Bebeğim Neden Beni Emmiyor?
Emzirme anne ve bebeği arasında tarif edilemez bir bağdır.Bazı bebekler bir anda annelerini emmeyi reddederler. Peki bebekler neden annelerini emmek istemezler.Nedeniz gibi görünsede mutlaka bir nedeni vardır.İşte buna neden olabilecek bazı nedenler.Bazen bebek memeyi ağzına alır, ancak emmez, yutmaz veya çok zayıf emer.Bazen siz emzirmeye çalışırken bebeğiniz ağlar ve memenizile adeta kavga eder.Bazen de bir dakika emer ve sonra emmeyi ağlayarak ya da sıkılarak bırakır. Bunuher emmede yapabilir.Bazen bebek sadece bir memeyi emer ama diğerini reddeder.Bir gün ansızın bebeğinizin meme emmeyi istemediğini fark edersiniz. Aç olduğu halde emmeyi reddeder. Her anne bu durumda korkuya kapılır. Bebeğin gelişmesi ve büyümesi için gerekli olan bu mucizevi besinden mahrum kalacağını düşünmek adeta bir kabus gibi annenin üzerine çöker. Böyle bir durum yaşıyorsanız, kesinlikle soğukkanlı davranmalısınız.Paniğe kapılmayın!Acaba neden emmiyor!Genellikle anne memesini reddetmenin önemli bir nedeni vardır. Bunun altında yatan nedeni bulmak anneye düşer. Bebeğinizi iyice gözlemleyin…Reddetmenin nedenleri hakkında sizlere bazı ipuçları vereceğiz…Yediklerinizle mi alakalı!Önce neler yiyip içtiğinizi düşünün. Her zamankinden farklı olarak baharatlı, acılı, ya da karnabahar, lahana gibi ağır kokulu yiyeceklerden yediniz mi?Unutmayın ki, yedikleriniz sütün bileşimini etkiler. Özellikle acı ve koku içeren besinler, sütlerinin tadını değiştirir. Eğer böyle bir yiyecek yediyseniz ve bebeğiniz emmek istemiyorsa, sütünüzü sağarak boşaltın. Ve birkaç saat sonraki sütünüzle emzirmeyi deneyin. Aç olduğu bu süreçte ne yapacağım diye fazla düşünmenize gerek yok.Eğer bebeğiniz ilk altı ayının içinde değilse, yani ek gıda alıyorsa, onu hazırladığınız besinlerle besleyin. Ancak yalnızca anne sütü aldığı dönemdeyse, acil durumlar için buzluğunuzda depo ettiğiniz sütünüzle besleyebilirsiniz. Eğer bu durumlara için sakladığınız sütünüz yoksa, bebekleri mama ile besleyin. Ancak unutmayın ki, bu en fazla bir ya da iki öğün içindir. Daha fazlasını vermeyi düşünmeyin bile. Eğer bebeğiniz bundan sonra da emmeyi istemiyorsa, başka bir sorun olduğunu aklınızdan çıkarmayın.Enfeksiyonu var mıKulağı ağrıyan bir bebek emmek istemez. Kulak ağrısı çeneye yayılır ve emerken yutkunarak çenesini oynatmak zorunda kalan bebek daha çok ağrı hissedebilir. Östaki borusu dar ve kısa olan bebeklerin kulak enfeksiyonuna yakalanma oranları çok yüksektir. Bazı alerjiler orta kulak iltihabına neden olsalar da, genellikle bakteri ve virüsler temel nedendir. Östaki borularının kısa ve dar oluşu, kulak iltihabına yol açabilecek üst solunum yolları hastalıklarına yakalanmalarını kolaylaştırır.Yaşadığı bu sorunu kulaklarını tutarak, oynayarak, ovarak yansıtırlar. Tabii ağlayarak ve emmeyi reddederek… Bu sebeple bebeğiniz emmeyi reddettiğinde kulağıyla ilgili bir sorun yaşayıp yaşamadığına dair belirtilere