‘Kalori Sayacağınıza Akdeniz Tarzı Beslenin’
İngiliz uzmanlar, Akdeniz tarzı beslenmenin kalori saymaktan daha iyi bir seçenek olabileceğini söylüyor.Postgraduate Medical Journal’da (PMJ) yayımlanan bir makaleye göre Akdeniz diyeti, kalp krizi ve inme geçirme riskini hızla düşürüyor.Ayrıca kilo vermek ve sağlıklı kiloda kalmak için de düşük yağlı diyetlerden daha iyi sonuç verebiliyor.Makalede iyi beslenme yerine kalori saymaya odaklanan zayıflama sektörü eleştiriliyor.Makalenin baş yazarı, Kardiyolog Aseem Malhotra’ya göre “İnsanlara, besleyici gıdalara yönelmelerini söylemek daha sorumlu bir davranış olur. “Malhotra “İyi beslenmenin sağlığı çok çabuk etkilediğini görebiliriz. Daha fazla yağ içeren geleneksel Akdeniz diyeti uygulamaya başlandıktan birkaç ay sonra bile, kalp krizi ve inme riskinin düştüğü, kontrollü deneylerle kanıtlanmış durumda.” diyor.Makalede ayrıca kalp krizi geçirdikten sonra Akdeniz diyeti uygulamaya başlayan insanlarda, kolesterol düşüren statin grubu ilaçlar kullanan hastalara göre ölüm oranının üç kat azaldığı belirtiliyor.İngiltere’de tüm sağlık hizmetlerinden sorumlu olan Ulusal Sağlık Servisi NHS, kilo vermek için alınan kalori miktarının sınırlanmasını öneriyor.Bu yaklaşıma karşı çıkan makalenin yazarları ise, mesela hastanelerde sağlıklı yiyecek vererek örnek teşkil etmenin kilit önemde olduğunu söylüyor.BBC’nin görüşlerine başvurduğu Sağlık Bakanlığı’na bağlı Toplum Sağlığı İngiltere kurumunun baş beslenme uzmanı Dr Alison Tedstone ise hiçbir çözümün tek başına “sihirli değnek etkisi” yaratamayacağını kaydetti.Dr Tedstone “İngiliz devletinin tavsiyesi; ekmek, pirinç, patates, makarna gibi nişastalı yiyeceklerle, bol bol meyve ve sebze, biraz da süt ve süt ürünleri, et, balık, yumurta, fasulye gibi protein kaynağı besinlerin tüketilmesi yönünde. Tuz, yağ ve şeker oranları yüksek yiyecekler daha az ve daha ender yenmeli. Hali hazırda kilolu biriyseniz, daha az yemeli ve sağlık bir yaşam tarzı için daha aktif olmalısınız.” dedi.BBC Türkçe
Ankara'da İlköğretim Okulunda Tecavüz Skandalı
Ankara'da bir ilköğretim okulunda 4 erkek öğrenci bir erkek öğrenciye tecavüz etti. Tecavüze karışan öğrencilerden biri olayı tecavüz anını cep telefonunun kamerasıyla görüntüledi. Öğrenciler cep telefonundaki görüntüleri izlerken bir öğretmenin telefonu almasıyla korkunç gerçek ortaya çıktı...Habertürk'ün haberine göre, Altındağ'da bir ilköğretim okuluna devam eden 12 yaşındaki 4 erkek öğrenci, yine 12 yaşındaki bir erkek öğrenciye okul binasında tecavüz etti. Tecavüze karışan öğrencilerden biri olayı cep telefonuyla kaydetti. Tecavüz mağduru çocuk yaşadığı olayı kimseye anlatamadı.Ailesi durgun hallerinden şüphelendiAile çocuklarının üzgün ve durgun hallerinden şüphelendi. Öğretmenleri ve arkadaşlarıyla temasa geçip son günlerde okulda kötü bir olayın yaşanıp yaşanmadığını sordu. Ancak ne okul yönetimi ne de arkadaşları yaşananlardan haberdardı. Aileye çocuklarıyla ilgili olumsuz bir durumun olmadığı söylendi.Telefonu alan öğretmen şoke olduSkandal olay bir kaç gün önce bir öğretmenin 4 kişilik öğrenci grubundan şüphelenmesiyle ortaya çıktı. Öğrenciler cep telefonundan bir görüntü izliyorlardı. Öğretmenin kendilerini gördüğünü fark ettiklerinde cep telefonunu saklamaya çalıştılar. Ancak telefonu almayı başaran öğretmen kan donduran tecavüz görüntüleriyle karşılaştı.Yaşadıklarını öğretmenine anlattıNe olup bittiğini anlamak için hemen tecavüz mağduru çocuğun yanına gitti. Mağdur öğrenci yaşadıklarını öğretmenine anlattı. Durum polise bildirildi. Arkadaşlarına tecavüz eden çocuklar ifadelerinin alınması için Ankara Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Çocukların ifadelerinin psikolog eşliğinde alınacağı bildirildi.
