Çanakkale Savaşı 18 Mart 1915
Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleriarasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir. İtilaf Devletleri; Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti konumundaki İstanbul’u alarakİstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü ele geçirmek, Rusya’yla güvenli bir erzak tedarik ve askeri ikmal yolu açmak, başkent İstanbul′u zaptetmek suretiyle Almanya′nın müttefiklerinden birini savaş dışı bırakarak İttifak Devletlerini zayıflatmak amaçları ile ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı seçmişlerdir. Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Kara ve deniz savaşı sonucunda iki taraf da çok ağır kayıplar vermiştir. Osmanlı İmparatorluğu, Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan ettiğı 1 Ağustos 1914′ün hemen ertesi günü, Almanya ile bir ittifak antlaşması imzalamıştır. Bu antlaşma, imparatorluğun eninde sonunda Almanya’nın ana gücünü oluşturduğu İttifak Devletleri safında fiilen savaşa gireceği anlamına gelmektedir. Enver Paşa, fiilen savaşa girmeyi, seferberliğin tamamlanmamış olması ve Çanakkale Boğazı savunmasının tamamlanmaması gibi gerekçelerle ertelemeye çalışmıştır. Ancak Almanya, bir an önce savaşa fiilen girilmesi için baskılarını sürdürmüştür. Bu baskılar, Akdeniz’de İngiliz donanması önünden çekilen Goeben ve Breslau savaş gemilerinin İstanbul’a gelmesiyle bir oldu bittiye getirilmişti. Daha sonra Osmanlı Donanması’na bağlı bir grup gemiyle Karadeniz’e açılan bu gemiler 27 Ekim 1914 tarihinde Rus limanlarını bombalayınca Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmiştir. Birleşik Krallık Donanma Bakanı Winston Churchill, 1914 yılı Eylül ayında Çanakkale Boğazı’nın donanmayla geçilerek İstanbul’un işgalini öngören bir planı Başbakan Herbert Asquith’e vermiştir. Plan, çeşitli evrelerden geçerek uygulamaya kondu ve Birleşik Krallık ve Fransa gemilerinden oluşan bir donanmanın Boğaz’a geniş çaplı ilk saldırıları 1915 Şubat ayında başlatıldı. En güçlü saldırı ise 18 Mart 1915 günü uygulamaya konuldu. Ancak Birleşik Donanma ağır kayıplara uğradı ve deniz harekatından vaz geçilmek zorunda kalındı. Deniz harekatıyla İstanbul'a ulaşılamayacağı anlaşılınca bir kara harekatıyla Çanakkale Boğazı'ndaki Osmanlı sahil topçu bataryalarını ele geçirmek planı gündeme getirilmiştir. Bu plan çerçevesinde hazırlanan İngiliz ve Fransız kuvvetleri 25 Nisan 1915 şafağında Gelibolu Yarımadası'nın güneyinde beş noktada karaya çıkarılmıştır. İngiliz ve Fransız çıkarma kuvvetleri her ne kadar Seddülbahir ve Arıburnusahillerinde köprübaşları oluşturmayı başardılarsa da Osmanlı kuvvetlerinin inatçı savunmaları ve zaman zaman giriştikleri karşı taarruzlar sonucunda Gelibolu Yarımadası'nı işgalde başarılı olamadılar. Bunun üzerine sahildeki kuvvetler takviye edilmek için Arıburnu'nun kuzeyinde Suvla Koyu'na 6 Ağustos 1915 tarihinde yeni kuvvetlerle bir üçüncü çıkarma yapılmıştır. Ancak 9 Ağustos'ta Kurmay AlbayMustafa Kemal'in Birinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen karşı taarruzunda İngiliz Komutanlığı ihtiyat tümenini ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı ancak başarabilmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün Kocaçimentepe – Conk Bayırı hattında yeni bir karşı taarruz gerçekleştirmişti, bu hattaki Anzak birliklerini de geri atmıştır. İngiliz ve Anzak kuvvetlerinin İkinci Anafartalar Muharebesi olarak bilinen genel taarruzları ise Osmanlı savunmasını aşamamıştır. Tüm bu gelişmelerin sonrasında İngiliz, Anzak ve Fransız kuvvetleri Gelibolu Yarımadasını 1915 yılı Aralık ayı içinde tahliye etmiştir. Kaynak :http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87anakkale_Sava%C5%9F%C4%B1
Zamanın Başladığı Ana Ait İzlere Ulaşıldı
Gökbilimciler, Albert Eintein'ın Evren'in oluşumu hakkındaki teorisini doğrulayan çok önemli bir keşfe imza atarak, Büyük Patlama'nın ardından oluşan yerçekimsel dalgaları tespit etmeyi başardı.Bilim dünyası, Higgs Bozonu'nun keşfedilmesinin ardından en önemli gelişmeye tanık oldu. Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden Profesör John Kovac'ın başını çektiği araştırma ekibi, Antarktika'daki Bicep2 teleskobunu kullanarak 'Evren'in oluşumunda ortaya çıkan yankıları tespit etti. Büyük Patlama'nın ardından gelen 'Evren'in ilk genişleme sürecine ait olan dalgalara ait yankılanmalar, Einstein'ın teorilerini de doğruladı. Bilgisayar modelleri, 'Evren'in göz açıp kapayıncaya kadar 100 trilyon trilyon kat (.0000000000000000000000000000000001) genişlediğini ortaya koymuştu. Einstein'ın yaklaşık 100 yıl önce öne sürdüğü Genel Görelilik Kuramı'nda, yerçekimsel dalgaların Büyük Patlama'da ortaya çıktığı ve 'Evren'in genişlemesiyle güçlendikleri savunulmuştu. Bugüne kadar kesin delillerle doğrulanamayan görelilik kuramı, yıllar sonra Güney Kutbu'nda çözümlendi. 25 milyon dolarlık Bicep2 teleskobuyla ulaşılan 13.8 milyar yıllık yankılar, aynı zamanda 'Evren'in en eski 'radyasyon fosillerini' temsil ediyor. Araştırmada yer alan Minnesota Üniversitesi'nden Clem Pryke, 'Samanlıkta iğne bulmaya çalışırken bir levye bulduk' ifadesini kullandı. Pryke, 'Evren'in genişleyerek büyüdüğüne ait en büyük delili bulduk. Bulgular, Büyük Patlama'da bir araya gelen temel kuvvetlerin, CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda yapılan deneylerde ortaya çıkan enerjinin 10 trilyonlarca katını temsil ettiğini gösteriyor' bilgisini verdi. Işın parçacıklarını okudu Bilim insanları, Bicep2 ile elde edilen bulgunun öncesinde, ‘uzayın kumaşını’ ışıktan bile hızlı yırtarak 'Evren'i şiddetle sarsan patlamanın milyarlarca ışık yılı uzunluğunda yerçekimsel dalgalar oluşturduğunu düşünüyordu. 'Evren'in genişlemesiyle ortaya çıkan olağanüstü güç, tıpkı depremlerde okyanusların yüzeyinde suların titremesi gibi uzay-zamanı sarsmaya başladı. Bicep2, elde ettiği izlerle, görelilik kuramına ait en önemli delili buldu. Yerçekimsel dalgaları doğrudan göremeyen teleskop, Evren’in henüz 400 bin yaşında ve sadece sıcak bir plazma topu halinde olduğu dönemden Dünya’ya ulaşan ışınlardaki fotonları taradı. Uzay boşluğunda ilerledikleri süre içinde yerçekimsel dalgaların etkisiyle sıkışan ve belli yönlerde kutuplaşan ışınların ortaya koyduğu kozmik izler, 13.8 milyar yıl öncesinin fosillerine ulaşılmasını sağladı. Büyük Patlama'dan gelen telegraf Johns Hopkins Üniversitesi'nden fizikçi Marc Kamionkowski, araştırma ekibiyle basına