Türk Öğrencilerin Yurtdışı Eğitim Tercihleri Değişiyor
Yapılan aştırmalar neticesinde Türk öğrencilerin yurtdışı eğitim tercihleri değişiyor. Daha önce yoğun olarak Avrupa ve Amerika’da eğitim gören Türk öğrenciler artık bu tercihlerine Uzakdoğu’yu da ekliyor. Türk nüfusunun yoğun olarak bulunduğu Avrupa ülkeleri ilk sırada geliyor. Bunlardan İngiltere’de yaklaşık 32 bin Türk öğrenci eğitim görüyor. İngiltere’nin ardından Amerika 28 bin öğrenci ile 2. sırada bulunuyor. En çok Türk nüfusunun yaşadığı Almanya’da ise yaklaşık 12 bin Türk öğrenci öğrenim görüyor. MALEZYA’DA BİN TÜRK ÖĞRENCİ ÖĞRENİM GÖRÜYOR Son on yılda Dünya’nın ekonomi merkezinin doğuya kayması ve okulların çift dilli eğitim( Yerel dil ve İngilizce) vermesi ile beraber daha çok Türk öğrencisi tercihlerini Uzakdoğu ülkelerinden kullanmaya başladı. Bu ülkelerden Çin’de 2 bin, Malezya’da yaklaşık bin kişi öğrenim görüyor. Uzakdoğu’daki bu ülkelerin üniversitelerinin, Dünya en iyi üniversite sıralamasında yukarıya çıkmaya başlaması, Eğitim kalitelerinin yükselmesi ve cazip burs fırsatlar ile beraber bu okulları tercih eden Türk öğrencilerinin önümüzdeki dönemde artması bekleniyor.
Barbie'ye Karşı 'Normal' Ölçülerde Bebek
Sonunda, Barbie'nin abartılı ölçülerine karşılık, ortalama insanın vücut ölçülerine uyan bir bebek üretilmesi planlanıyor. Peki ama, bunun tasarlanması niye bu kadar uzun zaman aldı? Barbie'nin yeni arkadaşı (veya rakibi) Lammily pek yakında oyuncak mağazalarının raflarında yerini alabilir. Amerikalı sanatçı Nickolay Lamm, geçen yıl Amerikan yönetiminin 19 yaşındaki 'ortalama genç kız' ölçülerine dayanarak Barbie benzeri bir bebek örneği hazırladı. Yeni bebeğe yoğun ilgi gösterildi. Lamm şimdi bu bebeğin imalatına geçmek istiyor. Üretime başlamak için ihtiyaç duyduğu 95 bin doların tamamını toplamak üzere. Nickolay Lamm, internet sitesinde 'Bebekler standart insan bedeninin ölçülerine uygun şekilde üretilseydi nasıl olurdu? Piyasadaki bebeklerle tipik beden ölçülerini kıyaslayınca kendime bu soruyu sormaya başladım.' diyor. Barbie ve benzeri bebeklerle normal vücut ölçülerinin kıyaslamasını yapan ilk kişi değil Lamm. BBC 2009 yılında Barbie ölçülerinde bir genç kadının neye benzeyeceğini hesaplamış ve ortaya gerçeklere uymayan şaşırtıcı bir görüntü çıkmıştı. Barbie'nin vücut şekli, öteden beri tepki çekiyor. Eleştiriler, Barbie'nin gerçek dışı bir vücudu olduğunu söyleyenlerden, Barbie modelinin küçük kızlar üzerinde çok zararlı etkiler yarattığını düşünenlere kadar uzanıyor. Nickolay Lamm, bebek üreticilerinin tasarımlarını değiştirmesini bekleyinceye kadar kendi modelini kendisi üretmeye karar verdiğini anlatıyor. Vücut algısı uzmanı ve yazar Pat Hartley, 'Nihayet sonunda gerçek kadının nasıl olduğunu göstermeye cesaret eden biri çıktı. Böyle bir bebeğin üretim aşamasına yaklaşması bile çok uzun zaman aldı. Zira diyet ve moda dünyası, öteden beri, çöp gibi kadın görünümünü ideal model olarak göstererek büyük paralar kazanıyordu. Artık birinin buna karşı çıkmasının zamanı geldi.' diyor. Barbie'nin üreticisi Mattel, bu yılın başlarında verdiği bir mülakatta, Barbie'nin ölçülerini savundu ve bebeğin gerçekçi olmasını değil, kolay oynanmasını amaçladıklarını söyledi. Gerçekçi bebek Lammily, ayrıca, Barbie'den çok farklı olarak pek az makyaj yapıyor ve fazla gösterişli giysiler giymiyor. Barbie'de alıştığımız pembe mini eteklerin, taşlı kot ceketlerin ve ışıltılı yüksek topuklu pabuçların yerini şık elbiseler, gündelik kot şortlar ve spor ayakkbısı aldı.BBC Türkçe
Hamile Bayanlara Özel 12 Tavsiye
Bu yazıda sizlere Hamile katagorisine özel hamile bayanlara özel 12 tavsiye paylaşacağız. Bu tavsiyeleri mutlaka göz önünde bulundurun,uygulayın ve çevrenizle paylaşın. Hamile Bayanlara Özel 12 Tavsiye Tüm kadınlar evlenmeden ve hamile kalmadan önce Kozmik Beden temizliğini mutlaka yapmalıdır. Cep telefonu ve bilgisayarları mümkün olduğunca kullanmayın. Çalışmakta olan çamaşır makinesinin yanında durduğunuz takdirde oluşan manyetik alan doğmamış çocuğunuzun DNA’sını bozabileceği için sağlıksız, hastalıklı ve engelli doğmasına neden olabilir . Konsantre içecek, yiyecek, konserve ve cips gibi yiyecekleri tüketmeyiniz. Beslenmenize çok dikkat edin. Meyve, sebze ağırlıklı beslenin. Kırmızı etten ve beyaz ekmekten uzak durun. Bunların yerine ise balık, tavuk, esmer ekmek tüketiniz. Hamilelerin süt içmesini önermiyorum, süt yerine yerine kalsiyumu bol olan sebzelerden tüketiniz. Temiz hava hamileler için çok önemlidir. Kapalı bir yerde çalışıyor veya bulunuyor iseniz 2-3 saatte bir mutlaka temiz havaya çıkarak oksijen alınız. Mümkün ise hafta sonlarını şehir dışında, havası temiz bir yerde geçiriniz.
Ne Ara Bu Kadar Büyüdü?