Silikon Vadisi Yöneticilerinin Çocukları Neden Teknoloji Girmeyen Bir Okula Gidiyor?
Silikon Vadisi'nde çalışan, gecesi gündüzü teknoloji üretmek ve dünyaya sunmak olan üst düzey çalışanlar; çocuklarını teknoloji barındırmayan okullara göndermeyi tercih ediyor. Son teknoloji ile donatılmış laptoplar, iPadler ve dijital kitaplarla birebir eğitim veren havalı kurumlar yerine; eğitim materyallerinin eski usul tahta-tebeşir, kâğıt-kalem, örgü ve dikiş iplikleri, renkli boyalar, bazen de çamur olduğu ‘Waldorf’ okullarını tercih ediyorlar. Bu okullarda öğretmenler, eğitimi geleneksel tebeşir ve karatahta ile yapıyor; öğrenciler de kâğıt ve kalemle yazılanları not ediyor. Yani şu anki trendin tam zıttı.New York Times gazetesindeki bir araştırmaya göre, Ebay’in teknoloji sorumlusundan tutun da Google ile Apple’ın yöneticilerine kadar, Silikon Vadisinin önemli isimleri çocuklarını içinde bilgisayar bulunmayan okullara göndermeyi tercih ediyor.Waldorf aslında 100 yıllık bir eğitim sistemi. Çocukların sosyal, duygusal, zihinsel, ruhsal ve fiziksel açılardan çok yönlü olarak gelişebilmesini hedefliyor. Waldorf’ta anaokulu sınıflarında iPad bulunmuyor ve çocuklara teknoloji sunmak yerine bol bol masal anlatılıyor, oyun odaklı eğitimler veriliyor.Waldorf’ta çalışan yöneticiler teknolojiye karşı olmadıklarını, fakat her şey için uygun bir zamanın ve mekânın olması gerektiğini savunuyorlar. Veliler de bu felsefeye katılıyor. Örneğin; Google’da yönetici olarak çalışan Alan Eagle’ın konu ile ilgili düşünceleri şöyle:“iPad’de yüklü bir programın çocuklara daha iyi okuma veya aritmetik becerisi katacağı fikri çok komik.”Beşinci sınıfa giden kızının Google’ı nasıl kullanacağını bilmediğini, ondan biraz daha büyük olan oğlunun ise daha yeni yeni arama motorunu kullanmaya başladığını; ama bunun yerine örgü örmeyi öğrendiklerini, resimler yaptıklarını, kendi çoraplarını dikebildiklerini, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerilerinin geliştiğini de ekliyor. Waldorf sistemine göre, bu önemsiz gibi görünen motor beceriler, bilişsel gelişimi destekleyerek ileride problem çözme ve matematik becerisi gibi daha soyut becerilerin temelini oluşturuyor. Örneğin; örgü dersleri matematiksel düşünce yapısını güçlendirebiliyor.Anne babalar 3 yaşındaki çocuklarının iPad ve mouse kullanma becerisiyle övünüyor olabilir. Ama Eagle’a göre Google ve diğer arama motorların uygulamaları, zaten zekâsı en düşük insanın bile rahatlıkla kullanabileceği kadar basit halde sunuluyor. Dolayısıyla çocukların büyüdüğünde ‘teknoloji kullanma becerilerinden eksik kalması’ gibi bir durum söz konusu bile değil. Bununla beraber asıl önemli olan çocuğun edebiyat, matematik, temel bilimler, el becerileri, görsel sanatlar ve performans sanatları gibi alanlarda gelişerek öğrenmeleri. Ve bu öğrenme sanallıkla elde edilebilecek bir deneyim değil.Waldorf sistemi, teknolojisiz eğitim metotlarıyla ömür boyu süren bir öğrenim isteği, yaratıcılık, kişiler arası daha güçlü iletişim ve eleştirel düşünce gibi becerilerin oluşturulmasını hedefliyor. Bu yaklaşımı savunan yöneticiler eğitim felsefelerinin başarısını öğrencilerinin sınavlarda aldığı standart üstü puanlarla ispatlıyor.Çocuğunuzu bilgisayarın karşısına oturtmayı ve mouse kullanma becerisiyle övünmeyi bir kenara bırakmak; bunun yerine onu dikiş dikmek, makas kullanmak, renkli hamurlardan figürler yaratmak gibi daha fazla zekâ kullanımı gerektiren etkinlikleri yapması konusunda desteklemek iyi bir fikir olabilir.Good.is - UpLifers
