Süleyman Soylu Haberleri

Süleyman Soylu ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Süleyman Soylu ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Erdoğan'ı Dolandırıcı Sandı ve Telefonu Suratına Kapattı
Dargın baba-kızı barıştırmak isteyen Erdoğan, baba Mahmut Tahiroğlu'nu aradı. Kendini tanıtan Erdoğan'a 'Dalga geçmeyin' diye yanıt veren baba, arkadaşlarının 'Kontör dolandırıcısıdır' uyarısı ile telefonu Başbakan'ın yüzüne kapadı.  Akşam gazetesinin haberine göre, dargın baba ile kızı barıştırmak için Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan devreye girdi. Olay şöyle gerçekleşti: Özbek asıllı Mahmut Tahiroğlu, Zeytinburnu İmam Hatip Lisesi’nde okuyan Erkan Özcan ile kızı Fevziye'nin okul biter bitmez evlenmelerine karşı çıktı. Kızının Özbek geleneklerine göre evlenmesini isteyen baba, düğüne bile gitmedi. Babasıyla barışmak isteyen Fevziye, AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu ile iletişime geçti. Soylu vasıtasıyla Erdoğan'a iletilen olay sonrası Erdoğan da harekete geçerek dargın babanın iletişim bilgilerini aldı. 'Dolandırıcıdır' diyerek telefonu kapattı Habere göre Erdoğan günler sonra dargın babayı aradı. 'Ben Başbakan Recep Tayyip Erdoğan' diyen sese 'Dalga geçmeyin' diye yanıt veren baba, arkadaşlarının 'Kontör dolandırıcısıdır' tepkisiyle telefonu Başbakan'ın yüzüne kapadı.  Tahiroğlu'nu inandıramayan Erdoğan, Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın'ı arayıp durumu anlattı.Tahiroğlu’nun evine giden Başkan Aydın, 'Artık bu küskünlüğe bir son verin' dedi. Aydın, Tahiroğlu’nun torununun fotoğraflarını çıkarıp 'Bak bu güzel çocuk senin torunun. Dedesini tanımak, elini öpmek istiyor' deyince Tahiroğlu da yelkenleri suya indirdi. Baba, kızı ile barıştı. Belediye Başkanı Aydın, telefonla bu durumu Erdoğan'a bildirdi. Erdoğan telefonda, 'Barışmanın gerçekleşmesi beni çok mutlu etti' dedi.CNN Türk
'Dönekler Kraldan Çok Kralcıdır'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CNN Türk'te Ne Oluyor programına konuk oldu. Şirin Payzın'ın hazırlayıp sunduğu programda kadın gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu çok önemli açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP'nin kadına bakışından, TRT'nin tutumuna ve Süleyman Soylu'nun sözlerine kadar açıklamalar yaptı. İşadamlarının bağış yapmaya korktuklarını iddia eden Kılıçdaroğlu, 'İnsanlar bize geliyor ve baskı gördüklerini söylüyor' dedi. Türkiye'nin ahlak sorunu olduğunu da belirten Kemal Kılıçdaroğlu, herkesin bu konuda üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade etti. Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının satır başları... Amberin Zaman CHP’nin kadın aday çıkarabileceğini defalarca dillendirmiştiniz ama en son seçimlerde kadın aday sayısı yüzde 4’hlerde kaldı. Neden CHP kadın aday çıkarmadı? CHP kadın adaylar için üzerine düşeni yapıyor mu? Kemal Kılıçdaroğlu Yüzde 33 kadın kotası getirdik. Bu alanda görevimizi yaptık. Onun dışında cumhurbaşkanlığı için bir kadın aday olabileceğini defalarca söyledim ancak süreç içerisinde mümkün olmadı ancak bir kadın aday beni memnun ederdi. Önümüzdeki seçimlerde daha fazla kadın aday olacağını göreceksiniz. CHP tarihinde ilk kez bu kadar fazla sayıda kadın milletvekili var ancak sayının daha fazla olmasını ben de isterim. Kadın adayların hak aramak konusunda daha dirençli olması lazım. Erkeklerin siyasete ilgisi çok daha fazla. Kadınlar biraz daha geri planda. Parti üyelerine baktığınız zaman kadın sayısı çok daha düşük. Geçen ay Ankara’da bir toplantı yaptık. Tüm kadın kolları üyelerini çağırdık ve 2015 seçimlerini kadın ağırlıklı götüreceğimizi belirttik. O nedenle kadınlarımızın seçimler öncesinde evlere girme konusunda eğitimleri sağlandı. Bunla ilgili küçük bir film de yaptık. Bu 2015 seçimleri açısından başvuracağımız ilk yöntemlerden biri olacak. İşadamları bağış yapmaktan korkuyor Bir diktatörün baskısı altında seçimlere gidiyoruz. Her türlü baskı yapılıyor. İş dühnyası, medya gazeteciler üzerinde baskı var. İş adamları bu nedenle desteğini göstermekten çekiniyor. Her şeyi mükemmel yaptık diye bir şey söylemek doğru olmaz ama yaptığımız hatalar bilerek yapılmadı. Her yere gidiyoruz, herkese ulaşmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin her yanında Ekmel bey şu anda tanınıyor. Zaten entelektüel çevre tanıyordu, geniş halk kitleleri yeterince tanımıyordu. Bu da bu süreç içinde gerçekleşti. Ahlak sorunu “Türkiye’nin bir ahlak reformuna ihtiyacı var. ‘Çalıyor ama iş yapıyor.’ Bu kültür bizim kültürümüz değil. Biz bu noktaya nasıl geldik. Kim olursa olsun eğer ahlak reformunu bu ülke gerçekleştiremezse bu ülkenin geleceği karanlıktır. Etik değerlere önem vereceğiz, kararlılıkla üzerine yürüyeceğiz. Bir ilahiyatçı çıkıp hırsızlık için fetva verebiliyorsa birilerinin de çıkıp ona, ‘Senin Müslümanlık’la alakan yok, kusura bakma sen ahlaksızın tekisin’ demesi lazım.” 'Sandık güvenliğinden endişeliyim' Sandık güvenliğinden endişeliyim. Endişe sadece bana ait değil ki AGİT de gözlemci gönderiyor. Gençlerin sandığa sahip çıkma konusunda daha aktif olmaları siyasetin geleceği açısından da oldukça önemli. AGİT kendi düşüncelerini aktarmadı. Bunun ana muhalefet partisine aktarılmasının etik olmadğğını açıkladı. Bizim düşünce ve görüşlerimizi almak için gelmişlerdi. Biz seçimlerin eşit koşullarda olmadığını kendilerine aktardık. TRT iktidarın borazanı TRT denen kurumun tarafsız olması gerekiyor. TRT bağımsız bir kanal eğil ki iktidarın borazanı. TRT özel bir kanal olsa bir şey diyemeyiz ama devlet kanalı benden aldığı vergiyle benim aleyhime çalışıyor. Efendim bizim dediklerimiz haber değilmiş de Erdoğan'ın dedikleri habermiş. TRT Genel müdürü'nün normalde 1 dakika bile görevde tutulmaması lazım. Bu konuda harekete geçmesi gereken iktidar ve savcı. Ama hangi savcı? Erdoğan konuşuyor, ertesi gün savcılar harekete geçiyor. Bu 1940'ların Almanya'sının görüntüsüdür. İhsanoğlu'nun adaylığı bir uzlaşmayla oldu. Uzlaşma demokrasilerde bir gerekliliktir. Cumhuriyetin değerlerine bağlı bir aday olması lazımdı Ekmel Beyin bu konuda kaygı uyandıracak hiçbir şeyi yok. Halkla uzlaşması lazımdı, Ekmel Beyin bu konuda hiçbir sorunu yok. Ekmel bey şu örnğe veriyor: Türkiye seküler sistemden uzaklaşırsa Suriye'dekine benzer bir görüntüyle karşılayabilir Orta Doğu'da Türkiye'nin müthiş bir prestij kaybı var. Türkiye'de devlet geleneği kalmadı. 'O cümle bana ait değil' Kılıçdaroğlu, bugün kullandığı 'Milletin anasını belleyenler' cümlesi ile ilgili soruya, 'O cümle bana ait değil. Onu bir müteahhit kullandı. Arından da Başbakan ile birlikte poz verdi. Ben o cümleyi yumuşattım. Söylediğim belki benim üslubum değildi ama dediğim gibi o cümle bana ait değil' dedi. Kemal Kılıçdaroğlu bugün yaptığı açıklamada, 'Erdoğan bu desteği niye istiyor acaba. Dünya kadar parası var, sıfırlayamadığı dolarları var, avroları var, Türk Liraları var. Milletin anasını belleyen iş adamları var. Onlarla beraber yola çıkmadı mı? Çıktı. Yazmış oraya, 'milletin adayı'. Bir şeyi atlamışlar her halde afişe sığmadığı için, 'milletin anasını belleyenlerin adayı' demek lazım Recep Tayyip Erdoğan için. Doğru mudur? Doğrudur. Gerçek midir? Gerçektir. Milletle ne ilgilisi var bunun? Haram lokma yiyeceksin, rüşvet alacaksın, adın bütün dünyada hırsıza çıkacak ve diyeceksin ki 'ben milletin adayıyım'. Kimse kusura bakmasın, bu millet hırsız değil. Hırsız olanlar başkaları, kendilerini baksın aynaya, hırsız görecektir orada' demişti. 'Dönekler kraldan çok kralcıdır' AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu'nun 'MHP'yi CHP'ye metres yaptı Devlet Bahçeli' şeklindeki sözlerini de değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, 'Döneklerin farklı bir özelliği vardır. Kraldan çok kralcı olurlar. MHP Türkiye'nin köklü partilerinden biridir. Bu beyefendi siyasete ne zaman girdi? Ve nereden geldi? Üslup ise bu üslup rahatsız edicidir' dedi.CNN Türk
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Cumhurbaşkanlığı seçim zaferi, Türkiye’nin “Tayyip Erdoğan mühürlü” yeni bir döneme adım atmış olduğunun “tescili” oldu. Ülke, zaten, uzun bir süredir, “Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’si” ne dönüşmüş vaziyette idi. Ama, cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları ile, bu durum “tescil” edildiği gibi, önümüzdeki en az beş yıl böyle olacağı da “teyit” edildi. Çünkü, daha önce defalarca altı çizilmiş olduğu gibi, cumhurbaşkanı seçimini bu kez “özel” kılan iki “unsur” söz konusu idi: 1) Cumhurbaşkanı’nın cumhuriyet tarihinde ilk kez halk tarafından seçilecek olması; 2) Cumhurbaşkanlığı seçimine giren adaylardan birinin, iktidarın neredeyse tümünü kendi ellerinde toplamak isteyen, başbakanlıkta 11 yılını ardında bırakmış olan Tayyip Erdoğan olması.
