Sevilen Çizgi Film Slugterra’nın Karakterleri Joker Toys Mağazalarında
Ünlü çizgi film Slugterra’nın karakterleri, düelloya farklı bir boyutgetirecek birbirinden farklı özellikleriyle Joker Toys mağazalarında çocukları bekliyor.Heyecan ve hareketin hiç bitmediği Slugterra dünyasının yepyeni sülükleri ile minikler hem tüm kahramanları biriktirerek koleksiyonu tamamlayabiliyor hem de iddialı düellolara katılıp arkadaşlarıyla dilediği gibi değişim yapabiliyor. Çocukların hayal dünyasını geliştirecek Slugterra karakterleri ayrıca dönüşüme uğrama özelliğine sahip.Slugterra tutkunu çocukların vazgeçilmezi Slugterra Sülük Fırlatıcı ile de minikler en sadık sülüklerini fırlatıcının üstüne yerleştirerek düellonun keyfine varıyor. İster tek ister ikili oynanma imkânı da sunan Slugterra Sülük Fırlatıcı ayrıca taşınabilir boyutlarıyla eğlencenin tadını her yerde çıkarmak isteyen çocuklara güzel bir alternatif sunuyor.Tüm Slugterra oyuncakları,  bebek ve çocuklara yönelik Türkiye’nin en zengin ürün yelpazesini ve marka çeşidini tüketiciye sunan Joker Toys mağazalarında gülümseten fiyat garantisiyle aile ve çocukları bekliyor.www.joker.com.trfacebook.com/jokerlebuyuyorumtwitter.com/jokermagazalari
Kadın Hakları Tarihi
8 Mart, yani ‘Dünya Kadınlar Günü’. Peki, dünya kadınları günümüze gelene kadar ne mücadeleler verdiler? Dünden bugüne kadın hakları! Sizler için 157 yıl öncesinden başlayan bir kadınlar günü dosyası hazırladık. Dünden Bugüne “Kadınlar Günü” Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yapması olarak kabul edilmektedir. Bu olaylardan 53 yıl sonra Danimarka’nın Kopenhag şehrinde düzenlenen Sosyalist Enternasyonel toplantısında 8 Mart 1857’de New York’ta başlayan, kadınların haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin her yıl Kadın Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdılar. Kadın hakları mücadelesinde 1975 yılı büyük özellik taşıyordu. Uluslararası Kadınlar Yılı olarak kutlandı. Bu yıl etkinlikleri içerisinde Birleşmiş Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya başladı. İki yıl sonra 1977 de, Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın hakları, uluslararası barış günü olarak kabul edildi. Bu kabulün altında iki temel neden açıklandı, Dünya barışının korunması, sosyal gelişim için ve temel insan haklarının kullanılması için kadınlarında eşitlik ve kendilerini geliştirmelerine olmak gereksinimi idi. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Bazı tarihi adımlar 19- yüzyılın sonlarında kadınların oy verme hakkına kavuşabilmesi konusu kadın hakları hareketi için önemli bir aşama temsil etmiştir. Yeni Zelanda’da kadınlara seçme hakkı 1893 yılında, seçilme hakkı 1918′de verilmiştir. Bu yasa tüm kadınları kapsar. 1902′de Avustralya’da kadınlar seçme hakkı kazanmıştır. 1906 yılında Finlandiya kadın vatandaşlarına seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. O yıllarda Rusya büyük çarlığına bağlı bir düklük olan Finlandiya, dünyada ilk kadın milletvekillerinin meclise girdigi ülke ünvanını da taşir. 1907 yılında 19 kadın milletvekili meclise girmeyi başarmıştır. Norveç 1913′te, Danimarka ve o zaman Danimarka’ya bağlı olan Izlanda da 1915′de kadınlara oy hakkı vermiştir. Kanada’da Quebec bölgesi hariç, kadınlar 1917′de seçme ve 1920′de seçilme hakkı elde ederken, Quebec’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1940 yılında verilmiştir. 