İranlı Kadınlar Başörtüsünü Çıkardı
İranlı kadınlar, Facebook'ta başlattıkları bir kampanya ile ülkedeki hicab zorunluluğunu protesto ediyor. 'Benim gizli özgürlüğüm' adlı Facebook sayfasında, İranlı kadınlar park ve cadde gibi kamusal alanlarda başları açık şekilde çektikleri fotoğraflarını paylaşıyor. 56 bin üzerinde kişi tarafından beğenilen sayfada, İranlı kadınlar kamusal alanlarda diledikleri gibi giyinememenin verdiği rahatsızlığı dile getiriyorlar. Facebook sayfasını açan kişiler kendilerini tanıtırken, 'Hiçbir siyasi harekete bağlı değiliz. Sadece yasal ve sosyal sınırlamalarla karşı karşıya olan İranlı kadınların kaygılarını yansıtıyoruz' diyor.
En Keyifli 5 Yunan Adası
Yunanistan'ın sahip olduğu ada sayısı ve çeşitliliği her bir adanın kendize özgü karaktere sahip olması seyahat edenlere birbirinden farklı seçenekler sunuyor.İşte birbirinden farklı kişiliğe sahip en keyifli 5 Yunan Adası...
En İyi Yunan Adaları
Birbirinden ilginç Yunan adalarını tanımaya ne dersiniz?Ege denizinde mutlaka size göre bir ada vardır.
Reklam
Reklam
Reklam
Sokakta Yaşayanlar 35 Yaşını Göremiyor!
Devletin '343. şahıslar' olarak nitelediği sokak çocukları yaşadıklarını ve ne istediğini anlattı.Ortalama 35 yıl yaşayan sokak çocukları için, Beşiktaş Belediyesi'nde sosyal güvenlik uzmanı olarak hizmet veren sosyolog Güven Dağıstan , 'Önyargılar ortadan kaldırılmalıdır. Çocukların geçmiş yaşamları ve oradan getirdikleri tortular ağırdır. Konuya, toplumun genel sorunu olarak yaklaşılır. Oysa ortada bir sorun varsa, bu çocuklara aittir' dedi. Cumhuriyet gazetesinden Erk Acarer ile Meltem Yılmaz 'ın haberi şöyle: Gecenin bir yarısı, sokağın köşesinden ayaklarını sürüye sürüye yanınıza gelen, elindeki tineri ciğerine çekerken bakışlarını size diken, çorba içeceğini söyleyip para isteyen çocuklar var “sokak çocukları” diye kestirip attığımız. Her birinin hikâyesi farklı olsa da geçmişleri benzer. Parasızlık, geçimsizlik, sevgisizlik. Gelecekleri de ortak: Ortalama yaşam süreleri 35 yıl. Ailenin, toplumun, devletin sokağa terk ettiği çocuklar, hayatta kalmak için her geçen gün daha ağır mücadele veriyor... ‘Tinerci çocuk’ Ahmet’le birlikteyiz. 10 metrekarelik odada karşılıklı oturmuş birbirimizin gözünün içine bakıyor, nereden başlamak gerektiğini düşünüyoruz. “Gerçek adım bu değil ama gerçek olanı ağzımdan kaçırırsam da yazmayın olur mu” diyor, “Tamam” diyoruz, mutlu oluyor. “Yanınızda tiner çekebilir miyim” diye soruyor, “Sakıncası yok” diye karşılık veriyoruz, yine mutlu oluyor. “Ahmet” diyoruz, “seni mutlu etmek bu kadar kolay mı?” Gülüyor... 19 yaşında Ahmet. Anne babası o çok küçük yaştayken şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmış. Ahmet ve kardeşleri de Çocuk Esirgeme Kurumu’na bırakılmış. “Herkesin ailesi gelirdi, bizimkiler gelmezdi” diye hatırlıyor o günleri. Babasına çok öfkeli: “Babam var ya, bizi bıraktı oraya ama kendi keyfine baktı. Bugün duyuyorum, trilyoner olmuş. Ama hâlâ ne arıyor ne soruyor.” Sokağın acımasız bir yanı var. Ahmet başını tinerden kaldırıp acı bir gülümsemeyle bakıyor; bir anda, “Ben 343’üm abi, beni dövmek serbest” diyor. Tek istediği şey kendisine bir iş verilmesi. “O zaman tineri de bırakacağım, kötü alışkanlıklarıda!” diyor. Otomobilinizin camını silmek isteyen