Yerli Elektrikli Otomobil 2016'da Seri Üretime Geçecek
Eskişehir bulanan Teknoloji Geliştirme Bölgesi'ndeki bir firma, birçok üniversiteden 30'dan fazla akademisyenle yürüttüğü çalışmayla ortaya çıkarttığı Türkiye'nin elektrikli yerli otomobilini 2016 yılında seri üretimle piyasaya sürecek.BEGLER AŞ Yönetim Kurulu Üyesi ve Ar-Ge Projeleri Sorumlusu Melih Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, firmanın 2013 yılında elektrikli araçlar konusunda çeşitli çalışmalar yapmak amacıyla kurulduğunu bildirdi.Bir ulusal elektrikli otomobil markası oluşturmak için yola çıktıklarını ifade eden Yıldız, şöyle konuştu:'Bugüne kadar yaptığımız çalışmalarla alt sistemler bazında ve alan konularında iyi bir yol kat ettik. Farklı model çalışmaları da yapıyoruz. Devam eden iki farklı elektrikli araç modelimiz var. Alt sistemlere yönelik çalışmalarımız da devam ediyor. Elektrikli araçların kritik denebilecek teknolojileriyle ilgili alan çalışmaları yaptık. Modellerimiz kendi pazarını oluşturabilecek nitelikte araçlar. Elektrikli araçlarımızı 2015 yılının sonunda prototip olarak yürüteceğiz. 2016 yılında seri üretime başlamayı düşünüyoruz. Modeli tamamladıktan sonra 2016 senesinde müşterilerimize ve vatandaşlarımıza araç satışına başlayacağız.''Devrim'in Eskişehir'de yapılması motivasyon veriyor'Yıldız, pazardaki araçlarla rekabet edip, onların pazarını kapmayı değil mevcut ihtiyaçtan doğan boşluğu tamamlamayı amaçladıklarını vurguladı.Şarj istasyonunun elektrikli araçların en önemli parçalarından biri olduğunu anlatan Yıldız, şunları söyledi:'Şarj istasyonlarında hazırladığımız üç modelle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Gelecek yıl endüstriyelleşmesini tamamlayıp, ürün olarak satışına başlayacağız. Bu konuda 3 farklı üniversiteyle çalışıyoruz ve iyi yol aldık. Türkiye'nin ilk yerli otomobili Devrim'in Eskişehir'de yapılması bize motivasyon veriyoruz. Devrim'in kaldığı yerden bayrağı alıp, bu kez devam ettirmeyi istiyoruz.'AA
17 Kasım 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
Edirne'de Mers, Muğla'da Ebola Paniği
Edirne'de 54 yaşındaki Asım Acar, şiddetli bel ağrısı şikayetiyle gittiği Devlet Hastanesi'nde ağız ve burun kanamasıyla hayatını kaybetmesi çalışanlar arasında ‘Mers virüsü korkusu’na neden oldu. Şüpheli görülen ölüm üzerine hastanede bulaşıcı hastalıklar şüphesiyle güvenlik tedbirleri alınırken, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin Acar’ın cenazesinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini ifade ederek Mers virüsü yada Ebola virüsü gibi bir hastalığın söz konusu olmadığını söyledi.Abdurrahman Mahallesi’nde oturan 54 yaşındaki Asım Acar, öğle saatlerinde geçirdiği şiddetli