Güzelliğin 6 kuralı
Kuru saçlara muzSaçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.Salatalık sürün canlanınSalatalık ile cildinizi canlandırmaya ne dersiniz? A, B ve C vitaminleri ile fosfor, potasyum, demir, magnezyum ve gençlik iksiri olarak tanımlanan selenyum deposu salatalık, her türlü cilt sorununa iyi geliyor. Susuzluğu giderici özelliği ile cildin nem oranını dengeliyor. Canlandırıcı ve yumuşatıcı etkisi nedeniyle kozmetik ürünlerinin vazgeçilmez besinlerinden biri. Cildiniz için her gün1 salatalık yiyin. Ayrıca salatalığın kabuğunu biraz kalın soyup yüzünüze sürün, cildinizde ani canlanma ve yumuşama etkisini hissedeceksiniz.İyi bir uyku çekinCildimiz kendini onararak yenilenmek ve beslenmek için organizmanın derin uyku halini, yani geceyi bekler. Cilt, gece yarısından sonra hormonlar tarafından daha iyi sulanır; kılcal kan dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde canlanır. Cildin uygulanan ürünlerden en yoğun olarak yararlandığı saatler ise sabahın dördüdür. Gecenin cildimize sunduğu en büyük hizmet sakinleşmektir. Yani gün boyunca kendisini güneşe, rüzgara karşı savunurken, yaptığı strese bağlı ya da mimiklerle ilgili kırışmaların asıl nedeni olan adale kasılmaları gece boyunca sakinleştiğinde ortadan kalkar ve cilt rahatlar.Kırışıklıklara meyve Bilim adamları, güneş ışınlarından meydana gelen cilt kırışıklıklarının yiyeceklerle de ilgisi olduğunu açıkladı. Araştırmacılar; sebze, baklagiller, zeytinyağı ve bazı meyvelerin, güneş ışınlarının olumsuz etkisine karşı cildi koruduğunu belirtiyor. Cildi güneş ışınlarının etkisinden koruyan diğer anti-kanserojen besinler ise balık,  erik, elma ve çay. Öte yandan ciltte kırışıklıkların, et, sütlü besinler, şeker, tereyağı ve margarin tüketenlerde daha fazla meydana geldiği gözlendi.Dudaklar balla parlasınBal, içeriğindeki vitamin mineral, antioksidan ve aminoasitlerle değerli bir besin maddesi olmasının yanı sıra, tedavi edici özelliklere sahip. İşte çatlayan dudaklar için tedavi edici bir dudak parlatıcısı:1 fincan tatlı badem yağını ve yarım fincan balmumunu, mikrodalga fırında balmumu eriyene kadar tutun. 2 kaşık balı ilave edip karıştırın. Soğumaya bırakın. Karışımı kapaklı minik kaplara döküp kullanın.Kuru cildin ilacı gülYağlı cilt kadar kuru cilt de sorun yaratır. Özellikle soğuk aylarda kuru cilt yeteri kadar beslenmezse, çatlaklar ve tahrişlere açık hale gelir. Kuru bir cildiniz olduğundan yakınıyorsanız gülden yararlanabilirsiniz. Gül suyu ve gül yağı kozmetikte de oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Üç damla gül yağını, üç damla lavanta yağı ile karıştırarak cildinize sürün. Cildinizin bir anda gerginlikten kurtulduğunu hissedeceksiniz.