dikkat etmelisiniz.Böyle bir şüpheniz varsa doktorunuzdan yardım isteyin.Burnu Tıkanık mı?Burnu tıkanık olan bebekler de emmek istemezler. Çünkü, emerken burundan nefes alamazlar. Burundan nefes alamayan bebek de, ağzından nefes almaya çalışır. Eğer bebeğinizin burnu tıkalıysa, bir aspiratör yardımıyla burnunu açmaya çalışın ya da burun damlası kullanın.Ağzında yara ya da pamukçuk var mı?Halk arasında pamukçuk denilen mantar enfeksiyonu, özellikle yenidoğan bebeklerde görülse de bazen büyük bebeklerde de oluşabilir. Bebeğin yanaklarının özellikle iç kızımlarında ve kimi zaman da dilinde ya da damak ve diş etlerinde beyaz peynire benzeyen beyaz lekeler şeklindedir.Ağzında pamukçuk görülen bebekler acı çektiği için meme emmeyi reddedebilir. Bu durumda mutlaka doktorunuzu arayın ve size geçmemesi için dikkat edin. Çünkü emzirme sırasında meme ucu çatlaması nedeniyle bu enfeksiyonun size geçme riski vardır.Diş çıkarıyor olabilirBebeklerin dişi genellikle 5. ayından sonra çıkmaya başlar. Bazen daha erken diş çıkarabilirler. Diş çıkaran bebek ise çektiği acı nedeniyle huysuzlaşır ve emmek istemez. Bu sebeple meme emmeyi reddeden bebeğinizin sık sık diş etlerini kontrol edin. Diş çıkarmaya yakın olanların damakları şiş olur. Parmağınızla dokunduğunuzda acı çektiğini hareketlerinden rahatlıkla anlayabilirsiniz.Biberona almaya mı alıştıbebeğinize biberonla mama ya da süt veriyorsanız, bebeğiniz biberona alıştığı için sizi emmeyi reddeder. Bu nedenle bebeğinizi mümkün olduğunca emzirmeye çalışın. Emziremediğiniz durumlarda da sütünüzü biberonla değil, kaşıkla vermelisiniz.Sütünüz yeterli mi?Doğum sonrası ilk günlerde sütünüzün az gelmesi doğaldır. Ama bazı sabırsız bebekler bu durumdan hoşlanmaz ve sütün daha çok gelmesini istediği için huysuzlaşabilir. Bu durumda da onun huysuzluğunu daha sık emzirerek gidermeye çalışın.Doğumdan sonraki günlerde bebeğinizi sık sık emzirdiğiniz sürece sütünüz çoğalır ve bebeğinizi rahatlıkla doyurur. Ancak bazen 4. aydan sonra iştahlı bebeklerin doymasına yetmez. İstediği miktarda sütü çekemeyen bebek huysuzlaşır ve emmek istemez. Ama bu durumda endişeye kapılmayın ve emzirmekte ısrarcı olun. Çünkü süt, ne kadar sık emilirse o kadar çok üretilir.Peki bu sorunu nasıl çözebilirsiniz?Önce bebeğinizi sakinleştirinBebeğinizi, yarı uykuya geçirmek, uyur pozisyondayken göğsünüzü vermektir. Bebeğinizin daha rahat kavradığı ve sütün daha bol geldiği memenizden başlayarak emzirmeye çalışın.Emzirme pozisyonunuza dikka edinBebeğinizinemmeyi reddetmesi yatış pozisyonuyla ilgili olabilir.onun daha mutlu olduğu yatış pozisyonunu bulmaya çalışın.Uyutarak emzirmeye çalışınUyanıkken emmek istemeyen bebeklerin % 99′u yarı uyur konumdayken memeyi çok rahat kavrarlar. O sebeple vazgeçmek yerine uygun, karanlık bir ortamda bebeği uykuya geçirip, devam etmek gerekir. Bu süreç maksimum 10-15 gün sürer. 10-15 gün sonra problem biter ve bebek tekrar emmeye devam eder.
