onedio
Enflasyon Yüzde 9'un Altına İndi
Eylül ayı enflasyonu beklentilerin altında çıkarak 5 ay sonra yüzde 9'un altına indi ve altı ayın en düşüğünde gerçekleşti.Eylül'de TÜFE yüzde 0,14 yıllık TÜFE yüzde 8,86 oldu. Ekonomistler, TÜFE'nin yüzde 0,44 artmasını bekliyordu.AYLIK EN YÜKSEK ARTIŞ EĞİTİMDEAna harcama grupları itibariyle 2014 yılı Eylül ayında lokanta ve otellerde yüzde 1,21, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,72, konutta yüzde 0,49, sağlıkta yüzde 0,42 artış gerçekleşti.Aylık en fazla düşüş gösteren grup yüzde 2,44 ile giyim ve ayakkabı oldu.Ana harcama grupları itibariyle 2014 yılı Eylül ayında endekste yer alan gruplardan alkollü içecekler ve tütünde yüzde 1,12, haberleşmede yüzde 0,05 düşüş gerçekleşti.YILLIK EN FAZLA ARTIŞ LOKANTA VE OTELLERDETÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 13,95, sağlık yüzde 9,37, ev eşyası yüzde 9,25, eğlence ve kültür yüzde 8,64 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.sondakika.com
Otomobilin Devleri Paris'te Sahneye Çıktı
Uluslararası Paris Otomobil Fuarı kapılarını otomobilseverlere açtı. Otomobil ve yedek parça üreticilerinin katıldığı fuar, 19 Ekim’e kadar açık kalacak. 1,2 milyon kişinin ziyaret edeceği fuarda Toyota, Ferrari, Aston Martin ve Masserati gibi markaların süper spor modelleri görücüye çıktı.Avrupa’nın Frankfurt ve Cenevre ile birlikte en büyük 3 fuarından biri olan 2014 Paris Otomobil Fuarı 114. kez kapılarını ziyaretçilerine açmaya hazırlanıyor. Dün ve bugün basın tanıtımı yapılan fuar 4-19 Ekim arasında ziyaret edilebilecek. Modanın şehri Paris’te bütün hünerlerini otomobilseverlerin beğenisine sunan otomobilin devleri başta Türkiye’de üretilecek olan Hyundai i20 olmak üzere birçok yeni ürünün dünya lansmanını gerçekleştiriyor. Japon Toyota önümüzdeki 20 yılın teknolojisi olarak gördüğü hibrit motorlu araçları görücüye çıkardı. Marka yeni C-HR konseptinin dünya tanıtımını da fuarda gerçekleştirecek. ‘Sürdürülebilir gelecek’ stratejisiyle yola çıkan Toyota, elektrikliden ziyade yakıt hücreli otomobillerin alternatif enerjili araçlar olacağını öngörüyor. Bu kapsamda dünyanın ilk hidrojen yakıt hücreli seri üretim otomobili Toyota Fuel Cell Sedan’ın tanıtımını yapıyor. Bu araç ortalama bir benzinli aracın bir yakıt depoyla aldığı menzile ulaşabilirken 3 dakikada dolarak sadece su buharı salınımı yaparak gerçek bir çevreci araç kimliğini yaşıyor. Fuel Cell Sedan, Japonya’da 2015’in Nisan ayından önce, ABD ve Avrupa’da ise yaz aylarından önce yollara çıkacak. Kısa mesafelere efektif çözüm üreten elektrikli araçlar konusunda yaptığı çalışmaları ise i-Road modeliyle somutlaştıran markanın bir dizel otomobil fiyatına piyasaya çıkaracağı yeni Yaris’in hibrit versiyonu bu aydan itibaren Türkiye pazarında satışa sunuluyor.Zaman
iOS’da Film Rulosu Özelliği Geri Geliyor
iOS 8 ile birlikte tarihe karışan, telefondaki tüm fotoğrafların kronolojik sıraya göre dizildiği Film Rulosu özelliği geri geliyor olabilir. Bir süre sonra çıkacak iOS 8.1’in geliştirici sürümünü inceleyenler Film Rulosunun galeride tekrar göründüğünü fark ettiler. Her ne kadar beta sürümlerinde gözüken özellikler daha sonra kaldırılabiliyor olsa da, bu Film Rulosu için mantıksız gözüküyor.iOS 8 ile ‘Fotoğraflar’ uygulamasından Film Rulosu kaldırılarak yerine kolay kullanımı amaçlayan farklı seçenekler koyulmuş ancak bunlar kullanıcıların daha çok kafasını karıştırmıştı. Film Rulosuna alışkın kullanıcılardan büyük tepki toplayan Apple kullanıcı geribildirimlerini ciddiye almış olabilir.
Telefon Dayanıklık Testi Nasıl Yapılıyor
Telefon Dayanıklık TestiVideo OnePlus One telefonun dayanıklık testine aittir. Fakat biz bu videoyu bütün telefon için ele alabiliriz. Çünkü bir telefonun dayanıklık testleri aynı aşamalardan oluşmaktadır. Telefonlar nasıl test ediliyor sorusuna güzel bir cevap olmaktadır.Kaynak: http://mysubh.com/makale/3028/telefon-dayaniklik-testi-nasil-yapiliyor.html
Google, Ünlülerin Çıplak Fotoğrafları Yüzünden 100 Milyon $ Ödeyebilir
Haftalar önce ortaya çıkan iCloud krizini herhalde herkes hatırlıyordur. Bilindiği üzere aralarında Kate Upton ve Jennifer Lawrence gibi ünlülerin de yer aldığı birçok ünlünün iCloud'daki çıplak fotoğrafları hackerlar tarafından internette paylaşılmıştı . Bu olayların ardından herkes ünlülerin Apple'ı dava etmesini beklerken görünüşe göre olay Google'ın başına patladı.Business Insider'ın yapmış olduğu habere göre ünlü , Google'ın tepesindeki isimler Larry Page ve Sergey Brin'e ünlülere ait çıplak fotoğrafları internetten kaldırmadıkları takdirde 100 milyon $'lık bir tazminat davası açacaklarını söyledi.Google'a ayrıca sunmuş olduğu 6 sayfalık raporda Google'ın ünlülerin ortaya çıkan fotoğrafları nedeniyle milyonlarca dolar kazandığı iddiası da bulunuyor. Ayrıca Singer'ın çıplak fotoğrafları ortaya çıkan birçok ünlünün hukuki temsilciliğini üstlendiğini de belirtelim.teknokulis
Reklam
7 Milyar TL'ye Taksit Taksit Kurban
AKP'den önce 1,5 maaşla büyükbaş alınabiliyordu şimdi 3 maaş anca yetiyorAKP döneminde besicinin yem fiyatı yüzde 465 zamlandıCHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, son 12 yılda küçükbaş kurbanlıklar ortalama yüzde 450, büyükbaş kurbanlıklar yüzde 725 pahalandığını belirterek, “2002’de ortalama 550 kiloluk bir büyükbaş kurbanlık yaklaşık 4 asgari ücretle satın alınabilirken, bugün 7 asgari ücret buna yetmiyor. Aynı hayvanı satın alıp kurban edebilmek için 2002’de gereken 1.5 memur maaşı, şimdi 3 maaşa çıkmış durumda. Bu durum besicinin de suçu değil çünkü Besi yeminin 2002’de 194 TL olan ton fiyatı, bugün 900 lira dolayına ulaşmış durumda. Türk besicisi dünyanın en pahalı yemini kullandığı için Türk halkı da dünyanın en pahalı etini tüketiyor” dedi.Umut Oran, son 12 yıl içinde besicinin durumu ve kurbanlıkların fiyatlarını inceledi. Oran, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti.Bu yıl Kurban’da 2 milyon dolayında küçükbaş, 800 bin kadar da büyükbaş hayvan kesileceği tahmin ediliyor. Küçükbaşlarda 350-1.350 TL, büyükbaşlarda 2000-11.200 TL arasında el yakan kurbanlık fiyatları, dar gelirli vatandaşların dini vecibesini yerine getirmesini güçleştiriyor. Ortalama fiyatlara göre hesaplandığında, kurban kesecek vatandaşın cebinden çıkacak toplam para 7 milyar liraya yakın.Son 12 yılda küçükbaş kurbanlıklar ortalama yüzde 450, büyükbaş kurbanlıklar yüzde 725 pahalandı. 2002 yılında küçükbaş kurbanlık fiyatları 100-200 TL, büyükbaş olanlar 500-1.100 TL aralığında alınabiliyordu.Canlı hayvan-kurbanlık fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle işçi, memur, emekli gibi dar ve sabit gelirlilerin alım gücü son 12 yılda önemli oranda aşındı. 2002’de ortalama 550 kiloluk bir büyükbaş kurbanlık yaklaşık 4 asgari ücretle satın alınabilirken, bugün 7 asgari ücret buna yetmiyor. Aynı hayvanı satın alıp kurban edebilmek için 2002’de gereken 1.5 memur maaşı, şimdi 3 maaşa çıkmış durumda. 2002’de yaklaşık üç SSK emekli aylığı ile alınabilen ortalama bir büyükbaş hayvana bugün 6 emekli aylığı gerekiyor.Kurbanlık fiyatlarındaki aşırı artışın temel nedeni ise yem fiyatları… Besi yeminin 2002’de 194 TL olan ton fiyatı, bugün 900 lira dolayına ulaşmış durumda. Türk besicisi dünyanın en pahalı yemini kullandığı için Türk halkı da dünyanın en pahalı etini tüketiyor.Maliyet artışları dikkate alındığında besicilerin kurbanlıkları kilosu 14-15 lira dolayında satması gerekirken bu yıl canlı ağırlık fiyatının büyükbaşlarda kilo başına 11-12 lira, küçükbaşta 12-13 lira civarında olacağı tahmin ediliyor. Yani vatandaşın elini yakan kurbanlık fiyatları, hayvan yetiştiricisini ise ondurmuyor.Dar gelirli vatandaş, nakdi yetmediği için kurbanlığını, kredi kartına taksitle büyük marketlerden almak zorunda kalıyor. Kurban eti 9 gün dayanmazken, kesilen kurbanın bedelinin ödemesi 9 ay, yani neredeyse bir sonraki Kurban Bayramı’na kadar sürüyor.Kurban Bayramı öncesi artarak ayda 15 bin âdeti bulan Suriye’den Türkiye’ye kaçak hayvan girişleri sektörün dışında, halk sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor.Kurban bayramlarında daha güncel hale gelmekle birlikte kronik bir sorun olan yüksek canlı hayvan ve et fiyatlarının makul seviyelere indirilebilmesi ve Türk halkının et tüketiminin çağdaş ülkeler seviyesine çıkması için etkin önlemlere ihtiyaç bulunuyor.Ülkemizde hayvan varlığı ve et üretimini büyütmek için sektöre yönelik destekler artırılıp verimli hale getirilmelidir. Ulusal Kırmızı Et Konseyi işlevsel olmalıdır. Hayvan ithalatına kesinlikle başvurulmamalıdır. Hayvan ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Aile çiftçiliğinin ölmesine izin verilmemeli; sıfır faizli krediler başta bu işletmelere açılmalıdır. Et ve Balık Kurumu daha etkin hale getirilmelidir. Besicilikte maliyetlerin aşağı çekilmesi için girdilerden KDV ve ÖTV alınmamalıdır. Hayvancılığın geliştirilmesi; kaliteli ve sağlıklı et üretimi için başetmemiz gereken bulaşıcı hastalıklara karşı seferberlik başlatılmalıdır. Kaçak, hastalıklı ve sağlıksız hayvanların et olarak piyasaya sürülmesi engellenmelidir.İslam coğrafyasına kan ve gözyaşının hâkim olduğu, ateş çemberinin bize doğru yaklaştığı şu günlerde idrak etmeye hazırlandığımız Kurban Bayramı’na ülkemiz ve halkımız sıkıntılar içinde giriyor. Giderek kötüleşen ekonomik koşullarda ağız tadıyla bir bayram kutlama şansından mahrum işçi, memur, köylü, esnaf ve emeklilerin oluşturduğu geniş halk kitleleri, kıt maddi imkânlarını zorlayarak dini vecibesini yerine getirmeye çalışacak.KURBANLIKLAR EL YAKIYOR…15 milyon dolayında büyükbaş, 42 milyon kadar da küçükbaş hayvan varlığı bulunan Türkiye’de, Kurban Bayramı boyunca yaklaşık 3.5 milyon hayvan yer değiştirecek. Bu trafiğin iyi yönetilmesi gerekiyor. Potansiyel kurbanlık talebi büyükbaşta 850-900 bin, küçükbaşta da 2-2.5 milyon dolayında olmakla birlikte bu yıl 800 bin kadar büyükbaş, 2 milyon dolayında da küçükbaş hayvan kesileceği tahmin ediliyor. Kurbanlık fiyatları ise el yakıyor. Küçükbaş kurbanlıklarda ağırlığına göre adette 350-1.350 TL, büyükbaşlarda 2000-11.200 TL arasında seyreden fiyatlar; işçi, memur, küçük esnaf ve diğer dar ve sabit gelirli kesimin bu dini vecibesini yerine getirmesini güçleştiriyor. Tahmini kesim sayısı ve ortalama fiyatlara göre, vatandaşların cebinden çıkacak toplam para 7 milyar liraya yaklaşıyor.YÜKSEK FİYATLAR ÜRETİCİYİ DE GÜLDÜRMÜYOR…Kurbanlık fiyatlarının yüksek oluşu, girdi maliyetlerindeki artışlardan kaynaklanıyor. Aslında üretici, maliyet artışlarını fiyata tam yansıtamıyor. Geçen Kurban Bayramı’nda kurbanlıklar canlı ağırlık fiyatı kiloda 13-14 liradan pazara getirilmiş ancak bayrama yakın bu fiyat 11 liraya kadar düşmüştü. Maliyet artışları dikkate alındığında bu yıl besicilerin kurbanlıkları kilosu 14-15 liradan satması gerekirken canlı ağırlık fiyatının büyükbaş hayvanlarda kilo başına 11-12 lira, küçükbaşlarda 12-13 lira civarında olacağı tahmin ediliyor. Yani vatandaşın elini yakan kurbanlık fiyatları, hayvan yetiştiricisini ise ondurmuyor, kurtarmıyor. Besicilerin, yem fiyatlarındaki artışların yanı sıra kurbanlık satış yerlerine ödenen kiralar, nakliye ücretlerindeki artışlar, kişisel harcamalar gibi birçok sorunla baş etmesi gerekiyor. Hayvan yetiştiricileri, zaten ağır kredi borcu altında eziliyor. Dini vecibesini yerine getirmek isteyen vatandaşlarımızca 3-4 günde milyonlarca hayvanın kesildiği bu kısa süreye yığılan canlı hayvan talebinin karşılanmasında rol alan besiciler; ulaşım, barınma, kurban alanı gibi çeşitli sorunlar da yaşıyor.KURBANLIK FİYATLARI AKP DÖNEMİNDE AŞIRI YÜKSELDİSon 12 yılda kurbanlık fiyatlarındaki artış enflasyonu solladı. 2002’de küçükbaş kurbanlık fiyatları 100-200 TL, büyükbaşlar 500-1.100 TL aralığında alınabiliyordu. 12 yılda ortalama fiyat küçükbaşta 150 liradan 825 liraya, büyükbaşta 800 liradan 6.600 liraya çıktı. 12 yılda küçükbaş kurbanlıklar ortalama yüzde 450, büyükbaş kurbanlıklar yüzde 725 pahalandı. 2002 sonunda bu yana birikimli enflasyonun (TÜFE) yüzde 184 olduğu dikkate alınırsa, kurbanlık hayvan fiyatları enflasyonu 4’e katlıyor. 2002’deki 194 TL’lik ton fiyatı 900 lira dolayına yükselen besi yemindeki pahalanma, bunun ana nedeni.ÜCRETLİ VE EMEKLİNİN KURBAN KESMESİ ZORLAŞTI…Canlı hayvan-kurbanlık fiyatlarındaki aşırı artış nedeniyle işçi, memur, emekli gibi dar ve sabit gelirlilerin alım gücü son 12 yılda önemli oranda aşındı:Büyükbaş kurbanlık canlı ağırlık fiyatlarına göre 2002’de 127 kilo olan bir asgari ücretlinin alabildiği kurbanlık miktarı 2014’te 74 kiloya geriledi. Bu dönemde ortalama memur maaşı ile alınabilen miktar 397 kilodan 181 kiloya, ortalama SSK aylığı ile alınabilen miktar 190 kilodan 88 kiloya düştü.2002’de ortalama 550 kilo civarındaki bir büyükbaş kurbanlık yaklaşık 4 asgari ücretle satın alınabilirken, bugün 7 asgari ücret buna yetmiyor.Ortalama ağırlıkta bir büyükbaş kurbanlık için 2002’de 1.5 memur maaşı yeterken, şimdi bu bedeli ancak 3 maaş karşılayabiliyor.Aynı hayvanı satın alıp kurban edebilmek için gereken tutar 2002’de yaklaşık üç SSK emekli aylığı idi; şimdi ise buna 6 emekli aylığı tutarından daha fazla ödemek gerekiyor.2002-2014 döneminde asgari ücretlinin küçükbaş kurbanlık alım gücü 78 kilodan 69 kiloya, ortalama düzeydeki memurun alım gücü 244 kilodan 167 kiloya, SSK emeklisinin alım gücü de 117 kilodan 82 kiloya geriledi.2002’de bir asgari ücretin yaklaşık yüzde 80’i ile ortalama 64 kilo ağırlığındaki bir kurbanlık küçükbaş hayvan alınabilirken, şimdi aynı hayvan için asgari ücretin tamamına yakınının verilmesi gerekiyor.2002-2014 döneminde ortalama ağırlıktaki bir küçükbaş kurbanlığın fiyatının ortalama memur maaşına oranı yüzde 26’dan yüzde 38’e, ortalama SSK emekli aylığına oranı da yüzde 54’ten yüzde 78’e çıktı. TAKSİTLE KURBANLIK DEVRİ…Kurbanlığını peşin almaya gücü yetmeyen vatandaşlar için yine tüketim ekonomisinin araçları devreye giriyor. Bu yıl da büyük marketlerden kredi kartı ile taksitle kurbanlıklar alınıyor. Geçen yıl 12-20 Ekim arasındaki Kurban bayramı tatili öncesinde taksitle kurbanlık alımlarının da etkisiyle kartlı harcamalarda ciddi bir artış yaşanmıştı. Bu yıl büyük marketlerde 1/7 hisse büyükbaş kurbanlık fiyatları 800-900 TL, küçükbaş kurbanlık paket fiyatları 700-800 TL arasında değişiyor. Kesilen kurbanın eti 9 gün dayanmazken bedelinin ödemesi 9 ay sürüyor, yani neredeyse bir sonraki Kurban Bayramı’nı buluyor.SURİYE’DEN KAÇAK HAYVAN GİRİŞİ CİDDİ TEHDİT!Kurban Bayramı öncesi Suriye’den Türkiye’ye kaçak hayvan girişinde önemli artış yaşanması dikkati çekiyor. Lazkiye’den gemilerle getirilen hayvanlar Hatay’ın Yayladağı ilçesi üzerinden tüm Türkiye’ye dağılıyor. Aylık kaçak hayvan girişi 15 bin dolayında tahmin ediliyor. Bu hayvanların Suriyeli girişimciler tarafından gemilerle Latin Amerika ülkelerinden getirildiği söyleniyor. Kaçak girişler Hatay, Adana, Gaziantep, Kilis başta tüm ülkedeki besicileri zor durumda bırakıyor. Zaten piyasa koşulları nedeniyle yüksek girdi maliyetlerini fiyatlarına yansıtamayan üreticiler, bir de kaçak hayvan girişlerinin fiyat kırması ve haksız rekabeti ile karşı karşıya bulunuyor. Kaçak hayvan girişleri bu sektörü olduğu gibi, halk sağlığına da ciddi tehdit oluşturuyor.PEKİ NE YAPMALI?Hayvancılığın toplum sağlığı açısından taşıdığı hayati öneme ve Türkiye’nin hayvancılık açısından sahip olduğu büyük potansiyele rağmen, ülkemizde bu sektör hak ettiği konuma bir türlü erişemiyor. Türkiye, dünyanın en pahalı etini tüketiyor, çünkü hayvan yetiştiricileri dünyanın en pahalı yemini kullanıyor. Kurban bayramlarında daha güncel hale gelmekle birlikte kronik bir sorun olan yüksek canlı hayvan ve et fiyatlarının makul seviyelere indirilebilmesi ve Türk halkının et tüketiminin çağdaş ülkeler seviyesine çıkması için kapsamlı önlemlere ihtiyaç bulunuyor.Bu bağlamda;Hayvan varlığını ve et üretimini artırmak amacıyla sektöre yönelik destekler artırılmalı ve verimli hale getirilmelidir.Ulusal Kırmızı Et Konseyi işlevsel hale getirilmelidir.Hayvan ithalatı yoluna kesinlikle gidilmemelidir.Hayvan ıslahı çalışmalarına ağırlık verilmelidir.Küçük ve orta ölçekli tarım işletmelerinin, yani aile çiftçiliğinin ölmesine izin verilmemeli; sıfır faizli krediler başta bu işletmelere verilmelidir.Et ve Balık Kurumu etkin hale getirilmeli, Kurum’un küçük ölçekli tarım işletmelerine yönelik faaliyet göstermesi sağlanmalıdır.Besicilik sektörünün maliyetlerinin aşağı çekilmesi için kullandıkları girdilerden KDV ve ÖTV alınmamalıdır.Son yıllarda gerileyen koyunculuğun hayvansal üretim içindeki payını artıracak düzenlemelere gidilmelidir.Sektörde örgütlenmeyi teşvik edecek ve güçlendirecek önlemler alınmalıdır.Hayvancılığın geliştirilmesi; kaliteli ve sağlıklı et üretimi için yenmemiz gereken bulaşıcı hastalıklara karşı seferberlik başlatılmalıdır.Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı, her il, ilçe ve işletmede düzenli olarak ücretsiz aşı faaliyeti yürütmeli, aşı yaptırmayanlara para cezası uygulanmalıdır.Hayvan hareketleri ciddi biçimde denetlenmeli, hastalıklı ve sağlıksız hayvanların et olarak piyasaya sürülmesi engellenmelidir.Yerli sektörü ve halk sağlığını tehdit eden Suriye’den Türkiye’ye kaçak hayvan girişlerine derhal müdahale edilmeli, etkili önlemler uygulanmalıdır.BAYRAM İÇİN ETKİN BİR ORGANİZASYON LAZIM…Kısa süre içinde milyonlarca hayvanın yer değiştirdiği Kurban Bayramı’nda bu trafiğin doğru yönetilmesi, kurbanlıkların naklinin sorunsuz gerçekleşmesi, satış ve kesim yerlerinin sıhhi, çağdaş bir ülkeye yakışır nitelikte olması ve çevre kirliliğine yol açılmaması, bu konularda her yıl ortaya çıkan olumsuz manzaraların tekrar yaşanmaması için etkili önlemler almalıdır. Besicilerin ulaşım, barınma, kurban alanı vb. konulardaki sorunları da bu kapsamda çözülmelidir.Bütün bu önlemler ortak akılla tasarlanarak bütüncül, etkili bir organizasyon yapısı içinde hükümet, belediyeler ve ilgili diğer kamu birimleri tarafından uygulanmalıdır.Milyonlarca vatandaşımızın dini vecibesini rahat bir şekilde yerine getirmesi ve Bayramı ağız tadıyla kutlaması için bu organizasyon ve alınacak önlemler hayati önemdedir.
Nokia Markası Gitti; Microsoft Markası Geldi!
Nokia markasının yerini Microsoft'a bıraktığı ilk cihaz, resmi olarak ortaya çıktı!Microsoft 'un en son taşınabilir harici bataryası, firmanın Nokia markasını bir kenara bırakmaya başladığını bir kez daha gösteriyor.Portable Power, geçen ay tanıtılan DT-601 ve DT-903 kablosuz şarj yüzeylerinin aksine Nokia logosunu taşımıyor. Ürün bunun yerine bir Microsoft logosuyla geliyor. İçerisinde 6000mAh kapasiteli bir pil taşıyan Microsoft Portable Power, sadece Lumia'ları değil, birçok akıllı telefonu şarj edebiliyor.Cihaz bir kez şarj edildiğinde, bu şarjı birkaç ay koruyabiliyor. Microsoft, cihazın 6 ay sonrasında bile pilin yüzde 80 şarjı koruyabildiğini iddia ediyor. Portable Power, 1.500mAh pile sahip Lumia 530 gibi giriş seviyesi bir cihazdan, 3.000-3.500mAh kapasiteli LG G3 gibi amiral gemilerine her tür akıllı telefonu şarj edebiliyor.Bu ay piyasaya sürülecek olan Microsoft Portable Power, beyaz, açık yeşil ve turuncu renk seçeneklerine sahip olacak ve 49 dolara satılacak.Chip
Reklam
Tesla’nın Yeni Elektrikli Arabası
Elon Musk’ın geçtiğimiz günlerde üstü kapalı bir şekilde tanıtımını yaptığı ‘D’ hala gizemini koruyor. Ancak dün Tesla Motors Club forumlarında paylaşılan bir fotoğraf ile sürpriz bozulmuş olabilir. Daha önce görülmemiş siyah 'Model S P85D' fotoğrafı Tesla’nın araçlarında performans artışı görebileceğimiz anlamına geliyor olabilir. Fotoğrafın çekildiği kamera iPhone 5S olarak gözüküyor ve arabanın metal kısmında gözüken yansıma da resmin montajlanmış olabileceği ihtimalini düşürüyor. 9 Ekimde aracın diğer detaylarının açıklanması da bekleniyor.
Göz Alıcı Yay Üretimi GIF’i
Üretim dünyasının hipnotize eden sahnelerinden biriyle daha karşınızdayız: küçük yay üretimi. Bu defa GIF’i ile beraber dünyanın sonu gelene kadar izlenebilecek yüksek kare sayılı videosu da mevcut.
Dünyanın İlk Havada Asılı Kalan Hoparlörü
Kablosuz hoparlör sınıfında birbirinden farklı ve ilgi çekici tasarıma veya fonksiyona sahip ürünler ile karşılaşıyoruz. OM Audio ise ilginç bir teknolojiyle karşımıza çıkıyor. Firmanın dünyanın ilk havada asılı duran kablosuz hoparlörü sloganıyla lanse ettiği OM/ONE, küre şeklinde bir hoparlör ve manyetik tabanlı bir kaideden oluşuyor. Hoparlör 15cm çapa ve 4cm yükseliğe sahip. Kaide ise 4cm x 3cm ölçülerinde ve 1kg ağırlığında. Hoparlör kaidedeki manyetik alan sayesinde havada asılı olarak süresiz bir şekilde durabiliyor. Elbette bu tüketici ilgisini çekmek için geliştirilen bir tasarım. Ses kalitesine herhangi bir etkisi bulunmuyor. İçerisinde 75mm ses sürücüsü barındıran OM/ONE Bluetooth 4.0 üzerinden çevredeki cihazlara bağlanabiliyor. İsterseniz sadece hoparlörü alarak yanınızda taşıyabilir dış mekanlarda kullanabilirsiniz. Bu sistemden iki adet alırsanız bir stereo ses efekti ortaya çıkıyor. Ayrıca Tip 1 mikrofonu sayesinde eller serbest görüşme de yapabiliyorsunuz. Dahili bataryası 15 saate kadar kullanım ömrü sunuyor. OM/ONE 179$ fiyat etiketi ile satışa sunulmuş durumda.
Reklam
Google WhatsApp’a Rakip mi Çıkartıyor?
Economic Times gazetesi çeşitli kaynakları göstererek Google’ın Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerde test edeceği yeni bir uygulama üzerinde çalışmakta olduğunu öne sürdü. Henüz yeni geliştirilmeye başlanan uygulama kayıt için Google hesabı istemeyecek ve çıktığı takdirde Whatsapp, Line ve Hike gibi uygulamalara rakip olacak. Google’lı yetkililer ise açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Lexus 'RC F' Sanal Sürüş ile Test Edilebilecek
Lexus’un 2015 model spor RC F modeli şirketten yapılan bir açıklama göre sanal gerçeklik kullanılarak galerilerde test edilebilecek. Gerçek direksiyon ve pedal takımları ile oluşturulan simülasyon seti için Oculus Rift teknolojisinden yararlanılmış. Simülasyon gerçek bir Lexus aracının deneyimi verebilecek mi kesin değil ancak en azından arabanın iç kısmını incelemek için faydalı olacağı kesin.
Reklam
Reklam
Dalaklı Selfie Hemşireyi İşinden Etti
Selfie modası tüm hızıyla devam ediyor ve insanların aldığı bazı selfieler var ki en olmadık yerde ve zamanda olmaması gereken bir görüntüyle karşımıza çıkıyor. Şimdiye kadar sizlere en kötü ve haberlere konu olan selfie görüntülerin listelerini sunmuştuk. Ancak yeni gelen bir selfie haberi yuh artık dedirtecek cinsten.Rusya’nın Kazan kentinde gerçekleşen olayda, bir apartmandan düşerek Kazan Hastanesi'nde ameliyata alınan ve ameliyatla dalağı çıkarılan 16 yaşındaki bir kızın dalağını eline alan Gulnaz Yalalova adlı hemşire, bu yaptığının bedelini ağır ödedi.Hemşire çıkarılan dalağı eline alarak cep telefonuyla selfie çekti ve bununla da yetinmeyip o fotoğrafı internet üzerinden paylaştı. Olayın ortaya çıkması ile henüz stajyer olan hemşire Yalalova, meslekten uzaklaştırıldı.teknolojioku
LG'den Telefon Özellikli Akıllı Saat Geliyor!
Cebinize bağlanmadan pek işe yaramayan akıllı saatlerin kaderi, bu yeni canavarla değişecek!Akıllı saatlerin, bir cep telefonuna bağlanmadığı halde çok işe yaramadıklarını biliyoruz. Kendi SIM kartları olmayan bu cihazlar aslında sadece cep telefonununu cebinden çıkarmadan kullanmak isteyenlere bilekleri üzerinde bir arayüz sağlıyorlar.Samsung'un bu handikabı geçmek için ürettiği SIM kart takılabilen modeli Gear S ise çok uzun dayanmayan pil süresi nedeniyle pratik kullanım alanı bulamıyor.LG'nin şimdi yeni akıllı saati ile Samsung'a rakip olmak istediği ortaya çıktı. Firmanın FCC'ye yaptığı yeni cihaz başvuruları arasında, boyutları Gear S'e çok yakın olan ve içinde 3G modemin yer aldığı bir akıllı saat modeli dikkat çekti. Eğer firma, LG VC100/VC100P kod adını verdiği bu saatleri piyasaya sürecek olursa, piyasada telefon araması yapabilen akıllı saatlerin sayısı artmış olacak.Elbette LG'nin saatinin şarj olmadan kaç saat dayanabildiği henüz bilinmiyor ancak muhtemelen Android Wear sitemini kullanacağı tahmin ediliyor. Yeni saatler, ABD'nin dört büyük telefon operatörünün müşterilerine bu sonbaharda sunulacak.
'MÜSİAD'da Hükümete Muhalif Üyeler Var'
MÜSİAD Başkanı Nail Olpak hiçbir parti taraftarlığın MÜSİAD'a girmek için ön şart ya da engel olmadığını ifade ederek, AKP ile ilişkilerini 'Ak Parti bize hiç şaşı bakmadı' şeklinde açıkladı.Ayşegül Akyarlı Güven'in wsj.com.tr'deki röportajında konuşan Başkanı Nail Olpak, hükümetle-MÜSİAD ilişkilerini, 'Hükümet bize şaşı bakmadı' sözleriyle değerlendirdi.wsj.com.tr'de yer alan röportajdan dikkat çeken bölümler şöyle:MÜSİAD'ın üye alırken ciro kriteri nedir?Bize en sık sorulan soru bu ciro kriteridir ama MÜSİAD üyeliğinin ciro limiti yoktur. Siz bir iş insanıysanız biz sizin cironuza bakmayız. Bu ülkeye daha fazla katkı sağlayana daha çok teşekkür ederiz ama her ikisi de eşit olarak MÜSİAD üyesi olabilir. Böylesi bir üye yapısına sahipseniz siz Türkiye'nin aynasısınızdır. Bizde Muğla'dan da Van'dan da üye var. Küçük firma da üye, KOBİ de, Türkiye'nin ilk 10 şirketi arasında yer alan şirket de.. Bu aynanın içerisinde Türkiye genelinde inşaata kayma fazlaysa MÜSİAD üyeleri içinde de bu oran fazladır. Tabiat boşluk kaldırmaz. Biz iki şeyi önemseriz. Kazanırken hukuki ve meşru zeminde kazanmayı, harcarken de hukuki ve meşru zeminde harcamayı.Gerektiğinde MÜSİAD'dan üye ihraç ediyor musunuz hiç?Çıkartırız tabii.Kaç üye çıkardınız bugüne kadar?Arzu etmeyiz ama ana çerçevemize uymayan bir şey söz konusuysa üye ihracı olabilir. Birisi bize 'Ben sizin şu üyenizden şu nedenle zarar gördüm, bu da MÜSİAD değerlerine aykırıdır' diye şikayette bulunursa, bizim tahkim kurulumuz konuyu inceler. Bir şey çıkarsa oradan da ihraç edebiliriz.Hükümete muhalif üye var mı hiç MÜSİAD'da? Hükümete sempati üyelik için bir kriter midir?Biz üyelerimizin bugüne kadar siyasi görüşlerini merak etmedik. Buna göre üye almadık. Üyelerimizin herhangi bir yerine mensubiyetine göre üye almadık. 'Hangi sosyal gruba, cemaate yakınsınızdır?' diye sorup almadık. Diyoruz ki: Bu toplumun içinde benimle yan yana olmaktan rahatsız olmayan insanla ben beraber olurum. Ama bunu da bir zenginlik olarak görürüm. Bir şartla. Oradaki aidiyetini benim bu kurumumun içerisine getirip de bir dayatma olarak ortaya koymadığı sürece. Sizin hangi takım tuttuğunuz da beni çok ilgilendirmiyor. Ama tuttuğunuz takımı MÜSİAD içindeki faaliyetlerde insanları rahatsız edecek şekilde ortaya koyuyorsanız, o partiyi üyeleri rahatsız edecek şekilde gündeme getiriyorsanız, o cemaati ya da sosyal grubu o şekilde getiriyorsanız, 'pardon' deriz. 'Orada' duyalım..Peki hükümete muhalif üye var mıdır MÜSİAD'da?Var. Biliyorum çünkü geçtiğimiz dönemde yerel seçimler oldu. Yerel seçimlerde Türkiye'nin dört bir tarafında üyelerimiz var bizim. Baktık ki bizim üyelerimizden başka partilerin aday adayları var. Oradan gördük bunu. Yoksa özel olarak bir araştırma içine girmedik. 100 aday adayının 50 tanesi hükümet tarafında çıkabilir. Zaten ülkede oran öyleyse 50'si, 60'ı oradaymış. Çok da düşündürücü değil yani. Bu konuda özel bir merakım yok. Birlikte çalıştığım arkadaşlarımın parti yakınlığını da bilmem. Eğer birisi bir gün burada particilik yapmaya çalışırsa 'Bir dakika. Gel buraya. Burada bunu yapmana izin vermeyiz' derim.Yeni Türkiye diye bir kavram var şimdi. Hepimiz bu kavramı çokça konuşuyoruz. Nasıl bir yer Yeni Türkiye? Nasıl bir ekonomik ortam?Geçtiğimiz Çarşamba günü Koç Üniversitesi'nde oranın Eko-politik kulübünün davetlisiydim. Orada da Yeni Türkiye'yi anlatmaya çalıştım.Benim yaş grubumun hafızalarından çıkmayan bir Türkiye var. Şu an dolarda 2.26 TL'den 2.29 TL'ye çıkan bir hareketlilikten bahsediyoruz. O Türkiye'de doların 687 binden 1 milyon 700 bin TL'ye çıktığı bir Türkiye vardı. Yeni Türkiye'de biz bunu istemiyoruz.Eski Türkiye içerisinde bakıldığında şu anda 62'nci hükümet işbaşında. Cumhuriyetin 91'inci yılındayız. Her 1.5 yılda bir hükümetlerin değiştiği bir Türkiye vardı. Hatta Ak Parti gibi 12 yıl kalanları çıkardığında ömrü aylarla ifade edilen hükümetler vardı. Bakan değişse politikaların değiştiği bir ortamda istikrardan bahsedemezsiniz. Her 1.5 yılda bir hükümetlerin değiştiği bir istikrarsızlık ortamını ben arzu etmiyorum Yeni Türkiye'de.Bir ülke işadamından yatırım, istihdam oluştur, sosyal katkı sağla ister. Geçtiğimiz dönemde onaylamadığımız bir şey de şu: Kalkıp siyaseti dizayn etmeye çalışma. Siyaset de seni dizayn etmeye çalışmasın. Ortalama vatandaşın işadamından beklentisi budur. Bunu yaparsa saygı ve sevgi görür. İşadamı da bunları yapabilmek için huzurlu bir ortam ister. Çözüm sürecinin olmadığı dönemleri hatırlayın. O dönem Doğu'ya işadamı gitmiyordu. Niye gitsin. Siz gidip buradan bombanın patladığı bir yerde yatırım yapar mıydınız?Peki şimdi nasıl gitsin? Şimdi bir de IŞİD orada.Başka bir yere geleceğim. IŞİD'i ayrıca konuşuruz. İşadamı huzur ister, güven ister, pozitif istikrar ister. İstikrarın negatifi de var. Hep baş aşağı giden ülke de var. Geçmişte sanayi payından bahsettik az önce. Bize şu söylendi 'Yaa tarım köylü işidir. Biz artık köylü değil kentli olacağız, bırakacağız bu işleri' dendi. İnsanlar her yerden getirilip İstanbul'a plansız programsız şekilde tıkıştırıldılar. Türkiye'nin bugün tarımsal üretimi 61 milyar dolar. Hollanda'nın sadece tarım ihracatı 105 milyar dolar. İnsanları oralardan kopartıp getirirseniz, çözüm süreci besicilik ve tarım açısından da önemliydi, o zaman bir yerlerde bir şeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. Bu eski Türkiye'de kalmalı. Yeni Türkiye'de olmamalı.Cari açık geçen sene 65 milyar dolardı. Bu yıl 48 milyar dolar olacak. Güzel. Daha da azaltmak istiyorum ama enerjiye bağımlıyım. Biraz önce tarım dedim size. 61 milyar dolar tarım üretimimi 110 milyar dolar yapsam bitti olay. Biz Yeni Türkiye'yi böyle hayal ediyoruz.Sanayiye gelince.. 'Artık üretim üçüncü dünya ülkelerinin işi, biz hizmet sektörüne gireceğiz' dediler. İspanya, Yunanistan gibi ülkeleri örnek gösterdiler. Ben bunu devlet politikası olarak getirmişim. Sadece rant yüksek diye sanayiden kaçmamışım ki.. Biz bu pompalamalarla büyüdük. 'Avrupa üretimi bizim gibilere yaptırıyor. O zaman biz de üretim yapmayalım' dediler. Yapmazsan yüzde 15'e düşer sanayi payı. 'İnşaatçı rantı gördü' değil tek mesele.. Sen de insanları psikolojik olarak, mahalle baskısıyla buna yönlendirdin. Yeni Türkiye'de biz bunları da istemiyoruz. Hukuk devleti. Hukuk size de bana da lazım. Birleri kafalarında soru işaret olmadan benim karşısına çıktığım hukuki makam hangi görüşe sahipse bunu sağlayabilmelidir. Bunun için anayasaysa anayasa, yasal değişiklikse yasal değişiklik, cesurca birilerinin yapması birilerinin de korkmadan destek vermesi lazım.Ak Parti iktidarı döneminde MÜSİAD için neler değişti? Sonuçta MÜSİAD hükümete yakın iş dünyası örgütü olarak tanınıyor.Biz bazen malımızı kaybediyoruz, sonra da bulduk diye seviniyoruz. MÜSİAD 25 yıllık geçmişe sahip. TÜSİAD da ondan 19 yıl önce kurulmuş.. En babası bunlar yani. 40 yıldan bahsediyoruz. Ondan öncesine gidince böyle bir kavram bile yok. Geçen hafta ahilik haftasıydı. Ahilik güzel bir örgütlenmeydi, vakıflar da bugün dünyada inanılmaz iyi işler yapan kurumlardır. Biz bir vakıf medeniyetiyiz. Unutmuşuz, sonra NGO'dan tercüme bire sivil toplum kuruluşu katmışız hayatımıza. Öyle olunca elbette bunun oturması zaman alıyor. İstikrarsız ortamlardan etkileniyor. Siz kalkıp darbe dönemlerini yaşarsanız, partilerle örgütler kapatılarak bir yere gidilirse bunun adı 80 darbesi de olabilir, 28 Şubat da. Her ikisi de bizim için aynıdır. Buralarda kurumlar hayatlarını bitirirler, sıfırlarlar, zikzaklı şekilde bir daha başlarlar. Son dönemi öncelikle böyle değerlendirmek lazım. En azından bakıldığında bu anlamda bariz engellemelerle karşılaşılmadığını söylemeli. Ayağımızdaki prangaların çıkartılması olabildiğince eşit şartlarda çalışılabilmesi demektir. MÜSİAD'ın bu dönemde özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde bize şaşı bakılmasını engelledi. Hükümet bize şaşı bakmadı.Daha önceki hükümetler çok mu şaşı baktı?28 Şubat'ta üyeleri geceleri çilingirlerle açılarak taciz edilmiş bir kurumun mensuplarıyız biz. 28 Şubat süreci içerisinde bu geçtiğimiz yıl konuşulan fişlemelerin kitaplaştırıldığı, İslami sermaye diye kitaplar içinde yazıldığı bir dönemin üyeleriyiz biz. Böyle bakıldığı zaman bir tek MÜSİAD üyeleri değil, kitap içinde MÜSİAD üyesi olmayan da bir dolu kişi vardı. Böyle bir süreçte bize şaşı bakılmadığını nasıl söyleyebiliriz ki? Benim kurucu Genel Başkanım o dönemde DGM'de yargılanmış. Bir işadamı örgütünün kurucu başkanının DGM'de yargılanabilmesi için vatana ihanet suçu falan olması lazım. Hükümetin bize bu dönemde yapmış olduğu şey bu şaşı bakmayı ortadan kaldırmaktır.DEİK'te yeni oluşumla ilgili hükümetin müdahaleci bir tavır takındığı konusunda belli eleştiriler var. Siz ne düşünüyorsunuz?Öncelikle basında 'DEİK Ekonomi Bakanlığına bağlandı' ifadesi kullanılıyor. Ben şu anki DEİK'in yönetim kurulu üyesiyim. Şu ankinden bir gün önceki DEİK'in de yönetim kurulu üyesiydim. Baktığınızda DEİK'in kurucu kuruluş sayısı 99'a çıktı. 24 olan yönetim kurulu üye sayısı da 35'e çıktı. Pazar günü bir yönetim kurulundaydık. 35 üyenin 35'i de iş aleminin temsilcileriydi. Bir Allah'ın kulu da bakanlık personeli değildi. Rona Bey ne kadar kamu personeli dğeilse Murat Ülker de Fetit Şahenk de Murat Ülker de o kadar değildi. TİM'i emsil edenler de odalarımızın başkanları da kamu değil. İçimizde en yarı kamu olanlar onlardı. Bunların da ağırlıklı kısmı daha önceki yönetim kurulunda vardı. Ekonomi sadece 35 kişi içinden bir kişiyi başkan olarka belirleyecek. Ama o kişi o 35 kişinin içinden olacak. Dışarıdan belirlemedi. Cumhurbaşkanımız, Ekonomi Bakanımız ve Kültür Bakanımız da katıldılar ama saat tutmadım, 15 dakika kadar kalıp çıktılar. Sonrasında Başkan Yarımcılıklarının, icra kurulu üyelerinin de tamamı orada seçildi. Böyle bir algının olmasına kimsenin izin vermemesi lazım. DEİK yine özel sektör temsilcilerinden oluşan bir yapıya sahip. İş Konseyi Başkanları'nın tamamı göreve devam edecek. Çalışmak isteyen personelle de çalışılacak. Ekonomi Bakanlığı'nın 35 kişiden bir kişiyi Başkan olarka atamasını Ekonomi Bakanlığı'na bağlamak olarka ifade etmek bence vicdansızlıktır.
Reklam