onedio
Bankada Karşılaşabileceğiniz 15 Müşteri Tipi
Her ne kadar internet bankacılığı yaygınlaşsa da hala bankaya gitme ihtiyacı duyuyoruz. Banka işlemleri zaten yeterince can sıkıcıyken bir de bunu daha da zorlaştıran müşteriler ile de karşılaşıyoruz. İşte bankada denk gelebilecek 15 zorlu müşteri tipini sizler için derledik.
'Nymphomaniac'ın Türkiye Dağıtımcısından Açıklama
Türkiye'de vizyona giremeyecek olan 'Nymphomaniac' filmi hakkında Türkiye dağıtımcısı basın açıklaması düzenledi T24 Danimarkalı yönetmen Lars von Trier'in Türkiye'de vizyona giremeyecek son filmi 'Nymphomaniac' hakkında Türkiye dağıtımcısı basın açıklaması düzenledi. Filmin Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın toplantısı düzenledi, dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat 'Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir' dedi. Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izleyip bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi. Bu kararın ardından filmin Türkiye dağıtımcıları Umut Sanat ve Özen Filmcilik basın toplantısı düzenledi, dağıtımcı firma adına konuşan Avukat Sabit Halat kararın hukuksuz olduğunu söyledi. Avukat Halat bu hukuki süreçte izleyecekleri yolu şöyle açıkladı: 'Kültür Bakanlığı isterese film bir haftada yayına girebilir' 'Bu oldu bitti bir karar. Yönetmeliğin 8. maddesine göre; Alt Kurul filmin ön değerlendirmesini ve sınıflandırmasını yapar. Değerlendirdikten sonra film usule uygun değilse üst kurula bildirmeden önce ithalatçı ve yapımcıya bildirir. Yasal düzenlemenin bu şekilde hazırlanmasının nedeni üst kurulun ithalatçı veya yapımcının itirazlarını da değerlendirebilsin. Öncelikle Kültür Bakanlığı'na hukuksuz işlemden ötürü kararı geri alması için itirazlarını bulunacağız. Yasak kaldırılmazsa idari mahkemeye başvuracağız, filmin seyirciyle buluşabilmesi için...' Yöneltilen bir soru üzerine açıklama yapan Avukat Halat, 'İtirazımızdan sonra Kültür Bakanlığı isterse bir haftada karar verebilir. Film de Cuma günü yayına girmek üzere hazırlanabilir.' Filmin Türkiye'de vizyona girmeme gerekçesi Vizyona giren filmleri sınıflandıran alt kurul filmi izledi ancak herhangi bir karara varmayınca devreye üst kurul girdi. Değerlendirme Sınıflandırma Üst Kurulu ise filmi izleyerek Türkiye’de vizyona girmemesine karar verdi. 'Nymphomaniac'ın gösterime girmesini yasaklayan Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu'nun gerekçesini şu şekilde açıkladı; 'genel ahlaka aykırılık' ve 'pornografik görüntü ve diyaloglar' öne çıkartılıyor.T24.com
AKP İktidarında Kadının Adı Yok
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, Türkiye'nin 12 yıldır “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen bir başbakan ve partisince yönetildiğini, bu sözlerin AKP’nin kadına bakışını yansıttığını belirtti. Kadını “en az 3 çocuk” doğurma görevi vererek ev içine hapseden AKP zihniyetinin, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalıp erkeğine koşulsuz hizmet eden bir kadın tipi istediğini belirten Umut Oran, '30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacak 52.7 milyon seçmenin de yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Kadınların oy tercihi, ülkenin kaderini belirleyecek nitelikte ve AKP zihniyetinden kurtulma yönünde büyük önem taşıyor. Türkiye’nin 12 yılını çalan; her alanda cinsiyet ayrımcılığı yapan, kadını ikinci sınıf gören, onu ekonomik, toplumsal ve siyasal hayattan dışlayan bu “erkek egemen” ortaçağ zihniyetinden kurtulmada kadınlarımıza büyük görev düşüyor…AKP son demlerini yaşıyor, 12 yıllık AKP iktidarı Türk siyasi tarihinde kara bir dönem olarak yer alacak. Kadın seçmenin iradesi;  çağdaş, demokratik, ileri bir Türkiye’ye giden yolda belirleyici olacaktır. Kadınlarımız, AKP’nin biletini sandıkta kesecektir...- Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir' dedi.Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: AKP İKTİDARINDA KADININ ADI YOK…SANDIKTA AKP’NİN BİLETİNİ KADINLAR KESECEK…Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir. Cumhuriyet özünde kadını toplumsal yaşama katma projesiydi. Çünkü aksi halde çağdaş ve ileri bir toplum olamazdık. 8 MartDünya Kadınlar Günü de Türkiye’de ilk kez 1921 yılında 'Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlanmaya başladı.AKP döneminde ise kadınlar ekonomik, sosyal ve siyasi alanlardan giderek dışlandı. İktidardaki parti, kadını, toplumsal hayattan dışlayan, onu evi ile sınırlayan anlayışıyla kadının konumunu geriletti.Türkiye 12 yıldır “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” diyen bir başbakan ve partisince yönetiliyor. Bu sözler AKP’nin kadına bakışını yansıtıyor. Kadını “en az 3 çocuk” doğurma görevi vererek ev içine hapseden AKP zihniyeti, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalıp erkeğine koşulsuz hizmet eden bir kadın tipi istiyor.Türkiye nüfusunun 38.2 milyonla yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Çalışma hayatında ise kadının adı yok. Kadınlarda işgücüne katılım yüzde 30.8’le 1990’ların gerisinde. Türkiye bu oranda OECD sonuncusu... Çalışma çağındaki 28 milyonu aşkın kadın nüfusun 11.5 milyonu ev kadını. Orta boy bir ülke nüfusuna denk bu kesim çalışma yaşamı yerine evle özdeşleşen geleneksel konumda ve işgücünden sayılmıyor.2.5 milyon dolayındaki kadının okuma yazması yok. Okuyanlar da iş bulamıyor. Çalışanlar yönetici olamıyor. Kamuda çalışanların yüzde 34’ünü  kadınlar oluştururken yöneticiler içinde kadın oranı yüzde 13.6.30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacak 52.7 milyon seçmenin de yaklaşık yarısını oluşturan kadınların tercihi büyük önem taşıyor. Her alanda cinsiyet ayrımcılığı yapan ve kadını ikinci sınıf gören zihniyetten kurtulmada kadınlarımıza büyük görev düşüyor. Sandıkta, AKP’nin biletini kadınlarımız kesecek…Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir. ‘Kadın’ dahi diyemeyen ‘bayan’ı tercih eden bu anlayış gereken cevabı bizzat kadınlarımızdan