Kışın kapıya dayanmasıyla birlikte bir çoğumuz hazırlıklara başladı bile. Bir yandan titreten soğuklara karşı 'kalın' önlemler düşünülürken, diğer bir yandan da atalarımızın söylediği 'Ayağını sıcak tut, başını serin.' sözünün de etkisiyle ayakları soğuktan ve ıslanmaktan korumak için alınabilecek kalın çoraplar ve botlar şu günlerde bazılarımızın ihtiyaç listesinin başında geliyor.Fakat birazdan okuyacağınız haberdeki kahramanımız 69'luk Pete için böyle bir hazırlık söz konusu bile değil. Zira o zaten yarım yüzyıldır yalınayak dolaşıyor! Kış günlerinde asfaltın o dondurucu etkisine ve İngiltere'nin bitmek tükenmek bilmeyen yağmurlarına rağmen ayağından 20'li yaşlarda çıkardığı ayakkabılarını kendi düğünü de dahil olmak üzere bir daha hiç giymemiş ve ölene dek de giymeyi düşünmüyor. Huzurlarınızda; Pete Mckenzie. Nam-ı diğer; Pete the Feet.
Toplu mesajları takibe alan Gümrük Bakanlığı izinsiz gönderilen mesaja 25 bin lira ceza kesti.Hürriyet 'ten Erdinç Çelikkan'ın haberine göre toplu mesajları takibe alan bakanlık, telefon üzerinden gönderilen “Dosya masrafı size geri ödenecektir. Başvuru için son gün hemen arayın” kısa mesajı için Merka Enerji Tasarruf Ürünleri şirketine 25 bin TL ceza kesti; reklamların durdurulmasına da karar verildi. ‘Yeni Tüketici Yasası’na göre onay almadan birden fazla mesaj gönderen firmalara bin liradan 50 bin liraya kadar para cezası veriliyor. Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, tüketiciye Facebook, SMS, WhatsApp ve Twitter üzerinden gönderilen izinsiz mesajların takip edildiğini belirterek şirketlere “cezayı keseriz” uyarısında bulunmuştu. Canikli, “Denetim ekiplerimiz yoğun şekilde çalışıyor. Şirketlerin tüketiciden mutlaka yazılı teyit almaları gerekiyor. Mesajı istemiyorsanız şirkete 50 bin TL’ye kadar ceza yazacağız” demişti.Kaynak: Hürriyet
Şili’nin kuzeyindeki Atakama Çölü’nde hiçbir canlı yaşam mümkün değil gibi görünüyor. Dünyanın en kuru yerlerinden biri olan bu çölün bazı bölgelerinde 50 yıl boyunca bir tek damla yağmur düşmediği oluyor.Fakat burada bile yaşam var. Endolit adı verilen mikroorganizmalar kayalardaki gözeneklerin içine yerleşip buradaki nemden yararlanarak yaşama tutunuyor. Uzmanlar, endolitlerin, artıklarından beslenen diğer organizmalara da bu şekilde yaşam olanağı sunduğunu belirtiyor.Mikroorganizmalar dört milyar yıldır varlığını sürdürüyor. En aşırı koşullara bile uyum sağlayacak kadar uzun bir zaman yani. Peki dünyada hiçbir canlı yaşamın olmadığı ortamlar var mı?122 derecede yaşamBu sorunun yanıtını ararken bakılacak ilk yer aşırı sıcak ortamlar olabilir.Hipertermofil adı verilen organizmalar sıcağa dayanıklılığıyla biliniyor. Bu organizmalar aktif yanardağların bulunduğu bölgelerdeki denizlerin derinliklerinde, sıcak su sızıntılarının olduğu hidrotermal baca ağızlarında yaşıyor ve 122 santigrat derece ısıya dayanabiliyorlar.Araştırmacılar 150 dereceyi teorik üst sınır olarak görüyor. Bu sıcaklıkta artık proteinler parçalanıyor, yaşamın devamını sağlayan kimyasal tepkimeler olanaksız hale geliyor. Yani mikroorganizmalar hidrotermal baca ağızlarının kenarlarında yaşayabiliyor ama sıcaklığın 464 dereceye ulaştığı bacaların içinde yaşamaları olanaksız. Aynı şey karadaki yanardağlar açısından da geçerli. Uzmanlar, yaşamın sürdürülmesi bakımından sıcaklığın en belirleyici parametre olduğuna inanıyor.3 km derinlikte yaşamYüksek basınç bu bakımdan daha az sorun teşkil ediyor gibi görünüyor. Yani yerin ne kadar altına kadar yaşamın inebileceği sorunu, basınçtan ziyade ısıyla ilgili bir sorun. Dünyanın merkezinin 6000 derece olduğu düşünülüyor. Bu sıcaklıkta yaşamın olması mümkün değil.Fakat basınç olarak hangi derinliğe kadar yaşamın devam edebileceği henüz bilinmiyor. Güney Afrika’da bir altın madeninde yerin 3,2 kilometre derinliklerindeDesulforudis audaxviator adı verilen bir mikroorganizmanın yaşadığı tespit edildi. Yeryüzüyle teması muhtemelen milyonlarca yıl önce kesilmiş olan bu canlılar, radyoaktif çürüme yoluyla kayalardan besinlerini emerek yaşamını sürdürüyor.