Dünyanın en büyük sosyal ağlarından birisi olan Facebook bu büyüklüğün getirdiği problemlerle savaşmak durumunda kalıyor. Şirketin gizlilik ihlali davalarıyla oldukça başı ağrımış iken bir de kullanıcıların günden güne değişen kötüye kullanım senaryoları hem şirketi hem de diğer kullanıcıları zor duruma sokuyor.Geçtiğimiz günlerde yayınlanan yeni bir Chrome eklentisi ise Facebook kullanıcılarının gizlediği fotoğraflarını görmeye yarıyor. PictureBook isimli bu eklentinin geliştiricisi aynı zamanda Google Play'de yer alan Javelin Browser'in de geliştirilmesinde çalışan Steven Goh adındaki bir programcı. Uygulama ile gizlenen fotoğraflarını görmek istediğiniz kişi ile arkadaş olmanıza dahi gerek yok.Geliştirici uygulamanın Facebook gizlilik ayarlarında bulunan bir kör noktadan yararlandığını söylüyor. Uygulamanın Facebook arama kısmında her kullanıcıya verilen özel numarayı kullanarak kişinin diğer fotoğraflarına erişebiliyor. Facebook ise eklentiyi araştırdığını söylemesinin ardından kısa bir açıklama yaptı. Uygulamanın ekstra bir getirisi olmadığı söyledi. Kullanıcıların fotoğrafı yükleyen kişinin gizlilik ayarlarına göre benzer sonuçlara zaten ulaşabildiği açıklandı.Donanım Haber
Kadınların tamamen değişerek günümüze geldiğini düşünüyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz demektir. Her ne kadar ''Siz erkekler hep aynısınız!'' deseler de, kadınların eline su dökemeyeceğimizi 12 tarihi fotoğrafla ispatlayacağız.
Her yılbaşı akşamı olduğu gibi bu yılbaşı akşamı da TV ekranlarında yaşanacak olan eğlencelerle daha da katlanıyor. Peki bizi 2015 yılına girerken neler bekliyor? İşte yılbaşı akşamı özel TV Programları...
Bu avatar, James Cameron'un Avatar'ı değil, bildiğimiz son hava bükücü Avatar. Bildiğiniz gibi şu an son Avatar, Korra bir su bükücü. Onun ebediyete intikal etmesinin ardından gelecek Avatar'ın Türk olması durumunda nelerle karşılaşabiliriz diye düşündük.
Yeni yılın ilk hediyesi Intel’den geldi. Intel, soysal medya üzerinden başlattığı “ Yeni Yıla Yeni Bilgisayar ” kampanyasıyla kullanıcıları, sorun çıkaran eski bilgisayarlarını yenilemeye davet ediyor.Intel, 2015’e sayılı günler kala eski bilgisayarların kullanıcılara yarattığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla Hepsiburada.com işbirliği ile yeni bir kampanya başlattı. Sosyal medya üzerinden “Eski bilgisayar kullanmak kötü, yeni yıla eski bilgisayar ile girmek ise çok daha kötü” sloganıyşa başlatılan kampanya ile 2014 yılında kullanıcıların bilgisayarlarında en çok hangi sorunlarla karşılaştıkları belirlenecek ve en yaratıcı 3 tweet ödüllendirilecek .Kampanyaya katılmak için yeniyilayenibilgisayar.com sitesi üzerinden Twitter ile giriş yapan kullanıcılar, bilgisayarlarıyla ilgili ısınma, hız, pil ömrü ve ağırlık olarak dört ana başlık olarak belirlenen konulardan en çok hangisinden şikayet ettiklerini seçecekler. Seçtikleri başlıkla bağlantılı olarak ısınma için #sankitostmakinesi , hız için #kamplumbağadanhallice , pil ömrü için #bielektrikyok ve ağırlık için #kütükgibiadeta hashtagleri ile tweet atacaklar. Atılan tweetler arasından seçilen en yaratıcı 3 tweet ise Asus marka bilgisayarın sahibi olacak.tarihinde sona erecek kampanyada Intel ve Hepsiburada.com ortak jürisi tarafından seçilecek kazananlar, 13 Ocak 2015’te hem Intel Türkiye hem de Hepsiburada.com resmi Twitter hesapları üzerinden duyurulacak.LOG