Çocuklara Bir Yılda 600 Bin Kırmızı Reçeteli İlaç Yazıldı
Hiperaktivite teşhisi konan okul çağındaki çocuklarda ilaç kullanımı ürkütücü boyutlara ulaştı. Performans sistemi sebebiyle 5 dakikada yapılabilen muayenelere ailelerin baskısı eklenince hemen kırmızı reçete yazılıyor. Her hareketli çocuğun hiperaktif olmadığını belirten psikiyatristler, “Gereksiz ilaç kullanımı çocukları, suça, şiddete eğilimli hale getiriyor, hatta alkol bağımlısı yapıyor.” uyarısında bulundu. Çocuk ve genç psikiyatrisi uzmanı Doç. Dr. Osman Abalı, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü verilerine göre hiperaktivite teşhisiyle geçen yıl çocuklara 600 bin kırmızı reçete yazıldığını açıkladı. Oysa her hareketli çocuğun hiperaktif olmadığını belirten Abalı, “Birçok öğretmen, hatta doktor ebeveynler bile çocuğu hiperaktif olmadığı halde uzmana başvuruyor. Aileler, yanlış müdahalelere girişiyor.” dedi. Abalı’ya göre, sağlıktaki performans sisteminden dolayı bir çocuk sadece 5 dakika muayene ediliyor ve hemen kırmızı reçete veriliyor. Çoğu zaman hareketli çocuklara dikkat eksikliği ilacı yazılıyor. Fayda görülmeyince doktor dozunu artırıyor. Bu kez çocuklar mum gibi oluyor.Çocuk uzmanı psikiyatrist Hülya Bingöl Çağlayan bu sorunun, daha tam ruhsal gelişimi tamamlanmadan 5,5 yaşında okula başlayan çocuklarda sıklıkla görüldüğünü dile getirdi. Hiperaktivite teşhisinde ilaç tedavisine dikkatli başlanması gerektiği uyarısında bulundu: “Yapılan araştırmalar gereksiz ilaç kullanan bu çocukların, ileride suça, şiddete eğilimli olduğunu, hatta alkol bağımlılığına yatkın olduğunu gösteriyor.” Şişli Brainfit Studio Zihin Geliştirme Merkezi’nde görevli uzman psikolog Halil Güngör, hiperaktif teşhisiyle gelen birçok çocuğun aslında hiperaktif olmadığını ama hekimlerin ilaç yazdığını belirtti.Zaman Gazetesi'nden Aygül Han'ın haberine göre; Çocuktaki hareketlilik, çoğu zaman hem ebeveyn hem de doktor tarafından hiperaktivite olarak adlandırılıyor. Stresli bir ortamdaki çocukta da dikkat eksikliği olabileceğini belirten çocuk ve genç psikiyatrisi uzmanı Doç. Dr. Osman Abalı, her hareketli çocuğun hiperaktif olmadığına dikkat çekiyor. Abalı, “Bugün maalesef birçok öğretmen, hatta doktor ebeveynler hiperaktivite olmadığı halde çocuğu hiperaktif diye uzmana başvuruyor. Aileler, farklı şekillerde yanlış müdahalelere girişiyor.” diyor. Hastanelerdeki muayene sistemine yönelik eleştirilerde bulunan Abalı, bir çocuğun sadece beş dakika muayene edildiğini ve ardından hemen kırmızı reçete verildiğini söylüyor. Bu şekilde geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 600 bin kırmızı reçete yazıldığını dile getiren Abalı, “Sağlık sisteminde performansından dolayı doktor çocuğa vakit ayıramadığından ilaç yazma ile yetiniyor. Çoğu zaman hareketli çocuklara dikkat eksikliği ilacı yazılıyor. Fayda görülmeyince doktor dozunu artırıyor. Bu sefer çocuk mum gibi sabahtan akşama kadar yerinde oturan donuk bir çocuk oluyor.” diyor. İnternette de en çok satılan ilaçlar listesinde hiperaktivite ilaçları ilk sırada yer alıyor.