MART
Ruhani: "Yurt Dışında Bloke Edilen Döviz Kaynaklarımızı Kullanabilmek İçin Uğraşıyoruz"
TAHRAN (AA) - İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, yurt dışında bloke edilen döviz kaynaklarını kullanabilmek için uğraştıklarını söyledi. Ruhani, başkent Tahran'da yapılan Ekonomi Koordinasyon Merkezi toplantısında yaptığı konuşmada yurt dışında bloke edilen İran mali kaynaklarıyla ilgili açıklamada bulundu. Hükümetin bölge ülkeleriyle mali kanallar konusunda yaptığı anlaşmaların süratle hayata geçirilmesi için gayret sarfettiğini aktaran Ruhani, 'ABD yaptırımları ülkenin ekonomisi üzerinde ağır şartlar meydana getirdi ancak ortaya konulan çabalar sayesinde yurt dışında bloke edilen kaynakların kullanımı artıyor. Yurt dışında bloke edilen döviz kaynaklarımızı kullanabilmek için uğraşıyoruz.' ifadelerini kullandı. Ruhani, Çin, Avrasya bölgesindeki ülkeler ve komşularla enerji, teknoloji ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için özel planlamalar yapmaları gerektiğini belirtti. Toplantıda İran Merkez Başkanı Abdunnasır Himmeti, dün yaptığı Bağdat ziyaretinde Iraklı yetkililerle mali kaynakların kullanımına dair yaptığı anlaşmalarla ilgili bilgi verdi. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de Çin temaslarında bu ülkenin yetkilileriyle mali kanal, taşımacılık ve denizcilik alanında iyi anlaşmalar sağlandığıyla ilgili rapor sundu. Himmeti dün Iraklı mevkidaşı Mustafa Galib ve Irak Ticaret Bankası Başkanı Salim Cevad Abdulhadi el-Çelebi ile yaptığı görüşmelerin ardından 'İran Merkez Bankası'yla Irak Ticaret Bankası arasında, ülkemizin mali kaynaklarının serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varıldı.' açıklamasında bulunmuştu.ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarıABD Başkanı Donald Trump, 8 Mayıs 2018'de nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurmuş ve İran'ın ABD dolarına erişimini, devlet tahvili satmasını, altın ve diğer değerli madenler ile çelik, alüminyum, kömür gibi metallerle ticaret yapmasını ve yolcu uçağı ya da parçalarını ithal etmesini engelleyen yaptırım paketini 3 ay sonra resmen hayata geçirmişti.ABD'nin İran'a yönelik ikinci yaptırım paketi, 180 günlük sürenin dolmasının ardından 5 Kasım 2018'de devreye girmişti.Buna göre, İran Ulusal Petrol Şirketi, İran Petrol Ticaret Şirketi ve Ulusal Tanker Şirketine uluslararası kısıtlamalar getirilirken, ekonomisi büyük ölçüde petrole dayalı İran'dan petrol ve ürünlerinin satışına yaptırımlar uygulanmıştı.
Bakan Albayrak Sanayi Üretimindeki Artışı Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Sanayi Üretim Endeksi'nde ağustos ayındaki yıllık yüzde 10,4 artışla Türkiye'nin OECD'de 1'inci, dünyada 2'nci sırada olduğunu bildirdi. Albayrak, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı ağustos ayı sanayi üretimi verilerini değerlendirdi. Sanayi Üretim Endeksi'nde ağustos ayındaki yıllık yüzde 10,4 artışla 'Türkiye'nin OECD'de 1'inci, dünyada Singapur'dan sonra 2'nci sırada olduğuna' dikkati çeken Albayrak, perakende satış hacmi endeksinin yıllık bazda yüzde 5,8, sektörel ciro endeksinin de yüzde 23,5 yükseldiğini belirtti. Bakan Albayrak, 'İhracat treninin başına üretim lokomotifini getirerek istikrar ve verimlilik vagonlarını milli ekonomi raylarına oturtuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Analiz - Ermenistan'ın Hedefi Türkiye-Azerbaycan Enerji Güvenliği
İSTANBUL (AA) -YUNUS FURUNCU- Hazar bölgesinden uluslararası piyasalara petrol ve doğalgaz ihraç eden Azerbaycan, Türkiye’nin enerji güvenliğine katkı sunmaktadır. Son zamanlarda Ermenistan’ın saldırdığı Tovuz bölgesinin Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) ile birlikte Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) ve Bakü-Tiflis-Erzurum hatlarının geçiş güzergâhında yer alması bu saldırıların neyi hedeflediğini göstermek açısından önemli. Ayrıca Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu’nun bu bölgede bulunması bölgenin uluslararası taşımacılık alanında da ön plana çıkmaya başladığını gösteriyor. 12 Temmuz ve 21 Eylül’de Tovuz bölgesine saldıran Ermenistan’ın çatışmaları Karabağ dışına özellikle enerji transfer noktalarına yaymaya çalıştığı anlaşılıyor.Azerbaycan’ın bölgede İran ve Rusya etkisinden kurtulmasında belirleyici bir yeri olan uluslararası enerji projeleri aslında ülkenin kendi ayakları üzerinde durması ve bağımsız bir politika ortaya koyması açısından son derece hayati. Nitekim topraklarını işgal eden Ermenistan’a karşı daha sağlam bir mücadele ortaya koyan Azerbaycan’ın enerji politikalarının önemli etkilerinin olduğu görülüyor. Özellikle doğalgaz ve petrol boru hatları ile önemli ihracat rakamlarına kavuşan Azerbaycan ekonomik anlamda diğer bölge ülkelerine göre daha güçlü bir performans sergilemeye başlamış durumda. Bu gelişmelerin farkında olan Ermenistan’ın yükselen Azerbaycan etkisini zayıflatmak ve ortadan kaldırmak için saldırılara devam ettiği görülüyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk grubunun yıllarca haksızlığı gideremediği bir ortamda Azerbaycan kendi topraklarını işgalden kurtarmak için etkili bir strateji ortaya koyuyor. Enerji alanındaki etkinliğinin kendisine kattığı güçle ayaklarını daha sağlam bir zemine basan ülke, topraklarını geri almak için daha fazla bekleyemezdi. Çünkü Ermenistan’ın stratejik öneme sahip Tovuz bölgesi gibi yerlere de saldırmaya başlaması Azerbaycan için nefes borusu görevi yapan bölgeyi tehdit altına sokuyordu.Azerbaycan’ın yükselen enerji rolüDoğalgaz ve petrol üreticisi olan Azerbaycan’ın konumu, Hazar bölgesinde çıkan kaynakların uluslararası enerji piyasalarına ulaşması açısından son derece kritik bir noktada. Türkiye ile birlikte inşa etmiş olduğu doğalgaz ve petrol boru hatlarıyla uluslararası piyasalara erişen Azerbaycan böylece Kafkaslarda etkili bir aktör haline geldi.1994 yılından itibaren hidrokarbon arama çalışmaları sürdüren Azerbaycan’ın başta Şah Deniz ve Abşeron yataklarında keşfedilen doğalgazla büyük bir rezerve sahip olduğu ortaya çıktı. Yaklaşık 1,7 trilyon metreküp doğalgaz ve 7 milyar varil petrol rezervine sahip olan ülke etkili bir hidrokarbon üreticisi konumunda. Yıllık 30 milyon tondan fazla petrol ve yaklaşık 11 milyar metreküp doğalgaz ihraç eden Azerbaycan’ın ihracatının yüzde 90’dan fazlasını doğalgaz ve petrol oluşturuyor. [1] İhracat yapılan ülkelere baktığımız zaman Avrupa ülkelerinin büyük bir yer tuttuğu görülüyor. Doğalgaz üretimi konusunda önemli ilerlemeler kaydetmesi beklenen Azerbaycan’ın Uluslararası Enerji Ajansı’nın projeksiyonlarına göre 2040 yılına kadar yıllık 55 milyar metreküp doğalgaz üreteceği öngörülüyor. Böylece Azerbaycan’ın Hazar petrol ve doğalgazını dünya piyasalarına daha büyük miktarlarda göndererek küresel piyasalarda daha önemli bir aktör haline gelmesi bekleniyor.Türkiye-Azerbaycan enerji işbirliğiTürkiye-Azerbaycan arasındaki enerji işbirliğine baktığımız zaman BTC Ham Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı ve son olarak TANAP projesinin önemli bir yer tuttuğu görülüyor. BTC projesi ile uluslararası piyasalara erişen Azerbaycan, ihracatının büyük bir bölümünü bu hat üzerinden gerçekleştiriyor. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) da yüzde 6,5 hissesinin olduğu proje, yıllık yaklaşık 50 milyon ton ham petrol ihraç edebilecek kapasiteye sahip. 2006 yılından günümüze kadar yaklaşık 3,5 milyar varil petrol transferi yapılan hattan önemli bir gelir elde edildiği anlaşılıyor. Aynı zamanda Kazakistan petrolünün de bu boru hattıyla Ceyhan limanına sevk edilmesi söz konusu hattın Orta Asya enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılması açısından kritik bir rol üstlendiğini gösteriyor. Azerbaycan ve Kazakistan’ın yapmış olduğu anlaşmaya göre yılda 3 milyon ton Kazak petrolünün aktarıldığı hattan altyapı olanaklarının artırılmasının akabinde 21 milyon tona kadar Kazak petrolünün ihraç edilmesi planlanıyor.BTC Ham Petrol Boru Hattı’nın faaliyete geçmesi İran ve Rusya’nın karşı çıkmasına rağmen Türkiye ve diğer uluslararası enerji firmalarının gayretleriyle olmuştur. Bu proje ile birlikte Azerbaycan’ın bölgesinde önemli bir aktöre dönüştüğü görülüyor. BTC güzergâhından geçecek olan Kazakistan petrolünün ve yine aynı rotayı takip edecek olan Türkmen doğalgazının dünya piyasalarına ihracatı durumunda Azerbaycan sadece enerji üreten bir ülke olmayacak aynı zamanda enerji ihraç koridorunda yer alan bir ülke olarak ekonomik ve stratejik açıdan daha fazla ön plana çıkacaktır.Bakü-Tiflis- Erzurum Doğalgaz Boru Hattı’nın Türkiye’nin İran ve Rusya’ya olan bağımlılığını önemli ölçüde düşürdüğü görülüyor. 2007 yılında faaliyete geçen hattan Türkiye yıllık 6 milyar metreküpten fazla doğalgaz alıyor. Bu proje ile birlikte Türkiye’nin enerji güvenliği artmış oldu. İran gazına göre daha uygun olan Azerbaycan gazına kavuşan Türkiye enerji faturalarına ödediği miktarı da belli oranda düşürebildi. Özellikle 2020 yılında TANAP’tan gelen gazla birlikte Azerbaycan gazı Türkiye’deki tüketimde ilk sıraya yükseldi. Temmuz ayında yüzde 35 oranında Azerbaycan gazı kullanan Türkiye Rusya ile yaptığı uzun dönemli kontratı 2021 yılı sonlarında bitirebilir. Böylece TANAP’ın tam kapasiteyle çalışması durumunda Türkiye’nin doğalgaz tüketiminde Rusya ve İran’ı geçerek Azerbaycan’ın ilk sıraya çıkacağı öngörülmektedir. Enerjinin ipek yolu TANAP“Enerjinin ipek yolu” olarak adlandırılan TANAP projesinde Türkiye yüzde 30 oranında hisseye sahip. Söz konusu hat ile Türkiye doğalgaz tüketen ülke konumundan çıkarak aynı zamanda enerjiyi pazarlayan önemli bir aktör konumuna da geldi. Bu açıdan bakıldığında TANAP ayrı bir öneme sahip. Diğer taraftan Şah Deniz sahasındaki üretimde yüzde 19 oranında paya sahip olan Türkiye’nin TANAP projesinde epey etkili olduğu görülüyor. İlk etapta 16 milyar metreküp taşıyacak şekilde planlanan proje ile 2023 yılında 24, 2026 yılında ise 31 milyar metreküpe kadar doğalgaz taşınacak. 2045 yılına kadar Türkiye’nin bu projeden 40 milyar dolardan fazla gelir elde etmiş olacağı hesaplanıyor.Edirne sınırında başlayıp Yunanistan ve İtalya’ya uzanan Trans-Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı’na (TAP) doğalgaz verecek olan TANAP projesi Avrupa’nın doğalgaz tedarikinde kritik bir rota konumuna gelecektir. Avrupa’nın doğalgaz tedariğinde önemli bir ülke konumuna gelen Azerbaycan ekonomik ve siyasi açıdan da bazı kazanımlar elde edecektir. Böylece Azerbaycan bağımsızlık sonrasında kendi petrol ve gazını Rusya toprakları dışında uluslararası pazarlara aktarmayı başaran bir ülke konumunda olacaktır.Türkiye’deki Azerbaycan yatırımlarıTürkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk enerji alanında önemli yatırımlara vesile olmuştur. 2008 yılında Türkiye’nin köklü firması olan Petkim’in yüzde 51 hissesini alan Azerbaycan ulusal enerji firması SOCAR Türkiye’ye ciddi yatırımlar yapmaya başladı. Günümüze kadar 17 milyar dolardan fazla yatırım yapan Azerbaycan’ın Türkiye ekonomisine katkı sunmaya devam ettiği görülüyor. Azerbaycan tarafından 6,3 milyar dolardan fazla yatırımla 2018 yılında açılan Star Rafineri’nin Türkiye’nin petrol ürünleri ithalatını ve cari açığını düşürme konusunda önemli bir etkisinin olduğu görülüyor. Yıllık enerji ithalatını 1,5 milyar dolardan fazla düşüren bu yatırımla birlikte Türkiye’nin yüzde 90 civarında dışarıya bağımlı olan nafta üretimi de ülke sınırları içinde yapılmaya başlamış oldu.Türkiye ve Azerbaycan’ın ortaya koyduğu enerji işbirliği doğu-batı enerji koridorunun oluşmasında hayati bir rol oynamıştır. Türkiye’nin jeopolitik ve jeostratejik önemini artıran bu işbirliğinin Azerbaycan’ın da kendi ayakları üzerinde durmasında etkili olduğu görülüyor. Rusya’nın devre dışı bırakılarak Azerbaycan kaynaklarının Türkiye üzerinden piyasalara taşınması Orta Asya’daki diğer enerji kaynaklarının da uluslararası piyasalara taşınmasının kapısını aralamıştır. Özellikle Türkmen gazının ve Kazak petrollerinin bu rota üzerinden taşınmasıyla Orta Asya’da bulunan Türki cumhuriyetler hem ekonomik olarak daha fazla güçlenecek hem de dış politikalarında daha fazla otonom hale geleceklerdir. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye-Azerbaycan arasındaki enerji işbirliği sonucunda ortaya çıkan somut projelerin, Orta Asya bölgesindeki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaşımı açısından öncü rol oynayacağı anlaşılıyor.[Lisans ve yüksek lisans eğitimini Viyana Ekonomi Üniversitesi’nde, doktorasını Düzce Üniversitesi’nde tamamlayan Dr. Yunus Furuncu SETA enerji masasında araştırmacı olarak çalışmaktadır][1] https://www.iea.org/reports/azerbaijan-energy-profile
Haydar Özkömürcü Yazio: Türkiye’de Instagram ve Facebook’un Kapanmasına Ne Kadar Hazırsınız?