Hayatta yeteri kadar nedeniniz varsa, her şeyin yapabileceğini belirten ünlü girişimci ve yazar Jim Rohn, mutlu olmak ile ilgili bugüne kadar yaratılmış teorilerin en iddialısını söylemiştir: 'En çok vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalaması bir hayata sahipsin' Ortalamalar kanunu (The Law of Averages) temelli bu iddiaya göre, davranış ve düşünce yapımızı şekillendiren en önemli etken (her ne kadar biz aksini iddia etsek de) yakın çevrenizdeki insanların görüş ve fikirleridir. Bu fikirler bizde tabiri caizse 'zihin virüsü' denebilecek ve bilinçaltımıza bulaşan düşünce katmanları yaratmakta, bu doğrultuda temel inançlarımıza hakim olmaktadır. Dolayısıyla etrafımızdaki insanların söylediği ve yaptığı şeyler bir süre sonra bize normal gelmeye başlamakta, adeta bilinçaltımıza işlemektedir. Biz farklı davranmak, kendimizi değiştirmek istediğimizde de bu durum bizi zorlamaktadır çünkü uzmanların da belirttiği gibi bilinçüstünüzle bilinçaltınız çatışmaya girdiğinde büyük çoğunlukla bilinçaltı kazanır.Peki bunun zengin olmak ya da mutlu olmakla ne ilgisi var diyeceksiniz? Neyin doğru neyin yanlış ya da neyin iyi neyin kötü olduğuna karar verirken istemeden de olsa etkilendiğimiz yakınlarımız ve onların yaşadığı hayatlar bize sanki pergelin sivri ucuymuş gibi geliyor. İşte bu sivri uçların ortalaması ya da kesiştiği yer de bizim hayatımız oluyor. Örneğin çok zengin insanlar için yaptığımız 'kesin başka bir işler çeviriyor / zengin olman için ruhunu satman gerekir / para kötüdür' yorumları bizi içten içe aslında başarısız olmaya güdülüyor. Üstelik kendimiz zengin ya da istediğimiz kadar güzel olamadığımızda da çevremizi bize benzeyen insanlarla donatmamıza sebep oluyor ki kötü hissetmeyelim, bu kişiler de zaten olduğumuz gibi kalmamızı isteyen insanlar oluyor ve bizi bir kısır döngüye sokuyor.Teori çok geniş, ancak eğer bugün kendiniz için farklı bir şey yapmak ve hayatınızı kökten değiştirmek istiyorsanız aşağıdaki soruları kendinize sorun. Jim Rohn'un bu teorisi sonrasında eski arkadaşlarıyla görüşmeyi kesen, boşanan ya da işinden ayrılan insanlar olduğu söylenmektedir.
Mars Yörünge Kaşifi (MRO), Kızıl Gezegen'in yüzeyinde bugüne kadar görülen en tuhaf oluşumları görüntüledi. Soğukların etkisiyle görülen şekiller, Mars'ın mevsim değişimleri hakkında yeni bilgiler sunacak.MRO uzay aracı, HiRISE donanımı ile Mars'ın güney kutbunda oldukça değişik buzul yapılar görüntüledi. HiRISE ekibinde yer alan bilim insanları, yapıları 'örümcek benzeri' anlamına gelen 'araneiform' olarak adlandırdı.Örümcek, tırtıl hatta yıldız yağmuru olarak da ifade edilen şekillder, Mars kışında ortaya çıkan aşırı soğuklarda karbondioksitin donmasıyla ortaya çıkıyor. Yaz geldiğinde, karbondioksit çözülerek yeniden atmosfere karışıyor. Erime esnasında karbondioksit sıvı hale geçmeden doğrudan buharlaşıyor. Mars'a özgü bu durum, sadece Kızıl Gezegen'de görülen erozyon türleri ortaya çıkarıyor.HiRISE ekbinde yer alan Candice Hansen, 'bu nadir örnek kırmızı çamur yerine erozyonla oluşan kanalların parlak beyaz buz ile dolmasını sağlıyor. Yaz geldiğinde buz buharlaşıyor ve geriye hayalet örümcekleri andıran yapılar kalıyor' ifadesini kullandı.Dünya'da hava Mars'taki kadar soğumadığı için karbondioksitin donmasıyla ortaya çıkan buzlanmalar da görülmüyor. Sadece Mars'ta tespit edilen karbondioksit 'buzlanması' gezegendeki mevsim değişimleri ve erozyonlar hakkında da bilgi sunuyor.Discovery News ve Al Jazeera
Steve Rogers, Nick Fury ve gizli SHIELD örgütü ile işbirliğini koruyarak modern dünyaya ayak uydurmaya çalışıyor. Öykü bu sefer sosyalist dönem Rusya'sına uzanıyor. SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir adam aslında tam bir ölüm makinasıdır. Rusya tarafından donmuş bir gölde bulunur ve önüne çıkan her şeyi yerle bir etmeye kararlıdır. Kaptan Amerika yanına Falcon'u ve Black Widow'u da alarak güç birliği yapar ve soğuk diyarlardan gelen bu düşmana karşı büyük bir mücadeleye girer.