'Kesin Bilgi: Başbakan Davutoğlu'
Vatan yazarı Hüseyin Yayman, Erdoğan'ın yerine başbakan olacak ismin Ahmet Davutoğlu olduğunu yazdı. Yayman, Davutoğlu'nun Erdoğan'ın gönlünden geçen isim olduğu vurgusunu yaptı. İşte Yayman'ın yazısındaki o bölümler: 'AK Partide Genel Başkan ve Başbakanın kim olacağı netleşti. Tayyip Erdoğan ve parti sözcülerinin dile getirdiği prensipler irdelendiğinde o ismin Ahmet Davutoğlu olduğu anlaşılıyor. Bunun da ötesinde Erdoğan’ın gönlündeki isim Ahmet Davutoğlu. MKYK toplantısında Erdoğan, ‘Başbakan ve genel başkan kim olmalı’ sorusunu sordu. Abdullah Gül, Binali Yıldırım, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu isimlerinin öne çıktığı listede Ahmet Davutoğlu birinci çıkıyor. Milletvekilleriyle yapılan toplantılar yanında ayrıca genişletilmiş il başkanları toplantısı devam ediyor. Bu toplantıya il başkanlarının yanı sıra, belediye ve büyükşehir başkanları katılıyor. Burada da Ahmet Davutoğlu adının öne çıktığı iddia ediliyor. Erdoğan onu işaret ediyor Bugün partinin 13’üncü kuruluş resepsiyonu yapılacak. Cuma günü ise Genel Merkez Kadın ve Gençlik Kolları toplantısı var. Erdoğan bu toplantılarda temayül yoklaması yaparak teşkilatları karara ortak yapmak suretiyle ilerleyen zamanlarda çıkacak problemleri önlemeye çalışıyor. Cumhuriyet
Erdoğan: 'Davutoğlu Bir Emanetçi Değildir'
Ankara Arena'da AK Parti kongresinde partililere seslenen Erdoğan 'Sayın Davutoğlu bir emanetçi değildir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum' dedi. 12'nci Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Erdoğan, kürsüde Ak Parti'nin Genel Başkanı olarak son konuşmasını yaptı. Veda konuşmasında ''13 yıldır gururla taşıdığım genel başkanlık vazifesini artık sizlere teslim ediyorum'' diyen Erdoğan, ''2001’de başlayan genel başkanlık vazifem 13 yıl 13 gün sonra bugün nihayete eriyor. Yeni başbakan emanetçi değildir'' ifadelerini kullandı. 'Davutoğlu EMANETÇİ DEĞİLDİR' Koltuğunu teslim edeceği Ahmet Davutoğlu'nun 'emanetçi başbakan' olduğu yorumlarına değinen Erdoğan 'Şunu ifade ediyorum. Bir çok gazeteler yazıyor çiziyor. Bu bizim değerlerimizde kültürümüzde yok. Sayın Davutoğlu bir emanetçi değildir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Ak Parti bir tek adam partisi olmadı ve olmayacak. Kurulduğu günden itibaren, Ak Parti istişareyle ortak akılla kararlar alan bir parti oldu' dedi. ATATÜRK VURGUSU Konuşmasında hareket içindeki isimlerin önemi olmadığını belirten Erdoğan 'Bu harekette Gazi Mustafa Kemal in ufku vizyonu vardır. Menderes’in millet uğruna verilmiş canı vardır. Bu harekette şüpheniz olmasın Necmettin Erbakan’ın da alın teri vardır. Eski başbakanlarımızdan, cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın da emeği vardır. Bu hareket Ahmet Yesevi’den Mevlana’ya Hacı Bektaş Veli’den Fuzuli’ye, Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a Mehmet Akif’ten Sezai Karakoç’a kadar o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir. Biz bu yola 13 yıl önce 100 yıl önce çıkmadık. İşte onun için isimlerin hiç ama hiç önemi yoktur' şeklinde konuştu. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları; 'Saygıdeğer divan, çok değerli kardeşlerim… Geçmişte malum partimizin kuruluşunda bir küçük yavru bir altın bize göndermişti. Kızımız diyor ki benim altınım yok ama benim de sevgim var, kabul eder misiniz diyor. Yurt içinden ve yurt dışından kongremize katılan misafirler, sevgili yol arkadaşlarım, kader arkadaşlarım, genç kardeşlerim, değerli hanım kardeşlerim, değerli beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla hasretle muhabbetle selamlıyorum. Allah’ın selamı rahmeti bereketi hepinize, hepimize olsun diyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin birinci olağanüstü kongresinin milletimiz demokrasimiz için hayırlara vesile olmasını rabbimden niyaz ediyorum. Tüm delegelerimize, Ak Parti mensuplarına, her bir kardeşime, hem Ankara’ya hem kongre salonumuza hoş geldiniz diyorum. 'BU HAREKET HANIM KARDEŞLERİMİZLE GÜÇ KAZANDI' 13 yaşındaki Ak Parti teşkilatı kuşkusuz her türlü övgüyü ziyadesiyle hak ediyor. 14 Ağustos 2001’den bugüne kadar AK Parti’de görev almış, kurucularımızdan MKYK üyelerimize, başkan yardımcılarımızdan bakanlarımıza, milletvekillerimizden il ilçe başkanlarımıza, belediye başkanlarımızdan belediye meclis üyelerimize kadar tüm gönüldaşlarımızı selamlıyorum. Teşkilatımızda görev yapmış, bugün aramızda bulunmayan, ahirete irtihal etmiş kardeşlerimi rahmet yad ediyorum. Mekanlarının cennet olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Elbette ki kadın kollarımızı bir kez daha özellikle selamlıyorum. Bu hareket hanım kardeşlerimizle güç kazandı, hanım kardeşlerimizin yüreklerini ortaya koymaları sayesinde bugünlere ulaştı. Bu kutsal davayı bir anne şefkatiyle, hanım zarafetiyle bir oya gibi işleyen hanım kardeşlerimize, bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. 'MUSTAFA KEMAL'DEN ADNAN MENDERES'E...' Sevgili gençler, AK Parti’nin bu AK teşkilatını alnı ak, yüreği ak, bahtı ak gençleri, sizleri bugün bir kez daha gönülden selamlıyorum. Sizlere her zaman inandım, güvendim. Gençler sizler bu milletin umudusunuz. Sizler yer yüzündeki tüm mazlumların umudusunuz. Sizler Sultan Alparslan’dan Osmangazi’ye Gazi Mustafa Kemal’den Adnan Menderes’e, Turgut Özal’dan Necmettin Erbakan’a kadar uzanan bir kutlu davanın kahraman neferlerisiniz. Yarınlarımız olan geleceğimiz olan umudumuz olan gençler istikbalin siyasetçileri. Yarının idarecileri, bugün sizleri çok farklı çok daha samimiyetle çok daha muhabbetle selamlıyorum. 'MEHMETLERİ, ASKERLERİ, POLİSLERİMİZİ SELAMLIYORUM' Buradan sınır karakollarında gözünü değil gönlünü namlunun ucuna koyarak vatanının nöbetini tutan genç Mehmetleri, askerimizi, polisimizi özellikle selamlıyorum. Dün yani 26 Ağustos’ta Malazgirt zaferimizin 943’ncü yılını idrak ettik. Yavuz Sultan Selim’in Osmanlı’nın kahraman neferlerini şehit ve gazilerimizi hürmetle yad ediyorum. Birinci Dünya Savaşı'nda şehit ve gazi olan ecdadımızı hürmetle yad ediyorum. Kıbrıs ve Kore şehitlerimizi, terörle mücadelede şehit olan polis asker ve şehitlerimizi aynı şekilde rahmetle anıyor vefat etmiş gazilerimize Allah’tan rahmet hayattaki gazilerimize uzun ve hayırlı ömürler niyaz ediyorum. Onların eli öpülesi annelerini babalarını, şehit ve gazilerimizin kutsal emanetlerini de buradan muhabbetle selamlıyorum. 'SİZLERİN ALLAH'INA KURBAN' Kongremizin hemen başında, tekraren ifade etmek arzusundayım. 