Resmi gazetede 5651 sayılı, sosyal medya yasası olarak bilinen kanun 1 Ekim 2020 tarihinde yayınlandı. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte bir dizi regülasyon (düzenleme) hayatımıza girecek. Peki neler olacak? Nelere hazırlıklı olmalıyız?  Türkiye’de 1 milyondan fazla üyesi olan her sosyal ağ mutlaka Türkiye’de bir temsilcilik bulundurmak zorunda. Financial Times ise geçtiğimiz günlerde, Facebook’un bir temsilci atamayacağını iddia etti. Yani bu Facebook’a Türkiye tarafından yaptırımlar uygulanacağı anlamına geliyor. Gelin öncelikle neler olacağına bakalım. Yasaya göre;  Kasım 2020’de 10 milyon TL cezai işlem uygulanacak Aralık 2020’de 30 milyon TL cezai işlem uygulanacak Ocak 2021’de Türkiye’den Facebook reklamları verilemeyecek Nisan 2021’de Facebook’un hızı %50 düşürülecek (Bant genişliği)  Mayıs 2021’de Facebook’un hızı %90 düşürülecek  Peki adım adım tüm bunların ne gibi etkileri olabileceğini sıralayalım şimdi de.
Kazakistan'da Kovid-19'A Rağmen Reel Sektör 9 Ayda Yüzde 2,2 Büyüdü
NUR SULTAN (AA) - Kazakistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve küresel ekonomik krizin etkisine rağmen reel sektörün bu yılın ocak-eylül aylarında yüzde 2,2 büyüdüğü bildirildi.Kazakistan Başbakanı Askar Mamin'in başkanlığında düzenlenen bakanlar kurulu toplantısında bu yılın ocak-eylül aylarında ülkenin sosyal ve ekonomik kalkınmasına ilişkin veriler açıklandı.Mamin, göstergelerdeki istikrarlı büyüme eğiliminin ekonominin yeniden canlandığını gösterdiğini belirterek, 'Genel olarak salgın ve küresel krizin ciddi etkisine rağmen Kazakistan ekonomisinin gerek reel sektör gerekse hizmet sektörü göstergeleri artış kaydediyor.' dedi.Kazakistan Ulusal Ekonomi Bakanı Ruslan Dalenov da eylülde ülke ekonomisinin yeniden canlandığını belirterek, 'Büyüme kaydeden sektör sayısı arttı. Operasyonel verilere göre gayri safi yurtiçi hasıla büyüme oranı 8 ayda eksi yüzde 3'ten ocak-eylül döneminde eksi yüzde 2,8'e yükseldi. Yıllık enflasyon yüzde 7 seviyesinde kaldı.' dedi.Ocak-eylül aylarında reel sektörün yüzde 2,2 büyüdüğünü kaydeden Dalenov, büyüme faktörünün ihracat, üretim, madencilik dışı sektöre yatırımların artması olduğunu dile getirdi.Dalenov, böylece bu yılın 8 ayında 31,9 milyar dolar olan ihracatın 8,1 milyar dolar seviyesinde dış ticaret dengesini sağladığını aktardı.Bakan Dalenov, son 9 ayda otomobil üretiminin yüzde 51,6, eczacılığın yüzde 39,8, hazır metal ürünlerin yüzde 18,9, kağıt ürünlerinin yüzde 15,1 ve hafif sanayinin yüzde 14,1 artış kaydettiğini ifade etti.Madencilik dışı ekonomiye yatırımların devam ettiğine dikkati çeken Dalenov, bu dönemde yatırımların, sağlık alanında yüzde 85,1, haberleşmede yüzde 62,4, su tedarikinde yüzde 27,4, konut inşaatında yüzde 25,2, ulaşımda yüzde 5,7 arttığını söyledi.
Reklam
Kayıtlı Olmayan Numaraları Açmayan Milgrom, 2020 Nobel Ekonomi Ödülünü Kazandığını Ödülü Birlikte Kazandığı Meslektaşı ve Komşusu Olan Wilson'dan Öğreniyor
2020 Nobel Ekonomi Ödülü, 'İhale Formatları' konusundaki çalışmaları ile Amerikalı ekonomistler Paul R. Milgrom ve Robert B. Wilson'ın oldu. Milgrom ise bu haberi telefonunda kayıtlı olan numaraları açmadığı için Nobel komitesinden öğrenmedi. Komşusu ve aynı zamanda ödülü birlikte kazandığı meslektaşı Wilson'dan öğrendi...
Reklam
CHP Sözcüsü Öztrak, Myk Toplantısına İlişkin Açıklama Yaptı:
ANKARA (AA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Hatay'daki orman yangınlarına ilişkin, 'Bölücü terör örgütünün, yangınların sorumluluğunu üstlenme çabası dikkatle izlenmelidir. Bu yangın üzerinden yapılacak bölücü propagandaya ya da bunun üzerinden kurulacak tuzaklara izin verilmemelidir.' dedi.CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), parti genel merkezinde, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan Parti Sözcüsü Öztrak, Kilis Belediye Başkanı Mehmet Abdi Bulut'un vefatını üzüntüyle öğrendiklerini belirterek, Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.Hafta sonu Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan arasında bir ateşkes kararı alındığını hatırlatan Öztrak, Rusya'nın, ateşkes masasını kuran taraf olarak bölgedeki imajını bir kez daha kuvvetlendirdiğini ifade etti.Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bu vesileyle saray hükümetine soruyoruz, masayı kuran arabulucu ülkeler arasında neden Türkiye yoktu? Hani Türkiye hem sahada hem masada Azerbaycan'ın yanında olacaktı? Ermenistan yönetimi her zaman yaptığı gibi ateşkesi tanımadı sivillere yönelik saldırılarını sürdürdü. Gence'deki sivil kardeşlerimize dönük bu devlet terörünü asla kabul edemeyiz. Masayı kuran, 'Bölgede Rusya'dan habersiz kuş uçamaz' mesajını vermek isteyen dolayısıyla ateşkesin bir anlamda garantörü olan Rusya, bu saldırıları neden önlemedi? Sivil yerleşim yerlerine saldırarak, kardeşlerimize karşı, savaş ve insanlık suçu işleyen Ermenistan yönetimini bir kez daha kınıyoruz, lanetliyoruz.'Gence'de şehit olanlara Allah'tan rahmet, yaralananlara şifa ve tüm Azerbaycan'a başsağlığı dileyen Öztrak, 'Kardeşlerimizin acıları, bizim de acımızdır. Azerbaycan toprağı olan Karabağ’da Ermeni yönetiminin işgali son bulmadan, Kafkasya coğrafyası huzur bulamayacaktır. CHP olarak bundan önce olduğu gibi bundan sonra da Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.' diye konuştu.Hafta sonu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde seçimler olduğunu, sonuçların belirlenmesinin ikinci tura kaldığını anımsatan Öztrak, ikinci turda yarışacak Ersin Tatar'a ve Mustafa Akıncı’ya başarılar diledi. Öztrak, ikinci turda, Kıbrıs Türk halkının iradesinin sandığa tam olarak yansımasını beklediklerini söyledi.'Korkular ve acılar üzerinden kimse siyaset mühendisliğine soyunmasın'Hatay'ın farklı bölgelerinde yaşanan orman yangınlarının ardından Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun talimatıyla MYK üyelerinin yangın bölgesine gittiğini belirten Öztrak, CHP'nin bölgedeki mağdur vatandaşların yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Öztrak, 'Tek bir ağaç yakan, tek bir canlının yaşamına kast eden bizden değildir. Bu arada bölücü terör örgütünün, yangınların sorumluluğunu üstlenme çabası dikkatle izlenmelidir. Bu yangın üzerinden yapılacak bölücü propagandaya ya da bunun üzerinden kurulacak tuzaklara izin verilmemelidir.' dedi.Yangını çıkaranların bir an önce tespit edilmesi, adalet önüne çıkarılmasını beklediklerini ifade eden Öztrak, olan bitenin tüm boyutlarıyla aydınlanması ve hiçbir şeyin karanlıkta kalmamasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Hafta sonu Ankara Garı'ndaki patlamanın 5. yılı olduğunu da anımsatan Öztrak, 100'den fazla vatandaşın bu terör saldırısında kaybedildiğini, yüzlerce yurttaşın yaralandığını belirtti.