Bu Eserlere Bakmadan Geçmeyin
Miro'dan Banks'ye, Ai Weiwei'den Anish Kapoor'a, Nuri Bilge Ceylan'dan Marina Abramovic'e dünya sanatının yıldız isimlerini İstanbul'a getiren Art Intentaional sanat fuarı Haliç Kongre Merkezi'nde açıldı. Cem Erciyes, pazar günü sona erecek fuarı gezdi ve dikkat çeken eserleri yazdı.Duyarsız
El ve Tırnak Bakımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Ellerimiz özellikle kadınlar için çok önemlidir. Güzel ve bakımlı görünmelerinin bizde ve çevremizde iyi etkileri de doğmaktadır. Tabi tüm bunların yanı sıra iyi bakılmayan eller de de fazlası ile sorun oluşabilmekte ve bu sorunlarla baş etmek zaman ile zorlaşabilmektedir. Günümüzde kuaföre gitmekte zamanı olmayan iş hayatın da yoğun olan kişilerin evde de kısa zaman içerisinde yapabilecekleri bakımlar ve dikkat etmeleri gereken durumlar vardır. Bunlar gerçekleştirildiği sürece gayet iyi sonuçlar alınmaktadır. Ellerimiz ayaklarımızı gibi diller bolca hava alabiliyorlar rahatlar bu göz önünde bulundurulduğun da güzel olmasına rağmen günlük hayatta hemen hemen her şeyde ellerimizi öne sürmekteyiz ve ellerimize de zarar veren durumlar bulunmaktadır.Öncelikle ellerimize nelerin zarar verdiğini bir düşünün.Aşırı sıcak ya da aşırı soğuk sularEvde temizlikte kullanılan temizlik ürünlerinin eldivensiz kullanımı..
Tam 50 Topuz Modeli İle En Şık Seçenekler
Zerafete, şıklığa önem veren hanımların en çok tercih ettiği saç modellerinden birisi kesinlikle topuz. Birçok kadının düşündüğü gibi belki de herkeste yakışmaz topuz, ancak yakıştığında da çok güzel durur. Geçmiş senelerin aksine 2015 ile birlikte topuz saç modelleri konusunda oldukça farklı kreasyonlar göreceğiz. Marjinal ve minimal tarzda topuzlar, aksesuarlar ile bezenmiş topuz saç modelleri önümüzdeki yıl karşımıza çıkabilir.2015 topuz saç modelleri şimdiden ortaya çıkmaya başladı! Tumblr, Wehearthit ve Pinterest gibi moda ikonlarının yoğun kullandığı mecralarda topuz modasının 2015’te nasıl bir yol izleyeceğini rahatlıkla görebilirsiniz. Her türlü kombine uyan topuz modelleri ile tüm bakışları üstünüzde toplamak istiyor musunuz?Hazır olun, Modakan olarak sizler için 2015 topuz saç modası na yön verecek tam 50 saç modeli ele aldık ve yüksek çözünürlüklü fotoğrafları size galeri olarak sunuyoruz.