1917′de Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden bir kısmında da kadınlar seçme ve seçilme hakkı elde etmişlerdir. Bu hak 1918 yılı genel seçimlerinde ilk defa kullanılmıştır. 12 Kasım 1918′de Avusturya kadınlarına oy hakkı vermiş, onu takip eden günlerde 30 Kasım 1918′de Almanya’da kadınların seçme ve seçilme hakkı yasayla garantilenmiş ve 19 Ocak 1919seçimlerinde kadınlar ilk defa oy kullanmıştir.Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile ülke genelinde kadınlara oy verme hakkı tanınmış, Kasım 1920′de kadınlar ilk parlemento seçimlerine katılmışlardır.[9] 1918 yılında 30 yaşının üstünde olup, bazı özel durumlarda oy kullanabilme hakkını elde etmiş olan, Birleşik Krallık kadınları için tam oy hakkı 1928 yılında sağlanmıştır. Güney Afrika Cumhuriyeti ırklarlarına göre kadınlara 1930′da beyaz ırka, 1984′de Hint ırkına , 1994′de de siyah ırka, oy hakkı tanımıştır. Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930′da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. 1933′te Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık 1934′te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935′de ilk defa meclis seçimlerine katılan türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler. Fransa’da 4 Ekim 1944′de yapılan yasa değişikliğiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 29 Nisan 1945′te ilk defa belediye seçimlerine katılan kadınlar 21 Ekim 1945′te de ilk defa parlemento seçimlerinde oy kullandılar. 1925′de belediye seçimlerinde oy kullanmaya başlayan İtalyan kadınları 1946′da ilk genel seçimlere katıldılar. Brezilya’da 1934′de, Filipinler’de 1937′de, Arjantin ve Meksika’da 1946′da, Japonya’da 1945′te, Çin’de 1947′de, Liberya’da 1947′de, Uganda’da 1958′de ve Nijerya’da 1960′da kadınlar oy verme hakkına sahip oldular. İsviçre’de kadınların seçme ve seçilme hakkıni elde etmesi 7 Şubat 1971′de gerçekleşirken İsviçre’ye bağlı Appenzell kantonunda ise 1990′ı bulmuştur.
İş Hayatında Başarılı Olmak İsteyen Kadınlar İçin 20 Tavsiye
Güne erken başlayın.Sorunları engellemenin sorunları çözmekten kolay olduğunu unutmayın.Tüm yanıtları bilmeye çalışmak yerine doğru soruları sorun.Tavsiye almak istiyorsanız doğru kişilere danışın.Büyük sorunları küçük parçalara ayırın, sonra teker teker çözün.Hedeflerinizi mutlaka yazın.Kazandığınızdan az harcayın.Konuşmadan önce iyice düşünün.Yalnızca yerine getirebileceğiniz ricaları kabul edin.Küçük de olsalar başarılarınızı kutlayın.Hatalıysanız kabul edin.Kendinizi sık sık ödüllendirin.İlerlemenizi ve başarmanızı engelleyen arkadaşlarınızdan vazgeçin.Üzgünlüğün geçici olduğunu unutmayın.İntikam peşinde koşmayın.Spora zaman ayırın. Bedeninize saygı gösterin.Her gün mutlaka okuyun.Televizyona günde 1 saaten fazla vakit ayırmayın.Kendinize günde 15 dakika sessiz bir zaman ayırın.Hiçbir şey için sağlığınızı tehlikeye atmayın.
Hazar Ergüçlü Yalınayak Kaçtı!
“Medcezir”in genç oyuncusu Hazar Ergüçlü, erkek arkadaşıyla görüntülenmemek için İstiklal Caddesi’nde yalınayak koştu.Hazar Ergüçlü, önceki akşam bir erkek arkadaşıyla Taksim’deydi. Gittikleri kulüpte geç saatlere kadar eğlenen ikili, çıkışta habercilerle karşılaşınca panik yaşadı.Genç adam Ergüçlü’yü tek başına bırakıp uzaklaşırken, ünlü oyuncu da gazetecilerden kaçmak için yağmura ve soğuğa aldırmadan topuklu ayakkabılarını çıkarıp yalınayak koşmaya başladı.kaynak:http://www.acunn.com/
Eski Sevgiliye Dönmemek İçin 4 Neden!