Öztrak, 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında gerçekleşen bu saldırının, siyasi tarihte tam olarak aydınlanmamış, karanlık bir sayfa olarak durduğunu savundu.'Olağanüstü yüksek faiz bir felakettir'TÜİK, haziran-temmuz-ağustos dönemlerini kapsayan, temmuz ayı iş gücü ve istihdam verilerinin açıklandığını belirten Öztrak, TÜİK'in, internet sitesinin yenilendiğini, tablolara, verilere ulaşmanın zorlaştığını söyledi.Öztrak, temmuzda 31 milyon 135 bin yurttaşın iş gücünün dışında kaldığını, buna karşın iş gücüne katılan nüfusun da 31 milyon 491 bin kişi olduğunu dile getirdi.Son 21 ayın 19'unda her ay istihdamda kayıpların olduğunu, böylesine sürekli bir istihdam kaybıyla daha önce hiç karşılaşılmadığını dile getiren Öztrak, hükümetin Orta Vadeli Programı'nda (OVP) işsizliğin nasıl çözüleceğine dair somut bir politika bulunmadığını öne sürdü.Son dış borçlanma ihalesinin gelinen noktayı açıkça gösterdiğini belirten Öztrak, 'Almanya'nın 10 yıllık tahvil faizinin eksi olduğu, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinin binde 7 olduğu, birkaç yıl önce ekonomisi iflas noktasına gelen Yunanistan'ın bile sıfıra yakın faizle, hem de 10 yıl vadeyle borçlandığı dönemde, bu hükümet 5 yıl vadeye yüzde 6,4 faiz vererek borçlanabildi. Bu tefeci faizidir. Bu olağanüstü yüksek faiz bir felakettir. Çoluğumuzu, çocuğumuzu, torunumuzu ipotek altına almaktadır. Milletimiz bunun altından kalkabilmek için çok sıkıntı çekecektir.' görüşünü savundu.Hükümetin iş başına geldiğinde doların 4 lira 53 kuruş, avronun 5 lira 33 kuruş olduğunu hatırlatan Öztrak, bugün doların 8 liraya, avronun ise 10 liraya dayandığını belirtti. Türk lirasının dünyadaki tüm para birimleri karşısında eriyip gittiğini, değer kaybettiğini dile getiren Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:''Dış güçler' diyerek, 'kur saldırıları' diyerek komplo teorileri yazıp durdular. Peki, bu beylerin Çin ile bir kavgası var mı? Hayır. Hatta Çin ile araları o kadar iyi ki ne kendileri ne de ortakları Bahçeli, Uygur Türkleri'ne yapılan mezalime çıt çıkaramıyor. Bu zulmün önlenmesini isteyen uluslararası belgelere imza atmaktan çekiniyorlar. Rusya ile bir sorunları var mı? O da hayır. Suriye'de 36 askerimiz şehit edildi. Moskova'ya hesap sormaya gidiyorlar derken, Kremlin Sarayı'nın kapılarında beklediler. Sesleri çıkmadı. Soruyoruz Endonezya'yla, Hindistan'la, Meksika'yla, Güney Afrika'yla sorunları var mı? Bildiğimiz kadarıyla bu ülkelerle bir sorunları yok. Peki bizim paramız bu ülkelerin paraları karşısında neden değer kaybetti? Bunun nedeni çok açık, Beceriksizlik, kifayetsizlik, liyakatsizlik.''OVP'nin tüm tahminleri birer birer çöktü'Bugün ağustos ayı ödemeler dengesi rakamlarının açıklandığını anımsatan Öztrak, OVP'de bu yılın tamamı için cari açığın 24,4 milyar dolar öngörüldüğünü, yılın sekizinci ayında gerçekleşen cari açığın ise 26,5 milyar dolar olduğunu söyledi. Öztrak, bu yıla ilişkin her veri açıklandıkça OVP'nin tüm tahminlerinin birer birer çöktüğünü kaydetti.Bu yılın 8 aylık döneminde finans hesabından 4,5 milyar dolar, Net Hata Noksan hesabından ise 8 milyar dolar çıkış olduğunu belirten Öztrak, cari açık ve ülkeden kaçan paraların ise döviz rezervi eritilerek karşılandığını ileri sürdü. Öztrak, yılın 8 aylık döneminde rezervin 39 milyar dolar eridiğini ifade etti. Öztrak, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde daha önceki hiçbir krizde böyle bir tabloyla karşılaşılmadığını savundu. Hükümetin ekonomi politikasını eleştiren Öztrak, şunları kaydetti:'Bu zalim yönetim Kovid-19 salgınını bile yandaşları için fırsata çevirmeye çalışıyor. Nasıl mı? Kamu İhale Kanunu'nun 21/b maddesini kullanarak. Afet, salgın gibi olağanüstü hallerde, idareye istediğiyle gizli, kapaklı masaya oturma imkanı veren 'istisnai ihale' yöntemini genel usul haline getirerek. Geçtiğimiz ağustosta bu ihale yöntemiyle gerçekleştirilen en yüksek bedelli iş, kapalı kapılar ardında yine bir yandaş gruba gitti. İhaleyi verdikleri grup havuz medyasının amiral gemisi ATV'nin de sahibi. Verdikleri ihale ne? Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Standartlı Demiryolu İnşaatı ile Elektromekanik Sistemlerin Temini İşi Projesi. Yani salgınla alakalı bir hastane yapımı, aşı veya donanım temini işi değil. İstense açık ihale yöntemleriyle yapılabilecek bir iş. İhale bedeli ne kadar? 9,8 milyar lira, yani yaklaşık 10 milyar lira.' 9 Ekim'de yayımlanan Resmi Gazete'de vergi, resim, harçtan istisna tutulan şirketlerin listesinin bulunduğunu belirten Öztrak, 'Bu tebliğle söz konusu yandaş müteahhide neredeyse ağustosta verilen işin tutarı kadar vergi istisnası tanınmış. Yani iş yandaşa vergi istisnalarıyla devlet eliyle bedavaya getiriliyor.' dedi.Faik Öztrak, 'Sen esnafın vergi ve prim borçlarını faiziyle ertele, çatır çatır tahsil et. Perişan olmuş esnafın vergi ve prim borçlarını silme sonra da çık yandaşlarının milyarlarca liralık vergisini tek bir kalemde sil. İşçi, çiftçi, besici, esnaf, emekli, memur, iş adamı sabredecek yandaş da dolarları, avroları bir güzel istifleyecek. Bu mudur adalet? Bu mudur hak, hukuk? Bu mudur vicdan?' diye konuştu.Son bir haftada Kırıkkale'de 7, İzmir’de 10 vatandaşın sahte içki nedeniyle yaşamını kaybettiğini dile getiren Öztrak, içki içmenin sağlığa zararlı olduğunu ama iktidarın vergilerle alkol ürünlerinin fiyatlarını şişirmesinin sahtekarların iştahını kabarttığını kaydetti.Öztrak, 18 yıldır bu ülkeyi yönetenleri, önüne gelenin rahatlıkla kandırabildiğini, hükümeti yıllarca devlete sızan paralel devlet örgütlenmesi hakkında uyardıklarını söyledi.Hükümetin işi hafife aldığını, 15 Temmuz’da 248 kişinin yaşamını yitirdiğini, 2 bin 196 kişinin yaralandığını dile getiren Öztrak, 'Dün hizmet hareketi' deyip kapısını aşındırdıklarına bu işlerden sonra 'terör örgütü' demeye başladılar. Yaşanan bunca acı olay varken hükümetin İçişleri Bakanı çıkıyor, 'Herhangi bir inanç grubunun, devletin birtakım noktalarını yönettiği ve sızdığı değerlendirmeleri doğru değildir' deyip bir de 'Yalandır, provokasyondur' diyerek bunları söyleyenlere abanın altından sopa göstermeye kalkıyor.' diye konuştu.