Kuyruklu Eyeliner Çekme Teknikleri
Eyeliner vurgulu bir göz makyajı nın olmazsa olmazı, pek çok kadının da başının “kuyruklu” belasıdır.Oysa ki eyeliner çekmek, öyle korkulacak bir şey değil. Öncelikle eyelinerin dağılmasını önlemek için kapatıcı yardımıyla göz kapaklarınızı pürüzsüz hale getirin. Kapatıcıyı cilt tamamen emdikten sonra eyelineri uygulamalısınız. Eyelinerden önce makyajın kalıcılığı için farınızı sürün. Farınızı tüm göz kapağına fırça yardımıyla sürün.Kalem ya da sıvı formdaki eyelinerinizi göz kapağının tam ortasına sürülerek işaretleme yapın. Kuyruklu göz makyajı yapmak istiyorsanız, şakaklara yakın bölüme kadar göz kapağınızın üzerine sürün.Kuyruk bölümünde taşırmalar olduysa, kulak temizleyici pamuğu nemlendirici kreme batırıp fazlalıkları temizleyebilirsiniz.Eyeliner sürerken elleriniz titriyorsa ya da düz bir hat çekemiyorsanız; işlemi kolaylaştırmak için kirpik diplerine aralıklarla noktalar yapın. Noktaları takip ederek çizgiyi tamamlayın. Eyeliner sürdükten sonra bozulup dağılmaması için iyice kurumasını bekleyin. Rimelinizi eyeliner kuruduktan sonra sürün. Likit eyeliner Eyeliner çekmeye yeni başlayanlar için kimi zaman işi kolaylaştıran, kimi zaman da göz kapağını komple batıran bir malzeme. Kedi gibi gözlere sahip olmak istiyorsanız ama eliniz titrer diye düşünüyorsanız, kullanmak zorunda değilsiniz. Dahası var! Dipliner Likit eyeliner ile hemen hemen aynı üründür, tek majör farkı fırça ucudur. Diplinerlarda fırça ucu keçeli kalemi andırır, tutuş mesafesi daha kısa olduğu için kirpik dibinize uygularken manevralarınızı daha kolay yaparsınız. Kalem eyeliner Göz kapağınıza kalem çekebiliyorsanız, bu ürünü de rahatlıkla kullanabilirsiniz demektir. Doğan görünümlü Şahin gibi, kalem görünümlü dipliner! Kuyruklu Eyeliner Çekme Teknikleri
Mutfakta Feng Shui Uygulamak İstiyorsak Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Çince rüzgar ve su anlamına gelen Feng Shui, insanlar ve çevreleri arasındaki ilişkiyi konu alan bir Doğu felsefesidir. Feng Shui’ye göre mutfaklar; evin sağlık ve bereketini temsil eder. Bu nedenle de mutfağın durumu, kullanılış şekli, verimliliği ve rahatlığı evin enerjisi ve Feng Shui’si için önemlidir. Feng Shui felsefesine göre yemeği yapan kişinin mutfağa gelen kişiyi görebileceği şekilde mutfağın düzenlenmesi gerekir. Mobilyalar mümkünse açık renk tercih edilmelidir. Giriş kapısıyla mutfak arasında kristal aydınlatma kullanılırsa dışarıdan mutfağa gelebilecek negatif enerjinin dağıtılması sağlanabilir. Feng Shui felsefesine göre su ile ateş yan yana konulduğu zaman birbirinin bereketini götürdüğüne inanıldığından dolayı; fırın ve ocağı yerleştirirken buzdolabının, bulaşık makinesinin ve lavabonun yanına konulmaması tavsiye ediliyor. Ocak konulduğu konum itibariyle yatak odasına, banyoya ve giriş kapısına doğru bakmamalıdır. İyi çalışmayan ya da bozulmuş aletler mutfağa girmemeli ve tamir ettirilmelidir. Mutfaktaki eşyaların mekan içerisindeki yerleşimi yapılırken rahat hareket edebilmesini sağlayacak bir alan oluşturulmaya dikkat edilmelidir. Eşya ve aksesuarlarda abartıya kaçılmamalıdır. Fazla doldurulmuş alanlarda enerji akışı rahat olmaz. Enerji rahat akamaz ise siz de rahat hareket edemeyebilirsiniz. Çok sivri kenarlı, mutfakta rahat kullanılamayacak malzemelerden de kaçınmak gerekir.