bir sokak çocuğuna, “Hayır” diyerek ilk anda tepki verirseniz, sizinle inatlaşacaktır. Ancak ona bir çocuk olduğunu hissettirirseniz iş değişir. Gözlerinin içine bakıp samimi bir şekilde, “İstemiyorum” ya da “Bugün param yok” dediğinizde, o da gözlerinizin içine bakıp size gülümseyerek “Bu da benden olsun abi” diyecektir. Sokak çocukları, sokak köpeklerini sever. Üzerinde düşünülmemiş bir dayanışmadır bu. Sokak köpeği, soğuk kış gecelerinin battaniyesidir. Kimsesiz bir çocuk aynı zamanda “kendisini koruyan” bir köpeğe hiç tereddüt etmeden ekmeğini uzatır bu yüzden. Türkiye’de çocuk olmak zordur. Sokak çocuğu olmak ise akla hayale gelmeyecek kadar sert bir durumdur. Şehrinizin meydanında, sizinle birlikte yaşlanan bir sokak çocuğu görmeniz neredeyse olanaksızdır. Çünkü Türkiye’deki kimsesiz bir çocuğun “istisnalar dışında” 35 yaşına ulaşması çok zordur! Devlet, aile içi şiddet, anne babanın kaybı, cinsel ve fiziksel istismar nedeniyle sokakta yaşamaya mahkûm olan bir çocuğa 18 yaşına kadar bakmak zorundadır. Rehabilite edildiği ve “topluma kazandırıldığı” düşünülen genç, 21 yaşından itibaren tamamen sahipsiz ve kimsesizdir. ‘Hepsi kaybolup gidiyor’ Beşiktaş Belediyesi çatısında, sosyal güvenlik uzmanı olarak hizmet veren sosyolog Güven Dağıstan, “Esas öykü de tam bu noktada başlar” diyerek anlatıyor: “Bireyleri topluma kazandırdık diyerek konuyu kapatan bir sistem hiçbir meseleyi çözemez. Çocukların çoğu kaybolup giderler. Bir fabrika gibi problem üreten bir mekanizmadır bu. Sorunlu bireyler ortaya çıkarır. Onlar yok olunca, yerlerine yenileri eklenir. Öncelikle ‘gerçekte mağdur olan’ bu çocukları yakından tanımak, problemlerini anlamaya çalışmak gerekir. Önyargılar ortadan kaldırılmalıdır. Çocukların geçmiş yaşamları ve oradan getirdikleri tortular ağırdır. Konuya, toplumun genel sorunu olarak yaklaşılır. Oysa ortada bir sorun varsa, bu çocuklara aittir. En küçüğünün üzerinde 5 bıçak yarası bulunur. Devlet mekanizmasında, sadece sonuçlarla ilgilenme geleneği vardır. Ancak ‘neden’ sorusuyla ilgilenmeden çözüme ulaşılmaz.” Peki, devletin “343. şahıslar” diye kodladığı bu çocuklar neden bu durumda? Sosyolog Dağıstan, “Zaten sorunlu olan toplumsal yapının üzerine, ailede yaşanan problemleri eklerseniz sorular anlam kazanmaya başlar” diyerek sözlerini sürdürüyor: “Hemen hepsi şiddet mağdurudur. Şiddet ise her türlü ayrımcılığın bizzat kendisi, her türlü nefretin yansımasıdır. Çocukların dramı aileden başlar. Sonra kaldıkları çeşitli devlet kurumlarındaki personelden dayak yerler. Sokakta hemen her gün polis şiddetine maruz kalırlar. Çocuklar bize, polisin kendilerini MOBESE kameralarını kapatarak dövdüklerini söylüyorlar. Sokak çocuklarının ‘şiddetle’ birlikte anılması genel bir anlayış olmuştur. Bu denli mağdur olan bireylerin durdukları noktayı anlayabilmek gerekir. Her türlü güvensizlikleri, otorite ve kurallar karşısındaki tepkileri çok anlaşılırdır. Varlıklı kişilerin artıkları yoksullara kalır. Bu çocuklar ise tabağın son kısmını sıyırır. Aslında bu kadar itilip kakılan, bunca kötü muameleye uğrayan ve aç yatıp kalkan bu genç insanların nasıl olup da bir sosyal patlamaya yol açmadıklarına şaşmak gerekir.” Tinerci, balici, sokak çocuğu… İlginçtir ki hiçbir toplumsal raporda, “sokak çocukları