Aşure Haberleri

Aşure ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Aşure ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Bugün Orucunuzu Trakya'da Açmanız İçin 23 Sebep Be Ya!
Trakya mutfağı birbirinden ilginç ve mide dostu yemeklerle dolu. Türkiye toprak bütünlüğünün en başına buyruk bölgesi olan Trakya'nın insanları gibi tutup sarılasınız gelecek yemeklerini huzurlarınıza sunduk. Top patlamadan Trakya'ya yetişmeniz dileğiyle;
Başbakan Davutoğlu: 'Umudumuzu da Kararlılığımızı da Koruyoruz'
Başbakan Davutoğlu, çözüm sürecine ilişkin, Biz hükümet olarak umudumuzu da, kararlılığımızı da koruyoruz, sonuna kadar da koruyacağız' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan 'Yeni Türkiye Yolunda' konuşmasında, 'Yeni Türkiye'yi inşa etme yolunda çıktıkları yolculuğun bir başka safhasında yeniden vatandaşlarla olmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.Ekim ayı içinde, 'Yeni Türkiye'yi inşa etme yolculuğunda, kendilerine önemli mesafeler kazandıran birçok gelişme yaşadıklarını, bunları paylaşmak istediğini dile getiren Davutoğlu, bu ayın 14'ünde Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) Ana Hatları Boruları Alım Sözleşmelerini imzaladıklarını anımsattı.Davutoğlu, enerji alanında ülke adına çok önem taşıyan yeni stratejik açılımlar yaptıklarını, 'Enerjinin İpek Yolu' olarak isimlendirdikleri TANAP'ın da bu adımla birlikte, Türkiye ile Azerbaycan'ın el ele vererek, hayal olan bir projeyi gerçeğe dönüştürdüğüne vurgu yaparak, şunları kaydetti:'Bu proje, hem Türkiye'nin enerji talebi açısından, hem de topraklarımızın Balkan ve Avrupa ülkelerine enerji aktaran bir coğrafyaya dönüşmesi açısından büyük bir TANAP ile Azerbaycan'dan çıkan gaz hatları, Gürcistan üzerinden Türkiye'ye toplam 16 milyar metreküplük gazın 6 milyar metreküpü Türkiye'de kalacak, kalan kısım buradan Avrupa'ya dağıtılacak. Toplam gaz miktarı daha sonra aşamalı olarak arttırılacak ve 2026 yılında 31 milyar metreküpe ulaşmış olacak. Maliyeti 7 milyar doları bulan bu projenin ilk etabı 2018'de, tamamı da inşallah 6 yıl içinde tamamlanacak.'Bir başka sevindirici noktanın da, söz konusu projede kullanılacak malzemenin yüzde 80'inin Türk firmaları tarafından üretilecek olması olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, 'Biz 21. yüzyılın bir enerji yüzyılı olacağını öngörüyor ve TANAP'ın, ülkeleri birbirlerine yakınlaştıran bir barış projesi olacağına inanıyoruz. Bu barış projesi krizlerle anılan Kafkasya'ya bölgesel bir barış perspektifi getirecek ve bu perspektifi Anadolu üzerinden Balkanlara barış köprüsüyle bağlayacaktır' diye konuştu.'4 şehrimizde tam 1 milyar Türk liralık yatırımı hayata geçirdik'Başbakan Davutoğlu, bütün bakanlıklar, kurumlar, 81 vilayet ve sivil toplum kuruluşlarıyla sürekli istişare halinde olduklarına işaret ederek, bu ay içinde Malatya, Amasya, Kayseri ve Kahramanmaraş'ta vatandaşlarla bir araya geldiklerini ifade etti.'O güzel şehirlerimizin havasını soluduk, tazelendik, enerji dolduk ve Ankara'ya bütün bu şehirlerimizde çok büyük bir muhabbetle karşılandık, vatandaşlarımız bizi bağırlarına bastılar, kendilerine bir kez daha gönülden teşekkürlerimi sunuyorum' diye konuşan Davutoğlu, şöyle devam etti:'İnanın ne kadar zor süreçlerle, engellerle karşılaşırsak karşılaşalım sizin o sevginiz, heyecanınız bize büyük bir şevk ve hizmet aşkı veriyor. Bu ziyaretlerimizde toplam maliyeti 1 milyar TL'yi bulan tam 295 tesisi, yatırımı hayırlısıyla hizmete açtık, bunun mutluluğunu yaşadık. Dile kolay, sadece bu ay içinde ve sadece bu dört şehrimizde tam 1 milyar Türk liralık yatırımı hayata geçirdik. Elhamdülillah ülkemiz artık bu güce ulaştı.''Terör çeteleri Kobani'yi bahane ederek şehirlerimizi yakıp yıktılar'Davutoğlu, 6-7 Ekim'de, millet Kurban Bayramı'nın güzelliğini yaşarken, bazı şehirlerde de herkesi üzen çok acı hadiseler yaşadıklarını dile getirdi.'Birtakım vandallar, yüzlerini maskeyle kapatan bir takım terör çeteleri Kobani'yi bahane ederek şehirlerimizi yakıp yıktılar' ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Sokaktaki insanlarımızı, polislerimizi yaraladılar, öldürdüler; kütüphaneleri, okulları, halk otobüslerini ateşe verdiler. Bütün bu terör eylemleriyle yapmak istedikleri, bu ülkede hakim olan kardeşlik iklimini ortadan kaldırmaktır. Kamu düzenini ortadan kaldırarak, çözüm sürecini baltalamaktır. Bölge insanının, çözüm süreciyle gelen ekonomik kalkınmadan ve huzur ortamından ümidini kesmesidir. Çünkü bu odaklar kandan, nefretten, düşmanlıktan besleniyorlar. Buradan bir kere daha kararlılıkla ifade ediyorum; hiç kimsenin birlik ve beraberliğimizi zayıflatmasına, kardeşliğimize halel getirmesine, huzurumuzu bozmasına izin vermeyeceğiz. Hiç kimsenin kamu düzenini bozmasına, vatandaşlarımızı rahatsız etmesine izin vermeyeceğiz. Şundan emin olun ki, 'Devlet nerede' diye soranlara, devletin Türkiye'nin her yerinde dimdik ayakta olduğunu da gösterecek güçteyiz.''Çözüm süreci aynı kararlılıkla sürdürülecektir''Hem çözüm süreci, hem bölgedeki kalkınma adımlarımız aynı kararlılıkla sürdürülecektir, bundan da kimsenin şüphesi olmasın' diyen Davutoğlu, şunları söyledi:'Bu olayların hemen akabinde gerekli talimatları verdim; onların her yıktığının yerine biz daha güzelini yapacağız. Biz yıkan değil yapan olacağız, inşa eden olacağız. Nitekim şu kısa süre içinde 41 milyon liralık yardımı vatandaşlarımıza ve gereken yerlere ulaştırdık. Diğer taraftan, bu ülkeye bu büyük zararları veren vandallar bilsin ki, yıktıkları her binanın, yaktıkları her yapının tazminatını kendilerine ödeteceğiz. Bu ülkenin tek bir karış toprağı, tek bir canı sahipsiz değildir, bu menfur cürümleri işleyenler adalete mutlaka hesap vereceklerdir.'Yeni Türkiye'nin, inşa edenlerin Türkiye'si olacağının altını çizen Davutoğlu, 'Yeni Türkiye’yi eski Türkiye'ye döndürmek isteyenler kesinlikle bozguna uğrayacak ve tarihin çöplüğüne atılacaklar' ifadesini kullandı.Başbakan Davutoğlu, geçmişte terörle mücadele adı altında pek çok yol ve yöntemlerin denendiğini, bunlardan milletin içini serinletecek, kardeşi kardeşe düşüren bu kanlı döngüyü sona erdirecek bir netice çıkmadığına dikkati çekti. Bunların bir kısmının şiddetin karşısına şiddeti çıkaran, suçu önlemek adına suç işlemeyi meşru gören anlayışların ürünü ve yanlış olduğunu ifade eden Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:'Bu yanlışlar yangını söndürmek yerine daha da büyüttü. Yıllarca kan aktı, maddi ve manevi bir çok bedeller ödedik. Maalesef, siyaset kurumu köklü çözümler geliştirmek yerine, sorunu asayiş tedbirlerine terk ederek, akan kanı seyretti. Allah’a şükür, bu anlayışlar artık geride kaldı. 2002’den başlayarak hükümetlerimiz, cesaretle bu sorunun üzerine gitmeye, kapsamlı çözümler geliştirmeye başladı. Siyaset kurumu, bu meseleyi uhdesine alarak kararlı ve cesur adımlar attı.'