İş ve Özel Yaşamda Tükenmişlik Duygusu
Tükenmişlik duygusu… Bu duygunun çıkış noktalarından birisi de kişinin enerjisinin düşmesi, düşen enerjisini tazelememesi, pozitif yükleme yapamaması olabilir. Enerjideki yükselişler ya da düşüşler dış dünyamızda yaşadığımız olayların seyrinde de etkilidir belki de… Tükenmişlik duygusu; kritik gedik dediğimiz zamanlarda iş hayatında, özel ilişkilerde, kişinin kendi iç bünyesindeki doyumsuzlar baş gösterdiğinde yaşanabilir. Kişi olmak istediği ile şu anda nerede olduğu arasında bir boşluk yaşıyor olabilir. Hayat çarkı dengeli ve sağlıklı dönmemeye başlamıştır. Hayat çarkındaki sosyal yaşam, kariyer, özel ilişkiler, bireysel gelişim, para ya da sağlık alanlarında dengeler bozulmaya başlamıştır. İş hayatında tükenmişlik duygusunun özellikle aynı yerde uzun bir süreci doldurmuş, bu süreçte halen terfi alamamış veya istediği ekonomik geliri elde edememiş insanlarda görülme potansiyeli daha yüksektir. Kişi mevcut olduğu durum ile mevcut olmak istediği durum arasında farklılıklar yaşıyor olabilir. Veya kişi çevresi ile iletişim problemleri yaşamaya veya eğer böyle bir durum yaşıyor ise; mobbing’i tolere edememeye, yaptığı işin hayatının bir parçası olmadığını hissetmeye başlamıştır. Kısaca kariyerinde dalgalanmalar yaşıyordur. Ya mevcut düzenine uyum sağlamalıdır ya da yeni arayışlara yönelebileceği gücü toplamalı, kendine güvenini tazelemeli ve dış koşullar her ne kadar çok da kolay olmasa da adım atma, yer ya da iş tarzı değiştirme korku ve endişesini yenmelidir. Buradaki en önemli gerçek; kişinin atacağı adımın kendisini bulunduğu konumdan daha kötüye değil; daha iyi bir seviyeye götürebileceği bir adım olmasıdır. Özel yaşamda ise; yaşanan ilişki bir aşama kaydetmiyordur, evlilik isteniyor karşı tarafın engeli ile karşılaşılıyordur, istenen doyum sağlanamıyordur, taraflar birbirini eskisi gibi tolere edemiyordur. Birlikte geçirilen zamanlar sınırlıdır. Yaşanan evlilikler, ilişkiler alışkanlığa dönüşmüştür, sevgili anlamı yitirilmiş ilişki arkadaşlığa dönüşmüştür. Taraflarda başka insanlara yönelme durumu yaşanıyordur. Taraflar birbiri ile artık kaliteli zaman geçiremiyordur. Birbirini dinlemiyordur; empati kuramıyordur. Birbirini yargılamalar, birbirine karışmalar artmıştır. Evinde yaşananlar kişiyi huzursuz bir hayata sürüklüyordur. Alma-verme dengeleri bozulmuştur. Birbirini değiştirme çabaları tarafları olumsuz duygulara sürüklüyor, ilişkiden ya da karşıdaki kişiden soğutuyordur. Kısaca ilişkide dengeler bozulmuştur. Parasal alanda tükenmişlik yaşayan kişi ise yeterli geliri elde edemediğini biliyordur ve bu durumun getirilerinin stresinin yükünü taşıyamamaya, mevcut gelirinin çarkı döndürmediği endişesini yaşamaya, yaşam tarzı gelirinin üzerinde seyretmeye ve kişi bunu karşılayamamaya başlamıştır. Parayla ilgili davranış kalıplarında, parayla olan ilişkisinde sorunlar vardır. Veya parayı kazanabileceği alternatifleri oluşturabilmekte kendisi dışında gelişen tıkanıklıklar yaşıyordur. Tükenmişlik duygusu yaşayan birey, sabah yataktan kalkmak istemez, işe gidilecek ise kişinin ayakları geri gider, içinden hiçbir şey yapmak gelmez, insanlar üstüne geliyordur, kimse onu anlamıyordur. Eski alışkanlıklarının gölgesinde kaybolmaya başlanmıştır. Kendi iç benliği ile ve çevresi ile uyum kaybedilmiştir. Yaşama