onedio
MEB'den Okullara ‘Son Mektup’ Genelgesi
Çanakkale Savaşı’nı anlatan ancak savaşta komutanlığı üstlenen Mustafa Kemal Atatürk’ün adının sadece bir cümlede geçmesi nedeniyle eleştirilen “Son Mektup” filmi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “genelgesi” ile öğrencilere izletiliyor.Cumhuriyet'ten Sinan Tartanoğlu'nun haberine göre Temel Eğitim Genel Müdürlüğü’nün “tarih şuurunun gelişmesi, değerlerin tanıtımı” amaçlı genelgesi, filmin sadece ilköğretim kurumlarında tanıtılmasını kapsasa da liseler de dahil tüm öğrenciler velileri ve öğretmenlerle birlikte sinema salonlarına dolduruluyor. Böylece filme MEB’ten verilen gişe desteği 17 milyon TL’yi buluyor. AKP’nin seçim şarkılarını hazırlayan Özhan Eren’in senaryosunu yazıp yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin işleyen “Son Mektup” filmi 18 Mart’ta zaferin 100. yılında vizyona girdi. Filmin Çanakkale’de düzenlenen galasına Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı da katıldı. Yedi yıllık bir çalışmanın ürünü ve 20 milyon TL’nin üzerindeki bütçesiyle Türk sinemasının en pahalı filmi olarak tanıtılan filme, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gişe desteği verildiği ortaya çıktı. Filmin vizyona girmesinden yaklaşık 1 hafta önce, MEB Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tüm il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine bir “genelge” gönderdi. Film için “Kültür Bakanlığı tarafından desteklenen” ifadelerinin kullanıldığı genelgede, “Söz konusu filmin öğrencilerimizde tarih şuurunun gelişmesine katkı sağlaması, değerlerimizin tanıtımı bakımından da önemli bir yapıt olması” ifadeleri kullanıldı. Genelgede, bu nedenlerle filmin ilköğretim kurumlarında görevli öğretmenlere ve öğrencilere “duyurulması” istendi.
‘Farklı Bir Cumhurbaşkanı Olacağım Diyen Birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda Oturuyor’
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dün katıldığı toplantıda kendisini 'paralelci' olmakla suçlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'le ilgili sözleriyle ön plana çıktı. Arınç, Gökçek'le ilgili olarak ''Bu adamcağız bana çekil git diyor. Partinin Ankara Belediye Başkanı'na tahammül edemem. O gün bir şeyler söylemem gerektiğini kalbim bana söyledi. O da kurşun mermi gibi çıktı bir kere. O hesabını verecek artık. O adam Cumhurbaşkanına yaranmaya çalışıyor'' dedi. Başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Arınç, ''Anayasa'ya göre seçilen, anayasada var olan yetkileri de bir başkan gibi kullanmaya çalışan, 'Ben farklı bir Cumhurbaşkanı olacağım' diyen birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda oturuyor'' diye konuştu.Arınç, 'Yeni Anayasa Çalışmaları Işığında Demokratik Açılım Süreci ve Başkanlık Sistemi' başlığıyla dün düzenlenen 124'üncü Bab-ı Ali Toplantısı'na katıldı.Bülent Arınç, şunları söyledi:'Ailemi çerez edemem'Bu adamcağız bana çekil git diyor. Partinin Ankara Belediye Başkanı'na tahammül edemem. Özel hayatımı, eşimi, kızımı, damadımı çerez edemem. İftirayı, yalanı hoş karşılayamam. Ben bu topluluğa sevgi ve hoşgörü besledim. Ama bu olaylar ortaya çıkınca ölçülü oldum. Bu adam da onların gayretiyle belediye başkanı seçildi. Onlara da zamanında vermediği kalmadı. Gülen Grubu'ndan Gülerce ve Harun Tokak bir gün bana geldiler. Gökçek'i sürekli ağzıma almamamı istediler. Onu savundular, ben de ağzımı kapattım.Hep Demirel’den şikayet etmedik mi? Bu adam da 25 yıldır Ankara Belediye Başkanı. Parti disiplini var. Söz ağızdan bir kez çıkınca onun esirisinizdir. O gün bir şeyler söylemem gerektiğini kalbim bana söyledi. O da kurşun mermi gibi çıktı bir kere. O hesabını verecek artık. Ben paralelci değilim. O adam cumhurbaşkanına yaranmaya çalışıyor.Düşman olmadan hukuk içinde kalıp, akıl ve hukuk çerçevesinde ÖSYM, KPSS içinde yapılanları inceleyeceğiz. Zamanında Vural Savaş bize “Vampir” demişti. Şimdi de aynsını yapmaya çalışıyorlar. Oysa suç kesinleşmeden kimseyi suçlayamazsınız.  Ama her memuru da paralelci diye suçlayamayız. Cemaatte öyle kabiliyetli insanlar var ki...KPSS'de belli kişiler eşleriyle  hem de her soruyu biliyor. Çok çalışmayla değil güçlü bir organizasyonla olmuş. TİB'de de benzer uygulamalar vardı. Uçları nereye uzandı bilinmiyor.Arınç, toplantıda seçimle ilgili olarak şöyle konuştu:''Cumhurbaşkanı 400 milletvekili istiyor. Ağanın eli tutulmaz. Ama ben 399'a razıyım. Farklı tablolu bir parlamento olabilir. HDP'nin yüzde 11-12 alması ihtimaldir. Bu da AK Partili milletvekili sayısını düşürür. 