İpekyol 2014 Sonbahar-Kış Sezonu
Dünyaca ünlü moda fotoğrafçıları Mert Alaş ve Marcus Piggot’un gözüyle Ipekyol kadını, 2014 Sonbahar-Kış sezonunda yenilenen lükse adım atıyor. Etkileyici kampanya görsellerinde marka yüzü olarak ise Karmen Pedaru karşımıza çıkıyor. Maskülen detayların baskın olduğu koleksiyonda yeni bir business yorumu karşımıza çıkıyor. Yükselen minimal kendini püskül, jakar ve fermuarlar ile zenginleştirirken, yüksek...devamı: stilveyasam.com/markalar
Yosun Yağının Cilde Olan Faydaları
Yosun yağı suyun altındaki veya suyun üstünde bulunan yosunlardan elde edilir. Yosun içerisinde bol miktarda mineral ve vitamin barındırır. Yosun yağı özellikle cilt bakımı için oldukça etkili ve faydalı bir yağdır.İçerdiği mineraller sayesinde cildi yumuşatarak kadife gibi olmasını sağlar ve cildi temizler.Yosun yağının içinde aynı zamanda kalsiyum ve magnezyum bulunur. Cilde mineral sağladığı için vücudun nem dengesini korur ve enzimlerin çalışmasını sağlar.Yosun yağı selülitler için de ...devamı için: 724saglik.org/güzellik
İğnesiz Şeker Testi Yolda
Amerika’daki Princeton Üniversitesi’nden mühendislerin geliştirdiği cihaz sayesinde kandaki glikoz seviyesini ölçmek için iğneyle kan alımına gerek kalmayacak.Glikoz oranını belirlemek için hastaların elini lazere uzatması yeterli olacak. Sonuç hemen alınabilecek. devamı için: 365haber.org/sağlık haberleri
Kusursuz Bacaklar İçin Bacak Makyajı
Ünlü modellerin mini elbise ve eteklerle kusursuz duran bacaklarının sırrını hepimiz merak etmişizdir. Cevap aslında çok kolay: bacak makyajı Vereceğimiz bacak makyajı önerileriyle siz de kusursuz görünen bacaklara sahip olabilirsiniz. Bacaklarınız için uygulayabileceğiniz makyaj tekniklerine geçmeden önce, bacaklarınıza yapacağınız kese ya da peeling uygulamaları bacak makyajınızı daha etkili hale getirebilirsiniz.Işıltılı pudra kullanın Işıltılı pudranızı bir fırça ile  kaval kemiğiniz üzerine uygulayarak olduğundan çekici bacaklara sahip olabilirsiniz. Eğer bronz bacaklara sahipseniz yine aynı bölgeye nemlendirici uygulamanız bacaklarınıza doğal ve çekici bir görünüm kazandıracaktır.Likit fondöten kullanın Likit fondöten kullanarak bacaklarınıza pürüzsüz bir görünüm verebilirsiniz. Nemlendiricinizin...devamı için:  724saglik.org/estetik-güzellik
TEOG ile Yerleştiği Okuldan Memnun Olmayanlar İçin 8 Soruda Yol Haritası
TEOG sistemiyle yerleştikleri okuldan memnun olmayan ve daha iyi bir okula “nakil olmak” isteyen öğrenciler, kaygılı bir bekleyiş içinde. Veliler ve öğrenciler, nakil sürecinin üçüncü günü olan dün de e-okul’a girdiklerinde‘sıfır’ kontenjanla karşılaştılar. Anadolu liselerinde kontenjan açığı olmaması ve çok yüksekokul puanları, veli ve öğrencileri umutsuzluğa düşürüyor. Cumhuriyet'ten Figen Atalay nakil süreciyle ilgili velilerin aklına takılan soruları Uğur Dershanesi Rehberlik Koordinatörü Nazik Kösegil'e sordu:  Nakil nedir? Kontenjan boşluğu nasıl oluşur?Ortaöğretim sistemi içinde farklı okul türleri bulunmaktadır. Öğrenciler bu okul türlerine farklı şekillerde yerleşirler. 