Gelişim dönemlerinin karışık olduğu bebeklik döneminde bir çok 'Vavvvv' diyeceğiniz durumla karşınızdayız. Gün geçtikçe bebeklik döneminde yeni gelişmeler yaşanmakta ve de onların dünyaya bomboş gelmediklerini bir kere daha anlamaktayız. Onlar dünyayı keşfede dursun, biz de onları.
20 Soruda Kadının Yasal Hakları
Prof. Dr. Şükran Şıpka, kadınların toplumsal yaşamda ve özellikle aile hayatında karşısına çıkan sorunlarla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda yasal haklarını anlattı. İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran Şıpka, kadınların, kadın olarak, insan olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hakları olduğunu belirterek, “Her şeyden önce bu haklarımız Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na dayanıyor. Bu nedenle öncelikle kadın olarak anayasal haklarımızı bilmemiz gerekiyor” dedi. Prof. Dr. Şıpka, “Aslında tam olarak yeterli olmasa da Anayasal ve yasal olarak kadınlarımızı koruyan birçok düzenlemeye sahibiz. Önemli olan, mevcut bu haklarınızı kullanmanız ve toplum içerisinde sesinizi çıkarmaktan ve yasal yollara başvurmaktan çekinmemenizdir” şeklinde konuştu. Şükran Şıpka kadınların toplumsal yaşamda ve özellikle aile yaşamındaki sorunlar karşısında sahip olduğu 20 yasal hakkı anlattı. 1-Eş ya da çocuklara yönelik şiddet suç mudur? Türk Ceza Kanunu, eşe ya da çocuklara yönelik fiziksel şiddeti, vücut dokunulmazlığına karşı suçlar olarak niteliyor. Aile bireylerinden biri olmak, diğerinin şiddet göstermesine haklılık kazandırmaz. Aksine Türk Ceza Kanunu, şiddet fiillerinin aile bireylerine karşı işlenmesini cezayı ağırlaştıran bir sebep olarak kabul ediyor. Şiddet fiilinin ağırlığına göre sıralamak gerekirse, Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddesine göre eşe veya çocuklara karşı kasten öldürme fiili işlenirse fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. 2- Aile içinde gördüğünüz kötü muamele veya şiddete karşı ne yapabilirsiniz? 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a göre; şiddete maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan ya da şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişi, en yakın polis merkezine, jandarma karakoluna, Cumhuriyet Savcılığı’na, Aile Mahkemesi Hâkimliği’ne, Kaymakamlığa veya Valiliğe başvurmalıdır. Ayrıca, şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı halinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. 3- Cinsel saldırıya uğramak nedir ve eşin cinsel saldırısı da cezalandırılır mı? Cinsel saldırı eyleminin eşten gelmesi onun ceza almasını engellememektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesi cinsel saldırı eyleminin evlilik birliği içinde gerçekleşmesi halini, şikayete bağlı bir suç olarak kabul etmektedir. Bu durumlarda kadınlar susmamalı ve eşlerinden gelen kabul edilemez derecede cinsel saldırıları da mahkemeye taşımalıdırlar. 4- Cinsel tacize uğruyorsanız, özellikle bu taciz iş yerinizde gerçekleşiyorsa ne yapmalısınız? Türk Ceza Kanunu, işyerinde cinsel taciz eylemini, bu eylemin, nitelikli hali olarak tanımlamıştır. Kanun, çalışma yaşamı içinde bulunan bir kişinin, işyerinde, hiyerarşi ve hizmet ilişkisinin yarattığı güçten ya da aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanarak, diğer çalışana cinsel tacizde bulunması halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılacağını belirtmektedir. (TCK:105/2) 5- Çocuğunuz cinsel istismara uğramışsa? Cinsel istismarın, on beş yaşını tamamlamamış ya da on beş yaşından yukarı olsa da uğradığı saldırının anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda da ceza yarı oranında artırılır. (TCK:103/1) Cinsel istismarın, üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan veya kayın hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde de verilecek ceza, yarı oranında artırılır. (TCK:103/3) 15-18 yaş arasındaki çocuklarla zor kullanmadan, yani cebir, tehdit ve hile olmaksızın, cinsel ilişkide bulunan kişi de şikayet edilmesi halinde cezalandırmaya tabi tutulur. (TCK:104) 6- Tecavüzcü, mağdurla evlenerek cezadan kurtulabilir mi? Tecavüzcünün mağdurla evlenerek cezadan kurtulması bugün artık Türk hukukunda yer almayan, geçmişte kalmış bir uygulama. 2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu ile bu uygulama yürürlükten kaldırıldı. Bu nedenle, tecavüzcü ile mağdur arasından sonradan bir evlilik ilişkisi kurulmuş olsa bile, fail yine de cezalandırılmaktan kurtulamaz. 7- Bekaret kontrolü yasal mıdır? Yetkili hâkim ve savcı kararı olmaksızın, kişiyi genital muayeneye gönderen veya bu muayeneyi böyle bir karar olmaksızın yapan kişi cezalandırılır (TCK md. 287). Bu nedenle kanunda belirlenen yetkili hâkim ve savcı dışında kalan, sözgelimi okul veya yurt müdürü gibi kişiler tarafından böyle bir fiilin işlenmesi halinde, bu kişiler cezalandırılır. Ancak, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kamu sağlığını korumak amacı ile kanun ve tüzüklerde öngörülen hükümlere uygun olarak yapılan muayeneler için bu madde hükmü uygulanmaz. Bu düzenlemede eksik olan yan, bu tür muayeneler için mağdurun rızasının aranmamış olmasıdır. 8-İstemediğiniz bir evliliğe zorlanabilir misiniz? 1 Ocak 2002 yılında yürürlüğe giren, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre; hiç kimse zorla evlendirilemez. 17 yaşını doldurmuş olsa da kişi 18 yaşına kadar kanun önünde küçük sayılır. Kişi küçük de olsa öncelikle kendi izni alınır. Evlenmek istemeyen kişi, zorlandığı durumda savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Ayrıca zorla evlendirilen kişi Türk Medeni Kanunu’nun 149, 150 veya 151. maddelerine dayanarak evliliğin iptali davası açabilir. 152. maddeye göre bu dava, öğrenmeden itibaren 6 ay ve evlenme tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde açılmalıdır. 9- Resmi nikah olmaksızın dinsel törenle evlenmenin sonuçları nelerdir? Türk Ceza Kanunu’nun 230. Maddesine göre, aralarında evlenme akdi ya da resmi nikah olmaksızın dini nikah yaptıranlar ve yapanlar hakkında hapis cezası söz konusu olur. Bu durumdaki kişiler resmi nikah yaparlarsa kamu davası ve hükmedilen ceza ortadan kalkar. Ayrıca resmi nikah olmaksızın dini törenle evlenenler, eşlerinden kalan mirasta pay sahibi olamayacakları gibi, fiili birlikteliğin sona ermesi halinde evliliğin sona ermesi hükümlerinden de yararlanamazlar. 10- Evlilik birliği içerisinde haklarınız ve görevleriniz nelerdir? Her şeyden önce evlilik birliği içerisinde eşinizle eşit haklara sahipsiniz. Medeni Kanun’un 186. maddesi uyarınca eşler evlilik birliğini birlikte yönetirler. Artık aile reisliği kavramı Medeni Kanun’dan çıkarılmış bulunuyor. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar. Çalışıyor olmasanız bile ev içindeki emeğiniz aile geçimine katkı olarak değerlendirilir. Evlilik içerisinde verilecek kararlarda eşinizle eşit oy hakkına sahipsiniz. Bu nedenle çocuklarla ilgili olarak verilecek kararlarda da eşlerin ortak hareket etmesi gerekiyor. Eğer velayeti kullanırken eşler arasında anlaşmazlık çıkarsa, anlaşmazlığın çözümü konusunda Aile Mahkemesi’ne başvurabilirsiniz. Eşler ailenin oturacağı konutu tek başına seçme hakkına sahip değildir. Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu satamaz veya üzerine ipotek koyduramaz.(MK. 194. madde) Eğer oturduğunuz ev eşinizin adına kayıtlı ise ve satılmasını istemiyorsanız, tapu kütüğüne aile konutu şerhi koydurtarak evin satışını engelleyebilirsiniz. Bu şerh, ilgili tapu müdürlüğüne yapacağınız yazılı başvuru (dilekçe) ile konulabileceği gibi, Aile Mahkemesine yapacağınız başvuru sonucunda, mahkemece de konulabilir. 11- Evlenmeden önceki soyadınızı evlendikten sonra da kullanabilir misiniz? Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesine göre, kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Evlenirken bu hakkını kullanmayan kadın, daha sonra her zaman bu işlemi yaptırtabilir. 12- Eşiniz çalışmanızı engelleyebilir mi? Yeni Medeni Kanun’un 192. maddesine göre; “Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur.” Yani, çalışmak isteyen kadın, kocasından izin almak zorunda değildir. Ancak çalıştığı işin niteliği, çalışma saatleri, çalışma yeri gibi bazı nedenler, evlilik içinde tartışmalara sebep oluyorsa ve objektif olarak evlilik birliğini sarsıcı nitelikte görülebilirse, bu durum kadın eş aleyhine sonuçlar doğurabilir. 13- Eşiniz, Aile Hukuku’ndan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa ne yapabilirsiniz? Medeni Kanun’un 195. maddesi uyarınca evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin (Aile Mahkemesi) müdahalesini isteyebilirler. Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine Kanunda öngörülen önlemleri alır. Aile bireylerinin karşılıklı olarak bakım, eğitim, destek olma yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler şikayet üzerine 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Ayrıca yukarıda belirtildiği gibi eşin yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak üzere, Aile Mahkemesine başvurarak tasarruf yetkisi de sınırlanabilir. 14- Ailenizin ekonomik varlığını tehlikeye düşürecek işlemlere karşı önlem alabilir misiniz? Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak üzere eşinizin malları üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandırılması için Aile Mahkemesine başvurabilirsiniz (MK.m.199). Örneğin, sürekli kumar oynayan ve evine bakmayan, mallarını satarak dışarıda tüketen, başkalarına yediren, ya da başkaları lehine kefil olup borçlanan eşinize karşı böyle bir dava açarak, Aile Mahkemesinden tedbir talep edebilirsiniz. Bu durumda eşiniz, sizin onayınız olmadan, malları üzerinde tasarruf edemez, onları satamaz, tüketemez. 15- Boşanma sebepleri nelerdir? Eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Medeni Kanun’un 166. maddesinde bu boşanma nedeni “Evlilik birliğinin sarsılması” olarak tanımlanmıştır. Bu, halk arasında “şiddetli geçimsizlik“ olarak bilinen, genel boşanma sebebidir. Bunun dışında Medeni Kanun’da özel boşanma sebepleri sayılmıştır: Zina, Hayata Kast (öldürmeye teşebbüs etme), Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (şiddet uygulama, ağır hakaret vb.), Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (örneğin yüz kızartıcı bir suç işleme, cinsel sapkınlıklar, ayyaşlık, kumar bağımlılığı vb.), Terk (bir eşin haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk etmesi) ve Akıl Hastalığı (her akıl hastalığı değil, evlenmesinde sakınca olan akıl hastalıkları) özel boşanma sebepleridir. 16- Boşanmanın mali sonuçları nelerdir? Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, boşanmada daha fazla kusurlu olmamak şartıyla geçimi için diğer taraftan yoksulluk nafakası talep edebilir. Ayrıca şartları gerçekleşmişse, boşanmada kusurlu olan taraftan maddi ve manevi tazminat istenmesi de söz konusu olabilir. Bunun yanı sıra velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim masraflarına da katılmak zorundadır. Buna da iştirak nafakası denir. Ayrıca boşanma sonucunda, eşler farklı bir mal rejimi kabul etmemişlerse, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi de -aşağıda belirtileceği gibi- istenebilecektir. 17- Evlilikte mal rejimi (evlilik mallarının paylaşımı) nasıldır? Yeni Medeni Kanun’un 1 Ocak 2002′de yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yasal mal rejimi, “edinilmiş mallara katılma” rejimidir. Eşler noterde yapacakları bir sözleşme ile ya da evlenme başvurusu sırasında tarafların yapacakları yazılı bir bildirimle farklı bir mal rejimi kabul edebilirler. Bu nedenle evlenme başvurusu yaparken kadının neye imza attığını bilmesi çok önemlidir. Ancak seçilebilecek olan mal rejimi, kanunda belirtilenlerle sınırlıdır. Bunlar; Mal Ayrılığı, Paylaşmalı Mal Ayrılığı ve Mal Ortaklığıdır. Eğer eşler bu rejimlerden birini seçmemişse, yasal mal rejimi sayılan “Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi”ne tabidirler. 18- Boşanma sonucunda çocuk üzerindeki velayet hakkı ne olacaktır? Boşanma davası devam ederken hâkim, hangi tarafın çocuğa daha iyi bakabileceğine inanıyorsa velayeti ona verir. Boşanma kararı ile birlikte, velayet hakkına sahip olmayan tarafla çocuğun ilişkisinin nasıl olacağına da tarafların anlaşamaması halinde, hâkim karar verecektir. Ancak ülkemizde daha çok, velayet hakkı anneye verilmektedir. Özellikle ana bakımına muhtaç olan çocuklar anne yanında bırakılmakta, baba ile çocuk arasında kişisel görüşme hakkı da yine hâkim kararı ile belirlenmektedir. Çalışan anne söz konusu olduğunda, genellikle babaya 15 günde bir hafta sonu görüşme hakkı tanınmaktadır. Birden fazla çocuk söz konusu ise, Yargıtay’ın kararları gereğince, mümkün oldukça kardeşler birbirinden ayrılamaz ve velayetleri birlikte anneye veya babaya verilir. Mahkeme velayeti düzenlerken, ayırt etme gücüne sahip olan çocukların (genellikle 11 yaş sonrası) görüşünü almak zorundadır. 19- Boşanan kadın eski eşinin soyadını kullanmaya devam edebilir mi? Boşanma halinde kadın, eşinin soyadını kaybeder ve evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Bu durumda resmi kimliklerini yeni soyadına göre yenilemesi gerekir. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının boşandığı kocasının soyadını kullanmakta haklı menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, boşandığı kocasının soyadını taşımasına izin verir. Boşanma davası esnasında bu talep edilmese bile, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde aynı mahkemeden boşandığı eşinin soyadını kullanmasına izin istenebilir. 20- Kadının yeniden evlenmek için bekleme süresi nedir? Kadın, önceki evliliğinin ölüm, iptal ve boşanma nedeniyle sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Bu düzenleme ile azami hamilelik süresinin geçirilmesi ve böylelikle doğacak çocuğun soy bağının karışmaması hedefleniyor. Ancak, bu bekleme süresinden önce evlenmek isteyen kadın, Aile Mahkemesine bir dilekçe ile başvurarak önceki evliliğinden hamile olmadığının tespitini ve evliliğine izin verilmesini isteyebilir.