toplumdaki diğer bireylerden daha fazla şiddete meyillidir” diye bir veriye rastlanmıyor. Ancak her nedense, “aslında bizzat mağdur olan bu çocuklar” yanlarına yaklaşılması bile tehlikeli potansiyel suçlular olarak görülüyor. Acaba iyileştirici olmaktan çok uzak olan sistem, yanına çektiği medya gibi kanallarla kendini aklayabilmek için bu çocukları mı karalıyor? Problemleri çözemeyen devlet, “Onlarla biz bile uğraşamadık, bu çocuklar kötüdür” algısı yaratıp bunu yaymak için mi uğraşıyor? “Mekanizmanın böyle çalışmadığını umuyorum” diyen sosyolog Güven Dağıstan, “Sistemin kendisinden kaynaklanan bir sorun olduğunu da kabul etmek gerekir” diye anlatıyor: “Aslında bu çocukları tanımlarken farkında bile olmadan ‘tinerci’, ‘balici’ gibi ayrıştırıcı ve ötekileştiren bir dil kullanıyoruz. Siyaset figürleri bizim söylemlerimizi de belirliyor. Birileri çıkıp ‘Tinerci bir nesil istemiyoruz’ diyebiliyor önünü ardını düşünmeden. Bir sokak çocuğu bir suça karışmışsa bu manşet olur. Ancak söz konusu gazeteye dikkatli bakarsanız, o haberin hemen altında bulunan gasp, kadın cinayeti ve başka suç haberlerini de görürsünüz. Her nedense, medyada sokak çocuklarının karıştıkları olayları canlı tutma isteği vardır. Bu algı, toplumu olumsuz yönde besler. İnsanların trafikte bile birbirlerini boğazlama eğiliminde oldukları, her an birbirleriyle kavga ettikleri ve fiziksel olarak güçsüz olanların sürekli mağduriyete uğradıkları bir yapıda bu çocuklara herkesten çok yüklenilmesi ilginç bir durumdur.”T24
Çay Ağacı Yağının Cilde Faydaları
Çay ağacından çıkarılan çay ağacı yağı antiseptik özellikte bir maddedir. Birçok cilt hastalığına iyi gelen çay ağacı yağı kozmetik ürün satan pek çok mağazada ve aktarlarda bulunabilir. Çay ağacı yağı daha çok yağlı ciltler üzerinde etkili bir maddedir. Aknelerin kurutulmasını sağlayan çay ağacı yağı, alt kısımda bulunan yağlanmanın dengelenmesini sağlayarak daha yağsız bir cilt elde edilmesini sağlamaktadır. Çay ağacı yağı böcek ısırmalarında da başarılı sonuçlar verir. İltihaplı bölgeyi tedavi ederek zararlı toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Akne üzerinde başarılı sonuçlar veren ve birçok bayan tarafından kullanılan çay ağacı yağının uzun süre kullanılması gerekmektedir. Sürüldüğü ilk gün etkilerini hemen göstermez. Cilt Bakım- Bitkisel Bakım
Otel Müşterilerinin En Tuhaf İstekleri
Oteller müşteri memnuniyetini ön planda tutarak misafirlerinin tüm taleplerini yerine getirmeye çalışsalar da, bazı talepler herkesi şaşkınlığa sürüklüyor. Uçak bileti, otel ve araba kiralama fiyatlarını aynı platformda karşılaştıran uluslararası seyahat arama motoru Skyscanner, otel müşterilerinin en garip taleplerini araştırdı. Araştırmaya göre otel müşterilerinin en garip talepleri arasında odaya keçi çanı ve ölü fare istemek ile, tuvaletin maden suyuyla doldurulması bulunuyor. Hatta kimi misafirler çarşafların fazla beyaz olmasından bile şikayet edebilirken, kimisi de kız arkadaşının horlaması yüzünden uyuyamadığı için otelden indirim talep edebiliyor. Otel dendiğinde rahat ve her ihtiyacın karşılandığı bir ziyaret akla geliyor, ancak kimi talepler akla hayale gelmeyecek türden. İnternet sitesi ile olduğu kadar mobil uygulamalarıyla da dünyada seyahat etmek isteyenlerin