25 Yıl Boyunca Elleriyle Kazdığı Mağarayı İnanılmaz Bir Sanat Eserine Dönüştüren Adam
Kendi kendini eğitmiş olan sanatkar Ra Paulette, hayatının son 25 yılını New Mexico Eyaleti'ndeki dağlık bir alanda bulduğu bir mağarayı kazarak harcadı. 67 yaşındaki bu adam, normal kazı çalışmalarında kullanılan aletleri ve makineleri kullanmıyor. Yalnızca küçük el aletleri ve çoğu zaman hiçbir şey kullanmadan sadece elleriyle kazı çalışmalarını yürütüyor. Peki ortaya ne mi çıktı? İşte o inanılmaz mağaradan görüntüler;
Dalgalardan Elektrik Üretilecek
Dalgaların yönü fark etmeksizin her şekilde çalışabilen sistemde ilk olarak dalga enerjisi mekanik enerjiye çevriliyor. Daha sonra ise bu mekanik enerji hidroliğe dönüştürülüyor ve pompa modülleri sayesinde enerji depolanıyor.Sonunda bu enerji elektrik enerjisine dönüştürülüyor ve kullanılmak istenen yere aktarılıyor. Uzaktan denizdeki dubaları andıran sistem büyük bir görüntü kirliliği yaratmıyor ve bu özelliğiyle turistik bölgelerde dahi rahatlıkla kullanılabiliyor.İhtiyaca göre farklı modülleri bulunan sistem 7 kilowattan 750 kilowatta kadar enerji üretebiliyor. Ancak şu anlık sadece 7 kilowatt enerji üretebilen sistemin yapımı tamamlanmış durumda. Daha yüksek miktarlarda enerji üretmek içinse çalışmalar sürüyor. Sistemin üreticisi Albatern’in açıklamasına göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde 100 megawatt enerji üreten WaveNET’ler üretmek mümkün hale gelecek.Megawatt başına 160 ile 235 dolar arasında fiyatı bulunan sistem şu an için yenilenebilen enerjiler arasında pahalı olarak gözükse de ilerideki yıllarda daha makul fiyatlara satılması bekleniyor.teknolojioku
Deniz Canlılarını İsimlendirirken Çok Hoyrat Davranıldığının 10 Bariz Kanıtı
Deniz fili, deniz atı, deniz kestanesi, deniz ineği, deniz yıldızı, deniz kaplumbağası, vs. Neden deniz canlıları isimlendirilirken onların karada yaşayan benzerlerinin başına 'deniz' kelimesi getirilerek isimlendirilir? Bu kolaycılık neden? Tamam kaplumbağayı falan anlıyorum da, deniz fili, deniz atı, deniz kestanesi falan nedir? Mesela neden hiç kara hamsisi, hava ıstakozu gibi hayvan isimleri yok? Neden deniz canlıları ikinci sınıf muamele görüyor? Bu vurdumduymazlık, bu hoyratlık düpedüz haksızlıktır. Baktın hayvan iri o zaman adı deniz fili olsun, bu mudur bilim? Bu mudur sınıflama? Gerçekten bilim insanları çok ayıp ediyorlar, buna derhal bir son versinler ve deniz canlılarına daha akıllıca isim bulsunlar. Olmuyor mu o zaman kara midyesi, ağaç istavriti gibi isimler de kullansınlar.
Uzaylılar Hakkında Sıkıntı Yaratan 7 Konu
Yıllardır gelip gidiyorlar, uçuyorlar, insan kaçırıp çip takıyorlar, peki ne faydalarını gördük? Bir selam vermişlikleri mi var? Merhaba deyip, bir çayımızı içmişlikleri mi var? Nedir bu uzaylıların derdi, uçup uçup gidiyorlar, görünüp kayboluyorlar. Nedir sıkıntıları, nedir problemleri, ne istiyorlar? Nereden buluyor bu uzaylılar biz mutsuzken gülünecek şeyleri ?