Çözüm sürecinin, Türkiye’nin geleceği, insanların huzuru ve esenliği için attıkları en önemli adımlardan biri olduğunu anlatan Davutoğlu, 'Türkiye bu meseleyi çözdüğünde, bütün ağırlıklarından kurtulacak, adeta kanatlanacaktır. Huzurlu ve barış dolu bir ülke olarak bütün enerjisiyle atılım üstüne atılımlar gerçekleştirecektir. İnsanlarımızın acıları sona erecek, kanayan yaralar sarılacaktır' şeklinde konuştu.'Umudumuzu da, kararlılığımızı da koruyoruz''Biz hükümet olarak umudumuzu da, kararlılığımızı da koruyoruz, sonuna kadar da koruyacağız' ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları kaydetti:'İhtiyacımız olan; bu ortak akıl ve bu ortak vicdan temelinde bütün kesimlerin aynı hassasiyetle bir araya gelmesidir. Bu sürecin bir parçası olan herkes ve her kesim aynı hassasiyet ve sorumluluk ile hareket etmeye mecburdur. Herkes bu zorbalık kültürüyle, bu terörist zihniyetle, bu vandalizmle arasına net ve açık mesafeler koymalıdır.''Özgürlük-güvenlik uyumunu gözetecek hassasiyet...'Davutoğlu, güvenliği özgürlükleri kısıtlayan değil, teminat altına alan bir anlayışla ele aldıklarına işaret ederek, 'Eğer bir ülkede sokaktaki masum insanların, gençlerin, çocukların, yaşlıların can güvenliği yoksa orada zaten özgürlüklerden söz edemezsiniz. Eğer bir grup silahlı, bombalı, örgütlü insan, bir diğer gruba karşı sırf kendisi gibi düşünmüyor ya da inanmıyor diye saldırıyorsa orada sadece terör vardır' dedi.'Hiçbir endişeniz olmasın, hükümet olarak her adımımızı özgürlük-güvenlik uyumunu gözetecek bir hassasiyetle atıyoruz' diyen Davutoğlu, şunları söyledi:'Bu çerçevede bildiğiniz gibi geçen haftaki grup toplantımızda Özgürlükleri Koruma ve İç Güvenlik Reformu'nu ana hatlarıyla açıkladım. Bu konuda bir yanlış algıyı da düzeltmek isterim. Özgürlükleri Koruma ve İç Güvenlik Reformu, yaşanan son olayların neticesinde ortaya çıkmış bir konu değildir. Bu düzenlemeler uzunca bir zamandır planlanıyor, hazırlıkları sürdürülüyordu. Bunlar insanlarımızın çeşitli müşküllerini ortadan kaldıracak, demokrasiyi güçlendirecek çeşitli başlıklar altında toplanmış reformlardır, iyileştirmelerdir. Bu düzenlemelerin tamamı, esasen barışsever, hukuka saygılı vatandaşlarımızın özgürlük alanını genişletecek düzenlemelerdir. Buna karşılık suça azmedenlerin ve terör örgütlerinin suç işleme alanını da daraltacak düzenlemelerdir. Bunları, özgürlükleri teminat altına almak için, insanımıza saygımızın bir gereği olarak yapıyoruz. Hepimize acı veren bu menfur olayların bir daha yaşanmaması için elbette bazı tedbirler alacağız. Ancak suç işleme niyeti taşımayanlar için endişeye, telaşa kapılacak herhangi bir durum yoktur.''Yargıya güvenin yüzde 100 olması gerekiyor'Bu ay içinde gerçekleştirilen HSYK seçimlerine de değinen Başbakan Davutoğlu, 'HSYK seçimlerinde iradelerini sandığa yansıtan bütün hakim ve savcılarımızı da tebrik etmek istiyorum. Bu seçimlerle yargı sistemimizin ipotek altına alınamayacağı bir kere daha ortaya çıkmıştır. Ancak adalet varsa devlet vardır, adaletin olmadığı yerde devlet zaaf gösterir. Bu sebeple yargıya güvenin yüzde 100 olması gerekiyor.Adaleti egemen kılmak için ne gerekiyorsa biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz' diye konuştu.Davutoğlu, Türkiye'nin demokratikleşme yolunda son 12 yılda elde ettiği kazanımları asla kaybetmeyeceğini belirterek, bundan herkesin emin olmasını istedi.Hükümet olarak hak ve özgürlükleri sadece korumakta değil, genişletmekte de kararlı olduklarını vurgulayan Davutoğlu, 'Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, bu saatten sonra hiç kimse bu ülkeye bir hukuksuzluk dayatamaz, buna en önce biz karşı çıkarız' ifadesini kullandı.'Şiddete dönüşen her türlü eylemi suç sayıyoruz'Davutoğlu, bilgilendirmeyi bir görev bilerek, reform kapsamındaki yeni düzenlemeleri paylaşmak istediğini kaydederek, şöyle dedi:'Bir kere daha gördük ki, bu zorbalıkları, bu zulümleri yapanlar maskelerin ardına gizleniyorlar. Hak ve hürriyet arayışında olduğunu iddia eden kişilerin kimliklerini maske ile perdelemeye ne ihtiyacı olur? Bir insan böyle bir ortama maske takarak geliyorsa amacı açık bir şekilde suç işlemektir. Bundan böyle buna izin vermeyeceğiz, gösterilerde maske takmayı suç kapsamına alıyoruz. Yeni düzenlemeyle molotofkokteylini de saldırı silahı kapsamına alıyor ve bu konuda kanunlarımızdaki muğlaklığı kesin bir şekilde ortadan kaldırıyoruz. Molotofkokteyli ile bir yere yaklaşanlar, aynen ateşli silahla yaklaşmış gibi muamele görecekler.''Eşkıyanın, vandalın, hırsızın eli serbest olacak, kendilerinden güvenliği temin etmelerini beklediğimiz kolluk güçlerimizin eli bağlı kalacak; bu kabul edilemez' diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:'Yapmak istedikleri sokaklarda panik havası oluşturmaktır, buna asla izin vermeyeceğiz. Bunun adı ne özgürlüktür, ne hak arayışıdır. Amerika'da, Avrupa'da molotofkokteyli yıllardan beri kanunlarca patlayıcı madde olarak tanımlanıyor, kullanan kişilere yönelik müebbet hapse kadar varan cezalar veriliyor. Yeni düzenlemeyle şiddete dönüşen her türlü eylemi suç sayıyoruz. İzinli gösteri haklarını kullananlara müdahale eden, onlara saldırıda bulunan gruplar da güvenlik güçlerimizce engellenecektir. Gösteri alanına silahla girilmesine asla izin verilmeyecek, silahlı olduğu tespit edilenlere daha ağır cezalar uygulanacak. Toplumsal olaylarda verilen zararlar suçluya rücu edilerek kendisinden tahsil edilecek, bu konuda zaman aşımı süreleri de iki katına çıkarılacaktır.'Başbakan Davutoğlu, Türkiye'de halen polisin gözaltına alma hakkı olmadığını, bu durumun emniyet birimlerinin olaylara müdahale etmesini zorlaştırdığını ifade ederek, 'Bir ateş çemberinin ortasında, devlet otoritesinin zaafa uğradığı bölgemizde, çok şükür, bir istikrar adası olarak yükselen ülkemizin huzur ortamını korumak için emniyet birimlerimizin olaylara müdahale etme kabiliyetini arttırmak mecburiyetindeyiz' dedi.'Kolluk gözetim mekanizmasını kuruyoruz'Polisin bundan böyle toplumun huzurunu bozmaya yönelen kişileri 24 saat gözaltında tutabileceğini, daha sonra bu kişilerin savcılığa teslim edileceğini ve 4 gün içinde de hakim karşısına çıkartılacağını kaydeden Davutoğlu, 'Bu düzenlemeler, birçok Avrupa ülkesinde zaten emniyet birimlerine verilen yetkileri içeriyor. Bu noktada, emniyet görevlilerimiz yanlış uygulamalara giderse ne olacak diye bir soru akla gelebilir. Bu reform paketi içinde onun da denetimini getiriyor ve kolluk gözetim mekanizmasını kuruyoruz' şeklinde konuştu.Davutoğlu, istihbari dinlemeyle ilgili herhangi bir istismar olursa, bunu kademeli olarak önce kendi birimlerinin tetkik edeceğini, ardından İçişleri Bakanlığında daha sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu'nda dosyaların inceleneceğini, her partinin temsil edildiği Meclis'teki 17 kişilik komisyon tarafından da konunun takibinin yapılacağının altını çizdi.Yeni Türkiye'de, devletin halkının hizmetinde ve emrinde olacağını ifade eden Davutoğlu, devletin amir, vatandaşın memur olduğu köhne yapıyı değiştirme yolundaki adımları kararlılıkla attıklarını anlattı.'Yeni Türkiye'de vatandaş amir, devlet o amire tabi memur durumunda olacaktır' diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, derken biz aslında bunu söylüyoruz. Vatandaşımıza zorluk çıkarmayı değil, kolaylık göstermeyi ilke edinen biranlayışla hareket ediyoruz. Bu reform paketinin amaçlarından biri de gereksiz bürokrasiyi ortadan kaldırmak, yanlış uygulamaları doğrularıyla değiştirmektir. Bazı misallerle bunu açıklığa kavuşturayım. Bundan sonra isminden ya da soy isminden memnun olmayan vatandaşlarımız artık mahkeme kapılarında çile çekmeyecekler. Nüfus İdaresine bir dilekçeyle başvuracak, Nüfus İdaresi de o şekilde kaydedecek, değişiklik yapılmış olacak. İnsanın hangi ismi kullanacağı kendisini ilgilendiren bir meseledir, buna ne devlet ne de bir başkası karışamaz. Bu konuda geçmişte insanlarımız çok sıkıntılar yaşadılar, en tabii hakları ellerinden alındı ama artık bu böyle olmayacak. Ehliyet ve pasaport almak için de mevcut durumda emniyete gidiliyordu, bu işlemleri de artık Nüfus İşleri yapacak. Bunlar kimlik işlemleridir, sanki potansiyel suçlu gibi vatandaşlarımızın Emniyet'e taşınması yanlıştır. Emniyet eğer bir suç varsa tabii ki bunun takibini yine yapacaktır. Vatandaşlarımızın, doğum, ölüm hallerinde, boşanma hallerinde kapı kapı dolaşarak işlem yapma derdi de artık sona eriyor. Vatandaşımız bu konularda e-Devlet ile bildirimini yapacak, kendi sevincini ya da taziyesini yaşayacak, devlet kapısında bürokrasiyle boğuşmayacak.'