Uzun zamandır geleceği söylenen iPad Pro nihayet Apple etkinliğinde duyuruldu. Dev ekranıyla başarılı görseller sunan ve performans konusunda masaüstü bilgisayarlarla yarışan iPad’in bu zamana kadar iPad’in yaşadığı en büyük değişim olduğu belirtiliyor.
Uluslararası Para Fonu'nda görevli bir müfettiş, bir sabaha karşı kendi hesabına yüklü miktarlarda para aktararak kayıplara karışır. Tüm dünya bu haberi konuşur fakat uzun bir süre kimse onun izine hala rastlayamaz.Yapılan aramalar sonuç vermeyince devreye Interpol girer ve tüm dünyada aranmaya başlar. Interpol, adamın geçmişini didik didik inceler; kimlerle tanıştığı, hangi ülkeleri seyahat ettiği araştırılır, evi köşe bucak aranır. Ailesi, akrabaları ve komşuları sorguya çekilir.Derken adamın geçmişine ait bazı bilgilere ulaşılır. Interpol, adamın eskiden bir yazar olduğunu bulur ve çok sayıda gezi yazısı yazdığını, birçok yeri seyahat ettiğini öğrenir. Yapılan detaylı araştırmalar sonucu adamın eski bir kütüphanesi bulunur ve bir ajandası ele geçirilir. Ajandadaki bir ifadesinde muhtemelen yaptığı seyahatlerdeki gözlemleriyle ilgili şöyle bir cümle göze çarpar:‘‘Yine paltosuz gelmiş, bir de peruk takmış. Gelirken yanında bilgisayarını da getirmiş. Pis ve dağılmış durumda. Safran sarısı bir yüzü var. Kafasının içinde kim bilir ne tilkiler dolaşıyor. Vaktinde üç roman yazan adam bu mu? Zaman dünkü başarılı adamdan geriye kişiliksiz bir virane bırakmış. Şimdi bir sanal manyak, tam bir manyak. Saçma sapan amaçlar peşinde koşuyor. Ben insanları severim ama insanlar ayağını yorganına göre uzatmalı. Davul bile dengi dengine çalar. Kim bilir kaç adam böyle sudan sebeplerle ziyan oldu.” Buldukları bu nottan sonra Interpol, bu notun aslında farklı anlamlara geldiğini, ifade etmek istenen şeyin gizli bir şifre olabileceğini düşündü ve aramalarını daha da sıklaştırdı.Ve 5 yıllık bir sürenin ardından bu müfettiş yakalandı.Peki hangi ülkede?
Bu fotoğraf geçen günlerde New York Times gazetesinde yayınlandı. Fotoğrafın çekildiği yıl 1990. Bir tenis kortu. Normal bir tenis kortu değil elbette. Fark etmişsinizdir duvardaki mermi izlerini.
Lucas Samaras'ın çığır açan eseri ''Oda No.2'' 1966 yılında inşaa edildi. Eserin orijinal adının Oda No.2 olmasına rağmen çoğu kişi onu Aynalı Oda olarak biliyor. Eser o yıllar için çok büyük bir yenilikti ve bu tarz sanat eserlerinin ilklerinden birisiydi.Eserin orijinali Albright-Knox sanat galerisinde bulunuyor. Aynanın boyutu ise 243.8 x 243.8 x 304.8 santimetre. Eser, Yayoi Kusama adlı başka bir sanatçının 2013 yapımı Sonsuz Ayna Odası'nı hatırlatıyor.1936 doğumlu Lucas Samaras Yunanistan ve Makedonya sınırlarının kesişiminde bulunan Kesriye adlı şehirde dünyaya gelmiş. Samaras'ın 100'den fazla kişisel sergisinin yanı sıra 7 tane büyük retrospektif çalışması bulunuyor.Sanatçının 720 resmini ve Aynalı Oda'sını Ağustos ayından itibaren New York'ta bulunan The Pace Galerisi'nde görmek mümkün.