alacak.Kadınlarını ekonomik yaşamın içine katmayan bir ülkenin kalkınması, gelişmesi, ilerlemesi mümkün değildir. Kadınlar, ancak özgür, eşit, bağımsız bireyler olarak toplumda saygın yerini alır, erkeklerle aynı hak ve imkanlara sahip olur ve toplumsal süreçlere etkin biçimde katılabilirse, çağdaş ve ileri bir toplum yaratılabilir.Cumhuriyet kadını toplumsal yaşama katma projesiydi. Cumhuriyeti kuranlar, aksi halde çağdaş bir toplum ve ileri bir ülke olamayacağımızın bilincindeydi. Günümüzün en ileri ülkelerinden çok daha önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü de Türkiye’de ilk kez 1921 yılında 'Emekçi Kadınlar Günü” adıyla kutlanmaya başladı.AKP döneminde ise kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi alanlarda katılımı giderek geriledi. Ne yazık ki Türkiye 12 yıldır, kadın erkek eşitliğine inanmadığını açıkça söyleyebilen bir başbakan ve partisi tarafından yönetiliyor. İktidardaki parti, kadının haklarını ve katılımını artırmak bir yana, zihniyeti gereği kadını evi ile sınırlayarak toplumsal süreçlerden dışlamayı tercih etti. AKP,  kadının toplumdaki konumunu geriletti, onu erkeğin tahakkümü altında, ikinci sınıf insan konumuna itti ve kadına şiddeti de reva gördü.2.5 milyon kadın okuma yazma bilmiyor… Kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi alanlarda var olabilmelerinin en önemli aracı ise eğitim. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kız çocukları eğitime kazandırıldı ve ayrımcılık ortadan kaldırıldı. Ancak kadının eğitim imkânlarından yararlanma oranı AKP döneminde geriledi. Türkiye’de 2012 yılı itibarı ile okuma yazma bilmeyen 2.8 milyon kişinin yüzde 83’ünü kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de okuryazar olmayan her beş yetişkinden dördü kadındır. AKP iktidarı döneminde kız çocukları eğitimden uzaklaştırıldı; 4+4+4 sistemi ile eğitimde kız çocuklarının 5.-6. sınıflardan sonra okullarını terk eğilimi arttı. Kadınlarda yüksek eğitim oranı çok düşük… Üniversite mezunu kadın nüfusun en yüksek olduğu il olan Ankara’da bile bu oran yüzde 15.3’te bulunuyor. Bu oran Hakkari’de yüzde 2.6’ye kadar düşüyor. Çalışma hayatında kadının adı yok…2013 itibariyle Türkiye nüfusunun 38 milyon 194 bin 504 kişi ile yüzde 49.8’ini kadınlar oluşturuyor. Yani kadın nüfus erkek nüfusla yaklaşık olarak eşit… İleri yaş gruplarında ise kadın nüfus erkek nüfustan fazla… Çalışma çağındaki kadın sayısı 28 milyonu aşıyor. Bunların 11.5 milyonu ev kadını. Yani orta boy bir ülke nüfusuna yakın kadın iş gücü, çalışma yaşamı yerine evle özdeşleşen geleneksel konumunu sürdürüyor, bunlar “ev kadını” oldukları için işgücü sayılmıyor. Eğitime devam eden, emekli, iş bulma umudu olmayan, mevsimlik çalışan vb. de eklendiğinde, çalışma çağında olup da iş gücüne dahil olmayan toplam kadın sayısı 20 milyona yaklaşıyor. Geriye iş gücü olarak 8.7 milyonluk bir kadın nüfus kalıyor. Bunların da 1 milyon 33 bini işsiz, 7.6 milyonu çalışıyor. Ancak “çalışıyor” gözüken kadınların 2.4 milyonu, gerçek bir istihdam şekliyle ilgisi olmayan “ücretsiz aile işçisi”, bunların da tamamına yakını kırsal kesimde… Bu istatistik kamuflajına rağmen kadınlarda işsizlik oranı yüzde 11.9’la daha yüksek.Böylece 28 milyondan fazlası çalışma çağında olmak üzere toplamda 40 milyona yaklaşan kadın nüfus içinde ücretli-yevmiyeli, işveren ya da kendi hesabına çalışanların sayısı 5 milyon dolayında kalıyor. İşveren ve kendi hesabına çalışan kadın sayısı sadece 915 bin ve bunun toplam kadın nüfustaki oranı yüzde 2.4.2013 itibariyle kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 30.8’le, 1990’lı yıllardakinin altında bulunuyor. Türkiye, kadının iş gücüne katılımında OECD ülkeleri içinde son; dünyada ise 127. sırada yer alıyor.İş hayatında cinsiyet ayrımcılığı…İktidardaki parti, adar yıllardır cinsiyet ayrımcılığını ve kadın düşmanı politikalarını artırarak sürdürüyor. Kamuda çalışanların yüzde 34’ünü  kadınlar oluşturuyor. Buna karşılık 2013 kamusal alanda üst düzey kadın yönetici oranı yüzde 9.3’e kadar gerilemiş durumda. Akademik personel içerisinde kadın profesörlerin oranı 2012-2013 öğretim yılı için yüzde 28.1 oldu. Kadın polis oranı 2013 yılında da yüzde 5.5’lik düzeyini korudu. BDDK, SPK gibi kuruluşlarda hiç kadın yönetici bulunmuyor, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay  ve HSYK başkanları, rektörlerin tamamına yakını erkek. Türkiye kadına ayrımcılıkta Tanzanya ve Katar’la aynı ligde…Dünya Cinsiyet Ayrımcılığı Raporu’na göre Türkiye’nin 136 ülke arasında 120. sırada bulunuyor. Sıralamada Türkiye’den hemen sonra gelen ülkeler ise Gana, Tanzanya, Katar gibi ülkeler...Kadına siyasette yer yok…AKP döneminde kadınların siyasete, sivil toplum kuruluşlarına ve genel olarak karar alma süreçlerine katılımlarındaki artış adeta durdu. Ülke nüfusunun yarısını kadınlar oluştururken, kadın milletvekili oranı yüzde 14.4’te kalıyor.  Türkiye’de 2013 itibariyle kadın bakan sayısı sadece 1 ve kabinede kadın bakan oranı olarak yüzde 4’e denk geliyor. Oysa bu oran Norveç’te yüzde 52.6, İsveç’te yüzde 52.2 düzeyinde bulunuyor. Kadınlar sivil toplum örgütlerinde de yeterince yer alamıyor. 2012 itibariyle toplam dernek üye sayısı içinde kadınların oranı yüzde 11.9’la çok düşük. Dernek üyesi kadınların toplam nüfusa oranı da sadece yüzde 2.2.AKP döneminde kadına şiddet tavan yaptı…AKP döneminde kadını ikinci sınıf gören zihniyetin tolerans ve himayesiyle toplumda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri de tavan yaptı. Aralık 2002-Temmuz 2009 dönemini kapsayan bir araştırmaya göre bu dönemde kadın cinayetleri yüzde bin 400 arttı. göre 2002’de 66 olan kadın cinayeti sayısı, 2009’un ilk 7 ayında 953’e yükseldi. Daha yeni verilere göre de 2011 yılında 257 kadın öldürülürken, 102 kadın tecavüze uğradı ve 202 kadın yaralandı. 