İş güvenliği yasası hazırlıklarına da değinen Başbakan Davutoğlu, 'İnşallah, iş güvenliği yasasını da en kısa zamanda çıkarıyoruz, bu da yine bir güvenlik meselesi, bir reform olarak gündemimizde' dedi.Kişisel verilerin korunması için de yeni yasal düzenleme yapacaklarını bildiren Davutoğlu, hiç kimsenin, herhangi bir vatandaşın kişisel bilgilerini işleyip depolama hakkına sahip olamayacağını kaydetti. Davutoğlu, bunun kanunen, ahlaken ve inancımızca göre de yanlış bir davranış olduğunu ifade ederek, 'Yeni düzenlemeyle, hiç kimse başkasının özel hayatıyla ilgili herhangi bir kişisel veriyi barındıramayacak, işleyemeyecek ve depolayamayacak' diye konuştu.Uyuşturucuyla mücadeleDavutoğlu, bir diğer düzenlemelerinin de, uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili olduğunu söyledi. Daha önce defaatle zikrettiğini, uyuşturucuyla mücadeleyi nesil emniyeti bakımından son derece hayati bir mesele olarak gördüğünü dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:'Özellikle anne babalarımızı endişelendiren bu illetin, bu belanın önlenmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Uyuşturucuyla mücadele suçlarını artıran, okul çevresinde işlendiğinde cezayı iki misline çıkaran bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz. Uyuşturucu işi yapanlar, zehir tacirliği yapanlar bundan böyle bizden ve devletten terörist muamelesi görecekler. Kasım ayının sonunda ilk Uyuşturucuyla Mücadele Şurası'nı da toplayacağız. Bu Şura’da büyük belaya karşı alınacak önlemleri belirleyeceğiz, ben de inşallah bizzat bu şuraya katılarak bu sürece verdiğim önemi göstereceğim.'Davutoğlu, Türkiye’nin fiziki coğrafyasının bugünkü haritası ile sınırlı olabileceğini ama mana ve gönül coğrafyalarının üç kıtanın derinliklerine kadar ulaştığını vurguladı.Mana ve gönül coğrafyalarının, bütün bir İslam alemine, yeryüzünde ne kadar mazlum insan varsa her birinin yüreğine kadar uzandığını ifade eden Davutoğlu, bu mana coğrafyasını anlamayanların Türkiye’yi de anlayamayacağını dile getirdi.Davutoğlu, şöyle konuştu:'Bu insanlık kadar büyük davaya inanmayan Türkiye’nin büyüklüğünü idrak edemez. Bizim kimsenin bir karış toprağında gözümüz asla yok; aksine her millet kendi ülkesinde, toprağında barış ve huzur içinde yaşasın istiyoruz. Ama bizim asırlar öncesine uzanan tarihimizden bugünlere kadar taşıdığımız bir medeniyet mirasımız var. O mirasın bize yaşattığı dostluklar var, kardeşlikler var, akrabalıklar var. O mirasın bize öğrettiği bir insanlık şuuru var. Biz tarih boyunca zalimlere karşı kim olduğuna bakmaksızın mazlumların yanında olmuş bir milletiz. Biz her dara düşenin sığınağı olmuş bir milletiz. Bundan da gurur duyuyoruz.''Türkiye o eski büyüklüğüne adım adım geri dönüyor''Bakınız, yanı başımızda yangınlar var, sınırlarımızın hemen ötesinde bombalar patlıyor ama Türkiye yine dimdik ayakta' diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:'Sadece dimdik ayakta değil, aynı zamanda bölgeye barış ve huzurun geri dönmesi için de büyük çabalar gösteriyor. Yaraları sarmaya, acıları dindirmeye, çaresizlere çare olmaya çalışıyor. Türkiye böyle zor bir zamanda, zor bir coğrafyada, felaket tellalları ne derse desin, o eski büyüklüğüne adım adım geri dönüyor. O eski ihtişamına yeniden kavuşuyor. Ne mutlu bize ki bütün zorluklara rağmen istikrarını koruyan bir ülkeyiz.''Türkiye ekonomisi büyümeye devam edecek'Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin bu yıl için büyüme oranının yüzde 3,3 seviyelerinde olacağını tahmin ettiklerine işaret ederek, şunları söyledi:'Beklentimiz o ki, Türkiye ekonomisi önümüzdeki artan oranlarda büyümeye devam edecek. 2015 için yüzde 4, 2016 ve 2017 yılları için ise en az yüzde 5'lik büyüme öngörüyoruz. Bu tablo bugün için dünyanın gelişmiş ekonomilerinin ulaşamadığı bir başarıya işaret ediyor. Bakınız 2013 yılında yüzde 0,4 oranında daralan Avro Bölgesi’nin bu yıl en iyimser bir tahminle sadece yüzde 0,8 büyüyeceği öngörülüyor. Nispeten daha iyi durumda olan ABD ekonomisinin 2014 yılı büyüme oranı ise sadece yüzde 2,2 seviyesinde kalacak gibi görülüyor.'Yıl sonu enflasyon beklentilerinin de yüzde 9,4 civarında olduğunu kaydeden Davutoğlu, 'Bu oranı 2015'te yüzde 6,3'e, 2016 ve 2017'de ise yüzde 5 seviyesine indirmeyi planlıyoruz' dedi.Kişi başına düşen milli gelirin ise yıl sonunda 10 bin 537 dolar, 2017 yılı sonunda ise 12 bin 229 dolar seviyelerinde olmasını beklediklerini dile getiren Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Halen Türkiye dünyanın satın alma gücü paritesine göre 16., milli gelire göre 17. büyük ekonomisi durumunda. Aynı zamanda Avrupa'nın da 6. büyük ekonomisi... Dünyadaki gelişmeleri dikkatle izliyoruz, küresel ekonomik risklerin elbette farkındayız ve hesabımızı da ona göre yapıyoruz. Ekonomimizin sağlıklı işlemeye devam etmesi için tedbir almamız gerekiyorsa, hiç popülizme düşmeden gerekli her türlü tedbiri alırız. Önümüzdeki dönemde bu alanda da ihtiyaç gördüğümüz önemli dönüşüm ve reformlara, iyileştirmelere gideceğiz, bunun da hazırlıklarını yapıyoruz. Kısa zamanda bunları kamuoyuna da açıklayabileceğimizi umuyorum.''Dünyanın gönlü en zengin milletiyiz'Kendisini en çok sevindiren ve çok duygulandıran bir bilgiyi de paylaşan Davutoğlu, 'Geçtiğimiz günlerde açıklanan Küresel İnsani Yardım 2014 raporuna göre, Türkiye, Gayrisafi Milli Hasıla bazında en çok uluslararası insani yardım yapan ülke. Bu sıralamada geçen yıl 3. durumdaydık. Belki biz dünyanın en zengin ülkesi değiliz ama görülüyor ki gönlü en zengin milletiz, bununla da ne kadar gurur duysak aziz milletim azdır' dedi.Alevi açılımıBaşbakan Davutoğlu, toplumsal barışın tesisi için çok hayırlı olacağına inandığı yeni bir açılımı duyurarak sözlerine son vermek istediğini ifade ederek, şunları söyledi:'Geçmiş hükümetlerimiz döneminde sizlerin de şahit olduğu üzere Alevi vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderebilmek ve sıkıntılarına çareler bulabilmek için çalıştaylar yaptık. Bu çalışmalar neticesinde, yıllardır bir araya gelemeyen aktör ve kesimler bir araya geldi. Sorunlar enine boyuna tartışıldı, muhtemel çözüm formülleri geliştirildi, pek çok adım atıldı. Şimdi atacağımız yeni adımlarla bu süreci inşallah hayırlı neticelere bağlamanın hazırlığı içindeyiz. Bu çalışmaları yürüten bakan ve bürokratlarımızla birlikte detaylı biçimde görüştük, çalıştaylardan çıkan neticeleri bizzat dikkatlice inceledik. Bu konuda inşallah önümüzdeki dönemde somut adımlar da atacağız.''Muharrem orucunu hep birlikte açacağız''Bu somut adımların bir öncü adımı olarak şu düşüncemizi hemen sizlerle paylaşmak istiyorum' diyen Davutoğlu, 'İnşallah 8 Kasım tarihinde, yani muharrem ayının 13. günü Hacı Bektaş Derneğinin Hacıbektaş'ta düzenlediği Aşure gününe bizzat katılmak arzusundayım. Tarihin en acı hadisesi olarak hepimizi kederlere gark eden Kerbela hadisesini ve Kerbela şehitlerinin aziz hatırasını inşallah Alevi dostlarımızla, canlarımızla birlikte yad edeceğiz. Muharrem orucunu hep birlikte açacağız ve Kerbela şehitleri anısına pişirilen Aşure'yi yine birlikte kaşıklayacağız. Bu buluşmanın heyecanını şimdiden bütün kalbimde hissettiğimi samimiyetle ifade etmek isterim' şeklinde konuştu.'