sevinci kalmamıştır. Hatta kendi öz benliğinden bile uzaklaşmaya başlamıştır. Enerjisi negatif yönde düşmüştür. İnsan beyni nedense olumludan çok, olumsuza daha çok odaklanabiliyor. Gün içerisinde insan beyninden geçen olumsuz düşünce oranının olumlu düşünce oranına göre daha yüksek olması gibi… İnsanın ruh halini, psikolojisini, gündelik modunu enerjisindeki negatif ya da pozitif dalgalanmalar etkileyebiliyor. Hatta bilinçaltına yerleşmiş korkular insana şu anda yaşadığı hayattaki enerjisini dengeleyebilmesine engel olabiliyor. Bunun farkına varabilen kişiler bu korkuları ile yüzleşerek, bilinç altı kayıtlarını temizletebiliyor. Ve yerine olumlu düşünceleri koyma yöntemi ile hayatının kalan kısmında çok daha mutlu ve huzurlu bir hayat sürmeyi başarabiliyor. Hayattaki zorluklar bitiyor mu? Tabi ki hayır… Sadece kişi bu zorlukları daha kolay ve daha az hasarla, daha kısa süreçlerde, daha kolay uyum sağlayarak atlatabilmeyi başarabiliyor. Enerjisel dalgalanmalar kişinin ruhsal sağlığının dengesinde de bozulmalara sebep olabilir. Bu bozulmalar sonucunda da kişi kendi negatif enerjisi altında ezilebilir. Bu durum tükenmişlik duygusunu daha da tetikleyebilir. Negatif düşünce ve duygulardan uzak, enerjileri pozitif olan veya enerjileri düşse dahi enerjisini yükseltebilen insanların üretkenlikleri, başarılarının daha fazla olabilmesi, hayattan aldıkları hazzın tatmini ve hayatın iniş-çıkışlarına bakış açıları, iş hayatındaki performansı ve sosyal hayattaki yaşam enerjisi çok daha farklı olabiliyor. Yaşadığımız hayat evet oldukça zor, yüklerimiz fazla… Bu benim kadar hepimizin yaşadığı ve mücadele etmeye uğraştığı bir gerçek… İnsanız sonuçta an geliyor bu yükler sırtımızda kambur oluşturdukça sendeleyebiliyor, gücümüzü yitirebiliyoruz ama bu bizim kurban rolünü benimsemeyi seçmemizi gerektirmeli mi? Yoksa bir üst seviyeye çıkmamız için bizi tetiklemeli mi? Kazanan insanların ya da hayatının bir evresinde tükenmişlik duygusunu yaşayan ve bu evreyi olumlu yönde atlatabilen insanların çoğunun başarısının sırlarından biri de olumlu düşünce gücünün, girişimci ruhunu yaşatabilmesinin, kendisinin yapabilirliklerine inanmanın ve bu inançla değişimlere yüreğini ve zihnini açabilmenin verdiği motivasyon ve olumlu enerjidir belki de…
2014 Bucket Çanta Modası
Çok eski zamanlarda şarap taşımak için kullanılan Bucket Bag ‘ler 70lerin başında kadınların vazgeçilmez çantaları arasında yer almaya başlamış. 2014 yazında da hem rahat hem de şık görüntü sağlayan bu çanta modası. Bu sever zımbalar, fermuarlar, metal saplarla… Moda tarihine ilk kez 1932 yılında Louis Vuitton sayesinde giren ve 1990′larda oldukça popüler olan bu çantalar yeni sezonda tekrar canlandılar. Louis Vuitton’a veda ederken hazırladığı son koleksiyonunda ve kampanya çekiminde Bucket Bag’leri yeniden yorumlayan Jacobs, meslektaşları arasında da akım başlattı. Marc Jacobs’dan sonra Calvin Klein, Alexander Wang ve Chanel gibi markalarda da karşımıza çıkan torba çantalar moda dünyasındaki krallıklarını ilan ettiler. Daha çok bohem kombinlerle kullanılan Bucket Bag’ler spor kombinlere doğru adapte edildikleri zamanlarda da ortaya çok güzel görüntüler çıkartıyorlar. Kısa sort ve basic bir üstle oldukça şık duracak bu modellerin çizgili, açık renk versiyonları da sahil kombinlerinize farklılık katacaklar.