2012 yılının ilk altı ayında 100’e yakın kadın hayatı kaybetti.Türkiye’de günde ortalama 5 kadın, eşleri, sevgilileri ya da tanıdıkları erkekler tarafından öldürülüyor. Devletten koruma talep eden kadınların kaldığı sığınma evleri açılış törenleri ile teşhir ediliyor, koruma talebiyle polis veya savcılığa başvuran kadınların yüzde 73’ü, sığınma evlerinde olan kadınların ise yüzde 27’si cinayete kurban gidiyor.AKP, erkek tahakkümünü hak görüyor…Başbakanın “kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” sözleri doğrudan AKP’nin kadına bakış açısını yansıtıyor. Bu zihniyet kadının, “fıtratı” gereği zayıf ve erkeğin himayesine muhtaç olduğu; bu nedenle kapatılması ve kontrol edilmesi gerektiğini düşünüyor. Kadını “en az 3 çocuk” doğurma görevi vererek aile içine hapseden, onu “itaatkâr eş ve anne” rolüne zorlayan AKP zihniyeti, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalan, erkeğine koşulsuz hizmet eden kadın tipi yaratmak istiyor.Ne kadar az eğitim, o kadar çok çocuk…Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre 2011 yılında, 15 ve daha yukarı yaşta ve en az bir evlilik yapmış okuryazar olmayan kadınların yüzde 74.9’u 4 ve daha fazla çocuk doğurmuş durumda… Bu oran lise veya dengi okul mezunu kadınlarda yüzde 4.8’e, yükseköğretim mezunu kadınlarda yüzde 1.9’a düşüyor.Buna göre eğitimle çocuk sayısı arasında ters orantı bulunuyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe çocuk sayısı azalıyor. O halde Başbakan’ın çiftlerden “en az 3 çocuk” talebinin gerçekleşmesi için kadının eğitimsiz kalması gerekiyor. Bu istatistik, kürtaj ve sezaryeni yasaklatan Başbakanın nasıl bir kadın, aile ve toplum tasavvuruna sahip olduğunu gösteriyor.Fuhuş sektörü AKP döneminde zirve yaptıAKP, istatistik oyunlarıyla ekonomik göstergeleri makyajladı, kötü gidişatı kamuflaj yöntemiyle gözlerden uzak tutmaya çalıştı, ekonomide sahte pembe tablolar çizdi. Şimdi de 30 Mart seçimleri öncesi, “Ben lafa değil, icraata bakarım” temalı, asılsız başarı öyküleri anlatan TV reklamları ile göz boyamaya, beyin yıkamaya devam ediyor. Bu reklamlarda yok yok… Bunları izleyenler bu ülkeye bırakın metroyu, neredeyse uçağı bile ilk AKP’nin getirdiğini sanabilir.Oysa AKP’nin 12 yıllık iktidarında uyguladığı ekonomi politikaları kitlelere iş-aş yaratmadığı gibi, gelir dağılımı daha da bozuldu, milyonlar daha da yoksullaştı. Bir ülkede ekonomi bozuldukça hayat kadını sayısı da artar.  Resmi veriler AKP döneminde fuhuş sektörünün adeta tavan yaptığını gösteriyor. Başbakanlık İnsan Hakları Kurulunun 2010 yılında yaptığı bir araştırmaya göre 2002’de 25 bin olan hayat kadını sayısı, 2010 itibariyle 100 bini aşmış durumda. Araştırma, 40 bin kadının da vesika alabilmek için beklediğini gösteriyor. Bu resmî veriler, 4 yıl önceki tabloyu yansıtıyor. Bu sayının bugün itibariyle çok daha yüksek düzeylere ulaştığı muhakkak…   AKP’nin toplum modelinde kadına biçilen rolAKP’li belediyeler düzenledikleri etkinliklerde kendi kafalarındaki kadın modelini topluma benimsetmeye çalışıyor; konuşmacılar, kadınlara erkeklerin üstünlüğünü kabul etmeleri yönünde telkinde bulunuyor. AKP kendi zihniyetindeki toplumun inşası için gerekli kadın tipini yaratma sürecinde rol modeller de oluşturuyor. Bu görevi üstlenen ve AKP’nin toplum mühendisliği çalışması kapsamında “Yaşam koçluğu ve aile danışmanlığı” sıfatıyla seminerler verenSibel Üresin, 21. Yüzyıl Türkiye’sinde açık açık çok eşliliği, imam nikahının resmileşmesini savunuyor.AKP zihniyetinin kadına bakışını gösteren sadece birkaç örnek ifadeyi hatırlamakta yarar var:- “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum' (Tayyip Erdoğan / Kadın dernekleri ile yaptığı toplantıda)“Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır” (AKP Ünye Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci)- “Kadına şiddet abartılıyor' (Tayyip Erdoğan / AKP’nin ilk 7 yılında yüzde 1400 artan kadın cinayetleri hakkında.- “Benim bedenim, benim kararım diyenler feminist' (Tayyip Erdoğan / Kürtaj tartışmaları hakkında)- “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem' (Tayyip Erdoğan / Dilşat Aktaş hakkında)- “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.' (Tayyip Erdoğan / Kürtaj tartışmaları hakkında)- “Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar.' (Recep Akdağ / Eski Sağlık Bakanı, Kürtaj tartışmaları hakkında)- “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masum…' (Ayhan Sefer Üstün / AKP Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı)- “Tecavüze uğrayan da kürtaj yaptırmamalı, Bosna’da kadınlar tecavüze uğradı ama doğurdular.' (Ayhan Sefer Üstün / AKP Milletvekili, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı)- “Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın.' (İ. Melih Gökçek / AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı)- “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün.' (İ. Melih Gökçek)- “Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya...' (Tayyip Erdoğan / Münevver Karabulut cinayeti hakkında)- “Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet algıda seçicilik' (Fatma Şahin / Eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı)- “Türk kadını evinin süsüdür.' (Vecdi Gönül / Eski Savunma Bakanı)- “Evdeki işler yetmiyor mu?' (Veysel Eroğlu / Orman ve Su İşleri Bakanı / Kendisinden iş isteyen kadına)- “Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor.' (Erhan Ekmekçi / AKP İl Genel Meclis Üyesi)- “Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.' (Mehmet Şimşek / Maliye Bakanı)- 'Kocama arkadaşımı tavsiye ettim', “Kocamın ikinci bir eş almasına müsaade ettim” (Sibel Üresin / AKP’nin yaşam koçu ve aile danışmanı)- “15’inde kız ya erde, ya yerde olmalı” (Prof. Remzi Fındıklı / Hükümetin 2012’de atadığı Polis Akademisi Başkanı)“Kızlı-erkekli aynı evde ne yapıyorlar belli değil” (Tayyip Erdoğan / Üniversiteli gençler hakkında)Peki CHP ne yapacak? CHP iktidarında Eşitlik Bakanlığı kurulacak ve eşitlik eylem planı gerçekçi hedefler ve somut önerilerle yenilenecektir. Bütün kamu kurumlarında toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme yapılacaktır.Eşitliğe kaynak ayırma şeffaf hale getirilecektir.En fazla beş yıl içinde okuma yazma bilmeyen kadın kalmayacaktır.CHP kendi yönetim kademelerinde yüzde 33 kadın kotası koyarak, kadınların karar verme süreçlerine katılmasındaki kararlılığını göstermiştir.CHP kamu yönetiminde kadın yönetici sayısını en üst düzeye çıkartacaktır.AB ülkelerine koşut olarak özel sektörde de kadınların yönetim kademelerinde yer almasını sağlayacak hukuki yaptırım ve teşvikler uygulanacaktır.Kadınların çalışma hayatına vasıflı işgücü olarak katılmaları sağlanacaktır. Güvencesiz çalışmanın önüne geçilecek ve bu konuda işverene destek olunacaktır.