Şarköy'e Tatile Gidip "Rio" Tadı Yakalayan Kızla İlgili 12 Şey
Tatil psikolojisinin insanı ne hale soktuğunun canlı kanıtıdır bu kızlar. İstanbul'a 1.5 saatlik mesafeye, amcasının, dayısının, eniştesinin yazlığına, bilemedin, pansiyona, tatil köyüne, otele tatile giden insan evladı, sanki Rio'ya gelmişçesine rahat davranmaya başlar. Yolda bikini ile gezer, bakkala mayokinisiyle gider, gece gezmelerine süper mini etekle çıkar. Rio'ya gitsen anlarım, dünyanın bir ucu. Üstsüz gezsen seni tanıyan birilerinin çıkması ihtimali, uçakta giderken fil tarafından cinsel saldırıya uğrayıp ölme ihtimalinden düşük. Fakat Şarköy'e yan komşun da geliyor, bakkal amcan da geliyor, marketteki reyoncu çocuk da geliyor. İstanbul'dayken diz üstü etek giyince rahatsız olan sen, ne oluyor da aynı adamların yanında mayokini giyebiliyorsun?Bunu sosyologlar çözsün ve adına da Şarköy sendromu desinler, bu benim ilgi alanım değil.
Yoksulluk Bazen 'Domuz Gribi'nden Daha Tehlikeli Olabilir!
Son birkaç gündür ulusal gazete ve televizyonlar 'Domuz Gribi' haberleriyle dolu. İster istemez insanın yüzünde -tıpkı varlığından rahatsızlık duyulan bir tanıdık ile karşılaşıldığında beliren- sevimsiz bir ifade oluşuyor. Haberleri veren televizyonlar hiç vakit kaybetmeden konunun uzmanlarından görüş almaya başlıyorlar. 'Efenim domuz gribinden korunmanın yolları...' diye başlayan cümleleri uzun uzun burada yazmaya gerek yok. Çünkü neredeyse bu reçeteler tüm hastalıklar için aynı. Nasıl mı?Ne diyorlardı, hijyen kurallarına, iyi beslenmeye ve stresten uzak yaşamaya özen göstereceksiniz... İyi de bunlar nasıl olacak?
Beyazıt Meydanı'ndan Çağrı: Raşit Tükel Rektörümüz, Seçimimize Saygı Gösterin
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü önünde gerçekleşen eylemde öğrenciler, akademisyenler, üniversite çalışanları, meslek odaları “Rektörlük seçiminde en çok oy alan Raşit Tükel atanmalı” çağrısı yaptı.İstanbul Üniversitesi (İÜ) rektörlük seçimlerinde en yüksek oyu alan İÜ Demokratik Üniversite Girişimi adayı olarak katı Prof. Dr. Raşit Tükel’in atanması için çağrılar sürüyor.Bianet'ten Beyza Kural'ın haberine göre, Üniversite Dayanışma Platformu ve İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu’nun Beyazıt Meydanı’nda gerçekleştirdiği ve Raşit Tükel'in de yer aldığı eyleme akademisyenler, öğrenciler, üniversite çalışanlarının da aralarında olduğu yüzlerce kişi katıldı.“#Rektör Raşit Tükel. Oylarımıza ve demokrasiye sahip çıkıyoruz” pankartı ardından toplanan insanlar “Raşit Tükel Rektörümüzdür”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları attı.Meslek odaları, Üniversite Dayanışma Platformu, öğrenciler, taşeron çalışanlar adına yapılan konuşmalarda YÖK’e ve cumhurbaşkanına üniversitenin iradesine saygı gösterme çağrısı yapıldı.Raşit Tükel de seçimlerden önce de dile getirdikleri en yüksek oyu alanın atanması taleplerini yineledi, atamaların takipçisi olacaklarını söyledi.12 Mart’ta gerçekleşen ve 2 bin 537 oyun geçerli sayıldığı seçimlerde Prof.Dr. Raşit Tükel 1202 oyla ilk sırada yer alırken Tükel’i 908 oy ile mevcut rektör vekili Mahmut Ak takip etti.Üniversite, seçimlerde belirlenen altı ismi Yükseköğretim Kurulu’na gönderecek. YÖK, altı adaydan üç kişi seçerek Cumhurbaşkanı’na öneri listesi verecek. Rektör, cumhurbaşkanının atamasıyla belirlenecek.Meslek Odaları Koordinasyonu: Üniversitenin iradesine saygıİstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu adına konuşan Kazım Mermer, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet sandığın iradesine saygı duymanın demokrasi eşiği olduğunu dillendiriyor” diyerek YÖK’e ve cumhurbaşkanına “İstanbul Üniversitesi’nin iradesine saygı duyma” çağrısı yaptı.“Demokratik, özgür, çoğulcu ve özerk bir üniversite inşa etmek adına gerçekleştirilecek dayanışma, tüm politik dinamiklerin, kurulların ve de kurumların birinci sorumluluğudur. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmek, akademik özgürlüklere, toplumsal barışa ve ülkede özlemini çektiğimiz demokrasiye katkı sağlayacaktır.”