Öztrak, 'Soylu, daha birkaç yıl önce 'Bir Fethullah Gülen gider, bin Fethullah Gülen gelir' diyordu. Bu sözleri söyleyen kişiye bugün FETÖ ile mücadele emanet ediliyor. O da çıkıp 'Devleti ele geçirmek isteyen cemaat yoktur' diyor. Atama İçişleri Bakanı bu defa acaba hangi cemaate sahip çıkıyor?' dedi.'Biz vatandaşın çığlığını dile getiriyoruz'Faik Öztrak, açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.'Bölücü terör örgütünün yangınları üstlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz.' sorusu üzerine Öztrak, bununla ilgili çok fazla spekülasyon yapılmaya başlandığını, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun görevinin bir an önce bu olayların faillerini bulup adalete teslim etmek olduğunu söyledi.Erken seçime ilişkin yapılan açıklamaların sorulduğu Öztrak, iktidarı değiştirmek için milletin sandığın bir an önce önüne gelmesini beklediğini belirtti.İktidarın ülkenin tüm kurumlarını yıprattığını, işsizliğe çare bulamadığını öne süren Öztrak, 'Biz şu anda vatandaşın çığlığını dile getiriyoruz. Umudunu yitiren vatandaşımız çareyi sandığın önüne gelmesinde aramaya başlamıştır. İktidar da bunu görmektedir, 'Sandığı ne kadar geç getirirsem o kadar kardır' diyerek çeşitli stratejiler geliştirmeye çalışmaktadır. Ama sandığın gelmesi geciktikçe bunun milletimize maliyeti her gün biraz daha ağır olmaktadır.' diye konuştu.'Sayıştay raporlarına göre 6 milyar lira kamu dışına aktarıldı. İktidar bu parayı kime verdi nasıl kullandı? Bu paranın tarikatlara, cemaatlere harcandığı iddiaları var. Sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz nedir?' sorusu üzerine Öztrak, tüyü bitmedik yetimin 6 milyar lirasının yok edildiğini öne sürdü.Öztrak, 'Bu paranın kimlere verildiğinin soruşturulması gerekir. 'Tarikatlar yoktur, cemaatler yoktur devletten nemalanan' diyen İçişleri Bakanı'nın bu soruşturmayı derhal yapması lazım.' dedi.Kılıçdaroğlu'nun erken seçim çağrısının ardından MHP'li Erkan Akçay'ın yaptığı açıklamaları değerlendirmesi istenen Öztrak, Cumhur İttifakı'nın ortaklarının sandık talebinin milletten geldiğinin farkında olduğunu söyledi.'MHP'nin sözcüleri ne zaman böyle sıkışsa hemen hakaret etmeye yöneliyorlar.' diyen Öztrak, bu üslubu aynen kendilerine iade ettiklerini belirtti. 'Milliyetçi olduğunuzu iddia ediyorsunuz, Uygur Türkleri ile ilgili ne yaptınız' sorusunu yönelten Öztrak, 'Buna da cevap vermeyecekler, yine hakaret edecekler.' dedi.'MYK'lerde milletten gelen talepleri dikkatle değerlendiriyoruz'İhalelerin duyurusu yapılmadan bir firmaya verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna karşılık Öztrak, Türkiye'nin bir an önce mevcut ihale kanununu değiştirerek saydamlığı, şeffaflığı sağlaması ve hesap verir hale gelmesi gerektiğini belirtti.AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş'un açıklamalarının sorulması üzerine Öztrak, 'Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Bu necip millet bunların yönetiminde devletini sokaklardan toplamak zorunda kaldı. Ondan sonra 'Hiçbir dönemde böyle bir iş yapılmadı.' Kim için yapıldı? Cemaat için yapıldı. Cemaatle koalisyon ortaklığı kuruldu. Hüngür hüngür ağlandı ne istediniz de vermedik diye. 'Memlekete dön' dendi. Milletin, ordumuzun harim-i ismetine bunlar sokuldu, kozmik odaya. Şimdi de kalkmışlar 'Biz böyle bir şey yapmadık' diyorlar.' yanıtını verdi.'Erken seçim çağrısı MYK'de görüşüldü mü?' sorusu üzerine Öztrak, MYK'lerde milletten gelen talepleri dikkatle değerlendirdiklerini, seçim talebinin de bunlardan biri olduğunu kaydetti.
İran Merkez Bankası Başkanı: "Irak Bankalarındaki Mali Kaynaklarımız Serbest Bırakılacak"
İSTANBUL (AA) - İran Merkez Başkanı Abdunnasır Himmeti, ülkesinin mali kaynaklarının serbest bırakılması konusunda Bağdat yönetimiyle anlaştıklarını söyledi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya konuşan Himmeti, mevkidaşı Mustafa Galib ve Irak Ticaret Bankası Başkanı Salim Cevad Abdulhadi el-Çelebi ile yaptığı görüşmelerle ilgili bilgi verdi. Himmeti, 'İran Merkez Bankası'yla Irak Ticaret Bankası arasında, ülkemizin mali kaynaklarının serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varıldı.' dedi.Elektrik ve doğalgaz ihracatı nedeniyle Irak bankalarında kayda değer oranda İran'a ait mali kaynakların bulunduğunu dile getiren Himmeti, 'İran'ın Irak'taki mali kaynakları temel ihtiyaç maddeleri satın alma amacıyla serbest bırakılacak.' ifadelerini kullandı. Söz konusu ihtiyaç maddelerinin ABD'nin ekonomik yaptırımları kapsamında olmadığını dile getiren Himmeti, Irak bankalarında ülkesine ait ne kadar para olduğuna dair açıklama yapmadı. İran Merkez Başkanı Abdunnasır Himmeti, Bağdat'ta bir gün süren resmi ziyareti kapsamında mevkidaşı Galib ve Irak Ticaret Bankası Başkanı Çelebi'nin yanı sıra Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi ve Irak Maliye Bakanı Ali Abdulemir Allavi ile görüşmüştü.ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarıABD Başkanı Donald Trump, 8 Mayıs 2018'de nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurmuş ve İran'ın ABD dolarına erişimini, devlet tahvili satmasını, altın ve diğer değerli madenler ile çelik, alüminyum, kömür gibi metallerle ticaret yapmasını ve yolcu uçağı ya da parçalarını ithal etmesini engelleyen yaptırım paketini 3 ay sonra resmen hayata geçirmişti.ABD'nin İran'a yönelik ikinci yaptırım paketi, 180 günlük sürenin dolmasının ardından 5 Kasım 2018'de devreye girmişti.Buna göre, İran Ulusal Petrol Şirketi, İran Petrol Ticaret Şirketi ve Ulusal Tanker Şirketine uluslararası kısıtlamalar getirilirken, ekonomisi büyük ölçüde petrole dayalı İran'dan petrol ve ürünlerinin satışına yaptırımlar uygulanmıştı.
İstesob'dan Koronavirüs İle Mücadele İçin 4 Dilde Uyarı Afişi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB), yeni tip koronavirüs ile mücadele kapsamında kent genelindeki bazı toplu taşıma araçları ve iş yerlerinin camlarına yapıştırılmak üzere 4 dilde uyarıcı afiş çalışması yaptı. İSTESOB'dan yapılan açıklamaya göre, salgın sürecinde maske takılması, fiziki mesafeye uyulması ve temizliğe dikkat edilmesi için hazırlanan afişler, İstanbul genelinde hizmet veren taksi, dolmuş, minibüs, büfe, lokanta, kuyumcu, simitçi, manav, pastane ve bakkalların camlarına asılacak.'Korona ile mücadelede tercih senin' ifadesinin yer aldığı afişte, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Arapça dillerinde uyarı yazısı yer alıyor.Açıklamada görüşüne yer verilen İSTESOB Başkanı Faik Yılmaz, salgının başta sağlık ve ekonomi olmak üzere hayatın her alanını etkilediğini belirtti.Hekimlerin koronavirüse karşı maske, mesafe ve kişisel temizliğe azami dikkat edilmesi tavsiyesinde bulunduğuna vurgu yapan Yılmaz, 'İstanbul'un en büyük sivil toplum kuruluşu olarak sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Büyük bir metropol olan şehrimizde Türkçe, İngilizce, Almanca ve Arapça maske takılması yönünde bir farkındalık çalışması başlatıyoruz. Ailelerimiz, çalışanlarımız ve esnafımız ile beraber tüm vatandaşlarımızı da bu duyarlılığa ve kurtuluş seferberliğine davet ediyoruz.' ifadesini kullandı.