-20 derecede yaşamSıcaklık bakımından diğer aşırı uçta, yani buzlu ortamlarda da bazı canlıların yaşadığı biliniyor. Psychrobacteradı verilen bakteriler Sibirya’da donmuş topraklarda ve Antarktika’daki buzul çamurlarında -10 dereceye kadar soğukta yaşayabiliyor. Kısa bir süre önce de Antarktika’daki buzulların altındaki bir gölde canlı hücrelere rastlandı.Yine aynı bölgede -20 derecede aşırı tuz içeren bir gölde de yaşam izleri görüldü. Yaşamını sürdürebilmek için bu mikroorganizmalar özel protein yapıları ve hücrelerinde donmayı önleyen moleküller geliştirerek bu ortamlara adapte olmuşlar. Uzmanlar, yeryüzünde yaşam ilk ortaya çıktığından beri dünya birçok kez buzul döneme girdiği için bu ortamlarda yaşamla karşılaşmayı sürpriz olarak görmüyor.Radyasyonlu ortamda yaşamRadyasyonlu ortamlarda da canlılara rastlamak mümkün. Örneğin Çernobil’deki nükleer santralin patlaması sonucu yayılan radyoaktif sızıntı ortamında ve radyoaktif atıkların bulunduğu konteynerlerde bile mikroorganizmalara rastlanıyor.Deinococcus radiodurans adı verilen bu canlılar 15000 gray radyasyona dayanabiliyor. 5 gray radyasyon insanda ölümle sonuçlanıyor.Bizim ölümcül kimyasal maddeler içeren ortamlar olarak gördüğümüz koşullar bazı canlılar için ideal yaşam alanları olabiliyor. Bazı organizmalar arsenik, cıva gibi ağır metallere bağlı yaşarken bazıları da siyanürü tercih ediyor. Rusya’nın Kamçatka bölgesindeki kaplıcalarda bazı mikroorganizmaların insan için zehirli olan kükürt ve karbon monoksite bağlı yaşadığı görüldü.İstisnalar var mı?Ancak bazı istisnalar da olabilir. Antarktika’daki Don Juan Gölü dünyanın en tuzlu ortamı. Tuz oranı yüzde 40’ları buluyor. Araştırmacılar burada buldukları mikrobik yaşam belirtilerinin gölde mi oluştuğunu yoksa başka yerlerden rüzgârla mı taşındığından emin değil. Yani burada aktif yaşamın varlığı henüz kanıtlanmış değil.Şimdilik canlı yaşamın kesinlikle olmadığı bilinen ortamlar, aşırı sıcak ve steril laboratuvar ortamları. Umulmadık ortamlarda yeni organizmalar keşfedilmeye, canlı yaşamın görüldüğü sınırlar genişlemeye devam ediyor. Bu sınırların nerede sona ereceği henüz bilinmiyor.Buradan şu sonuca varmak mümkün: Canlı organizmalar her ortama uyum sağlayabiliyor.Fizikist
Twitter’ın CFO’su olan Anthony Noto’nun DM yerine yanlışlıkla tweet atması ile ortaya çıkan spekülasyonlara göre Twitter bir satın alma için masaya oturmaya hazırlanıyor. Belki de bilerek yapılan bu “yanlışlıkla” birlikte, Twitter‘ın bir satın alma yapacağı spekülasyonları artmaya başladı.Twitter’ın CFO’su Noto’nun yanlışlıkla Twitter hesabından paylaştığı tweet’te, “Onların satın almamız gerektiğini düşünüyorum.” diyerek bir açıklamada bulunuyor ve görüşmenin 15 veya 16 Aralık’ta gerçekleşeceğini ileterek bir planı olduğunu belirtiyor.Twitter’ın satın alma için harekete geçtiği uygulama ise Justin Bieber tarafından ciddi bir yatırım alan ve bünyesinde tam 1 milyon adet selfie çekilen Shots uygulaması.Her ne kadar “yanlışlıkla” atılan tweet ile bu durum ortaya çıksa da, spekülasyonlar Twitter hisselerine o kadar da olumlu yansımadı ve işlem gören Twitter hisseleri Salı gününün sonunda yüzde 1 oranında düşüş gösterdi.Verilen rakamlara göre Shots uygulamasının tam 3 milyon kullanıcısı bulunuyor ve 3’te 2’sinin 24 yaş altında kadınlardan oluştuğu söyleniyor.Webrazzi