Olimpiyat İstanbul Proje Yarışması
Sevgili gençler,Kabataş Erkek Lisesi öğrencileri ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Olimpiyat İstanbul Proje Yarışması, sizlerden İstanbul'u daha yaşanabilir kılacak ve güzelleştirecek fikirler veya İstanbul'un tarihi ve coğrafyası hakkında araştırmalar bekliyor. Katılmak için tek koşul lise öğrencisi olmanız,Türkiye'nin neresinden olduğunuzun hiçbir önemi yok! 28 Mart'a kadar bize sadece fikirlerinizi bidirmeniz yeterli. Onaylanacak fikirler ve araştırmalar, seçkin akademisyenlerden oluşan jürilere, 14 Nisan günü Kabataş Erkek Lisesi'nde sunulacak. 15 Nisan günü ise Cemal Reşit Rey Konferans Salonu'nda her branştan başarı gösteren ilk 2 proje, harika ödüllerin sahibi olacak.Ayrıntılı bilgi için : http://www.olimpiyatistanbul.com
Reklam
Dekorasyonda Rahatlatıcı Renkler
Renklerin psikoloji üzerinde bıraktığı etki bilimsel bir gerçek. Renklerin beyin üzerinde bıraktığı etkiyİ dikkate alarak evinizin renklerini seçmeniz size daha huzurlu bir ortam sağlar.  Mobilya ve duvarlarınızın renk uyumuna ve hangi renklerin hangi tonlarını kullanmanız gerektiğine gelin birlikte bakalım.
Reklam
Çanakkale Denildiğinde Akla Gelen 30 Şey
I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. Çanakkale'nin her karışında bu savaşı hissedersiniz.
Ales Başvuruları Yarın Başlıyor
ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, ALES 10 Mayıs'ta yapılacak, başvurular, 18-31 Mart'ta alınacak.Yükseköğretim kurumlarında öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim öğretim planlamacısı kadrolarına açıktan veya öğretim elemanı dışındaki kadrolardan naklen atanabilmek için ALES'e girmek gerekiyor. Türkiye'de bir lisansüstü eğitimi programında öğrenim görmek isteyenlerin de ALES'e girme zorunluluğu bulunuyor.Güzel sanatlar fakülteleri ile konservatuvarlara alınacak yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik öğrencilerinde ALES'e girme koşulu aranmayacak. Ancak, güzel sanatlar fakülteleriyle, konservatuvarlardaki doktora programlarına başvurularda üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü senatolarınca ALES puan şartı getirilebilecek.Yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanı ihtiyacının karşılanması amacıyla veya kamu kurum ve kuruluşlar adına lisansüstü öğrenimi görmek üzere yurt dışına gönderilecek adayların seçiminde de bu sınavın sonuçları kullanılacak. Bu yolla yurt dışında lisansüstü öğrenim görmek isteyen adayların bu sınava girmeleri gerekiyor. Mecburi hizmet yükümlülüğü olmaksızın, kendi imkanlarıyla yurt dışında lisansüstü öğrenim göreceklerin bu sınava girme zorunluluğu bulunmuyor.Yükseköğretim Kurulu tarafından izin verilen yükseköğretim kurumlarındaki öğretmenlik sertifika programlarına öğrenci seçme ve yerleştirme işlemlerinde de ALES sonuçları kullanılacak.Sınava, bir lisans programından mezun olabilecek durumda bulunanlar, lisans programını bitirenler ile denklik belgesi almış olmak kaydıyla yurt dışında lisans eğitimi görmüş olanlar başvurabilecek. ALES'e yabancı uyruklular da girebilecek.Adaylar, kılavuz ile aday başvuru formuna başvuru tarihleri içinde ÖSYM'nin 'http://www.osym.gov.tr' adresinden ulaşabilecek. Kılavuz dağıtımı yapılmayacak.AA
Reklam
Bakanlık: 11 Kişi Domuz Gribinden Öldü
Sağlık Bakanlığı, 2014'ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu ölümlerden 11'ine domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Domuz gribinde toplam vaka sayısı ise 170. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; 'Herhangi bir grip salgını yok' dedi.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş grip salgınıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Gümüş, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun 5 Şubat'ta yaptığı toplantıda herhangi bir salgın olmadığı tespiti yapıldığını açıkladı.'2014'ten bu yana toplam 16 kişi gripten dolayı hayatını kaybetti. Bunlardan 11'i domuz gribi, 5'i virüsün diğer tiplerinden dolayı yaşamını yitirdi. Bilim Kurulumuz toplandı, buna göre şu anda bir salgın durumu söz konusu değil.'Gümüş'ün verdiği bilgiye göre domuz gribi nedeniyle yaşanan 11 ölümün 2'si 2014 sonu, 9'u Ocak ayı içinde gerçekleşti. 