hayatını kolaylaştıran ve en hesaplı alternatifleri sunan Skyscanner’ın 400 otel çalışanı ile gerçekleştirdiği uluslararası araştırma, otel misafirlerinin en garip talep ve şikayetlerini ortaya koyuyor. Şaşırtan Talepler Otel müşterileri menüden banyoya ve hatta uyku alışkanlıklarına kadar ilginç istekleriyle şaşırtıyor. Tek bir müşteri için 16 yastık en garip talepler arasında yer alırken, uykuya yardımcı olması için keçi çanı isteyen de bulunuyor. Araştırmaya göre çoğu garip talep yemekle ilgili geliyor; otel görevlileri günde 15 salatalık, tavuğun sadece sağ butu ve gece boyunca her saat başı bir bardak su getirilmesi gibi isteklerle karşılaştıklarını belirtiyor. En garip otel talepleri listesinde banyoyla ilgili istekler de sıkça yer alıyor. Kimileri banyonun bal ile kimileri de çikolatalı süt ile doldurulmasını talep ederken, tuvaletin maden suyuyla doldurulmasını isteyen bile olabiliyor. “Dondurma Çok Soğuktu” Otel müşterilerinden gelen şikayetler de en az talepler kadar ilginç. Çarşafların çok beyaz olması, denizin çok mavi olması her müşteriyi memnun etmezken, köpeği ziyaretten memnun kalmadığı için ücretin iade edilmesini isteyenler de çıkabiliyor. Araştırmaya göre kız arkadaşının horlaması yüzünden uyuyamadığı için indirim talep eden bir misafir de bulunuyor. En Garip Talepler Gece boyunca her saat başı bir bardak su getirilmesi Günde 15 salatalık Tuvaletin maden suyu ile doldurulması Bal banyosu Uyuyabilmek için keçi çanı sesi Tavuğun sadece sağ butu Ölü fare Çikolatalı süt banyosu 16 yastık (tek bir misafir için) Timsah çorbası En Garip Şikayetler Çarşafların fazla beyaz olması, Denizin fazla mavi olması, Dondurmanın çok soğuk olması, Banyonun fazla büyük olması, Kız arkadaşın horlaması yüzünden uyuyamama (indirim isteniyor), Misafirin köpeğinin konaklamadan memnun kalmaması (iade isteniyor), Deniz manzarası olmaması (Londra Mayfair’de ve İtalya’da denizden 80 km uzaktaki otellerde), Vejetaryen menüde et bulunmaması, Garsonun fazla yakışıklı olması, Damadın annesine balayı suiti verilmemesi.Gerçek Gündem
Reklam
Dejenerelikte Son Nokta: Miley
Her sahne şovunun ardından “artık bundan daha ilerisini yapamaz” denilen pop şarkıcısı Miley Cyrus gerçekten öncekilerden daha ilerisini yaptı ve sahnede şişme penisle şov yaptı. Londra’nın ünlü gay kulüplerinden G-A-y’de konser veren genç megastar bu kez sahneye dev bir şişme penisli çıkarak adeta sanal seks yaptı. Genç popçu, kendisini izleyen gaylere de seslenerek, “Herkes biraz gaydir. Bazılarıyla biraz daha fazla gaydir. Bunun gerçek olduğunu biliyorsunuz” dedi. DHA
Reklam
Bir Saatlik Seks Çağrısına İlk Yanıt Bir Türk'ten Geldi
Atletico Madrid-Real Madrid maçını izlemek için 1 saatlik sekse evet diyen çifte ilk yanıt bir Türk'ten geldi. Atletico Madrid-Real Madrid maçını izlemek için 1 saatlik sekse evet diyen çifte ilk yanıt bir Türk'ten geldi. İsminin açıklanmasını istemeyen futbolsever elindeki bileti 1 saatlik seks karşılığında İspanyol çifte verebileceğini belirtirken, tek şartı ilandaki kadının hayat kadını olup olmadığını öğrenmek oldu. İspanyol medyasında El Turco olarak nitelendirilen futbolsever gündeme otururken, bu çağrının sonunun nereye varacağı en az final maçı kadar merak uyandırıyor. Eurosport
Neden İngilizce Öğrenemiyoruz?
