İlber Ortaylı Londra'da Konuştu: 'Türkler Tarih Bilmiyor'
LONDRA - Turkish Forum UK adlı vakfın konuğu olarak, 'Birinci Dünya Savaşı'nın 100'üncü Yıldönümünde İmparatorluğun Son Günlerinden Cumhuriyet'in Kuruluş Öyküsüne' başlıklı konferansta konuşan Prof.Dr. Ortaylı, hiçbir ülkenin aslında savaşa hazır olmadığını vurgularken, Türkler'in tarihi okumayı sevmediğini ve tarih bilmediğini belirtti. Prof.Dr. İlber Ortaylı, Türkiye'nin yeni sanayi dallarına girmek zorunda olduğununun, eğitime yeni impetus verilmesi gerekliliğini vurguladı. Prof.Dr. İlber Ortaylı, 'Her yere üniversite açıp, kandırmakla olmaz. Bugünkü liseler olsa ne Süleyman Demirel Başbakan, ne de Necmettin Erbekan Profesör olurdu' dedi. Londran merkezindeki Hyatt Regency The Churchill Hotel'de düzenlenen geceye sefire Emel Çeviköz, Başkonsolos Emirhan Yorulmazlar, Elçi Müsteşar Fatih Ulusoy'un da aralarında bulunduğu 200'e yakın konuk katıldı. Prof. Ortaylı yeni Osmanlıcılık konusunda Dışişleri Bakanının ciddi bir bilgi birikimi olmadığını kaydetti. Osmanlı'nın 1'inci Dünya Savaşı'na girmemesi halinde, en büyük zenginliği olan nüfusunun kendisine kalacağını, Kudüs, Hicaz 'ın Türklerin elinde bulunacağını söyledi. Konukların büyük ilgi gösterdiği ve fotoğraf çektirmek, kitap imzalatmak için kuyruk oluşturduğu gecede, Prof.Dr. Ortaylı iki saat süren konuşmasında, Birinci Dünya Savaşı'nda Avrupa ülkeleri ve Osmanlı İmparatorluğu'nun durumunu irdeledi. Esprili konuşmaları ile sıcak bir ortamda gerçekleşen konferansta, konuklar tarih profesörüne yakın ilgi gösterdi. Turkish Forum UK Başkanı Zeren Safa, Prof.Dr. İlber Ortaylı'yı 3 yıl sonra yeniden ağırlamaktan büyük gurur ve mutluluk duyduklarını söyledi. Birinci Dünya Savaşı sonunda, Britanya, Avusturya-Macaristan imparatorlukları, Rusya, Fransa'nn durumunu ele alan Prof. Ortaylı, savaşların bazı ülke ordularının, donanmalarının işe yaramadığını ortaya koyduğunu, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın bağımsızlık isteğini ortaya çıkarttığını söyledi. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ordularının muhteşem şeyler yarattığını, Kurtuluş Savaşı başarılarının onlardan çıktığını kaydeden Prof.Dr. Ortaylı, şöyle konuştu: 'Türk Ordusu, İngiliz Ordusu'nu 4 yıl tuttu. İngiliz ordusunu 4 yıl tutan başka ordu yok. İngilizler bunu beklemiyordu. Savaş sonunda , daha önce kaybedilen Kars, Ardahan, Artvin bize kalsa da, ham hayallerimizin hiçbiri gerçekleşmedi. Çiftçilerimiz, askerlerimizi, zanaatkarlarımızı tamamen kaybetti ve Türkiye bunu ancak 50 yılda telafi edebildi. Birden bir kalite düşüşü oldu. Türkiye bu yavanlığından kurtulmak için çok uğraştı, Atatürk'ü de bu yavanlığımız hasta etti.' 