Türkiye'nin Antarktika'da kuracağı üs için 300'den fazla akademisyen arasından 16 kişi seçildi. Deniz Kuvvetleri ekibe özel eğitim verdi. Ekip gelecek ay '2. Antarktika Bilim Seferi'ne çıkacak.Türkiye Antarktika Kutup Bilimsel Araştırmalar Merkezi (TAKBAM) Başkanı Mehmet Ali Türkel, Antarktika'ya kurulacak Türk üssü için 2015 yılı Ocak ayında '2. Antartika Bilim Seferi'nin yapılacağını söyledi. Mayıs ayında da ilk kez Türkiye adına 2 akademisyen Antarktika'ya giderek üs için incelemeler yapmıştı.Türkel'in verdiği bilgilere göre, Türkiye genelinde başvuran 300'den fazla akademisyen Antarktika görevi için başvurdu. Başvurular arasından 16 kişilik bir ekip belirlendi. Ekip, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurtarma ve Sualtı Komutanlığı'nda Antarktika şartlarında hayatı idame ettirme, ulaşım araçlarını kullanma, intikal, iklim şartlarını değerlendirme gibi konularda eğitim gördü.Ekipte jeoloji, zooloji, botanik, deniz bilimleri, fizik gibi farklı dallarından akademisyenler bulunuyor. Türk akademisyenler Çin, Bulgaristan, Rusya ve Şili'nin üslerinde de araştırma yapacak.Antarktika'daki Türk üssünün koordinatları belirlendiTAKBAM'ın Türkiye'nin Antarktika'da kuracağı üssün koordinatlarının belirlediğini anlatan Türkel şöyle konuştu:'Gidecek olan ekibimiz bu koordinat noktalarının zemin etüt çalışmalarını da yapacaktır. Antarktika'da üs için en önemli konu su kaynağı konusudur. Her ne kadar yeryüzünün tatlı su kaynağının yüzde 67'si Antarktika'da olsa da burası yeryüzünün en kurak bölgesi. Çünkü bir yağış bulunmamaktadır. Üsteki personellerin her türlü ihtiyacı için suyun bulunması gerekmektedir. Bunu kardan, buzdan eriterek sağlamak yerine mevcut olan gölet veya gölün kaynağını kullanmak daha önemlidir. Ülkeler üsleri kurarken en çok buna özen göstermektedir. Biz de tespit ettiğimiz koordinatlarda bu su kaynağını kullanabileceğimiz bölgeleri tespit ettik. İnşallah oradaki etütlerimiz tamamlanınca bunu gerçekleştireceğiz.'Antarktika'da devletler tarafından onaylanmış 29 resmi üs bulunduğunu ifade eden Türkel, üs kuran ülkeleri küçük veya büyük ülkeler gibi sınıflandırma yerine Antarktika'nın önemini anlayan veya anlamayan ülke olarak sınıflandırmanın daha doğru olacağını söyledi.14 milyon kilometrekarelik geniş bir kara parçası olan Antarktika'nın aşağısında göller, dağlar, vadiler bulunduğunu söyleyen Türkel, 'Dolayısıyla her türlü tabii zenginliklere haiz olan bir toprak parçası burası. Ülkeler bilimsel amaçlı çalışmaların haricinde geleceğe yönelik bu tabii kaynakları kullanma amacında olabilirler' dedi.Antarktika Yasası TBMM'ye sevk edildi'Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolüne Katılımımızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı', 18 Aralık 2014 tarihinde Bakanlar Kurulu'nda imzalanarak TBMM'ye gönderildi. Türkel, 'Diğer ülkeler 1994 yılında Antarktika ile ilgili Çevre Koruma Komitesi kurdular. Bu komite bir protokol ortaya koydu ve ülkelerin bunu imzalamasını istedi. Biz, 1959 yılında imzalanan Antartika Antlaşmasını ancak 1995 yılında imzaladık. 1998'de ortaya çıkan Çevre Koruma Protokolünü ise bu sene Meclis'e getiriyoruz' diye konuştu.'Ülkeler bilimsel amaçlı çalışmaların haricinde geleceğe yönelik tabii kaynakları kullanma amacında olabilirler' diyen Türkel, şöyle devam etti:'İmzalayacağımız protokol bu madenlerin, tabii kaynakların kullanılmasını yasaklayan bir anlaşmadır. 