Bu nedenleri okuduktan sonra eski sevgilinize tekrar dönme konusunu bir daha düşüneceksiniz.1) TUHAFLIKLARI ARTIK SEVİMLİ DEĞİL! Rahatsız edici! Eskiden, zamanında randevunuza yetişememesi bir bakıma sevimli gelirdi, şimdi ise sinirlerinizin zıplamasına neden oluyor. Spagettisini yerken çıkardığı sesler, çizgi romanlara olan ilgisi çocukça ve tatlıydı ama şimdi olgun olmadığının bir göstergesi. Bu tür şeyler zamanla asla daha sevimli gözükmez... 2) KAVGALAR AYNI! Sizin hala dırdır ettiğinizi düşünüyor. Sorumsuzca sarhoş olmasına katlanamıyorsunuz. O sizin en ufak şeylere bile büyük reaksiyonlar verdiğinizi düşünürken, siz de onun tartışma esnasında soğuk davranarak kabalık ettiğini düşünüyorsunuz. Yeniden bir araya gelmeyi gözden geçiren çiftler, genellikle sadece iyi zamanlarına odaklanırlar; peki ama ya birbirinizi öldürmek istediğiniz zamanlar? 3) ARTIK FİZİKSEL ÇEKİM YOK! Bir yere kadar zaten hepimiz eski sevgililerimizi sevmez miyiz? Ama bu hala başımızı döndürdükleri anlamına gelmez. Arzu ve tutku ilişki sürecinde yoğunluğunu kaybeder. Bir de ilk kez dokunduğunuz bir tenin sebep olduğu heyecanı aklınıza getirin. 4) DİĞER SEÇENEKLER İLGİNİZİ ÇEKMİŞTİ. Hala eski sevgilinizle ilgilendiğinize emin misiniz? Ama başkaları ile flört etmediniz mi? Hatta çıktınız ya da çıkmak istemediniz mi? Peki şimdi... AŞK - CİNSELLİK - COSMOTURK
Reklam
En Yaratıcı Çocuk Mobilyaları
Çocukların ihtiyaçları yetişkinlerden çok farklı. Onların mobilyaları rahat kullanılmalı, sevimli görünmeli, tehlike yaratabilecek keskin çizgiler içermemeli ve çocuğun doğasına uygun olmalılar.Architecture of Life ekibi olarak çocukların ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda doğal ve sevimli görünebilen en güzel çocuk odası mobilyalarını sizler için seçtik.
Türk Havucunu Çaldılar
Çokuluslu Biyoteknoloji Şirketi Monsanto, bitki çeşit hakkını talep ettiği Türkiye kaynaklı Mor havucu pazara sürüyor... Hint asıllı tohum aktivisti ve yazar Vandana Shiva tarafından Buğday Derneği'ne iletilen yazıya göre, Çokuluslu Biyoteknoloji Şirketi Monsanto, bitki çeşit hakkını talep ettiği Türkiye kaynaklı Mor havucu pazara sürüyor. GDO'ya Hayır platformunun bir parçası olan Buğday Derneği'nin Yönetim Kurulu Başkanı Güneşin Aydemir, konuyla ilgili şöyle görüş bildirdi: “Yerli çeşitlerimiz sadece kültürel çeşitliliğimizin bir parçası veya gıda güvenliğimizin garantisi değildir. Yerli çeşitler aynı zamanda üreticiler elinde sürekli olarak kendilerini yenileyen ve ekolojik şartlara uyum sağlayan tohumları içerir. Dolayısıyla tohumlar, onları eken çiftçiler, ekildikleri coğrafya ile bir bütündür. Biyo-korsanlık, çeşitleri sadece genetik malzemeler olarak görmeye, toplumun bütününe ait olan -dolayısıyla da kimseye ait olmayan- bu zenginliği kendilerine mal etmeye, çiftçiliği köleleştirmeye çalışmanın adıdır ve ekolojik yaşam mücadelesi içinde olan herkesin bu konuda uyanık olması gerekir. Mor havuç örneği tohumların sadece çiftçilikle devam ettirilmesi değil aynı zamanda genetik materyal olarak topluma ait olması gerektiğini çok güzel anlatıyor. Yerli çeşitlerin sahiplenilmesi ile ilgili hukuki mevzuatın bu bağlamda ele alınması zaruridir.” Biyoçeşitlilik, tarım, biyogüvenlik gibi konularda danışmanlık hizmeti veren Prickly Research’ın (www.pricklyresearch.com) Genel Müdürü, 1994 yılından beri biyoçeşitlilik üzerinde çalışmalar yürüten Edward Hammond’ın 20 Şubat 2014 tarihinde kaleme aldığı yazı aşağıdaki gibi: 'Çoğu insan havucun turuncu olduğunu düşünür. Bu daha çok, 16. ve 17. yüzyıllarda Hollandalı bitki ıslahatçılarının, Hollanda krallığının rengini öne çıkarmak için havucu bu renkte üretmeleri ve böylece, havucun geleneksel rengi olarak turuncu rengin kabulüne yol açmış olmalarının sonucudur. Bitki ıslahçılarının 300 yıldır üzerinde durmadığı mor havucu, Monsanto’nun