İstanbul'dan Kaçmak İçin Yakın Yerler; KIRKLARELİ
Kırklareli;Nazardan kaçırılmış doğası, zengin tarih ve kültür varlıkları, Karadeniz'deki uzun ve kimi yerde pudra tozu misali kumsallarıyla donatılmış dingin denizi, Rumelili hissedişi yüksek bal yürekli insanları, engin mutfağı ile bu lezzetlere ev sahipliği yapan pek çoğu doğanın koynunda yer alan lezzet duraklarıyla, İstanbul'un insanı boğan keşmekeşinden kaçmak isteyenler için eşsiz bir seçenektir.Keşfetmeye var mısınız ?KırklareliKırklareli Gezi Rehberi
"Ben Doldum, Gelip Toplayın" Diyen Çöp Konteyneri
Turkcell ile işbirliğine giden Konya Selçuklu Belediyesi, atık konteynerlerinin ne kadar dolu olduğu ve sıcaklığı gibi değerleri uzaktan takip edip yönetebiliyor. Doluluk oranı artan konteynerler, durumlarını kısa mesaj yoluyla merkeze ileterek anlık bilgi verebiliyor.Konya Selçuklu Belediyesi, Turkcell’in desteğiyle hayata geçirdiği Atık Scada Sistemi Projesi’yle şehrin tamamına yayılmış atık konteynerlerini anlık olarak takip edebiliyor. Turkcell’in makineler arası iletişim teknolojisi (M2M), çöp konteynerlerinin yüzde 75 doluluk oranına ulaşılması durumunda merkeze SMS ve e-posta ile uyarı bilgisi ileterek ekiplerin yönlendirilmesini sağlayabiliyor, kül ve izmarit kaynaklı sıcaklık yükselmelerini merkeze bildirilerek konteyner zararını minimum seviyeye indirebiliyor.Selçuklu Belediyesi’nin atık konteynerlere yerinde ve zamanında müdahalesini mümkün kılan teknolojiyle iş gücü verimliliği ve zamandan tasarruf sağlanırken, aynı zamanda bölgelerin atık üretme alışkanlıkları tespit edilip, bu konusundaki yatırım planlamaları daha doğru verilerle yapılabiliyor.Enerjisini güneşten alıyorÇevre dostu bir teknolojiye sahip Atık Scada Sistemi, enerjisini güneşten alıyor ve ekstra kablolamaya ihtiyaç duymuyor. Sistem, sadece çöp konteynerinde bulunan atık miktarı seviyesini değil, aynı zamanda tıbbi atık ve atık yağ toplama birimlerini de yönetebiliyor. Mevcut altyapı yatırımının değiştirilmesine gerek kalmadan, hali hazırda kullanılan konteynerlere, araçlara ve diğer unsurlara rahatlıkla monte edilebilen ve şu anda Selçuklu Belediyesi’nin 15 konteynerinde uygulanan teknoloji, yakın zamanda toplamda 3.850 çöp konteyneri için de kullanılacak.Sistem nasıl çalışıyor?Sistem bir sensör grubu, mikro işlemci, GSM haberleşme modülü ve bataryası bulunan güneş panelli güç sisteminden oluşuyor. Ölçülmek istenen veriye göre sensörler ve ölçme sistemleri sisteme dâhil edilebiliyor. Bilgi girişleri isimlerinin, kullanıcı tarafında oluşturulabildiği veya değiştirilebildiği proje esnek bir yapıya sahip. Konteyner adres bilgisi ise GPS sisteminin kullandığı koordinat verisinden elde ediliyor. Sensörlerden toplanan bilgiler mikroişlemci modülünde işlendikten sonra ana sunucuya gönderiliyor. Kullanıcılar da internet üzerinden, sabit veya mobil terminallerle izleme ve komut gönderiminde bulunup, sunucu yazılımı üzerinde bulunan esnek adres sistemi ve özet – anlık raporlarla konteynerlerde anlık planlama - denetim yapabiliyor.Bilgi Çağı
Ermeni Ustadan 'Allah'ın Adları' Rekoru