İstanbul’da şehir ulaşımında 1995’ten bu yana kullanılan Akbil, yerini İstanbulkart’a bıraktı. Akbil, 31 Aralık 2014’ten sonra ulaşımda geçerli olmayacak.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şehir ulaşımında entegrasyonu sağlamak için 1995’ten bu yana uyguladığı Akbil (Akıllı Bilet) sistemi yerini yılbaşından itibaren İstanbulkart’a bırakıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden BELBİM tarafından geliştirilen, patenti ve marka tescili Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Akbil, 2008 yılında toplu ulaşım için temassız kart teknolojilerinin kullanıma sürülmesi ile birlikte ikinci planda kalmıştı. İstanbulkart’ın pratik, geliştirilebilir ve kullanım alanlarının daha fazla olması nedeniyle daha çok tercih edilmesi Akbil’in tarihteki yerini almasına neden oldu.“15 MİLYON İNSAN İSTANBULKART KULLANIYOR”İETT Elektronikkart Yönetim Müdürü İsmail Durman 19 yıldır ulaşımda kullanılan Akbil’in, 2009 yılında yapılan AR-GE çalışmalarıyla yerini İstanbulkart’a bıraktığını söyledi. 15 milyon insanın cebinde İstanbulkart taşıdığını açıklayan İsmail Durman konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:“İstanbulkart’ın Akbil’e göre teknolojisinin daha gelişmiş olması, güvenli, temassız özelliği ve en önemlisi farklı alanlarda kullanılabilir olması yolcularımız tarafından da benimsendi. Dolayısıyla 15 milyon gibi bir sayıya ulaştık. Akbil çok az sayıda bir yolcumuzda kaldı. Son olarak bu yolcularımız 31 Aralık tarihinde İstanbulkart’a geçmesini istiyoruz. 31 Aralık’tan sonra İstanbul’da İstanbulkart’ı tek bilet haline getiriyoruz.”AKBİL SAHİPLERİ ÜCRETSİZ KART ALABİLECEKDurman, halen Akbil kullananların, Akbil’lerini İstanbulkart ile değiştirmeleri için çeşitli yolları belirlediklerini söyledi. İstanbulkart yükleme bayilerinden Akbil’lerini teslim etmeleri durumunda İstanbulkart’ı ücretsiz alabileceklerini belirten Durman, bayilere gitmek için vakit bulamayan vatandaşların internet üzerinden mavi kart başvurusu yapmaları halinde adrese ücretsiz kargo ile ulaştırdıklarını söyledi.İSTANBULKART’IN KULLANIM ALANLARI GENİŞLİYORİstanbul’da hali hazırda 280 bin kişinin Akbil kullandığını açıklayan İsmail Durman, İstanbulkart’ın birçok alanda kullanıma açmak için çalışmaların devam ettiğini söyledi. Durman açıklamasında, “Yolcularımızın birden fazla kart taşıması yerine, tek kart ile çeşitli imkanlardan yararlanmasını istiyoruz. Bu kapsamda yolcularımız İSPARK’larda İstanbulkart’ı kullanarak otopark ücretlerini ödeyebilecekler. Şu an altyapı çalışmaları var. Bunun gibi spor tesislerinde, üniversitelerde benzeri çalışmalarımız var. Yolcularımız İstanbulkart ile spor tesislerinden ve üniversitelerdeki tesislerden yararlanabilecekler” dedi.Halen Akbil kullananlara uyarılarda bulunan Elektronikkart Yönetim Müdürü İsmail Durman, Akbil’lerin 31 Aralık 2014’e kadar kullanılabileceğini ve 30 Kasım 2014’e kadar da yükleme yapabileceklerini söyledi.Aralık 1994’te pilot otobüs hatlarında denemelerine başlanan Akbil, 2 Nisan 1995 günü ilk defa İDO’ya bağlı deniz otobüslerinde, daha sonra ise M1 hafif metro hattı ve bağlantılı çalışan İETT hatlarında hizmete sunulmuştu.İHA
Anavatanı Kuzey Amerika olan, sevimli, kedi maması müptelası, parlak şeylere aşırı ilgili, inatçı, ürkek, yırtıcı, tırmanıcı, yüzücü bir hayvan. İnce uzun parmakları ile kedi maması yerken onları izlemeye doyulmuyor. Amerika'da evcil hayvan olarak besleyenler var. Zaten beslemeseler de onlar bir şekilde eve gelip besleniyorlar. Peki siz hiç düşündünüz mü bir rakun edinmeyi? Düşünmediyseniz size bunu düşündürtmeye kararlıyız. İşte 20 eşsiz özelliği ile rakungiller familyasından rakunlar.
Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) yerleştirilen 3D yazıcı, ilk ürününü verdi. Başarıyla sonuçlanan deneme, Dünya dışında gerçekleştirilecek üretim adına dönüm noktası olarak kabul ediliyor.UUİ'ye test edilmek için gönderilen ilk 3D yazıcı, bir saat süren ilk denemede başarılı oldu. Uzay şartlarında 3D yazıcıların nasıl çalışacağını kontrol etmeyi amaçlayan ilk üretimde, yazıcının üzerinde bulunan bir plakanın aynısı üretildi. NASA, elde edilen başarının Dünya dışındaki parça üretiminin geleceği adına kırılma noktasını temsil ettiğini belirtti.3D yazıcıyı üreten Made in Space firmasının CEO'su Aaron Kemmer, 'Dünya dışında üretilen ilk nesneyi elde ettik... Bu sadece firmamız veya NASA için değil, tüm insanlık adına çok büyük bir gelişme' ifadesini kullandı.Dünya dışında üretilen ilk nesneyi temsil eden plaka, 7.6 x 3.8 cm ölçülerindeki, Made in Space ve NASA yazısı taşıyan bir plaka. Kemmer, 3D yazıcının elektronik kartı ve kablolarını taşıyan plakanın kopyasını temsil eden plakanın sembolik bir önem taşıdığını belirtti.Uzay keşfi için katkıları çok büyükUUİ'de bulunan 42'inci Keşif Görevi ekibi, test süreci boyunca 3D yazıcının yerçekimsiz ortamda nasıl bir performans gösterdiğini gözlemleyecek. Üretilen ilk parça dahil gelecekteki denemelerde elde edilecek nesneler, Dünya'ya gönderilecek ve gerçekleriyle karşılaştırılacak.3D yazıcı beklenen performansı sunduğu takdirde, uzay istasyonunda kullanılacak küçük boyutlu eşya ve parçaların üretimi uzayda yapılacak. Bu sayede Dünya'dan taşınması gereken malzeme miktarı önemli ölçüde azalacağı gibi maliyetlerde de düşüş yaşanacak.NASA'nın 3D Yazıcı programının direktörü Niki Werkheiser, 'uzayda ihtiyaç olunan parçaları yerinde üretebilmenin tarihi bir gelişme olduğunu' ifade ederek, 'Kulağa bilim-kurgu gibi gelse de, uzaya göndermek istediğimiz parçaları ateşlemek yerine e-posta ile atabileceğiz' dedi.Made in Space, 2015 veya 2016 içinde uzay istasyonuna ikinci 3D yazıcının gönderilebileceğini belirtti. Yıllar içinde elde edilecek tecrübe, 3D yazıcıları Ay ve Mars görevlerinde ön plana çıkaracak.Al Jazeera
Yeni bir araştırma, dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook'un kullanım süresinin giderek azaldığını, rakipleri Tumblr ile Snapchat'in ise hızla arttığını gösterdi.Global Web Index tarafından hazırlanan rapor, Tumblr ve Snapchat'in Facebook'tan daha hızlı büyüdüğünü gösterdi. Facebook'un genç üyelerinin üçte ikisinin de sosyal ağı daha az kullandıkları belirlendi.Araştırma, dünya nüfusunun yüzde 19'una denk gelen 1.35 milyar kullanıcısıyla en büyük sosyal ağı temsil eden Facebook'un, bu unvanına rağmen rakiplerinin büyüme hızını yakalayamadığını gözler önüne serdi. Tumblr'ın aktif kullanıcı sayısı geride kalan altı ay içinde yüzde 120 artarken, Facebook sadece yüzde 2'lik bir artış gösterebildi. Aktif ve aktif olmayan kullanıcılar hesaba katıldığında ise Pinterest yüzde 57 ile ilk sırada gelirken, Facebook sadece yüzde 6'da kaldı.Raporda en ilgi çeken bilgilerden biri, Google+'ın da büyüme hızında Facebook'u geride bırakması oldu. Gençler arasında son derece popüler olan mesaj uygulaması Snapchat ise