bağlı kuruluşu Seminis neden şimdi yeniden üretmeye kalkışıyor? Sebebi yoğun bitki yetiştiriciliği mi? Hayır. Genetik mühendislik mi? O da değil. Seminis, mor havucu pazara çıkarmak için dünyada renkli havuç üretimine ara vermemiş bir yer olan Türkiye’nin güneyine giderek buralı çiftçilerden tohum satın aldı. Basit bir eleme sürecinden sonra, şirket bu havucun kendisine ait olduğunu iddia etti ve hem ABD’de (US PVPA Sertifikası 200400327) hem de AB’de (EU CPVO Sertifikası 20050779) bitki çeşit hakkını (PVR) aldı. Sertifika, 1999 yılının Kasım ayında, eski bir Seminis temsilcisi John Wester’in Adana, Türkiye’de bir çiftçi pazarından açık tozlaşma ile üremiş yerel, yani çiftçiye ait havuç tohumu satın aldığını, bu tohumu Seminis havuç yetiştiricisine gönderdiğini, tohum paketinin üzerinde isim yazmadığını, bu nedenle “Türkiye menşeli Siyah Havuç” olarak isimlendirildiğini ifade ediyor. Ardından, kendi talebinden utanmışçasına, tohum derlemeyi aşağıdaki şekilde tarif ederek, köy pazarlarındaki tohumun kendi fikri mülkiyet hakkı için satın alınmış olmasını haklı gösteriyor. ‘’ABD tarım bakanlığının ve uzak, izole bölgelerden yabani bitki gen kaynakları toplayan bu gibi çalışmaları, yeni ve heyecan verici bir çeşitlilik sağladığından çok değerli çalışmalardır.” Yeni ve heyecan verici çeşitlilik deniyor, ama Seminis’in durumunda, tohum derlemesi çeşitliliği korumak amaçlı değil, fikri mülkiyet hakkı ve kar için yapılmıştı. Şunu da belirtmek gerekir ki Seminis, tarım alanın merkezinde yer alan 1,5 milyon nüfuslu Adana’yı uzak ve izole bölge olarak ileri sürmesi doğru değildir. “Türkiye menşeli Mor Havuç” olarak adlandırılan yerel çeşidin, Seminis’in fikri mülkiyeti olan Anthonina’ya dönüşmesi süreci hiç de karmaşık değildi. Mor Havuç herhangi bir türle melezleştirilmedi. Seminis yalnızca Türk tohumunu ekti ve filizlenenler arasından çabucak kendi amacına en uygun olanları, yani istenen kök şeklini sağlayan ve mor renkli bitkileri seçti. 2000 yılı sonları ve 2004 yılı başları arasında Kaliforniya’da altı nesil üretilmesi sonrasında, Mor Türk havucundan Anthonina’nın dolaysız elemesi tamamlanmış oldu. Bunun ardından Seminis, önce ABD’de, sonra da AB’de bitki çeşit hakkına başvurup bunu elde etti. Mor Türk Havucunun geçmişi hakkında başka neler biliyoruz? Bitki Çeşidi Hakkı savunucuları muhtemelen, Türkiyeli çiftçilerin Mor Türk Havucunu ekmeye devam edebileceklerini söyleyerek Monsanto’nun Anthonina’yı kendine mal etmesinde yanlış bir şey olmadığını savunacaklardır. Zarar verildi mi? Hayır. Türkiyeli çiftçilerin kendi havuçlarını ekmeye devam edebilecekleri doğru olsa da, konu bu değil. Tartışma bazı kritik konuların etrafından dolanıyor: İlk olarak, Seminis havucu kendine mal etmek için fazla bir işlemden geçirmiş değil. Anthonina, özellikle havucun en çok pazarlanabilir özelliği olan rengi açısından, özünde Türkiyeli çiftçilerinin melezlemiş olduğu tohum ile aynı. Monsanto esasen kendi melezlemediği şeyin Bitki Çeşit Hakkı’na sahip. İkinci olarak, fayda-paylaşımı da tamamen göz ardı edilmiş. Monsanto’nun, genetiği Türkiye’de olan kaynaklara (havuç tohumlarının ABD’ye gönderilmesinden iki yıl önce, 1997 yılında Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ni imzalamıştı) erişebilmiş olması ve bunlardan yararlanmaya devam etmesi mor havucu melezlemiş olan çiftçilere herhangi bir yarar sağlamıyor. Monsanto’nun, başka birinin getirdiği yeniliği sahiplendiğini belgeleyen bu olayda tohumun kaynağına ilişkin kilit detaylar ifşa oldu. Bitki çeşit hakkına başvuranların daha ağzı sıkı olduğu veya kaynak tohumları nereden elde ettiğinin sorulmadığı durumlarla ise daha sık karşılaşılıyor, bu da bitki çeşidi koruma yasasındaki çiftçilerin kaynaklarının ve getirdiği yeniliklerin çalınabilmesine yol açan kabul edilmez bir eksikliktir.”