Türkiye'nin Ermeni vatandaşlarında 22 yıllık kuyum mıhlama ustası Şenol Vayvalako, 7 yıl önce rüyasında Hz. Muhammed'i gördükten sonra Müslüman oldu. Vayvalako, 4.5 yıllık çalışmayla 15 bin Star Daimond taşını tek tek işleyerek, Allah'ın 99 adı olan 'Esma'ül Hüsna'nın yer aldığı bir eser ortaya çıkardı. ANTALYA - Antalya'nın Muratpaşa İlçesi'nde oturan 1 çocuk babası, Ermeni asıllı Türk vatandaşı kuyum mıhlama ustası 40 yaşındaki Şenol Vayvalako, 7 yıl önce rüyasında Hz. Muhammed'i gördüğünü ve bunun üzerine Müslümanlığa geçtiğini söyledi. Yaşadıklarının herkese nasip olamayacağını belirten Şenol Vayvalako, “O rüyadan sonra kendimi çok değerli gördüm. İslam için bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Esma'ül Hüsna konusunda karar kıldım. Ancak yapılıp yapılamayacağına karar vermem 1 yılımı aldı. Danıştığım kişilerin bana verdiği cevap, bunun yapılamayacağı yönündeydi. Ama ben yine rüyama inanarak evimi, arabamı satıp bu işi yapmaya karar verdim. Allah da bana nasip etti, yaptım. Yaklaşık 5 yılımı aldı. Bu dünyada bir ilk. Böyle bir eseri tasarlayıp yapabilen kimse çıkmamış' diye konuştu. AFRİKA'DAN ABANOZ AĞACI, GÜMÜŞ VE ALTIN KAPLAMA Eser hakkında da bilgi veren Şenol Vayvalako, şunları söyledi: “Afrika'dan abanoz ağacı getirttim. Fırına koyduktan sonra 1 yıl beklettim. Bu ağaçta hiçbir boyama, renklendirici yok. Ağacın içini oyup, şekil verdiğim metale desenleri tek tek işledim. Arkasına işlemelerle birlikte altın kaplama yaptım. Üstünde yaklaşık 7- 7.5 kilogram gümüş var. Her birini 18 gram altınla kapladım. Arkasını 22 ayar altınla kapattım. Ortaya, yekpare tek bir pano çıktı. Bu eser yağlı boya değil, kazıma, oyma değil, başlı başına bir tasarım. Eserin üzerine işlediğim taşlar laboratuvar üretimi. Star Daimond denilen bir taş. Yaklaşık 15 bin adet taş kullandım.' GUİNNESS REKORLAR KİTABI'NDAN HABER BEKLİYOREserin Guinness Rekorlar Kitabı'na girmesi için başvurduklarını sözlerine ekleyen Vayvalako, şöyle dedi: “Rekorlar Kitabı yetkilileri, bize daha önce böyle bir eserin yapılmadığını söyledi. Birkaç gün içerisinde Guinness Rekorlar Kitabı'ndan da haber alacağız. İnşallah o kitaba da gireceğiz. Türkiye 'yi tüm dünyaya tanıtıp, adımızı duyurmuş olacağız. Dünyada eşi benzeri olmayan bir eser ortaya çıkardığını iddia eden Vayvalako, “Özellikle Arap ülkelerindeki şeyhler, milletvekilleri almaya geldi. Bu eserin Türkiye'de ekspertiz değerinin belirlenmesini istiyoruz. Ben kar marjı gözetmiyorum. Bu eserden gelecek parayla Kuran-ı Kerim'i ayet ayet yazmak istiyorum' diye konuştu. Kısa süre önce yaşadığı deneyimleri de paylaşan kuyum mıhlama ustası Vayvalako, konuşmasını şöyle tamamladı: “Ben bir yola girdim. 4.5 yıl hiçbir gelirim olmadan sadece bu eseri yaptım. Ben Ermeniyim, Hıristiyandım. Kuran ve İncil yanımda. Rüyamda peygamber efendimizi görüp, 'Hayır ben bu işi yapmıyorum' diyemezdim. Şimdi bunu verip daha büyüğünü yapmak istiyorum.' Süleyman EKİN/DHA
Sokaktaki Çocuklar "Tehlikeli Değil Tehlikedeler" Dedirten 32 Fotoğraf
Uluslararası Genç Liderler ve Girişimciler Derneği ( Junior Chamber International - JCI) Karşıyaka Şubesi, İzmir Fotoğrafçılar Odası Başkanı Murat YAVUZ'un desteğiyle Bir Hayal Bir Gelecek Projesiyle toplumda pozitif değişimi sağlamak ve dezavantajlı , risk altındaki çocuklarımız için görsel farkındalık yaratmak amacıyla bir fotoğraf sergisi gerçekleştirdi. Toplamda 32 fotoğraf sanatçısının eserinin yayınlandığı sergi de dereceye giren 4 sanatçıya elmas.com'un desteği ile ödüller verildi. İşte serginin o çok özel 32 Fotoğrafı!