170 kişiye H1N1 virüsü yani domuz gribi teşhisi kondu. Gümüş, bu sayının 2009'daki domuz gribi vakalarının altında olduğunu açıkladı:'2009’a dönüş mü var diye soruluyor. 2009'da 1 milyon 502 bin 654 grip vakası vardı, bunların 20 bin 800’ü yatarak tedavi edildi, 2800 hasta yoğun bakımda tedavi oldu. O yıl 556 hastamızı kaybetmiştik. 2012-2013 içinde 812 domuz gribi vakası ortaya çıktı, 2013-2014'te ise 17 vaka tespit edilmişti. Şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya girmemiz sözkonusu değil.'Gümüş domuz gribinden hayatını kaybeden 9 kişinin 45 yaşın altında olduğunu, tedavi gören 5 hastanın kronik diğer bazı hastalıkları da bulunduğunu açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk bulunmuyor.Gümüş, Mersin'in Anamur ilçesinde hayatını kaybeden üç kişi için H1N1 virüsü tespiti yapıldığını söyledi, 'Etken bulamasak da viral bir hastalık pnemöniden hayatını kaybeden hastalarımız.' dedi.Risk grubundakilere tavsiyelerSağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş uzun süreli griplerde sağlık kuruluşlarına başvurulmasını istedi. Gümüş şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya gidilmeyeceğini belirterek Nisan sonuna kadar risk gruplarına yönelik tedbirleri arttıracaklarını anlattı. Gümüş, grip ilaçlarının kamu hastanelerinde hastalara ücretsiz verileceğini belirtti.Gümüş, gribe yakalananlara yatak istirahati ile sıvı, vitamin desteği tavsiyesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı hastanelerde bakımı sağlamak gerekiyor.risk grubundaki hastaların yakın takibi açısından yaşlı bakım evleri gibi yerlerde takibi de arttıracak.Çocuklar için ayrı bir risk değerlendirilmediSağlık Bakanlığı Bilim Kurulu temsilcileri de özellikle çocuklar için bu yıl diğer yıllardan farklı bir tedbir alınmasına gerek görülmediğini anlattı. Özellikle oyuncak paylaşımı nedeniyle çocuklar arasında gribin daha kolay yayıldığını belirten yetkililer aileleri, çocukların ellerini sık sık yıkamaları, mendil kullanmaları ve burun akıntısı döneminden itibaren okula göndermemeleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri risk grubundakilerin mevsimsel grip dönemi başlamadan aşılanması gerektiğini de vurguladı.Al Jazeera Turk
17 Mart 2015 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz :)
Kutup Martısı'nın 140 Yıl Sonra Görüldüğü Bölgeye İş Makineleri Girdi
Rize’de, göç yolundaki kuşların uğrak yeri haline gelen ve Türkiye’de 140 yıl sonra ilk kez görülen kutup martısının fotoğraflanıp kayda alındığı sahilde iş makineleri ile dere ıslahı ve kum alma çalışması başlatıldı, ağaçlar kesildi.Eminettin Mahallesi'nde bulunan alan uzun süreden bu yana göç eden kuş türlerinin uğrak yeriydi. Türkiye’de 140 yıl sonra ilk kez görülen kutup martısının geçen yıl Aralık ayı ortalarında bölgede fotoğraflanması ülkenin dört yanından kuş gözlemcilerini de kente çekmişti.
Reklam
1930'da Paris'te Kurulmuş İlk Lezbiyen Bar'dan 15 İlginç Fotoğraf
1930'lar Avrupa'ya bir çok yeniliğin geldiği yıllardı. Savaş sonrası toparlanan ülkelerden biri de Fransa'ydı, aynı zamanda hak ve özgürlüklere de en çok önem veren ülkelerden biri olduğu için yaralarını biraz daha özgürleşerek sarmayı seçen ülkelerden biri oldu. Belki de bunun geldiği noktalardan biri; 1930'da Avrupa'daki ilk lezbiyen barın Paris'teki kuruluşu, ve barın müdavimlerinin kostümlerinden danslarına kadar bizi şaşırtmayı başardığı 15 fotoğrafı;
Reklam
Eskiyen Eşyalarınızı Değerlendirmenin En Şahane 21 Yolu
Eski ama bir türlü kopamadığınız eşyalarınızı atmaktan kaçınan bir yapınız varsa, tek ihtiyacınız olan şey biraz ilham olabilir. Artık hiçbir işe yaramayan eşyaları, evinizin baş köşesindeki seçkin yerini almak üzere yeniden değerlendirmenin şık ve dikkat çekici örneklerini sizin için derledik...