Reklam
Mart Ayı Burç ve Astroloji Videoları
Lütfen burç yorumlarını 'Yükselen Burcunuza' göre de izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisine sorup hemen öğrenebilirsiniz.  Sorularınız için LÜTFEN TIKLAYIN  
Hem Zararsız Hem Lezzetli Atıştırmalıklar
Kalori hesabı yapmak hepimiz için can sıkıcı ama bir yandan da yemek yemek dünyanın en güzel şeylerinden birisi. O zaman hiç değilse önümüzdeki seçenekleri daha sağlıklı hale getirelim.Kadinca Özel
Takıntılı İnsanlardan mısınız?
Obsesiflik bir kişilik özelliğidir ve bu özelliklerin bir kişide bulunması anormallik sayılmaz. İleri düzeye taşınması ruh hastalığı sayılabilse de ufak tefek takıntılı davranışlar hemen hemen hepimizin hayatında yer almaktadır.
Reklam
Daha Sağlıklı ve Güzel Dudaklar
Daha sağlıklı ve güzel dudaklar için neler yapmalıyız? Su için Su, ağzımızın yanı sıra vücudunuz içinde en sağlıklı içecektir. Bol su tüketmeyi diyetisyenlerin de önerdiğini bilmekteyiz. Bizim su önerimiz bu sefer metabolizma için değil. Su içtiğinizde ağzınızın içi temizlenir ve çürük riski de azalır. Fakat şekerli ve asitli sular bu konuda bir işe yaramamakla beraber zarar da verir. Bu sular diş çürümesini hızlandırır ve diş etlerine hasar verir. Sakızın şekersizini seçin Vücudun ağız kokusuna karşı güçlü bir silahı bulunmaktadır. Tükürük! Ağız kokusuna karşı doğal bir çözüm! Ağzınız kurudukça kokunun daha etkili olduğunu hissedebilirsiniz. Sabahları nefesinizin kokmasının sebebi bu kurumadır. Gece tükürük üretim miktarının en aza inmesi nedeniyle ağzınız kokar. Sakızlar tükürük üretimini arttırır, bu yüzden kokusuna karşı kullanılabilir. Tabi şekersiz olması diş sağlımız için daha uygundur. Şekersiz ve ağız kokusuna karşı etkili bir tercih de yapabilirsiniz. Tarçının gücü Tarçının keskin kokusunu her yerde tanırız. Bunun sebebi kokusunun baskın olmasıdır. Kokusunun bu özelliği tarçını ağız kokusuna karşı çok etkili bir baharat konumuna sokar. Tarçın kokusu sebebiyle ağız kokusu ile savaşmaya çok uygun bir baharat olmakla beraber ağız temizliği içinde çok etkilidir. İçerisinde bulunan ve kokuyla savaşan maddeler bakteri oluşumunu da engeller. Kahve, kırmızı şarap ve çay tüketimini azaltın Sadece koku ve bakteriler değil görünümde oldukça önemlidir. Çay ve kahvenin ardından dişlerimizi fırçalamalı hatta bu içecekleri azaltmalıyız. Bu içecekler dişte lekelenmelere neden olur. Dişin yüzeyinde oluşan lekeler temizlenebilirken içeride meydana gelenler kalıcı renk değişimlerine sebep olur. Bu tip dişlerde leke bırakan içecekleri tüketirken pipet kullanmamız kötü etkileri bir miktar da olsa engelleyecektir. Söndür o sigarayı Sigara hakkında çok bir şey söylememize gerek yok aslında! Sigaranın ağız kokusundaki kötü etkisi içenler tarafından fark edilmese de biliniyor. Çevrenizdekiler söyleyemese de ağzınız izmarit gibi koktuğunun farkındalar. Ferah bir nefes için sigarayı bırakın. --------------------------------------------------------
Saçlarım Yağlı, Ne Yapmalıyım?
