Instagram'ın Yeni Gözdesi: Kahve İçen Erkekler
Eğer güzel erkekleri ve lezzetli kahveyi seviyorsanız bu Instagram hesabı tam size göre, @menandcoffee ateşli erkeklerle dumanı tüten içecekleri buluşturuyor ve bunların birbirleri ile mükemmel bir uyum içinde olduklarını fazlasıyla kanıtlıyor.
İşlenmiş Gıdalar Depresyona mı Yol Açıyor?
Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.Not** Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. BBC kendi dışındaki internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir.BBC Türkçe
Sigorta Şirketleri Sürücüsüz Otomobillerden Rahatsız
İlk etapta Google ile başlayan sürüsücüsüz otomobil furyası, diğer firmaların da katılmasıyla çığ gibi büyümeye devam ediyor. Sürücüler, neredeyse hiç kaza riski olmayan bu yeni otomobiller için oldukça heyecanlı. Fakat söz konusu teknolojinin gelişmesinden rahatsız olanlar da var; sigorta şirketleri.The Guardian’ın haberine göre, sigorta şirketleri bu alandaki gelişmeleri kaygıyla izliyor. Çünkü kaza yoksa, bu sigortaya da gerek olmadığı anlamına geliyor. Bu da uzun vadede sigorta şirketlerinin büyük ölçüde zarar etmesine neden olacak gibi görünüyor. Öte yandan sigorta şirketlerinin bu kaygısının yıllar sonrasını ilgilendirdiğini de belirtmek gerek. Zira şu an yollarda olan otomobillerin yüzde 95‘inin sürücüsüz otomobillerle değişmesinin en az 35 yıl alacağı düşünülüyor. Şirketlerin o yıllarda nasıl bir çözüm üreteceği ise bilinmezliğini koruyor.LOG
Kocaeli'de Her 4 Kişiden  1’i Kanserden Ölüyor
TÜİK, Doğu Marmara Bölgesi’nde yer alan şehirlerin ölüm sebeplerini ve oranlarını açıkladı. Buna göre Kocaeli’de her 4 kişiden 1’i kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Kentteki bu yüksek oran akıllara, bir sanayi bölgesi olan Dilovası’nda araştırmalar yapan ve anne sütü ile bebeklerin kakasında ağır metal saptayan Onur Hamzaoğlu’nun araştırmalarını getirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ve Kocaeli’de yaşayan vatandaşların ölüm sebeplerini açıkladı. Buna göre; Kocaeli’de vatandaşların yüzde 34’ü dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.
Yılda 25 Kutu İlaç Tüketiyoruz...
Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda kişi başına ilaç tüketimi kutu bazında yüzde 100 artış gösterdi. Bakanlık verilerine göre 2005 yılında kişi başına tüketilen ilaç sayısı 12 kutu iken bu rakam 2014 yılı sonu itibariyle 25 kutuya çıktı. İlaç tüketiminde ilk sırayı mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken, sırasıyla en çok tüketilen diğer ilaçlar sıralamasında sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi ve sinir sistemi ilaçları takip etti.Sağlık Bakanlığı, 2014 yılı sağlık verilerini açıkladı. Bakanlığın kurum ve kuruluş sayıları incelendiğinde 874 hastane, 133 ağız ve diş sağlığı merkezi, 194 semt polikliniği, 21 bin 386 aile hekimi, 970 toplum sağlığı merkezi, 182 ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi, 179 verem savaş dispanseri, 5 bin 572 sağlık evi, 2 bir 186 acil yardım istasyonu, 127 Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM), 10 Hava Limanı Sağlık Denetleme Merkezi ve 35 Sahil Sağlık Denetleme Merkezi bulunuyor. Sağlık personeli sayılarına bakıldığında ülkemizde özel ve kamu olmak üzere 75 bin 251’i uzman hekim, 39 bin 45’i pratisyen hekim ve 21 bin 320’si asistan hekim olmak üzere toplam 135 bin 616 hekim görev yapıyor. Ayrıca 22 bin 996 Diş Hekimi, 27 bin 199 Eczacı, 142 bin 432 Hemşire, 52 bin 838 Ebe, 149 bin 616 Diğer Sağlık Personeli ve 229 bin 615’i Diğer Personel ve Hizmet Alımı olmak üzere 760 bin 322 sağlık çalışanı görev yapıyor. 