Kardashian Kardeşlerin Büyük Sırrı
Keeping Up with the Kardashians adlı televizyon programında 6 yıl boyunca oldukça lüx olan malikanelerindeki yaşamı yayınlayan ve bu sayede ünlenen Kardashian kardeşlerin evinin aslında o lüx malikane değil de diğerine göre  oldukça basit olan bir evleri ortaya çıktı. İşte lüx evleri ve gerçek evleri.kaynak:http://radaronline.com/
Reklam
İlk Buluşmada Ne Giyilir?
Bir ilişkinin en tatlı zamanları flörtün yeni başladığı zamanlardır. O heyecan o kalp atışları ne güzeldir. Ve buluşmaların tatlı stres konusu “Ne giysem?” İşte size ilk buluşmada nasıl giyinmeniz gerektiğine dair ipuçları: Yeni aldığınız bir şeyi giymeyin. Özellikle yeni bir ayakkabıyı ilk kez giymenin yeri asla ilk buluşma değil. İçinde kendini rahat hissedeceğiniz, giydiğiniz zaman size iyi şeyler hatırlatan bir kıyafet olsun. Tarzınız ne olursa olsun kendi stilinize uygun olan bir etek veya elbise tercih edin. Erkeklerin feminen tarzı daha çok sevdiği bir gerçek. Genel bir kural gibidir ama biz yine de hatırlatalım. Dekolteyi sadece bir bölge için kullanın. Hem göğüs dekoltesi hem de mini etek giymeyin mesela. Tercihen nereye gideceğinizi sorun ve ona göre giyinin. Yine de aklınızda bulunsun fazla şık olmak özensiz olmaktan her zaman daha iyidir. Vücut hatlarınızı saran ama kesinlikle yapışmayan bir şey olsun. Onun hayal gücüne de fırsat tanıyın. Eğer vücudunuzda dövme, piercing varsa saklamak için kesinlikle özel bir şey yapmayın. Sizi nasılsanız öyle görsün ve kabul etsin. Ve elbette kendiniz olun.
Reklam
Onunla Beraber Olursam Hakkımda Ne Düşünür?
Onunla beraber olmayı mı düşünüyorsunuz? İlk önce ikinizin de aynı sebeplerden orada olduğundan emin olun. Tanıştık, beğendik, kalbimiz çarpıyor. Buluştunuz ve her şey şahane gidiyor. Gecenin sonunda sizi evine davet etti ya da kibarca ona bir kahve yapıp yapamayacağınızı soruyor? Kafanızın içinde sorular: “İlk buluşmada beraber olmamalı mıyım? Beraber olursak beni bir daha aramaz mı? Ne kadar sonra beraber olmak mantıklı?” Elbette bu işlerin bir matematiği yok, bazı kadınlar ilişkinin adı konana kadar beraber olmak istemez bazı kadınlar da nasıl denemeden ayakkabı almıyorsak ten uyumu olup olmadığını bilmeden ilişkiyi uzatmayı tercih etmez. Önyargılar kaçınılmaz. İlk buluşmada beraber olan kadını hafife alan erkek çok fazla. Cinsiyetler arasındaki denge maalesef hala adil değil ve kadının kendini erkeğin gösterdiği ilgi üzerinden tanımlaması da işin içine girince olaylar daha da çetrefilli hale geliyor. Yine de ilk düşünmeniz gereken şey karşınızdaki erkeğin sizin hakkınızda ne düşüneceği değil sizin kendinizi nasıl hissettiğinizdir. Başkalarının bizimle ilgili düşüncelerini ve yargılarını kontrol etme imkanımız yok. Farkında olduğumuz ve değiştirebileceğimiz tek şey kendimizle kurduğumuz ilişkidir. İsterseniz beraber olursunuz istemezseniz olmazsınız. Önyargıları olan insan bu tavrını eninde sonunda ortaya koyacaktır. Esas sorunlardan birisi ise kadınların seks ile duygularını ayırt etmede daha çok güçlük yaşamasıdır. Tam da bu yüzden karşınızdaki erkekle ilgili duygularınızı henüz anlamadan beraber olmak sonrasında duyduğunuz özlemin neden kaynaklandığını çözememenize de sebep olabilir. Ve bazen tek bir reddedilme ya da beraber olduktan sonra sizi aramayan erkek başlı başına bir şey ifade etmese de üst üste gelen olaylar özgüveninize zarar verebilir ya da bir ilişkinin devam edeceğine dair inancınızı kırabilir. İlk olarak yapmanız gereken şey kendi ruhunuzu, kendinize olan inancınızı korumak. Beklemek veya bekletmek ilişki üzerinde sihirli değnek etkisi yapmaz ya da onun gözünde daha değerli olmazsınız ama duygularınızı daha iyi tartmanıza yardımcı olabilir. Hoşlandığınız, sevdiğiniz erkeği kaybetme korkusuyla sevişmek de sadece onun önyargıları yüzünden istediğiniz halde sevişmemek de tek başına doğru değil. İlk önce kendinizle kurduğunuz ilişki sevgi ve saygı dolu olsun. Kendinize güvenin ve kendinize saygı duyun.
