onedio
Taş-Kağıt-Makas Oyunu Nasıl Kazanılır?
Taş kağıt makas oyununu kazanma şansınız olasılık hesabına göre üçte bir. Peki ya başka bir olasılık daha mümkünse? Bir araştırmaya göre, bu oyunu oynayan insanlar rastgele oynamıyor. Aksine şansa bıraktığınızda kazanacağınızdan çok daha sıklıkla rakibinizi alt etmenizi sağlayacak saklı bir takım kalıpları takip ediyor. Oyunun kazananları onlara hangisi kazandırdıysa o hareketi takip etme eğiliminde olurken, kaybedenler ise taş-kağıt-makas sırasında bir sonraki harekete geçiyor. Bilim insanları bu hareketleri takip etmenizin kazanmanızı kolaylaştıracağı inancında. Bu strateji Çin’deki Zhejiang Üniversitesi’nde düzenlenen devasa bir taş-kağıt-makas oyunu turnuvasında ortaya çıkartıldı ve New York’taki Cornell Üniversitesi kütüphanesine ait olan Arxiv.org sitesinde yayınlandı. Bilim insanları 360 öğrenciyi topladı ve onları 6’şar kişilik gruplara ayırdı. Her bir kişi kendi grubundaki diğer kişilere karşı 300 tur taş-kağıt-makas oynadı. Teşvik olsun diye kazananlara kazandıkları oyun sayısı ile orantılı olarak para ödendi. Klasik oyun teorisine göre kazanmak için oyuncuların hangi hareketi yapacaklarına tamamen rastgele karar vermeleri gerekiyor. Bu şekilde diğer oyuncu tarafından ne yapacağının tahmin edilmesinin önüne geçiyor. Her iki oyuncunun da taş-kağıt-makastan birini eşit olasılıkla seçtiği bu kalıp “Nash dengesi” olarak biliniyor. İsmini de, 2011 yapımı Akıl Oyunları filmine de konu olan oyun teorisinin babası John Forbes Nash Jr’dan alıyor. Ve gerçekten de, her bir gruptaki oyuncular her bir hareketi üçte bir oranla tıpkı rastgele seçim yaparlarsa olacağı gibi seçiyordu. Ancak turnuvayı düzenleyenler daha da yakından baktılarında şaşırtıcı bir davranış kalıbı ile karşılaştılar. Oyuncular bir raunt kazandıklarında, kendilerine kazandıran hareketi rastgele seçseler yapacakları hareketten daha sık yapıyor. Kaybedenler ise başka bir harekete geçme eğiliminde oluyor ve bunu yaparken de oyunun ismindeki sıralamayı takip ediyorlar. Örneğin eğer “taş” yaptıklarında kaybettilerse, bir sonraki rauntta rastgele bir harekettense “kağıt” yapmaya daha meyilli oluyorlar. Bu, “kazandıysan devam et – kaybettiysen değiştir” stratejisi oyun teorisinde “koşullu yanıt” olarak biliniyor ve araştırmacılara göre bu insan beyninin otomatik bir cevabı olabilir. Bu kalıbı tahmin etmek ve dolayısıyla rakibine baskın çıkarak onu yenmek oyunculara daha çok para kazandırıyor. Araştırmacılar, “Taş-kağıt-makas oyununun Nash dengesinin açıklayamayacağı toplu bir periyodik hareketler dizisi gösterdiğini” söylüyor. “Koşullu yanıtın insan beyninin basit bir karar alma mekanizması mı yoksa daha temel bir sinirsel mekanizmanın sonucu olup olmadığına daha ileriki araştırmalar karar verebilir” diyorlar. Her ne kadar taş-kağıt-makas basit bir oyun olsa da, insanlarda rehabetçi davranışı açıklayabilmek için faydalı bir model. Örneğin ticarette. Daha önceki bir deney oyuncuların bilinç dışı bir şekilde rakiplerinin davranışlarını taklit ettiğini ortaya koymuştu. Bu sonuç şaşırtıcı idi çünkü başarı farklı davranmak yoluyla elde edilebilen bir şey. Çinli bilim insanları oyuncuların rekabet halindeyken yaptıkları irrasyonel gibi görünen seçimlerin altındaki psikolojiyi açıklamak için araştırmalar planlıyor. Bu esnada kendilerinin kazanma stratejisinin işe yarayıp yaramadığını test etmek isteyenler için gereken ise Birleşik Krallık şampiyonasına katılmak. James Morgan | BBC Bilim Muhabiri
Günümüz Liselilerinin Hayatında Rastlamadığı 49 Şey
2000 yılında doğanlar önümüzdeki sene liseye başlıyorlar. Artık değil 80'lerde, 90'ların sonunda olan şeyleri bile bilmeyen bir nesil geliyor. 'Bunları bilen liseli olamaz' şiarından hareketle bir liste derledik. 'A şu yok', 'a bu da yok', vs. diyeceğinizi biliyoruz ama maalesef 1000 maddelik bir liste yapsak bile eksikler olacağının da farkındayız. O nedenle bu gözle bakın bakalım ne kadar liseli değilsiniz.
En Ölümcül Canlı Ne Yılan Ne Çıyan
Dünyada en çok insan ölümüne neden olan canlı türü sivrisinek. İnsan eliyle insan ölümleri ise 'ölümcüller' listesinde ikinci sırada...Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in blog sayfasında paylaştığı Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayanan araştırmada, her yıl 750 bin insanın ölümüne yol açan sivrisinekler, dünyanın en ölümcül hayvanı. Yalnızca taşıdığı sıtma virüsü nedeniyle 600 bin insanın ölümüne yol açan kan emici sivrisineği, kendi türünü kendi icadı silahla öldüren insan takip ediyor. İnsanoğlu yılda ortalama 475 bin insanı öldürüyor. İnsanı 50 bin kişiyle yılan, 25 bin kişiyle köpek takip ediyor. Çeçe sineği, katil böcek ve deniz salyangozu 10 biner insan ölümüyle listede yer alırken aslan 100, kurt ve köpek balığının yılda 10'ar insan ölümüne neden olması dikkat çekti.
Artık Tüm Türkiye'nin Buluşabileceği Bir Platform Var
Sosyal topluluk ve etkinlik ağı olarak faaliyet gösteren toplanzi.com; sizi, hobilerinizi ve eğlence anlayışınızı paylaşan insanlarla buluşturan, onlarla beraber etkinliklere katılmanızı sağlayan bir tavşan deliği! İnternet kullanıcıları toplanzi.com’da ilgi alanlarına giren topluluklara katılıyorlar ya da kendi topluluklarını kuruyorlar! Böylece aynı şehirde yaşayan, benzer ilgi alanına sahip diğer kullanıcılarla buluşup beraber etkinlikler düzenliyorlar.
Reklam
Yiğit Bulut Türk Telekom'un Yönetim Kuruluna Atandı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi başdanışmanı Yiğit Bulut, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atandı. Atama ile ilgili olarak Kamu Aydınlatma Platformu'na (KAP) henüz resmi bildirim yapılmadı ancak Ulaştırma Bakanlığı kaynakları bu atamayı doğruluyor. AKP KURMAYLARININ İKİNCİ GÖREVİ: TÜRK TELEKOM YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİ Haberand'ın haberine göre; Türk Telekom Yönetim kuruluna son yıllarda yapılan atamalar her zaman dikkat çekti. İçişleri Bakanı Efkan Ala da Başbakanlık Müsteşarı iken Türk Telekom'un bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyordu. Ala, İçişleri Bakanı olduktan sonra bu görevinden istifa etmek zorunda kalmışt. Efkan Ala'nın yerine Başbakanlık Müsteşar olarak atanan Fahri Kasırga da, müsteşşarlık görevine getirilmesinin ardından kısa bir süre sonra Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atanmştı. Başbakan Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın sınıf arkadaşı olan ve TRT Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan İbrahim Eren de bu görevden kısa bir süre sonra Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine atanan üst düzey bürokratlar arasında yerini almıştı. ORTALAMA 40 BİN LİRA MAAŞ! AKP'ye yakın üst düzey bürokratların Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğine getirilmesi artık neredeyse teamül haline geldi.  Bu atamaların kamuoyunda ve medyada tepki çekmesinin bir nedeni de, yönetim kurulu üyelerinin aldıkları 'ballı' maaşlar. Türk Telekom Yönetim Kurulu Üyelerine aylık 11 bin TL maaş ödeniyor. Ancak bunun dışında her yılın sonunda yönetim kurulu üyelerine 'huzur hakkı' olarak 350 bin TL gibi bir rakam ödeniyor.  Bu durumda Türk Telekom Yönetim Kurulu üyelerinin eline aylık ortalama 40 bin lira gibi bir maaş geçiyor. Yani Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Yiğit Bulut, bu yeni görevi nedeniyle aylık 40 bin lira gibi ek bir maaşa da sahip olacak TÜRK TELEKOM'DA KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER Özelleştirme kapsamında Lübnanlı Hariri ailesine satılan Türk Telekom, 2013'ün son günlerinden itibaren köklü bir değişime uğradı 2013 Aralık ayına yeniden yapılanmaya giden şirkette, Türk Telekom Grubu CEO'su Hakam Kanafani ve Türk Telekom CEO'su Tahsin Yılmaz görevlerinden ayrıldı. CEO koltuğuna Rami Aslan oturdu. Türk Telekom'da geçtiğimiz günlerde 6 üst düzey yönetici ile yollar ayrılmış ve yerlerine yeni atamalar yapılmıştı. İŞTE YENİ İSİMLER Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirilen değişiklik ile;  Mehmet Ali Akarca, Mert Başar, Ali Yılmaz, Coşkun Şahin, Hakan Dursun, Fırat Yaman Er, Metin Erhan, Bahattin Aydın, Ahmet Bülter, Tevfik Fikret Karaman ve Abdurrahman Güvenlioğlu yeni görevllere getirilmişti. GÖREVDEN ALINANLAR Türk Telekom'daki yeniden yapılanmalar kapsamında görevden ayrılan isimler ise şöyle olmuştu: Şükrü Kutlu - Türk Telekom İnsan Kaynakları, Destek ve Regülasyon Başkanı Mehmet Atalay - Türk Telekom Operasyon Başkanı Can Esen - Türk Telekom Hukuk Başkanı Timur Ceylan - Türk Telekom Teknoloji Başkanı Gökhan Kayalıbay - Türk Telekom Strateji ve İş Geliştirme Başkanı Haktan Yaşar Kılıç - Türk Telekom Müşteri Cumhuriyet
LinkedIn Üzerinden Aşkınızı da Bulabilirsiniz
LinkedIn sayfasındaki profiliniz iş bulmanıza yardımcı oluyorsa neden sevgili bulmanıza da yardımcı olmasın? Bu fikir LinkedUp! uygulamasından geliyor. Bu sosyal ağ uygulaması bir şeyler içmeden önce karşı tarafın karlı bir işinin olduğunu bilmek isteyenlere hitap ediyor. Şu an için yalnızca iPhone'lar ve diğer iOS cihazlara uyumlu olan uygulama, profesyonel sosyal ağ LinkedIn ile popüler tanışma uygulaması Tinder'in bir araya getirilmiş hali. Kullanıcılar bu uygulama ile potansiyel eşlerini iş sektörüne, yaşına, mekan yakınlığına ve cinsiyetine göre filtreleyebiliyor. Tinder uygulamasında olduğu gibi birbirlerini beğenen iki kullanıcı daha sonra sohbet ediyor. LinkedUp! uygulamasının çalışma mantığı size tanıdık gelebilir ancak veri kaynağı yeni bir şey. Tinder veya Hinge gibi birçok tanışma uygulaması kullanıcının fotoğrafını ve kişisel bilgisini Facebook üzerinden alıyor ancak LinkedUp! bu bilgileri LinkedUp! üzerinden çekiyor. (Kullanıcılar bu fotoğrafa ek olarak yeni fotoğraflar da ekleyebiliyor.) Uygulamanın, daha önce yatırım bankacılığı yapmış olan 28 yaşındaki kurucusu Max Fischer, LinkedIn üzerinden alınan verilerin daha kaliteli karşılaştırmalar yapılmasına imkan tanıyacağına inandığını söylüyor. Fischer, LinkedIn profilinin temel olarak bir dijital özgeçmiş olduğundan insanların nereli olduğu, neler yaptığı, hangi okullara gittiği gibi soruları cevaplarken daha doğru yanıtlar verdiğini belirtiyor. Uygulamanın LinkedIn ile bir ilişkisi bulunmuyor. Geliştiriciler yalnızca verileri LinkedIn üzerinden çekiyor. LinkedIn sözcüsü ise konuyla ilgili açıklama yapmayı reddetti. Fischer, Mart ayının başında yayınlanan uygulamanın şu ana kadar ne kadar indirildiği ile ilgili bilgi vermese de geçen ay kullanıcı sayısının iki kat arttığını söyledi. Fischer, uygulamanın dikkat çektiği New York, Los Angeles ve San Francisco gibi şehirlerde yakın gelecekte 'indirme partileri' vererek açılış etkinlikleri düzenlemeyi de planlıyor. Daha önce özel sermaye şirketinde de çalışan Fischer, girişim sermayesi fonu için piyasada olduğunu da sözlerine ekledi. Fischer, genç çalışanların LinkedIn sayfasını yalnızca bir ağ olarak kullanmadıklarını fark ettiği geçen yıl LinkedUp! uygulamasını geliştirmeyi düşündüğünü ifade etti. Ancak Fischer uygulamanın ofis içi ilişkiler için değil daha çok ortak geçmiş ile profesyonel bir ağa girme imkanı sunduğunu belirtiyor. Tabi ki niyetler farklı olabilir. Yapılan son ankette yaşları 18-29 arasında değişen çalışanların yüzde 84'ü iş arkadaşları ile bir ilişki yaşamaya açık olduklarını belirtiyor. WSJ
Reklam
Fikirtepe'deki Sembol Olan Ev İçin Anlaşma Sağlandı
Fikirtepe'de ‘koca arazinin ortasında tek başına kalan ev', kentsel dönüşümdeki sorunların simgesi olmuştu.Bu ev için nihayet anlaşma sağlandı, ancak 61 projeden hâlâ sadece 3'ü için inşaat izni alındı. İstanbul'da Kentsel dönüşümün simgesi haline gelen Fikirtepe'de, imar planları tamamlandıktan sonra 61 adada yapılacak projelerden sadece 3 tanesi inşaat ruhsatı alabildi. Kalan 58 adada mal sahipleri ile müteahhitler anlaşamadı. Bazı projeler tek bir mal sahibinin ‘hayır' demesi yüzünden sekteye uğradı.  Fikirtepe, Dumlupınar Mahallesi'ndeki örnek ise Fikirtepe'de yaşanan kafa karışıklığının simgesi oldu. Dumlupınar'da yaşanan olayda, inşaat projesi olarak ayrılan ‘ada'da sadece bir ev ayakta dururken etrafındaki binaların hepsi yıkılmış durumdaydı.
Rihanna'nın Instagram'ı Silindi!
Geçtiğimiz günlerde Lui Magazine adlı dergide yayınlanan çıplak fotoğraflarını kişisel Instagram hesabı @badgalriri üzerinden paylaşan Rihanna'nın hesabı an itibarıyla yok. İlgili paylaşımın ardından şarkıcı, sosyal medya ağı tarafından uyarı almış ve bunun ardından da çok konuşulan o fotoğraflarını silmişti. Ancak Instagram, Rihanna'yla baş edemeyeceğini anlamış oalcak ki şarkıcının hesabını -büyük bir olasılıkla- topyekün imha etti. Tahminler Instagram tarafından çılgın fotoğraflarla dolu bu hesabın tamamen ortadan kaldırıldığı yönünde (imha), ancak bu konuda resmi bir bilgi ya da açıklama henüz yok; yani Rihanna, Instagram hesabını kendisi askıya almış da olabilir. Bununla birlikte sosyal medya otoritelerine göre bu mümkün değil, eğlenceli kişiliği ile bilinen şarkıcının Instagram'a trip atması pek olası görülmüyor. Geri dönecek mi? Rihanna fanları seksi şarkıcının Instagram hesabını tıkladıklarında yukarıdaki sayfa ile karşılaşıyorlar. Durumun Instagram'daki çıplak fotoğraf oranında ciddi bir azalmaya neden olduğu söylenebilir. Bakalım Rihanna,Instagram hesabıyla geri dönecek mi? Shift Delete
Kitaplar Ne Diyor?
Türkiye gündemi yayıncılık sektörünü farklı şekilde etkiliyor. Raflarda yerini alan kitapların büyük kısmı ya gündeme dair ya da gündemden yola çıkarak hazırlanmış. Ortam çok sakin gibi dursa da rakamlar satışların yükseldiğini gösteriyor. Yılın tüm edebiyat etkinliklerinde konuşulan bir konu var. O da 2014’ün yayıncılık dünyası adına durgun bir yıl olup olmadığı. Genel satışlar artış gösterse de, edebiyat dünyası durgun ve bir süre daha böyle olacağa benziyor. YAYFED'e (Yayıncılık Federasyonu) göre, 2014 Mart ayında bandrollü toplam satış 26 milyon 283 bin 799 olurken, 2013 Mart ayında bu rakam 26 milyon 367 bin 729 idi. Bu yılın Mart ayı 2013'ün gerisinde kalsa da, Nisan'da, 28 milyon 946 bin 857 kitap bandrollü olarak satıldı. Bu da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10 artış anlamına geliyor. Satılan kitapların yüzde 63’ü yetişkin kitapları, çocuk ve gençlik kitapları ile inanç yayınlarından oluşuyor. Eğitim alanındaki yayınlar toplam satışın yüzde 40’ına, akademik yayınlar ise yüzde 2’sine denk geliyor. İşin mutfağındaki isimlere, Türkiye’de yayıncılık sektörü adına nasıl bir sene geçirdiğimizi sorduk. Yayınevi yöneticilerine yönelttiğimiz sorular ve yanıtları ise şöyle: 2013 yılı yayıncılık sektörü adına durgun bir yıl mı oldu, 2014 nasıl başladı?- Bilhassa yerli edebiyat yayınlarında gözle görülür bir oranda 'sayı' düşüşü var mıdır, varsa bunun temel sebebi nedir?- Bu yılın 'Türkiye'de' en çarpıcı edebiyat olayı ne oldu sizce?- Türkiye gündemi yayıncılık sektörünü 'içerik' olarak etkiliyor mu? Deniz Yüce Başarır / Doğan Kitap Yayın Direktörü 2013’ün durgun bir yıl olduğunu söylemek mümkün değil. En azından kendi yayınevimiz adına konuştuğumuzda… Biz önemli bir büyüme oranıyla kapadık 2013’ün, yılın en çok satan iki kitabını yayımladık: Yılmaz Özdil’den Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda ve Zülfü Livaneli’den Kardeşimin Hikayesi. Şu gerçeği de kabul etmek gerekir: yaz başında Gezi Direnişi’nin etkisiyle bir durulma oldu. Doğal olarak okurların gözü Gezi’deydi. Alışveriş merkezlerine tepki vardı, kitabevleri de bu süreçten etkilendi. Ama sonbaharla birlikte bu durum değişti. 2014 ise seçim gündemiyle birlikte daha sakin başladı. Ama karamsar olmak için bir neden göremiyorum. Yerli edebiyat alanında bir düşüş var mı, doğrusu ben sizin kadar emin değilim. Öne çıkan kitapların kişisel gelişim alanında olduğunu (2014 yılı için söylüyorum) söylemek mümkün. Çok satan listelerinin ilk sıralarını bu aralar hep bu tarz kitaplar kaplıyor. Ama birçok edebiyat eseri de yayımlanıyor. Hem de çok iyi tanıdığımız isimlerden. Sadece onları listelerde göremiyoruz. Böyle çarpıcı bir olay oldu mu, bilemiyorum… Elbette gündem yayıncılık sektörünü etkiliyor. Örneğin seçim öncesi herkes beklemeye başlıyor. Sadece seçim ya da propaganda konuşmaları kaplıyor hayatımızı. Ya da bir anda gündem değişiyor ve o güne uygun diye çıkardığınız bir kitap gündem dışı kalabiliyor. Aslında edebiyat eserlerinin tüm bu gündemin dışında her zaman okunması ve satın alınması gerekir. Çünkü herkesin gündemden zaman zaman uzaklaşıp, insanı anlatan, dünyayı kavratan kitaplara ihtiyacı var. Bu, gündeme de farklı bakabilme yeteneğini geliştirmemiz açısından önemli. Emine Eroğlu / TİMAŞ Yayınları Genel Yayın Yönetmeni İstatistikler bir durgunluk olmadığına işaret ediyor. Verilere göre 2013’te bandrol tüketiminde % 13’lük bir artış var. Bu da bir şeklide kitap sektörünün genişlediğini gösteriyor.. Fakat yayıncılıktaki üretim dengesi bozuldu. Ağırlık çocuk ve gençlik yayıncılığına, doğru kaydı. Bu durum, çocuk ve gençlik yayıncılığı yapmayan ya da o alanda başarılı olamayan kültür yayıncılarını zorlamaya başladı. Bir de değişen okur talepleri pazara yerli/yabancı çok fazla isim ve eserin girmesine sebep oldu. Yeni yazar ve çok satan popüler kitaplar piyasadaki eski dengeleri büyük ölçüde değiştirdi. Popüler kitaplar edebiyatı ciddi şekilde gölgeliyor. Bunu çok iyi tahlil etmek gerek. Eskiden muhafazakar kesimde seküler okurun tanımadığı çok satan yazarlar vardı. Şimdi muhafazakâr/ seküler farkı kalktı. Light maneviyat akımı var. Bu bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Bir de sosyal medya kitap satışları üzerinde belirleyici bir etki oluşturmaya başladı. Twitter cümleleri ile santimantal denemeler/ romanlar yazan genç kalemler ortaya çıktı. Yazar profili gençleştiği ve iletişim araçları yazarlığı da kolay pazarlanan bir metaa dönüştürdüğü için dünün “çok satan” yazarları bugün eskimeye başladı. Ahmet Altan, Orhan Pamuk, Elif Şafak gibi yazarların beklenen oranda satmaması bunun neticesi. Bu yazarların 20 yaşın altında kaç tane okuru var, sorusu “durgunluk” olarak tanımladığımız halin de bir izahatı olabilir. Beni çarpan edebiyat olayı hatırlamıyorum. En çok memnuniyet duyduğum Şule Gürbüz ve Ahmet Büke’nin yeni öykü kitapları oldu. Elbette etkiliyor. Gezi olaylarından sonra bir “gezi edebiyatı” teşekkül etti. Edebiyatta sosyal konular daha fazla işlenilir oldu. Aktüel siyaset kitapları büyük ölçüde hükümlerini yitirdi. “ulusalcı” düşünce kitapları listelerde yer tutmaya başladı. Can Öz / Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni 2013 bizim için oldukça tatsız bir seneydi. Ancak, sanıyorum yayınevinde yaptığımız değişikliklerin etkisiyle, 2014 yılı 1. çeyreği Can Yayınları tarihinin mali olarak en verimli dönemi oldu. Yayınlanan kitap sayısında ise azalma değil, artış yaşadık. Önümüzdeki dönemde de bu tempoyu düşürmeyi planlamıyorum. Ancak genel olarak sektör durgunluğunu yorumlamak gerekirse, Türkiye, tüm kurumlar ve sektörlerde bir ilke ve haysiyet iktidarsızlığı yaşamaktadır ve bu zeminsizlik ortamı elbette tüm şirketlerin uzun vade plan yapamamasına, kabuğuna çekilmesine sebep olmaktadır. Kültür yayıncılığının kendine özgün sorunlarını “memleket hali”nden izole ederek ölçümlemek şimdilik pek mümkün görünmüyor. Bunu yorumlamak için henüz çok erken. Türkiye korkutucu bir hızla değişiyor ve sarsılıyor. Bu yıpratıcı dönemin tüketim/kültür eksenindeki etkisini ancak 10 sene sonra belki sağlıklı yorumlayabileceğiz. Olgunlaşmamış düşüncelerim ise şimdilik Türkiye’nin kendini yeniye kapattığı, bilindik simaların ise daha çok kendilerini tekrarladığı üzerine; ancak bu yoruma fazla güvenmiyorum. Benim için yılın önemli edebiyat olayı Can Yayınları’ın kapak tasarımını değiştirmesidir. Hem de nasıl! Raflara bakın, önde sergilenen kitapların dörte biri gündeme dairdir. Türkiye’de gerçekleri gizlenen, kapalı kapılar ardında yürütülen, oldu bittiye getirilen, ama toplumun bilmeye talip olduğu çok fazla konu, gelişme var. Üstüne üstlük “algı yönetimi” adı altında insanlara sürekli yanlış, eksik bilgiler pompalanıyor. Bu böyle devam ettiği sürece okurların raflardan gündeme dair beklentileri yüksek kalacaktır. Bedia Ceylan Güzelce | Al Jazeera Türk
Reklam
Yerli Sinemada Nefes Kesen 9 Kadın Oyuncu Performansı
Anlat İstanbul’u izleyen hemen herkesin film sonrası aklında kalan en keskin performans Yelda Reynaud’a aittir şüphesiz, zira çoğu filmde karikatürize edilmeye mahkum bırakılan trans birey ancak bu kadar gerçek ve abartıdan uzak kotarılır. Karakterin karizmatik duruşu ve hikâyesinin hezimeti bir yana, oyuncunun bu dev kadrolu yapım içinden sıyrılıp birçok festivalde ödüle uzanması da pek rastlantı değil.
Çinlilerin Yeni Garip Adeti: Lahana Gezdirmece
Çin’de garip şeyler olmaya devam ediyor, peki bu adetin sebebi ne? Çinli sanatçı Han Bing “Lahana gezdirme” isimli fotoğraf serisini Beijing Midi Müzik Festivali’nde sergileyince ortaya ilginç kareler çıktı. Sanatçı gençlerin yalnızlık ve depresyonunu gidermek amaçlı bunu keşfettiğini açıkladı.
Reklam
2014 Yılı Derecelendirmesine Göre 'Dünyanın En İyi 50 Restoranı'
'Restaurant' dergisi  London's Guildhall'da  bu yılın en iyi 50 restoranı listesini açıkladı. Bir yıl ikincilik koltuğunda oturduktan sonra  René Redzepi'nin sahip olduğu  Noma (Kopenhag, Danimarka) 4. kez dünyanın en iyi restoranı seçildi. Bu yıl 12.'si düzenlenen yarışmada  900'ün üzerinde restoran sahibi, şef ve yemek eleştirmenin katıldığı ve 18 ay süren bir oylamanın sonucunda dünyada ilk 50'ye giren restoranları tebrik ediyoruz.  İyi eğlenceler dileriz...
Hayal Gücünün Sınırının Olmadığını Gösteren 24 Çalışma
Avusturalya, Melbourne merkezli tasarımcı Domenic Bahmann, günlük objeleri kullanarak ortaya çok yaratıcı çalışmalar çıkartıyor ve yaptığı çalışmaları İnstagram hesabından 46.500'ü aşan takipçisiyle paylaşıyor. Özellikle son dönemlerde oldukça popüler hale gelen bu tarz çalışmalar, insanlardaki hayal gücünün gücünü gösteriyor diyebiliriz. Elbet sizin evinizde de limon vardır, kahve yapabilirsiniz misal, biraz da çizim yeteneğiniz varsa, tüm bunları hayal gücünüzle birleştirip, Bahmann kadar olmasa da ortaya harika şeyler çıkartabilirsiniz. 
Reklam
Sosyal Medyada Rekor Kıran Bi' Acayip Güzellik Testi
Kadınların güzel, erkeklerin ise yakışıklı olup olmadıklarını öğrenmek için baş vurdukları testlere bir yenisi daha eklendi.Bu Test Çin’in en popüler sosyal ağı olan Weibo da şimdiden rekor kırıyor. Çin’de 200 binden fazla Weibo kullanıcısı güzelliklerini test etmek anacı ile test ettikleri fotoğraflarını paylaşıyor.Test aslında çok basit. Testi sizinde uygulamanız için, işaret parmağınızı çenenizle burnunuza eş zamanlı dokundurun. Dudaklarınız işaret parmağınıza değerse güzelsiniz, değmezse çirkinsiniz.Bu teste göre, Angelina Jolie ve Jessica Alba gibi yıldızlar güzel olmayanlar arasınde yer aldılar.
Apple'ı Korkutan 3 Çinli!
Apple ve Samsung'a küresel ölçekte rakip olan Huawei ve Lenovo'ya internetten satışla öne çıkan Çinli Xiaomi de eklendi. Küresel operasyona başlayan şirketin hedeflediği 10 ülke arasında Türkiye de var Akıllı telefon piyasasında rekabeti belirleyen ülkelerin başında gelen Çin'de Xiaomi rüzgarı esiyor. 'Düşük fiyat, büyük ekran, güçlü ürün' stratejisiyle sadece internetten satış yapan Xiaomi, Motorola'yı satın alan Lenovo ve Huawei, Apple ve Samsung gibi devleri korkutmaya başladı. Lenovo marka, Huawei standartlar ve güçlü ürün, Xiaomi ise internet üzerinden satış ile öne çıkıyor. Xiaomi, Çin'de son çeyrekte 7.3 milyon adet ürünü piyasaya sürerek 7 milyon adede ulaşan Apple'ın hemen önünde 5'inci sırada yer alıyor. Küresel marka olmak için de harekete geçen Xiaomi, öncelikli olarak Türkiye dahil, Hindistan, Rusya, Meksika, Malezya, Vietnam, Endonezya,Tayland, Filipinler ve Brezilya gibi gelişmekte olan pazarları hedefliyor. Şirketin hali hazırda Çince'nin hakim olduğu HongKong, Tayvan ve Singapur'da operasyonları bulunuyor. AMAZON'A BENZİYOR İnternet ve sosyal medyayı çok çok iyi kullanan Xiaomi'nin stratejisi Amazon'a daha çok benziyor. Şirket, çok agresif fiyat kampanyaları ve yüksek ölçekte internetten satışla kendini farklı kılıyor. Çinli firma amiral gemisi Mi3'in fiyatlarını düşürerek küresel operasyona başlıyor. Akıllı telefon sahipliğini artırmak için yarışan operatörler genelde düşük fiyatlı ürünleri piyasaya sürüyor. Bu yüzden gelişmekte olan pazarlarda şansı yüksek görülüyor. MANTIK EVLİLİĞİ Xiaomi, Samsung ve Apple'ın üst düzey ürünlerine fiyat olarak yaklaşamayan tüketicilere marka değil, mantık evliliği öneriyor. Çinli firmaların hedefi aynı teknolojiye sahip ürünlere marka yüzünden daha fazla ödeme yapmak istemeyen gençler. Ağızdan ağıza öneri ve bayi kanalındaki inceliklerle Türkiye'de benzer bir talebi gören General Mobile mobil internet ve kamera konusundaki taleplere uygun fiyatlarla yanıt veriyor. ÇİN'DE İNTERNETTEN SATIŞLA BÜYÜYECEK Fiyat performans ile saldıracak Xiaomi, şimdilik kesesine güvenen tüketicilerin ve markaların güçlü olduğu ülkelerden uzak duruyor. Cüzdanına bakınca markaya vereceği parayı dert eden tüketiciyi hedefleyerek hareket ediyor. Çin'de iPhone 5C'nin yarı fiyata satış yapan Xiaomi'nin amiral gemisi Mi3, büyük ekranı, inceliği ve performansı ile dikkat çekiyor. Ayrıca kamerayla yapılan video ve fotoğraf çekimlerinde güçlü rakiplerini aratmıyor. Kanal yapısıyla gelen ek maliyetten de kurtulan firma düşük fiyat avantajını sonuna kadar kullanıyor. MARKA YATIRIMIYLA İDDİALI OLACAK Daha önce PC pazarına benzer bir stratejiyle IBM'in PC bölümünü alarak giren Lenovo, şimdide Motorola Mobile bölümünü Google'dan satın alarak marka yatırımını yaptı. Diğer Çinli üreticilerden farklı olarak marka yatırımına önem veren Lenovo, tüm dünyada 2014'ün ilk çeyrek rakamlarına göre, piyasaya sürülen akıllı telefon oranlarında yüzde 12.9 pazar payı ile 4'üncü sırada yer alıyor. Şirket, Motorola'yı satın aldıktan sonra Kuzey Amerika ve Avrupa'daki operasyonlarına hız verecek.İNCELİK VE PERFORMANSA ODAKLANDI Standart hastası Huawei dünyanın en ince telefonu Ascend P6 modeliyle Türkiye'de adından söz ettiren Huawei, sadece cihaz değil, altyapıyla da rakipleriyle mücadele ediyor. Çin'deki iletişim standartlarının belirlenmesinde de etkili olan firmanın cihaz yatırımları da 2011'den sonra hız kazandı. 2014'ün ilk çeyreğinde piyasaya sürülen akıllı telefon rakamlarında tüm dünyada yüzde 13.7'lik pazar payıyla 3'üncü sırada yer alıyor.Timur Sırt/Sabah
Taze Kan 'Beyin Hücrelerini Yeniliyor'
ABD’li araştırmacılar yaşlanmanın bazı etkileri ile savaşmanın hatta bu etkileri geri döndürmenin yolunu şimdilik fareler üzerinde de olsa, bulmuş olabileceklerini açıkladı. Son yapılan bir araştırmaya göre, genç farelerden alınıp, yaşlı olanlara nakledilen kanın yaşlı farelerin beyin gücünü artırdığı tespit edildi. Bilim insanları şimdi de deneyleri insanlar üzerinde yapmak istiyor. Umutları bunamaya çare bulmak. Nature Medicine ’de yayınlanan araştırmaya göre, 3 aylık farelerden alınan kanın sıvı kısmı, yani plazması 18 aylık farelere nakledildi. Daha sonra bu fareler hafıza testinde kan nakli yapılmayan farelere göre daha iyi sonuçlar elde ettiler. Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Tony Wyss-Coray, “Genç farelerden alınan kanın içinde bulunan faktörler, yaşlı farelerin beynini yeniden şarj edip daha genç bir farenin beyni gibi çalışmasını sağlayabiliyor” diyor. Wyss-Coray, “Şu anda yoğun bir şekilde bu faktörlerin neler olabileceği ve tam olarak hangi dokulardan üretildikleri üzerinde çalışıyoruz” diyor. Wyss-Coray’ın söylediğine göre insanlarda durumun aynı olup olmadığı bilinmiyor ancak klinik bir deney planlanmış durumda. Birleşik Krallık Alzheimer Araştırma kurumu uygulamanın farelerde öğrenme ve hafızaya ilişkin belirli tarafları yenilediğini ancak bunun insanlar üzerinde fayda sağlayıp sağlamayacağının belirsiz olduğunu söylüyor. Kurumun yöneticisi Dr. Eric Karran, “Bu araştırma çok ilginç olmakla birlikte, Alzheimer hastalığında görülen ve yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olan bilişsel zararı incelemiyor” diyor. Bu arada başka araştırmalar genç bireylere ait kanın yaşlılara sağlayacağı faydalar konusunda başka sonuçlar elde etmiş durumda. En azından farelerde durum bu. Harvard’daki bir araştırma ekibine göre, kalp kası üzerinde yaşlanma karşıtı bir etki oluşturmuş olan genç farelerin kanında bulunan bir madde, beyin hücrelerini de yeniliyor. Science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, yaşlı farelerde beyin hücrelerinin büyümesini teşvik eden madde farelerin koku duygusunu da keskinleştiriyor. Aynı zamanda bu madde yaşlı farelerin kas gücünü de artırıyor.BBC Türkçe
Reklam