2002 yılında hizmet alımı dahil 379 bin olan sağlık çalışanı sayısını 2014 yılında 760 bine çıktı. Avrupa’da 100 bin kişiye 325 hekim düşerken ülkemizde bu rakam 175 olarak tespit edildi. Avrupa’da 100 bin kişiye 68 diş hekimi düşerken ülkemizde 100 bin kişiye 30 diş hekimi düştü. Yine Avrupa’da 100 bin kişiye 836 ebe ve hemşire düşerken bu rakam ülkemizde 251 olarak gerçekleşti. Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri alanında 2013 yılında 9 milyar olan hizmetleri harcamaları, 2014 yılında 11 milyar TL’ye ulaştı. İhtiyacı olan hamileler için ‘misafir anne’ projesine gerçekleştirildi. Çocukluk dönemi aşılama takviminde 2002 yılında 7 olan aşı sayısını 13’e çıkarıldı. Bebek dostu hastanelerde doğan her bebek anne sütü ile beslenerek hayata sağlıklı bir başlangıç yapıyor. Bebek Dostu Hastane sayısı 2002’de 141 iken 2014 yılında bin 110 oldu. Aile hekimliği öncesinde birinci basamak sağlık tesislerinde 17 bin 800 hekim görev yaparken 2014 itibarıyla 6 bin 824 aile sağlığı merkezinde 21 bin 386 hekim görev yapıyor. 2014 yıl sonu itibarıyla 3 bin 633 kişiye bir aile hekimi hizmet verdi. Yıllar itibarıyla aile hekimine kayıtlı kişi sayısını kademeli olarak azaltmayı planlayan bakanlık, aile hekimi başına düşen nüfusu 2017 yılı sonuna kadar 3 binin altına düşürmeyi hedefliyor. Birinci Basamakta Toplam Muayene Sayısı 2002 yılında 75 milyon iken bu rakam 2014 itibariyle 239 milyona çıktı. İkinci ve Üçüncü Basamakta Toplam Muayene Sayısı 425 milyon olarak gerçekleşirken toplam muayene sayısı 664 milyon oldu. 2002’de Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 18 olan manyetik rezonans (MR) cihazı sayısını 2014’de 256’ya, 121 olan bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı sayısını 466’ya, 495 olan ultrasonografi (USG) cihazı sayısını 2.782’ye çıkarıldı. 2002 yılında 14 olan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi sayısını 133’e; 1 olan Diş Hastanesi sayısını ise 6’ya çıkarılırken 2002'de 3 bin 211 olan diş hekimi sayısını 2014 yılında 7 bin 640’a yükseldi. Vatandaşların aile hekimlerinden, Bakanlığa bağlı hastanelerden ve ağız ve diş sağlığı merkezlerinden 182 Çağrı Merkezini arayarak, internet yoluyla ya da mobil uygulama ile randevu almakta. Günlük ortalama 360 bin işlem gerçekleştirilen sistem üzerinden randevu alarak muayene olma oranı yüzde 45'tir. Bakanlığın 2015 yılı hedefi bu rakamı yüzde 55'e yükseltmek. 2004 yılında tüketilen ilaç miktarı 856 milyon kutu iken bu rakam 2014 yılında 1 milyar 970 milyon kutuya ulaştı. Geçen yıl ilaca ödenen toplam rakam 17 milyar 585 milyon TL olarak gerçekleşti. İlaç tüketiminde ilk sırada mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken onu sırasıyla sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi, sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi, kardiyovasküler sistem, dermatolojide kullanılan ilaçlar, kan ve kan yapıcı organlar ilaçları izledi.