Şiddet mağduru kadınlar kesinlikle korunacaktır.Kadınların çalışma hayatına katılmalarını engelleyen nedenleri kaldırmak amacı ile tam gün okul, uzun süreli ucuz gündüz bakım hizmetleri, ailedeki engelli ve yaşlıların bakımında toplumsal ve kurumsal destek gibi olanaklar geliştirilip, yaygınlaştırılacaktır.Ailenin mutluluğu bireyler arasında eşit ve paylaşımcı değerlerin benimsenmesine bağlıdır.Demokrasi ancak kadınların güçlendiği ve tam anlamıyla eşit yurttaş olduğu bir toplumda kökleşebilir. Kadınlar Türkiye'nin yeterince değerlendiremediği en büyük varlığıdır. Kadınların toplumsal ve kamusal yaşama daha eşit katılmalarından, kısacası daha güçlü olmalarından kadınlar kadar erkekler ve çocuklar, neticede tüm ülke yararlanacaktır. Şiddet mağduru kadınlar kesinlikle korunacaktır.Kadınların çalışma hayatına katılmalarını engelleyen nedenleri kaldırmak amacı ile tam gün okul, uzun süreli ucuz gündüz bakım hizmetleri, ailedeki engelli ve yaşlıların bakımında toplumsal ve kurumsal destek gibi olanaklar geliştirilip, yaygınlaştırılacaktır.Ailenin mutluluğu bireyler arasında eşit ve paylaşımcı değerlerin benimsenmesine bağlıdır.Demokrasi ancak kadınların güçlendiği ve tam anlamıyla eşit yurttaş olduğu bir toplumda kökleşebilir. Kadınlar Türkiye'nin yeterince değerlendiremediği en büyük varlığıdır. Kadınların toplumsal ve kamusal yaşama daha eşit katılmalarından, kısacası daha güçlü olmalarından kadınlar kadar erkekler ve çocuklar, neticede tüm ülke yararlanacaktır.- Kadınlar için özgürlük, eşitlik ve adalet CHP ile gelecektir.Kadınların başta ekonomi olmak üzere yaşamın her alanında daha fazla ve etkin biçimde yer alması gerekiyor.Kadınların; eğitimde eşit fırsata sahip olması, ekonomi, toplumsal yaşam ve siyasete özgür ve eşit katılımı sağlanmalıdır.Demokrasinin “olmazsa olmaz”ı niteliğindeki eşit temsil ve katılım ilkesinin gerçekleşebilmesi için TBMM’de kadın milletvekili oranının kadınların nüfustaki ağırlığına paralel bir orana ulaşması gerekiyor.30 Mart yerel seçimlerinde oy kullanacak 52.7 milyon seçmenin de yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Kadınların oy tercihi, ülkenin kaderini belirleyecek nitelikte ve AKP zihniyetinden kurtulma yönünde büyük önem taşıyor. Türkiye’nin 12 yılını çalan; her alanda cinsiyet ayrımcılığı yapan, kadını ikinci sınıf gören, onu ekonomik, toplumsal ve siyasal hayattan dışlayan bu “erkek egemen” ortaçağ zihniyetinden kurtulmada kadınlarımıza büyük görev düşüyor… AKP son demlerini yaşıyor, 12 yıllık AKP iktidarı Türk siyasi tarihinde kara bir dönem olarak yer alacak. Kadın seçmenin iradesi;  çağdaş, demokratik, ileri bir Türkiye’ye giden yolda belirleyici olacaktır. Kadınlarımız, AKP’nin biletini sandıkta kesecektir...
Yandex.Disk Yenilendi
Pratik çözümlerle kullanıcılarının hayatını kolaylaştıran Yandex’in sunduğu ücretsiz veri depolama servisi Yandex.Disk ile artık ekran görüntüsü almak, üzerine yorum eklemek ve paylaşmak da çok kolay. Tasarımı da yenilenen Yandex.Disk, yepyeni kullanıcı dostu özellikleriyle elinizin altındaki en büyük yardımcınız olacak. İnternet kullanıcılarının ihtiyaçları doğrultusunda her geçen gün yeni servisler sunan Yandex, ekran görüntüsü almak, üzerine yorum eklemek ve kaydedilen görüntüyü pratik bir şekilde paylaşabilmek amacıyla Yandex.Disk’e yeni bir özellik ekledi. Yandex.Disk sayesinde dilediğiniz ekran görüntüsünü alabilir, bulut üzerinde depolayabilir ve arkadaşlarınızla web bağlantısı veya dosya olarak anında paylaşabilirsiniz. Yandex.Disk’in desteklediği klavye kısayolları veya görev çubuğundan ulaşılabilen menü yardımıyla ekranınızdaki istediğiniz görüntüyü yakalayabilir, dilediğiniz şekilde kırparak düzenleyebilirsiniz. Manuel biçimde ekranınızın bir bölümünün veya tam ekranın görüntüsünü alabilmenin yanı sıra, yalnızca görüntüsünü almak istediğiniz bir pencereyi de seçebilirsiniz. Ayrıca metin ekleme özelliği, oklar, işaret kalemi, çeşitli geometrik şekiller ve bir takım diğer özel araçlar yardımıyla yorumunuzu da ekleyerek ekran görüntünüzü kişiselleştirebilir, yorumunuzu katabilirsiniz. Yandex.Disk’in “Ekran Görüntüleri” klasörüne otomatik olarak kaydedilen görüntülerinizi doğrudan resim olarak veya bir web bağlantısı şeklinde paylaşabilirsiniz. Tasarımı yenilenerek daha da kullanıcı dostu bir yüze kavuşan Yandex.Disk, artık farklı formatlardaki dosyalar için özelleştirilmiş arayüzler de sunuyor. MAC OS X platformu da dahil olmak üzere tüm platformlarda kullanıcı dostu yeni özellikler sunan Yandex.Disk’te artık, fare ile sürükleyerek dosya yükleyebilir veya dilediğiniz dosyayı Disk’in çöp kutusuna sürükleyerek silebilirsiniz. Ayrıca arama çubuğuna yazacağınız tek bir kelimeyle, yüzlerce dosya arasından bulmak istediğiniz dosyaya kısa sürede ulaşabilirsiniz. Dileyen kullanıcılar Yandex.Disk’te kayıtlı olan dosyalarını sosyal medya platformlarında da kolaylıkla paylaşabiliyor.WeBeyn.com
19 Yabancı Ünlünün Fantastik Türkiye Macerası
Ülkemizi birçok yabancı ünlü oyuncu, şarkıcı, manken ziyaret ediyor. Kimi tatilini geçirirken kimisi iş için ülkemize geliyor. Eminiz hepsi birçok güzel anı ile ayrılıyor ama aralarında başlarına enteresan işler gelenler de yok değil. İşte size ülkemizde yabancı ünlülerin yaşadığı fantastik olaylara birkaç örnek.