1998'den 2048'e kadar, 50 yıllık hazırlanmış protokoldür. Az kaldı bitmesine. Ülkeler bu antlaşmaya uyar uymaz bilemeyiz. Bugün Antarktika'daki tabii zenginlikler ekonomik değer arzetmediği için kullanılmıyor ama yarın hangi ülkenin ne yapacağını bilemeyiz.'Ülkelerin bugüne kadar prestij veya bilimsel amaçlarla Antarktika kıtasına seferler düzenlediğini kaydeden Türkel, bu rekabetin zaman zaman siyasi ve politik hale geldiğini vurguladı. Türkel, şöyle konuştu:'Günümüzde bir bilim rekabeti var. Antarktika'daki çalışmaların en önemlisi bilimsel faaliyetleri kapsar. Mesela haberleşme sistemleri. Antarktika, uzay bilimleri açısından çok önemli bir coğrafi yapıdır. Çünkü gökyüzünü gözleme veya diğer haberleşme sistemleri açısından özellikle yörüngelerde bulunan uydulardan veri elde etme konusuna daha uygundur. Mesela bir A uydusu Türkiye'den günde 4 kez veri elde edebilirken Antarktika kıta coğrafyası üzerinde o yörüngeyi belki 14 kez geçmiştir. Eğer bizim orada bir istasyonumuz, bir üssümüz olursa, o uydumuzdan daha fazla veri elde etme imkanına haiz olacağız demektir. Bu da Antarktika'da üs kurulması için bir gerekçedir.'‘Dünyanın kalan yerleriyle ilgilenmek zorundayız’Bilim heyetinin başkanlığını Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektör Yardımcısı ve Jeofizik Mühendisliği Bölümü Sismoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Şakir Şahin yapacak. Şahin, egemen ülkelerin artık uzayı bile parsellenmeye başladığına dikkat çekerek, 'Büyük ülke iseniz dünyanın kalan yerleriyle ilgilenmek zorundasınız. Uzay meselesinde olduğu gibi Antartika meselesinde de durum aynı' dedi.Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurtarma ve Sualtı Komutanlığında can yeleği kullanımından suya düşmeye, zodyak bottan gemiye binip inmeye kadar bazı eğitimler gördüklerini dile getiren Prof. Dr. Şahin, kurulacak olan üste bilimsel araştırmalar yapmak üzere TAKBAM ile SDÜ'nün protokol imzaladığını belirtti.Şahin, şöyle konuştu:'Dünyada artık uzay bile egemen güçler tarafından tabir yerindeyse parsellenmeye başlandı. Türkiye son anda Antarktika ile ilgili istişare ülkelerinin içine girdi. Yarın egemen ülkeler, karar mercii ülkeler, artık Antarktika ile ilgili bir planlama yapalım derse, biz ancak bir başka ülkenin üssüne çalışma için gidebiliriz. Biz de o trende yer almak istiyoruz.'Antarktika'nın henüz keşfedilmediğini, gelecekte nelerle karşılaşılacağının bilinmediğini ifade eden Şahin, 'Büyük ülke iseniz dünyanın kalan yerleri ile ilgilenmek zorundasınız. Uzay meselesinde olduğu gibi Antartika meselesinde de ilgilenmek zorundasınız. Biz büyük ülkeyiz diyoruz ama büyük ülkeyiz demekle olmuyor, bu tür yerlerde olmakla oluyor. Mecliste çıkacak yasa bir devletin irade beyanı. Bizim uluslararası alanda elimizi güçlendirecek, ikincisi bilimsel araştırmalar için kaynak bulmayı kolaylaştıracak. Bizim artık bir Antarktika politikamız var' ifadesini kullandı.AA