10 Ağustos sürecinde işte bu teşkilat tarih yazdı. Sizlerin Allah’ına kurban. Siz dağ taş demediniz, kar kış demediniz. Durmak yok yola devam dediniz. Ve bütün zorluklara göğüs gererek çalıştınız. İşte bu teşkilat 10 Ağustos’ta tarih yazdı. Her bir vilayetimizde, belde ve köyümüzde aşkla çalıştı. Bunun neticesinde sizler sadece cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine tanıklık etmediniz, kendi ellerinizle inşa ettiniz. Önce 2007’deki halk oylamasında milletimizin yüzde 69 oy oranıyla evet demesini sağlayarak tarih yazdınız. Ardından 10 ağustos sürecinde çok çalışarka, milletin adayını, milletin adamını 12’nci Cumhurbaşkanı, halk oyuyla gelmiş ilk cumhurbaşkanını sizler seçtiniz. 'BİR TUR, İKİ TUR, ÜÇ TUR YOK' Şahsımı Cumhurbaşkanı adayı olarak gösteren grubumuza, 10 Ağustos’a kadar gece gündüz çalışan her bir kardeşimize teşekkür ediyorum. Tarihimizde ilk kez Cumhurbaşkanı halkın sandığa gitmesi suretiyle belirlendi. Artık bir tur, iki tur, üç dört yok. Hemen ilk turda sizler bu kardeşinizi Cumhurbaşkanı seçtiniz. Bunun için çalıştınız. Bu süreci başarılı şekilde idare ettik. Adayların belirlenmesi, oylama, gelişen süreç tamamen yasalar çerçevesinde tecelli etti. İlk kez tecrübe edildiği halde hiçbir sorun çıkmadan, kaosa mahal verilmeden, belki de cumhuriyet tarihinin bu ilk sınavı bu kadar sorunsuz bu kadar kolay bir cumhurbaşkanlığı seçimi gerçekleşti. Ak Parti unutmayın her zaman ilklerin partisi olmuştur. '77 MİLYONUN HER BİR FERDİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM' Parti olarak teşkilat olarak Türkiye’ye böyle bir reformu kazandırmanın gururunu hep birlikte yaşıyoruz. Nefes alıp verdiğimiz sürece de bu gururu hep birlikte yaşayacağız. Demokratik olgunluğunu bir kez daha gösteren, sandığa gidip oyunu kullanan, emeği ve katkısı olan aziz milletime, 77 milyonun her bir ferdine de sonsuz şükranlarımı sunuyorum. 'GENEL BAŞKANLIK VAZİFESİNİ SİZLERE TESLİM EDİYORUM' Bugün bu olağanüstü kongreyle 13 yıldır gururla taşıdığım genel başkanlık vazifesini artık sizlere teslim ediyorum. 2001’de başlayan genel başkanlık vazifem 13 yıl 13 gün sonra bugün nihayete eriyor. Yarın saat 14:00’te TBMM’de mazbatamızı teslim alacak, Başbakanlık vazifesini de teslim ederek, yemin ederek 12’nci cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmiş olacağız. 'SADECE İSİMLER DEĞİŞİYOR' 1 Temmuz’da adaylığımın açıklandığı toplantıda bunun bir nihayet olmadığını, bir son bir bitiş olmadığını, bunun yeni bir başlangıç olduğunu ifade etmiştim. Sonrasında yaptığımız toplantılarda mitinglerimizde 10 Ağustos akşamı Ak Parti genel merkezi balkonunda, bu hususun altını çizmiştim. Bugün değişen unutmayın sadece şekildir. Bugün öz değişmiyor. Bugün partimizin yüklendiği misyon, davamızın ruhu hedef ve ideallerimiz değişmiyor. Bugün sadece ve sadece isimler değişiyor. Her zaman ifade ettim. Ak Parti 13 yıllık bir parti olsa da aslında asırlar öncesinden başlamış kutlu bir yürüyüşün davanın mirasını omuzlarında taşıyan bir partidir. 1071’de Malazgir ovasında, sultan Alparslan’ın arkasında namaza duran, neferlerin hissiyatı neyse bizim de hissiyatımız işte odur. 'BU HAREKETTE MUSTAFA KEMAL'İN UFKU VAR' Bu harekette Gazi Mustafa Kemal in ufku vizyonu vardır. Menderes’in millet uğruna verilmiş canı vardır. Bu harekette şüpheniz olmasın Necmettin Erbakan’ın da alın teri vardır. Eski başbakanlarımızdan, cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ın da emeği vardır. Bu hareket Ahmet Yesevi’den Mevlana’ya Hacı Bektaş Veli’den Fuzuli’ye, Nazım Hikmet’ten Necip Fazıl’a Mehmet Akif’ten Sezai Karakoç’a kadar o bereketli pınarlardan beslenmiş bir harekettir. 'İSİMLERİN HİÇ AMA HİÇ ÖNEMİ YOK' Biz bu yola 13 yıl önce 100 yıl önce çıkmadık. İşte onun için isimlerin hiç ama hiç önemi yoktur. Hazreti Adem’den bugüne kadar nice insanlar geldiler. Kondular ve göçtüler. Mezarlıklarda ismi unutulmuş bedeni çürümüş, toprağa karışmış nice insanlar var. milyarlarca insan kayboldu ve gitti. Hazreti Adem ile başlayan iyinin ve kötünün mücadelesi devam etti. Hak ile batıl mücadelesi. İsimleri fanidir. Baki olan davadır. Dün bu büyük davanın sancaktarlığını başkaları yapıyor, mücadelesini başkaları veriyordu. Bugün bu sancağı biz gururla taşıyoruz. Yarın da bu dava sancağı düşmeyecek. İstiklalde de bu dava sahipsiz kalmayacak. Bugünün çocukları gençleri bizlerden devralacak ve onurla o sancağı taşıyacaklar. ''BEN YOKSAM DAVA DA YOK DİYENLER...'' Bu kutlu hareket, mensuplarıyla şereflenmez. Bunun altını çiziyorum çok önemli. Mensuplarıyla şereflenmez. Tam tersine mensuplarına şeref verir. Şunu unutmayın… Gençler şunu unutmayın. Ben yoksam dava da yok diyenler, daha en baştan kaybetmiş olanlardır. Ben olmazsam dava ilerleyemez diyen, davanın ruhunu özünü anlayamamıştır. Bu dava ancak benim ismimle ayakta kalabilir, ancak benim ismimle şereflenebilir diyen kibir tuzağına düşmüştür. İstişareyi danışmayı ortak aklı dışlayan, bu kutlu davaya haksızlık etmiştir. Zira bu dava hiçbir zaman koltuk davası olmamıştır. Unutmayın size evet yüceler yücesinden bir talimatı hatırlatıyorum. “emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun” iki, “tüm işlerinizde istişare ediniz” 'ONLARI KİMSE HATIRLAMIYOR' Bu dava hiçbir zaman tarihin hiçbir döneminde, makam davası, rütbe paye davası olmamıştır. Bu dava şahsi hırsları kibri fitneyi ve nifakı kıskançlığı çelme takmayı başkasının kuyusunu kazmayı her zaman dışlamış bir davadır. Tarih davasına ihanet edenlerin nasıl onursuzca yok olup gittiğinin örnekleriyle doludur. Bizim dahi yakın tarihimiz davasına ihanet eden, kendisini seçen millete ihanet edip zillete düşen isimlere şahit olmuştur. İşte onları hiç kimse hatırlamıyor ve hatırlayamayacak. Onların iftiralarını kimse hatırlamıyor, hatırlamayacak. Okyanus ötesinden gelen telefonla istifa edenler, darbecilerin haberlerini inanları bugün kimse hatırlamıyor ve hatırlamayacak bunu böyle biliniz. 'BAŞKALARININ OYUNCAĞI OLANLAR UNUTULDULAR' Safını cesaretten yana belirleyenler bugün şerefleriyle buradalar. Başkalarının oyuncağı olanlar ise çoktan unutuldular. Unutulmayan namzet adaylar da yok değil ha. Var. onlar da vakti saati geldiğinde o çöplüğün içerisinde yerlerini alacaklardır. Bu büyük dava nice isimler gördü. O isimlerin hepsi geldi geçti, ama dava burada. İsimler değişecek, hepimiz faniyiz. 'DAVAMIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DAVASININ TA KENDİSİDİR' Rabbimden duam odur ki, şahsımı da yol arkadaşlarımı da bu davanın neferleri olarak her zaman hayırla hatırlanmamızı bize nasip etsin. Bizleri şu anda ekranları başında izleyen aziz milletim, şunu ifade etmek isterim ki, bizim sancaktarlığını yaptığımız dava 29 Ekim 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin davasının ta kendisidir. Bizim davamız Türkiye davasından ayrı bir dava değildir. Biz Türkiye için de farklı bir istikamete bakan, farklı hedefler peşinde yürüyen bir hareket değiliz. 