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı, tedavi maliyetleri ve halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorun olarak devam ettiği belirtilen raporda, “Bu nedenle akılcı ilaç kullanımı konusunda halkın ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi son derece önemlidir. İlaç, doğru kullanılırsa etkilidir. Ancak DSÖ'nün sıkça dile getirdiği gibi tüm ilaçların yaklaşık yüzde 50’si uygunsuz şekilde reçetelenmekte, satılmakta veya uygulanmaktadır. Tüm hastaların yarısından fazlası da doğru şekilde ilaç alamamaktadır. Birçok ülkede ilaç kullanımının izlenmesinde de ciddi sıkıntılar mevcuttur.” Denildi. 40 BİN 281 SURİYELİ BEBEK TÜRKİYE'DE DOĞDUGeçici koruma altına alınan Suriyeliler için; sahra, prefabrik ve kalıcı bina tipi hastanelerde sağlık hizmeti verildiği belirtilen raporda Suriyeli Sığınmacılara Verilen Sağlık Hizmetleri şu şekilde sıralandı: “Poliklinik Sayısı 6 milyon 470 bin 289, Yatan Hasta Sayısı 246 bin 805, Ameliyat Sayısı 197 bin 932, Doğum Sayısı 40 bin 281, Aşılanan Sığınmacı Sayısı 285 bin.” 2002 yılında 33 ülke ile 39 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut iken bugün 67 ülke ile 127 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut. Bu anlaşmalarda sağlık personeli ve uzman değişimi, sağlıkla ilgili tüm konularda bilgi ve deneyim alışverişi, bilimsel kuruluşlar arasında doğrudan temasların sağlanması, özel sektörün ticari girişimlerinin desteklenmesi konularına ağırlık verildi. Son dönemde başta Sudan, Yemen, Afganistan, Filistin, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkas ülkeleri olmak üzere birçok ülke ile sağlık sistemlerinin oluşturulmasında teknik destek, sağlık personelinin Türkiye’de eğitimi, kongre ve konferanslar düzenlenmesi, ameliyatlar gerçekleştirilmesi gibi faaliyetleri hayata geçirmekte ve bilgi, teknoloji ve tecrübesi paylaşıldı.Yasin Kılıç, CHA
Reklam
"Baby Face" Bir Erkekle Sevgili Olmadan Önce Bilmeniz Gereken 12 Şey
Brad Pitt'in 20'li yaşlarındaki sakalsız bıyıksız halini gözünüzün önüne getirin, işte size baby face bir erkek. Peki böyle bir erkekle birlikte olmak nasıl olur? İlk bakışta harika olacağını düşünebilirsiniz, amma lakin ki öyle değildir. Neden mi? Buyurun efendim özetleyelim.
"Şehirden Uzakta Şöyle Küçük Bir Evim Olsun" Diyenleri Mest Edecek 55 Metrekarelik Barınak
Vipp Shelter adı verilen bu minimalist ve prefabrik konsept, Danimarkalı tasarım şirketi Vipp tarafından yaratıldı. 55 metrekarelik bu çelik yapı, ağaçlar ve sakin bir göl tarafından çevrelenmiş engebeli bir manzaranın içinde yükseliyor.Vipp Shelter konseptinin hedeflediği müşteri kitlesi ise şehir yaşamından bunlanlar. Bu açıdan bakıldığında, söz konusu barınak doğaya kaçışı kolaylaştıran bir araç haline geliyor.Vipp’in baş tasarımcısı Morten Bo Jensen, Vipp Shelter‘la ilgili şunları söylüyor: “Asıl amaç bir ev ya da taşınabilir bir yapmak değildi. Vipp köklerini endüstriyel objeler üretmekten alan bir şirket, bu yüzden barınak terimi bu melez yapıyı ferah, işlevsel bir ürün, yaşanılabilir bir obje olarak tanımlamamıza olanak tanıyan bir tipoloji.”