bel ağrısı üzerine ambulansla Selimiye Devlet Hastanesi’ne getirildi. Buradaki ilk müdahalesinin ardından bel fıtığı ve kas ağrısı teşhisiyle müşade altına alındı. Ancak bir süre sonra durumunun kötüleşmesi üzerine Edirne Devlet Hastanesi acil servisine sevk edildi. Acar’ın tedavisi sürerken, saat 12.10 sıralarında solunum durdu. Ağız, burun ve kulaklarında kanama olduğu görülen Acar, doktorların yaklaşık yarım saat süren çabalarına rağmen hayatını kaybetti. Acil serviste etrafa saçılan kanlar nedeniyle hastalar ve çalışanlar arasında ‘Mers virüsü’ söylentisi yayıldı.PERSONEL MASKE KULLANDIAsım Acar’ın şüpheli görülen ölümü üzerine hastane yönetimi tarafından bulaşıcı hastalıklar için kullanılan tedbirler uygulamaya konulunca çalışanlarda tedirgin oldu. Mers virüsü şüphesi olduğu ve hastanenin karantina altına alındığı dedikodusu da kısa sürede yayıldı. Özel kıyafetler giyen çalışanlar acil serviste Acar’a müdahale edilen odalarda, koridor ve servislerde temizlik ile dezenfekte çalışması yaptı. Personelin birçoğu korucuyu maske kullanırken, bir süre dışarı çıkmalarına izin verilmedi. Acar’ın cesedi ise önce Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne daha sonra ise şüpheli görülerek İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Hastane yönetimi ve Edirne Sağlık Müdürlüğü yetkileri de hastaneye gelerek Asım Acar’ın ölümüyle ilgili bilgi aldı.VALİ ŞAHİN: MERS SÖZ KONUSU DEĞİLEdirne Valisi Dursun Ali Şahin, Asım Acar’ın şiddetli bel ağrısı şikayetiyle geldiği, ölümünün şüpheli görülmesi üzerine İstanbul’a sevk edildiğini söyledi. Mers virüsü şüphesi olmadığını ifade eden Vali Şahin, zehirlenmiş olabileceğini belirterek şunları söyledi:“Belki zehirlenme olabilir düşüncesiyle ölümünün ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne daha sonra ise İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Bu konunun Mers ile bir ilgisi yok. Kişi, Edirne’den hiç ayrılmamış, başka yerden gelen biriyle de temas etmediği yapılan incelemede tespit edilmiştir. Mers hastalığı ile hiçbir ilgisi yoktur. Bütün hastanelerde mutlaka tedbir vardır. Her zaman yapılan bir şeydir. Ne olursa olsun, herkes tedavi olmak için gelmiştir. Mikroplu yada virüslü de gelebilir. Tedbir maksatlı kıyafetlerinde değişiklik olabilir.'Asım Acar’ın şüpheli görülen ölümü, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun yapacağı ayrıntılı otopsinin ardından netlik kazanacak.KONGOLU KADIN KAÇAK EBOLA ŞÜPHESİYLE KARANTİNAYA ALINDIOsman URAS/BODRUM (Muğla), (DHA) - MUĞLA'nın Bodrum İlçesi'nde, polis tarafından yakalanan Kongolu 16 kaçak arasında bulunan ve yüksek ateş nedeniyle devlet hastanesine kaldırılan 32 yaşındaki V.K.ebola virüsü şüphesiyle karantinaya alındı. Servisteki diğer hastalar başka hastanelere sevk edildi.Bodrum'da, önceki gün (Cuma) saat 03.30 sıralarında, devriye görevi yapan polis ekipleri, Dört Yol Kavşağı'nda önlerindeki camları siyah 34 RRT 36 plakalı VIP minibüsün sürücüsünün tedirgin davranışlarından şüphelenip, durdurdu. Bu sırada minibüsün sağ ön koltuğundaki bir kişi inip, koşarak kaçmaya başladı. Polis, kaçan kişiyi kovalamaca sonucu yakaladı. VIP minibüsü takip ettiği belirlenen arkadan gelen 34 HA 4095 plakalı hafif ticari otomobilde polis tarafından durduruldu, Polis, sürücüleri Tük olan ve kiralık olduğu tespit edilen her iki araçta yaptığı aramada, kendilerini turist olarak tanıtmaya çalışan Kongolu kaçaklar olduğunu belirledi. 