Reklam
Ürdün'de Yeni Hükümet Yemin Ederek Göreve Başladı
AMMAN (AA) - Ürdün'de hükümeti kurmakla görevlendirilen Beşir el-Hasavne ve kabine üyeleri yemin ederek görevlerine başladı.Kabinede Savunma Bakanlığı görevini de yürütecek olan Başbakan Hasavne'nin de aralarında bulunduğu 32 bakandan oluşan yeni kabine Kral 2. Abdullah önünde yemin etti. Yeni kabinede Dışişleri Bakanı Eymen es-Safadi ve Maliye Bakanı Muhammed el-Asas başta olmak üzere 8 bakanın istifa eden Ömer er-Rezzan hükümetinden olduğu belirtildi.Safadi ve Asas'ın yanı sıra Rezzaz hükümetinden eğitim, adalet, enerji, vakıflar, kültür ve siyasi işler bakanları da yeni hükümette yerlerini korudu.Hasavne, selefi Rezzaz döneminde 2'den 1'e düşürülen başbakan yardımcısı sayısını yeniden artırarak 3'e çıkardı. Yeni hükümette başbakan yardımcılığı görevini, Yerel Yönetim Bakanı Tevfik Kırışan, Dışişleri Bakanı Safadi, Ekonomi İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Ümeyye Tukan yürütecek.Yeni hükümette, Başbakan Hasavne'nin yanı sıra 18'i eski, 13'ü yeni 32 bakan bulunuyor.Yeni kabine, Sanayi Bakanı Meha el-Ali, Enerji Bakanı Hale Zevati ve Kurumsal Performans Geliştirme Bakanı Rabia el-Acerame olmak üzere 3 kadın bakanla sınırlı kaldı.Kral 2. Abdullah döneminin 13'üncü başbakanı olan Hasavne, Rezzaz'dan önceki Hani el-Mulki hükümetinde de Devlet Bakanlığı yapmıştı.Rezzaz hükümetinin istifasıÜrdün Kralı 2. Abdullah, 3 Eylül'de istifa eden Başbakan Ömer er-Rezzaz'ın yerine siyasi danışmanı Beşir Hani el-Hasavne'ye 7 Eylül'de yeni hükümeti kurma görevini vermişti.Kral Abdullah, 27 Eylül'de yayımladığı kararnamelerle Temsilciler Meclisi ve Senatoyu feshetmişti.Ürdün Anayasası'nın 74. maddesinin ikinci fıkrasına göre, Kral'ın yayımladığı bu kararnamenin akabinde hükümetin bir hafta içinde görevi bırakması gerekiyordu. Başbakan Rezzaz da buna uyarak 3 Ekim'de hükümetin istifasını sunmuştu.Ülkede 10 Kasım'da milletvekili genel seçimlerinin yapılması planlanıyor.
Polonya Ve Ukrayna'dan Rusya'ya Kırım'ın Yasa Dışı İlhakını Sona Erdirme Çağrısı
KİEV (AA) - Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya'nın Kırım'ı yasa dışı ilhakını sonlandırması çağrısı yaptı.Zelenskiy ve Duda, Kiev'de devlet başkanlığı sarayında görüştü.Ukrayna Devlet Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, taraflar Rusya'nın Kırım'ı yasa dışı ilhakını durdurması çağrısı yaptı.Duda, Polonya'nın Ukrayna'nın sınırlarını desteklediğini aktararak, Donbas bölgesinin ve Kırım'ın Ukrayna'a dönmesi gerektiğini vurguladı.Rusya'ya yaptırımlar devam etmeliDuda, Rusya'ya yaptırımların yarımadanın ilhakı sona erene dek sürmesi gerektiğini belirtirken, Zelenskiy, ülkesinin NATO yolunda Polonya'nın desteğine müteşekkir olduğunu ifade etti.Görüşmede taraflar Ukrayna ve Polonya'daki azınlıkların haklarının korunmasının önemine vurguladı.Zelenskiy ve Duda yarın Ukrayna-Polonya ekonomi forumu için Odessa kentine gidecek.
Reklam
Gram Altın 490 Lirayla Rekor Kırdı
Yeni haftayla birlikte gram altın fiyatları 490 lirayla rekor tazelerken günün ikinci yarısında altın fiyatlarında düşüş gözlemleniyor. Çeyrek altın ise 796 liradan satılıyor.
Şanlıurfa'da Kuyumcudan Hırsızlık İddiası
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da bir kuyumcuda hırsızlık yapıldığı iddiasıyla polis ekipleri çalışma başlattı.Alınan bilgiye göre, merkez Eyyübiye ilçesindeki Kuyumcular Çarşısı'nda iş yeri bulunan Mahmut Fidan, dükkanını açtığında içerisinde altın ve para bulunan kasanın yerinde olmadığını fark etti.Fidan'ın bildirmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, iş yerinde inceleme yaptı. Ekipler, hırsız veya hırsızların yakalanması için çalışma başlattı.Çalınan kasada toplamda 150 bin lira civarında altın ve para olduğu ileri sürüldü.
Reklam
Kara Harp Okulu'nda Yeni Dönemin İlk Dersini Azerbaycan Büyükelçisi Verdi
ANKARA (AA) - Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim, 'Tek millet iki devlet bir slogan değil. Bu artık tam bir gerçek. Cumhurbaşkanlarımızdan başlayarak tüm halkımız bu şekilde.' dedi.Hazar İbrahim, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki Kuvvet Komutanlarının katıldığı Kara Harp Okulu 2020- 2021 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni'ne iştirak etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende harbiyelilere yeni eğitim ve öğretim yılının ilk dersi veren İbrahim, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini anlattı. 'Tek millet, iki devletin büyükelçisi' olarak bir anlamda kendi okulunda ders verdiğini ifade eden İbrahim, kardeşlerinin cephede mücadele verdiği esnada kürsüde konuşmasının da zor olduğunu söyledi.Karşılaştıkları zulüm, işgal ve sivillere yönelik saldırıların işlerini zorlaştırdığını ama hiçbir zaman haklarından dönmediklerini anlatan İbrahim, 'Biz, bunu 100 yıl önce de görmüştük. Ne için yaptıklarını çok iyi biliriz. Özgürlüğümüz, geleceğimiz için mücadele vermeye hazırdık ama o zamanlar gücümüz yeterli değildi. Maalesef bizlere karşı adaletsiz işler yapılmıştı ve Azerbaycan toprakları işgal olmuştu.' diye konuştu.İbrahim, Azerbaycan'ın her dönemde topraklarını korumak için mücadele ettiğini ancak dış güçlerin her zaman Ermenistan'ın yanında yer aldığını aktardı. Son saldırıların ardından Ermenistan'a çok güçlü bir şekilde karşılık verdiklerini anlatan İbrahim, 'Sivillerimize saldırdılar Gence'de. Balistik füze attılar sivillerin üzerine. Yukarı Karabağ ile alakası olmayan bir kentimiz. Biz kendimizi savunmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.30 yıldır Azerbaycan subaylarının Kara Harp Okulu'nda eğitim aldığını anlatan İbrahim, 'Cumhurbaşkanımız, 'Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri bugün dünyanın en önde gelen kardeş Türk Silahlı Kuvvetlerinin küçük bir modelidir ve olacaktır' dedi. Tek millet iki devlet bir slogan değil. Bu artık tam bir gerçek. Cumhurbaşkanlarımızdan başlayarak tüm halkımız bu şekilde. Türkiye bütün Azerbaycan halkının kabinde çok güzel bir yer aldı. Azerbaycan'da, Türk ve Azerbaycan bayrakları tam yan yana dalgalanır. Gence'de Azerbaycan bayrağı ve Türkiye bayrağının yanına füze düştü. Tüm alanlarda Türkiye ve Azerbaycan birdir.' değerlendirmesinde bulundu.İbrahim, Türkiye'den genci, yaşlısı her bir bölgeden insanların büyükelçiliğe gelip 'Ne yapabiliriz?' diye sorduğunu, para yardımında bulunmak istediğini söyledi.Azerbaycan'a yardım için nişan yüzüğünü gönderdiÜç gün önce elçiliğe Kahramanmaraş'tan bir mektup geldiğini belirten İbrahim, şunları kaydetti:'Günde bin, 2 bin mektup gelir destek için. Mektupta Azerbaycan ve Türkiye'nin geleceğinin bir olduğu söyleniyordu. Maraşlı kardeşimiz, Azerbaycan'a yardım için Türk bayrağıyla altın nişan yüzüğünü göndermiş. Bunu dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse yapmaz. Duygulandım ve telefon açarak kardeşimize yüzüğünü göndereceğimi söyledim. Kabul etmedi ve 'Biz Azerbaycan'a karşı olan adaletsizliği görerek ailece bu kararı aldık' dedi. Eğer biz en önemli, en asil olan bayrağımızı, nişan yüzüğümüzü gönderiyorsak kimse bizim karşımızda duramaz.'İbrahim, Azerbaycan'ın da her zaman Türkiye'nin yanında olacağını sözlerine ekledi.Tören sonunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki Kuvvet Komutanları, harbiyelilerle Harp Okulu Marşı'nı okudu.