Tekfur Sarayı'nda ‘Restorasyon Felaketi’
Restorasyona alınan 1000 yıllık Tekfur Sarayı’na ahşap pencere, alüminyum korkuluklar eklendi. Klima, merdiven ve çatı yapılarak kapalı bir mekâna dönüştürüldü. Uzmanlar Ortaçağ’dan kalan bir yapıya yapılan müdahaleleri “felaket” olarak nitelendirdi Bizans İmparatoru Porfirogenetos’un emri ile bin yıl önce yaptırıldığı tahmin edilen Tekfur Sarayı, 12.yüzyıldan İstanbul’un fethine kadar Bizans’ın yönetildiği Blakernai Saray Kompleksi’nin içindeydi. Dünyaca ünlü Kaşıkçı Elması’nın çöplüğünden çıktığı rivayet edilen Tekfur Sarayı, İstanbul’un fethinden sonra çeşitli amaçlarla kullanıldı. 18. yüzyılda çini, 19. yüzyılda cam imalathanesi olarak kullanılan ve 1864 yangınında büyük zarar gören saray, uzun yıllar harabe halinde kaldıktan sonra 2002’de restorasyona alındı. İhaleyi Alpek Müteahhitlik firması kazandı, mimarlığını ise Şirin Akıncı üstlendi. 10 yıllık restorasyon çalışmalarında sona gelinirken, bin yıllık maziye sahip saraya monte edilen ahşap camlar ile teras kısmına konulan alüminyum korkuluklar görenleri şaşırttı. Mert İnan'ın Milliyet'te yer alan haberine göre, orjinal yapıya monte edilen bu eklentileri eleştiren sanat tarihi uzmanları, yapıya ayrıca merdiven eklenmesini ve çatı yapılarak kapalı bir mekâna dönüştürülmesini büyük bir hata olarak değerlendirdi. Restorasyona yönelik eleştiriler ve yanıtları şöyle; ‘Temalı tatil köyünü andırıyor’ Mimarlık Tarihçisi Prof. Dr. Uğur Tanyeli; “Restore edilen eser adeta yeni bir bina haline getirilmiş. Tarihsel nitelik kaybedilmiş, yeni bir Bizans eseri ortaya çıkmış. Sarayın restore edilmiş haline baktığımda Antalya’daki temalı tatil köylerinden farksız görüyorum. Ahşap camlar da neyin nesi! Bizans yapısında ahşap pencere mi olur? Merdivenlerin nereden çıktığı tam olarak bilinmiyordu. Restorasyonda merdivenler eklenmiş. Soğuk demirciye yaptırılan parlak korkuluklar gülünç olmuş. Bu kadar kolay hoyratlık olmaz. Ortaçağ’dan kalan bir yapıyı adeta yeniden inşa etmişler.” ‘Restorasyon felaketi’ İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Engin Akyürek; “Bizans saray mimarisi konusunda önemli bir bilgi kaynağı olan yapının başına ne yazık ki ‘restorasyon felaketi’ geldi. İnşaat alanına konulan tabeladaki başlık, ‘Tekfur Sarayı Tamamlama İnşaatı’. Sadece dört beden