geride kalan altı ayda yüzde 56'lık büyüme sergiledi.WhatsApp yavaşladıGlobal Web Index raporu, büyüme oranlarına bakıldığında sosyal ağların izlediği stratejilerin büyük önem taşıdığını belirtti. Neredeyse tüm rakipleri tek bir ürün ve hizmet olarak sunulurken, Facebook'un birçok birime bölünmesi ve karmaşık bir yapı alması, kullanıcılardan da uzaklaşmasına neden oldu.Rapor, Snapchat'in ardından en çok büyüyen uygulamaların, Facebook'un sahibi olduğu Facebook Messenger ve Instagram olduğunu belirtti. Buna rağmen, Facebook'un 19 milyar dolar ödediği WhatsApp, en hızlı büyüyen sosyal ağlar listesinde 15'inci sırada yer alabildi.Gençler daha az kullanıyorRaporda, 16-19 yaş arası gençlerin Facebook'u giderek daha az kullandığı da belirtildi. Gençlerin yüzde 64'ü, geçmişe kıyasla sosyal ağa daha az girdiklerini ve gezinme sürelerinin de azaldığını belirtti.GWI raporunda yer alan Jason Mender, ABD ve Birleşik Krallık'ta 12 bin 500 genç üzerinde yapılan araştırmanın Facebook için tehlike çanları çalmadığını belirtti. Mender, mobil reklam stratejisine yönelen Facebook'un hedefe odaklı reklam yaptığını ve son verilerden fazla etkilenmeyeceğini ifade etti.Kaynak: AA
Ermeni asıllı ABD’li ekip System Of A Down, Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı sebebiyle bir araya gelerek turneye çıkacağını açıkladı. Uzun zamandır bir arada müzik yapmayan grup “Wake Up The Souls” adını verdikleri turneye 10 Nisan 2015’te Londra’daki Wembley Arena’da başlayacak.Ekip turne kapsamında Rusya, Almanya, Fransa, Hollanda ve Belçika’ya gidecek. Turnenin son konseri 23 Nisan’da Erivan’da gerçekleşecek. Bu aynı zamanda grubun Ermenistan’da verdiği ilk konser olma özelliğini taşıyor.Turnenin gerçekleşeceği yerler ve tarihleri şöyle:10 Nisan- Londra, UK @ Wembley Arena13 Nisan- Köln, Almanya @ Lanxess Arena14 Nisan- Lyon, Fransa @ La Halle Tony Garnier16 Nisan- Brüksel, Belçika @ Forest National17 Nisan- Amsterdam, Hollanda @ Ziggo Dome20 Nisan- Moskova, Rusya @ Olympisky23 Nisan- Erivan, Ermenistan @ Republic SquareHafif Müzik
Gerçek isminizi kullanmak zorunda olmadığınız ilk Facebook uygulaması olan Rooms için yeni bir güncelleme yayınlandı.iOS için indirilebilir olan uygulamaya yeni güncelleme ile gelen en dikkat çekici özellik bildirimler. Bundan böyle dahil olduğunuz bir odada herhangi biri mesaj atarsa sesli bildirim ile uyarılıyorsunuz. İsterseniz farklı üyelere farklı sesler atama şansınız da bulunuyor.Gelen bir diğer yenilik ise aktivite göstergesi. Bu bölüm sayesinde insanların odada ne kadar zaman geçirebildiğini, geçen hafta kaç yeni gönderi, yorum ve beğeni atıldığını görebiliyorsunuz.Güncellenen uygulama iOS cihazları için yayınlandı ve iTunes ile indirilebilir durumda. Uygulamanın Android versiyonuna herhangi bir bilgi ise hala yok. Uygulamanın sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
Jurassic World filminin beklenen fragmanı söz verilen tarihten iki gün önce yayınlandı. En sonunda parkın halka açıldığını görmüş olduk. Parkı yöneten bilim insanları genetiği oynanmış, epey akıllı, hibrit bir dinozor yaratarak büyük bir kumar oynuyor. Bu dinozor hareket eden herhangi bir şeyi öldürüyor. Bu gerilim dolu film 12 Haziran 2015 tarihinde dünya ile aynı anda Türkiye’de de vizyona girecek.Teknoblog