Çocuklardaki gizli depresyona dikkat!Kimi çocuklardaki gizli depresyonun da hiperaktivite ile karıştırıldığını kaydeden Osman Abalı, bu çocukları şöyle tarif ediyor: “Bu çocuklar mutsuzluğunu öfke patlaması, öfke nöbeti, uyumsuzluk, kızgınlık ve şiddetle dışarı aktarmaya çalışıyor. Bu durumlarda anne duygusal olarak çocuğa destek olmalı. Çocuğun mutsuzluğunun sebepleri araştırılmalı. Çabuk sinirlenme, çabuk tepki verme, acelecilik, sonunu düşünmeden hareket etme gibi durumlar fazlaca gözüküyorsa başka sorunları var demektir. Bu sorunları yaşayan çocuklara önce psikososyal müdahale yapılması gerekir. Anne ve babanın çocuğa karşı tutumu da araştırılmalı. Bu aşamalardan sonra ilaç tedavisine başlanılabilir.”Erkek çocuklar daha fazla ilaç kullanıyorDikkat eksikliği üzerine araştırmalar yapan Şişli Brainfit Studio Zihin Geliştirme Merkezi’ne de hiperaktif teşhisiyle gelen birçok çocuğun aslında hiperaktif olmadığı belirtiliyor. Merkezde görevli uzman psikolog Halil Güngör, “Öğretmenler, hareketli çocukları gördüğünde uğraşmak istemediği için psikiyatriye yönlendiriyor. Doktor testler yapıyor ve dikkat eksikliği çıkarsa hemen hiperaktivite için ilaç yazıyor. Ortalama hiperaktivite tanısı koyabileceğimiz çocuk sayısı 10 çocuktan 2 veya 3’tür. Özellikle 7-16 yaş arası erkek çocuklarda daha sık görülüyor. Hiperaktivite ile sık karıştırılan durum ise dürtüsellik. Dürtüsel çocuklar her istediğini elde etmek için ağlarlar, hareketlerle çeşitli göstermeler yaparlar. Doktorlar çoğu zaman dürtüselliğe dikkat etmeden hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı olarak algılayabiliyor.” diyor.Gereksiz ilaç kullanan çocuk, ileride suç ve şiddete eğilim gösteriyorHareketli çocukların her zaman hiperaktif olarak algılanmaması gerektiğini aktaran çocuk uzmanı psikiyatrist Hülya Bingöl Çağlayan, “Özellikle okula yeni başlayan 5,5 yaşlarındaki çocuklarda biz bunu sıklıkla görüyoruz. İlkokul birinci sınıflarda şu anda çok fazla problem yaşayan veli var. Çünkü çocuklar daha tam ruhsal gelişimleri tamamlanmadan okula başlıyorlar.” diyor. Oyun dönemini bitirmeden okul dönemine atlamak zorunda kalan çocuklarda, aşırı huzursuzluk, sınıf düzeni bozma, dikkatini toplayamama gibi sorunların da oluştuğunu vurgulayan Çağlayan, bu durumda öğretmen ve annenin gözlemleri ile ön görüş tanısı konulduğunu belirtiyor. Kış aylarında doktora başvuru sayısının arttığına değinen Çağlayan, gerçek tanı konulan hiperaktivite oranının az olduğunu söylüyor.Gerçek hiperaktivite tanısında da ilaç tedavisine dikkatli başlanması gerektiğini kaydeden Çağlayan, “Çünkü yapılan bütün araştırmalar gereksiz ilaç kullanan bu çocukların, ileride suça, şiddete eğilimli olduğunu, hatta alkol bağımlılığına yatkın olduklarını gösteriyor. O yüzden çocuğun gerçekten ihtiyacı varsa ilaç yazılması gerekiyor.” diyor.
Üniversitelerde Harç Kabusu 'Katlanarak' Geri Dönüyor
Hükümetin üç yıl önce kaldırdığı üniversite harçları, okulu tam zamanında bitiremeyen öğrenciler için ders ve tekrarlanan yıl üzerinden ‘katlanarak’ geri dönüyor.Diken'den Nur Banu Kocaaslan'ın haberine göre; YÖK’ün 2013’te getirmeye çalıştığı ancak harç karşıtı öğrenci eylemleri nedeniyle ertelemek zorunda kaldığı ‘Katlamalı Harç Sistemi’ bu bahar döneminde uygulamaya konuyor. Sistem, iptal edilen maddeler ve farklı uygulamalarla yeterince karışık, öğrencilerse eğitimde paralı sisteme geçişin yeni bir adımı olduğu görüşünde.