İnşallah kardeşliğimiz için çok hayırlı bir yeni dönemin kapısını da bu gönül beraberliği ile açma imkanı bulacağız' diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aziz vatandaşlarım, cumartesi günü idrak ettiğimiz Hicri yılbaşının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Başta Hz. Hüseyin olmak üzere Kerbela şehitlerimizi bir kere daha rahmetle anıyorum. Milletimizin büyük istiklal mücadelesinin eseri olan Cumhuriyetimizin 91. kuruluş yılını ve Cumhuriyet Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, aziz şehitlerimize rahmet diliyorum. Yeni Türkiye Yolunda nice güzel adımları paylaşmak üzere yeniden buluşmak ümidiyle...'AA
"Bizim Ne Aklımız Ne de İrademiz İpotek Altında Değildir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan,' 'Kobani' dediler, Diyarbakır'da, Batman'da, Hakkari'de alçakça cinayetler işlediler. DEAŞ vahşeti dediler DEAŞ'ın vahşetini aratmayacak işkenceler yaptılar' dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Kobani' dediler ama aslında ne kadar korkak olduklarını gösterdiler. 'Kobani' dediler, 'yaşasın' dediler, gittiler Diyarbakır'da, Batman'da, Hakkari'de alçakça cinayetler işlediler. DEAŞ vahşeti dediler, DEAŞ'ın vahşetini aratmayacak alçakça, insanlık dışı işkenceler yaptılar. Masum gençleri katlettiler. Sanmayın ki bunlar yapanın yanında kar kalacak. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz bu olayların sorumlularını, canileri, katilleri tek tek tespit ediyor ve yargı önüne çıkarıyor. İnşallah Meclisimizin çıkaracağı yeni yasayla da bu tür şiddet eylemleri karşısında daha güçlü tedbirler alınacak' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esenler Dörtyol Meydanı'nda düzenlenen Esenler Belediyesi Toplu Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, açılışı gerçekleştirilen eserlerin hayırlı olması temennisinde bulundu.Yarın muharrem ayının 10'nu, aşure günü olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Tüm insanımız için hayırlara, barışa, özgürlüğe, kurtuluşa vesile olmasını Allah'tan niyaz ediyorum. Birliğimizi teyit eden bir gün, bir ay olmasını niyaz ediyorum' diye konuştu.Erdoğan, Esenler Belediyesinin vatandaşlara daha iyi hizmet için yeni bir hizmet binası inşa ettiğini ifade ederek, şunları kaydetti:'Yine sizlerin kamu hizmetlerini çok daha iyi bir ortamda alabilmeniz için belediyemiz yeni bir hükümet konağı inşa etti. Büyükşehir Belediye Başkanımızını adını taşıyan bir kültür ve sanat merkezi Esenler ilçemize kazandırıldı. Edebiyatımızın önemli isimlerinden değerli şairimiz merhum Cahit Zarifoğlu adına inşa edilen gençlik merkezi ve bilgi evi de bugün açılışı yapılan eserler arasında yer alıyor. Yine bilgi ve hikmet evi de belediyemiz tarafından yapılarak sizlerin hizmetine sunuldu.'Erdoğan, bugünkü açılış programı arasında yer alan eserlerden birinin de Özdilek Anadolu İmam Hatip Lisesi olduğunu belirterek, şöyle devam etti:'Mimarisiyle, kapasitesiyle gerçekten etkileyici bir eser olan bu okulumuzun birinci etabı tamamlandı. İkinci etabının da bu açılış vesilesiyle startını veriyoruz. Toplam 111 trilyon yatırım tutarı olan bu eserlerin Esenler ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin Esenler'e kazandırılmasında emeği geçen başta belediye başkanımız Tevfik Göksu ve ekibi olarak mimarından işçisine kadar tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.'Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olarak İstanbul'a hizmet etmenin bahtiyarlığını yaşadığını anlatarak, sözlerini şöyle devam ettirdi:'Esenler'in tarihini bilirim bir İstanbullu olarak. Esenler'in geçmişini bilirim bir İstanbullu olarak. Buranın köy olduğu zamanı bilirim bir İstanbullu olarak. Hamd olsun 1990'dan bu yana buralar çok hızlı bir değişimi, dönüşümü bizim zihniyetimizde yaşadı. Büyükşehir belediye başkanlığı görevinden sonra başbakan olarak Türkiye'ye ama en çok da Türkiye'nin özü ve özeti olan İstanbul'a eserler kazandırmanın iftiharını yaşadık. Şu anda da Türkiye Cumhuriyeti'nin 12. Cumhurbaşkanı halkın doğrudan oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanı olarak aynı azimle, aynı sevda ile yine milletimin ve ülkemin hizmetindeyim. Yine 81 vilayetimize özellikle de İstanbulumuza hizmetler kazandırmanın gayreti içerisindeyim.''Projeleri çok yakından takip ediyorum'81 şehirde, özellikle de İstanbul'da başbakanlığı döneminde başlayan önemli projelerin bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:'Bu projeleri çok yakından takip ediyorum. Başlamış projelerin yanında yeni projelerin başlatılması, kalkınma seferberliğinin hız kesmeden devam etmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Bugün geriye dönüp baktığımızda hamd olsun tüm Türkiye'de, İstanbul'da da önemli mesafeler katettiğimizi görüyoruz. Bizim kolları sıvayıp işe başladığımız 1994 yılının İstanbul'u ile bugünkü İstanbul arasında dağlar kadar fark var. 1990'ın Esenleri'ni gözönüne getirin bir de 2014'ün Esenleri'ni göz önüne getirin. Soruyorum Esenler halkına 'geriye mi gittik, ileri mi gittik?' Daima ileriye. Ne dedik 'durmak yok, yola devam.' Yine durmayacağız, yine yola devam edeceğiz. İlerlemeye, kalkınmaya devam edeceğiz.' Bölgenin 4 bin metrekarelik bir alan olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:'Şimdi yol buranın altında ve yaklaşık 30 bin metrekareye ulaştı. Bu bir aşktır, bu bir dertlenmedir, derdiniz varsa bunu yaparsınız. Eğer derdiniz yoksa bunu yapamazsınız. İşte ben dertli olan bu kadroyu kutluyorum. İlçe belediye başkanlarımıza, büyükşehir belediye başkanıyla, tüm hükümetimizle ben bu kadroyu kutluyorum. Aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Çünkü Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkması lafla olmaz, çalışmayla olur. Kardeşlerim burada, bu icraatlarda akıl var, bilgi var, tecrübe var ve neticelendirme var. İşte biz bunu böyle yaptık.' İstanbul'un nüfusunun ikiye katlandığına değinen Erdoğan, şöyle devam etti:'Ben belediye başkanıyken İstanbul'un nüfusu 7,5 milyon civarındaydı, şimdi 15 milyonu buldu. Bakınız nereden nereye... 