri, belirsiz bir zihinsel endişelerinin ürünü.'' ifadesini kullandı.Muchtar, Müslümanlar olarak, İslam'a hakaret tutumunu benimseyen Fransa'nın ürünlerini boykot etmeleri gerektiğini söyledi. Dewan Da'wah Konseyi Araştırma Merkezi Başkanı Teten Romly Qomaruddien de, ''Fransa'da, ifade özgürlüğü gerekçesiyle özellikle İslam'ın hedef alınması ve İslam karşıtı politikaların uygulanması kendilerinin sözde demokrasi değerleriyle hiçbir şekilde bağdaşmıyor.'' diye konuştu.Avrupa'da özellikle Fransa'nın Müslümanlara karşı farklı bir tutum takındığını belirten Qomaruddien, İslam ve Batı arasındaki farklı kültürü uzlaştırmaları gerektiğini kaydetti.
Başarı Merdivenlerini Tek Koluyla Yaptığı Pastalarla Çıktı
GAZİANTEP (AA) - FERİDE PELİN İNAL - Gaziantep'te 6 yıl önce geçirdiği rahatsızlık nedeniyle bir kolu alınan pasta ustası 38 yaşındaki Hamza Taşdemir, tek koluyla sürdürdüğü mesleğinde başarı merdivenlerini çıkmanın gururunu yaşıyor. Sağ kolundaki rahatsızlık üzerine 6 yıl önce yapılan tetkiklerde tümör tespit edilen ve ciddi sağlık sorunu yaşamaya başlayan evli, 3 çocuk babası Taşdemir'in kolu ameliyatla alındı. Bu süreçte işinden bir yıl ayrı kalan Taşdemir, iyileştikten sonra ise mesleğinden kopmama kararı aldı.Hazırladığı pastalarla ulusal ve uluslararası yarışmalara katılan Taşdemir, 1 altın, 6 gümüş ve 3 bronz madalya elde etti.Taşdemir, kendi dükkanını açma hayalini de 3 yıl önce gerçekleştirdi.'Eğitimler aldım, kendimi motive ettim'Hamza Taşdemir, AA muhabirine, 25 yıl önce bir baklavacıda çırak olarak işe başladığını, aradan geçen sürede Gaziantep'teki çeşitli pastanelerde çıraklık, kalfalık, ustalık yaptığını söyledi.Kolunu kaybettikten sonra çok zor zamanlar yaşadığını anlatan Taşdemir, 'Herkes bana 'İşini yapamazsın' demeye başladı. Kendimden endişe etmeye başladım. Bir meslek büyüğümün telkinleri sayesinde yeniden başladım. Eğitimler aldım, kendimi motive ettim. Şimdi herkes iki kollu bir ustadan daha iyi olduğumu söylüyor.' dedi.Başına gelenlere inat mesleğinde iyi olmak için çok çalıştığının altını çizen Taşdemir, şöyle devam etti:'Her şeye rağmen Rabb'ime hep şükür ettim. Kolumu kaybettikten sonra birçok uluslararası yarışmalara katıldım. Türkiye birinciliği, uluslararası derecelerim var. İlk katıldığım yarışmada İstanbul Gastronomi Festivali'nde 21 ülkeden katılım olmuştu. Ben gümüş madalya aldım. Tarihi bir figürle katılmıştım. Selçuklu Sultanı Alparslan'ı canlandıran bir betimleme yapmıştım. Hatta İngiliz juri başkanı beni yanına çağırarak tebrik etti. Çok özel bir andı. İşimi zevk alarak yapıyorum. Yapmaya da devam edeceğim.'Mesleğe başladığı günden beri kendi dükkanını açma hayali olduğunu dile getiren Taşdemir, 'Dükkan açma hayalimden vazgeçmedim. Engel insanların hayallerine engel olmamalı. Bana da olmadı. Dükkanımı daha iyi yerlere getirmek için çalışıyorum. Çalışmaya da devam edeceğim.' diye konuştu.Taşdemir, kendini geliştirerek daha iyi yerlere gelmeyi istediğini sözlerine ekledi.
Reklam
Ankara Kent Konseyi Uluslararası Katılımcılık Altın Madalyası Aldı
ANKARA (AA) - Ankara Kent Konseyi, Uluslararası Kolaylaştırıcılar Birliği (IAF) tarafından Katılımcılık Altın Madalyasına layık görüldü.Kanada'nın Toronto kentinde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle çevrim içi gerçekleştirilen töreni Ankaralılar, Kent Konseyi Kabul Salonu'ndan canlı takip etti.Törende, Kent Konseyine, başkentte üniversiteler, kamu ve özel sektörle sivil toplum kuruluşlarının katılımını sağlayarak tüm paydaşlarıyla ortak aklın oluşumuna verdiği katkılar nedeniyle Katılımcılık Altın Madalyası verildi.Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin de bu süreçte katılımcı yaklaşımların uygulanmasında gösterdiği gayretler nedeniyle 'Yılın Katılımcı Demokrasi Kolaylaştırıcısı' ödülünü aldı. 10 ülkeden 16 kurum ve kuruluşun da ödüle hak kazandığı platformda Ankara Kent Konseyi, Türkiye'den bu ödülü alan ilk kuruluş, uluslararası alanda ise böyle bir ödüle layık görülen ilk büyükşehir kent konseyi oldu. Dünyanın 65 ülkesinde faaliyet gösteren IAF tarafından dağıtılan Katılımcılık Etki Ödülü, tüm dünyada kamu, özel sektör ve sivil toplum inisiyatiflerine, katılımcılık konusundaki hedeflerini gerçekleştirme düzeyleri, bu hedeflere erişimde kullandıkları yaratıcı ve yenilikçi yöntemler dikkate alınarak uzman bir heyet tarafından veriliyor. 'Ankara Kent Konseyi referans gösterilen bir kuruluş olacak'Ödül töreninin ardından AA muhabirine açıklamalarda bulunan Şahin, ödülün ilk defa Türkiye'ye ve Ankara'ya geldiğini, bu nedenle mutlu ve heyecanlı olduklarını söyledi. Ödül aldıklarını bir ay önce öğrendiklerini ancak ödülün derecesi ve ne tür bir madalya aldıklarını törende öğrendiklerini belirten Şahin, şunları kaydetti:'Burada bütün Ankara Kent Konseyi paydaşları, Ankara Büyükşehir Belediyesinin değerli yetkilileriyle birlikte aynı salonda izleyerek bu ödülü almanın heyecanını yaşadık. Ankara Kent Konseyi, artık bundan sonra katılımcı yaklaşımlar ve kolaylaştırıcılık konusunda da dünyada dikkatle izlenen ve referans gösterilen bir kuruluş haline gelmiş olacak.'Şahin, Ankara'nın demokratik değerlerinin dünyaya ve Türkiye'ye anlatılması gerektiğine işaret ederek, bu ödülün Ankara'yı markalaştırmanın ilk adımlarından biri olacağını, bu anlamda çalışmalara da devam edeceklerini söyledi.