Zihni Genç Tutup, Yıllara Meydan Okumanın 17 Pratik Yolu
Hep duyarız; dengeli beslenme, en az sekiz saat uyku ve düzenli egzersizlerle vücudumuz ve haliyle beynimiz dinç kalır. Ama sizlerle bu içerikte beyni ve vücudu dinç tutacak, çeşitli makalelerden derlenmiş farklı ve pratik yollar paylaşacağız.
2 Şubat 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Hakan Şükür'den Oyunculara Tepki; "Böyle Bir Şey Yok"
Galatasaray efsanelerinden Hakan Şükür, Bursaspor mücadelesinin sonrasında, GS TV canlı yayınında geçen sezon transfer edilen Türk oyunculara tepki gösterdi.İŞTE ŞÜKÜR'ÜN SÖZLERİ...'Oyuncuların aldıkları kontratın rahatlığı ile davrandığını ve mücadeleden uzaklaştığını kaydeden Şükür, oyunculara uyarıda bulundu.'Ben arada antrenmanlara gidiyorum. Genel gözlemim boşvermişlik var. Yüksek bonservis ile gelmişler. Biz kapağı attık, Galatasaray'dayız anlayışı var. Güçlü olmak zorundasınız, Galatasaray'ı yaşarken dikkat etmeniz lazım. Profesyonel bir dünyadasınız, antrenör size antrenman sahasında ve soyunma odasında bir şeyler söyler. Gerisi sizde. Galatasaray'da sorumluluktan kaçan çok oyuncu var. Biz kıyıda köşede kalalım, biz bu süreyi dolduralım anlayışı var. Böyle bir şey yok. Siz kendi pozisyonunuzdaki oyuncularla yarışmazsanız, olmaz''ALDIĞIN PARANIN ANLAMI YOK''Bu oyuncu yapısı ile bir süre mücadele edersiniz, ardından herkes kaçmaya başlar. Milli takıma yansımasını zaten görüyoruz. Oynamayan bir oyuncu iseniz, takım arkadaşını motive edersin. 5 sene daha mukavelem var, rahatım. Böyle bir şey yok. Ben yurt dışında iken, gidiyordum alt yapıda oynayıo, güçlenip geliyordum. Böyle olduğu zaman aldığın paranın da anlamı yok. Yerli oyuncular daha fazla sorumluluk almalı, dikkat etmeli'Sporx
Reklam
Dünya Üzerinde Kayıp Şehir Olarak Adlandırılan 9 Gizemli Mekan
Bu yerler, güzelce korunmuş harabelerden oluşuyor. Bir gün gelecek nesil, Özgürlük Anıtı'na bakıp, ''anne bu ne?'' diye soracak. Çünkü tarihi boyunca pek çok şehir ve binalar, terk edilmiş, yıkılmış ve unutulmuştur. Geriye bize bıraktığı şey ise büyük bir gizem.
Zehirlenen Köpek Saatlerce Can Çekişti, Belediye Seyretti
Yozgat'ta zehirlenen köpek saatlerce sokakta can çekişti, vatandaşlar belediye ekiplerine tepki gösterdi...Yozgat'ın Sorgun İlçesi'nde zehirlenen köpek, saatlerce yol ortasında can çekişti. Ayağa kalmaya çalışan köpek, her defasında adım atamadan tekrar düştü. Çevreden geçen vatandaşlar sahipsiz köpeğin can çekişmesini izlerken, belediye ekiplerine tepki gösterdi.İlçenin Bahçelievler Mahallesi, Atatürk Bulvarı'nda bir süre dolaşan sokak köpeği ara sokakta aniden yere yığıldı. Ağzından köpükler çıkan köpek, yol ortasında can çekişmeye başladı. Köpeğin can çekiştiğini gören vatandaşlar ise durumu telefonla belediye ekiplerine bildirdi.