Panasonic ve Visteon ‘ın ortaklaşa geliştirdiği ve cam yüzey üzerinde otomobille ilgili bilgileri gösteren teknoloji, sürücülerin dikkatini dağıtmadan güvenli bir sürüş deneyimi yaşamasını sağlıyor.Söz konusu teknoloji Mercedes , Lexus veya Ford da dahil olmak üzere birçok markanın üst segment otomobillerinde yer alıyor. Ancak bu ekranlar otomobille ilgili sınırlı bilgiler veriyor ve detaylı bilgiler almak için birden fazla ekrana bakmak gerekiyor. Direksiyonun arka tarafına yerleştirilen bir cihaz aracılığıyla kullanılabilen bu yeni teknoloji ise gösterge panelini ve orta konsolu bir araya getirmiş durumda. Böylece yalnızca cama yansıyan ekran üzerinden araçla ilgili tüm bilgilere erişmek mümkün oluyor. İki firmanın CES 2015’te tanıtacağı teknolojiyle ilgili detayların bu fuarda açığa çıkması bekleniyor.LOG
Doktorasını Melbourne Üniversitesinde nöroloji ve müzik eğitimi üzerine yapan Anita Collins, müzik dinlerken ve bir müzik aleti çalarken beynimizde olup bitenleri yaklaşık 5 dakikalık bir videoya sığdırarak anlatmayı başarmış.Sharon Colman Graham tarafından hazırlanan animasyonda, gelişen teknoloji sayesinde daha ayrıntılı olarak incelenebilen insan beyninin müziğe karşı verdiği olağanüstü tepki anlatılıyor. Günlük hayattaki aktiviteler için sadece tek bir bölgesi kullanılan insan beyninin, müzik dinlerken aynı anda birçok bölümü harekete geçiyor.Müzik aleti çalan bir insanın beyni ise tam bir havai fişek gösterisini andırıyor. Videoda özellikle enstrüman çalan birisinin normal hayatta olayları nasıl daha hızlı kavradığı, hafızasının ve yeteneklerinin nasıl çok yönlü olduğu da vurgulanıyor.
Duyup duyabileceğiniz en popüler genç kız o.Instagram ve Facebook hesaplarından 1.4 milyon kişinin takip ettiği 16 yaşındaki Sidneyli Sarah Ellen internet aleminin kraliçesi.Sarah, verdiği bir ropörtajda şöyle söylüyor: 'Çocukken eğlence sektöründe çalışmayı hayal ederdim. Ama insanların benim yaşam tarzımla ilgilendikleri için kendimi eğlence sektöründe bulacağımı hiç düşünmemiştim.''Bu gerçekten çok güzel. Kendimi çok şanslı hissediyorum ve bazen rüya olmadığını anlamak için kendimi çimdikliyorum.'
Kasım 2014'te vizyona giren Yıldızlararası (Interstellar) filmi, izleyeciler tarafından büyük beğeni aldı. Ayrıca filmin gerek içeriği, gerekse görsel yapısı, bilime yaptığı katkılarıyla da ses getirdi. Bu yazıda filmin kurgusuna pek dokunmadan, filmin bilimsel arkaplanına göz atmaya çalışacağız.Filmin bilim danışmanı (ve aynı zamanda yapımcılarından olan) Kip Thorne ünlü bir fizikçi. Filmle aynı tarihte piyasa bir kitap çıkardı: The Science Of Interstellar (Yıldızlararası’nın Bilimi). Alfa Bilim dizisinden basıma hazırlanan bu kitapta filmdeki hemen her bir sahne anlatılmış ve açıklanmış. Yerimiz dar olduğundan kitaptaki önemli yerleri aktaracağımız bu yazıda, mümkün olduğunca filmi anlamamız için gereken fizik alt yapısı verilmeye çalışılacak. Bu yazıdaki görsellerin bir kısmı, ikisi de Alfa Bilim dizisinden çıkmış olan Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi ve John Gribbin’in Çoklu Evrenler kitaplarından diğerleriyse Kip Thorne’un kitabından alınmıştır.Öncelikle Kip Thorne’dan söz edelim biraz. Amerikan Bilimler Akademisi, Ulusal Bilimler Akademisi, Rus Bilimler Akademisi, Amerikan Felsefe Derneği gibi en önde gelen bilim ve felsefe gruplarına üyeliği bulunan Prof. Thorne’un aldığı birçok ödülden birisi de 2009 yılında aldığı Albert Einstein Madalyası'dır. Prof. Thorne kütleçekim ve astrofizik konularında çalışmış ve California Teknoloji Enstitüsünde 2009 yılına kadar Feynman Teorik Fizik Profesörlüğü unvanını taşımıştır. Genel Görelilik Teorisi üzerine yazdığı yüzlerce makale ve kitapla dünyanın önde gelen araştırmacılarından biri