Reklam
Reklam
AB Türkiye Delegasyonu Ve Undp Türkiye, "İklim Biziz, Değişeceğiz" Kampanyasını Başlattı
ANKARA (AA) - Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Temsilciliği, 'AB İklim Diplomasisi Haftası 2020' kapsamında küresel ısınmaya karşı iklim eylemini teşvik eden 'İklim Biziz, Değişeceğiz' kampanyasını başlattı.'AB İklim Diplomasisi Haftası 2020' kapsamında oluşturulan 'İklim Biziz, Değişeceğiz' kampanyasının tanıtım toplantısı çevrimiçi ortamda gerçekleştirildi. Toplantıya, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut, UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar ve Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkanı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin katıldı.Büyükelçi Meyer-Landrut, toplantıda yaptığı konuşmada, dünya genelindeki iklim değişikliğinin sonuçlarına herkesin tanık olduğunu ve kimsenin bundan muaf olmadığını belirtti. Avrupa genelinde son 5 yıldaki sıcaklık artışının rekor düzeyde olduğunu kaydeden Meyer-Landrut, 'İklim değişikliği kendi başına bir risk olduğu gibi her ulusu etkiliyor ama yoksul ülke ve bireyler bu konuda daha kırılgan.' değerlendirmesinde bulundu.Nikolaus Meyer-Landrut, AB'nin toparlanma planının 'yeniden daha iyisini inşa etme' ilkelerine dayalı olduğunu vurgulayarak, 'Sosyal olarak adil ve iklimi zararsız bir ekonomi iddiası peşindeyiz.' dedi.Bu yıl 'İklim Diplomasisi Haftası'nı 2-13 Kasım tarihlerinde UNDP Türkiye'yle gerçekleştireceklerini kaydeden Meyer-Landrut, 'İklim diplomasisi haftası bu sene iklim değişikliğine karşı kırılganlık üzerine odaklı. Önümüzdeki haftalar içerisinde bu kırılganlıklar analiz edilecek, gazetecilerle, sivil toplum, akademisyenler, kamu kurumları, yerel yönetim ve vatandaşlarla tartışılarak irdelenecek. Amacımız güvenli, herkes için adil bir iklim değişikliğini sağlamak. Amaç, burada herkesin eyleme geçmesini sağlamak.' değerlendirmesinde bulundu. Küresel sıcaklık artışının 1,5 derece ile sınırlanması önemliUNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Tomasi ise iklim değişikliğinin 'sistemik şok' olduğunu belirterek, ülke ekonomilerinin fosil yakıtlara bağlılığı, çevresel bozulma ve biyoçeşitlilik kaybına sebep olması nedeniyle istenmeyecek bir senaryoyla karşı karşıya kalındığını dile getirdi. Çevresel, sosyal ve ekonomik boyutların birbirinden ayrılamayacağına işaret eden Tomasi, ulusların ortak hareket ederek iklim değişikliği ve etkileriyle birlikte mücadele etmeleri gerekliliğinin altını çizdi.Claudio Tomasi, iklim faaliyetlerinin bütün sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle bağlantılı olduğuna dikkati çekerek, bütün politika seçeneklerinin bu şekilde olması gerektiğini ve Avrupa Yeşil Anlaşması'nın buna güzel bir örnek olduğunu söyledi.Dünya genelinde iklimle alakalı felaketlerin hem sıklığının hem de yoğunluğunun arttığını gördüklerini kaydeden Tomasi, 'Atlantik Okyanusu'nda oluşan hortumlar, Kaliforniya'daki yangınlar, geçtiğimiz birkaç ay içerisinde gerçekleşen birçok olay bize çok karanlık bir resim çiziyor.' diye konuştu. Claudio Tomasi, bu gibi durumların sisteme kalıcı değişiklikler getirdiğinin altını çizerek, 'Bizim iddialı iklim eylemlerine geçmemiz lazım ve bunu ivedilikle yapmamız gerekiyor. Eğer sıcaklık artışını 1,5 derecenin altında tutamazsak, felaket boyutunda afetler ve geri dönüşü olmayan değişiklikler yaşayacağız. On yıllarca edinilmiş kalkınma kazanımlarını kaybedeceğiz. Milyonlarca insan tekrar yoksulluğa itilecek ve 1 milyar kadar kişi yerinden edilmiş olacak.' değerlendirmesini yaptı. Bilim insanları, Dünya'nın ortalama sıcaklığının endüstri öncesi dönemlere kıyasla 2 derece artmasını hayati bir eşik olarak değerlendiriyor. Paris İklim Anlaşması, küresel ısınmayı 2 derecenin oldukça altında tutarak, hatta 1,5 derece ile sınırlamaya çalışarak, bu tehlikeli eşiğin aşılmasını önlemek için küresel bir çerçeve belirliyor.