1- TEOG sonucuna göre yaptıkları A grubu tercihlerle, 2- A grubu tercihlerine yerleşemezlerse B grubunda seçtikleri okul türleriyle, 3- Her iki gruba da yerleşemezlerse MEB tarafından ev adresine göre (bu yılki yerleştirmelerde evlerine uzak okullara yerleştirilen öğrenciler bulunuyor. Veliler durumdan şikâyetçi ve bakanlığın çözüm üretmesini bekliyor), 4- Yabancı özel okullara bireysel başvuru ile, 5- Askeri liselere TEOG dışında ayrı yapılan sınav sonucu ile, 6- Özel okullara ise otomatik olarak MEB tarafından yerleştirildikleri okullardan nakil alarak yerleşirler. Bu yerleşmeler sırasında MEB’in amacı TEOG sistemi içinde yer alan tüm okullardaki kontenjan boşluklarını doldurmak. Velilerin amacı ise öğrencilerin istedikleri okullarda okumalarını sağlamak. Kontenjan boşlukları, MEB tarafından yapılan merkezi yerleştirme ile kayıt olunan okullardan Türk ve yabancı okullara geçen öğrencilerin oluşturduğu kontenjan açığıdır. MEB bu kontenjan açıklarını geçmiş yıllarda ek tercihler yoluyla kapatmaya çalışıyordu. Bu yıl ise öğrencilerin kayıtlı oldukları okullardan boş kontenjanı olan okullara nakil başvuruları yaparak bu kontenjan boşluğunu kapatmayı hedefliyor. Şu anda sistemde çok az boşluk görünüyor. Hep böyle mi olacak?Şu anda henüz özel okullara gidecek öğrencilerin hepsi nakil başvurusu yapmadı. Asıl kontenjan açığı eylül ayı itibarıyla ortaya çıkacak. Bu yüzden veli ve öğrenciler panik yapmamalılar. Nakil süreci 29 Eylül’e kadar puan sınırlaması olmadan haftalık dönemler halinde devam edecek ve veliler her hafta bir okula nakil başvurusu yapabilecek. Ekim ayı itibarıyla ise okulların taban puanları belirlenecek ve bundan sonraki süreçte puan kriteri tutan öğrenciler eğer istedikleri okulda boş kontenjan var ise bu okula nakil başvurusu yapabilecekler. Her okulda mutlaka boşluk olacak mı?Geçmiş yıllara göre cevap verecek olursak yüksek puanlı okullarda daha az kontenjan açığı varken puan aşağı doğru indikçe kontenjan açığı artıyor. Bunu kartopu gibi düşünmek lazım. Kontenjan açığı her yıl aşağı doğru artmıştır. Bu yıl da benzer bir durum olmasını bekliyoruz. Böylece yerleştiği okullardan memnun olmayan öğrencilerin farklı okullarda şansı olacak. Nakil için herhangi bir sınırlama var mı?Nakil başvurusu için puan, il, ilçe gibi sınırlamalar bulunmuyor. Nakil başvurusu yapmak isteyen veli, e-okul sisteminden okulların boş kontenjanlarını incelemeli, bu okullardan istediği 1 okula nakil başvurusu yapmalıdır. Nakil başvurusu yapan öğrenciler neye göre yerleşecek?Nakil başvurusu sırasında öğrencinin başvuru yaptığı okulun taban puanı ile öğrencinin puanı arasında bir eşitlilik aranmıyor. Ancak bu, her başvuran o okula yerleşecek anlamına gelmiyor. Bu başvurular puana göre sıralanacak ve okulun boş kontenjanına denk gelen en yüksek puanlı öğrenciler o okula yerleşecek. Yani burada da bir merkezi yerleştirme söz konusu. Nakillerde nelere dikkat etmek gerekiyor?Nakil başvurularında her ne kadar puan sınırlaması olmasa da sonuçlar açıklandığında tüm okulların puanlarının yükseldiği görülüyor. Nakil başvurularında da merkezi yerleştirme olacağından ve öğrencilerin okullara yerleşmesinde okulun boş kontenjanına göre puan üstünlüğü esas alınacağından, veliler nakil başvurusu yapacakları okulun puanını dikkate almalılar. Çünkü nakil başvuru döneminde yalnızca bir okula başvuru yapabilecekler. Puan olarak yüksekte kalan bir okula nakil başvurusu yapmak, öğrencinin o okula yerleşme ihtimalini azaltacak. Bu durumda veli bir sonraki haftayı bekleyip tekrar kontenjan boşluğuna göre nakil şansını deneyecek. Nakiller ne zamana kadar devam edecek?Nakil süreci 29 Eylül’e kadar puan sınırlaması olmadan haftalık dönemler halinde devam edecek ve veliler her hafta bir okula nakil başvurusu yapabilecek. Ekim ayı itibarıyla ise okulların taban puanları belirlenecek ve bundan sonraki süreçte puan kriteri tutan öğrenciler eğer istedikleri okulda boş kontenjan varsa bu okula nakil başvurusu yapabilecekler. A grubu tercihlerimde ve B grubu tercihlerimde herhangi bir okula