27 Eylül 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Evliliğinde Tecavüze Uğrayan Kadınlar
Gündelik hayatta tecavüz denilince akla ilk gelen; bir kadının herhangi bir anda ve yerde tanımadığı bir erkek tarafından cinsel şiddete maruz kalmasıdır. Bu tanım doğru olmakla birlikte eksiktir. Çünkü ülkemizde pek çok kadın aynı evde aynı yatakta uyuduğu eşleri tarafından da tecavüze maruz kalmaktadır.Karşılıklı uzlaşmayı içermeyen, vücuda zarar verme tehdidi ve güç kullanılarak yapılan oral, anal ya da vajinal ilişki olarak tanımlayabileceğimiz evlilik içi tecavüzler genellikle 3 şekilde gerçekleşir.1-Tamamen yıkıcı tecavüz: Koca, örneğin tecavüz etmeden birkaç dakika önce eşini dövmüştür ve bunun hemen arkasından onunla cinsel ilişkiye girer. Daha doğrusu tecavüz eder, tecavüz esnasında da fiziksel şiddet uygulamaya devam eder. Burada erkeğin temel amacı cinsel ilişki ve doyum değil karısını her açıdan yıkmak, sarsmak ve öfkesini kusmaktır. Cinselliği bir cezalandırma aracı olarak kullanır. Kadının uğradığı fiziksel ve duygusal şiddetin devamı olarak bir saldırı amaçlı tecavüzdür.2-Güç amaçlı tecavüz: Bu durumda fiziksel bir şiddet yoktur. Amaç, erkeğin eşi üzerindeki güçlülüğünü ona cinsel olarak da göstermesi, ‘evde kimin otorite olduğunu’ ispatlamaya çalıştığı durumlardır. Bu tecavüz türü,  karısının cinsel ilişkiyi istememesi ya da reddetmesi durumunda erkeğin zorla ilişkiye girmesi durumlarında geçerlidir.3-Patolojik tecavüz: Erkek eşinden olağan dışı, sapkınlık içeren ya da acı verici şeyler yapmasını ister. Cinsel ilişki şiddet içerikli ve olağan dışıdır. Bu erkekler çoğunlukla hayat kadınları ile olan ilişkilerinde bunu daha rahat ve sınırsızca yapma eğilimindedirler. Örneğin, karısının başka bir erkekle ilişkiye girmesini ve kendisinin bunu seyretmesi, eşini grup seks yapmaya zorlama, cinsel ilişkiyi çocuklarının  önünde gerçekleştirme, sado-mazoşist içerikli cinsel ilişkiler bu gruba girer.Evlilik sürecinde maruz kalınan tecavüzlerde tıpkı diğer tecavüzlerde olduğu gibi kurbanda olumsuz duygular ve sonuçlara yol açar. Eşi tarafında tecavüze uğrayan kadınların çoğunda kendisine olan saygısının düşmesine, yoğun kaygılara, korkulara, suçluluk duygusuna,cinsel işlev bozukluklarına, eşten nefret etmeye, uyku ve yeme bozukluklarına ve intihar düşüncelerine yol açmaktadır. Evlilik içi tecavüze maruz kalan kadınların yüzde 50 ila 80 arasında değişen oranda depresyon yaşadıkları görülmüştür.Eşi tarafından tecavüze uğrayan kadınlar, eşlerini şikayet ettiklerinde yakın çevreleri tarafından dışlanmaktan ya da çocuklarının bakımını kocaları olmadan sürdürememekten korkarak susarlar. Özellikle cinsel bilgi ve deneyimden yoksun olan kadınlar yaşadıklarını çoğu zaman bir tecavüz olarak adlandıramaz bunun bir kadınlık görevi olduğunu zannederler. Zaten toplumuz bu gibi durumlar içi yeterince tecavüz mitlerine sahiptir;‘Kadınlık vazifeni yapmazsan başına gelenleri hakedersin’‘Kocasına karşı gelen kadın her şeyi hakeder’‘Dayak yemek kadının hatasıdır’‘Adamın çok üstüne gidersen hak edersin bunları’‘Sarhoşsa istemiştir canım ne var bunda’Tecavüz mitleri erkeklerin cinsel saldırganlık içeren davranışlarının inkar edilmesine ya da toplum tarafından kabul edilebilir şekilde onaylanmasına hizmet eder. Otoriteye itaat eden, aşırı muhafazakar, katı değerlere sahip kadın erkek rollerine bağlı kültürler tarafından yaratılır ve sürdürülürler. Şiddet, erkekler için güçlü olmak,eşi kontrol etmek, çatışmaları çözmek, son sözü söyleyen insan olmak terk edilmeyi engellemek, atalarımızdan öğrendiklerimize uygun davranmak kısacası ‘erkeklik’ rolünü sürdürmek ve korumak için önemli bir araçtır. Ortaya şöyle bir durum çıkmaktadır; evliliğinde yukarıda saydığımız tecavüz şekillerine maruz kalan kadın evine ekmek getiren erkeğine karşı kendini sunmak zorundadır bu onun kadınlık vazifesidir.