8 Mart'a Dair: Kızkardeşlik
Kadıncaözel.com’un güzel kadınları! Memleketin bu kadar karışık olduğu bu günlerde, nereden çıktı bu kutlama dememek lazım… Keza savaşı dans ile protesto etmek, Gezi olaylarında meydanda çalınan piyano, kara mizah gibi kaçışlarımız olmasaydı, “ umudu ” yitirirdik. Her karanlığın içinde bir ışık aramak gerek, sonra o ışığa doğru yürümek. Yürüdükçe yakınlaşırız ancak aydınlığa. Yoksa faydası yok oturmanın karanlıkta! Kadınlar günü vesilesiyle belki de bazılarınızın aşina olduğu ama benim yeni tanıştığım bir kavramla tanıştırmak istiyorum sizi. Kızkardeşlik. Birkaç ay önce İstanbul’da düzenlenen bir OSHO kampına katıldım. Kampın ana teması “Kadın Olmak”tı. İngilizcesi “sisterhood” olan, kız kardeşlik kavramı ile burada tanıştım. İlgilenenler için referans vermek isterim. İnternetten uzun yıllar Osho ile aynı evde yaşamış eğitmenin isimi aratınız. “Ma prem shunyo” yazarsanız, dünyanın her yerinde verilen bu workshoplar ile ilgili bilgi edinebilirsiniz. Kız kardeşlik kavramı Avrupa’da ve Amerika’da almış başını gidiyor! Neden mi? Çünkü çareyi her yerde aradık, bir tek birbirimizde aramayı unuttuk! Sağlık, mutluluk ve özgürlük devredilebilir konular değildir. İnsan kendi sağlığına kendi sahip çıkmalıdır. Keza sağlık sigortalarının ve sağlık kurumlarının en gelişkin olduğu ülke olan Almanya’da nüfusa oranla hasta sayısının dünyada birinci sırada olduğunu biliyor muydunuz? Neden mi? Çünkü insan, sağlığını devlete devretmiş! Nasıl olsa para ödemiyor ya… Sağlığının öz sorumluluğunu gitgide daha az almaya başlamış. Aynı bu örnekteki gibi, özgürlük de devredilebilir bir şey değildir. Özgürlük, öz sorumluluk gerektirir. Özgürlük verilmez, alınır. Biz kadınlar, bize “haklarımızın verilmesi” için hep erkeklerin ağzına baktık. Hep devletten bir şeyleri farklı yapmasını bekledik. Lakin gözüken o ki, aynı hastasını on dakikada muayene ettikten sonra unutup kendi hayatına dönen bir doktor gibi, devlet de, önümüze bir iki teselli kemiği attıktan sonra, yine erkek egemenliğinin günlük iktidar kavgalarına geri dönüyor. O halde… Çare birbirimizde! Çare, rakip değil , kız kardeş olduğumuzu hatırlamakta! Kapitalizm denen tek dişi kalmış canavar hayatlarımıza sirayet etmeden önce zaten kadınlar komün halde yaşar ve davranırmış. Kadınların aybaşları, doğumları hep kadın grupları arasında erkekler “dışarıda” bırakılarak yaşanırmış. Kadının en büyük destekçisi yine kadınmış. Yaşı büyük olan kadın, genç kadına tecrübelerini aktarır, hayatı öğretirmiş. Bireyselleştik, harika oldu değil mi? Usta-çırak ilişkisinin iş hayatında bitmesi gibi, sosyal anlamda da hikayeler aracılığıyla aktarılan hayat tecrübelerinin yerini “google” aldı. Nasıl yaşamamız gerektiğini reklamlardan öğrenir olduk. Ve yalnızlaştık. Ve birbirimize sırtımızı döndük. Kadın kadına rakip oldu. Kapitalizmin sevdiği bir kadın şablonu oluştu. Zayıf, şık giyinen, güzel arabalara binen, saçı başı yapılı kadın. E tabii ki böyle olacak kapitalizmin kadını, ona bir şeyler satmalı! İşte bu noktada kıyaslama başladı. Ve sınıf farklılıkları. Rekabet ve haset girdi devreye. Ve ne yazık ki, düşman olduk birbirimize. Aslında biz kadınlar aynı gemideyiz, öyle değil mi? Aşkı, sevgiyi sadece bir erkeğe yönelttik. Birbirimizi sevmeyi, yarenlik etmeyi unuttuk. Erkek egemen bir toplumda, erkek avına çıkan cadılara dönüştük. Yardımlaşmayı, kadın olmanın sezgisel gücünü, şefkatini unuttuk. Tabiata aykırı davranarak, güvenli evlerimizde ebe ve aile büyüğü kadınlar ile doğum yapmak yerine, florasan ışıklı hasta/hanelerde karnımızı kestirerek doğurmayı uygarlık sandık. Sevgili kız kardeşlerim, Kız kardeş olmak için illa ki kan bağı gerekmiyor! Bu bir yaklaşımdır. Önce yakın çevremizden başlayarak, birbirimizi sevmeyi hatırlayalım derim. Birbirimizin iyiliğini gözetelim. Birbirimizi onurlandıralım. Nüfusun yarısını oluşturuyoruz! Güçlenmek için neden erkeklere ihtiyacımız var? Değişim içten dışa başlar. Biz önce sevgi ile örgütlenelim. Birbirimize arka çıkalım. Kıskançlığı, rekabeti bir yana bırakıp, birbirimizi yükseltmek için el ele tutuşalım… Kadınlar gününüz kutlu olsun! Zeynep Tezcan
Acaba Sizi Yeterince Cazibeli Buluyor Mu?