İsviçre'de "Altın" Referandumu Yapılıyor
İsviçreliler, Merkez Bankası'nın altın rezervlerini tüm rezervlerinin yüzde 20 seviyesinde tutmasını içeren teklif, bugün referandumda oylanıyor.'İsviçre altınımızı biriktir' sloganıyla düzenlenen referandumda halk 'evet' oyu kullanırsa Merkez Bankası, rezervlerinin en az yüzde 20'sini altın olarak tutmakla yükümlü olacak.Son anketlere göre, 'evet' oyu vereceğini söyleyenler bir ay öncesine nazaran 6 puan düşerek yüzde 38'de kaldı.Ankette 'hayır' cevabı verenler yüzde 39'dan yüzde 47'ye çıktı. Teklifin kabul edilmesi için kararsızların neredeyse tamamının 'evet' demesi gerekiyor. Bu nedenle teklifin reddedilmesi bekleniyor.Teklifin referandumda kabul edilmesi durumunda Merkez Bankası, beş yıl içinde piyasadan yaklaşık bin 600 ton altın satın almak zorunda kalacak. Dünya genelinde bir senede üretilen altın miktarının yaklaşık 2 bin 700 ton olduğu düşünülürse İsviçre'nin piyasadan beş yılda bin 600 ton altın almasının altın fiyatlarında büyük artışa yol açacağı tahmin ediliyor. Merkez Bankası'nın altın rezervi şu anda yüzde 6-7 seviyelerinde bulunuyor.Halk Partisi tarafından sunulan teklife hükümet, Merkez Bankası ve birçok siyasi parti karşı çıkıyor. Maliye Bakanı Eveline Widmer-Schlumpf, Merkez Bankası'nın bin 40 tonla gereğinden fazla altını olduğunu ve teklifi destekleyenlerin istikrarsız ve riskli bir metal olan altını olduğundan daha önemli gösterdiğini söylemişti.Yarınki referandumda altın rezervleri dışında ülkeye göçün sınırlanması ve İsviçre'deki zengin yabancıların daha fazla vergi vermesine yönelik teklif de oylanacak. İsviçrelilerin bu iki teklif için de daha çok 'hayır' oyu kullanması bekleniyor.İstatistiklere göre, İsviçre'nin nüfusu 8,2 milyon ve 2 milyonu İsviçre vatandaşı değil. Yılda 80 binden fazla Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke vatandaşı İsviçre'ye göç ediyor. İsviçreli çevreciler, ülkeye göçmen girişinin yılda 16 bin kişiyle sınırlandırılmasını teklif etmişti. İsviçre halkı, teklifin kabul edilmesi halinde AB ile ilişkilerin olumsuz etkilenmesinden çekiniyor.Üçüncü teklifte ise hedefte ülkedeki zengin yabancılar var. Bu teklifle zengin yabancılara uygulanan vergi oranının artırılması isteniyor. Teklif kabul edilirse gelir ve mal varlığına göre vergilendirme yapılacak.AA
Sovyetler Tarafından Terk Edilmiş 7 Çok Etkileyici Hayalet Mekan
2013 yılında Carpet Bombing Culture tarafından, Eski Sovyetler Birliği ve uydu devletlerinin terk edilmiş binalarını ve alanlarını fotoğraflamak üzere görevlendirilen Rebecca Litchfield'in bu görevi, 10 ülkeden yolunun geçeceği bir serüven haline geliyor. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden kalan ne varsa yakalamak ve fotoğraflamak adına çıkılan bu yolculuk, 'Soviet Ghosts' adında, araya denemeler ve makalelerin de serpiştirildiği ciltli bir fotoğraf kitabına dönüştürüldü.İşte bu serüvenden bazı kareler ve Litchfield'in notları;
Işık Hızını Aşmak
Evrenimiz çok büyük. İçinde yaşadığımız galaksinin bile kısa mesafelerine ulaşabilmek için ışık hızını aşmaya ihtiyacımız var. En yakınımızdaki yavru vatan Kepler-186f gezegenine olan uzaklığımız 500 ışık yılı. İnsan yapımı bir uzay aracının şimdiye kadar ulaşabildiği en yüksek hız 252.792 km/s'dir. Eğer bu hızda gidebilen bir uzay aracı kullanarak kendine ait güneşi olan bu sisteme ulaşmak istesek bile bu binlerce yıl sürerdi.Işık hızı evrende herhangi bir maddenin ulaşabileceği en yüksek hızdır. Einstein'in görecelilik kavramına göre (c=299,792,458 m/s) 'hiçbirşey ışık hızından daha hızlı hareket edemez'. Ama bu teori tabii ki insanların denemesine engel değil. Her gün ışıktan daha hızlı madde aktarımı konusunda onlarca fikir üretiliyor.