Cinsel Gücü Artırıcı Besinler
Cinsellikle E vitamini arasında ilişki olduğu konusunda pek çok iddia vardır. Çalışmalar erkeklerde ve dişilerde do­ğurganlığı artırdığını ve erkeklik gücünün yenilenmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Erkeklerde ve kadınlar­da cinsel isteği kuvvetli bir şekilde etkilediği henüz kanıtlanmamıştır. Bir başka dikkate değer seks besini çinkodur. Bir erke­ğin vücudunda en yüksek çinko oranı prostatta bulunur ve mineralin yetersizliği testikular körelmeye ve prostat sıkın­tısına neden olabilir. Eğer libidonuzu artırmak ya da sadece geceleri cinsel ya­şantınızı canlandırmak istiyorsanız aşağıdakilerden bazıları­nı günlük diyetinize ekleyiniz: Kuşkonmaz Yulaf (Avena sativa) Avokado Arpa Bira mayası Kakule Havuç Tarçın Kişniş Döllenmiş tavuk yumurtası Ginkgo biloba Ginseng Kava Kava İstiridye Çamfıstığı Ayva Sarsaparilla (saparna kökü) Shiitake mantarı Soya gıdaları..haber kaynağı: 724saglik.org/beslenme-ve-diyet
Reklam
Homo Evolution
Kerem Ağralı, son dönem işlerinden oluşan kişisel sergisiyle kendi sanatsal değişiminin içinden Homo Sapiens`in dönüşümüne tanıklık ediyor.Bir varoluş türü olarak Homo Sapiens, modern çağlarda görülen kültür ve teknolojik ilerlemelerle birlikte halen sürmekte olan bir evrim içinde dönüşmeye devam etmekte. Farklı evrim süreçlerinin zamansal olarak yarattığı bu katmanlar, sanatçının doğal yaratım refleksi ve hayalgücüyle gerçeküstü ve fantastik eserler haline geliyor.Aslen heykeltıraşlık öğrenimi almış olan sanatçı bilim-kurgu ve animasyondan, fizik bilimine uzanan geniş ilgi alanının beslediği görsel birikimini, tuval ve heykellerinde figüratif olanı aşarak temsil etmeye çalışıyor. Bilimsel yaklaşımların ortaya koyduğu gerçeklik ve insanın kendi varlığı üzerine daha bütüncül ve sezgisel içgörüsü eserlerindeki evrimsel katmanlar olarak öne çıkıyor.
Arkham Knight'ın Hikâyesinde Neler Gizli?
GameInformer’ın önce kapak olarak sunduğu, ardından da ay boyunca içerik sağlamaya devam edeceği Batman: Arkham Knight ’a dair bilgiler gelmeye devam ediyor.İlk önce etkileyici CGI videosuyla dikkatleri üzerine çeken oyun Arkham üçlemesinin sonunu layığıyla getirecekmiş. Evet, üçleme.GameInformer’a röportajı sunan Rocksteady çalışanları bile Arkham Origins ’i bu evrenin bir parçası olarak saymıyorlar. Zaten Warner Bros. Interactive’in “ ara soğumasın ” mantığıyla çıkardığı her noktasından belli olan bir oyundu Arkham Origins , sonuçta bu sözler de aslında ehemmiyeti olmayan bir proje olduğunu net şekilde kanıtladı bize. Bu arada bu DC evreni için tercih edilen terim Arkhamverse, aklınızın bir köşesinde bulunsun.Bu noktadan sonra Batman: Arkham City’ye dair spoilerlar bulunmaktadır. Oynamadıysanız ve rahatsız olacaksanız, atlayınız.Arkham City’nin tam bir yıl sonrasında geçen oyunda Joker’in ölümü artık kesindir. Yani Rocksteady, saçma bir şekilde “ ahaha aslında ölmemişti canım o, siz yanlış görmüşsünüz ” falan demeyi planlamıyor.Spoiler geçmiştir, rahat olunuz.Arkham City’nin sonunda olan olaylar bir tarafta suçları gözle görünür oranda düşürürken, diğer tarafta tüm kötülerin bir ittifak kurmasına sebep oluyor. Zaten sinematik videoda gördüğümüz Harley Quinn, Two-Face ve Penguin bu grubun parçasıyken, daha kimlerin dahil olacağına dair bir söz söylenmiyor. Bir yılın sonunda şehirde estirilen terör sebebiyle de insanlar tahliye edilmiş durumda. Sokakların boşluğu, yine bir gecede geçecek olan oyunda böyle sağlanmış durumda. Çünkü Rocksteady, Batmobil’le gezerken bir aileyi altımıza almamızı falan istemiyor.Bir tarafta Korkuluk (Scarecrow) baş kötü olarak lanse edilirken diğer tarafta ise oyuna ismini veren kötü karakter var: Arkham Knight . Serinin dışında DC dünyasına bu oyunla eklenen yeni bir karakter kendisi. Ama şimdilik her şey sır perdesinin arkasında.Oyun, Batman’in bu üçleme sürecinde belki de en kişisel hikâyesini sunacak bizlere. Üç oyun sonucunda değişen bir karakteri görme şansımız olacağı söyleniyor.Bakalım ilerleyen günlerde daha ne bilgiler geçecek elimize?