Kara Harp Okulu'nda Yeni Dönemin İlk Dersini Azerbaycan Büyükelçisi Verdi
ANKARA (AA) - Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim, 'Tek millet iki devlet bir slogan değil. Bu artık tam bir gerçek. Cumhurbaşkanlarımızdan başlayarak tüm halkımız bu şekilde.' dedi.Hazar İbrahim, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki Kuvvet Komutanlarının katıldığı Kara Harp Okulu 2020- 2021 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni'ne iştirak etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende harbiyelilere yeni eğitim ve öğretim yılının ilk dersi veren İbrahim, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini anlattı. 'Tek millet, iki devletin büyükelçisi' olarak bir anlamda kendi okulunda ders verdiğini ifade eden İbrahim, kardeşlerinin cephede mücadele verdiği esnada kürsüde konuşmasının da zor olduğunu söyledi.Karşılaştıkları zulüm, işgal ve sivillere yönelik saldırıların işlerini zorlaştırdığını ama hiçbir zaman haklarından dönmediklerini anlatan İbrahim, 'Biz, bunu 100 yıl önce de görmüştük. Ne için yaptıklarını çok iyi biliriz. Özgürlüğümüz, geleceğimiz için mücadele vermeye hazırdık ama o zamanlar gücümüz yeterli değildi. Maalesef bizlere karşı adaletsiz işler yapılmıştı ve Azerbaycan toprakları işgal olmuştu.' diye konuştu.İbrahim, Azerbaycan'ın her dönemde topraklarını korumak için mücadele ettiğini ancak dış güçlerin her zaman Ermenistan'ın yanında yer aldığını aktardı. Son saldırıların ardından Ermenistan'a çok güçlü bir şekilde karşılık verdiklerini anlatan İbrahim, 'Sivillerimize saldırdılar Gence'de. Balistik füze attılar sivillerin üzerine. Yukarı Karabağ ile alakası olmayan bir kentimiz. Biz kendimizi savunmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.30 yıldır Azerbaycan subaylarının Kara Harp Okulu'nda eğitim aldığını anlatan İbrahim, 'Cumhurbaşkanımız, 'Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri bugün dünyanın en önde gelen kardeş Türk Silahlı Kuvvetlerinin küçük bir modelidir ve olacaktır' dedi. Tek millet iki devlet bir slogan değil. Bu artık tam bir gerçek. Cumhurbaşkanlarımızdan başlayarak tüm halkımız bu şekilde. Türkiye bütün Azerbaycan halkının kabinde çok güzel bir yer aldı. Azerbaycan'da, Türk ve Azerbaycan bayrakları tam yan yana dalgalanır. Gence'de Azerbaycan bayrağı ve Türkiye bayrağının yanına füze düştü. Tüm alanlarda Türkiye ve Azerbaycan birdir.' değerlendirmesinde bulundu.İbrahim, Türkiye'den genci, yaşlısı her bir bölgeden insanların büyükelçiliğe gelip 'Ne yapabiliriz?' diye sorduğunu, para yardımında bulunmak istediğini söyledi.Azerbaycan'a yardım için nişan yüzüğünü gönderdiÜç gün önce elçiliğe Kahramanmaraş'tan bir mektup geldiğini belirten İbrahim, şunları kaydetti:'Günde bin, 2 bin mektup gelir destek için. Mektupta Azerbaycan ve Türkiye'nin geleceğinin bir olduğu söyleniyordu. Maraşlı kardeşimiz, Azerbaycan'a yardım için Türk bayrağıyla altın nişan yüzüğünü göndermiş. Bunu dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse yapmaz. Duygulandım ve telefon açarak kardeşimize yüzüğünü göndereceğimi söyledim. Kabul etmedi ve 'Biz Azerbaycan'a karşı olan adaletsizliği görerek ailece bu kararı aldık' dedi. Eğer biz en önemli, en asil olan bayrağımızı, nişan yüzüğümüzü gönderiyorsak kimse bizim karşımızda duramaz.'İbrahim, Azerbaycan'ın da her zaman Türkiye'nin yanında olacağını sözlerine ekledi.Tören sonunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki Kuvvet Komutanları, harbiyelilerle Harp Okulu Marşı'nı okudu.
Adnan Oktar Organize Suç Örgütü Davası
İSTANBUL (AA) - Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 76'sı tutuklu 238 sanığın yargılandığı dava, Oktar’ın ek iddianamedeki iddialara karşı savunmasının alınmasıyla sürüyor.İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, Oktar'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklarla bir kısım tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı.Duruşmada Oktar'ın önceki celselerde birleştirilen ek iddianame ile kapalı oturumlarda dinlenilen mağdur, müşteki ve tanıkların beyanlarına karşı savunması alındı. Sağlık sorunları nedeniyle oturarak konuşmasına müsaade edilen Oktar, 'Ben yerli, milli, milliyetçi Türk-İslam birliğini savunan, devletine, milletine bağlı bir insanım. Örgüt iddialarını şiddetle reddediyorum. 40 yıldır bu milletin gözü önündeyim. Sevgi dolu bir insanım. Kızıl elmacıyım. Daima devletimin emrindeyim.' ifadelerini kullandı.Mahkeme Başkanı Mehmet Galip Perk, sanık Oktar'a, ilk savunmasında aylık gelirini 3 bin lira olarak beyan ettiğini hatırlatarak, 'Bu kadar geliriniz var. Yayınlarınızda bahsettiğiniz üzere, dosyada siyah, ince altından çizgileri olan takım elbise giydiğiniz, altın tesbihli videolarınız mevcut. Ayakkabılarınızın deri, kaliteli, pahalı markalardan olduğunu söylüyor, hatta ahtapottan ve yılan derisinden imal edilmiş bir ayakkabınızdan bahsediyorsunuz. Şatafatlı lüks yaşamı sevdiğiniz hususlarını, 20 yıldır Dragos denen villada kaldığınızı da söylüyorsunuz. Aylık 3 bin lira gelirle bu yaşamı nasıl karşılıyorsunuz?' sorusunu yöneltti.Oktar da bunun üzerine A9 Tv kanalında yapılan yayınların şov olduğunu ve orada şakacı bir üslup takındığını anlatarak, şunları söyledi:'Lükse ve şatafata meraklı değilim. O kıyafetler şov içindir. Bankada 5 kuruş param yok, evim yok, arabam ve mal varlığım yok. Ben o evde kalıyorum, evet pahalı ama kirası ne kadar bilmiyorum. Ben ödemiyorum, arkadaşım ödüyor, misafir olarak kalıyorum. Güvenlik tehlikesiyle değişik yerlerde de kalıyorum. Suikast tehlikesi var.' İslam'ı dünyaya yaymaya çalıştığını öne süren Oktar, “Müslüman gariban olmaz, güçlü, kuvvetli olur. Eğlencenin ve lüks yaşamın meraklısı olmadım. Benim o evde kendi odam var, oraya kapanıp kitap okurum.' diye konuştu.Mahkeme Heyeti Başkanı Perk'in, yayınlarda taktığı 300 bin lira değerindeki saati nasıl aldığını sorduğu Oktar, saatin bir arkadaşına ait olduğunu emaneten alıp yayınlarda taktığı yanıtını verdi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine saati veren arkadaşını hatırlamadığın savunan Oktar, 'Ben saatten hiç hoşlanmam zaten. Çok rahatsız edici. İslam'ın şerefini yükseltmek için taktım. 'Müslüman zavallıdır, güçsüzdür, hurafelere inanır' inancını yıktım. Sosyeteye İslam'ın hakim olmasını sağlamak için uğraştım.' iddiasında bulundu.Sanık Oktar'a, televizyon programlarında Türk aile yapısını dejenere eden programlar yapıp, bunları sosyal medyada paylaştıktan sonra kendilerine hakaret eden kişilere yüklü tazminat davaları açıp, örgüt içindeki hukuk grubu aracılığıyla gelir elde ettikleri yönündeki iddialar da soruldu.