91 yıllık cumhuriyet tarihimiz boyunca özü ve ruhu değiştirmeye, Türkiye’yi bu dava yürüyüşünden koparmaya yönelik girişimler olmuştur. Millet izin vermemiştir. 'MECLİS KÜRSÜSÜNÜN ARKASINA HANGİ EMRİ İLAHİ KONMUŞTU BİLİYOR MUSUNUZ?' Buraları unutmayın gençler. Meclis kürsüsünün arkasına hangi emri ilahi konmuştu biliyor musunuz? Onlar işlerini istişareyle yaparlar mealindeki şura suresinin 38’nci ayeti yazılmıştı. İlk Meclis’teki muhteva tam anlamıyla bir Türkiye manzarasıydı. Orada Türkler vardı, Kürtler vardı, Araplar vardı, Çerkezler vardı, Arnavut vardı, Boşnak vardı, Sünniler vardı, Aleviler de vardı. Milletin bütün unsurları, kurtuluş savaşını sevk etmek için gönül birliği yapmışlardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin mayası işte orada atılmıştı. 'TÜM FARKLILIKLAR REDDEDİLDİ' Farklılıklar bir zenginlik olarak görülecek, Osmanlı coğrafyasındaki bir arada yaşama kültürü Türkiye Cumhuriyeti’nde de devam edecektir. Sonraki yıllarda buna devam edilemedi. Devlet milletine istikamet çizmek istedi. Devlet vatandaşına her şeyine karışmaya, kılık kıyafetine müziğin dahi şekillendirmeye çalıştı. Adeta tornadan çıkmış gibi şeklen fikren birbirine benzeyen fertler imal edilmek istendi. Tüm farklılıklar reddedildi. Etnik kökenler diller değerler reddedildi. Farklı kıyafete tahammül edilemedi. Bu neyi getirdi? Devlet ile millet arasındaki mesafe açıldı. Devlet milletinden uzaklaştı. Ret, inkar, asimilasyon bu tür politikalar geliştirildi. 'EKONOMİYİ DEĞİL SİYASETİ KONTROL ETMEK İSTİYORLARDI' AK Parti’yi kurduğumuz, iki büyük mücadeleyi vermeye azmetmiştik kuruluşunda. Birincisi asırlardır yürüyüşüne devam eden davamızı yıpratmaya yönelik girişimlere karşı verdiğimiz mücadeleydi. Biz buna adalet mücadelesi dedik. İkincisi, davamızı yaşatmak ve büyütmek mücadelesiydi. 29 Ekim 1923’te kurulan cumhuriyetimizi ileri seviyeye taşıyacak güçlendirecek, 23 Nisan 1920 ruhunu da Türkiye’ye yeniden kazandıracaktık. Allah’a hamdolsun bu iki mücadeleyi başarıyla bugünlere getirdik. 12 yıl boyunca çok çalıştık gayret ettik. Mücadele ettik. Türkiye’yi belli bir noktaya taşıdık. Kasım 2002’de iktidar görevini devraldığımızda üzerinde kara bulutlar dolaşan yorulmuş karamsar bir Türkiye vardı. Ekonomi çok ağır bir krizin içindeydi. Türkiye bütün umutlarını para fonundan gelecek borçlara bağlamıştı. Borç verenler her ay gönderdikleri müfettişleri eliyle sadece ekonomiyi değil, siyaseti de kontrol etmek istiyorlardı. 'BİR GÜN İLGİLİ ZATA ŞUNU SÖYLEDİM...' Bir gün ilgili zata şunu söyledim 'siz bize borç verdiniz. Verdiğiniz borcu ne zaman alacağınızı takip edin. Ama siz bize siyasette yol çizmeye kalkarsanız, kusura bakmayın biz buna evet diyemeyiz' bu görüşmeyi onların en tepesindeki zat ile yaptım. Sayın Babacan da vardı. O zat da, söylemek istemediğim bir sebepten oranın başından ayrıldı. Çarklar durmuştu, esnaf kepenklerini indirmişti. İşsizlik büyüyor, enflasyon bir canavar olarak milletin ekmeğini azaltıyordu. Türkiye ekonomisi inim inim inliyordu. Yatırımcı önünü göremiyordu. Esnaf siftahsız dükkanını kapatırken, çiftçinin tarladaki ürünü para etmiyordu. 'TÜRKİYE'NİN BORCUNU TAMAMEN SIFIRLADIK' ''Altı sıfır atılırsa Taksim meydanında anırırım'' diyen köşe yazarları vardı. Hala bekliyoruz. Bütün bunlarla beraber uluslararası para fonuna Türkiye’nin 23,5 milyar dolar borcu vardı. İktidarda MHP DSP ANAP vardı. 14 Mayıs’ta geçen yıl 29 yıl aradan sonra Türkiye’nin IMF’ye borcunu tamamen biz sıfırladık. 'NE OLDU DEVLET YIKILDI MI?' Siyasetin üzerindeki vesayetleri tüm direnişlere rağmen teker teker ortadan kaldırdık. Anlamsız tüm baskılara yasaklara son verdik. Devlet ile milletin istikametini örtüştürmenin gayreti içinde olduk. Diller inançlar yaşam tarzları üzerindeki kısıtlamaları nihayete erdirdik. Baş örtülü başı açık üniversitelerimizde bir arada okuyor. Ülke bölündü mü? Kavga gürültü arttı mı? Tam aksine artık başı açığıyla başı örtülüsüyle bütün kızlarımız üniversitesinde birlik içinde tahsillerini yapıyorlar. Ne zulümdü bu ya. Bu ülkenin evlatlarına reva mıydı? Devlet dairesine sadece başı açık girebilirdi. Şimdi başı örtülü kardeşim devlet dairelerinde görev alabiliyor mu? Ne oldu devlet yıkıldı mı? Eğer özgürlük diyorsak özgürlük buydu. İşte bu da sağlandı. TBMM’de artık başörtülü olarak milletini temsil edebilmenin önünü hamd olsun biz açtık. 'DEMOKRATİK REFORMLARI BİZ GERÇEKLEŞTİRDİK' Terörün sona ermesi kanın durması için en cesur adımları, Türkiye’de şunu bilelim 77 milyonun kardeşliğini tesis etmek için kararlı mücadele verdik. AB üyelik yolunda en kararlı adımları atan kadro biz olduk. Demokratik reformları biz gerçekleştirdik. İnsan hak ve hürriyetlerini daha yüksek standartlara kavuşturduk. 'SON GÜNÜMDE, SON DAKİKALARIMDA...' Son günümde, son dakikalarımda, buradan 77 milyonun her bir ferdine bir kez daha ben musafaha için elimi uzatıyorum. Partim adına hükümetin adına elimi tekrar uzatıyorum. Diyorum ki biz sizi çok iyi anlıyoruz. Sizin yaşam tarzlarınızı değerlerinizi anlıyoruz. Sizin taleplerinizi arzularınızı biliyoruz. Ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Sizin de bizim anlamanızı istiyoruz. Hangi yasakları aşarak bugünlere geldiğimizi anlamanızı istiyoruz. Nasıl dışlandığımızı görmenizi anlamanızı istiyoruz. Hatta bir başbakan olarak bile aldığımız hakaretleri vesaire bilmenizi istiyoruz. Biz sizlere her zaman gönlümüzü açtık anlamadınız. Ama bugün diyorum ki, sizin de bizlere gönlünüzü samimi olarak açmanızı bekliyoruz. Biz bizim yaşadıklarımızı hiç kimse yaşamasın istedik. Eski küslükleri, dargınlıkları, gerilimleri, kamplaşma ve kutuplaşmaları bir kenara bırakalım diyoruz. 'KATILMAMAKLA BİZE NE KAYBETTİRİR?' Ama bakıyorsunuz ana muhalefetin başındaki zat, yarın halkın seçtiği yemin törenine katılmayacağını söylüyor. Yani oraya katılmamakla bize ne kaybettirir? Hiçbir şey. Ama kendisinin çok şey kaybedeceğini tekrar hatırlamak isterim. Çünkü biz bu yolda birileriyle yürümedik, milletimizle yürüdük, milletimizle de buralara geldik. 'ÜSLUPLARIMIZ FARKLI OLABİLİR' Her türlü gerilim, kamplaşma ve kutuplaşma Türkiye’ye zarardan başka bir şey vermedi. Üsluplarımız yöntemlerimiz farklı olabilir. Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Şunu unutmayın, milletimiz bir, bayrağımız bir, vatanımız bir, devletimiz bir. Mücadele eden emek veren millete projelerini anlatan herkes için sandıktan çıkmak mümkündür. Bu ülkede seçimler 1950’den bu yana şeffaf şekilde yapılıyor. Hiç kimse kendisini umutsuz hissetmesin. Seçimler ve sandıklar da millet için her zaman takdirini kullanacağı bir vasıtasıdır. Muhalefetin kendisini yenileme ihtiyacı çok açıktır. Kutuplaşma ile muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. Sokaktan medet umarak, Türkiye düşmanlarıyla muhalefet yapılamayacağı görülmüştür. 