Yapı Kredi'nin 9 Aylık Net Karı 4 Milyar 315 Milyon Lira
İSTANBUL (AA) - Yapı Kredi, yılın 9 ayında 4 milyar 315 milyon lira net kar elde etti.Yapı Kredi açıklamasına göre, banka yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünyayı etkilediği 2020 yılının ilk 9 ayında nakdi ve gayri nakdi kredilerini yıllık bazda yüzde 24 artırarak, Türkiye ekonomisine 384,4 milyar TL kaynak sağladı. Nakdi kredi hacmini yıllık yüzde 27 artışla 283 milyar liraya çıkaran bankanın, özel bankalar arasındaki toplam nakdi kredi pazar payı yüzde 16,5 oldu. Konsolide aktif büyüklüğü 492,5 milyar TL’ye ulaşan Yapı Kredinin net karı yılın 9 ayında 4 milyar 315 milyon lira olarak gerçekleşti. Mevduatta TL odaklı büyümeyi sürdüren ve toplam müşteri mevduat hacmi yıllık yüzde 23 artışla 263,5 milyar liraya ulaşan bankanın, sermaye yeterlilik rasyosu ise (geçici regülasyon katkısı dikkate alınmadığında) yüzde 16,7 olarak gerçekleşti. Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, Türkiye’nin en büyük üçüncü özel bankası olarak 'Hizmette Sınır Yoktur' anlayışıyla, pandemi nedeniyle zorlu geçen 2020 yılının ilk 9 ayında da ülke ekonomisine değer katmayı sürdürdüklerini belirtti.Global olarak içinden geçilen şu zor günlerde müşterilerin ve Türkiye'nin yanında olarak sınırları kaldırmaya devam ettiklerini aktaran Erün, 'Yılın son çeyreğini karşılarken, nakdi ve gayri nakdi kredilerimizi yıllık yüzde 24 artırarak ülke ekonomisine 384,4 milyar lira kaynak sağladık. Nakit kredi hacmimiz yüzde 27 artarak 283 milyar lira olarak gerçekleşti. Toplam nakdi kredilerde pazar payımız ise yüzde 16,5’e yükseldi. Yine, 2020 yılının ilk 9 ayında müşteri odaklı çalışmalarımız ile toplam müşteri mevduatı hacmimiz yüzde 23 artışla 263,5 milyar lira oldu. İşletme ve KOBİ’lerimizin çek ödemelerinin finansmanına destek olmak için KGF (Kredi Garanti Fonu) tarafından çıkartılan Çek Ödeme Destek Paketi ve yine kira, maaş gibi sabit giderlerinin finansmanına yönelik OPEX Kredi Destek Paketi’nde lider bankalar arasında yer alarak, bu dönemde müşterilerimizi desteklemeye devam ettik. Bu kapsamda, yılın ilk 9 ayında 8 milyar liralık kaynak sağladık.' ifadelerini kullandı.Erün, Yapı Kredi’nin dijital alanda yaptığı yatırımların değerinin salgın döneminde çok daha iyi anlaşıldığını vurguladı. Kovid-19 salgınının görüldüğü ilk günlerden itibaren müşterileri bankacılık işlemlerini yapmaları için Yapı Kredi Mobil, Yapı Kredi Internet Şubesi ve Yapı Kredi Müşteri İletişim Merkezi’ne yönlendirdiklarini bildiren Erün, şu ifadeleri kullandı: 'Mobil aktif müşteri adedimizde, 2020 yılının ilk 9 ayında yüzde 13, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 20 oranında bir artış sağladık. Pandemi öncesinde dijitalle tanışmamış müşterilerimizin yüzde 12’si bu dönemde dijital bankacılık kanallarını kullanmaya başladı. Bununla birlikte, 2020’nin ilk 9 aylık sürecinde yeni hizmet modelimiz “Görüntülü İşlem Asistanları” aracılığı ile yeni müşteri kazanım oranımız 2 katından fazla artış gösterdi. Müşteri İletişim Merkezimize gelen çağrılarda ise pandemi öncesi döneme kıyasla yüzde 22 oranında artış yaşandı.'-'Pandemi öncesi dönemle kıyasla kredi kartıyla temassız ödemeler 4 katına yükseldi'Erün, teknolojiyi, insanı merkeze alan bir yaklaşımla hem müşterilerinin hem de çalışanlarının hayatına değer katacak bir şekilde kullandıklarını belirtti.Kartlı ödeme sistemlerinin bir numaralı markası World ile de kredi kartları alanındaki tarihsel liderliklerini 32 yıldır devam ettiklerini kaydeden Erün, 'Kredi kartı adedimizi 11,8 milyona taşıdığımız bu dönemde kredi kartı adedine göre pazar payımız yüzde 16 olurken, aynı dönemde kredi kartı alacak bakiyesinde yüzde 17,5 pazar payı ile liderliğimizi sürdürdük. Pandemi öncesi dönemle kıyasladığımızda ise kredi kartıyla yapılan temassız ödemeler 4 katına yükseldi ve lider konumumuzu bu alanda da devam ettirdik.' değerlendirmesinde bulundu.Yapı Kredi’nin kurulduğu günden bu yana bankacılık faaliyetlerini, toplumun tüm kesimleri üzerindeki etkilerini gözeterek yürüttüğünü belirten Erün, sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin ancak çevresel ve sosyal sürdürülebilirlikle mümkün olduğunun altını çizdi. Erün, '2020 yılında ekonomiyi ve yaşamı derinden etkileyen Kovid-19 pandemisi, dünya düzeninin ne denli hassas ve değişebilir olduğunu tekrar ortaya koydu. Tüm belirsizliklerin içerisinde ekonomi, toplum ve çevrenin birbirine bağlı, birbirinden doğrudan etkilenen ayrılmaz unsurlar olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Biz de Yapı Kredi olarak kurumların çevre ile uyumlu, toplumun beklentilerini dikkate alan ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarını gözeten bir konumda olması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin ‘sınırları kaldıran’ bankası olarak, sektördeki öncü ve güçlü konumumuzu ve sorumlu büyüme