Reklam
Marmara Adası'nda 7 Bin Dönüm AKP'lilere Verildi
Marmara Adası'nda 7 bin dönümlük arazi özel ağaçlandırma için 49 yıllığına aralarında AKP'li belediye yöneticileri ve eski milletvekillerinin olduğu kişileri tahsis edildi. Devletin verdiği kredi desteği ile sökülen ağaçların yerine ceviz fidanları dikiliyor. Ada halkı duruma tepki gösterirken adadaki hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirtiyorlar.
Sadece Çok Sık Tuvalete Gidenlerin Yaşadığı 11 Durum
Öyle anlar olur ki patlayacak gibi hissedersiniz. Hani o bölgemi kesip atsınlar da rahatlayayım artık dersiniz. Eğer sizde bu dediğim iki şeye katılıyorsanız, çok sık tuvalet kullanan bireylerden olabilirsiniz. Tam en eğlenceli anlarda, ciddi anlarda ve hatta olur olmadık anlarda insanın başına tüfek dayanmış gibi zor duruma sokan bu olayı sadece yaşayanlar anlar ve bilir.
Bosch’un Hedefi Sıfır Kaza!
Bosch, trafikte ölümlü kazaları azaltmayı amaçlayan “sıfır kaza” vizyonu çerçevesinde, sürücülerin konforunun yanı sıra güvenliğini de sağlayan “sürücü destek sistemleri”ni sunmaya devam ediyor. Otomotiv alanında onlarca yıldır birçok yeni teknolojiye imza atan Boch’un İngiltere’deki Mira Test Merkezi’nde düzenlediği güvenli sürüş eğitimlerine katıldık, daha güvenli yolların önünü açacak teknolojileri bizzat test ettik.
Reklam
En İyi K.T.Ü'de Okuyanların Bileceği 15 Şey
İnsanlar gariptir mesela.  Öncelikle Trabzon'dan başlayalım. İnsanlar gariptir mesela. Her fırsatta şikeci fener'i dile getiren, milliyetçiliğiyle Trabzonspor'la övünen, her gencin yaşlının, teyzenın, baldızın futboldan anladığı, Karadeniz'in nadide şehri.
Dünya'nın En Kutsal 7 Mekanı
Dünyanın bir çok yerinde, farklı dinlere mensup insanlar gerek hacı olmak için gerekse dinlerinin, liderlerinin doğduğu yerleri görmek için ibadet turizminin içinde yer alırlar. Yeryüzünde inanılan bir çok din ve bu dinler için kutsal sayılan şehir var. Bunlardan sadece bir kaçı ;
12 Maddeyle ''Aksaray''
Hayır efendim sadece Aksaray hani il olan. Tekrarlıyorum ilçe değil il. yaklaşık 26 yıldır bağımsız ve gelişmekte olan bir İL!