1994 İstanbulunda musluklardan su akıyor muydu? Sokaklar çöpten geçilmiyordu. Hava kirliliği nefes aldırmıyordu. Gazeteler maske dağıtıyordu. Haliç'in yanından geçmek mümkün değildi kokudan. Adacıklar artık belirmişti. Ulaşımda raylı sistem Osmanlı döneminden kalanlardan ibaretti. Çevre düzenlemesine sıra dahi gelmiyordu. Biz İstanbul'a aşkla, sevda ile gönülden gelen bir şevkle hizmet ettik. İstanbul'un çehresini bununla birlikte Türkiye'nin çehresini değiştirdik.''Kanal İstanbul sözümüzü de unutmadık'Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı heyecanla İstanbul'un geleceği için yeni projeler peşinde koştuklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:'İşte üçüncü köprü, şu anda kuleler bitti. Şimdi tabliyelere geçilecek ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile 4 gidiş, 4 geliş, ortasından da raylı sistem. Türkiye'de bir ilk, dünyada bir örnek. Yeni havalimanının, lastikli tüp geçiş projesinin inşaatları da sürüyor. Kanal İstanbul sözümüzü de unutmadık, bugünlerde ihale hazırlıkları yapılıyor. İnşallah ihalesiyle birlikte Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacağız. Kanal İstanbul'un da her iki tarafında numune adeta şehircikler göreceksiniz. Biz ülkemiz için milletimiz için daha da ötesi yeryüzündeki tüm kardeşlerimiz için tüm insanlarımız için hayaller kurmaya, hedefler kurmaya devam edeceğiz.'İstanbul'un bu hayallerin lokomotifi ve merkezi konumunda olduğunu ifade eden Erdoğan, '77 milyonluk Türkiye'nin özü ve özeti olan İstanbul güçlendikçe, güzelleştikçe diğer 80 vilayetimiz de onu izleyecektir. İstanbul için çalışan, İstanbul için alın teri döken, emek veren herkes işte böyle bir sorumluluk taşıyor. İşte böyle şerefli bir görevi yerine getiriyor' diye konuştu. Türkiye'nin bölgedeki diğer ülkelerle çok önemli ve tarihi bir süreçten geçtiğine işaret eden Erdoğan, 'Suriye ve Irak başta olmak üzere bölge ülkelerinde yaşanan sıkıntıların, sorunların etkilerini burada, İstanbul'da dahi görmek, hissetmek mümkün. Çünkü İstanbul, sadece ülkemizin değil, tüm bölgenin de kalbi durumundadır. Halep'te yıkılan evinin önünde ağlayan bir annenin sesi, İstanbul'da yankılanır. Musul'da üzüntüyle duvara yaslanıp kalan bir babanın gölgesi, buraya, İstanbul'a düşer. Kahire'de sakalından gözyaşları süzülen bir ihtiyarın kederi, buraya, İstanbul'a kadar ulaşır. Filistin'de, Gazze'de deniz kenarında oynarken öldürülen çocuğun feryadı, burada, İstanbul'da duyulur. Kahire'de şehit edilen 18 yaşındaki Esma'nın sesi burada duyulur' diye konuştu. 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' sözünü yineleyen Erdoğan, böyle bir Türkiye'nin yeniden imarı ve ihyası için çalıştıklarını, bundan taviz vermeyeceklerini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Bosna'da ailesinin tüm fertlerini kaybedip Srebrenitsa'da o kayıp mezarları arayan anneleri gördüğünüz zaman, sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu anlarsınız ama bu bir aşk meselesidir, dertli olma meselesidir. 'Bosna Hersek'ten bana ne, Mısır'dan bana ne, Suriye'den bana ne, Irak'tan bana ne?' diyemezsiniz. Eğer biz Osmanlı bakiyesinin üzerinde, Selçuklu bakiyesinin üzerinde bir Türkiye isek bizim buralar için 'bana ne' deme hakkımız yok. Buralarda olan bitenden her zaman bizim dertlenmemiz şart. Bu yeni Türkiye'nin görevidir, büyük devlet olmanın görevidir. Bunu bir kenara koyamazsınız. Kırım'da uzun zaman sonra kavuştuğu vatanını kaybetme korkusu yaşayan kardeşlerimizin yürek çarpıntısı, burada, İstanbul'da karşılık bulur. 'Hayır' diyemezsiniz. Bunun için İstanbul, bunun için Türkiye, çevresinde olup biten olaylar karşısında tepkisiz kalamaz. Biz güçlü olacağız ki komşularımız da güçlü olabilsin.''Batı medyasının asparagas haberlerle Türkiye'yi karaladığını gördüm'Fransa gezisinden yeni döndüğünü ve orada birçok konuda görüşme yaptığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:'Orada bir kuruluşta yaptığım toplantıda, verdiğim konferansta, bir hava gördüm. Neydi? Batı medyasının ne kadar asparagas haberlerle, yalan yorumlarla Türkiye'yi karaladığını gördüm. Çok enteresan... Soru ne biliyor musunuz? 'Siz Peşmergelere niçin müsaade etmiyorsunuz?', 'Siz Özgür Suriye Ordusu'na niçin müsaade etmiyorsunuz?' Dedim ki, 'Müsaade etmediğimizi size kim söylüyor? Siz bana burada bir defa yalan bir soru üretiyorsunuz ve bana bunu soruyorsunuz. Bir defa şu anda Peşmergeler, Türkiye toprakları üzerinden geldi ve Kobani'ye, yani eski adıyla Ayn-el Arab'a girdi. Özgür Suriye Ordusu geldi, girdi. Senin bunlardan bile haberin yok. Tam aksine PYD denilen bir terör örgütü bunları almıyordu. Sonunda almak zorunda kaldı. Niye? Dert başka. Bir üst akıl bunları farklı yönlendiriyor.' 'Kobani niye bu kadar önemli?' 'Kobani niye bu kadar önemli?' diye soran Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:'Değerli kardeşlerim Kobani'yi bu kadar önemseyenler acaba Hama'yı niye önemsemediler? Humus'u niye önemsemediler? Deyr Ez-Zor'u niye önemsemediler? Kobani'de neden? Burası düşündürücüdür. Aynı şekilde Irak'ın yüzde 40'ı DEAŞ'ın işgali altında. Orayı niye önemsemiyorlar? Musul'u niye önemsemediler? El Anbar'ı niye önemsemediler? Burası da düşündürücü? Enteresan.Türkiye, atacağı adımları dikkatli atabilecek kadar bir yönetim kabiliyetine sahiptir. Kusura bakmasınlar, biz aklımızı kiraya vermedik. Bizim ne aklımız ne de irademiz ipotek altında değildir. Otururuz, değerlendiririz, istişareyi yaparız ona göre adımlarımızı atarız. Şu ana kadar da yaptığımız budur. Kardeşlerim bütün bunlar olurken, burada bir gerçeği görmemiz lazım. İşte buyurun, Amerika yardım yapıyor. Nereye? Kobani'ye. İndirilen silahlar, terör örgütü, bir kısmı DEAŞ'ın eline düşüyor, bir kısmı da PYD'nin eline... Böyle bir yanlış olabilir mi? Biz uyarımızı yaptık, 'Bak yanlış yapıyorsunuz. Bu göndereceğiniz silahlar, mühimmatlar ya terör örgütü DEAŞ'ın eline giderse ne olacak?' İşte Musul'da verdiniz, Irak'ın merkezi ordusu kaçtı, bütün verdiğiniz silahlar DEAŞ'ın eline. İşte biz bu yanlışlara düşmeyiz.'Türkiye'nin tarih boyunca mazlumlar için umut ışığı olduğunu, bugün de bunun sürdüğünü dile getiren Erdoğan, 'Türkiye asırlar boyunca mağdurlar, muhtaçlar için sığınılacak, güvenli bir ülkeydi. Bugün de aynı şekilde güvenli bir ülke. Bakın şu anda komşumuz Irak ve Suriye'de yaşanan gelişmeleri çok dikkatle, çok büyük hassasiyetle izliyor, büyük devlet refleksiyle olaylara müdahalemizi yapıyoruz. Basit düşünenler, belli kalıplar belli şablonlar içinde düşünenler, şu anda bizim bölgede ne kadar aktif olduğumuzu, ne kadar başarılı ve barışçıl bir yol izlediğimizi göremezler, göremiyorlar ama biz büyük devlet refleksiyle, usta bir satranç oyuncusu tecrübesiyle bölgedeki ateşi düşürmenin, söndürmenin mücadelesini veriyoruz ve Allah'a hamd olsun, bunda da başarılı oluyoruz' dedi. Türkiye'de ve Türkiye dışında bazı çevrelerin Kobani meselesi üzerinde bu kadar durmuş olmalarının manidar bulduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:'Şimdi ben gayretle, buradaki mücadelede yerimizi aldığımızı söylüyorum. Dikkatinizi çekiyorum, Kobani'de şu anda 2 bin savaşçı var ama Kobani'den 200 bin insan nereye geldi? Türkiye'ye geldi. Öyle mi? Bunlar başka bir yere gitmedi. Birileri, Kobani'den çıkan Kürt vatandaşları kalkıp da ağırlamadı, onlara destek vermediler. Yediren, giydiren kim? Türkiye. Şu anda Türkiye'de 1 milyon 600 bin sığınmacı var, mülteci var. Şu ana kadar bizim yaptığımız harcama 4.5 milyar doları buldu. Kardeşlerim, Türkiye, bütün bu harcamaları yaparken 230 bin çadır kent ve konteyner kent kurarken, dünyanın bize gönderdiği destek ne biliyor musunuz? 200 milyon dolar. 4,5 milyar dolar biz harcamışız, 200 milyon dolar bize destek gelmiş. Batı, sesi çıkmıyor. BM, sesi çıkmıyor. Siz ne işe yarıyorsunuz? Ne işe yarıyorsunuz? Türkiye üzerine düşeni yapıyor bir de utanmadan, sıkılmadan diyorlar ki Türkiye bu işlere sessiz kalıyor. Hayır, öyle değil. Biz elimizden geleni yapıyoruz. Asıl sessiz kalan sizsiniz. Siz görevinizi yapmıyorsunuz. Türkiye, sınırında cereyan eden tüm bu olaylar karşısında bütün tedbirlerini kendi alıyor, elinden gelen bütün gayreti kendisi ortaya koyuyor.'AA