Ülkemizde kağıt üzerinde yapılan değişikliklere rağmen, pratikte kadınlarımız gündelik hayatlarında ayrımcılığa uğramaya devam ediyorlar, şiddete maruz kalıyorlar, erken yaşta evlendiriliyorlar ve evliliklerinde tecavüze uğruyorlar. Bu nedenle kadını yok sayan, ona şiddet uygulayan veya onu bir meta olarak algılayan tüm zihniyet ve yapılara karşı yılmadan mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor. Evlilikteki ya da birliktelikteki tecavüzün önlemesi için toplumun her kesimine, sivil toplum kuruluşlarına, devlet kurumlarına ve medyaya görevler düşmektedir. Birliktelikteki ya da evlilikteki cinsel şiddet, tecavüz ve saldırganlığı durdurma öncülüğü ve sorumluluğu kadına aittir.Öncelikle kadının; Zihnindeki tecavüz tanımını değiştirmesi, Cinselliği bir görev olarak görmemesi, cinselliğin zorlamayla olamayacağını anlaması ve anlatması, Sevgi, arzu, haz, şefkat ve bütünlüğün cinselliğin birer parçası olduğunu bilmesi ve öğretmesi,  Korku, kaygı ve suçluluk duygularının ortaya çıkmasına neden olan cinselliğin sağlıksız bir cinsellik olduğunu özümsemesi ve gereken durumlarda resmi kurum ve kuruluşlardan  yardım istemesi gerekmektedir.
Gebelikte Cinsellik
Bebek bekleyen çiftler hamileliğin getirdiği heyecan ve coşkuyu yaşarken bebeklerini ve kendilerini bekleyen sürece dair yüzlerce soru sorarken, genelde bilmedikleri ve utandıkları için doktorlarına soramadıkları bir soru ile karşı karşıya kalırlar;Gebelikle beraber cinsellik sonlandırılmalı mıdır, yoksa cinsel hayatın devamı  mümkün müdür?Özellikle cinsellik konusunda bilgilendirme soru sormaya bile çekindiğimiz  bizimki gibi toplumlarda gebelik sürecinde  cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inançlar  ve asılsız korkulara bırakmasına neden olmaktadır. Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Hamilelik psikolojik ve fiziksel birçok değişimin olduğu bir dönemdir. Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden,  bebeği korumak uğruna korkuların takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin açık, samimi ve anlaşılır şekilde kurulması bebek bekleyen çifti rahatlatacağı gibi anne karnındaki  bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlayacaktır.Anne- baba adaylarının en sık merak ettiği sorular ve cevapları şunlardır;-Hamileliğin ilk aylarında cinsel ilişki düşüğe neden olur mu?Hayır. Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir tıbbi sorundan kaynaklanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır.-Gebelikte cinsel istek azalır mı?Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Özellikle kokulara karşı artmış hassasiyet bile cinsel isteği olumsuz etkileyebilir. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Gebeliğin ilk üç ayından sonra normale döner. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır.-Orgazm olmak bebeğe zarar verir mi?Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur. Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz.-Gebelikte cinsel ilişki erken doğuma neden olur mu?Cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir. Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Genel olarak erkek ejekulat sıvısındaki prostoglandinlerin artık olgunlaşmış ve reseptörleri gelişmiş olan rahimde hafif  kasılmalara yol açabileceği bilinmelidir. Bunlar geçici kasılmalardır ve normal seyreden bir gebelikte bebeğe bir zararı olmaz. Fakat özellikle son üç ay doğumun yaklaşması nedeniyle kadında beliren doğum korkusu, endişe ve heyecan  bu kasılmalar nedeniyle artabilir.Eğer anne adayının cinsel ilişkiye girmesine engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum takipleriniz esnasında hekiminiz tarafından size zaten bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi  gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini dair doğru bilgileri edinmesidir. Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik,  kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve eşsiz deneyimdir. Bu güzel döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmez.