yaptığı açıklamada, 'Kozmolojideki eksik halkayı bulduk... Varlığından çok emin değildik ama 20 yıl süren araştırmalar sonuç verdi' ifadesini kullandı. Yerçekimsel dalgalar, uzayda ilerledikçe sıkıştıkları için arkalarında mikrodalga boyutunda iz bırakıyor. Işın dalgaları gibi kutuplanmaları, bilim insanlarına kutuplanma sinyallerini tespit etmelerini de sağlıyor. Bulguları çok titiz bir şekilde değerlendireceklerini belirtem Kamionkowski, 'Eğer sonuçlar birbirlerini tutarsa, Büyük Patlama'nın bize yerçekimsel dalgalar olarak işlenmiş, gökte ise mikrodalga izi olarak yansıyan telegrafına ulaşacağız. Gelecek yıllarda bu mesajın bize neler anlattığını daha iyi anlayacağız' dedi. Kaynak: Nature
Berkin Elvan'a Adanan Şarkılar
269 gün verdiği mücadelenin ardından hayata gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ardından Grup Yorum’dan, Ali Müfit Gürtuna’nın oğluna, Galatasaray’dan, Norveçli sanatçılara kadar birçok isim onun için şarkılar yazdı. Gezi Parkı eylemleri sırasında Okmeydanı’nda ekmek almak için evden bakkala giderken başından gaz fişeği ile vurulan 15 yaşındaki Berkin Elvan 269 gün verdiği mücadelenin ardından yaşama veda etmişti. İşte Berkin Elvan için yazılmış o şarkılar
'Teen Wolf' 3. Sezon 24. Bölüm 2. Fragmanı
‘Teen Wolf’ 3. sezon 24. bölüm 2. fragmanı yayınlandı!‘Teen Wolf’un 3. sezon 24. bölümü 24 Mart 2014 (Pazartesi) tarihinde yayınlanacak. Bölüm adı “The Divine Move” olarak açıklandı.‘Teen Wolf’un 3. sezon 24. bölüm 2. fragmanını izlemek için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayın.
Reklam
Dizüstü bilgisayar alırken dikkat etmeniz gereken 10 şey!
İlk dizüstü bilgisayarların neredeyse masaüstünden farkı yoktu. Gün geçti, teknoloji gelişti ve bilgisayar seçimi seçeneklerin artmasıyla daha da zor hale geldi. Bilgisayar mühendislerini işinden soğutan ‘Bilgisayar alacağım da sence hangisi daha iyi?’ sorusunu artık çöpe atabilirsiniz. Çünkü cevap burada. Haydi başlayalım! (Photo: Getty Images)
Romain Laurent'ten 13 Enteresan Gif Sanatı Çalışması
Romain Laurent herkesten farklı olarak gif'i komik ve aynı zamanda ilginç hipnotik sanatsal çalışmaları için kullanmış. Arkadaşlarının giflerini yapan fotoğrafçının en dikkat çekici 7 gifi.  kaynak: http://romainlaurent.tumblr.com/
Reklam
iPhone 6 Yeni Sensörlerle Daha Akıllı Olacak!
Bir sonraki iPhone, yeni dedikodulara göre bu sensörlerle beraber gelecek!iPhone 6'yla ilgili bilgi akışı, Apple'ın bir sonraki telefonu hakkındaki fikrimizi her geçen gün netleştiriyor. En son haberler ise iPhone 6 'nın birkaç yeni sensörle geleceğini söylüyor.ESM-China baş haber analisti Sun Chang Xu 'nun iddiasına göre iPhone 6, basınç, nem ve sıcaklık sensörleriyle beraber gelecek. Apple'ın çok konuşulan iWatch'i de bu sensörlerin bazılarıyla ve bir tansiyon ölçme sensörüyle gelebilir.Geçtiğimiz günlerdeki bir sızıntı, iOS 8'in yeni bir fitness uygulaması olan Healthbook 'la gelebileceğini göstermişti. Bu yüzden iPhone 6'da yeni çevresel sensörlerin bulunması şaşırtıcı olmayacak.Bu arada Samsung'un bir önceki amiral gemisi Galaxy S4 'ün basınç ölçer, nem ölçer ve termometre gibi sensörlerle geldiğini söyleyelim.
Reklam
Görüp Görebileceğiniz En Sert Punkçı (Ya da en deli) +18!!!