Reklam
Vine'dan Cinsel İçerikli Videolara Yasaklama
Vine cinsel öğeler içeren içerikleri kaldırmayla ilgili içerik kurallarının değiştiğini bloğundan duyurdu. Uzun zamandır bu problemle uğraşan Vine’ın bu konuda ne kadar başarılı olacağı merak konusu olsa da App Store’da uygulamayı indirmek için minimum yaş sınırı 17. Kullanıcının istediği içeriği yükleyebildiği sosyal ağlarda bu konuda oluşan boşluk aslında sadece Vine’ın problemi değil. Yahoo da satın aldığı Tumblr’da bu tarz içerikleri kaldırmaya uğraşırken, Instagram’da bazı etiketlerde içerik göstermiyor. Facebook’ta bu konuda özellikle çocuk istismarı konusunda önemli adımlar atmıştı. Vine yayınladığı blog yazısında bu tip içeriklerin yüzde 1′in altında kullanıcı tarafından oluşturduğunu belirtmesine karşılık, bu içerikte ne kadar videonun olduğunu belirtmiyor. Değişikliklerin hemen uygulanacağını belirten şirket, ayrıca kullanıcılarından bu yöndeki içeriklerle ilgili geri bildirimde bulunmalarını istiyor.Twitter’da hazırlanan Vine’ın cinsel içerikleri ile ilgili sıkça sorulan sorular bölümünde konuyu daha detaylandıran Vine bu yönde kararlı görünüyor. Twitter’da, Instagram’da cinsel içeriklerin var olduğunu düşündüğümüzde tamamen bu yönlü içeriklerden temizlenemese de Vine bu adımla en azından bu algıdan kurtulmak istiyor. webrazzi
Devletin Siber Güvenlik Tedbiri: 'Beyaz Hacker'
Devleti koruyacak 'beyaz hackerlar' eğitime başlıyor. Sanayi Bakanı Fikri Işık bu kişilerin sistemdeki açıkları kapatarak devlete hizmet sunacağını söyledi.Akşam'ın haberine göre devleti siber saldırılara karşı 'beyaz hackerlar' koruyacak. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türk Standardları Enstitüsü'nün (TSE) yetiştireceği ve devletin siber güvenliği için çalışma yapacak beyaz hackerların eğitimlerinin mayısta başlayacağını ve bu hackerların en kısa sürede hizmete başlayacağını söyledi. Işık, siber güvenliğin artık devlet güvenliği haline geldiğini, hatta bunu da aşan durumların olduğunu belirtti.   'İYİ KALPLİ' DE DİYEBİLİRİZ Işık, 'Siber saldırılar, sistemlerin çökertilmesi, bilgilerin çalınması gibi pek çok alanda tehditler oluşturuluyor. Burada da olay, hackerların sisteme zarar veren değil de sistemi koruyan hale geçirilmesi. TSE, beyaz hackerlar diyor ama biz iyi kalpli hackerlar da diyebiliriz' dedi.Akşam
Antik Kent Üstüne TOKİ Evleri!
İstanbul'da Hitit izlerinin bulunduğu Bathonea Antik Kenti'ni bakanlık ören yerine dönüştürmeyi hedeflerken TOKİ konut yapmak için başvurdu. TOKİ, 1. derece SİT olan bölgeyi de istiyor. Radikal gazetesinden Ömer Erbil’in haberine göre, İstanbul ’da ilk defa Hitit izlerinin bulunduğu Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea Antik Kenti kazılarının yapıldığı araziye TOKİ’nin konut yapmak istediği ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılındaki Bathonea kazı sonuçlarını görünce araziyi kamulaştırarak ören yeri statüsüne almak istedi. Bu yönde raporlar hazırlandı, bilimsel gerekçeler belirlendi. Bakanlık, İstanbul’un ilk ören yeri için İstanbul Üniversitesi’ne de görüşünü sordu. Üniversite arazinin elinden çıkacağını anlayınca apar topar TOKİ ile anlaşma yolunu seçti. 9 Ocak’ta yapılan protokole göre, TOKİ üniversitenin Çapa ve Cerrahpaşa’daki binalarını yenileyecek, Avcılar’daki kampüste sosyal tesisler yapacak, bunun karşılığında da üniversiteye ait 7 parsele konut inşa edecek. TOKİ, 1. derece arkeolojik SİT alanında konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Koruma Kurulu’na geçen hafta resmen başvurdu. Şimdi kurulun kararı merakla bekleniyor. Neolitik çağ izleri Kocaeli Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün , 2006 yılında Küçükçekmece Gölü havzası içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile 2 yıl yüzey araştırması yaptı. Buluntular oldukça ilginçti. Neolitik Dönem hatta Paleolitik Dönem buluntularına bile rastlayınca 2009 yılında bilimsel arkeolojik kazı için bakanlıktan izin aldı. Bu sırada da arazinin SİT dereceleri belirlendi. İlk iki yılık kazılarda önemli buluntular elde edildi. Bölgede sürdürülen yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında 800.000 yıl öncesinden itibaren tarımın başladığı Neolitik Dönem, Tunç, Demir ve Antik Çağları (Helen, Roma ve Bizans) kapsayıp Osmanlı Dönemi sonlarına ulaşan kesintisiz bir zaman dilimine ait önemli arkeolojik verilerle karşılaşıldı. Bunlar arasında M.Ö. 7000’lerde Avrupa ’ya tarımın İstanbul üzerinden ulaştığını kanıtlayan çakmak taşından tarım aletleri, günümüzden 2700-2600 yıl öncesine ait iki antik liman ve dünyada keşfi yapılan üçüncü antik fener, Hititlere ait olduğu düşünülen 2 adet yapı adak heykelciği ile yine Hitit dönemi pişmiş toprak eserler, antik Roma yolları, Bizans sarnıcı, bazilika kalıntıları, yeraltı su kanalları bölgenin önemini ortaya çıkardı. Kazı, her geçen yıl daha da iyi sonuçlar vermeye başladı. Dünyanın en önemli 10 kazısı arasına giren Bathonea kazıları özellikle 2013 yılı kazı sezonunda arkeoloji dünyasının tüm dikkatlerini üzerine çekmeyi başardı.