Reklam
Çizgi Roman Dünyasının 34 Müslüman Karakteri
Müslüman çizgi roman karakterleri diye bir araştırma yapıp bizdeki çizgi roman kahramanlarını sınıflamak belki çok daha ilginç olurdu. Sonuçta bazı ateist ve bazı gayri-müslim vatandaşlarımızın kahramanlık yaptığı çizgi romanlar dışında kalanların hepsini 'müslüman' diye sınıflar bitirirdik araştırmayı. Gerçi kahraman derken yanlışlığa düşmeyelim, çizgi roman karakteri manasında kahraman dedim ben.Her neyse, işte batı çizgi romanında (özellikle Amerikan comics dünyasında) yer alan müslüman kahramanlarla ilgili geniş bir derleme (hepsi bu değil ama bir yerde de durmak gerek):
Seyit Onbaşı'nın Sırtladığı Merminin Ağırlığını Tartıyla Ölçtüler
Çanakkale Savaşları kahramanı Seyit Onbaşı'nın kaldırdığı top mermisi ağırlığının çeşitli kaynaklarda değişiklik göstermesi üzerine Alan Kılavuzları Rıdvan Arı ile Zafer Aydoğan değişik bir araştırma yaptı. Mecidiye Tabyası'nda sergilenen savaştan kalma top mermisini hassas kantarla tartan araştırmacılar, Seyit Onbaşı'nın sırtladığı net ağırlığın 215 kilo olduğunun belirlendiğini söyledi.Çanakkale'de; 1915 yılında 2'nci Ağır Topçu Tugayı 4'üncü Ağır Topçu Alayı 2'nci Topçu Taburuna bağlı 5'inci bataryanın Mecidiye Tabyasındaki 3 No'lu topunda görevli Havranlı Seyit Onbaşı'nın sırtlayarak kaldırdığı ve topun namlusuna sürdüğü, İngiliz Ocean zırhlısının batıran merminin ağırlığının Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarındaki gibi 215 kilogram olduğunu göstermek isteyen Alan Kılavuzları Emekli Topçu Yüzbaşı Rıdvan Arı ile Emekli Öğretmen Zafer Aydoğan hassas kantarla ölçüm yaptı. Çanakkale Savaşları'na ait çok sayıda basılı kitapla internet sitelerinin yanı sıra bölgede ziyaretçi gezdiren rehberlerin de Seyit Onbaşı'nın kaldırdığı merminin 276 kilo veya daha farklı olarak gösterilmesine ilişkin düzeltmelerin yapılması amacıyla çalışmayı gerçekleştirdiklerini belirten Arı ve Aydoğan, iki arkadaşının da yardımıyla mermiyi battaniye sarıp hassas kantarın üzerine aldı. Hassas tartının göstergesi 219 kilo 200 gramı işaret etti. Battaniyenin ağırlığı düşüldüğünde 100 yıl önce Seyit Onbaşı'nın sırtladığı merminin de ağırlığının bir kez daha 215 kilo olduğunun ortaya çıktığı kaydedildi.
Reklam
Son Zamanlarda İhbar Edilen 7 Güzel Arkadaş
'Güzel kız tespit,teşvik ve ihbar hattı' demiştik kendimize, hem sayfamızı tanıyıp seven destekçilerimizden bazikizlarcokguzel@gmail.com'a gelen 'bu arkadaş çok güzel' ihbar mesajları hem de 'sizce ben de güzel miyim?' / 'saçlarım bu renk mi daha iyi yoksa şöyle mi?' falan diye soran arkadaşlardan paylaştığımız fotoğraflar arasından Ocak ayında en çok ilgi çekenleri listeliyoruz.
Yalnızlığın 10 Evresi
İnsanın o hissettiği ama ''dile getiremediği'' yaşadığı ama ''vazgeçemediği'' istese bile ''kurtulamadığı''  duygular bunlar. İster sevin ister sevmeyin, ister inanın ister inanmayın onlar varlar.
Podyumlarda Fırtına Gibi Esen 17 Siyahi Top Model
Geçenlerde bir makale okudum. Makalede çeşitli siyahmodellerle röportajlar yapılıyordu. Hemen hepsi podyumlarda yeterince yerbulamamaktan şikayet ediyorlardı. Moda haftalarında ajanslar genellikle DoğuAvrupalı (Rus, Estonyalı, Ukraynalı vb.) modellerle çalışmayı tercih ediyormuş.Defileler için elemelere başvuranların neredeyse yarısı siyah modeller olduğu halde sadece 1-2 model elemeyi geçebiliyormuş. Siyahi modellerin bu kazan kaldırmalarını okuyunca aklıma onlarınfırtına gibi estikleri 80li ve 90lı yıllar geldi. Eski yıllarda birçok siyahtop model vardı. Onlar podyumun siyah kuğularıydı. Çikolata renkli büyücüleriydi.Hem güzellikleriyle büyülüyorlardı, hem de eşsiz zarafetleriyle. Şimdi hem buefsanevi siyah modelleri hem de günümüzün popüler birkaç siyah modelini tek tekhatırlayalım ne dersiniz?
Reklam