Doktorun Sözleri Sizi Daha Hasta Edebilir mi?
Doktorun hastaya söylediği her sözün iyileştirici ve ağırlaştırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?Rahatsızlığınızdan ötürü doktora gidip de bu ziyaretin hiç işe yaramadığını düşündüğünüz oldu mu?Doktorun herhangi bir tedavi ya da semptomla ilgili olumsuz sözlerinin hastanın kendisini daha kötü hissetmesine yol açabileceği belirtiliyor. Örneğin bir diz rahatsızlığından dolayı hastaneye giden hastaya doktor “Size kötü bir haberim var; diziniz kemik erimesi nedeniyle aşınmış. Vereceğim ilacın biraz faydası olabilir; ama o da midenize zarar verebilir,” diyorsa hasta bundan olumsuz etkilenir.Uzmanlar bunu, hastanın rahatsızlığıyla ilgili endişelerini artıran ve tedavinin yan etkilerine gereğinden fazla vurgu yapan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Araştırmalar, ilaçların yan etkisiyle ilgili yapılan bulantı, yorgunluk, baş ağrısı ishal gibi uyarıların kişilerin bu semptomları hissetme ihtimalini artırdığını, plasebo etkisi yaratmak için verilen haplarda bile (herhangi bir etken madde içermeyen teselli ilacıyla hastada iyileşme duygusu yaratılması) bu durumun ortaya çıkabildiğini gösteriyor.Hastada iyileşme beklentisi yaratan plasebo etkisi uzun zamandır tıpta biliniyor. Fakat bunun tam tersi bir işlev gören nosebo etkisinin çok daha tesirli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar nosebonun olumsuz etkisinin tıbbın birçok alanında görülebileceğini, hatta bazı durumlarda ölümcül sonuçlar bile doğurabileceğini söylüyor.Ancak bu türden akıl-beden bağlantısı yoluyla doğru bir yaklaşım tedavide çok olumlu gelişmeler de sağlayabilir. Bir araştırmada, anlayışlı bir doktor tarafından plasebo haplar verilen depresyon hastalarının, daha az anlayışlı psikiyatristlerin etkili ilaçlar verdiği hastalardan daha iyi gelişme kaydettiği görüldü.Bazı bilim insanları doktorların plasebo etkisini kullanarak hastalara daha az ilaç vermeleri gerektiğine, aradaki açığın zihin gücüyle kapatılabileceğine inanıyor. İnsanlarla etkileşim kurma yoluyla ilaç almadan kendi kendimizi iyileştirmenin mümkün olabileceği belirtiliyor.Bunu yapmanın en basit yöntemi, doktorun hastaya daha empati kurarak yaklaşması ve onun korku ve kaygılarını gözetmesidir. Tedavi için ilaç verilirken ilacın pozitif yanlarının öne çıkarılması, yan etkilerinin ve risklerinin ise korku yaratmayacak şekilde dile getirilmesi öneriliyor.Araştırmacılar, doktorların her sözünün, her bakışının önemli olduğunu, bunun ise onlar açısından ekstra bir yük getirmeyeceğini, tersine kendilerini tedavinin bir parçası olarak görmeleri gerektiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
12 Maddede Benim Büyük Çaresizliğim: İzlanda
Bakıyorum da dünya üzerinde kurulması en gereksiz birkaç ülkeden biri, belki de birincisi İzlanda. Allah'ın unuttuğu yerde, çorak topraklar üzerinde, güneşin görülmediği, karın buzun bitmediği, yanardağ patlamalarının eksik olmadığı bir yerde 300 bin kişilik bir ülke kurmanın cidden manası yok. Tamam, vakti zamanında birileri buralara yerleşmiş olabilir ama arkadaşım o gün bir yerden bir yere gitmek 6 ay sürüyor, belki adamlar gemiyle buraya geldi sonra gemileri batınca burada kaldılar. Yani en kötü ihtimalle 1800'lerden sonra bu topraklar terk edilmeliydi. Sen 800'lü yıllarda adaya gelmiş insanların aklına uyup da ne diye bu hatada ısrarcı oluyorsun ki?
Reklam