anlayışımızı sürdürülebilirlik alanına daha da yoğunlaştırdık.' ifadelerini kullandı.Yapı Kredi’nin sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarına değinen Erün, şunları kaydetti:'2020 yılının ocak ayında ilk yeşil tahvil ihracımızı gerçekleştirdik. Tahvil kaynaklarını yenilenebilir enerji projelerinde kullandırarak Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişine olan desteğimizi sürdürüyoruz. Çevresel ve sosyal etkilerin yönetilmesinde finans sektörüne düşen sorumlulukların bilincinde bir kurum olarak etkin kurumsal yönetim ve risk yönetimi ilkeleriyle faaliyet gösteriyoruz. Bu yıl dünyanın en büyük çevresel raporlama kuruluşu olan Karbon Saydamlık Projesi’ne (CDP) yaptığımız raporlamayla CDP Türkiye 2019 Su Liderleri arasında yer aldık. Sürdürülebilirlik yönetiminde gösterdiğimiz yüksek performansımızla Borsa İstanbul (BİST) Sürdürülebilirlik Endeksi ve Londra Borsası’na bağlı küresel endeks sağlayıcısı FTSE Russel’ın şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim performanslarını ölçen FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nde yer almayı sürdürdük. Bu yıl tüm paydaşlarımız için uzun dönemli değer yaratma modelini içeren ilk Entegre Raporumuzu yayımladık.'Yapı Kredi olarak Kovid-19 salgınına karşı yürütülen mücadele kapsamında bugüne kadar toplumsal ve ekonomik birçok önlemi hayata geçirdiklerini anımsatan Erün, 'Bu belirsiz dönemde de 76 yıldır genlerimize işleyen müşteri odaklı hizmet ve toplumsal sorumluluk anlayışımızla ülkemize katkı sağlamayı sürdüreceğiz. Ekonomik, toplumsal ve sosyal alanlarda gerçekleştireceğimiz çalışmalarla pandeminin olumsuz etkilerini azaltmaya, ülkemiz ekonomisini sınırsız bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.
Yapı Kredi'nin 9 Aylık Net Karı 4 Milyar 315 Milyon Lira
İSTANBUL (AA) - Yapı Kredi, yılın 9 ayında 4 milyar 315 milyon lira net kar elde etti.Yapı Kredi açıklamasına göre, banka yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünyayı etkilediği 2020 yılının ilk 9 ayında nakdi ve gayri nakdi kredilerini yıllık bazda yüzde 24 artırarak, Türkiye ekonomisine 384,4 milyar TL kaynak sağladı. Nakdi kredi hacmini yıllık yüzde 27 artışla 283 milyar liraya çıkaran bankanın, özel bankalar arasındaki toplam nakdi kredi pazar payı yüzde 16,5 oldu. Konsolide aktif büyüklüğü 492,5 milyar TL’ye ulaşan Yapı Kredinin net karı yılın 9 ayında 4 milyar 315 milyon lira olarak gerçekleşti. Mevduatta TL odaklı büyümeyi sürdüren ve toplam müşteri mevduat hacmi yıllık yüzde 23 artışla 263,5 milyar liraya ulaşan bankanın, sermaye yeterlilik rasyosu ise (geçici regülasyon katkısı dikkate alınmadığında) yüzde 16,7 olarak gerçekleşti. Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, Türkiye’nin en büyük üçüncü özel bankası olarak 'Hizmette Sınır Yoktur' anlayışıyla, pandemi nedeniyle zorlu geçen 2020 yılının ilk 9 ayında da ülke ekonomisine değer katmayı sürdürdüklerini belirtti.Global olarak içinden geçilen şu zor günlerde müşterilerin ve Türkiye'nin yanında olarak sınırları kaldırmaya devam ettiklerini aktaran Erün, 'Yılın son çeyreğini karşılarken, nakdi ve gayri nakdi kredilerimizi yıllık yüzde 24 artırarak ülke ekonomisine 384,4 milyar lira kaynak sağladık. Nakit kredi hacmimiz yüzde 27 artarak 283 milyar lira olarak gerçekleşti. Toplam nakdi kredilerde pazar payımız ise yüzde 16,5’e yükseldi. Yine, 2020 yılının ilk 9 ayında müşteri odaklı çalışmalarımız ile toplam müşteri mevduatı hacmimiz yüzde 23 artışla 263,5 milyar lira oldu. İşletme ve KOBİ’lerimizin çek ödemelerinin finansmanına destek olmak için KGF (Kredi Garanti Fonu) tarafından çıkartılan Çek Ödeme Destek Paketi ve yine kira, maaş gibi sabit giderlerinin finansmanına yönelik OPEX Kredi Destek Paketi’nde lider bankalar arasında yer alarak, bu dönemde müşterilerimizi desteklemeye devam ettik. Bu kapsamda, yılın ilk 9 ayında 8 milyar liralık kaynak sağladık.' ifadelerini kullandı.Erün, Yapı Kredi’nin dijital alanda yaptığı yatırımların değerinin salgın döneminde çok daha iyi anlaşıldığını vurguladı. Kovid-19 salgınının görüldüğü ilk günlerden itibaren müşterileri bankacılık işlemlerini yapmaları için Yapı Kredi Mobil, Yapı Kredi Internet Şubesi ve Yapı Kredi Müşteri İletişim Merkezi’ne yönlendirdiklarini bildiren Erün, şu ifadeleri kullandı: 'Mobil aktif müşteri adedimizde, 2020 yılının ilk 9 ayında yüzde 13, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 20 oranında bir artış sağladık. Pandemi öncesinde dijitalle tanışmamış müşterilerimizin yüzde 12’si bu dönemde dijital bankacılık kanallarını kullanmaya başladı. Bununla birlikte, 2020’nin ilk 9 aylık sürecinde yeni hizmet modelimiz “Görüntülü İşlem Asistanları” aracılığı ile yeni müşteri kazanım oranımız 2 katından fazla artış gösterdi. Müşteri İletişim Merkezimize gelen çağrılarda ise pandemi öncesi döneme kıyasla yüzde 22 oranında artış yaşandı.'