Uzaya Ateşlenen DNA Hayatta Kaldı
Bilim insanları, canlıların temel yapı taşı DNA'nın uzayda hayatta kalıp kalamadığını görmek için bir roketin yüzeyine DNA koyarak ateşledi. DNA, ateşleme sonrasında hayatta kaldı.Hayatın uzaydan gelip gelmediği sorusundan yola çıkarak birçok soruyu yanıtlamaya çalışan bilim insanları, bu kapsamda ilginç bir deneye imza attı. Biyomoleküllerin ve tüm organizmaların uzayda hayatta kalıp kalamayacağını merak eden araştırmacılar, yüzeyine DNA yerleştirdikleri bir roketi uzaya gönderdi. DNA'nın hayatta kalmayı başarması, Dünya'daki yaşamın uzaydan mnı geldiği yoksa gezegenimizde mi oluştuğu sorusuna yeni bilgiler sunacak.Uluslararası bir araştırma ekibinin gerçekleştirdiği deneyde, Brezilya'da üretilen VSB-30 iki aşamalı katı yakıt kullanan roket kullanıldı. Bilim insanları, 29 Mart 2011'de İsveç'in Kiruna kentindeki ESRANGE Uzay Merkezi'nde yapılan ateşmele öncesinde, roketin yüzeyine, talıma yükünü koruyan kısmın dışına ve aynı bölümün altına DNA yerleştirdi. Ateşleme toplam 780 saniye sürerken, roket 378 saniye yerçekimsiz ortamda kaldı.Biri bakterilere karşı antibiyotik sağlayan, diğeri de spesifik bir proteinin şifreleme özelliğine sahip iki geni taşıyan roket, 268 kilometre irtifaya ulaştı ve 13 dakika sonra Dünya'ya döndü. Yüzeyindeki sıcaklık ortalama 1000 dereceye ulaşan roketin yüzeyi özel bir solüsyonla temizlendikten sonra, DNA'nın halen var olduğu görüldü.Düşünüldüğünden daha dayanıklıPLOS ONE dergisinde 26 Kasım'da yayımlanan araştırmaya göre, antibiyotik özelliği sunan gen, bağışıklık sağladığı bakteriye nakledildiğinde bu özelliğini ortaya koymayı başardı. Yeşil floresan protein geni ise laboratuvar ortamında yetiştirilen insan hücrelerine aktarıldığında yeşil renk ortaya çıkardı.Sonuçlar, DNA'nın düşünüldüğünden daha dayanıklı bir molekül olduğunu gösterirken, donanımlar üzerinden temzilenmesi için özel olarak steril edilmesi gerekildiğini ortaya koydu. Bilim insanları, roketlerin DNA deneyleri için kullanılması için ideal olduğuna dikkat çekerken, atmosfden çıkış ve giriş esnasında hayatta kalabilen DNA üzerinde yeni deneyler yapılacağını belirtti.Kaynak: Al Jazeera
‘Meğer Zenginmişiz': TÜİK Başkanı’na Göre Tek Eksiğimiz ‘Kanıt’
