Dağların ve bilinmezliğin derinliklerinden, gözlerinde yaşlarla ve amansız bir kovalamacanın gölgesinde zaman dışı bir sınır şehrine sığınan Kosmos, kendini ‘mucizeler yaratan bir hırsız’ olarak tanıtır. Şehre ayak basar basmaz, nehrin azgın sularında boğulmak üzere olan bir çocuğu kurtarmasıyla kısa sürede bir efsaneye dönüşür, mucizevi güçleriyle şehir halkı tarafından hemen kabul görür.
Ancak Kosmos sıradan birisi değildir. Onu ne yemek yerken ne de uyurken görmek mümkündür. Varlığını sürdürebilmek için tek ihtiyacı çay ve avuç avuç tükettiği kesme ya da toz şekerdir. En şaşırtıcı yeteneklerinden biri ise, bir kuş kadar hafif ve çevik hareketlerle en yüksek ağaçların en ince dallarına tırmanıp, orada dingin bir şekilde oturabilmesidir. Herkesi hayrete düşüren bu gizemli adamın herkesi irkilten tek bir dileği vardır: Kosmos, tutkuyla aşkın peşindedir.