330 iddiamızı sürdürür ama 367'yi tutturamamaktan korkuyorum''Başkanlık sistemi: 'Yapacağımız işin alaturka değil alafranga olması lazım'Arınç, 'Başkanlık sistemi'ni anlatırken, 'Yapacağımız işin alaturka olmaması lazım, alafranga olması lazım. Alafrangadan kastım, Batı’yı motamot taklit etmek değil. Bu sistemler hangi ülkede başarıyla yürüyorsa, sistemi birbirinden koparmamak lazım' dedi.Arınç, Türkiye’nin bir 'siyasi partiler mezarlığı' olmaktan çıkması gerektiğini vurgulayarak, 'Yargıtay Başsavcısı’nın iki dudağı arasından veya kaleminden çıkacak bir iddianameyle bir parti hakkında kapatma verilmemeli. Yargı kararı olsa dahi, Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonuçta siyasi bir karardır ve adeta bir insanın idamı gibi bir partinin kapatılması... Partileri millet kapatırsa bir anlam ifade eder' dedi.Ak Parti olarak 2015 seçimleri için en büyük iddialarının 'yeni bir anayasaya sahip olmak' olduğunu söyleyen Arınç, 'Yeni anayasayı eğer yine yapabilirsek, Meclis içerisindeki işlemeyen, çalışmayan ama 2015’ten sonraki profili görmediğimiz için bir ümitle diğer partilerin de iştirakiyle yapabilmektir. Eğer anlaşılabilirse, doğru olan budur. Yok onlardan bir çalışma gerçekleşmiyorsa, bizim gücümüz yeterse, en azından 330’u geçtiğimizi düşünerek söylüyorum, yani yine referanduma götürebilecek bir sayımız olursa, yeni anayasayı yapmaktır. 367’den fazla olursa, zaten sorun yok. Ancak her halükarda yeni anayasanın Meclis’te kabul edilmesine rağmen yine de halk oylamasına sunulmasını da şahsen arzu ediyoruz, arkadaşlarımız da bu kanaatte' şeklinde konuştu.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, hükümet olarak öncelikle yeni anayasayı hedeflediklerini vurgulayarak, 'Yeni anayasa yapabilecek güce gelirsek, bunun içerisine de bu hükümet modelini koymak mecburiyetindeyiz. Düşüncelerimiz, projelerimiz var ama sayın Cumhurbaşkanımız gibi doğrudan başkanlık sistemi, Türk tipi başkanlık sistemi, bunların hepsinin tartışılabileceğini ama gerçekleştirilmesi için seçimlerden sonraki gücümüzü görmek gerektiğini düşünüyoruz' diye konuştu.Başkanlık sistemi tartışmaları başladığında, bilir bilmez herkesin karşı çıkmaya başladığını, bazı kişilerin parlamentonun feshedileceğini söylediğini kaydeden Arınç, başkanlık sistemlerinin hemen hemen hepsinde, bazılarında senato da dahil olmak üzere bir meclisin mutlaka bulunduğunu dile getirdi. Bülent Arınç, 'Check-balansta başkan bütün yetkilerini kullanırken, bazen bunların kongreden geçmesi de gerekebilir. Oralarda da Anayasa Mahkemeleri bazı yetkiler konusunda anayasal denetim yapabilir. Yapacağımız işin alaturka olmaması lazım, alafranga olması lazım. Alafrangadan kastım, yani Batı’yı motamot taklit etmek vesaire değil, bu sistemler hangi ülkede başarıyla yürüyorsa sistemi birbirinden koparmamak lazım' dedi.'Ben farklı bir Cumhurbaşkanı olacağım diyen birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda oturuyor'Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halkın seçmesinin kamuoyunun onayına sunularak kabul edildiğini hatırlatan Arınç, şöyle devam etti:'Şimdi şöyle bir çelişkiden bahsedilebilir; ’Halkın yüzde 52 oyunu birinci turda almış bir cumhurbaşkanı var. Güçlü bir cumhurbaşkanıdır, adeta ilan edilmemiş bir başkanlık gibidir’. İyi ama, anayasada yazılı olan 102, 103, 104. maddelerinde cumhurbaşkanına tanınan yetkiler Meclis’ten seçilen cumhurbaşkanının yetkilerinin aynısı... Seçilme modeli değişti ama yetkiler konusunda değişiklik olmadı. Bugün cumhurbaşkanının geçmişten bu yana, yani 82 Anayasası var olduğu müddetçe yargıya ait yetkileri var, yürütmeye ait yetkileri var ve yasamaya ait yetkileri var. Pek çok atamalar yapabiliyor, pek çok kararlar da alabiliyor. Bu yetkileri kullananlar geçmişte bir başkasıydı, bugün bir başkası olmuştur. ’Bu yetkileri artık sen kullanamazsın’ veya ’Bu yetkiler varken sen bu başkanlık sistemini düşünemezsin’ demek, eğer bu bir çelişkiyse, bu çelişkinin sorumlusu biz değiliz. Anayasa'ya göre seçilen, anayasada var olan yetkileri de bir başkan gibi kullanmaya çalışan, ’Ben farklı bir cumhurbaşkanı olacağım’ diyen birisi Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda oturuyor. Eğer bu bir çelişkiyse, Anayasa’nın içerisindeki pek çok çelişkiler gibi bir bütünlük, bir ahenk, bir akort içerisinde yeni anayasayı yaparken, bu sistemi de gözden geçirip, en iyi hükümet modelini ortaya koymamız lazım. Bunun hazırlığına sahibiz ama bunun bugün için çok güncel, konuşulması, tartışılması gerekli olan bir konu olup olmadığı konusunda hükümetimizin görüşü, önce yeni anayasa. ’Ey millet bana yetki ver. Ben yeni bir anayasa yapacağım. Bu yeni anayasanın içerisinde de yıllardan beri eksikliği hissedilen, yeni güzel umdeler koyacağım’ diye ortaya çıkıyoruz.''Siyasette çok güçlü olan Recep Tayyip Erdoğan başkan olur diye ödleri patlıyor'Başbakan Yardımcısı Arınç, başkanlık sistemi konuşulunca karşı çıkanların cehaletlerini gösterdiğini belirterek, şöyle dedi:'İstemezükçüleri dinlediğiniz zaman bu sistemi de bilmedikleri anlaşıldı. Eğer Recep Tayyip Erdoğan gibi birisi siyasette çok güçlü olmasaydı, başkanlık iddiasını da o kişi ortaya atsaydı bu kadar karşı çıkmayacaklardı. Sisteme değil karşı çıkışları, bu şahsın başkan olmak istemesine. ’Bu kadar karizması güçlü, liderlik vasfı olan, 13 yıldır her girdiği seçimden başarıyla çıkan, 12 yıl aralıksız başbakan olmakla da son belki 50-60 yılın rekorunu kıran bir insanın bir de başkan olduğunu düşünün’ diye ödleri patlıyor. Halbuki sistem için ne konuşacaksak onu konuşalım ama, şahıslara yönelik bir eleştiri zayıf kalabilir diye düşünüyoruz.'DHA