yerleştirilemediğim için MEB tarafından bir okula yerleştirildim. Ama bu okul evime çok uzak. Ne yapabilirim?Bu durumda MEB şikâyet dilekçesi verebilirsiniz, adres yakınlığına göre yerleştirilmediğinizi beyan edebilirsiniz. Bakanlık bu konuyla ilgili mutlaka açıklama yapacaktır. Diğer taraftan nakil başvurusu yoluyla istediğiniz okullara gelmeyi deneyebilirsiniz. Hiçbir durumda okul değişmez ise o okulda eğitim görmekten başka şans yok. Teorik olarak böyle ama; Ekim ayı itibarıyla okul kontenjan açıkları, puan durumu netleşecek. Figen Atalay | Cumhuriyet
Reklam
Reklam
28 Ağustos 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Uyuşturucuyla Mücadeleye Darbe
Gençler arasında hızla yayılan uyuşturucu kullanımına çözüm bulunamazken Gazi Üniversitesi çok tartışılacak bir karara imza attı. Türkiye’nin son günlerde gündemine oturan ve çok düşük fiyatlara satıldığı için sokaklardarahatça bulunabilen Bonzai sorununun giderek büyüdüğü bugünlerde Ankara Gazi Üniversitesi Rektörlüğü tarafından başka bir yer tahsis edilmeksizin kapanan AMATEM, bağımlılara bir darbe daha vurdu. Bu durumun diğer illerden üç büyük şehre yatırılarak tedavi amaçlı gelen hastalar sebebiyle hasta yoğunluğunda artışa neden olacağı bekleniyor. Uyuşturucu ile mücadelede her geçen gün daha önemli adımlar atılması gerekirken, tedavi merkezlerinin kapatılmasına tepki gösteren CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’naverdiği yazılı soru önergesi ile, 1-Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı bünyesinde yer alan Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (AMATEM), rektörlük tarafından başka bir yer tahsis edilmeksizin kapatılmış mıdır? Bu kapatma kararının gerekçesi nedir? Neden başka bir yer tahsis edilmemiştir? Bu karar, tedaviye vurulan bir darbe değil midir? 2-Ankara Gazi Üniversitesi AMATEM binasında çökme tehlikesi olduğu iddiası doğru mudur? Çökme tehlikesi var ise bunun çözüm yolu tamamen kapatmak mıdır? Tedavi gören vatandaşlarımızı geçici bir yere naklederek bu tehlike onarılamaz mıdır? 3-Gazi Üniversitesi AMATEM’in kapanması ile Ankara’da yatarak tedavi hizmeti veren bir tek Numune’ye bağlı AMATEM mi kalmıştır? Numune AMATEM, kapasitesi itibarıyla yeterli görüldüğü için mi Gazi Üniversitesi AMATEM kapatılmıştır? 4-Türkiye’de birçok kurumun, yatarak tedavide yoğunluğu karşılayamaz durumda olmasına rağmen, var olan kurumların da kapatılması kar getirmeyen birimlerin devamlılığının düşünülmediği anlamına gelmemekte midir? AMATEM benzer düşüncelerle mi kapatılmıştır? 5-Uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı yaşının 11-12 yaşa kadar düştüğü koşullarda tedavi merkezlerinin kapatılması değil, yenilerinin açılması gerekmez mi? 6-Yalnızca bağımlılar için bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda bağımlı yakınları için de bir terapi merkezi olan AMATEM kapatılarak, çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin tedavi görmesi için canla başla mücadele eden aileler çaresizlik içinde bırakılmamış mıdır? Tedavisi yarım kalan bağımlılar, başka bir yere de nakledilmeyerek kaderleriyle baş başa mı bırakılmıştır? 7-Hem toplumsal hem de bireysel bir hastalık olan bağımlılık diğer hastalıklardan farklı olarak ruhsal durumu çok fazla etkilediği ve çok fazla bedensel sorun ortaya çıkardığı için hastalığın daha yakın takibi gerekmekte değil midir? Hastalığın ayakta tedavisinin mümkün olmadığı çok açıkken, yatarak tedavi uygulayan AMATEM’in kapanması tedavileri yarım kalan hastaları ölüme sürüklemek değil midir? Sorularının yanıtlanmasını istedi.