1'i çocuk, 6'sı kadın toplam 16 kaçak ile 2 Türk sürücü gözaltına alınıp, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Kaçakları taşıyan minibüs ve otomobilde emniyet müdürlüğünün otoparkına çekildi. Polisteki işlemlerinin ardından Yabancılar Büro Amirliği ekiplerine teslim edilen kaçaklardan 32 yaşındaki V.K., akşam saatlerinden rahatsızlandı. Ambulansla Bodrum Devlet Hastanesi'ne kaldırılan kadın kaçakta yüksek ateş tespit edip, ebola virüsü olabileceği şüphesiyle karantinaya alındı. Maske ve eldiven takan görevliler hastanenin acil servisini boşalttı.Hastane acil servis doktoru Hakan Çamlıca '112 ekipleri bir kaçağı yüksek ateş şikayetiyle getirdi. Afrikalı olduğu için ebola şüphesi olabilir diye uzmanımız tahlil sonuçları istedi. Tahlil sonuçları gelene kadar acil servise başka hasta kabul edemiyoruz. Durumu 112'yede bildirdik. Hastaları diğer hastanelere nakledecekler. Burada ise gerekli önlemlerimizi aldık. Yüksek ateş şikayetiyle gelen hasta izole edildi' dedi.EBOLA ŞÜPHESİNDE KORKULAN OLMADIMuğla'nın Bodrum İlçesi'nde, ebola virüsü şüphesiyle karantinaya alınan Kongolu kadın göçmen V.K.'de aşırı üşütmeye bağlı meteorizm (gaz) rahatsızlığı çıktı. Laboratuvar sonuçları çıktıktan sonra virüs şüphesi ortadan kalktığı belirtilirken, hastanenin acil servisinde yeniden hasta kabulüne başlanıldı. Yapılan araştırmada V.K.'nin yaklaşık 1 yıldır Türkiye'de olduğu ortaya çıktı. V.K. rahatsızlığıyla ilgili yapılan müdahalenin ardından taburcu edilerek polis nezaretinde yabancılar bürosuna götürüldü.DHA
Reklam
Meraklısına Birbirinden Güzel 26 Klasik Otomobil
Yeni bir klasik arabalar galerisiyle daha karşınızdayım. Daha önceki 3 galeriyle, baya bir klasik araba hayranı olduğunu anladım ve bende niye devam ettir miyim diye düşündüm. O yüzden her ayın ortasında başka bir klasik arabalar galerisi oluşturmaya karar verdim umarım beğenirsiniz. Daha önceki galerileri ziyaret etmeyi unutmayın :)1 - 2 -3
İzmir'e Özgü 17 Kelime
etiket
İzmirce, İzmir'de yaşamamış insanlar için saçma kelimeler bütünüdür. Ama bir İzmirliyi, çiğdeme 'çekirdek' derken göremezsiniz. Böyle problemleri ortadan kaldırmak için karşınızda İzmirce sözlüğü:
16 Kasım 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
Michelin'den Havasız Lastik
Uzunca bir süredir havasız ve dolayısıyla patlamaz lastikleri bekleyenler için müjde: Michelin önümüzdeki haftadan itibaren bu lastiklerin üretimine başlayacak.Tweel adı verilen ve Michelin tarafından icat edilen lastik hava yerine reçine teller barındırıyor. Delinmeye karşı dayanıklı olan tekerlekler aynı zamanda yoldaki engellerden daha rahat geçmeyi sağlıyor.Fiyatı ve çıkış tarihi henüz kesin olarak bilinmeyen lastikler için Michelin traktörler ile testler yapmaya başlamış ve tam bir fabrikayı üretime ayırmış durumda.