KPSS Soruşturmasında 32 Tutuklama
2010 yılındaki Kamu Personeli Seçme Sınavı KPSS’de usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla ilgili soruşturmada mahkemeye çıkarılan 62 kişiden 32'si tutuklandı.2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 75 kişiden 6'sı emniyetteki, 7'si ise savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklanma talebiyle Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen 62 kişiden ise 32'si tutuklandı. Şüphelilerden 30'u ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.32 kişi 'suç örgütü kurmak, yönetmek, üyesi olmak', 'resmi belgede sahtecilik', 'kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık', 'suç delillerini yok etme', 'görevi kötüye kullanma' ve 'yasaklanan bilgileri açıklama ve temin etme' suçlarından tutuklandı.Kamu sektörüne memur ve işçi alımında kriter olarak değerlendirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı 2010 yılında kopya iddialarıyla gündeme geldi. İddialar 10-11 Temmuz 2010'da gerçekleştirilen ve 280 bin kişinin girdiği KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nda 350 kişinin tüm soruları doğru cevapladığının anlaşılmasıyla ortaya atıldı. Daha önceki sınavlarda başarı gösteremeyen bazı adayların söz konusu sınavda soruları eksiksiz yanıtlaması ve karı koca olan 70 adayın tam puan alması 2010 KPSS ile ilgili şaibeleri güçlendiren bulgular oldu. Bunun üzerine soruların sızdırıldığı şüphesiyle soruşturma başlatıldı.Şüphelilerin avukatlarından Hasan Basri Aksoy, beraberindeki diğer avukatlarla birlikte yaptığı açıklamada savcılığın, müvekkillerini peşinen suçlu ilan eden açıklamalar yaptığını öne sürdü. Aksoy, 'Soruşturma aşaması, sanki kesinleşmiş mahkeme kararı gibi açıklanmaktadır' dedi. Aksoy, sorumlular hakkında şikayette bulunacaklarını belirtti.'Çalıştık, kazandık'Şüphelilerin çoğunun nasıl tam puan aldıklarına dair ifadelerinde, 'Kendimiz çalıştık, kazandık' beyanında bulundu.Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 15 ay süren çalışmanın ardından 3 gün önce 19 ilde belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlemişti.Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün 3 gün önce başlattığı operasyonda, toplam 82 kişi hakkında yakalama kararı çıkartılmıştı. Bu kişilerden bazılarının yurtdışına kaçtıkları belirlenmişti.Emniyette ‘Gülen’ sorusuŞüphelilere emniyetteki ifadelerinde 'Fethullah Gülen liderliğindeki suç örgütüyle' bağlantılarının olup olmadığı soruldu.İfadesine başvurulan şüphelilere “Fethullah Gülen liderliğindeki suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütüne üye olduğunuz, örgüt yöneticilerinden aldığınız talimatlar doğrultusunda sınav öncesi gizli kalması gereken 2010 KPSS sorularını sınavdan önce ele geçirerek örgüt üyelerine açıkladığınız, bu şekilde örgüt üyelerinizin bir kısmının özellikle iptal edilmeyen genel yetenek ve genel kültür puanları üzerinden kamu kurumlarına sızmalarını sağladığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanız nedir?” sorusu yöneltildi.Şüpheliler ise bu bağlantıyı reddetti.'Şüpheliler Cemaat'le bağlantılı'Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı operasyon sonrası yaptığı açıklamada gözaltına alınan kişilerin Cemaat'le bağlantılı olduğunu açıkladı:'İlk etapta gözaltı kararı verilen 82 kişi ile toplamda bin 435 şüphelinin doğrudan kamuoyunca bilinen belirli bir yapıyla mali, sosyal ve ekonomik bağlarının olduğu tespit edilmiştir. Bu kişilerin sınav sorularını sınavdan önce örgütlü bir şekilde ele geçirip dağıttıkları, bu suretle atamalarda diğer adaylara göre öncelik elde ederek haksız ve hileli bir şekilde kamu kurumlarına memur olarak atandıkları ve bu nedenle de yüz binlerce adayın haksızlığa uğratıldığı anlaşılmıştır.''Cumhuriyetimiz tehdit altında'Başsavcılık açıklamasında 'Cumhuriyetimizin büyük bir tehdit altında olduğuna, atamalarda öncelik elde ettikleri ve aileleri göz önüne alındığında milyonlarca kişinin hakkının yendiği yönünde delillere ulaşılmıştır' ifadeleri de yer aldı. Başsavcılık soruşturmada şüpheli 3 bin 227 kişiden 616'sının halen devlet memuru olduğu tespitini de kamuoyuyla paylaştı.Soruşturma nasıl başladı?2010 KPSS kopya soruşturması 10-11 Temmuz 2010'da gerçekleştirilen ve 280 bin kişinin girdiği KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı’nda 350 kişinin tüm soruları doğru cevapladığının ortaya çıkmasıyla başladı.O dönem soruşturmayı yürüten memur suçlarından