olmuştur.Kip Thorne’un danışmanlığında kurgulanan film baştan sona bilimsel kuramlara dayanmakta. Fantezi öğeleri yok filmde. Ancak bu bilimsel kuramların hepsi aynı türden değil. Kip Thorne Yıldızlararası’nın Bilimi kitabında bilimsel kuramları üçe ayırıyor: İlki, kanıtlanmış bilimsel gerçekler (görelilik kuramı, kuantum kuramı vb gibi). İkincisi ise henüz kanıtlanmasa bile kanıtlanacağına kesin gözüyle bakılanlar (örneğin henüz Mars’a insan gönderemediysek de yakın bir zamanda göndereceğimiz kesin). Üçüncü tür bilimsel kuramlarsa, diğer bilimsel kuramlarla çelişmeyen ancak henüz kanıtlanmamış kuramlar (sicim kuramları, 5 veya 11 boyutlu uzayzaman vb gibi). Bu kuramların doğrulanacağına dair bir kanıt yok elimizde. Ancak diğer kuramlarla uyum içinde olduklarından bunlara fantezi veya hayal ürünü olarak bakamayız. Belki ilerde yanlışlanacaklar ve yerlerini başka kuramlara bırakacaklar ama şu anda bunları kullanarak evrene ilişkin bazı olguları açıklamaya çalışmakta bir sakınca yok. Sonuçta bu bir film, eğlenceli ve ufuk açıcı olması gerekiyor.Filmin önemli bir kısmı bu üçüncü türden henüz kanıtlanmamış bilimsel kuramlara dayanıyor. Bunları anlatmadan önce, günümüz fiziğinin temellerini oluşturan kanıtlanmış kuramlara hızlıca bir göz atmamız gerekiyor.
2014 boyunca kısa süre önce durdurulamaz görünen pek çok küresel vizyon pırıltısını kaybetti.Bunlardan biri Soğuk Savaş sonrası Rusya'nın ekonomik anlamda Batı'ya entegre olabileceğiydi. Kırım ve Ukrayna'da yaşananlardan sonra Rusya'ya konan ambargolar bu fikri tarihe gömdü.Bu arada iklim değişikliğini önlemek için küresel düzeyde verilen çabalar ivme kaybetti. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü OPEC'in petrol fiyatlarını istikrara kavuşturma kabiliyeti buharlaşırken, Avrupa'da Euro hala kıtanın ekonomik problemlerinin kaynağı olmakla suçlanıyor.Her durumda büyük Euro vizyonu gerçeğe dönüşmedi ve seçmenlerle siyasetçiler giderek artan oranda ulusal çıkarlarını göz önünde bulundurmaya başladı.İtalya dünyanın en güzel yapılarının bazılarına sahip olabilir ama 2014'deki ekonomik verileri kuşkusuz çirkin. Ülke ekonomisi üst üste üçüncü yıl daraldı. Gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 43.İtalya Başbakanı Matteo Renzi şirketlerin personel alımını ve kovmasını kolaylaştırarak istihdamı canlandırmaya çalıştı, ama bu reformlar öfkeli eylemlerle karşılandı.Geçen Kasım'da düzenlenen büyük bir eyleme katılan bir protestocu BBC'ye 'İstihdam piyasasında yapmak istedikleri değişiklikler korkunç. İşçilerin köleleşmesi anlamına gelir bu. Sendikaları ortadan kaldırmak istiyorlar. Renzi iş dünyasının liderleriyle görüşüyor ama sendikalarla konuşmuyor' demişti.Ama istihdam piyasası kurallarının değişmesi gerektiğini düşünenler de var. Roma'daki LUISS Üniversitesi'nden Prof. Giovanni Orsina, İtalya'da işini kötü yapanların kovulamaması yanlış bir şey. Örneğin ben profesörüm ve kovulamıyorum bence bu ayıp' dedi.Euro Bölgesi'nin sonu mu?2014'ün sonuna gelirken iki nüfuzlu ekonomi uzmanıyla konuştum. Financial Times'ın Baş Ekonomi Yorumcusu Martin Wolf ve ABD'deki Maryland Üniversitesi'nden Uluslararası Ekonomi Uzmanı Peter Morici. Her ikisi de İtalya ve Avrupa'nın süregiden ekonomik sorunların kökenindeki nedenin Euro olduğunu düşünüyor.Peter Morici lafı hiç dolandırmadan 'Artık Euro'dan kurtulma zamanı geldi' diyor.