Erkeklere Göre Bir Kadının Kendilerinden Hoşlandığını Gösteren 20 İşaret
Erkek 'işaret' yorumlama bakımından kadının bir hayli gerisinde. Kadının verdiği işaretleri almayı beceremeyen erkek, vermediği işaretleri yorumlama konusunda da bir hayli başarılı. İşte işaret yorumlamadaki basiretsizliklerine örnek olsun diye, erkeklerin 'kesin benden hoşlanıyor' dediği durumları derledik. Kadınlar siz de okuyun ki boşa ümit vermeyin garibanlara.
Reklam
Ayva Çekirdeği ile Çatlaklara Son
Ayva çekirdeği cildin deformasyonunu tamir edici özelliğe sahip bir yiyecektir. Bu özelliği nedeniyle yüzdeki lekelere ve özellikle hamilelikte oluşan çatlaklara uygulanabilir doğal bir tedavi yöntemidir. Cilt uzmanı Suna Dumankaya’nın önerdiği çatlaklar için ayva çekirdeği kürünü; bir adet ayva ve biraz su ile çatlak maskenizi hazırlayabilir ve çatlaklardan kurtulabilirsiniz. Bir adet ayva, yeteri kadar su, yeteri kadar hindistan cevizi suyu. Ayva Çekirdeği Kürü İle Çatlaklara Son Hazırlanışı; Ayvayı ikiye böldükten sonra çekirdeklerini temizleyin. Çekirdeklerini bir bardak içine alın ve üzerine yarıya kadar su doldurun. Bu karışımı sabaha kadar bekletin. Sabah bu karışımı süzün ve içine biraz hindistan cevizi suyu ekleyin. Karıştırıp, kürü kavanoz içinde bekletin. Çatlaklar için ayva çekirdeği kürü kullanımı; Bilhassa doğumdan sonra görülen çatlaklar üzerinde etkili olan ayva çekirdeği kürü her gün kullanılarak kısa sürede etkili bir tedavi uygulanır. Uygularken masaj yapın ve çatlakların toparlanmasını ;
Erkekleri Uzaklaştıran Davranışlar
İlişkiniz kötüyemi gidiyor , bu haberimizi okumanızda yarar var! Erkekler yanlarındayken eğlenebildikleri, neşeli, samimi, kendilerini iyi hissedebildikleri, kendisine huzur veren kadınları tercih ediyor. Biz de, onların sevmediği davranışların ne olduğunu sizler için araştırdık! Hayatını Beğenmeyen Kadın Hayatını sevmeyen beğenmeyen kadınlara biz kadınlar bile tahammül edemiyoruz. Onlardan bize aşık olmalarını biz bu durumdayken nasıl bekleyebiliriz? Sürekli somurtmanız onun enerjisini düşürecektir. Sırf bu yüzden bile, sizden kaçacağına emin olabilirsiniz. Asiliğe Son! Her şey ters bile gitse sizin yüzünüzün gülmesini ister erkekler. Hayata karşı güveniniz varsa eğer o da size karşı güven duyacaktır. Ters giden olayların acısını ondan çıkarırsanız bu oldukça yanlış sonuçlar doğurabilir. Hem zaten konuşup, anlaşmak varken niye böyle yapasınız ki? Yalanı Kim Sever Ki? Yalan listesine kilonuz, kredi kartı borcunuz da dahil. Erkekler söylediğiniz her şeye inanabilmek isterler. Yalan söylediğinizi anlamaları da oldukça zordur. Yani sizin dürüstlüğünüze ihtiyaçları vardır. O Sizin Kankanız Değil! Sakın onunla erkek arkadaşlarıyla muhabbet ettiği gibi konuşmayın. O sizin sevgiliniz. Ağzınızdan çıkan kötü bir sözcük tüm büyüyü mahvedebilir. Sabırsız Olmayın Hayatta bazı şeylerin gerçekleşmesi için belirli bir sürecin olması gerektiğini sakın unutmayın. Bu söylediğimize evlenme teklifi de dahil! Dağınık ve Bakımsız Olmayın Evet o gün canınız yerinizden bile kalmak istemiyor olabilir. Ama bunu yine de ona çaktırmamalısınız. Saçınız temiz ve yüzünüz canlı görünmeli. Bir rimel hafif bir allık ve biraz toparlanarak günü;