sorumlu Başsavcıvekili Şadan Sakınan'ın talimatıyla ÖSYM ve METEKSAN'da aramalar yapıldı. Bilgisayarların kopyalarına el konuldu. Soruşturmada ilk gözaltına alınan Isparta'da çobanlık yapan öğretmen adayı Baki Saçı oldu. Saçı verdiği ifadede, soruların kendisine Ankara'da oturan Berat Koşucu adlı arkadaşı tarafından 'Sana bir hediyem var' denilerek e-posta üzerinden gönderildiğini, ancak bilgisayarının arızalı olması nedeniyle buna bakamadığını anlattı. Gözaltına alınan Koşucu sorgusunun ardından serbest bırakıldı.Soruşturmayı derinleştiren savcılık, ÖSYM çalışanlarının mal varlıkları ile banka hesaplarını mercek altına aldı. Bazı çalışanların hesaplarında yüklü miktarda para giriş çıkışları olduğunu tespit eden savcılık, soruşturmayı 2005-2010 yıllarını kapsayacak şekilde genişletti.ÖSYM personeli ifade verdiSoruşturma savcısı Şadan Sakınan 2013 yılında ÖSYM’de çalışan 143 kişi şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurdu. Sınav sorularının hazırlandığı birimlerde bulunan uzman ekiplere ait bilgisayarlarda internet bağlantısı bulunduğu ve mail trafiğine rastlandığı ifade edilirken, söz konusu bilgisayarlardan veri taşındığı iddiaları kapsamında da 50 kişinin ifadesi alındı.Soruşturmadan Savcı Şadan Sakınan'ın alınması sonrası Savcı Yücel Erkman TÜBİTAK'tan KPSS soruşturması kapsamında rapor hazırlama talimatı verdi. TÜBİTAK'ın raporu doğrultusunda yeni operasyon kararı alındığı ifade edildi. Erkman'ın yürüttüğü Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda (KPSS) kopya soruşturmasında 82 şüpheli hakkında gözaltı ve yakalama kararı çıkarıldı. 14 ilde düzenlenen operasyon kapsamında 75 şüpheli gözaltına alındı.Kaynak: Al jazeera
Eğitimcilerden 'Öğretmen Öküz, Öğrenci Eşek' Kitabına Tepki
Edirne’nin Keşan İlçesi’nde milli eğitim müdürlüğü tarafından ilkokul öğrencilerine dağıtılan “Öğretmen Öküz”, “Öğrenci Eşek”, “Doktor Tilki”, “Trafik Polisi Kurbağa” adlı resimli hikaye kitaplarında, öğrencilere ve meslek dallarına hakaret edildiği iddiasıyla eğitimciler duruma tepki gösterdi.Eğitim İş Keşan Temsilcilik Başkanı Erol Yazla, konuyla ilgili düzenlediği basın toplantısında, “Öğretmen Öküz” adlı kitaptaki hikayede “Bir varmış, bir yokmuş. Sürekli saman yiyen bir öküz varmış. Su içer, saman yer, başka da bir şey yapmazmış. Ama bir gün bu öküz durup dururken öğretmen olmaya karar vermiş” şeklinde geçen metnin öğretmenlik mesleğini küçük düşürdüğünü iddia etti.
ÖSYM Başkanlığına Ömer Demir Atandı
ÖSYM Başkanlığı'na Prof. Dr. Ömer Demir getirildi.Başbakanlık ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na ait atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.Buna göre, Başbakanlığa bağlı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı'na Prof. Dr. Ömer Demir getirildi.Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlı Sanayi Genel Müdürlüğü'ne Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, Meteroloji ve Standardizasyon Genel Müdürlüğü'ne Prof. Dr. Necip Camuşcu, Isparta Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü'ne Tufan Uysal atandı.AA
Üniversite Hayatı ile İş Hayatı Arasındaki 12 Temel Fark
4 ya da 5 sene sonunda binbir güçlükle, kâh güle oynaya kâh hoplaya zıplaya öğrenim gördüğün üniversiteden mezun oldun.Okuduğun bölümle alakalı bir işe girerek ülkedeki şanslı azınlık arasında yerini aldın.Çalıştığın şirket özel sektör, öyle 3 kuruşa 5 köfte yok tabi. Ama yine de hatırı sayılabilecek bir maaş alıyorsun.Ama işte ne olursa olsun, olmuyor.Üniversite yıllarının yerini tutmuyor. Söylerlerdi de inanmazdık.Hayatının en deli dolu, en güzel yıllarını üniversitede geçireceksin diye.Ya da içindeyken farkına varamadık. Gel gör ki ne zaman ay başını kutsal ilan ettik, Ne zaman o işe giden yolda bin kez ölüp, ölüp dirildik; işte o zaman gözlerimizin önünden film şeridi gibi geçmeye başladı; 'O güzelim yıllar'
Reklam
KPSS Şüphelilerine 'Gülen' Sorusu
KPSS’de usulsüzlük soruşturması kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyette ifadesi sürüyor. Şüphelilere “Hangi dershaneye gittiniz? İkinci sınava neden katılmadınız? Fethullah Gülen liderliğindeki örgütten talimat aldınız mı?” soruları yöneltildi.2010'daki KPSS'de usulsüzlük iddialarına ilişkin Ankara merkezli 19 ilde başlatılan soruşturmada gözaltına alınan 68 kişiden 65'inin Ankara Emniyeti'nde ifade alma işlemi devam ediyor. Ankara Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman’ın talimatıyla Emniyet'te ifadesi alınan şüphelilere 'Fethullah Gülen liderliğindeki suç örgütüyle' bağlantılarının olup olmadığı soruldu.İfadesine başvurulan şüphelilere “Fethullah Gülen liderliğindeki suç işlemek amacıyla kurulan suç örgütüne üye olduğunuz, örgüt yöneticilerinden aldığınız talimatlar doğrultusunda sınav öncesi gizli kalması gereken 2010 KPSS sorularını sınavdan önce ele geçirerek örgüt üyelerine açıkladığınız, bu şekilde örgüt üyelerinizin bir kısmının özellikle iptal edilmeyen genel yetenek ve genel kültür puanları üzerinden kamu kurumlarına sızmalarını sağladığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanızı yapınız” sorusu yöneltildi.