Saç Tiplerine Göre Doğal  Maskeler
Farklı saç tiplerine özel doğal maskeler ile karşınızdayız.Sizde saç sorununuzu belirleyerek bu maskelerle saçlarınızı sağlıklı ve parlak bir görünüme kavuşturun. Kepekten kurtulmak İçin Sirke ve suyu derin kapta karıştırın. Saçlarınızı saç tipine uygun şampuanla yıkayın. Son duruluma suyu olarak sirkeli suyu kullanın. Her yıkamadan sonra bu karışımı kullanabilirsiniz. Hayatınızı kabusa çeviren saç dökülmeleri ni durduracak saçınızı eski yoğunluğununa kavuşturacak bu maskeyi yapmak için beş yemek kaşığı badem yağı ve beş yemek kaşığı biberiye yağı yeterli. Malzemeleri iyice karıştırın. Saç derisine masaj yaparak uygulayın. 20 dakika bekleyin. Saçlarınızı ıslatmadan şampuanlayın. Ilık suyla durulayın. Parlak Saçlar İçin Kim ışıltısı göz kamaştıran,parlak ve canlı bir saç istemez ki? Sizin de böyle bir saçınız olsun istiyorsanız yumurta ve zeytinyağı ile gelen bu ‘mucizevi’ doğal saç maskesi mutlaka deneyin! Yumurta sarısı ve zeytinyağını iyice karıştırın. Saç dipleri ve uçlarına eşit oranda sürün. 10 dakika bekleyin. Saçlarınıza hiç su değdirmeden şampuanla yıkayın. Ilık suyla durulayın. Mat Saçlar İçin Cansız, mat ve kuru saçlarınızdan çok sıkıldıysanız size harika bir önerimiz var! Sizler için hazırladığımız nemlendirici saç bakım maskesi yle hayalinizdeki saçlara kavuşabilirsiniz. Bir çorba kaşığı balı yarım fincan sütün içine katarak iyice karıştırın. 15 dakika boyunca saç diplerinize masaj yapın. Saçlarınızı şampuan ile iyice yıkayın. Yağlı Saçlar İçin En sık rastlanan saç sorunları ndan biri olan yağlı saçlar , zamanla gerçek bir soruna dönüşebiliyor. Bu sorunu da ortadan kaldıracak çok pratik bir doğal çözümümüz var! Bir yemek kaşığı ada çayını ve bir yemek kaşığı biberiyeyi kaynar suda çay gibi demleyip süzün. İçerisine bir yemek kaşığı elma sirkesi ekleyip karıştırın. Karışımın soğuması için bekleyin. Saç diplerine yedirerek sürüp iki saat bekleyin. Ilık su ile nazikçe durulayın. İşlemi iki haftada bir tekrarlayabilirsiniz.
Reklam
Kırışıklıklara Bal İle Maskeler
Kırışıklıklar belli bir yaştan sonra problem olmaya başlar. Buna karşı evde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz ballı maskeler … Bal maskesi Malzemeler; 1 çorba kaşığı bal 1 fincan limon 2 adet yumurta akı 1 çorba kaşığı badem yağı Yarım fincan süt Hazırlanışı, Bütün malzemeleri bir kasenin içine koyup karıştırın. Kırışıklıkların yoğun olduğu bölgeye masaj yaparak uygulayın. 20 dakika bekletip ılık suyla yüzünüzü yıkayın. Maskeyi haftada bir kez uygulayabilirsiniz. Kırışıklık maskesi Malzemeler; Soya fasulyesi unu 3 yumurta akı 1 fincan süt 1 tatlı kaşığı bal 1 tatlı kaşığı tereyağı Hazırlanışı; Tüm malzemeleri karıştırıp hamur haline getirin. Elde ettiğiniz hamuru güneşte kurutun ve ovarak toz haline getirin. Üzerine 1 tatlı kaşığı tereyağı ve 1 tatlı kaşığı bal ilave edin. Elde ettiğiniz karışımı cildinize sürün en az 1 saat bekletin. Bal maskesi Malzemeler; 1 çorba kaşığı limon suyu 2 çorba kaşığı bal 2 çorba kaşığı su Hazırlanışı: Malzemeleri bir kapta krem kıvamına gelene kadar karıştırın. Göz çevresi hariç tüm yüzünüze sürün. Ilık suyla durulayın. Kırışıklıklara Bal İle Maskeler
Ombre Tırnaklar
Ombre modası saçlardan sonra şimdi de tırnaklarda havasını estiriyor. Ombre manikür , aynı renk skalasından ojelerin, tırnakların her birine ayrı ayrı uygulanmasıyla yapılıyor. Yani tırnaklara bir rengin açıktan koyuya farklı tonları uygulanıyor. Farklı bir versiyonu daha var, onda da tırnak diplerine açık, uçlarına doğru ise koyu renkte oje uygulanılıyor.Bu trendin ilk görüldüğü kişiler şüphesiz ünlü top modeller.Defilelerde mankenler ombre manikür kullanıyor.Bu trendi sizde uygulamak isterseniz galerimizdeki ombre manikür modelleri nden ilham alabilirsiniz…
Reklam
Vitamin ve Mineraller Psikolojimizi Nasıl Etkiler?