Öte yandan, Arazide İstanbul Üniversitesi bilimsel tarım uygulamaları yapıyordu. Üniversite kendisine ait 3. derece arkeolojik SİT alanında tekno-park yapmak istedi. Bu nedenle 1 No’lu Koruma Kurulu’na müracaat edilerek yaklaşık 200 hektarlık 4434, 4435, 5955, 5951 numaralı parseller 2010 yılında SİT’ten çıkarıldı. Çünkü arazinin bir tarafı 3. derece SİT alanıyken diğer tarafı 1. derece SİT alanıydı. Şimdi bu araziler konut yapımı için TOKİ’ye devredildi. İstanbul tarihine ayna 2013 yılı kazılarında ortaya çıkan bilimsel veriler Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Valiliği’ni de heyecanlandırdı. Bakanlık bölgenin ören yeri olması için uzmanlara rapor hazırlattı. İstanbul’un ikinci tarihi yarımadası olarak yeni bir turizm çekim merkezi olması planlandı. Efes, Troya, Bergama gibi ören yeri statüsü kazandırılarak bir yandan turistlerin bu bölgeyi ziyaret etmesi düşünülürken diğer yandan İstanbul’un karanlıkta kalmış dönemlerini açığa çıkarmak amacıyla bilimsel arkeolojik kazıların sürdürülmesi hedeflendi. İÜ apar topar devretti Bakanlık kamulaştırma yapmak için İstanbul Üniversitesi’ne geçen yıl sonunda görüşünü sordu. İstanbul Üniversitesi arazinin elinden çıkacağını anlayınca görüş bildirmek yerine apar topar TOKİ ile anlaşma yoluna gitti. 9 Ocak 2014’te üniversite ile TOKİ arasında protokol imzalandı. Bu protokole göre ‘‘İstanbul Üniversitesi’nin faaliyetlerini yürüttüğü Cerrahpaşa, Çapa ve Avcılar yerleşkelerindeki eğitim-öğretim ve hizmet binaları ile tescilli yapıların olası deprem risklerinin ortadan kaldırılması, modern tesislerde eğitim-öğretim hizmetleri ile diğer hizmetlerini sürdürebilmesinin temini için bu alanlarda eğitim-öğretim, sağlık, araştırma ve çevre düzenlemesinin yapılması ve inşa edilecek bu tesislerin finansmanının da üniversitenin atıl durumda olan Halkalı ve Avcılar’daki taşınmazları üzerinde proje gerçekleştirilmesi suretiyle mahsuplaşılmıştır.’’ Yerleşime uygun değil Yüzyıllardır göl kıyısı ve havza içinde yerleşen birçok medeniyete ait yapıların, yaklaşık 300 yılda bir depremlerle birçok kere yıkıldığı ve bölgenin bu nedenle terk edildiği arkeolojik kazı çalışmalarında bilimsel olarak ortaya konmuştu. Jeolojik açıdan yerleşmeye uygun olmayan bu alanın TOKİ tarafından yerleşime açılmak istenmesi de başka bir tezat oluşturdu. Diğer yandan TOKİ’nin konut yapmak istediği 4440, 4441 ve 4450 numaralı parseller ise 1. derece arkeolojik SİT alanı içinde kalıyor. 2863 sayılı yasa SİT alanlarında inşaat izni vermiyor. Aynı zamanda bu parsellerde Bathonea bilimsel kazıları devam ediyor. Ancak TOKİ tüm bunlar yokmuşçasına bu parsellerde konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’na müracaat etti. Aynı zamanda da Küçükçekmece ve Avcılar Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yazı gönderip görüşlerini sordu. Üniversite ile yapılan protokolün hatırlatıldığı yazıda şöyle denildi: ‘‘İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde bulunan Avcılar ilçesi Tahtakale Mahallesi 4434, 4435, 4440, 4441, 4450, 5951 ve 5955 nolu parseller ile Küçükçekmece Halkalı Mahallesi 4651 nolu parselleri kapsayan alanlara yönelik hazırlanacak imar planı çalışmalarına altlık teşkil etmek üzere meri imar planları ile görüşlerinizi, projelerinizi, ileriye dönük planlarımızı idaremize bildirin.” Ömer Erbil | Radikal Kaynak: T24
Reklam
Uçaklarda Her Zaman Cam Kenarının Tercih Edilmesinin 27 Sebebi
Uçaklarda cam kenarının tercih edilmesinde bir çok sebep bulunmaktadır. İlk kez uçağa binecek olanlar, eğer yol boyunca uyumak istiyorsanız ve kimse tarafından rahatsız edilmek istemiyorsanız cam kenarını tercih edebilirsiniz. Fakat pencerenin dış tarafındaki dünya gerçekten çok ilgi çekicidir. Dünya gerçekten harika bir yerdir fakat yukarıdan bütünüyle farklı bir manzara vardır. Şehir ve doğa manzaraları üzerinden gün doğumu ve gün batımından tutun da gözünüzün alabildiğince uzanan bambaşka bulut oluşumlarına kadar. Kelimeler kifayetsiz, gözlerinizle görmeniz gerekmektedir.
'Arka Sokaklar' 320. Bölüm Fragmanı
'Arka Sokaklar' 320. bölüm fragmanı yayınlandı!Rıza Baba'yı kurtarma harekâtıMesut, Murat ve Ali, Rıza Baba’yı kurtarmak için illegal yöntemler de olmak üzere her yola başvuruyor.Korkut; Mesut, Murat ve Ali’nin kurduğu pusuya düşer ve Rıza Baba’yı kurtarmak için ekibin illegal olarak kullanacağı karakola götürülür. Cemal Müdür ve Yakup, Korkut’un ortadan kaybolmasından şüphelenirler. Arif Müdür’den yeraltı mekanını saklayabildikleri kadar saklayacaklardır. Hatta Hüsnü’den de. Zaten Hüsnü’nün yeterince başı derttedir ve bir fazlasına daha gerek yoktur.Arif Müdür, yasal olarak Rıza’yı kurtaracak deliller aramanın peşindedir. Savcı Fikret ile görüşüp kendilerine yardımcı olmasını ister. Fikret zaten Rıza Baba’ya ve ekibe yabancı değildir. Ve elinden geleni fazlasıyla yapacaktır.Cevher, yeni toparlanmış imajı ile ortaya çıkar. Sakallar kısalır ve İstanbul’a uygun kıyafetlerini üzerine giyer. Tek değişmeyen şey hayalindeki Zilha’dır.Rıza için ziyaret günüdür. Ali, Pınar ve Ayla hazırlanıp gitmek için heyecanlıdırlar. Rıza da ailesi geleceği için heyecanlıdır. Ancak Soydan’ın aileye kötü bir sürprizi vardır.Cemal; Arif ve Murat’ı Korkut’un nerede olduğu ile ilgili sıkıştırır. Arif, Korkut’un nerede olduğunu gerçekten bilmemektedir. Sonrasında Murat’tan şüphelenir ve onu sıkıştırır ancak, tatmin edici cevap alamaz.Mesut, Korkut’u bir güzel hırpalar. Rıza Baba’ya kurdukları tuzağı, Abdülmalik Asfa’nın yerini, Cevher’i, Soydan’ı, her şeyi öğrenir ve bir kameraya kaydeder. Ancak bu illegal yollarla alınan bilgi olduğu için mahkemede işe yaramayacaktır. Korkut’tan alacağı bilgileri aldıktan sonra serbest bırakır. Aslında bu Cevher’e ve baştakilere ulaşmanın bir yoludur.'Arka Sokaklar' yeni bölümüyle Cumartesi akşamı saat 20.00'de Kanal D'de!'Arka Sokaklar'ın 320. bölüm fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Reklam
Reklam
Ceza ile Elementleri Öğreniyorum!