Şu ana kadar ifadesi alınan şüpheliler bu bağlantıyı reddetti.‘Devlet 10 trilyon zarar etti’KPSS’nin iptal edilmesi ve sınavın tekrarlanması nedeniyle ÖSYM’nin zarara uğratıldığı iddiası da Emniyet'te şüphelilere soru olarak yöneltildi:“2010 KPSS sınav sorularını sınavdan önce ele geçirerek dağıtılması eylemleriyle sınava giren diğer kişilerin hakkına girerek nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik yapmak suretiyle sınavın iptaline sebebiyet verdiğiniz ve devleti 10 trilyona yakın zarara uğrattığınız değerlendirilmektedir. Bu konuda savunmanızı yapınız”'İkinci sınava neden katılmadınız?'2010 yılı KPSS Eğitim Bilimleri Sınavı'nda 350 kişi tam puan almıştı. Adayların bazıları sınavın iptal edilmesi sonrası ikinci sınava girmedi. İkinci sınava girmeyen şüphelilere bunun nedeni, girenlere de yaptıkları doğru ve yanlış sayıları soruldu:“10 Temmuz 2010 tarihinde düzenlenen ancak usulsüzlük yapıldığı gerekçesiyle iptal edilerek 31 Ekim 2010 tarihinde tekrarı düzenlenen KPSS’ye katıldınız mı? Katıldı iseniz kaç doğru kaç yanlış yaptınız? Katılmadı iseniz sebebini açıklayınız?”Bu soruya şüphelilerden H.K, “Katılmadım. Çünkü sınav yeri İstanbul ilindeydi. İstanbul iline gittim ancak 20-25 dakika geç kaldığım için sınava alınmadım.” yanıtını verdi.'Hangi dershaneye gittiniz?'Şüphelilere KPSS'ye nasıl hazırlandıkları da soruldu:“Bu süreçte herhangi bir dershaneye veya kursa gittiniz mi? Gitti iseniz isimlerini açıklayınız? ÖSYM Başkanlığı’nda herhangi bir tanıdığınız var mı? Varsa ne zaman, nerede ve ne şekilde tanıştınız açıklayınız?”“2010 tarihinde girmiş olduğunuz KPSS sınavında çıkan soruları sınav öncesi herhangi bir şahıs veya işletmeden temin yoluna gittiniz mi? Size sınavda çıkacak soruları verebileceğini beyan eden veya veren herhangi bir şahıs veya işletme oldu mu?Şüphelilerden H.K bu soruya '2010 yılından önceki KPSS'lere çalışmadan girdim, 2010 KPSS'ye bir yıl öncesinden eşimle birlikte çalışarak girdim, herhangi bir dershaneye veya kursa gitmedim' yanıtını verdi.'Çalıştığınız kuruma nasıl atandınız?'Şüphelilere 2010 sınav öncesi ve sonrası çalıştığı kurumlar da soru olarak yöneltildi:“Temmuz 2010 tarihinde yapılan KPSS öncesi ve sonrası nerelerde çalıştınız, mevcut çalıştığınız iş yerleri nerelerdir? Söz konusu iş yerleri kamu kurumu ise nasıl atandınız? Atamanız Kamu Personel Seçme Sınavı ile gerçekleşti ise hangi yıl hangi puan türünde ve kaç doğru yaparak yerleştiniz?”Şüphelilere telefon kayıtları da karşılaştırmalı olarak soruldu. Diğer 'örgüt üyelerini' tanıyıp tanımadıkları, aynı şirkette çalışan şüphelilere birbirlerini tanıyıp tanımadığı, bağlantılarını kimlerin sağladığı da soruldu.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Daha Önce Duymadığınız Şok Eden 10 Gelenek
etiket
Dünyamızın yaşamaya elverişli her bölgesinde insanlar,bulundukları  coğrafyalarının da etkisiyle bir kültür oluşturmuşlar ve bunu ritüellerle süslemişlerdir. Bu paylaşımımızda dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan       birçok toplumun, akıllara durgunluk veren ve sizi hayretlere düşürecek 10 geleneğini anlatacağız. Çok şaşıracağınız gelenekler turumuza uzatmadan başlayalım.  :)
‘KPSS Şüphelilerinin 616'sı Devlet Memuru’
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturmanın şüphelilerinden 616'sının devlet memuru olduğunu bildirdi.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yaptığı açıklamada, soruşturmaya konu 2010'daki KPSS'de 100 ve üzeri net doğru yapan 3 bin 227 kişi bulunduğu hatırlatıldı ve bunlardan 616'sının halen devlet memuru olduğu belirtildi.Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 2'sinin hamile, birinin ise çocuk emzirdiği için emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam serbest bırakıldığı belirtilen açıklamada, yaklaşık 10 şüphelinin yurtdışında olduğu, gözaltına alınamayan yaklaşık 10 kişinin ise aranmasına devam edildiği kaydedildi.Savcıyı tehdit soruşturmasında gözaltılarBu arada, KPSS'deki usulsüzlük soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın telefonla tehdit edilmesine ilişkin 3 kişinin dün gece yakalandığı belirtildi. Bunlardan N.Ö'nün Etimesgut'ta bir devlet okulunda öğretmen olduğu öğrenildi.Savcı Yücel Erkman'ın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 15 ay süren çalışmanın ardından, dün 19 ilde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyerek, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı.AA
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
Bülent Arınç ile Melih Gökçek arasındaki tartışma yargıya taşındı. AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında soruşturma başlattı.