Reklam
MEB'den Okullara: 'Sabah Namazına Müteakip Öğrencileri Camiye Getirin'
Çanakkale Savaşı’nın 100. yılı vesilesiyle anmalar bu yıl camide yapılacak. Okullara gönderilen yazıda, öğrenci ve öğretmenlerin camilerdeki anmalara katılmaları istendi.BirGün'den Serbay Mansuroğlu'nun haberine göre; 18 Mart Çanakkale Savaşı’nın 100. yıldönümü dolayısıyla okullara gönderilen yazıda Türkiye genelinde camilerde kutlama yapılacağı ve öğretmen ile öğrencilerin bu törenlere katılması istendi. İl ve İlçe Müftülükleri tarafından Milli Eğitim Müdürlükleri’ne gönderilen yazıda “Çanakkale zaferi” için sabah namazı sonrası yurt genelinde anma programı yapılacağı belirtildi ve öğrenci ile öğretmenlerin bu etkinliklerden haberdar edilmesi istendi.Diyanet İşleri Başkanlığı, savaşın 100. yılı dolayısıyla ilan edilen ‘Çanakkale Yılı’ kutlamalarını gençleri camilere toplamak için vesile yaptı. Diyanet bu çerçevede savaşın kazanılmasının yıldönümünün camilerde kutlanması için harekete geçti. Kutlama için camilerde anma programı hazırlayan Diyanet, katılımın artması için okulları da programa dâhil etti. Diyanet bu vesileyle Milli Eğitim Müdürlükleri’ne bir yazı gönderdi. Yazılarda Çanakkale için sabah namazı sonrası yurt genelinde anma programı yapılacağı belirtildi ve öğrenci ile öğretmenlerin haberdar edilmesi istendi.Namazın ardındanİstanbul Avcılar Müftüsü Ömer Erden’in Kaymakam adına yazdığı yazıda şu ifadeler yer alıyor: “Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı yıldönümü olması ve 2015 yılının ‘Çanakkale yılı’ ilan edilmesi münasebetiyle, aziz şehitlerimize karşı görevimizi yerine getirmek, halkımızın konuya olan duyarlılığını artırmak amacıyla ülkemizin 81 vilayetinde 957 ilçesinde icra edilecek olan ‘Çanakkale Şehitlerini anma’ programı ilçemizde de çarşamba günü sabah namazına müteakip Avcılar Merkez Caminde icra edilecektir.” Gençlik ve Spor Müdürlükleri’ne de gönderilen yazıda konunun duyurulması talep edildi.Bilimsel ve laik eğitim karşıtlığıEğitim Sen 7 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Zeynel Özgün: 19. Eğitim Şurasında alınan kararlara baktığımızda yaşanan bu olayın tekil bir örnek olmadığı daha net olarak görülüyor. Milli Eğitimde buna benzer bir dizi faaliyet yürütülüyor. Yukarıdan aşağıya, hiyerarşik bir şekilde toplumu muhafazakârlaştırıp yeniden biçimlendirmek amaçlanıyor. Milli Eğitim yöneticileri adeta bu muhafazakârlaştırmanın misyonerleri gibi çalışıyor. Biz, dindar nesil yetiştirmenin misyonerleri olmayı reddedeceğiz. Yaşananlar, Eğitim Sen’in laik, bilimsel ve anadilinde eğitim mücadelesinde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Ayıya "Orman Kibarı", Rüşvete de "Hediye" Dememize Sebep Olan Örtmece Kavramı Nedir?
Dilin toplumsal yaşamda kullanımı sırasında bazı ifadelerin doğrudan kullanımı karşıki kişilerin incinmelerine yol açabilir, bu nedenle bu tür ifadelere dikkat edilmesi gerekir. Kimi toplumlarda gayet normal olarak kullanılan kelimelerin, kimi toplumlara göre tabu sayıldığı da bilinen bir gerçektir. Ancak bazı tabu kelimeler veya karşıki kişileri incitmesi olası olan ifadeleri daha hafifletmek amacıyla hemen hemen her toplumda var olan “hüsnü tabir” diye adlandırdığımız cici sözlerin kullanılması da yaygın hale gelmiştir. Örtmece, (hüsnü tabir) toplumsal bütünlüğün korunması, insanların meramını karşısındakine daha rahat aktarması; kriz yönetiminde insanların doğru yönlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Kelimeleri içerik bazında güzelleştirme fikri yeni bir olgu değildir ve yüzyıllardır tüm dillerde rastlanmaktadır. Bu olguya Türkçede 'edebi kelam' , 'güzel adlandırma', 'hüsnü tabir', 'güzelleme' veya 'örtmece‟ denmektedir. İngilizcede 'euphemism', Fransızcada 'euphémisme' ve Almancada 'euphemismus' olarak adlandırılan bu olgu Antik Yunanca kökenli 'eupheme' (eu< 'iyi, güzel' pheme>'konuşma, söz ') kelimesinden kaynaklanmaktadır.