GG Allin, punk rock tarihinin en sert müzisyenlerinden birisiydi (Bence en sertiydi). Sistem karşıtlığını sahne şovuyla elinden geldiği kadar ispatlamaya çalışıyordu. Sahne kostümü genelde sadece bir iç çamaşırıydı. Bazen o da olmuyordu. Her konserinin olmaz sa olmazı Seyircileriyle yaptığı atışmalar (!) dı. Atışma deyince bizim huysuz virjin gelmesin aklınıza. Seyirciye kafa göz dalıp kavga ederdi. zaten konserlerin sonunda kafayı kırmış pekmezi akıtmış olurdu. Bunun dışında mikrofonla dişlerini kırmak, yakaladığı bir seyircinin kafasına baldırı çıplak vaziyette oturmak, sahneye büyük tuvaletini yapmak, sonra bunun tadına bakmak (öfffff) ve seyircilere fırlatmak gibi huyları vardı.  Doğal olarak bu arkadaşının zamanının büyük bölümü ya hapishanede ya da acil serviste geçiyordu. Sürekli sahnede ölmek istediğini söylüyordu ve yaptığı hareketlerle bunu gerçekten istediğini kanıtlıyordu sanki. Son konseri 1993 senesinde New York'da 'Gas Station Club' denilen bir mekanda olmuştu. Söylentiye göre konserden önce avuç dolusu uyuşturucu almıştı, buna konserde ve sonrasında da devam etti. Daha sonra arkadaşlarıyla beraber takıldıkları bir yerde sızdı. Sevenleri ve arkadaşları onun bu haliyle dalga geçip fotoğraflar çekiliyorlardı ancak GG Allin çoktan ölmüştü. Sevenleri buna inanamadı o kadar dayak yiyen, uyuşturucu ve alkol komalarına giren hatta kan zehirlenmeleri yaşayan bir insan nasıl bu şekilde ölebilirdi? Bunun gerçek olduğunu ambulansı görünce anladılar.
1 Milyon Dolar Harçlıkla Dünyayı Gezecek Biri Aranıyor!
Luxury Travel Intelligence, VeryFirsttoKnow.com sitesi aracılığıyla 1 milyon dolar harçlıkla dünyayı gezecek kişileri aradıklarını duyurdu. Luxury Travel Intelligence, VeryFirsttoKnow.com sitesi aracılığıyla 1 milyon dolar harçlıkla dünyayı gezecek birini aradıklarını duyurdu. İlanda, “1 milyon dolarla dünyayı bedava gezecek bir aday aranıyor. İşe alınacak kişi bir yılını dünyanın en iyi lokantalarında yemekler yiyerek, beş yıldızlı otellerde kalarak ve dünyanın en elit gece kulüpleri ve tesislerinde eğlenerek geçirecek. Kaynak: İkigezginiz
Reklam
Lady Gaga Türkiye'ye mi Geliyor?
Bir dünya starı daha Türkiye yolcusu… Dünya turnesine çıkan Lady Gaga’nın ekim ayında İstanbul’da konser vereceği konuşuluyor. Marjinal popçu, sahneye çıkarsa 4.2 milyon lira alacak!Dünyaca ünlü bir isim daha İstanbul yolunda… Pozitif Live; uluslararası menajerlik ve organizasyon şirketi Live Nation partnerliğinde gerçekleştirilen Madonna (2012) ve Rihanna (2013) konserlerinin başarısı sonrası çıtayı yükseltti. 2012 yılında Türkiye'ye geleceği dedikoduları çıkan Lady Gaga’nın İstanbul’da konser vermesi için devreye girdi. ÖNDER SARIAHMETOĞLU  | Akşam
En Fazla Bu Meslek Sahibi Aranıyor
İHA / Türkiye’de Şubat itibariyle en fazla açık iş imalat sektöründe olurken, en fazla aranan meslek ise makineci oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Şubat ayı verilerine göre, Türkiye’de işverenler 118 bin 431 işçi arıyor. İşverenler en fazla makineci arıyor. Mesleklere göre sıralamada makineciler 3 bin 293 iş ilanıyla ilk sırada, çağrı merkezi görevlisi 3 bin 285 ile ikinci, satışdanışmanları 3 bin 249 iş ilanıyla üçüncü, güvenlik görevlisi 3 bin 144 ile dördüncü, büro memuru 2 bin 956 ile beşinci, müşteri temsilcisi 2 bin 909 ile altıncı, kasiyer 2 bin 465 ile yedinci, garson sekizinci, müşteri hizmetleri görevlisi/asistan bin 529 ile dokuzuncu, elektrikçiise bin 479 ile onuncu sırada yer aldı. Nitelik gerektirmeyen mesleklerde ise 45 bin 508 işçi aranıyor. Şubat ayında işverenin en çok aradığı personel imalat sektöründe. Bu sektörde aranan personel sayısı 41 bin 892. Toptan ve perakende ticaret motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarım grubu 15 bin 418, diğer hizmet faaliyetleri grubunda ise 12 bin 573 personel aranıyor. En az işçi aranan sektörler ise 7 işçi ile uluslararası örgütler ve temsilcilikler, 38 işçi ile hane halklarının işverenler olarak faaliyetleri, 350 işçi ile Kamu yönetimi ve savunma, zorunlu sosyal güvenlik ve 294 işçi ile gayrimenkul faaliyetleri grupları oldu.