Lego Motosiklet!
Piyasada gayet şık Lego otomobilleri görmek mümkündü ancak motosiklette hep bir eksiklik vardı. Stephan Jonsson’ın muhteşem detaylı çalışması bu alandaki açığı kapatacak cinsten.
Alzheimer Belirtileri Nelerdir
Alzheimer dünyada insanlar üzerinde sıkça görülen ve ülkemizde de artmaya devam eden, daha çok yaş ilerledikçe unutkanlık belirtisiyle ortaya çıkan, hafıza, konuşmada yetersizlik yaşanan, günlük ihtiyaçları karşılayamama gibi problemlere yol açan ciddi bir hastalıktır.Unutkanlık hepimizin yaşadığı bir sorundur fakat unuttuğumuz şeyleri hatırlamamız çok da uzun sürmez. Çoğu yoğun bir iş ortamı ve stres faktöründen yola çıkan basit bir rahatsızlıktır. Hayatımızı etkileyen bir problem değildir. Fakat Alzheimer tam aksine beyin fonksiyonlarının bozukluğundan kaynaklı ilerleyen ve geri dönüşümü olmayan, hasta olan kişinin düşünmesinde de sorun oluşturan belirtiler ortaya çıktıktan yaklaşık 7-8 yıl sonra kişinin ölümüne yol açabilecek ciddiyettedir.Hem erkekte ve hem de kadında belirtileri ortaya çıkan bu hastalık yapılan araştırmalar sonucunda 65 yaş üstü kişilerin, ortalama her 15 kişiden en az birinde bu hastalığın görüldü saptanmıştır. Ayrıca bu hastalık 65 yaşla kalmayıp 50 ila 55 yaş arasında görüldüğü de saptanmıştır fakat diğer yaşlara oranla daha az rastlanmaktadır. Alzheimer kişide yavaş ilerleyen ve sinsi bir hastalıktır, ilk olarak kısa süreli unutkanlıklar olarak kişinin hayatında yer alır. Daha sonra yavaş yavaş hastanın yaşamında büyük bir yer kaplar. Rutin işlerini yapamaz hale gelir. Yakınlarını tanıyamama, söylediği şeyi unutma gibi problemler hat safhada olur. Bu da hastanın psikolojisinin bozulmasında önemli bir yer alır. Bu zihinsel bozukluk yavaş yavaş fiziksel bozukluklara da dönüşür.Alzheimer hastalığının nedenleri olarak beyinde protein birikimi, sinirsel yapının bozukluğu, beyin hücrelerinin ölümü ve zehirli maddeleri göz önüne alabiliriz. Yaş ilerledikçe hastalığın görülme ihtimali de artmaktadır fakat tam olarak kesin nedeni bilinmemektedir.Alzheimer Belirtileri Nelerdir diye sorulacak olursa;Kişinin günlük yaşamını etkileyecek bir problemde unutkan olma(İsimleri, yaşananları hatırlamama vb.)Her zaman ki günlük işlerini yapamamaKonuşurken kelimeleri anımsamada zorluk çekmeTarihlerde, kişinin bildiğine emin olduğu şeyleri hatırlayamamaDüşünürken sürekli çelişkide kalmaDavranışlarda ve ruhsal bozuklukKişilik özelliklerinin tuhaf bir hal almasıGibi belirtileri mevcuttur. Doktorlar tarafından çekilen beyin filmi, kan tahlilleri ve laboratuvar tetkikleri ile teşhis edilir. Hastalığın kesin olarak tedavisi mevcut değildir.