Erkeklerin bu konuda ne düşündüğünü duymak hem şaşırtacak, hem de kendinize güveninizi arttıracak. İşinize yarayacak bir kaç tüyo verelim;Onları hareketlerinizle etkileyinStresten dudaklarını ısıranlardan mısınız? Sizler stres içinde kıvranırken, karşımızda dudaklarınızı ısırdığınızı gören erkeklerin çok hoşuna gidiyor.Kravat bağlamayı bilmenizde fayda var. Çünkü kıravatını bağladığınız bir erkek anında etki alanınıza girer.En önemlilerden biri de elbette masaj. Sadece ‘masaj’ sözcüğü duymak bile karşınızdakinin keyfini yerine getirecektir.Göz teması çok önemlidir. Göz göze geldiğniz an gözlerinizi kaçırmadığınız taktirde özgüveniniz onu etkileyecektir.Giyim tarzınızın şehvetiÇıplaklık seksidir düşüncesi gücünü kaybedeli çok oldu. Artık kıyafetlerimizle seksi olma zamanı. Dekolte giymeden dekolte vermek ustalık ister!Seksiliğin ilk adımı topuklu ayakkabı ile başlar. Sessizliği yaran topuk sesleriniz erkeğin kalp ritmini bozmalıdır adeta.Üst olarak tercihiniz boyundan bağlı ve straplez olmalıdır. Ufacık bir frikiğinizle bile onun kimyasını bozabilirsiniz.Halka küpelerle iddialı duruşunuzugarantilersiniz ve onu kendinize hapsedebilirsiniz.Tek omzu düşük kıyafetleri çok seksi bulduklarından da emin olabilirsiniz. Deri ya da lateks kıyafetleri de unutmamak gerek. Seksiliğiniz sizi saran deri parçalarla kat ve kat artacak.Saçların doğru kullanımı önemliKadını kadın yapan en önemli silah kuşkusuz saçtır. Saç rengi tercihi erkekten erkeğe değişse de, buluştukları ortak noktalar da bulunmakta.Erkeklerin çoğu için kadın dediğin uzun saçlıdır. Örneğin kahkülü çok seviyorlar. Üstelik bir işle meşgulken yüzünüze düşen saçı kenara alış şekliniz çok önemli bu hareketle de onu çıldırtabilirsiniz. Her ne kadar klişe olsada çok etkili olan bir yöntem de saçlarınıza kalem kullanarak verdiğiniz dağınık topuz modeli.Bilimsel yöntemİngiltere’de Leeds Üniversitesinde yapılan bir araştırma ya göre erkekleri etkilemek isteyen kadınların tenlerinin yüzde 40’ını açıkta bırakması gerektiğini söylüyor. Psikolog Colin Hendrie’nin yürüttüğü araştırmaya göre bundan daha kapalı giyinen kadınlar muhafazakar olarak algılanırken, yüzde 40’ın üzerinde açanlar ise sadakatsiz olarak görülüyor.
Reklam
Çocuğunuzun Televizyon Bağımlılığı Nasıl Önlenir?
Çocukların bilgisayar ve TV karşısında geçirdikleri zamanı dengeli biçimde ayarlayabilmek ailelerin en önemli görevleri olmuş durumda.Sanıyorum ki çocukların tatil dönemlerinde bilgisayar ve TV'nin başından kalkmadığı gerçeğine hepimiz aşinayız. Bunun ana sebebi tatil günleri dışında onları bu aygıtlardan uzak tutma çabanız. Ve bunu yapış şekliniz. Çocuğa, TV ve bilgisayar başında geçirdiği süreyi azaltmasının gerekçesi olarak dersleri öne sürüldükçe o da, tüm boş vaktinde tekrar bu aygıtların başına geçmek isteyecektir. Derslerinden ziyade bu aygıtların zararlarından bahsedilmesi daha kalıcı bir çözüm olacaktır. Sonuç olarak çocukların bilgisayar başında fazla zaman geçirmesi çocukların gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Aşırı televizyon izlemek çocukların hareket kabiliyetinin azalmasına ve obezite başlangıcına kadar gidebiliyor. 2 yaş altı çocukların televizyon izlemeleri onlar için oldukça zararlıdır.Televizyondan nasıl uzaklaştırılmalı?0-2 yaş arası bebeklik dönemidir. Bu dönem bebeğin en çok iletişime, insan ilişkisine ihtiyacı olduğu dönemdir. Bu döneminde televizyon karşısında bırakılan bebeklerde gelişim gerilikleri görülmektedir. Fakat özellikle bu dönemde çocuğun TV karşısında geçirdiği zamanın sorumlusu ailedir. Çocukla iletişime geçmek onunla ilgilenmek, onu TV ile baş başa bırakmaktan kat be kat zor olduğu için, ebeveyn TV'yi kurtarıcı olarak görmektedir. Bununla birlikte televizyondaki her programın çocuk için uygun olmaması, çocuğun TV de izlediklerinin kontrol edilmemesi, yanlış şeyler öğrenip, korkular geliştirmesine ya da şiddete yönelmesine dahi sebep olabilir.Anne babalar evde kurallar oluşturma ya da aşırı disiplin uygulamalarına başvurmamalıdır. Çünkü çocuk her yaşta aileyle inatlaşmayı seçecektir. Disiplinin dozunun arttırılarak disipline edilen çocuklar için ise bu durum TV'den daha zararlıdır. Baskılarınız çocuğun silik bir karaktere sahip olmasına sebep olur. Çocuğa Televizyonun zararlarının anlatılması özellikle yapabileceği alternatif hobiler bulmasına yardımcı olmanız çok önemlidir. TV izleme süresi kesin kurallarla kısıtlanmamalı ve TV izlerken aniden kapatılmamalıdır. Çocuğa boş zamanını değerlendirecek aktiviteler konusunda yardımcı olmadan ne yapmayacağını söylemek mantıklı bir davranış olmadığı gibi yarardan çok zararlı olur.
Markette Alışveriş Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?