Reklam
Dünyanın İlk ‘Robot Gözü’
Görme sıkıntısı yaşayan bir sanatçı, geliştirilen bir “göz robotu” sayesinde renklerin seslerini duymaya başladığını söyledi.Sadece siyah beyaz gören Neil Harbisson, kafatasına yerleştirilen bir “robot” sayesinde artık renklerin sesini duyabiliyor. Harbisson doktorlarını kafatasının içine bir çip yerleştirme konusunda ikna etti. Göz robotu çiple bağlantılı kamera sayesinde harekete geçiyor. Kafatasına yerleştirilen robot, renklere göre elektromanyetik etkileşime giriyor ve renkleri sesli bir şekilde söylüyor. 10 YILDIR ELEKTRONİK GÖZ KULLANIYORDU Harbisson, yaklaşık 10 yıldır renkleri görmek için elektronik bir göz takıyordu. Harbisson, akromatopsi yani renk körü olarak doğdu. “Göz robotu” içinde yer alan bir WiFi alıcı sayesinde baktığı zamanlarda bile cep telefonu arayıcılığıyla renkleri söylüyor. Harbisson, “göz robotunu” kafasının üzerine yerleştirdiği için artık önünde br robotla yürüyecek. BU YENİ BİR TEKNOLOJİ DEĞİL… Harbisson konuyla ilgili İngiliz basınına yaptığı açıklamada, “Bu yeni bir teknolojinin duyurulması değil, bu yeni bir ürün de değil. Bu bizim duyularımızı akıl almaz bir yöntemle kullanmamızı sağlayan bir organ, vücudumuzun bir parçası olacak” dedi. Harbisson eğer başka kişiler de kafatasına çip yerleştirirse onlarla iletişime geçebilecek. Ancak şu anda dünyada bu göz robotundan sadece bir tane var.Teknogram
Sürüş İzlenimi: Volkswagen Beetle – Aşk Yeniden…
Yeni Volkswagen Beetle, namı diğer kaplumbağa firmanın bu modelde piyasaya 1938’den bu yana sürdüğü tamamen yeni üçüncü versiyon. Yeni Beetle Golf Mk6 şasisinde temellendirilmiş. Her ne kadar olaya teknik açıdan yaklaşıldığında temel alınan Mk6 çok daha önde olsa da, Beetle her zaman kalbini mantığından önde tutanların otomobili olmuştur.Pek çoğunuzun hatırlayacağı gibi Volkswagen çok uzun yıllar sonra Beetle modelini tamamen yenilemiş ve 1998’de piyasaya sürmüştü. Dünya çapında bir milyondan fazla satılan yeni Beetle satış rakamları olarak tatminkâr sonuçlar elde etse de, ne kullananları, ne de firmayı tam olarak tatmin edemedi ve üretimine 2010 yılında son verildi. Ne yazık ki ilk girişim, tüm dünyadan otomobil tutkunlarının ortak rüyasını gerçekleştirmek yerine daha çok kadınlar tarafından tercih edilen küçük bir araba yaratmaktan öteye gidemedi. Buradan da anlıyoruz ki Volkswagen Beetle’a biraz peri tozu serpmek lazım. O sadece bir otomobil değil. Hiçbir zaman sadece bir otomobil olmadı.Bu jenerasyonun sonrasında ise Volkswagen pes etmek yerine efsanesini sürdürmek için inatla çabalamayı sürdürdü ve köklerini gelecek ve günümüzle birleştiren çok daha agresif, bir o kadar da duygusal bir tasarımla yollara geri döndü. Volkswagen Beetle artık yeniden gördüğünüzde sarılmak isteyeceğiniz, yoldayken şeklini ya da beygir gücünü düşünmeden gazına yüklenmekten kendinizi alamadığınız bir otomobil. Aranan Peri tozu bu kez bulunmuş görünüyorDış tasarıma bakılacak olursa, Beetle’ın büyüdüğünü ve daha net hatlarla köklerine selam çakarken, günümüz tasarım gerekliliklerini de unutmadığını görüyoruz. Tasarımda baştan bir yaratıma gidilemeyeceğinden Volkswagen mevcut tasarımı kusursuzlaştırma yoluna gitmiş. Bence başarmışlar da. Arabaya bindiğinize sizi uzun zamandır görmediğiniz kadar yüksek bir ön konsol ve nostaljik, aynı zamanda eşsiz torpido gözü karşılıyor.Test sırasında kullandığımız 1.4 litre TSi motor 160 ps güç üretiyordu. 