Devasa bir alana yapılan Holiday World & Splashin Safari, ziyaretçilerine inanılmaz eğlenceli anlar vadediyor. Grup halinde yapılabilen aktiviteler burada inanılmaz dakikalar geçirmek ve unutulmaz anlar yaşamak mümkün.
Özel televizyonların çoğalmaya başladığı doksanların ikinci yarısında ekranları esir alan, Dünya Hafıza Şampiyonu Melik Duyar'ın İngilizce kelimeleri kolayca öğrettiği eğitim setini pazarladığı programımsı reklam nedeniyle bazı İngilizce kelimeler bir neslin beynine kazınmıştı. İşte bilenlere nostalji yaşatacak bilmeyenlere yeni kelimeler öğretecek programdan kesitler:
Mevlana, günümüzde insanların muhtaç olduğu sevgi, birlik ve barışı eserlerinde en güzel şekilde dile getirmiştir. Yaratandan ötürü yaratılmışı seven ve hoş gören bu yüce kişiliğin fikirlerinin sevgi, barış ve kardeşliğe hasret olan dünyamızda yayılmasına ihtiyaç vardır.
Sanatçı Su Blackwell, sevdiği romanlarını tuval gibi kullanıyor ve gerçekten büyüleyici kitap heykelcikleri oluşturuyor. Blackwell oldukça çarpıcı olan son sergisinde, bir kişinin oturduğu yerin nasıl yaratıcı bir mekana dönüşebileceği fikrinden esinlenmiş. ''Deniz fenerleri, ahşap kulübeler, ağaç evler ve diğer evler gibi konutları kapsayan çalışmalar, sadece aydınlatıldıklarında oturulabilecek bir yere dönüşüyor. Ancak benim yarattığım sahneler sade ve ıssız.'' diyen sanatçı ekliyor: ''Sudan; göllerden ve denizlerden ilham aldım. Oluşturduğum yerler, görenlerde buralara yolculuk yapma hissi uyandıracak.''Bu edebi serileri oyarken, Blackwell ilham kaynağı olarak gerçek kitapları kullanmış: ''Her zaman önce kitabı okurum, bir ya da iki defa, ondan sonra çalışmama başlar, keser ve detaylar eklerim. Ayrıntılar, her şeyi bir araya getiren sihirli bir parça gibi. Bu gerçekten uzun ve yorucu bir süreç.'' Bu zaman alıcı yöntem, Blackwell'in eserlerine ise gerçekten büyük bir miktarda derinlik katıyor. Sanatçı sadece görsel heykeller oluşturuyor gibi görünebilir; fakat aslında hikayelerle bezenmiş minyatür bir evren yaratıyor. Bunu yaparken de insanda çocuksu bir merak duygusu uyandırıyor.
İsterseniz bize 'köprü manyağı' diyin ama bu eşsiz yapıları kim sevmez? Tabii ki de tüm köprüler aynı güzellikte değil. Uzun olanlar, kısa olanlar, demir olanlar, tahta olanlar... Bu liste uzar gider. Ama hangi tür köprü severseniz sevin, işte mutlaka canlı olarak görmeniz gereken dünyanın dört bir yanından harika köprüler!
Google’ın GoPro ile birlikte geliştirdiği Odyssey düzeneği 15.000 dolarlık fiyatı ile dudak uçuklatıyor. 16 adet GoPro’nun 360 derece video çekmeye olanak sağlayacak şekilde dizilebildiği düzenek ile çekilen videolar ise belki de bu paraya değecek cinsten. Aşağıdaki videoyu izlerken fareniz ile ekranı hareket ettirerek 360 derece görüntüyü izleyebilirsiniz.
Google’ın Express dağıtım hizmeti bir süredir özellikle kuru yiyecek alanındaki siparişleri kullanıcılara ulaştırıyordu, ancak şimdi bir adım öteye geçecek