Reklam
KPSS Soruşturmasında 1 Numaralı Zanlı Fethullah Gülen
KPSS soruşturmasının 1 numaralı zanlısının Fethullah Gülen olduğu bildirildi.2010 yılında yapılan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ile ilgili usülsüzlük iddialarıyla ilişkin dün sabah eş zamanlı operasyon başlatılmıştı. 19 ilde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 40 kamu görevlisinin de aralarında olduğu 63 kişi gözaltına alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada ise, milyonlarca kişinin hakkının yendiği yönünde delillere ulaşıldığı belirtilmişti. Soruşturmayla ilgili iddianamenin detayları da belli olmaya başladı. Soruşturmada bir numaralı zanlı olarak Fethullah Gülen yer alıyor...Kaynak: Milliyet
İlahiyat Fakültesi Öğrencisinin Duymaktan Nefret Ettiği 10 Soru
4 yıllık imam hatip, 4 yıllık ilahiyat tecrübem bana öğretti ki sorulmasından gerçekten nefret ettiğim bazı sorular varmış. Bu konuyu benim gibi öğrenim gören diğer arkadaşlara açtığımda tek olmadığımı gördüm. Şimdi bunları size liste halinde sıralayacağım. Siz de “aaaa evettt” diyeceksiniz. Biliyorum  :)
KPSS Operasyonu Hakkında Başsavcılık'tan Açıklama: '1435 Şüpheli Var'
Kamu Personel Seçme Sınavı'nda (KPSS) usulsüzlük iddialarına ilişkin, Ankara merkez olmak üzere 14 ili kapsayan operasyon başlatıldı. 82 kişi hakkında gözaltı kararının bulunduğu, bu kişilerden 63'inin gözaltına alındığı öğrenildi.Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri 2010 yılındaki KPSS'de usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin, Ankara merkez olmak üzere 14 ili kapsayan operasyon başlattı.Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekilliğinin talimatıyla 2010 yılında yapılan KPSS'de usulsüzlük, soruların sızdırılması ve kopya iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında 82 kişi hakkında gözaltı kararının bulunduğu, bu kişilerden 61'i gözaltına alındığı öğrenildi.Operasyonun, 2010 yılında Isparta'nın Yalvaç ilçesinde başlatılan KPSS soruşturmasının devamı niteliğinde olduğu, zanlıların emniyetteki ifadeleri doğrultusunda bu sayının artabileceği bildirildi.
Reklam
'Eğitimi Erken Terk' Oranlarında Avrupa Şampiyonu Olduk...
Türkiye’de yapılan tüm kampanyalara rağmen kız çocuklarının yüzde 40’ının liseye ulaşamadan eğitimi terk ettiği ortaya çıktı. Erkek öğrencilerde yüzde 35 olan eğitim bırakma oranıyla Türkiye açık ara Avrupa birincisi oldu...Avrupa Komisyonu’nun ‘Avrupa’da Eğitimi Erken Terk Durumu Raporu’ Türkiye’nin yapılan tüm kampanyalara rağmen kız çocuklarının eğitiminde yeterli başarıyı sağlayamadığını ortaya koydu. Rapora göre Türkiye’de kız öğrencilerin yüzde 40’ı eğitimi erken terk ediyor. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Avrupa Komisyonu’nun raporundan derlediği verilere göre, 2013’te Türkiye’de kız öğrencilerin yüzde 39,9’u lise ve dolayısıyla yükseköğrenim aşamalarına geçemeden eğitim sürecini terk etti ya da bırakmak zorunda kaldı. Vatan'dan İlker Akgüngör'ün haberine göre, eğitimin ileri aşamalarına devam edemeyen bu gençlerin büyük çoğunluğu iş bulmakta da zorlanıyor. Türkiye erkek öğrenciler açısından da umut vermiyor. Kız öğrencilere göre daha avantajlı olsalar da erkek öğrencilerde de mevcut durum korkutucu. Erkek öğrenciler de yüzde 35 olan terk oranıyla Türkiye açık ara Avrupa birincisi olarak öne çıkıyor.AB’de 4 kat düşükEğitimi erken terk etme oranında Türkiye’nin ardından ikinci olan İspanya’da bile kız çocukların eğitimi erken terk oranı, Türkiye’nin oranına kıyasla 20 puan daha düşük. AB-28 ortalaması ise yüzde 10.2 ile Türkiye’nin dörtte biri düzeyinde. Kız öğrencilerin eğitimi erken terk oranı yüzde 2.6 ile en düşük Slovenya’da kaydedildi. Türkiye’de kız öğrenciler erkek öğrencilere göre eğitim açısından dezavantajlı durumundayken Avrupa ülkelerinde ise tam tersi yaşanıyor. Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti hariç Avrupa ülkelerinin tümünde erkek öğrenciler okulu daha erken bırakıyor. 28 üyeli AB’de 18-24 yaş aralığındaki, ortaokul diploması ile yetinmek zorunda kalan genç erkeklerin ortalaması yüzde 13,6 olurken, kızlarda bu oran yüzde 10.2 düzeyinde bulunuyor.İki yılda 400 bin öğrenci bıraktıGeçtiğimiz günlerde Millî Eğitim Bakanlığı 2014 İdare Faaliyet Raporu’nu değerlendiren Tüm Öğretmenler Sendikası (TÖS), 2013’te 174 bin 625 öğrenci, 2014’te ise 234 bin 932 öğrenci ilköğretim kurumlarında eğitimini tamamlamadan okulu terk ettiğini açıkladı. 