1.2 TSi ve 1.6 TDi versiyonları da ülkemizde mevcut olan yeni Beetle’ın en ‘seksi’ motor seçeneği ise elbette test sırasında kullandığımız 1.4 litre TSI motorlu versiyon.  0-100 km hızlanması gerçekten de 8.3s olan bu motor sürüş esnasında en agresif taleplere bile sorunsuz cevap verirken, arabanın yapısal özellikleri nedeniyle de performansınızı olduğundan dahi fazla hissediyorsunuz. Sonuç? Sınırsız mutluluk.Volkswagen’in artık rüştünü çoktan ispat etmiş DSG otomatik şanzımanıyla vites geçişleri hem ruhlu, hem de sarsıntısız ve her zaman doğru devirlerde gerçekleşiyor. Arabanın ECO ve Sport modları arasındaki performans ve sürüş özellikleri ise çok belirgin. Her iki modda da ruh halinize göre çok keyif almanız mümkün. 1973 model bir Beetle ile uzun zaman geçirmiş bir eski Beetle sahibi olarak şunu söyleyebilirim ki Beetle her zaman bir parça agresif kullanımı ve yüksek devri seven bir arabadır. Yeni versiyonda bu özelliğin teknik olarak olmasa da hissiyat olarak genetiğine işlemesi beni ayrıca mutlu etti.Ülkemizde vergi sistemi yüzünden muhtemelen bulunmayan 2.0 litre TDI motor seçeneği yurtdışında bulunabilen yeni Beetle’ın mevcut 3 motor seçeneği ülke koşulları açısından her açıdan tatminkâr bir seçim aralığı sunuyor.Yakıt tüketimi noktasında da boş ağırlığı 1373 kg olan yeni Beetle’ımız oldukça tatminkârdı ve şahir içi-uzun yol ortalaması olarak 6.8 litre gibi bir ortalama değere rahatça ulaştık. Uzun yolda ise sakin tepkilerle yakıt tüketimini 5.5 litre gibi değerlerde tutmak mümkün fakat biraz çaba ve dikkat gerektiriyor.Sürüş özellikleri olarak her ne kadar temel alındığı Golf’ün konfor ve stabilitesinden uzak olsa da, Beetle otoban ve şehir yollarında alışılmış Volkswagen sürüş kalitesine sahip. Yine de bozuk yollar ve ani yön değişimlerinde biraz fazla hareketli ve aksiyona gebe.Direksiyonda ise yeni bir elektromekanik düzenleme söz konusu ve direksiyon oldukça ağır. Buna rağmen arabanın refleksleri oldukça hızlı ve çevik. Direksiyonun ağırlığı biraz suni, bu nedenle sportif bir his katıyor olsa da arabayla aranızdaki iletişimi biraz gölgeliyor gibi.Yeni jenerasyonda daha yüksek ve geniş lastik kullanımı yol tutuş ve viraj kabiliyetini de önceki versiyona göre ciddi oranda arttırmış durumda. Ön tarafta çok noktadan bağlantılı süspansiyon kullanılırken, arkada torsiyon çubuğu kullanılmış fakat açıkçası araba normal yol koşullarında biraz sert süspansiyonlara sahip olmasına rağmen kullanıcı ve yolcusunu rahatsız etmiyor. Her özelliğinde yarattığı mutluluk hissinin psikolojik etkisi de var.Kabinde ise harika bir direksiyon, basit bir vites kolu, etkileyici bir parlak kromvari plastik ön konsol sizi karşılıyor. Uzun zamandır bu kadar etkileyici ve mizanpajı başarılı bir ön konsol görmediğimi söylemeliyim. Ne Mini, ne de şimdiye kadar kullandığım başka bir otomobilin ön konsolu geçmişi günümüzle bu kadar iyi bağlayamamıştı diyebilirim rahatça.Önde oturanlar için mesafeler ve her şey gayet yolundayken, arkadakiler için aynı şeyi söylemek ise malesef biraz güç. Eğer 1.80 cm ve üzerinde kişiler öne oturuyorsa, arkadaki yolcuların iki büklüm olmaları kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.310 litrelik bagaj arabanın hedef kitlesi, kökleri ve boyutları gözlendiğinde yeterli. Her noktada köklere atıf yapmamız sebebi ise Beetle’ın bağımsız bir araba gibi düşünülmemesi gerektiğine inanmam. Sonuç olarak ‘retro’ bir arabayla karşı karşıyayız ve atasının prensiplerine yeni teknolojilere sahip olsa da bağlı kalmalı. Zira Beetle’ı seven milyonlarca insan onu sahip oldukları kadar, sahip olmadıklarıyla da sevdi. O ruhu yaşamak, birkaç bavulu evde bırakmaktan hala daha büyük önem taşıyor.Sonuç olarak yeni Volkswagen Beetle sahip olduğu tarih içerisindeki geçmişinden kopmamasına rağmen en kendine güvenli tasarım olarak ön plana çıkıyor. Şurası gerçek ki yeni Beetle önceki jenerasyondan çok daha fazla erkek kullanıcıyı da cezbedecek. Her eski Beetle sahibine tavsiyem ne yapın ne edin bu arabanın direksiyonuna birkez oturup eski günlerinizi hatırlayın. Sadece gaz pedalına eğilip baktığınızda bile, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.Teknik Özellikler:Motor:1390 cc, 4 silindir, 16v, TSi, 160 ps 5800 d/dak, 240 Nm 1550- 4100 d/dakPerformans :207 km/s Maksimum hız, 8.3 sn 0-100 km/s hızlanmaŞanzıman :7 ileri DSG, önden çekişOrtalama tüketim :6.2 lt/100 km, 143 g/km CO2Boş Ağırlık :1373 kgGüç/ağırlık oranı :Ton başına 114 bgBoyutlar U/G/Y :4278 / 1808/ 1486 mmFiyatı: 33.800 Euro + 909.50 TL
Age Of Empires 2 Severlere Müjde ..
Age of Empires 2'ye 2000 yilinda çikan The Conquerors genisletme yamasindaki tüm ülkelerin ve birimlerin aynen yer alacagi Age of Empires 2 HD'de, 18 farkli irk bulunuyor. Neler degisiyor ? 1999 yilinda piyasaya sunulan oyundan, günümüzdeki görsel kaliteyi beklemek insafsizlik olacaktir. Age of Empires 2'nin ilginç kaplamalari, yerini daha yenilikçi ve gerçekçi kaplamalara birakiyor. Tepelerde sirali sirali yükselmeler yerine, gerçekçi bir ivmelenme görecegiz. Ayrica denizlerdeki hareketler ve renklendirmeler de yenileniyor. 1080P olarak yeniden düzenlenen oyunda, yükselen çözünürlük sayesinde kontrol edeceginiz birlikleri daha rahat bir sekilde görüntüleyebileceginizi de hatirlatalim. 'Age of' sevenlerin kaçirmamasi gerekir. Ensemble Studios tarafindan gelistirilen, Microsoft Studios tarafindan 1999 yilinda yayinlanan Age of Empires 2, strateji severlerin gönlünde taht kurmustu. Hala pek çok oyun sever tarafindan oynanan Age of Empires 2, HD grafiklerle yeniden dogdu. Age of Empires 2 HD cdkeylerini hemen alabilirsiniz.Detaylı tanıtım ve ürünleri görmek için TIKLAYINIZ.
Reklam