Milli gelir hesaplamasında ‘revizyon’ a gitmeye hazırlanan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Birol Aydemir, Türkiye ekonomisinin, rakamların gösterdiği yerde olmadığını savundu. Aydemir, “Madem zenginiz, ispatlayın dense yapamıyorum. Eldeki veri kaynaklarımız yetersiz, yapamıyoruz” diye konuştu.Hürriyet gazetesinden Aysel Alp’in haberine göre, daha fazla veri kullanılarak hesaplanmaya başlanacak milli gelirde bir artış yaşanacağını belirten Aydemir, “10 bin civarındaki kişi başına milli gelirimiz belki 11 bine, 12 bine çıkacak. Ancak bu durumu, ‘Bir gecede zenginleştik’ diye değil, ‘Meğerse zenginmişiz’ diye yorumlamak doğru olur” dedi.TÜİK’in Antalya’da düzenlediği ‘istatistik okuryazarlığı’ seminerinde konuşan Aydemir, milli gelir hesaplamalarında kullanılan verilen eksik olduğunu kaydetti.Zenginlerin ve eğitimlilerin gerçek durumlarını gizlediğini savunan Aydemir şunları söyledi: “Bu iki kesimden mustaribiz. Köye gittiğinizde adam sizi oturtuyor, yemek yediriyor bütün sorularınıza cevap veriyor. Zengin ve eğitimliler ise içeri almıyor, doğru veriyi vermiyor.”Eldeki veri kaynaklarının yetersiz olması nedeniyle ‘zenginliği ispatla’ denilse bunu yapamayacaklarını kaydeden Aydemir, milli gelir hesaplamalarının anketle değil idari kayıtla yapılması gerektiğini vurguladı.Türkiye’nin ‘ispatlanamayan’ zenginliğini, İngiltere ile karşılaştıran Aydemir şöyle devam etti: “İngiltere’deki arabaların lükslüğü ile bizdekileri karşılaştırın, şaşırırsınız. Orada arabalar küçüktür. Bizde İstanbul’daki lüks arabalara, yeni arabalara bir bakın. Para yok da bu nereden geliyor? Yüksekova’da lüks arabaları gördünüz mü, ya lüks evleri. Bizdeki evler arabalar çok büyük. İstanbul’da arabalar, evler çok zengin.”Aydemir Türkiye’yi ABD’yle kıyaslamayı da ihmal etmedi: “ABD’deki en zengin yerleri gördüm. ABD’de öyle lüks evleri filmlerdekileri bırakın, toplumun geniş kesimine bakın. Oradaki evlerin eşyası bizim gecekondulardan bile daha az. Bizde gidin gecekonduya televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi var. ABD’ye gidin bunların hepsi birden olan evi bulamazsınız. Çamaşır makinesi yok, ortak kullanıyorlar. Erzincan’da benim köyümde çamaşır makinesi olmayan ev yok. Oysa ABD’de milli gelir 40-50 bin dolar, bizde 10 bin dolar civarında.”Diken
Filmler Sebebiyle Muhtemelen İnandığınız 15 Bilimsel Mit
İnternetin icadından önce insanlar bilimi filmlerden ve kitaplardan öğrenmekteydi. Filmlerin çekici olmak adına yarattıkları mitler ise ne yazık ki günümüzde halen bilimsel gerçeklermiş gibi sanılmaktadır. Burada, bu mitlerden bazılarını derleyip çürüteceğiz. Başlamadan önce uyaralım: günümüzde burada bahsettiğimiz bazı mitleri gerçek kılmaya çabalayan çalışmalar yürütülmekte olabilir. Ancak bunlar, filmlerde gözüktüğü kadar gelişmiş vaziyette değiller veya hiç yoklar. Bu sebeple burada yer alıyorlar. Başlayalım:
Türkiye'de Benzin Fiyatı Neden Yeterince Düşmüyor?