2014’te ilköğretim kurumlarında (ilkokul ve ortaokul) okul terkleri 2013’e göre yüzde 35 artış gösterdi. Böylelikle 2013 ve 2014’te toplam 400 binden fazla çocuk okulu bıraktı.Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki eğitim ve öğretim faslında yer alan AB 2020 stratejisinde belirlenen başlıca eğitim hedefleri erken okul terk oranlarının yüzde 10 oranının altına düşürülmesi ve yükseköğretim derecesi elde etmiş 30-34 yaş arasındaki bireylerin oranının yüzde 40 seviyesine yükseltilmesi olarak öne çıkıyor.‘Türkiye’nin üstesinden gelecek stratejisi yok’Avrupa Komisyonu’nun ‘Avrupa’da Eğitimi Erken Terk Durumu Raporu’nun Türkiye değerlendirmesinde, “Türkiye’nin erken terkin üstesinden gelecek etkili bir stratejisi bulunmamaktadır” tespiti yapıldı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile işbirliği yapılarak devreye sokulan ‘Şartlı Nakit Transferi’ uygulamasının da sadece muhtaç ailelerin çocuklarını desteklemeyi, onların ilk ve ortaöğretim programlarını özel finansal desteklerle takip etmeyi amaçladığına işaret edildi. Raporda mesleki eğitimi erken terk konusunda hiçbir önlem alınmadığı, eğitimi erken terkin üstesinden gelmek için diğer önlemlere başvurulmadığı, eğitim ve kariyer rehberliğinin ihmal edildiği kaydedildi.
YGS Sonuçları Bir Kez Daha Gösterdi: Fen ve Matematik Öğretemiyoruz
YGS'de fen ve matematikteki başarısızlık tablosu değişmedi. 40 soruluk testlerde doğru cevap ortalaması matematikte 5,2; fen de ise 3,9. Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) 1 milyon 986 bin 995 adaydan, 207 bini iki yıllık üniversitelere girebilmek için gerekli olan 140 puan barajını aşamadı. 4 yıllık lisans programlarında okumak  ve ikinci sınava girebilmek için gerekli olan 180 puan barajını da tam 618 bin aday geçemedi. Testlerdeki en düşük doğru ortalamalarında ise tablo değişmedi. Yine fen ve matematik en düşük doğru cevap verilen dersler oldu.Matematik ve fendeki bu tablo uluslararası ölçektekinin yansımasına paralel. Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2012 sonuçlarına  göre, 65 ülke arasında Türkiye’deki öğrenciler,matematikte 44,  fende ise 43. sırada.15 yaşındaki öğrencilerin katıldığı PISA’da, Türkiye, matematik ve fen puanlarını bir miktar yükseltse de, 2003 yılından bu yana bir üst ya da alt sıra dışında konumu değişmedi.Bu tablonun pek çok nedeni var. Al Jazeera Türk eğitim uzmanlarına fen ve matematikteki başarısızlığın nedenlerini sordu.Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Işıl Oral,  tablonun eğitimdeki nitelik sorununu ortaya çıkardığı görüşünde. Oral, sadece fen ve matematik değil diğer testlerdeki sonuçların da parlak olmadığını söylüyor:Sebep: Öğretmen, müfredat, sınav baskısı 'Okullarda çocuklara gerekli becerileri kazandıramıyorsak performans gösterememeleri de normal. Pek çok sebebi var. Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerindeki eğitimde nitelik sorunu var. Bu öğretmenin niteliğine de yansıyor. Çok kalabalık sınıflarda okuyanlar yeterince iyi öğrenemiyor. Müfredatta diğer bir sebep. Sorgulatarak öğretemiyoruz. Çocukların matematik ve fen konusunda meraklarını uyandıracak bir eğitim genel olarak verilemiyor. Formül ezberliyor çocuklar. Soru tahtaya yazılıyor. Öğrencilerden çözen çözüyor, çözemeyen için konu geçmiş oluyor. Didaktik bir model  uygulanıyor genelde. Fen dersinin uygulamalı öğretilmesi gerekiyor. Bunu ne derece yapabiliyoruz ? Anadolu liselerinde bile uygulamalı gösterilmiyor. Bir de öğrencinin sınav stresi var. Öğrenci zevk alarak  yapmıyor, görev olarak görüyor bu dersleri.'Oral, Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasının yolunun da eğitimden geçtiğini vurguluyor. Oral 'Ekonomik güç olmayı, yüksek teknolojiyi hedefleyen Türkiye’de bir gece yatacağız ertesi gün yüksek teknolojimizi olacak diye bir şey yok.  Bunun yolu eğitimden geçiyor. Güney Kore eğitimi akılcı yöntemlerle değiştirerek atağa kalktı' diyor.'Motivasyonda birinci başarıda gerideyiz 'New York ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Selçuk Şirin, uzun zamandır uluslararası öğrenci değerlendirme programlarının sonuçları ve Türkiye’deki durumla ilgili çalışmalar yapıyor. Şirin, Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması’na göre (TIMSS) Türkiye’deki öğrenciler matematik öğrenme motivasyonunda 44 ülke arasında birinci.