-'Pandemi öncesi dönemle kıyasla kredi kartıyla temassız ödemeler 4 katına yükseldi'Erün, teknolojiyi, insanı merkeze alan bir yaklaşımla hem müşterilerinin hem de çalışanlarının hayatına değer katacak bir şekilde kullandıklarını belirtti.Kartlı ödeme sistemlerinin bir numaralı markası World ile de kredi kartları alanındaki tarihsel liderliklerini 32 yıldır devam ettiklerini kaydeden Erün, 'Kredi kartı adedimizi 11,8 milyona taşıdığımız bu dönemde kredi kartı adedine göre pazar payımız yüzde 16 olurken, aynı dönemde kredi kartı alacak bakiyesinde yüzde 17,5 pazar payı ile liderliğimizi sürdürdük. Pandemi öncesi dönemle kıyasladığımızda ise kredi kartıyla yapılan temassız ödemeler 4 katına yükseldi ve lider konumumuzu bu alanda da devam ettirdik.' değerlendirmesinde bulundu.Yapı Kredi’nin kurulduğu günden bu yana bankacılık faaliyetlerini, toplumun tüm kesimleri üzerindeki etkilerini gözeterek yürüttüğünü belirten Erün, sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin ancak çevresel ve sosyal sürdürülebilirlikle mümkün olduğunun altını çizdi. Erün, '2020 yılında ekonomiyi ve yaşamı derinden etkileyen Kovid-19 pandemisi, dünya düzeninin ne denli hassas ve değişebilir olduğunu tekrar ortaya koydu. Tüm belirsizliklerin içerisinde ekonomi, toplum ve çevrenin birbirine bağlı, birbirinden doğrudan etkilenen ayrılmaz unsurlar olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Biz de Yapı Kredi olarak kurumların çevre ile uyumlu, toplumun beklentilerini dikkate alan ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarını gözeten bir konumda olması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin ‘sınırları kaldıran’ bankası olarak, sektördeki öncü ve güçlü konumumuzu ve sorumlu büyüme anlayışımızı sürdürülebilirlik alanına daha da yoğunlaştırdık.' ifadelerini kullandı.Yapı Kredi’nin sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarına değinen Erün, şunları kaydetti:'2020 yılının ocak ayında ilk yeşil tahvil ihracımızı gerçekleştirdik. Tahvil kaynaklarını yenilenebilir enerji projelerinde kullandırarak Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişine olan desteğimizi sürdürüyoruz. Çevresel ve sosyal etkilerin yönetilmesinde finans sektörüne düşen sorumlulukların bilincinde bir kurum olarak etkin kurumsal yönetim ve risk yönetimi ilkeleriyle faaliyet gösteriyoruz. Bu yıl dünyanın en büyük çevresel raporlama kuruluşu olan Karbon Saydamlık Projesi’ne (CDP) yaptığımız raporlamayla CDP Türkiye 2019 Su Liderleri arasında yer aldık. Sürdürülebilirlik yönetiminde gösterdiğimiz yüksek performansımızla Borsa İstanbul (BİST) Sürdürülebilirlik Endeksi ve Londra Borsası’na bağlı küresel endeks sağlayıcısı FTSE Russel’ın şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim performanslarını ölçen FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nde yer almayı sürdürdük. Bu yıl tüm paydaşlarımız için uzun dönemli değer yaratma modelini içeren ilk Entegre Raporumuzu yayımladık.'Yapı Kredi olarak Kovid-19 salgınına karşı yürütülen mücadele kapsamında bugüne kadar toplumsal ve ekonomik birçok önlemi hayata geçirdiklerini anımsatan Erün, 'Bu belirsiz dönemde de 76 yıldır genlerimize işleyen müşteri odaklı hizmet ve toplumsal sorumluluk anlayışımızla ülkemize katkı sağlamayı sürdüreceğiz. Ekonomik, toplumsal ve sosyal alanlarda gerçekleştireceğimiz çalışmalarla pandeminin olumsuz etkilerini azaltmaya, ülkemiz ekonomisini sınırsız bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Yapı Kredi'nin 9 Aylık Net Karı 4 Milyar 315 Milyon Lira
İSTANBUL (AA) - Yapı Kredi, yılın 9 ayında 4 milyar 315 milyon lira net kar elde etti.Yapı Kredi açıklamasına göre, banka yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının tüm dünyayı etkilediği 2020 yılının ilk 9 ayında nakdi ve gayri nakdi kredilerini yıllık bazda yüzde 24 artırarak, Türkiye ekonomisine 384,4 milyar TL kaynak sağladı. Nakdi kredi hacmini yıllık yüzde 27 artışla 283 milyar liraya çıkaran bankanın, özel bankalar arasındaki toplam nakdi kredi pazar payı yüzde 16,5 oldu. Konsolide aktif büyüklüğü 492,5 milyar TL’ye ulaşan Yapı Kredinin net karı yılın 9 ayında 4 milyar 315 milyon lira olarak gerçekleşti. Mevduatta TL odaklı büyümeyi sürdüren ve toplam müşteri mevduat hacmi yıllık yüzde 23 artışla 263,5 milyar liraya ulaşan bankanın, sermaye yeterlilik rasyosu ise (geçici regülasyon katkısı dikkate alınmadığında) yüzde 16,7 olarak gerçekleşti. Açıklamada görüşlerine yer verilen Yapı Kredi CEO’su Gökhan Erün, Türkiye’nin en büyük üçüncü özel bankası olarak 'Hizmette Sınır Yoktur' anlayışıyla, pandemi nedeniyle zorlu geçen 2020 yılının ilk 9 ayında da ülke ekonomisine değer katmayı sürdürdüklerini belirtti.Global olarak içinden geçilen şu zor günlerde müşterilerin ve Türkiye'nin yanında olarak sınırları kaldırmaya devam ettiklerini aktaran Erün, 'Yılın son