Benzin fiyatlarındaki son indirim tüketiciyi sevindirdi. Ancak bu indirim petrol fiyatlarındaki düşüşün yanında küçük kalıyor. Bunda, artan vergi oranları, depolanmış akaryakıt ve dolar kuru etkili.Benzin fiyatlarında son indirim Cuma akşam saatlerinde geldi. Kurşunsuz benzinin litre fiyatında 13 kuruşluk indirim yapıldı. Son aylarda petrol fiyatlarındaki düşüşle beraber akaryakıt fiyatlarında yapılan indirim tüketicinin yüzünü güldürdü. Ancak petrol fiyatlarındaki düşüş oranıyla, bu indirimler arasında büyük fark var. Petroldeki düşüş benzine aynı oranda yansımıyor.Haziran 2014’te Brent petrolün varil fiyatı 115 dolara çıktı. Kasım ayı sonu itibariyle ise varil fiyatı 70 dolar seviyelerine indi. Yani petrol fiyatları yüzde 40'a varan bir oranda düşüş gösterdi. Ancak bu süre zarfında tüketicinin aldığı akaryakıt fiyatındaki düşüş yüzde 15'te kaldı. Bunda yüksek fiyattan depolanmış akaryakıt miktarı, devletin zaten yüksek olan vergi oranlarını arttırması ve dolar kurundaki artış etkili.Devletin vergi oranıPetroldeki indirimin benzine yansımamasındaki önemli bir etken, devletin akaryakıta uyguladığı vergi oranlarını artırması.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın açıklamasına göre, devlet 100 TL’lik akaryakıtın ortalama 60 lirasını vergi olarak alıyor. Bu, 95 oktan benzinde 63 liraya kadar çıkıyor.Oysa Temmuz ayından önce bu rakam 58 Türk Lirası'ydı. Yani dünya piyasalarında petrolün varil fiyatı düştüğü sırada, Türkiye akaryakıt vergi oranını arttırarak gelir kalemlerinden birini sabit tutma yoluna gitti.Maliye Bakanlığı verilerine göre, devlet 2014’ün ilk on ayında akaryakıt ve doğalgaz tüketiminden 37.7 milyar TL Özel Tüketim Vergisi elde etti. Bu, geçen yılın ilk on ayıyla neredeyse aynı.Yani devlet, düşen petrol fiyatlarına rağmen vergi oranını yükselterek bu kalemde gelirini sabit tutmaya çalıştı. Zira akaryakıttan alınan vergi, devletin gelirleri içinde ciddi bir kalem teşkil ediyor.Türk halkı, dünyada akaryakıta en yüksek oranda vergi ödeyen ve en yüksek fiyattan akaryakıt tüketenler arasında.Ham petrol ve akaryakıt depolarıPetrolün ne zaman depolandığı, yakıt fiyatlarını belirleyen etkenlerden biri.TÜPRAŞ’ın İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da bulunan dört rafinerisi toplam 5,57 milyon metreküp ham ve işlenmiş petrol depolama kapasitesine sahip. Bu depoların ne oranda dolu olduğu ya da hangi fiyat üzerinden alınan petrolün depolandığı bilinmiyor. Bunun dışında TÜPRAŞ kadar olmasa da özel sektörün de depolama kapasitesi mevcut.Petrol Sanayi Derneği’nin verilerine göre, Türkiye’de Ocak - Eylül 2014 aralığında 17,74 milyon metreküp akaryakıt satışı gerçekleşti.Bu rakamlara göre Türkiye’nin birkaç aylık ihtiyacını karşılayacak akaryakıt depolama kapasitesi var. Bu da petrolün yüksek fiyattan depolanma ihtimali durumunda fiyat indirimlerinin, şimdi değil sonraki aylarda tüketiciye yansıması anlamına geliyor.Yani Türkiye yüksek fiyattan depolanan yakıtı kullanıyor. Dolayısıyla indirim şimdilik yansımıyor. Ancak bu durum Haziran ayından bu yana petrol fiyatlarının düştüğü ve depo kapasitesinin sadece üç, dört aylık olduğu göz önüne alındığında, akaryakıt fiyatlarının sabit kalmasında tek başına etkili değil.Dolar kurundaki artışPetrolün varil fiyatının düşmeye başladığı Haziran ayından bu yana ABD Doları, Türk Lirası karşısında yükseldi. Haziran 2014’te 1 dolar yaklaşık 2,10 seviyesindeyken Kasım ayı sonunda bu 2,21 seviyesine çıktı.Dolar kurundaki artış, dolarla alınan petroldeki düşüşün tüketiciye yansımamasında çok az da olsa etken.Tüm bu sebeplerle Brent petrol fiyatı, 2010 yılında dolar bazında bugünkü fiyatla aynıyken, 1 litre benzin 3,8 Türk Lirası'ydı. Bugün ise benzinin litre fiyatı yaklaşık 4,5 Türk Lirası.Al Jazeera Turk, Alper Altuntaş
Facebook'un Yeni Güncellemesi Ne Getiriyor?