duvarı kalmış olan yapı, mevcut haliyle konsolide edilip korunmak yerine tamamlanıyorsa, özgün niteliği yok olacak demektir. Bütün pencereler orijinal biçimleri bilinmemesine karşın, çift camlı pencere kanatları takıldı. Üçüncü Şapel dışarıdan algılanmayacak biçimde tamamlandı. Şapelin harika mimarisi dışarıdan bakıldığında kolayca algılanıyorken, artık bu görüntü fotoğraflarda kaldı. Şimdi şapel bina duvarına asılmış bir kutu gibi duruyor. Yapıya son darbeyi de vurmak üzere getirilen çok sayıda büyük boy klima cihazı, yapının tasarlanan işlevi konusunda fikir veriyor. Bu yapı, artık 12. yüzyıl Bizans sarayı kalıntısı olmaktan çıkmış, mimari bütünlüğü ve özgünlüğü bozulmuştur. Ne yazık ki çok değerli tarih yok olmuştur. Bütün bunlar da bir ‘bilim heyeti’nin öneri ve onayı ile yapılmıştır.” ‘İnfial uyandırdı’ Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr.Zeynep Ahunbay: “Mimar Sinan Üniversitesi 1990’ların sonuna doğru sarayı bir kalıntı olarak korumayı öngörürken, şu anda uygulanan proje sıradan bir yapı gibi yeniden yapıma yöneldi. Önceki proje Sadettin Tantan’ın Fatih Belediye başkanlığı döneminde ortaya çıkmış; sarayın görkemli cephesini bir fon olarak kullanarak, avluda konser ve kültürel etkinlikler yapmak üzere geliştirilmişti. Son projede ise üst seviyelerine ulaşılan bir kapalı mekan yaratılma yoluna gidildi. Bu kadar önemli bir eserin ikinci derece tarihi eser muamelesi görmesi üzücüdür. Bu eserin cahil cesaretiyle, özgürce bütünlenmesi Bizans uzmanları, arkeologlar ve mimarlar arasında infial uyandırmıştır.” ‘Çalışmanın her aşaması belgelendi’ Tekfur Sarayı’nın restorasyonunu yürüten mimar Şirin Akıncı sözleşme gereği açıklama yapamayacağını belirtti. İBB ise eleştirilere şöyle yanıt verdi; “Sarayın 3 boyutlu tarama ve belgeleme çalışmaları yapıldı. Zemin kotlarının tespit edilebilmesi için Koruma Kurulu’ndan gerekli izinler alınarak İstanbul Arkeoloji Müzesi tarafından kazı çalışması hayata geçirildi. Kazıda çıkan buluntular belgelendikten sonra Koruma Kurulu’na verildi. Bizans ve koruma konusunda uzman kişilerden bir bilim heyeti oluşturuldu. Çalışmalar bu bilim heyetinin görüşleri doğrultusunda ilerlemektedir ve her aşaması belgelenerek, imalat detayları bu doğrultuda hazırlandı.” Mert İnan | Milliyet
Protein Tozu Nasıl Kullanılmalıdır?