Modern ve koşuşturmaca içindeki hayat bazen istediğimiz kadar kendimize zaman ayıramamamıza neden olabilir. Dış güzelliğimizin önemli bir parçasını oluşturan saçlarımız da bundan nasibini alabiliyor. Peki saçlarımızı yıkamaya fırsatımız yok ve mutlaka dışarı çıkmamız gerekiyorsa ne yapabiliriz?Maşa kullanın. Bukleler her zaman daha havalı ve daha dikkat çekicidir. Biraz da sprey ile tamamdır.Dağınık topuz yapın. Toplamadan önce de biraz saçlarınızı öne eğip kabartırsanız daha da dolgun görünecektir.Renkli saç bantları kullanın. Bu hem dikkati saç bandına verecek hem de saçınızın yağlı olduğunun farkına varılmasını önleyecektir.Kuru şampuan kullanın. Her zaman tercih edeceğiniz bir şey olmayabilir ama iki ayağınız bir pabuca girdiyse özellikle kahküller için kurtarıcı olacaktır.Büyük tokalar kullanın. Biraz cesaretin hiçbir sakıncası yok. Renkli büyük çiçekli tokalar da birkaç bukle ile bambaşka bir hava verecektir.
Cinsel Gücü Artırıcı Besinler
Cinsellikle E vitamini arasında ilişki olduğu konusunda pek çok iddia vardır. Çalışmalar erkeklerde ve dişilerde do­ğurganlığı artırdığını ve erkeklik gücünün yenilenmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Erkeklerde ve kadınlar­da cinsel isteği kuvvetli bir şekilde etkilediği henüz kanıtlanmamıştır. Bir başka dikkate değer seks besini çinkodur. Bir erke­ğin vücudunda en yüksek çinko oranı prostatta bulunur ve mineralin yetersizliği testikular körelmeye ve prostat sıkın­tısına neden olabilir. Eğer libidonuzu artırmak ya da sadece geceleri cinsel ya­şantınızı canlandırmak istiyorsanız aşağıdakilerden bazıları­nı günlük diyetinize ekleyiniz: Kuşkonmaz Yulaf (Avena sativa) Avokado Arpa Bira mayası Kakule Havuç Tarçın Kişniş Döllenmiş tavuk yumurtası Ginkgo biloba Ginseng Kava Kava İstiridye Çamfıstığı Ayva Sarsaparilla (saparna kökü) Shiitake mantarı Soya gıdaları..haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Reklam
Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve Mineraller
B1 vitamini Ortalamanın üzerindeki miktarlar (thiamin)   depresyon ve endişe krizlerini hafifletmeye yardımcı olur.B6 vitamini Dopamin ve norepinephrin gibi doğal (piridoksin) antidepresanların yeterli üretimine yardım eder.Pantotenik asit  Doğal bir gerilim azaltıcıdır.C vitamini stresle mücadelede esastır.Depresyon ve Stresle Mücadele Eden Vitamin ve MinerallerB12 vitamini sinirliliği azaltmaya, konsantrasyonu artırmaya, enerjiyi yükseltmeye ve sağlıklı bir sinir sistemini korumaya yardımcı olur.Kolin sinir tepilerini beyine gönderir ve sakinleştirici bir etki üretir.E vitamini  beyin hücrelerinin ihtiyaç duyulan oksijeni almasına yardım ederFolik asit yetersizliklerinin zihinsel hastalığa katkıda bulunan faktörler oldukları bulunmuştur...haber kaynağı: 724saglik.org/vitaminler
Kıvanç ve Sevgilisi İlk Kez Aynı Karede!
Dizi ekibi,Kıvanç Tatlıtuğ ile Farah Zeynep Abdullah'ın romantik öpüşme sahnesinin damgasını vurduğu bölümü çekimlerin devam ettiği St. Petersburg’da izledi.kaynak:http://gecce.com/
Reklam
Halı Saha Maçlarının Klasikleşen 17 Serzenişi
Halı saha maçları Türk erkeğinin en önemli sosyal aktivitesidir.   Küçükken odasının duvarlarını sevdiği takımın posterleriyle donatan, evin içinde çoraptan top yapıp oynayan çocuk büyüyünce futbolcu olma özlemini bir nebze de olsa halı saha maçı yaparak dindirir. Halı saha maçlarının 0-0 biteni görülmemiştir, duyulmamıştır. Ve her defasında aynı serzenişlere sahne olur..
En Trend Oje Renkleri
Uzaktan bakınca siyah gibi ama yakından çok daha fazlası olan koyu tonlardaki ojeler bu sezon çok moda. kaynak:http://www.bellasugar.com/
Reklam