Facebook'un kullanım şartları yine değişti! Peki ama bu değişim iyi mi; kötü mü?Facebook, bir kez daha kullanım şartlarını güncelleyerek karşımıza çıktı. Muhtemelen Facebook'a girdiğinizde size Facebook tarafından bir bildirim iletildiğini görmüşsünüzdür. Bu ileti Facebook'un yeni kullanım şartlarıyla ilgili. Mutlaka bir gözden geçirmenizde fayda var. Peki, bu güncelleme ne anlama geliyor?Malumunuz Facebook'un kullanım şartlarına yaptığı güncellemeler genelde pek beğenilmiyor, kullanıcılar tarafından hoş karşılanmıyor. Fakat bu güncelleme 'iyi gibi'. Zira yeni güncellemeyle birlikte kullanıcılar kendi profilleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olabilecekler. Öncelikle gizlilik ayarı kontrolünü oldukça basite indirgeyen Facebook, üç basit adımda genel gizlilik ayarınızı yapılandırabilmenize olanak tanıyor.Güncellemenin diğer getirdiği özellik ise reklamlarla ilgili. Twitter'ın da yakın zamanda başlattığı bu yeni uygulama sayesinde kullanıcılara ilgilendikleri türden reklam içerikleri gösterilecek. Bunu Facebook'u iOS ve Android platformlarında kullananların cep telefonlarında yer alan uygulamalara göz atmasıyla gerçekleştirecek olan Facebook, topladığı bilgiye dayalı olarak ilgili reklamları gösterecek. Böylece hem kullanıcılar alakasız reklamlarla karşılaştığı için sıkılmayacak, hem reklam hedef kitleye gösterildiği için başarı oranı artacak. Öte yandan elbette kullanıcılar yine de görmek istemedikleri türden bir reklamla karşılaşırlarsa, bunu görmek istemediklerini belirtebilecekler. Bunu bir kez yaptıklarında Facebook bunu kullanıcının kullandığı tüm platformlara uygulayacak.CHIP
Assassin’s Creed: Unity’den Performans Yaması
Ubisoft Montreal ‘in heyecanla beklediğimiz Assassin’s Creed : Unity ‘ye kavuştuk kavuşmasına ama çıkan sorunlar bir türlü oyunu şöyle güzelce oynamamıza fırsat bırakmadı. 10 farklı stüdyoda geliştirilen Assassin’s Creed : Unity ‘nin FPS sorunları ise sonunda çözülecek gibi gözüküyor.AC: Unity henüz piyasa çıkmadan önce bile öngörülen sistem gereksinimleri oldukça tepki çekmişti. Diğer yeni oyunların yanında hayli yüksek kalan sistem gereksinimlerinin yanı sıra bir çok oyuncu AC: Unity ‘nin hikayesini de tatmin edici bulmamıştı.Assassin’s Creed serisinin yedinci oyunu olan Unity ‘nin tüm bu problemlerini aşmaya yönelik Ubisoft bu gün yeni bir yama yayımladı. Şu an için sadece son model konsollara gelen bu güncelleme ani FPS düşüşleri, cp-op modunda yaşanan çöküşler, karakterlerde oluşan buglar ve multiplayer’da karşılaştığımız eşleştirme problemlerinde genel olarak çözümlenme sağlandı.Ubisoft bu güncellemenin yakın zamanda PC içinde geleceğini belirtti. Aynı zamanda firma oyunculardan yaşanan problemlerden dolayı özür diledi. Bunlara ekstra olarak performans için bir güncelleme daha geleceği haber ile bizleri sevindirdi.