'MİKRO MİLLİYETÇİLİKLERİN SONU YOK' Birinci Dünya Savaşı sonunda dünyanın küçüldüğünü, etnik parçalanmaların olduğunu ve bugün hala devam ettiğini belirten Prof.Dr. İlber Ortaylı, şöyle dedi: 'Dünyada 5 bin dil konuşuluyor. Mikro milliyetçiliklerin sonu yok. Bunların üzerinde durulması gerekiyor. Avusturya-Macaristan imparatorluğu kalmadı, Britanta İmparatorluğu eskisi gibi olmadı. Kuvvetli demokrasi, özgün parlamenter sistemi kuvvetli olduğu için devam etti. Ancak birçok müttefiği bu vasfını koruyamadı. Osmanlı imparatorluğunun gücü tükendi. Para sistemi çöktü. Kadınlar çalışma hayatına girdi, Osmanlı imparatorluğu kadın memur almaya başladı. Feminist hareketçilik, sosyalist harekete eskisi gibi kötülük yapamadılar. Arap dünyası 3 günde dağıldı, manda idareleri kuruldu. Osmanlı 15-20 sene dayanabilse, coğrafyaları bugünkü gibi zayıf olmazdı.' 'ALMANYA'NIN POLİTİKASI DİKKATLE İZLENMELİ' Konuşmasında Birinci Dünya Savaşına niye girildiğinin muamma olduğunu, 2.Dünya Savaşına girişin ise ortada olduğunu belirten Prof.Dr. İlber Ortaylı, şöyle konuştu: “ Bu gibi ülkelerin tekrar tekrar dünya idaresine el atmaları tehlikelidir. Şimdi ortaya Çin çıktı. Almanya'nın politikası dikkatle izlenmesi gereken bir politikadır. Avrupa'Nın iktisadi entegrasyonunu kendi politikaları ile engelliyorlar' dedi. İlgiyle dinlenen konuşması bitiminde soru ve cevap bölümünde ise Ortaylı, Osmanlı İmparatorluğunun savaşa hazırlığın olduğunu, hem Galiçya, hem Afrika, Mezopotamya, hem Suriye, Kafkaslarda imparatorluğu ordunun savunduğunu söyledi. “Ancak hiçbir devlet aslında savaşa hazır değildir. Savaşların sonunda para el değiştirdi, ülkeler tarihi bilmiyorlardı.. Maalesef Türkler tarih okumuyor, tarih okumayı da sevmiyor. Osmanlı düşmanlığı deyimi boş şeyler, gülünç' diye devam etti. 'EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZ NÜFUSUMUZ BİLE KALIRDI' Bir başka soruda ise Prof.Dr. İlber Ortaylı, Osmanlı'nın savaşa girmese veya geç girsmesi halinde kolay kolay rahatsız edilemeyecek konumda bulunacağını savunurken, 'En büyük zenginliğimiz nüfusumuz bize kalırdı Arap dünyası daha iyi olurdu, Kudüs, Hicaz Türklerin elinde kalırdı' yanıtını verdi. Son yıllarda Yeni Osmanlıcılık akımının çıktığına ilişkin soruya ise, “Dışişleri bakanının ciddi bir tarih bilgisi birikimi olduğunu zannetmiyorum' diye yanıt verdi. Son dönemde birçok yemeğe davet edildiğini ve en taze konuşma konusunun 'Muhteşem Yüzyıl' dizisi olduğunu kaydeden Prof.Dr. Ortaylı, dizide çok tarihsel hata yapıldığını, Venedik'te prenses, kontların olmadığını belirterek, ölçüsüzlükler görüldüğünü söyledi. Osmanlı'nın sıtma ve frengi ile savaşı becerdiğini, Rumeli'den gelen göçlerle de ırkların güzelleştiğine dikkati çeken Ortaylı, dinleyicilere Şevket Süreyya Aydemir'in 'Suyu Arayan Adam' kitabını mutlaka okumalarını önerdi. Türkiye'nin sanayi rotasını değiştirmesi halinde gelişebileceğini kaydeden Prof.Dr. İlber Ortaylı, 'Türkiye, işleyen bir makinadır, buna böyle bakılmalıdır. Sanayi rotamızı değiştirirsen Türkiye gelişebilir. Yeni sanayi dallarına girmek zorundasınız. Eğitime yeni impetus vermek zorundasınız. Her yere üniversite açıp, çocukları kandırmakla olmaz. Doğru dürüst insan yetiştireceksiniz. Toplantılarla bunlar olmaz. Bugünkü liselerle ne Süleyman