Reklam
Endonezya'da Yapraktan Çılgınlar Gibi Gitar Çalarken Görüntülenen Kertenkele
Yogyakarta, Endonezya'da profesyonel fotoğrafçı olan Aditya Permana, geçtiğimiz günlerde hayatınızda bir kere karşılaşabileceğiniz bir pozu yakalamayı başardı. Ormanda bir kertenkele gitar çalıyormuş gibi bir pozla karşınızda. Fotoğrafçı hiçbir şekilde hayvanı manipüle etmediği konusunda ısrarcı. Ayrıca Dailymail'e '' Kertenkeleyi görür görmez hemen fotoğraf çekmedim. Etrafımdayken sakin ve kendini güvende hissedene kadar bekledim. Farkettim ki tıpkı bir gitar çalıyormuş gibi duruyordu ve hiç de hareket etmiyordu.'' diye belirtmiş.
9 Mart 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Türkiye’de Kadın, ‘Temsil’de Bile Şiddeti Yaşıyor
KA.DER, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde 8’inci kez Türkiye’nin “Temsilde Kadın-Erkek Eşitliği” karnesini açıkladı. 8 yılda durum değişmedi, karar alma mekanizmalarında kadın oranı “yerinde saydı”. 26 bakanın 1’i, 81 valinin 2’si, 174 rektörün 14’ü kadın…Türkiye’de kadın, karar alınan hiçbir yerde var olamıyor, temsilde dahi “şiddeti” yaşıyor.Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER), sekiz yıldır Türkiye’de karar alma mekanizmalarında kadın-erkek eşitsizliği uçurumunun nasıl derinleştiğini rakamlarla ortaya koyuyor. Sekizinci yılda “Temsilde Kadın-Erkek Eşitliği Karnesi”nde bir kez daha ortaya çıkan gerçek şu:  “TBMM’de, yerel yönetimlerde, bürokraside, odalarda… kadınlar adeta yok sayılıyor, Anayasal bir suç işleniyor.”Anayasa’nın 10. maddesi “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” diyor. Ancak yıllar geçiyor, durum değişmiyor. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü bir kez daha eşitlik mücadelesindeki kadınların seslerini duyurma çabalarının gölgesinde kalıyor.İşte KA.DER’in “Temsilde Kadın-Erkek Eşitlik Karnesi”ndeki “inanılmaz” rakamları:535 milletvekilinin 77’si,26 bakanın 1’i,81 valinin 2’si,25 müsteşarın 1’i,30 Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 3’ü (Eşbaşkanlarla birlikte 5),Yüksek Yargı Organı Başkanlarının 1’i,174 rektörün 14’ü kadın…TÜRKİYE’NİN KARNESİ KÖTÜ AMA KADINLARIN KARNESİ İYİTürkiye, Haziran 2015’te Genel Seçimler ile TBMM’de yer alacak 550 milletvekilini seçecek. Nüfusun yüzde 50’sini oluşturan kadınların meclisteki temsilinin de yüzde 50 olması gerekiyor. Yüzde 14,39 olan kadın milletvekili oranı, kadınların seslerini duyurmalarını ve eşitlikçi yasalar çıkmasını engelliyor.Anne –babalar adeta korku filmi seti haline gelen “şiddet ve cinnet” meclisi ile ilgili görüntülerden çocuklarını uzak tutuyor. Bu meclisten “barış, eşitlik, özgürlük, adalet, hoşgörü” değil, “şiddet, hiddet, nefret, ayrımcılık, kavga, küfür, hakaret” sesleri çıkıyor.KA.DER Genel Başkanı Gönül Karahanoğlu, yaptığı açıklamada, tüm bu olumsuz tabloya rağmen siyasette var olmaya çalışan kadınların mücadelesinin “gerçek demokrasi”ye geçiş için umut vaat ettiğini söyledi. Karahanoğlu, TBMM’de ve yerel yönetimlerdeki kadınların sağladığı dönüşümleri şöyle sıraladı:Kadın sorunlarının mecliste daha çok tartışılmasını sağladılar.Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu’nun (KEFEK) kurulması için mücadele ettiler, kadın-erkek eşitliğine ilişkin sorunların yasal çerçeve ve uygulamada iyileştirilmesi için çalıştılar.Meclisin cinsiyetçi uygulamalarına müdahale ettiler, cinsiyet eşitliği meselesini gündeme taşıdılar.Siyasi partiler ve seçim yasasında düzenleme yapılması gerektiğini gündeme taşıdılar, cinsiyet kotası talebinde bulundular. Cinsiyet kotasının anayasal olarak da güvence altına alınmasını istediler.Kadınların, erkeklerle birlikte kentsel yaşamın tüm alanlarında eşit biçimde yer alması için çalışmalar yaptılar, bu konuların denetleyicisi oldular.Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın ve çocuk eğitimi, kadın ve siyaset, kadın sağlığı konularında projeler ürettiler.Haziran 2015 seçimlerinde partilerin kadın ve erkek adayları “eşit oranda” göstermesi gerektiğini söyleyen KA.DER Genel Başkanı Gönül Karahanoğlu, “Kadınlar siyasette aday olurken de seçildikten sonra da bir dizi engelle karşılaşıyor. Siyaseti erkek işi gören zihniyet, kadınları siyasal yaşamda yok saymaya devam ediyor, kadını siyasal yarışın dışında bırakıyor. Türkiye’nin 43 ilinde kadın milletvekili yok. 2015 Genel Seçimleri’nde bu büyük demokrasi ayıbının giderilmesini bekliyoruz” dedi.KA.DER’in sekiz yıldır Türkiye’ye karne verdiğini söyleyen Karahanoğlu, şöyle devam etti:“Yıllardır ‘bir üst sınıfa’ geçmeyi başaramayan, bunun için gayret göstermeyen, okulumuzun Anayasasında belirtilen ‘eşitlik ilkesine’ inatla karşı çıkan, belli bir cinsiyeti diğerinden üstün ve egemen gören, ‘ayrımcılık yapmakta direnen’ bir öğrenciyle karşı karşıyayız. Öğrencimiz ‘başarısızlıkta’ dirense de biz ona ısrarla ‘evrensel değerleri, ayrımcılık yapmamayı, bir cinsiyeti diğerinden üstün görmemeyi’ öğretmek için mücadeleye devam edeceğiz. Öğrencimizin, 2015 Genel Seçimleri’nde durumunu bir nebze de olsa düzeltme şansını kullanmasını bekliyoruz.”Zete
Reklam
Nissan'ın B-Segment Konsepti Sway
Bir çok otomobil firması yeni otomobillerini Cenevre’de görücüye çıkardı. Bu firmalardan biri de Nissan. B-segmentinde konumlandırılan Nissan’ın yeni konsept otomobili Sway, gelecekteki Nissan otomobilleri hakkında bize şimdiden bilgiler veriyor.
Dağ Ceylanlarının Nesli Kurtuldu
Hatay'ın Kırıkhan ilçesine 20 kilometredeki Suriye sınırında İncirli ve Sucu mahalleleri arasında kalan yaklaşık 7 bin hektar dağlık arazide kendilerine yaşam alanı oluşturan Hatay dağ ceylanlarının sayıları her geçen yıl artıyor.Nesli tükendiği düşünülen ancak 2008'de yapılan çalışmalarla varlığı tespit edilen Hatay dağ ceylanı popülasyonunun artması için bu tarihten sonra Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Türkiye Tabiatını Koruma DerneğiHatay Şubesi, Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) Türkiye Temsilciliği ile çeşitli çalışmalar yürüttü. Çalışmalar neticesinde 2009'da yaklaşık 150 olduğu tahmin edilen dağ ceylanlarının sayısı 2014'te 345'e yükseldi.Doğa Koruma ve Milli Parklar personelinin doğrudan gözlem yöntemi ile yaptığı envanter çalışmasında, 2012'de 235, 2013'te 295, 2014'te ise 345 dağ ceylanı sayıldı.Kutsal kabul ediliyorYaşam alanının bir bölümü askeri yasak bölgede olması dolayısıyla varlığını sürdürdüğü tahmin edilen ceylanları, yöredeki köylüler de koruyor. Vatandaşlar, ceylanı kutsal kabul ediyor ve öldürmeleri halinde başlarına kötü şeyler geleceğine inanıyor.Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Hatay Şube Başkanı Abdullah Öğünç, AA muhabirine, neslinin tükendiği sanılırken 2008'de varlığı tespit edilen Hatay dağ ceylanlarının sayısının her geçen yıl artmasına sevindiklerini söyledi.Öğünç, ceylanların bulunduğu bölgede 2010'dan bu yana aktif koruma faaliyetleri gerçekleştirildiğini, avcılar tarafından avlanılmamasını ve bugüne kadar varlıklarını sürdürebilmelerinin en büyük nedeninin askeri yasak bölgede yer alması olduğunu kaydetti.Ayrıca yöre halkı tarafından ceylanların kutsal kabul edildiğini anlatan Öğünç, 'Köylüler, ceylanlara zarar verdiklerinde kendilerine de zarar geleceğini düşünüyor ve bununla ilgili çeşitli hikayeler de anlatıyor. Hatay dağ ceylanlarının sayısının hızla artması sevindirici' dedi.Perişan Mahallesi'nde oturan Bülent Gerici de dağ ceylanlarının geçmiş yıllardan bu yana yöre halkı tarafından kutsal bilindiğini söyledi.Ceylanların çoğu zaman tarlalarının etrafında gezdiğini anlatan Gerici, bu hayvanın, kendilerine fayda getirdiğine inandıklarını ifade etti.Köy halkından 82 yaşındaki İslim Gerici de geçmişten buyana ceylanlara yörede zarar verilmediğini belirtti.'Ceylanlar kontrol edilerek korunuyor'Orman ve Su İşleri 7. Bölge Müdürü Ethem Boz da nesli tehlike altındaki hayvanları korumaya devam ettiklerine, bu kapsamda Hatay dağ ceylanları ile ilgili çeşitli faaliyetler yürüttüklerini söyledi.Doğa Koruma ve Milli Parklar personelinin etkili koruma ve kontrol çalışmaları, yaşam alanının askeri yasak bölge olması, yörede yaşayanların ceylanı kutsal kabul etmesi ve bilinçlendirme çalışmaları neticesinde 2009'da yaklaşık 150 olduğu tahmin edilen dağ ceylanlarının sayısının 345'e ulaştığını ifade eden Boz, bunun sevindirici olduğunu kaydetti.Boz, 2013'te Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün talimatları ile dağ ceylanı yaşam alanı içerisinde bulunan Beşikli Tepe mevkisine 160 dönüme Dağ Ceylanı Üretme İstasyonu tesis edildiğini aktararak, şunları kaydetti:'İstasyonda çoğaltılacak ceylanlar, türün geçmiş yıllarda yaşadığının bilindiği ancak şu an bulunmadığı (Çukurova-Ceyhan) başka alanlara yerleştirilerek koruma altına alınmak suretiyle bu alanlarda popülasyon oluşturulacak. 2014 envanter çalışması sonrası yapılan çalışmalarda sürme ve sıkıştırma yöntemi ile 2 dağ ceylanı istasyona alınarak, üretme istasyonu faaliyetlerine başlanmıştır. Yakalama çalışmaları, üretme istasyonunda 30 ceylan oluncaya kadar devam edecek. İstasyonda hem üretim faaliyetleri yürütülmekte hem de doğal yaşam alanındaki ceylanlar sürekli kontrol edilerek korunmakta.'Volkan Kaşik, AA
Reklam
Türkiye'de Kadınlar Günü Ne Zaman Anlam Kazanır?
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, ancak günümüz Türkiye'sinde kadınların maruz kaldığı her türlü şiddeti ve muameleyi gördükçe bu günü kadınlar günü olarak kutlamanın daha anlamlı olacağı inancındayım.
8 Mart 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Erkeklerin Ömrü Boyunca Minnettar Kalacağı 8 Kadın
Kadınların olmadığı bir dünya düşünün, biraz daha düşünün, tamam tamam düşünmeyi bırakın sakin olun bağırmayın geçti. Yaşamı sürdürebilir kılan yeryüzünün en büyük güzelliği kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Reklam