Bir Tencere Aşure Yüzde 57 Zamlandı
Kuraklık ve don nedeniyle başta kuruyemiş ve bakliyata gelen zamlar bir tencere aşurenin de maliyetini artırdı. Geçtiğimiz yıl ekim ayında 10 kişilik aşure 19 TL'ye mal olurken, bu yıl fiyat 30 TL’ye yaklaştı. Aşure bir yılda yüzde 57 zamlanmış oldu.Bu sezon tarımsal üretimi hem don hem de kuraklık vurdu. Özellikle kuruyemiş ve bazı bakliyatlarda fiyat, beklentilerin üzerinde arttı. Bu durum, aşure için alışveriş yapan bir ailenin de masraflarını artırdı.Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin her ay hazırladığı market fiyatları verileri üzerinden hesaplandığında bir tencerede 10 kişilik aşure hazırlamak için gereken malzemeler geçtiğimiz yıl 19 TL iken bu yıl 29,9 TL’ye yükseldi, zam yüzde 57 oldu.En fazla zam yüzde 132 ile kuru kayısıda, bunu yüzde 110 zam ile fındık ve yüzde 46 zam ile pirinç izliyor. Fiyatı düşen ise yüzde 19 ile kuru üzüm.Türkiye’de kayısının başkenti Malatya’nın Ticaret Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç’a göre, yaşanan don 100 yılda bir gelen bir afetti, fiyatlar yeni hasad dönemine yani eylüle kadar yüksek kalır. Al Jazeera’ye konuşan Erkoç, fiyatların dondan önce de üretici açısından çok çok düşük olduğunu belirtiyor, şu andaki fiyatları da tüketici açısından yüksek buluyor. Erkoç’a göre orta yolun bulunması lazım:“ Dondan önce üretici ciddi maliyet sorunları yaşıyordu. Üretici yıllardır mağdurdu, emeğinin karşılığını alamıyordu. Kayısı fiyatı ortalama kilo 14 TL olmalı. Kuru üzümde ise geçen yıl hiç ürün yoktu. Bu yıl üretim bol olunca fiyat düştü.”Sağlıklı yaşam trendi kuruyemişe talebi artırıyorTüm Kuruyemiş Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜKSİAD)’dan Proje Yöneticisi Ceren Topçu da yıllar içinde kuruyemiş tüketiminde artış olduğunu, bu yıl üretim daralınca fiyatların yükseldiğini anlatıyor:“Sağlıklı yaşamın öne çıkması, diyetler... Pazarda son beş yılda ortalama yüzde 10 büyüme gördük. İhracat da sürekli artıyor. Fiyatlar, arz talep dengesinden kaynaklanıyor. Tüketim artarken, üretim iklim şartlarının etkisiyle geriliyor. Bu yıl üretimde azalma oldu ama şirket cirolarında azalma yaşanmadı.”Tüketici farklı ürünlere yöneliyorAl Jazeera'ye konuşan Papağan Kuruyemiş Yönetim Kurulu Başkanı Kani Emekçi'a göreyse kuraklık, don, sel gibi rekolteyi etkileyecek olumsuz gelişmeler olmaz ve ürünlerde iyi bir rekolte elde edilirse, fiyatlar geriler, aksi takdirde fiyatlar yükselir:'Meteorolojik olayların etkisiyle; geçen yıldan kalan stokların azalması ve bu yıl da rekoltenin düşmesi nedeniyle kuruyemiş hammadde fiyatlarında ciddi artışlar meydana geldi. Fiyat artışları, bazı ürünlerde yüzde 100’e varan oranda gerçekleşti. Son tüketici nezdinde baktığımızda da ürünlerde yüzde 20 ile yüzde 100 arasındaki oranlarda fiyat artışı gerçekleşti. Kayısı, fındık ve antep fıstığında yüzde 100’ü buldu. Kuruyemişte tüketim düşmedi ama farklı mahsullere yönelim söz konusu. Antep fıstığı veya fındık gibi ürünlere ilgi azalırken, örneğin yer fıstığında yüzde 25’e varan tüketim artışı meydana geldi. Yer fıstığında nispeten iyi bir rekolte gerçekleşti, fiyatı da diğer mahsuller kadar yükselmedi. Yine örneğin fiyatı daha makul sayılabilecek ay çekirdeğinde de tüketim artışı meydana geldi.'“Kuru fasulye fiyatı düşüyor, bakliyat-buğday düşmez”Hububat-Bakliyat Yağlı Tohumlar Birliği Başkanı Mahmut Aslan’ da bakliyat ve buğdayda bu yıl kuraklığın fiyatlarını yukarı çektiğini ifade ediyor. Al Jazeera’ye konuşan Aslan, bu yıl kuru fasulyede fiyatların düşmesini bekliyor amncak buğday ve bakliyatta ise mevsim etkilerinin fiyatları yükselteceğini düşünüyor.Enflasyonu gıda fiyatları yukarı çekiyorReis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis’e göreyse geçen yıl fiyatşar daha yüksek olabilir ancak son dört ayda fiyatlar düşmeye başladı. Reis, özellikle kuru fasulyede fiyatın yüzde 20 indiğini söylüyor;“Bu sene olumsuz hava şartlarıyla tarladaki bereket az oldu. Üretim az olunca da üreim maliyetleri arttı ama şu anda artışlar fazla değil. Örneğin nohut ve aşurelik buğdayda son dört aydaki artış sadece yüzde 5.”Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in enflasyon verilerinde ana harcama gruplarında gıda ve alkolsüz içecekler grubu yüzde 24.45'lik ağırlığa sahip. Ekimde ise bu grupta yıllık bazda artış yüzde 12.56 oldu, yıllık enflasyon oranı 96'yı aştı. TUİK hesaplamalarında kullanılan temel gıda maddeleri bir yılda yüzde 109 arttı.Kaynak: Al Jazeera
'Davutoğlu Maksadını ve Haddini Aşan Sözlerinden Dolayı Derhal Özür Dilemeli'
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun 4'ncü Uluslararası Hacıbektaş Aşure Günü'nde 'Dersim Kerbela'ydı' ifadeleri ile ilgili olarak bir açıklama yayımladı.Bahçeli, yazılı olarak yaptığı açıklamada Davutoğlu'nun Nevşehir'deki konuşmasında Dersim ve Kerbela kıyaslamasına ilişkin değerlendirmede bulunarak 'Davutoğlu İslam'a ve kutsal değerlerine iftira atmış, Türk milletinin tertemiz sicilini lekelemeye kalkışmıştır. Başbakan Davutoğlu maksadını ve haddini aşan sözlerinden dolayı derhal özür dilemeli, pişmanlığını göstermelidir. Unutulmasın ki, Dersim İsyanı bir Kerbela vakası değil, bir 'kin belası', bir 'kan deryası' olup hedefinde Türkiye'nin huzuru, büyük milletimizin beka ve birliği vardır. Dersimdeki isyan elebaşları terörist olup, bu Yezid takipçilerinin Kerbela'da kanı dökülen mazlumlarla uzaktan yakından ilgisi olamayacaktır. Bilinmelidir ki, Başbakan'ın Kerbela'daki masumları Dersim'deki alçaklarla yanyana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır' dedi.'DERSİM'DEKİ HIYANETİ KERBELA'YA BENZETMEK ŞUURSUZLUK ÖRNEĞİDİR'Nevşehir'de yaptığı açıklamalardan dolayı Başbakan Davutoğlu'nu eleştiren Devlet Bahçeli, 'Başbakan Ahmet Davutoğlu bugün Nevşehir ilimizde düzenlenen, '4.Uluslararası Hacı Bektaş Aşure Günü' etkinliklerine katılmış ve çok talihsiz bir konuşma yapmıştır. Başbakan, sözde Dersim katliamını Kerbela şiddetiyle bir görmüş ve modern bir Kerbela vakası olarak tanımlamıştır. Dersim'deki hıyaneti, devlet ve millet aleyhine kurulan tuzakları, sahnelenen emperyalist oyunları Kerbela'ya benzetmek eğer cehalet değilse tam anlamıyla şuursuzluk örneğidir. Davutoğlu ne dediğini bilmeyen, ne konuştuğunun farkında olmayan vesayet ve velayet altındaki bir siyasetçi olarak sürekli falso yapmakta, sürekli çuvallamaktadır. Her defasında diliyle kalbi arasındaki çelişki gizlenemeyecek derecede ortaya çıkmaktadır. Başbakan tarihi yanlışlara, gaflara ve skandallara arka arkaya imza atmaktadır. Bu zihniyet başkalarının siyaset tasarımında sadece pasif bir öge olarak kurgulandığından vicdan ve basiretini vahim bir operasyon sonucunda aldırmış, ruh naklini de gerçekleştirmiştir. Davutoğlu 'stratejik hezeyanlarına' devamlı ilaveler yapmakla selefini aratmamaktadır. 