Reklam
Reklam
'Büyükada'da Atlı Faytonlar Yerine Elektrikli Faytonlar Kullanılsın'
Her yıl 400’ün üzerinde atın öldüğü Büyükada’da elektrikli faytonların kullanılması için imza kampanyası başlatıldı. Sıcak hava koşulları ve ağır çalışma şartları nedeniyle her yıl 400’ün üzerinde atın öldüğü Büyükada’da elektrikli faytonların kullanılması için imza kampanyası başlatıldı.  Kampanyanın çağrı metninde Hiçbir gelenek hayvanlara yapılan eziyeti haklı çıkaramaz. Hayvanların işkenceye maruz kalarak çalışmaya zorlandığı faytonlar yerine elektrikli faytonların kullanılmasını talep ediyoruz… Atlı faytonların yerini alacak olan elektrikli faytonların işletilmesi bu faytonculara verilebilir. Böylece yapılan değişiklikler herhangi bir mağduriyete yol açmaz” ifadeleri yer aldı.  Kampanyanın çağrı metni şöyle:  Gün boyu, sıcakta, soğukta, sırtında kilolarca yükle yokuş çıkan, yokuş inen, koşturulan, sırtlarına kırbaçla vurulan, dayak yiyen, maruz bırakıldığı koşullar sebebiyle hastalanan, ciğerleri kanayan, kasları yırtılan, tedavi görmeyen, 'verimsizleşince' ormana kendi kaderine terk edilen çok sayıda atın çektiği acıları gün yüzüne çıkarmak ve onlara bu acıları yaşatan faytonlara bir son vermek istiyoruz. Yumruk ve sopalarla dövülen, dili kesilen, hastalandığı için ormana terk edilip birkaç insanın verdiği suyla hayata tutunmaya çalışan çok sayıda atın haberi medyaya yansımışken, onların çektiği acılara bir son vermekten bizi alıkoyan nedir? Bu hayvanlar insanların keyfine hizmet etmek zorunda bırakılırken ve bu kadar işkenceye maruz kalırken biz neden sadece seyirci kalıyoruz?  Adalar'da 1000'in üzerinde at ve 226 fayton var. Yüzlerce at yazın her gün hiç durmadan koşturuluyor. Koşarken yemek ve su verilmiyor. Sıcağın altında saatlerce bekletilen atlar yokuşlarda zorlanıp düştüklerinde yine dayak yiyerek ayağa kaldırılıyor.Fayton konusu ilk defa konuşulmuyor. Senelerdir hayvan hakları aktivistleri ve ada halkından insanlar; atlara eziyet olduğu gerekçesiyle faytonların kaldırılmasını istiyor, imza topluyor, eylemler yapıyor. Fakat hala atlara çektirilen bu eziyete bir son verilmiş değil. Öte yandan faytonların adaların tarihi bir sembolü olduğunu, faytonlar kaldırılırsa tarihi dokunun zedeleneceğini, faytonların ada geleneğinin bir parçası olduğunu savunarak faytonların kaldırılmasına karşı çıkanlar var. Hiçbir gelenek hayvanlara yapılan eziyeti haklı çıkaramaz. Atlar biz insanların keyfine hizmet etmek zorunda değildir. Hayvanları köleleştiren ve işkence eden bir gelenek varsa, o geleneğin yaşatılmasındaki ısrar, eziyetin sürdürülmesindeki ısrardır. Aynı düşünce tarzıyla bugün Avrupa Birliği boğaların eğlence için korkunç işkencelerden geçirildiği ve öldürüldüğü boğa güreşlerini yasaklamıyor. Yine