Reklam
Romatizma Neden Kötü Havalarda Nükseder
Romatizma hastalığına sahip olan kişilerde; vücutlarının daha kısıtlı hareket etmesine neden olan kas ve iskelet sisteminde şişlik, ağrı gibi rahatsızlıklar görülür. Dolayısıyla buradan romatizmanın iç organlarımızda çeşitli rahatsızlıklara sebebiyet verdiği anlaşılır. Romatizmanın 200 ve üzeri çeşitleri olduğu bilinmektedir.Romatizmanın sebepleri arasında kalıtsal(genetik) faktörler, yaş, cinsiyet(kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir), romatizmaya sebep olan bazı ilaçların kullanımı, kazara eklemlerde oluşan zedelenmeler gösterilebilir. Her romatizma farklı yaş gruplarında görülür. Kişinin aşırı stres altında olması, yaşadığı travmalar romatizmanın ortaya çıkmasında rol oynar.Bu rahatsızlığa sahip kişiler kötü havalar da daha fazla ağrıyı hissederler. Romatizma neden kötü havalar da nükseder sorusuna: romatizma, hastaların eklem basınç alıcılarının düzgün çalışmasına zarar verdiği için kişi çok ufak bir hava basıncını dahi fazlasıyla hissediyor ve bu da eklemlerinin ağrımasına sebep oluyor. Daha çok yağışlı havalarda ağrılarını belirgin bir şekilde hissederler. Soğuk hava romatizma hastalığına neden olmaz sadece ağrının daha fazla hissedilmesini sağlar. Hava şartlarının sürekli kötü olduğu yerlerde yaşayan kişilerin hastalığı ilerlemez.Eklemlerimizin içerisinde rahat hareket etmemizi sağlayan kayganlaştırıcı bir sıvı bulunur. Kötü havalarda bu sıvının akışkanlık derecesi ve o bölgedeki dağılım oranı değiştiği için kişinin eklemlerinde ağrının oluşması doğaldır. Bu sebeple halk arasında yağmur habercisi olarak da bilinir bu hastalık.Havanın soğuk ve nemli olması yüksek basınca sebep olur ve hastaların şikâyetlerini arttırır. Bu hastalığa sahip kişiler bazen günler öncesinden havanın kötüye gideceğini anlayabilirler.Kötü hava sebebiyle ağrısı artan kişi sıcak bir yere geçmelidir. Dışarı çıkmaları gereken durumlarda ise eklemlerini ve boyunlarını iyice sarmaları böylece eklemlerini soğuktan korumaları gerekmektedir.Romatizma hastalığına iyi gelen kesin bir uygulama bilinmemektedir. Kişiler zaman içerisinde kendi deneyimleriyle bu sıkıntılarına iyi gelen yöntemleri keşfederler. Kimisine ovmak iyi gelirken kimisine hareketsiz kalmak iyi gelebilir. Kimisine sıcak uygulamak faydalı oluyorken kimisine de soğuk buz uygulamak faydalı olur.
7 Günde Hafifleyin
Detoks diyetinde vücuttaki toksinler atılır. Bunu gerçekleştirmek içinde detox diyeti boyunca kırmızı et, balık, süt, süt ürünleri, ekmek ve tahıl ürünleri gibi gıdalar tüketilmez. Bunların yerine sadece taze sebze ve meyveler alınır.
Reklam
Akdeniz'de Zehirli Balıkların Sayısı Hızla Artıyor!
Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, son yıllarda Akdeniz’de zehirli balık türlerinde artış olduğunu söyledi.SÜVEŞ KANALI YOLUYLA GELİYORLARKüresel ısınma nedeniyle Akdeniz’in tropikalleştiğini, bu nedenle Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda görülen zehirli balık türlerinin Süveyş Kanalı yoluyla kıyılarımıza geçmeye başladığını belirten Prof. Dr. Cemal Turan, zehirli balık sayısının hızla arttığını ve acilen önlem alınması gerektiğini söyledi. Araştırma ekibiyle birlikte Akdeniz’de yaptıkları çalışmada tespit ettikleri zehirli balık türlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumlara bildirdiklerini belirten Turan, son olarak İskenderun Körfezi’nde zehirli olan Mavi Çizgili Papağan Balığı (Scarus Ghobban) ile Pasifik Aslan Balığı (Pterois Miles) türlerini tespit ettiklerini kaydetti.DİĞER BALIKLAR İÇİN TEHLİKEBu 2 balıkla