İslam'ın yok olmasını önlediği için İngiliz derin devletinin kendilerine saldırdığını öne süren Oktar, 'Biz İslam'ın şehirli dini olduğunu göstermek için bu kadar çabaladık. Asrımızda insanlar çok bozuldu, azgınlar, saldırganlar, onları düzeltmek için davalar açılmıştır.' şeklinde konuştu.'Gayet akıllıyım, aklım başımda'Oktar, Mahkeme Başkanının, 'Akıl sağlığınız tespiti için mahkemeden bir talebiniz var mı?' sorusu üzerine 'Gayet akıllıyım, aklım başımda.' ifadelerini kullandı. FETÖ ile bağı ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'i A9 yayınlarında neden övdüğü sorulan Oktar, FETÖ elebaşının kendisini sevmediğini, kendisinin de onu sevmediğini iddia etti. Oktar, 'Bu yayında ona karşı gizli bir aşağılamam var. Onun için ‘kahtanidir’ diyorum. Kahtani kan döker, zalimdir, deccal gibidir.' dedi.Oktar, 14 Şubat 2015 tarihli FETÖ elebaşına yazdığı iddia edilen mektubu da kabul etmeyerek, 'İlk defa böyle bir şey duyuyorum. Yazı hiç benim üslubum değil. Birileri koymuştur.' savunmasını yaptı.Para karşılığı mason olduğu iddiasıDuruşmada 1 milyon 50 bin avro karşılığında mason olduğu iddiaları da sorulan Oktar, şunları söyledi:'Masonluk belgesi aldım ama parayla değil. Bir grup şahıs İtalya'dan geldi, 'Sizi mason ilan ediyoruz.' dediler. Beni canlı yayında 33. derece mason ilan ettiler. İtiraz etmedim çünkü onlarla yakınlaşmak istedim, sayemde Müslüman oldular. Ben onlardan para almadım, onlar benden para almadı.' İsrail'in Filistinlilere zulmünü durdurmak için İsrail ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini savunan Oktar, 'İsrail ile Türkiye'nin barışık olması, İsrail'in Türkiye'ye zarar vermemesi, radikallere ve terörizme karşı desteklerimizi ilettik. Mavi Marmara Gemisi olayı için tazminat ödemiyorlardı. Biz konuştuk, tazminatlar ödendi.' iddiasında bulundu.Başkan Perk, mağdurların Adnan Oktar’ın mehdi olduğunu düşündükleri için ne derse kabul ettiklerini beyan ettiklerini aktararak sanığa, 'Yanınızdakilere mehdi olduğunuzu mu söylerdiniz?' sorusunu yöneltti. Oktar da soruya, 'Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Kimseye 'Mehdiyim' demedim. Alimlerden, hocalardan bir çoğu benim mehdi olduğumu söylüyor ama bu bir iltifat. Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Mehdiyi hepimiz bekliyoruz. Müslüman alemi için bir umut kaynağıdır. Ben seyyidim. Peygamber soyundan geliyorum. Hz. Ali’nin neslinden geliyorum. Genetik olarak seyyidlerde benzerlik görülür. Efendim mehdinin alnı geniş olur, omuzları geniş olur, sırtında ben olur gibi.' yanıtını verdi.Oktar, 'Siz seçilmiş kişi misiniz?' sorusu üzerine “Hayır, Allah’ın herhangi bir kuluyum. Hiçbir zaman mehdilik iddiam olmadı. Neşeli, dışa dönük, yerli ve milli bir vatandaşım.' karşılığını verdi.FETÖ'nün darbe girişiminin hemen ardından çevresindekilere telefonlarına reset attırdığı iddiaları sorulan Oktar, bu iddiayı reddederek, sabaha kadar televizyonda darbe karşıtı yayın yaptığını öne sürdü.Örgütsel faaliyetlere başladığı ilk yılları anlatması istenilen Oktar, ilk zamanlar üniversitede okurken camilerde ve annesinin evinde toplanıldığını, buralarda tebliğ yaptığını, sonrasında çeşitli evlerde toplandıklarını, en son Kandilli'deki villaya geçtiğini söyledi. Sanık Oktar, örgüt evlerinde ele geçirilen doğum kontrol haplarının cilt bozukluklarında ve adet düzensizliklerinde kullanılmış olabileceğini savundu.Oktar, 'fıtık rahatsızlığı nedeniyle, cinsel ilişkiye giremediği, bu nedenle kadınları elle taciz ettiği iddiaları'nın sorulması üzerine, 'Ben sağlamım, hiçbir şeyim yok. Elhamdülillah koç gibiyim.' diye konuştu.Duruşma, Oktar'ın savunmasıyla sürüyor.İddianameden



 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede, sanıkların haricinde 26 kişi 'mağdur', aralarında eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan'ın da bulunduğu 99 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer alıyor.








Mağdur ve müştekilerin yanı sıra 23 tanık ve etkin pişmanlıktan yararlanan 25 kişinin beyanlarına yer verilen iddianamede, sanık Adnan Oktar'ın elebaşılığındaki silahlı suç örgütünün biri firari 13 yöneticisinin bulunduğu anlatılıyor.






İddianamede, sanıklar hakkındaki suçlamalar şöyle:







 
'Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme, cinsel istismar, cinsel saldırı, 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, şantaj, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, hakaret, 3628 sayılı Mal Varlığı Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması, dolandırıcılık, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak.'








İddianamede, örgüt elebaşı Adnan Oktar hakkında, ''devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'', ''suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme'', ''terör örgütüne (FETÖ) üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek'', ''kasten öldürmeye teşebbüs'', ''5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet'', ''resmi belgeyi yok etmek'', ''resmi belgede sahtecilik'', ''nitelikli cinsel saldırı'', ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'', ''6136 Sayılı Kanun'a muhalefet'', ''eğitim öğretim hakkının engellenmesi'', ''eziyet etme'', ''şantaj'', ''cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama'', ''dolandırıcılık'', ''3628 sayılı Kanun'a muhalefet'', ''hakaret'', ''tehdit'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''suçluyu kayırma'' ve ''kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması'' suçlarından toplam 420 yıldan 871 yıla kadar hapis cezası isteniyor.



İddianamede, 11 müşteki-sanık hakkında ''suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma'' suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, diğer sanıklar hakkında benzer suçlardan hapis cezaları talep ediliyor.Ek iddianame düzenlendiYargılama sürerken, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar ile ana davadan tutuklu bazı sanıkların da bulunduğu 18 kişi hakkında ek iddianame düzenlenmiş, iddianame ana dava dosyasıyla birleşmişti.Ek iddianamede, 18 sanığın 'nitelikli cinsel saldırı', 'örgüt üyeliği', 'hürriyeti tahdit', 'tehdit' ve örgüte yardım' suçlarından değişen miktarlarda hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Reklam