'İran'ın Bob Dylan'ı' olarak gösterilen efsane müzisyen Mohsen Namjoo, 6. Avea Sıradışı Müzik Konserleri kapsamında İstanbul'a geliyor.Türkiye'de 'Ey Saraben' şarkısıyla tanınan ve çok sevilen ve yıllardır performansı dört gözle beklenen İranlı efsane müzisyen Mohsen Namjoo sonunda Türkiye'ye geliyor. Sanatçı, 6. Avea Sıradışı Müzik Konserleri kapsamında 'te İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu'nda konser verecek.'6. Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri' kapsamında, ülkemizde değişik kesimlerden çok geniş bir dinleyici kitlesine sahip, İranlı efsane müzisyen Mohsen Namjoo'yu Türkiye'ye getiriyor.Yıllardır performansı dört gözle beklenen Mohsen Namjoo, 30 Ocak 2015 Cuma akşamı, İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Salonu'nda müzikseverlerle buluşacak. New York Times tarafından 'İran'ın Bob Dylan'ı' olarak gösterilen Mohsen Namjoo, Türkiye'de 'Ey Saraben' şarkısıyla tanınıyor ve çok seviliyor.California'da yaşayan İranlı sanatçı, söz yazarı, şarkıcı, müzik eğitmeni ve setar çalgıcısı Mohsen Namjoo, 1976 yılında Torbat-e Jam'da doğdu. 1994 yılında Tahran Üniversitesi'nin Tiyatro ve Müzik fakültesine giren sanatçı burada Alireza Mashayekhi ve Azin Movahed gibi ustalardan da eğitim alırken, Haj Ghorbane Soleimani'den de İran Folk Müziğini öğrendi.Tahran'da kaydedilen Namjoo'nun ilk albümü Toranj, eylül 2007'de İran'da yayınlandı. 2009 yılında İtalya'da piyasaya çıkan 'Oy' albümü ile Avrupa müzik sahnesinde de önemli bir yer edinen sanatçı 2010 yılında Payam Entertainment ile giriştiği ortak projesi 'Namjoo in A Minor' ile yeni bir topluluk eşliğinde kendine ait şarkıları tekrar yorumladı. 2011 yılında raflarda yerini alan 'Useless Kisses' ve 2012 yılında, Stanford Üniversitesi performansının canlı kaydını içeren 'Alaki' albümleri Payam Entertainment tarafından yayınlanırken, Namjoo'nun son albümü 'Trust the Tangerine Peel' ise bu yıl yayınlandı.Türkiye'ye ilk kez gelecek olan Mohsen Namjoo, Çarşamba akşamı da Congresium Ankara 'da Ankaralı müzikseverlerle buluşacak.Habertürk
Aslına bakarsanız burada yazacaklarımızın neredeyse hepsi hakkında sizlere daha önce çeşitli haberler iletmiştik ve ortada yeni bir şey yok ama yine de HBo tarafından resmileştirilmiş bir bilgiyi haber olarak paylaşmak durumundayız. Bu durumda hemen şunu söyleyelim, True Detective’in ikinci sezonunda Rachel McAdams, Kelly Reilly ve Taylor Kitsch başrolleri paylaşacak.Ayrıca bu üçlüye Colin Farrell ve Vince Vaughn eşlik edecek. Toplamda beş kişinin ismi açıklandı ve bu beş kişinin hangi rollerde yer alacakları da belli oldu.Colin Farrel’ı Ray Velcoro adlı ikili oynayan dedektifi canlandıracak. Görünüşe göre kendisi mafya tarafından yönetiliyor ve kimliği açığa çıkmış olsa da efendileri tarafından kullanılmaya devam edecek.Vince Vaugh ise Frank Semyon karakteriyle karşımıza çıkacak. Polislikle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir suçlu olarak. Hatta kendisi bir hayli zengin ve eğlence sektöründe çeşitli işler yapıyor ama son dönemde