1930'lu yıllarda Dersim'de patlak veren isyan ve ihanet kalkışmasını Kerbela gibi İslam tarihinin en hassas ve en acıklı hadisesiyle ilişkilendirmek bir defa Ehl-i Beyt'in aziz hatırasına ağır bir hakarettir. Davutoğlu Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti'ni Yezidle bir ve aynı görmüş; canileri, teröristleri, o devrin PKK'lılarını Efendimizin kutlu torunu Hz. Hüseyin ile eşdeğer tutmuştur' açıklamasında bulundu.'BAŞBAKAN TÜM MÜSLÜMANLARI İNCİTMİŞTİR'Başbakan Davutoğlu'nun Dersim ve Kerbela kıyaslaması ile sadece Alevi İslam inancına mensup olanları değil, bütün Müslümanları incittiğini savunan Bahçeli, 'Başbakan'a hatırlatmak isterim ki; Hz.Hüseyin haksızlık karşısında susmayan bir vicdan, zulüm karşısında eğilmeyen bir ahlak ve cesaret abidesidir. İnandığı yoldan dönmeyen fazilet kalesi; tehdit ve tehlikeler karşısında yılmayan inanç anıtıdır. Aynı zamanda onursuzca hüküm sürenlere karşı dik duran ve taviz vermeyen ulvi bir iradedir. Böylesi mübarek bir büyüğümüzün, tazimle andığımız bu iman doruğumuzun şeref ve şehadetle özdeşleşmiş nurlu ismini devlet ve millet düşmanlarıyla eşitlemek manevi bir felaket, bağışlanması zor olacak bir günahkârlıktır. Başbakan sadece Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizi değil, tüm inananları, tüm Müslümanları incitmiş, sarsmış ve manen eziyet etmiştir. Kerbela, haksızlığın reddedilmesi, adaletsizliğin yok sayılması, Hüseyni ahlakın ayağa kalkışı ve başkaldırısıyken Dersim; rezilliğin, parçalanmanın ve şeytani hesapların kirli tezahürüdür. Kerbela, vahşete karşı kıyam, fitneye karşı cephe, bölünmeye karşı panzehir iken Dersim; kardeşliğe karşı pusu, birliğe karşı nifak, kucaklaşmaya ve barışmaya karşı kurşundur. Gücünü yalnızca koltuğundan alan, insaf ve vicdan fukarası çürük zihniyetlere tarihin en gür itirazı Hz. Hüseyin nefesiyle Kerbela'dan yapılmıştır' ifadelerini kullandı.'BAŞBAKANIN KERBELA'DAKİ MASUMLARI DERSİM'DEKİ ALÇAKLARLA MUKAYESE ETMESİ DENSİZ BİR AÇIKLAMA OLARAK ANILACAK'MHP lideri Devlet Bahçeli, yazılı olarak yaptığı açıklamasında şunları kaydetti: 'Başbakan, Kerbela'yla Dersim'i eşitleyerek zalim ve canileri aklamanın, arındırmanın, arkalamanın boş hevesine, zillet kaygısına kapılmıştır. Davutoğlu Yezid'i güldürmüş, Hz. Hüseyin'i kahretmiştir. Hacı Bektaş Veli'den manen destur almaya, ikrar vermeye ve nasiplenmeye geldiğini söylemesine rağmen ağzından ayıplı sözleri bir bir çıkaran Davutoğlu İslam'a ve kutsal değerlerine iftira atmış, Türk milletinin tertemiz sicilini lekelemeye kalkışmıştır. Başbakan Davutoğlu maksadını ve haddini aşan sözlerinden dolayı derhal özür dilemeli, pişmanlığını göstermelidir. Başbakan'ın Kerbela kılıfını Dersim'in üzerine geçirmekle; yeni husumetlere, yeni bölünmelere, dahası kabuk bağlaması gereken yaraları yeniden deşmeye yeltenmesi yanına kalmayacaktır. Unutulmasın ki, Dersim İsyanı bir Kerbela vakası değil, bir 'kin belası', bir 'kan deryası' olup hedefinde Türkiye'nin huzuru, büyük milletimizin beka ve birliği vardır. Aksini iddia edenler Türkiye'nin yıkılmasına hizmet eden ve batılın tasmasını boynuna geçirmiş köksüz ve kimliksizlerdir. Dersimdeki isyan elebaşları terörist olup, bu Yezid takipçilerinin Kerbela'da kanı dökülen mazlumlarla uzaktan yakından ilgisi olamayacaktır. Başbakan Davutoğlu'nun isyankarlara, zulmedenlere, milletimizin ortak değer ve mirasına saldıran eşkıyalara özel ilgi ve ihtimamı başına çok iş açacaktır. Bilinmelidir ki, Başbakan'ın Kerbela'daki masumları Dersim'deki alçaklarla yanyana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır'Bahar DEMİREL / ANKARA, (DHA)
Davutoğlu: 'Dersim, Modern Kerbela'ydı'
Hacıbektaş ziyaretinde konuşan Başbakan Davutoğlu, 1938'de Dersim'de yaşananlar için 'katliam' ifadesini kullandı; 'Dersim, modern Kerbela'ydı' dedi.Hacıbektaş'ta düzenlenen Aşure etkinliğinde konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, 1938'de Dersim'de (Tunceli) yaşananları 'katliam' olarak nitelendirerek, kendilerinin Dersim dolayısıyla Alevilerden özür dilediğini hatırlattı ve, 'Dersim, modern bir Kerbela'ydı' ifadesini kullandı. Davutoğlu'nun ifadeleri şöyle:'Çok sembolik gibi gelebilir ama zihniyet değişimini işaret eder, 15 yıl içinde bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Başbakanı devlet adına, Dersim dolayısıyla, bütün Alevilerden ve vatandaşlardan özür diledi. Cumhuriyet tarihinde hiç kimse buna cesaret edememişti. Çünkü o katliam kime karşı yapılmış olursa olsun, gerçekten bir Kerbela'ydı, modern bir Kerbela'ydı. Biz ona açık yüreklilikle karşı çıktık.'Davutoğlu, 'Hazreti Ali ve Hazreti Hüseyin'i anmadan, Alevi ve Bektaşilik geleneğine sahip çıkanlar da çıktıklarını iddia edenler de ikrar bozmuş olurlar' diye konuştu:'Bizim yolumuz, Hazreti Ali'nin, Hazreti Hüseyin'in, Hazreti Hasan'ın ve bütün 12 imamın yoludur. Onu benimsediğimiz zaman göreceğiz ki farklarımız azalacak. Onu benimsediğimiz zaman göreceğiz ki aynı kaynaktan besleniyoruz.'Din dersleriZorunlu din derslerinin kaldırılması noktasında AİHM'in aldığı kararı hatırlatan Davutoğlu, 'Yanlış anlaşılmasın, AİHM’in aldığı kararlar olmasa da herhangi bir kurum başka bir mezhebi tahkir ediyorsa bizim gözümüzde yeri yoktur, AİHM’den ders almaya ihtiyacımız yok.' dedi.'Hepsini yanlışsa düzeltelim, eksikse değiştirelim. Ama ben en fazla Alevi öğrencilerimizin bu geleneği öğrenme ihtiyacı olduğunu hissediyorum. Öğrensin ki karşıtlık yaratılamasın. Eğer herhangi bir din, bir mezhep bu derslerde aşağılanıyorsa kötüleniyorsa bunu kaldıralım. Ama ben isterim ki her Sünni Hacıbektaş’ı okusun, her Alevi Mevlana’yı okusun. Ama tahkir ve öteleme varsa, bundan sorumlu bir kardeşiniz olarak ben müdahale edeceğim. Hz İsa’dan da bir şeyler öğretilmeli o derslerde ki öğretiliyor. Hz. Musa’dan da…'Davutoğlu, Madımak’ı daha iyi bir müze haline getirebileceklerini söyledi, ayrıca Hacıbektaş Veli Türbesi ile Konya’daki Mevlana türbesinden giriş için para alınmayacağını açıkladı.Necef Valisi ve Bektaşilerin lideri karşıladıNevşehir-Kapadokya Havalimanı'na inen Başbakan Ahmet Davutoğlu, buradan karayoluyla Hacıbektaş ilçesine geçti. Başbakanı karşılayanlar arasında Irak'ın Necef kenti Valisi Adnan al Zurufi ve 'Baba Mondi' olarak bilinen ve Arnavutluk'tan gelen, dünya Bektaşilerinin lideri Edmond Brahimaj da vardı.Davutoğlu, ilk olarak Hacıbektaş Veli Müzesi’ni ziyaret etti, ardından müzenin bahçesine ağaç dikti. Dikilen ağaca, Necef Valisi'nin Kerbela'dan getirdiği toprak da kondu.Davutoğlu'nun ziyareti Alevi toplumu için kutsal sayılan Muharrem ayının 13. gününe rastlıyor.Başbakan, ziyaret planıyla ilgili daha önce yaptığı konuşmada 'Muharrem orucunu hep birlikte açacağız ve Kerbela şehitleri anısına pişirilen Aşure'yi birlikte kaşıklayacağız' demişti.Davutoğlu geçmiş hükümetler döneminde Alevi vatandaşların ihtiyaçlarını giderebilmek ve sıkıntılarına çare bulabilmek için çalıştaylar yapıldığını hatırlatmış, bu süreci olumlu şekilde sonlandırmak istediklerini söylemişti.Hükümetin Alevi açılımıyla ilgili hazırlattığı çalıştay raporunda üç temel başlık dikkat çekiyor.Bunlardan birincisi cemevlerinin statüsü, ikincisi Alevi dedelerinin durumu / statüsü, üçüncüsü de din dersleri. Birçok Alevi, çocuklarının din dersine katılmasını istemiyor. Ayrıca Aleviler, din dersi kitaplarındaki Alevilik ile ilgili bilgileri yetersiz aynı zamanda ayrımcı buluyor. Dedelerin statüsü konusu ise Aleviler arasında da üzerinde mutabakat sağlanamayan bir konu. Bazı Aleviler dedelere maaş bağlanmasını isterken, bazı Aleviler ise buna kesin olarak karşı çıkıyor.Al Jazeera