Demirel başbakan, ne de Necmettin Erbekan Profesör olurdu' diyerek konuşmasını alkışlarla bitirdi. İki saat sonunda izleyiciler Prof.Dr. İlber Ortaylı'yı kutlayarak, en son kitabı 'İmparatorluğun Son Nefesi' ve diğer eserlerini imzalatmak ve fotoğraf çektirmek için uzun kuyruklar oluşturdular. Ortaylı da gördüğü ilgiden memnunluğunu dile getirdi. Turkish Forum UK Başkanı Zeren Safa, ikinci defa davetlerine katılan Prof. İlber Ortaylı'ya teşekkür ederek, kendisini yeniden aralarında görmekten büyük mutluluk duyduklarını söyledi.Yurt
Picasso'nun "Kurtarma" Adlı Tablosu 31.5 Milyon Dolara Satıldı
İspanyol ressam Pablo Picasso'nun 'Kurtarma' adlı tablosu, New York'taki açık artırmada 31,5 milyon dolara satıldı. Sotheby's Müzayede Evi, 20. yüzyılın en önemli sanatçıların biri kabul edilen ve Kübizm akımının kurucularından Picasso'nun 1932'de tamamladığı eserin, adının açıklanmasını istemeyen bir koleksiyoncu tarafından satın alındığını açıkladı. Eserin 14-18 milyon dolara alıcı bulması bekleniyordu. Müzayede evinin düzenlediği empresyonist ve modern sanat açık artırmasında, 50 eser toplam 219 milyon dolara alıcı buldu.Açık artırmada Fransız ressam Henri Matisse'nin 1924 tarihli 'Sabah Çalışması' adlı eseri 19,2 milyon dolara, Fransız empresyonist ressam Claude Monet'nin 'Japon Köprüsü' adlı tablosu da 15,8 milyon dolara satıldı. Monet'nin 'Nilüferler' adlı tablosu, dün Christie's Müzayede Evi'nin düzenlediği açık artırmada 27 milyon dolara satılmıştı. Christie's Picasso'nun 1942 tarihli 'Dora Maar'ın Portresi' adlı eserinin de 22,5 milyon dolara alıcı bulduğunu açıklamıştı.CNN Türk
Dünya’da Fotoğrafı Çekilen İlk İnsan
Bu fotoğraf 1838′de Paris’te çekildi, bu fotoğrafı önemli hale getiren ise bir insana ait olması. Louis Daguerre bu fotoğrafı çektiğinde belki de o adamın o fotoğrafta yer alacağını bile bilmiyordu. 19. Yüzyılın başlarında  fotoğraf makinaları bazıları 3 bazıları 5 hatta 8 saate kadar pozlama ihtiyacı duyuyordu. Luis Daguerre Temple Bulvarı’nı çektiği bu fotoğraf, aslında göründüğü gibi boş değil. Pozlama süresi hareketli nesneleri çekmek için yeterli düzeyde olmadığı için  meydanda ki diğer insan ve arabalar görünmemekte. Sadece bir insan dışında, Louis Daguerre’nin pozlama yaptığı anda ayakkabısını boyattıran adam uzun süre orada vakit geçirdiği için, silüet halinde fotoğrafta görünmekte. Olayın komik yönü ise bundan fotoğrafı çekilen insanın haberi olmaması.
Reklam
Lana Del Rey’in Yeni Albümünden İlk Video
Lana Del Rey’in merakla beklenen ve Haziran ayında çıkacağını söylediği yeni albümü Ultraviolance’dan ilk single “West Coast” yayınlandı. Lana Del Rey’in alameti farikası haline gelen melankolizmi “West Coast”da da öne çıkıyor. Videonun yönetmenliğini Vince Heycock yaptı. Şarkının orijinal klibi dün gece YouTube’a eklendi, daha sonra YouTube’dan kaldırıldı ve ardından yeniden eklendi. Single ise 18 Mayıs’dan itibaren iTunes’dan satın alınabilecek. Dipnot Tv
Reklam
Marihuanada Otomat Devri!
Kanada'da marihuana satan otomat hizmete girdi. Tıbbi amaçlı satılan marihuanayı nakit para karşılığında almak mümkün. Kanada'nın marihuana satan ilk otomatı Vancouver kentinde hizmete girdi. Tıbbi amaçlı tüketim için üretilen marihuana, kapalı poşetlerde satılıyor. NTV'nin haberine göre bir dispanserde kurulan otomattaki marihuana şartlı satın alınabiliyor. Bunun için hastanın, doktordan bu maddeye ihtiyacı olduğunu belirten bir karta sahip olması gerekiyor. Nakit para karşılığında çalışan otomatta farklı miktarlarda farklı türlerde otlar bulunuyor. Kanada medyasına göre marihuana otomatının hizmete girmesi memnuniyetle karşılandı. Kanada’da uyuşturucu veya marihuana alımına izin verilen 37 bin kişi bulunuyor. ABD'de ise, bu sayı 2.5 milyon civarında.Kaynak: Sondevir
1200 Ağaç Gücünde: Kirli Havayı Emen Billboard
Hava kirliliğinin ölümcül boyutlara ulaştığı, insanların maskesiz dolaşamadığı Çin’deki temiz hava satışına Peru kirli havayı temizleyen billboard ile cevap verdi. Hızlı bir şekilde büyüyen ülkede inşaatlarla birlikte yükselen hava kirliliğine, Lima şehrinin İTÜ’sü UTEC’in IQ’su yüksek mühendislerinden yaratıcı bir çözüm geldi. Geçtiğimiz sene havadaki nemi kullanarak temiz içme suyu üreten bir billboard yaratan mühendislik öğrencileri, iyi amaca hizmet eden reklam gibi projelerinde reklam ajansı FCB Mayo’nun desteğini alıyor. Beş bloğu kapsayan ve termodinamik işlemlerle yaklaşık 100.000 metrekareye denk gelen alandaki kirli havayı emen billboard 1200 ağaç gücünde. Dersi derste öğrendikleri aşikar gençleri tebrik ediyor ve gelmiş geçmiş en işlevsel billboard’u dünyanın geri kalanındaki hava kirliliğinden muzdarip şehirlerinde de görmek istiyoruz.Play Tuşu
Reklam
19 Mayıs'ta Mykonos
Yunan adalarının en ünlüsü olan Mykonos, her daim ilgi gören ve yoğun turist akınına uğrayan bölgelerden biri. Bu nedenle tüm Yunan adaları turlarında adı geçiyor. Büyük seyahat gemileriyle ulaşım sağlanabilen adaya Kuşadası’ndan düzenlenen turlarla da gidebilirsiniz. Renkli bir gece hayatına sahip olan Mykonos, dar sokakları, küp şeklinde evleri ve taş kaldırımlarıyla en çok seyahat edilen yerlerden biri. Plajlarıyla adından söz ettiren adanın güney kıyısı en iyi kumsallara ev sahipliği yapmaktadır. Mykonos kasabından 4 kilometre uzaklıkta bulunan Platis Gialos bu kumsallardan biri. Adanın başlıca plajlarından olan kumsalın çevresinde pek çok otel ve restoran bulmak mümkün. Pek çok dalış okulunun da yer aldığı plaj, dalış meraklıların uğrak noktası oluyor. Dilerseniz Platys Gialos’tan hareket eden taksi tekneler ile diğer koyları gezebilirsiniz. Mykonos’un en güzel plajları arasında Paradise, Agrari, Super Paradise, ve Elia gelir. Çeşitli kafeler, barlar ve diskoların yer aldığı Paradise, adanın en ünlü plajlarından biridir. Su sporlarına yönelik zengin alternatifler sunan plajda keyifli vakitler geçirebilirsiniz. Tekne turlarının son durağı olan Elia, diğer plajlara göre daha sakin olmasıyla bilinir. Eğer rüzgar sörfü tutkunuysanız Korphos plajı sizin için ideal bir seçim olabilir. Adanın en dikkat çeken özelliklerinden biri ise Çıplaklar Kampıdır.Turistlerin meraklı gözlerine tanıklık eden çıplaklar kampı gerçekten çılgın bir deneyim yaşatabilir. Kendine has bir güzelliği olan Mykonos, beyaz evleri, koyu mavi kapıları, mor-pembe begonvilleriyle müthiş bir görsel şölen sunuyor. Gezilecek en güzel yerlerden biri ise dar sokakları, şapelleri ve taş kaldırımlarıyla ünlü, başkent Hora. Mykonos pek çok tarihi güzelliğe ev sahipliği yapar. Kliseler, müzeler, yel değirmenleri ve eşsiz plajlar Mykonos’ta gezilecek yerler arasındadır. Yel değirmeni, Folklor müzesi, Delos Adası, Arkeoloji müzesi görülmeye değer yerlerdendir. Adanın simgesi olan Yel değirmenleri, hilal görünümündeki limanın ilerisinde bulunmaktadır. Günümüzde işlev görmeyen ard arda sıralanmış beş değirmen, koya ayrı bir hava verir. Değirmenin yer aldığı tepeye çıkarak eşsiz liman manzarasını seyredip Mykonos’un rengarenk begonvilli evlerine hayran kalabilirsiniz. Mykonos’ta her türlü damak zevkine hitap eden restoranlar bulabilirsiniz. Venedik koyu yakınlarında veya sokaklardaki evlerin arasında pek çok restorana rastlayabilirsiniz. Yunan mutfağından lezzetlerden tatmak istiyorsanız koyun en eski mekanlarını tercih etmenizi öneririz. Türk mutfağından izler taşıyan yemekleriyle öne çıkan Yunan mutfağı, musakka, imambayıldı, cacık ve geleneksel Türk tatlılarından baklava gibi lezzetlerle hem gözünüze hem damağınıza hitap eder. Yunan Tavernalarında, nefis Ege mezeleri eşliğinde balıkların tadına vararak felekten bir gece çalabilirsiniz.
Reklam
Meteorit Altından Bile Değerli
Yumruk kadar bir meteoritin yaklaşık 1 kilo ettiğini, ve eğer dağda bayırda gezerken 1 kilo meteorit bulursanız 1 kilo altın fiyatından daha yüksek bir rakamla satabilme ihtimaliniz olduğunu biliyor muydunuz? Peki bu sabah işe giderken sokakta tekme attığınız taşın belki de bir meteorit olma ihtimalini düşünmüş müydünüz? Meteoritler, atmosfere girdikten sonra yanarak yeryüzüne düşen ve kaynağının genellikle Jüpiter ile Mars arasındaki asteroit kuşağı olduğu düşünülen külçe gibi ağır taş parçaları. Uzayda milyonlarca yılı bulan göçebe bir hayatın, zaman zaman diğer göktaşlarıyla olan çarpışmaların, ipsiz sapsız serseri turlamaların ardından Dünya denen gezegenin çekim alanından kaçamamış avare kozmik cisimler. Meteorit konusunun dünya çapında meraklıları, dernekleri, koleksiyonerleri, müzeleri ve alım-satım yapılan pazarları var. Yani meteorit toplayıcılığı aslında sıradan bir genel kültür olayını geçmiş ve meteorit avcılarının bir nevi “havadan para” kazandığı keyifli bir pazar halini almış durumda. Öncelikle Asteroit nedir? Meteor nedir? Meteorit nedir? NASA’nın tanımına göre uzayda bir gezegenden daha küçük kaya parçalarına “Asteroit” deniyor. Güneşin yörüngesinde bulunan milyonlarca asteroitin yaklaşık 700.000 kadarı Mars ile Jupiter arasındaki asteroit kuşağında bulunuyor. Bu asteroitlerden bazıları yüzlerce kilometre çapında. “Meteor” ise Dünya’nın atmosferine girdiği anda yanmaya başlayan bir asteroit veya kuyruklu yıldızdır. Sizin de kolayca tahmin edebileceğiniz görsel nedenlerden dolayı meteorlara “Kayan Yıldız” adı da verilir. “Meteorit” ise bir meteorun yeryüzüne düşmüşüne denir. Yani eğer bir meteor, atmosferin katmanlarında yok olmadan yeryüzüne ulaşır ve çarparsa, meteorit adını alır. Bu durumda bu nadir bulunan cisimleri (ki bazıları birkaç gram, bazıları birkaç kilo olabilir) pek çok koleksiyoncu ve müzeler toplamaya çalışmakta ve dünya çapında bir meteorit pazarı oluşmaktadır. Bir Meteoriti Nasıl Tanırım? Tabii ki hiç bir iş öyle çalışmadan çabalamadan olmuyor. Bir kuşu, bir balığı, bir koleksiyon objesini tanımak için öncelikle o alanla ilgilenmeniz, ardından da kendinizi eğitmeniz gerekiyor. Mesela bazı derneklere üye olabiliyor (listesi aşağıda var), internette bazı sayfalardan bilgiler toplayabiliyor (aşağıdaki kaynaklar bölümüne bakın veya kendiniz gugıllayın), bazı açık artırmalara katılıp alınıp satılan objeleri kendiniz de görebiliyorsunuz. Meteroitler, ağırlıklı olarak demir veya çok sert kaya parçaları. “Demir Meteroitler”in yüzde 90’ı demirden oluşuyor. “Taş Meteroitler” ise oksijen, demir, silikon, magnezyum ve diğer elementleri içeriyor ve genelde bu iki tip meteorit de çok ağır olmaları bakımından kendilerini doğadaki normal taşlardan ayırdedebiliyorlar. Öte yandan atmosfere yanarak girdikleri içinde hem içlerindeki suyu kaybetmeleri onları ağırlaştırıyor, hem de üzerlerindeki yanıklar kendilerini belli ediyor. Ayrıca bulunacakları yer ille de bir krater kenarı olması şart değil; şehir içinde bile meteoritlerle karşılaşmak olası. Bir Meteorit Kaç Paraya Satılır? Jeoloji (yerbilim) konusundaki otorite isimlerden Geology.com sitesinde bu konuda şöyle yazıyor: “Meteoritler genelde ya güzelliklerine göre estetik bir değerle, ya da ağırlıklarına göre gramla veya milimetreyle satılırlar.” Tabii ki her alım satımda olduğu gibi bir meteoritin değerinin belirlenmesinde de pek çok parametre rol oynayabilir. Kaynağı, tipi, kondisyonu, estetiği, hikayesi. Ve herşeyden önce bilimsel bir desteğinin olup olmadığı; yani saygın bir bilim kuruluşu tarafından incelendikten sonra “evet bu bir meteorittir” denip denmediği. Meteorit fiyatları bir kaynaktan diğerine değişebilir ama eğer araştırma yapılmaksızın Sahra Çölünden bir göçebe tarafından kapıp getirilen bir taştan bahsediyorsak fiyatı 50 cent/gram’dır. 5 Mart 1960’ta Burkino Faso’ya düşen Gao-Guenie parçaları 1,5 dolar/gram, veya Arjantin’e düşen Campo del Cielo meteoritinin parçaları “kilosu 400 dolar”dan satılır. 12 Şubat 1947’de Rusya’ya düşen Sikhote-Alin meteoritinin parçaları estetik doğal güzelliği nedeniyle daha yüksek bir fiyata, mesela 2-3 dolar/gram -yani kilosu 2.000-3.000 dolar- aralığında bir fiyata satılabilir. Pallazit (pallasite) adı verilen ve yarı-değerli bir olivin yumrusunu sarmalayan taş meteoritler ise daha da fazla revaçtadır. Bakması başlı başına bir keyif ve görsel şölen olan bu tip meteoritler içerdikleri kristaller, güzel renkler ve ışık geçirgenlikleri nedeniyle çok daha kolay alıcı bulurlar ve fiyatları da doğal olarak daha da yüksektir. Mesela Imilac (Şili), Glorieta Dağı (ABD) ve Esquel (Arjentin) kaynaklı meteoritler 20 ila 40 dolar/gram -yani kilosu 20.000-40.000 dolar- aralığında bir fiyatla alıcı bulurlar. “27 Haziran 1931’de Tunus’a düşmüş bir meteorit 50 dolar/gram fiyatla satılmaktadır ki bu şu demektir: Kilosu 50.000 ABD Doları.” Altının kilosunun şu sıralar yaklaşık 40.000 ABD Doları (gramı 40 dolar) olduğunu düşünürsek, gramı 50 Dolar olan bir meteoritin altından daha pahalı olduğunu, kız isteyecekseniz aman babası duymasın. Meteorit Nasıl Bulunur? Basit düşünün. Daha önce diğerleri onu nerede bulduysa siz de orada bulabilirsiniz. Bu nedenle biraz astronomi tarihi karıştıracaksınız. Mesela Kuzey Arizona’da 19 Haziran 1912’de Holbrook denen kasabanın hemen dışına göktaşı yağmış. Binlerce meteorit. Bugün bu bölgeden hala mercimek büyüklüğünden ceviz büyüklüğüne kadar irili ufaklı meteoritler bulunabiliyor. Mantar toplamak gibi ama mantardan fersah fersah değerli şeyler bunlar. Şimdi bir araştırsak sizin oturduğunuz bölgeye de bir gün bir göktaşı yağmuru olduğunu mutlaka buluruz. Büyüklerinize sorun, muhtarla konuşun, eski gazete koleksiyonlarını karıştırın. İkinci bir arama şekli de dedektörlerle yapılıyor. Meteoritler demir içerdiğinden aslında tam olarak aradığınız şey doğal şekilde yanmış ve sonra da paslanmış demir parçaları. Bu sayede hiç kimsenin bilmediği ve kayda geçmemiş bir meteorite de ulaşmak mümkün. Bu tip aramalar genelde şehirlerin dışında yapılıyor ve Sahra Çölü, Antarktika örnek gösterilse de ülkemizde de bu tip boş araziler hiç de az değil. Üçüncü şekil ise kayan yıldızları izlemek. Yıldız kayarken dilek dilemek yerine deha gerçekçi olun ve gidin nereye düşmüş olacağını bulun. Heyecan verici bir safari başlatın. İster arkadaşlarınızı da örgütleyin, ister Red Kit gibi yalnız bir kovboy olarak arayın şansınızı. Peki buldunuz diyelim, nerede satacaksınız? O da çok kolay. Bugün Google’da ingilizce olarak “meteorites for sale” yazınca 100.000 sonuç çıkıyor. Aşağıda da bazı adresler veriliyor. Ama siz önce meteoriti bir bulun hele, satın almaya da mutlaka birilerini bulacaksınız. Hatta iş hoşunuza gider ve şans da yaver giderse kartvizitinize günün birinde “Meteorit Avcısı” yazdırmanız da pek sürpriz olmayacak. Kaynaklar Fiyat konusunda: http://geology.com/meteorites/value-of-meteorites.shtml Meteorit fiyatları http://www.bigpara.com/altin/gram-altin-fiyati/ Altın fiyatları Satış konusunda: http://www.meteorite.com 1996 yılından beri göktaşı alımı satımı yapılan site http://www.meteoritemarket.com Üstteki sitenin rakibi http://www.aerolite.org/ Meteorit satış mağazası Dernekler: http://meteoriticalsociety.org 52 ülkeden 1000 bilim adamının oluşturduğu ve göktaşları, asteroidler, kozmik tozlar, kuyruklu yıldızlar, astronotların uzaydan getirdiği numuneler ve kraterleri inceleyen uluslararası dernek. http://www.imca.cc Uluslararası Meteorit Koleksiyoncuları Derneği http://www.imo.net Uluslararası Meteor Organizasyonu Kitaplar: http://www.amazon.com/Treasure-from-Space-Meteorite-Hunting/dp/B0056UN9DO – Gökyüzünden Gelen Hazine: Meteor Avcılığı http://www.amazon.com/Meteors-Meteorites-Patrick-Practical-Astronomy/dp/1848001568/ – Meteorlar ve meteoritler konusunda bir saha çalışması http://www.amazon.com/Atlas-Meteorites-Monica-Grady/dp/052184035X – Meteoritler Nasıl Sınıflanır, Nerede Bulunur? Havadan Para Kazanmak İçin Diğer Bir Yöntem: http://www.avantajix.com Son Not: Bu yazımız hoşunuza gittiyse Onedio üzerinden bizi izlemeye devam edin. Enteresan konular üzerine yazacağımız bilgilendirici, keyiflendirici ve fayda yaratan yazılarımız devam edecek.
Mevcut En Ağır Element Bulundu
Bu element, binlerce kalsiyum 48 ve berkelyum 249 atomunun bir araya getirilmesi ile elde edildi ve kurşundan %40 daha ağır. Almanya'daki parçacık hızlandırıcı laboratuvarda çalışan bilim adamları, şu ana kadar gözlenmiş en ağır madde olan Element 117'nin ortaya çıkartılması ve doğrulanması gibi nadir rastlanacak bir yeteneğe imza attı. Bu element, binlerce kalsiyum 48 ve berkelyum 249 atomunun bir araya getirilmesi ile elde edildi ve kurşundan %40 daha ağır.
Reklam
Kendini iyi hissetmenin 99 adı
Kendimizi çekici hissetmeyip, değersiz bulduğumuz her an için bir kavanoza bozuk para atsaydık eğer, çoğumuz şu an milyoner olmuştuk. İnsanoğlu hep neşe, mutluluk, sevinç gibi kavramların peşinde koşar. Oysa, ihtiyacımız olan şeyler, karnımızı doyurabileceğimiz basit bir yiyecek ve başımızı sokabileceğimiz bir çatıdan ibarettir. Ve işte bunlardan mahrum kaldığımızda, azla yetinebilmeyi öğrenmeye başlarız. Yaşantımızı öylesine negatiflikler üzerine kurmuşuz ki, sonunda kusurlarımız ve yenilgilerimiz, hayatımızın merkezine yerleşmiş. Mutluluğu geride bırakıp yaşamımızın arka planına itmişiz. Kötü hissetme konusunda bu kadar başarılıyken, bir şeyleri hâlâ değiştirme şansımız var mı? Daha mutlu olabilir miyiz? Hayatımıza yapacağımız bazı ufak dokunuşlarla bu soruya rahatlıkla “evet” diyebiliriz. Mutluluk -ruhsal ve bedensel olarak- en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. Ve mutluluğu elde edebilmenin yolu, her ne olursa olsun hayata olumlu bakabilmekten geçiyor. Kalbimiz ve beynimiz her zaman, sevgiyi yeni baştan öğrenebilmemiz için kolayca programlanabilir. Boş, aldatıcı hayaller ve beklentilerle yaşamak, bizlerden her gün bir şeyler alıp götürür, sonunda da bitap düşürür. Ancak pozitif düşünce ve davranışlar, bizleri karanlıktan kurtarabilir. Basit ve küçük davranış değişiklikleriyle, daha mutlu, kendinden daha memnun bireyler haline gelebiliriz. İpuçlarını duymak ister misiniz? Öyleyse, mutluluğa giden yolda ışık tutabilecek 99 formülden oluşan listeyi paylaşıyoruz sizlerle. 1)   Annenizi arayın: Kulağa oldukça sıradan gelebilir, ama burada esas istediğimiz, size en çok destek veren kişiyle düzenli olarak konuşmanız ve ondan olumlu sözler sarf etmesini istemeniz. Eğer anneniz dışında,  başka biri de size aynı güveni veriyor, size iyi geliyorsa, düzenli olarak onu arayın . 2)   Aynaya bakın: Kusurlarınızı boş verin, tüm dikkatinizi sadece güzel olan yerlerinize verin. Gözleriniz, gülüşünüz ya da saçınız mı güzel ? Yalnızca bir dakika, beğendiniz kısımlara odaklanın ve bunlar için şükredin. 3)   Küçük notlar yazın: Sevdiğiniz birine küçük notlar bırakın, birine onu sevdiğinizi tekrar tekrar göstermek sizi daha sevgi dolu biri  yapar. 4)   Başardıklarınızı bir kağıda yazın: Şu ana kadar ki tüm başarılarınızı bir kağıda not edin, okuyun ve kendinizle gurur duyun. 5)   Masanızı temizleyin: Üstü ıvır zıvırlarla dolu düzensiz masanızı temizleyin, yapacağınız bu temizlik, size yeni ve yaratıcı kanallar açar.
Turkey's Star Poster | Türkiyenin Yıldızları Poster Tasarımları
Kağan Yıldırım'ın tasarladığı 'Turkey's Star ' adında poster tasarımları.Türkiyenin önde gelen sanatçı ve oyuncularını kapsıyor.'Barış Manço,Cüneyt Arkın,Müslüm Gürses,Münir Ozkul,Şener Şen,Neşet Ertaş,Sezen Aksu,Kemal Sunal,Kadir İnanır,Orhan Gencebay,Türkan Şoray'bulunuyor.
Reklam