Darrüşafaka Eğitim Vakfı (DEV) ve DEV Belgesel, Elementler adlı kitabının virali için rapçi Ceza'yla birlikte başarılı bir işe imza atmış. Buna göre Ceza, periyodik cetveldeki tüm elementleri, bir rap şarkısı gibi söylüyor. Kimya tutkunları ve sınavlara girecek lise öğrencileri için gayet faydalı bir çalışma.
Bilgisayarı Hızlandırmak İçin Yapılması Gerekenler
Yavaş hızda çalışan bilgisayarlar bilgisayar kullanıcılarının her zaman büyük bir derdi olmuştur. Bu yazımızda bilgisayarınızı nasıl hızlandırabileceğinizi öğrenebilirsiniz. Öncelikle yapmanız gereken tek şey aşağıdaki adımları sırasıyla izlemek;Gereksiz Uygulamalardan KurtulunGereksiz olan birçok uygulama bilgisayarınızda boş yere yer kaplamaktadır. Denetim masasında bulunan program ekle veya kaldır menüsünden kullanmadığınız programları kaldırarak bilgisayarınızı bir nebze olsun rahatlatabilirsiniz.Daha İyi Bir Donanıma Sahip OlunBilgisayarınızın daha iyi ve daha hızlı çalışmasını istiyorsanız daha yüksek boyutlu RAM bellekleri ana kartınıza takarak bilgisayarınıza büyük ölçüde yardımcı olabilirsiniz ve daha hızlı çalışmasını sağlayabilirsiniz.Sürekli Temizlik YapınGereksiz çerez dosyaları ve geçici internet dosyaları çoğu zaman sizden habersiz bilgisayarınızda depolanır. Bu çerez ve gereksiz dosyalar yer kaplamaktan başka hiçbir işe yaramaz. CCleaner adı verilen çerez ve diğer dosyaları temizlemek için kodlanmış programı veya başka tür temizlik programlarını sık sık kullanmanız bilgisayarınızı olumlu yönde etkileyecektir.
Bilgisayar Kullanımı Nasıl Olmalı?
Bilgisayar kullanımı nasıl olmalı?Uzmanlara göre, 2014 yılı bilgisayar teknolojisinin zirve yapacağı bir yıl olacak. Evlere giren taze ekmek gibi, zorunluluk haline gelen bilgisayar kullanımı her geçen gün inanılmaz rakamlar ile artmaya devam ediyor. Bilgisayar başında vakit geçiren insanların asosyal bir yapıda olduğu geniş örnekler ile kanıtlanmış olsa bile insanlar bu durumdan henüz şikayetçi değil. İnsanların eli ayağı olan bilgisayar, insanların işlerini kolaylaştırırken hazırcılık anlayışını da tetikleyebiliyor. İnternet sayesinde birçok alana yönelik çalışmalarını rahatlıkla halleden bireyler, teknolojinin her geçen saniye sunduğu yen, hizmet ve fırsatları sonuna kadar kullanıyor.Günde kaç saat bilgisayar kullanıyorsunuz?Yataktan kalktığınızda aklınıza yüzünüzü yıkamak kimi zaman gelmiyor değil mi? Çünkü dün geceden kalan mesajlara sosyal medya hesaplarınıza yataktan kalmadan bile bakma gereği duyuyorsunuz. Bu bir alışkanlıktan öte gereklilik oluyor değil mi? Güne bilgisayar ile başlıyor, bilgisayar ile sonlandırıyorsanız, sosyal bir insan olduğunuzu pek de düşünemeyiz.Hiç düşündünüz mü? 'Ben günümün kaç saatini bilgisayar başında geçiyorum?' diye. Zor bir soru olmasa gerek. Saatlerce hangimiz bilgisayar başında kalmadık ki, film izledik, chat yaptık, sosyal medyaya takıldık hatta şiir okuduk... Örnekleri çoğaltabiliriz, herkesin kendine göre bilgisayarda bir kullanım alanı var.Bilgisayar kullanımı günümüzde o kadar aşırı boyutlara ulaştı ki çekirdek aileler arasında bile konuşmalar azaldı. Aynı evi paylaştığınız anne, baba veya kardeşiniz ile bile konuşmak yerine yazılı mesajla anlaşmayı tercih eder hale geldiniz. Bu durum sizlere en yakın insanları bile görmezden gelmenize, sıradanlaşıp bir robot gibi yaşamanıza yol açabilir. Oysa çok sevdiğiniz anneniz veya sarılarak uyuduğunuz oğlunuza vakit ayırmak sizin için bu kadar mı değersiz? Her geçen gün kaybolan değerlere bilgisayar başında bir yenisini daha eklemek sizlere ne kadar mantıklı geliyor?Bilgisayarınızı kötüye kullanmayı düşünmeyinBilgisayar ve paralellik gösteren internet kullanımının sosyal yaşama indirdiği büyük darbenin dışında, kötü amaçlı kullanımı hayatınızda düzelmesi çok zor olacak yıpratıcı yaptırımları da beraberinde getirebilir. Eğlence aracı olan bilgisayar, hackerlik kavramı altına saklanılmış 'hırsızlık' alışkanlığını beraberinde getirebilir. Bu gibi durumlarda bireylerin hem ruhsal hem de reel hayatta önlenmesi çok zor olan yasaklı bağımlılıkların zemini oluşabilir.Para veya hapis cezası gibi insan onurunu derinden lekeleyen yaptırımlardan uzak durmak için bilgisayar ve internet kullanımına olabildiğince yasal çerçeveler içerisinde kalmayı özen göstermelisiniz.Bilgisayar kullanımında ailenin rolüBilgisayar kullanımında sizin bireysel sorumluluklarınız olduğu kadar, birlikte yaşamınızı sürdürdüğünüz, ailenizin de belli başlı ana sorumlulukları bulunuyor.Bilgisayar ile yatıp kalkan bir evlat profili, düzen ve disipline önem veren, sosyal hayatın göbeğinde duran bir aile için çocuklarından isteyecekleri son şeylerden biridir.Özellikle internet kullanımında, yasaklı sitelerden çocuklarına gelebilecek zararlara karşı ailelerin çocuk koruma şifresini temin etmeleri yapılacak ilk adımdır.Çocuklarının yanlış bilgiler ve kötü örnek profiline sahip bireyler ile muhatap olmasını hiçbir aile kabul etmez, istemez. Bunun için ailelerin bilgisayar kullanımında çocuklarına karşı bazı saat koyma gibi yaptırımları uygulaması gerekiyor. Bilinçli ailelerin bu konuda ne kadar hassas olduğunu çevremizden az çok tespit edebiliriz. Çocuklarımızın sağlığı için de bir noktadan sonra sağlık problemlerine yol açan bilgisayar kullanımını mutlaka kontrol altına almalıyız.
Reklam