Markete gittiğinizde, alışveriş sonunda kasada gördüğünüz rakama “Nasıl bu kadar çok geldi? Anlamıyorum.” dememek için birkaç öneri:Öncelikle fiyat araştırması yapmalısınız. Alacağınız ürünün hangi markette daha ucuz olduğunu inceleyebilirsiniz. Bazı dönemlerde marketler bazı markalar ile anlaşmalar yaparak fiyatlarında indirim yapıyor ya da kampanyalar düzenliyor. Bu bilgiler marketlerin internet sitelerinde haftalık olarak bulunabiliyor ya da el ilanları şeklinde duyuru yapılabiliyor. Bu sitelerden ve ilanlardan takipte olup, ürünleri bu dönemde almanızı tavsiye ediyoruz. Farklı marketlerde alışveriş yapmak aynı zamanda size spor yapma imkanı da sağlayacaktır. Her gün düzenli olarak yapmanız gereken yürüyüşünüzü de böylelikle yapmış olacaksınız.“Vaktim az olduğu için markete gittiğimde ihtiyacım olan her şeyi bir anda almam gerekiyor.” diyorsanız da, gitmeden önce mutlaka “İhtiyaç Listesi” yapmanızı öneriyoruz. Bu liste size hem zaman hem de para kazancı sağlayacaktır. Gereksiz ürünleri almanızı engelleyecektir.Tüketici davranışlarındaki incelemelere göre marketler cirolarını dengelemek adına, her ayın 15’inden sonra, ayın ilk günlerine göre ürünlerini daha hesaplı satıyor. Bütçeniz ve ihtiyacınıza uygun ise alışverişlerinizi ayın 15’inden sonraki dönemler için planlayınız.Alışverişten önce mutlaka karnınızın tok olduğuna emin olun . Araştırmalar gösteriyor ki aç karnına alışverişe gitmek sepetinizde gereksiz pek çok ürünün bulunmasına yol açıyor.Almak istediğiniz ürünlerin son kullanma tarihlerini mutlaka kontrol edin. Raf görevlileri özellikle süt, yoğurt ve peynir gibi çabuk bozulan ürünlerin son kullanma tarihleri yakın olanlarını raflarda öne alıyor. Siz de dolabın kapağını açtığınızda ilk elinize gelen ürünü alma eğilimiyle, yakın tarihte bozulacak bir ürünü sepete koymuş oluyorsunuz.İhtiyacınıza ve eve taşıyabilme kapasitenize göre ürünlerin mutlaka ekonomik boylarını tercih etmelisiniz. Ekonomik boy ambalajlarında kullanım zorluğu yaşıyorsanız, pazardan alacağınız çok şık plastik saklayıcılarla bu sorunu çözebilirsiniz.
Doğum Lekeleri Endişe Yaratmalı mı?
Bebeklerde görülen doğum lekeleri aileleri endişelendirmesi gereken bir hastalık belirtisi değildir . Mavi, pembe, mor ya da kahverengi renkte olan lekeler yenidoğan bebeğin vücudunun herhangi bir bölgesinde görülebilir. Bunlar bazen bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, bazen de tedavi dahi gerektirmeden kendi kendine kaybolabilmektedir. Neden olur? Doğum lekeleri birçok bebekte görülebilen bir durumdur. Farklı renklerde görülen doğum lekelerinin pek çoğunun sebebi tam bilinemiyor. Lekelerin büyük bir çoğunluğu geçici ve tedaviye gerek duyulmadan zaman içerisinde yok olur. Yeni doğan bebeklerin yüzde onunda doğum lekesi vardır. Bu lekeler, deri altında kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi ile oluşmaktadır. Genelde düz veya kabarık, pembe, kırmızı veya mavimsi görünümdedirler. Birçok doğum lekesi kalıtsal değildir ve gebelik esnasında olan bir olaydan kaynaklanmazlar.
Reklam
Komik Şekillerde Büyüyen 15 İlginç Meyve ve Sebze
etiket
Belki rastlantı eseri, belki de uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle garip şekillerde büyüyen meyve ve sebzeler yine yüzümüzü güldürmeye devam ediyor. Bu durumun sağlık boyutunu bir kenara bırakırsak ortaya çıkan şekiller gerçekten aşırı komik...
Reklam
İdrar Kaçırma Nedenleri Nelerdir?
Günlük işleriniz esnasında, istemsiz ve ani şekilde idrarın, idrar yolundan dışarı akmasına ”idrar kaçırma” denmektedir. İdrar kaçması genellikle idrar yolundan olur. Ancak bazı özel ve istisnai durumlarda kalın bağırsak ya da kadınlarda genital organ yoluyla da olabilir. Bu sorun bazı hastalarda günlük yaşamı ve normal aktiviteleri engelleyecek oranda yüksek olabilir. Gülme, öksürme, hapşırma, egzersiz yapma, yürüme hatta oturma, veya ağır bir eşya kaldırırken idrar kaçırılıyorsa, idrara çıkmaya yetişmeden kaçırma sorunu yaşanıyorsa, bu histen kurtulmak için sık sık idrara çıkma ihtiyacı hissediliyorsa, idrarın tamamen boşaltılamadığı hissediliyorsa bu bir sorundur. Ve uzmana başvurulması gerekir. Bir uzman yardımıyla idrar kaçırma nedeni ve idrar kaçırma tipi belirlenerek uygun bir tedavi biçimi bulunması gerekir. Yaşam kalitesini düşüren ve iş hayatı, sosyal yaşam ve kişisel alanı etkileyebilen bu sorundan kurtulmak için farklı iyileşme yolları ve çözümler mümkündür. Her iki cinsiyette de görülebilen bu sorun için, idrar kaçırmanın değişik tipleri, nedenleri ve nedene göre değişik tedavileri vardır. İdrar kaçırma çok sık görülen ve tedavisi mümkün bir problemdir. Her cinsiyet ve yaşta görülebildiği gibi bir hastalık da değildir. Birçok farklı tipi ve tedavi şekilleri mevcuttur. Bu sebeple, tedavi yöntemi de idrar kaçırmanın formuna göre değişmektedir. İdrar kaçırma başlıca 3 ana grupta incelenir Stress inkontinans (İdrar kaçırma): Kas,sinir güçsüzlüğüne bağlı olarak idrar kaçırma Acil İdrar Yapma Gereksinimi: İdrar kesesinin kontrol edilemeyen otomatik kasılmasına bağlı olarak idrar kaçırma Karışık tip: Her iki durumun da varlığıyla idrar kaçırma İlerleyen yaş Fazla kilolu olmaz, obezite Kalıtımsal sebepler Kabızlık İdrar enfeksiyonları (kadınlarda sistit, mesane iltihabı) Vajinal enfeksiyonlar İdrar taşları ve tümörleri Zor doğumlar, Menopozla ilişkili hormonal değişiklikler Şua tedavisi Sinirsel hastalıklar ve erkeklerde görülen prostat büyümesi Kadınlarda devamlı idrar kaçırmaya sebep: mesane-vajina arasında ya da böbrekle mesane arasındaki idrar borusu (üreter) vajina arasında oluşacak birleşmeler Kontrolsüz şeker hastalığı Alkolizim Prostat kanseri için yapılan ameliyatlar Adele