Reklam
Birbirinden Eğlenceli  Anonim 6 Deyim ve Açıklaması
Bor’un pazarı salı günleridir. Bir gün önceki pazartesi günü hazırlık günü olup, yöresel deyimle “Deripazarı” dır. Asıl pazar gününe de Ulupazar denir. Deri pazarı günü, otuz kırk kilometre uzaktan gelecekler ve salı günü pazara yetişeceklerin hazırlık günüdür. İlçeye, bu deri günü gelenler, ertesi günün yoğun işlerinden bir kısmını görürler. Bu hazırlık günü çalışmaları, yaz ve kış mevsimine göre değişiklik gösterirdi. Sonbaharın yazdan kalma bir günü, erken saatlerde, kırk kilometre uzaktaki köyünden çıkan bir pazarcı, Bor’un bağlarına girdiğinde, geçmiş ikindi zamanıdır. Molayı, yıkılmış kerpiç duvarın içeri girdiği Pınarbaşı mevkiindeki, Tütüncü Hasan’in bağına verir. Eşeğini de dinlendirmek için indirdiği yüke sırtını dayayıp da pazardan alacaklarının hesabını yaparken, içi geçer ve derin bir uykuya dalar. Eşşeği önündeki yiyecekleri çoktan bitirmiş, bağlı bulunduğu ağacın kabuklarını kemirmeye başlamıştır. Deri pazarı gününün ikindi zamanı başlayan uyku gece de sürdüğü gibi, Ulupazar gününün, yani salı gününün ikindisine uzanır yirmibeş saatlik bir uykudan uyanan pazarcı, halinde bir değişiklik hissetmeden şehrin yolunu tutar. Tutar amma, yollarda bir başkalık var, pazara gidenlere rastlayacağı yerde, pazardan dönenleri görür. Dönen bir pazarcıya, merakla sorar; Neden Ulupazarını almadan dönüyorsunuz? Pazarcı ertesi günün Niğde pazarını işaretle;” Geçti Bor’un pazarı , sür eşeğini Niğde 'ye babalık” der.Kaynak: Anonim
Reklam
18 Duygusal Fotoğrafla ''Pencereden Bakan Hayvanlar''
Bazıları sahibinin eve dönüşünü bekliyor, bazıları terk edilmiş bir evi mesken tutmuş, bazıları ise duvarların içinde neler olup bittiğini merak eden vahşi hayvanlar... Hepsinin gözünde bir beklenti, bir umut var adeta.İyi eğlenceler dileriz...
Sadece Çalışan Anne Çocuklarının Anlayabileceği 18 Şey
Annesi çalışan çocuk karışık duygulara sahiptir. Bir yanda annenin çalışmasının getirdiği özgüven, rahatlık, öte yanda anne özlemi, yalnızlık. Yani çalışan bir anneye sahip olmak zordur. Bunu en iyi annesi çalışanlar bilecektir ama biz yine de 20 madde ile empati kurmaya çalıştık.
Neden Başaramadık? 10 Maddede Türk Eğitim Sisteminin Bize Yaptırdıkları
etiket
Yenilikçi tasarımlara imza atan bir mühendis, milyonların ayakta alkışladığı bir operacı, altın madalya sahibi olimpik sporcu, Nobel ödüllü bir yazar, eserleri Louvre Müzesi`nde sergilenen bir ressam, simge binaların ünlü mimarı olacakken; neden bankada uzman yardımcısı, atanamayan sosyal bilgiler öğretmeni, acilde dikiş atan doktor veya bir özel bir şirkette excel mühendisi olduk. Sebeplerini sizler için sıraladık. İşte Türk eğitim sistemi…
Reklam
3 Yılda Suriyeli Hastalara 209 Milyon Harcandı
2011-2014 yılları arasında Türkiye’deki hastanelerde 11 bin 656 Suriyeli hastanın tedavi edildiği kaydedildi. En fazla Suriyeli hasta Şanlıurfa’daki hastanelerde tedavi altına alınırken, ikinci sırada İstanbul yer aldı. Söz konusu hastalara 209 Milyon TL harcama yapıldı.Sağlık Bakanlığı kaynaklarından elde edilen bilgilere göre, Suriye’den Türkiye’ye gelerek tedavi olmak isteyen 11 bin 656 hastaya sağlık hizmeti sunuldu. 3 bin 38 kişi Şanlıurfa’daki hastanelerde tedavi edilirken, İstanbul’da bu rakamın 2 bin 539 olduğu kayıtlara yansıdı. İzmir ise bin 858 kişi ile üçüncü sırada yer aldı.Sağlık Bakanlığı Suriyeli hastaların tedavi süreçlerine ve kimlik bilgilerine ilişkin verileri de Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. Öte yandan 2014 yılı başına kadar Türkiye’deki hastanelerde tedavi olan hastalara cerrahi müdahale, genel tedavi, ilaç giderleri ve diğer harcamalar olmak üzere 208 Milyon 900 bin TL harcama yapıldığı belirtildi. Söz konusu harcamalar Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) tahsil edildi.