çeyreğini karşılarken, nakdi ve gayri nakdi kredilerimizi yıllık yüzde 24 artırarak ülke ekonomisine 384,4 milyar lira kaynak sağladık. Nakit kredi hacmimiz yüzde 27 artarak 283 milyar lira olarak gerçekleşti. Toplam nakdi kredilerde pazar payımız ise yüzde 16,5’e yükseldi. Yine, 2020 yılının ilk 9 ayında müşteri odaklı çalışmalarımız ile toplam müşteri mevduatı hacmimiz yüzde 23 artışla 263,5 milyar lira oldu. İşletme ve KOBİ’lerimizin çek ödemelerinin finansmanına destek olmak için KGF (Kredi Garanti Fonu) tarafından çıkartılan Çek Ödeme Destek Paketi ve yine kira, maaş gibi sabit giderlerinin finansmanına yönelik OPEX Kredi Destek Paketi’nde lider bankalar arasında yer alarak, bu dönemde müşterilerimizi desteklemeye devam ettik. Bu kapsamda, yılın ilk 9 ayında 8 milyar liralık kaynak sağladık.' ifadelerini kullandı.Erün, Yapı Kredi’nin dijital alanda yaptığı yatırımların değerinin salgın döneminde çok daha iyi anlaşıldığını vurguladı. Kovid-19 salgınının görüldüğü ilk günlerden itibaren müşterileri bankacılık işlemlerini yapmaları için Yapı Kredi Mobil, Yapı Kredi Internet Şubesi ve Yapı Kredi Müşteri İletişim Merkezi’ne yönlendirdiklarini bildiren Erün, şu ifadeleri kullandı: 'Mobil aktif müşteri adedimizde, 2020 yılının ilk 9 ayında yüzde 13, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 20 oranında bir artış sağladık. Pandemi öncesinde dijitalle tanışmamış müşterilerimizin yüzde 12’si bu dönemde dijital bankacılık kanallarını kullanmaya başladı. Bununla birlikte, 2020’nin ilk 9 aylık sürecinde yeni hizmet modelimiz “Görüntülü İşlem Asistanları” aracılığı ile yeni müşteri kazanım oranımız 2 katından fazla artış gösterdi. Müşteri İletişim Merkezimize gelen çağrılarda ise pandemi öncesi döneme kıyasla yüzde 22 oranında artış yaşandı.'-'Pandemi öncesi dönemle kıyasla kredi kartıyla temassız ödemeler 4 katına yükseldi'Erün, teknolojiyi, insanı merkeze alan bir yaklaşımla hem müşterilerinin hem de çalışanlarının hayatına değer katacak bir şekilde kullandıklarını belirtti.Kartlı ödeme sistemlerinin bir numaralı markası World ile de kredi kartları alanındaki tarihsel liderliklerini 32 yıldır devam ettiklerini kaydeden Erün, 'Kredi kartı adedimizi 11,8 milyona taşıdığımız bu dönemde kredi kartı adedine göre pazar payımız yüzde 16 olurken, aynı dönemde kredi kartı alacak bakiyesinde yüzde 17,5 pazar payı ile liderliğimizi sürdürdük. Pandemi öncesi dönemle kıyasladığımızda ise kredi kartıyla yapılan temassız ödemeler 4 katına yükseldi ve lider konumumuzu bu alanda da devam ettirdik.' değerlendirmesinde bulundu.Yapı Kredi’nin kurulduğu günden bu yana bankacılık faaliyetlerini, toplumun tüm kesimleri üzerindeki etkilerini gözeterek yürüttüğünü belirten Erün, sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin ancak çevresel ve sosyal sürdürülebilirlikle mümkün olduğunun altını çizdi. Erün, '2020 yılında ekonomiyi ve yaşamı derinden etkileyen Kovid-19 pandemisi, dünya düzeninin ne denli hassas ve değişebilir olduğunu tekrar ortaya koydu. Tüm belirsizliklerin içerisinde ekonomi, toplum ve çevrenin birbirine bağlı, birbirinden doğrudan etkilenen ayrılmaz unsurlar olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Biz de Yapı Kredi olarak kurumların çevre ile uyumlu, toplumun beklentilerini dikkate alan ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarını gözeten bir konumda olması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin ‘sınırları kaldıran’ bankası olarak, sektördeki öncü ve güçlü konumumuzu ve sorumlu büyüme anlayışımızı sürdürülebilirlik alanına daha da yoğunlaştırdık.' ifadelerini kullandı.Yapı Kredi’nin sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalarına değinen Erün, şunları kaydetti:'2020 yılının ocak ayında ilk yeşil tahvil ihracımızı gerçekleştirdik. Tahvil kaynaklarını yenilenebilir enerji projelerinde kullandırarak Türkiye’nin düşük karbon ekonomisine geçişine olan desteğimizi sürdürüyoruz. Çevresel ve sosyal etkilerin yönetilmesinde finans sektörüne düşen sorumlulukların bilincinde bir kurum olarak etkin kurumsal yönetim ve risk yönetimi ilkeleriyle faaliyet gösteriyoruz. Bu yıl dünyanın en büyük çevresel raporlama kuruluşu olan Karbon Saydamlık Projesi’ne (CDP) yaptığımız raporlamayla CDP Türkiye 2019 Su Liderleri arasında yer aldık. Sürdürülebilirlik yönetiminde gösterdiğimiz yüksek performansımızla Borsa İstanbul (BİST) Sürdürülebilirlik Endeksi ve Londra Borsası’na bağlı küresel endeks sağlayıcısı FTSE Russel’ın şirketlerin çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim performanslarını ölçen FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’nde yer almayı sürdürdük. Bu yıl tüm paydaşlarımız için uzun dönemli değer yaratma modelini içeren ilk Entegre Raporumuzu yayımladık.'Yapı Kredi olarak Kovid-19 salgınına karşı yürütülen mücadele kapsamında bugüne kadar toplumsal ve ekonomik birçok önlemi hayata geçirdiklerini anımsatan Erün, 'Bu belirsiz dönemde de 76 yıldır genlerimize işleyen müşteri odaklı hizmet ve toplumsal sorumluluk anlayışımızla ülkemize katkı sağlamayı sürdüreceğiz. Ekonomik, toplumsal ve sosyal alanlarda gerçekleştireceğimiz çalışmalarla pandeminin olumsuz etkilerini azaltmaya, ülkemiz ekonomisini sınırsız bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Çevre Ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Birpınar, "İklim Biziz, Değişeceğiz" Kampanyası Lansmanında Konuştu:
ANKARA (AA) - Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar, 'İklim değişikliği geleceğimiz için bir tehdit olmaktan öte, acil önlemler alınması gereken küresel bir sorundur.' dedi.Birpınar, 'İklim Biziz, Değişeceğiz' kampanyasının çevrim içi gerçekleştirilen lansman toplantısına katıldı.İnsanların iklim krizini hissetmeye başladığını belirten Birpınar, bir araştırmanın Türkiye'de yaşayan insanların yüzde 80'inin iklim değişikliğine inandığını gösterdiğini aktardı.İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün biraz daha kendisini gösterdiğini anlatan Birpınar, küresel ortalama sıcaklıkların her yıl yeni rekorlar kırdığını belirtti.Birpınar, verilere göre 2015'ten bu yana en sıcak beş yılın yaşandığını, 2020 yılının tarihteki en sıcak yıl olma yolunda ilerlediğini ifade etti. Dünyanın ve Türkiye'nin şiddeti gittikçe artan sel, dolu, fırtına, kuraklık, uzun süreli orman yangınları gibi afetlerle karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Birpınar, şöyle konuştu:'Karadeniz'e kıyısı olan Giresun ilimizde ağustos ayında aşırı yağış nedeniyle oldukça yıkıcı ve can alan sel, heyelan felaketlerini yaşadık. Ankara'da eylül ayında görülmemiş bir kum fırtınası yaşadık, İstanbul'da ise oldukça şiddetli bir dolu yağışı gerçekleşti. Bilimsel çalışmalar orta ve uzun vadede iklim değişikliğinin çok daha dramatik sonuçlara sebep olacağını gösteriyor. Afetler bir yandan can kaybına yol açarken bir yandan da mal kaybına neden oluyor. Geçen sene yaşanan sel felaketleri, ülkemizde 1 milyar lira zarara yol açtı. İstanbul'daki dolu yağışının sigorta şirketlerine maliyeti yaklaşık 10 milyar lira olmuştur.''İklim değişikliği ile mücadele çalışmalarımıza devam ediyoruz'İklim rejiminin Paris Anlaşması ile birlikte yeni bir faza geçtiğini söyleyen Birpınar, şunları kaydetti:'Bu süreçte, tüm ülkelerin ulusal katkı beyanları ile sürece dahil olduklarına şahit olduk. Biz de Türkiye olarak iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. 2030 yılında sera gazı emisyonlarında yüzde 21'e kadar artıştan azaltım hedefini Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Sekretaryasına bildirdik. Ulusal katkımıza göre 2030 yılında 246 milyon ton, 2012-2030 arasında ise toplam 1 milyar 920 milyon ton sera gazı emisyonu önlenmiş olacaktır. Diğer taraftan, Türkiye olarak Ulusal İklim Değişikliği Stratejisini ve Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planını uzun dönemli hedeflerle güncelliyoruz. Sera Gazı Emisyonlarının Takibi Hakkında Yönetmelik kapsamında ulusal sera gazı emisyonlarının yaklaşık yarısını 2015 yılından beri tesis seviyesinde izliyoruz. Karbon Piyasalarına Hazırlık Ortaklığı Projesi ile iklim kanunu ve Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) taslak mevzuatı çalışıyoruz. Aynı zamanda, ülke olarak yeni ve temiz teknolojilerden yararlanıyor yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla istifade ediyoruz. Yenilenebilir enerji kurulu gücümüz 2011 ve 2020 Temmuz arasında 19 bin megavattan 45 bin megavatın üzerine çıkmıştır. Ülkemizde elektrik enerjisi kurulu gücü içinde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 48'e ulaşmıştır.'Türkiye'nin ilk, Avrupa ve Orta Doğu'nun tek bütünleşmiş güneş paneli üretim tesisinin ağustos ayında açıldığını anımsatan Birpınar, 'Yatırım tutarı 400 milyon doları bulan tesis, yıllık 500 megavat güneş paneli üretim kapasitesine sahip olacak. Enerji verimliliğinde de önemli adımlar atılıyor. Enerji Verimliliği Eylem Planı hazırlandı. Son on beş yılda yaklaşık 41,5 milyon ton petrol eşdeğeri tasarruf sağlandı. Hızla sanayileşen ülkemizde yeşil üretime dayalı, kaynak ve enerji etkin bir sanayiye geçiş için çalışıyoruz. Ulaştırma sektöründe yapılan yatırımlarla zamandan kazanıyor, mesafeleri kısaltıyor ve emisyonlarımızı azaltıyoruz.' bilgisini verdi. Türkiye genelinde, 3 bin kilometre bisiklet ve yürüyüş yolu yapımı için çalışmaların sürdüğünü aktaran Birpınar, 2017'de başlatılan 'Sıfır Atık Projesi'nin Türkiye genelinde uygulanması için çalışmaların devam ettiğini söyledi.'Akdeniz Bölgesi iklim değişikliği etkileri açısından en savunmasız bölgelerden biri''İklim değişikliği geleceğimiz için bir tehdit olmaktan öte, acil önlemler alınması gereken küresel bir sorundur.' diyen Birpınar, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına göre, Akdeniz Bölgesi'nin iklim değişikliği etkileri açısından en savunmasız bölgelerden biri olduğunu aktardı.Bakan Yardımcısı Birpınar, konuşmasını şöyle sürdürdü:'Dolayısıyla ülkemiz için, iklim değişikliğinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini en aza indirmek, yani iklim değişikliğine uyum sağlamak oldukça önemlidir. Bu amaçla, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve UNDP ile birlikte yürüttüğümüz İklim Değişikliği Uyum Eyleminin Güçlendirilmesi Projesi kapsamında, İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planını güncelleme çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ayrıca, proje kapsamında 4 pilot büyükşehirde iklim değişikliği uyum eylem planlarını hazırlıyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede başarılı olunması, toplumun bütün kesimlerinin bu ortak çabalara dahil edilmesine bağlıdır. Buradan hareketle, yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarını ve üniversiteleri destekliyoruz. Yine bu proje kapsamında geçtiğimiz günlerde İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı Teklif Çağrısına çıktık. Yaklaşık 7 milyon Avro bütçeli Hibe Programı ile Türkiye genelinde iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlayacak projeler için hibe desteği sağlayacağız. Bu vesile ile, tüm paydaşlarımızı hibe programı çağrımıza proje tekliflerini sunmaya davet ediyorum.'Bakan Birpınar, Avrupa Birliğinden çevre konusunda verilen fonlarda kesintiye gitmemelerini beklediklerini vurgulayarak, 'Başka bir konuda Türkiye'ye kızıp çevre meselesindeki fonlarda kesintilere gitmenin çok mantıksız olduğunu, kendi sağlıkları için de doğru olmadığını bir kere daha ifade etmek istiyorum. Türkiye Akdenizi kirletirse, Türkiye havasını kirletirse, Türkiye toprağını kirletirse, bu Avrupa'daki dostlarımızın da havası, suyu, yiyecekleri kirlenecek demektir.' ifadesini kullandı.'Belediye başkanlarının vizyonuyla ilgili çok ciddi çalışmalar yapıyoruz'Kampanyanın lansman toplantısında konuşma yapan Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise Birlik olarak Belediye başkanlarının paradigma değişikliği, vizyonuyla ilgili çok ciddi çalışmalar yaptıklarını belirtti.'Karbonsuz dünya, karbonsuz Avrupa, karbonsuz Türkiye nasıl inşa edilecek? Yeşil ekonomi nasıl planlanacak?' konuları üzerinde durulması gerektiğini dile getiren Şahin, 'Özellikle sanayide havayı, suyu, toprağı kirleten alanlarda yapılması ve yapılmaması gerekenler çok daha hızlı güncellenecek.' dedi.Akıllı ulaşım alanları konusunun önemine değinen Şahin, 'Havayı kirletmeden ulaşım ihtiyacımızı nasıl gidereceğiz? Bunu nasıl çeşitlendireceğiz? Bunu çalışıyoruz. Avrupa Birliği ile Türkiye Belediyeler Birliği, bu yıl çok güçlü yürüyelim dedik ve onlarla Hareketlilik Haftası'nda bisiklet yolu, bisikletin hayatımıza zorunlu bir şekilde gireceği, ulaşımı çeşitlendireceği bir alternatif nasıl olacak, bunu çalıştık. Belediyelerimiz, çok güçlü bir şekilde proje geliştirdiler. İspanya, Avusturya'dan daha fazla belediye buna katıldı, dünya birincisi olduk.' ifadelerini kullandı.
Burak Arzova Yazio: Avrupa İkinci Koronavirus Dalgası Yaşıyor: Sıkı Önlemler Geri Geldi
etiket
Tüm dünyada sanki Coronavirus gibi bir tehlike yokmuşçasına kurallara riayet edilmeden geçirilen güzel yaz günleri bitti. Pek çok kişi sürekli vurgulanan “maske – mesafe ve temizlik” gibi basit korunma önlemlerini yok saydı. Üstüne üstlük daralan ekonomileri canlandırmak adına ülke yönetimleri tüm bu ihlalleri görmezden geldi. Yarım kapasite çalışması gereken restoranlar tam kapasiteye yakın çalışmasına karşılık, bu yerlerin denetiminden sorumlu devlet erkânı görevini yerine getirmedi. Ara sıra göstermelik, önceden bildirilen trafik denetimleri ile toplu taşıma “denetleniyormuş” gibi yapıldı. Sonuç: Pandemi tüm dünyada yüksek bir hızla tekrar yayılmaya başladı.Türkiye verilerinden bahsetmeyeceğim. Çünkü Sağlık Bakanlığı önce 15 Ekim 2020 de gerçek sayıları (vak’a sayısı) açıklayacağını söylemesine rağmen, sonra böyle bir şey söylemediğini iddia etti. Biz ülkemizde hala vak’a sayısını bilemiyoruz. Gerçek rakamları bilemeyince de yönetemiyoruz.Toplu taşımada kişisel gözlemimle, insanlar büyük ağırlıkla maske kuralına uyuyorlar. Ancak topluluk haline gelme ve aile ziyaretleri hala devam ediyor. Hal böyle olunca Coronavirus yayılımında artış kaçınılmaz. Ancak Avrupa’da durum çok daha vahim. Kısa bir süre önce sınırların açılması vesilesiyle Bulgaristan Sofya’ya gittim. Gördüğüm manzara inanılmazdı. İnsanlar bir arada maskesiz, sanki geçtiğimiz 2019 yılında ki gibi (Coronavirus’ün adının bile geçmediği) rahattı. Hatta Sofya Maratonu bile düzenlendi. Yüzlerce insan maskesiz ve mesafeyi dikkate almadan bir araya geldi. İtalya ve İspanya’da binlerce insan maske ve kısıtlama şartlarını protesto eden gösteriler düzenlemişti geçtiğimiz günlerde.
Reklam