Türkiye'de çocukların yüzde 90'dan fazlası İngilizce'de temel düzeyi bile geçemiyor. Öğrencilerin sınıfları yükseldikçe İngilizce dersine olan ilgisi azalıyor. Tespit, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın raporundan. Rapora göre, yapılması gereken derslerde gramer yerine konuşma diline ağırlık vermek.Türk çocuklarının yüzde 90'dan fazlası İngilizce'de temel düzeyi bile geçemiyor. Yabancı dili ilk yılda sevenlerin oranı yüzde 80 iken lise sonda yüzde 37'ye düşüyor. British Council ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) 'Türkiye'deki Devlet Okullarında İngilizce Dilinin Öğretimine İlişkin Ulusal İhtiyaç Analizi' başlıklı raporu, Türk öğrencilerin İngilizce öğrenmede yaşadığı sıkıntıları ortaya koydu. Milli Eğitim Bakanlığı'nın izniyle yapılan çalışmada British Council ve TEPAV'ın desteğiyle Ankara, Antalya, Balıkesir, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Samsun, Trabzon gibi illerdeki 48 okulda dersler izlendi. TEPAV, 1394 veli ve 19 bin 380 öğrenciyle de anket yaptı. Derse ilgileri azalıyor Geçtiğimiz hafta Ankara'da yapılan forumda bulguların detaylı olarak değerlendirdiği rapor, daha önce Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya da sunuldu. Rapora göre, öğrencilerin sınıfları yükseldikçe İngilizce dersine olan ilgisi azalıyor. Çünkü çocuklar derslerde kitap ağırlıklı ilerleyen dersleri sıkıcı ya da zor buluyor. Öğrenciler İngilizce ders kitaplarını da sevmediklerini belirtiyor. Eğitimin başlangıcında 5. sınıf öğrencilerinin yüzde 80'i İngilizce dersini sevdiğini söylerken bu oran yıldan yıla sürekli olarak azalarak 12. sınıf öğrencilerinde yüzde 37'ye düşüyor. Düzeyi geçemiyor Rapora göre, Türkiye'deki İngilizce öğretmenlerinin yüzde 80'i etkin dil dersleri vermek için gereken niteliklere ve dil becerilerine sahip. Ancak buna rağmen Türkiye'de öğrencilerin büyük bir çoğunluğu yani yüzde 90'dan fazlasının bin saatlik dersten sonra İngilizce yeterlilik düzeyi, temel düzeyde kalıyor. Gözlemlenen bütün sınıflarda öğrencilerin İngilizce olarak iletişim kurmayı ve dile işlevsellik kazandırmayı öğrenemedikleri saptandı. İngilizce 2'nci sınıfta başlamalı Raporun önerileri arasında devlet okullarında 4. sınıfta başlatılan yabancı dil eğitiminin 2'nci sınıfta başlatılmasının, yüksek öğrenim de dahil sonraki eğitim aşamaları üzerinde olumlu etkiler yapacağı belirtiliyor. Ayrıca şu anda ilkokul müfredatında 2 saat olan yabancı dil derslerinin müfredatı öğrencilerin dersleri daha seveceği şekilde değiştirdikten sonra haftada en az 6 saate çıkarılması da öneriliyor. Vatan
Gerçek Hayatta Var Olmayan 17 Reklam Kadını
etiket
Reklamlarda izlediğimiz kadınların kaçı gerçek hayatta aramızda dolaşıyor? Çocuğu eve çamur içinde gelince kaç ev kadını bu olayı 'kirlenmek güzeldir' diye karşılıyor, kaç kadın usta kendisini bir rezistans yüzünden azarlarken haklısın aslında diye boyun eğiyor. İşte sizler için reklamlarda gördüğümüz ama gerçek hayatta var olmayan kadınları toparladık.
Reklam