Yılın son gününde size sevgilinizi elinizde tutmanız için, bir takım yaşanmışlıklardan süzülen tecrübelerimi aktaracağım ki yeni yılda sevgiliniz eski sevgilinize dönüşmesin. Bizim gibi tecrübe sahibi kişiler size yol göstermezse nasıl öğreneceksiniz ki? Mesela eski sevgiliden zekat alınır mı, mesela sevgilinize mobbing yapılıyorsa ne yapmanız gerek gibi şeylere değineceğim. Feyiz almanız dileğiyle çok güzel bir yıl dilerim... Ve mutlu bir ilişki.
Windows Phone 7’nin çıktığı dönemlerde birkaç modelini piyasaya süren ancak Windows Phone 8’in ardından herhangi bir WP cihazı çıkarmayan LG, yeni bir modelle pazara dönmeye hazırlanıyorWindows Phone uygulamaları için reklam ağı hizmeti sunan AdDuplex web sitesinin ortaya çıkardığı verilere göre LGVW820 kod adlı yeni bir LG modeli yolda olabilir. Söylenenlere göre bu yeni model üst düzey özellikler sunmuyor. 854 x 480 piksel çözünürlükte 4,7 inç ekranı ile giriş seviyesi bir cihaz diyebileceğimiz telefonun diğer özellikleriyle ilgili henüz bir bilgi bulunmuyor. Şimdilik yalnızca Kore’de görülen cihazın diğer ülkelerde satışa çıkıp çıkmayacağı ise belli değil. CES 2015 veya MWC 2015 fuarlarından birinde LG’nin Windows Phone 8’li bu yeni telefonunu duyurabileceği iddia ediliyor.LOG
William Shakespeare’in yazdığı Alexandar Popovski’nin yönettiği Bir Yaz Gecesi Rüyası ile İsmail Kadare’nin yazıp, M. Nurullah Tuncer’in yönettiği Ölü Ordunun Generali repertuara eklenen yeni oyunlar olurken Ocak ayı içinde sahnelenecek diğer oyunlar ise;On İki Öfkeli Adam, Terzi, Şark Dişçisi, İsimsiz, Ocak, Para, Türkiye Kayası “Bir Göç Hikâyesi”, Cibali Karakolu, Zengin Mutfağı, Kerbela, Lillian, İstanbul Efendisi,Komşum Hitler, Sırça Hayvan Koleksiyonu, Vakti Geldi, “İlk Oyun”: Çürük Temel, Shakespeare, Hıdrellez, Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli, Ölü Adamın Cep Telefonu ve çocuk oyunları; Pırtlatan Bal, Karagöz Balıkçı, Kedi ile Palyaço, Üç Kardeş ve Muhteşem Kurt, Balon, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Harikalar Mutfağı, Boya Benek, Damlaların Dansı, Piti…
Sosyal medyanın ünlü siması Hakan Hepcan'la Twitter fenomenlerinden Sabri Reyiz arasında yaşanan bir kavga bugünün en çok konuşulan konularından biri oldu. Hakan Hepcan'ın bir tweetine imalı bir yanıt veren Sabri Reyiz gerginliğin fitilini ateşledi ve olanlar oldu.İşte adım adım Hakan Hepcan Sabri Reyiz kavgası!
'Kutsal bilgi kaynağı' Ekşi Sözlük gece 00:23 sularında, Türk hacker 'Ebu Duhan' tarafından hacklendi siteye erişim şuanda yok. Açılış sayfasında 'EY SAPKINLAR TOPLULUGU! HOSGORU NEDIR ?!' şeklinde kısa bir metin yer almakta. Ekşi Sözlük yöneticileri tarafından ise henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.http://m.eksisozluk.comhttp://www.zone-h.org/mirror/id/23478524