aynı savunmayla bugün ABD'de yavru buzağılara eğlence ve gelenek adı altında işkence eden rodeolar yasaklanmıyor. Gelenek ve tarihi doku gerekçesiyle işkence-zulüm sürdürülemez! Hayvanların işkenceye maruz kalarak çalışmaya zorlandığı faytonlar yerine elektrikli faytonların kullanılmasını Adalar Belediyesi'nden ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden talep ediyoruz. Ayrıca faytoncuların işlerine son verilmemesini, onlara yeni iş imkanlarının belediye tarafından sağlanmasını talep ediyoruz. Atlı faytonların yerini alacak olan elektrikli faytonların işletilmesi bu faytonculara verilebilir. Böylece yapılan değişiklikler herhangi bir mağduriyete yol açmamış olur ve hayvanlara edilen zulmün son bulması konusunda dünyada örnek alınacak bir adım atılmış olur. Mevcut atların rehabilitasyon merkezlerinde gerekli tedavilerinin yapılmasının ardından onlara sömürüden uzak bir yaşam sağlanmasını, bir daha hiçbir atın faytonlarda kullanılmamasını talep ediyoruz. Kampanyaya destek vermek için buraya tıklayın.T24
Beyne Harcanan Enerji Fiziksel Gelişimi Yavaşlatıyor
İnsanlarda, çocukluk çağındaki fiziki gelişimin diğer memelilere göre daha yavaş olmasının nedeninin enerjiye doyamayan insan beyni olduğu ortaya çıktı.ABD’de yapılan bir araştırma, insanlarda çocukluk çağındaki fiziki gelişimin niçin diğer memeli türlerine göre çok daha yavaş olduğunun sırrını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, hayatın başlangıç evresinde insan metabolizmasına giren enerjinin büyük bir kısmına 'el koyan' beyin, vücudun büyümesinin aynı evredeki diğer memelilere göre yavaş olmasının nedenini oluşturuyor. Northwestern Üniversitesi Prof. Christopher Kuzawa başkanlığındaki ekibin araştırması, Proceeding of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı. Vücuda alınan glikoz miktarı ve beynin hacmini ölçen manyetik rezonans görüntüleme verileri ile mevcut pozitron emisyon taramalarını bir araya getiren ilk araştırma olma özelliğini taşıyan çalışma, bu şekilde beyne enerjinin en fazla gittiği ve vücuttaki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın belirlenmesini sağladı. Araştırma, insanlarda beynin vücuttan çektiği enerjinin en yüksek seviyeye çıktığı ve fiziki büyümenin en yavaş gerçekleştiği yaşın 4 olduğunu gösterdi. Araştırma ekibinde yer alan William Leonard, Northwestern Üniversitesi'nin internet sitesinde yer alan açıklamasında, çocukların en çok enerji harcadığı dönemde beynin tüm vücudun kullandığı kalorinin üçte ikisini yaktığına dikkati çekti. Bunun diğer bütün primat türlerinden çok daha fazla olduğuna işaret eden Leonard, beynin bu son derece büyük enerji talebini karşılamak için çocukların daha yavaş büyüdüklerini ve fiziki aktivitelerinin düştüğünü söyledi. Leonard, bulgularının, çocuklukta yoğun bir çalışma temposu içinde olan beyne yakıt sağlayabilmek için insanların bu yaş aralığında yavaş büyüyecek şekilde evrildiği görüşünü kuvvetle desteklediğini ifade etti. AA
Reklam