Reklam
YGS'de Bir Soru İptal
ÖSYM, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) bir soruyu iptal etti. ÖSYM yetkililerinden alınan bilgiye göre, YGS Türkçe testinde bir soru Yönetim Kurulu kararıyla iptal edildi.ÖSYM, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) iptal edilen Türkçe sorusunun, tüm adaylar tarafından doğru yanıtlandığı kabul edilerek, puanların hesaplandığını bildirdi.ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, sınavdan hemen sonra yapılan madde analizleri sonucunda hatalı olduğu iddia edilen soruların, ÖSYM Bilim Kuruluna iletildiği belirtildi.Bilim Kurulunun tavsiyesiyle Yönetim Kurulu tarafından puanlar hesaplanmadan önce 2015 YGS Türkçe testinde 1 sorunun iptal edildiği vurgulanan açıklamada, 'Soruyu tüm adayların doğru yaptığı kabul edilmiştir. Adayların puanlarının tekrar hesaplanmasına gerek olmamaktadır' ifadesine yer verildi.
ÖSYM Başkanı Kim Olacak?
Yükseköğretim Kurulu, görev süresi dolacak ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’in yerine önerdiği 3 ismi Milli Eğitim Bakanlığına sundu.YÖK yetkililerinden alınan bilgiye göre, görev süresi 29 Mart'ta dolacak ÖSYM Başkanı Demir'in yerine atanmak üzere MEB'e önerilen isimler, YÖK Genel Kurulunda belirlendi.
YGS Şampiyonu Belli Oldu
Samanyolu Fen Lisesi ve FEM dershanesi öğrencisi Mehmet Enes Arıcı, YGS'de 6 puan türünün 5'inde Türkiye birincisi oldu. Körfez Dershaneleri de 3 Türkiye 2.si çıkardı.Arıcı, 5 puan türünde 500 tam puan alırken, YGS-2 puan türünde 499,754 alarak büyük bir başarıya imza attı. Samanyolu Koleji'nden yapılan açıklamada, 'Öğrencimiz Mehmet Enes Arıcı, YGS Türkiye sıralamasında 5 farklı puan türünde 1. olmuştur. Kendisini ve öğretmenlerini canı gönülden tebrik ederiz.' ifadeleri kullanıldı.Sonucu öğrenir öğrenmez sosyal medya hesabından 'Allah'ım şükürler olsun' Tweet'i atan Mehmet Emin Arıcı 'Hocalarımızın yol göstermesi ve çok çalışmayla birinci oldum. Rehavete kapılmak yok hedefim tıp fakültesini de başarıyla tamamlamak.' dedi. Mehmet Emin Arıcı, YGS 1,3-4-5-6 alanlarında Türkiye birincisi oldu.
Soruları Paylaşan Bulundu, ÖSYM Gazetecileri Suçladı
ÖSYM, YGS'nin ardından soru kitapçığının bir sayfasını sosyal medyada paylaşan kişinin kimliğinin tespit edildiğini bildirdi. ÖSYM konuyu haberleştiren gazetecileri şu sözlerle hedef aldı: “Tüm duyuru ve uyarılarımıza rağmen “KRİZ” çıkarmaya, toplumda infial uyandırmaya çalışan, sınava giren gençlerimizi endişeye sevk etmekten çekinmeyen Hürriyet Gazetesinin iki muhabiri ile yandaşlarının kamuoyundan nasıl özür dileyeceklerini takip etmekteyiz.”ÖSYM, resmi internet sitesi üzerinden yaptığı açıklamada, soru kitapçığının bir sayfasını sosyal medyada paylaşan kişinin kimliğinin tespit edildiğini ve adayın sınavının iptal edilerek, hakkında yasal işlem başlatılacağını bildirdi.ÖSYM tarafından yapılan açıklama şöyle:'15 Mart 2015 Pazar günü saat 10.00’da başlayarak gerçekleştirilen 2015 Yükseköğretime Geçiş Sınavından (2015-YGS) bir gün sonra, bir soru kitapçığı içerisindeki sayfalardan birisinin görüntüsünü sosyal medya üzerinden paylaşarak asılsız bir iddia olan “ÖSYM’den soru sızdı” yakıştırmasına yol açan adayın İstanbul’da sınava giren İ.Y. olduğu tespit edilmiştir. Paylaşılan soru kitapçığı sayfası üzerindeki soruların ve cevap şıklarının dizilişinden hareket ile söz konusu sayfanın 83930984 numaralı soru kitapçığına ait olduğu belirlenmiştir. Sınavda kullanılan kitapçıklar arasından bu adaya ait olan kitapçık bulunmuş ve kitabın 11. ve 12. sayfalarını içeren yaprağının yırtılarak alınmış olduğu görülmüştür. Adayın ilgili yaprağı kopartarak sınav salonu dışına çıkartıp sınav sonrasında sosyal medya üzerinden sayfanın görüntüsünü paylaştığı belirlenmiştir. 6114 sayılı yasa kapsamında bu adayın sınavı iptal edilecek, 2 yıl boyunca adayın ÖSYM sınavlarına girmesine müsaade edilmeyecek ve hakkında adli işlem başlatılacaktır.
Reklam