Protein tozlari oncelikle besin kaynagidir.Adi ustunde sporcu gida takviyesidir.Bir sporcunun protein tozu kullanim soyledir; Sabah Kalkar Kalkmaz: Bunun nedeni insan vucudu uykudayken buyume hormonlari salgilanir.Ve vucut onarilir ve gelisir.Bunlari yapabilmek icinde vucudumuzdaki besin depolarini kullanir.Bu yuzden sabah kalkildiginda vucut bein ihtiyaci duyar.Sabah kahvaltisi da bu yuzden vazgecilmez ogunumuz olmasi gerekir.Fakat kahvaltida yenen besinlerin kana karismasi uzun surecegi icin kalkar kalkmaz protein tozu tuketilebilir.Protein tozu daha hizli olacagi icin vucudunuzun isteklerini cabuk yanitlamis olacaksiniz. Öğünlerin Arasında: Eger kas kaybi yasamak istemiyorsani vucudunuzu iyi beslemelisiniz.Kesinlikle uzun sure ac birakmamalisiniz.Eger ogunlarinizin arasinda uzun bir zaman varsa kesinlikle protein tozu kullanmalisiniz.Antrenmandan Önce: Antrenmandan yaklasin 1 saat once protein tozu kullanilmali.Bunun nedeni ise antrenman suresince vucudumuz besin depolarini tuketecektir.Biz ise antrenmanda kas kaybini minimum seviye tutmak icin oncesinde depoyu fullemeliyiz. Antrenmandan Sonra: Antrenmanda harcana eforla birlikte kaslarimiz besin depolarimizi tuketmis olur.Vucut uzun sure bu ihtiyaci gideremesse buyuk bir kas kaybina ugrar.Bu yuzden antrenmandan hemen sonra protein tozu kullanilmalidir.Akşam Yatarken: Vucudumuz uykuda bir nevi 8-10 saatlik bir oruca girer.Nasil ki biz oruc tutmadan once sahur ile deolari dolduruyorsak yatmadan oncede protein tozu kullanarak depolari doldurmaliyiz.Protein tozunu sut ile kullanmayi tercih etmeliyiz.bunun nedeni ise sutun suya gore daha gec kana karismasi boylece aldigimiz proteinin harcanmasini zamana yaymis oluruz.
Dünya Sağlık Örgütü Ebola Salgınını 'Acil Durum' İlan Etti
Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Batı Afrika’daki ebola salgınını uluslararası kamu sağlığı için “acil durum” ilan etti ve salgına karşı uluslararası eşgüdümlü tedbir alınması gerektiğini açıkladı. Dört ülkede 1.000′e yakın kişinin ölümüne neden olan ebola salgınını “olağanüstü bir durum” olarak nitelendiren WHO, söz konusu ülkelerde virüsün yayılımının “özellikle ciddi” olduğunu belirtti. Ebola salgını nedeniyle düzenlenen iki günlük olağanüstü toplantının ardından yapılan açıklamada, şöyle denildi: “Ebolanın uluslararası yayılmasını durdurmak ve geriletmek için eşgüdümlü bir uluslararası çaba hayati önem taşımaktadır.” REUTERS
Çocuksuz Kadınların Duymaktan Bıktıkları 12 Şey
'Çocuk sahibi olmak' hayatınızdaki yegane amaç olmadığı zaman, bu durum çevrenizdeki çoğu kişi tarafından ciddiye alınmadığı gibi, bir de bu kişiler, tuhaf şekilde kendilerinde bu duruma müdahale etme hakkı bulurlar. Bir kadının, BİREY olarak istediği gibi hayatını sürdürme hakkı vardır ve çocuk sahibi olmak zorunda değildir. Ancak maalesef çocuk sahibi olmamayı tercih etmiş kadınlar olarak, çevremizde toplumda bunu algılamakta zorluk çeken birçok kişiyle karşı karşıya kalıyoruz. İşte çocuğu olmayan kadınların duymaktan bıktıkları 12 şey;
Kakao Yağı Selülitlere İyi Geliyor
Bronzlaşmak için kullanılan kakao yağının ayrıca çatlaklara ve selülitlere de iyi geldiği ifade edildi.Kayseri’de şifalı bitkiler satıcısı emekli öğretmen Alaattin Güler, kakao yağının bronzlaşmaya birebir olduğunu belirterek ’12 senedir bu işi yapıyorum. Daha önce öğretmenlik yıllarımda bu işi yaptım. 5 çeşit bitki vardı, onları pazarlıyordum. Vatandaşa tanıtımı yapıp öyle veriyorduk. Kakao yağı bronzlaşmaya yarar. Kakao yağı doğum öncesi ve doğum sonrasında oluşan selülitleri yok eden bir yağdır’ dedi.kaynak: 724saglik.org/sağlık haberleri