'CHP KENDİNİ SORGULAMALI' Cumhuriyet Halk Partisi kendisini sorgulamalı. Tarihiyle yüzleşmelidir. Statükoyla savunan bir CHP fayda sağlayamaz. Çözüm sürecinin karşısına duvar gibi dikilen bir CHP milletle barışamaz. İşte şu anda milletin seçtiği cumhurbaşkanının yemin törenine katılmayacağız diye açıklama yapıyor. Bu muhalefet tarzının tarihi geçmiştir. 'MHP ŞEHİT CENAZELERİNİ İSTİSMAR ETTİ' Milliyetçi Hareket Partisi, terör meselesinin beslediği bir parti olmayı ne yazık ki tercih etmiştir. 2007’de Meclis’e yeniden girdiği günden bugüne kadar MHP yönetimi Türkiye’nin hiçbir meselesine eğilmemiş, şehit cenazelerini istismar etmiştir. Çözüm süreciyle de varlık zeminini kaybedecektir. MHP yönetiminin çözüm sürecine karşı çıkmasının sebebi de budur. Bu muhalefet tarzının da Türkiye’ye hiçbir faydası olmadığı açıktır. 'HDP TERÖRE SIRTINI TERÖRE DAYADI' HDP de teröre sırtını dayayarak varlık gösteren bir parti olmuştur. HDP bağımsız hür demokrat siyaset yerine, silahların gölgesinde siyaseti tercih etmiştir. Elinde taş olan çocukların arkasına saklanarak, Diyarbakır’da feryat eden çocukları dağa kaçırılmış annelere kulak tıkayarak sadece kan siyaseti yapılır başka bir şey değildir. HDP de yeni Türkiye’de istismardan vazgeçip kan üzerinden yürüttüğü siyaset tarzını terk edip Türkiye partisi olma yolunda ilerlemelidir. 10 Ağustos sadece AK Partililer değil CHP, MHP, HDP ve diğer partilere gönül veren kardeşlerim de bize oy verdiler. Kendi parti yönetimlerine de bir ders verdiler diye düşünüyorum. 'YENİ TÜRKİYE'NİN DOĞUM GÜNÜ' Bugün yeni bir gün. Bugün Türkiye’nin özüne döndüğü gün. Bugün Türkiye’nin istikbalinin her zamankinden daha açık olduğu bir gün. Bugün Yeni Türkiye’nin doğum günü. Yeni Türkiye siyasetin vesayetten kurtularak özerkleştiği bir Türkiye’dir. Her sorunun çözüm aracı siyasettir. Her meselenin çözüm zemini TBMM’dir. Artık bunların dışında bir yol yöntem Türkiye için söz konusu olamaz. Bugün siyaset artık mecrasını bulmuş vaziyettir. 'MİLLETE RAĞMENCİLİĞİN SONU GELDİ' Türkiye bugün çözüm sürecine girmişse, toplumsal barışa doğru ilerliyorsak bunun temelinde yeni Türkiye’nin yeni siyaseti vardır. Yeni Türkiye çok güçlü bir temele dayanmaktadır. Dayatmacılığın sonunu getiren, çoğulculuğun önünü açan yeni sosyolojik dinamikleri herkesin iyi okuması gerekiyor. Türkiye’de millete rağmenciliğin sonu gelmiştir. Toplumsal meşruiyet siyasetin ana dayanağıdır. Türkiye ancak çoğulculukta uzlaşabilir. 'BARIŞ SÜRECİ TOPLUMA EMANET' Bugün yeni Türkiye kurulurken, eski Türkiye’ye özlemin olduğunu görüyoruz. Eski Türkiye’nin aktörleri çatışmayı sürdürmek istiyorlar. Barış umudu çoğaldıkça bunu tersine çevirmek isteyenler harekete geçiyorlar. Terör meselesi eski Türkiye’nin meselesidir. Yeni Türkiye’de siyaset dışı araçlarla iş görme imkanı kalmamıştır. Şiddet araçlarına prim veren bir siyasetin yeni Türkiye’de karşılık bulması mümkün değildir. Barış süreci topluma emanettir. Eski Türkiye’nin bir başka aktörü daha var. paralel devlet yapılanması. Siyasi temsil yetkisine, siyasi meşruiyete sahip olmadan, meşru demokratik siyaseti tahrip etmek istemektedir. Devlet kurumlarında elde ettiği yetkiyle siyaseti şekillendirmek arzudundadır. CHP ve MHP’nin paralel yapıyla iş birliği yapmaları, bürokratik vesayette aynı istikamete bakıyor olmalarının sonucudur. Siyaset bu girişime taviz veremez. 17 – 25 Aralık operasyonları darbe girişiminden başka bir şey değildir. Ak Parti bu darbe girişimi karşısında cesaretle durmuştur. 'PARALEL YAPI SİYASETEN MAHKUM' Devlet içindeki paralel yapı siyaseten mahkum olmuştur. Türkiye’nin yaşadığı son iki seçim, paralel yapının ve destekçilerinin siyaseten tasfiyesi olmuştur. Güvenlik kurumlarının ve yargının demokratik meşruiyet temelinde yeniden yapılandırılması son derece önemlidir. HSYK’da bakıyorsunuz, üçüncü derecede böyle bir farklı uygulama var. Bu ülkenin başbakanını kalkıp tweetlerle tahkir eden, hakaretler eden yargının savcısına dava açmamak suretiyle güya kendisi farklı bir korumacılığın içine giren sorumlu değildir, sorumsuzdur. Bu kadar sorumsuz olan bir kişiden siz adalet bekleyebilir misiniz? İşte bunların hesabının sorulacağı günler de yakındır. 'HUKUK BİR AVUÇ HAŞHAŞİ'NİN ŞANTAJINA MAHKUM BIRAKILAMAZ' Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun düşünebiliyor musunuz, bu ülkede, kalkıp da hem siyasete hem de halkın doğrudan seçtiği cumhurbaşkanına karşı son derece nezaketsiz tavırları, eski Türkiye’nin bir alışkanlığıdır. Hukuk sistemi bir avuç haşhaşinin şantajına mahkum bırakılamaz. Kime çalıştığı belli olduğu Pensilvanya hukuk sistemine emir veremez, talimat veremez. Hasan Sabbah benzeri meczupların oyuncağı asla olamaz. Vatansever hakim ve savcılar aralarındaki haşhaşileri temizleyecek hukuk sistemi üzerindeki gölgeleri de kaldıracaktır. 'EY PENSİLVANYA'DAKİ ZAT TÜRKİYE'Yİ SEVİYOR MUSUN?' Yeni Türkiye’de devlet içinde paralel devlet yapılanmasına, çetelere, mafyatik örgütlere asla izin verilmeyecektir. Paralel yapının tabanındaki mensuplarına sesleniyorum. Lütfen kendilerini sorgulasınlar. Ey Pensilvanya’daki zat, sen bu Türkiye’yi seviyor musun? Türkiye’yi seviyorsan neden Türkiye’de değil de Pensilvanya’dasın. Gel o zaman Türkiye’ye deyin. Gel Erzurum’a, gel Ankara’ya, gel Konya’ya. Niçin buralar değil de Pensilvanya? İnzivaya çekilmekse buralar da oralardan çok daha anlamlı olacaktır. 'MİT'E NEDEN KAST ETTİĞİNİ SORGULASINLAR' Hizmet diyerek yola çıkan bir yapının MİT’e neden kast ettiğini, CHP ile MHP ile HDP ile neden işbirliği yaptığını sorgulasınlar. Bu yapının uluslarası bağlantılarını sorgulasınlar. Eğer bu sorgulamayı yapıyorlarsa inanıyorum ki yanlışı görecekler, AK Parti’nin kendi partileri olduğunu tekrar fark edecektir. Allah zihinlerini açsın, gönüllerini açsın. Kardeşliğimizi yeniden tesis etsin diye dua ediyorum. 