2 Milyon 655 Bin Kişiyi İlgilendiren Sınav Geldi Çattı
KPSS sınavı ne zaman?Birçok gencin, birçok kişinin uzun süredir çalışarak beklediği KPSS artık geldi çattı. KPSS ile ilgili ne zaman, nerede yapılacak, KPSS sınavına giriş şartları gibi birçok soru mevcut ancak geçtiğimiz gün ÖSYM başkanı Ali Demir bu konu ile ilgili bir açıklama yaptı ve sınav hakkında bilinmeyenleri bir bir sıraladı.Sınavda on binlerce kamera olacakKPSS sınavları salonlarda yapılırken, duvarlarda 50 binin üzerinde kameranın sınav anını kaydedeceğini söyleyen Ali Demir, sınavlarda kopya çekme, yerine başkasını sokma gibi konularda problem yaşanmaması ve genel adaletin sağlanabilmesi adına bunu yapacaklarını söyledi.2 milyon 655 bin aday sınava giriyorKPSS’ye hem orta öğretim hem de yüksek öğretim düzeyinde bu sene tam 2 milyon 655 bin aday girecek, yoğun bir çalışma temposunun ardından gelen sınav ile adaylar zorlu bir maratona girecek. Sınav sonrası ise ÖSYM merkezlerinde 40 kişilik bir grubun sınavı koordine etmek için çalışacağı bildirildi.
Reklam
Reklam
5 Grafikle Türkiye'de Tarım
Doğada hazır bulduğu yiyeceklerle yaşamını sürdüren insanoğlu, toplumsal gelişimin belirli bir aşamasında tarımı keşfetmiştir. Bu şekilde hazır bulamadığı veya tükenen ürünleri üretmeye başlamıştır.Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda sosyal, bölgesel, kültürel, ekolojik ve sağlığın korunması konusunda büyük önem taşıyan bir toplumsal süreç olarak görülmektedir. Tarımın halkın beslenmesi , kendine yeterlilik,sanayiye hammadde temini, gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilmesi ve ekonomik değer yaratılmasının yanında toplumsal yapının, kırsal mirasın ve çevrenin korunması, kaliteli üretim aracılığıyla yaşam kalitesinin arttırılması gibi işlevleride vardır.
Sosyal Deney: Kızların ve Erkeklerin Dış Görünüme Verdikleri Değerlerin Canlı Karşılaştırması
Son dönemlerde ilişkilerde yaşanan dış görünüm ile ilgili sorunlara dikkat çekmek amacı ile iki erkek sosyal deney yapmaya karar vermişler. Bu deneyde normal hayatlarında zayıf ve çekici olan kadın ve erkeği plastik makyaj ile kilolu hale getirmişler. Daha sonra ise bir hafta boyunca konuşup buluşma ayarladıkları kişilerin karşısına bu halde çıkarmışlar. Kadındaki sonuçlar pek de parlak sayılmaz, görüştüğü kişilerin çoğu kadını gördükten sonra masayı terk ediyor daha da kötüsü kırıcı sözler sarf ediyorlar. Erkekte ise başta şaşıran kadınlar daha sonralarda kişiyi tanımaya çalışıyorlar ve ona bir şans veriyorlar hatta çoğu ile buluşması pozitif tamamlanıyor. İşte size o videolar, siz olsaydınız ne yapardınız?
Reklam