Zihinsel hastalıkların beslenmeyle ilgisi hakkında ilk bilimsel bul­gu, pellagranın (depresyonu, ishali ve bunamayı) niasin ile tedavi edilebileceği bulunduğunda ortaya çıkmıştır. Bu­nun sonrasında tüm B kompleks desteklerinin tek başına kullanılan niasinden daha fazla fayda sağladığı bulunmuştur. Zihinsel rahatsızlıklar için biyokimyasal kanıtlar artma­ya devam etmektedir. Vücutta vitamin seviyelerinin değişti­rilmesiyle zihinsel hastalığın semptomlarının ortaya çıktığı­nı ya da ortadan kalktığını deneyler göstermiştir. Dr. R. Shulman’ın Ingiliz Psikiyatri Derg/Vııdeki rapo­runa göre 59 psikiyatrik hastanın 48′inde folik asit yetersiz­liği olduğu bulunmuştur. Bir başka araştırma zihinsel ve duygusal olarak hasta olanların büyük bir kısmının B kompleks vitaminlerinin bir ya da daha fazlası ve C vitami­ni yönünden eksik olduğunu göstermiştir. Hatta normal, mutlu insanların niasin ve folik asit yetersizliği yaşadıkla­rında morallerinin bozuk olduğu ve duygusal rahatsızlığın diğer semptomlarını yaşadıkları ortaya konmuştur. haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler-mineraller
Dünyanın En Acayip 20 Yeri
etiket
Sanki bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen ama aslında Dünya'nın farklı yerlerinde gerçekten olan yerleri göreceksiniz. Kaynakta daha fazlası mevcut, hatta Pamukkale de var. Pamukkale bunların yanında pek acayip sayılmaz. Hangilerine gitmeye cesaret edilir?
Patron Yokken Çizilmiş 13 Çirkin Otomobil
Otomobiller birçok insan için bir tutkudur. Bazen sadece bir motor sesi bile bu tür insanların yüreğinin farklı atmasına neden olmaya yeter. Ancak bazı otomobiller de var ki, bu tür otomobil sevdalılarını bile otomobillerden soğutabilir. Bu otomobilleri gördüğünüzde insan bu otomobili bir tasarımcı mı tasarladı acaba diye sormadan edemiyor. Üstelik bir tasarımcı tasarlasa bile bu kadar çirkin bir otomobile onun üstündeki yöneticiler nasıl izin verdi sorusu da ayrı bir konu. Bu konuda örnek verilebilecek birçok tasarım faciası mevcut. Ben bunlardan gözüme takılan 15 tanesini derledim. Birçok kişi de daha çirkin tasarımlar bulabilir. Ancak tüm bu listelerde değişmeyecek bir model var ki, o da Fiat Multiplia. Google’da “çirkin otomobil” diye hangi dilde aratırsanız aratın karşınıza çıkan bu otomobil, sektörün çirkin kralı.