'PARALEL YAPIYA KARŞI DURUŞU DA ETKİLİ' Şunu da açık açık söylüyorum, yeni Başbakan'ın paralel devlet yapısıyla mücadelede son derece azimli ve cesur olacağına yürekten inanıyorum. Esasen yeni genel başkanımızın ve başbakanımızın seçilmesinde bir çok kriterin yanında, paralel yapıya karşı duruşu da etkili olmuştur. Milletimiz bize yetki verdi, aziz milletimize karşı haince duruş sergileyenler bunun hesabını verecekler vermeye başladılar. İhanet cezasını alacaktır. Cumhurbaşkanlığı makamında bu ihanetin hesabını sormak benim de boynumun borcudur. Bu konuda kimse cumhurbaşkanlığı makamında benim sessiz kalmamı beklemesin. Hakim ve savcılarımızın da milletimizle aynı istikamete bakarak bu süreçte Türkiye’nin yanında durduklarını biliyorum. AK Parti’nin genel başkanlığı ve başbakanlıkta son saatlerime girmiş bulunmaktayım. O genel başkan inşallah yarın akşam şahsım tarafından yeni hükümeti kurmakla görevlendirilecek başbakandır da aynı zamanda. Birlikte değerlendireceğiz onayımızın ardından Cuma günü bunu bitireceğiz. Güven oyu alındığı takdirde 62’nci hükümet, 5’nci Ak Parti hükümeti göreve başlamış olacağız. 'HER DAİM SİZLERLE BERABER OLACAĞIM' Dışişleri Bakanımız Konya milletvekilimiz Ahmet Davutoğlu kardeşimizi imzalarınızla siz değerli delegelerimize sunuyorum. Bu ismi çok uzun istişarelerin ardından hep birlikte belirledik. MYK’da, MKYK’da, il başkanları toplantımızda, belediye başkanları toplantımızda, istişarelerimizi yaptık. Davutoğlu kardeşimin yanında çok sayıda isim öne çıktı. 'DAVUTOĞLU KARDEŞİME KATKI SUNACAĞIM' Şunu altını çizerek ifade ediyorum. Şahsım bu partinin kurucu genel başkanı olarak, bir nefer olarak her daim sizlerle birlikte olacağım. Anayasal ve yasal yetkiler dairesinde şüphesiz ki tarafsızlığımızı zedelemeden, destek ve katkılarımı sunmaya devam edeceğim. Hükümetin başarılı olması için de her aşamada katkı vereceğim. Bir cumhurbaşkanının görevi hükümetin önünü kesmek değildir, açmaktır. Nasıl Abdullah bey döneminde yaşamadıysak bundan sonra da yaşamadan ve yaşatmadan devam edeceğiz. Şahsım da bu yeni süreçte Davutoğlu kardeşime her aşamada katkı sunacağım. 'DAVUTOĞLU EMANETÇİ DEĞİLDİR' Şunu ifade ediyorum. Bir çok gazeteler yazıyor çiziyor. Bu bizim değerlerimizde kültürümüzde yok. Sayın Davutoğlu bir emanetçi değildir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Ak Parti bir tek adam partisi olmadı ve olmayacak. Kurulduğu günden itibaren, Ak Parti istişareyle ortak akılla kararlar alan bir parti oldu. Başarıda başarısızlık da tek tek isimlere değil kadroya yazılacaktır. Biz ilkelerin partisiyiz. İstisnasız, her birinizin bu partinin genel başkanına ve başbakanına yardımcı olacağınızı biliyorum. 'PARALEL YAPI İLE MÜCADELE DEVAM EDECEK' Yeni genel başkanımızdan, teşkilatımızın da Türkiye’den beklentileri var. Teşkilatı derhal kucaklayacak, yarından itibaren ilk hedef 2015 seçimleri. İkinci hedef 2019 seçimleri. Üçüncü hedef 2023 seçimleri. Ve böylece 2023 hedefimizi inşallah yakalayacağız. 2015 seçimleri bizim için önemli. Yeni bir anayasayı yapacak çoğunluk 2015 seçimlerinde hedef olmalı. Ekonomide güven devam edecek. Aktif barışçı dış politikamız devam edecek. Paralel yapıyla mücadele devam edecek. NEŞAT ERTAŞ'LI VEDA Artık vedanın ve ayrılığın vaktidir. Merhum Neşet Ertaş üstadın o muhteşem sesi ve yorumuyla dillendirdiği gibi “Hasret etti bizi kavim kardaşa, bir ayrılık, bir yoksulluk, bir de ölüm” 'AK PARTİ ADETA BENİM BİR ÇOCUĞUMDU' Allah’a hamdolsun bu veda bu ayrılık sadece yeni bir başlangıç içindir. Belki eskisi kadar olmayacak ama yine görüşeceğiz. Meydanlarda görüşeceğiz, belediyelerimizi ziyaret ederken görüşeceğiz. Yine muhabbet edeceğiz, sizleri yine cumhurbaşkanlığı makamında, milletimizin makamı olduğu için sizleri oralarda da ağırlayacağız. Bu vedanın bu ayrılığın benim için ne kadar zor olduğunu eminim ki her biriniz hissediyorsunuz. Dolaşırken kardeşlerimin gözünde gözyaşı gördüm. Ak Parti adeta benim bir çocuğumdu. Bu son kongremde, özellikle bir annenin çocuğuyla olan ilgisi, ki benim Ak Parti beşinci çocuğumdu. Ak Parti nedeniyle zaman zaman ben dört çocuğumu ihmal ettim. 'ÇOCUKLARIMDAN EŞİMDEN HELALLİK İSTİYORUM' Çocuklarımdan helallik diliyorum. Eşimden de helallik diliyorum. Onlar beni her zaman anladılar. Beni bu noktada hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Bu mücadelenin de bizzat içinde oldular. Hüzünlendiğimde onlar da hüzünlendiler. Sevinçli olduğum anda onlar da paylaştılar. Kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Kadroların kurulmasından şu logonun belirlenmesine balkon konuşmalarına şarkılarından ezgilerine kadar her aşamada partimle teşkilatımla oldum. Her zorluğa sizlerle birlikte göğüs gerdik. Milletin teveccühüne de ümmetin duasına da birlikte mazhar olduk.' haberler.com
Beşir Atalay, AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Oldu
Beşir Atalay, tanıtım ve medyadan sorumlu genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü oldu. Hüseyin Çelik ve Salih Kapusuz yeni yönetimde yer almayacak. Ak Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sona erdi. Ak Parti Genel Merkezi'nde, ilk kez Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında yapılan toplantı, yaklaşık 1,5 saat sürdü. Toplantı sonrası yapılan açıklamada Ak Parti Sözcülüğü ile Basın ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına, Kırıkkale Milletvekili Beşir Atalay getirildiği açıklandı. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Beşir Atalay, MKYK sonrası yaptığı açıklamada, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un pazartesi günü yemin edeceğini söyledi. Atalay, Bakanlar Kurulu'nun pazartesi günü saat 10.00'da, grubun ise saat 12.30'da toplanacağını açıkladı. AK PARTİ'DE 3 DEĞİŞİKLİK OLDU Ak Parti Sözcülüğü ile Basın ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına, Kırıkkale Milletvekili Beşir Atalay getirildi. Numan Kurtulmuş'un yerine Mehmet Muş, Ekonomiden Sorumlu Başkan Yardımcılığı'na getirildi. Öznur Çalık, Halkla ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu. ÇELİK'İN YERİNE ATALAY Toplantıya ilişkin basın açıklamasına Hüseyin Çelik ile birlikte Beşir Atalay geldi. Hüseyin Çelik görevi Beşir Atalay'a devrettiğini açıkladı. Beşir Atalay, partide yeni bir görevlendirme olduğunu söyledi. YERİNİ KORUYANLAR Siyasi ve Hukuki İşler Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Teşkilat Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, Seçim İşleri Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şentop, Dış İlişkiler Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, Sosyal İşler Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, Yerel Yönetimler Genel Başkan Yardımcısı Abdulhamit Gül, Mali ve İdari İşler Genel Başkan Yardımcısı Nureddin Nebati, Ar-Ge Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem, Genel Sekreterlik Genel Sekreter Haluk İpek ise yerini korudu. HÜSEYİN ÇELİK: BENİ YANINDA DANIŞMAN OLARAK İSTEDİ Beşir Atalay ile birlikte kameralar karşısına çıkan Hüseyin Çelik konuyla ilgili 'Bazı göre değişiklikleri oldu. Ben parti sözcülüğü görevini yürütüyordum. Başbakanımız çağırdı ve görev değişikliği yapmak istediğini söyledi. Bu göreve son olarak Başbakan Yardımcısı olan Beşir Atalay'a devretmemi söyledi. Beni de yanında yakınında danışman olarak arzu ettiğini söyledi.' dedi. Çelik şunları söyledi: 'Bugün bu görevdesiniz yarın başka görevdesiniz. Partimizin neferi olarak çalışmalara devam edeceğiz. Partimizin millletle olan yolcuğuunda payidar olamsı için elimizden geleni yapacağız.' ATALAY: BENİM İÇİN DE SÜRPRİZ OLDU Çelik'ten görevi devralan Beşir Atalay ise şu ifadeleri kullandı: 'Benim içinde sürpriz olan bir görev değişikliği. Daha bugün yeni başbakan yardımcımıza görevimi teslim etmiştim. Burada yeni bir görev değişimi oldu. Bizlerin kardeşliği çok derindir. Hüseyin hocamla kardeşliğimiz çok derindir. Kendisi en yakın danışman konumunda görev yapacak, yine birlikte olacağız. Bu kadar uzun yıllar bu görevi yürüttü. Şimdi ben yürüteceğim. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.' Atalay'ın açıklamalarından satır başları 'İLK BAKANLAR KURULU PAZARTESİ' Bundan sonra Basın Sözcüsü ve Parti İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak hükümetimiz adına açıklamaları ben yapacağım. Bu MYK’da pazartesi 18.00’de ilk toplantısını yapacak. Şu günlerin şu ayların Türkiye için büyük değişimlere sahne olduğunu biliyoruz. İlk defa halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı göreve başladı. Göreve gelen ve görevden alınan arkadaşlarımızın birbirlerine karşı tutumları Türkiye’de dikkate değer görüntüler. Önümüzdeki hafta yoğun bir hafta olacak. Özellikle pazartesi günü 62. Hükümet 5. Ak Parti Hükümeti ilk bakanlar kurulunu yapacak. Ayrıca yine pazartesi günü 12.30’da Meclis’te grup toplantımız yapılacak. Saat 14.00’te de TBMM Genel Kurul’u toplanacak ve hükümet programı okunacak. Hükümet programı 1 Eylül’de Meclis’te okunacak, 48 saat sonra program üzerinde görüşme yapılacak ve 6 Eylül’de program üzerinde oylama yapılacak. İlk genel kurulda milletvekili olmayan bakan arkadaşımız Numan Kurtulmuş yemin edecek. 6 Eylül’de güven oylamasından sonra 7, 8, 9 Eylül’de de yarım kalan torba yasa görüşmeleri devam edecek ve Meclis tatile girecek. 1 Ekim’de de Meclis normal açılışını yapacak. Birinci olağanüstü kongremiz iyi düzenlenmiş, oradaki sıcak atmosfer dışında kimsenin şikayetinin olmadığı, oylamaya çok yüksek katılımın olduğu bir kongreydi. MKYK üyelerimiz önemli değerlendirmeler yaptılar. Sizlerle iletişimde tanıtımla ilgili birimimiz bundan sonra da sık bilgilendirmeler içinde olacak. İletişimimiz gayet iyi olacak. Ben her zaman şeffaflığı savundum. Partimizle ilgili verebileceğimiz bilgileri sizlere en kısa şekilde vereceğiz. Sizlerle iyi bir iletişim içinde olacağımıza inanıyorum.” 'PARALEL YAPIYLA İLGİLİ KARARLILIĞIMIZI BİLİYORSUNUZ' Bizim paralel yapıyla ilgili kararlılığımızı hepiniz biliyorsunuz. O konunun geçmişini en iyi bilenlerden birisiyim ben, eski içişleri bakanı olarak. Benim için bugünkü bu görev sürpriz oldu. Bakanlığı, başbakan yardımcılığını devrederken böyle bir görevi bilmiyordum.”Haberler
Kadrolu Aktroller
Sosyal medyada Hükümet aleyhine yorum yapan herkese küfür eden, karalayan, fişleyen ve iftira atan “Aktroll”olarak da adlandırılan hesap sahiplerinin; iktidar partisinden 800 TL ila 4.000 TL maaş aldığı, bazı hesap sahiplerine kamuda kadro verildiği, bu kadro yerleştirmelerinden en son yararlanan kişinin “Gizli Arşiv” isimli hesaba transfer edilen, uzun süre ekonomi muhabirliği ve yöneticiliği yapan İ.K. olduğu, bu kişinin de yakın zamanda yine sosyal medya üzerinden SPK, BDDK ve İMKB yöneticileri hakkında vatan hainliği suçlamasında bulunduğu, bu şekilde de İ.K.’nın bir kamu kurumuna müşavir olarak atandığı, Star Medya CEO’su M.K.’nın AKP’ye yakın bir troll hesabının gizli yöneticisi olduğu, Aktroller tarafından kullanılan hesapların tüm bilgilerinin Hükümetin elinde olduğu, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve bazı AKP’li vekillere ettiği hakaretlerle tanınan “Esat Ç.” Adlı Twitter hesabının, Süleyman Soylu’nun ekibinde yer alan 23 yaşındaki E.B.U. olduğu, bu hesap ve buna benzer hesapların sahiplerinin iktidar partisi tarafından bilindikleri halde haklarında herhangi bir işlem yapılmadığı iddialarına ilişkin olarak CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan’a verdiği soru önergesinde aşağıdaki soruları yöneltti;1-  Hükümet aleyhine yorum yapan herkese sosyal medyada küfür eden, karalayan, fişleyen ve iftira atan “Aktroll” olarak adlandırılan hesaplar var mıdır? Bu hesaplar Bakanlığınızın bilgisi dahilinde mi oluşturulmuştur?2-  “Aktroll” hesaplarıyla, bürokratların vatan haini ilan edildiği ve muhalif gazeteler için gözaltı listesi oluşturulduğu iddiaları doğru mudur?3-  “Aktroll” hesaplarını kullanan kişilere maaş verildiği iddiası doğru mudur? Bu maaşların ödenmesi için bir havuz oluşturulduğu ve maaşlarının bu havuz hesaptan karşılandığı iddiası doğru mudur? Hesap sahiplerine yapılan ödemenin 800,00 TL ila 4.000,00 TL arasında değiştiği iddiaları doğru mudur?4-  “Aktroll” hesaplarını kullanarak bu konuda isim yapan ve başarılı olan bazı hesap sahiplerine kamuda kadro verildiği iddiası doğru mudur? Şayet doğru ise hangi kişiler, hangi kadrolara yerleştirilmiştir?5-   Bu kadro yerleştirmelerinden en son yararlanan kişinin “Gizli Arşiv” isimli hesaba transfer edilen, uzun süre ekonomi muhabirliği ve yöneticiliği yapan İ.K. olduğu iddiası doğru mudur? Yakın tarihte “Gizli Arşiv” adlı sahte hesaptan BDDK, SPK ve İMKB yöneticileri hakkında vatan haini suçlamaları bahsi geçen İ.K. tarafından yapıldığı iddiası doğru mudur?6-  İ.K.’nın kısa bir süre önce bir kamu kurumuna müşavir olarak atandığı iddiaları doğru mudur? Şayet doğru ise İ.K. hangi kuruma atanmıştır?7-   İnternet üzerinden asparagas haberler paylaşan, asılsız dedikodular yayan ve milletçe içinde infiale sebep olan “web troll”lerine ilişkin Bakanlığınızca herhangi bir önleme ve engelleme çalışması yapılmış mıdır?8-  Star Medya Grubu CEO’su M.K’nın, AKP’ye yakın bir “troll” hesabının gizli yöneticisi olduğu iddiası doğru mudur?9-   “Aktroller” tarafından, kontrol edilen sahte hesapların tamamının bilgisinin Hükümette olduğu iddiası doğru mudur?10-  Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve bazı AKP’li vekillere ettiği hakaretlerle tanınan “Esat Ç.” adlı Twitter hesabının, Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun ekibinde yer alan 23 yaşındaki E.B.U olduğu iddiası doğru mudur? Şayet doğru ise, bu kişi ile ilgili herhangi bir işlem yapılmış mıdır?11-  “Esat Ç.“ isimli hesabın ve diğer sahte hesapların sahiplerinin AKP tarafından bilinmesine rağmen, bugüne kadar hakkında bir işlem yapılmamasının sebebi nedir?