birlikte tespit ettikleri zehirli balık sayısının 66’ya çıktığını belirten Prof. Dr. Turan şunları söyledi:'Bu Papağan Balığı, çok renkli ve güzel görünümü var ekonomik değeri yok. Güzel görünümlü Aslan Balığı da öyle. Her ikisi de güzel görünmesine rağmen zehirli. Özellikle Pasifik Aslan Balığı çok zehirlidir. Özellikle dalgıçların yüzücülerin bu balığa dikkat etmesi gerekiyor. Bu balığı görenler dokunmamalı.KALP KRİZİNE YOL AÇABİLİRYüzgeçlerinin ucunda zehirli iğneleri var ve battığı zaman yüksek acı veriyor. Kalp hastası olanlarda kalp krizine neden olabilir. Zehirli balıkların ekonomik bir değeri yok ama diğer ekonomik değeri yüksek olan balıkların besinlerini paylaşıyor. Hatta aralarında ekonomik değeri yüksek balıkları tüketen balıklar da bulunuyor. Kızıldeniz’den gelen bu tehlikeli balık türleri yüzyıllardır buralarda bulunan ekonomik değeri yüksek balıkları tüketerek, yer değişerek besin rekabetine girmekte daha baskın balıklar olmakta.'GÜNEY KIBRIS TEŞVİK VERİYORZehirli balık türleriyle mücadele kapsamında bazı ülkelerde teşvikler çıkarıldığını kaydeden Turan şöyle devam etti:'Amerika’ya Pasifik Aslan Balığı da geçiş yapmış. Onlar bu türün ortadan kaldırılması için araştırma çalışmaları başlatmış ve yapmışlar. Güney Kıbrıs’ta görülen Balon Balığı türü için Avrupa Birliği destekli projeyle ortadan kaldırma çalışması yapıyorlar. Balon Balığı’nı avlayan kişilere balık başına 1 Euro teşvik verilerek ortadan kaldırma çalışması yürütüyorlar. Çünkü ekonomik değeri olmayan bu tür balıkları yakalayan balıkçılar tekrar denize atıyorlar. Teşvik uygulaması ile balıkçılar tuttukları balıkları atmıyorlar.'MKÜ Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cemal Turan, son olarak Akdeniz’de artmaya başlayan zehirli balık türleriyle etkin bir mücadele başlatılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:'Türkiye’de de bu konuda çalışmaların yapılması gerekiyor. Çünkü bir süre sonra sayıları daha da artacak, dominant olacak. Bu türlerin incelenmesi ve mücadele edilmesi gerekiyor. Yeni gelen türler için erken uyarı sistemlerin geliştirilmesi gerekiyor. Biz ekip olarak balıkçı tekneleri ile açılarak araştırma inceleme yapıyoruz. Dalarak gözlemsel incelemelerimizle, ekosisteme etkileri, yayılımı, dağılımı ile ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Avlanıp ortadan kaldırılması için teşvikler oluşturulmalı. Şu anda yayılım aşamasındalar. Denizlerimiz için tehlikeli olan balıkların avlanıp ortandan kaldırılması lazım. Aksi taktirde birkaç yıl sonra geç olabilir.'Milliyet
Bir Kadınla Evlenmeden Önce, Onunla Mutlaka Seyahate Çıkmanız Gerektiğinin Kanıtı 5 Önemli Detay
Elbette seviyorsunuz karşınızdaki kadını. Fakat bilmediğiniz veya oldukça zorlu olan mekanlarda birlikte vakit geçirmişliğiniz var mı? En kötü hallerinizdeyken birbirinize katlanabiliyor musunuz?Günümüzde evliliklerin en büyük problemi çok erken yapılmaları sanırım. Demek istediğim, çiftlerin birbirleriyle yeteri kadar zaman geçirmeden evlenmeleri değil, fakat birbirlerini yeteri kadar tanımadan evlenmeleri.Çok ünlü bir laf vardır: 'Bir kişiyle seyahat edene kadar, o kişiye ait karakterin yalnızca yarısını tanıyabilirsiniz.' Bu söz gerçekten de doğrudur; bir insanla seyahate çıkana kadar, onun derinlerde saklanmış özelliklerini asla öğrenemezsiniz. Birlikte seyahate çıkma fikrini evlilik öncesi balayı gibi de düşünebilirsiniz ama mutlaka düşünmelisiniz. Çünkü bir kadınla seyahat etmeden asla evlenmemeniz gerektiğini gösteren bazı önemli detaylar bulunmakta. İşte onlardan bazıları;
Reklam