batma tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü şirketlerini eğlence sektörünün yasal olan alanlarına kaydırmaya çalışırken, ortağının öldürülmesiyle birlikte işleri karışıyor.Rachel McAdams ise Ani Bezzerides adlı karakteri oynayacak. Ani, Ventura bölgesinde dedektif olarak çalışıyor. Esnetilemez etik değerleri yüzünden hem çalışma arkadaşlarıyla, hem de sistemle ciddi problemler yaşıyor.Taylor Kitsch’i ise Paul Woodrugh rolünde göreceğiz. Eski bir savaş gazisi ve şimdilerde California’nın otobanlarında devriye görevi üstleniyor. Geçmişini ve şimdilerde de aslında hiç gerçekleşmeyen bir skandalı geride bırakmaya çalışan bir karakter.Son olarak Kelly Reilly’den bahsedelim. Kendisi Jordan Semyon’ı canlandırıyor. Soyadından da anlaşılacağı üzere Frank (Vince Vaughn) ile bir akrabalığı var tabii ki ama siz merak etmeden hemen söyleyelim, kendisi Frank’in eşi oluyor. Eşini tüm işlerinde destekleyen bir kadın ve ortalama bir aktrist olarak da çalışıyor.Evet, True Detective’in yeni sezonu hakkında HBO tarafından yapılan resmi açıklama yukarıda gördüğünüz gibi. Tüm karakterler için daha önce sayısız haber yapmıştık ama dediğimiz gibi hepsini bir araya toplayarak haklarında bilgi vermek de kaçınılmaz bir durumdu.Bakalım yeni kadrosuyla, Matthew McConaughey ve Woody Harrelson’ın yer aldığı ilk sezondan daha başarılı olabilecek mi? Bunu ancak zaman gösterecek.Süper Karga
Los Angeles’ta yaşayan Türk grafik tasarımcı Ozan Karakoç’un, Atatürk’ün meşhur sözlerini kullanarak oluşturduğu kişisel projesi, kıymetli içeriği kadar dönem referanslı müthiş tipografisiyle de görmeye değer.Kişisel ve ticari tipografi projeleriyle bir çok uluslararası yayında ve sergide yer alan Ozan Karakoç’un diğer işleri için profiliniziyaret edebilirsiniz.
Google'ın özel bir etkinliğinde konuşan şirket yöneticisi Darin Fisher, Google Chrome tarayıcısının mobil dünyada 400 milyondan fazla kullanıcıya sahip olduğunu açıkladı.Google'ın meşhur web tarayıcısı Google Chrome görünüşe göre yeni bir rekora daha imza atmış. Şirketin Chrome Dev Summit etkinliğinde paylaşılan verilere göre Chrome mobil dünyada tam tamına 400 milyon kullanıcı sayısına ulaşmış. Açıklamayı yapan isim ise Google'ın gediklilerinden Darin Fisher .Haziran ayında gerçekleşen Google I/O etkinliğinde paylaşılan bilgilere göre Chrome, mobil pazarda 300 milyon kullanıcıya sahipti. Aradan 6 ay bile geçmeden , en çok tercih edilen tarayıcılardan olan Chrome kendine 100 milyon yeni kullanıcı edinmiş.Google Chrome'un bu süreçte bu derece sağlam bir ' yeni kitleye ' ulaşmasının en büyük sebebinin ise gecikme sürelerinin olabildiğince aşağı çekilmesiymiş. Öte yandan Fisher, arayüz üzerinde yapılan geliştirmeler ve Android 5.0'ın getirdiği yenilikler de cabası açıklamasını yapıyor.Android 5.0 Lollipop ile birlikte iş yükünün daha çok grafik işlemciye yüklendiğinden bahseden isim, Chrome'un performans açısından bu sayede büyük ivme kazandığını da söylüyor. Pek tabii 100 milyon yeni kullanıcının henüz tam anlamıyla yaygınlaşmamış olan Lollipop'tan değil, daha çok gelen başarılı güncellemeler sebebiyle edinildiğinin altı çiziliyor.Burçin Aygün / ShiftDelete