Reklam
Adriana Lima'dan Bade İşçil'e Büyük Darbe
Dünyanın en gözde modellerinden Adriana Lima, Türkiye’de çalışmayı çok sevdi. Daha önce Mavi’nin  reklam yüzü olan, Dosso Dossi gibi birçok şovda podyuma çıkan Lima, bu kez tüy dökücü ürünlerle 2001 yılından beri Türk kadınlarına ulaşan Veet’in  reklam yüzü oldu.Lima, 1 yıl boyunca markanın  reklam yüzü olacak. 31 Mart’ta Türkiye’ye gelecek olan Lima, 3 günlük çekimlerin ardından 3 Nisan akşamı yapılacak partiye ev sahipliği yapıp 4 Nisan’da Türkiye’den ayrılacak.Veet’in daha önceki  reklam yüzü Bade İşçil’di.  Reklam yüzü olmak için Veet’ten 250 bin dolar aldığı söylenen İşçil’in bacakları da işbirliği kapsamında 1 milyon dolara sigortalanmıştı. Dünya depilasyon pazarının önde gelen markalarından Veet, her yıl 30 milyondan fazla kadının güzelliğine hizmet ediyor.Reckitt Benckiser, her yıl tüm dünyada 46 milyondan fazla kadına Veet ürünleri satıyor. Veet ürünlerini, 2001 yılından beri Türk kadınlarına da sunuyor.kaynak:http://www.acunn.com/
Reklam
12 Çarpıcı Fotoğrafla Zamanın Tek Yumurta İkizleri Üzerindeki Etkisi
Konfüçyüs'a göre insanlar kaderlerini 50 yaşına geldiklerinde anlamaya başlarlar. Bu durumu görsel bir şekilde ortaya koymak amacıyla fotoğrafçı  Gao Rong Guo '' tek yumurta ikizleri'' isimli fotoğraf serisini başlattı. Bu çalışma görünümleri neredeyse aynı olan 50 yaşındaki insanların zamanla, yaşadıklarıyla, kaderleriyle görünümlerinin değişimini ortaya koymak adına yapılmış mükemmel bir çalışma.
Lindsay Lohan'dan Kulis Arkası Seksi Gif
ABD’nin ünlü TV şovu Oprah Winfrey’e katılan Lindsay Lohan’ın kulis arkası seksi GIF’i çıktı. Makyajsız ve sutyensiz bir şekilde görülen Lindsay Lohan karşınızda.GIF'İ GÖRMEK İÇİN TIKLA
Reklam
Obezite Nedenleri ve Obezitenin Zararları
Gelişen teknoloji, getirdiği olumlu yönlerin dışında, insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkilemiştir. Beslenme alışkanlığındaki değişiklikler ve fiziksel hareketlerin yetersizliği gibi bir çeşitli olumsuz şartlar bir araya geldiğinde bütün Dünya’da ortaya çıktığı gibi Türkiye’de de obezite (tedavi edilmesi gereken şişmanlık) sorununun görülme sıklığı oldukça hızlı artmaktadır. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar gösteriyor ki, Türkiye’de fazla kilolu olma ve obezite yaygınlığının neredeyse %10–00 oranında arttığı ve obezitenin özellikle çocuklar ve gençleri etkisi altına almaya başladığı görülmektedir. Obezite ile mücadele aslında, obezitenin yol açtığı bir çok hastalıkla da mücadeleyi kapsar. Bunun sebebi ise obezite, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıkları vb. pek çok sağlık probleminin – ki bunlara metabolik sendrom ismi verilir.- meydana gelmesine temek oluşturur. Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı açıklamaya göre, obezite sağlığı bozacak ölçüde vücutta normal olmayan ya da aşırı yağ birikmesi“ olarak tanımlanmıştır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18′i, kadınlarda ise %20-25′ini yağ dokusu meydana getirmektedir. Erkeklerde bu oranının %25, kadınlarda ise %30′un üzerine çıkması durumu obezite olarak kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması belirlemek için çok sık bir şekilde Vücut Kitle İndeksi (BMI) kullanılmaktadır. BMI, kişinin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle ortaya çıkan bir değerdir. “BMI boyuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında veri sağlamaz. Vücuttaki bütün yağ oranından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı çok önem teşkil eder. Bunun sebebi ise vücuttaki yağın yer aldığı bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile bağdaştırılmaktadır. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir. Android tip (erkek tipi) obezitede yağ ilk olarak göbek bölgesinde karında ve cilt altında, jinoid tip (kadın tipi) obezite ise gluteus ile femurlar üzerinde ve cilt altında toplanmaktadır. Bu dağılımın saptanmasında bel/kalça oranı kullanılmakta ise de, bel çevresinin yalnız başına kullanımının karın bölgesindeki yağ dağılımı için daha doğru ve daha basit bir yöntem olduğu kabul edilen bir durumdur. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ise bel/kalça oranı kadınlarda 0.85′den ve erkeklerde ise 1.0′den fazla ise android tip obezite olarak kabul edilmektedir. Bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı açısından risk etmenleri oldukça artmaktadır. Yalnız başına bel çevresinin de erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm’nin üzerinde olması (Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF) 2005′de bu rakamları 94 ve 88 cm’ye çekmiştir) kardiyovasküler hastalık riski ile bağlantılıdır. Obeziteye yol açan etkenleri tamamen ve net olarak açıklanamamakla beraber aşırı ve doğru olmayan beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği obeziteye yol açan en önemli sebepler olarak kabul edilmektedir. Bu etkenlerin dışında genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik gibi oldukça etken birbiri ile bağlantılı şekilde obezitenin ortaya çıkmasında rol oynamaktadır. Bütün Dünya ülkelerinde özellikle çocukluk çağında ortaya çıkan obezite problemindeki artışın yalnızca genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak denli çok olması sebebi ile, obezitenin meydana gelmesinde çevresel etkenlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Obezitenin ortaya çıkmasında başlıca risk etkenleri aşağıda verildiği gibidir Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları Yeterli olmayan fiziksel aktivite Yaş Cinsiyet Eğitim düzeyi Sosyo – kültürel etmenler Gelir durumu Hormonal ve metabolik etmenler Genetik etmenler Psikolojik sorunlar Sigara- alkol tüketimi durumu Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.) Doğum sayısı ve doğumlar arası süre Obezitenin bu denli yayılmasında dikkat edilmesi önemli olan etkenlerden biri de yaşamın ilk senelerindeki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezitenin ortaya çıkma sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara nazaran daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü emme süresinin, tamamlayıcı besinlerin çeşidi, miktarı ve başlama zamanlarının obeziteyi ortaya çıkardığı ve etkilediği bilinmektedir. DSÖ ve UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) tarafından yayımlanan birçok belgede 6 ay yalnız başına anne sütü verilmesinin, 6.ayın ardından emzirmenin devam etmesi ile beraber güvenilir ve uygun kalite ve miktarda tamamlayıcı besinlere başlanılmasının ve minimum 2 sene emzirmenin sürdürülmesinin kısa ve uzun dönemde obezite ve kronik hastalık riskini azaltabileceği belirtilmiştir. Şişmanlığın yani obezite adı verilen tedavi edilmesi gereken şişmanlığın üzerinde durulması gereken, hayati tehlikeye yol açan, kalp damar hastalıklarında çok önemli bir etken olduğu herkes tarafından kabul edilmiş bir tıbbi veridir. Kolesterolün yüksek olması, tansiyon yüksekliğine ve damar tıkanıklığına sebep olmaktadır. Bu durumda kalp krizi geçirme ihtimali daha fazla artar. Kilo kaybını sağlamak ve verilen kiloyu muhafaza etmek, bu hastalıklarda düzelme sağlar. Erişkin tipi şeker hastalığına yol açan en büyük etken, şişmanlık yani obezitedir. Kişi ne denli çok kilolu ise, şeker hastası olma ihtimali de o denli fazla olmaktadır. Yağ oranı fazla kişilerde karaciğerde aşırı yağ artışı kaynaklı olarak yağlanmalar görülür. Kas ve iskelet sistemi de obezite kaynaklı zarar verici etkilerinden etkilenir. Ağır bir yükü taşımak durumunda olan kas ve kemiklerde dizde ve kalçada kireçlenme, varisler, kas zayıflığı ve fıtık meydana gelebilir. Yağlar, kanın kalbe dönmesini güçleştirir. Obezite problemi olan hastaların, zamanın büyük bir kısmında nefes alırken güçlük çektikleri görülür. Bunun sebebi ise, solunum için obezite hastalığı oldukça zor taşınan bir yüktür. Kandaki karbondioksit oranı artar. Solunum yapmak oldukça güç bir hal alır. Uyku hali ortaya çıkabiliir. Özellikle gençlerde ortaya çıkan obezite sorunu, psikolojik açıdan da problemlere yol açar. Obezite problemine sahip olan kadın hastalarda doğum yapmak riskli ve zor bir süreç olmasının yanında, kişiye ve bebeğe de zarar verebilir. Hatta kısırlığa dahi sebep olabilir. Adet düzensizlikleri sık karşılaşılan bir sorundur. Safra kesesinde taş olma riski artar.Yara ve deri hastalıkları artar. Ayakta mantar görülebilir. Bütün bunların yanında obezite kişinin hayat kalitesini düşüren bir durumdur. Hastanın hayatını zorlaştırır, çabuk hareket etmesini engeller. Yaşam süresinin kısalmasına sebep olan bir sorundur. Muhakkak tedavi edilmelidir.
Reklam