gevşeten, tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, sakinleştirici, depresyona karşı alınan ilaçlar, alerji ilaçları da idrar kaçırmaya sebep olabilir. Beyin fonksiyonlarında yavaşlamaya neden olan hastalıklar (demans, alzheimer, damarsal hastalıklar vb) Yukarıda sayılanları genelde idrar kaçırma sorunu için neden olarak sayabiliriz. Bunun için muayene, günlük idrar takip çizelgesi, kişinin kaçırdığı idrar miktarının tespit edildiği ped testi ve gerekirse ürodinami adı verilen mesanenin nasıl çalıştığını gösteren testlerle bu teşhis konulabilir. Tedavisinde ise egzersiz, ilaç tedavisi ve çeşitli ameliyat yöntemleri uygulanabilir. Erkekler kadınlara göre bu sorunu daha az yaşamaktadır. Çünkü idrar tutmayı sağlayan kas yapıları fizyolojik olarak daha sağlamdır. Ve bunu bozabilecek doğumlara maruz kalmadıklarından bu sorunu daha az yaşarlar. Bu nedenle idrar kaçırma genel olarak erkeklerde kadınlara oranla daha az görülür. Fakat görülmesi durumunda kadınlardan daha şiddetli yaşanır denilebilir. Prostat büyümesine bağlı mesane çıkım tıkanıklığının zamanında tedavi edilmemesine bağlı ortaya çıkan idrar kaçırma durumu ve prostat ameliyatları sonrası görülen idrar kaçırma en sık görülen nedenler arasındadır. İdrar kaçırma özellikle menopoz sonrası dönemde ve doğum yapma sayısı fazla kadınlarda görülebilen 30 yaşını geçkin her dört kadından birinde görülebilen ciddi ve yaygın bir sorundur. Doğum yapmamış genç kadınlarda bile zaman zaman görülebilir. Kadınların ömürlerinin uzaması ile sorun daha da büyümektedir.Kadınlarda idrar kaçırma şikayetlerinin en önemli nedeni genetik yapıdır. Bağ dokusu, kalıtımsal olarak zayıf ve sarkmaya eğilimli olan bireylerde, bu problem sıklıkla oluşur.Genital organların sarkması ise çoğunlukla zor ve sık doğumlar, kronik öksürük ve astım hastalığı, ağır yük kaldırma, kronik kabızlık, aşırı şişmanlık gibi etkenlerin varlığında oluşur ve sonuç olarak “İdrar kaçırma” problemi oluşur. Cerrahi olmayan tedavi: Amaç, elde olmayan idrar kaçırmaya katılan faktörlerin iyileştirilmesini sağlamaktır. Bu tedavi yöntemi problemi kötüleştiren faktörlerin mesela, kabızlık, şişmanlık, sigara kullanımı, aşırı sıvı alımının önlenmesi gibi ve çoğalmış karın içi basıncını dengelemek için hastanın pelvis tabanı yeteneğini arttırmaya yönelik kaslar ile kadınlık hormonu durumunun düzeltilmesini amaçlar. Kegel egzersizleri: Pelvis, tıpta leğen kemikleri arasında kalan bölgedir. Doğum sırasında, bebeğin takip edeceği yol burasıdır. Pelvis bölgesinde çok sayıda kaslar vardır. Bu kasların eğitimi idrar yaparken, bu bölge kaslarının sıkılması ile idrar akımının durdurulması ve bir süre tutulması ile sonra tekrar gevşetilmesi ile olur. Bu işlemi yaparken hangi kasların kasılmasının bu etkiyi sağladığı anlaşılmaya çalışılmalıdır. Bu kas grupları öğrenildikten sonra, gün boyu 200 kere kasılması ve gevşetilmelidir. 5 yavaş, 5 hızlı hareket günde en az 5 kere yapılmalıdır. Hamilelik süresincede en az 3 kez yapılmalıdır ve doğum sonrası da minimum 10 kez yapılmalıdır. Kegel egzersizleri Özellikle doğum sonrası sık olarak görülen öksürmek, aksırmak, gülmek ile idrar kaçırmayı engellemektedir. İlaçla tedavi :Konunun uzmanı hekimler tarafından karar verilen, mesane gevşetici ilaçların kullanımı buna uygun olan kişilerde fayda sağlamaktadır. Cerrahi tedavi : Gerçek stress inkontinansın tedavisi, cerrahi yöntemlerle yapılan tedavi biçimidir.. Bu sorunu düzeltmek için günümüzde uygulanan çeşitli ameliyat tipleri mevcuttur.
Kalıcı Sarışınlığın Doğal Yolu
Çoğu kadının sarı saçlara sahip olmak istediği bilinen bir gerçek. Tabi bunu yaparken saçlarının yıprandığının da farkındalar. Boya ve saç açıcıların saça verdiği zarar, bir çok kadının sarışın olma hayalini yitirmesine sebep olmakta. Doğal çözüm yolu var Sarışın olmayı istiyorsunuz ama bunu yaparken saçınızı kimyasallara maruz bırakmak istemiyorsunuz. Bunu doğal yollardan yapmak isteyenler için önerimiz bal kullanımı. Balın içinde bulunan hidrojen peroksit saç renginin açılmasını sağlıyor. Nasıl kullanılır? Yarım fincan kaliteli ve mümkünse bitkisel bir saç kreminin içine 4 fincan bal ekleyin. Nemli saça bu karışımı sürün ve plastik bone ile kapatın. Sekiz saat kadar saçınızda bekletin. Ardından yıkayın. Bu işlemi haftada bir kez tekrarlayın. Saç renginizin açılmaya başladığını göreceksiniz.Tüm Kadın haberleri için Kadinca Moda - Kadın - Yaşam - Sağlık - Aşk - İlişkiler sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Sevilen Çizgi Film Slugterra’nın Karakterleri Joker Toys Mağazalarında
Ünlü çizgi film Slugterra’nın karakterleri, düelloya farklı bir boyutgetirecek birbirinden farklı özellikleriyle Joker Toys mağazalarında çocukları bekliyor.Heyecan ve hareketin hiç bitmediği Slugterra dünyasının yepyeni sülükleri ile minikler hem tüm kahramanları biriktirerek koleksiyonu tamamlayabiliyor hem de iddialı düellolara katılıp arkadaşlarıyla dilediği gibi değişim yapabiliyor. Çocukların hayal dünyasını geliştirecek Slugterra karakterleri ayrıca dönüşüme uğrama özelliğine sahip.Slugterra tutkunu çocukların vazgeçilmezi Slugterra Sülük Fırlatıcı ile de minikler en sadık sülüklerini fırlatıcının üstüne yerleştirerek düellonun keyfine varıyor. İster tek ister ikili oynanma imkânı da sunan Slugterra Sülük Fırlatıcı ayrıca taşınabilir boyutlarıyla eğlencenin tadını her yerde çıkarmak isteyen çocuklara güzel bir alternatif sunuyor.Tüm Slugterra oyuncakları,  bebek ve çocuklara yönelik Türkiye’nin en zengin ürün yelpazesini ve marka çeşidini tüketiciye sunan Joker Toys mağazalarında gülümseten fiyat garantisiyle aile ve çocukları bekliyor.www.joker.com.trfacebook.com/jokerlebuyuyorumtwitter.com/jokermagazalari
Reklam