Sömürüsüz Vegan Aşure Etkinliği
1 Kasım Dünya Vegan Gününde, adından sıkça söz ettiren Hayvanlara Özgürlük Partisi (HÖP), yeni bir sosyal sorumluluk etkinliği ile evsizlere, mültecilere, yoksullara ve hayvanlara yemek ve aşure etkinliği düzenlemekte... Vegan Özgürlük Hareketi oluşumundan meydana gelen, Hayvanlara Özgürlük Partisi sosyal sorumluluk adı altında düzenlediği bu etkinlikleri ve vegan&vejetaryen kavramlarını ülkeye ve dünyaya yaymaya çalışan bir örgütlenmedir. Partinin ve örgütlenmenin amacı sömürüsüz de beslenmenin mümkün olduğunu, hayvanların birer can ve dost olduğu vurgusu ile başlamaktadır. Vegan Özgürlük Hareketi yıllardır bu mücadele içinde olup, hayvanların sömürme yolu ile, giyecekleri ve diğer tüm yan ürünleri kullanmayı reddetmektedir. Hayvanlardan türetilen, dolayısıyla üretilmesi için hayvanların kullanıldığı yiyecek ürünlerini tüketmediği gibi, yapımında deri, kemik, jelatin, yün vb. hayvansal maddelerin kullanıldığı yiyecek dışı maddeleri de kullanmaz. Hayvanlar üzerinde test edilen ve hayvansal ürün içeren kozmetik ürünleri de bunlara dahildir. Bunlara ek olarak veganlar, hayvanların kullanıldığı eğlence biçimlerine (sirk, hayvanat bahçesi, at yarışı vs.) katılmaz.Bu nedenlerden dolayı, Hayvanlara Özgürlük Partisi çatısı altında birleşen vegan bireyler, veganlık ve vejetaryenlik kavramlarını, duymayan veya karşılaşmayan kitlelere aktarmak ve etik, felsefi yanlarını bildirmek amacı ile Sömürüsüz Vegan Aşure Etkinliği oluşturmaktadır. Sömürüsüz Vegan Aşure Etkinliği | FacebookHayvanlara Özgürlük Partisi
Alevi Açılımında Adımlar Atılmaya Devam Ediliyor
Aleviler, Davutoğlu'nun türbe ziyaretlerinden para alınmayacağı ve Madımak'ı yaşayan bir müzeye çevirme sözünden memnun oldu. Ama asıl cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini ve zorunlu din dersinin kaldırılmasını bekliyor.Didem Özel TümerBaşbakan Ahmet Davutoğlu Hacıbektaş'ta Alevi Açılımı paketini açıklamadı ama ucunu araladı. Hacıbektaşlılar genel olarak Davutoğlu'nun mesajlarını beğendi. Şimdi sözlerin eyleme dökülmesini bekliyor.Hükümet Alevi Açılımı üzerinde çalışırken geldi Başbakan Ahmet Davutoğlu Hacıbektaş'a. Muharrem ayında, Aleviler için kutsal 13. günde. Olağanüstü güvenlik önlemleri altında geldiği Hacıbektaş'ta büyük ilgi gördü. Salonda yaptığı konuşma ile sık sık alkış aldı. Davutoğlu duymayı istedikleri, bekledikleri her şeyi söylemese de Alevilere göre 'açılımın ucunu araladı'.Al Jazeera Türk ilk olarak Davutoğlu'nun mesajlarını onu Hacıbektaş'a Aşure gününe davet eden, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Başkanı Mustafa Özcivan'a sordu. Özcivan 'ipucu gördükleri' kanaatinde.'Bize bir hediye getirdi, benim derneğim kamu yararına dernek statüsü aldı. Ona teşekkür ediyorum ama biz bunun da (peşini) bırakmayacağız. (...) Gelecek sene geleceğim dediğine göre... mutlaka davet edeceğiz. Gelecek sene geleceği zaman burada bugün bıraktığı gibi olursa, o zaman biz 'dur' diyeceğiz. Sen gittin bir yıl sonra geldin, yine aynı şeyleri söyleyeceksen bizim artık karnımız tok. Bu süreç içerisinde bir şeyler olacaksa... Burası (Hacı Bektaş Veli Türbesi) parayla giriyorsun. Dua edeceksin, para ile giriyorsun. Biz bunu yıllardır defalarca söyledik. En son buraya davet etmek için gittiğimde konuştum, bak bunu gerçekleştirdi. Bu önemli birşey. Alevilerin en önemli sorunlarından bir tanesiydi. Tabii ana sorun değil. Ana sorun cemevleridir. Cemevi alevi inancının ibadet merkezi dendiği an tüm sorunlar çözülür. Çünkü diğer alttakiler ayrıntı.''Tatmin olma yolunda önemli bir adım'Su TV'nin sahibi Yalçın Özdemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başbakan'ın düzenlediği iftara katılan, Alevi Çatıştayları'nda yer almış bir isim. Özdemir, Davutoğlu'nun verdiği mesajlardan tatmin olup olmadığı sorusuna, 'Tatmin olma yolunda önemli bir adım' diye yanıt verdi. 1925'te kapatılan dergâhlara müzeye dönüştürülmeleri nedeniyle Alevilerin para vererek girmesini 'cumhuriyet tarihinin en büyük zulmü' olarak tanımlayan Özdemir, 'Bu zulüm bugün son buldu' dedi. Özdemir Al Jazeera'ya şunları söyledi:'Dersim vakasına Sayın Başbakan'ın değinmiş olması, cumhuriyet tarihi boyunca bu devletin ötekileştirdiği Aleviler ile beriki olma halini meydana getirmek için önemli bir adım attı diyelim. Bunun devamının geleceğini umuyorum. Madımak ile ilgili çok önemli bir açıklama yaptı. İlk defa müze olma statüsünün verilebileceğini söyledi. 'Müze olmalıdır' da dedi. Bu iki tane çok önemli, tatmin olma yolunda tüm alevilerin dikkatini çekebilecek, alevi toplulukları hükümetle, devletle birbirinin derdini anlama, hemhal olma yolunda önemli bir adımdı diye düşünebiliriz.'Özdemir de Alevilerin çözülmesini bekledikleri en önemli sorunlarının cemevlerinin statüsü olduğunu söyledi.'Bir yıla kalmadan, seçimlere kadar hallolması lazım, Dergâhlar, Tekkeler ve Zaviyeler üzerindeki 677 sayılı kanunun - özellikle de Anayasa hükmüdür devrim kanunları arasında sayılır - özellikle bu yasağın kaldırılması ve alevilerin ibadethanelerine kavuşması gerekiyor. Hep Türkiye'de çarpıtma konusu olur, cemevleri alevilerin ibadethanesiymiş gibi algılattırılır, 90'lardan sonra. Dergâh, Tekke ve Zaviyeler yasağının üzerine eksik ayak oturtulacak bir şeydir. 10 yıldır söylediğim bir şey vardır, Alevilere yeni ibadethane icat etmenin anlamı yok. Alevilerin ibadethaneleri zaten vardı, ziyaretgâhları zaten vardı, türbeleri ve dergâhlarıydı. Şahkulu Sultan Dergâhı 900 yıllık bir dergâhtır, Abdal Musa'nın Tekkeköy'deki Dergâhı 800 yıllık dergâhtır. Alevileri dergâhlarıyla buluşturmak onlara yapılabilecek en büyük hizmettir. Tekke, Dergâhlar ve Zaviyelerin Yasaklanmasına ilişkin kanunun bir an önce kalkmasını bekliyorum ben bir yurttaş olarak.'Mesajları yeterli değildi'Hacıbektaşlı Eyüp Derdiyok ise Davutoğlu'nun mesajlarını yeterli bulmadığını söyledi. Aljazeera'ya 'Bir ışık görmedim' diyen Derdiyok'a göre Davutoğlu 'belli kelimelerle kırmızı çizgileri aşmayacağız' mesajı verdi.'Mesajları yeterli bulmadım. Olumlu mesajlar vardı fakat yeterli değildi. . Örneğin 4 artı 4 eğitim sistemiyle bütün Alevi çocuklar sünnileştirmeye tabi tutulurken, bu dile getirilirken hâlâ bununla ilgili bir adım atılmadı. Yani şunu diyor 'Getirin sizinkini de öğretelim'. Biz diyoruz ki 'Hayır, mecbur olmaz.' Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de aynısını söylüyor. Kimseye din öğretemezsiniz öyle. İnsan isterse öğrenir, istemezse öğrenmez. Bizim en temel konularımızdan biri bu. Zorunlu din dersleriyle bütün alevi çocuklarına sünniliği öğretmek. Devlet hâlâ aynı politikadan vazgeçmiyor. Cemevlerinin ibadethane olmasını şöyle söylüyor 'Eninde sonunda Ehl -i Beyt'e inanan, 12 imama inanan yine aynı yola çıkacaktır'. Ne demek istiyor? Sünniliğe çıkacaktır kardeşim, siz bu sevdadan vazgeçin demek istiyor. Orada da bir sıkıntı var. Olumlu mesajlar var ama yeterli mesajlar yok.''İnşallah konuştuklarını yaparlar'Al Jazeera'ye konuşan Hacıbektaş'lı Mehmet Gültaş ve Tülay Şahin ise, Başbakan'ın konuşmasından memnun olanlardan. Tülay Şahin, 'Hiç beklemiyordum ama iyiydi' dedi. Özellikle din dersi konusuna çözüm bulunmasını istediğini söyledi. Mehmet Gültaş da 'İnşallah konuştuklarını yaparlar.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera