onedio
Julien Douvier'den Günlük Rutini Resmeden 10 Sinemagraf
Julien Douvier dört sene boyunca aynı saatte uyanıp, aynı rota üzerinden, aynı binaların önünden geçerek her gün bir önceki günü tekrar ettiğini farkedince bu rutini resmetmenin yolunu bulmaya karar vermiş ve ortaya bu enfes sinemagraflar çıkmış.Julien Douvier gif formatında olan bu sinemagrafların, Ólafur Arnalds’ın Happiness Does Not Wait şarkısı eşliğinde daha anlamlı olduğu kanaatinde.Julien Douvier’in kişisel internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.
HBO'dan Kurt Cobain Belgeseli Geliyor
Brett Morgen’in yönettiği, Kurt Cobain’in kızı Frances Bean’in yapımcısı olduğu Montage of Heck, Cobain’in hayatını konu eden bir belgesel film olacak. 2015 yılı içerisinde HBO’da yayınlanacak olan filmin ismi, Cobain’in 80’lerin sonunda yaptığı bir kayıtttan geliyor.Birçok Nirvana şarkısının kullanılacağı filmde, bugüne kadar duyulmamış bazı Kurt Cobain kayıtlarına da yer verilecek. Filmin hazırlanışında Kurt Cobain’in şarkı sözlerini yazdığı defterlerden, kamera kayıtlarına kadar birçok kaynaktan faydalanılmış. Belgeselde de bu kaynakların büyük kısmını görmek mümkün olacak.Yönetmen Brett Morgen film için çalışmaya sekiz yıl önce başladığını ve Francis Bean’le temasa geçene kadar sınırlı sayıda kaynağa ve materyale ulaşabileceğini düşündüğünü fakat yoldaki filmin bugüne kadar yapılmış en samimi Kurt Cobain belgeseli olacağını söylüyor.Bir yandan Courtney Love’ın yapımcılığında da bir Kurt Cobain filminin hazırlıklarının sürdüğünü hatırlatalım. Love şu sıralar filmde başrolü oynayacak oyuncuyu seçmek üzere. Ama söz konusu filmin, Montage of Heck kadar heyecan verici olmadığı kesin.Bantmag
Neden Uyuruz?
Bu konuda ilginç teoriler ve ipuçları var. İpuçlarından en belirgin olanı, yeterince uyuduğumuzda kendimizi iyi, mahrum kaldığımızda ise çok daha kötü hissetmemiz. Birkaç günlük mahrumiyetin ardından uyku ihtiyacı öylesine ağır basar ki hiçbir şey uyanık kalmamızı sağlayamaz. Yapılan deneylerde bu haldeki insanların aşırı yüksek müzikte, ayakta, hatta tekmelenirken bile uyuduğuna tanık olunmuştur. Birkaç günlük uykusuzluk hali insanda kafa karışıklığı, unutkanlık ve halüsinasyona neden olur. (En uzun süreli uyanık kalma rekoru 11 gündür.)Fakat yorulduğumuz için uyuduğumuzu söylemek acıktığımız için yemek yediğimizi söylemek gibi olur; uyuma nedenimiz budur, ama neden uykuya ihtiyaç duyduğumuz sorusunun yanıtı değildir bu.Bellek yardımıSon yıllarda ortaya çıkan bir teoriye göre uyku, yeni bellek oluşumunda ve pekiştirilmesinde önemli rol oynar. Hafıza sistemimiz psikolojik gizemini korurken, birçok araştırma uykunun perde arkasında bakım ve muhafaza işlevi gördüğünü iddia ediyor.California Üniversitesi’nden Matthew Walker ve ekibi, deneklere bilgisayarda sırasıyla çeşitli şekiller gösteriyor. Deneklerin yarısı bu şekilleri sabah, diğer yarısı ise akşam izleyip ezberlemeye çalışıyor. Daha sonra laboratuvara dönen deneklerin sabahçı olanları tüm gün boyunca uyanık kaldıktan sonra, akşamcı olanlar ise gece uyuduktan sonra hafıza testine tabi tutuluyor. Uyumuş olanların şekillerin sıralamasını çok daha iyi hatırladığı ortaya çıkıyor.Gün içindeki kısa uykuların da hafızayı güçlendirdiği düşünülüyor.Bazı araştırmacılar uykunun tazeleme ve yeniden düzenleme yoluyla belleğimize yardımcı olduğunu ifade ediyor. Sıçanlara labirent içinde yol bulma eğitimi verilerken beyinlerinde gerçekleşen aktivite biçiminin gece uyku sırasında da tekrarlandığı görüldü. Buradan, gündüz edinilen tecrübenin uyku sırasında da tekrarlandığı sonucuna varıldı.Dinlenmek ayrıca kötü deneyimlerin etkisinin azaltılmasına da yardımcı oluyor. Walker’in araştırmasında, kötü ve travmatik olayların yarattığı olumsuzluklarla beynin uyku sırasında baş etmeye çalıştığı da iddia ediliyordu.Rüya alemiBurada rüya olgusu da devreye giriyor. Belleğimizin uyku sırasında yaşadığı çılgın maceralar olarak ifade edebileceğimiz rüyaların, belleğin tazeliğini korumak için rastgele harekete geçmesi ve yaşanan olaylar arasında bağlantı kurma çabasının ürünü olduğu sanılıyor. Uyku mahrumiyetinin halüsinasyona yol açmasının nedeni de bu olabilir. Uyku yoluyla belleğimizi yeniden düzenleme fırsatından mahrum bırakıldığımızda rüyalar davetsiz bir şekilde uyanık dünyamıza girerek gerçek olanla olmayanı birbirinden ayırmamızı zorlaştırıyor.Bütün bunlar aslında bazı verilere dayanan spekülasyonlar. Beynimize çeki düzen vermenin yanı sıra, vücudumuz uykuyu hasarlı hücrelerin onarımı gibi bazı düzenleme ve idare işlerini yapma fırsatı olarak da değerlendiriyor olabilir.Bazı bilim insanları ise uykunun düzen ve onarım amaçlı olmadığını savunuyor. “Neden uyuyoruz?” sorusu yerine “Neden uyanığız?” sorusunun sorulması gerektiğini belirtiyorlar. Sıcak, güvende ve tok haldeyken, yani temel ihtiyaçlar giderilmişken etrafta dolaşmanın ve uyanık kalmanın enerji israfı olduğunu ifade ediyorlar.Net olan şey, uykunun akıl ve beden sağlığı için gerekli olması. Herkesin ihtiyacı farklılık gösterse de ortalama 7 saat uyumak gerekiyor. Daha az uyuyanların kalp hastalıkları gibi bazı hastalıklara daha açık hale gelme riskinin yanı sıra yaşam sürelerinin de kısaldığı düşünülüyor.Yani, bir dahaki sefere uyumak istediğinizde suçluluk duygusuna kapılmak yerine, uykunun size ne kadar iyi geleceğini düşünmek daha doğru olabilir.
Reklam
Yeşilçam'ın Unutulmaz Gülşen Bubikoğlu & Tarık Akan Filmleri
Yeşilçam deyince Gülşen Bubikoğlu ve Tarık Akan'ın başrollerini paylaştıkları filmleri hatırlamayan yoktur. Bu yüzden Türk Sineması'nın 100. yılının kutlandığı günlerde o güzel sahneleri tekrar hatırlayalım istedim. Ah Nerede Vah Nerede | 1975Yaz Bekarı | 1975Evcilik Oyunu | 1975Bizim Kız | 1977Alev Alev | 1984
Reklam
Un Üzerinde Dans Etmek
Fransız CG artist (computer graphics artist) Emily Merpillat, dansçı Alexandra Poupin ile From isimli nefis bir video hazırlamış. From, Emily Merpillat’ın ilk kısa filmi. Filmin yönetmenliğini yaptığı gibi kareografileri de Alexandra Poupin’le birlikte hazırlamışlar.
Dünyanın En Küçük Drone'u SKEYE Nano Drone Satışa Çıktı
Dünyanın en küçük drone’u olarak kabul edilen, “quad-copter” olarak anılan 4 pervaneli minik drone, yurtdışında alışveriş çılgınlığının başlayacağı noel döneminin hemen öncesinde satışa çıktı ve ön sipariş toplamaya başladı.Paketin içinde, uçmaya hazır bir teknoloji olarak gelen, 4 cm. x 4 cm.’lik minik boyutları ile avuçiçi kadar bir büyüklükte olan drone SKEYE bir uzaktan kumanda ile yönetiliyor. Üzerinde gece uçuşları için minik LED ışıklar da bulunan SKEYE Nano Drone , uzaktan kumandası ile 6 farklı eksende yönetilebiliyor.Ufak boyutları ile her alanda kullanılabilen SKEYE Nano Drone farklı hassaslık seviyelerini de destekliyor. Bu minik drone’u basit, orta ve uzman olmak üzere üç farklı seviyede uçurabiliyorsunuz. Kısacası öğrenmesi kolay, ustalaşması zor bir deneyim sizi bekliyor diyebiliriz.Ufak boyutları ve sempatik görünümün yanı sıra, uygun fiyatı ile de dikkatleri çeken SKEYE Nano Drone, noel dönemi öncesinde sipariş toplamak için 59 dolar yerine, 34.99$ gibi uygun olduğunu söyleyebileceğimiz bir fiyat ile ortaya çıktı.Webrazzi
Reklam
Yeni Bir Boynuzlu Dinozor Türü Keşfedildi
Kanada'daki bir müzede 75 yıl boyunca saklanan fosillerin, daha önce benzerine rastlanmamış yeni bir tür boynuzlu dinozora ait olduğu ortaya çıktı. Dinozora Pentaceratops aquilionius adını verildi.Müzedeki fosillerin daha önce farklı bir dinozor türüne ait olduğuna inanılıyordu.Bath Üniversitesi'nden Nick Longrich ise fosillerin Amerika'nın güneybatısında yaşadığı düşünülen otobur Pentaceratops dinozorlarının farklı bir türüne ait olduğunu keşfetti.Pentacerotops dinozorları, kendilerine benzer boynuzlu otobur Triceratops ailesinden geliyor.Araştırmanın ayrıntıları Cretaceous Research adlı dergide yayımlandı.Sığır büyüklüğündeki bu yeni tür boynuzlu dinozorun yaklaşık 75 milyon yıl önce yaşadığı belirtildi.Araştırmacı Dr. Longrich, Kanada'daki müzede bulunan koleksiyonda incelediği farklı bir boynuzlu dinozorun da, Kosmoceratops ailesine ait yeni bir tür olduğunu keşfetti.Longrich, 'Türlerin çoğunu keşfettiğimizi düşünüyorduk ama görünen o ki, daha keşfedilmemiş çok dinozor var. Dinozor türlerinin sayısı çok yüksek. Biz yalnızca bir kısmına ulaştık' dedi.Dinozorlar, Kretase Dönemi'nin sonunda Kuzey Amerika'da yaşıyordu.Dr. Longrich, bölgenin kuzeyinde ve güneyinde farklı türler yaşamasına rağmen iki bölge arasında değişim olduğunu söylüyor.Dinozorlar, kıtanın bir bölgesinden diğerine geçiyor ve yeni türler oluşuyordu.BBC
Rüyaları Ağır Çekimde mi Görüyoruz?
Çalar saatimiz bizi uyandırdığında kapatıp geri yattığımız, o sırada kısa bir rüya bile gördüğümüz çok olmuştur.Fakat rüyamızda kısa bir sohbet ya da küçük bir yürüyüş bile görmüş olsak tekrar uyandığımızda bir saat geçmiş olduğunu fark ederiz. Nasıl oluyor da bu kadar az olay bu kadar uzun zamanda yaşanıyor diye merak etmişizdir.Araştırmacılar, “bilinçli rüya görenler” olarak adlandırılan ve uykudayken beyinlerini kontrol edebilen kişileri inceleyerek yeni bir yöntemle bu sorunun yanıtını bulabileceklerini düşünüyor. Bu kişilerin rüya deneyimleri, uykudayken kendimizi gıdıklamak mümkün mü gibi ilginç soruları da gündeme getiriyor.Bilinçli rüya görme olgusu, uyku halindeki zihinle ilgili bilgi edinmemizde uzun süredir önemli bir rol oynuyor. Rüya konusunda ilk araştırmayı yapanlardan biri 19. yüzyıl Fransız aristokratlarından Marki Saint-Denys oldu. Bu kişi 13 yaşındayken rüyalarının gidişatını yönlendirebildiğini fark etmiş ve yıllarını, uyuyan zihnin sınırlarını keşfetmeye adamıştı.Marki’nin yoğunlaştığı konulardan biri, rüyasında yüksek binaların tepesinden atlayarak kendi ölümünü görüp görmeyeceğini araştırmaktı. Hiçbir zaman bunu başaramadı; her defasında sahne değişiyor, o kötü son gerçekleşmiyordu.Rüyalarında, gezdiği yerleri ve buralarda karşılaştığı insanları gördüğünü fark eden Marki, rüyaların parça parça anılardan oluştuğu sonucuna vararak yaşadığı dönemdeki en rasyonel rüya tanımlarından birini yapmış oldu.Bu alandaki çalışmalar bakımından önem taşıyan bir diğer insan da Mary Arnold-Forster oldu. Bilinçli rüyalarla ilgili 1920’lerde yazdığı kitabında, Birinci Dünya Savaşı ile ilgili korkunç kâbuslardan kaçınmak için kontrollü rüyalarını kullandığını yazıyordu.Marki ve Forster’in çalışmaları çoğunlukla göz ardı edildi, tıpkı bilinçli rüyalar konusundaki araştırmalar gibi. Daha sonraki dönemde daha “ciddi” olduğu düşünülen konular üzerinde duruldu.Fakat son yıllarda nörologlar bilinçli rüyalara benzer ilginç deneylere başladı. Bir süre önce Almanya’da Gutenberg Üniversitesi’nden Jennifer Windt, kontrollü rüya görenlerin rüyalarında kendi kendilerini gıdıklamalarının mümkün olup olmadığını araştırmaya koyuldu. Böylece rüyalardaki farkındalık derecesi ölçülebilecekti.Uyanıkken yaptığımız şeyin farkında olduğumuz için kendimizi gıdıklamamız söz konusu olamaz. Yani beynimiz, başkasının beklemediğimiz bir anda gıdıklamasıyla gülmekten kırılmamıza yol açacak bir uyarıyı bastırıyor. Bilinçli rüyalarda da benzer bir durumun söz konusu olduğu anlaşıldı. Denekler gıdıklanmıyordu. Bu ise o sırada kişilerin bedenlerinden ve uyarıdan haberdar oldukları, bu nedenle tepkinin sınırlandığı anlamına geliyor.Deneyi yapan Windt ayrıca deneklerden rüyalarında gördükleri diğer kişilerin kendilerini gıdıklamasını da istemiş. “Rüya karakterleri çoğu kez bunu reddetti, kendi iradeleri varmış gibi davrandı,” diyor Windt. İsteneni yaptıklarında ise rüya gören kişi bakımından gıdıklamanın etkisi sınırlı olmuş, bu ise rüya görenin beyninin diğer rüya karakterleri üzerinde kontrolü olduğunun farkında olması olarak yorumlanmıştı.Rüyada zamanın akışı sorununu incelemek ise daha zordu. Ta ki Bern Üniversitesi’nden Daniel Erlacher usta bir deneyle ortaya çıkıncaya kadar.Erlacher, beynin farklı eylemleri hayal etme biçimini araştırıyordu. Örneğin rüyamızda koşarken, gerçek hayatta koştuğumuzda aktif olan bölgelerin aynısı mı harekete geçiyordu? Erlacher’in ilk deneyleri öyle olduğunu gösteriyor, fakat nasıl oluyorsa bitkin bir tepki ortaya çıkıyordu.Bu durumu daha iyi anlamak için, bilinçli rüya görenlerden oluşan bir grubu, özel donanımlı laboratuvarına çağırdı. Onlardan, rüyalarında çeşitli aktivitelerde bulunmalarını istedi; rüyalarında 10 adım atmak, 30’a kadar saymak ya da çeşitli jimnastik hareketleri yapmak gibi.Bu eylemlerin süresini ölçmek için rüya halindeki zihnin ilginç bir özelliğini kullandı. Beden hareketsiz, felç halinde olmakla birlikte göz hareketleri bir şekilde beden hareketlerini taklit etmeye yöneliyordu. Böylece denekler göz hareketleriyle, yapmaları istenen aktivitenin başlangıç ve bitiş zamanını ele veriyordu.Erlacher’in tahmin ettiği gibi, deneklerin rüyasında bu aktiviteleri tamamlaması gerçek hayattan yüzde 50 daha uzun sürüyordu. Yani farkında olmasalar da bu aktiviteleri ağır çekim halinde yapıyorlardı. Fakat uyandıklarında denekler, bu aktiviteleri yaparken tıpkı gerçek hayatta yapıyormuş gibi hissettiklerini belirtiyordu.Bu durum neden kısa bir rüyanın uzun zaman aldığını açıklayabilir. Fakat yine de Erlacher bu olguyu açıklamakta zorluk çekiyor; nedenini, uyku sırasında beynin bilgileri işleme koymasının daha uzun sürmesine bağlıyor.Erlacher’in araştırmasının pratik yararları da olabilir; örneğin atletlerin bilinçli rüya yöntemiyle ekstra antrenman yapmaları mümkün olabilir mi diye bakılıyor. Uyku esas olarak hafızayı pekiştirmede önemli bir işlev görüyor. O halde rüyada yapılan alıştırmaların yeni becerileri pekiştirmesi olanaklı olabilir. Bu özellik, atletlerin de örneğin herhangi bir sakatlanma sonrasında fiziksel olarak antrenman yapamayacak durumdayken rüyada çalışmalarına devam etmesinde kullanılabilir.Erlacher bu konuda yapılan deneylerdeki antrenmanları “oldukça etkili; gerçek talimlerden daha kötü, ama tek başına zihinsel provalardan daha iyi” şeklinde değerlendiriyor.BBC
2 Bin Yıllık Alttan Isıtmalı Ev
ISPARTA’nın Yalvaç İlçesi’ndeki Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde, M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen Roma dönemine ait evde, alttan ısıtma sistemi kullanıldığı ortaya çıktı. Evin su ve kanalizasyon sistemine sahip olduğu da tespit edildi.Yalvaç’ta Hıristiyanlığın merkezlerinden kabul edilen Pisidia Antiokheia Antik Kenti’nde 5 yıldır devam eden kazılarda önemli bir bulguya rastlandı. Kazı Başkanı, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, geçen yıl açığa çıkardıkları atriumlu (avlu) Roma evi kazısının bu yılki bölümünde ortaya çıkan bulguların şaşkınlık verici olduğunu söyledi.’TABAN ISITMALI YAPILMIŞ’Yaklaşık 2 dönümlük arazi üzerine yerleştirilmiş olan ve M.Ö. 25 yılında yapıldığı tahmin edilen evin tipik bir Anadolu evine benzediğini aktaran Prof. Dr. Mehmet Özhanlı, şöyle dedi:'Evin 2 katlı olduğu, alt bölümünde yer alan külhana bağlı olarak hamam, sauna ve odaları ısıtan alttan ısıtma sistemi olduğunu tespit ettik. Yani konutun bütün tabanı külhandan gelen sıcaklıkla ısıtılıyor olmalıydı. Külhandan çıkan sıcaklık buradaki odaların tabanını ısıtmaktadır. Yapı M.Ö. 25 yılında yapıldığında taban ısıtmalı bir konut olarak tasarlanmış. Burada şu an üzerini kapattık ama bir de su sistemi ortaya çıkardık. Konutun içerisinde su sistemi, kanalizasyon sistemi var. Aynı zamanda banyosu ve bunun yanında saunasının olduğunu görüyoruz.'’ZENGİN BİRİNE AİT OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR’11’inci yüzyıla kadar kullanılmış olduğu anlaşılan evin, cadde üzerinde yer almasının zengin biri ya da Roma’nın ileri gelenlerinden birine ait olduğu ihtimalini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Özhanlı, 'Ancak buna ilişkin elimizde veri bulunmuyor. Bina 11’inci yüzyıla kadar çok değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış' dedi.’ARAP AKINLARIYLA YAKILMIŞ’Ortaya çıkarılan izlerin yapının yakılarak yıkılmış olduğunu gösterdiğini belirten Prof. Dr. Özhanlı, şöyle devam etti:'Yanmadan önceki evresinde de çok yoğun kullanılmadığını, özellikle yanık tabakasının altında 4’üncü yüzyıl ve sonrasına ait Hıristiyan ikonografisine ait mermerler üzerine yapılmış resimlerin ele geçmesi, bu yapının yoğun olarak M.S. 4’üncü yüzyılda kullanılmış olduğunu işaret ediyor. Bu yapının büyük ihtimalle 8’inci yüzyılda Arap akınlarıyla yanıp terk edilmiş olduğunu arkeolojik olarak belgelemiş olduk. Bunun bir üst katında yerleşim tekrar devam ediyor. Ancak bu sefer basit konutlar şeklinde devam etmiş olduğunu görüyoruz. Üst tarafta daha önce ortaya çıkarmış olduğumuz buzdolabı görevini gören soğuk depolar şeklinde yapılmış kuyular, 10 ve 11’inci yüzyıla ait evreyi bize belgelemektedir.'Nurettin ARKAN/YALVAÇ (Isparta), (DHA) 
Reklam
Sadece “Hashtag” Yapmaya Yarayan Cihaz
Yenilikçi fikirlere fon toplama amacıyla hizmet veren Kickstarter birbirinden ilginç, gerekli ve gereksiz girişimlere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Buna son örnek ise yaratılış amacıyla gülümseten bu hashtag tuşu.HashKey ismindeki buton, zamanının büyük bir bölümünü bilgisayar başında sosyal ağlarda geçiren kullanıcılar düşünülerek tasarlanmış. Klavyeden “Alt Gr + 3″ ya da “Ctrl + Alt + 3″ kombinasyonlarıyla yazdırılan ve genellikle etiketlerin başında görmeye alışkın olduğumuz “#” simgesini tek tuşa indirgeyen HashKey’in, Twitter ve Instagram başta olmak üzere sosyal ağ kullanıcılarının işini kolaylaştırması düşünülüyor.Plastik ve Mac için fırçalanmış alüminyum modelleriyle piyasaya sürülecek ufak boyutlardaki cihaz, USB bağlantısı üzerinden bilgisayara bağlanıyor. İnsanı her ne kadar “Ne gerek var?” diye düşünmeye itse de şu sıralar 15 bin euroluk hedefin yaklaşık 800 eurosunu toplamayı başaran HashKey , 26 dolar fiyat etiketiyle satışa sunulacak.LOG
Reklam
Yapım Yılı 2013 Ve Sonrası Olan 10 Harikulade Film
KONUSU: Geçim sıkıntısı çeken insanların yaşadığı bir balıkçı köyünde fabrika kurulması için için tek şart köyde yaşamayı kabul eden  bir doktordur. Aranan doktor bulunduğunda ise komedi başlayacaktır.Yapım                 :2013 - KanadaTür                       :KomediSüre:                    :115 Dak.Yönetmen           :Don McKellarOyuncular           :Taylor Kitsch ,  Brendan Gleeson ,  Liane Balaban , Gordon Pinsent ,  Michael Therriault
Reklam