Saray İşletmecileri Vekil Yakını Çıktı
CHP’li Yalçınkaya, AKP Genel Başkan Yardımcısı Soylu’nun amcasının oğlu ile Kadir Topbaş’ın halasının oğluna Milli Saraylar’a bağlı restoran ve kafelerin işletmelerinin verildiğini söylediCHP Milletvekili Rıza Yalçınkaya, BirGün’e yaptığı açıklamada Milli Saraylar’a bağlı kafe ve restoranların sahiplerinden birinin AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun amcasının oğlu, diğerinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın halasının oğlu olduğunu dile getirdi. Konuyla ilgili olarak Meclis Başkanlık Divanı’nda “denetim” kararı alındı.TBMM Başkanlık Divanı’nda Dolmabahçe ve Yıldız sarayları ile Küçüksu Kasrı ve Saat Kulesi’ndeki kafeteryaların “konsinye” usulüyle ihaleye verilmesine ilişkin bazı usulsüzlük iddiaları gündeme geldi. Edinilen bilgiye göre, CHP’li Rıza Yalçınkaya yaptığı incelemelere ilişkin belgelerle Boğaz’a nazır kafe-restoranların işletmesinde usulsüzlük ve yandaş kayırmacılığı yapıldığı iddiasında bulundu. Yapılan tartışmaların ardından özel bir muhakkik heyetince bu iddiaların incelenmesine ve işletmelerde denetim yapılmasına karar verildi.Ayarlanmış ihalelerCHP’li üye Rıza Yalçınkaya, incelemeleri sonucu ihalelerin üç firma üzerinde olduğunu tespit ettiklerini söyledi. Bu firmaların, ihale verildikten sonra kurulan veya faaliyet alanı genişletilen firmalar olduğunu kaydeden Yalçınkaya, “Kazananın dışındaki yan teklifi veren firmalar da bu işi alan firmanın ortağı” dedi.Yalçınkaya, incelenmesini istedikleri işletme sahiplerinden birinin AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’nun amcasının oğlu, diğerinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın halasının oğlu, diğerinin de Yeni Şafak Gazetesi’nin yazarı Ahmet Albayrak’ın dünürü olduğuna dikkati çekti.‘İşlemi kendileri yapmış’CHP’li İdare Amiri Malik Ecder Özdemir de yapılacak denetimin özellikle Dolmabahçe Saat Kulesi Kafe ile Küçüksu ve Yıldız’daki işletmelerde yoğunlaşacağını belirtti. Özdemir, “Hukuka, yasalara uygun olmayan, yetkileri olmayan bir konuda bürokratlar yönerge çıkararak işlemler yapmışlar. Sözde üç teklif almışlar, kendi ihale kararlarına oluru da kendileri vermişler” diye konuştu.Birgün
Davutoğlu: 'Pensilvanya'dan Talimatla Koalisyon Hesaplarına Başladılar'
Partisinin Mersin İl Kongresinde konuşan Başbakan Davutoğlu, 'Pensilvanya'dan talimatla koalisyon hesaplarına başladılar' dedi.Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan ile Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu'nun da eşlik ettiği Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin Mersin İl Kongresi'nin yapıldığı Edip Buran Spor Salonu'nda sevgi gösterisiyle karşılandı. Salona girenler de sivil polisler tarafından kamera ile kayıt altına alındı. Salonda asılan, 'Osmanlı torunu Ahmet Davutoğlu' ve 'Tarih sizi Osmanlıca yazacak' pankartları dikkat çekti. 5 bin kişilik salonu tıklım tıklım dolduran Ak Partilileri selamlayan ve çiçek atan Ahmet Davutoğlu, kucağına verilen minik çocukları sevdi.Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan'ın ardından kısa bir konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Mersin ekonomisi, sosyal ve kültürel hayatına dair bilgi verdi.Sevgi gösterileriyle kürsüye gelen Başbakan Davutoğlu, konuşmaya başladığı sırada salonda bulunanlar tekbir getirdi. Davutoğlu, geçen yıl Mersin'de bulunduğu sırada 19 Ocak sabahı birilerinin karanlık odaklardan aldığı talimatla Suriye'ye yardım götüren MİT'e ait TIR'lara operasyon yaptığını hatırlattı. Bu operasyonun 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı'nın sorguya çağrılması, 17-25 Aralık operasyonları ile aynı çizginin ürünü olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle konuştu:'Birileri demokrasiye darbe vurmak isterken biz millete hizmet için koşarken hesap açıktı. Gücü ve meşrutiyeti milletten alan Ak Parti iktidarına bir ara dönem yaşatmak istediler. Tarih bizi Selçuklu ile Osmanlı ile Türkiye Cumhuriyeti devletiyle yazacak. Gecen sene Türkiye tam altın dönemlerini yaşarken Gezi provokasyonları ile karanlık odakların operasyonları ile MİT TIR'larına yapılan operasyonlarla bu millette karanlık günler yaşatmaya niyet ettiler. Biz onlara karşı en güçlü şekilde, dirayetle durduk. Bu demokrasi düşmanlarına karşı demokrasi dersi verdiğimize şahitlik eder misiniz? Sizin şahitliğiniz önemlidir. Mersin demokrasi tarihini Aslanköylü ninelerimizle 1947'de yazmıştır. Mersinliler o gün 'sandık namusumuzdur' diyerek sandığa sahip çıktığı için bugün biz burada konuşuyoruz. Mersinliler, tek parti zulmüne, vesayet rejimine izin vermedi. 2015 Haziran'da sandık sizlere emanet. Mersin'de yüzde 50 almaya hazır mısınız? Bakın bu sözdür. Biz millete söz verdik ve gereğini yapmak için gece gündüz ülkemizin her köşesini dolaşıyoruz. Sadece Aralık ayında 15 vilayetimize gittik. Ak Parti Türkiye'nin her yerinde olan yegane partidir. Biz böyle dolaşırken birileri kendi köşelerinde karalık hesaplara girdi. Pensilvanya'dan gelen talimatla yine koalisyon hesaplarına başladılar. 10 Ağustos'ta çatı adayı buldukları gibi. Biz geçen yıl tam burada bulunduğumuz sırada MİT TIR'larına operasyon yapan zihniyet dinleyecek. İstihbarat teşkilatımıza, Dışişleri Bakanlığımıza, Başbakanlığımıza sızmaya çalışanlar bilsin ki emaneti milletten aldık ve son nefesimize kadar koruyacağız. Milletimiz 30 Mart'ta, 10 Ağustos'ta Ak Parti'ye en büyük desteği verdi.'CHP'YE ŞİŞLİ ELEŞTİRİSİBaşbakan Davutoğlu, konuşmasının devamında CHP'yi, Şişli Belediyesi'nde yaşanan tartışmalar üzerinden eleştirdi. Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:'Bakın biz Türkiye ile dünya meseleleriyle uğraşırken, CHP neyle uğraşıyor. Bir aydır sadece Şişli ile uğraşıyor. Şişli'yi çözemediler. Neden Şişli güzel bir örnek, 'CHP, cumhuriyetin partisi' diyorlar. Meğer Mustafa Sarıgül'den oğluna intikal eden bir saltanat kurmaya kalkışmışlar. Bakın onlar yargı önünde hesap verecekler. En önemlisi de milletin önünde hesap verecekler. Şimdi CHP milletvekili çıkıp, 'Paralelcilerle işbirliği ile hata yaptık' diyor. Bunlar milleten gücünü alamaz. Onlar sadece kendi partilerinde hizipçilik oyunu oynarken, nasıl bir yapı ki kimseye umut vermiyor. Kendilerine güvenleri yok. Kılıçdaroğlu'na soruyorlar 'Gelecek seçimde iktidar olur musunuz?' diye. 'Ümit' yok diyor. 8 ayda Şişli'yi ne hale getirdiler. 8 aydır Şişli'yi tarumar edenler 4 yıllığına iktidarı alsalar 4 dakikada ülkeyi ne hale getirirler. Ak Parti'de 2 cumhurbaşkanı görevi birbirlerine emanet etti. 2 başbakan görevi birbirlerine emanet etti. Bir nezaketsizlik gördünüz mü? Tek bir çatlak ses duydunuz mu? Geçmişte 12 yıl iktidar olan 12 yıldan az iktidar olan partilerde iktidar yorgunluğu oldu. 12 yıldır Ak Parti'de yorgunluk diye bir kavram yok. Ak Parti durmaz, yorulmaz biran bile tereddüt etmez. Bu aşk ve azimle yola devam edeceğiz. İsterlerse Haziran ayında çatı adayı gibi yine CHP, MHP, HDP, 8-10 parti birleşsin. İsterlerse 14 parti bir araya gelip karşımıza çıksın. Karşılarında Toroslar kadar dik duran bir parti bulacaklar.''FETHULLAH GELECEK HESAP VERECEK'Konuşması tekbir getirilerek sık sık kesilen Davutoğlu, salondan 'Fethullah gelecek hesap verecek' sloganı üzerine sözlerine, 'Bu millet ihaneti unutmaz. Bu millet Ankara'da konuşanın da yurt dışında oyun içine girenleri de unutmaz. Bizler böyle dimdik, vakur şekilde durduğunuz sürece Ankara hiç bir zaman hiç bir güç karşısında biran bile taviz vermeyecektir' dedi.Mersin'e yatırım sözü verip projelerini anlatan Davutoğlu, daha sonra il kongresine katılmak üzere Osmaniye'ye geçti.DHA